PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : LAİKLİK VE İSLAMİYET BİR ARADA OLUR MU?


melih
28-06-2005, 17:12
LAİKLİK DİN VE DEVLET İŞLERİNDEN AYRI OLMAK DEMEK YANİ LAİKLİK KISACASI DEVLET DİNE DİYOR Kİ BENİM İŞLERİME KARIŞMA

İSLAMİYET İSE ANAYASASI KURAN-I KERİMDİR.KURAN ALLAHIN KANUNLARIDIR.ALLAHIN KANUNLARI ŞERİATTIR.KURAN'IN ÖZÜDE AÇIK AÇIK ALLAHIN KANUNLARINA GÖRE İDARE EDİLECEKSİNİZ DER.ALLAHIN KANUNLARINDA HİÇ BİR DEĞİŞME BULAMAZSINIZ HİÇ BİR DEĞİŞMEDE
OLMAYACAKTIR FATR SÜRESİNDE AÇIK AÇIK SÖYLENİYOR.

BU TANIMLARA EĞER DOĞRUYSA LAİKLİK AÇIKÇA ALLAHIN İDARESİNİ KABUL ETMİYOR AKSİNE DEVLET İŞLERİNDE ALLAHIN KANUNLARI GEÇERLİ DEĞİLDİR BU DA LAİKLİĞİN AÇIKÇA DİNSİZLİK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.

BU TANIMLARA GÖRE KURANA GÖNÜLDEN İNANAN NÜFUSU % 96 OLAN MÜSLÜMAN KESİMİN LAİKLİĞİ KABUL ETMEYİP SOKAKLARA ŞERİAT İSTERİZ DİYE DÖKÜLMELERİ GEREKİYOR AKSİ HALDE BU İKİ YÜZLÜLÜKTÜR.

ILIMLI İSLAM KELİMESİ KONUŞULMAĞA BAŞLANDI ILIMLI İSLAM PROJESİNİ BAŞLATMAK İÇİN ÖNCE KURAN AYET LERİNİ DEĞİŞTİRMENİZ GEREKİYOR O ZAMAN YUKARIDA Kİ YAZMIŞ OLDUĞUM FATR SÜRESİNİN İLGİLİ AYETİNİ İNKAR ETMEK OLUR KALDI Kİ ALLAHIN BİR AYETİNİ İNKAR ETMEK DEMEK ALLAHIN TÜM AYETLERİNİ İNKAR ETMEK DEMEK
O YÜZDEN ILIMLI İSLAM PROJESİ ASLA OLAMAZ

BU ÜLKE LAİK SAİD-İ NURSİ HAREKETİYLE KURULMUŞ OLSA EYVALLAH ŞERİAT GELSİN.AMA ÖYLE OLMADI BU ÜLKE LAİK MUSTAFA KEMAL HAREKETİYLE KURTULDU Kİ SAKIN BANA MÜSLÜMAN HALKIMIZDA KURTULUŞ SAVAŞINDA SAVAŞTI DEMEYİN ÇÜNKÜ ADAM ÇALIŞMAZ SİSTEM ÇALIŞIR.SİSTEMİ DE MUSTAFA KEMAL KURDU.

BÜTÜN BU AÇIKLAMALAR KISACA ŞUNU DİYOR HAYDİ MÜSLÜMANLAR İRAN'A,AFGANİSTAN'A,ARABİSTAN'A,ENDONEZYA'YA

TABİİ Kİ GİDİN DEMİYORUM AMA EVİNİZDE İNANCINIZI YAŞAYIN TÜRBAN GİBİ MESELELERLE SESİNİZİ YÜKSELTMEYİN USLU USLU OTURDUĞUNUZ YERDE OTURUN AKSİ TAKDİRDE SAYDIĞIM ÜLKELERE GİDİN.İNANÇLILARA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM BU ÜLKE LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.

ramon
28-07-2005, 23:24
turandursunla bunun ne alakası var?

surrealist
28-07-2005, 23:35
LAİKLİK DİN VE DEVLET İŞLERİNDEN AYRI OLMAK DEMEK YANİ LAİKLİK KISACASI DEVLET DİNE DİYOR Kİ BENİM İŞLERİME KARIŞMA

İSLAMİYET İSE ANAYASASI KURAN-I KERİMDİR.KURAN ALLAHIN KANUNLARIDIR.ALLAHIN KANUNLARI ŞERİATTIR.KURAN'IN ÖZÜDE AÇIK AÇIK ALLAHIN KANUNLARINA GÖRE İDARE EDİLECEKSİNİZ DER.ALLAHIN KANUNLARINDA HİÇ BİR DEĞİŞME BULAMAZSINIZ HİÇ BİR DEĞİŞMEDE
OLMAYACAKTIR FATR SÜRESİNDE AÇIK AÇIK SÖYLENİYOR.

BU TANIMLARA EĞER DOĞRUYSA LAİKLİK AÇIKÇA ALLAHIN İDARESİNİ KABUL ETMİYOR AKSİNE DEVLET İŞLERİNDE ALLAHIN KANUNLARI GEÇERLİ DEĞİLDİR BU DA LAİKLİĞİN AÇIKÇA DİNSİZLİK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.

BU TANIMLARA GÖRE KURANA GÖNÜLDEN İNANAN NÜFUSU % 96 OLAN MÜSLÜMAN KESİMİN LAİKLİĞİ KABUL ETMEYİP SOKAKLARA ŞERİAT İSTERİZ DİYE DÖKÜLMELERİ GEREKİYOR AKSİ HALDE BU İKİ YÜZLÜLÜKTÜR.

ILIMLI İSLAM KELİMESİ KONUŞULMAĞA BAŞLANDI ILIMLI İSLAM PROJESİNİ BAŞLATMAK İÇİN ÖNCE KURAN AYET LERİNİ DEĞİŞTİRMENİZ GEREKİYOR O ZAMAN YUKARIDA Kİ YAZMIŞ OLDUĞUM FATR SÜRESİNİN İLGİLİ AYETİNİ İNKAR ETMEK OLUR KALDI Kİ ALLAHIN BİR AYETİNİ İNKAR ETMEK DEMEK ALLAHIN TÜM AYETLERİNİ İNKAR ETMEK DEMEK
O YÜZDEN ILIMLI İSLAM PROJESİ ASLA OLAMAZ

BU ÜLKE LAİK SAİD-İ NURSİ HAREKETİYLE KURULMUŞ OLSA EYVALLAH ŞERİAT GELSİN.AMA ÖYLE OLMADI BU ÜLKE LAİK MUSTAFA KEMAL HAREKETİYLE KURTULDU Kİ SAKIN BANA MÜSLÜMAN HALKIMIZDA KURTULUŞ SAVAŞINDA SAVAŞTI DEMEYİN ÇÜNKÜ ADAM ÇALIŞMAZ SİSTEM ÇALIŞIR.SİSTEMİ DE MUSTAFA KEMAL KURDU.

BÜTÜN BU AÇIKLAMALAR KISACA ŞUNU DİYOR HAYDİ MÜSLÜMANLAR İRAN'A,AFGANİSTAN'A,ARABİSTAN'A,ENDONEZYA'YA

TABİİ Kİ GİDİN DEMİYORUM AMA EVİNİZDE İNANCINIZI YAŞAYIN TÜRBAN GİBİ MESELELERLE SESİNİZİ YÜKSELTMEYİN USLU USLU OTURDUĞUNUZ YERDE OTURUN AKSİ TAKDİRDE SAYDIĞIM ÜLKELERE GİDİN.İNANÇLILARA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM BU ÜLKE LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.

surrealist
28-07-2005, 23:46
Melih arkadaşımız aşağıda şu incileri savurmuş;

BÜTÜN BU AÇIKLAMALAR KISACA ŞUNU DİYOR HAYDİ MÜSLÜMANLAR İRAN'A,AFGANİSTAN'A,ARABİSTAN'A,ENDONEZYA'YA

TABİİ Kİ GİDİN DEMİYORUM AMA EVİNİZDE İNANCINIZI YAŞAYIN TÜRBAN GİBİ MESELELERLE SESİNİZİ YÜKSELTMEYİN USLU USLU OTURDUĞUNUZ YERDE OTURUN AKSİ TAKDİRDE SAYDIĞIM ÜLKELERE GİDİN.İNANÇLILARA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM BU ÜLKE LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.

