PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İnsanların dünya üzerinde yayılması...


zelzeleci
24-08-2007, 23:00
"Kanıtı Olmayan Gerçekler" adlı kitaptan bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *JARED DIAMOND
Evrimci biyolog ve UCLA'da coğrafya profesörü olan Jared Diamond, Pulitzer ödüllü Guns, Germs and Steel: The Fates of Human Societies[Silahlar, Mikroplar ve Çelik: İnsan Toplumlarının Kaderi] ve Collapse: How Societies Choose to Fail or Succeed [Çöküş: Medeniyetler Nasıl Yıkılır ya da Ayakta Kalır] kitaplarının yazarı. Kuzey Amerika, Güney Amerika, Afrika, Asya ve Avustralya'da yürüttüğü projelerin yanısıra, ekoloji ve kuşların evrimini incelemek üzere Yeni Gine ve çevre adalara keşif gezileri yapıyor.

* * * *
* * *İnsanlar dünya üstünde yayılmayı ne zaman tamamladılar? Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avustralya kıtalarına, insanın ilk kez çok kısa bir süre önce, son Buz Çağı içinde veya sonlarına yakın bir dönemde vardıklarına inanıyorum, ama bunu kanıtlayamıyorum. Daha da net söylemek gerekirse, kanaatimce, insan Kuzey Amerika'ya yaklaşık 14.000 yıl önce, Güney Amerika'ya yaklaşık 13.500 yıl önce ve Avustralya ile Yeni Gine'ye yaklaşık 46.000 yıl önce vardı ve bu tarihlerden sonraki birkaç yüzyıl boyunca bu kıtalarda yaşayan büyük hayvanların çoğunun neslinin tükenmesine neden oldu.
* * * Varsayımımın temelinde Afrika, Avrupa ve Asya'da insan varlığına dair tartışmasız kanıtlar içeren ve milyonlarca yıl öncesine tarihlenen binlerce kazı alanının olması, ama Amerika kıtalarında ve Avustralya'da insan varlığına dair tartışmalı da olsa kanıtlar içeren 100.000 yıldan eski hiçbir kazı alanının bulunmaması yatıyor. Tartışma götürmez türden kanıtlar, Kuzey Amerika kıtasının güneyindeki 48 ABD eyaletinde birdenbire 14.000 yıl öncesinde ortaya çıkıyor. Bu kanıtlar Güney Amerika kıtasında bundan biraz daha sonraki, Avustralya'daki yüzlerce kazı alanındakiler ise 46.000 ile 14.000 yıl arasındaki döneme tarihleniyor. Bahsi geçen kıtalarda, eski dönemlerde yaşayan memeli büyük hayvanların çoğuna ait *-Amerika kıtalarında filler, aslanlar ve dev tembel hayvanlar ile Avustralya'daki dev kangurular ve bir tonluk komodo ejderleri- kanıtlar, bu tarihlerden sonraki birkaç yüzyıl içinde yok oluyor. İşte açık ve net gerçek: İnsanlar bu kıtalara geldiler ve kısa sürede her yöne doğru yayılarak kıtaların büyük hayvanlarını kolayca öldürdüler. Tıpkı günümüzün Galapagos ve Antarktika'sındaki hayvanlar gibi, bunlar da daha önce hiç insan görmemiş, bu nedenle yanlarına yaklaşılmasına izin vermiş olan hayvanlardı.
* * * Ama Avustralyalı ve Amerikalı arkeologlar sözü geçen açık ve net çıkarımın karşısında birkaç nedenden dolayı direniyor ve inandırıcı kanıtlar barındıran, daha eski dönemlere ait kazı alanlarını bulmak için uğraşmayı sürdürüyorlar. Uğraşının nedenlerinden biri, bu tür keşiflerin hayli çarpıcı bir etkiye sahip olması. Her yıl, daha eskiye tarihlendikleri iddia edilen kazı alanlarının keşfi duyrulur. Ne var ki, destekleyici kanıtlar çürütüldükçe ya da ihtilaflı olmayı sürdürdükçe, kendimizi gittikçe artan bir "yeni iddialar ve kaybolup giden eski iddialar" girdabının ortasında buluveririz; tıpkı kesilen başının yerine iki tane başı çıkan Hydra örneğinde olduğu gibi. Amerika kıtalarında nesli tükenmiş büyük hayvanların insanlar tarafından katledildiğine dair kanıt barındıran yalnızca birkaç kazı alanı mevcutken, Avustralya ve Yeni Gine'de hiç yoktur. Üstelik avlanan hayvan neslinin tükenmesiyle birlikte avlanma da birkaç on yıl içinde sona erdiyse, yüzbinlerce yıllık onca doğal ölüm sahasının arasında, katle dair birkaç taneden fazla kazı alanı bulmak zaten zordur.
* * * Afrika, Avrupa ya da Asya'da çalışan arkeoloji ya da paleontolojiden yeni mezun öğrenciler, her yıl tartışmasız tarih öncesi insan varlığını ortaya koyan kazı alanlarını açığa çıkarırlar. Yine her yıl Amerika kıtalarına ve Avustralya'ya ait bu tür kazı alanlarının keşfi de duyrulur. Ama şimdiye dek bunların hiçbiri Afrika, Avrupa ya da Asya'daki *alanların kanıtsal standartlarını yakalayamadı. Afrika, Avrupa ve Asya kıtalarının büyük hayvanları hayatta kaldı, çünkü geçen milyonlarca yıllık süre içinde, yetenekleri yavaş yavaş gelişen insan avcılardan korkmayı öğrendiler. Amerika kıtalarının ve Avustralya'nın büyük hayvanları ise öldüler, çünkü karşılarına çıkan ilk insanlar gelişmiş yeteneklere sahip, tam anlamıyla modern avcılardı.
* * *Benim anlayışıma göre, olay çoktan kanıtlanmış durumda. Meslektaşlarım arasında çekincelileri ikna edebilmek için, inandırıcılıktan uzak iddialarla daha kaç yıl geçmesi gerekiyor acaba? Bilemiyorum. Tabii "Çok yazık! Yerleşik kanıları altüst edebilecek bir keşif daha sonuçsuz kaldı!" yerine, "İnanılmaz!! Amerikan arkeolojisinin yerleşik kanısını altüst ettik!!" türünden bir manşet insana çok daha ilginç geliyor.

