Orijinalini görmek için tıklayınız : "ayın yarılması" hikayesindeki bilgi yanlışları
Bu sitede "Ayın yarılması" ile ilgili bir sayfa düzenlenmiş ve bazı hadisler bu sayfada kullanılmış. Yine bu uydurma hadislere dayanarak bazı yorumlar yapılmaktadır
Ayın ortadan ikiye yarılmasıyla ilgili o hadisler hakkında benim hiç bir şüphem yok. Onların hepsinin uydurma olduğunu ve yerinin çöplük olduğundan oldukça eminim. Bir çok hadis gibi bu tarz hadislerin hiç birine inanmıyorum. Bu hadislerin tümü peygamberimizden yüzlerce yıl sonra yazılmış ve bir çoğu o dönemin kargaşası içinde uydurulmuş hadislerdir. Peygamber adına uydurulan “ay yarılması “ hikayesi de peygamberimizi insan üstü bir varlık gibi göstermek için uydurulmuş hadislerden birisidir.
Kuran bu konuyla ilgili bir ayet vardır. Fakat bu ayette hadisler doğrultusunda meallendirilip anlamlandırılmaktadır. Gerçek anlamı ise çok daha farklıdır. Bu ayet kamer suresinin 1. ayetidir.
54/1- Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı.
Bu ayet bir çok meal de yukarıdaki gibi verilmektedir. Birincisi Kuran’da gelecekle ilgili olan olaylar bazı yerlerde geçmiş sigasıyla anlatılmaktadır. Burada yer tutmaması için onlara fazla yer vermeyeceğim. Ama cehennem ya da cennetle ilgili ayetler bakarsanız bir çoğunda sanki geçmişti yanmış gibi bir anlatım vardır. Bu Arap dilinin bir özelliği.
İkinci ise “yarılma” “İnşakka” ifadesi yanlış anlamlandırılmaktadır. “İnşakka” kelimesi öyle hadislerde söylendiği gibi iki yarılıp ayrılma değildir. Örneğin tohumun yeri yararak çıkması bu kelimeyle ifade edilir. Bu ifade 80. surenin 26. ayetinde bu şekilde kullanılmaktadır. Ya da ölülerin gömüldükleri toprakları yararak çıkmaları anlamında 50. surenin 24 ayetinde kullanılmaktadır.
Yerin çapalanması için de bu kelime Arapça da kullanılmaktadır. Sonuç olarak Bu ayette ifade edilen bilgi gelecekte ayın toprağının yarılacağı ( İkiye bölünmesi değil , tohumun yeri kabartarak yarması gibi) yada çapalanacağıdır. 1969 yılında Uzay ilk defa gidilmiş ve ay toprağı örnek alınırken astronotlar tarafında çapa benzeri bir araçla çapalanarak örnek alınmıştır.
Arap harfleriyle ilgili bir ebced hesaplama yöntemi vardır. Yani Arap harflerinin her birisinin sayısal bir değeri vardır. Bu ayetteki harflerin sayısal değerlerinin toplamı da 1969 değerini verir. Bu rakamın Apollo 11 uzay aracının ilk defa insanlı olarak ay yüzeyine indiği ve ay toprağından çapalanarak örnek alındığı yıldır.
Tabi bunlar sadece bir tefsirdir. Burada önemli olan nokta Kuran ayetlerinde o uydurma hadislerde anlatılan olayları onaylayan ya da destekleyen bir ifadenin olmadığıdır. Kuran’da uydurma hadislerde iddia edildiği gibi ayın ortadan ikiye bölünüp ayrıldığı yönünde hiçbir ifade yoktur.
Ella,
Kamer Suresinin 1. ayetini yazmışsın ama 2. ayetini yazmamışsın. Sanırım iddialarını çürüteceğini düşündüğünden dolayı yazmadın. 1. ayeti daha iyi anlayabilmek için 2. ayete de bakmalı (çeviri elmalılı hamdi''nin):
"HALA BIR MUCIZE GÖRSELER, YÜZ ÇEVIRIP: "SÜREGELEN BIR SİHİR!" DERLER."
Bu ayetten çok net anlaşılıyor ki 1. ayette bahsedilen ayın yarılması olayı , çoğumuzun anladığı gibi gerçek anlamda bir yarılmadır.
demek kuranın birde müneccimlik yanı var.......
hani geleceği bir tek allah bilirdi?
Bu nasıl bir mantıktır.
