PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : EHLİBEYTİN İNCİSİ & Hz.AİŞE (radıyallahüanha)


fiz
16-01-2005, 11:58
http://www.sorularlaislamiyet.com/moduller.php?modul=soru&op=1&id=191

evlendiginde ayse kac yasindaydi??

eNeS_s
16-01-2005, 12:18
Bu ateistlerin sağlam bi dalı yok mu Allah aşkına ya

slycako
16-01-2005, 18:48
Ayşe''nin evlendiğindeki yaşından bahsederken verdiğiniz link kaynak göstermemiş. Buhari ve Müslim''de Ayşe kendi ağzından, evlendiğinde 6, gerdeğe girdiğinde 9 yaşında olduğunu anlatıyor. Kütüb-i Sitte''ye bakın.

17-01-2005, 03:12
Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli’ nin “Asr-ı saadet” kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma’dan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı.” (Hatemü’l enbiya Hz. Muhammed ve hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)

slycako
17-01-2005, 12:32
(ahmet''e)

Allah Allah, ilk ağızdan, olayı yaşayıp söyleyene mi inanılır, bilmem hangi dolayımla ortaya atılan iddialara mı? Bir de o sırada Ayşe''nin dayılarının yaşına bakın belki daha rahat saptarsınız o zaman. Buhari''yi ve Müslim''i o andığınız kaynaktan daha değersiz buluyorsunuz herhalde? Bu eserlerin Kur''an''dan sonraki en güvenilir eserler olduğunun farkındasınız değil mi?

Mutezile
27-08-2005, 18:51
*Haticeden sonraki ilk karısı Hz. Ayşe ile olan Zifaf ve gerdek meselesi-
*İslam Fıkhında (ilerde farklı mezheplerde farklı yorumlara mazhar olacak olan) müştehat kavramı-
*Ayşe'nin babası Ebubekirin; 6 YAŞINDAKİ kızına talip olan Muhammedin isteği karşısındaki şaşkınlığı-

Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422) ,demek ki 3 yıl beklenilmiş).Bunun üzerine, islam hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor ve "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çagda sayılır) deniyor. Ve de bu nedenle, bir erkeğin 9 yaşındaki bır kızla evlenebileceğini bildiriyor bır fıkıh hükmü olarak(Bkz:Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788).

M. Sofuoğlu (Cilt 4, Syf - 318,319)
Sahih-i Müslim ve Tercümesi

Babanın Küçük Bakire Kızı Evlendirmesi Babı

1422…….: Aişe şöyle dedi: Ben altı yaşımda iken Resulullah beni (nişan) akdi yaptı. (Üç yıl sonra) ben dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi. Aişe dedi ki: Biz Medine’ye geldik. Akabinde ben bir ay sıtmaya tutuldum, hummanın şiddetinden saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulunca) saçım gürleşti ve omuzlarıma kadar uzadı. Bir kere ben arkadaşlarımla beraber bir salıncak üzerinde oynarken annem Ummu Ruman bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Benden ne isteyeceğini bilmiyordum. Annem elimden tuttu sonunda beni evin kapısı önünde durdurdu. Bende yorgunluktan dolayı “heh, heh” diyerek kaba kaba soluyordum. Nihayet derin derin soluyuşum geçti. Sonra beni eve soktu. Evde Ensar’dan birtakım kadınlarla karşılaştım. Bu kadınlar: Hayır ve bereket üzere, en hayırlı kısmete dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Onlar da başımı yıkadılar ve üstümü başımı düzelttiler. Duha vaktinde Resulullah’ı habersizce görmekten başka beni hiçbir şey heyecanlandırmadı. Akabinde Ensar kadınları beni Resulullah’a teslim ettiler.
Aişe: Peygamber beni altı yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi demiştir.

Ma’mer, Zuhri’den, o da Urve’den, o da Aişe’den haber verdi ki: Peygamber Aişe’yi yedi yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında ve oyuncakları beraber iken de evlendi ve nihayet Aişe on sekiz yaşında bulunduğu sırada Resulullah vefat etti.

Aişe şöyle demiştir: Resulullah Aişe’yi altı yaşında iken akid yaptı. Aişe dokuz yaşında bir kız iken Resulullah’ın evine gidip zifaf oldu. On sekizlik bir kadın iken de Resulullah vefat etti.

6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."
Müslim, Nikah 73, (1423);
Tirmizi, Nikah 9, (1093);
Nesai, Nikah 77, (6, 130).

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82).

5574 - Urve merhum, Hz. Aişe radıyallahu anhâ'dan şunu nakletmiştir: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm bana dedi ki: "Rüyamda sen bana üç gece gösterildin: Melek seni bana bir ipek parçası içerisinde getirdi ve "Bu senin zevcendir, aç onu!" dedi. Ben de açtım, içindeki sendin. Ben: "Bu rüya Allah katından ise, onu gerçekleştirecektir" dedim."
Buhari, Nikâh 9, 35, Ta'bîr 20, 21;
Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 79;
Tirmizi, Menakıb (3875).

4448 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hanımlarından hiçbirine, Hz. Hatice radıyallahu anha'ya karşı duyduğum kıskançlığı hiç duymadım. Halbuki onu hiç görmüşlüğüm de yok. Ancak, Aleyhissalatu vesselam onun yâdını çok yapardı. Ne zaman bir koyun kesip parçalara ayırsa Hatice'nin dostlarına da gönderirdi. Bazan ona: "Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok!" derdim de bana: "(Onun gibisi var mıydı, o şöyleydi, o böyleydi..! (Öbür kadınlar beni çocuktan mahrum ederken) benim çocuklarım ondan oldu" diye karşılık verirdi. (Hz. Aişe derki: İçinden " Bir daha Hatice hakkında kötü söz söylemeyeceğim" dedim)." Hz. Aişe devamla der ki: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hatice'den üç yıl sonra benimle evlendi."
Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Nikah 108, Edeb 73, Tevhid 32;
Müslim, Fezailu's-Sahabe 73, 74, 77, 78, (2434, 2435, 2436, 2437);
Tirmizi, Menakıb, (3885, 3886).

6577 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında iken bebeklerimle oynardım. Aleyhissalatu vesselam da benim kız arkadaşlarımı bana gönderirdi. Arkadaşlarımla beraber oynardık."

5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."
Müslim, Nikah 73, (1423);
Tirmizi, Nikah 9, (1093);
Nesai, Nikah 77, (6, 130).

6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

6547 - Ebu Saidi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha'yı, elli dirhem değerinde ev eşyası mukabilinde nikahladı."

14- Aişe(rah)anlatıyor;
‘’Resullah ‘ın yanında kızlarla oynuyordum ,benimle birlikte oynayan arkadaşlarım vardı.Resullah (s.a.) eve girdiği zaman onlar gizlenirlerdi. Kendisi evde olmadığı zaman – onları bana gönderir,benimle oynarlardı..’’204

Sevgili Alüminyum başta olmak üzere....
Burada fikir teatisi yaparken arkadaşlar ne yazık ki ''Müminin El Kitabı'';
''Çocuklara dini Masallar''; ''Diyanet'in Sesi'' düzeyinde tevatür ve rivayete dayalı laflar yerine: ADAMAKILLI s a h i h & mütevatır hadis vb kaynakları göstererek kelam ederlerse onlara kulak verirken site sakinleride -benim gibi- sıkılmazlar diye düşünüyorum.
Bu kadar hassasiyet ve itina gösterilmesi gereken konularda biraz emek ve gayret göstererek, görüşlerinizi kaynaklarla desteklemeniz gerekir. Aksi takdirde bir İmam Buhari, bir Fahruddin Razi ya da bir Gazali ayarında ulema olmalısınız ki; ''Görüşlerim bunlar'' diye ortaya koyduklarınıza kulak verirken gülümsemeyelim.Bunları daha önce de ifade etmiştim ama anlaşılan beyhude nefes tüketiyoruz. islamı 'Kafirlere' karşı ne bahasına olursa olsun savunmak içgüdüsüyle birşeyler karalayan
arkadaşlar: Sizin islamda ve Kuranda çelişki yoktur- Kuran en mükemmel doyurucu bilgiler ihtiva etmektedir- Peygamber örnek insandır şeklindeki
ucuz propaganda cümlelerinizi, Kuran kursuna giden yeğen ve amcaoğulla
rınıza saklayın. Kaynaklarla yüzleşmekten korkuyorsanız, abdestinizi alıp kıbleye dönün, ve Allahınıza size bu güzel dini bahşettiği için hamd edin.
Laf kalabalığı olsun, cevapsız kalmasınlar diye birşeyler karalamak mecbu
riyetinde mi hissediyorsunuz kendinizi? Ayetel Kürsüyü tekrar hatmedin.
'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışanlar' (Uğur Mumcu ağabeyi- mizin veciz sözüdür) mümkünse uzak dursun. Cevap mahiyetinde yazılan her zırvayı okurken ömür tüketmeyelim burda.

Aliminyum
30-08-2005, 19:03
Mutezile

Yazmış da yazmışsın.

Eyvallah bunlar doğru şeyler, olmuş şeyler yaşanmış şeyler.

Ama bu kadar şeyin sonunda "Eee, ne olmuş yani" demekten başka birşey gelmiyor elimden.

9 yaşındaki bir arap kızının şu anki durumu bile bizim çevremizdeki 18 lik kızların durumundan daha olgun, daha gelişmiş. En azından fiziki olarak öyle.

Hz. Ayşe'nin oyuncaklarıyla oynar bir halde evlendiği, daha çocukken gerdeğe girdiği vesaire... Neyi değiştirir bunlar. Bir erkek 9 yaşındaki bir kızla değil, müştehata ermiş bir kızla evlenebilir. Müştehata ermek 9 yaşında da olabilir 15 yaşında da 20 yaşında da. 7 yaşında olan varsa onunla da evlenilebilir.

Günümüzde kadın erkek ,ilişkilerinin çarpıklığı zihinleri öyle bir hale getirdi ki, 9 yaşındaki bir kızın evlenecek çağda olamayacağını zannediyoruz.

Hayır efendim, 9 yaşındaki bir kızla, günümüzde bile olsa evlenilebilir, gerdeğe girilebilir, yuva kurulabilir. Bunda kötü olan nedir? Önce onu belirleyin ve açık açık söyleyin biz de onun üzerinde duralım. Tutup da Peygamberi kafadan -haşa- sübyancı addetmek kolay.

Hz. Aişe bu evlilikten rahatsız olmuş mudur?
18 yaşından sonra ölene kadar "gün yüzü göremeden evlendim, evlenirken benim tercihlerim de olabilirdi" gibi laflar etmiş midir?
Hz. Aişe'nin Efendimizle evliliği ile, Hz. Aişe'nin İslam Fıkhının kadınlara müteallik yönününde kaynak sayıldığı gerçeğini neden görmeden geliyorsunuz? Evet Hz. Aişe İslam fıkhında kadınlara yönelik meselelerde kaynak addedilmiştir. Mutezile bunu pekala bilir.

Mutezile. Evliliği sadece cinsel münasebetten ibaret sayan birisi olmaman lazım. O kadar aklın ve hassasiyetin vardır. Hz. Aişe ile Efendimizin evliliği sadece cinsel münasebetten mi ibarettir? Bunları biliyorsundur, kaynaklara dayanarak da açıklarsın sen? Niye oraları nazara vermiyorsun da işin sadece o kısmını ısrarla milletin gözüne sokmaya çalışıyorsun?

n0thing
30-08-2005, 19:41
Aliminyum

9 yaşındaki kız biyolojik olarak gelişimini tamamlamış mıdır? Bu kızın psikolojisi nasıl etkilenir evlilikten/cinsel ilişkiden? 9 Yaşındaki bir kızın 18 gibi göstermesi tüm bu yapılan şeylerin üstünü örter mi? Diyelim Ayşe bu evliliği istedi.Peki 9 yaşındaki kızın evlilik hakkında sağlam karar verebileceğini mi iddia etmiş oluyorsunuz?

haci
30-08-2005, 19:41
Aliminyum...
Seni nereden başlayıp eleştirecem bilmiyorum. Eleştirileri anlayıp anlamayacağından da emin değilim.
9 yaşındaki bir kız veya erkek çocuğu çocuktur. Buluğa erse bile çocuktur. Akıl yaşı daha da önemlidir. İnsan 18 yaşında bile çocuktur. Evlenme yaşı ise normal bir toplumda 20'nin üstündedir.. Öyle olmalıdır.

Ayşe şikayet etmiş midir diye soruyorsun.. Kim bilir? Belki de etmiştir. Annensine korkusunu ihsas etmiş olabilir. Etmediğini kim bilebilir?
Şikayet etmemiş olsa bile ne değişir... Belki itiraz etmeye korkmuştur. Belki de dünya böyledir.. Böyle gelmiş, böyle gider demiştir..
Ama yine de bu gelenek günümüzde çok çok yanlıştır. Suçtur.. Büyük suçtur hem de.

Evliliğin cinsel münasebetten başka bir şey olması ne demek? Ne kadar saçma bir kavram.. Evliliğin temeli cinsel ilişkidir. Neslin devamı için bu ilişki esasdır. Başka nasıl nesil idame ettirilebilir?
Evlilikteki diğer ilişkiler cinsel ilişki başladıktan sonra zamanla ortaya çıkar. Çocuklar doğdukça bu ilişkinin doğası değişir, gelişir, olgunlaşır. Ama ileri yaşlarda bile karı kocanın beraberliği için cinsel ilişki şarttır. Olmaması aileyi parçalar.. Bunu hem kadın ister, hem de erkek..

Siz Muhammed'in bu yaptıklarına hiç önem vermiyor gibi bir havadasınız. Muhammed bütün bunları yapmak zorundadır. Zamanında Arap toplumunda çok karılı olmak zenginlik işaretidir. Aynı şekilde genç bir kızla evlenmek de öyledir. Koyun ve davar sahibi olmak da..
Muhammed zamanı için ahlaksızlık yapmamıştır. Ama günümüzde bir suçlu olduğunu söyleyebiliriz. Bir ahlaksız olduğunu da buna ekleyebilirim.

HACI

Aliminyum
31-08-2005, 21:15
haci. istediğin yerden eleştir ama kendi yaşadığın toplumsal şartlara göre başka toplumları eleştirmeye kalkarsan sosyolojik ilkelere aykırı hareket etmiş olursun bu 1. ikincisi her kadının gelişimini her ülkede aynı addediyorsan ayrı bir yanlışa düşersin. üçüncüsü insanların fiziksel gelişiminin her çağda değişmez,sabit kaldığını zannedersen anatomiye ters düşersin. Daha sıralayım mı?

"9 yaşındaki bir kız veya erkek çocuğu çocuktur. Buluğa erse bile çocuktur. Akıl yaşı daha da önemlidir. İnsan 18 yaşında bile çocuktur. Evlenme yaşı ise normal bir toplumda 20'nin üstündedir.. Öyle olmalıdır."