hshtanri
25-08-2007, 00:15
Yeri gelmişken...

Jared Diamond'ın Tüfek, Mikrop ve Çelik ve Çöküş'ün dışında Türkçeye çevrilmiş ama pek bilinmeyen lezzetli bir kitabı daha vardır.

Jared Diamond>> Seks Neden Keyiflidir? İnsanın Cinsel Evrimi >> Varlık Yayınları 1998

http://www.varlik.com.tr/kitapfoto/5311336.JPG

Biz insanlara, birçok hayvanın cinsel yaşamı garip görünür. Oysa cinsel yaşamı garip olan asıl bizleriz. Neden mi? Gözden uzak çiftleşen tek tür biziz. Dahası, istediğimiz zaman, hatta döllenmenin olanaksız olduğu dönemlerde bile çiftleşiriz. İnsan dişisi döllenmeye elverişli olduğu dönemi tam olarak bilmez. bilse de diğer dişi memeliler gibi bunu renk değiştirerek, koku salgılayarak ve sesler çıkararak ilan etmez.
Cinselliğimiz, en yakın atalarımız olan insansı maymunlardan neden bu kadar farklı? Neden memeliler arasında bir insan dişisi menopoza girer? Neden insan erkeği, hamile bıraktığı dişinin yanında kalıp genlerini taşıyan yavrularının yetiştirilmesine (genelde) yardımcı olur?
Fizyoloji ve evrimsel biyoloji dallarında uzman, ödüller kazanmış bir yazar olan Jared Diamond, cinsel açıdan bizi atalarımızdan bunca farklı kılan evrimsel etkenleri araştırıyor ve insan konumuna erişmemizde, büyük beyinlerimiz ve dik durabilen gövdemiz kadar cinselliğimizin de hayati önem taşıdığını çarpıcı örnekler vererek açıklıyor.
(Arka Kapak)

zelzeleci
25-08-2007, 00:47
Neden memeliler arasında bir insan dişisi menopoza girer?