Zaten Kuran ayetini Allah söylüyor. Dolayısıyla geleceği bilen de Allah''tır. Bu eleştiriyi yapan okuduğunu anlıyor mu bilmiyorum.
şöyle bir mantık,
madem allah kuranda aya gideleceğini bildirdi,
neden müslümanlar aya gitmedi?
gelceği bildirildiyse yada gelecek değişitirelemeyecek kadar kati ve kesinse neden insan oğlu uğraşıp duruyor?
gelecek revize edilebilirmi?
Herhalde yukarıdaki söylediğinin mantıksızlığını sen de anladığın için yorumunu değiştirmişsin.
Allah aya gidileceğini söylüyor. Müslümanlar gidecek demiyor.
Ayırca kader konusunu soruyorsan, bu zamansızlıkla ilgli bir olay. Allah zamanları üstünde, tüm zamanı kapsayan bir varlıktır. Onun geçmiş ve geleceği bilmesi senin bir insan olarak zaman içinde yaşamını bağlamaz. Sen zamana bağlı bir canlısın ve buna göre yaşarsın. Kısaca olay bu.
çok hayal perestsiniz ella hanım,buradaki her kezin fikirleri üzerine hayal kurmaktan bıkıp usanmıyorsunuz........
mentığımı değiştirdiğimi hiç fark etmedim, yoksa siz benim düşündüğümü benden iyimi düşünüyorsunuz?
kuranda aya gilecek diye bir şey yazılması yada ima edilmesi mümkün değil zira kuranın bilim ile yakından uzaktan ilgisi yok.
''''kıyamet vakti yaklaştı ay yarıldı''''
ifadesinde, belliki nostradamus kehantlerinden öte giden bir anlam yok.........
Ella,
Yazdıklarının, Kamer Suresinin 2. ayeti ile ilgili bağlantısı hakkında yukarıdaki sorumu yanıtlamadın. Neden?
Merhaba Cem,
Çok alakasız bir iddia olduğu için aslında cevap yazmadım. O kadar çok mantıksız sorular oluyor ki. Tekrar sorduğun için bu sefer yazıyorum.
Eğer ikinci ayete bakarsan buradaki ifade geçmiş için değil geniş zaman için söylendiğini görürsün.
Senin dediğin gibi buradaki mucize kelimesi ayın yarılmasını niteleseydi, geçmişte bu mucizeyi gördüler ve bundan yüz çevirdiler diye anlatırdı. Burada genel olarak inkarcıların mantığı vurgulanır. Zaten birinci ayette ayın yarılması da bir mucize olarak da belirtilmemektedir. Sadece kıyametin yaklaşmasına bir alamet olarak vurgulanır. Yani gelecekle ilgili bir olaydır.
Bu üslup genel olarak Kuran’da vardır. Bu Arapçanın bir özelliği aynı zamanda. Bak sana başka bir örnek söyleyeyim:
39/68- Sur''a üfürüldü; böylece Allah''ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.
39/69- Yer, Rabbi''nin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar.
39/70- Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi. O, onların işlediklerini daha iyi bilendir.
Burada Sur’a üfürülmesi gelecekte olacak bir olaydır ama geçmiş zaman kipi kullanılarak anlatılmıştır. Bu tarz onlarca Kuran’dan örneği sana verebilirim. Bunların hepsi gelecekte olacak olaylardır. Fakat geçmiş zaman kipiyle vurgulanmıştır.
Örnek verdiğin ayetler geleceğe yönelik olmasına rağmen, geçmiş zaman kipi ile yazılmış olması Kuran''ın ne kadar bozuk gramer ile yazıldığını, dolayısıyla da aslında tanrısal değil, insani kaynaklı olabileceğine dair bir delil olamaz mı? Bu seçeneği neden düşünmüyorsun. "Tanrı" şöyle yazsaydı 39/68. ayette daha doğru olmaz mıydı:
Sur''a üfürülecek; böylece Allah''ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverecek. Sonra bir daha ona üfürürecek, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar olacaklar.
Gördüğün gibi ben aciz kul bile Kuran''daki ayetin daha anlamlısını yazdım, gramer bozukluğunu düzelttim. Şimdi benim bu düzelettiğim ayet gibi yazsaydı da insanlar arasında anlam kargaşası olmasaydı daha iyi değil miydi? Bunun edebiyatla da ilgisi yok. Gelcek zaman kipi kullanıldığında edebiyat yapılamıyor mu? Daha da önemlisi tanrının birincil görevi edebiyat yapmak mı yoksa gerçekleri en yalın şekilde anlatmak mı?
