PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Turan Dursun ve Site hakkında Yazılanlar


pante
21-02-2008, 23:23
Bu başlık altında TD hakkında basında, internette, forumlarda rastladığımız yazıları sunabiliriz.

Tüzüğümüz ve sitemiz hakkında:

http://www.risaleforum.com/vb/showthread.php?t=14852

Bir tanesi de "birleşelim, uğraşalım, hücum" demiş.
Buyursunlar, bekleriz.

mhmd
21-02-2008, 23:35
Site bilgilerini başka bir sitede görmek bayağı hoş oldu.
Sn. pante, tüm yazıları okudunuz da mı, -hücum, eylemini dikkate aldınız?

pante
21-02-2008, 23:47
Site bilgilerini başka bir sitede görmek bayağı hoş oldu.
Sn. pante, tüm yazıları okudunuz da mı, -hücum, eylemini dikkate aldınız?

Yazıların tümünü okudum.
Daha önce de İslamiyet gerçekleri sitesi ile ilgili yazılanları bir forumda okumuştum.
Tümü feryat figan "Bu site haclenmeli" diye yırtınıyordu.
Bu sitede saldırgan tutum yok. Tersine "birleşelim, gidip pratik yapalım, hem de ilmimizi arttırırz." çağrısı var.
Ee, bizde de katılımcı sıkıntısı var, o nedenle "buyursunlar" dedim.
Özellikle Hristiyan katılımcıda sıkıntımız büyük.
Buna bir formül bulunmalı, forumlarında biraz tahrik mi etsek, ne yapsak acaba?

pante
21-02-2008, 23:55
Aşağıdaki forumda yazılanlar da ilginç:

http://forum.islamiyet.gen.tr/dini-sohbet/40176-boyle-dinsizlere-allah-tan-islah.html

mhmd
21-02-2008, 23:56
Sn. pante,

İnceliği anlayamadık, kusura bakmayın.
Şimdi taşlar yerine oturdu.
Hiç de yabana atılır fikir değil doğrusu.

imhotep
22-02-2008, 01:23
Şöyle bir göz attım da... İman tazeledim derler ya, aynen o şekilde bir hisse kapıldım tabi biraz farklı olarak. Onlar da anlamışlar mücadele edilemeyeceğini ve boşverin, daha önemli işlerimiz var, (klasik olarak) onların kalpleri mühürlenmiş gibi ifadelerle de mücadele etmeye korktuklarını çünkü bu tartışma ortamının onların imanlarına illa ki zarar vereceğini gördüklerini anlıyorum.

Umarım gelip siteye arada bir göz atıyorlardır.

zelzeleci
22-02-2008, 03:06
Genel olarak yazdıkları yorumlarda "o sitedekiler şöyle, o sitedekiler böyle" gibi müthiş zeka ürünü olan genellemeler yapılmış. 'Allah vergisi' dedikleri bu olabilir.

vartor
22-02-2008, 03:08
Siteye goz attiklari muhakkak, hatta ikinci siteden birisi uye bile olmus da bizi yola getirememis oldugunu yazmis. Ayni sekilde, bizlerden de o tur sitelere gidip tartisanlar olmustu. Netice alinamiyacagi malum. sitenin ismini yazmalari bile bence olumlu, bir kisiye bile aklin yolunda dusunmeyi anlatabildik ise bence kardir.

Merkuet
22-02-2008, 04:13
Merhaba,

artik düsünmeyi isteyenler gittikce cogaliyor. Mesella ben, cok yakin bir zamana kadar pek
dindar olmasamda, kurani kulaktan duyma olarak savunuyordum. Nasil olsa benim, ailemin
ve milyonlarca insanin dini oldugunu sandigim icin. Ara sira tabi Allahin sonsuzlugunu, veya din icin yapilan savaslarin geregini, bazi gereksiz gördügüm ibadet sartlarini, düsünmüyor degildim.
Ama bu düsünceler sadece bir soru isareti olarak aklimda kaliyordu, beyin tembelligi, korkaklik, sorumsuzluk, baska ne olabilir ki!

Ta ki Aishe olayini duyana kadar. Onuda avrupali bir MilletvekiliMuhammedi sübyancilikla
sucladigi icin nasil böyle bir sey olabilir diye arastirdim. Ve basimdan asagiya kaynar sular döküldü, resmen kanim cekildi.

Gercekten okudukca, beni nasil böyle kandirmislar diye önce aileme, cevreme, sonrada
kendi aklima, bana verilen imkanlari kullanmayan kendime kizdim. Tam bir soktaydim.
"Ya varsa" korkusunu icimize öyle islemislerki ancak yeni yeni alisiyorum.

Bu Site ve benzerleri benim Kuran hakkinda bir cok bilgiye sahip olmami sagladi. Tabiki düsünmek ve mantigimi kullanmak sarti ile.

Bunu arkadaslarimla konustugumda Kuran hakkindaki süphelerin gittikce yayilmaya basladigini anladim. Maalesef bende dahil digerleride, düsündüklerini arkadaslarina olsa bile acmaya cekindikleri icin ("belki dinsiz kafir derler dislanirsin"), bu konular ender tartisiliyor.

Ancak böyle sitelerde bir fikir alisverisi yapip veya baskasinin fikirlerini okudukca mantikli olani secebiliyor insan. Ve hangi argümanin mantikli ve hangisinin sadece bos bilgiden ve mantiksizliktan ileri sürüldügünü apacik görüyor. Burada bazi müslüman kesimden okuduklarim
okadar mantiksiz, o kadar kivirtma ve maalesef gülünc ki, bunlar inanmayanlarimi yoksa kendilerini mi kandirmaya buraya gelmis diye kafami salliyorum.

Gözlerdeki perdeyi bilmemde, beyinlerdeki ilahi perde maalesef kolay kolay cekilmiyor.
Ancak ve ancak dogruyu ne pahasina olursa olsun bilmek isteyen kendini zorluyor.
Ama bir seyden eminimki buraya gelen müslümanlar sadece ateistler ne yapiyor diye gelmiyorlar. Süphelerimiz var ama daha düsünmeye korkuyoruz siz bizi inandirin diye geliyorlar!
Bu sadece benim bir sanim, tabiki yaniliyor olabilirim, neyse baya cok yazdim, kusura bakmayin

sevgiler ver saygilar javascript:emoticon(':)')
Smile

vartor
22-02-2008, 07:17
Sevgili merkuet, hem gercege hem de sitemize hos geldin.
*Ulkemiz insanlarinin % 90'nin sizin onceki durumunuzda oldugunu zannediyorum. Ben de cevremdeki kendini musluman ilan eden, ancak dini hakkinda da fazla bilgisi bulunmayanlari ve bunun bir aliskanlik, takim tutma israrindan ibaret oldugunu gozlemliyebiliyorum. *Belki de turkceye cevrilmesi, ve ezanin turkce okunmasini saglayan onderimiz Ataturk, halkinin bir an once inandigi dini sorguluyablmesi amaciyla yapmisti bu degisikligi. Nitekim Kendi oy cikarlari icin tekrar eskiye donus yapan politikacilarimizin baslattigi ve gunumuzdeki yozlasmaya kadar olan surec icinde yavas yavas nereden nereye geldigimiz acikca ortada.

ozgur_beyin
22-02-2008, 10:19
sevgili merkuet hoş geldin.derin uykudan uyandığına sevindim.
ama aspendos kırallığında ikamet eden bazı zevatlar, hala derin uykuda olmayı *seviyorlar.
çünkü ,fikri kadük ,bilgisi kadük olanlar, kendi çayırlarını i meralarını çok seviyorlar. muhammedin kendilerine ayırdığı ,namutenahi çayırlarda günlerini gün ediyorlar. cahil olmalarına ,gönlüm razı, mukadder der, geçersin.
ya alim ayağına yatmaları......................................... .ah kazmalık ah

thunderpoint
22-02-2008, 10:30
Sevgili Merkuet, hoşgeldin..

Katılımcı olman dileğiyle...

Sevgiler...

22-02-2008, 11:29
Öncelikle hoşgeldin Merkuet

Bitanesi demiş ki;

Ya hayırlısı kardeş.

Ben de tam tersine ehemmiyet verdiğimizden değil ama bu adamlarla ekip kuralım uğraşalım, onları akılla mantıkla bilgiyle ezelim istiyorum.

Başlarıne bela olalım. Öyle ulu orta sallayamasınlar hezeyanlarını. Böyle karşımızda ne kadar süzme salak olduklarını hissetsinler. Biz de onları ders aracı gibi kullanalım. Pratik yapmış oluruz imani mesellerde fena mı? Onlara laf yetiştircez derken fazladan fazladan okumuş araştırmış oluruz.

Sen de atının ayakları altında çiğnersin onları.

Hücuum. Allahuekber.


Keşke gelseler.Bunların sizlerle başedebileceklerini sanmıyorum ben.Hatta birkaçı da döner kesin.

Turandursun sitesini de wardom da görüp üye oldum zaten.Kendini hacker sanan bikaç lavuk hacklenecek sitelerin en başına turandursun sitesini koymuşlardı.O vesile ile öğrendim Turandursun diye bir site olduğunu.

Tühh keşke görmeseydinde gelmeseydin diyen yoktur umarım *:lol:

bayraktaro
22-02-2008, 12:17
Merhaba sevgili arkadaşlar;

Uzun süredir sitemi özledim. Sadece girip girip çıkıyordum. Ama, sürekli şehir dışı yolculukları beni yordu. Daha yeni geldim diyebilirim.

Sevgili pante'nin açmış olduğu topiği beğendim. İnternette Turan Dursun diye araştırdığınızda, hakarete varacak şekilde bir çok laf salataları bulabilirsiniz. En büyük kaynakları da, kendi eseri olan "Kulleteyn" kitabından yaptıkları alıntıdır. Tek savundukları psikolojik yanından başka birşey değil. Yaşadığı zor şartlar sebebiyle, psikolojisi bozulmuş yok onun için dine bu kadar saldırmış mış ? Falan filan hikayeler gülüp geçiyorum. Arada bir, iş arkadaşım da bana maille yolluyor. Sadece gülüyorum.

