PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yaratilişçilarin Temel Yanilgisi


Ayejj
28-07-2008, 18:16
Evrim teorisine karşı çıkanların temel yanılgısı insanı bir hayvan olarak kabul etmemeleri veya kabul etmeyi istememeleridir. .İnsanı özel kılan diğer hayvanlarda olmayan insana has bir ruh taşıdığını düşünmeleridir.İnsanı tüm dünya varlıkları üzerine tanrının vekili kılınmış yarı tanrısal bir varlık olarak görmenin hoşlarına gitmesidir.Oysa bu insan beyninin kendi kendisini pohpohlayan hayal gücünün eseridir.

İnsan dediğimiz varlığı hayvan dediğimiz varlık grubunda ayıran hiçbir bilimsel özellik yoktur. İnsanın da sıradan bir hayvan olduğu görüşüne karşı çıkanların görüşleri çok basit bir analiz karşısında çöker.

İnsan da tıpkı tüm hayvanlar gibi hava soluyarak yaşar. Eger solunum faliyeti durursa insanda diger hayvanlar gibi ölür.
İnsanların da tıpkı hayvanlar gibi hayatlarının devamı beslenmelerinin devamına bağlıdır.

İnsanlar da besinlerini hayvanlar gibi agızları yoluyla alırlar ve tıpkı hayvanlarla aynı şekilde artık maddeleri vücut dışına atarlar
İnsanlarda üreme faliyetlerini hayvanlarla aynı yöntemleri kullanarak gerçekleştirirler.

Rahatlıkla görüleceği gibi bütün temel fonksiyonlar insanların da hayvan olduğunu gösteriyor.

Bu noktada şu soru sorulabilir.Diger tüm canlılarda olmayan insana ait yüksek beyin kapasitesinin anlamı nedir?
Her canlı türü kendi evrimsel süreci boyunca birçok yetenekler kazanmıştır.
İnsan beyninin akıl,mantık,hafıza,hayal gücü,İç güdü vb, gibi üstün özellikleri milyonlarca yıllık insan evrimi süresince insan türünün kazandığı birer yetenektirler.Söylemek istediğim şeyi basit bir örnekle açıklamak isterim.

Mesela su kaynaklarının kıt olduğu bir çöl ortamı hayal edelim.İnsan türü böyle bir ortamda hayatta kalabilmek için gerekirse yerin üçyüz metre altına kuyu vurup yaşaması için gerekli suyu kendisine saglar.
Geçirmiş olduğu evrimsel süreç sonunda kazanmış olduğu yüksek beyin kapasitesi, bilgi birikimi ve edinmiş olduğu teknoloji sayesinde bunu yapar.

Bir başka hayvansa örneğin; deve ise milyonlarca yıl boyunca geçirmiş olduğu evrimin kendisine kazandırmış olduğu suyu maksimum oranda tasarruflu kullanma,gerektiğinde su ve enerji sağlamak için hörgücünde yağ depolama,bir su kaynağına ulaştığında çok fazla su içebilme gibi yetenekleri sayesinde çöl ortamlarda hayatını devam ettirir.

Yani insanlarda tıpkı hayvanlar gibi yeteneklerini kullanarak hayatta kalırlar.

Yakın gerçek
28-07-2008, 18:33
İnsanalrdan milyonlarca yıl daha çok yaşamış.Dinazorumsu varlıklar neden kendini böyle geliştirememiş ?

Bu doğa taraf tutuyor gibi.Eğer zaman dayalı bir gelişme olsaydı bana mayaları nasıl açıklarsın ? Eğer zaman dayalı bir gelişme olsa şu an mayalar yaşasa nasıl bir varlıık türü çıkardı ?

yada biz hertürlü teknolojiye sahipken ormanda yapraklarla gezen kabileleri ? onalrda aynı zaman süzgecinden/zorluklardan geçmedimi ?

Ayejj
28-07-2008, 18:43
sayın Yakın gerçek
İnsan nufüsunun kalabalık olduğu yerlerde evrimsel gelişimin hızı daha fazladır.Bu yüzden belirli bölgelerde ormanlarda yaşayan kabilelerden daha hızlı gelişim olmuştur.Evrimin temel mekanizması rekabet ortamının oluşmasıdır.Yeni şartlara uyumlu olanlar ayakta kalır.Herhangi bir rekabete uğramayan canlılar geride kalır. Ve evrim süreci devam eden diger canlılar bir gün gelir onları tamamen ortadan kaldırır.

K.C.
28-07-2008, 18:46
İnsanalrdan milyonlarca yıl daha çok yaşamış.Dinazorumsu varlıklar neden kendini böyle geliştirememiş ?

Bu doğa taraf tutuyor gibi.Eğer zaman dayalı bir gelişme olsaydı bana mayaları nasıl açıklarsın ? Eğer zaman dayalı bir gelişme olsa şu an mayalar yaşasa nasıl bir varlıık türü çıkardı ?

yada biz hertürlü teknolojiye sahipken ormanda yapraklarla gezen kabileleri ? onalrda aynı zaman süzgecinden/zorluklardan geçmedimi ?

Evrim kuramının çöktüğü andır.

Yakın gerçek
29-07-2008, 14:17
Ben evrim teaorsini bire bir karşı değilim..Ama insanı diğer canlılarla bir tutmazsın / yada hayvanlarla.

İnsanın özel yaratılmış bir canlı olduğu agyet açık ve net.

Hava güneşliydi kalabalıktı tesadüfen böyle geliştik demekte olmaz.

Ayejj
29-07-2008, 14:22
Kendimizi özel hissetmemiz işte insanın temel yanılgısı.Nedir bizi özel kılan?Yanıt basit hiçbir şey.

Yakın gerçek
29-07-2008, 14:32
Beyninin sadece ufak bir bölümüyle yaptığın buluşlar / felsefeler / düşünce yığınları ve insan hiç bir şey.

Güzel saygı duyarım

Mutant
29-07-2008, 15:56
İnsanın özel yaratılmış bir canlı olduğu agyet açık ve net.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğini gösterir misin bana? Kendinizi övmeyi, insan merkezci olmayı bıraksanız artık. İnsan hiçte sizin gibi düşündüğünüz doğa üstü bir canlı değil. Canlılar arasında fiziksel güçten en mahrum, doğayı maf eden, doğanın ona verdiği akılı en kötü biçimde kullanan virüs benzeri bir canlı. Hayvanlar arasında en vahşi hayvandır insan. İnsan merkezci hayvanlardan nefret ediyorum, rezilsiniz. :)

empty_quest
29-07-2008, 23:27
Evrim teorisine karşı çıkanların temel yanılgısı insanı bir hayvan olarak kabul etmemeleri veya kabul etmeyi istememeleridir. .İnsanı özel kılan diğer hayvanlarda olmayan insana has bir ruh taşıdığını düşünmeleridir.İnsanı tüm dünya varlıkları üzerine tanrının vekili kılınmış yarı tanrısal bir varlık olarak görmenin hoşlarına gitmesidir.Oysa bu insan beyninin kendi kendisini pohpohlayan hayal gücünün eseridir.


nedir peki olay.boş bir teneke yapmak mı insanı :) kabul etmiyorum.stop.

Ayejj
30-07-2008, 00:15
empty quest adlı üyeden alıntı

nedir peki olay.boş bir teneke yapmak mı insanı kabul etmiyorum.stop.

insanı kendi varlığıyla ilgili boş hayallerle avutmak mı? İnsanı bir tenekeden degerli kılan.

empty_quest
30-07-2008, 00:19
insanı kendi varlığıyla ilgili boş hayallerle avutmak mı? İnsanı bir tenekeden degerli kılan.

o senin hayalin belki.olmadıgını hayal ediyorsun :) o da senin hayalin.değil mi ? :) yani kendini bos hayallerle avutuyorsun ben diyemem mi sana ,derim bunda da cok ozgurum.ee nerde sorun ?

Aheste
03-08-2008, 12:01
İnsan mahlukatın en şereflisi olarak yaratılmıştır. Diğer canlılarla ortak bir çok özelliğe sahipsin belki ama düşünme, akıl gibi yetilerin kıyaslanmayacak şekilde gelişmiş. ''İnsan düşünen bir hayvandır'' diye ne güzel söylemişler. Seni hayvandan ayıran; İçgüdülerinle değil aklınla hareket etmen.

Evrimcilerin yanılgısı nedir peki? Empty_Quest'in dediği gibi boş bir teneke olarak görmek midir insan denen mahlukatı?

walla
03-08-2008, 17:57
Yakıngercek, Aheste ve empty_quest
Eger bir şeyi inkar ediyorsan, o şey hakkında bilgin olması lazım ki: inkar edebilesin.
Mesela Babanı inkar ediyorsan babanın kim olduğunu iyi bilmelisin ki inkar edesin, ve demelisinki bu adamın özellikleri bu bu bu, benim babamın özellikleri bu bu bu. Once inkar ettigin babanın özellikleri nedir. yani siz evrimi ne biliyorsunuzda inkar ediyorsunuz. Evrimi inkar etmeniz evrimin yok olduğunu ispatlamaz, tıpkı ne kadar babanızı inkar etsenizde organik babanız, organik babanızdır, size hergün ben senin babanın ben senin babanım diyen degil.
EVET ŞİMDİ BURADA EVRİMDEN NE ANLIYORSUNUZ YAZIN DA GÖRELİM NE KADAR YANLIŞ BİLGİLERLE DONATILDIĞINIZI.

dilaver
03-08-2008, 18:16
İnsan mahlukatın en şereflisi olarak yaratılmıştır.

Aheste şu şeref meselesini biraz açablirmisin. Diger hayvanlarla kıyslandıgında insandan başka hiç bir hayvanın dogaya zarar vermedigini, sadece yaşamak için öldürdügünü, işkenceler ve katliamlar yapmadıgını, suç işlemedigini görüyoruz. Bu baglamda şu şeref olayını biraz aç bakalım. Nereden geliyor bu şerefli olmak ve neye dayanıyor.

saygılarımla

Anyon€
03-08-2008, 19:01
İnsan mahlukatın en şereflisi olarak yaratılmıştır. Diğer canlılarla ortak bir çok özelliğe sahipsin belki ama düşünme, akıl gibi yetilerin kıyaslanmayacak şekilde GELİŞMİŞ. ''İnsan düşünen bir hayvandır'' diye ne güzel söylemişler. Seni hayvandan ayıran; İçgüdülerinle değil aklınla hareket etmen.

Evrimcilerin yanılgısı nedir peki? Empty_Quest'in dediği gibi boş bir teneke olarak görmek midir insan denen mahlukatı?


Gelişim zamanla olur sevgili Aheste ve yaratılışa en uzak fiillerden biridir.

sevgilerle..

Aheste
03-08-2008, 19:09
Walla;

Yine yana yakıla ortalığı velveleye vermişsin. Relax. :)

Evrim teori olmaktan ne zaman çıkarsa ben de o zaman çenemi kapatırım. Evrim süreci ile ilgili ortaya attığı savlardan, Darwin bile yeri geldiğinde şüpheye düşmüş, ben de Darwin kadar emin değilim hepsi bu… Mektuplarını okudun mu hiç? Hadi bakalım, sana ödev.

Ayrıca burada evrimin doğruluğu, geçerliliğinden çok,–senin anladığın gibi biyolojik boyutunu değil- evrimin insana bakış açısını (materyalist düşünceyi) sorguluyoruz. Seni aşmazsa sende bir şeyler karalayıver.

Aheste
03-08-2008, 19:16
Dilaver;

İnsan özel olarak yaratılmış bir canlıdır, demek istedim. Tespitlerin doğrudur, bağlamak istediğin yer yanlış.

tensiz.denek
12-08-2008, 10:37
Merhabalar,
Bu bu forumda yazdığım ilk mesaj olacak, dolayısıyla yazımdan önce forum hakkında genel bir yorum yapacağım. Herşeyden önce yeni tanımaya başladığım Sayın Turan Dursun'a Dünyada geçirdiği vakti iyi değerlendirmiş olmasından ve bu forumda yazan herkeze ayırdıkları değerli vakitlerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum.