Aferim sana toplum mühendisi, sosyal psikoloji dehası. Değişkenleri nasıl da sabitlemişsin öyle.

"Evliliğin temeli cinsel ilişkidir" Al işte. Daha ne denir ki. Gerçi asıl muhatabım Mutezile'nin beni o konuda anladığını zannediyorum ve uygun bir cevabı da kendisinden bekliyordum. Muhtemelen o senin gibi "Evliliğin temeli cinsel ilişkidir" şeklinde akla ziyan önermelerde bulunmayacaktır.

Ha şunu da söylüyüm. İslam kaynaklarında Hz. aişenin efendimizle evlendiğinde nişandan ayrıldığına dair bahisler de var. mutezile o kaynakları benden daha iyi bildiği için kendisi açıklayabilir. hz. aişenin efendimizle evlenmeden önce nişandan ayrılması demek onun o yaşlarda evlenmesinin o çağlarda çok da absürd karşılanmadığı anlamına gelir. Bu çağda saçma karşılanmasının sebebi ise zihinlerin idlalidir başka birşey değil.

Ayrıca Aişe validemizin ablası Esmanın hicrette 27 yaşında olduğu biliniyor. Hz. Aişenin ablası Esmadan 10 yaş küçük olduğu da rivayetler arasında. Bu hesaba göre hicrette Hz. Aişenin 17 yaşında olduğunu görürüz. BU rivayet neden dikkate alınmaz bilmem. (Mutezile kaynak ister şimdi, İbn-i Hişam mutezile abi İbn-i Hişam)

aişe validemizin 2000 den fazla hadis rivayet ettiği malum. İslam fıkhının kadınları ilgilendiren bölümünde ise pek çok fıkıhçı hükümlerini aişe validemizin rivayet ettiği hadislere dayandırmıştır. (Mutezile abi bari burda kaynak isteme listelesem form sayfası sığmaz) Demekki Hz. Aişe ile evlilik sadece cinsellikle açıklanamaz haci. Ama senin evliliği cinsellikten ibaret görme özgürlüğün her zaman mahfuz tabi.


"Siz Muhammed'in bu yaptıklarına hiç önem vermiyor gibi bir havadasınız. Muhammed bütün bunları yapmak zorundadır. Zamanında Arap toplumunda çok karılı olmak zenginlik işaretidir. Aynı şekilde genç bir kızla evlenmek de öyledir. Koyun ve davar sahibi olmak da..
Muhammed zamanı için ahlaksızlık yapmamıştır. Ama günümüzde bir suçlu olduğunu söyleyebiliriz. Bir ahlaksız olduğunu da buna ekleyebilirim. "

Pekala gel birader. Sana efendimizin hanımlarının yaşlarını ve sosyal statülerini söyleyeyim.

Peygabmer 25 yaşında, Hz. Hatice 40 yaşında.
Efendimiz 53 yaşına kadar bu şekilde. 25 yaşından 50 yaşına kadar dul bir kadınla iktifa eden bir adamdan bahsediyoruz.

Efendimiz 53 yaşına kadar kimseyle evlenmez. sonra yaşıtı olan yani yine 53 yaşında olan Hz. sevde ile evlenir. Hz. Sevde de duldur. Hz. Hafsa duldur, Huzeyfe kızı eynep 60 yaşındadır,Cahş kızı zeynep duldur, Ümmü habibe 55 yaşında ve yine duldur, cüveyriye ve safiye esirdir, efendimiz esirlerle de evlenilebileceğini, onların da yuva kurma haklarını göstermek için bu iki esiri bizzat nikahına almıştır. Meymune iki çocuklu bir duldur, Mısırlı mariye ise cariyedir ki bunun sebeplerini kölelik ve islam bahsinde uzun uzun anlattık.

Şimdi siz kalkın, istese bütün dünya nimetlerine sahip olabilecek bir insana cinsi sapık yakıştırmasını yapın. Ahlaksız deyin. Bilmem ne deyin.
Çok kaliteli adamlarsınız. Evliliği cinsellikten ibaret görecek kadar kaliteli ve evlendiği bütün kadınlar 2 tanesi hariç dul ve yaşlı olan bir peygambere
ahlaksızlık isnad edecek kadar etik kahramanlarısınız.

Aferim size.

Mutezile
31-08-2005, 21:47
''Mutezile. Evliliği sadece cinsel münasebetten ibaret sayan birisi olmaman lazım. O kadar aklın ve hassasiyetin vardır. Hz. Aişe ile Efendimizin evliliği sadece cinsel münasebetten mi ibarettir? Bunları biliyorsundur, kaynaklara dayanarak da açıklarsın sen?''
Bu eleştirisinde Alümünyum tamamen haklıdır. Ve tabiatıyla evlilik kadın ile erkeğin cinsel birleşmesinden ibaret değildir. Nitekim Muhammedin de zaten 6 yaşında nikahına aldığı Ayşe ile cinsel birleşme için 3 yıl kadar beklediği vakıadır. 50 yaşını aşkın bir insanın, dokuz yaşına henüz basmış
küçücük bir kız çocuğu ile cinsi münasebette bulunabilmesi, şüphesiz ki anlaşılır gibi görünmemektedir. Bundan dolayıdır ki, Muhammed Ayşe ile
olan evliliğini tanrının dileğine bağlamak istemiş ve iki kez rüyasında Cibril
i (biz cebrail diyoruz) gördüğünü ve Cibril'in kendisine:''Ayşe senin müstakbel zevcendir'' diye konuştuğunu ve bunun üzerine:''Eğer şu rüyam
Allah tarafından gösterilmişse Allahın takdiri infaz buyrulur'' diyerek Ayşe ile evlendiğini söylemiştir. (Sahih-i Buhari Muhtasarı;Ayşe'nin kendi ağzın- dan olan hadislerden;X. cilt.Sayfa 79-80 hadis no: 1554).
Bu olayın altını bir kez daha şu hadis ile de çizme; müslüman toplumlara ve alemlere BU CİHETLE DE örnek olmak ihtiyacını hissetmiştir 'Neb-ii Mükerrem': ''Kadını hayırlı yapan şeylerden biride e r k e n yaşlarda evlen
dirilmeleridir.'' (Gazali: Ihyau'ul-umid'-Din cilt II, 63 ve diğer..)
Alümünyum arkadaşın eleştirisine geri dönecek olursak; Hz Ayşe (r.a) ile
Allah resulü sadece cinsi münasebet gailesi birleşmiş değillerdir. Aksine ya
tak faslı ile nitelenen saatlerin dışında ortak noktalar yakalamışlar, birlikte
güzel, mesud saatler geçirmişlerdir. Bu güzel ve mesud saatleri yine Ehli-
beytin annesi Hz. Ayşe'nin ağzından dinlemekte fayda var:'' Resul-u Ekremin yanında iken oyuncak bebeklerle oynardım. Emsallerim ve arka-
daşlarım oynamak için bana geldiklerinde Resul-ü Ekrem çekinirlerdi, ama
ziyarete geldikleri içinde sevinirdi...Bir gün Resul-ü Ekrem bana:''Bu oyun-
caklar neler böyle?'' diye sordu.Ben:''Bunlar benim kız çocuklarımdır'' dedim.Ayşe ve Enes İbn-i malikten rivayet hadisler için: Buhari'de dört ayrı yerde:
Sahih-i Buhari: Hadis NO: 152-3; 2003; 160 ve 105.(Ciltler sırasıyla III;
VIII, X XII) Kaynaklardan okumaya devam edelim ki AİLE SAADETİ nasıl
olur insanlık ibret alsın:''Benim kızlardan bir takım ahbaplarım vardı. Onlar
la kızlara aid oyun oynardık. Biz oyun oynarken Muhammed eve gelirse o-
yun arkadaşlarım SAKLANIRLARDI. Çok defa resulü ekrem bu kız arkadaş
ları BENİMLE OYNASINLAR diye bize çağırırdı''.(Gazali ve Buharinin yukarı da zikredilen hadisleri.a.g.e)..Bu gelenek Araplardan Türklere de geçmiş ve özellikle Osmanlı döneminde ihtiyar erkekler için bulunmaz bir nimet olarak benimsenmiştir. Sultan Ahmedin vezirlerinden Nasuhi Paşa'nin Padi-
şahın 3 yaşındaki kızı ile nikahlanması bunun akıl almaz örneklerinden biri-
dir...
Demek ki neymiş: Bu evlilik denen EVCİLİK oyununda -Alümünyum arka-
daşımın da haklı olarak belirttiği gibi- cinsellik tek ve yegane unsur olarak yer almamıştır ve Muhammed ile 6 yaşındaki Ayşe'nin mesud bir çok saat-
leri olmuştur. Ayşe'nin bu yaşlarda islamı yaymak için kadınlar arasındaki
TEBLİĞ vazifesini ifa ettiğine dair TEK bir SAHİH ya da mevzuu(!) hadise rastlamadım. Hadis uydurukçuları bile demek ki İslamın tebliğinin ağzı süt kokan Ayşe'ye TEVDİİ'nin açıklanması zor bir durum olacağının bilincinde;
mevzuu hadisler babında bu konuya mesai harcamaktan uzak durmuşlar..
Onlar uzak durmuşlar durmasına da bizim çağdaş!? islamcı tayfa:Bulaç'tan
Demircan'a; Yaşar Nuri'den Dilipak'a; Hatemiden bilmemkime sözbirliği et
mişçesine Ayşe'ye ISRARLA bu tebliğ misyonunu yükleyip durmaktadırlar.

beyni
31-08-2005, 22:00
Mutezile

Verdiğin bilgiler bir korku filmi gibi.

Peygamber olarak nitelenen birinin ne kadar düşük nefis sahibi olduğunu gösteriyor.

Mutezile
31-08-2005, 22:52
Bu konuyu tekrar tartışmaya açmana çok şaşırdım Alümünyum. Çünki bir
önceki yazında yaş konusunda itirazın yoktu. Bu sefer İbni Hişamı kaynak göstererek eskiden beri bilinen bir hesap oyununa giriyorsun:
''Ayrıca Aişe validemizin ablası Esmanın hicrette 27 yaşında olduğu biliniyor. Hz. Aişenin ablası Esmadan 10 yaş küçük olduğu da rivayetler arasında. Bu hesaba göre hicrette Hz. Aişenin 17 yaşında olduğunu görürüz. BU rivayet neden dikkate alınmaz bilmem. (Mutezile kaynak ister şimdi, İbn-i Hişam mutezile abi İbn-i Hişam)''
Bu hesabı yapanın İbn-i Hişam OLMADIĞINI, Ali Himmet Berki/Osman Keskinoğlu adlı yurttaşlar olduğunu; yazdıkları eserin adının da 'Hatemü'l Enbiya Hz Muhammed ve Hayatı S.210 olduğunu söylemek zorundayım..
Hataya düşmeyeyim diye google da tekrar İbni Hişam araması yaptım ama böylesi bir İbni Hişam HADİSİNE rastlamadım. 'Humanum errare est', yine de senin İbni Hişama gönderme yapan kaynağını öğrenmeyi çok isterim.
Buna benzer bir hesap oyununu yapan 2. kaynak da: (Mevlana Şibli'nin Asr-ı saadet İst. 1928 Cilt II S. 997) Bu hesap oyunları ile BÜTÜN KÜTUBU SİTTE'Yİ, Buhari'yi, Müslim'i... karşısına alan Tatlı Su kurnazları
senin aklını çelmesin sevgili Alümünyum. Tekrar Hz Ayşe'nin evlenme bahsi ile ilgili bir kaç kaynak ekleyelim ki konunun KATİYETİ VE sarihliği
bir kez daha ortaya konmuş olsun:
Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422. Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788). Ma’mer, Zuhri’den, o da Urve’den, o da Aişe’den haber verdi ki: Peygamber Aişe’yi yedi yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında ve oyuncakları beraber iken de evlendi ve nihayet Aişe on sekiz yaşında bulunduğu sırada Resulullah vefat etti.
Aişe şöyle demiştir: Resulullah Aişe’yi altı yaşında iken akid yaptı. Aişe dokuz yaşında bir kız iken Resulullah’ın evine gidip zifaf oldu. On sekizlik bir kadın iken de Resulullah vefat etti. 6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82). 6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

6547 - Ebu Saidi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha'yı, elli dirhem değerinde ev eşyası mukabilinde nikahladı."
BUNLARA MUKABİL:
''55 yaşında iken, Hz. Hatice’nin vefatından uzun bir müddet sonra, Allahü teâlânın emri ile Hz. Âişe’yi nikahladı. Diğerlerini dini sebeplerle veya ihsan ederek nikah etti. Bunların hepsi dul ve çoğu da yaşlı idi.''
''Çok evlenmesinin önemli bir sebebi de, dini bildirmek içindi. Hicab âyeti gelip, kadınların yabancı erkeklerle oturmaları, konuşmaları yasak edilince, yabancı kadınları kabul etmedi. Hz. Âişe’den sormalarını emretti. Soranların çokluğundan, Hz.Âişe, hepsine cevap vermeye zaman bulamıyordu. Bu hizmeti kolaylaştırmak ve Hz. Âişenin yükünü hafiflet-
mek için gerektiği kadar hanımı nikah etti'' Kaynak:www.dinibilgiler.org
(Mehmet Ali Demirbaş)
Bu çocukça lakırdıların Alümünyu'mu bile tatmin etmiyeceğini düşünüyo-
rum. Ama olur ya, bunlarında meraklısı çıkabilir.

01-09-2005, 01:09
Bir insan senin kadar sapık olabilir mi bilmiyorum sayın sapık Aliminyum. Sen de nasıl bir mantık var yaaaaaaaaaaaaaa!!!! Demek müştehata erdikten sonra yedi yaşındaki bir kızla bile evlenilir? Sana ne diyeyim bilmiyorum. Sana denilecek hiç bir şey yok. İnandığın o Allah'ın senin belanı versin. Senin gibilerin bu toplumda yaşadığını düşündükçe çıldırmamak elde değil. İyi ki ateist olmuşum. İyi ki Allah'sızım. İyi ki Muhammed denilen arabın uydurma dinini çok önceden reddetmişim. Bu siteden git pis sapık!!!!!

