Orijinalini görmek için tıklayınız : Reankarnasyon ve Karma
Reankarnasyon *Latince “reincarnatio” kelimesinden gelir. Yeniden doğmak, yeniden ete bürünmek demektir. Bedenin yalnızca ruhun evi, kabuğu olduğu, beden eskiyince ruhun ait olduğu boyuta geri döndüğü, astral alemde bir müddet kaldığı, eğitimini tamamlamak için tekrar enerji olarak farklı şartlarda ve farklı bir anneden doğduğu inancıdır.
Reankarnasyon inancına göre;
Sonsuz olan bir oyun yaratır ve kendini sonsuz parçaya bölerek oyunun içine girer. Oyunun amacı 'sonluluğu' deneyimlemektir.
Ruh bedene bağlanınca artık o bağlandığı formun bilinç ve eylem olanakları ile sınırlanır. Kendini, neden oraya geldiğini, geçmiş hayatlarını hatırlayamaz.
Çünkü insan formuna bu özellikler sağlanmamıştır. Örneğin hayvan formu geçmiş yaşamlarını hatırlayabilir, insanın normalde göremediği aura, enerji alanlarını görebilir. Ama 'benlik bilinci' ve soyut düşünme yeteneği pek olmadığı için oyunu çözebilecek durumda, kapasitede değildir. Bu yüzden bu formun bu tip imkanları barındırmasında sakınca görülmemiştir.
Karma felsefesinin bir sonucu olarak reenkarnasyon inancı Hint dinlerinde çok köklü olarak yerleşmiştir.
Karma doktrinine bağlı olarak tenasuh, yani ruhun bir bedenden ötekine geçtiği inancı doğdu. Böylece ölümden sonra devamlı var olma, ruhun bedenden ayrı olduğu fikri gelişmiş oldu. Bu inanışa göre, ruh kendi derecesi içinde yüksek veya alçak olarak doğar. İnsan yaptıklarına göre hayvan, bitki, insan veya tanrı şeklinde doğar. (Buna göre insan kendi kaderinin mimarıdır.) Bu doğuş, bir sebep sonuç ilişkisi içinde gerçekleşir. Manevi ve ahlaki karşılık, yani yapılanların sonucu ruhun tenasuhu ile mümkün olur. Sonraki hayatta mutlu olmak, doğru harekete bağlıdır. Her şahıs, işlerinden sorumludur. Ölümden korkmaya gerek yoktur. Devamlı yeniden doğuşlarla insan, arzularına ulaşır, devamlı bir tatmin elde eder. O, tanrı Brahma'da yaşar. Bu inanışın Hintliyi kuvvetli bir iyimserliğe ulaştırdığı ileri sürülmektedir.
Hinduizm (Brahmanizm) ile birlikte, Budizm, Taoizm, Maniheizm gibi Asya'nın eski dinlerinde de görülür. Yeniden doğuşun en eski yazılı kaynağı ise, Hinduizmin kutsal metinleri olan Upanisad'lardır. reenkasyonun turkıyedeki asıl yeri hatay ve çevresidir.
"Korkma, Sadece toprağa gideceksin. Sonra toprak olacaksın. Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin. Oradan özüne ulaşacaksın. Çiçeğin özüne bir arı konacak. Belki o arı ben olacağım..."
(Eşkiya filminden)
İslam'da reankarnasyonun olup olmadığı bir tartışma konusudur.
Her ne kadar ahiret-cennet-cehennem anlatımları reankarnasyonu desteklemese de bazı ayetlerdeki ifadeler reankarnasyona inanan müslümanlarca iddialarına kanıt olarak gösterilmektedir.
Bu ayetlerden en önemlisi Bakara-28'dir.
Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.
İslamcılar bu ayetteki "ölü idiniz sizleri diriltti" ifadesini "hayatta yok iken size can verildi" şeklinde anlamlandırmaktadırlar.
Ancak "ölü" sözcüğü bir hayat yaşayıp daha sonra yaşamı sona ermişler için kullanılır.