Ama asıl önemli olan, zincirleri kırıp çevremizi genişletmemiz ve bizi duymaları. Ben ilk dinsiz olduğumda, sadece en yakın arkadaşım biliyordu. Şimdi (aradan neredeyse 1,5 yıl geçti). Babam, halamın kocası, iş arkadaşlarım (yemekte inançsız olduğumu söylediler), diğer şirkette çalışan bazı arkadaşlarım. Eşim bile en azından "Senin namazla işin olmaz ki" demesi bile güzel......

Din konusunda sağ olsun. Özellikle Turan Dursun beni o kadar aydınlattı ki, Bir iki kitabı kaldı okumadığım. Güzel olan, iş yerine bu kitapları getirip, müslüman olan arkadaşlarımla tartışmam. Ama, onlar klasik savunmalarla (önyargı) ile kaçıyorlar. Başka yapacak birşeyleri yok.

Doğruya bakabileceğin bir çok açıdan bakarsan ulaşabilirsin..... Ön yargılı insanlar bir noktadan yakalayıp kendi duvarlarını kırmaktan o kadar korkuyorlar ki ? Olgunlaşmanın duvar kırmak olduğunu bilseler........

Mesela, Kulleteyn kitabında; Turan Dursun 9 - 10 yaşında iken müftü, hoca diye gördüğü kimselerin camilerde homoseksüel ilişkilerine şahit olmuş. Hemen, bizim arkadaş "Kesin ona da yapmışlardır, ama kitabında yazmaz. Onun psikolojisinin ne olduğu belli" gibi, ya da Sürekli sürülmesi olayını, "Psikolojisi bozuk olmasa, insanlarla geçinebilirdi. O yüzden sürekli sürdüklerinden, o da dine karşı bir kin duymuş" gibi. Böyle yüzeysiz, basmakalıp, tek taraflı fikirlerle muhattap bile olmuyorum.

Çıksınlar, hadi o anlatılan hikayeler ne kadar bilime uygun olduğunu anlatsınlar da görelim. "Yunus hikayesi, Süleyman hikayesi, Ayın yarılması, miraç olayı (ışık hızı kavramı varken, burak denen katırvari hayvana ne gerek var)" var da var. Kalkıp bana da, onu Allah dilediği için yaptı, yok onlar peygamberdi. Safsatalarıyla gelmesinler..... Allah'ın işine karışılmaz hikayelerini sadece kendilerine anlatırlar.... *

Bütün din kitaplarında olan "Yer, Gök ve İkisi arasındakiler" gibi ilkel fikri açıklayamazlar ki. Böyle bir terim ancak, Okyanusun yaratılmasını; kum tanesi ile açıklamaya benzer. Çünkü, gök yada gökyüzü diye bahsedilen, Dünyayı çevreleyen hava tabakasıdır (atmosfer, stratosfer ...v.b.). Gök denilen şey, evrende bir kum tanesidir. Bu aynı Volterin dediği gibi "İpekböceği, kozasından dışarı bakmış. Evreni, sadece kozadan ibaret sanmış ve demiş ki, "Yer, Koza kabuğu ve ikisi arasındakiler"

*Ama; dünyayı düz olarak algılarsan, Yer, gök (yukarısı) ve ikisi arasındakiler dersin yalnızca. Dünyayı düz olarak algıladığın için de, Kur'an güneşin battığı ve doğduğu yere de gidebilirsin. Orada halklarla da karşılaşabilirsin. Dünya'nın güneş ekseni etrafında döndüğünü bilsen bile.....


Son olarak; Bizim gerçekten düşünmediğimizi Turan Dursun o kadar güzel açıklamış ki "Bir şeyi oku, düşün, düşün, araştır, tekrar düşün" kaç sefer söylemiştir. Hayatımızın ezberden başka birşey değil. Öyle bir eğitim sistemimiz var ki, sadece ezberliyoruz içimize işlemiş. *Buna son bir örnek verip kapatacağım. Patronumla beraber, Malatya'dan uçakla İstanbul'a geliyordum. Yanımızda da, .... Bakanlıkta görevli biri vardı. Bilimsel bir toplantıdan geliyorduk. Patronum (üniversite mezunu - işletme mezunudur), bakanlıkta iş tecrübesi de vardı. Yanımızdaki kişi de Kimya Mühendisi idi. Konu dine döndü. Konuştukları konu Miraç olayı idi. Bakanlıkta bu konuyu da konuşmuşlar. Kimya mühendisi zat dedi ki " Üniversite de kimya hocamız; Işınlanmanın mümkün olamayacağını, çünkü, maddeyi bir yerde yok edip diğer yerde birleştirmenin mümkün olamayacağını söylemiş. Ama, Peygamber efendimiz (Zatı muhterem); Allah tarafından öyle bir mucize verilmiş ki, Işınlanarak Miraç'ta göğe, Tanrı katına yükselmiştir" dedi ve bizim patron da başı ile onaylamaz mı ? Uçakta yolculuktan pek hoşlanmam, uçakta tartışmayı da pek sevmem o yüzden sesimi çıkarmadım..

İşte,,, bilimi nasıl öğreniyoruz görün. Bu kişi Bakanlık'ta çalışan biri ve projeleri inceleyerek onaylayan bir. Denetleme yetkisi olan biri. İleride belki, Bir şube müdürü ya da Daire Başkanı olacak ve Büyük projelere olur verecek. Ama nasıl ??????????????????????

ozgur_beyin
22-02-2008, 13:05
Özellikle Hristiyan katılımcıda sıkıntımız büyük.
Buna bir formül bulunmalı, forumlarında biraz tahrik mi etsek, ne yapsak acaba? *PANTE


Sevgili pante, bence ana sayfada bir mum yakalım. :lol:

22-02-2008, 13:11
sn.pante vermis oldugun adreslere ufak bi göz atdim cok cok iyide oldu *en azindan aranizdaki farki gördüm.
aradaki farki ismini hatirlayamadigim biri yillar önce yazmis.
kücük beyinler *kisileri,
orta beyinler olaylari,
büyük beyinler fikirleri *tartisir *veya *konusur,

Anyon€
22-02-2008, 20:56
Ağlar mısın,güler misin? dedikleri bu olsa gerek
* * *Pante abi ilk site açılmadı *ama ikinci sitede ki peygambere,kitaba ağza alınmayacak küfürler edildiği söyleniyor müslümanların *gözünde nasıl bir imaj yarattığımızı bir kez daha anladım.

imhotep
22-02-2008, 21:39
Allah'a ve peygambere küfür ediyorlar demişler, evet. Onu okuyunca koptum. Bu konuya özellikle o kadar dikkat ediliyor ki ! Ama anlatamazsın.

Gerçek ile zahir arasında ayrım yapamayan insanlara eleştiri ile küfür arasındaki farkı nasıl anlatacaksın ?

Anyon€
22-02-2008, 22:14
Kesinlikle imhotep bu din eleştiriye kapalı insanları nasıl açık olsun,olay ateizme gelince gönlünce küfredebilirsin nede olsa onların tanrısı yok,peygamberi yok sorumlu tutulacak birşey yok yardır gitsin mantığı

pante
22-02-2008, 22:37
Pante abi ilk site açılmadı *ama ikinci sitede ki peygambere,kitaba ağza alınmayacak küfürler edildiği söyleniyor müslümanların *gözünde nasıl bir imaj yarattığımızı bir kez daha anladım.


Yazını okuyunca kontrol ettim, açılıyor. Bir daha dene istersen.

Bu söylenenlerin imajla ilgisi yok Ebaru.
TD, uzun zamandır böyle bir imaj yansıtmıyor. Belki birkaç sene öncesi olabilir.
Bu iftiralar acizliğin ifadesi.
Bilgileriyle, fikirleriyle mücadele edemeyenler ya hacklemeyi düşünüyor ya da iftirayı.
Muhammed'in önüne Hz. arkasına (sav) koymamayı dahi sapıklık olarak gören bir zihniyet,
ateist arkadaşların fikirleriyle hepten şoke oluyorlar tabi.

thh
23-02-2008, 13:09
Ben de tam tersine ehemmiyet verdiğimizden değil ama bu adamlarla ekip kuralım uğraşalım, onları akılla mantıkla bilgiyle ezelim istiyorum.

Başlarıne bela olalım. Öyle ulu orta sallayamasınlar hezeyanlarını. Böyle karşımızda ne kadar süzme salak olduklarını hissetsinler. Biz de onları ders aracı gibi kullanalım. Pratik yapmış oluruz imani mesellerde fena mı? Onlara laf yetiştircez derken fazladan fazladan okumuş araştırmış oluruz.


demiş bir tanesi... işte tipik bir müslüman arkadaşlar; benim yorum yapmama gerek var mı?

vgm.1
23-02-2008, 14:38
Azgelişmişlik toplumun her noktasın da kendisini gösterir, biz de dahil.

Bizden örnek verecek olursak, yazabilmek için müslümana, hristiyana ihtiyaç duymak gibi. İlla ki gelişebilmek için düşman ihtiyacı, bunu toplumun entellektüel olmayan katmanları için anlarımda, Ateistforum ve Turandursun sitesi için anlamakta zorlanıyorum. Çok da paye vermiş olmayım da. :)

Sanki inananlar olmasa yazacak, tartışacak konu bulamazmışız gibi, bunu sığlığın itirafı olarak almak istemiyorum. Ve aslında çoğu zaman baktığımda aramızdaki çelişkiler görünenden daha derin, bundan uzlaşılarımızın olmadığı anlamını çıkarmayalım, ama tek bir ses, tek bir vucut da değiliz, öyle olmamamız da bir şans.

İnananların bu sitede yazmalarına gelince;
az gelişmiğin verdiği eziklik,
modern yaşama ayak uyduramamanın çelişkileri,
sürekli kaybeden olmanın yorgunluğu,
bilim ve din arasındaki bocalamalar,
kadın-erkek ilişkilerindeki ne yapacağını bilmezlik,
özgürlükler ve demokrasinin araç mı, amaç mı olduğu konusundaki karışıklık,
temel bilimler konusunda ki yetersizlikler,
felsefe üzerine bilgilerinin olmayışı,
Kuran ve hadis eksenli düşünce şekli , elbetteki önlerindeki çok ciddi engellerdir.

