PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türk Yaratılışçılar ABD Üniversitelerinde Dolaşıyor


01-10-2007, 21:05
Aşağıdaki adresten çevirilmiştir.
http://www.ncseweb.org/resources/rncse_content/vol26/6590_turkish_creationist_movement_t_12_30_1899.asp


Türk Yaratılışçı Hareketi Amerikan Üniversite Yerleşkelerini DolaşıyorPennsylvania Devlet Üniversitesinden Pat Shipman’ın yazısı

İlk defa bunu bir Türk iş arkadaşım, Ameican Scientist dergisinde “Akıllı Tasarım”ın ABD’de yarattığı tehlike hakkındaki makalemi okuyan, uzay mühendisliğinden Cengiz Camcı’nın e-postasıyla öğrendim. Cengiz, Türk Harun Yahya hareketinin temsilcilerinin konuşmak üzere yerleşkemize (Penn State) geleceklerini söylüyordu. Benden Harun Yahya hizbine karşı olan ve sunumlarına uygun soru ve çürütmelerle karşılık vermek isteyen küçük bir öğretim üyesi ve öğrenci grubuna destek vermek üzere katılmamı rica ediyordu.

Cengiz, yakındaki bu etkinliği kısaca “tamamıyla yararsız ‘akıllı tasarım’ propaganda örneği” olarak niteliyordu. Darvinizm’in *çöküşü ve Yaratılış Gerçeği” konuşması, gayet profesyonel görünümlü bir sunumla Oktar Babuna – Harun Yahya’nın tanıdık öğrencisi – tarafından verilecekti. (şu sitelere bakınız : www.harunyahya.com veya www.harunyahyaimpact.com/biyografi.php) Harun Yahya, Adnan Oktar veya Adnan Hoca olarak bilinen ve yüzlerce kitap, makale, risale, video ve PowerPoint sunumunun itibar edildiği bir tek kişinin müstear ismidir. (bakınız : RNCSE 1999 Kasım/Aralık 19 [6]: 15 – 17, 18 – 20, 25 – 9, 30 – 5) *Söylentiye göre Adnan Oktar, daha önceleri bir Türk Akıl Hastanesinde mahkum ve hasta olarak bulunmuştu. Kendisi bunu politik tutukluluk olarak görüyor. Harun Yahya ve Bilim Araştırma Vakfının (BAV) muazzam üretimi, ismin birkaç kişi tarafından işbirliğinde kullanıldığını gösteriyor.

Harun Yahya güçlü bir yaratılış görüşü destekçisi, göstere göstere antisemitik, antisiyonist ve masonluk karşıtıdır. Türkiye’nin nüfusunun ağırlıklı olarak Müslüman olamsına rağmen, ülke uzun zamandır resmen laik durumdadır. Üniversite eğitimi alan kadınlardaki yüksek oranı ile benzer ülkeler arasında mükemmel eğitim sistemi ile sivrilmiştir. Harun Yahya eğitim sisteminden evrim kuramını kaldırarak yerine yaratılış öğretisini yerleştirmek için sıkı bir şekilde çalışmaktadır. 2006’da – Yaratılış Atlası olarak bilinen – pek çok renkli fotoğraflı, pek parlak baskılı bir metnin yüzlerce ücretsiz kopyası, benimsenmesine önayak olmak üzere bütün Türkiye’deki okullara * *
Gönderildi. Aynı kitabın Fransızca çevirisi 2007 başlarında bütün Fransa’daki eğitimcilere gönderildi.

2007’de Harun Yahya’nın temsilcileri kolejlerde, üniversitelerde ve kamusal merkezlerde Müslüman öğrenci dernekleriyle bağlantı kurarak sunumlar vermeyi öneriyorlardı. Sadece Pennsylvania’da aynı grup tarafından benzer veya yakın başlıklardaki son konuşmaları Villanova Üniversitesinde, Temple Üniversitesinde, Lehig Üniversitesinde ve Pittsburg Üniversitesinde izini sürebildim. Benzeri bir konuşma da Buffalo üniversitesinde 29 Ocak ve Albany Üniversitesinde de 1 Şubat 2007’de yapılmıştı.