Bazı ayetleri dayanak gösterip Kamer 1. ayetin de benzer olduğunu ileri sürmek mantıklı mı? Bu ayette gerçek anlamıyla kullanılmış olamaz mı?
Ayrıca 2. ayette kullanılan zaman kipini gerçek anlamıyla alıyorsun ve bence bu şekilde keyfiliğe sürükleniyorsun. 1. ayette edebitay yapıldığını 2. ayette gerçek anlamın geçerli olduğunu iddia etmek keyfiliktir bence.
:D
hepinize allah akıl fikir versin
Demon-Lord
04-11-2004, 03:11
@Ben: Foruma yeni geldim ve gerçekten de yorumun biraz sakat, tekrar oku istersen. Tabi önce gidip biraz kahve iç, rahatla bi, hani kendi görüşüne tersten yaklaşmayı "deneyebilecek" duruma gel.. O zamana kadar cevaplamıyorum..
Takip eden ayette sadece "Buna rağmen bir mucize görseler hala inanmazlar" gibi birşey mi kastediliyor yoksa ayın burada tartışıldığı anlamıyla bölünmesi kastedilmiş de ben mi anlamadım? O zamanlar "bir uzay aracına, özel donanımla binip, ayın üzerine incez, zaten ay da dünya gibi bir cisim, yörüngesi var, evrende, evren de genişliyor..." falan deseniz birine, eleman ya inanmaz, ya da "mucize" der.. Kastedilen mucize zaten aya gidilmesi olamaz mı şimdi? Bunun tersini kanıtlayın bakalım bi.. Ayette herhangi bir tutarsızlık göremiyorum.
Zamanların bizim anlayışımıza uymaması bir dilbilgisi bozukluğunu yerine, neden tamamen sembollerle veya bir dizaynla ilgili olduğunu gösteremesin?
Ayrıca hepimizin bildiği ve bilmesi gerektiği gibi, çeviriler her zaman potansiyel hata kaynağıdır..
1-Yaklaştı kıyamet, ay yarıldı!
2-Hala bir mucize görseler, yüz çevirip: "Süregelen bir sihir!" derler.
ELLANIN DEDİĞİNE GÖRE BU OLAY AYIN TOPRAĞININ TARAÇALANMASI
ellanın dediği “İnşakka” kelimesi toprağın taraçalanmasındaki yarılma anlamını taşıyorsa burda ellaya katılıyorum.
turan dursunun dediğine göre bu kelime "bölündü,parçalandı" anlamına geliyor hanginize inanayım bende şaşırdım.
cem''e de katılıyorum çünkü geleceğe yönelik olduğu halde geçmiş zaman kipiyle yazılması bana da çok saçma geliyor.
ha bide şu olabilir:
And olsun ki biz, onların:''O''na (Muhammed''e) bir insan öğretiyor kesinlikle.'' Dediklerini biliyoruz. Savlarını dayandırdıkları kimsenin dili yabancıdır. Buysa (Kur''an), apaçık bir Arapça''dır."(Nahl, ayet:103)
Muhammedin hocasının arapçası kötü olduğundan geçmiş gelecek birbirine girmiş olabilir.Gramer bozukluğunu ben buna bağlıyorum.
Ayrıntılı bilgi için anasayfadaki muhammedin hocaları isimli başlığa bakabilirsiniz.
İÇİNİZDE BURDA BİR MUCİZEDEN KASTEDİLDİĞİNİ DÜŞÜNEN VARSA ONA ŞUNU SORAYIM:
PEKİ SORUYORUM MUCİZE DENEN ŞEY ÖNCEDEN PLANLANIP GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR Mİ? BU MUCİZENİN TANIMINA UYAR MI?
Merhaba Russel,
Bir dilin mantığını Türkçe’deki mantıkla nasıl karşılaştıra bilinir ki? Eğer o dilin kuralları içinde böyle bir anlatım varsa ki vardır, bunun Türkçe’de olmaması Arapçayı bağlamaz. Ben sizin bu konudaki itirazınıza şaşırıyorum. Başka bir dilin gramerini nasıl Türkçeye göre değerlendiriyorsunuz?