Arkadaşım, görüşünü bildirmenden daha doğal birşey olamaz ama sesinizi yükseltmeyin, uslu uslu oturduğunuz yerde oturun aksi takdirde o ülkelere gidin gibi zorbalık ifade eden cümleleri kullanmanın ne alemi var şimdi. Herhangi bir fikir herhangi bir ideolojinin tekelinde değildir. Kaldıki yaşadığımız ülke demokratik bir ülke, isteyen istediğini konuşabilir, savunabilir. Anayasamıza göre insanların düşünce ve fikir hürriyetleri savaş durumunda bile engellenmez. kaldıki ortada savaş falanda yok. Neden türban konusunu tartışmak için İran'a gitmem gerek duyuluyor. Sorun çıktığı yerde masaya yatırılır. Yangını yangın mahalinde söndürebilirsiniz. Aksi takdirde senin yaptığın gibi "tek tip, tek fikir, insan yetiştirme çabaların başarısızlığa mahkumdur.

melih
29-07-2005, 12:57
sürrealist efendi sen daha olayı kavrayamamışsın tek tip insan oluşturmaya çalışıyormuşum kominizm falan filan benim o taraklarda bezim olmaz

melih
29-07-2005, 13:10
sürrealist efendi inançlar özgürce yaşanır ama bu bir tek şeyle mümkündür o da o inancın koyduğu kurallara göre yaşarsan özgürsün
laik sistemde mümkün değil inançlarınızı özgür olarak yaşamaya


dediler ki türbanı serbest bırakın inancım gereği özgürlük istiyorum tamam türban yasağı kaldırıldı inançları gereği özgürlük

dediler ki hırsızın eli kesilsin inancım gereği özgürlük tamam hıırsızın eli kesilsin inançları gereği özgürlük

dediler ki kadına yarı şahitlik ve yarı miras hakkı gelsin inancım gereği özgürlük tamam o da olsun inançları gereği özgürlük

dediler ki bir erkek isterse 4 kadınla evlenebilir inancım gereği özgürlük
tamam evlensin inançları gereği özgürlük

dediler ki erkek te kız da 9 yaşında evlensin inancım gereği özgürlük
tamam o da olsun inançları gereği özgürlük

bunun adına ne derler biliyormusun?adım adım şeriat yarın da kadınlar çalışma hayatına giremeyecek her yer haremlik selamlık ahlak polisleri ortaya çıkacak sen niye oruç tutmuyorsun cuma namazzı vakti niye camide değilsin hey kadın tek başına sokakta işin ne hadi yallah evine falan filan arabistanda da böyle
şimdi kafan bastı mı sürrealist efendi

surrealist
30-07-2005, 00:51
Evvela, bu siteye fazla sık uğrayamıyorum işlerimden dolayı anlaşılan o ki burayı daha fazla ziyaret etmem gerekecek.

Melih efendi! Türbanın tartışılabilirliği ve hatta "takılabilirliği" ile ilgili laik devlet sınırları içerisinde bir sıkıntı göremiyorum. Nitekim hergün gazetelerin sayfalarından eksik olmuyor, demekki tartışılabiliyormuş. Dışarıda insanlar bunu serbestçe giyebiliyor tek sıkıntı bununla devlet dairelerine girememeleri. İronik olan bu dairelerin -türbanlı/türbansız- tüm vatandaşlar için olması. Sosyal bir devlet çünkü Türkiye. Yani birgün olurda türban devlet dairelerinde serbest olursa bu anayasadaki herhangi bir maddenin ihlal edilmiş olduğu anlamına gelmez. Burada sıkıntı yok.

Gelelim el, kol, kafa kesme olayına.

Buna ancak "hoppala nerden çıktı şimdi bu" denir. Zira 80 küsür senelik Cumhuriyet tarihinde birkaç münferit olay dışında böyle bir talepte kesinlikle bulunulmamış. nerden çıkarıyorsun şimdi "inancım gereği hırsızlık yapanın eli kesilsin" muhabbetini. Aynı şekilde, çok eşlilik, miras durumu, şahitlik de öyle. Bugün çok eşliliği laik devlet engelleyebiliyormu? İnsanlar bugün rahatlıkla günlük yaşamlarına uygulayabildikleri (çok eşlilik) bir durumu neden isyan malzemesi yapsınlar ki? sence de burada biraz absürdlük yok mu? Hele şu 9 yaşında evlilik isteyen -çok afedersiniz- denyoya ne demeli? Dostum sen şu ana kadar böyle bir vakıayla karşılaştın mı? bırak seni, bu forumu takip edenlere ve hatta tanıdıklarınıza da sorun. Var mı Allah aşkına böyle tek bir olay? Böyle bir argümanla yola çıkarsan bana müthiş bir koz vermiş olursun. ben de seni mat ederim böyle. Hadiseye bakarmısınız? Düşününsene bir grup adam, başbakanlık binasının önünde. Ne istiyorsun amca? Şey! Nasıl desemki.. Ben 9 yaşında biriyle evlenecemde, inancım gereği hökümetten izin bekliyom. Saçamalığı izleyebiliyormusunuz?
Arkadaşım kendine gel! Sende paronayaklığın belirtileri var. Durup dururken şeriatçılar yaratıp, bir anda laik devletin karşısına getirmişsin. Yok öyle birşey tamam geçti, geçti kendine gel:)

melih
30-07-2005, 11:39
1980 öncesinde İranda ki muhabbeti İranlı gençlerin ağzından aynen aktarıyorum.Mollalar kimmiş onlar 40 yıllık şah devrimini yıkamazlar diyorlardı mollalar sinsice koministlerle bir oldular şah devrimini yıkıp yerine şeriat devrimini getirdiler sonrada güçlendikten sonra koministlerinde bir bir kafasını kestiler bana paranoyak diyorsun ama sen zam salaksın.Türbanı hallettikten sonra istekleri artıp duracakl sen diyorsun ki çok eşlilik 9 yaşında evlenme zina falan filan talebi gelmedi ki daha türbanı halledemediler ki bu saydığım talebe sıra gelsin artı mat etmekten bahsediyorsun senin tartışma anlayışın sadece mat etmek mi?Sırf bu yüzden mi bu siteye giriyorsun.Benim kimseyi mat etmek gibi bir niyetim yok .Benim amacım tartışarak bir nokta da buluşmak.