Heralde bütün akşamdır "Evrim Teorisi" forumunda dolaşıyorum. Oldukça eğlenceli bir ortam olduğunu söyleyebilirim. Okuduğum kadarıyla (çoğu forumda olduğu gibi buradada) doğru bilinen hatalı düşünceler mevcut. Ve bu hatalar sadece "yaratılışçı" düşünceyi savunan üyelerden yapılmıyor, "evrimci" üyeler arasındada yapılıyor. Evrim Teorisi hakkındaki yanlış anlaşılmalar bazen hastalıklı derecede fanatik mantık yürütmelere sevkedebiliyor insanı. İşte Başlıyorum.,
Öncelikle ilk ve en önemli tespitim konunu en temelinde yatıyor: Bilimde...


Bilim hakkında önsöz:
Forumda dolaşırken belkide en çok rastladığım soru kökü: "Neden?" oldu. Arkadaşlar, bilim "neden?" leri açıklamaya çalışmaz. Bilim insanı "nasıl?" larla ilgilenir. Fenomenlerin zaman içindeki gelişim süreçlerini anlamaya çalışır. Bilim adamı bilir ki "neden?" sorusunu yeterince tekrarladığı vakit deneysel olarak ispat edemeyeceği sonuçlarla karşılaşır. Deneysel olarak sınanamayan yöntem ise bilimsel kabul edilemez dolayısıyla bilim adamı işini kaybeder.
Eğer bilime bir soru yöneltiyor ve "neden?" kökünü kullanıyorsunız "neden?" in bilimin ilgi alanına girmediğinin bilincinde olun ve istediğiniz cevabı alamadığınızda bundan bir sonuç çıkarmaya çalışmayın çünkü ispatlanamayacak zanlarla boşuna vakit kaybetmiş olursunuz.

Şşimdi bu yazıda esas bahsetmek istediğim konuya geçiyorum:

"Darwin'in türlerin kökeni ve evrimi teorisi" hakkında forumda tespit ettiğim genel yanılgılar ve yanlış anlamalar (ve düzeltmeleri):

0) "Evrim herzaman en güçlü olanı seçer" yanlışı:
Evrim seçim yapmaz, karar almaz veya güçsüzü elemez. Burada yanılgı evrime bir bilinç verilmesidir. Evrim akıllı değildir, evrimin arkasında herhangi bir dürtü yoktur.
Evrim sadece bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın dişlilerinden en önemlilerine "doğal seçim" veya "doğal seleksiyon" adı verilir. Bu, çevresine hemcinsleri kadar iyi uyum sağlayamayan ve üreyemeyen bireylerin öldüklerinde kendilerine atalarından miras kalan kalıtsal bilgilerin devamlılığını sürdürememelerinden kaynaklanır.

1) "Evrim teorisi hayatın ilk olarak nasıl başladığını açıklamaya çalışır" yanlışı
Evrim teorisi hayatın ilk olarak nasıl başladığını açıklamaktan ziyade ilk olarak ortaya çıkan canlıların zaman içinde nasıl evrim geçirdiklerini anlatmaya çalışır. İlk hayatın nasıl ortaya çıktığını araştıran bilim adamları da vardır ve çalıştıkları bilim dalına abiogenesis (organikolmayandanbaşlangıç) denir.

2) "Evrim basamakları bir merdiven gibidir, en altta bitkiler& balıklar en üst basamağında insanlar var" yanılgısı
"yüzlerce tonluk balina nasıl olurda balina olmadan önce çeyrek gramlık bir bit idi" sendromu da denebilir buna. Bu "basamak" teriminin insan zihninde yarattığı bir "yükselme" hissinden kaynaklanan bir yanlış anlamadır. İnsan hemen kendini en üst basamağa, ilkel canlıları da en alta koyar ve birtürlü nasıl eskiden bir balina olduğunu anlamaya çalışır. Evrimbilimcilerin kullandığı "basamak" kelimesi bir "evrim etabı" anlamına gelmektedir.
Evrim etapları "merdiven" den çok "ağaç" görünümündedir.
Ortak atalar alt dallarda kalmıştır ve alt dallarda kalan türlerin çoğunun nesli tükendiği için ortak atalara bugünün dünyasında pek sık rastlanmaz.
İleride bütün canlıların evrimleşerek insana dönüşeceği düşüncesi de yanlıştır. Her canlı uzman olduğu hayatta kalma stratejisini geliştireceklerdir şüphesiz ama bu onların çok daha karmaşık bir hale gelmeleri gerektiği anlamına gelmiyor. Yani bir mantar bitkisi, nesli hayatta kaldığı sürece mantar olarak kalmaya devam edecektir.

http://img102.imageshack.us/img102/5841/yanlislar1ue2.th.jpg (http://img102.imageshack.us/my.php?image=yanlislar1ue2.jpg)

3)"Insanoğlu evrimin son basamağında bulunmaktadır" yanılgısı.
Evrimin son basamağı diye adlandırılan şey bilimde "Tekillik" (the singularity) olarak bilinir ve Tekillik başlıbaşına bir tartışma konusudur. Tekilliğin dışında bir "son basamak" tan söz etmek söz konusu değildir çünkü evrim, başladığı andan itibaren tekilliğe ulaşana dek hiç bir zaman biryerde durmaz.

4)"Insanların şahinlerinki gibi yüzlerce metre yükseklikten avını farkedebilen gözleri olmamasının sebebi insanın mükemmel olmamasıdır" yanılgısı (çoğu zaman yaratılışçılara verilen cevaplarda gördüm)
Insanın şahin gibi gözlerinin olmaması, hatta aksine gözlerinin kolayca bozulabilmesi vs tamamen doğal seçim ile alakalıdır. Insanın gözlerinin şahininki gibi gelişmiş olmamasının nedeni şüphesiz hayatta kalmak için öyle bir göz yapısına ihtiyaç duymamasıdır. Önemli olam "mükemmellik" değil, hayatta kalabilme yetisidir. (Ki benim şahsi görüşüm; sonuçta dünyayı nasıl istila ettiğine bakarsak, bence insan hayatta kalma konusunda fazlasıyla mükemmeldir)

5)"Raslantı eseri bir canlının durup dururken göz gibi karmaşık bir organı raslantısal olarak geliştiremez." yanlış anlaması (veya "karmaşık organize yapılar raslantısal olarak ortaya" çıkamaz)
Evrim teorisi hiçbir zaman bunun olabileceğini iddia etmemiştir. Bir gözü oluşturan yüzlerce başkalaşmış hücre biraraya rastlantısal olarak gelmesi "olamaz" denilecek kadar küçük bir ihtimaldir. Evrim teorisine göre göz gibi karmaşık bir yapı daha basit şekillerde geçmişlerdeki evrim basamaklarındaki ortak atalarda ortaya çıkmıştır ve göz "kerte kerte" evrimleşerek bugünkü canlılar alemindeki göz çeşitliğine ulaşılmıştır.

6)"Evrim sadece bir teoridir" yanlışı
"Teori" sözcüğü çoğu zaman anlam karmaşasına neden olmuştur. Halk dilinde "teori" bir düşünce, bir tahmin anlamına gelse de bilimde farklı bir anlamı vardır. Bilimde "teori", doğada bazı mekanizmaların nasıl çalıştığını çeşitli deneysel metodlarla açıklanması anlamına gelir. Bu açıklamalar daha sonra da teori olarak kalırlar.
örnek: Genel izafiyet teorisi.

7)"Evrim teorisi çürütülmüştür. Bilim adamları panik halinde ne yapacaklarını bilememektedirler" yanılgısı
"Evrim teorisi" bilimadamları için Dünya'nın yuvarlaklığı (geoid) kadar aşikardır. Bilimadamları oturup meslektaşlarıyla evrim teorisinin geçerliliği hakkında tartışmazlar. Onların tartışıp çürüttükleri şeyler evrim teorisinin kendisi değil, evrim teorisinin bazı mekanizmalarının çarklarının işleyişidir. Bütün bunlar bazı çarkların daha önce düşündükleri işlevler yerine başka işlevleri gerçekleştirdiğini keşfeden bilimadamlarının her küçük yayınında "evrim teorisi çürütüldü" diyerek propaganda yapan bazı yaygaracıların (bknz. Harun Yahya) kendi amaçları doğrultusunda ortalığı bulandırmalarından başka birşey değildir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki nasıl dinbilim,gökbilim,fenbilim gibi bilim dalları varsa evrimbilim diye de bir bilim dalı vardır ve oldukça ağır bir akademik kariyer gerektiren bir bilim dalıdır. Bu alanda alınlarının teriyle çalışan araştırmacıların seneler süren çalışmalarını bilinçli olarak yanlış değerlendirmek, saygısızca ve alçakça bir davranıştır.

8)"Evrim teorisi tam değildir, kanıtlarında (örn. geçiş türlerindeki eksiklikler) ve açıklamalarında eksikler vardır" yanılgısı
Bazı geçiş türlerinde eksiklikler olduğu yanlıştır. Boşluklar olduğu doğrudur. Unutulmamalıdır ki yeryüzünde 3.700.000.000 yıldan beri hayatın var olduğu bilinmektedir. Şu an yeryüzünde 2.000.000 ile 100.000.000 arasında farklı canlı türünün varolduğu düşünülüyor. Sadece bir türün varlığının kanıtlanmasının bile seneler sürebileceğini düşünürsek, şu anda listede bazı yerlerde eksikler olduğunu öne sürerek yapılan çalışmaların doğruluğunu yalanlamak, tek bir fosil bulabilmek için aylarca kamplarda yaşayan bilim adamlarına haksızlıktır. Bununla beraber tabiki geçiş dönemlerine ait bütün fosillerin bulunması evrimbilimciler tarafından da beklenmemektedir. Geçen zaman içinde bazı fosiller tamamen ortadan kalkmış olabilir. Birkaç toplanmamış elma için bir bağı sadece bazı çok usta ahmaklar yakabilirler (bknz. Harun Yahya)

9)"Birçok biyolojist Evrim Teorisini fikrini artık kabul etmemektedir" yanlışı
Bugün bilimin elinde olan imkanlar Darwin'in elinde bulunmuyordu. Bugün elde edilen bulgular doğrultusunda Evrim teorisine bazı eklemeler yapılmıştır. Bu eklemeler arasında bazı durumlarda genetik mutasyonların türlerin çeşitliliğini arttırarak evrimi hızlandırdığı düşüncesi vardır. (Sanılanın aksine mutasyonlar sıklıkla gerçekleşmektedir, güneş ışınları dahi genetik mutasyona yol açabilir.)
Yapılan bütün bu değişiklikler Darwin'in teorisinin üzerine eklemelerdir. Temel Prensiplerde herhangi bir değişim söz kounsu değildir.

10)"Ben hayvan değilim, insanlar hayvan değildir" yanlışı
Insanlar taksonomik(türbilim) olarak hayvanlar alemi nin içinde bulunmaktadırlar. Insanların insana öz görünen birçok davranışı (örn:gençlerle ilgilenme, aile kurma, alet kullanma, sosyal yardımlaşma) hayvanlar tarafından da yapılmaktadır.
Insanlar şüphesiz diğer hayvanlardan bazı özelliklerle ayrılmışlardır(örn:cebir hesabı yapma - :D başka gelmedi aklıma, konuşabilen hayvanlar var, bunların bilinçleri olup olmadığını bilemiyoruz -)
Hayvan olduğumuzu kabul etmemiz bizi hayvanlar alemindeki diğer hayanlara daha fazla yaklaştırmaz veya ahlaksız davranmamız için bizi motive etmez.
Çoğu zaman bu söz, insanın atalarının maymun olmadığını söyleyen yaratılışçılar tarafından sarfedilmektedir. Evrim teorisi atalarımızın maymun olduğunu söylemesinin bizim bugünkü ahlaki değerlerimizle uzaktan yakından alakası yoktur. DNA kayıtları insan genlerinin 250.000 yıllık olduğunu göstermektedir. Bu sırada beyni vücuduna oranla büyümüş ve çeşitli alt türlerden geçerek Homo sapiens e dönüşmüştür. Insana en yakın maymunların DNA benzerliği %99 a kadar çıkmaktadır.
Şüphesiz insanın kökleri evrimbilimcilerin en çok çalışma yaptıkları alanlardan biridir. Bugün bir astrofizikçi için güneşimiz nasıl bir yıldızsa, bir evrimbilimci için de insanlar maymundan gelmektedir. (bu kastedilen hayvanat bahçelerinde gördüğünüz maymunlardan değildir, bu hayvanların nesilleri çok önce tükenmiştir)

11)"Din ve Evrim teoremi hiçbirzaman anlaşamaz/birarada olamaz" yanılgısı
Birkere bilimi ve dini birbirinden ayırmak gerekir. Bilimin ve dinin çalıştıkları alanlar ve kullandıkları metodlar birbirinden çok farklıdır. Bilim doğa fenomenlerini yine doğal yollar kullanarak açıklamaya çalışırken din tinsel olan şeyler ilgilenir.
Her ne kadar bazı durumlarda dinin ve bilimin birbirlerine karşıt fikirlerde oldukları görülse de (örn bilimin evrenin yaşının milyarlarca yılla ifade ederken çoğu dinin bu sayıyı gün olarak parmaklarla göstermesi) bu ikisinin biraraya gelemeyeceği anlamına gelmez. Zira evrime ve dine inanan bilimadamları olduğu gibi, bilimin Tanrı'nın zihnini, inceliklerini ve zerafetini orataya çıkardığını düşünen dinadamları da vardır.