Selamlar.

Anyon€
23-02-2008, 16:37
Dün girememiştim benden kaynaklı bir problemmiş
* * *Bir arkadaşımızda şöle demiş:
* Arkadaşla bir kitapçıya gitmiştik. Baktık raflarda bunun kitapları var, hem de dini kitap bölümünde. D&R'dı evet. Şöyle bir karıştırdık, Ayetler'in Arapçası falan, bol kaynakçalı, ciddi bir üslupla yazılmış kitaplar. Arkadaş "looo bunları kimse görmesin, bilmeyen yoldan çıkar dedi." Aldı kitapları hiç alakası olmayan başka kitapların arkasına sakladı.Sonra ordan başka geçişlerimizde de gitti o kitapları gene sakladı.
*Şu yoldan çıkma olayını bir açsalar içini doldursalar biz toplum için tehdit mi oluşturuyoruz?

05-03-2008, 12:44
Değerli liste üyeleri,

Zaman zaman isim vererek de, İ. Arsel, Turan Dursun'u eleştirmeksizin
Kuran eleştirisinin veya değerlendirmesinin *doğru temelde
yürüyemeyeceğini yazıyorum.

Gerçekten de, sağlam bir Kuran eleştirisi, onların yanılgıları ortaya
konulamadan gerçekleşemez.Çünkü onlarda Din, sınırlı bir içerikle
İslam'la eşitlenme eğilimi halinde ele alınır.Kuran'da *Muhammed
çerçevesini, onun sağdan soldan devşirmeler toplamı olduğu noktasını
pek aşamaz.

Erdoğan Aydın ise, onların çok daha zayıf *bir güncellemesidir.

Bunları hiç bir şekilde kişisel yönleri bakımından ele
almıyorum.Bunlar artık yazılmış şeylerdir ve niye öyle yaptılar diye
yakınacak halimiz yok.

Fakat *yaptıklarının içeriğinin hatalı temelini ortaua koymadığımız
sürece, fazla bir ilerleme sağlanamaz.

Benim , İslami yazarlardan çok "Din eleştiricisi" olarak tanınan bu
yazarları eleştirmeme yönelmemi eleştiren dostlarına vereceğim yanıt
budur.


Dini kayıtlarda "Gök" sözünü Gök, Yer sözünü şimdiki anlamıyla Yer
olarak algıladığımız sürece, Adem'in niye ille Toprak'tan
yaratıldığının söylendiğini *anlayamayız.Ve böylece bir uydurma
karşısında olduğumuzu farz eder ve *şimdi Erdoğan Aydın'ın yaptığı
gibi, "bu hurafelere cevap vermeye değer mi?" modunda, kendimizi
bilge, onu yaratanları ve inançlıları da "cühela" ilan eder ve bütün
"bilimsel" *çalışmayı, sadece bilim ile cehalet karşılaştırması
halinde teşhir amacıyla sınırlarız.

Oysa Din kitaplarında bundan fazlası vardır;tarih anlamıyla, toplumsal
ilişkiler anlamıyla..

Kuran, *giderek nasıl meraklı bir izleyici kitlesine sahip olacak.

İ.Arsel'lin, Turan Dursun'un " kutsal sineğini", " yürüyen dağları"nı,
"benekli ve remklilerini" falan tam anlamıyla eleştirebilmek, Kuran'ın
ve ondan önce de, İncillerin, Eski Ahit'in, Avesta'nın *ve bunlara
kaynaklık eden Akado sammaru kayıtlarının, hiç olmazsa *tanınmasını
gerektiriyor.


O zaman şöyle bir *genel soru yöneltelim:

İlhan Arsel'de, Turan Dursun'larda, * her hangi *bir *noktada, doğru
olarak temellendirilmiş somut *bir içerik eleştirisi var mıdır ?

Selamlar...

Safa Kaçmaz

05-03-2008, 12:46
Değerli liste üyeleri,merhaba..

Turan Dursun, İlhan Arsel ... konularına *açıklık getirebilir.

Selamlar..

Dinlerin Eleştirilmesinde Yöntem ve İçerik

Türkiye’de de, genel olarak din fenomeninin toplumsal ön kaynakları üzerine, eski toplumsal ilişkilerle bağ içinde ele alınarak yeterince derinleştirilmiş çalışmalar bulunduğunu, maalesef söyleyemiyoruz.

Bu nedenle bizi, Musa, İsa veya Muhammed’in *“kişilikleri” veya “kişisel yaşamları” pek fazla ilgilendirmiyor. Çünkü onlar adına hazırlanmış kitaplar ve o kitaplarda aktarılan kurallara göre şekillenip işleyen önceki ve sonraki *toplumlar, bir inceleme yapılmak istenirse, fazlasıyla yeterlidirler. Bu noktadan bakınca, Turan Dursun’un, İ. Arsel’in, Muhammed’in *genç karısı Ayşe’nin *bir yolculukta “gecikmesi” *ve *zina yaptığı iddiası üzerine *kitap sayfalarını doldurmaları, sadece bir düzey sorununa tekabül eder. *Oysa evlilik ve ürün paylaşım ilişkilerinin eski kayıtları anlaşılıp yorumlanmadan, Muhammed’in *oğulluğunun karısıyla veya 6 yaşında bir kız çocuğuyla evlenip, bu kız çocuğu 9 yaşına gelince gerdeğe girmesinin temelleri de anlaşılamaz, dolayısıyla anlatılamaz. Ya da Turan Dursun ve *İ. Arsel gibi anlatılabilir.

Benim konuları ele alış tarzım ve inceleme metodum, T. Dursun, İ. Arsel, S.Tanilli gibi *yazarlarımızdan ve *onlardan daha farklı bir yerde durmasına karşılık sayın M. İ. Çığ’dan da, onların konuları ele alış *temelleri ve *kullandıkları metot bakımından oldukça *farklıdır ; hatta onlara karşıttır.

'Sağ yön üstünlüğü' fikrinin savunulmasını sadece *İslamla sınırlayarak *ele alan İ. Arsel’in çalışmasında, “sol elle yemek haramdır” deme noktasında tıkanıp kalmış bir İslam teşhirini buluruz sadece. O şöyle demekteydi:

“Bu vesileyle ekleyelim ki, sağ’ın sol'a üstünlüğünü öngören şeriat verileri, tüm olarak bilimsel gerçeklere ters şeylerdir. Çünkü akılcı bilimin ortaya vurduğu gerçek şudur ki, insan beyninin sol kesimi, vücudun sağ kısmını (örneğin sağ el, sağ ayak vb., gibi) yönetmektedir. Buna karşılık beynin sağ kesimi, vücud'un sol kısmına (sol el, sol ayak, vb. gibi) kumanda vermektedir. Daha başka bir deyimle sağ elimizi kullandıran güç, beynimizin sol kesiminden gelmektedir. Şu durumda, eğer "sağ" ve "sol"dan birinin üstünlüğü söz konusu olacak ise, bu takdirde sol'un sağ’a üstünlüğünü kabulden başka çözüm yoktur. Öte yandan tarihin yetiştirdiği ünlü kişilerden, ya da uygarlık gelişmesinde en büyük payı olanlardan çoğu’nun solak oldukları bir gerçektir. Bir kaç örnek söyle: Büyük İskender, Sezar, Sarlyman, Napolyon Bonoparte, Leonardo Da Vinci, Mikelangelo, Bethoven, Albert Schweizer, ve daha niceleri! Bati ülkelerinde solakların sayısı oldukça çoktur: örneğin bilim ve teknik alanlarda en ileri gitmiş toplumlardan biri sayılan Amerika Birleşik devletlerinde halkın yüzde onbesi'nin solak olduğu bir gerçektir.”
( http://www.ilhan-arsel.org/Gazetelerde/solel.html)

İslam’ın, bu konuyu, “sağ elin sol ele üstünlüğü”; “sol elle yeme yasağı” gibi noktalara taşımış olması, bizim konuyu daha temelli ve erken tarihsel kaynaklar bakımından ele almamızı engellemiyor.

Çünkü İslam, konuyu sadece “sol elle yemek yemeyin” kuralıyla sınırlamıyor; Kuran'da, “sağ ve sol” motiflerini yaşamın bütün alanlarında kullanıyordu. Bu kullanım, insanın anatomik *yapısında, doğal olan *“sağ”ı, “sol”u bakımlarından değildi. Sorgu ve yazıcı melekler de, bu yön ayrımına göre omuz başlarına yerleşiyorlardı:

“…biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.” *[Kaf Suresi (17)]

Fakat bunun dahası vardı. Yeryüzündeki insanlar da, *“kitapları sağ’dan verilenler” ve “ kitapları sol’dan verilenler” olarak *bir düzenlemeye, sınıflamaya tabi tutuluyordu:

“Kime kitabı sağından verilirse…” İnşikak Suresi (7)
“….. her kime kitabı sağından verilirse…” *İsra Suresi (71)
“…kitabı kendisine sağından verilen kimse…..” *Hakka Suresi (19)

“Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana *(?sol’dan ) verilmeseydi." Hakka Suresi (25)

İslami inanca göre, “Sağ”ın yani *Adalet’in, Doğru’nun, Yemin’in, İman’ın tarafındaki topluluğu anlatan “Ashabü'l-Meymene” *veya “Ashabü'l-Yemin” doğal olarak Muhammed’in tanrısının müminlerini tanımlıyor olmalıydı. Buna karşılık, *“Ashabü'l-Meş'eme” veya “Ashabü'ş-Şimal”, Kuzey Eshabı, Muhammed’in tanrısının *asilerini, karşıtlarını ifade ediyor olmalıydı.Her topluluğun kendi tanrısının sağına geçme döneminde, elbette, “Kuzey topluluğu”nun anlatımında, kendisini sağ tarafta duruyor olarak tanımlayacağını göreceğiz. *“Sağ” ve “sol” yön ayrımının aynı zamanda “Kuzey” ve “Güney” tanımları olarak kullanılmasının örneklerini, en erken Akado-Sammaru tabletlerinden itibaren “Kuzey Rüzgarı,Nefesi” ve “Güney Rüzgrı, Nefesi” olarak da tanıyoruz.

