tanselsemir
12-09-2007, 23:10
KADINLAR HAYATA HANGİ GÖZLERLE BAKAR
http://dusuncemerkezi.blogspot.com/
Doğada, kadın, erkeğin bir tamamlayıcısıdır. Bu tamamlama birçok canlıda olduğu gibi üremenin temel koşuludur. Oysa düşünsel anlamda kadın ve erkek diye bir kavram yoktur. Düşünsel anlamdaki insan cinsiyet özellikleriyle değil beyinsel özellikleriyle kendini gösterir.
İlk başta şunu belirtelim ki; bugün kadınlar dünyaya hangi gözle bakıyorsa erkek de o gözle bakmaktadır. İnsanoğlunun evrimi kadın-erkek beraber sürmektedir çünkü.
Erkek ve kadın kavramları insan kavramından ayrı incelenmelidir. Çünkü erkek ve kadın kavramları çiftleşmeyle ilgilidir
Bilindiği gibi hayvanların yaşamı çiftleşme üzerine kuruludur. Bilinç olmadığı için hayvanlar düşünemez; sadece soylarını devam ettirmek için çiftleşirler. İnsanoğlu da bugün bilinçli, düşünen bir birey olmadığı için kendilerini çiftleşen bir hayvan gibi görebilmektedirler. Çiftleşme hayvansal bir zorunluluk olduğu halde insanoğlunun dünyaya yalnızca bu gözle bakması insanoğlunun henüz hayvansal dürtüler ile yaşadığının bir kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır.
İnsan olmak en iyi çiftleşen cins olmaktan geçmez. İnsan olmanın en önemli gerekliliği düşünmesidir; çiftleşmesi değil. Düşünen insanın erkeği dişisi olmaz. Erkek ve dişi kavramları sadece çiftleşmeyle ilgilidir.
Kadınlar hayata düşünen bir birey olarak bakmadığı gibi kendilerini dişi bir birey olarak görürler. (Bahsettiğim olay erkekler içinde geçerlidir; konumuz kadınlar olduğu için sadece kadınlar üzerinde durmakla yetineceğiz.) Özellikle kendilerine Feminist denen kadınlar hayata sadece cinsel gözle bakarlardır. Kadın hakları diyerek düşünsel anlamdaki insanı yerle bir ettikleri gibi kendi kendilerini ayrımcılığa sokarlar. Kendilerine düşünen veya düşünemeyen olarak bakmazlar; kedilerine ancak cinsel gözle bakarlar.
Kadın kimdir? Kadın; dişi cinsel organına sahip olan bir hayvandır. İnsan tanımı içinde kadın-erkek tanımı olmadığı için bu tanımı yapmamız doğaldır.
Kadın ve erkeğin cinsel bir olgu olduğunu kabul ettikten sonra, kadının yaşamda üstlendiği role bakalım:
İnsan evrim süresince kadınlar tarihsel görevler yüklenmişlerdir. Ana erkil yaşamdan ata erkil yaşama geçiş kadın ve erkeğin görevlerini değiştirirken yüzyıllarca sürecek olan erkek baskın yaşamı kadınları ikinci plana sürüklemiştir. Bu sürükleniş evrimsel bir zorunluluğun sonucudur ve insanoğlunun düşünsel gelişiminin bir parçasıdır.
Dünyaya cinsel gözle bakan erkekler yine dünyaya cinsel gözle bakan kadını birer mal gibi görmüşler ve kadınlar da kendilerini mal olarak kabul etmişlerdir. Bu karşılıklı alışverişin galibi erkek gözükse de hiç biri düşüncesizliğin çamurunda kendini kurtaramamıştır.
Kadın Ve Din
Kadın ve din ayrılamaz bir bütündür.