Detaylı bilgi veKaynaklar: (kaynaklarımı wikiye bağlayacağım, orada daha detaylı bilgi bulabilirsiniz)

0*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB941.html
1*http://en.wikipedia.org/wiki/Abiogenesis
3*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB928_2.html
4*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB928.html
5*http://en.wikipedia.org/wiki/Evolution_of_the_eye
5*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB921_1.html
5*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB940.html
6*http://www.talkorigins.org/indexcc/CA/CA201.html
7*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB000.html
8*http://www.talkorigins.org/indexcc/CC/CC213.html
9*http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB100.html
10*http://www.talkorigins.org/indexcc/CA/CA630.html
11*kaynak yok :cool:

Dipnot1:http://www.talkorigins.org/ evrim hakkında soruşan sorulara bilimsel bir ağızdan cevap veriyor, ben aralarından alakadar olanları seçtim ve kendimcevap vermeye çalıştım. Eğer bir tutarsızlık görürseniz lütfen bana bildirin.

Dipnot2:Açıkçası bu konu hakkında yeni bir konu başlatmak isterdim fakat ilk mesajlarım olduğu için sanırım yetkim yok buna-.

frodo
12-08-2008, 10:49
Öncelikle hoş geldin tensiz denek.

Yukarıda 11 madde ile altını çizdiğin "yanlışların" doğrularını anlatmak için bir site oluşturduk.

www.evrim-teorisi.org

Yazından anlaşıldığı kadarı ile evrim düşüncesine vakıf birisin. Bu ilgi salt iyi bir okur olmandan mı yoksa mesleki bir ilgiden mi kaynaklanıyor bilmiyorum.

Ama Tanışalım Forumunda bir başlık açarak bize kendini tanıtmandan memnunluk duyacağımız kesin.

Tekrar hoşgeldin.

tensiz.denek
12-08-2008, 12:31
Seni hayvandan ayıran; İçgüdülerinle değil aklınla hareket etmen.

İnsanların içgüdüleriyle hareket etmedikleri doğru değildir. Bütün hayvanlar gibi insanlar da gün içinde farkedemeyecekleri kadar sık, içgüdüleriyle hareket ederler. İçgüdü dışarıdan gelen bir stimülüs e belli bir davranış şekliyle cevap vermek demektir, kalıtımsaldır, öğrenilmez. Mesela güzel bir yemek kokusu duyduğunuzda ağzınızın sulanması, stres altında olduğunuzdaki sinirli olmanız, çeşitli cinsel tepkiler bunlara örnek olarak verilebilir.
Tecavüz, öfkeyle kavga etmek - adam öldürmek, tehlikeli bir durum onduğunda tabanları yağlayıp kaçmak, içgüdüsel olarak yapılır, çoğu zaman engellenemez (kanıtı bunların varolmasıdır, bazıdurumlarda şeytana uymak ta denir buna).
Dolayısıyla bizi hayvanlardan ayıran şeyin içgüdü olduğunu söylemek evrensel bir gerçek olamaz çünkü bizde engelleyemediğimiz içgüdüsel davranışlarda bulunabiliriz.

Ayrıca burada evrimin doğruluğu, geçerliliğinden çok,–senin anladığın gibi biyolojik boyutunu değil- evrimin insana bakış açısını (materyalist düşünceyi) sorguluyoruz. Seni aşmazsa sende bir şeyler karalayıver.
Evrimin insana bir bakış açısı yoktur. Evrimin bir bakış açısı yoktur, evrim sadece bir işletim mekanizmasıdır. Hayvanlar, bitkiler, bakteriler, fungiler ayrımı yapmaz. Böyle bir ayırım yeteneği yoktur, bir bilinci yoktur.

Bu ayırım yeteneği insanlarda vardır. Nasıl insanlar "ineği" (ki kendileri evcilleştirmiştir, vahşi doğada inek bulunmaz) kutsal sayabiliyor ve ona dokunmayabiliyorlarsa, kendilerini de kutsal yapıp diğer hayvanlardan ayrı kılabilirler.

Siz sanırım evrimin insanı diğer hayvanlarla bir tuttuğunu söylemeye çalışıyorsunuz ve tepkiniz bunaydı. Buna tepki göstermekte haklısınız. Fakat bu tepkiyi evrimin kendisine değil bunu bu şekilde olmasını istediğini düşündüğünüz şahısa/varlığa göstermelisiniz. Çünkü elimizde insanın evrimleşmediğine dair bir kanıt yok. Ve sanırım Tanrı isteseydi maymun familyasını topyekün ortadan kaldırarak bunu ayarlayabilirdi.

Evrim bilimi tüm diğer bilimler gibi naturalist/materiyalist metodlar kullanarak deneyselliği sınar ve sonuçların evrenselliğini kabul eder.
Kedi gözü nebulasının resimlerini sizlerle paylaşan gökbilimcilerin güvenirliliğini sorgulamadan kabul ediyorsunuz da toprağı kazıp DNA haritaları bize %100 benzeyen 130.000 senelik atalarımızın kemiklerini çıkarıp önümüze koyan evrimbilimcilerin dediklerine niye inanmıyorsunuz?

Dilaver;
İnsan özel olarak yaratılmış bir canlıdır, demek istedim. Tespitlerin doğrudur, bağlamak istediğin yer yanlış.
Bütün canlılar bir konuda özeldir. İnsan karada yaşayanların en akıllısıysa, mavi balina canlıların en ağırı, şişeburunlu yunus suda yaşayanların en akıllısı, çita karadaki en hızlı... Neden "en akıllı" olması özel olarak yaratılması gerektiğini ima ediyor?

tensiz.denek
12-08-2008, 13:26
Öncelikle hoş geldin tensiz denek.

Yukarıda 11 madde ile altını çizdiğin "yanlışların" doğrularını anlatmak için bir site oluşturduk.

www.evrim-teorisi.org (http://www.evrim-teorisi.org)

Yazından anlaşıldığı kadarı ile evrim düşüncesine vakıf birisin. Bu ilgi salt iyi bir okur olmandan mı yoksa mesleki bir ilgiden mi kaynaklanıyor bilmiyorum.

Ama Tanışalım Forumunda bir başlık açarak bize kendini tanıtmandan memnunluk duyacağımız kesin.

Tekrar hoşgeldin.
Teşekkürler, Hoşbulduk gerçekten :)

Fırsatım olunca Tanışalım forumuna yazarım, gerçi en iyi tanışma başlıklarda fikir belirterek olur.
Evrim, bütün kutsal sayılan kitapların cevap verdiği en önemli sorulardan biri olan "insan nasıl oluştu" ya bilimsel bir alternatif sunuyor. Dolayısıyla birzamanlar dünyada 5 ten fazla element olduğunu zorla kendinden taviz vererek kabul eden hıristiyanlığın, temel sorulardan birine dolaylı olarak cevap veren Evrim Teorisinde çok daha büyük sıkıntılar çektiğini okuyorum, görüyorum, duyuyorum. Aynı sorunları islamda ve museviliktede var. Belki ortaçağdaki bilimadamları kadar olmasada günümüz bilimadamları da "evrim olurken sen ordamıydın da biliyorsun?", "evrim olamaz çünkü, evren 10.000 yaşındadır", "Evrim beynimizin yüzde onunu kullanmamızı nasıl açıklıyor?", gibi saçmasapan sorularla uğraşıyor.
Bu sorular her ne kadar bazen eğlenceli olabilselerde yer yer can sıkıcı da olabiliyorlar. İnsanlar durmuyor, işi çirkefliğe döküyorlar, yüzyıllarca senelik çalışmaları dibe çekmeye çalışıyor ve yok yere şöhret kazanıp kandırdıkları insanların sırtından geçimlerini sağlıyorlar. [sahtekarlıkta bu adamların evrimi işte]. Bütün bunlarda da kısaca beni sinir ediyor:mad:

(bknz Harun Yahya ve hala ısrarla Louis pasteur'un yüzelliyıllık "biogenesis olmalı" demesini ısrarla evrime antitez olarak kullanıyor adam, hala organik maddeyle inorganik madde arasındaki farkın, birinin "canlı" diğerinin "cansız" olduğunu zannediyor!:eek: Ve çıkartıp belgesel yapıyor utanmadan. Hocası insan içine çıkamazdım!)

okinono
13-08-2008, 21:49
Sitemize hoşgeldiniz tensiz.denek

İll iki iletinizden fikirlerinden istifade edilebilecek bir bilgi aşığı olduğunuz konusunda izlenim aldım.

Umarım evrim konusunda aynı lisan ve uslup ile bizlerin daha rahat anlamasını sağlayacak bilgileri paylaşırsınız.

İlk iletinizeden bir alıntı ile ilk sorumu sormuş olayım.

Eğer bilime bir soru yöneltiyor ve "neden?" kökünü kullanıyorsunız "neden?" in bilimin ilgi alanına girmediğinin bilincinde olun ve istediğiniz cevabı alamadığınızda bundan bir sonuç çıkarmaya çalışmayın çünkü ispatlanamayacak zanlarla boşuna vakit kaybetmiş olursunuz.

demişsiniz.

Bu alıntıdan NEDEN sorusunun sorulmaması gerektiğini mi, yoksa NEDEN sorusunun muhatabının bilim olmadığını, NEDEN lerin aslında açıklanamaz olduğunu mu anlamalıyım.

Cevabınıza göre diğer bir kaç sorumu da izninizle yöneltmek istiyorum.

Tekrar hoşgeldiniz.
Selamlar.

tensiz.denek
14-08-2008, 07:45
Merhabalar,
Sitemize hoşgeldiniz tensiz.denek

İll iki iletinizden fikirlerinden istifade edilebilecek bir bilgi aşığı olduğunuz konusunda izlenim aldım.

Umarım evrim konusunda aynı lisan ve uslup ile bizlerin daha rahat anlamasını sağlayacak bilgileri paylaşırsınız.

Hoşbulduk, esas ben teşekkür ederim. Evrim konusunda bildiğim birkaç kırıntıyı aktarabileceğim biryer bulmaktan çok mutlu oldum. Günümüzde evrimbilim, yüzyıllar önce diğer birçok bilim dalının din baskısı yüzünden çektiği sıkıntıları çekmektedir. Geçen yüzyıllar sonucunda bilimin dine değil, dinim bilime adapte olduğunu gördük. Evrim teorisinden de öğrenebileceğimiz gibi, değişime adapte olamayan türlerin hayatta kalma şansı hemcinslerine göre daha düşüktür. Umarım vermek istediğim mesaj gereken yer(ler)e gitmiştir.:cool:

Bu alıntıdan NEDEN sorusunun sorulmaması gerektiğini mi, yoksa NEDEN sorusunun muhatabının bilim olmadığını, NEDEN lerin aslında açıklanamaz olduğunu mu anlamalıyım.