Hüdai ÇAKMAK
16-07-2010, 15:29
LAİKLİK NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Gerçekte çok basit çözümü son derece kolay olan bu konunun yanlış, eksik ve bilim dışı yorumlarla devamlı kaşınarak bir kangren haline getirilmeye çalışıldığını ibret ve endişeyle izlemekteyiz.
Bilindiği gibi İslam dini Allah yolunda cihada, İla-yı Kelimetullah için çalışmayı emreden ve isteyen bir dindir. Kuran-ı Kerim’de Allah (c.c) yolunda savaşmayı can ve mal ile cihadı emreden ayetler Hz. Peygamberin bizzat yaptığı mücadele ile bu hususu teşvik eden hadisler bulunmaktadır. Bundan dolayı İslam fetihleri yalnız Allah’ın hükmünü yeryüzünde hakim kılmak ve insanları bu dini tanıtmak için yapılmıştır.
Yapılmıştır ama insanların zorla İslamlaştırılmaları hedef alınmamıştır. Pek çok ülke fethedilmiş olmalarına rağmen burada yaşayan insanların bazı koşulları yerine getirdikleri takdirde dinlerinde kalmalarına izin verilmiştir. Bu durum Hz. Peygamberin dinde zorlama yoktur hadisiyle en güçlü şekilde ifadesini bulur.
Bu mantık nice yüzyıllar sonra laiklik olarak gündeme gelecek, dünyada barış ve huzur için olmazsa olmaz ilkelerden birini oluşturacaktır.
Nice yüzyıllar önce ortaya konulmuş olan laiklik ilkesi günümüzde her ne kadar dinin devlet işlerine karıştırılmaması olarak tanımlanır ise de bireyleri dolaysıyla toplumları derinden ve güçlü bir şekilde etkileyen dinin, toplumların en büyük örgütlenmesi olan devletten soyutlanması doğal devlet kavramıyla uyuşmaz. Bu kuram (dinin devlet işlerine karışmama kuramı) olsa olsa yapay devletlerde söz konusu olabilir. Amacından uzaklaştırılarak bazı ideolojik zorlamalarla, uydurmalarla ortaya konulduğu açıktır.
İnanç birliği gibi oluşum ve kültürel değerleri görmezlikten gelerek ya da yok sayarak bireysel ve toplumsal özgürlükleri bazı ideolojilerin çizgileriyle sınırlayan, öngördükleri kavramları zorla uygulamaya kalkışan devletlerin uzun ömürlü olmalarının imkânsızlığını tarih çok güzel ve net bir şekilde göstermiştir.
Dinin devlet işlerine karışmaması tanımının yanlışlığı ve mantıksızlığı açıktır. Çünkü bu doğal bir tanımlama değildir. Bu nedenle laikliği devletin vatandaşları arasındaki farklılıklar konusunda tarafsız kalmasıdır şeklinde tanımlamak ve yorumlamak daha doğru, güzel ve doğal olur.
Görüleceği gibi bu tanım sadece dinsellikle ilgili zannedilen laiklik kavramını vatandaşlar arasındaki tüm farklılıkları kapsayacak şekilde genişletip, evrenleştirir.
Devlet laiklik kavramıyla doğal bir oluşum olan bireyler arasındaki farklılıklarda tarafsız kalarak tüm vatandaşlarını çatısı altında toplamayı amaç edinmiştir. Devletin uygulamakla görevli olduğu adalet kavramının olmazsa olmaz gereklerinden olan tarafsızlığa bu ilke sayesinde kavuşur, vatandaşlarına bir başkasının hak ve inançlarına kadar uzanan neredeyse sonsuz denebilecek din, vicdan ve inanç özgürlüğü sağlar.
Burada tarafsızlık kavramanı ilgisizlik olarak yorumlamamalıdır. Devlet vatandaşlarının gerek bireysel, gerekse toplumsal ihtiyaçlarını en iyi şekilde ve en kısa zamanda karşılamakla da görevlidir. Bu nedenle bireysel ya da toplumsal farklılıklar konusunda ilgisiz kalamaz. Vatandaşlarına sağladığı özgürlükleri kullanma hakkını ve imkânını bütünüyle vermeye çalışır. Bu nedenle dinsel ihtiyaçlar, dinleri yaşama ve uygulama özgürlüğü tam bir tarafsızlıkla devletlerin yakın ilgisi, garantisi, koruması ve desteği altında olmalıdır. Bu ilgi, koruma ve garanti öylesine önemlidir ki hiç bir ideolojik baskı devletlerin bu görevini engelleyememelidir. Aksi halde toplumlar parçalanır. Vatandaşlarının desteğini sağlamayan, sağlayamayan devletlerin ise yaşaması mümkün değildir.
İnançların farklı oluşu yaşama ve uygulama şekillerinin de farklı olduğu anlamına gelir. Bu farklılıkları koruma, kısıntısız uygulama ve yaşama imkânlarını sağlama devletin laikliği gereği olur. Bu aynı zamanda insan hak ve özgürlüklerinin vazgeçilmeyen ilkelerindendir.
Bir hukuk sisteminin ayırım yapmadan tüm insanlara uygulanabilir oluşu bu hukuku belirli bir inancın sınırlarından çıkarıp evrenselleştir. İslam hukuku bu evrenselleşmeye güzel bir örnektir. İslam'ın dinde zorlama yoktur ilkesi laiklik kavramının İslam hukukunda var olduğunu ve uygulandığını gösterir. Şüphesiz bu uygulamadaki en büyük görev devlete düşmektedir.
Devlet görevlerinden en önemlilerinden birisi vatandaşlarına sonsuz sayılabilecek bir inanç ve fikir özgürlüğü sağlamak kadar bu özgürlüğü yaşama imkanlarını ortya koymaktır. Hiç bir insan fikrini, inancını bir başkasına ya da toplumlara zarar vermeme kaydıyla istedikleri gibi ifade etme, yaşama istekleri nedeniyle suçlanamaz. Bu nedenle vatandaşlarının inanç gereklerini yaşama olanaklarını eksiksiz sağlama görevi devletlere aittir.
Kimi insanlar dinselliği teotik ve kişisel zannederler. Teotiklik ise akıl ve bilim dışılıktır. Bu nedenle toplumsal değildir. Toplumsal düzenlemeler akıl dışı kuramlarla düzenlenemezler. Modern toplumlar teotik olguların dışında tamamen akla, mantığa ve bilime uygun düzenlemelerle kurulmalıdır.
Bu görüşte olan insanlar toplumların bireylerden oluştuklarını unutmuş görünmektedirler. Bireylerin yaşamlarını derinden etkileyen olguları yok kabul edip, bu olguları toplumlardan nasıl soyutlayabilir siniz?
Bu mantığın bir var edici iradeyi en baştan ret ve inkâr eden materyalist mantığın ürünü olduğundan şüphe yoktur. Bu gün bu mantık adaletten sanata kadar hemen, hemen tüm alanlarda toplumsal oluşumların kurgulanmasına ve işleyişine güçlü ve derinden etkilemiştir ve etkilemektedir. İnsanlık bu doğa dışı yapay örgütlenmenin oluşturduğu baskıdan bir an önce kurtulup doğallığa kavuşma çabalarının sancılarını çekmektedir.
İnanç özgürlüğünün sadece sözde kalmayıp işlerliğinin sağlanması görevinin devletlere düştüğünü daha önce yazmıştık. Bu da ateist devletlerin bir öcü olarak takdim ettikleri şeraitin eksiksiz uygulanması anlamına gelir. Gerçektende İslam gibi büyük dinlerin kendine özgü toplumsal düzenleri vardır. İnanç sahipleri de hayatlarını bu düzenler içinde geçirmek isterler. Kimi felsefelerin şiddetle karşı çıkmaları bu gerçeği değiştirmez ayrıca devletleri de doğrudan ilgilendirmez. Bunun nedeni de devletlerin inançlara müdahale edemeyeceğidir.
Referans aldığımız İslam dinin toplumsal gereksinimlerinden bir kaçından bahsederse şunları yazabiliriz.
İslam dini her şeyden önce toplumsal eşitliği ve dayanışmayı ön planda tutar. Fark sadece taattadır.
İslam dini öngördüğü toplumsal eşitlik ve dayanışmayı sağlamak için tüm olanaklarını seferber eder, devlet gelirleri dahil her imkânı kullanır.
İslam devleti gelir kaynaklarının zekât, humus ve fey olmak üzere üç sınıftan oluştuğu görülür.
Zekât Müslümanların ilgili yerlerde harcaması için devlete verdikleri vergilerden, humus ve fey ise gayr-i Müslimlerden elde edilen cizye, haraç gibi gelirlerden oluşur.
Humus, fey, gümrük vergileri gibi gelirler bedir ehli, peygamber efendimizin hanımları gibi istisna tutulan bir kısım dışında Müslümanlar arasında herhangi bir ayırım yapılmadan eşit bir şekilde dağıtılmıştır.
Bu gelirlerin içinde zekâtın özel bir yerinin ve amacının olduğunu, bu nedenle bu gelirlerin Müslümanlar arasında eşit şekilde dağıtılmadığını görürüz.
Zekat gelirlerinin nerelere sarf edileceği Kuran ayet ve hadislerle açık bir şekilde belirtilmiştir. Bir bakıma zekâtın toplanması ve belirtilen yerlere dağıtımı diğerleriyle birlikte devlete ait bir görevdir.
Laik devletler bu görevlerden kimilerini yapıp kimilerini yapmama ya da istedikleri gibi yorumlayıp uygulama hakkına sahip değildirler. Bir bakıma dinsel hukuk laiklik gereği devletleri de bağlar. Devletler hiç bir şekilde vatandaşlarının inançlarını özgürce yaşamasına engel yasalar, kurallar koyamaz. Nice uzun zamandır dinmeyen bir sızı, kapanmayan bir yara olarak ülkemizde güncelliğini koruyan başörtüsü yasağı laik devlet adına tam bir yüz karasıdır.

Hüdai ÇAKMAK
Yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

AerA
16-07-2010, 15:50
Sayın Hüdai Çakmak ;

"...bireyleri dolaysıyla toplumları derinden ve güçlü bir şekilde etkileyen dinin, toplumların en büyük örgütlenmesi olan devletten soyutlanması doğal devlet kavramıyla uyuşmaz."

Kanımca laiklik kelimesine anlamı dışında farklı anlamlar katmaya uğraşıyor gibisiniz.

Laiklik ; Devletin karar, idari organlarında bağlı bulunacağı kurallar bütününün asla ama asla Din kuralları olmayacağının izahatıdır. Bir devlet din kuralları ile yönetilecek olursa, hırsızın elini kesmeli, zina (kimi ne ilgilendiriyorsa) kırbaçla cezalandırılmalı devamı sürgün olmalı ve "inanmıyorum ,inanmayacağımda" diyen kişilerin peşine 3 aylar geçince düşülmelidir. Bütün bunların yanında farklı din ve meshepten insanların yan yana yaşayabilmesi ve devletin gözünde eşit hak ve özgürlüklere sahip olabilmesi için yine Devletin organları Tanrıdan bağımsız işlemelidir. Aksi takdirde "Devlet Fetvalarının" (İran ve Humeyni) önüne kimse geçemez.