Kaygan ve iyi ayarlanmış bir sunum bekliyordum ve hayal kırıklığına uğramadım. Beni şaşırtan öncü tanıtımın yokluğuydu. Etkinlikten bir gün öncesine kadar Müslüman Öğrenciler Derneğinin internet sitesinde (MSA) veya “Dialog Forum” sitesinde bir ilan, sponsorluk yapan bir imanlar arası grup yoktu. Etkinliğin herhangi yerleşke takviminde duyurusu yoktu, yerleşkede de posterleri asılmamıştı. Sonunda kayıt ofisine telefon ederek sponsorların kimliğini bulabildim. *Etkinlik günü MSA ağ sayfasında bir duyuru ortaya çıktı. İlgili olanları uyarmak için Yer Bilimleri, Antropoloji, Biyoloji bölümleri ile Yaşam Bilimleri Konsorsiyumuna e-posta duyuruları gönderdim. Belli ki iletim doktora sonrası listede de dikkat çekmişti. Sonuç ısırıcı bir Perşembe Ocak gecesi için iyiydi: 50 civarında insan. Ne kadarının normal olarak MSA toplantılarına katılan Müslüman olduğunu veya ne kadar bilimsel temelli katılan olduğunu bilmiyorum.

Babuna hem Türkiye hem de ABD’de eğitim görmüş bir beyin cerrahıdır. O ve iş arkadaşi Ali Sadun, beyaz gömlekler, kravatlar ve göğüs ceplerinde mendil olan ince çizgili elbiselerle zarif giyimliydiler. Babuna’nın aktardığı PowerPoint sunum u gayet profesyonelce hazırlanmıştı.

Babuna’nın Üçlü Korkutması

Konuşması doğal olarak üç parçaya bölünmüştü. İlk bölüm evrim kuramını kötülük ve sosyal adaletsizlik ile bağdaştırma çabasındaydı; ikinci bölüm, yaşayan organizmaların hücrelerinin ve proteinlerinin “tesadüfen” ortaya çıkamayacak kadar indirgenemez karmaşıklıkta olduğunu göstermeyi amaçlayan hesaplamaları sunuyordu; üçüncü bölüm evrimi destekleyen fosil kanıtlarını eksik ve kasten yanıltıcı olarak suçluyordu.

İlk bölüme Darvinizm’i Karl Marx, Adolf Hitler, Joseph Stalin, Leon Trotsky ve Friedrich Engels gibi politik kişiliklerin acımasız stratejileri ile ilgilendirerek başladı. Her politik liderin resmini, materyalizmin – yani evrim kuramının – binlerce katledilen veya kötü davranış gören için bilimsel gerekçe sağlayan bazı sözleriyle birlikte verdi. Her resimle birlikte ciddiyetle tek düze bir sesle katledilen insan sayısını verdi. (Tabii, herhangi dini hareket veya inançlar arası çatışma sonucu kurban sayısından bahsetmedi) Açıkça Darvinciliği ırkçılık ve terörizmle suçladı. Dinleyicilere katı bir şekilde ikili seçenek ortaya koydu: Ya Darvinci ve bu kötü fiiliyat içinsiniz, ya da Allah’ın bu dünyayı ve içindeki bütün yaşam şekillerini yarattığına inanırsınız. Tekrar tekrar “Başka seçenek yok” dedi.

Konuşmasının ikinci kısmı yaratılışçı ve Darvinci yaklaşımların kanıtlarının nesnel incelenmesi olarak tasarlanmıştı. Değerlendirmesi üç soruda temellenmişti. 1) İlk hücre nasıl ortaya çıktı? 2) Evrimin düzenekleri nelerdir? 3) Evrimin kanıtlarını gösteren bol miktarda fosil kanıtı var mıdır?