Din çıkarcıların bir silahıdır; koruyucu kalkanıdır. Araç değerlere tapanlar, din ile sahiplenmenin gücünü arttırmaktadırlar. Ne kadar din o kadar sahiplenmede randıman. Kadın da bir mal, sahiplenecek bir mülk görüldüğü için din kadınları da bünyesinde taşır. Erkeğin mülk edinirken sezdiği (hissettiği) haz (zevk) kadınla girdiği cinsel ilişki ile ilişkilidir. Nasıl mülkü korumak istiyorsa erkek, kadını da korumak istiyor. Erkek için ikisi arasında bir fark yoktur. Din bu sahiplenmenin sınırlarını çizer ve dokunulmaz hale getirir. Elbette ki burada ki din erkeğin koyduğu kuralların kendisidir. Gelenek, töre, örf, âdet dinden bağımsız değildir ve bu sayılanların kedileri de bir din’dir. *
Kadın ve Şiddet
Kadın, erkek ve şiddet birbiriyle özdeşleşmiş olgulardır. Bunun nedeni erkek ve kadının hem cinsel ilişki sırasında hem de yaşamda ortaklaşa bir şiddet alışverişinin beraber haz alarak yaşanmasından kaynaklanmaktadır. Şiddet alışverişi düşünemeyenlerin yaşaması için gereklidir. Şiddet alışverişi olmadan düşünemeyeler yaşayamaz. Şiddet düşünemeyenlerin bir davranışı olduğu gibi kişinin kendisi de şiddeti bir düşünmeme aracı olarak kullanır. Düşündüğü an büyük bir boşluğa düşeceğini anlayan kişi, şiddet ile bu “boşluğun içine düşmeyi” engellemektedir. Bu yüzden düşünemeyeler kendilerini şiddete yönelterek bir anlamda haz alırlar. Şiddet yoksa hayatın bir anlamı kalmayacağı fikrinde olanlar düşünmemek için her türlü yola başvurabilmektedirler.
Kadın Din ve Şiddet
Özellikle kız çocuklarına yapılan baskı, şiddet ve işkence tüyler ürperticidir. 2006’nın Ocak ayında, doğuda bir ilimizde 6 genç kız intihar ederek canına kıymıştır. Dinsel baskının altında kendi öz yakınlarının karanlığına dayanamayan kızlarımızdır bunlar. Kadını insan görmek istemeyen düşünemeyenler, cennetteki hurilerle partiler düzenlemeyi düşlerken, gerçek yaşamda kadınlar şiddete ve baskıya uğramaya devam etmektedir.
Bakire çıkmadı diye kızını kesip öldürdü
Haber şöyle:
* Çorum'da korkunç dram! Bahattin Öztemiz (47) adlı baba, bakireliğini yitiren 17 yaşındaki kızı Esra Nur Öztemiz'i, bıçakla boğazını keserek öldürdü.
Esra Nur daha 17 yaşındaydı. Hayatının baharındaki genç kız, güzelliği ile dikkati çekiyordu. Sevdalanmıştı... Mahallesinden İsmail Çalışkan (22) adlı genci gördüğünde kalbi bir başka atıyordu. Esra'nın adı bir süre sonra İsmail'le anılmaya başladı. İki gencin sık sık birlikte olduğu kulaktan kulağa dolaşıyordu. Sonunda baba Bahattin Öztemiz de, kızı Esra'nın İsmail Çalışkan adlı gençle çıktığı söylentilerini duydu.
Birileri, baba Öztemiz'e, kızının İsmail'le cinsel ilişkisi olduğunu da öne sürdüler. Baba, çılgına dönmüştü. Kızı Esra Nur'u Devlet Hastanesi'ne bakirelik muayenesine götüren Bahattin Öztemiz, sonucu öğrenince öfkesine hakim olamadı. Önceki akşam Esra Nur'u İbrahim Çayırı Mevkii'ne götüren baba, çılgın kararını uyguladı. Bakire çıkmadı diye yere yatırdığı öz kızının boğazını bıçakla kesiverdi. Baharında bir yaşam sona ererken, cehaletin pençesinde öfkesine yenilen baba da, elinde bıçakla polise teslim oldu. Babanın titreyen dudaklarından, sadece ‘‘Kızımı öldürdüm’’ cümlesi döküldü.
http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~314@nvid~370936,00.asp
Bu konu ile ilgili bir kaç haber:
http://www.milliyet.com.tr/2005/11/12/guncel/gun11.html
http://www.celiknet.com/turkvedunyabasini/haber.asp?ress=cbeb&kategori=cbfdh&sub=cbgdne&id=cbjhhhehh&type=4
http://www.amnesty-turkiye.org/o0206200403.si
İnsan ne olursa olsun dünyaya bilimin, düşüncenin gözüyle bakmalıdır. Çünkü bilim, düşünce kişi için değil toplumun mutluluğu için vardır. Toplumun mutluluğu, eşitliği her şeyin üstündedir. Kadın ve erkek insanoğlunun üremesi ve soyunun devamı için bir koşuldur. Bu devamın bir başka koşulu ise insan olmaktır ve insan olmanın erkeği dişisi olmaz.[/font]http://bp1.blogger.com/_rqgYbx2k4jU/RuhFCq81l8I/AAAAAAAAAXU/1t-AZc3zfgI/s1600/gentilesc_mma01_c62_091203.jpg
http://dusuncemerkezi.blogspot.com/
Doğada, kadın, erkeğin bir tamamlayıcısıdır. Bu tamamlama birçok canlıda olduğu gibi üremenin temel koşuludur. Oysa düşünsel anlamda kadın ve erkek diye bir kavram yoktur. Düşünsel anlamdaki insan cinsiyet özellikleriyle değil beyinsel özellikleriyle kendini gösterir.