“Kitabı” sağ’ından verilmiş olmak veya sol’undan verilmiş olmak eski toplumda böylesine önemliyse, doğal olarak, bizzat bu *kitapların “sağ’dan başlanarak” yazılması ve sağ’dan başlayarak okunması ile “sol’dan başlanarak okunması ve sol’dan başlayarak yazılması” da o topluluklar için son derece *önemli olmuş olmalıydı. Öyle ki, şimdiki alfabe ve yazım tarzlarının sağdan veya sol’dan başlaması sistemlerinin *başlangıç kaynaklarına doğru *gidildikçe, muhtemelen eski toplumun bu ayrıştırılmış yön düzeninin izleriyle de *karşılaşacağız.

İslam Kuran’ına göre “Kıyamet günü”nün toplumsal diziliş düzeninde de, “sağ’da toplanmış adamları Cennetlik, sol yönde toplanmış adamlar ise Cehennemlik olanlardı. İslam ön kaynakları bakımından bir Tufan ayini (Din Günü, Hesap günü) olan bu “Kıyamet” toplantısı esnasında, “merkez”deki tanrı(lar)a göre düzenlenmiş iki topluluk bulunuyordu. İslami kavrayışa göre, tanrı(ların) sol’unda duranlar, ateş kültüne göre tanımlanmış *“kaynar kazan” ve “kavurucu ateş” motifli bir Cehenneme gideceklerdi; *Tanrıların sağ’ında toplananlar ise, hiç sorgusuz, yine İslami kavrayışa Cennetliklerdi.

Toplam *bu üç gurup içinde şekillendirilmiş *topluluk halindeki bir seremoni, ayin ortamı varmış gibi; “merkez” ve ona göre sağ’da duranlar; ve sol tarafta duranlar olarak diziyordu.

(Kıyamet) bir koptu mu,

Siz de üç sınıf olduğunuz zaman,
Sağ’da sağın adamları, ne mutludur onlar!
Sol’da solun adamları, ne mutsuzdur onlar!

Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
Çoğu öncekilerden,
Biraz da sonrakilerden,
Cevherlerle işlenmiş tahtlar üstünde,
Karşı karşıya kurulmuşlar.
Etraflarında taze kalan küpeli genç hizmetçiler dolaşırlar.
Main'den doldurulmuş küpler, ibrikler ve kadehlere,
(tertemiz kaynakların suyundan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve fincanlara,) *
Bu içkiden ne başları ağrıtılır ne de içtiklerini tüketirler.
Meyve beğendiklerinden,
Kuş eti istediklerinden,
İri gözlü huriler,
Saklı inciler gibi,
İşledikleri amellere mükâfat için.
…….
Dalbastı kirazlar,
Salkım muzlar içinde,
Uzamış bir gölge,
Uzamış bir gölge,
Birçok meyve,
(ki) bunlar ne eksilir, ne de yasaklanırlar,
Yüksek döşekler (üstündedirler).
……..
Solun adamları ise, ne solun adamları!
İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,
Kapkara boğucu dumandan bir gölge,
Ne serin, ne de rahatlatıcı!
……..
Sonra siz, ey sapık inkârcılar (solun adamları) ,
Mutlaka bir ağaçtan, zakkumdan yersiniz,
Karınlarınızı onunla doldurursunuz,
Üstüne de kaynar su içersiniz,
Susuzluk illetine tutulmuş
kanmak ilmeyen develerin içişi gibi içersiniz.
İşte ceza gününde onların konuklukları (ağırlanışları) böyledir!

Ama o (can çekişen kişi) Allah'a yakın olanlardan ise,
(ona) ravh (rahmet, ferahlık, daimi bir hayat), güzel bir rızık ve Naim cennet vardır.
Eğer sağın adamlarından ise,
Artık selam sana, sağın adamlarından.

Ama o yalanlayan sapıklardan (‘solun adamlarından’) *ise,
Muhakkak konukluğu kaynar su
Ve yaslanacağı cehennemdir!

Dinsel kayıtlarda “sağ ve sol” yön kavrayışının izlerini *takip ettiğimizde, bunun sadece Kuran’la sınırlı *bir konu olmadığını derhal anlarız. *

Mesela Yeni Ahit- İncil, İsa’nın Tanrı meclisinde *nerede oturacağını *yön itibariyle ele alarak şöyle diyordu:

"İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. 31

“Mesih orada, Tanrı’nın sağında oturur”. (Koloseliler)
*
Ulusların hepsi O'nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak.
Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.
O zaman Kral, sağındaki kişilere, 'Sizler, Babam'ın kutsadıkları, gelin!' diyecek. 'Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!
Sonra solundakilere şöyle diyecek: 'Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis'le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin! 41

Eski Ahit’e geçtiğimizde, ,Abram, henüz Abraham konumuna erişmemiş iken, Ur’dan, karısı Sara ve “yeğeni” Lut ile yola koyulup *Sodom civarında olması gereken yeni yerleşim alanına geldiklerinde, “sağ ve sol”, yerleşim bakımından bir düzenleniş kategorisi olarak ele alınıyordu. Abram, belki “oğlu” kıabul ettiği yeğeni Lut’a şöyle diyordu:

“Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim." 9

Musa döneminde ise, Musa’nın tanrısının da “sol eli” değil, “sağ eli” çok daha güçlüydü ve *onun “Sağ elinin gücü” övülüyordu:
"Senin sağ elin, ya RAB, Senin sağ elin korkunç güce sahiptir. 6
Sağ elini uzattın, Yer yuttu onları. 12

Eski Ahit’te *“sağ el” ve “sol el” ; “sağ kol”, “sol kol” ayrımları, Yusuf’un ‘küçük ve büyük oğulunun *kutsaması sırasında da çok önem taşıyordu. Kutsanma sırasında sağ elin, küçük veya büyük oğulun başına konulması, baba’nın mirasçının saptanması anlamına geliyordu. Bektaşilik’te tek oğulun “Çapraz kuşanması”, baba bakımından “büyük-küçük oğul” *arasındaki kategorik sosyal ayrımın artık kaldırıldığı aşamanın bir ürünü olarak şekillenmiş olmalıydı. ‘Sağ ve sol’un adamlarının *tek insan’da sentezi *dönemi *motifsel alanlarda böyle *yansıtılıyor olmalıydı. Zaten bu yüzden bir süre sonra İslam’da tanrı bakımından “Kudret”, açıkça *“iki el” üzerinden ifade edilmeye başlanır: Tanrı “kudretim” demek istediğinde, , “iki elimle” demesi bu nedenle yeterli olur.

Eski Ahit'te "sağ yana yatarak oruç tutma","sol yana yatarak oruç tutma" motiflerine; Harun ve oğullarının takdisinde "sağ kulak memesi" gibi hususlara değinmiştik. Bunun ötesinde, Akad ritüellerinde; sunu kurbanlarının "sağ" ve "sol" bölümlerinin ne kadar önemle hesaba katıldıklarını görmüştük. İslamın abdestini ele aldığımızda da, abdet alınıp arındırılan uzuvların "sağ" veya "sol" olması da, başlı başına, bir kurallar dizgesi oluşturuyordu...

Kısaca ve hızlıca ele aldığımız ve kökenleri, eski toplumun örgütlenme şekillenmesine giden “sağ ve sol” arasındaki ilişkiler bakımından, bay İlhan Arsel;
“sağ’ın sol'a üstünlüğünü öngören şeriat verileri, tüm olarak bilimsel gerçeklere ters şeylerdir” *diye kestirip attığı zaman, sadece, bu yaklaşımın yüzeyselliğini anlatmış olur; konuyu, İstanbul müftülerinin “sol elle yemeyin, haşa, günaha girersiniz” fetvaları çerçevesini aşmadığını ilan etmiş olur.

Tersine, yapılması gereken, bizzat Diyanet’in ve onun müftülerinin sığlığının gösterilmesi ve İslam öncesi kaynaklara da dayanarak, bu eski yön ayrımının, toplumsal düzenlenişle ilgisini ortaya koymak olmalıydı. Bu tutumun aynı zamanda bizzat kendi ufkunu da genişletmiş olacağı ise, zaten açık bir noktadır..



Safa Kaçmaz

frodo
05-03-2008, 13:25
Sevgili bilge bu yazılar başka bir forumdan mı alınma ? Yoksa Safa Kaçmaz doğrudan forumlarımıza
asılmasını mı istedi ?

dilaver
05-03-2008, 14:53
Sefa Kaçmaz zaten 7 bölümlük bu yazılarının bir kısmını sitemize de gönderdi ve kendisine konu ile ilgili görüşlerimizi de bildirdik. Kısa bir diyalogumuz oldu. İlişikteki asılan yazı ise Sefa Kaçmazın google gruplardaki yazışma grubundan alınmış bir yazı.

* * Elbette TD hakkında da sagdan ve soldan eleştiriler olabilir ve dogaldır da. Ama tüm eleştiriler haklıdır, ya da dogrudur die bir şey iddia edilemz. Demek ki TD ölümünden sonra da yare de agyare de yaranamamış.


* * saygılarımla

frodo
05-03-2008, 19:39
Değerli liste üyeleri,

Zaman zaman isim vererek de, İ. Arsel, Turan Dursun'u eleştirmeksizin
Kuran eleştirisinin veya değerlendirmesinin *doğru temelde
yürüyemeyeceğini yazıyorum.

Gerçekten de, sağlam bir Kuran eleştirisi, onların yanılgıları ortaya
konulamadan gerçekleşemez.Çünkü onlarda Din, sınırlı bir içerikle
İslam'la eşitlenme eğilimi halinde ele alınır.Kuran'da *Muhammed
çerçevesini, onun sağdan soldan devşirmeler toplamı olduğu noktasını
pek aşamaz.

Erdoğan Aydın ise, onların çok daha zayıf *bir güncellemesidir.

Bunları hiç bir şekilde kişisel yönleri bakımından ele
almıyorum.Bunlar artık yazılmış şeylerdir ve niye öyle yaptılar diye
yakınacak halimiz yok.

Fakat *yaptıklarının içeriğinin hatalı temelini ortaua koymadığımız
sürece, fazla bir ilerleme sağlanamaz.

Benim , İslami yazarlardan çok "Din eleştiricisi" olarak tanınan bu
yazarları eleştirmeme yönelmemi eleştiren dostlarına vereceğim yanıt
budur.