Nebenbuhler
01-09-2005, 01:34
Abi Pes dogrusu bu Acem sevdadlilarina Allah Zeyd bin Harisenin yasadiklarini nasip etsin banada Saffanin:-)Ne diyeyim anlayan anlar.

bager99
01-09-2005, 04:18
doğrusu aliminyun senin yazdılkarını okurken kanım dondu.muhammet yaptı diye 9 yaşında ki bir kızı bile gerdeğe soktun ve bunu ülkeler arsı kız gelişim oranına göre değerlendirdin tebrikler!!! tıp bilimi ise ülkeler bazında kız gelişim oranını dikkate almadan bu durunm hakkında şunu söylüyor" bu yaşta ki bir kızla ilişkiye girmek o kızın dişlerini morfinsiz çekmek kadar acı verir" kaynak istiyorsan git bir doktora sor .olayın psikoljik boyutysa daha berbat galiba sen oyucak oynmayla cinsel ilişki arasındaki farktan bihabersin yani sana göre ayşe gündüz oyuncaklarıyla oynayıp gece muhammedin bilmem neresiyle oynayabilir öyle mi? bravo SÜBYANCI muhammedin SÜBYANCI ümmeti :evil: işte kızları evlere kilitleyip onları bellirli bir erkeğin sex kölesi yapan zihniyetin kökenleri!!!!!!!!!!!!!!

Aliminyum
01-09-2005, 12:50
Mutezile işine gelmeyen yerleri görmezlikten gelmemezlik yapma.
Hesabı yapan elbetteki İbni Hişam değil, İbni Hişam döneminde Peygamber için böylesi saçma eleştiriler gelmiyordu ki oturup 9 yaşındaki bir kızla evlenmesi meselesine yönelik sapık eleştirileri savuşturma ihtiyacı duysun. Peygamberin 9 yaşındaki bir kızla evlenmesi kendi dönemin eleştiri konusu olmamıştı. Sadece sahabiler değil Müşrikler, münafıkları bile Peygamberi bu yönde eleştirme, onun değerini insanların nazarında küçültme gibi bir yola girişmemişlerdi. Peygamber için olmadık iftiralar atanlar, ona büyücü, şair, kahin bilmem ne diyenler YALANCILIK ve KADIN DÜŞKÜNLÜĞÜ gibi iftiraların en iğrenci bu 2 hususta ağızlarını bile açamadılar. Çünkü bu iki husus sadece belden aşağıya vurmadır, o dönemlerde tutmaz. Çünkü herkes Peygamberin ne olduğunu biliyor. Aradan geçen yüzyıllar insanları Peygambere uzaklaştırınca Peygamber hakkındaki iftiraların dozu ve etkileri de kaçınılmaz olarak artıp dengesizleşebiliyor.

Peygamberin 9 yaşındaki bir kızla evlenmesi o dönemlerde eleştiri konusu olmadı. Acaba neden? bunun için "Bu sapıklık o zaman toplumsal boyutlardaydı o yüzden herkes normal karşılamış" gibi kolaycı bir argümanla geçiştirmek mümkün ancak iş Peygamberin karşısındaki taifenin Onun en ufak bir açığını bulmak için can attıkları bir dönem olan o dönemlerde bunu hiç olmazsa namus kavramını yücelten müslümanlar içinde ters tepki yapabilecek şekilde neden kullanmamışlar iş oraya gelince susacaksınız ya da çarpıtmalarınıza devam edeceksiniz.

Anladık Peygamberimiz 9 yaşında bir kızla evlenmiş, o kız daha oyuncaklarıyla oynuyormuş falan filan. Hz. Aişenin 17 yaşında olduğu rivayetini de yok farz edelim. 17 yaşında olsa bile eleştirecek başka şeyler bulacaktınız şüphesiz çünkü çarpıtma ve iftiranın derinliği yoktur ama hadi gene de 9 yaşında kabul edelim.
Bu bir olgudur. Olmuştur, gerçektir.
Mesele bu gerçekleri değerlendirme şeklinde yatıyor. Değerlendirmeler her zaman inanılan şeylerle orantılı olacağından Peygambere inanmayan insan böyle birşeyin Sübyancılık olabileceği gibi alakasız bir şey düşünecektir, inanan insan ise Peygambere böyle bir iğrençliği yakıştıramayacağı için böyle birşeyi Peygamberlik kurumuyla ilişkilendirecektir. Bir peygamber 9 yaşındaki bir kızla evlenebilir mi? Evet evlenebilir. Bunun sebebi ne olabilir? Siyasi olabilir, içtimai olabilir, dini hükümlerin tatbikine yönelik olabilir, 9 yaşındaki kızın babası (Hz. Ebubekir) ile olan kurbiyete müteallik olabilir, İlahi bir emir olabilir, herşey olabilir ama asla kadın düşkünlüğü gibi mide bulandıran bir şey yüzünden olamaz. O Peygamber sizin iftira ettiğiniz gibi kadın düşkünü birisi olsaydı Onu eleştirmek ve bu yönde belden aşağı vurmak için size gelene kadar pusuya yatmış ufak bir açık beklemek için ellerini ovuşturan bir sürü insan ve kurum var. Çağdaşları olan müşrikler, münafıklar ve sair kafirler Peygamberin en büyük düşmanıydı, sizden bile daha büyük düşmanlarıydı. Onlar bile böyle bir iftirayı Peygambere bulayamadılar. Demek ki ortada bir hakikat var. O da Peygamberin sizin kafanızdaki çarpık tasavvurlarınızda olduğu gibi Kadın Düşkünü olmadığıdır.

Herşeyi kaynağından belleyen Mutezile bile derinlemesine düşündüğü zaman (ki bunu becerir) işi vicdanıyla tartma delikanlılığını da gösterirse Peygamber hakkında kadın düşkünü, sübyancı gibi yakıştırmaları Peygamberi bilen ve tanıyan, Peygamber hakkında asli kaynaklardan birşeyler okuyan kimsenin kabullenemeyeceği bir iftira olduğunu kabul edecektir.

Ama dedik ya iş değerlendirme kabiliyetinde yatıyor. Peygamberin 9 yaşındaki bir kızla evlenmesi, beyni ve vicdanı bacaklarının arasına sıkışmış birisi için cinsellikten başka hiçbirşeyle açıklanamayacaktır.
Azıcık vicdan ve bilgi sahibi birisi ise Hz. Aişenin 9 yaşında değilse bile sonraki dönemlerinde Müslüman kadınların kendisine pek çok konuda danışıp İslam hükümlerinin tatbiki hususunda bilgi aldıklarını, Peygamberin vefatından sonra da 2000 den fazla hadis rivayet ettiğini, böylece İslam Fıkhının uygulamaya yönelik şeklinin kadınlara has durumlarının kaynağı olduğunu göz ardı edemeyecektir.

"Ayşe'nin bu yaşlarda islamı yaymak için kadınlar arasındaki
TEBLİĞ vazifesini ifa ettiğine dair TEK bir SAHİH ya da mevzuu(!) hadise rastlamadım."

Mutezile abi sen iyi misin? Peygamberin sağlığında ve de Peygamberin olduğu bir ortamda hadis rivayet etmek ne demek? Ortada Peygamber var. Sorunlar direk Ona arz ediliyor. Hz. Aişenin hadis raviliği 9 yaşındayken başlamıştır diyen kim? Bunları nasıl düşünemezsin. Herkes yapsa bari sen yapma. Hadi öbürleri bilmiyor, ama sen biliyorsun. Hz. Aişenin rivayet ettiği hadis yoktur demek istiyorsan açıkça onu söyle. Söyleyemezsin çünkü hadis kitaplarında Hz. Ayşenin rivayet ettiği Şemailden, hayızdan, kahinlikten deccale kadar yüzlerce hadis var.

Olguları değerlendirme meselesine gelecek olursak. 9 yaşında bir kızın gözüne başka bir hayal girmeden daha o yaştan gözünü Peygamberin hanesinde açması ne demektir? Olayı bu şekilde değerlendirmek size çarpıtma veya kıvırma gelir herhalde. Yani biz diyoruz ki Hz. Aişenin henüz 9 yaşında Peygamberin hane-i saadetine girmesi onun o yaşlardan itibaren İlahi bir eğitim ve terbiyeye tabi tutulması böylece Peygamber zevcesi olmaya ta o yaşlardan liyakat kesbetmesi olarak görülebilir. Siz buna kalkar kıvırma dersiniz.

Siz ise 9 yaşındaki bir kızla evlenmek şartlar ve amaçlar ne olursa olsun kadın düşkünlüğüdür, -haşa- sübyancılıktır, hiçbir akli gerekçeye dayandırılamaz falan dersiniz.

Hadi iki değerlendirme şekli arasındaki farkı çözün ve söyleyin bakalım. Objektifliğe uyan hangisi. Objektifliği neye göre değerlendirirsiniz?

Mutezile
01-09-2005, 13:10
Demek istediğimi yanlış anladın Alümünyum. Ayşe'den rivayet olunan bin- lerce hadis vardır. Senin de dediğin gibi çok değişik konularda.
''Mutezile abi sen iyi misin? Peygamberin sağlığında ve de Peygamberin olduğu bir ortamda hadis rivayet etmek ne demek? Ortada Peygamber var. Sorunlar direk Ona arz ediliyor.'' (alümünyum)
"Ayşe'nin bu yaşlarda islamı yaymak için kadınlar arasındaki
TEBLİĞ vazifesini ifa ettiğine dair TEK bir SAHİH ya da mevzuu(!) hadise rastlamadım." (mutezlie)..Ayşe'yi 'dini kadınlara tebliğ etmesi' gayesiyle
zevceliğe aldığını ve Ayşe'nin bu görevi kusursuz yerine getirdiğini öne süren aklı evveller çoktur. Ağzı süt kokan bu kızcağızın islam dinini tebliğ görevini yapması çok müşkül olacağından, Mevzuu hadis uydurkçuları bile
bunun bilincinde olarak ayaklarını denk almışlardır. İşaret etmeğe çalıştığım nokta buydu.
''Yani biz diyoruz ki Hz. Aişenin henüz 9 yaşında Peygamberin hane-i saadetine girmesi onun o yaşlardan itibaren İlahi bir eğitim ve terbiyeye tabi tutulması böylece Peygamber zevcesi olmaya ta o yaşlardan liyakat kesbetmesi olarak görülebilir'' (alümünyum)..Zor konulara girdin, çok müşkül konulara..Bir çok İslami forum ve web sayfalarında bile bu konu
hakkında gerçekler hasıraltı edilirken, sen meseleyi sağduyu ve muhake-
me endazesine koyarak yorum getiriyorsun.. Çok müşkül konular bunlar..
6 yaşında bir kız çocuğunun Muhammedin aile saadetine mazhar olmasını
gerektirecek ''LİYAKAT KESBETMESİ'' için benim kanaatimce Ayşe'nin
şu hususlarda tekamül göstermiş olması gerekmektedir:
*
*
*
*
Şimdi bunları ben doldurursam sevgili Alümünyum'u kırmış olacağımı biliyorum..herkes istediği gibi doldursun

Aliminyum
02-09-2005, 13:03
Kaç kişi Hz. Ayşe "Dini hükümleri kadınlara tebliğ etmeye 9 yaşında başladı" gibi bir laf ediyor ki? İddia edilmemiş bir şeye senin tarafından karşı çıkmak niye? Hz. Ayşenin şeriatın uygulanmasına yönelik hususlarda kadınlara özel durumları neşretmesini inkar mı ediyorsun? Bu, Aişe validemizin rivayet ettiği hadislerin sayısıyla zaten yeterince ispat ediliyor.
Ayrıca evliliğin sebebini "Dini kadınlara tebliğ etmek" gibi birşeye indirgeyen yok. Dini hükümleri kadınlara eksiksiz bir şekilde tebliğ etmesi bir mükemmeliyet göstergesidir ki böyle bir olgu liyakati kesbeder. Liyakatin kesbedilmesi ise belli bir süreci ihtiva eder ki 9 yaşında nikah kıyılmasının hikmetlerinden belki sadece 1 tanesi bu olur. Sebep sadece ona indirgenmez ama şahsına münhasır bir sebep olarak da pekala iddia edilebilir çünkü böyle bir iddianın delilleri Hz. Aişenin Peygamber zevceliğine layık olduğunun ileriki yaşlarında sarih bir şekilde görülmüş olması sebebiyle yaptıklarıyla (dini hükümleri kadın alemine eksiksiz tebliğ) orantılıdır. Bunun somut delili ise rivayet ettiği hadislerdir. Böyle bir gerçekliğin eleştirisini "Madem öyle birşey var o halde niye 9 yaşında iken evleniyor canım, 17-20-25 yaşlarına kadar bekleseydi de öyle evlenseydi" şeklinde dillendirmek hangi akla hizmet olur?

9 yaşında kıyılan nikah Hz. Aişenin sonraları ifa edeceği eşsiz misyonu için bir süreç olarak neden görülmez? Mesele neden durup durup cinselliğe indirgenir? Sizi böyle düşünmeye iten saik sadece salt olgular mıdır? Olgular her zaman salt kendi özleriyle değerlendirilmez ki? Bir olguyu gerçekleştiren çoğu zaman başka bir olgudur ve işte bu yüzden olgular salt özleriyle yani sadece kendileriyle değerlendirilmezler. Bunu inkar edemiyorsunuz da Peygamberin 9 yaşındaki bir kızla evlenmesi olgusunu neden tek bir sebebe indirgiyorsunuz?

"Peygamber zevcesi olmaya ta o yaşlarda liyakat kesbetmesi..." meselesi... Liyakat kesbetmek bir süreç. 6 yaşında başlanılan İlahi terbiye dediğimiz şey özellikle de Peygamberin hane-i saadetinin atmosferinde gerçekleştirilmeye çalışılan bir süreç... 6 yaşından başlanılıp 9 yaşında bittiğini iddia etmiyoruz ki nasıl böyle bir sonuç çıkarıyorsunuz? Liyakat kesbetmenin dışavurumu elbetteki sonraları başkaları tarafından algılanabilecek bir durumdur. Bizim bunu sorgulamaya başlamamız ise meselenin kendi içinden çıkıp (içindeki sabitlik durumu da saklı kalmak kaydıyla) bizim algı sahamıza girmesi ile gelişebilecek bir durum. Hal böyleyken liyakat kesbetme mevzusu bizim algılarımızın hakikat karşısındaki potansiyeliyle değerlendirilebilcek bir görünüşe bürünür ve işte işin bu noktasında hiçbir insan (velev ki Müslüman olmasa dahi) hiçbir meseleyi kendi kişisel adesesiyle değerlendiremez.

Umarım anlaşılmıştır. Anlatmakta zorluk çekiyorum ama Mutezile nin basiretine güveniyorum inşallah anlamışsındır abi. Diğer edep fukaralarının Hz. Aişeye attığı çamurlar ise o pâk Peygamber zevcesinin damenine bulaşacak kadar bile hareket kabiliyetinden mahrum şeyler. O yüzden beni sen anla yeter.