İlk başta şunu belirtelim ki; bugün kadınlar dünyaya hangi gözle bakıyorsa erkek de o gözle bakmaktadır. İnsanoğlunun evrimi kadın-erkek beraber sürmektedir çünkü.
Erkek ve kadın kavramları insan kavramından ayrı incelenmelidir. Çünkü erkek ve kadın kavramları çiftleşmeyle ilgilidir
Bilindiği gibi hayvanların yaşamı çiftleşme üzerine kuruludur. Bilinç olmadığı için hayvanlar düşünemez; sadece soylarını devam ettirmek için çiftleşirler. İnsanoğlu da bugün bilinçli, düşünen bir birey olmadığı için kendilerini çiftleşen bir hayvan gibi görebilmektedirler. Çiftleşme hayvansal bir zorunluluk olduğu halde insanoğlunun dünyaya yalnızca bu gözle bakması insanoğlunun henüz hayvansal dürtüler ile yaşadığının bir kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır.
İnsan olmak en iyi çiftleşen cins olmaktan geçmez. İnsan olmanın en önemli gerekliliği düşünmesidir; çiftleşmesi değil. Düşünen insanın erkeği dişisi olmaz. Erkek ve dişi kavramları sadece çiftleşmeyle ilgilidir.
Kadınlar hayata düşünen bir birey olarak bakmadığı gibi kendilerini dişi bir birey olarak görürler. (Bahsettiğim olay erkekler içinde geçerlidir; konumuz kadınlar olduğu için sadece kadınlar üzerinde durmakla yetineceğiz.) Özellikle kendilerine Feminist denen kadınlar hayata sadece cinsel gözle bakarlardır. Kadın hakları diyerek düşünsel anlamdaki insanı yerle bir ettikleri gibi kendi kendilerini ayrımcılığa sokarlar. Kendilerine düşünen veya düşünemeyen olarak bakmazlar; kedilerine ancak cinsel gözle bakarlar.
Kadın kimdir? Kadın; dişi cinsel organına sahip olan bir hayvandır. İnsan tanımı içinde kadın-erkek tanımı olmadığı için bu tanımı yapmamız doğaldır.
Kadın ve erkeğin cinsel bir olgu olduğunu kabul ettikten sonra, kadının yaşamda üstlendiği role bakalım:
İnsan evrim süresince kadınlar tarihsel görevler yüklenmişlerdir. Ana erkil yaşamdan ata erkil yaşama geçiş kadın ve erkeğin görevlerini değiştirirken yüzyıllarca sürecek olan erkek baskın yaşamı kadınları ikinci plana sürüklemiştir. Bu sürükleniş evrimsel bir zorunluluğun sonucudur ve insanoğlunun düşünsel gelişiminin bir parçasıdır.
Dünyaya cinsel gözle bakan erkekler yine dünyaya cinsel gözle bakan kadını birer mal gibi görmüşler ve kadınlar da kendilerini mal olarak kabul etmişlerdir. Bu karşılıklı alışverişin galibi erkek gözükse de hiç biri düşüncesizliğin çamurunda kendini kurtaramamıştır.
Kadın Ve Din
Kadın ve din ayrılamaz bir bütündür.