Esen Kalınız.

kim
17-07-2010, 21:19
turandursunla bunun ne alakası var?

Bu konunun turan dursunna alakası yannız bu
mesajda.

yaw hakketen bu konunun turan dursunna alakası ne.
bari araya bir iki turan dursun seçmesi. kova süpürge falan
deyipte bişeyler sıkıştırtsaydınız.:tape:

kitapsızım
18-07-2010, 16:08
Sorun Islamiyetin kendisinde.
Laik anlayış dini kabul etmektedir.
Ama Islam aleminin baskıcı anlayışı laikliği kabul etmemekte,
Islamı dünya düzeninin merkezine koymaktadır.

Benim Islamla bir sorunum varsa, onun benle sorunu olduğundandır.

Hüdai ÇAKMAK
19-07-2010, 14:03
Zannederim konuyu bilimsel değil de ideolojik yönden yaklaşıyorsunuz. Bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermeyen, bunları temel almayan devletlerin doğal ve uzun ömürlü olmayacağı kesindir. Yakın tarih yapay devlet mezarlarıyla doludur.
İnsan hayatını derinden etkileyen din ve inanç gibi olguları bireyler ve toplumlar arasındaki uyum ve dayanışmayla görevli devletlerin yapılarından soyutlaması, görmezlikten gelmesi mümkün olabilir mi?
Böyle bir soyutlamanın bireylerle devlet arasında çatışmalara neden olacağı, sonuçta devletlerin yıpranıp yıkılacağı kesindir. Vatandaşlarının desteğini gerçek anlamda alamayan devletler hiç bir zaman uzun ömürlü olmamıştır.
Bir bakıma devletler idaresi altında tuttuğu bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermek, bunlara uygun düzenler kurmak zorundadırlar. Buna mecburdur. Aksi halde vatandaşlarının desteğini kaybedip yıkılmaya mahkûm olurlar.
Henüz insanların yeterince çoğalmadığı eski dönemlerdeki aynı ırktan ve aynı dine bağlı bireylerden oluşmuş eski devletlerde farklılıklar çok az olduğundan bu tür sorunlar fazla yaşanmamıştır denilebilir. Genelde azınlıklar çoğunlukların tahakkümü altında kalmışlar, bu sorunu kaba güçle halletmişlerdir.
Fakat insanlar çoğalıp fikir ve inanç çeşitliliği bununla birlikte arttıkça, daha da önemlisi bireyler bilinçlenip örgütlendikçe bu durum çok büyük bir mesele olarak ortaya çıkar.
Devletler bu fikir ve inançlardan herhangi birisine taraf olamaz. Tam bir tarafsızlıkla davranmak; vatandaşlarına tam bir inanç, fikir ve vicdan özgürlüğü sağlamak zorundadırlar.
Fakat bu tarafsızlık kayıtsızlık değildir. Bir bakıma devletler vatandaşlarının bu özgürlüklerini serbestçe yaşamalarını sağlamakla da görevlidirler.
Devletin inanç ve vicdan özgürlüğü konusunda tarafsız kalması laikliğin doğru tarifi olur. Ateizmde bir çeşit inanç olduğundan laikliğin çerçevesine bu felsefede girer. Sonuçta laiklik bireylerin inanç ve vicdan özgürlüklerini serbestçe yaşadıkları, uygulanmasında devletlerin sorumlu olduğu yaşamsal bir düzenleme olarak karşımıza çıkar.
Nitekim TDK yayınladığı sözlüğünde laikliği savunduğumuz anlamda da tanımlamıştır.
Yazımızdaki başörtüsü ya da diğer adıyla türban sadece fikir ve inanç özgürlünün simgesi olarak alınmıştır. Şeriatla yada herhangi bir dinsel olguyla ilgisi yoktur. Zaten din hukuku benim işim değildir. Bilmediğim konularda ahkam kesmeme prensibime uygun olarak din hukukunu ne yerer, ne de savunurum. Sözü bilenlere bırakırım.
Ben sadece inanç ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda yaşanmasını inanıyor ve savunuyorum.
Genç kızlarımızın kadınlarımızın başlarının zorla açtırılmasına karşı çıktığım gibi zorla kapattırılmasına da karşı çıkar, bütün gücümle de engel olmaya çalışırım. Özgürlüklerden korkmamayı öğrendiğimiz zaman gerçek medeniyete ulaşmış olacağız.
Saygılar.

Hüdai ÇAKMAK
Yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

Hüdai ÇAKMAK
19-07-2010, 14:06
Sayın AerA'ya cevap....
..............................
Zannederim konuyu bilimsel değil de ideolojik yönden yaklaşıyorsunuz. Bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermeyen, bunları temel almayan devletlerin doğal ve uzun ömürlü olmayacağı kesindir. Yakın tarih yapay devlet mezarlarıyla doludur.
İnsan hayatını derinden etkileyen din ve inanç gibi olguları bireyler ve toplumlar arasındaki uyum ve dayanışmayla görevli devletlerin yapılarından soyutlaması, görmezlikten gelmesi mümkün olabilir mi?
Böyle bir soyutlamanın bireylerle devlet arasında çatışmalara neden olacağı, sonuçta devletlerin yıpranıp yıkılacağı kesindir. Vatandaşlarının desteğini gerçek anlamda alamayan devletler hiç bir zaman uzun ömürlü olmamıştır.
Bir bakıma devletler idaresi altında tuttuğu bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermek, bunlara uygun düzenler kurmak zorundadırlar. Buna mecburdur. Aksi halde vatandaşlarının desteğini kaybedip yıkılmaya mahkûm olurlar.
Henüz insanların yeterince çoğalmadığı eski dönemlerdeki aynı ırktan ve aynı dine bağlı bireylerden oluşmuş eski devletlerde farklılıklar çok az olduğundan bu tür sorunlar fazla yaşanmamıştır denilebilir. Genelde azınlıklar çoğunlukların tahakkümü altında kalmışlar, bu sorunu kaba güçle halletmişlerdir.
Fakat insanlar çoğalıp fikir ve inanç çeşitliliği bununla birlikte arttıkça, daha da önemlisi bireyler bilinçlenip örgütlendikçe bu durum çok büyük bir mesele olarak ortaya çıkar.
Devletler bu fikir ve inançlardan herhangi birisine taraf olamaz. Tam bir tarafsızlıkla davranmak; vatandaşlarına tam bir inanç, fikir ve vicdan özgürlüğü sağlamak zorundadırlar.
Fakat bu tarafsızlık kayıtsızlık değildir. Bir bakıma devletler vatandaşlarının bu özgürlüklerini serbestçe yaşamalarını sağlamakla da görevlidirler.
Devletin inanç ve vicdan özgürlüğü konusunda tarafsız kalması laikliğin doğru tarifi olur. Ateizmde bir çeşit inanç olduğundan laikliğin çerçevesine bu felsefede girer. Sonuçta laiklik bireylerin inanç ve vicdan özgürlüklerini serbestçe yaşadıkları, uygulanmasında devletlerin sorumlu olduğu yaşamsal bir düzenleme olarak karşımıza çıkar.
Nitekim TDK yayınladığı sözlüğünde laikliği savunduğumuz anlamda da tanımlamıştır.
Yazımızdaki başörtüsü ya da diğer adıyla türban sadece fikir ve inanç özgürlünün simgesi olarak alınmıştır. Şeriatla yada herhangi bir dinsel olguyla ilgisi yoktur. Zaten din hukuku benim işim değildir. Bilmediğim konularda ahkam kesmeme prensibime uygun olarak din hukukunu ne yerer, ne de savunurum. Sözü bilenlere bırakırım.
Ben sadece inanç ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda yaşanmasını inanıyor ve savunuyorum.
Genç kızlarımızın kadınlarımızın başlarının zorla açtırılmasına karşı çıktığım gibi zorla kapattırılmasına da karşı çıkar, bütün gücümle de engel olmaya çalışırım. Özgürlüklerden korkmamayı öğrendiğimiz zaman gerçek medeniyete ulaşmış olacağız.
Saygılar.