"Diriltmek" fiili ise yaşayıp ta ölmüş olana yeniden can verilmesidir.
Ayette 2 kez ölüm hali, 2 kez de diriltme vardır. Sonrası da hesap günü.
Buna rağmen Kur'an bir başka ayetinde reankarnasyon inancına geçit vermez.
Duhan/ 56. Onlar orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Yine Müminun 99-100 ayetlerinde reankarnasyona barzah (engel) olduğu açıklanır:
Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der.
Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
Bir sebep-sonuç kanunu olan karma,insanın geçmişte yaptığının gelecekte ayrıca görüleceği esasına dayanır. İnsan ektiğini biçer. Bugün ekilen yarın alınacaktır. İyiliklerin karşılığı iyilik,kötülüklerin karşılığı kötülük olacaktır.
Karma, her kararın doğru ve yanlış sonuçlarını tespit eden bir kavramdır.
Karma 'da asıl olan mükafat beklemeden hareket etmektir.
Böylece sonuç bekleme arzusu frenlenmiş olur.
Karma 'ya göre ölüm yokluk değil bir halden diğerine geçiştir.
Reenkarnasyon inancına göre kişinin ölümden korkmasına gerek yoktur.
İnsan devamlı olarak tekrar doğuşlarla isteklerine kavuşur.
Reenkarnasyon inancına Eski Yunan, Eski Mısır, bazı Hıristiyan Mezhepleri ve Tanrının Yolu Topluluğu gibi dinlerde de rastlanmaktadır.
Hinduizmde halk çeşitli sınıflara ayrılmıştır. Bu sınıflara Kast denir. Kendi isteği doğrultusunda Kast seçemez, belli bir Kast 'ta dünyaya gelir. Fakat sonradan Kast değiştiren ya da Kast dışı sayılan "dokunulmazlar" da vardır. *4 temel Kast vardır:
1 - Brahmanlar (rahip ve alimler)
2 - Kşatriya (prensler ve askerler)
3 - Vaişya (tüccar, esnaf ve çiftçiler)
4 - Şudra (işçiler, sanatkarlar)
Bu Kast 'lar dışında, insanlığın en aşağı tabakası sayılan Parya sınıfı vardır.
Acaba ilk yaşamında parya sınıfından olan, sonraki yaşamında üstün sınıflara mensup olarak mı geliyor, denge böyle mi sağlanıyor? Değilse bu da bir adaletsizlik değil mi?
İslam'da reankarnasyon iddiasına yeniden dönelim ve şu ayete bir açıklama bekleyelim:
Mümin/ 11. Kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?"
Ayetteki 2 kez ölmek ve 2 kez dirilmek ne demek?
Hadi Bakara-28'i mecazi anlamla geçiştirdik diyelim. Peki bu ayet nesi?
Sevgili *Pante ,
Reenkarnasyon ile ilgili Adana, sizinde belirttiğiniz gibi Hatay, İskenderun çok vakıaya şahit.
Mesela bir tanesini okumuştum, adam at arabacı ve birisi vurmuş. Sonra bir çocuk doğmuş vurulduğu yerler bile aynı olduğu halde kurşun izleri varmış vücudunda. Sonra o çocuk akıl baliğ olunca gitmiş evini bulmuş. Vuranı teşhis etmiş.
Bir başkası, Tv de izledim bir kız. 15 yaşlarında.
Verin benim çocuklarımı diyerek, bir evin önünde eskiden gelin olduğu ev iddiası ile feryat ediyordu. Zırıl, zırıl ağlıyordu.
Şimdi bir Müslüman olarak, hem ayet itibari ile hem de teamülsen buna inanmamam gerekiyor. Ama bir de ortada olay var.
Evet, açıklama bu tür konularda çok basittir. Cin girmiş içine derler.
İyi de Cin girdiyse, amacı nedir ki?
Amacı haydi benim gibi adamların bu olaylar karşısında imanını zaafa düşürmek diyelim,
İyi de birader neden hep kurban olarak Adana, Hatay bölgesinden kişiler seçiliyor ki. Sonuçta delil oradakiler için daha geçerlidir.