Bu sorunuza cevap vermeden önce "ne", "neden ve "nasıl" soru kökleri hakkında bahsetmek istediğim şeyi biraz daha iyi açıklamaya çalışayım. Yazıyı okuduğunuzda cevabını kendiniz bulmuş olacaksınız.

Evren aslında büyük bir kral sofrasına benzer, bu sofrada tatlısı tuzlusu zeytinyağlısı, her çeşit yemek bulunur. Biz biraz olgunlaşıp bilincimiz yerine geldiğinde farkederiz ki bir elimizde bir çatal, diğerinde bir bıçak, önümüzdeki yemeklere saldırıyoruzdur. Sağımıza solumuza bakarız, görürüz ki kimimiz şanslıdır önüne sadece tatlılar, meyveler çeşit çeşittir, kimimiz daha talihsizdir, tabaklarına kazanın dibi gelmiştir. Burada tabi bazı önüne getirilen yemeği yemeyenler de vardır. Kimisi ineğe, kimisi domuza dokunmaz, (çünkü karşıda kaş göz yapan birileri vardır).
Bu insanların aralarında şüphesiz herkez neden bu masada yemek yemekte olduklarını merak eder. Onları kim davet etmiştir? Ne için davet etmiştir? ? Ortada kral filan yoktur. Aşçı nerdedir, yemekler nerden geliyordur? Bu sorular herzaman sorulur. Masada fısıltılar dolaşıyordur: Yemek bittikten sonra iyi yemek yiyenlerle kötü yemek yiyenler farklı odalara alınacaklarına, iyi yemek yiyenlere pamuklar içinde cem yılmaz izletileceğine, kötü yemek yiyenlerinse klimasız bir ortamda tıkıştırılıp tekrar tekrar yalan rüzgarının ilk bölümünü izletileceğine dair! Bu masada her türlü insan olduğu için bu söylentilere inanan da olacaktır inanmayan da olacaktır şüphesiz.

Bazı insanlar yedikleri yemeklerin "Ne" olduklarını veya "Neden" yapıldığını merak ederler. Bu sorulara cevap alamazlar çünkü ne "Ne" sorusuna cevap verecek aşçı, ne de "Neden" sorusuna cevap verecek kral ortada yoktur.

Bazıinsanlarsa bu yemeklerin "Nasıl" yapıldığını merak ederler.
Bu "nasıl" ı merak eden insanlar önlerindeki yemeklerin tadından bu yemeklerin tariflerini çıkarmaya çalışırlar (bu kızartılmış, şu haşlanıp şununla karıştırılmış). İşte bu insanlara bilim adamı denir.

Bilim "Ne", "Neden" gibi soru köklerine cevap veremez. (Bu bilimin yetersizliği değildir). Çünkü bu sorular evrene bir "anlam" ve bir "sebep" yüklemeyi içeren soyut kavramlardır ve soyut kavramların varlığı sadece canlılarla sınırlıdır. Canlıların bilinçleriyse görecelik gösterir; bu soyut sorulara verdikleri cevaplarda soyut olacaktır.

Bilimim fenomenlerin "ne" oldukarını, "neden" olduklarını açıklayamaz. Bunlara cevap vermesi gereken kral ortalıklarda değildir.
"Burada çoğu inanır "Tanrı vardır, ispatı heryerde görülebilir. Dizayn akıllıdır..." gibi düşünür. Fakat bu düşünce bilimsel değildir. Herkez tanrının (varolması veya olmaması farketmez) bu sorulara cevap vermediğini kanıtlayabilir. Bunun için ayrı koşullarda birden fazla deneme yapmaya ve aynı koşulda bir kontrol deneyi yapmanız gerekir.
İsterseniz hemen şimdi basit ve bilimsel bir şekilde ortalıklarda Tanrı gibi bir süper-varlığın olmadığını kanıtlayalım.

Hipotez: Tanrı ortalıklardadır. Heryerde olması gerektiği için herhangibi zamanda herhangi bir yerde sorduğum soruya cevap verecektir.

Deney düzeneği: (deneyi yapan) bir bilinç (bir arkadaşınız olabilir)

Deneyde kullanılacak yöntemler ve deneyin uygulanması:
1. deney: Tanrınıza (Allah olabilir, Zeus olabilir) yüksek sesle "Tanrım varolmak nedir?" diye sorun ve biraz bekleyin. (büyük ihtimalle) Tanrı'dan cevap almadığınızı göreceksiniz.
2. deney: Yüksek sesle "Tanrım, neden varız? (aslında bu herhangi bir soru da olabilir denemek için gelecek haftaki loto sonuçlarını da sorabilirsiniz)" sorunuz ve biraz bekleyin. (büyük ihtimalle) Tanrı'dan cevap alamadığınızı göreceksiniz.
kontrol deneyi: Bilinçli durumda olduğundan emin olduğunuz bir arkadaşınıza. "Arkadaşım biz neyiz, neden varız?" diye sorunuz, kısa bir süre bekleyiniz. Alacağınız cevap (büyük ihtimalle) "Çıldırdınmı sen?" olacaktır.

deney sonuçları:
1. ve 2. deneyde heryerde varolduğunu düşündüğünüz bilinçli bir varlığa farklı sorular sormanıza rağmen bir cevap alamadınız.
kontrol deneyindeyse varolduğunu düşündüğünüz bilinçli bir varlığa sorduğunuz sorudan cevap aldınız.
sonuçların analizi:
kontrol deneyinde cevap alabilmenize rağmen 1. ve 2. deneyde cevap alamadınız.

Tebrikler, az önce Tanrı'nın cevap vermediğini bilmsel metodları kullanarak kanıtladınız.

[konuyu dağıtmak istemiyorum ama birkere ilham gelince yazıyorum işte :)]

Özetlersem, "Nedir" ve "Nedendir" sorularına bilim cevap veremez. Cevapları bilmesi gereken şey/varlık/yokluk ortada yoktur. İnsanın kendi içgüdüleriyle verdikleri cevaplarsa soyuttur. Fakat bilim "nasıl" sorusuna cevap verebilir çünkü maddenin fiziksel özellikleri insanın soyut düşüncelerinin dışındada var ve gerçektirler.
Örnek:
Neden yerçekimi bizi yere doğru çeker?
*Bilimadamları yerçekiminin neden yere doğru çektiğini, neden yerden yukarı itmediğini bilemezler. Çünkü bu böyledir.
Yerçekimi bizi yere doğru nasıl çeker?
*Kütlesi olan her cisim uzay-zaman geometrisinde bozulmalara yol açar. Bu bozulmalar sonunda bu cisimler birirlerini çekerr. Çok sayıda cisim bir araya gelirse bu çekim miktarı çok daha önemli olur. Yer gibi bir gezegenin kütlesi o kadar fazladır ki yerçekimi gücünden kaçış hızı özel bir araç kullanmadan insanın ulaşabileceği bir hız değildir.
Yerçekimi gücü denilen şey nedir?
*Bu soruya bilim cevap veremez, insan, kendisi, bilimin yukarıdaki "nasıl" sorusuna verdiği cevaba "varolma" fiili eklentisi yaparak kendi hafızasına yerleştirir. İnsan yerçekimin ne olduğuna karar verdiği anda onu soyutlaştırmıştır. Yerçekimin "nasıl" olduğunu gözünün önünde canlandırır ve tanımı için bilim sonuna -olması, -olması durumu gibi takılar takar.

Başka bir nokta daha var:
Özellikle "Neden" kökü günlük hayattaki kullanımında "Neden" ve "Nasıl" birbirine yakın anlamlı gösterir. Hatta çoğu zaman soru sorarken nasıl ı değil neden i kullanırız. Amaçlar ve sonuç bizi yöntemlerden daha çok ilgilendirir.

Güneş neden parlıyor bilmiyoruz. Ama güneşin nasıl parladığını biliyoruz.

Bir bilimamına güneşin neden parladığını sorarsanız o size güneşin nasıl parladığını anlatacaktır.

Umarım bu 3 soru kökünün bilimsel açıdan farkını anlatabilmişimdir. Başındada söylediğim gibi sorduğunuz sorunun cevabını alabilmiş olmalısınız


dipnot: Tahmin ettiğimden uzun bir mesaj oldu, umarım içeriği de bir o kadar doludur ve okuması da sıkıcı değildir.
Saygılar,

okinono
14-08-2008, 13:31
Sayın Tensiz.denek

Cevabınız için teşekkür ederim.
Sanırım uzun zamandır eklemeyi düşündüğüm bir sempozyum çalışmasını ekleyeceğim yer tam da burası.

Uzun bir yazı. O nedenle linkini aşağıda veriyorum.

Sizce de uygunsa yazıyı okuduktan sonra yazı hakkında genel bir değerlendirme ve NEDEN, NASIL yönelmelerinin sonuçları hakkında değerlendirmenizi bizlerle paylaşmanızı isterim.

Daha sonra, Neden ve Nasıl konusunda öznel örneklere başvurmak daha doğru olur kanaatindeyim.

Selamlar

http://www.doga.metu.edu.tr/felsefe.html

tensiz.denek
14-08-2008, 23:44
Sizce de uygunsa yazıyı okuduktan sonra yazı hakkında genel bir değerlendirme ve NEDEN, NASIL yönelmelerinin sonuçları hakkında değerlendirmenizi bizlerle paylaşmanızı isterim.

Daha sonra, Neden ve Nasıl konusunda öznel örneklere başvurmak daha doğru olur kanaatindeyim.

Selamlar

http://www.doga.metu.edu.tr/felsefe.html

Teşekkür ederim bu güzel yazı için, zevkle okudum. Benim "Kral sofrası" benzetmemi arka cebinden çıkartan bir felsefe. :cool:

Bilim ve felsefenin insanlığın başlangıcından beri geçirdiği evrimi kolay anlaşılabilir bir dille ekolojizm ile ilişkilendiriyor.

Felsefe konusunda bilgilerim sınırlı olması nedeniyle yazının derin bir aanalizini yapamayacağım ne yazıkki.
Sadece yüzeysel olarak birkaç eklemede bulunabilirim

Şimdi izninizle çalışmada bahsedilen NEDEN ve NASIL sorularından alınıtı yapacağım.

"Newton elmanin yere düsme nedenini buluyordu ama sorularini sorgulama yö ntemiyle (somut,deney-gözlem) siniyordu. Bunu da "Nasil?" sorusunu sorarak yapi yordu. Artik "Neden?" sorusuna gerek kalmamisti.,nasilsa "Nasil" sorusu cevapla niyordu. Bu soru-cevap zinciri her seyi çözebilirdi. Dünyadaki varolus salt elma nin yere düsüsündeki fiziksel gerçeklikle, "Nasil" sorusuna cevap verilerek çözü lebilirdi."
Newton her ne kadar "neden" sorusu hakkında fikir yürütürse yürütsün, bu onun şahsi bir fikri olacaktır, kesin ve somut bir bilgi olmaycaktır. Yerçekiminin neden varolduğu, neden dünyanın merkezine doğru çektiği sorularına cevap bulmaya çalışmanın boşuna bir çaba olduğunu bilmektedir.

Newton'un "Yerçekimi cisimleri aşağı doğru adlandırdığımız yöne doğru nasıl çeker?" sorusuna verdiği yanıt, soyut olanı somutlaştırmıştır ve klasik mekaniğin temelini oluşturmuştur:

" Elimde iki cisim var (baştaki hipotezimiz) ve ben iki cismin ne olduklarını veya neden burada olduklarını bilmiyorum. Tek bildiğim bu iki cismin şu matematiksel fonksiyonlar doğrultusunda birbirini çektiğidir (deneysel olarak kanıtladım). Ben bu evrende nereye gideresem gideyim bu iki cisim birbirini çekmeye devam edecektir çünkü matematik (her ne kadar soyut olsada) evrenseldir. Dolayısıyla kütle çekimi evrenseldir ve baştaki hipotezimiz "elimizde iki cismin var olması" doğrudur. "

Az önce, maddenin varlığının kütle çekimiyle kanıtladık. Bunun için kütleçekimini açıklayan matematik fonksiyonlarının içinde "madde" den bahsedilmesi yeterlidir.