Hüdai ÇAKMAK
Yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

AerA
20-07-2010, 09:10
Sayın AerA'ya cevap....
..............................
Zannederim konuyu bilimsel değil de ideolojik yönden yaklaşıyorsunuz. Bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermeyen, bunları temel almayan devletlerin doğal ve uzun ömürlü olmayacağı kesindir. Yakın tarih yapay devlet mezarlarıyla doludur.
İnsan hayatını derinden etkileyen din ve inanç gibi olguları bireyler ve toplumlar arasındaki uyum ve dayanışmayla görevli devletlerin yapılarından soyutlaması, görmezlikten gelmesi mümkün olabilir mi?
Böyle bir soyutlamanın bireylerle devlet arasında çatışmalara neden olacağı, sonuçta devletlerin yıpranıp yıkılacağı kesindir. Vatandaşlarının desteğini gerçek anlamda alamayan devletler hiç bir zaman uzun ömürlü olmamıştır.
Bir bakıma devletler idaresi altında tuttuğu bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermek, bunlara uygun düzenler kurmak zorundadırlar. Buna mecburdur. Aksi halde vatandaşlarının desteğini kaybedip yıkılmaya mahkûm olurlar.
Henüz insanların yeterince çoğalmadığı eski dönemlerdeki aynı ırktan ve aynı dine bağlı bireylerden oluşmuş eski devletlerde farklılıklar çok az olduğundan bu tür sorunlar fazla yaşanmamıştır denilebilir. Genelde azınlıklar çoğunlukların tahakkümü altında kalmışlar, bu sorunu kaba güçle halletmişlerdir.
Fakat insanlar çoğalıp fikir ve inanç çeşitliliği bununla birlikte arttıkça, daha da önemlisi bireyler bilinçlenip örgütlendikçe bu durum çok büyük bir mesele olarak ortaya çıkar.
Devletler bu fikir ve inançlardan herhangi birisine taraf olamaz. Tam bir tarafsızlıkla davranmak; vatandaşlarına tam bir inanç, fikir ve vicdan özgürlüğü sağlamak zorundadırlar.
Fakat bu tarafsızlık kayıtsızlık değildir. Bir bakıma devletler vatandaşlarının bu özgürlüklerini serbestçe yaşamalarını sağlamakla da görevlidirler.
Devletin inanç ve vicdan özgürlüğü konusunda tarafsız kalması laikliğin doğru tarifi olur. Ateizmde bir çeşit inanç olduğundan laikliğin çerçevesine bu felsefede girer. Sonuçta laiklik bireylerin inanç ve vicdan özgürlüklerini serbestçe yaşadıkları, uygulanmasında devletlerin sorumlu olduğu yaşamsal bir düzenleme olarak karşımıza çıkar.
Nitekim TDK yayınladığı sözlüğünde laikliği savunduğumuz anlamda da tanımlamıştır.
Yazımızdaki başörtüsü ya da diğer adıyla türban sadece fikir ve inanç özgürlünün simgesi olarak alınmıştır. Şeriatla yada herhangi bir dinsel olguyla ilgisi yoktur. Zaten din hukuku benim işim değildir. Bilmediğim konularda ahkam kesmeme prensibime uygun olarak din hukukunu ne yerer, ne de savunurum. Sözü bilenlere bırakırım.
Ben sadece inanç ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda yaşanmasını inanıyor ve savunuyorum.
Genç kızlarımızın kadınlarımızın başlarının zorla açtırılmasına karşı çıktığım gibi zorla kapattırılmasına da karşı çıkar, bütün gücümle de engel olmaya çalışırım. Özgürlüklerden korkmamayı öğrendiğimiz zaman gerçek medeniyete ulaşmış olacağız.
Saygılar.

Hüdai ÇAKMAK
Yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı




Sayın Hüdai Çakmak ;

Konuya bilimsel yaklaşmak elde değildir. Tahmin edersiniz ki laik düzenin "Devlet Yapısında Olmaz" dediği kaideler bütünü bilimi, insan aklını aşağılar derecededir.

Laik bir devlet, bireylerin inançlarına değer verdiği için laiktir. Aksi halde Devletin Dini ne ise geri kalan vatandaşlarının vay haline.

"İnsan hayatını derinden etkileyen din ve inanç gibi olguları bireyler ve toplumlar arasındaki uyum ve dayanışmayla görevli devletlerin yapılarından soyutlaması, görmezlikten gelmesi mümkün olabilir mi?". Sayın Çakmak, elbetteki olabilir ve üniter devlet yapısına din sızmaya çalışmadığı oranda da harika bir şey olacaktır. Devlet yapısından soyutlamak zorundadır, aksi halde bu inançlardan hangisini içine almalıdır? İslam, Hristiyanlık, Judaism...birisi demez mi ki bende Zerdüştüm Devlet Zerdüşi olsun.

"Böyle bir soyutlamanın bireylerle devlet arasında çatışmalara neden olacağı, sonuçta devletlerin yıpranıp yıkılacağı kesindir. Vatandaşlarının desteğini gerçek anlamda alamayan devletler hiç bir zaman uzun ömürlü olmamıştır." Hangi vatandaşların desteğini almak istersiniz acaba? Türkiye tek tip insanın yaşadığı bir ülke değildir. Nasıl ki kanunlarımız aşırı milliyetçi söylemlerle şekillenmedi ise, Devlet yapısında "Gökten Geldiği Varsayılan" kanunlarla desteklenemez. Kaldı ki bu kanunlardan hangisini üniter devlet içine sokmak istersiniz. Museviliği sokalım ve ülkenin %90 ını Getholara kapatalım istersemiz. Gazze misali.

"Bir bakıma devletler idaresi altında tuttuğu bireylerin düşünce ve inançlarına değer vermek, bunlara uygun düzenler kurmak zorundadırlar. Buna mecburdur. Aksi halde vatandaşlarının desteğini kaybedip yıkılmaya mahkûm olurlar.". Söylediklerinizin tamamı laik devletlerin olmazsa olmazlarındandır. Devletin yasal dininin İslam olduğunu düşünün, Musevi vatandaşının düşünce ve inançlarına değer verir mi acaba? En baştan "Yanlış Din" inanırı değil midir ki bu şahıslar?

"Fakat bu tarafsızlık kayıtsızlık değildir. Bir bakıma devletler vatandaşlarının bu özgürlüklerini serbestçe yaşamalarını sağlamakla da görevlidirler." Laik Devetlerde görevini başarı ile yerine getirmektedir zaten. Ve bu tarafsızlık tüm vatandaşlarına özlük haklarında eşit mesafede olmaktır ki siz hiç laik bir ülkede Dini için kayrılan bir grup gördünüz mü?

"Genç kızlarımızın kadınlarımızın başlarının zorla açtırılmasına karşı çıktığım gibi zorla kapattırılmasına da karşı çıkar, bütün gücümle de engel olmaya çalışırım.". Bariz bir şekilde bu zorla açtırma dediğiniz şeyde bir çarpıtma var gibi. Sadece "Kamu Binalarında" inancınızı resmeder biçimde gezemezsiniz. Aynı şekilde bir rahip, bir papaz T.C'de ki hiç bir kamu binasına cübbesi ile giremez. Kimsenin zorla açtırdığı yok. Olmadığı için artık ülkemin her yerinde "Kara Çarşafların Ardından Karanlık Sesler" gelmekte ya.

Esen kalınız.

Hüdai ÇAKMAK
22-07-2010, 09:32
LAİKLİK ÜZERİNE BİR CEVAP


Zannederim verdiğim cevabı kendi isteğiniz, savunduğunuz felsefe yönünden eğip büküyorsunuz.
Bireyler olmayınca devletlerin olmayacağı açıktır. İnsanların şu dini ya da bu dini inanmalarını, yaşamak istemelerini ise asla engel olamazsınız. O halde bu hırçınlık, bu karşı koyuş niye?
Bir şeylere inanma ve bunun paralelliğinde yaşamayı isteme insanların doğallığında vardır ve haklarıdır. Bu doğal haklarını engel olmaya çalışan devletlerin halini yakın tarih çok güzel gösteriyor.
Bir insanın inancını, yaşam şeklini özgürce seçip yaşamak istemesi kadar doğal bir şey olamaz. Bir insanın başını zorla açtırmakla kapattırmak arasında ne fark vardır söyler misiniz? Zorla başları kapattıran Humeyni ile zorla açtıran arasındaki fark nedir? Kamusal alan ne demektir? Bir kısım insanımızın diğerlerinden soyutlamak ne kadar doğrudur?
Karşıt fikirler, inançlar olmazsa kimin doğru düşündüğünü yada inandığını nasıl bileceğiz?
Kendilerini diğer insanlardan daha akıllı zannedenler genelde en büyük yanılgılara düşenlerdir. Özgürlüklerden korkmayalım. İnsanları doğallığına bırakın. Nasıl isterlerse öyle inansınlar ve yaşasınlar. Bu doğal haklarını engel olmaya çalışmayalım. Din ve vicdan özgürlüğü sağlayabilen devletler bu konudaki görevlerini layıkıyla yapmış devletlerdir. Hiç kimsenin, devlette dahil hiç bir makamın insanların inançlarını ve bu inançlarını yaşamasını müdahale etmeye, engel olmaya hakkı yoktur. Önce bunu kabullenelim. Gerisi kolaydır. Çözülmez zannettiğiniz sorunların kolaylıkla çözüldüğünü göreceksiniz.
Saygılar.
Hüdai ÇAKMAK
yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

axial
22-07-2010, 13:31
Sayın Hüdai çakmak.

