PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Akciğersiz kurbağa türü bulundu


meaculpa
16-04-2008, 16:39
Borneo Adaları’nın Endonezya kesimindeki bir nehirde bulunan akciğersiz kurbağanın yalnızca derisiyle solunum yaptığı belirtildi.

WASHINGTON - Singapur Ulusal Üniversitesi’nden David Bickford ve arkadaşlarının, Current Biology dergisinin bugünkü sayısında yayımlanan makalelerinde, suda yaşayan kurbağanın geriye doğru evrimleştiği ve yeniden ilksel (primordial) özellikler kazandığı iddia edildi.


AKCİĞERİN GELİŞİMİNE IŞIK TUTACAK
Yalnızca derisiyle solunum yaptığı belirtilen kurbağının incelenmesinin, hayvanlarda akciğerlerin ilk olarak nasıl geliştiğine ışık tutabileceği kaydedildi.

Hayvanlarda akciğer, milyonlarca yıl önce denizden karaya geçtiklerinde gelişmişti.

İLK KEZ BELİRLENDİ
Bu tür bir kurbağının yaşadığının ilk kez belirlendiği de ifade edildi.

http://img376.imageshack.us/img376/2913/283451kq9.jpg (http://imageshack.us)

meaculpa
16-04-2008, 16:42
Geriye Doğru Evrimleşme ifadesini bilen varsa açıklasın lütfen.

Chaos
16-04-2008, 17:27
:D Geriye doğru evrimleşme mi? Bu kurbağanın yeni bir adaptasyon geliştirdiği açık. Evrimin temel problemlerinden biri şu anda hala devam eden sınıflandırmadaki aşağıdan yukarıya kurgulanmış hiyerarşik piramit. En tepeye memelilerin ve insan ın yerleştirildiği bu sistematikte bir önceki basamaklar aşağı evrim basamağı olarak değerlendiriliyor kimi biyologlar tarafından. Ancak bu aslında doğru bir yaklaşım değil.

Şöyle örneklendirmek gerekirse;

Jura devri devleri olan dev kertenkeleler yani Dinozorlar döneminde karasal yaşamın dominant türleri dinozorlardı. Tropikal sıcak iklimin hakim olduğu bu dönemin sonlarında ısı dolayısıyla hızlı gelişim ve dev boyutlu canlılar hakimdi. Hatta nispeten dinozorlardan sonraki zamanımızdan önceki son buzul çağından önce de ilk memeliler içinde boyu 3,5 metreyi bulan otçul ayı benzeri bugünkü tembel hayvanlar ile akraba türler mevcuttu. Bugünkü kedigillerin ataları kılıç dişli kaplanlar da oldukça iriydiler,hatta bazı dev goril fosilleri de bulunmuştur.

Sıcak iklimi en iyi değerlendirenler bugün sürüngen dediğimiz kertenkelelerdir. Bugün hayatta kalan çoğu sıcak iklim hayvanı kış uykusu denilen metabolizmayı yavaşlatıp kış şartlarından izole olabilenler olmuştur. Dinozorlar, sürekli sıcak olan iklim sayesinde dev cüsselerini hızla hareket ettirebilen canlılara dönüşmüşlerdir. Bu noktada o dönemin en üstün evrim formunun dinozorlar olduğunu söylemeliyiz. Fakat bu görecelidir. Çünkü henüz kesin bilinnmeyen nedenlerden ötürü yeryüzü iklimi hızla soğumaya başlamıştır. Soğuk iklim, dev cüsseli dinozorların kitlesel ölümünün birincil nedenidir. Çünkü büyük cüsseyi hızlı bir metabolizma ile dengede tutabilmeleri için bu canlılar sürekli ısıya ihtiyaç duyarlar çünkü vücut ısıları çevreye göre birebir uyumludur. Ancak ısı düşerse hareket edemezler, davranışları ve hareketleri yavaşlamaya başlar.