Dini kayıtlarda "Gök" sözünü Gök, Yer sözünü şimdiki anlamıyla Yer
olarak algıladığımız sürece, Adem'in niye ille Toprak'tan
yaratıldığının söylendiğini *anlayamayız.Ve böylece bir uydurma
karşısında olduğumuzu farz eder ve *şimdi Erdoğan Aydın'ın yaptığı
gibi, "bu hurafelere cevap vermeye değer mi?" modunda, kendimizi
bilge, onu yaratanları ve inançlıları da "cühela" ilan eder ve bütün
"bilimsel" *çalışmayı, sadece bilim ile cehalet karşılaştırması
halinde teşhir amacıyla sınırlarız.

Oysa Din kitaplarında bundan fazlası vardır;tarih anlamıyla, toplumsal
ilişkiler anlamıyla..

Kuran, *giderek nasıl meraklı bir izleyici kitlesine sahip olacak.

İ.Arsel'lin, Turan Dursun'un " kutsal sineğini", " yürüyen dağları"nı,
"benekli ve remklilerini" falan tam anlamıyla eleştirebilmek, Kuran'ın
ve ondan önce de, İncillerin, Eski Ahit'in, Avesta'nın *ve bunlara
kaynaklık eden Akado sammaru kayıtlarının, hiç olmazsa *tanınmasını
gerektiriyor.


O zaman şöyle bir *genel soru yöneltelim:

İlhan Arsel'de, Turan Dursun'larda, * her hangi *bir *noktada, doğru
olarak temellendirilmiş somut *bir içerik eleştirisi var mıdır ?

Selamlar...

Safa Kaçmaz

Öncelikle sn. Safa Kaçmaz'ın okuduğum kadarı ile temel çıkışı "din sadece peygamberlerin uydurmasından öte bir şeydir" noktasında. Bu çıkışa temel olarak da dinin, insan tarihinin bir
rafine ürünü olarak tarihselliğine bakmak gerektiğini söylüyor. Hemfikir olmamak mümkün mü ?
Ama bir itiraz şerhi koyarak; din salt kadim kitaplarla sınırlı ve insanlığın tarihinin bir dönemine tanıklık eden söylencelerle sınırlı değildir. O günlük yaşamı kuşatan, toplumu "vahyi" emirlerle
biçimlendirmeye çalışan inancı iktidar olma aracı olarak kullanan sistematik düşünce biçimi hatta
siyasi bir yapılanmadır. Ve bu bütünlüklü yapıya karşı ideolojik mücadele her alanda sürdürülmelidir.

Onun savlarının kendi içerisinde ve çağın bilgileri ile nasıl çelişik olduğunu vurgulayan T.Dursun, İ.Arsel v.b aydınlanmacı yazarlara " her hangi *bir *noktada, doğru olarak temellendirilmiş somut *bir içerik eleştirisi var mıdır ?" diye sorabilmek için başka bir dünyada yaşamak gerekir gibime geliyor.

Eğer yazarın söylemek istediği T.Dursun ve İlhan Arsel'in kutsal kitapları eleştirmede kullandığı yöntemler aşılmalıdır ise zaten yapılmaya çalışılan ve kaçınılmaz gelişme de bu yöndedir.

okinono
05-03-2008, 19:52
Sefa *Kaçmaz *zaten *7 *bölümlük *bu *yazılarının *bir *kısmını *sitemize *de *gönderdi *ve *kendisine *konu *ile *ilgili *görüşlerimizi *de *bildirdik. *Kısa *bir *diyalogumuz *oldu. -Dilaver
...

Görüşlerinizin en azından çerçevesini, biz üyelerin öğrenmesinde bir mahsur var mı acaba?

Selamlar

okinono
05-03-2008, 20:40
Bu arada;

Sayın Safa Kaçmaz'ın sağ ve sol un sığ eleştirisini eleştirmesini anladım ama, kendisinin görüşü nedir bunu anlayamadım.

Yani bir metodun eleştirisinde sizce de daha anlaşılır ve bütün oluşturur bir fikir ortaya konması gerekmezmiydi?

Sayın Safa Kaçmaz'ın diğer yazarların metodlarının eleştirisine bende kısmen katılıyorum. Özellikle 9 yaş konusuna. Ancak kendisinin sanki Turan Dursun'u diyanete çanak tutan birisi olarak göstermesi bence büyük haksızlık. *

İlhan Arsel hakkında ise düşüncem sabittir. Zenginlere gıcığım. Doğru söylesede gıcığım yalan söylesede gıcığım. Yazıları zaten hep dışardan empoze eden maksatlı bir hava kokmakta. Turan Dursun kadar inandığını söyleyen bir yalınlık yok. Bu nedenle de ne yaparsa yapsın Sayın Arsel'in söylemleri yeterli etkiyi dar çerçeveden çıkartamaz.

Sayın Safa Kaçmaz'ın ise Turan Dursun ve İlhan Arsel'i bir eküri olarak ön kabul ile birlikte değerlendirmesi bence Turan Dursun'a yapılan ikinci bir haksızlık.

Aslında Sayın Dursun'un yaşam öyküsünü taaa en başından bugüne Babam Turan Dursun kitabından olduğu gibi buraya izin alarak koymak lazım.

Ayrıca Sayın Safa Kaçmaz sığ olarak eleştiri yönelttiği TD nin metodunun aksine bir yöntem ile Diyanetin karşısına çıkacak olursa Dine varmadan önce Sosyoljinin tedibine uğrayacağını acaba hiç düşündü mü?

Nasıl ki din kültürü bilimden köşe bucak kaçıyor ise bilimsel bakış da sosyal etmenlerin uygulandığı alanlardan o mahalde kaçıyor zaten. *Sosyolojinin dini yok sayarak uygulamaya koyduğu ve eleştirdiği yöntemlerin nerdeyse hepsi zaten daha önce denenmiş ve bence miatlarını da tamalamışlardır.

Oysa eleştirilerin bir yapıcılığı olmalıdır ki topluma fayda sağlayabilsin.
Bu nedenle bunların her ikisinede hiç gerek yok bence.

İnanır Alah'a var olduğu için değil var olması gerektiği için taparsa, inançsız da Varlığının sebebi olarak mutlak adaleti hedef tutar ise aynı amaçlarda buluşurlar. O zamanda Varlığın veya yokluğun tartışılması, kamplaşmadan ziyade amacın yollarının netleşmesi için vesile olur

Bu şekilde nefsi arzularının peşinde ıslah olmaz bir şekilde hareket edenler her iki merkez tarafından dışlanacağı için, *toplumlar neye neden inandıklarını modellerden daha rahat seçebileceklerdir.

Nefsi arzularının peşinde beşeriyeti köleliğe sürükleyenler de bu şekilde ne türban adı altında ne de sınırsız içki adı altında yapay reklamları ile kolay kolay taraftar bulamayacaklardır.

Selamlar

frodo
05-03-2008, 21:17
"Bu arada;

Sayın Safa Kaçmaz'ın sağ ve sol un sığ eleştirisini eleştirmesini anladım ama, kendisinin görüşü nedir bunu anlayamadım.

Yani bir metodun eleştirisinde sizce de daha anlaşılır ve bütün oluşturur bir fikir ortaya konması gerekmezmiydi? "

Sevgili oki sen benden ilerdesin. Ben uzun uzun sağ-sol anlatımını okuduktan sonra aklıma gelen
tek şey "eee ?" oldu.

Toplumsal örgütlenmenin özel bir biçimi olarak sağ-sol ayırımının varlığı ne anlama gelmektedir
çözemedim. Hatta bazı yazıların sağdan-sola veya tersi olması ile ilgisini nasıl kurmuş onu da anlamadım. Bana kalırsa sağdan başlayan yazı biçimi taş tabletlere kazıyarak şekiller çizmenin
doğal bir sonucu, bir tür biyolojik gerekliliğin sonucu olması daha akla uygun..

aydoe
05-03-2008, 23:04
Sayın Bilge şahsına münasır insanların yazılarını bulup asarak,bende şahsıma münasır bir insanım mı demek istiyor?
Değişik başlıklara değişik makaleler asıyor,aralarında bir bağlantı kuramıyorum.
Her telden çalıyor.
İnmi cinmi anlıyamadım. :lol:

dilaver
05-03-2008, 23:13
sevgili oki

* *90 lı yıllarda olsa belki bu tarz Turan Dursun eleştirileri mantıklı olabilirdi. Ama aradan 20 sene geçtikten sonra bugünkü bakış açısıyla yapılan eleştiriler Muhammedin neden Ayşeyi aldıgı ile ilgili eleştirilerle özdeştir.

* * Sefa Bey iyi bir araştırmacı olabilir, degişik nüansları yakalayabilir. Ancak izleyebildigim kadarıla pek çok şeyi yazılı tarih ile başlatma egiliminde ve burada da tamamen kendi eleştirdigi nokta ile çakışıyor. İnsanlıgın 160 bin senelik afrikadan göç ttarihini sümer ve akkad lar ile sınırlıyor. İnsanlıgın 196 000 senelik tarih diliminde eski toplumu sümer ile sınırlamak eleştirdigi öznellikte bogulmaktır diye düşünüyorum.Kaldıki totem, insan krallar nitelemesi ile biraz dinler ve inanç tarihini ters yüz etmiş gibi.

* *Bizim bu konudaki bakışımız ise tüzük hükümlerinde kayıtlıdır :

*Sitemiz, aydın insan Turan Dursun anısına kurulmuş olmakla birlikte sadece Turan Dursun'un makalelerini kendisine sınır edinmiş değildir. Ayrıca onu tüm görüşleriyle doğru kabul eden, tabulaştıran, tarikatvari bir yapılanma da değildir. Eğer böyle olsaydık, dinlerde eleştirdiğimiz noktaları kendimizde de yaratmış olurduk. Biz bunun yerine bilimsel-akılcı perspektif ile Turan Dursun'a bakmakta, bunun sonucunda onun doğrularını çoğunlukta, hatalarını ise azınlıkta görmekteyiz. En önemlisi ise dinlerden özgürleşmenin insanlığı daha güzel yerlere getireceği düşüncesinde onunla aynı paydadayız.