İlk soruyu yanıtlamak için yaşayan organizmaların muazzam karmaşıklığını, örneğin amino asitlerin protein ve proteinlerin de bir hücre oluşturmak üzere belirli bir dizinde doğru olarak bir araya gelmelerini, göstermek üzere bazı hesaplamalar verdi. Bir tek bileşenin bile değişmesi durumunda bütünün (DNA veya RNA molekülünün veya proteinin) etkisiz ve işlevsiz olduğunun üzerinde durdu.

“Doğada deneme yanılma düzeneği yoktur, çünkü bir tek amino asidi veya proteini değiştirirseniz artık hiçbir şey işlev görmez” diye iddia etti. Bu şekilde indirgenemez karmaşalık tesadüfen ortaya çıkmış olamaz – *“ve Darwin’in bize evrimin rastgele olduğunu söyliyor” – ve bilerek tam ve mükemmel, tek ve ani bir adımda yaratılmış olmalıdır. “Görüyorsunuz tüm evrim kuramı bir tek protein düzeyinde çöküyor” diye bitirdi.

Babuna gözü (insan) “rastgele” yaratılamayacak bir organ örneği olarak seçti. Bu örneği, gözün evrimi üzerinde bayağı çalışma yapıldığından, çok ilginç buldum. *Diğer çözümlemeler arasında matematik modelleme, üç tabakalı bir dokunun – ışığa duyarlı tabaka ortada olmak üzere – doğal seçilim yoluyla bir mercek ve retina ile kolayca kamera tipi bir göze dönüştürülebildiğini göstermiştir.

Bu şekilde indirgenemez karmaşalığın evriminin istatistik olarak olanaksızlığını açıklamış olarak Babuna, evrimin düzeneği ile ilgili ikinci sorusuna geçti. Bir ceylanı kovalayan bir çıta fotoğrafını görüş noktasını açıklamak üzere göstererek doğal seçilimin yenilik üretmesinin bir tek kanıtı olmadığını iddia etti. “Doğal seçilim” – kendi söylemiyle – “geyiği çıtadan kaçmak için daha hızlı koşturabilir ama, geyiği ata çeviremez. Doğal seçilim yeni bir şey, değişim, başka türlere dönüşüm üretmez” dedi.

Babuna mutasyonları da tartıştı. Evrim kuramınca önerilen ikinci ana düzenek, kaçınılmaz olarak sağlığa zararlı ve genellikle ölümle sonuçlanıyordu. Mutasyonlar sadece zararlıdır dedi: “Meyve sineklerinde 60 yıllık çalışmalar bir tek yararlı mutasyon ortaya koymamıştır.” Richard Dawkins’in bir röportajcı tarafından apaçık yararlı bir mutasyon ismi vermesi sorulan bir video parçasını da gösterdi. Parça sona ermeden önce Dawkims yanıtsız olarak bir süre düşünüyordu, birazcık kurnazca düzenleme, önde gelen evrim biyoloğunu budala göstermişti.

Babuna’nın konuşmasının üçüncü bölümü fosillerle ilgiliydi. Charles Darvin’in geçiş formlarının eksikliğinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek “bilinen tek bir geçiş formu yoktur” dedi. Fosillerin yaşamın geçmişini açığa çıkardığını kabul etti, ama yeni formların birden bire mükemmel, karmaşık ve tam işlevsel durumda ortaya çıktığını, bunun “evrim için değil, yaratılış için çok iyi bir kanıt olduğunu” söyledi.

Bir taktik, yusufçuk ve at nalı yengeçlerin gibi modern şekli ile benzer gözüken çeşitli fosillerin fotoğraflarının gösterilmesiydi. Bunları evrimin meydana gelmediğinin kanıtı olarak gösterdi.