Mutezile
02-09-2005, 14:39
Zevceliğe 6 yaşındaki Ayşe'ciği seçmesi ile ilgili resul-ü Ekrem'in başka ay
dınlatıcı sözleri de vardır. İman Ehli'nin onun sünnetini izlemesi bahsine konu ehemmiyet arzeden hadislerden biride Feyzül-Kadir'de yer almakta-
dır. Muhammed a.s'dan nakleden rav onuni: ''Bakire kadınla evleniniz.
Çünkü onlar doğurgandırlar,daha tatlı dilli, dudaklıdırlar. <kocalarını> aldatma ve cinsel arzularını erteleme yatanekleri daha azdır. Cinsel ilişkid
e ve harcamada daha kanaatkardırlar..Cinsel organları daha EYLEMLİ ve
daha haz vericidir.'' Feyzül-kadir; Şerhül Cami'us-Sagir'dan alan A.R.Demi
rcan cilt I, S 114.

Mutezile
09-09-2005, 18:24
Kadında, güzellikten ziyade zeka ögesine önem veriyor diye Gazali, Ahme
d İbn hanbel'i yermiştir. Gerçekten de Hanbel, iki kızkardeşten biriyle ev- lenmek istediğinde, çirkin ve gözü şaşı olanın, diğer kardeşe nazaran daha
akıllı olduğunuöğrenmiş ve bu nedenle çirkini seçmiştir. İmam Gazali:İhya
u'Ulumi'd-Din cilt II S. 104 Hanbel'i tenkid eder bu tercihinden ötürü:'' Bu
şekilde hareket ŞEHEVİ zevkini düşünmeyenlerin geleneğidir. Ama DİYA-
NETİ üzerinde korkan kimse, kendisini NAMAHREMDEN korumak için güzel
liği arasın ve güzeli seçsin. Çünkü mübah olanla zevklenmek din için bir kal'adır....'' Bir erkeğin kendisini namahremden koruması demek günümüz
türkçesi il: Gözü dışarıda OLMAMASI demektir. Demek ki ancak ve ancak karısının güzelliği onu bu ahlaksız temayülden alakoyabilecektir. Ne erkeği
n iradesi, ne genel ahlak ne de şeriat...

korelmis
12-09-2005, 18:47
Hz. Aişe Validemizin doğum tarihiyle ilgili bir takım görüşler ileri sürülmüştür. Bunun sebebi ise o dönemde çocukların doğum tarihine önem verilmez ve tespit edilmezdi. Bilahare çocuk meşhur biri olursa insanlar onun doğum tarihiyle ilgilenir ve tespite çalışırlardı.

Hz. Aişe'den bir rivayette;

"Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)"

Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4.yıl) inmiştir. Hz. Aişe validemiz bu sure ve ayetleri net olarak hatırladığına göre en az 7-8(ya da daha büyük) yaşlarda olması gerekir. Resulullah'ın Hz Aişe'yi istetmesi vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşe’nin peygamberimizle evlendiği yaşın en az 15-16 olduğu ortaya çıkar.

Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli’ nin “Asr-ı saadet” kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Bunu doğrulayan bir başka delil ise kız kardeşi Esma’nın durumudur. Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir. Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür. Hz. Ebu Bekir (r.a) kızı Esma ve oğlu Abdullah Abdul Uzza’nın kızı Kayleden, Hz. Aişe ile Abdurrahman ise Ümm-i Rümandan doğmuşlardır. Hz. Esma yüz yaşında ve hicri 73. yılda öldüğüne göre hicret esnasında 27 yaşında olması gerekir. Bundan on yaş küçük olan kardeşi Hz. Aişe validemizin de 17 yaşında olması gerekir ki bu da aşağı yukarı Buhari de Hz. Aişe’nin kendi hadisindeki ifadeye uygun düşmektedir.

Böyle olmasını gerektiren bir başka sebep ise Hz. Muhammed (a.s) ın eşinin vefatıyla çocuklarının bakıma ihtiyacının olmasıdır. Kızı Fatıma henüz çocuk yaşta ve bu işin üstesinden gelecek durumda değildir. Bu nedenle evini idare edip çocuklarına sahip çıkacak bir eşe ihtiyacı vardır. Dokuz yaşında bir çocuğun bunları yapması mümkün değildir. Ayrıca peygamberimizin kızı Fatıma (r.a) nın peygamberlikten bir yıl önce doğduğu ve hicretin ikinci yılında da Hz. Ali ile evlendirildiği bilinmektedir. Evlendiklerinde Hz. Ali 21 yaşından biraz büyük Fatıma’nın ise 15 yaşından biraz fazla olduğu bilinmektedir. Hz. Fatımayı Hz. Ali ile evlendirmeden önce Ebu Bekir ve Ömer(R.A) onunla evlenmek için peygamberimizden istemişler, ancak peygamberimiz onlara cevap vermemiş ve Hz. Ali ile evlendirmiştir.

Buradan hareketle şunu söylemek istiyoruz: Bu bölgede ve bu zamanda kız çocukları dokuz yaşında evlenecek çağa geliyor ise niçin peygamberimiz evinde büyüttüğü Ali ile Fatımayı evlendirmek için 15-16 yaşına kadar beklemiştir? Yine dava arkadaşları onunla evlenmek istediklerine göre bu kadar süre (6-7 yıl) niçin beklemiş olsunlar? Hz. Muhammed (a.s) ile kendi kızını dokuz yaşında evlendirmiş olan Hz. Ebu Bekir niçin aynı yaşa gelince bu teklifi Hz. Muhammed (a.s) a yapmadı da yedi yıl bekledi? Bu noktadan bakıldığında da bu iddianın doğru olması mümkün görünmemektedir.

Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur.

Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir: Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir.

Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar.

Bu olayda birkaç yıllık bir yanılma payının olması aklen mümkün iken dokuz yıllık bir yanılmayı akıl asla kabul etmez. Bir insanın yaşının bu kadar önemli olmasının nedeni malum olduğu üzere bir dinin peygamberine uygun olmayan bir işin isnad edilmesidir. Müslümanlar inanırlar ki peygamberler meşruiyetin örneğidir. Onlar bir hata yaparsa Allah onların hatasını düzeltir. Böylece bir dini ilk yaşayan insanın kusursuz olmasını sağlayarak insanlara doğru bir örneklik sunar. Peygamberimizin gerek ailevi ilişkilerinde, gerekse toplumsal olaylarla ilgili düzeltilmesinin Kur’an da örneklerini de görmekteyiz. (Tahrim 1-5, Abese 1-4 ) gibi.

Ancak bu konuyla ilgili hiçbir uyarı söz konusu değildir. Bu bizim için en temel meşruiyet sebebidir. Eğer böyle bir yanlış yapılmış olsa idi Allah asla ihmal etmez elçisini düzeltirdi. Allah'ın doğru bulduğunu kimse yanlış göremez ve diline dolayamaz. Müslümanlar "işittik ve itaat ettik, işittik ve iman ettik" derler ve teslim olurlar. Biz de bu minval üzere teslim olup inanıyoruz ki Allah'ın Rasulü en doğru olanı yapmıştır. Bu ve benzeri olayları diline dolayanlar hep olmuş, kıyamete kadar da olacaktır. Önemli olan inananların bunlara pirim vermemesidir. Siz bunların yanlışlığını yüz defa ispat etseniz, onlar yüz bir defa itiraz ederler. Çünkü onlar sizin inandıklarınıza sizin inandığınız gibi inanmayan insanlardır.

Kaynak:http://www.islamicevap.com/

haci
12-09-2005, 18:59
Bütün eski İslam kaynakları Ayşe'nin gerdeğe girdiği yaşın 9 olduğunu yazar.
Sonrakiler bunu 19 mu yaptılar yoksa.. Keh keh kehhhhhhhh

HACI

Mutezile
12-09-2005, 19:06
'korelmis' adlı dost ne güzel cevap derlemiş islamicevap.com'dan.. Korelmişi Kütubu sitte, Sahih hadis, Buhari ve Müslim'in e's-Sahihleri, mütevatır ve Mevzuu hadisler konusunda aydınlatında lütfen copy-paste yaptığı sayfanın anlamını, HANGİ TEMEL İSLAMİ kaynakları inkar noktasına geldiğini idrak etsin bari dostumuz. Hadi biriniz sevabına Ayşe-bahsini ŞERH EDEN VE MUSADDIK olan kaynakların sarsılmaz 'emanetini' aktarsın bu dosta. Böyle aydınlatma işlerini Alümünyum çok sever İktibasl a miktibasla da olsa razıyım alümünyum kardeş. Hadi kolları sıva da korel mise bu kaynak cangılında rehber ol. 'Korelmis', arkadaşım.. Sende bula bula bu siteyi mi buldun? Sevde.de; İslamüstündür; islamiyetgerçekleri, enfal.de gibi daha fazla emek verenler dururken??

Mutezile
12-09-2005, 19:14
O senin copy-paste aktarmandaki hesap İsmail Acarkan&Bahaettin Sağlam ekürüsinden alınmadır. www.islamicevap.com kaynaklarını saklamakla ayıp etmiş. Sende nerden bilicen.Birileri uzmanlık hesabı yapmış diye Kafirlere el-cevap yazıverdin, hemi? Önce Acarkan&Sağlam ekürüsinin kitabını oku da kaynaklar nasıl ters yüz edilir.Hadisler nasıl saklanır, tevil edilir üstatlarından öğren 'korelmis' birader. Alümünyumda sana fena rehber olmaz bu konuda. Sana gerçek kaynakları sunalım öyle ise. Buyrun bakalım:
*Haticeden sonraki ilk karısı Hz. Ayşe ile olan Zifaf ve gerdek meselesi-
*İslam Fıkhında (ilerde farklı mezheplerde farklı yorumlara mazhar olacak olan) müştehat kavramı-
*Ayşe'nin babası Ebubekirin; 7 YAŞINDAKİ kızına talip olan Muhammedin isteği karşısındaki şaşkınlığı-

Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422) ,demek ki 3 yıl beklenilmiş).Bunun üzerine, islam hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor ve "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çagda sayılır) deniyor. Ve de bu nedenle, bir erkeğin 9 yaşındaki bır kızla evlenebileceğini bildiriyor bır fıkıh hükmü olarak(Bkz:Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788).

M. Sofuoğlu (Cilt 4, Syf - 318,319)
Sahih-i Müslim ve Tercümesi

Babanın Küçük Bakire Kızı Evlendirmesi Babı

1422…….: Aişe şöyle dedi: Ben altı yaşımda iken Resulullah beni (nişan) akdi yaptı. (Üç yıl sonra) ben dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi. Aişe dedi ki: Biz Medine’ye geldik. Akabinde ben bir ay sıtmaya tutuldum, hummanın şiddetinden saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulunca) saçım gürleşti ve omuzlarıma kadar uzadı. Bir kere ben arkadaşlarımla beraber bir salıncak üzerinde oynarken annem Ummu Ruman bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Benden ne isteyeceğini bilmiyordum. Annem elimden tuttu sonunda beni evin kapısı önünde durdurdu. Bende yorgunluktan dolayı “heh, heh” diyerek kaba kaba soluyordum. Nihayet derin derin soluyuşum geçti. Sonra beni eve soktu. Evde Ensar’dan birtakım kadınlarla karşılaştım. Bu kadınlar: Hayır ve bereket üzere, en hayırlı kısmete dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Onlar da başımı yıkadılar ve üstümü başımı düzelttiler. Duha vaktinde Resulullah’ı habersizce görmekten başka beni hiçbir şey heyecanlandırmadı. Akabinde Ensar kadınları beni Resulullah’a teslim ettiler.
Aişe: Peygamber beni altı yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi demiştir.

Ma’mer, Zuhri’den, o da Urve’den, o da Aişe’den haber verdi ki: Peygamber Aişe’yi yedi yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında ve oyuncakları beraber iken de evlendi ve nihayet Aişe on sekiz yaşında bulunduğu sırada Resulullah vefat etti.

Aişe şöyle demiştir: Resulullah Aişe’yi altı yaşında iken akid yaptı. Aişe dokuz yaşında bir kız iken Resulullah’ın evine gidip zifaf oldu. On sekizlik bir kadın iken de Resulullah vefat etti.

6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."
Müslim, Nikah 73, (1423);
Tirmizi, Nikah 9, (1093);
Nesai, Nikah 77, (6, 130).

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82).

5574 - Urve merhum, Hz. Aişe radıyallahu anhâ'dan şunu nakletmiştir: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm bana dedi ki: "Rüyamda sen bana üç gece gösterildin: Melek seni bana bir ipek parçası içerisinde getirdi ve "Bu senin zevcendir, aç onu!" dedi. Ben de açtım, içindeki sendin. Ben: "Bu rüya Allah katından ise, onu gerçekleştirecektir" dedim."
Buhari, Nikâh 9, 35, Ta'bîr 20, 21;
Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 79;
Tirmizi, Menakıb (3875).

4448 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hanımlarından hiçbirine, Hz. Hatice radıyallahu anha'ya karşı duyduğum kıskançlığı hiç duymadım. Halbuki onu hiç görmüşlüğüm de yok. Ancak, Aleyhissalatu vesselam onun yâdını çok yapardı. Ne zaman bir koyun kesip parçalara ayırsa Hatice'nin dostlarına da gönderirdi. Bazan ona: "Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok!" derdim de bana: "(Onun gibisi var mıydı, o şöyleydi, o böyleydi..! (Öbür kadınlar beni çocuktan mahrum ederken) benim çocuklarım ondan oldu" diye karşılık verirdi. (Hz. Aişe derki: İçinden " Bir daha Hatice hakkında kötü söz söylemeyeceğim" dedim)." Hz. Aişe devamla der ki: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hatice'den üç yıl sonra benimle evlendi."
Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Nikah 108, Edeb 73, Tevhid 32;
Müslim, Fezailu's-Sahabe 73, 74, 77, 78, (2434, 2435, 2436, 2437);
Tirmizi, Menakıb, (3885, 3886).

6577 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında iken bebeklerimle oynardım. Aleyhissalatu vesselam da benim kız arkadaşlarımı bana gönderirdi. Arkadaşlarımla beraber oynardık."

5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."
Müslim, Nikah 73, (1423);
Tirmizi, Nikah 9, (1093);
Nesai, Nikah 77, (6, 130).

6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

6547 - Ebu Saidi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha'yı, elli dirhem değerinde ev eşyası mukabilinde nikahladı."