Neden her mesajınızın altında tersinim teorisi kurgulayıcısı yazıyorsunuz bir anlam veremiyorum. Bunu yazdığınızda kendinizi daha bilimsel ve yüksekte mi görüyorsunuz. Bence görmeyin çünkü tam tersi komik görünüyorsunuz.

Not: Bende yazsam mı acaba buhar jeneratörü kurgulayıcısı diye:

axial
22-07-2010, 13:43
Kendilerini diğer insanlardan daha akıllı zannedenler genelde en büyük yanılgılara düşenlerdir. Özgürlüklerden korkmayalım. İnsanları doğallığına bırakın. Nasıl isterlerse öyle inansınlar ve yaşasınlar. Bu doğal haklarını engel olmaya çalışmayalım. Din ve vicdan özgürlüğü sağlayabilen devletler bu konudaki görevlerini layıkıyla yapmış devletlerdir. Hiç kimsenin, devlette dahil hiç bir makamın insanların inançlarını ve bu inançlarını yaşamasını müdahale etmeye, engel olmaya hakkı yoktur. Önce bunu kabullenelim. Gerisi kolaydır. Çözülmez zannettiğiniz sorunların kolaylıkla çözüldüğünü göreceksiniz.


Konuya gelirsek eğer. Siz Türkiyede herkesin istediği gibi yaşayabildiğini düşünüyor musunuz? Mesela ateistler rahatça bir yerlerde çıkıp allah yoktur diyebiliyorlar mı?

Laiklik nerede kaldı peki. Bakın özgürlüklerin sınırı bir başkasının özgürlüğüne müdahele etmediğiniz sürecedir. İslam bunu sağlıyor mu? Neden doğduğumuzdan itibaren islam la pompalanıyoruz. Neden okullarda zorla kuran sureleri öğretiliyor? Neden diyanet kurumu en çok ödenek ayrılan kurum? Neden sabahın köründe ezan denen iğrenç bir adamın arapça çığlık atmasıyla uyanıyorum? Neden tayyip krizle ilgili ne düşünüyorsunuz diye sorulduğunda "hamdolsun allahın izniyle gibi tabirler kullanıyor".

Neden darwinle ilgili her yayın yasaklanmaya çalışılıyor?

Bu ülkede inanç ve özgürlükler sadece sizin için mi?

Hüdai ÇAKMAK
17-08-2010, 14:04
İnsan hayatını etkileyen en büyük ve güçlü olguyu dışlayıp yok kabul eden, içine almayan devlet sisteminin sosyal bir devlet olacağını zannetmiyorum. Bırakınız insanlar nasıl inanıyorlarsa öyle inansınlar ve inançlarına uygun yaşasınlar. Devlette bunun garantörü olsun. Bireylerin özgürlüğünden korkup kısıtlamayan çalışan devletler uzun ömürlü olmamıştır.

Tersinim

AerA
27-08-2010, 12:37
İnsan hayatını etkileyen en büyük ve güçlü olguyu dışlayıp yok kabul eden, içine almayan devlet sisteminin sosyal bir devlet olacağını zannetmiyorum. Bırakınız insanlar nasıl inanıyorlarsa öyle inansınlar ve inançlarına uygun yaşasınlar. Devlette bunun garantörü olsun. Bireylerin özgürlüğünden korkup kısıtlamayan çalışan devletler uzun ömürlü olmamıştır.

Tersinim

Sayın Hüdai Çakmak;

İdrak edemediğiniz yada etmek istemediğiniz bir konudur laik düzen.

İnsan hayatını etkileyen Din gibi bir sistemi yönetim mekanizmalarına dahil etmemiş ülkeler neden sosyal olmazlar?

Kaldıki devletler hangi Dini hangi sisteme dahil edipte halkın neyine garantör olacaklar?

Siz T.C sınırlarında İslamı yaşayamıyormusunuz? Laik düzen sizi engelliyor mu? Laik düzen insanların nasıl inanıyorlarsa öyle inanmalarına mani oluyor mu?

Yoksa laik düzen sadece "Gökten İndiği Rivayet Edilen Kurallar ile Ülke Yönetilmemesi"ni garanti altına aldığı için sokak ortasında İslamik infazlar yapıp ceza almadan kurtulmanızı baltalayan bir düzen mi?

Dinini yalanladığınız ve kitabınızda alçalarak cizyeye bağlanması gereken Musevi ve hristiyan vatandaşlarında İslamcı ile eşit hak ve özgürlüğe sahip olması için laikliğin gerekli olduğunu görmez misiniz?

Yoksa siz İSLAM FAŞİSTİ misiniz?

faydasızım
27-08-2010, 18:07
herkes istedigi gibi yaşasın amenna ama..bu ülkede özgürlükler tek taraflı uygulanıyor...yani isteyen inancını yaşıyor mu ateist birinin allah yok dediginde dışlanmama ma veya kafir diyerek linç edilmemesinin imkanı var mı türkiyede..
sanmam..özgürlükler saglanacaksa çift taraflı olmalıdır..
tek taraflı özgürlük işkenceden öteye gitmez...
saygılarımla..

faydasızım
27-08-2010, 18:11
islam bir din devleti olarak dogmuş ve yayılımcı bir politika gütmüştür..
ki bir devlet gibi kuranda yasalarla istedgi uyguylanması gereken hükümleri bildirmiştir..biretysel hükümlerin yanında toplıumsal bi çok hüküm vardır...

toplumun hayatına müdahale eden ...
yayılımcı bir politikayla hareket eden..
ve peygamberin ülke başkanı kabul eden bi sistemde..
sizce din ve devlet ne kadar ayrıdır...ayrı durabilir...

saygılarımla....

Hüdai ÇAKMAK
28-08-2010, 15:38
Sayın Hüdai Çakmak;

İdrak edemediğiniz yada etmek istemediğiniz bir konudur laik düzen.

İnsan hayatını etkileyen Din gibi bir sistemi yönetim mekanizmalarına dahil etmemiş ülkeler neden sosyal olmazlar?

Kaldıki devletler hangi Dini hangi sisteme dahil edipte halkın neyine garantör olacaklar?

Siz T.C sınırlarında İslamı yaşayamıyormusunuz? Laik düzen sizi engelliyor mu? Laik düzen insanların nasıl inanıyorlarsa öyle inanmalarına mani oluyor mu?

Yoksa laik düzen sadece "Gökten İndiği Rivayet Edilen Kurallar ile Ülke Yönetilmemesi"ni garanti altına aldığı için sokak ortasında İslamik infazlar yapıp ceza almadan kurtulmanızı baltalayan bir düzen mi?

Dinini yalanladığınız ve kitabınızda alçalarak cizyeye bağlanması gereken Musevi ve hristiyan vatandaşlarında İslamcı ile eşit hak ve özgürlüğe sahip olması için laikliğin gerekli olduğunu görmez misiniz?

Yoksa siz İSLAM FAŞİSTİ misiniz?
.................................................. .........
Yazımızı dikkatli okursanız bizim laikliği devletlerin din ve inançlar konusundaki tam bir tarafsızlık olarak yorumladığımızı görürsünüz.
Devletler din ve inançlar konusunda tarafsızdır ama bu konunun özgürce yaşanması için tam bir garantör gibi davranmak zorundadırlar. Burada söz konusu edilen devlet dinci bir devlet (çünkü dinci bir devlet tarafsız yani laik değildir) olmadığından bir dinin ya da inancın kurallarını diğer dinlere uygulaması, bunu zorlaması söz konusu olamaz. Söz konusu olan sadece vatandaşlarının din ve vicdan özgürüklerini tam bir tarafsızlıkla sağlamaktır. Göreceğiniz gibi ben bir İSLAM FAŞİSTİ (ya da br başka dinin, ya da inancın faşisti...) filan değilm. Ama belki siz (materyalizmde bir din, bir inançtır) bir "materyalist din faşisti" olabilirsiniz.
Saygılar.