Bu konu gerçekten çok ilginç. Evrimsel bir kazanım olduğu kesin gibi.

Yaşlı Erkekler Neden Hala Hayattalar?

Evrimsel açıdan bakınca, toplumun yaşlı erkeklere değil babaanne ve anneannelere ihtiyacı var.

Çünkü, onlar, torunlara bakarlar ve hatta ev işlerine yardımcı olurlar.

Fakat yaşlı erkekler yine de hayatta kalmayı başarmışlardır.

Bu durumu araştıran Finlandiyalı sosyal bilimci Mirkka Lahdenpera, yayınladığı en son makalede kadınların evrimsel gelişmelerinde erkeklerden daha iyi bir durumda olduklarını savunmuştur.

Erken doğan bebeklerde (premature) kızların hayatta kalma şansı daha fazladır. Kız çocukları daha önce yürürler, konuşurlar ve okulda daha kolay öğrenirler.

Yetişkin kadınlarda hastalığa yakalanma oranı daha azdır ve kadınlar daha uzun yaşarlar.

Yaşlı kadınların toplumda fonksiyonları vardır, onlar ileri yaşlara kadar torunlara bakar ve ev işlerine yardımcı olurlar.

Erkeğin doğal fonksiyonu ise yiyecek bulmak (çalışmak) ve çocuk doğurma işlemindeki vazifesini yerine getirmektir.

Artık tek evlilik yapan toplumlarda (monogami) erkeğin üreme fonksiyonu da karısının menopoz yaşı ile sınırlanmıştır (Kadınlar ortalama 51 yaşında menopoz olurlar). Daha sonraları meslek hayatı da sona erip emekli olunca erkek insan görevini bitirmiştir.

Yani şu anda aslında dünyada çok daha az yaşlı erkek olmalı idi.

Finlandiya' da yapılan araştırmada, örnek alınan bir köyde 19. yüzyılın kayıtlarına gidilerek 3 nesil incelenmiş ve ilk başta 361 erkek örnek alınmış ve 3 nesil sonraki torun sayısı 3683 olarak hesaplanmıştır. Bu araştırmada dedelerin torunlara (evrimsel açıdan) hemen hemen hiçbir katkıda bulunmadıkları anlaşılmıştır.

Bu saptama, araştırmacıları, erkeklerin belirli bir yaştan sonra neden hala hayatta kalabildikleri sorusuna götürmüştür: *

Onları bu soruya zorlayan asıl neden ise evrim teorisine göre artık üreme fonksiyonu kalmamış bir erkek canlının hayatının kısalacağı var sayımıydı. Bu sorunun yanıtıysa *erkeğinin kendine başka görevler bulabildiği olmuştur. *

Kadınların genleri evrimsel olarak daha zindedir ve doğaya daha fazla uyum sağlamıştır. *Hatta menopozdan sonra bile bu durum devam etmektedir (doğada dişi hayvanlarda menopoz olayı gözlenmemektedir).

Yaşlı kadınların üreme yapamamalarına rağmen ürettikleri iş sayesinde yani torunlara göz kulak olmak ve ev işlerine yardım etmek sayesinde genetik materyalleri yaşlanmamaktadır.

Dedeler ise 19 uncu yüzyılda yemek konusunda torunlara rakip olmakta ve onların beslenmelerine ortak olup gıdalarının azalmasına neden olmaktadır.