Din çıkarcıların bir silahıdır; koruyucu kalkanıdır. Araç değerlere tapanlar, din ile sahiplenmenin gücünü arttırmaktadırlar. Ne kadar din o kadar sahiplenmede randıman. Kadın da bir mal, sahiplenecek bir mülk görüldüğü için din kadınları da bünyesinde taşır. Erkeğin mülk edinirken sezdiği (hissettiği) haz (zevk) kadınla girdiği cinsel ilişki ile ilişkilidir. Nasıl mülkü korumak istiyorsa erkek, kadını da korumak istiyor. Erkek için ikisi arasında bir fark yoktur. Din bu sahiplenmenin sınırlarını çizer ve dokunulmaz hale getirir. Elbette ki burada ki din erkeğin koyduğu kuralların kendisidir. Gelenek, töre, örf, âdet dinden bağımsız değildir ve bu sayılanların kedileri de bir din’dir. *
Kadın ve Şiddet
Kadın, erkek ve şiddet birbiriyle özdeşleşmiş olgulardır. Bunun nedeni erkek ve kadının hem cinsel ilişki sırasında hem de yaşamda ortaklaşa bir şiddet alışverişinin beraber haz alarak yaşanmasından kaynaklanmaktadır. Şiddet alışverişi düşünemeyenlerin yaşaması için gereklidir. Şiddet alışverişi olmadan düşünemeyeler yaşayamaz. Şiddet düşünemeyenlerin bir davranışı olduğu gibi kişinin kendisi de şiddeti bir düşünmeme aracı olarak kullanır. Düşündüğü an büyük bir boşluğa düşeceğini anlayan kişi, şiddet ile bu “boşluğun içine düşmeyi” engellemektedir. Bu yüzden düşünemeyeler kendilerini şiddete yönelterek bir anlamda haz alırlar. Şiddet yoksa hayatın bir anlamı kalmayacağı fikrinde olanlar düşünmemek için her türlü yola başvurabilmektedirler.
Kadın Din ve Şiddet
Özellikle kız çocuklarına yapılan baskı, şiddet ve işkence tüyler ürperticidir. 2006’nın Ocak ayında, doğuda bir ilimizde 6 genç kız intihar ederek canına kıymıştır. Dinsel baskının altında kendi öz yakınlarının karanlığına dayanamayan kızlarımızdır bunlar. Kadını insan görmek istemeyen düşünemeyenler, cennetteki hurilerle partiler düzenlemeyi düşlerken, gerçek yaşamda kadınlar şiddete ve baskıya uğramaya devam etmektedir.
Bakire çıkmadı diye kızını kesip öldürdü
Haber şöyle:
* Çorum'da korkunç dram! Bahattin Öztemiz (47) adlı baba, bakireliğini yitiren 17 yaşındaki kızı Esra Nur Öztemiz'i, bıçakla boğazını keserek öldürdü.
Esra Nur daha 17 yaşındaydı. Hayatının baharındaki genç kız, güzelliği ile dikkati çekiyordu. Sevdalanmıştı... Mahallesinden İsmail Çalışkan (22) adlı genci gördüğünde kalbi bir başka atıyordu. Esra'nın adı bir süre sonra İsmail'le anılmaya başladı. İki gencin sık sık birlikte olduğu kulaktan kulağa dolaşıyordu. Sonunda baba Bahattin Öztemiz de, kızı Esra'nın İsmail Çalışkan adlı gençle çıktığı söylentilerini duydu.
Birileri, baba Öztemiz'e, kızının İsmail'le cinsel ilişkisi olduğunu da öne sürdüler. Baba, çılgına dönmüştü. Kızı Esra Nur'u Devlet Hastanesi'ne bakirelik muayenesine götüren Bahattin Öztemiz, sonucu öğrenince öfkesine hakim olamadı. Önceki akşam Esra Nur'u İbrahim Çayırı Mevkii'ne götüren baba, çılgın kararını uyguladı. Bakire çıkmadı diye yere yatırdığı öz kızının boğazını bıçakla kesiverdi. Baharında bir yaşam sona ererken, cehaletin pençesinde öfkesine yenilen baba da, elinde bıçakla polise teslim oldu. Babanın titreyen dudaklarından, sadece ‘‘Kızımı öldürdüm’’ cümlesi döküldü.
http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~314@nvid~370936,00.asp
Bu konu ile ilgili bir kaç haber:
http://www.milliyet.com.tr/2005/11/12/guncel/gun11.html
http://www.celiknet.com/turkvedunyabasini/haber.asp?ress=cbeb&kategori=cbfdh&sub=cbgdne&id=cbjhhhehh&type=4
http://www.amnesty-turkiye.org/o0206200403.si
İnsan ne olursa olsun dünyaya bilimin, düşüncenin gözüyle bakmalıdır. Çünkü bilim, düşünce kişi için değil toplumun mutluluğu için vardır. Toplumun mutluluğu, eşitliği her şeyin üstündedir. Kadın ve erkek insanoğlunun üremesi ve soyunun devamı için bir koşuldur. Bu devamın bir başka koşulu ise insan olmaktır ve insan olmanın erkeği dişisi olmaz.[/font]http://bp1.blogger.com/_rqgYbx2k4jU/RuhFCq81l8I/AAAAAAAAAXU/1t-AZc3zfgI/s1600/gentilesc_mma01_c62_091203.jpg