İşte dinozorlar yokolurken,küçük cüsseli sürüngenlerin soyunu sürdürebilmesinin,bunun yanında vücut ısısını sabit tutan kuşlar ve memelilerin iklimden etkilenmemesinin nedeni budur. Dinozorlar kitlesel olarak yok olduğunda dominant tür olarak ekosistemi memeliler ve kuşlar işgal etmeye başlamıştır. Bunun yanında kış uykusu adaptasyonu geliştiren sürüngenler ki zaten normalde de soğuk iklimde metabolizmaları yavaştır onların, hayatta kalmayı başarmıştır.

Bu noktadan bakar isek bir dönemin kara hayvanları olan deniz memelilerinin akciğerini kaybetmek yerine aşırı geliştirdiğini görürüz. Yani broşlara doldurdukları havayı uzun süre dışardan soluk almadan kullanabilirler.

Yukarıdaki kurbağa ise zaten normalde de deri solunumu çok büyük oranda etkili olan bu tür ün akciğerleri yerine su ile daha fazla içli dışlı olmasından ötürü deri solunumu lehine bir gelişme gösterdiğini söyleyebiliriz. Geri evrimden bahsedilemez her yeni adaptasyon farklı uyum mekanizmalarını yaratmaktadır. Akciğer in solungaca geri küçülmesi mümkün olsaydı o zaman geri evrimden bahsedebilirdik buradaki olay akciğer in işlevini yitirerek deri solunumunun gelişmiş olmasıdır ki bu da evrimsel bir ilerlemedir.

Bu kurbağanın akciğeri incelenerek akciğer gelişimi öğrenilemez haber bu noktada biraz abartı yorumda bulunmuştur. Kaldı ki öncül formlarında belki de direk olarak deri solunumuna geçmiş bir tür de olabilir. Evrim gidişatı yönünden yukarıda anlatığım gibi bir durum mümkün olsa da önceden akciğeri olduğuna sonra bunu kaybettiğine dair bir tez öne sürmek zordur,küçük bir olasılıktır,ancak imkansız da değildir. Büyük ihtimalle solungaçları işlev yitirip kök hücreleri deriye yayılarak direkt deri solunumuna geçmiş olmalıdır. Buradan akciğer gelişimini öğrenmek biraz güçtür o nedenle de benim tezime göre.

meaculpa
16-04-2008, 23:49
Olay adaptasyon diyorsun yani. Şimdi bu kurbaganın akcigeleri işlevini kaybedip, deri solunumuna geçmiştir. Sen ise, eger solungaca dönüşseydi evt geri evrim diyebilirdik fakat deri solunumuna gectigi için böyle birsey söz konusu değil diyorsun. Deri solunumu ile solungac solunumunu kıyaslayınca aradaki farkı neye indirgedigini sormak istiyorum.

Birde geriye dogru evrim olayını hala anlamadım :roll: *

Merak ettiğim şu; eger herhangi bir canlıda geriye doğru bir evrim gercikleşirse bu ne demek olur?

Chaos
17-04-2008, 02:04
Geri evrim olmaz. Öncelikle bunu söylememiz gerekir. Şöyle belirteyim bunu. Akciğerli bir balıktan karada yaşayan sürüngene dönüşüm evrimdir. Ancak sürüngen tekrar suda yaşasa dahi, asla ilk atalarının biçimi olan akciğerli balığa zamanı geri almadığımız sürece dönüşemez.

Soruna gelince;

Solungaç solunumu, sudaki erimiş oksijeni difüzyon yolu ile kılcal damarlardan dolaşım sistemine aktaran ilkel bir akciğer yapısındadır. Çok sayıda kılcal damardan oluşmuş kıvrımlı bir yüzeydir ve böylece temas yüzeyi arttığından balığın solungacından giren su içindeki erimiş oksijen alınır. Su sonra solungaçların daralması ile kapakçıklardan atılır.