Tersinim

Hüdai ÇAKMAK
28-08-2010, 15:54
islam bir din devleti olarak dogmuş ve yayılımcı bir politika gütmüştür..
ki bir devlet gibi kuranda yasalarla istedgi uyguylanması gereken hükümleri bildirmiştir..biretysel hükümlerin yanında toplıumsal bi çok hüküm vardır...

toplumun hayatına müdahale eden ...
yayılımcı bir politikayla hareket eden..
ve peygamberin ülke başkanı kabul eden bi sistemde..
sizce din ve devlet ne kadar ayrıdır...ayrı durabilir...

saygılarımla....
................................
Zannederim İslam dini hakkında önyargılı davranıyorsunuz.
İslam dininde asla ve asla zorlama yoktur. İslam dinine girenler kendi istekleriyle girerler. Yayılma bu esas üzerine gerçekleşmiştir.
Bırakınız insanlar kendi dinlerini (yada dinsizliklerini) istedikleri gibi seçsinler. Eğer İslam dininin şartları ağır geliyorsa girmezsiniz, girmişseniz çıkarsınız olur biter. Bu konuda hiç kimse sizi zorlamaz, baskı yapmaz.
İslam dininin bireysel olmadığı doğrudur. Tüm kuralları toplamsal dayanışmayı, yardımlaşmayı, birlikteliği emreder. Adaletin bozulmasına asla izin vermez. Adalet ise mülkün temelidir.
Belki inanmayacaksınız ama islam dini bir diktatörlüğü ya da despotluğu
getirmez. Kuran'ın ve Peygamber efendimizin istişareye emr ve tavsiye ettiğini, Halilefelerin seçimle iş başına getirildiklerini hatırlayın. Ayrıca din adına yapılan yanlışlar suiistimaller dinlere mal edilemezler. Bu çok büyük bir haksızlık olur. Umarım verdiğim bilgiler faydalı olmuştur.
Saygılar.
Tersinim

Hüdai ÇAKMAK
28-08-2010, 16:06
herkes istedigi gibi yaşasın amenna ama..bu ülkede özgürlükler tek taraflı uygulanıyor...yani isteyen inancını yaşıyor mu ateist birinin allah yok dediginde dışlanmama ma veya kafir diyerek linç edilmemesinin imkanı var mı türkiyede..
sanmam..özgürlükler saglanacaksa çift taraflı olmalıdır..
tek taraflı özgürlük işkenceden öteye gitmez...
saygılarımla..
------------------------
Toplumsal huzurun birbirimizin inançlarını, fikirlerini düşüncelerini saygıdan geçtiğini unutmuş görünüyorsunuz. İnanç özgürlüğü ya da laiklik bir başka insanın inancını hor ve hakir görme hakkını tanımaz. Hor ve hakir görürseniz bir başka kişinin din ve inanç özgürlüğünü tecavüz etmiş olursunuz. Bu nedenle her şeyden önce laik devlet tarafından cezalandırılırsınız. Bir parça hoşgörü ve karşılıklı anlayış... Toplumsal huzurun tek ilacıdır.
tersinim

AerA
28-08-2010, 16:18
Ama belki siz (materyalizmde bir din, bir inançtır) bir "materyalist din faşisti" olabilirsiniz.
Saygılar.

Tersinim

Bu Din düşüncesinden ne anladığınız ile alaklıdır tabiki. Materyalist felsefenin bir din olup olmadığını özellikle sizin gibi başarısız teoriler üretmekte olan birisi ile tartışacak değilim lakin devlet vatandaşlarının dini yaşamalarında %100 garantör olamaz. Çünkü İslamcı, diğer din inanırlarını kendi tanrılarına tapınma hususunda alçalarak kendi elleriyle cizye verene kadar, diğerlerini aşağılayacaktır. Devlet vatandaşlarına eşit ölçüde durmak için elbetteki "Gökten İndiğini Varsaydığınız" kitapların bazı bölümlerine yasalarla engel olmak mecburiyetindedir. Ve kendi mekanizmalarını bu yasalarla temellendiremez.

Hüdai ÇAKMAK
28-08-2010, 16:19
Konuya gelirsek eğer. Siz Türkiyede herkesin istediği gibi yaşayabildiğini düşünüyor musunuz? Mesela ateistler rahatça bir yerlerde çıkıp allah yoktur diyebiliyorlar mı?

Laiklik nerede kaldı peki. Bakın özgürlüklerin sınırı bir başkasının özgürlüğüne müdahele etmediğiniz sürecedir. İslam bunu sağlıyor mu? Neden doğduğumuzdan itibaren islam la pompalanıyoruz. Neden okullarda zorla kuran sureleri öğretiliyor? Neden diyanet kurumu en çok ödenek ayrılan kurum? Neden sabahın köründe ezan denen iğrenç bir adamın arapça çığlık atmasıyla uyanıyorum? Neden tayyip krizle ilgili ne düşünüyorsunuz diye sorulduğunda "hamdolsun allahın izniyle gibi tabirler kullanıyor".

Neden darwinle ilgili her yayın yasaklanmaya çalışılıyor?

Bu ülkede inanç ve özgürlükler sadece sizin için mi?
-------------------------------
Nacizane olarak pek çok siteye girip çıkıyorum. Çeşitli kişilerle yazışıyorum. Fakat evrim teorisi taraftarları ve ateistler kadar yergi, sövgü, karşıtları hor ve hakir görme edebiyatına meraklı gruplar görmedim. Açık açık ar damarları çatlamış kimileri tarafından milyonlarlarca insanın inandığı Tanrıya (haşa) küfredenler bile var. Daha nasıl özgürlük istiyorsunuz? İstediğiniz özgürlüklük yergi ve sövgü edebiyatının daha da genişletilmesi mi? Bana kalırsa iğneyi başkasına çuvaldızı kendinize batırınız. Biraz edep, biraz anlayış, biraz hoşgörü... Zannederim muhtaç olduğumuz bu üçünün karışımı olan sihirli iksir...
Tersinim

faydasızım
28-08-2010, 17:24
Toplumsal huzurun birbirimizin inançlarını, fikirlerini düşüncelerini saygıdan geçtiğini unutmuş görünüyorsunuz. İnanç özgürlüğü ya da laiklik bir başka insanın inancını hor ve hakir görme hakkını tanımaz. Hor ve hakir görürseniz bir başka kişinin din ve inanç özgürlüğünü tecavüz etmiş olursunuz. Bu nedenle her şeyden önce laik devlet tarafından cezalandırılırsınız. Bir parça hoşgörü ve karşılıklı anlayış... Toplumsal huzurun tek ilacıdır.
(tersinim )

saygı bekleyen insanın önce saygı göstermeyi ögrenmesi gerektigini hatırlattım hiç bi şeyi unutmadım asıl unutan sizsiniz..bir kafiri müslüman yap sahra dolusu kırmızı koyun adedince sevap kap felsefesinin savundugu bir din karşı sınıfı kafir diye algılamak ve onu müslüman yapmaktan öteye gitmez...

saygımla...

faydasızım
28-08-2010, 17:28
Zannederim İslam dini hakkında önyargılı davranıyorsunuz.
İslam dininde asla ve asla zorlama yoktur. İslam dinine girenler kendi istekleriyle girerler. Yayılma bu esas üzerine gerçekleşmiştir.
Bırakınız insanlar kendi dinlerini (yada dinsizliklerini) istedikleri gibi seçsinler. Eğer İslam dininin şartları ağır geliyorsa girmezsiniz, girmişseniz çıkarsınız olur biter. Bu konuda hiç kimse sizi zorlamaz, baskı yapmaz.
İslam dininin bireysel olmadığı doğrudur. Tüm kuralları toplamsal dayanışmayı, yardımlaşmayı, birlikteliği emreder. Adaletin bozulmasına asla izin vermez. Adalet ise mülkün temelidir.
Belki inanmayacaksınız ama islam dini bir diktatörlüğü ya da despotluğu
getirmez. Kuran'ın ve Peygamber efendimizin istişareye emr ve tavsiye ettiğini, Halilefelerin seçimle iş başına getirildiklerini hatırlayın. Ayrıca din adına yapılan yanlışlar suiistimaller dinlere mal edilemezler. Bu çok büyük bir haksızlık olur. Umarım verdiğim bilgiler faydalı olmuştur.
Saygılar.
(Tersinim )

ömer döneminde ki yayılamda bu esas üzerine yapmayın lütfen temel felsefe aytettede belirtildigi gibi allah adını yaymak iyiligi emretmek kötülükten men etmek..
bu bir zorlama degilmidir...
ayrıca allahın emirlerine uy uymassan yanarsın demek bu tek taraflı bir zorlama degil mi .sopayı gösterip yapmassan yersin mantıgı..ceza ödül ..

faydasızım
28-08-2010, 17:32
Nacizane olarak pek çok siteye girip çıkıyorum. Çeşitli kişilerle yazışıyorum. Fakat evrim teorisi taraftarları ve ateistler kadar yergi, sövgü, karşıtları hor ve hakir görme edebiyatına meraklı gruplar görmedim. Açık açık ar damarları çatlamış kimileri tarafından milyonlarlarca insanın inandığı Tanrıya (haşa) küfredenler bile var. Daha nasıl özgürlük istiyorsunuz? İstediğiniz özgürlüklük yergi ve sövgü edebiyatının daha da genişletilmesi mi? Bana kalırsa iğneyi başkasına çuvaldızı kendinize batırınız. Biraz edep, biraz anlayış, biraz hoşgörü... Zannederim muhtaç olduğumuz bu üçünün karışımı olan sihirli iksir...
(Tersinim )

o iksiri bulunca o edepli saygılı anlayılşlı müslümanlara da bir yufdum verirsiniz umarım...