Hatta bu konunun Çukurova Üniversitesinde bir enstitüsü bile var diye biliyorum.
Yani bugün dahi açıklanamayan bir konu hakkında tarihten gelen bilgileri ne kadar doğru olarak süzebiliriz?
Vermiş olduğunuz birinci örnek ayette ise, Ölü idiniz sizi diriltti de bir mecaz sanatı vardır. İmanın verdiği canlılık ile siz diri oldunuz, imansız kişi ölüdür diye genel bir söylene gelen tefsir aktarımı vardır.
Ben bu zay aklımla diyorum ki;
Ruh rabbin emrindedir. Onunla ilgili çok az bilgi verilmiştir.
Haa aklıma geldi, bu saibaba konusu da çok ilginç. Düşünün bundan yüzyıl önce bir adam çıkıyor bir sürü mucize gösteriyor, sonra diyor ki ben şu tarihte tekrar geleceğim.
Olmuş adamın 100 milyon müridi. Yani ruh göçü, büyü sihir derken, aslında dinlerin gizemi gibi bir yumak çıkıyor karşımıza. Ve ben inanır olduğunu iddia eden kendim dâhil kimsenin, inançsızları da ekleyerek gerçek ve doğru bir bilgiye bu konuda sahip olmadığını düşünüyorum.
Sadece bireysel olarak karşılaştığımız olayların bizlerde bıraktığı etkiler ile ya yok deyip kesip atıyoruz, ya ahha mucize diyor aslanın sesinde koyunun bokunda delil arıyoruz ya da kedidir diyor geçiyoruz.
Bir dehliz gibi bu konu. Ayrıca ürperti de veriyor. Hani o gerçeğin ürpertisi gibi bir şey sanki.
Oysa din ile büyünün ve sihrin kolları farklıdır. Din toplumun yaşayışını zahirde düzenlerken, tabiî ki sihri ve büyüyü, joker olarak kullananları ret eder.
Ama bu destede joker olmadığına delil olmaz.
Selamlar.
Sevgili okinono, bu gune kadar ispatlanamais iddialardir bunlar. Kahve falinda gelecegin gorundugune ve denilenin dogru ciktigina da ulkenin en az yarisi inanmakta. mesele daha cok inanma isteginden kaynaklaniyor bana kalirsa. Batida da on binlerce insani mucize yaptigina inandiran ve bundan buyuk para kazananlarin her birinin uc kagitci oldugunu soylememe bilmem izin verir misin? Gunumuz teknolojisinden yararlanarak ve hipnoz teknigi kullanarak mucize yapanlar, saf ve masum insanlarin parasini cebine indirmekte. Aslinda herbiri bir vodoo toreninden baska birsey degil.
*Ruh beynin fonksiyonlarindan birkacina verdigimiz isim. No beyin= no ruh, bu kadar basit. Nebati hayata donmus bir insanda, ruha benzer hicbirsey goremezsiniz. madde enerjiye, enrji maddeye donusur mu? evet donusur, ama bu enerjinin hicbir iradesi olamayacagina ben eminim.
* Sevgili pante'nin mevzusuna donecek olursak, reenkarnasyon diye birsey olmayacagini benim aklim bana soyluyor. Velev ki olmus olsa bile, ben vartor olarak *farkinda olmayacaksam bana ne faydasi var? Ha olmus ha olmamis hic farketmez. Ustelik ruhlar bolunmuyorsa eger, insan sayisi gittikce artiyor, taze ruhlar mi yapiliyor biryerlerde diye dusunurum ben. Eger yapiliyorsa reenkarnasyonun manasi ne demek oluyor.
*Ben olsam olsam bir karinca olmus olmaliydim eski hayatimda. Dunyaya geldigimden beri oyle yorgun hissediyorum ki cogu zaman....