Elimizde iki cismin var olduğunun kabulüyle başlıyoruz ve mantık zincirini ilerlettiğimizde vardığımız sonuç, bu iki cismin somut oldukları, yani var olduklarıdır yine. Yani düşünce zincirimiz mantıklı bir çember oluşturuyor ve var olmaktan var olmaya giderek herangi bir çelişkiye yer vermiyor.

Bilim "nasıl" yöntemini ve mantıksal metodolojileri kullanarak kendi kendinin geçerliliğini evrensel olmasıyla kanıtlamıştır.

Burada gönderdiğiniz doğa felsefesi hakkında ki yazının bu paragradfına katılmamak mümkün değil.

Bunların dışında her ne kadar doğa felsefesi hakkında fazla bir bilgim olmasada, okuduğum yazıda bazı noktaların tartışılabileceğini gördüm. Bunu tartışabileceğimiz biryer varmı yoksa bu konu başlığının altında mı tartışalım?

Umarım yazdıklarım anlaşılabilir olmuştur.
Saygılarımla,

evrensel-insan
15-08-2008, 00:13
Saygideger tensiz.denek;

Asagida verecegim paragrafi, algiladiginiz sekilde, aciklarmisiniz.

Seyin, ne oldugunun veya neden oyle oldugunun degil; evrensel temelde nasil oyle olusturuldugunun, ortaya konmasinin, bilincine varmak gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
15-08-2008, 01:19
İnsan beyni soyutlamayı seviyor.Nesnel bakmak ona kuru geliyor.Örneğin;hayvanlarda cinselliği yaşıyor.İnsanlarda cinselliği yaşıyor.Aslında olay son derece nesnel fakat insanlık kendi yaptıkları için aşk diye bir mefhum yaratıyor.Bu soyutlama alışkanlığı zincirleme şekilde artarak insanlğıı gerçeklerden iyice koparıyor.

evrensel-insan
15-08-2008, 01:23
Saygideger kapecuk;

Bu soyutlama alışkanlığı zincirleme şekilde artarak insanlğıı gerçeklerden iyice koparıyor.-kapecuk

Iste onemli olan, bunun evrensel kokenine ve temeline inebilmek. Cunku, hem fiziksellikte, hemde dusunsellikte, ayrimciligi yapan, ayni evrensel dusunce temelinin urunudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
15-08-2008, 01:37
İnsan neden soyutlayarak düşünüyor?Sorusunun cevabı bence insan beyninin evrim sürecinde saklı.
İnsanı bugünkü seviyesine kendini herşeyden çok sevme dürtüsü getirmiş.
Dolayısıyla insan kendini begenmek ve sevmek güdüsününü zirvesinde bir varlık.
Bu sebepten yaptıgı şeylerede kendisine biçtiği kıymete göre anlamlar yakıştırıyor ki kendi gözünde kendi degeri düşmesin.

evrensel-insan
15-08-2008, 03:06
Saygideger kapecuk;

Insanoglu, cinsini ve kendini sevse, ne ayrimci olur, ne de hayvandan daha vahsi olur. Insanoglunun sorunu, bencillik ve egodur. Buda onun dusunce uretmeyen dogal dusuncesidir. Sadece, hayvandan edindigi tecrubeyle, kendisi dunyayi algilamaya soyunmustur. O yuzden, kendini degil, egosunu ve bencilligini sever. Ki hayvan da oyledir. Ama hayvanin soyutu yoktur. Insanoglunun sorunu, SOYUT URETEN BIR HAYVAN olmasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

tensiz.denek
15-08-2008, 03:46
Sn evrensel,
Saygideger tensiz.denek;

Asagida verecegim paragrafi, algiladiginiz sekilde, aciklarmisiniz.

Seyin, ne oldugunun veya neden oyle oldugunun degil; evrensel temelde nasil oyle olusturuldugunun, ortaya konmasinin, bilincine varmak gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan
Tabi, anladığım şekliyle açıklamaya çalışırım. :) Eğer moderatörler bunun bu konu başlığıyla pek alakası olmamasından rahatsız olurlarsa lütfen silmeyip taşısınlar.

Şimdi ilk önce bu paragrafa katılmadığımı söylemem gerekiyor. Nedeni buradaki "... nasıl öyle oluşturulduğunun." kelimesidir.

Nasıl oluşturulmak tan anladığım, "şeylerin bir amaç için başlangıçtan bu zamana gelene kadar nasıl değişim geçirdikleri" dir.

Oyasaki bir amacı anlamak için "neden" sorusunun cevabına ihtiyacımız vardır.

Ve paragrafa göre tekrar edersek: şeylerin nasıl bir amaç için değişim geçirip bugünkü duruma gelindiğinin bilincine "neden" öyle olduğunu bilmeden varamayız. Kendi kendini yalanlayan bir cümle anladığım kadarıyla.

Eğer nasıl "oluşturulduğu" değil de "oluştuğu" denmiş olsaydı, ortada "amaç" karmaşası olmazdı. Paragrafı yorumlamaya orada "oluştuğu" yazıyormuş gibi devam edeceğim.

"Şey"lere sorabileceğimiz en önemli 3 soru, ne, neden ve nasıl dır. Bu sorulardan "ne" ve "neden" e alacağımız yanıt ise insanlar tarafından uydurulmuş yanıtlardır. İnsanlar tarafından uydurulmuş cevaplarsa evrensel temelli değildir. Yanıtlar soyuttur ve insandan insana değişebilir. Bu durumda evrensel olamaz.
"Nasıl" sorusunaysa cevap verilebilir. Bu soruya verilen cevapta, somut olduğu bilinen "şey" in insan zihnindeki soyut bir özelliği, matematiğin evrenselliğini kullanarak evrensel bir gerçekliliğe dönüştürür.
Örnek vermek gerekirse,
-İki farklı kutuptaki mıknatıs birbirini nasıl çeker? sorusu
--Mıknatıslar somuttur
--"Çekmek" insan zihnindedir ve soyuttur
--Matematik evrenseldir.
--Fizik, matematik sayesinde iki farklı kutuptaki mıknatısın birbirini bir matematik formülü doğrultusunda çekeceğini söyler.
İnsan, fiziğin doğru söyleyip söylemediğini anlamak için mıknatısları eline alır iki farklı kutubu yaklaştırıp matematik formülüne göre çekip çekmediğine bakar. Eğer, deney ne kadar tekrarlansada, fiziğin doğru söylediğini anlaşılırsa soyut olan çekme kavramını evrenselleşerek anlam kazanır.

Buradan anladığımız "ne" ve "neden" gibi sorulara verilen cevapların sağlıklı olmayacağı fakat, "nasıl" sorusuna metodolojik bir yaklaşımla cevap verdiğimizde o cevabın doğru ve evrensel olacağıdır.

Fazla(!) detaycı bir mantıkla anlatmış olduğumu düşünebilirsiniz. "Oluşturulmak" kelimesindeki detayı çevreyi daha iyi çizmek için anlattım. Bazen bir kelimedeki anlam değişikliğinin incelenmesi konuyu anlama hızı açısından çok fark yaratabiliyor.


Bu mesajı fırsat bilerek, "ne" ve "neden" sorularının cevabının neden evrensel olmadığını kendi düşüncelerimle, kendi ağzımdan anlatmak istiyorum.
Eğer aranızda ilgileniniz varsa bu düşünce zinciri hakkında ne düşündüğünüzü öğrenmek isterim. Acaba sizin gördüğünüz mantıksız bir nokta varmı?
Yukarıdaki yazıyı yazmadan önce yazdım bu aşağıdakileri.

İlk değinilmesi gereken yer "bilincine varmak" olmalı, burada odaklanıyor düşünce. Bilincine varabilmek için bilince ihtiyacımız var. Bilince sahip olabilmek için var olmaya. Var olmak için evrene, evren için ise evrenselliğe ihtiyaç vardır. Evrensel olmayan bir evrende bilinçli olmanın bir mantığı olmayacaktır çünkü mantık her an yalanlanabilir olacaktır ve zamana göre farklı sonuçlar gösterecektir.
evrensel evren: herzaman heryerde 1+1=2,
evrensel olmayan evren: sadece bazen ve bazıyerlerde 1+1=2

Bilinçli olmak için önce varolmamız ve evrenle bir olmamamız gerekiyor. Evrenle bir olmaktan kastettiğim, evrenin heryerinde aynı zamanda aynı yerde olmaktır.
Zamanın veya maddenin bizi evrenden ayırması gerekir. Çünkü evrenle bir olsaydık deneyim kazanamazdık. Deneyim kazanamayan bilinç (Tanrı'nın herşeyi bilmesi, her zamanda ve her yerde olmasını örnek olarak düşünebiliriz) ölü bir bilinçtir. Yaşadığımız evrende sadece cansızlar deneyim kazanmazlar. (Deneyim kazanmak için zamanın ve mekanın değişebildiği bir yerde olmak gerekir. aksi taktirde deneyimimizin sıfır veya sonsuz olması gerekir)

Dolayısıyla buradan yola çıkarak:
1-bilincimizin olması,
2-var olmamız,
3-evrenden madde ve zaman olarak ayrı olmamamız gerekir. (bunu bir jölenin içindeki meyve parçası gibi evrenin kendisinden ayrı olmamız gerektiği gibi örnekleyebiliriz. ayrı olmasaydık sadece jöle olurduk)

Çok basitleştirilmiş bir yaklaşımla atomların zaman içinde özel bir kombinasyonla biraraya gelmesinden oluştuğumuzu ve atomların da bilince sahip olmadığını düşünürsek, bilincimiz bu atomların oluşturduğu karmaşık dokular sayesinde ortaya çıkmış olmalıdır. (Beynimizi oluşturan atomlara bir zarar geldiğinde bilincimizi kaybedebiliyoruz, o atomların tamamı ortadan kalktığında kalıcı olarak bilincimizin tamamını kaybederiz)

Bu da demek oluyorki biz, bizi oluşturan atomlar biraraya gelmeden önce bir bilince sahip değildik, çünkü atomlar o karmaşık bağları oluşturmamıştı.
Bu da bizim tanrı olmadığımız anlamına gelir çünkü Tanrı olmak için gereken koşullar yerine getirilmemiştir:
1-Evrenle bir değiliz yani mekandan ve zamandan bağımsız değiliz,
2-Bilincimiz var, deneyim kazanabiliyoruz.

Tanrı olmadığımızı kanıtlamak önemlidir, çünkü içinde bulunduğumuz evrede "şeylerin" ne olduğunu bilme yetisine sahip olacak tek varlık o dur. "Şeylerin" neden olduğunu bilen de odur. Fakat zamandan ve mekandan bağımsız olduğu için bilinci yokur ve bize "ne" yi ve "neden" i açıklamamıştır.

Cisimlere (şeylere) ilk isimlerini insanların koymuş olması bunun kanıtıdır. Yıldızlara, kayalara, tanrılara, tapınaklara insanlar isim vermiştir. Eğer bütün bunlara tanrı isim koymuş olsaydı yeryüzünde sadece bir dil ve bu dilin birçok diyalekti olurdu.
Ayrıca evrende yeni ortaya çıkan cisimler vardır. Telefon, şişe açacağı, kokoloji, gibi isimleri hala insanlar koymaya devam ediyorlar. Hala yeni doğan bebeklere insanlar isim verirler. Şeylere "ne" olduklarını hala Tanrı söylememektedir, insan söylemektedir.

Cisimlerinin (şeylere) nedenlerini de insanlar bulmaya çalışırlar. bunun en güzel örneğini ilk insanlar "nedenleri" araştırmaya başladıklarında vermişler. Bunda da genelde yanılmışlardır. Doğal afetleri tanrının kızması olarak değerlendirmişler, yanardağlardaki ateşin insan kurban ederek duracağını düşünmüşlerdir, dillerin babil kulesinde göklere erişmeye çalışan insanlar yüzünden ayrıldığını zannetmişlerdir. Eğer bütün bunların nedenlerini Tanrı anlatmış olsaydı şüphesiz onbinlerce yıl boyunca insanlar bunları yapmazlardı.
Ayrıca evrende bilim sayesinde varolduğu yeni yeni ortaya çıkan fenomenler vardır. (örn:kozmik mikrodalga fon ışınımı) İleri de de olacaktır. Tanrı bunların "neden" olduğunu hala söylememektedir.