İnsanoğlunun evriminde kadınlar daha kazançlı çıkmış ve erkekler kaybetmiştir.

Yaşlı kadınlar, kendi kromozomlarını taşıyan torunlarına da yaşlı erkeklerden farklı muamele etmektedirler.

2004 senesinde Martin Kohl adlı sosyolog, Berlin’de yaptığı araştırmada, çocukların anneanne ve babaannelerinden dedelerine oranla çok daha fazla cep harçlığı aldığını tespit etmiştir.

Annelerin kendi çocuklarına karşı babalardan daha fazla sorumluluk taşıdıkları bilinen bir gerçektir. Sosyologlara göre, bu sorumluluk hissi torunlarına karşı da devam etmektedir.

Günümüzde yaşlı erkeklerin genç kadınlarla evlenmesi ve baba olmaları bütün bu anlatılanlara bir örnektir.

Evrimcilere göre genç bir kadın yaşlı bir erkeğe gençlik aşısı etkisinde bulunabilir. Hollywood'un erkek artistlerinin çok uzun yaşamalarına neden olarak hepsinin ileri yaşlarda baba olması gösterilmektedir.

Erkeklerin hayatını uzatan ve onları hayata bağlıyan diğer bir özellik de hırs ve ihtiraslarıdır.

Bu nedenle politikacıların ve bilim adamlarının da uzun yaşadığı bir gerçektir. Ayrıca hobiler ve meraklar, bilhassa koleksiyonculuk da erkeğin hayatını uzatmaktadır.

Yoksa erkeklerin kadınların menopoz yaşı olan 51 yaşından daha uzun yaşamaları mümkün değildi !

Erkeklere tavsiyemiz: sakın emeklilik yaşınızda evde oturup ölümü beklemeyin ve hayatınızı kısaltmayın. Mutlaka kendinize yeni bir hayat kurun, yeni hobiler edinin ve hatta yeni meslekler öğrenin. Bu sayede hayata bağlanın, aksi takdirde ömrünüz kısalacaktır.

Kendinize yeni bir meşgale veya iş bulmanız aile hayatınızı da daha sağlıklı kılacaktır. Unutmayın Japonya da boşanmaların büyük bir çoğunluğu erkek emekli olduktan sonra olmaktadır. Kadınlar evlerinde işe yaramayan bir erkek istemezler.

-09 Ağustos 2007- (alıntı)

ozgur_beyin
25-08-2007, 11:06
Daha da net söylemek gerekirse, kanaatimce, insan Kuzey Amerika'ya yaklaşık 14.000 yıl önce, Güney Amerika'ya yaklaşık 13500.......JARED DİAMOND
Sevgili zelzeleci ,JARED DİAMOND' dan aldığın yazıda Amerikaya ilk insanın gelişi 14000 yıl olarak belirtilmiş.
Kitap hangi yılda yazıldı bilmiyorum ama bu bilinen 14000 yıl , 20000 yıla çıktı.
Klasik olarak bilinen Amerikaya ilk insanın gelişi şöyleydi.
Son buzul çağında BERİNG boğazının buzlarla kaplanmasından sonra ,Asya kıtasından, bu yolla Amerika kıtasına
insanlar geçip ve yerleşmişlerdir.
Bu tez şu an geçerliliğini kaybetmiştir. *Yeni veriler şöyledir
Güney Fransada yaşayan ,SOUTRE'liler ,yine son buzul çağında(yaklaşık 20000 önce) bulundukları bölgede
yaşama alanı kalmadıklarından, okyanusa açılmış ve Amerikaya ayak basmışlardır.
Bu göç ,arkeoljik olarak ispatlanmıştır.
Kaynağını merak edenler için, bir hafta ya oldu, yada olmadı. T.R.T 2 *de bir belgeselde seyrettim.
Nasıl okyanusunu aştıklarıda bu belgeselde ayrıntılı olarak anlatılmıştı.