14- Aişe(rah)anlatıyor;
‘’Resullah ‘ın yanında kızlarla oynuyordum ,benimle birlikte oynayan arkadaşlarım vardı.Resullah (s.a.) eve girdiği zaman onlar gizlenirlerdi. Kendisi evde olmadığı zaman – onları bana gönderir,benimle oynarlardı..’’204

Sevgili Alüminyum başta olmak üzere....
Burada fikir teatisi yaparken arkadaşlar ne yazık ki ''Müminin El Kitabı'';
''Çocuklara dini Masallar''; ''Diyanet'in Sesi'' düzeyinde tevatür ve rivayete dayalı laflar yerine: ADAMAKILLI s a h i h & mütevatır hadis vb kaynakları göstererek kelam ederlerse onlara kulak verirken site sakinleride -benim gibi- sıkılmazlar diye düşünüyorum.
Bu kadar hassasiyet ve itina gösterilmesi gereken konularda biraz emek ve gayret göstererek, görüşlerinizi kaynaklarla desteklemeniz gerekir. Aksi takdirde bir İmam Buhari, bir Fahruddin Razi ya da bir Gazali ayarında ulema olmalısınız ki; ''Görüşlerim bunlar'' diye ortaya koyduklarınıza kulak verirken gülümsemeyelim.Bunları daha önce de ifade etmiştim ama anlaşılan beyhude nefes tüketiyoruz. islamı 'Kafirlere' karşı ne bahasına olursa olsun savunmak içgüdüsüyle birşeyler karalayan
arkadaşlar: Sizin islamda ve Kuranda çelişki yoktur- Kuran en mükemmel doyurucu bilgiler ihtiva etmektedir- Peygamber örnek insandır şeklindeki
ucuz propaganda cümlelerinizi, Kuran kursuna giden yeğen ve amcaoğulla
rınıza saklayın. Kaynaklarla yüzleşmekten korkuyorsanız, abdestinizi alıp kıbleye dönün, ve Allahınıza size bu güzel dini bahşettiği için hamd edin.
Laf kalabalığı olsun, cevapsız kalmasınlar diye birşeyler karalamak mecbu
riyetinde mi hissediyorsunuz kendinizi? Ayetel Kürsüyü tekrar hatmedin.
'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışanlar' (Uğur Mumcu ağabeyi- mizin veciz sözüdür) mümkünse uzak dursun. Cevap mahiyetinde yazılan her zırvayı okurken ömür tüketmeyelim burda.

korelmis
12-09-2005, 19:34
bana şu sorunun cevabını verin. Hz.Aişe peygamberimizle 6 yaşında evlenmiş 9 yaşında zifaf olmuş diyorsunuz. Hz.Aişe peygamberimizle evlenmeden önce cübeyr bin mutim ile nişanlanmış. ancak islamın ortaya çıkışıyla nişanlar atılmış. Sizin hesabınıza göre Hz.Aişe ilk nişanında birkaç haftalık mıydı, tabii anne karnından bahsediyorum. hahahah güldürmeyin insanı ya :D

Mutezile
12-09-2005, 20:15
Ne nişanı? Seni kandırmışlar nişan mişan diye. O kadar saf olma. Akıllı çocuklar öyle her lafa kanmaz. ''Hz.Aişe peygamberimizle 6 yaşında evlenmiş 9 yaşında zifaf olmuş diyorsunuz.'' (korelmis) Bizim birşey dediği
miz yok: Sadece Sen ve senin gibi tembel müslümanların KAPAKLARINI
DAHİ AÇMADIĞI TEMEL İSLAMİ KAYNAKLARI zevkle okuyup öğreniyoruz.
Ben kendi adıma sadece(!)Zübde-tül BUHARİ'yi (Ömer Ziyaeddin Dağıstani) deflarca okudum. İslamın temel kaynaklarından haberda olunca, senin gibi magazin ve dedikodu üretenleri ciddiye almak çok zorlaşıyor. Çünkü temel kaynaklar konusunda cehalet denizinde kulaç atan arkadaşlarsınız. İşin üzücü yanı GERÇEKTEN tembelsiniz. İslam hakkında okuduğunuz tek şey; oda OKUNURSA Sızıntı, diyanet dergisi gibi marmelat yayınlar.. Biraz önüne kitap açda Allahın sevgili kullarından ol. Seni takdir etsin. Bak benim 'korelmis' Kulum artık desteksiz sallamayı bıraktı; 'İkra' =OKU emrime itaat etti desin... Hadi bakayım, koş ilk harçlığından Sahih-i Buhari Mutasari, Tecridi Sarih tercümesini (e's-Sahihleri) al; ya da gel sana ödünç verelim..
Sonra başka kaynaklara geçersin, ve yüzüne az önceki gibi sahte sırıtm alar değil, 'nurlanmış' /'aydınlanmış' olmanın tebessümü yayılsın..

korelmis
12-09-2005, 21:01
okumuşsun belli. insanları belli bir yönde düşünmeye sevk etmek için elinden geleni yapan, gerçekleri çarpıtan, olmayanı ekleyen, abartan, kesen biçen, başını sonunu yok eden, cımbızcı, uydurma hadisleri yer çekimi kanunu bilen, din aleyhine ne varsa toplayan ve yalnızca bunlardan oluşan kitaplar yazmayı marifet sanan insanların yazdığı bir düzine zırvayı okumuşsun. bunun yanında açıp başka şeyler de okuduysan tebrik ederim. ama bak yunus ne diyor:

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Ya nice okumaktır

Okumaktan mânâ ne
Kişi Hakk'ı bilmektir
Çün okudun bilmez isen
Ha bir kuru emektir

korelmis
12-09-2005, 21:09
bi de unutmadan. hz. ayşenin daha önceden nişanlı olduğunu nasıl reddettin şaşırdım. demek ki hemen turan dursun'un kitabını açtın baktın orada bulamayınca da yok dedin. boşuna zahmet etmişsin. ben de baktım. o kitapta islam lehinde bir tek kelime yok. adam sadece aleyhte ne varsa toplamış. zaten islam aleyhinde kullanılacak bir sürü uydurma hadis varken neden çarpıtmış, uydurmuş ve kırpmış hayret! neyse sen bi bu nişan meselesini araştır derim. her yerde var çünkü.

Mutezile
12-09-2005, 21:34
Arap dünyasında beşik kertmesi olayları çok doğaldır. Ayşe içinde birileri
ne söz kesilmiş olması muhtemeldir, olup olmamasının hiç bir ehemmiye
tide yoktur. Asıl ehemmiyeti olan= Kuran'dan sonra mütevatır mertebesi
ne ulaşmış BÜTÜN temel KAYNAKLARIN, VE Hz. Ayşe(r.a) KENDİ SÖZLERİ
VAR ortada:
6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"
5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82).

İyi dinle bak: Senin kaynak olarak verdiğin www.islamicevap bütün o saf
sata hesaplamaları Hatemü'l Enbiya Hz Muhammed ve hayatı: Ali Himmet berki/Keskinoğlu S. 210'dan ARAKLAMIŞ anlaşılan. Kaynağını vermediğin
e göre. Kütub-u Sitte, Buhari ve Müslim hadisleri bahis konusu iken bu ze
vata sadece susmak ve edeb dışına çıkmamak düşer. Sen de zamanla öğrenirsin.. Mevlana Şibli ve hatemü'l Enbiya'ya da kitaplarında yer veren
daha önce de yazdığım gibi Sağlam/Acarkan soytarı ekürisidir.. Bak seeen
demek tek Turan Dursunu okumamışım ha, ne dersin?

korelmis
12-09-2005, 23:50
evlenmeden önce nişanlı oluşundaki yaş meselesinden kurtulmak için kafandan beşik kertmesini uydurdun ya helal olsun sana, tereyağı kardeşim. yine üste çıkmayı başardın. ancak baktın ki bu pantolon bu bele uymaz, şöyle de bir pay bıraktın: "olup olmamasının hiç bir ehemmiyeti de yoktur." çevir şişi yanmasın! gerçekleri kabullenmek neden bu kadar zor anlamıyorum...

korelmis
12-09-2005, 23:53
evlenmeden önce nişanlı oluşundaki yaş meselesinden kurtulmak için kafandan beşik kertmesini uydurdun ya helal olsun sana, tereyağı kardeşim. yine üste çıkmayı başardın. ancak baktın ki bu pantolon bu bele uymaz, şöyle de bir pay bıraktın: "olup olmamasının hiç bir ehemmiyeti de yoktur." çevir şişi yanmasın! gerçekleri kabullenmek neden bu kadar zor anlamıyorum...

Mutezile
17-09-2005, 00:00
Bütün Temel Kaynaklar Ayşe'nin kendi ağzından salıncakta oynarken Muha
mmede Karılık yapmak üzere Ebubekir tarafından verildiğini anlatıyor. Ay
şenin zifaf öncesi korkularının falan ayrıntıları ile var. Evde oyuncakları ile
oynarken, evcilik oynadığı arkadaşları Muhammedi görünce korkudan nasıl
kaçıştıkları anlatılırken; Ortada böylesine acıklı bir gerçek varken bunlara
kafayı takmamak için ANCAK Gerçek Müslüman olman gerekirdi. Sende
eminim 'Gerçek' Müslümanlardansın. Ayşe'nin nişan konusu bir yana, 6
yaşında Muhammed onu arlanmadan Karılık yapmak için Zevceliğe seçtiği
ne göre, başka bir rivayete göre de de Ayşenin 3 yaşında başından başka bir evlilik geçtiği, Muhammedin onun 2. kocası olduğu da rahatlıkla öne sürülebilir. 6 Yaşında ağzı süt kokan bir ana kuzusunu Muhammed Karılığa alabiliyorsa, başkası Ayşe ile neden nişananmasın. Arap Toplumu-Arap Dini bu

Mutezile
20-09-2005, 01:13
Muhammedin halalarından Huvayla bin hakim Ebu bekirden kızı Ayşe'yi
peygambere ister. Ayşe'nin babası Ebu bekir 6 yaşındaki ana kuzusu Ay-
şeyi Muhammede verirken bazı teredüttleri vardır. Bu teredüttlerinden bi
rini dillendirmekten geri kalmaz ve Muhammed'e şunu sorar:'' Biz seninle
kardeş değilmiyiz? Sen kardeşinin kızı ile nasıl evlenirsin?'' Bunun üzerine
Muhammed onu, :''Evet biz kardeşiz fakat sadece İman kardeşiyiz. Bu itibarla kızını almamda sakınca yoktur'' diyerek ikna etmiştir. (İmam Buhari; e's-Sahih cilt 6 hadis no 142) Sahi-i Buhari Mutasarı kaynağından
derleyen İlhan Arsel; Şeriat ve Kadın S. 330

Mutezile
29-09-2005, 22:57
"Hayvan kadar değerimiz yok"

ABC televizyonu İranlı kadınların feryadını yayınladı: İnsan hayvanını bile kırbaçlamaz. Ama bizi kırbaçlıyorlar

İranlı bir grup kadın Amerikan ABC televizyonunun programına katılarak İran'da kadının ve gençliğin durumunu anlattı. Bu program yüzünden mollalar tarafından soruşturmaya uğrayacaklarını, belki işkence görecek ve kırbaç cezasına çarptırılacaklarını bile bile ABC'ye konuşmayı kabul ettiler. Mollaların zulmünün artık onları korkutmadığını söylüyorlar. Yakında ülkede yeni bir devrim olacağına inanıyor ve "Artık susmayacağız" diyorlar.

Nightline (Gecehattı) programı muhabiri Ted Koppel ile sokak röportajı yapan 4 İranlı kadın, sokakta, okulda, erkeklerle ilişkilerinde ve işte hep saklanmak zorunda kaldıklarını belirttiler. İçlerinden biri sokakta bir erkekle görüldüğünde başına gelenleri şöyle anlattı: "Bir erkekle görülürsem bana ve ona ayrı ayrı kim olduğunu sorarlar. Cevaplar birbirini tutmazsa ve kardeşim ya da kocam değilse ikimizi de alıp götürürler..."

En kötüsü ise gizli ev partilerinde yakalanmak. Erkeklerin ve kadınların birlikte olabildiği bu partiler Devrim Muhafızları tarafından sık sık baskına uğruyor. Katılanlar mahkemeye sevk ediliyorlar. Partilerde yakalanmanın cezası 30 kırbaç.

Ortaçağ gelenekleri:

Kadınlar kırbaç cezasına büyük tepki gösteriyor. "İnsan bunu hayvanına bile yapmaz. Değerimiz hayvandan bile düşük" diyorlar. Partide yakalananlar bekaret kontrolünden geçiriliyor. Bakire olmayanlar birlikte oldukları erkekle zorla evlendiriliyor. Genç İran kadınlarına göre tüm bu uygulamalar İran'ın hâlâ Ortaçağ gelenekleriyle yönetildiğini gösteriyor. İran dışındaki hayatı gördükleri zaman oradaki kadınlar gibi yaşama heveslerini "Başka ülkelerdeki kadınların yaşamlarını konuşmalarını, giyinişlerini görüyorum. Ben de aynı şeyleri yapmayı istiyorum. Ama yapamıyorum ve utanç duyuyorum" diye dile getiriyorlar."
Sabah Gazetesinin 22.05.2000

Aciz_bir_kul
02-10-2005, 14:42
Diyelimki 6 yaşıdna evlendi, diyelimki 9 yaşında gerdeğe girdi. yaw hele bi düşünün 9 yaşındaki çocuğun vucudu sexsi kaldırabilirmi. yaw insan ölür be. bunlara nasıl inanıyorsunuz. "9 yaşında gerdeğe girmiş. :D bunlar komik seyler. peygamber olduğunu söyleyen bir insan, herkeze nefis dersi verirken kendini neden bu derece sapık göstersin ve ele versin. artık 9 yaşındaki gerdek muhabbetini yapmayın çok gülünç bi olay. görsem inanmam. mantık dışı. arapların ıklım sartlarına göre cabuk gelıstıgını söyluyolar bıde. bunu söyleyenler size cevap veremedikleri için sallıyolar. işin matığını düşünün. 9 yaşındaki çocuk gerdeğe girmez. giremez. böyle saçmalıkları buhariden veya başka bi kaynaktan okuyupda saçmalamayın. asıl kaynak kuran-ı kerimdir.

my-zone
02-10-2005, 15:59
bence hz. muhammed de bir insan sonuçta tanrı degil nefsine hakim olamamıs ve bir hata yapmıs ve oteki dunya varsa o da onun cezasını orada cekecektir.

sargon
03-10-2005, 01:42
Geçenlerde bir gazetede erken yaşta cinsel ilişki olayıyla ilgili bir haber okudum. Haberin linkini vermek için aradım ama bulamadım. Olayı okuduğum kadarıyla size anlatayım. İsviçre'de 13 yaşında zenci bir kız çocuğu çocuk doğurdu. Tabiiki evlilik falan yok ve kız bu durumda 12 yaşında iken bir adam tarafından hamile bırakılmış ve çocuk doğurmuş. Çocuğun babası yanlış hatırlamıyorsam 40 yaşlarında bir adammış. Haberde adamın kaçtığı, polis tarafından arandığı ve hapis cezasıyla cezalandırılacağı da belirtilmişti. Yani küçük yaşta çocuklarla cinsel ilişkiye girmek bugünkü toplum yasalarına göre bir suçtur.

Benim de 13 yaşında bir kızım var ve eğer böyle bir olay yaşanacak olsa herhalde hiç düşünmeden çeker o adamı vururum.