Cisimlerin (şeylerin) nasıl olduğunu ise insanlar ortaya çıktıktan çok uzun zaman sonra anlayabilmşilerdir. Cisimlerin "ne" ve "neden" oldukları konusundaki yanlış bilgileri "nasıl" oldukları konusunda gecikmelere sebep olmuştur. (En iyi bilinen örnek, ortaçağda dinadamlarının dünyanın düz olduğunu iddia etmeye devam etmeleri, inkarcıları infaz ettirmeleridir)
"Nasıl" sorusuna sağlıklı cevap vermeye başlamaları "ne" ve "neden" sorusuna antik yunan dönemimde popülerleşen felsefe sayesinde olmuştur. Bu dönemdede şüphesiz yanlış cevaplar vermişlerdir. Fakat yaptıkları yanlışlar, "nasıl" sorusuna nasıl cevap verilmesi konusunda bir metodoloji doğurmuştur. Bu metodolojiye de "bilim" adı verilmiştir (insanlar tarafından).

Ortalıkta cisimlerin (şeylerin) "nasıl" olduklarını anlatması için bir tanrıya ihtiyaç yoktur.
Evrenin, bilincin ve matematiğin evrensel olması sayesinde bilim, fenomenlerin "nasıl" olduklarını anlatabilmektedir. Tanrının ihtiyacı olmadan evreni anlamaya çalışan insanın sorabileceği soruların 1/3 ü insanın kendisi tarafından cevaplanabilmektedir.

Sonuçta cisimlerin "ne" veya "neden" oldukları felsefeciler, din adamları tarafından hala açıklanmaya devam etmektedir.

Bütün bunlardan çıkardığım sonuçlar:
1-)Tanrının ölü (bilinçsiz) olduğu, en azından evren yokolona kadar ortalarda olmayacağı.
2-)Doğmadan önce bilincimizin olmadığı gibi öldükten sonra da olmayacağı
3-)Ne ve Neden sorularına hiçbirzaman daimi cevaplar verilemeyeceği. Bu hiçbir zamana evrenin yokolduktan sonrasıda dahildir. (Evren yokolursa bilincimizi oluşturan atomlarla beraber yokolacaktır. Mekan da yokolacağı için zaman da olmayacak. Dolayısıyla bilinç dae olmayacak.)(burada evren yokolduktan sonra o enerjinin neye dönüşeceği önemli değildir. Zihinlerimizdeki atomların karmaşık dizilimi bir kere silinince bizde siliniriz. dolayısıyla bu sorulara hiçbir kesin zaman cevap alamyacağız)
4-)Nasıl sorusunun diğerlerine göre çok daha kalıcı cevaplar verebileceği

Aklınıza takılan bir nokta olursa sormaktan çekinmeyin, buralardayım gibi görünüyor.

Saygılar,

evrensel-insan
15-08-2008, 12:26
Sygideger tensiz.denek;

Bu sorulardan "ne" ve "neden" e alacağımız yanıt ise insanlar tarafından uydurulmuş yanıtlardır. İnsanlar tarafından uydurulmuş cevaplarsa evrensel temelli değildir. Yanıtlar soyuttur ve insandan insana değişebilir. Bu durumda evrensel olamaz.-t.d.

Birincisi, uydurulmus yanitlar ustune kurulan algiyla yasiyoruz.

Ikincisi, bu yanitlar uydurulmus odugu icin, bu uyduruk yanitlarin temelinde verilecek "nasil" cevabida, bu uyduruklarin "olusturdugu" cevaptir.O yuzden, ne ve neden olanda nasil olusturulandir.

Ucuncusu, insanlar tarafindan uydurulmus olsa bile cevaplar, bunun bir evrensel dusunce kokeni ve temeli vardir. Iste bu evrensel dusunce kokeninin sonucudur, bu uydurma cevaplar. Herkesin, ayri cevaplamasida, kisilerin dusunce yapisindan degil; bu evrensel dusunce yapisinin isleyisinin sundugu secenek sonucudur. Bu uydurma cevaplarin nedeni ve farkliligi, verilecek cevabin karakterinden gelmektedir. Cevap verilmeden once, ikili ve karsit bir karakter vardir. Cevap ise, bu karsit karakter yapisinin sadece birinin cevabidir. Ki bu da verilmeyen oteki cevaba terstir. Veya bunun tam tersi.

Dusuncenin evrensel kokenine ulasamamislik veya onu gorememek veya yok saymak, nihilizmin bir urunudur. Diger felsefelerde, ancak, bu temelin icinde yer alarak, ya birini ya da otekini gorurler. Onemli olan, bu evrensel dusunce kokeninin, resmini verebilmek, sorunu evrensel temelde gorebilmek icin de disaridan bakabilmek gerekir. Tabi ki bunu basarabilmek icinde notr bir bakis acisi gerekir. Cunku, bu evrensel dusunce kokeninin, icinde kalindigi zaman, ne denirse denilsin, mutlaka bir tersi vardir ve cozum yerine sadece tartisma ve ikna-olma-etmeyi getirir. Ne bir bilinc verir,ne de bir seyi ispat edebilir.

Ayrica sen, butun bu dialoga (soru-cevap) aday, baska bir canli mi oneriyorsun, yoksa sonucta insan, bir yerde bir sekilde, bu evrensellestirdigi dusunce yapisinin sorununa vakif olup, bu tip bir dusunce temelinden arinacak ve alternatif, bir dusunce yapisiyla evrensel temelde, hem mustakil var olanin hemde evrenselligin sorununu kokten cozmeye mi yonelecek?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
15-08-2008, 17:16
İnsanın evrimleşmesi sürecinde beyin kapasitesinin gelişmeside onun evriminin en önemli parçası oldu.Beyin faliyetlerinin bir bölümünüde hayal gücü oluşturmaktadır.

Hayal gücü daha geniş bireyler karşılaştıkları sorunları daha iyi çözdü.Daha iyi beslenip daha iyi korundu.Daha çok üredi.Sonuçta modern insan tüm hayal gücü kapasitesiyle ortaya çıktı.

İnsan sahip oldugu hayal gücü sayesinde davranışlarını soyutlayarak kültür dediğimiz anlayış biçimlerini yarattı.
Artık soyutlama yeteneği o kadar ilerlemiştir ki kendisini yaşadığı evrenin dogal bir parçası, organize olmuş madde yıgını olarak görmek istemiyor.Hayvanlar alemini bir üyesi olmak ona hakir görünüyor.

evrensel-insan
15-08-2008, 17:27
Saygideger kapecuk;

Hayalgucu ve yaraticilik, dusuncenin temelini ve kokenini teskil eder.Tabi, hayal gucunu kullanabilen ve yaratici olabilen icin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
15-08-2008, 17:39
sayın evrensel-insan

İnsanın dogru düşünceleri üretememesinde yanlış şartlanmaların engellemesi söz konusu.Eğer kendisini sadece bir madde yığını kabul edebilse ondan sonraki aşamalar hakkında doğru yargılara ulaşabilir.

evrensel-insan
15-08-2008, 17:50
Saygideger kapecuk;

Insanoglu, madde-dusunce-kavramdan meydana gelmistir. Soyut ureten hayvandir.

O YUZDEN, BEN ONUN SADECE MADDEYE INDIRGENMESI YERINE, DUSUNCESINI YENILEYIP, INSANLIGIN, DUNYANIN VE DOGANIN BIRLIGI VE BUTUNLUGU ICIN yasamasini ve iliski kurmasini yeglerim.

Bunu, basarabilecek, hem hayalgucune hemde yaraticiliga sahip.

Yeterki, kendine dusen gorevleri, baskasina-tanriya-yuklemesin ve dogaustu, dunyaotesi ve hicbir zaman cevabini veremiyecegi konularda ahkam kesip, spekulasyon yapmasin. Sadece, elinde olan degerin yasami ve yasamsal iliskileri oldugunun bilincine varsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

okinono
15-08-2008, 18:53
Bunların dışında her ne kadar doğa felsefesi hakkında fazla bir bilgim olmasada, okuduğum yazıda bazı noktaların tartışılabileceğini gördüm. Bunu tartışabileceğimiz biryer varmı yoksa bu konu başlığının altında mı tartışalım?

....

Sayın tensiz.denek

Cevabınızı malum evrensel sebepten dolayı geç farkettim. Konuyu tartışılabilecek kıvama getirdiğiizi yazınız için öncellikle teşekkür ederim.

Ancak,
Yukarıda alıntıladığım mesajınızda sorduğunuz soruya da yine malum evrensel sebepten dolayı imkan ihtimal yok demek zorundayım.

Malum evrensel sebep nedir sorusunu ise, bir akşam sohbet odasına katılırsanız, sitenin müdavim arkadaşlarından birisi hemen cevaplayacaktır.

Teşekkürler
Selamlar

evrensel-insan
15-08-2008, 19:17
Saygideger okinono;

Bu kadar mi, evrensel senin elini kolunu "bagliyor". Ustelik, sanal bir dunya da.
Acaba, bura da evrensel'in "sucu " ne?.

Herkesi, memnun edecek bir yazi yazamamasi mi? yoksa, sadece kendi goruslerini dile getirmekten baska, bir amac gutmemesimi? herkesi oldugu gibi kabul etmeye calismasimi? herkese yazilarinda saygili davranmasi mi? kimsenin goruslerine mudahele etmemesi mi? Bilgi alis-verisinden baska bir amaci olmamasimi? Yazismasinin amacinin kisileri yazilarindan daha iyi tanimak olmasi mi?

Eger, bunlar "sucsa" bilesiniz, evrensel "suc islemeye" devam edecek.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
15-08-2008, 19:24
Saygideger tensiz.denek;

Malum evrensel sebep nedir sorusunu ise, bir akşam sohbet odasına katılırsanız, sitenin müdavim arkadaşlarından birisi hemen cevaplayacaktır.-okinono

Beni, benden tanimanizi oneririm. Cunku sonucta beni tanimak isterseniz, alacaginiz her konudaki en dogru ve tutarli bilgi; benim verecegim bilgi olacaktir.

Ama, birisini, baskasi vasitasiyla tanimak gibi bir aliskanliginiz varsa; o zaman siz bilirsiniz. Yalniz, o zaman, benim hakkimda, size soylenenlerin, tutarli olup olmadigini garanti edemem.

Adim gectigi icin, aciklama geregini hissettim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

okinono
15-08-2008, 20:37
Adim gectigi icin, aciklama geregini hissettim..
....

Evrenselin sahibi olduğunu iddia etmek, Evren'in sahibi olduğunu iddia etmektir.

Evren'in sahibi olduğunu iddia etmek ise ne demektir ? :confused:

Kim bilir? neyse vardır bir cevabı ;)

Selamlar

evrensel-insan
15-08-2008, 21:22
Saygideger okinono;

"Ben evrenselim" demek, evrenin sahibi oldugu anlamina gelmez, evrensel bakis acisi, bir dusunce ve davranis bicimidir. Dolayisiyle, "ben evrenselim" demek "benim dusunce ve davranista,universal- evrensel- bir bakis acim var" demektir. Kullanilan, universe'de evren anlaminda degil; "tek-uni- donusum-verse- anlamindadir. Ayni university-universite-gibi.

Ayni dilaver'in "ben komunistim" demesi gibi. Senin dedigin gibi olsaydi, o da community-toplum-sahibi olurdu. Istiyor olabilirde, toplum sahibi olmak.:)

Bu arada, evet, ben birseye sahibim .O da kendim. Ben, kendime, yasamima ve iliskilerime sahibim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

okinono
15-08-2008, 22:34
Sayın evrensel insan

"evrensel malup sebepler" tanımında kendinize evrensel kelimesinde yer bulmanız, tanımı yazanın yüklediği manadaki evreni ihata eden anlamındaki manayada sahiplenmeniz anlamına gelir.

Siz siz olun; ne her EVRENSEL kelimesi gördüğünüz yerde adınızın zikredildiğini düşünün ne de her gördüğünüz sakallıya dede deyip kucağına oturun.

Bırakında konuya emek verenler bu fasit ve anlamsız mesajlardan fırsat bularak düşünceleirni paylaşabilsinler.