* * * *saygılarımla

06-03-2008, 13:22
Sayın Bilge şahsına münasır insanların yazılarını bulup asarak,bende şahsıma münasır bir insanım mı demek istiyor?
Değişik başlıklara değişik makaleler asıyor,aralarında bir bağlantı kuramıyorum.
Her telden çalıyor.
İnmi cinmi anlıyamadım. :lol:

öyle bir derdim yok aydoe. bir insan olduğumu ispatlama gereği duymuyorum, zaten insanım. onu kendini hayvanlıklarının bilincinde olmayan insanlara sormak lazım. alsılan makalelerin bir bağlantısı olması gerektiğini bilmiyordum. mevcut konuların gönderilme amacı herkesin açtığı konularda amaçladığı gibi zihinlerde soru oluşturmak ve paylaşımda bulunmaktır.
her telden açldığım söylenemez. insanlığın türküsünü söylüyorumdur belki. ne dersin? :lol:
in miyim cin miyim? chat odasında cinim demiştim ama gerçekte ne inim ne cinim ben basit bir insanım.

bu konu ile alakalı olmadığından dolayı hem benim hem de aydoe arkadaşın mesajının silinmesini rica ediyorum.

06-03-2008, 14:01
Sevgili bilge bu yazılar başka bir forumdan mı alınma ? Yoksa Safa Kaçmaz doğrudan forumlarımıza
asılmasını mı istedi ?

sevgili frodo. safa kaçmaz'ın google grubunun münfail üyelerinden biriyim. bu yazılar liste üyelerinden olmamdan dolayı benim email adresime geldi. ben de sizlere sunmak istedim. artniyet veya iyi niyetli bir tavırdan değil. sadece bilinmesi gerektiğini düşündüğümden ekledim. sorun yaratacağını düşünmedim. burada yazılanlar içerisinde doğruluk payı olan bölümleri alıp irdelememiz daha rasyonel olur sanırım.

dilaver
06-03-2008, 14:12
sevgili bilge

* * Olayda alınacak bir şey yok. Buraya aldıgını bir ileti ve daha fazlası yazar tarafından sitemize de gönderildi ve bahsettigim gibi bu konuda tavrımız da ilgili site hükmü olarak kendisine aksettirildi. Bu konu daha evvel yönetim forumunda da ele alınmış ve tartışılmıştı. Zamanlama çok yakın oldugu için frodo nun böyle bir sorusu olmuş olabilir. Benim de üyesi oldugum tartışma grubunda Sefa Bey bu konuyu bir süredir sıklıkla işledi ve önem verdigi görülüyor.

* * *Bize göre eleştirilerinde aşırıya kaçıyor. Özellikle de sitemiz için fazlası ile sert ve haksız bir eleştiri. Sefa Bey sitemiz hakkında degerlendirmelerini yaparken sadece Turan Dursun ismine ve ana sayfada yazılanlara baglı kaldıgını söyledi. Forum alanlarını incelemedigi için dinlerin kökenleri ile degerlendirmelerimizi okuyamamış.Bu da eleştiri alanını daraltmış.

* * *saygılarımla

06-03-2008, 15:06
sevgili dilaver
alınma diyorsun. alınmam gerekiyordu. ama alıngan bir tavır sergilemedim. gayet sakin bir tavır sergiledim. umarım olayın farkındasındır. orada frodo arkadaşımızın sorularında biraz da itham olduğunu ve kabalık-hakaret içerdiğini düşündüren sözler mevcuttur. safa kaçmaz mı forumlarımıza asılmasını istedi gibi bir sözün ne anlama geldiğini düşünürseniz sevinirim.
ayrıca yönetimde olmadığımdan ve yönetim forumu gizli bir forum olduğundan dolayı sizin bu konuda tartışma yaşadığınızı bilme ihtimalim yok.

sevgiler saygılar.

frodo
06-03-2008, 16:37
Sevgili bilge bu yazılar başka bir forumdan mı alınma ? Yoksa Safa Kaçmaz doğrudan forumlarımıza
asılmasını mı istedi ?

sevgili frodo. safa kaçmaz'ın google grubunun münfail üyelerinden biriyim. bu yazılar liste üyelerinden olmamdan dolayı benim email adresime geldi. ben de sizlere sunmak istedim. artniyet veya iyi niyetli bir tavırdan değil. sadece bilinmesi gerektiğini düşündüğümden ekledim. sorun yaratacağını düşünmedim. burada yazılanlar içerisinde doğruluk payı olan bölümleri alıp irdelememiz daha rasyonel olur sanırım.

Sevgili bilge benim sorumun amacı doğrudan durum belirlemeye yöneliktir. Safa Kaçmaz buldukça yazılarını ilgi ile izlediğim birisi. Neden sorun yaratsın ki ? Aksine memnuniyet duyarız.
İlk iletinde Safa Kaçmaz'ın yazısı "Değerli Liste üyeleri" diye başlıyor ben bunu biraz da gözlüğümün azizliğine uğrayıp "değerli site üyeleri" olarak okuyunca malum soruyu sordum.

Selamlar.

06-03-2008, 16:57
açıklaman için teşekkür ederim.

dilaver
07-03-2008, 01:11
gözlüğümün azizliğine uğrayıp "değerli site üyeleri" olarak okuyunca malum soruyu sordum. * *:lol: *:lol:


* * gençleşmemiz lazım. Yahu gençler biz dinozorlardan alın artık bu işlerin sorumulugunu. Daha fazla gayret gösterin. Bak kör topal götürmeye ugraşıyoruz. Artık görev sizlerin olmalı. Öncelikle daha çok katılım, daha çok üretim ve daha sonra görev degişikligi. Ha gayret. *:lol:

* * * *saygılarımla

indeni
07-03-2008, 01:56
Turan Dursu'nun sahsina *yonelik hakaret dolu bir yazi okudum..
Adamlar fikirlerini curutecek olgularla yanit vermeleri gerekirken,cocukluk donemini kucultucu ifadelerle ele almislar..

Ben onlarin seviyesine dusmeden yanitimi yazdim.


asil dusundurucu olan inancli mumin arkadaslarin,"hosgoru dini " "kimse inanmaya zorlanamaz "
derken donup aynaya bakmalari gerekir.
Hala tek dogru kendileri,kendi gibi dusunmeyenler tu kaka ,turunden yaklasiyorlar.

Bu arada merak edene siteni adresini vereyim,,,,

http://www.alevisesi.com/forum/phpbb2/viewtopic.php?t=788

Nxcore
24-04-2008, 17:16
Aşağıdaki forumda yazılanlar da ilginç:

http://forum.islamiyet.gen.tr/dini-sohbet/40176-boyle-dinsizlere-allah-tan-islah.html

Pante bu linktekileri okudum. Aslında ilk yaptığım gülmekti. Ardından da acıyarak baktım. Ne kadar karanlıktalar.

Selamun aleykum kardeş şunu bilmek lazımdır ki bizim kendi yapmamız gereken daha önemli işlerimizin olduğudur.
Tabi ki böyle şeyleri görünce insan morali bozuluyor.
Onlar ne kadar dinimiz saldırsada biz eğer onlarla laf dalaşına girersek biz kaybederiz.
Çünkü Biz Onlarla uraştığımız zaman kendi derdimizi unutuyoruz malesef.
Bende bir site biliyorum orda bir balık var okuyunca insan çıldırası geliyor.
"Kur'an'ın Bir Masal Kitabından Ne Farkı Var" böyle bir başlık şimdi diyebilirisiniz böyle insanlarla mucadele edelim diye ama o konunun yazı paylaşım sayfası tam tamına 25 yazan yazmış ama sonuç malesef ki bizim müslümanlarımız böyle yapınca delil gösterelim onları inandıralım diye düşünüyorlar ama yanılıyorlar çünkü onlar biz fırsat veriyoruz.
Gel benim dinime laf at diye biz cvp vermesek yazı yazmasak onlar ne konu açarlar nede laf atabilirler.

Onun için kardeş biz her zaman kendimizi çoluk çocuğumuzu düzeltmek için çaba sarf edicez.
Allah c.c dinimizi tam anlayıp anlatmak ve yaşamak nasip eylesin.

Selametle .


Özellikle bu yazıyı gördükten sonra.. Hem hoşgörülü bir din olduğu savunulur , sonrada birileri eleştirince parlarlar.Maskeleri düşer. Kendilerini ibadet etmeye programladıkları için yaşamayı,düşünmeyi bilmiyorlar sanırım.

pante
24-04-2008, 21:26
Bu arada merak edene siteni adresini vereyim,,,,

http://www.alevisesi.com/forum/phpbb2/viewtopic.php?t=788

Doğrusu çok şaşırdım.
Çünkü bir Alevi sitesinde de Turan Dursun aleyhine yazılar olabilir, hatta hakaretler de. Ama bu yazıların yanıtsız bırakılması ve hakaretlere göz yumulması şaşırtıcı.
Senin yanıtın da olmasa hiç savunan olmayacak.
Bunu bir Alevi sitesine yakıştıramadım. Bu siteyi tanımıyorum ama yüzeysel olarak incelediğimde gerçek Alevi sitesinden ziyade paravan bir siteye benziyor. Sanki Alevileri İslam'a yönlendirme amacında bir site gibi duruyor. Böyle olunca Turan Dursun'a hakarete göz yumulması anlaşılıyor.

Pante bu linktekileri okudum. Aslında ilk yaptığım gülmekti. Ardından da acıyarak baktım. Ne kadar karanlıktalar.


Sevgili Nxcore;
karanlıktalar, gülünecek derecede, acınacak derecede karanlıktalar ama ne yazık ki bunlar aydınlıkta olanlardan kat kat fazla sayıdalar. Bunlardan her yerde var. Okulda, işte, sokakta, otobüste, apartmanda hatta ailemiz içinde. Onlar dostlarımız, kardeşlerimiz, akrabalarımız, hemşerilerimiz, soydaşlarımız. Ve asıl karanlıkta olanın bizler olduğu düşüncesindeler.
Bunların içinden bir kısmı da daha da karanlığı, zifiri karanlığı istiyor, sözde hepimizin aydınlanması, kurtulması için. Kötü olan ise onların daha çok uğraşıyor, çabalıyor olmaları.
Nitekim alıntı yaptığın şahıs da "Bırakın onlarla ağız dalaşı yapmayı, bizim önemli işlerimiz var, onlarla uğraşırsak asıl sorunlarımızı, işlerimizi unutuyoruz" diyor. Böyle düşünenlerin sayısı çok yüksek. İşte Turan Dursun sitesinden belli. Takılan müslüman sayısı 2-3'ten öteye gitmiyor. Yazı yazan, yanıt veren sayısı daha da az. Sebebi bence bu anlayışın yaygın olması.