Nusayriler ve Reankarnasyon:
Nusayriler, Hatay, İskenderun, Adana ve Mersin civarında yaşarlar. Nüfusları yaklaşık olarak 1 milyondur.
Nusayriliğin bir diğer adı da Arap Aleviliğidir. Nusayri halkı, kendisini adlandırma konusunda çeşitlilik gösterir. Türkiye'de yaşayan Nusayri halkı, genelde kendisini Alevi veya Arap Alevisi olarak tanımlar.
İslam Tarihinde Nusayrilerin ortaya çıkışı hicret'ten üç yüz yıl sonradır. Nusayriliğin kurucusunun İbn Nusayr olduğu kaynaklarda yer almıştır. Kutsal kitapları, Kitab-ül Mecmu’dur.
Alevilerle birçok ortak özellikleri olmasına rağmen *Nusayrilerin Cem Evleri olmadığı gibi sema, saz çalma ve buna benzer ritüelleri de yoktur. Buna karşılık toplu ibadetleri ve kutsal günleri bulunmaktadır. en büyük bayramları Gadiri Hum olup Kurban bayramının 1 hafta sönrasıdır. Nusayriler bir mezhep olmadıklarını ve İslam’ın kendileri olduğunu iddia ederler.
Nusayrilerin diğer mezheplerden en büyük farkı da tenasüle yani reankarnasyona inanmalarıdır. Nitekim Hatay, Adana ve Mersin’de özellikle Nusayriler arasında çok sayıda, oldukça şaşırtıcı reankarnasyon olgularına rastlanmaktadır.
Hatay ilinden birkaç örnek:
• * Ali Kara: Suriye’de ölüp Türkiye’de doğduğunu söylüyor. Hatay Raskiye köyü, 1972 doğumlu. Bir önceki hayatında adı Cabir Rismen. Bilal ve Rahibe'nin oğlu olarak Cennata köyünde dünyaya gelmiş. 1947-1960 yılları arasında yaşamış. Kullandığı traktör devrilince ölmüş.
• * Mehmet Aslan: 1987 doğumlu. Bir önceki hayatındaki annesi yeni doğan çocuğu Mehmet’i rüyasında görüyor. Arayıp buluyor ve çocuğu ailesinden istiyor. Mehmet, bir önceki hayatında Ata Eryılmaz imiş. Ata'nın anne babası Habib ve Raya Eryılmaz'ın iki çocuğu var. Ata ve Nebil. Nebil 15 günlük iken ölüyor. Ata ise üniversiteyi kazandığı yıl Asi Nehri'nde boğuluyor.
• * İpek Kart: Hatay Döver köyünde, Besime adında bir hamile kadın; öldürülüyor. Kocası cezaevine konuluyor. Besime ise İnci-Sabri Kart çiftinin kızları olarak Hatay’da dünyaya geliyor. İlkokula giden İpek’in güncesinden okuyoruz:
* * "Bundan önce de hayatım vardı. Döver köyünde, yeni evli, 8 aylık hamile bir kadındım. Adım da Besime Yayar idi. Eşimle düğünümde takılan takılar yüzünden hep kavga ederdik. Altınlarımı bozdurup kamyon almak istiyordu. Beni sürekli dövüyordu. Bir gün yine altınları istedi karşı çıktım dövdü. Evin damındaydık kocam beni itti, dengemi kaybettim aşağıya düşüp öldüm. Ama geri döndüm, şimdi adım İpek Kart ve 12 yaşımdayım.
------------
Reankarnasyona inanan toplumun içinden ruh göçü öykülerinin çıkması tesadüf değil tabi.
Herhalde Uzakdoğu ülkelerinde kimse cin gördüğünü anlatmıyordur.
Ama cinlere inanılan toplumlarda bolca cin hikayeleri vardır.
Dikkatimi çeken ise şimdi kadın olanın önceki yaşamında da kadın olduğu, ya da erkeğin erkek.
Halbuki cins değişimi daha doğru olurdu. Bir de karşı cinsliği tatsın insanlar değil mi?