Ayın yarılmasıyla ilgili ayette geçen kelimenin Kuran’da geçtiği başka bir ayeti sana söyleyeyim:
Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık, Sonra yeri yardıkça yardık; Böylece onda taneler bitirdik, (80/25-27)
Bu ayette nasıl yerin yarılması yeryüzünün ortadan tümüyle bölünmesi değilse, ayın yarılması da ortadan ikiye bölünmesi değildir. Yukarıdaki ayette yerin yarılmasından kartın içindeki tohumun yeşermesi nedeniyle yerin kabarması anlamında olduğu açıktır.
İlk iki ayette geleceğe yönelik bir anlatım varken sonraki ayette inkarcıların yapısıyla ilgili bir bilgi anlatılmakta. Yani burada anlatılan olay ayın yaratılmasının mucize olmasıyla alakası yok. Buradaki mucize ifadesi genel olarak bir mucize görmeleridir.
Ella,
Hadi biz Türkler arapçayı iyi bilmiyoruz veya bazı arapça kelimelerin tam karşılığı yok Türkçede. Peki araplarda mı anlamıyor arapçayı? Bu ayette ayın gerçek anlamda yarılması (ikiye bölünmesi) nin kasedildiğini doğrulayan arapça hadisler var. Bu hadislerin doğru olup olmaması önemli değil, önemli olan inşakka kelimesinin o Mekkeli araplar tarafından da ayın ikiye bölünmesi şeklinde anlaşıldığını göstermek için aktarıyorum bunu:
""Abdullah İbn Mes''ud anlatiyor: Peygamberle birlikte Mina''daydık. Birden ay iki parçaya bölündü. Bu parçalardan biri, dağın arkasında, biri de dağın beri yanında kaldı. İşte o sırada Peygamber. Bakın da tanık olun!'' dedi." (Bkz. Buhari, es-Sahih, aynı yer; Müslim, e''s-Sahih, aym yer, hadis no: 2800.) "
Buharinin ve
Müslimin bu hadislerinin doğru veya yanlış olması ayrı bir konu. Ama şunu anlamış oluyoruz ki araplar tarafından da Kamer Suresi 1. ayette ayın ikiye bölünmesi kasdediliyor.
Ebu Leheb
21-11-2004, 07:13
Bu sitede "Ayın yarılması" ile ilgili bir sayfa düzenlenmiş ve bazı hadisler bu sayfada kullanılmış. Yine bu uydurma hadislere dayanarak bazı yorumlar yapılmaktadır
Ayın ortadan ikiye yarılmasıyla ilgili o hadisler hakkında benim hiç bir şüphem yok. Onların hepsinin uydurma olduğunu ve yerinin çöplük olduğundan oldukça eminim. Bir çok hadis gibi bu tarz hadislerin hiç birine inanmıyorum. Bu hadislerin tümü peygamberimizden yüzlerce yıl sonra yazılmış ve bir çoğu o dönemin kargaşası içinde uydurulmuş hadislerdir. Peygamber adına uydurulan “ay yarılması “ hikayesi de peygamberimizi insan üstü bir varlık gibi göstermek için uydurulmuş hadislerden birisidir.
Kuran bu konuyla ilgili bir ayet vardır. Fakat bu ayette hadisler doğrultusunda meallendirilip anlamlandırılmaktadır. Gerçek anlamı ise çok daha farklıdır. Bu ayet kamer suresinin 1. ayetidir.
54/1- Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı.
Bu ayet bir çok meal de yukarıdaki gibi verilmektedir. Birincisi Kuran’da gelecekle ilgili olan olaylar bazı yerlerde geçmiş sigasıyla anlatılmaktadır. Burada yer tutmaması için onlara fazla yer vermeyeceğim. Ama cehennem ya da cennetle ilgili ayetler bakarsanız bir çoğunda sanki geçmişti yanmış gibi bir anlatım vardır. Bu Arap dilinin bir özelliği.
İkinci ise “yarılma” “İnşakka” ifadesi yanlış anlamlandırılmaktadır. “İnşakka” kelimesi öyle hadislerde söylendiği gibi iki yarılıp ayrılma değildir. Örneğin tohumun yeri yararak çıkması bu kelimeyle ifade edilir. Bu ifade 80. surenin 26. ayetinde bu şekilde kullanılmaktadır. Ya da ölülerin gömüldükleri toprakları yararak çıkmaları anlamında 50. surenin 24 ayetinde kullanılmaktadır.