Bilimin, teknolojinin ilerlemesi, iletişimin, internetin gelişmesi, yaygınlaşması aydınlanmanın da artması anlamı taşımıyor maalesef. Bu olanakları kimler daha iyi kullanırsa onlar yol alıyor.
Özellikle organize olmuş olanlar Nurcular, HY takımı vs. bu alanları fethetmeye çalışıyorlar.
Karşıtları organize olmadığı için de başarılı oluyorlar maalesef.
Bu durumda da aydınlanma yerine yerinde sayılıyor ya da daha da geriye gidiliyor.

dial_ektik
25-04-2008, 00:39
"ben bu siteye üye olup tartışmak istemiştim 1 sene önce üye oldum mescidiaksa isimiyle burada ki cahiller tanımadığı Allahtan korkuyorlar bir ahmağın peşinden gidiyorlar sakın girmeyin arkadaşlar ve konusunu etmeyin ben tecrübeliyim bu adamlara karşı çok tehlikeli düşünceler var orada Allaha peygambere küfrediyorlar."
* *Ya niye tehlikeli düşüncelerle insanları korkutuyosunuz arkadaşlar bırakın adam; sunulan,sınanmayan kelimesine dokunululamayacak "bilgi"lerile mesut,mutlu yaşasın işte siz ateistler çok kötüsünüz ya :)

muratmesut
26-04-2008, 22:25
BABA baskısı ile din öğrenmesi sonucu kendine göre çocukluğunu alan dinden nefret etmiştir

: Babası daha dogmadan onun için kitaplar satın almaya *başlar."Basra'da ve kufe de bulunmayacak ölçüde büyük bir din alimi " olacaktır...Küçük yaşta sıkıntılara maruz kalır.çocukluğunu yaşayamaz..." Ne yapıp edip herkesi geçmeye karar " vermiştir...Okur ama bunları sadece hedefine götürecek basamak olarak görür tüm bilgileri...Ama *yaşadığı dünyadan habersizdir.Çocukluğunda koşullandığı " en önde olma" , " kendisinden herhangi bir şekilde söz ettirme " tutkuları, din *adına yaşadığı bütün negatif tecrübeleri ileride bilinç altından çıkacak büyük ölçüde şahsiyetini ve dine bakışını etkisi altına alacaktır.Tüm olumsuzlukların sebebini dinle özdeşleştirdiği *" zalim baba " *olarak nitelediği babasını görür.TRT'ye geçince namazı orucu bırakır.Tevrat ve İncilde kuranda anlatılanların benzerini görünce Hz. Muhammed'in " bir sahtekar " oldugu fikrine varır ve peygamberlik inancını yitirir.Tabii onun bu *ifadelerinde samimi oldugunu düşünmemiz için onun kuranı hiç *okumadığını düşünmemiz gerekir.Kuranın bir çok ayeti zaten bu benzerlikten bahseder.hatta bazı tahrifleri dışında bu kitapları onayladıgını belirtir..." O an bende öyle bir hınç oluştu ki , çünkü din - peygamber benim gençliğimi çocuklugumu aldı.onun yüzünden çocuklugumu yaşayamadım."...Dursun sadece dinle kavgalı değildir.Çevresi ile de uyumsuzdur.gerek müftülüğü gerekse TRTdeki görevi esnasında yaşadığı sürgünlerin gerçek sebebi de bu olsa gerektir. TRT'den emekli olmasına gerekçe olarak " bunalım içine düşmek, iş çevresi ile uyumsuzluk, psikolojik *dengesizlik " olarak gösterilir.O bu sürgünleri " her yerde doğruyu söyleme kararlılığına bağlarsa da " bu gerçekçi gözükmemektedir.O *hayatının her döneminde bulunduğu yer ve konumla uyumlu görüşleri en sivri ve uç düzeyde savunmuştur. Müftülüğünde "ilerici din adamı", TRTde " katı laik ", emekliliğinde " kesin din karşıtı" *kesilir.Onun kişiliğinde cinsel tecrübelerinin de önemli bir payı vardır.Hayatını anlattığı romanında bir koça masturbasyon yaptırmasını anlatması da bu açıdan ilginç bir kesittir.Çocukluğunda din adına yaşadıkları kişiliğinde derin izler bırakmıştır.Dini anlatırken kullandığı *uslup ancak kendi kişiliğini tanımlaması açısından bir anlam ifade edebilir.Uslup ve ifade tarzının sahibi ile alakası direk ve tartışmasızdır.Değerlendirmeleri çoğunlukla hamasi, agrasif, hatta isterik denebilecek özellikler gösterir.o *bir bilim adamı tavrından çok İslama duydugu kin ve düşmanlık sebebi ile ne pahasına olursa olsun onunla mücadele eden bir savasımcı tavrı sergiler.Dünyayı tek başına değiştireceğine inanır.Adeda bir mesihtir o...!

Emre93
14-03-2009, 23:37
Aşağıdaki forumda yazılanlar da ilginç:

http://forum.islamiyet.gen.tr/dini-sohbet/40176-boyle-dinsizlere-allah-tan-islah.html


''turan dursun denen ateist bir çok insanın aklını bulandırmak için birde site açmış''

Linkte ki ilk mesajdan alıntı

....

cyctec
15-03-2009, 03:10
Merhaba sevgili arkadaşlar;

Uzun süredir sitemi özledim. Sadece girip girip çıkıyordum. Ama, sürekli şehir dışı yolculukları beni yordu. Daha yeni geldim diyebilirim.

Sevgili pante'nin açmış olduğu topiği beğendim. İnternette Turan Dursun diye araştırdığınızda, hakarete varacak şekilde bir çok laf salataları bulabilirsiniz. En büyük kaynakları da, kendi eseri olan "Kulleteyn" kitabından yaptıkları alıntıdır. Tek savundukları psikolojik yanından başka birşey değil. Yaşadığı zor şartlar sebebiyle, psikolojisi bozulmuş yok onun için dine bu kadar saldırmış mış ? Falan filan hikayeler gülüp geçiyorum. Arada bir, iş arkadaşım da bana maille yolluyor. Sadece gülüyorum.

Ama asıl önemli olan, zincirleri kırıp çevremizi genişletmemiz ve bizi duymaları. Ben ilk dinsiz olduğumda, sadece en yakın arkadaşım biliyordu. Şimdi (aradan neredeyse 1,5 yıl geçti). Babam, halamın kocası, iş arkadaşlarım (yemekte inançsız olduğumu söylediler), diğer şirkette çalışan bazı arkadaşlarım. Eşim bile en azından "Senin namazla işin olmaz ki" demesi bile güzel......

Din konusunda sağ olsun. Özellikle Turan Dursun beni o kadar aydınlattı ki, Bir iki kitabı kaldı okumadığım. Güzel olan, iş yerine bu kitapları getirip, müslüman olan arkadaşlarımla tartışmam. Ama, onlar klasik savunmalarla (önyargı) ile kaçıyorlar. Başka yapacak birşeyleri yok.

Doğruya bakabileceğin bir çok açıdan bakarsan ulaşabilirsin..... Ön yargılı insanlar bir noktadan yakalayıp kendi duvarlarını kırmaktan o kadar korkuyorlar ki ? Olgunlaşmanın duvar kırmak olduğunu bilseler........

Mesela, Kulleteyn kitabında; Turan Dursun 9 - 10 yaşında iken müftü, hoca diye gördüğü kimselerin camilerde homoseksüel ilişkilerine şahit olmuş. Hemen, bizim arkadaş "Kesin ona da yapmışlardır, ama kitabında yazmaz. Onun psikolojisinin ne olduğu belli" gibi, ya da Sürekli sürülmesi olayını, "Psikolojisi bozuk olmasa, insanlarla geçinebilirdi. O yüzden sürekli sürdüklerinden, o da dine karşı bir kin duymuş" gibi. Böyle yüzeysiz, basmakalıp, tek taraflı fikirlerle muhattap bile olmuyorum.

Çıksınlar, hadi o anlatılan hikayeler ne kadar bilime uygun olduğunu anlatsınlar da görelim. "Yunus hikayesi, Süleyman hikayesi, Ayın yarılması, miraç olayı (ışık hızı kavramı varken, burak denen katırvari hayvana ne gerek var)" var da var. Kalkıp bana da, onu Allah dilediği için yaptı, yok onlar peygamberdi. Safsatalarıyla gelmesinler..... Allah'ın işine karışılmaz hikayelerini sadece kendilerine anlatırlar.... *

Bütün din kitaplarında olan "Yer, Gök ve İkisi arasındakiler" gibi ilkel fikri açıklayamazlar ki. Böyle bir terim ancak, Okyanusun yaratılmasını; kum tanesi ile açıklamaya benzer. Çünkü, gök yada gökyüzü diye bahsedilen, Dünyayı çevreleyen hava tabakasıdır (atmosfer, stratosfer ...v.b.). Gök denilen şey, evrende bir kum tanesidir. Bu aynı Volterin dediği gibi "İpekböceği, kozasından dışarı bakmış. Evreni, sadece kozadan ibaret sanmış ve demiş ki, "Yer, Koza kabuğu ve ikisi arasındakiler"

*Ama; dünyayı düz olarak algılarsan, Yer, gök (yukarısı) ve ikisi arasındakiler dersin yalnızca. Dünyayı düz olarak algıladığın için de, Kur'an güneşin battığı ve doğduğu yere de gidebilirsin. Orada halklarla da karşılaşabilirsin. Dünya'nın güneş ekseni etrafında döndüğünü bilsen bile.....


