PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Turan Dursun hakkında bir ziyaretçi iletisi


28-02-2008, 13:55
Sitemizin İletişim Masası'na hemen her gün iletiler geliyor. Bunlardan birini paylaşmak istiyorum:

Ben turan dursunla yazdığı kitaplar sayesinde tanışmış ve onun düşüncelerine kişiliğine ve herşeyden önemlisi aydın görüşü üzerindeki ısrarına hayran kalmış biriyim. ama değeri anlaşılamıyor, bu beni çok üzüyor. bunda tabi ki islam devletinde yaşıyor olmamızın büyük etkisi var. soruma geçmeden önce bir şeyi belirtmek isterim. turan dursun yapıtlarıyla ilgili çalışmalarını sürdürürken para sıkıntısı çekiyordu ve bunu çok sevdiği kalemşör arkadaşı olan ilhan arsel'e yolladığı mektuplarda belirttiğini bu mektupları yayınlayan yayın evinin mektupların kitaplaşmış halini okuyunca anlamak kolay. düşünüyorum da turan dursun mali durumu iyi olan bir vatandaş olsaydı ki parasız biri olmasının nedeni yine aydın biri olmasından ileri geliyor diye düşünüyorum çünkü zaten kendisi belli gerçekleri dile getirmeden önce müftülük gibi sağlam bir makama sahipti yanılmıyorsam, işte o zaman ilhan arsel gibi amerika yada avrupada yani özgür düşünceye alışık toplumların arasında yaşayıp insanları aydınlatma çabalarını daha verimli bir şekilde devam etirebilirdi. oysa turan dursunun eli kolu bir anlamda bağlıydı bir yerden bir saldırının geleceğini biliyordu fakat bırakın kendisini savunmayı bu saldırılara karşı,bir toplumda farklı düşünen biri olmanın cezasını yazdığı kitaplardan para edinme ve daha iyi çalışma koşullarına ulaşma gayretiyle vaktini harcamakla ödüyordu. bu anlamda turan dursunun yapıtlarına tam konsantre olamadığını düşünüyorum.ve ne hazindir ki turan dursun ilhan arsel gibi dış ülkeye kaçamadığı için göz göre göre öldürülmüştür. çok zamansız bir ölümdür bu çok acıklı. İLKAY

Ziyatretçimiz bence yerinde bir belirleme yapmış. Turan Dursun'un mali olarak parlak bir durumda olmadığını biliyoruz. Parasal durumu iyi olsaydı yurtdışına çıkar mıydı çıkmaz mıydı bunu bilemeyiz ama bu olanağının olmaması hem düşündürücü hem de üzücü. Maddi olanaksızlıkların insan yaşamını nasıl da çevrelediğini, yaşama şansını bile azalttığının bir örneği belki de Turan Dursun.

Turan Dursun da İlhan Arsel gibi yurtdışına çıkabilseydi ilk dönem yazdığı kitapları gelen eleştirileri de göz önüne alarak daha bir üst safhaya çıkarabilecek daha derin belirlemelerini yazabilecek bizler de tartışmaları zevkle izleyebilecektik belkide.

okinono
28-02-2008, 14:17
Çok ilginç.

Daha iki gün önce sohbet odasında aynı *konuyu konuşmuştuk?

:?: *:?: *:?: *:roll: *:roll: *:roll:

thunderpoint
28-02-2008, 14:28
Sayın İlkay'a yorumu için teşekkür ederiz.

Bu ülkenin özgür düşünceli insanları her ne kadar aydınlanmacı da olsalar zihinlerinde yerleşik bazı kavramlar, onların düşünce açılarını daraltıyor. Sevgili ziyaretçimizin yukarıdaki yazıda kullandığı "islam devletinde yaşıyor olmamız..." tanımı bunun en somut örneğidir bence. Yani 'öğrenmek fakat hayata geçirmemek' durumu.

Bence insanlarımızın oransal çoğunluğu bunu 'fark ve his' ettiğinde aydınlık başlıyor olacaktır. Böylece de birilerinin bir yerlere kaçma ihtimali ortadan kalkacaktır.

pante
28-02-2008, 20:05
İşte dinci faşizm bizi "Keşke yurt dışına gitseydi" demeye mecbur bırakıyor.
Evet bu faşizmdir üstelik devlete rağmen, laikliğe rağmen aynı derin devlet gibi
bir dinci faşizm vardır ülkemizde.
Müslümanlar kışkırtılmadığı sürece bu dinci faşizmin dışındadırlar.
Bu dinci faşizmi dinci cemaat ve tarikatlar oluşturur.
Fetva da bunların içinden çıkar "Katli vaciptir" diye.
"Bu kafiri susturan cennetliktir" ödülü de sunuldu mu tetikçi bulmak zor olmaz.

Bir toplum düşünün ki birisi çıkıp "Ben inanmıyorum" dediğinde tahrik oluyor.
Böyle abuk bir anlayış olabilir mi?
Açık oturumlarda, tartışmalarda gerçek inancını, dünya görüşünü açıkça söylemeye çekiniyor.
Bu sadece ateistler için değil, çağcıl ya da reformcu İslamcılar için de geçerli.
Örneğin Edip Yüksel, Ceviz Kabuğu programında Süleyman Ateş'le tartışırken;
sırf "Muhammed peygamber" dediği için Ateş tarafından büyük tepki görmüştür.
"Peygamber demeyeceksin, peygamber efendimiz (sav) demelisin" diye.
Nedeni sorulduğunda sadece "Muhammed peygamber" demek saygısızlıkmış.
Ve Edip Yüksel ölüm tehditleri nedeniyle Amerika'da yaşamaya başlar.
İşte din bu, dinci faşizm bu.
Üstelik bu iyi zamanımız.
Bu gidişatın sonu gizli dinci faşizmden, açık dinci faşizme dönüşmesidir.