Ancak bütün canlılar aynı zamanda belli oranda deri solunumu da yaparlar. Eğer bir insanı tüm vücudunu kaplayacak şekilde hava geçirmez bir boya ile kağlarsanız ağız ve burun delikleri açık kalsa da ölecektir. Akciğerli solunumun ilkeel formlarından birine sahip olan kurbağalar da da etkin deri solunumu bulunur. O yüzden derileri nemlidir çünkü solunum gazlarının çözünmesini sağlar.

Peki solungaç solunumu ve deri solunumu arasındaki fark nedir? Deri solunumu solucanlarda ve süngerlerde görülür. Havadan ya da sudan difüzyon yoluyla gaz alış verişi yaparlar. Diğer canlıların yardımcı deri solunumu da bu şekildedir. Kurbağalarda da hem akciğer hem deri solunumu vardır akciğer az gelişmiştir. *Larva iken ise kurbağa solungaç solunumu yapar.

Solungaç solunumu yapabilmek için su olması gereklidir. Bahsi geçen ergin kurbağanın suda yaşadığı belirtilmiş larva dönemi hakkında da bilgi sahibi olmamız gerekli. Yeterince bilgi olmadan tam bir bilgi vermek mümkün değil.

Ancak eğer larval dönemde solungaç solunumu yapıyor ise bu kurbağanın atalarının bir dönem karada yaşadığını da varsaymak gerekiyor. Çünkü solungaçlarını kaybetmesi için bir neden yok deri solunumuna geçmesi için. Çünkü deri solunumu difüzyon ile serbest oksijeni vücuda alıp karbondioksit i dışarı atıyor yani difüzyon. Solungaçlarla serbest oksijen alamayacağına göre deri solunumunu sudan yapması gerekir ki o zaman zaten akciğer e lüzum yok. Haber de bir muamma mevcut bu kurbağa sürekli suda mı yaşıyor yoksa karada mı yaşıyor? Hakkında yeterli bilgi bulmadan yazmak doğru olmaz ben önce onu bir araştırrayım yüce google dan. :D

meaculpa
17-04-2008, 02:32
Geriye doğru evrim olayını bende ihtimal dışı oldugu için anlamamış olabilirm dedim ve rahatlattım simdi kendimi:)

ama...

Kurbaga adına haberlerin hemen hemen hepsi aynı nette. Bu kurbaga türünün akcigerleri yokmuş sadece deri solunmu yapıyormus. Akcigerler zaman içinde kullanılmaya kullanılmaya yerini hiç birseyede bırkamamıs yani solungac falan, direk var olan deri solunumu agırlık kazanmış. Süngerler ve solucanlar yanlız deri solunumu yapıyorsa(diger canlılarda yapıyor fakat bu iki tür yanlız bu solunumu kullanıyor diye anlayarak devam ediyorum) kurbaga gibi evrim piramidinde sünger ve solucandan daha karmaşık yapılı bir canlının solungacı yada akcigeri niye yok :D *tamam suya adaptasyoın ile kullanılmayan organ köreldi diyoruz ama cidden bu kurbaga hep sudamı ki dısarı cıkınca bır tek deri solunmu yetiyor? yada bu kurbaganın solunum anlamında daha karmaşık bir yapıya sahip olmasının evrim piramidinde önemi yokmu? Solunum şekline göre sınıflandırmada bu hayvan nerede kategorize edilebilir? v.s...

Chaos
17-04-2008, 03:10
Bu hayvan ı şu andaki taksonomi de bir yere yerleştiremeyiz :D Ama kurbağa olduğuna göre yani amphibia, sadece suda yaşıyor olamaz. Taksonomi de de amphibia lar arasında görülür tür ismi Barbourula kalimantanensis olarak. (yayvan başlı kurbağa imiş Türkçesi :D ) Sanırım su kurbağası bu yani daha çok karada gezen kurbağalardan değil. Ama kurbağa olduğuna göre suda yüzüp karada nefes alıyor olması gerekiyor.