Selamlar.

evrensel-insan
15-08-2008, 23:23
Saygideger okinono;

SaAnırım Evrensel bir sinir deformaasyonu ile karşı karşıyayım -okinono

Onemli degil, senin dedigin gibi olsun. Yalniz her olayda, evrensele "siginmasan", iyi olur.:rolleyes:

Nasil olsa sende, bende kimin ne demek istedigini anliyoruz. Eski okurlar da, eminim anlayacaktir.;)

Ayrica, ben sakalliyi gordugumde, sakalini sivazlarim. Pek kucaga oturma huyum yoktur. Biliyorsun, can cikar ama huy cikmazmis. O yuzden, dede sandiklarinin kucagina oturanlar dusunsun.

"fasit ve anlamsız" mesajlardan -Okinono

Tirnak icindeki goreceli olan cumleyi de, kimin baslattigini, eminim okurlar; soyle bir baslikta, geriye dogru gittiklerinde, farkedeceklerdir. Tabi merak ederlerse.


Saygilarimla;
evrensel-insan

tensiz.denek
19-08-2008, 03:40
Merhabalar,

Geç cevap verdiğim için üzgünüm. Anca fırsat bulabiliyorum.
Gördüğüm kadarıyla ben etrafta yokken koyu bir evrensel(lik) muhabbeti sarmış ortamı :p

Sayın evrensel-insan,
Söyledikleriniz hakkında birkaç düşüncemi paylaşmak istiyorum.
Ama önce belirtmek isterim ki, felsefede kullanılan terimlerden pek fazla haberim yok. Bir yerlerde bir kavram yanlışı yapıyor olmam olasıdır. Onun için yanlışım varsa lütfen düzeltin.
Birincisi, uydurulmus yanitlar ustune kurulan algiyla yasiyoruz.
Ikincisi, bu yanitlar uydurulmus odugu icin, bu uyduruk yanitlarin temelinde verilecek "nasil" cevabıda, bu uyduruklarin "olusturdugu" cevaptir.O yuzden, ne ve neden olanda nasil olusturulandir.
Bence burada önemli bir adımı atlıyorsunuz.
Çünkü "Algı" dan önce "Duyu" geliyor.
Duyu -> Algı -> Yanıt
Duyu, somut olanı (madde) soyut olana (algı, düşünce) bağlayan bir köprüdür. Algı bunun zihinde bunun işlenerek değerlendirilmesi, yanıt ise bu işlemin sonucunun pratik olsun diye genelleştirilmesi ve hafızada saklanmasıdır.
Örnek: (Sarı ve ekşi bir elma yerken)
Sepet dolusu sarı elma görüyorum ve birtanesini ağzıma atıyorum, ekşi tadı geliyor(duyu)->Bu sarı elma benim için ekşi(algı)->Bu sepetteki elmalar olmamış/benim için çok ekşiler(yanıt)

Burada "duyu", "Algı", "yanıt" hepside tamamen görecelidir. İnsandan insana değişir. İnsanlar "Ne", "Neden", "Nasıl" gibi sorulara cevap verirken yüzyıllarca kendi duyularını kullandırlar. Sonra yavaş yavaş algıların ne kadar değişken olduğunu, gerçeği bulmada ne kadar yanıldıklarını gördüler ve başka metodlar denediler, bilimsel olanları.

Bilim bugün "nasıl" sorusuna cevap verirken duyularını, algılarını tamamen "değişmez" veya "insana göre göreceli olmayan" yollarları kullanır.

Bilimin bu soruya cevap veririken kullandığı "duyular" çoğu zaman güvenilirliği çok yüksek elektronik aletlerden, kullandığı "algılar" güvenilirliği tartışılamayacak matematik teoremlerinden oluşur. Dolayısıyla verilen cevapların güvenilirliği de çok yüksek olur.

Bu hata olmayacağı anlamına gelmez, tabiki hata olabilir. Ama verilen cevapların güvenilirliği bilimsel kuramların "kaide" olmaları için yeterlidir.

Bilimsel olarak "Nasıl" sorusuna verdiğimiz cevap, "Ne" ve "Neden" ile aynı temele sahip değildir.

Sizin cümlelerinizle söylersem, "ne" ve "neden" olan şeylerin "nasıl" olusturulan şeyler olduğu düşüncenize katılmıyorum.

İnsan yüzyıllarca bunu yapmıştır, "nasıl" olanı "ne" ve "neden" olanla açıklamaya çalışmıştır. Ama bugün, insan, teknolojik evriminde gelmiş olduğu noktayı bilimin "nasıl" ı anlatabilmesindeki başarıya borçludur.

Bilim hala insaların, olayların ekiden "nasıl" olduğunu düşündükleri bağnaz fikirlerle uğraşıyor.
"Evren nasıl meydana geldi" -7 günde tanrı yarattı
"Insan nasıl oluştu" -Çamurdan Adem meydana geldi
"Diller nasıl ayrıldı" - Tanrı insanlara kızdı
İşte bahsettiğiniz uydurma "ne" ve "neden" ler üzerine kurulan fikirler bunlardır. Ve bunlar çağdışıdır.


Ucuncusu, insanlar tarafindan uydurulmus olsa bile cevaplar, bunun bir evrensel dusunce kokeni ve temeli vardir. Iste bu evrensel dusunce kokeninin sonucudur, bu uydurma cevaplar. Herkesin, ayri cevaplamasida, kisilerin dusunce yapisindan degil; bu evrensel dusunce yapisinin isleyisinin sundugu secenek sonucudur. Bu uydurma cevaplarin nedeni ve farkliligi, verilecek cevabin karakterinden gelmektedir. Cevap verilmeden once, ikili ve karsit bir karakter vardir. Cevap ise, bu karsit karakter yapisinin sadece birinin cevabidir. Ki bu da verilmeyen oteki cevaba terstir. Veya bunun tam tersi.
Buradaki düşünce zincirinizi tam olarak kavrayamadım. Bahsettiğiniz evrensel düşünce ve kökeni nedir?


Dusuncenin evrensel kokenine ulasamamislik veya onu gorememek veya yok saymak, nihilizmin bir urunudur. Diger felsefelerde, ancak, bu temelin icinde yer alarak, ya birini ya da otekini gorurler. Onemli olan, bu evrensel dusunce kokeninin, resmini verebilmek, sorunu evrensel temelde gorebilmek icin de disaridan bakabilmek gerekir. Tabi ki bunu basarabilmek icinde notr bir bakis acisi gerekir. Cunku, bu evrensel dusunce kokeninin, icinde kalindigi zaman, ne denirse denilsin, mutlaka bir tersi vardir ve cozum yerine sadece tartisma ve ikna-olma-etmeyi getirir. Ne bir bilinc verir,ne de bir seyi ispat edebilir.

Sanırım insanı agnostisizme itende sanırım bahsettiğiniz nihilizmin ta kendisi.



Ayrica sen, butun bu dialoga (soru-cevap) aday, baska bir canli mi oneriyorsun, yoksa sonucta insan, bir yerde bir sekilde, bu evrensellestirdigi dusunce yapisinin sorununa vakif olup, bu tip bir dusunce temelinden arinacak ve alternatif, bir dusunce yapisiyla evrensel temelde, hem mustakil var olanin hemde evrenselligin sorununu kokten cozmeye mi yonelecek?
Yanlış hatırlamıyorsam herhangi bir öneride bulunmadım. Ama benim inancım yüksektir ki insanların büyük bir çoğunluğu zamanla "ne" ve "neden" sorularına cevap aramanın gereksiz olduğunu anlayacaktır. O insanlar "nasıl" lara yönelecek ve evrimlerinde başarılı olacaklardır. Zaten bu otomatik bir mekanizmadır. Sonuçta hayatta kalacak olanların, olayların "nasıl" olduğunu anlayan insanların olacağı...

tensiz.denek
19-08-2008, 03:41
Bunu tartışabileceğimiz biryer varmı yoksa bu konu başlığının altında mı tartışalım?

....

Yukarıda alıntıladığım mesajınızda sorduğunuz soruya da yine malum evrensel sebepten dolayı imkan ihtimal yok demek zorundayım.
Sayın okinono, zaten aradan geçen sürede ben tartışılabilecek noktanın ne olduğunu aklımdan çıktı bile :p Belki başka bir gün başka bir yerde o zaman.

tensiz.denek
19-08-2008, 03:50
Yeterki, kendine dusen gorevleri, baskasina-tanriya-yuklemesin ve dogaustu, dunyaotesi ve hicbir zaman cevabini veremiyecegi konularda ahkam kesip, spekulasyon yapmasin. Sadece, elinde olan degerin yasami ve yasamsal iliskileri oldugunun bilincine varsin.

Kesinlikle kalılıyorum.

Ama tabiki hayat daha karmaşık, İnsanı yönetenler, insanın zayıf noktalarını ezbere bilenlerdir. Onlar, insanı zayıf tutmak için ellerinden geleni yapacak olanlardır. Sûre gibi yazdım çaktırmadan.

dilaver
19-08-2008, 16:53
Buradaki düşünce zincirinizi tam olarak kavrayamadım. Bahsettiğiniz evrensel düşünce ve kökeni nedir?

Sayın tensiz.denek

Sorulmaması gereken soruyu sordunuz, şimdi mahvolduk. :confused:

Sitede toplu intihar vak'alarına rastlanırsa sorumlusu sizsiniz bilmiş olun. :eek:

Vakit varken, hala çok geç olmamışken editleyin sorunuzu. :)

saygılarımla

evrensel-insan
19-08-2008, 18:05
Saygideger tensiz.denek;

Yazdiklariniza, cevap vermeden once, bir konuyu dile getirmek istiyorum. Bu konu, daha once de aklimdaydi, ama size denk geldi. Oncelikle bu konuyla ilgili yazacaklarimi, lutfen kisisel olarak uzerinize alinmayin.

Benim, site tecrubem fazla bir zaman degil; fakat gozlemledigim bir durum var. Genelde yazarlar, yazilanlara cevap verecekleri zaman; sadece o yaziya yonelik cevap veriyorlar. Bu iki sonuc doguruyor. Birincisi, yazarin, sirf o yazisi herseyi kapsamadigindan, daha once yazdigi yazilarin okunmadigi ve sorulan sorulara yanit oldugu halde bir anlami kalmiyor. Ikincisi, kimse bir yazara cevap yazarken" bu kisi bu konuda daha once yazmis mi?" dusuncesiyle, eski yazilari okumuyor. Bu da soyle bir sorun doguruyor. Yazar, daha once yazdiklarini tekrarlamak durumunda kaliyor ki, bu bence bosuna yazilan yazidir.

Sirf, bu temelde, dilaver'in yari saka yari kaka mesajini belki algiliyabilirsiniz. Simdi, elimden geldigince ve daha once yazdiklarimi da, yazmamaya gayret ederek soru ve yanitlariniza, aciklik getirmeye calisayim.

Ilki algi konusu; ben bu konuda soyle diyorum. Algi, ya maddenin yansisinin duygu-ki 5-algisi-ki madde ve obje ve nesnellik, ya da sezginin, duyumunun soyut yani inancsal algisi. Dogru, iyi, guzel, sevgi, demokrasi,tanri v.s.-ki oznellik, subje ve dusunce- gibi. Bu konuda daha detayli acilim isterseniz, eski yazilarima bakabilirsiniz.

Gelelim, "nasil" konusuna, burada sizin algiladiginiz, nasil; benim vermek istedigim nasil degil. Soyle ornek vereyim."Ben nasil olustum?" sorusunu alalim. Burada "ne "nin cevabi zaten verilmis, neden ise, maalesef aciklanmamis, ya da soranin meraki diyebiliriz. Buradaki, nasilin cevabi zaten sabitlenen ne ve neden sorularinin verilmis cevaplarindan sonra gelir. Benim, nasil dan kastim ise; ne ve neden sorulari nasil ortaya konmustur?, yani bu konuda nasil bir dusunce yontemi kullanilmistir? Benim, nasilim, soru nasili degil; cevabin nasil oldugudur. Yani, tum sorular-cevaplar, hangi dusunce yapi ve temeliyle nasil ortaya konmus?