Ama her iki cins de kendilerine yakıştırmıyorlar ki önceki yaşamlarında da aynı cinsi seçiyorlar. *:)
Reankarnasyona İnananlar:
Bilinen Batı tarihinde ilk kez Pisagor ve Platon gibi bazı eski Yunan bilgin ve filozofları tarafından dile getirilmiş olan ruh göçü kavramı, aslında çok eski çağlardan beri, eski Mısır, Kelt, Maya ve İnka uygarlıkları gibi birçok uygarlıkta bilinen ve kabul görmüş olan bir kavramdır.
İskandinav mitolojisinde de ruh göçüne ilişkin öğeler bulunmaktadır.
Platon ruh göçü fikrine özellikle "le Phedon", "le Banquet" ve "Er’in Öyküsü" eserlerinde değinmiştir. Antik çağın Yunanistan’ından sonra Gnostiklerce de kabul edilmiş ve Roma Uygarlığı’nda özellikle Mitraizm misterlerinde benimsenmiş bu kavrama Kabbala’da (gilgulim) ve belirgin ifadelerde bulunan sufilerin ( Ferideddin Attar,Bahram Elahi) sayısı az olmakla birlikte Tasavvufta da rastlanır. Günümüzde de ruh göçü kavramını kabul eden birçok inanç sistemi, tarikat ve felsefi akım bulunmaktadır. Ruh göçü fikrini kabul etmiş eski ve yeni inanç sistemlerinin mensupları arasında, Hindular, Budistler, Katharlar (Cathares), Eseniler, Caynacılar, Sihistler, Umbanda'cılar (Makumba, Brezilya),Yezidiler, Nusayriler, Dürziler ve Anadolu Kızılbaşları sayılabilir. Bu kavram Asya’nın Şamanist toplumlarının birçoğunda ve birçok Kızılderili kabilesinde de mevcuttur. Hint'te "samsara" adıyla bilinen bu kavram, Budist Türkler'de "sansar" adını almıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Reenkarnasyon
Reenkarnasyon, özellikle spiritüel (ruhsal) düşünceye sahip insanlarda da * yaygındır. Ben de * bir ara ilgilenmiştim (hala da ilgim devam ediyor.)
Bu dünyaya gelen insanların ruhsal bakımdan bir tekamül (gelişim) evresi geçirdikten sonra, başka bir bedenle hayat bulacağı belirtilmekte, tekamül evresine göre evrenin en yüksek tekamül sınırı olan 7. basamağına kadar yükselenler, üstat konumuna erişenlerdir.
Geri de * kalanlar ise *gelişim gösterene (7.basamağa kadar) dek kaldıkları yerden devam ederler.
Tekamül mü Tenasüh mü? *
Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.
Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.
Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.
Öyleyse ölümden korkmak niye?
Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,
Ya da alçaldığım görüldü mü?
Bir gün insan olarak ölüp,
ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım.
Fakat yolum devam edecek,
Allah’tan başka her şey kaybolacak.
Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.
Yıldızların üstünde bir yıldız olup,
Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.
Mevlana Celaleddin Rumi
Tekamül, ruhun yükselmesi ve dönüşümüdür. Tenasüh, yani enkarnasyon ise ruhun yükselmesi amacıyla yeniden bir beden bulup başka bir yaşam sürdürmesidir.
Tekamül de, tenasüh de ruhla ilgili.
Tasavvuf dışı İslam'da tekamül de yok, tenasüh de.
Peki ruh inancı var mı?
Sevgili Pante,
Bu konuyu ararken internetten takıldı. * Paylaşmak istedim. İlginç bir serüven gibi geldi şairin yazdıkları.
Selamlar
..............
Belki bir duanın eseriyim,
Atalarımdan edilen hayra doğru;
Serpileceğim.
Belki bir kahrın tohumuyum,
Leş kargalarına atılıp
Çürüyeceğim.
Belki de bir soysuzun dölüyüm,
Kadehlerine dökülüp,
Gideceğim.