Yaşadığı coğrafya soğuk ve akıntılı bir suymuş ve kendini dibe batırıyormuş nehir de. Yaşadığı bölge bol miktarda oksijen ihtiva ediyormuş. Bu hayvanın akciğerinin körelmiş olduğunu ve serbest oksijeni direk deriden difüzyon ile aldığını söylemeliyiz o zaman. Yani sünger gibi değil çünkü o suda,solucan gibi. Bilim adamları da bu yüzden geri evrim demişler. Fakat belki de hiç akciğer geliştirmedi. Çünkü önce akciğer geliştirip sonra onun körelmesi pek mantıklı değil evrim açısından. Bu kurbağanın deri solunumu nasılmış onu öğrenmek lazım normal kurbağaların deri solunumundan farklı olarak çünkü onlarda akciğer solunumu da mevcut. Muhtemelen solungaçlar larvadan sonra işlev yitirirken deri solunumu gelişiyor *metamorfoz sırasında. Akciğer oluşmamış olmalı hiç. Yani bence boşuna akciğer gelişimi arıyorlar bu hayvanın akciğer e ihtiyacı yok çünkü derisi ile halletmiş solunum işini :D

Yani kurbağanın solungacı var ama larva iken var. Sonradan akciğer e dönüşüyor. Bu ise deri solunumunu abartmış. Zaten kurbağaların deri solunumu önemli diğer hayvanlara oranla akciğerleri gelişmemiş olduğundan deri solunumu ile akciğer solunumunu birlikte yapıyorlar. Solungaç solunumundan sonra bu tür direkt deri solunumuna adapte olmuş anlaşılan ortamdaki bol oksijenin difüzyon miktarını olumlu etkilemesinin etkisiyle.

İlginç hayvan ornitorenk ler gibi tuhaf özellikli olmuş. Araştırılması gerekli bir konu epeyce bilim adamlarınca. Ancak maalesef bölgedeki madenler ve orman katliamları sebebiyle nesli de tehlikedeymiş. Türü 1970 de bulmuşlar akciğersiz olduğu daha yeni anlaşılmış o da ilginç bir nokta Kesin icada neden olan bilimsel bir tesadüfi kaza sonucudur :D

meaculpa
17-04-2008, 03:33
Keşfi yapan bilimadamları edirneli olsaydı anlayabilirdim olayı:) ne kazası ya kesin bunlar hayvanı yemek için kesmiş, biçmişlerdir ki hayal kırıklıgına ugramıslardır, düşünsenize ciger diye hayal kuruyorsunuz öyle kıt bir ortamda ve kurbağa cigersiz cıkıp bilim literaturune giriyor :D

Ortama adaptasyon noktasını dogruluyor o zaman bu verilerde çünkü oksijenin bol olması ve sulak ortam koşulları bu alana kaydırıyor bizi. Sınıflandırmayıda yapamıyoruz iyi mi çünkü akcigeri yok sadece deri solunmu yapan bir kurbağa... Ben bu kezde deri solunmu yapan organellerinin gelişimini merak ettim. Yani ne gibi farklılıklar gizlenebilir diger normal deri solunumu yapan kurbagaların yanında. Çok ilğinç ya. Yani düşünüyorum da yanlız deri solunumu yapan canlılar daha az karmasıklar ve dolayısıyla belkide daha az enerjiye ihtiyacları var buda daha az oksijen edinebilme gereksinimi demek. Ama burda zıp zıp bir kurbaga soz konusu. Bu kurbaga bütün solunum işlmeleri için gerekli olan gazları sadece deriden solunumla saglıyorsa o zaman cok özel bir yapıya sahip olması gerekiyor.

Chaos
17-04-2008, 04:23
:D İşte bu zıp zıp ın derisinin özel işlevini bilmiyoruz zaten, kurbağa elimizde değil. Elimizde olsa kesip biçmek gerekecek o zaman da yazık. Boşver işte yaşasın solusun amma meraklıyız yazık hayvancağıza :D

Kurbağaların ilginç bir özelliği daha var zaten akciğerlerinde alveol yok. (Bknz şekil1)


http://img402.imageshack.us/img402/2812/38826775qc8.jpg (http://imageshack.us)

Bu kurbağa Toads denen kara kurbağalarından olmadığına göre amphibium. Ama akciğer yok.