Yerin çapalanması için de bu kelime Arapça da kullanılmaktadır. Sonuç olarak Bu ayette ifade edilen bilgi gelecekte ayın toprağının yarılacağı ( İkiye bölünmesi değil , tohumun yeri kabartarak yarması gibi) yada çapalanacağıdır. 1969 yılında Uzay ilk defa gidilmiş ve ay toprağı örnek alınırken astronotlar tarafında çapa benzeri bir araçla çapalanarak örnek alınmıştır.
Arap harfleriyle ilgili bir ebced hesaplama yöntemi vardır. Yani Arap harflerinin her birisinin sayısal bir değeri vardır. Bu ayetteki harflerin sayısal değerlerinin toplamı da 1969 değerini verir. Bu rakamın Apollo 11 uzay aracının ilk defa insanlı olarak ay yüzeyine indiği ve ay toprağından çapalanarak örnek alındığı yıldır.
Tabi bunlar sadece bir tefsirdir. Burada önemli olan nokta Kuran ayetlerinde o uydurma hadislerde anlatılan olayları onaylayan ya da destekleyen bir ifadenin olmadığıdır. Kuran’da uydurma hadislerde iddia edildiği gibi ayın ortadan ikiye bölünüp ayrıldığı yönünde hiçbir ifade yoktur.
ella dinini savunmak için harcadığın bu enerjiyi saygıyla karşılıyorum ancak unutmaki yüce bir tanrı tarafından gönderilen dinin savunmaya ihtiyacı olmamalıdır. çünkü yüce bir tanri insanlara kitap göndermiş olsaydı çelişki barındırmayan mükemmel bir kitap gönderirdi ve sizi böyle dininizi savunmak zorunda bırakmazdı! bu nasıl bir kitap bana bi açıklarmısın? ne başı belli ne sonu? sistematik ve düzen denen bişey yok. karışık konu anlatımları, konudan konuya atlamalar, bilim dışı ifadeler, bolca tekrarlar vs vs..günümüzde yazılan en basit bir hikaye kitabında bile bir konu bütünlüğü,bir anlatım akışı, bir düzen bir sistematik vardır. ama senin inandığın kitaplarda bunların hiçbiri yok.
gelelim asıl konuya, bu kitap senin gibi arapçayı az çok bilen birine gönderilmediki, bu kitap bütün insanlara gönderildi. bu kitabın okunup anlaşılması için tefsirci denilen kişilerin yol göstericiliğine mi ihtiyaç varki bize sağdan soldan tefsir topluyosun? bu kitap dünyadaki ortalama zeka sahibi herkese hitap etmeli ve her okuyan aynı şeyi anlamalı. ama bi bakıyosun herkesin meali farklı, herlesin bir ayetten çıkardığı yorum farklı. tanrı kişiye göre değişen kuralları olan bir kitap mı göndermiş?
farz etki sen kuranı islam ve arapça konusunda hiçbir bilgisi olmayan ortalama zekalı bir hinduya veya bir fransıza verdin okuması için..bu kişi de okumaya başladı ve bahis konusu kamerle ilgili ayete geldi:
54/1- Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı.
Bu cümleyi okuyanının arapça ve islam bilgisi olmayan sıradan bir insanolduğu düşünüldüğünde senin yaptığın şu savunma acayip komik kalıyor:
"Bu Arap dilinin bir özelliği.
İkinci ise “yarılma” “İnşakka” ifadesi yanlış anlamlandırılmaktadır. “İnşakka” kelimesi öyle hadislerde söylendiği gibi iki yarılıp ayrılma değildir. Örneğin tohumun yeri yararak çıkması bu kelimeyle ifade edilir. Bu ifade 80. surenin 26. ayetinde bu şekilde kullanılmaktadır. Ya da ölülerin gömüldükleri toprakları yararak çıkmaları anlamında 50. surenin 24 ayetinde kullanılmaktadır.
Yerin çapalanması için de bu kelime Arapça da kullanılmaktadır. Sonuç olarak Bu ayette ifade edilen bilgi gelecekte ayın toprağının yarılacağı ( İkiye bölünmesi değil , tohumun yeri kabartarak yarması gibi) yada çapalanacağıdır. 1969 yılında Uzay ilk defa gidilmiş ve ay toprağı örnek alınırken astronotlar tarafında çapa benzeri bir araçla çapalanarak örnek alınmıştır.
Arap harfleriyle ilgili bir ebced hesaplama yöntemi vardır. Yani Arap harflerinin her birisinin sayısal bir değeri vardır. Bu ayetteki harflerin sayısal değerlerinin toplamı da 1969 değerini verir. Bu rakamın Apollo 11 uzay aracının ilk defa insanlı olarak ay yüzeyine indiği ve ay toprağından çapalanarak örnek alındığı yıldır.