Babuna, fosilleri esas alan rekonstrüksüyon uygulamasını da maksatlı yanıltmacılık olarak suçladı. Ünlü sanatkar John Gurche’nin hominin fosillerinin tam etli heykellerini yapan birkaç resmini gösterdi. SAHTE kelimesi her resmin üzerine basılmış olarak “Bunlar sahte” diye vurgulayarak konuştu. “Birkaç iskelet parçasından bir fosilin kulakları, dudakları, saç veya derisi için hiç bir şey söyleyemezsiniz. Burada sanatçının imgeleminin dışında hiçbir şey yok.” Gösteriyi SAHTE kelimesine bastırarak birkaç defa tekrarladı.

Bu noktayı daha fazla vurgulamak için Ernst Haeckel’in olayını, insan embriyosuna benzetmek üzere çeşitli türlerin embriyolarını yanlış çizen ünlü bir 19. yüzyıl biyologu, *gündeme getirdi. Babuna, Haeckel’in başka bilim adamlarının yapmadığı hiçbir şeyi yapmadığını söyleyen sözlerini de göstererek bunun kamunun bilerek yanlış yönlendirildiğinin kabul edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Haeckel’in sözlerinin daha bilgili bir değerlendirmesi, onun makul olarak bireysel örneklerden genelleme yaptığını ve görüşünü daha açık göstermek için önemsiz detayı bıraktığını sandığını söylemekti.

Son bir strateji olarak Babuna daha önceden insan atası olduğu iddia edilip sonradan yeniden değerlendirilen çeşitli fosilleri gündeme getirdi. Bunlar kısaca Hesperopithecus (Kansas’ta bulunan ve kısa süre hominin dişi olduğu sanılan domuz dişi), düzmece Piltdown iskeleti, Ramapithecus, ve Zinjanthropus (şimdi Australopithecus boisei deniyor): Her örnekle beraber fosilin insanın atası olduğunu söyleyen bir bilim adamının sözlerini tekrarlayıp sonra revizyon tarihini vererek itibarı kalmayan iddia için alaycılıkla “Sonra özür dilediler” diyordu.

Birkaç fosil için (Zinjanthropus dahil) Babuna hatalı olarak bunların artık hominin olarak düşünülmediğini ima etti. Gerçekten *Zinjanthropus veya *Australopithecus boisei ve diğerleri açıkça hominin olmalarına rağmen doğrudan insan atası * olarak düşünülmemektedir.

Dinleyicilerin Tepkisi

Sunumu çok canlı bazen de öfkeli bir soru – yanıt oturum u izledi, ve sorular Babuna’nın konuşması kadar uzun kapsamlıydı. George Chaplin Babuna’ya itiraz etti. “Tanrının mükemmel ve komple organizmalar yarattığını söylüyorsunuz. Eğer Tanrı beni yarattıysa, o zaman ben mükemmelim”. Babuna buna karşılık verirken salona sessizlik düşmüştü. Babuna “Ben mükemmel demedim” diye yanıtladı. Ama dinleyiciler bu sözü aynen defalarca tekrarladığını anımsattılar. Babuna bunun üzerine “Mükemmel mükemmel demek istememiştim” dedi. Evrimin tanımını yapması istenince “evrimin tanımı, yaşayan şeylerin rastgele oluştuğudur” yanıtını verdi. Bir biyolog buna karşılık vererek, bunun uygun bir evrim tanımı olmadığını, bu alandaki bilginlerce kullanılan tanım olmadığını söyledi. “Siz evrimin tanımını bildiğim evrim biyologlarının hiç birinin yaptığı şekilde yapmadığınız için evrimi ters kanıtınız inandırıcı değildir.”

Archaeopteryx’in geçiş formlarının mükemmel bir örneği olduğunu belirttiğimde, *– hiç fosil görmediğini kabul eden – Babuna katılmadı. Dinleyicilere fosillerden şimdi bilinen bir çok tüylü dinazor türleri yerine Archaeopteryx’in dişleri, kanatları, kuyruğu, beyni, pençeleri ve göğüs kemiğini anlattım. Babuna, Güney Amerika’da kanatlarında pençeleri olan bir kuş olduğundan bahsederek bunun bütün anlattığım kanıtları çürüttüğünü öne sürdü.