Son olarak; Bizim gerçekten düşünmediğimizi Turan Dursun o kadar güzel açıklamış ki "Bir şeyi oku, düşün, düşün, araştır, tekrar düşün" kaç sefer söylemiştir. Hayatımızın ezberden başka birşey değil. Öyle bir eğitim sistemimiz var ki, sadece ezberliyoruz içimize işlemiş. *Buna son bir örnek verip kapatacağım. Patronumla beraber, Malatya'dan uçakla İstanbul'a geliyordum. Yanımızda da, .... Bakanlıkta görevli biri vardı. Bilimsel bir toplantıdan geliyorduk. Patronum (üniversite mezunu - işletme mezunudur), bakanlıkta iş tecrübesi de vardı. Yanımızdaki kişi de Kimya Mühendisi idi. Konu dine döndü. Konuştukları konu Miraç olayı idi. Bakanlıkta bu konuyu da konuşmuşlar. Kimya mühendisi zat dedi ki " Üniversite de kimya hocamız; Işınlanmanın mümkün olamayacağını, çünkü, maddeyi bir yerde yok edip diğer yerde birleştirmenin mümkün olamayacağını söylemiş. Ama, Peygamber efendimiz (Zatı muhterem); Allah tarafından öyle bir mucize verilmiş ki, Işınlanarak Miraç'ta göğe, Tanrı katına yükselmiştir" dedi ve bizim patron da başı ile onaylamaz mı ? Uçakta yolculuktan pek hoşlanmam, uçakta tartışmayı da pek sevmem o yüzden sesimi çıkarmadım..

İşte,,, bilimi nasıl öğreniyoruz görün. Bu kişi Bakanlık'ta çalışan biri ve projeleri inceleyerek onaylayan bir. Denetleme yetkisi olan biri. İleride belki, Bir şube müdürü ya da Daire Başkanı olacak ve Büyük projelere olur verecek. Ama nasıl ??????????????????????


miraç olayı (ışık hızı kavramı varken, burak denen katırvari hayvana ne gerek var)" var da var !!!!!!!!!!


ilginç. zaten ilginç olduğu için baya bir düşündüm. ama sonuç şu oldu. bu ervene ait kurallar butunu içindeki fiziki bir varlığı farklı bir evrene götürmek için esasında ışınlanma yeterlidir:) ama olay ışınlanma değil insan oğlu dar zamanlı algısını yenebilmek ve bir yolculuğun varlığını unutkan insan gözünde katileştirmektir.

placebo
15-03-2009, 03:53
alıntı cyctec

miraç olayı (ışık hızı kavramı varken, burak denen katırvari hayvana ne gerek var)" var da var !!!!!!!!!!



Miraçtaki burak denen katır bize akabinde şunu kanıtlar: Alllahın,dünya üzerinde insan tarafından bulunagelmiş, zamana bağlı ve mevcut bilimsel,teknolojik buluşlarına göre ilerlediğini ve davrandığını gösterir ki,bu da Allah'ın zamanlar üstü ve herşeyi yaratan sıfatlarına terstir = Muhammed kuranı kendi yazmıştır..Kuran da tabir edilen sıfatlara sahip bir Allah yoktur..


sevgiler

cyctec
15-03-2009, 04:19
alıntı cyctec



Miraçtaki burak denen katır bize akabinde şunu kanıtlar: Alllahın,dünya üzerinde insan tarafından bulunagelmiş, zamana bağlı ve mevcut bilimsel,teknolojik buluşlarına göre ilerlediğini ve davrandığını gösterir ki,bu da Allah'ın zamanlar üstü ve herşeyi yaratan sıfatlarına terstir = Muhammed kuranı kendi yazmıştır..Kuran da tabir edilen sıfatlara sahip bir Allah yoktur..


sevgiler

ışınlansaydı veya boyutlar arası yolculuk şeklinde açıklansaydı eminim anlardınız.

hali hazırda bu olayın gerçekliği konusunda zamanın mekkeli ateisteleride şüpheye düşmüş ama bir cevap almışlardı.

ama bu cevabın onlar için yeterli olmayacağı açıktı.

bana zamandan bagımsız bir nesne soyleyip birde bunun ne anlama geşdğini söylersen sana bravo dicem. çünki zaman boyutunu aşmış ilk insan gözüyle bakılacan, tarafımdan tabi:) inanmayanlar olabilir.

placebo
15-03-2009, 05:41
ışınlansaydı veya boyutlar arası yolculuk şeklinde açıklansaydı eminim anlardınız.

hali hazırda bu olayın gerçekliği konusunda zamanın mekkeli ateisteleride şüpheye düşmüş ama bir cevap almışlardı.

ama bu cevabın onlar için yeterli olmayacağı açıktı.

bana zamandan bagımsız bir nesne soyleyip birde bunun ne anlama geşdğini söylersen sana bravo dicem. çünki zaman boyutunu aşmış ilk insan gözüyle bakılacan, tarafımdan tabi:) inanmayanlar olabilir.


**Sakın bana öyle açıklansaydı falan gibi açıklamalar yapmayınız..Açıklamalar anlaşılabilir olmaları açısından çok önemlidirler.Bunu da ben Allahım diyen birisinin çok iyi bilmesi gerekir ki,iddiasına göre bizi o yaratmıştır...Hele hele mübin yani -açık seçik,gizli saklısız- olduğunu iddia eden Kuran için konuşuyorsak...Müslümanlara bu miraç olayını sorsan her biri farklı düşünce öne sürerler...Mesela herhangi bir ayetin açıklamasını istesek 100 müslüman varsa 100 de değişik açıklama gelecek demektir..Oysaki din tektir,kuran tektir,Allah tektir derler..Eğer bir Allah varsa bu çelişkilerle dolu ne söylemeye çalıştığı belirlenemeyen söz dizilerinden oluşmuş bir kitabı ,bir aracının eline tutuşturup ortaya çıkmaz..Bu bahsettiği evrenler üstü yüceler yüceliğine terstir ilk önce...Siz biraz forumları tararsanız bu konularla ilgili çok güzel açıklamalar bulacaksınız sevgili cyctec..


**Zamanın mekkeli ateistleri hiç bir cevap almamışlardı sevgili cyctec..Bu size öyle aktarıldı o kadar..

Siz Alaaddinin sihirli lambasından çıkan cine inanıyor musunuz?..

**Kendi yarattığı bir zamana sıkışmış bir Allah olmaz..Eğer öyle diyorsanız o başka bir şeydir..Bahsettiğim insan değil dikkatinizi çekerim.Kendi yarattığı zamanın ,bilimsel metodunu kullanmakta ısrar eden bir Allah söz konusu..Mesela dünyayı insanlar düz olarak bildiği dönemlerde Allah ta düz biliyor.Böyle bir şey olmaz..Umarım anladınız..

Sevgiler

cyctec
15-03-2009, 13:04
**Sakın bana öyle açıklansaydı falan gibi açıklamalar yapmayınız..Açıklamalar anlaşılabilir olmaları açısından çok önemlidirler.Bunu da ben Allahım diyen birisinin çok iyi bilmesi gerekir ki,iddiasına göre bizi o yaratmıştır...Hele hele mübin yani -açık seçik,gizli saklısız- olduğunu iddia eden Kuran için konuşuyorsak...Müslümanlara bu miraç olayını sorsan her biri farklı düşünce öne sürerler...Mesela herhangi bir ayetin açıklamasını istesek 100 müslüman varsa 100 de değişik açıklama gelecek demektir..Oysaki din tektir,kuran tektir,Allah tektir derler..Eğer bir Allah varsa bu çelişkilerle dolu ne söylemeye çalıştığı belirlenemeyen söz dizilerinden oluşmuş bir kitabı ,bir aracının eline tutuşturup ortaya çıkmaz..Bu bahsettiği evrenler üstü yüceler yüceliğine terstir ilk önce...Siz biraz forumları tararsanız bu konularla ilgili çok güzel açıklamalar bulacaksınız sevgili cyctec..


**Zamanın mekkeli ateistleri hiç bir cevap almamışlardı sevgili cyctec..Bu size öyle aktarıldı o kadar..

Siz Alaaddinin sihirli lambasından çıkan cine inanıyor musunuz?..

**Kendi yarattığı bir zamana sıkışmış bir Allah olmaz..Eğer öyle diyorsanız o başka bir şeydir..Bahsettiğim insan değil dikkatinizi çekerim.Kendi yarattığı zamanın ,bilimsel metodunu kullanmakta ısrar eden bir Allah söz konusu..Mesela dünyayı insanlar düz olarak bildiği dönemlerde Allah ta düz biliyor.Böyle bir şey olmaz..Umarım anladınız..

Sevgiler

alaadinin lambasına inanmam, ama inandıklarımın ne olduğu hakkında bilgi sahibiyimdir.

senden örnek verelim, 350 ila 700 nm arası dalgaboylarını görürsün, ama her gün cep telefonun da atalarının farkına dahi varamadığı kuyramsal olarak açıklayamadığı emd leri kullanırsın. peki bu emd lere inanırmısın?

10 sene önce aladdinin sihirli lambası daha mantıklıydı emd ye göre:)

her neyse insanları bu kadar buyutmeyin gözünüzde.

birde size bir ip ucu verim araştırın naacal tabletleri

saygılar

ılımfızık
19-03-2009, 17:56
''turan dursun denen ateist bir çok insanın aklını bulandırmak için birde site açmış''

Linkte ki ilk mesajdan alıntı

....

kardeşim bu kişilere sabretmek lazım ben bir müsluman fızık mühendisiyım.onlar sevmedıgı ınsanlara feto der gerçı ben severım ama sadece rabbımın nuru onda oldugu için fıkırlerıne karşiyım.ama ınançı olmayanlar feto der bız hiç turo dıyormuyuz.onlar küfretmeyız dıyorlar ama nerdeeee.
ben tüm ateıstlere seslenıyorum bekleyın cern deneyının sonuçunu bekleyın beklemezsenız namertsınz.
bugun gerçek anlamda ınsan oglu atom yapamadıysa ve ınsan kopyalama işinde yıne ınsana ihtıyaç duyuyorsa evrımcıler degılde tam olarak çünku evrım ın hepsıne bız yanliş demıyoruz ama ateıstlerın çok dıkkat etmesı gereken bır durum