…
Sonsuz mekânların farkındayım da,
Çınlıyor sapaklarda sesim.
Estikçe yelkenimden yel,
Ateşe doğrulduğumu anlıyorum.
…
Ufkumdan çekiyor sıcak,
Soğruldukça soğuyorum.
Korktukça yokluğun tenime dokunuşları beliriyor gözümde;
Dibime ulaştıkça korku, sara nöbetleri gibi sarsıyor
Vardıkça uzuyor, uzadıkça kaçıyor ateş önümden
Uyuyorum…
…
Bir Nur geliyor,
Nur içinde Nur doğuyor,
Ufkumda parlıyor her şey birden,
Bir tek ben görüyorum beni,
Yelkenlim eriyor,
Sınırdan giriyor kimliğim…
…
İçindeyim ateşin…
…
Öyleydim aslında yoktu insandan farkım ve senden afakım.
Her yanımda şeytan vardı,
Soysuz aşkların kalleş ceremesini kusardı
…
Sen, ey gafil arkadaşım!
Uyanmalısın artık pusulaca.
Vahşete perde olan gaddarların dergâhından
Sıyrılmalısın hızlıca.
Koşmalısın yükseğe daha da yükseğe.
Bilmelisin ki,
Uçabilmeyi öğrenenler kalacak bu tufandan geriye.
…
Benimle dolmalısın gökyüzünde akan nehirlerin içinden,
Arınmalısın sana ait sandığın her bir zerdeden.
Baharı dağ eteklerinde karşılamalı badem, badem açarak;
Kırpılmalısın yıldızların içine sayılarak.
Berrak safiyetler dolmalı artık,
Kahırsız ve siyahsız bedenler giymeli bizi;
Enselerimizden esmeli rüzgâr ağlayarak.
…
Yağmalıyız sonra, nice sonra…
…
Tohumlar dökülüyor ağzımdan, gagalarına kuşların.
Kartalın kursağından göle düşüyor aslım.
Sana kalan,
Islanmış, yamasız astarım.
…
Aslımdan sıyrılınca,
Sende ol burada.
Birazdan;
Susamış bedenler de girecek suya…
Ufalanacak sonra yıldız ışıklarından
Adedince ektiğin.
Çöl içinde zerrelere kavuşacak köklerin,
Savrulacaksın yeni hasatların başaklarına
Çoğaldıkça doğacaksın
Doğdukça çoğalacaksın.
…
Kurumuş sahraların vahası olmak başkalarının işi
Sen aslında yanacaksın arkadaşım.
Benzeyecek sana her kum tanesi içindeki zerre.
Yandıkça arınacak,
Arındıkça yanacak,
Sır kadar kavrulacaksın.
…
Soyun, soyundan arkadaşım.
Masum sandığın her bir terk ediş özünden,
Dehşetli günahların, görünen ucudur aslında.
…
Beni besleyen çimen kokan dağların koynuna saklanıyorum bugün.
Gel.
…
Ey kahpe şeytan;
Sen de çekil artık sahneden,
Boru çaldı,
Ses duyuldu derinden.
…
Ya Rabbi;
Varlığından başlar yolculukların aslı, varmak için yine sana.
Varlığımdan sandığım her külli şey senindir.
Kül den noktaya kadar her şey dâhil.
Senindir akşamın esen yeli, sabahın seheri
Senindir zerrelerin aktığı karanlıklar
Senindir sana dönen tüm ışıklar.
Rab sensin, Nur sensin, Kaynak sensin.
Senden gayrı yok ki kimi seveyim.
Her bir zerrede doğur beni.
Amin…
"Her bir zerrede doğur beni.
Amin…" oki
Mayakowski'den, Neruda'dan şiir asacak halin yok a. Kemalettin Tuğcu yuda araştıralım.
Selamlar.
Sevgili okinono;
Şiir çok güzelmiş.
:)
Sevgilerimle.
Tekamül de, tenasüh de ruhla ilgili.
Tasavvuf dışı İslam'da tekamül de yok, tenasüh de.