Mutezile
04-10-2005, 08:29
6 Yaşındaki kızına TALİP olan Muhammed'in isteği karşısında Ebubekir'in şaşkınlığı ve terdddütü kaynaklarda var. İslami tayfa istediği kadar suyu bulandırmaya çalışsın; Ku'randan sonraki anayasa niteliğinde e's-Sahihlerd
en (Buhari ve Müslim) tutunda, İslamın tüm temel kaynaklarında bu gerçe
k -Ehlibeyt'den, Ayşe'den rivayet hadislerle de altı çizilir. Açıklanması müm
kün görülmeyen bu olayın mantıki bir izahı için her yolu deniyorlar: Reddiy
e,Tevil, Küfür...vs Ama gerçek her defasında okkalı bir şamar gibi suratla
rında patlıyor ve yanaklarındaki tokat izi yanlarına kar kalıyor. Gençliğinde TALİP OLDUĞU İKİ KIZ da Muhammede verilmemiş. Yıllarca 2 koca eskitmiş Haticeyle olmuş Nebi'nin ANCAK Haticenin ölümünden sonra böyle bir işe kalkışmış olması gerçeği manidardır. Zira bütün servetini ve İaşesini borçlu olduğu kadının üzerine kuma getirecek olsa, Hatice ona kapıyı o saatte gösterirdi. Boşa geçen yılların acısını salıncak çocuğu Ayşe
bebecikten çıkarmıştır.

aspartam
06-10-2005, 10:58
Hz.Peygamber 52 yaşındayken nasıl Hz.Aişe validemizle evlenebilir?Resulullah 52 yaşındayken Mekke'deydi.Mekke'de nasıl oluyorda Ensar kadınları Hz.Aişe'yi gerdeğe hazırlıyor?Biz boşuna demiyoruz yalnızca Kur'an diye.Hadi Allah'a inanmıyorsunuz.O'ndan korkunuz yok.Sizin hiç mi vicdanınız yok.Bir insana iftira atmaya utanmıyor musunuz?Aslı astarı olmayan bilgilerle bir insanı nasıl karalarsınız?

kani
06-10-2005, 16:37
Mutezile,Söylenmesi gereken herşeyi söylemişsin ellerine sağlık ,tebrikler.
sargon ise çok önemli bir konuya değinmiş bu gün Türkiyede cezaevlerinde her türlü suçlu rahatca yaşayabilir sadece küçük yaşta çocuklarla ilişkide bulunanlar rahatsız edilir ve bazen de şişlenir.
Konu Ayşeden açılmışken herhalde Saffan olayı ve onunla alakalı ayet te konu edilir.
saygılar.

burkay
06-10-2005, 17:25
bence hz. muhammed de bir insan sonuçta tanrı degil nefsine hakim olamamıs ve bir hata yapmıs ve oteki dunya varsa o da onun cezasını orada cekecektir. EVET HZ MUHAMMED DE BIR INSAN AMA FARKLI BIR INSAN ... ÖTEKI DÜNYA VARSA ORDA CEZASINI ÇEKECEKTIR YOKSA ? BUNLARI GEÇIN 9 YASINDAKI BIR KIZ LA GERDEGE GIRDI YAZIYORSUNUZ BU SAFSATALARA NASIL INANIYORSUNUZ ... IFTIRA ATMAK ÇOK KOLAY ... SIZIN IÇINIZDEKI O SUBYENCI ARTNIYETINIZ IÇINIZDEKINI DISARIYA VURUYOR ... KENDI HISSETDIKLERINIZI BASKASINA IFTIRA EDEREK AÇIKLIYORSUNUZ .... BIRAKIN BU ISLERI DELILINIZ VARSA GELIN AÇIKLAYIN AMA IFTIRA ETMEYIN ... HER OKUDUGUNUZUDA DOGRU SANMAYIN ... KIRICI LAF KULLANDIM ISTEDIGINIZ YORUMU YAPMAKTA SERBESTSINIZ ...

kani
06-10-2005, 17:46
burkay kardeşim evet doğru söylüyorsun kırıcı laf ettin kibarca söylesende aynı şeyleri anlatabilirdin.sonra sana hakaret etmeyen birilerine hakaret edebilmeyi kendine nasıl kondurabiliyorsun anlamakta zorluk çekiyorum.
DELILINIZ VARSA GELIN AÇIKLAYIN AMA IFTIRA ETMEYIN demişsin sen de bende herkes gibi 1400 sene önceyi konuşuyoruz deliller ancak o zamandan kalan sözler olabilir.
Muhammedin söylediği sözler bu güne nasıl aktarıldı ise peygamberin karılarının sözlerini de bu güne aktarmak için özel çabalar sarfedildiği gerçektir.
Mutezile nin Hz ayşe için yazdığı yazıları dikkatlice okursan Ayşe kendisi itiraf ediyor ve detaylar veriyor bunları delil olarak kabul etmiyorsan senin hatırın için Ayşeyi canlandırıp da konuşturacak değiliz herhalde.
Bunu sen yapabilirsin belki.
Üstelik burada hep Ayşenin Muhammed le evli olduğu dönemi konuşuyoruz bir de muhammed ten sonraki hayatı var Ayşenin o da ayrı bir konu. Halifeye isyan eden ,ordular toplayıp savaşan esir edilip ev hapsinde ölen bir Ayşe.

burkay
06-10-2005, 20:58
SIZ HERSEYI GÖZÜNÜZDE ÇOK IYI CANLANDIRIYORSUNUZ ...[align=right]Mutezile nin Hz ayşe için yazdığı yazıları dikkatlice okursan Ayşe kendisi itiraf ediyor ve detaylar veriyor bunları delil olarak kabul etmiyorsan senin hatırın için Ayşeyi canlandırıp da konuşturacak değiliz herhalde.
BENIM HATIRIM IÇIN CANLANDIRIN OZAMAN KI GERÇEGI BILELIM ... MUTEZILE TEK BUNLARI YAZMIYOR BIRÇOK SEY YAZIYOR ... SEN GIT MUTEZILEYE INAN ALLAHI BIRAK PEYGAMBERI BIRAK ONUN SÖZLERINE INAN SENI BELKI HIDAYETE ERDIRIR ... SONRA BANA HAKARET ETMIYORSUNUZ AMA DINIME HAKARET EDIYORSUNUZ ... BEN SIZLERIN INANCINIZ SAFSATA DERSEM NASIL ZIPLARSANIZ AYNISINI YAPIYORUM FARK YOK ... VE BEN SANA KISISEL HAKARET ETMEDIM SIZIN DEDIM GENEL ANLAMDA KULLANDIM ... SIZLER KULLANIYORSUNUZ YA ... BIZ DEGINCE KÖTÜMÜ OLUYOR NIYE RAHATSIZLIK DUYUYORSUNUZ ?

Mutezile
07-10-2005, 12:08
''Sizin hiç mi vicdanınız yok.Bir insana iftira atmaya utanmıyor musunuz?Aslı astarı olmayan bilgilerle bir insanı nasıl karalarsınız?''(aspartam)

* Yazılardan pek bir şey anlamadığın ortada. Bu çirkin ithamları harfine kadar İADE EDELİM ÖNCE-kem söz sahibinindir. Sonra meseleye gelelim.

1-) Sen Buhari ve Müslim ve diğer Kütub-u Sitte Müelliflerine İNTİHAL Kaynakları kullanarak her türlü BÜHTANI et;
2-) Alıntı yaptığın Kitaptan bir yazı dizisi hazırla ve HALA kaynağını verme
den başkasının EMEĞİNİ KENDİNE mal et. Bunlar Akla, İzana, İslama SIĞ
SIN senin nazarında.

3-) Sonra da gel: TAMAMEN Hüccet-ül İslam Gazali, Fahruddin Razi, İmam Celalleddin Suyuti,İmam Buhari, Müslim, Kazi Beyzavi, al-TABERİ vb gibi İSLAMIN TEMEK SACAYAKLARI sayılan Ulemadan derlenen yazılardan oluşan topic açan kişiye de VİCDANSIZ diye seslenen.
4-) Derlenen yazılarda iftira falan zaten yok; Olsa da kaynağı ben değilim.
5-) Hadis İlmini, Siyer'i, Ulema'yı inkar edenlerin arkasından genellikle ne çıkıyor; Vehbi'nin kerrakesi nedir diye sorulursa eğer; Ya Said-i Kürdi,
Ya Edip Yüksel, Ya Reşad-Halife, Ya Harun Yahya (Adnan Oktar denen ...), Ya Mektubat-ı Rabbani fanatikleri vb zevat tezahür ediyor.

aspartam
07-10-2005, 14:51
mutezile önce sen ne olduğunu ortaya koysana bakalım.dinsiz misin,müşrik misin,münafık mısın?

Mutezile
07-10-2005, 17:20
Defalarca yazdım; sen okuma tembelisin diye tekrarlamaya ne gerek var.
Bilmesi gerekenler biliyor zaten.

Mutezile
03-11-2005, 23:26
güncelleme

gizem
04-11-2005, 00:19
burada kafalarda soru oluşturan sey Muhammedin neden bu kadar kucuk bir yasta birisiyle evlenmek istemesidir.40lı yaşalrındaki koskoca bir adam 6 yasında bir cocukla evlensin aklım almıyo doğrusu.Üstüne üstlük bu bir peygamberse.Hani Allah onun kalbini yarıp temizletmişti cebraile.Neden sehvet gibi nefsani bir duyguyu temizletmedi?

Mutezile
04-11-2005, 10:13
2 koca eskitmiş, başkalarından çocuklar doğurmuş Hatice Muhammed Mustafa'ya talip olmasından sonra 'El-Emin' Muhammed onunla 25 yıl aynı yastığa baş koymuş. Hatice ölür ölmez hem Sevde binti Zeman ile hem de Ebubekir'in kızı Ayşe ile evlenir Mekke'de. Sayıları 34-65 arası rivayet olunan Hanımlar topluluğunu Hane-i saadetine yerleştirecek olan Nebi-i Mükerrem Ayşe ve Sevde ile ilk tuğla taşlarını koyar. 6 yaşındaki Ayşe'ye talip olmasının sebebini eminim siz de yorumlayabilirsiniz. Şehvet Muhammed Mustafa'nın Nübüvvetini destekleyen temel unsurlardan biri olarak görülmüştür hep. Örnekler:

1-)Arkadaşlarından Enes anlatır: “Peygamber 9 ya da 11 karısı varken, günün belirli saatlerinde bütün karılarını dolaşır, hepsi ile cinsel ilişkide bulunurdu”

Enes’e sordular: “Peki, Peygamber buna nasıl güç yetiştiriyordu?”

Enes şöyle dedi: “Biz aramızda, Peygamber’in otuz erkek gücünde olduğunu konuşurduk.” (Kaynak: Buhari, Tecrid/192)

2-)Muhammed, karılarına eşit süre ayırır, aynı gece hepsini dolaşır, sıra kimdeyse onun yanında kalırdı. (Kaynak: Müsned, c.6, s.108)

3-)Günlerin cinsellik yönünden ortamını Peygamber’in arkadaşlarından Cabir şöyle anlatır: “Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu” (kaynak: Buhari, Hac/81; Umre/6; Şirket/7; Muslim, hac/141; Hadis/1216; Neşe-I Menasik/77; Ibn-I Meca, menasik/77 Hadis/2980; Ahmet Ibn-I Hanbel, Müsned 3/317-366)

4-) Enes (r.a) rivayet olunur ki: Peygamberin Hane-i saadeti Hanımlarıyla dolduğunda, gecenin ya da gündüzün belli saatinde tümünü dolaşıyor ve h e p s i y l e cinsel ilişkide bulunuyordu''. Enes'e soruluyor:''_İyi ama Pey
gamber buna güç yetirebiliyor muyu?''. Enes'in karşılığı:'' Evet, biz aramız
da Peygambere 30 erkek gücü, şehveti verildiğini konuşurduk.''
Buhari; e's-sahih-tecridi Sarih tercemesi, Hadis no:192.

gizem
05-11-2005, 16:47
Hadi arkadaslar su soruma cevap verin
Peygamber gunahsız değilmi?
Gunahsız olması için kalbi yarılıp butun kotu duygulardan temizlenmedi mi?
Peki sehvet gibi bir nefsani duygu neden temizlenmedi?

şöyle cevap verebilirsiniz o insanlara ornek olması gerekiyordu bu yüzden evlendi.Tamam bu kabulde neden bu kadar fazla??Cariyeleri de sayarsak..

aragonn
05-11-2005, 17:31
sehvet kotu duygu mu gızem:)nerenden uyduruyon bunları:)sende ne duzeyde bu kotu duygular:)ne kadar sayıda gızem:)bizi engin bilgilerinle şereflendırırmısın:)lütfen:)
mutezıle en son cıktıgın kız la nıye cıktın:)

Mutezile
05-11-2005, 20:03
Aragon dostum. Senin adını yazımın altında görünce esaslı bir hadis ve tefsir Tenkidi beklemiştim. Zira Topic son derece ciddi ve ilginç (nazarımda)

Hayal kırıklığına uğrattın beni. Bizim gibi fanilerin NEFS'ine yenik düşmesi ile Allah Rasul'ünün duygularını kıyaslamak mümkün mü? tabii ki değil. Onun bu gibi 'fani/dünyevi'' Zaaflardan az da olsa münezzeh olmasını beklemek yanlış mı? Yoksa senden benden ne farkı kalırdı?..Hoş aslında gülümsemenden ben latife maksatlı bir soru sorduğunu görüyorum ama; bak yine kendimi tutamadım sana ciddi bir yanıt vermeye yeltelendim.

aspartam
07-11-2005, 11:31
1-)Arkadaşlarından Enes anlatır: “Peygamber 9 ya da 11 karısı varken, günün belirli saatlerinde bütün karılarını dolaşır, hepsi ile cinsel ilişkide bulunurdu”

Enes’e sordular: “Peki, Peygamber buna nasıl güç yetiştiriyordu?”

Enes şöyle dedi: “Biz aramızda, Peygamber’in otuz erkek gücünde olduğunu konuşurduk.” (Kaynak: Buhari, Tecrid/192)

2-)Muhammed, karılarına eşit süre ayırır, aynı gece hepsini dolaşır, sıra kimdeyse onun yanında kalırdı. (Kaynak: Müsned, c.6, s.108)

3-)Günlerin cinsellik yönünden ortamını Peygamber’in arkadaşlarından Cabir şöyle anlatır: “Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu” (kaynak: Buhari, Hac/81; Umre/6; Şirket/7; Muslim, hac/141; Hadis/1216; Neşe-I Menasik/77; Ibn-I Meca, menasik/77 Hadis/2980; Ahmet Ibn-I Hanbel, Müsned 3/317-366)

4-) Enes (r.a) rivayet olunur ki: Peygamberin Hane-i saadeti Hanımlarıyla dolduğunda, gecenin ya da gündüzün belli saatinde tümünü dolaşıyor ve h e p s i y l e cinsel ilişkide bulunuyordu''. Enes'e soruluyor:''_İyi ama Pey
gamber buna güç yetirebiliyor muyu?''. Enes'in karşılığı:'' Evet, biz aramız
da Peygambere 30 erkek gücü, şehveti verildiğini konuşurduk.''
Buhari; e's-sahih-tecridi Sarih tercemesi, Hadis no:192.