Onun gözyuvarlağı diyagramının Haeckel’in diyagramları ve Gurche’nin hominin rekonstrüksiyonları kadar “sahte” olduğunu söyledim. Şekline işaret ederek “Bir göz yuvarlağı böyle mi görünür?” diye sordum. “Bunları kesip parçalarına ayırdım ve hiç bu piyano tuşlarına benzeyen retinal hücreler dediğiniz şeyleri hiç görmedim. Ve bu göz yuvarlağını dolduran sarı madde *nedir? Onu da hiç görmedim, bu yeşil okları da. Bu da diğer sahte diye etiketlediğiniz diğer çizimler kadar sahte.”

Babuna "Hayır" diye yanıtladı. "Bu bir tıp ders kitabından alınma diyagramdır."

Bir Kredibilite Sorusu

Arkadaşım Cengiz salonun arkasından Babuna'nın lösemisi tedavisi için Türkiye'de bağışlanan fonlara ve 80.000 kan örneğine ne olduğunu sordu. Bunun Babuna'nın konuşması ile ne ilgisi olduğu sorulunca "Kredibilitesi ile ilgilidir" dedi.

Cengiz 1999'da Babuna'ya lösemi teşhisi konulunca yaşamını kurtarmak üzere Babuna ve ailesi tarafından başlatılan kütlesel hareketi işaret ediyordu. Türk gazete haberlerine göre, eğer uygun bir verici bulunursa büyük bir mükafat olacağı vaadiyle 160.000 kişi kan ve ilik örnekleri verdi. *Örneklerin işlenme ve testi için de büyük miktarda para toplanmıştı. Ama hem fonlar hem de örnekler açıklamasız kalmıştır. Türk yasal yetkilileri bunu incelemekteler.

Bu mesele hakkında Babuna tamamen açık olmamıştır. Ekim 1999'da Türk gazetesine lösemiden kendini dua ile tedavi ettiğini anlattı (3 Ekim 1999, Turkish Daily news, http://www.turkishdailynews.com.tr/arcives.php?id=14352 adresinde mevcuttur) Bununla beraber Babuna, kamuya aynı zamanda Teksas'taki MD Anderson Kanser Merkezinde ve sonra da Seattle Kanser Bakım Uyuşması’nda ( www.seattlecca.org/patientsandfamilies/international/OktarsStory.htm ) tedavi ve transplantasyon gördüğünden bahsetmedi.

Babuna tedavisi sonrasında politikaya gireceğine söz vermişti ve girmiş görünüyor.


Yazar adresi: Pat Shipman c/o NCSE POB 9477 *Berkeley CA 94709-0477 * * * *Pls10@psu.edu

vartor
02-10-2007, 03:15
Sevgili burlap, bu sarlatan enternasyonal bir sarlatan olma yolunda desene.

02-10-2007, 09:24
Çeviri için çok teşekkürler burlap. Bilgilendirdin bizi.

02-10-2007, 11:04
Bu adam beyin cerrahi olmus demek, vaay. Bosuna olmus, dua ile iyilesiyorsa ne gerek var acip kesip bicmeye. Su dunyayi ve bazi insanlari anlamiyorum. Daha dogrusu bazi insanlarin neyin pesinde olduklarini, yada yasadiklari cevreyi neye cevirmek istediklerini anlamiyorum.

ozgur_beyin
02-10-2007, 16:40
Sevgili burlap, verdiğiniz emeğe *içten teşekkür ederim. Benim gibi, bu konuda bilgileri zayıf insanlara , çok yararlı olduğunu belirtmek isterim. Lütfen ,bu merkezdeki çevirilere
devam edin.

degisim
02-10-2007, 17:43
Evet, sevgili burlap emeğin için çok teşekkürler.Verdiğin bilgiler gerçekten çok değerliydi benim gibi bilmeyenler için.

thunderpoint
02-10-2007, 18:28
Sevgili Burlap,

Bence de çok büyük bir özveri; gönlüne sağlık...

Sevgiler...