Tabi bunlar sadece bir tefsirdir. Burada önemli olan nokta Kuran ayetlerinde o uydurma hadislerde anlatılan olayları onaylayan ya da destekleyen bir ifadenin olmadığıdır. Kuran’da uydurma hadislerde iddia edildiği gibi ayın ortadan ikiye bölünüp ayrıldığı yönünde hiçbir ifade yoktur.
Ne bilsin sıradan vatandaş arap dilinin özelliğini, ne bilsin inşakka kelimesinin anlamını, ne bilsin hangi kelimenin hangi ayette ne anlamda kullanıldığını, ne bilsin ebced hesaplama yöntemini! Tanrının gönderdiği bir kitabın yanlış anlaşılmamsı için bu kadar şeyi öğrenme yükümlülüğümüz mü var? Açıklama yapayım dinimi savunayım derken iyice batmısşın!
gercekten guzel bir tespit, tebiyesizlikleriniz bir bir suratinizda patlayacak,ama utanmak nerde siz nerde
SIZINTI
Bu kutsal kitaplarda bulmaca gibi. Hangi laf hangisi için söylenmiş her kafadan bir ses çıkıyor.
Yahu bu kitaplar açık seçik yollanmamış mıydı?
Ella
Ordaki ayın ikiye ayrılması sizin dediğin gibi aydan çapa benzeri araçla, çapalanarak alınan toprak değil diye düşünüyorum.
Buharî İbnü Mes''ud''dan şu rivâyetleri nakleder:
"Resulullah (s.a.v)''ın devrinde ay iki parçaya ayrıldı. Bir parça dağın üstünde bir parça da dağın ardında idi. Resulullah: "Şahid olun" buyurdu.
"Resulullah (s.a.v)''ın sözüyle ay iki parçaya bölündü. Resulullah: "Şahid olun" buyurdu."
"Biz Resulullah ile Mina''da bulunduğumuz sırada idi, ay ikiye ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası da beri tarafında idi. Resulullah bize: "Şahid olun" buyurdu.
Burda sizin dikkatinizi ``ŞAHİT OLUN`` lafına çekmek istiyorum. Oradaki insanlar neye şahit oluyor? O an yarılan ayın görüntüsüne şahit oluyor.
-------------o-----------o----------------
Yine "Şifâ"da ve Ahmed b. Hanbel''in Müsned''inde Esved rivayetiyle İbnü Mes''ud''un: "Hatta dağı, ayın iki parçası arasında gördüm." dediği nakledilir. Ayrıca Mesruk rivâyetiyle de İbnü Mes''ûd''dan şu nakledilir: "Kureyş kâfirleri "Ebu Kebşe''nin oğlu size büyü yaptı." dediler. İçlerinden birisi, "Eğer Muhammed, aya büyü yaptı ise, büyüsü bütün yeryüzündeki insanları tutacak değil ya! Diğer belde (şehir)lerden gelenlere sorun bakalım görmüşler mi? " dedi. Gelenlere sordular, onlar da aynı şekilde gördüklerini söylediler." Semerkandi''nin nakline göre; Ebu Cehil, "Bu bir sihirdir. Uzaklarda yaşayanlara haber gönderin gören olmuş mu bakalım?" dedi. Uzaklarda yaşayanlar da ayı yarılmış olarak gördüklerini haber verdiler.
Yine de onlar, "Bu öteden beri süregelen bir sihirdir." dediler.
Bu üstteki yazıda ise dikkatini ``Yine de onlar, "Bu öteden beri süregelen bir sihirdir." dediler.`` cümlesine çekmek istiyorum. Burda ay yarılmış ve kafirler ona inanmamış.Yani olmuş olan bir şeyden bahsediliyor, gelecekteki bir olaydan bahsedilmiyor.
-----------o------------o------------------
Bu tefsirlerin biraz yanlış yorumlandığı hakkında bir düşünce belirtilmiş alıntı yaptığım sayfanın devamında.(Tabiki bu öznel bir görüş bunun yanlış yapıldığı herkes tarafından kabul edilmiyor.)Ancak diyelim ki burdaki tefsirler yanlış ve yarılma farklı anlamda kullanılmış.Peki Muhammedin ``şahit olun`` lafı ayın yarılmasının göstergesi değil midir? Neye şahit oluyor insanlar?