Bir de akciğer biçimlerine bakalım.

http://img182.imageshack.us/img182/4648/s6is2.jpg (http://imageshack.us)

Kurbağalardan daha az gelişmiş olan semenderlerin bazılarında da hiç akciğer bulunmuyor. (ağaç semenderi» nin (Aneides lugubris) )Tamamen deri zarı vasıtasıyla solunum yapıyorlar. Onlar da tıpkı kurbağalar gibi larval dönemlerinde solungaç solunumu yapıyorlar. Semenderleri kurbağalardan ayıran ise kuyrukları ve metamorfoz yetenekleri. Semenderler sürüngenler gibi kopan kuyruklarını hatta bacaklarını yenileyebiliyorlar. Semenderler de amphibium. Belki bu kurbağa bir tür akciğersiz semenderden evrimleşmiştir. Sonuçta semenderler de karaya çıkan *balıklardır. Amphibiumların bu yüzden bol mukuslu derileri olduğunu düşünebiliriz. Akciğerli balıkların sürüngenlere doğru, solungaçlı daha ilkel olanların amphibiumlara doğru genel bir yol izledikleri bilinmekte. Tabii ki her zaman değişik izole coğrafyalarda farklı adaptasyonlar geçirecek olan farklı dallanmalar ve yeni türler çıkacaktır. *8)

meaculpa
17-04-2008, 04:44
Tamam bu kurbaga kurbaga değil, takiyye yapan bir semender:) ne yetenekliymiş ya, bana kalsa yasasın diyecegim ama şimdi o kurbagaların parcaları hala mikroskoplar altındadır emin ol. Olması da gerekiyor bir yerde ne yazıkki..

Evrim bu dimi, binlerce çeşitlilik söz konusu her gün değişik değişik canlılar görüyoruz demekki şu taksonomi olayıda tekliyor bir yerden sonra çünkü bahsettigin şu evrim piramidinde ki dizilimin belkide değişmesi sırası gelmiştir :wink:

Chaos
17-04-2008, 05:26
O sürekli değiştiriliyor zaten. Biyolojide tutup 2 yıl önceki taksonomiyi bile kullansan yandın demektir rezil olursun akademi de.

Doğada durmaksızın değişen gen çeşitliliği var. Evrimi oluşturan mutasyonları istatistiki olarak % 95 çevresel faktörler etkiliyor bazı ani mutasyonlar da söz konusu. Ancak sadece tek bir canlının üremesi sırasındaki crossing over ı düşünecek bile olsak bu değişen genlerin birbiri ile çiftleşip yeni ve farklı dizilimler oluşturmasını da göz önüne alır isek kısa dönemde hiç bir şey farkedilmese de yüz binlerce yıl geçtiğinndde genel olarak hemen hemen tüm canlıların nitelik değiştirdiğini söyleyebiliriz. Bu rakam 10-100 milyon yıllara ulaştığında ise ata türlerden geriye neredeyse hiç bir tanesi kalmıyor. Örneğin birkaç istisna dışında Jura devrindeki hayvanlardan hiçbirini bugünkü biyosfer içinde görmemiz mümkünn değil. Tamamen izole olmuş türler bile birçok özelliğini değiştirmiş oluyor.

Bu noktada canlı populasyonunun ölüm doğum oranına benzer bir orantının tür çeşitliliği için de var olduğunu söylemeliyim. Yani doğadaki tüm türler sonraki çağlarda evrimleşmiş olmuyor. Hatta genellikle nesli tükenerek evrim çizgisinden çekilen tür sayısı da bugüne kalanlar kadar fazla. Hatta konuşabilen, ateşi kullanan,ölülerini gömen, alet yapan iki düşünen memeliden (modern insanın düşünme ve yaratma kabiliyetini referans alır isek) sadece biri Homo Sapiens bugüne dek gelebildi. Neandertal ise yok oldu. Yani doğa ile uyum yaratmakta aklın sınırsız kabiliyet olduğunu düşünmek de pek mantıklı değil. Neandertaller yok olmamış olsaydı fosil kayıtlarına ve yaşam biçimlerine baktığımızda ki tek düşünebilen ve tasarlayan tür olarak homo sapiens e insan diyoruz, hiç geri kalır yanları olmadığını görebilirdik. (Kendi türüne bu denli acımasız olan düşünen memelilerin birbirine nasıl davranabileceğini düşünmek istemiyorum)