02-10-2007, 18:49
İlginize teşekkür ediyorum.

http://www.natcenscied.org/ * adresini Richard Dawkins’in “The God Delusion - Tanrı Aldatmacası” adlı kitabından öğrendim. (2: Bölüm Tanrı Hipotezi, N. Chamberlain Evrim Ekolü başlığı altında)

Burada özetle “ABD’de bilim; iyi organize olmuş, politik olarak iyi bağlantılı ve hepsinden önemlisi, iyi finanse edilmiş bir muhalefetin saldırısı altındadır, ve evrimin öğretilmesi ön cephe siperindedir. … Bu tehditlere karşılık olarak evrim savunma lobisi türemiş ve en dikkati çekecek şekilde de ‘National Center for Science Education (NCSE) – Bilim eğitimi için Ulusal Merkez’ tarafından temsil edilmektedir…” deniyordu.

Gerçi Dawkins ilgili kısımda NCSE’i dine karşı yumuşak davranmak, “bilimin, dinin iddiaları ile bağlantısız olmasından dolayı tamamen tehditkar olmaması” yorumuyla onları hoşnut tutmaya çalışmakla suçluyor. Ancak yine de ilginç makalelerin bulunduğu bir site. Siteye göz atarken çevirisini yaptığım yazıya rastladım.



Önereceğim bir ağ sayfası da http://www.pointofinquiry.org/
Bu sitede 3 konu var: 1) Bilimsi ve paranormal, 2) Alternatif tıp, 3) Din ve Laiklik.
Din ve laiklik hususunda Paul Kurtz, Daniel Dennett, Jery Coyne, Richard Dawkins gibi bilim adamları ile yapılan röportajları dinleyebiliyorsunuz. Ne yazık ki İngilizce. (İsterseniz podcast olarak kayıt da yapabiliyorsunuz) Yararlı bir site.

Yine dinlerden özgür arkadaşlara önereceğim bir ağ sayfası:
http://www.godlessgeeks.com/ *burada hem ciddi konular hem de eğlenceli konular ve fıkralar var. Buradan da çeviri yapacağımı sanıyorum…

beelzbb
02-10-2007, 20:23
Bu adam beyin cerrahi olmus demek, vaay. Bosuna olmus, dua ile iyilesiyorsa ne gerek var acip kesip bicmeye. Su dunyayi ve bazi insanlari anlamiyorum. Daha dogrusu bazi insanlarin neyin pesinde olduklarini, yada yasadiklari cevreyi neye cevirmek istediklerini anlamiyorum.
onlar kesip biçer . takdir Allah(C.C) 'den...

SAYGILAR

02-10-2007, 20:51
Sevgili beelzbb,

Bir satırlık veya bir cümlelik iletilerin dikkatimi çekiyor. Neden daha fazla katılımcı olup da düşüncelerini uzun yazmıyorsun?

Şimdi yukarıdaki iletinden ne sonuç çıkaralım? Yani kim kesip biçerse biçsin, bıçağı yönlendiren Allah'tır mı demek istiyorsun? Belki de "ister bıçak olsun veya olmasın onu iyi edecek veya öldürecek olan Allah'tır" demek istiyorsundur.

Ne bilelim Allah'ın nasıl takdir ettiğini? Ne yaptığını sen belirleyebilirmisin? Haşaa değil mi? O zaman o iletinin anlamı ne? Sen onu öyle bir ortama çekiyorsun ki, Allah elektrik gibi bir şey oluyor.

Senin iletin sonunda "yahu okuyup, öğrenip, staj yapıp, o kadar uğraşıp cerrah olmaya ne gerek var, ver eline bıçağı beelzbb kessin, nasıl olsa Allah takdir ederse iyileşir" diyenler veya da "yahu kesip biçmeye ne gerek var, beelzbb'e söylüyelim, bir dua etsin, Allah kabul eder, hemen derdine deva olur, adam iyileşir" diyenler çıkar. (Hadi gene şıhlığı da doğrultuyorsun *:) )

Bunun neresi rasyonel?