YUKARIDAKİ RİVAYETLER SONDERECE APTALCA VE UYDURUK OLDUĞU APACIK BELLİ OLAN CÜMLELERDİR.DEĞİL 30 100 ERKEK GÜCÜN OLSA 50-60 KADINLA BİRLEŞMEK İMKANSIZDIR.BU İSLAMI KÖTÜLEMEK VE KÜÇÜK DÜŞÜRMEK İSTEYEN KİŞİLERİN (MUHTEMEL EHLİ KİTAPTAN) UYDURMASIDIR. NİYE SADECE KUR'AN DİYORUZ ARTIK ANLAMIŞSINIZDIR SANIRIM.

Mutezile
08-11-2005, 00:26
Sevgili aspartam. Ahzab suresi 37. ayet. Şu anda diğer topic altında da bu ayet şerh edilmeye çabalanıyor. Katkılarını bekliyorum. Kaynak kullanıyorsan-kaynaklarını belirt. Belirt ki biz de sebeplenelim.

Tuzbaykucbars
08-11-2005, 00:29
BENCE HER MÜSLÜMAN DÖRT KADIN ALMA VE BIR SÜRÜ CARIYE ALABILME HAKKINI GERI ALMALIDIR :D :D :D Amiiin

Mutezile
08-11-2005, 00:42
Sevgili Tuzbay;

Dört hanım aldığın zaman Peygamberin Sünnet'ini izleyecek olursan eğer-
ki tavsiye edilen de budur her Mü'mine- dört bayanı a y n ı a n d a- a y n ı yatağa atmaktan men ediliyorsun Zira Nebi-i Mükerrem'in sünnetine göre bir 'Nöbet-Sıra' takip etmen gerekir. Ahzab suresi 51. ayeti sana bu konuda yol gösterecektir.Peygamberin; Hafsa'nın günüde, marya ile hafsa'nın yatağında birlikte olduğunu gören Hafsa'nın feveranı; e's-sahihlerde kayıtlıdır. Ama 9-13 arasında nikahlı hanımla aynı evde sende yaşarsan bazı kargaşaları engelleyemeyeceğini göreceksin sanırım.

Tuzbaykucbars
08-11-2005, 00:50
BENCE MUHAMMED GRUP ISINE GIRMISTIR DIYE DÜSÜNÜYORUM BU BENIM FIKRIM YA YANLIS YA DOGRU FARK YAPMAZ :D

aspartam
08-11-2005, 11:12
Sevgili Mutezile ayet tefsire gerek kalmayacak kadar açık.
Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
1.Muhammed'in kalbinde Zeyd'in hanımına karşı sevgi oluşmuştur.
2.Muhtemelen hanımıyla anlaşamayan ve bu sevgiyi farkeden Zeyd hanımını boşamak istemektedir.Çünkü kimse sevdiği karısını başkasının almasını istemez.Muhammed ise buna karşı çıkmaktadır.
3.Muhammed bu sevgisini gelecek tepkilerden çekindiği için toplumdan saklamaktadır.Çünkü o zamanki geleneksel inanca göre bir kimsenin evlatlığının boşadığı eşiyle evlenmek yasaktır.(Allah bu ayetle bu inancı nesh etmiştir.)Ama Allah toplumdan değil kendisinden çekinmesi gerektiğini söyleyerek,onu uyarmaktadır.
4.Sonunda Zeyd hanımını boşayınca Allah'ta Muhammed ile Zeynebîn nikahını kıymıştır.Böylece İslam bir tabuyu daha ortadan kaldırmıştır.Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine.
(kahretsin ya birçok kız sevdim ama sadece birisiyle evliyim.)

Mutezile
08-11-2005, 22:48
Ahzab suresi 37 - Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir. (Elmalılı hamdi meali)

Senin anlattıklarının önemli bir kısmı ayette yok.

1. Muhammed'in kalbinde Zeyd'in hanımına karşı sevgi oluşmuştur.

2. Muhtemelen hanımıyla anlaşamayan ve bu sevgiyi farkeden Zeyd hanımını boşamak istemektedir.Çünkü kimse sevdiği karısını başkasının almasını istemez.Muhammed ise buna karşı çıkmaktadır.

3. Muhammed bu sevgisini (aspartam yorumu)

Kuran okuyan bir insan yanında tefsir-Esbab-ı Nüzul kaynakları yoksa bu hükümleri nasıl verir. Dolayısıyla bu ahkamları kesmene vesile olan kaynak nedir. Rica edebilir miyim açıklamanı? Kuranın hangi ayetinde bu tfsilatlar var. Sen sadece Kuran bağlı kalmayı salık verdiğin için soruyorum.

aspartam
09-11-2005, 10:05
İpuçlarını birleştir.Mesela ben bir evlatlığımın hanımına karşı toplumdan çekinebileceğim his besleyebilirim?Evlatlığım niçin hanımını boşamak ister?
1.Beraberlikteki sevgi ortamının olmaması, dolayısıyla geçimsizliğin başlaması.
2.Çok sevdiği babalığının,hanımına karşı duymuş olduğu sevgisinin önüne bir engel olmamak için.
Sevgili mutezile bunları anlamak için illa tefsir okumanız gerekmez.İnsan denen ayeti tanımanız ve ilgili ayetler hakkında biraz düşünmeniz yeterlidir.

Mutezile
09-11-2005, 10:44
Aspartam dostum; Tefsir okumamak için Ku'ran ayetlerini kendin tefsir ediyorsun. Bu hususu unutma. Sana yorumlaman için başka ayetler de vereceğim. Ve bu işi nasıl yapıyorsun öğrenmeye çalışacağım. Sana öykün düğümden değil. Bu işin 'fizibilitesini' görmek için. Yalnız Ahzab suresi hakkında yazdıkların tahmin ve akıl yürütmeler. Bunların dışında bir enstrüman kullanmadan nasıl ayetleri anlayacaksın merak ediyorum.

Şunu da ekleyeyim: Bu yolu seçenler (hadis, tefsir, siyer, icma ve kıyassız bir islam yaşayanlar) 'hanif' postmodern islam reformcuları;Edip Yüksel, Ebu Reyye gibileri var zaten. Bunları da mı okumuyorsun?

aspartam
09-11-2005, 10:51
Edip Yüksel'in 1-2 makalesi dışında hiçbir şeyini okumadım.Onlarıda tam hatırlamıyorum.Meali ile ilgili birşeydi herhalde.Ebu Reyye'yi ise hiç tanımam.

burkay
09-11-2005, 12:50
MUTEZILE : GENE BIRYERDEN ALINTI YAPMISSIN :Peygamberin; Hafsa'nın günüde, marya ile hafsa'nın yatağında birlikte olduğunu gören Hafsa'nın feveranı; e's-sahihlerde kayıtlıdır BÖYLE BIR YAZIYA SEN NASIL INANABILIRSINKI : APAÇIK SAPTIRILMIS BIR YAZI ... SONRA AYETDE GEÇIYORMU BU YAZI VEYA HADISDE GEÇIYORMU VE KIM YAZMIS BU HADISI ? OLAMIYACAK SEYLERI YAZIYORSUNUZ GENE ... KAYNAK GÖSTERIN KARDESLER UYDURUK HADIS DEGISTIRILMIS HADIS OLMASIN KURAN VE PEYGAMBERE UYMAYAN VASIFLAR HADIS DEGILDIR ... BOSUNA KIMSEYE IFTIRA ATMAYIN ...

burkay
09-11-2005, 17:46
ARKADASLAR PEYGAMBERIMIZ DE BIR INSANDI UNUTMAYIN ...

Mutezile
09-11-2005, 18:53
Sevgili burkay;

Benim iftira atmayacağımı, mesnedsiz iddia öne sürmeyeceğimi biliyorsun sanıyordum. Marya/Hafsa olayına bir topic açıyorum dostum. İtirazlarını onn altına asabilirsin. Malum bu topic Hz. Ayşe hakkında açılmıştı..

burkay
09-11-2005, 19:31
BENDE DIYORUMKI KURANA UYMAYAN HADISLER PEYGAMBERIMIZE ATILMIS IFTIRADIR ... BASKA TOPIC AÇMANA GEREK YOK UYMUYORSA IFTIRADIR ...

Mutezile
09-11-2005, 19:38
Kurana gayet güzel uyuyor. Tahrim suresini (1-4 ayetlerini) inceleme fırsatı da buluruz hem.

Mutezile
10-12-2005, 08:56
İşin daha ilginç yanı bu 6 yaşındaki zavallı kızcağız o zamanlar z a t e n nişanlıdır(!). Cübeyr bin Mutim ile nişanlandırılmıştı. Araplarda o zamanlar nişanlı bir kıza talip olmak son derece ayıp bir davranış olarak kabul ediliyordu. Hele bır kız başkasına söz verildi mi caymak mümkün olmuyordu. Muhammed buna rağmen bir aracıyla Ebubekirden kızı istetir. Ve nihayetinde alır.

Oğulluğu Zeyd'in karısı Zeyneb'i (evli kadındır o vakitler Zeyneb Zeyd ile) alırken Muhammed Mustafanın argümanı Arabların eskimiş geleneklerin birini yok etme gayesidir. Bu olay üzerine inen ayetler artık babalara oğulluklarının karısını almaya Allah ruhsat vermiştir.

Fakat Arabların yine felaket geleneklerinden olan süt bebelerini Karı yapma, izdivac etme geleniğini bozmak bir yana; Muhammed kendisi en güzel örneği vererek 6 yaşındaki bebeyi kendine Hanım olarak almış, 9 yaşında da Zifaf olmuşlardır.

Cübeyrin oğlu olan Mutim bin Adiyy'e nişanlı olan Ayşe'yi isteten Muhammed Mustafa ileriki yıllarda şu sözleri sarfederken herhalde kendisinin Ayşe'yi Mutim'in elinden alma sürecini unutmuş olmalı:

''Başkasının talip çıktığı bir kıza siz talip çıkmayın. Ancak eğer o adam vazgeçerse o zaman talip çıkabilirsiniz''

Kaynak: Tecridi Sarih No:1809 - Buhari, Nikah:45 - Müslim, Nikah: 6 - Ebu davud, Nikah:2080..

burkay
10-12-2005, 13:16
mutezile gene asilsiz bir yazi yaziyorsun ve yalan yazilara kendini sartlandiriyorsun ... --------------------------------------------------------------------------- Hz Ayşe (ra.) validemiz, peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşındaydı?

Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice’yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm’a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevde’yi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir’ in kızı Hz.Ayşe’yi istetti.

Hz. Peygamberin bu isteği, vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşe’nin peygamberimizle evlendiği yaşın 17-18 olduğu ortaya çıkar.

Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli’ nin “Asr-ı saadet” kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma’dan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı.” (Hatemü’l enbiya Hz. Muhammed ve hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)

burkay
10-12-2005, 13:41
senin o yazdigin kaynagin altinda bak ne yazmislar ... :Mıhmar İbnu Mu'aviye radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın şöyle söylediğini işittim: "Uğursuzluk yoktur. Ancak üç şeyde uğur olabilir: Kadında, atta, evde."

Salim'in babası (Abdullah İbnu Ömer) radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Uğursuzluk üç şeydedir: At, kadın ve evdedir."

iste bunun gibi degistirilen daha nice hadisler ... siz siz olun bildiginizle kalmaya devam edin islami degistiremezssiniz ve degismez de ancak düzgün cümleler ve edebiyat felsefe ve demogojiyle davanizi savunursunz ...

Mutezile
10-12-2005, 13:50
Mevlana Şibli'nin abesle iştigal hesabından yıllardır haberim var. Turan Dursuna yanıt olarak yazılan soytarıca bir kitap olan ''Turan Dursun ve Din'' de; Sağlam/Acarkan ekürisinin yıllar önce aktardığı bu hesap her tarafından çürük ve boştur. Bu hesabın ayrıntılarına da arzu edersen girilir.

Bana yalan ve şartlanma isnad eden Burkay dostum ne yapıyor?

Bakalım ne yapıyor:


Hatemül Enbiya -çok bilinen am bol eksikli bir kitaptır; bazı islami vakıalar HİÇ yoktur içinde- da verdiğin sayfa yanlış, öncelikle. 210 diyorsun. Oysa 210'da Muhacirler ve Ensar konusu var.

216'da Ayşe izdivacı işleniyor. Oldukça eksik ama en azından değiniliyor konuya.

216 da ise çok ayıp bir şey yapıyorsun; Yazarların verdiği bilgileri e k s i k aktarıyorsun:

Hatem'ül Enbiyadan:'' Alelumum Siyer sahibleri (Peygamberin hayatını aktaran G e n e l l i k l e - tüm Kaynaklar anlamında-MuTeZiLe) Muhammed sav'nin Hz Ayşe'yi 6-7 (aslında 6 dır --Mutezile) yaşındayken Mekkede nikahına aldığını hicretten sonra 9-10 (aslında 9'dur--Mutezile) medinede zifaf bulduğunu yazarlar''

Dürüst ve onurlu insanlar olarak takdir ettiğim Berki ve Keskioğlu bu gerçeği okurlarından s a k l a m a z.. Ama kendileri Mevlana Şibli'nin naftalin kokulu ve yalan hesabına inanmayı seçtiklerini açık seçik yazar.

Şimdi bana yalancı diyen, şartlanmış diyen burkay; sana bundan sonra dostça seslenmeyi bırakıyorum.

Kaynakları d ü r ü s t ç e aktarmayan, bilgi gizleyen bir şark kurnazısın. Tevil-Tahrif yollarına h e r saptığında karşına birileri çıkacaktır. Bu sefer ben denk geldim. Bakalım bir daha ki sefere kura kime denk gelecek.


Bence kaynak okumaya devam et. Ama s a k ı n aktarma. Çünkü bunu dürüstçe, hakkını vererek yapmıyorsun.


Bana yalancı, şartlanmış demenin yanıtı daha sert olmalıydı; biliyorum. Ama forum kurallarını koyanlar - bozarsa burası çığırından çıkar.

ebabiyl
10-12-2005, 13:51
Hakaret ve aşağılamaya bu sitede yer yoktur--Sürdürürsen sana da yer yoktur; emin olabilirsin.. --MuTeZiLe--

nice
10-12-2005, 14:05
İşin daha ilginç yanı bu 6 yaşındaki zavallı kızcağız o zamanlar z a t e n nişanlıdır(!). Cübeyr bin Mutim ile nişanlandırılmıştı. Araplarda o zamanlar nişanlı bir kıza talip olmak son derece ayıp bir davranış olarak kabul ediliyordu. Hele bır kız başkasına söz verildi mi caymak mümkün olmuyordu. Muhammed buna rağmen bir aracıyla Ebubekirden kızı istetir. Ve nihayetinde alır.