Peki ruh inancı var mı?
İslam'da ruh konusu tartışmalı bir konu.
Müslüman arkadaşlara sorumu tekrarlıyorum,
İnsan ruhunun varlığına inanıyor musunuz?
İsra/ 85. *Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir.
Size ancak az bir bilgi verilmiştir.
Kur'an'da bahsedilen ruh Cebrail midir?
İnsan ruhuna inanıyorsanız, ölümden sonra ruha ne oluyor?
Ali usta 32 yaşında deneyimli bir elektrikçiydi. Mersin'nin Bekiralanı köyünde doğmuş, şehir merkezinde kendine bir iş kurmuş, evlenip çoluk çocuğa karışmıştı. Bir gün bir işyerindeki bir elektrik arızasını onarması için onu çağırdılar. Onca deneyimine karşın, çok yüksek voltaj taşıyan bir kabloda elektrik olup olmadığını anlamak için 220 voltluk cereyana göre yapılmış bir kontrol kalemi kullanmaya kalkınca, akım vucuduna atladı, akımın şiddetiyle bulunduğu yüksek yerden yere düştü ve öldü.
Şimdi sıkı durun...
Ali ölmeden iki ay önce, onun doğduğu köye temiz giyimli, daha önce o köyde hiç görülmemiş bir adam gelmişti. Ali'nin abisi de sabah erkenden işlettiği dükkanı açmak üzere evden çıkmış, dükkana doğru gidiyordu. Yabancı Ali'nin abisine yaklaşarak Ali'nin evini sordu. Abisi, Ali'nin köyde olmadığını söyleyerek kendisinin Ali'nin abisi olduğunu belirtti ve adama Ali'yi görmek istemesinin nedenini sordu. Adam hiç birşey söylemeden bir kağıt parçasını uzattı Ali'nin abisine. Ali'nin abisi kağıdı alıp içinden okumaya başladı. Okudukça kanının bütün vücudundan çekildiğini hissetmeye, tüyleri diken diken olmaya başladı. *Okumayı bitirip başını kaldırdığında yabancı ortalıkta yoktu.
Kağıtta ne mi yazıyordu? "Ali Şahin bir fabrikada onarım esnasında elektrik çarpması sonucu ölmüştür. Cesedi Devlet Hastenesi morgundadır."
Ali'nin eşi o kağıdı hala sakladığını söylüyor.
Sevgili pante,
Bilinç,ışık,enerji yada ruh kim nasıl adlandırıyorsa,maddemin ötesinde beni ben yapan ve beni maddeden ben olma seviyesine çıkaran bir şeyin varlığına inanıyorum,onun gerçek ben olduğunu biliyorum.
Velev ki olmus olsa bile, ben vartor olarak *farkinda olmayacaksam bana ne faydasi var? Ha olmus ha olmamis hic farketmez. Ustelik ruhlar bolunmuyorsa eger, insan sayisi gittikce artiyor, taze ruhlar mi yapiliyor biryerlerde diye dusunurum ben. Eger yapiliyorsa reenkarnasyonun manasi ne demek oluyor. -Vartor abi.
.........
Vartor abi hem bir çıkış hem de kontr bir soru ile konuyu kilitlemiş.
Ben ben olmadıktan sonra, dönmüşüm ne olur dönmemişim ne olur. .. Hımmm bu basit ve önemli bir soru.
Araştırmak lazım..
Ahdi Misak ile direkt alakalı çünkü.
Sevgili Psikokemoterapi, ahdimisak uzmanı olarak bu konuda ne derseniz?
Selamlar
Sevgili pante,
Ölüme yakın deneyimler yada ölümden sonra iletişim üzerine yazılmış kitaplar var.Tuhaf olan ölüme yakın deneyim geçirmiş olanların hemen hemen hepsi benzer bir tecrübe yaşamışlar.