Diğer belde (şehir)lerden gelenlere sorun bakalım görmüşler mi? " dedi. Gelenlere sordular, onlar da aynı şekilde gördüklerini söylediler."
Bu gelenler ayın yarılmasını görmedi de neyi gördü?
Kaynak: http://www.kuranikerim.com/telmalili/kamer.htm
Merhaba,
Bu örnek verdiklerinin hepsi hadistir. Hadislerde inanılmaz şeyler söyleniyor.
Zaten sorun burada, insanlar bu uydurma hikayeleri Kuran zannedip eleştiri getiriyorlar. O yüzden bu uydurmalarda söylenen şeylerle Kuran’ı değerlendirme.
Farklı görüşlerinin sebebi işte bu uydurma hadislerdir. Bazı insanlar Kuran ayetlerinin uydurma hadislere göre değerlendirip yorumluyorlar. Eğer bunlar göz önünde bulundurulmazsa ortaya çok farklı bir şey çıkmaktadır.
Ayrıca bu konuyu görmek için öyle çok karmaşık gramer bilgisi bilmeye gerekte yoktur. Sadece yapılması gereken, Kuran’ın hiçbir ön yargı ve yönlendirici yorum olmaksınız sadece kendi içinde düşünüp değerlendirmektir.
Bu şekilde yapılırsa, bu ayetlerde öyle uydurma hadislerde anlatıldığı gibi bir olay anlatılmadığı açıkça görülebilir.
Selamlar.
(ella''ya)
Bu konuya ilişkin iddianız iki şeyi yok sayıyor. Birincisi, ayın yarılması ya da bölünmesi ilie ilişkili Buhari ve Müslim''in yer verdiği hadisi yok sayıyorsunuz. Bu hadislere uydurmadır diyorsunuz. İkincisi Kur''an ve hadisler birbini bütünlerken Kur''an''daki ifadede gelecek zamanın söz konusu olduğunu söylüyorsunuz. Daha önce Kur''an''da geçmiş zaman kipi kullanıp aslında gelecek zamanın kastedildiğine ilişkin verdiğiniz örnekleri karşılaştırdım. Elimdeki üç çeviride de verdiğiniz örnekler zaten gelecek zaman olarak ifade ediliyor. Örneğin Sur''a üflenecek deniyor vs.
Şimdi, bu hadislerin uydurma olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Sizden başka bunların uydurma olduğunu söyleyen kaynaklar nelerdir? Arapça''da gelecek zaman kipi diye birşey yok mudur? Gelecek zaman kastediliyorsa -di''li geçmiş zaman kullanılmasının nedeni nedir? Bu Arap dilinin özelliğidir denecekse, başka yerlerde neye göre gelecek zaman kipi kullanılmıştır? Bu işin kuralı nedir? Hz.Muhammed''in kendisinden mucize isteyen Mekkeliler''e böyle bir mucize gösterdiği ifade edilir kaynaklarda. Bir peygamber olduğuna göre bu olayı neden mucize olarak kabul etmiyorsunuz? Diğer mucizeleri de bu şekilde reddediyor musunuz? Biraz fazla soru oldu ama yanıtlarsanız sevinirim. Saygılar..
Merhaba Slycako,
Hadislerin uydurma olduğunu Kuran’a göre söylüyorum. Çünkü bu hadislerin büyük bir çoğunluğu Kuranla çelişmektedir. Kuran İlahi bir kitapken, hadisler peygamberden 250 yıl sonra kaleme alınmış insanların kulaktan kulağa gelen gözlemlerine dayanır. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım. 3. selim zamanında olan bir olay, hiç yazılmadan kulaktan kulağa gelsin, sonra günümüzde de buna doğru diye inanılsın. Bu olacak şey değildir. İkincisi ise peygamberin Kuran dışında hiçbir mucizesi yoktur. Peygamber hakkında anlatılan mucizelerin hiç biri Kuran’da geçmez. Bunarlın hepsi peygamberi yüceltmek amacıyla uydurulmuş hadislerdir.
Hadislere göre değil sadece Kuran’a göre hükmedilmesini söyleyen akımlar tarih boyunca olmuştur. Günümüzde de birçok vardır. Ayın yarılması konusunda benim söylediğim gibi düşünen birçok İslami grup ta vardır. Bu olayı hadislerdeki gibi kabul edenler sadece geleneksel din anlayışına sahip gruplardır.