Hüdai ÇAKMAK
02-09-2010, 17:30
Nacizane olarak pek çok siteye girip çıkıyorum. Çeşitli kişilerle yazışıyorum. Fakat evrim teorisi taraftarları ve ateistler kadar yergi, sövgü, karşıtları hor ve hakir görme edebiyatına meraklı gruplar görmedim. Açık açık ar damarları çatlamış kimileri tarafından milyonlarlarca insanın inandığı Tanrıya (haşa) küfredenler bile var. Daha nasıl özgürlük istiyorsunuz? İstediğiniz özgürlüklük yergi ve sövgü edebiyatının daha da genişletilmesi mi? Bana kalırsa iğneyi başkasına çuvaldızı kendinize batırınız. Biraz edep, biraz anlayış, biraz hoşgörü... Zannederim muhtaç olduğumuz bu üçünün karışımı olan sihirli iksir...
(Tersinim )

o iksiri bulunca o edepli saygılı anlayılşlı müslümanlara da bir yufdum verirsiniz umarım...
........................................

O iksire bütün insanlığın muhtaç olduğu fikrindeyim. Kendinizi sütten çıkmış ak kaşık yerine koymayın. Hatalarını bilip kabullenmek, sonrada düzeltmeye çalışmak çok büyük bir erdemdir.

Tersinim

Hüdai ÇAKMAK
02-09-2010, 17:41
Bu Din düşüncesinden ne anladığınız ile alaklıdır tabiki. Materyalist felsefenin bir din olup olmadığını özellikle sizin gibi başarısız teoriler üretmekte olan birisi ile tartışacak değilim lakin devlet vatandaşlarının dini yaşamalarında %100 garantör olamaz. Çünkü İslamcı, diğer din inanırlarını kendi tanrılarına tapınma hususunda alçalarak kendi elleriyle cizye verene kadar, diğerlerini aşağılayacaktır. Devlet vatandaşlarına eşit ölçüde durmak için elbetteki "Gökten İndiğini Varsaydığınız" kitapların bazı bölümlerine yasalarla engel olmak mecburiyetindedir. Ve kendi mekanizmalarını bu yasalarla temellendiremez.
.................................
Tersinim teorisi zan ettiğiniz gibi Gökten İnmiş Kitaplara göre kurgulanmamıştır. Zaten buna bizim bilgimiz ve gücümüz yetmez. Biz nacizane olarak Charles Darwini ve yandaşlarını bir parçada karşıt teori yandaşlarının fikirlerini temel aldık. Tersinim Teorisi olmayana ergi metoduyla kurgulanmıştır. Başarılı olup olmadığını ise zaman gösterecek.

NOT: Tersinim teorisini eleştiren kardeşlerimden teorinin hangi bölümünün, hangi mekanizmasının akla, mantığa, bilime ters düştüğünü bildirmelerini istedim ama kimseden ses çıkmadı. Neden acaba?

AerA
07-09-2010, 02:50
.................................
Tersinim teorisi zan ettiğiniz gibi Gökten İnmiş Kitaplara göre kurgulanmamıştır. Zaten buna bizim bilgimiz ve gücümüz yetmez. Biz nacizane olarak Charles Darwini ve yandaşlarını bir parçada karşıt teori yandaşlarının fikirlerini temel aldık. Tersinim Teorisi olmayana ergi metoduyla kurgulanmıştır. Başarılı olup olmadığını ise zaman gösterecek.

NOT: Tersinim teorisini eleştiren kardeşlerimden teorinin hangi bölümünün, hangi mekanizmasının akla, mantığa, bilime ters düştüğünü bildirmelerini istedim ama kimseden ses çıkmadı. Neden acaba?

Bu kesinlikle verdiğim cevaba bir cevap olamaz. Devletin dine garantör olmasını istemişsiniz bende %100 oranında niye olamayacağını dile getirmişim.

Hüdai ÇAKMAK
08-09-2010, 10:25
Bu kesinlikle verdiğim cevaba bir cevap olamaz. Devletin dine garantör olmasını istemişsiniz bende %100 oranında niye olamayacağını dile getirmişim.
..................................................
İnsan doğallıklarını kabul eden ve buna göre örgütlenen bir devlet sisteminin (bu sistem ne olursa olsun) uzun ömürlü olmayacağı, olamayacağı açıktır. Çünkü devlet örgütlenmesi amaç değil araçtır. İnsanların ihtiyaçlarına göre değişkendir ve öyle olmalıdır. Doğallıklardan uzaklaşmak ise insanlardan uzaklaşmak demektir. Bir gerçeği kabul edip buna uygun örgütlenmek için mümkün olmasın? Şu bir gerçektir ki vatandaşlarını oldukları gibi kabul edip buna uygun sistemler üreten devletler daima uzun ömürlü olmuştur.
Saygılar.

Hüdai ÇAKMAK
08-09-2010, 10:50
Toplumsal huzurun birbirimizin inançlarını, fikirlerini düşüncelerini saygıdan geçtiğini unutmuş görünüyorsunuz. İnanç özgürlüğü ya da laiklik bir başka insanın inancını hor ve hakir görme hakkını tanımaz. Hor ve hakir görürseniz bir başka kişinin din ve inanç özgürlüğünü tecavüz etmiş olursunuz. Bu nedenle her şeyden önce laik devlet tarafından cezalandırılırsınız. Bir parça hoşgörü ve karşılıklı anlayış... Toplumsal huzurun tek ilacıdır.
(tersinim )

saygı bekleyen insanın önce saygı göstermeyi ögrenmesi gerektigini hatırlattım hiç bi şeyi unutmadım asıl unutan sizsiniz..bir kafiri müslüman yap sahra dolusu kırmızı koyun adedince sevap kap felsefesinin savundugu bir din karşı sınıfı kafir diye algılamak ve onu müslüman yapmaktan öteye gitmez...

saygımla...
................................
Kimseyi inancından (inançsızlıkta bir inançtır) dolayı ne kınarım, ne yererim, ne de söverim. Her insanın inancını ya da inançsızlığını savunma ve yaşama hakkı vardır. Her koyunun kendi bacağından asılacağını bilecek kadar yaşlı ve tecrübeliyim. Eğer bu saygı değilse saygı nedir? Neyi unutmuşum söyler misiniz?

AerA
08-09-2010, 12:45
..................................................
İnsan doğallıklarını kabul eden ve buna göre örgütlenen bir devlet sisteminin (bu sistem ne olursa olsun) uzun ömürlü olmayacağı, olamayacağı açıktır. Çünkü devlet örgütlenmesi amaç değil araçtır. İnsanların ihtiyaçlarına göre değişkendir ve öyle olmalıdır. Doğallıklardan uzaklaşmak ise insanlardan uzaklaşmak demektir. Bir gerçeği kabul edip buna uygun örgütlenmek için mümkün olmasın? Şu bir gerçektir ki vatandaşlarını oldukları gibi kabul edip buna uygun sistemler üreten devletler daima uzun ömürlü olmuştur.
Saygılar.

Aynı cümle içerisinde hem doğallığın devlet ömrünü kısalttığını hemde uzun ömürlü olması için doğallığın kabul edilmesini yazmışsınız.

Belliki çok Tersinmişsiniz bugün...

Hüdai ÇAKMAK
09-09-2010, 19:21
Aynı cümle içerisinde hem doğallığın devlet ömrünü kısalttığını hemde uzun ömürlü olması için doğallığın kabul edilmesini yazmışsınız.

Belliki çok Tersinmişsiniz bugün...
..............
Çok güzel bir hatamı yakalamışsınız. Onlarca kişiye cevap yetiştirmeye çalışınca insanın fevri dönüyor ve hatalara, yanlışlara daha çok, daha kolay düşüyor. Hatamı kabul ediyor ve düzeltiyorum. Saygılar.

Neva
02-08-2011, 01:29
Islamiyeti ve kitabi degistirirseniz, ayetlerin bir kismini carpitirsaniz olur tabi niye olmasin?

No God No Sadness
12-08-2011, 17:42
Radikal olmadıkça olunur.