Elisabeth Kubler Ross kanserli hastalara psikoterapi uygulayan Amerikalı bir doktor,kitaplarından birinde ölümden sonraki iletişimi kaybettiği hastalarından biriyle kurduğunu yazıyordu.Yaşamayı doğru anlamlandırabilmek için önce ölümü öğrenmek gerektiğini,onun kanserli hastalarla olan hüzünlü terapi öykülerini okurken farketmiştim.Bu tatlı hanım ben kitaplarını okurken yaşıyordu ama ne yazıkki artık bu dünyada değil.
http://www.elisabethkublerross.com/
Bu başlığa tam üç yazı hazırladım. Daha sonra bu üç yazıyı da sildim.
Okumak daha keyifli geldi.
Sn. pante'nin verdiği bilgiler enteresan.
Kendimden pek çok şey bulduğumu ve dahi tartışmanın keyfini sürmeye devam.
Ölüme yakın deneyimler yada ölümden sonra iletişim üzerine yazılmış kitaplar var.Tuhaf olan ölüme yakın deneyim geçirmiş olanların hemen hemen hepsi benzer bir tecrübe yaşamışlar.
Sevgili ikixiki;
Ölüm ötesi ve ölümden dönüşle ilgili birçok öykü okumuştum. Hepsinde de benzer anlatılar vardı. Tabi etkilenmemek elde değil. Ama bu her ölüm şeklinde aynı mı ceryan ediyor, yoksa sadece bazı çeşitlere mi mahsus bilemiyorum.
Elizabeth Kubler Ross'un araştırmalarına acaba nöroloji dalındaki diğer bilim adamları ne diyor?
Bu öyküleri anlatanlar abartmış süslemiş olamazlar mı?
Anlatılanlar doğruysa bu ruhun varlığını mı gösterir yoksa başka bir izahı olabilir mi?
Bir dönem tam pozitif bir ateist idim. 20-25 yaş arası.
"Ruhun varlığı kanıtlansa dahi bu Tanrının varlığını göstermez" diye düşünürdüm.
"Evrimle ruh bile oluşabilir." derdim.
Şimdi böyle düşünmüyorum ve "Ruh'un ispatı Tanrının varlığının da ispatıdır" diyorum.
Bu arada İslamcı arkadaşlara sorduğum "Ruha inanıyor musunuz?" sorusuna hala yanıt almış değilim. Örneğin Hiramusta ruha inanmayabilir. Kur'an'cılar, 19.cular inanmıyor bildiğim kadarıyla. İnanmayan varsa ispatlayabiliriz. *:)
Bu başlığa tam üç yazı hazırladım. Daha sonra bu üç yazıyı da sildim.
Okumak daha keyifli geldi.
Sn. pante'nin verdiği bilgiler enteresan.
Kendimden pek çok şey bulduğumu ve dahi tartışmanın keyfini sürmeye devam.
İşte böyle!
Bazıları (ismi lazım değil! *:)) klavyeye sarılır patavatsız birkaç satır yazar, gönderir.
Sevgili Muhammed de üç yazı yazar, üçünü de siler.
Ama eminim sildiği her yazı o patavatsız yazılara nispeten kat kat daha içerikli ve değerlidir.
ikixiki ölüme yakın deneyimlere değinmişti.
Peki ölüme yakın deneyimler doğruysa bu reankarnasyonu mu doğrular yoksa dinlerin ahiret inancını mı?
Deneyimler pek dinleri doğrulamıyor gibi. Nerede ölüm meleği Azrail?
Bu arada bilimsel anlamda bu deneyimler için şu söyleniyor:
Anoxia (Beyindeki oksijen yetersizliği) oluştuğunda beynin kendisini kapattığı ve ölmüş gibi yaptığı ya da beyinde salgılanan ketamine adlı güçlü bir hormonun bu durumda ortaya çıkmasıyla kişinin bazı görüntüler algıladığını ifade ediyorlar. Hatta bu hormon dışarıdan verildiğinde insanda “vücuttan çıkıp gitmiş gibi” bir etki yaratıyor. Yani tıbbi olarak bu deneyimlerde “ esrarengiz” bir durum yok.