Oneri konusuna gelince; ben size zaten oneri de bulundunuz demedim. "Insanoglu disinda baska bir oneriniz var mi?" diye sordum. Bana gore de baska bir alternatif olmadigi ve en az su an olamayacagi icin, sorumu o sekilde sordum.

Ama tabiki hayat daha karmaşık, İnsanı yönetenler, insanın zayıf noktalarını ezbere bilenlerdir. Onlar, insanı zayıf tutmak için ellerinden geleni yapacak olanlardır. Sûre gibi yazdım çaktırmadan.-tensiz.denek

Demekki, insan kendi zayif noktalarinin farkina ve bilincine varmis olsa, onu kendisi gorur. Hem guclendirir, hemde kendi cinsi icindeki "uyaniklarin" kendi aleyhine kullanmasina izin vermez.

Simdi gelelim, dilaver'i de "korkutan o sorunuza. Cok kisa deginmeye calisacagim.

Birincisi, size matematikten bir esitlik ve ifadesini sunacagim. X in fonksiyonu Y ye esittir. Y ancak, X e gore ifade edilir.
Ikincisi; X kromozonu, hem kendi cinsi x i hemde karsi cinsi y yi tasir. Y kromozonu ise sadece iki x tasir.

Bunlar herkesin bildigi ve bilimsel olarak kabul gormus verilerdir. Iste bu iki izah, ki baska izahlara girmek istemiyorum. Siz isterseniz, benim eski yazilarimdan daha detayli bilgi edinebilirsiniz.

Simdi, bu veriler temelinde. Ifade edilen, Y, onu ifade eden X dir. Yalniz, ifade edilen Y, X karakteri gosterdiginden, Y kendisini ifade edemez. X de Y ile ifade edildigine gore. X kendini ifade etmemistir. Dolayisiyle, ifade edilen sey, Y ama Y nin kendisi degil ve ustelik X de degildir. Peki o zaman ifade edilen "sey" nedir? Iste bu soruyuda hala felsefe evrensel bir temelde cevaplayamamistir. Kimine gore maddedir, kimine gore dusuncedir, kimine gore kavramdir v.s. Ama konumuz su an bu "belirsizlik" degil.

X erkegi, Y disiyi temsil eder. Ama Y kendini temsil edemez, X de temsil edilen degildir. X bir, karakter, Y ise, X karekterinin ifadesidir. Iste bu temelde, ne sorusu ancak; karakterle aciklanabilir. Aciklanabilmesi icinde, Y ifadesi kullanilir. Kisaca, "sey" e "ne" denirse densin, onun X karakteri vardir. Bu da ikilem ve karsitliktir. Bu X karakterinin fonksiyonu olan Y, "ne" nin "sey" cevabidir. Bu da ne olursa olsun. Bir pozitif noktadir. Insan, dusuncesi bundan sonra devreye girer ve ikili ve karsitlik karekterli ve bir positif nokta olan "sey"i, ifade eder. Madde dese, karakter yapisindan dolayi dusunce ve kavrama, dusunce dese; madde ve kavrama; kavram dese; dusunce ve maddeye ters duser.

Dolayisiyle, insanoglu nasil ifade ederse etsin, ifadesinin mutlaka bir ikilemi ve karsitligi olacaktir. Iste bu insanoglunun, sorunu degil; onu bu temelde dusunce ve davranisa zorlayan, karakter yapisinin evrensel sorunudur. Cunku bu karakter yapisinin teki olamaz ve her tek diger ikiye ters duser ve karsi gelir. Iste kisaca evrensel dusunce ve kokeninin temeli ve yapisi budur.

Bu temel koken ve yapi da sorunun kaynagidir. Yoksa, ifade ederken bu yapiya uymak zorunda kalarak ifade eden insanoglu degil; Iste onemli olan da bu yapinin bilincine varmak, ve kokten yenilemektir.

Bu konuda benim daha detayli ve baska konulardan da ornekli yazilarim var.Bunlari, bilhassa "Evrensel'in Kosesi" basligindan-felsefe-psikoloji- bulabilirsin, tabi ilgini cekerse.Ayrica, avatarima da bakabilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
19-08-2008, 18:11
Saygideger dilaver;

Aslinda, editliyebilecek zamani vardi. Cunku, ben dun aksamdan beri, siteye giremiyordum. Neyse "korkulu ruya" bitti. Yazimi yazdim.

Sakin, sen okuma, "carpabilir":D.

Dolayisiyle, bundan sonra artik sorumluluk hissetmiyorum. Olacak ve gelisecek vakalardan, sizlerin kimi korumasini istiyorsaniz, o sizleri korusun.:rolleyes:

Saygilarimla;
evrensel-insan

tensiz.denek
19-08-2008, 23:09
Sorulmaması gereken soruyu sordunuz, şimdi mahvolduk. :confused:

Sanırım mayına bastım. Şimdi o daha henüz patlamamışken ayağımı yavaşça çeksem iyi olacak :p
Dün akşam heralde sunucuda bir problem vardı, bende giremedim. Sorun acaba bendemi diye DNS testleri bile yaptım, fakat sunucu cevap vermedi.


Benim, site tecrubem fazla bir zaman degil; fakat gozlemledigim bir durum var. Genelde yazarlar, yazilanlara cevap verecekleri zaman; sadece o yaziya yonelik cevap veriyorlar.
Sayın evrensel-insan,
Bu çok normal bir durum, ben foruma katılalı şurada birkaç gün oldu, sizlere katılalı beri yüzlerce mesaj okumuş olabilirim ama binlerce okumadım. Birdahaki sefere eğer referans olabileceğini bildiğiniz yazılarınız varsa lütfen linkleyin.
Ben mesela forumda henüz felsefenin alanına giren konularda atılan mesajlara hiç dokunmadım, büyük bir konsantrasyon ve beyin yükü istiyorlar. Yazan için ayrı, okuyan için ayrı ama özellikle okuyan için büyük bir çaba istiyorlar çünkü herzez farklı algılıyor kelimeleri. Dediğimiz gibi, insan göreceli yaşıyor, aynı kelimeler farkı anlamlarda kullanıyor.
Belkide kitaplar dolusu, belki üzerinde senelerce düşündüğümüz bir konuyu birkaç satırla özetlerken mutlaka atlamalar yapıyoruz.

Sizin de söylediğiniz gibi bahsettiğimiz "nasıl" lar farklılar. Benim sayın okinono ile 3. sayfada bu konuyu konuşurken, bilimin "ne" ve "neden" ile ilgilenmediğini, çalıştığı alanın "nasıl" lar olduğu idi.


Demekki, insan kendi zayif noktalarinin farkina ve bilincine varmis olsa, onu kendisi gorur. Hem guclendirir, hemde kendi cinsi icindeki "uyaniklarin" kendi aleyhine kullanmasina izin vermez.

Bence burada genelleme yapıyorsunuz çünkü hepimiz asi değiliz. Eğer hepimiz asi olsaydık anarşi yönetirdi dünyayı.

Zayıf noktalarınımızı güçlendirme isteği hepmizin içinden arada sırada geçiyor. ama şu var ki;

Yönetilen insanlar, yöneticileri yönetilenleri hayat standartlarını yüksek tutabildiği sürece zayıf noktaları aleyhlerine kullanılıyor olsa bile yönetilmekten mutlular. (Günümüz Türkiye Rejimi)

Yöneten insanlar zaten yönetilenleri iyi yönetmek için onların zayıf noktalarını kullanmak zorundalar. Firavunlar yarı tanrı olduklarını öne sürerek tahtta kalmışlar, bugün türkiyede yönetim islamı "ılımlılaştırarak" tahtta kalmaya çalışıyor, değişen birşey yok. (Politikadan bahsedebiliyormuyuz? Eğer bahsedemiyorsak mesajmı editleyebilirim)

Sanırım her ne kadar zayıf noktaları kullanılarak yönetilselerde yönetilenler hayat standartları iyi olduğu sürece bu şekilde yönetilmek istemeye devam edecektir.

Bunun dışında mesajınızın evrensellik hakkındaki geri kalan kısmını okudum, fakat daha müsait olduğum bir ara bir sindirmem gerekiyor sanırsam, o zaman yorumumu yazacağım.

Ayrıca avatarınızda evrendeki fraktüel sonsuzluğunu çok güzel işliyorsunuz.

evrensel-insan
19-08-2008, 23:55
Saygideger tensiz.denek;

Yazi dilinizden ve yansittiginiz cumlelerden, nasil bir dusunce mentalitesine sahip oldugunuzu algiladim. Bu beni, bir birey olarak ziyadesiyle memnun etti. Sizin, benim genelleme yaptigimi, bahsettiginiz konu, zaten bir genellemeydi. Ben, bu genellemenin detayini, ve sizin editlemeyi unutarak yazdiginiz, politik yazinin:) icerigiyle ilgili konuyu, yine ben detayli olarak, yazmistim. (Gunumuz Turkiye rejimi ve gelecekteki tehlikeler), hatta dunya insanligini bekleyen tehlike.Bu konudaki,isterseniz; benim amerikan idealizmi ile ilgili yazilarima bakabilirsiniz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

troyya
21-08-2008, 18:30
şimdi cumlelerine cevap vereyim..

Evrim teorisine karşı çıkanların temel yanılgısı insanı bir hayvan olarak kabul etmemeleri veya kabul etmeyi istememeleridir

boyle bir şeyi biz kabul etsekte etmesekte senin icin bir koz olmaz.cunku biyolojik olarak insan zaten memeli hayvanlar sınıfındadır.ama bu bildigin manada kopek danayı cagrıstırmaz.dolayısıyla ne danaya benzersin ne de kopege yada maymuna.sınıf icinde olman.diger canlıdan turedigin manasına gelmez.

İnsan dediğimiz varlığı hayvan dediğimiz varlık grubunda ayıran hiçbir bilimsel özellik yoktur

yine hata ...insan memeli hayvan gurubundadır...ve memelilerin en ust metabolizmalı sistemli canlısıdır.alt model canlı guruplarıyla asla kıyaslanamaz.biyolojik olarak insan sistemi okaryotik olarak diger canlılardan daha fazla sistem ve enerjiye sahiptir.

İnsan da tıpkı tüm hayvanlar gibi hava soluyarak yaşar.

komik olmussun...farede soluyor...farkında mısın..karınca da soluyor..eee aynı oldugumuzu mu dusunuyorsun.biraz daha dusunerek yazmalısın.

Eger solunum faliyeti durursa insanda diger hayvanlar gibi ölür.
İnsanların da tıpkı hayvanlar gibi hayatlarının devamı beslenmelerinin devamına bağlıdır.

klasik biyoloji dersi veriyorsun...beginner biology ...orta okul ogrencisine ders anlatır gibi.kulakları cınlasın bizim biyoloji hocamız vardı lisede...biyoloji nedir sorusuna aynen boyle cevap vermisti.

Diger tüm canlılarda olmayan insana ait yüksek beyin kapasitesinin anlamı nedir?
Her canlı türü kendi evrimsel süreci boyunca birçok yetenekler kazanmıştır.

iste buna feci gulerim...senin yaptıgın teknolojiyi senin yaptıgın sistemli hayatı senin yaptıgın dusunmeyi senin yaptıgın yorumu...hangi hayvan yapıyor...kartal da bizden daha iyi gozmu var diyorsun...hemen cevap verim...kartalın o goze ihtiyacı var...cunku avını daha iyi gorup tutması gerekir..eger o goz hayvanda olmasa kartal yasayamaz...cheetah bizden daha iyi kosuyor mu diyorsun...hemen cevap verim... cheetah nın kosması lazım...silah kullanabiliyor mu silah icat edebiliyor mu..geyigi vursun.Allah her canlıya ayrı ozellik vermistir.

digerlerine cevap vermiyorum.yeter bu kadar

Ayejj
22-08-2008, 00:12
Yazdığım metin bütün olarak okunduğunda senin bu demogojik sözlerine yeterli cevabı veriyor. Kendince yorumlayarak esas manasından saptırmaya çalıştığın bir kaç cümleyle metinin ana mesjını çürüteceğini mi sanıyorsun.

troyya
22-08-2008, 00:36
kapecuk sinirlenme arkadasım...ne demagojisi sen demagoji yapmıssın.yeterli cevabı verdim...iyi calısmalar sana.