Çeşitlilik arttıkça sonraki nesillerdeki genetik varyasyon sayısı da artıyor. Böylece bu dallanmalardan en az biri daima bir sonraki evrim basamağında varlığını korumuş oluyor. Bu noktada aslında her ne kadar insanın yeryüzündeki en son tür olduğunu düşünsek de, bir bakıma en yaşlı tür olduğunu da söyleyebiliriz. Çünkü taşıdığı genlerde eski atalarına ait tüm olasılıklar mevcut. Memeli,keseli,sürüngen,kuş,amphibi ve ötesi. Tabi evrim basamağında yukarı çıkıldıkça piramit gibi bir durum sözkonusu. Alt sınıflardaki sayısız atalardan bugün en son İnsan kalmış durumda o gen havuzundan geriye. O nedenle geriye gidildikçe ortak ataların miktarı da artıyor. Bugün aniden insan ırkı ortadan kalkacak olursa biyolojisinde taşıdığı bu gen havuzunun da ölümü demek sonsuza kadar. Artık bir sonraki evrimde yine düşünen tür çıkar mı çıkmaz mı bilemeyiz. Ama doğa oldukça çeşitlilik değişerek daima sürecektir.

ibret
18-06-2008, 19:54
Borneo Adaları’nın Endonezya kesimindeki bir nehirde bulunan akciğersiz kurbağanın yalnızca derisiyle solunum yaptığı belirtildi.

WASHINGTON - Singapur Ulusal Üniversitesi’nden David Bickford ve arkadaşlarının, Current Biology dergisinin bugünkü sayısında yayımlanan makalelerinde, suda yaşayan kurbağanın geriye doğru evrimleştiği ve yeniden ilksel (primordial) özellikler kazandığı iddia edildi.


AKCİĞERİN GELİŞİMİNE IŞIK TUTACAK
Yalnızca derisiyle solunum yaptığı belirtilen kurbağının incelenmesinin, hayvanlarda akciğerlerin ilk olarak nasıl geliştiğine ışık tutabileceği kaydedildi.

Hayvanlarda akciğer, milyonlarca yıl önce denizden karaya geçtiklerinde gelişmişti.

İLK KEZ BELİRLENDİ
Bu tür bir kurbağının yaşadığının ilk kez belirlendiği de ifade edildi.

http://img376.imageshack.us/img376/2913/283451kq9.jpg (http://imageshack.us)

ne yapmamız gerekiyor pirimatları vazgeçtik kurbağayamı dönecez hani tek hücreliden geldikya önce kurbağa sonra evrim

meaculpa
19-06-2008, 00:25
ne yapmamız gerekiyor pirimatları vazgeçtik kurbağayamı dönecez hani tek hücreliden geldikya önce kurbağa sonra evrim


Aynen öyle İbret... Gocunan düşünsün, benim için kurbağa ile kardeşliğin bir sakıncası yok.

yucemanitu
19-06-2008, 00:45
Ya ben bir şey sorcam bu Avustralya'da hem gagalı, hem memeli, hem yumurtlayan hem de yavrusunu sütle besleyen inanılmaz bir mahluk var onun adını bile bilmiyorum adını bileniniz var mı? Biraz onu da araştırmak istiyorum. Bir de bir yazıda (bu sitede değil) dört ayaklı kuş var, diye bir şey okumuştum var mı gerçekten?

dilaver
19-06-2008, 00:49
o canlının ismi Ornitorenk. İşin garibi gen haritası da çıkarılan bir canlı.

Dört ayaklı kuşu bilmiyorum.

saygılarımla