Geçmiş zaman kipinde kullanılmasını sebebi dikkat çekmek içindir. Sizin baktığınız meallerde gelecek zaman olarak yazılmasının sebebi meali anlam çevirisidir. Ayette geçmiş zaman kipindedir. Buna dikkata çeker. Fakat bunun anlamı gelecek zaman olduğu için meallerde öyle verilir. Bak sana birkaç farklı meal vereyim. Bunlarda da ayetin çevirisinde geçmiş zaman kipi kullanılmıştır.
Ali Bulaç
68- Sur''a üfürüldü; böylece Allah''ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.
Diyanet Vakfı
68. Sûr''a üflenince, Allah''ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!
Edip Yüksel
68. Boruya üflenir üflenmez göklerde ve yerde kim varsa, ALLAH''ın diledikleri hariç kendinden geçip bayılırlar. Sonra ona tekrar üflenir de onlar ayağa kalkıp bakışırlar
Elmalılı Hamdi Yazır
68-Ve Sur üflenmiştir. Göklerde kim var ve yerde kim varsa, Allah''ın dilediği kimselerden başka hepsi çarpılıp yıkılmıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da onların hepsi kalkmış bakıyorlardır.
Süleyman Ateş
68. Sur''a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmışlar, ancak Allah''ın dilediği sarsılmamıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalkmış, bakıyorlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
68 Sûra üflenmiştir; Allah''ın dilediği kimseler dışında göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yere yıkılmıştır. Sonra sûra bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar.
Bu geçmiş zaman olsa da ayetin gelişinden ve anlatımında bunun gelecekte olduğu anlaşılır. Bu dilin edebi bir özelliği. Eğer hadislerin önyargılı bakışı olmasa bu ayette gelecekte olan bir olay anlatıldığı anlaşılır. Türkçe de böyle bir anlatım tarzının olmamasından dolayı bize garip gelse de, bu arap dilinde vardır. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi bu tarz bir çok örneğin Kuran’dan verebilirim.
Umarım açıklayıcı olmuştur cevaplarım. Eksik gördüğün noktalar varsa lütfen tekrar sor.
Selamlar.
Yanıtınız için teşekkür ederim. Yalnız şunu söylemeliyim. Hadisleri Kur''an''la çeliştiren sizsiniz. Başka ayetlerde geçmiş zaman kipi kulanılıyor ve gelecek kastediliyor diye bu ayette de gelecek zamanın kastedildiği bir iddiadır yalnızca. Size hadiste anlatılan olay akıl dışı geldiğinden ayeti de bu yönde yorumlamayı , bu ayetin öyle yorumlanmasına ilişkin ciddi bir kanıt olmadan, kendinizce uygun buluyorsunuz. Geçmiş zaman kipi kullanmak niye dikkat çeksin? Kıyamet günü ay yarılacak dese daha mı az dikkat çekerdi? Neden öyle olsun? Yeri gelmişken sorayım, hadisleri tümden mi reddediyorsunuz? Hz. Muhammed''den önceki peygamberlerin mucizeleri olduğuna inanıyor musunuz? Bir de kulaktan kulağa aktarılan şeyler bu kadar sallantılıysa Kur''an''ı ezberleyenlerin kimi ayeti unutup unutmadığını nereden bileceğiz? Benim bilebildiğim kadarıyla, Kur''an''ın cem edilme kararı alındığında Hz.Muhammed''in bile yapmadığı iş bize mi düştü diye sorular soruluyor. Bu iş de Hz.Muhammed döneminden sonra yapılıyor yani. 250 yıl geçmemiştir ama birkaç kişinin hafızasına güvenmek de aynı derecede sallantılı olabilir. Ayrıca anlaşılamayan pek çok ayet kimi hadisler sayesinde anlaşılmaktadır. Bu hadisleri nasıl değerlendirmeliyiz? Saygılar..
Ben bu yazdığım şeylere Kuran ayeti demiyorum zaten. Bunların hadis olduğu konusunda hemfikiriz.Bu hadislerin kaynağı sağlam kişiler değil mi? Benim bildiğim sağlam hadis kaynaklarından alınma bunlar. Hadisler kabul edilmiyorsa o ayrı.
Bu hadisleri vermemdeki neden sizin bu hadislerden gelecek zaman anlamı çıkarmanızdır.Şimdi gelecek anlam çıkardığınız hadisin aslında doğru olmadığını savunuyorsunuz.