Oğulluğu Zeyd'in karısı Zeyneb'i (evli kadındır o vakitler Zeyneb Zeyd ile) alırken Muhammed Mustafanın argümanı Arabların eskimiş geleneklerin birini yok etme gayesidir. Bu olay üzerine inen ayetler artık babalara oğulluklarının karısını almaya Allah ruhsat vermiştir.

Fakat Arabların yine felaket geleneklerinden olan süt bebelerini Karı yapma, izdivac etme geleniğini bozmak bir yana; Muhammed kendisi en güzel örneği vererek 6 yaşındaki bebeyi kendine Hanım olarak almış, 9 yaşında da Zifaf olmuşlardır.

Cübeyrin oğlu olan Mutim bin Adiyy'e nişanlı olan Ayşe'yi isteten Muhammed Mustafa ileriki yıllarda şu sözleri sarfederken herhalde kendisinin Ayşe'yi Mutim'in elinden alma sürecini unutmuş olmalı:

''Başkasının talip çıktığı bir kıza siz talip çıkmayın. Ancak eğer o adam vazgeçerse o zaman talip çıkabilirsiniz''

Kaynak: Tecridi Sarih No:1809 - Buhari, Nikah:45 -

Müslim, Nikah: 6 - Ebu davud, Nikah:2080..

her yazı doğru değildir mutezile,bublarla kendini avutup ,kendini haklı gösremezsin....uydurma yazılarlada bizleri kandıramazsın belki bilmeyen birisi olsak sana inanır ve aklımız karışırdı fakat Elahmdülilha senden çokdaha iyi bilmekteyiz..........artık roman okumayı bırakta biraz gerçeklere dön...........

Mutezile
10-12-2005, 14:15
Kütub'u Sitte Müelliflerine ''roman yazıyorlar'' diyorsun, öyle mi?

Aslında senin yaptığın gibi kanaat bildiren yazıları dikkate almamak gerek; çünkü kaynaklar konuşmalı, ancak kaynakların üzerine yorum & kanaat bildirilmeli. Aksi takdirde söylenenler boş ve havada kalıyor.

nice
10-12-2005, 14:20
Kütub'u Sitte Müelliflerine ''roman yazıyorlar'' diyorsun, öyle mi?

Aslında senin yaptığın gibi kanaat bildiren yazıları dikkate almamak gerek; çünkü kaynaklar konuşmalı, ancak kaynakların üzerine yorum & kanaat bildirilmeli. Aksi takdirde söylenenler boş ve havada kalıyor.

sen sadece okuyorsun fakat okuduklarından kendine hiç pay çıkarmıyorsun...ala işte sana enn büyük kaynak..........
bismillahirrahmanirrahim
'kim küfre saparsa ,artık onun küfrü kendi aleyhinedir.kimde salih amellerde bulunursa,artık onlardan kendi lehlerine olarak cennete gireceklerdir...ve siz küfür yolunda ilerleyenler siz cehennemliklerdensiniz...
hz..aişe(ra) validemize bu tür sapıkça saçmalıklarda bulunmak senin aleyhinedir,şüphesiz o Allahın Rasulünün hanımıydı evet oda bir insandı ve onuda hatalrı olmuştu fakat sen okuduğun kaynaklarda değiştirme yapıyorsun bize kendi anladığını değil kaynağı göster......
selametle

Mutezile
10-12-2005, 14:37
Ben de zaten bunu yapıyorum. Yukarıda Burkay ile olan Kaynak tarama farkımızı incelersen, bazı doneler bulacaksın kaynaklar hakkında.

Sen okuduysan, ya da elinin altında ise yazdıklarımı çürütebilirsin.

İmana davet ile - tebliğ ile yol alınsaydı Cemel olmazdı; Mezhep savaşları olmazdı; Alevi-Sünni husumeti olmazdı. Vahhabi - Selefi - Taliban - Ihvan-ı Müslümin olmazdı. Allah Celle Celali HÜ'nün kitabına sarılmak Beşer'i Şirk'ten, Necaset'ten, Küfr'den, Mekruh'tan koruyabilseydi; İslam dünyası Bağdat'ta pazar yerine kadın ve çocuklar üzerine tonlarca bomba yağrıdan ABD'ye arka çıkmazdı (Sessiz kalmazdı anlamında...)

''Takıyye ve Riya'' ne yazık ki çıkar çatışmalarını perdelemek için İslam Devletlerinin ve İnanırlarının başarıyla sahnelediği çirkin bir oyunun süflörleridir..

Dikkatli bakmak lazım dünyada neler olduğuna.

İslamda olmadığı halde bir insan Ahmedi Necad'a insan saygı duyar duruma geliyorsa; bunun sebebi İslam Dünyasının geri kalanında gördüğü sahtekar ve pragmatist Duruş'tandır

burkay
10-12-2005, 22:23
mutezileye ... sen kendi alintilarini dogru say sonra baskalari alinti yapinca yanlis ve eksik olsun ... yahu seni adam bildik biraz saygimiz vardi onuda ateistligin sayesinde yere gömdün sen kimsin ya her ayeti çarpitan uyduruk yaalan hadisleri savunan sonra dogru hadislerle müslümanin karsisina o dogru hadisle savunan sensin ... sen gerçekden döneksin ... hem inkar ediyorsun hemde hadisleri saglam kaynaklardan aliyorum diyerek hadislerin dogrulugunu savunuyorsun ... -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Kaynakları d ü r ü s t ç e aktarmayan, bilgi gizleyen bir şark kurnazısın. Tevil-Tahrif yollarına h e r saptığında karşına birileri çıkacaktır. Bu sefer ben denk geldim. Bakalım bir daha ki sefere kura kime denk gelecek.
----------------------------------------------------------------------------------------------------- senin her alintin dogru okudugun arastirdigin her konu dogru sana kimse cevap yazamiyor ..... sen kendini böyle avutmaya devam et ateist ligin ne oldugunu görüyoruz ... siz de islama devam edin fitne sokmaya yalanlar iftiralar atmaya ... ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- sen bana hakaret etsen ne yazar ben senin ne oldugunu biliyorum bana kendinizi anlatmayin ....

Mutezile
10-12-2005, 22:34
Hatemül Enbiya konusunda söyleyecek sözün yok anlaşılan.

Bana saldırmana gelince, bunu yaşadığın hayal kırıklığına veriyorum.

burkay
10-12-2005, 23:00
Tecridi Sarih No:1809 senin vermis oldugun bu kaynak yazilarinda okadar islama çelisen yazilar varki bilmesek bize yuturacaksin ... sana yukarida örnek verdim ama nedense onu es geçtin ...

SeyfullahPutkiran
10-12-2005, 23:30
s.a
arkadaşlarım ben burda yeniyim
burda efendimi,zden bahsedilince bir bakayım dedim ve sayın mutezile arkadaşımız gördüm. Ve bu konu hakkında benimde nacizane sözün olucak
arkadaşlar Efendimiz seçili bir insandır ve amacı Hakın emrettiği şekilde insdanların yaşayışını öğretmektir ve bu her konuda olmuştur dolayısıyla efendimiz hayatı ile bize herşeyin uç noktasını ve sınırlarını göstermiştir. dolayısıyla biz burdan evlilikle olan durumlarda şunu görebilyoruz inanlar için bir kız çoçuğuyla anne olabilicek durumda iken evliliğe ruhsat verilmiş. ve sınır bu nokta olduğunu biliyoruz artık bu sebeple bunu nefsi düşünmeyelim Efendimiz Nefsi teskiyesini yapmıştır ve burad bizler nefsi emmare etkisiyle düşünüyoruzz bu sebeple inanmayan arkadaşaların bunu anlaması beklemek mümkün değil bu sebeple sizlere nacizane tavsiyem Allah'ın varlığınıa inanmadan yolladığı kitaba inanmadn onun elçisini anlamak mümkün değililk yaradanı anlamak lazım ondan osnra elçisi anlaşılır

saygılarımla...

ebabiyl
11-12-2005, 00:48
Sevgili mutezile bu hakaret ve aşağılamalar sizin tarafınızdan bize olursa pekala yeri var.espri matığı ile eğleniyoruz şurada tıpkı sizin gibi. farklı bi durum yok.lütfen site anlaşmasında ne dedik her tür din vs. konularında hoşunuza gitmeyebilecek şeyler var eğer bunları kabulleniyorsanız siteye üye olun diyor.+ kimseye hakaret yada küfür vs. etmiyorum bu zaten benim inancıma zıt.saygılar.

Mutezile
11-12-2005, 09:23
Sevgili Ebabıyl;


Sitenin her yerindeki küfür ve hakaretleri görmemiz mümkün değil. Ama görebildiklerimizi - eğer kişilik haklarına ihlal var ise - siliyoruz. Yapan arkadaşı da uyarıyoruz. Hakareti k i m i n yaptığına bakıpta ona göre davrandığımızı öne sürüyorsan bunu lütfen örnekle. Son 3-5 haftanın arşivine göz atmaya fırsat bulduğunda göreceksin ki ''Her iki taraf'' ta müeyyide ile karşılaşmış. Örnek: Sniper ve MMX adlı üyelerimizin ilişiklerinin kesilmesi.

Serbest forumun üzerinde 'Şikayetler Buraya' bölümünün en temel işlevi de budur. Oraya astığın halde görülmediyse, gözden kaçmış demektir. Site yöneticilerinden, modlardan birine PM (özel mesaj) atabilirsin.

İnternette çok forum geziyorum. Emin ol Hukuk ve Maliyecilerin forumlarından sonra en temiz forumlardan-sitelerden birinde yazıyorsun. Bu siteyi sahiplenen her üyenin sitenin seviyesine olumlu katkı yapması temenni edilir. Olumlu katkı yapmayanlarında -en azından siteyi sabote etmemeleri için- dikkatli bir dil kullanmalarını bekliyoruz.

Üzerinde konuştuğumuz konular, hassas ve duyarlılık isteyen konular olduğundan; lisanımıza biraz özen göstermeye çalışmamızdan, biraz bu konuda çaba harcamamızdan s a d e c e f a y d a umabiliriz..


Son cümle olarak; sevgili Turan Dursun'un tartışmaya açtığı, kaynak taraması yaptığı, irdelediği konuların n e r e d e y se tamamı İslam'ın ''Mesail-i Müstetire'' leridir (gizli kalması gereken - tartışılamayan Konular). Bu konular hakkında uzman kalemlerini okuduğumuz zaman:
(Arif tekin, İlhan Arsel, Erdoğan Aydın, Hıdır Arslan, Zekeriya Kitapçı, Muazzez İlmiye Çığ, Nuray Pakdemir vs vs) Kullandıkları dilde küfür ve aşağılama, hakaretin asla ve asla olmadığını göreceksin.

Diğer yandan bu araştırmacılara Reddiye niteliğinde kitaplar yazan Hatemi, Süleyman Ateş, Sağlam/Acarkan İsmail Nacar, Ali Bulaç vb vb'nin
kullandıkları dilin - genellikle - son derece özensiz (özellikle Hatemi) olduğuna dikkatini çekmek isterim. Bunun sebeplerini ayrıca konuşuruz arzu edersen.

Sadece ve sadece; bu siteyi birlikte yaşama ve düşünme menbaımızın bir prototipi olarak görmeni senden rica ediyorum. Farklılıkların olması kadar doğal ne olabir? Karşında konuştuğun kişiler monitör ve klavye değil; kanlı canlı düşünen, akleden, İmanlı - imansız - tereddütlü ama hepsi güzel insanlar.

burkay
11-12-2005, 14:17
selam mutezile : bana senin yalan söyledigine veya sen yalan söylüyorsun kelimesi nerde yazdim sana ? senin o alinti yaptigin çok güvebdigin kaynaklar yalan söylüyor sen buna kemdini inandirmissin dedim ... sen yalancisin demedim ... diyorsun ya yazilari oku diye sende düzgün ve ne yazdigimi okursan saygilar karsilikli olur ... -------------------------------- benim sana yazdigim : mutezile gene asilsiz bir yazi yaziyorsun ve yalan yazilara kendini sartlandiriyorsun ... ---------------------------------------------------------------------- Bana yalancı, şartlanmış demenin yanıtı daha sert olmalıydı; biliyorum. Ama forum kurallarını koyanlar - bozarsa burası çığırından çıkar.---------------------------------------------------------- benim sana demek istedigim kaynagin dogrulugunu kabullenmissin yanlis sa ? bak bende bir kaynak gösterdim benimki eksik diyorsun ... ozaman senin kaynaginda eklemeler var fazlaliklar var ...

Mutezile
11-12-2005, 19:37
Burkay yazdı:

* mutezile gene asilsiz bir yazi yaziyorsun

* yalan yazilara kendini sartlandiriyorsun

Asılsız yazı yazmıyorum tabii ki; Yalanlara da şartlanmış değilim. Aksine kendime göre kaynak taramada titiz olma iddiam var. Elden geldiğince sürdürmeye çalışıyorum.

Hatemül Enbiya; Berki/Keskioğlu'ndaki paragrafın yarısnı alıp diğer yarısını almaman bana göre ''y a n l ı ş''; en masum ifadeyle.

Yazarların da iyi niyetle sergiledikleri bilimsel yansızlık çabasına halel getirmemek lazım. (Çabadır; ve iyi ya da kötü saygı duyulmalıdır).

Ama aynı paragrafın i ç i n d e senin anlattıklarını çürütecek bir cümleyi çıkartmak, hiç iyi bir fikir değil.


Hatem'ül Enbiya Syafa 216: Yazarların verdiği bilgileri e k s i k aktarıyorsun:

Hatem'ül Enbiyadan:'' Alelumum Siyer sahibleri (Peygamberin hayatını aktaran G e n e l l i k l e - tüm Kaynaklar anlamında-MuTeZiLe) Muhammed sav'nin Hz Ayşe'yi 6-7 (aslında 6 dır --Mutezile) yaşındayken Mekkede nikahına aldığını hicretten sonra 9-10 (aslında 9'dur--Mutezile) medinede zifaf bulduğunu yazarlar''

Mesele basit, ve açık.

Burkay yazdı: ''bak bende bir kaynak gösterdim benimki eksik diyorsun ... ozaman senin kaynaginda eklemeler var fazlaliklar var ...''

Şaka mı?

Sendeki paragrafın altında da aynı cümle var. Dikkatli bak.

Bu saçma sapan polemiği sürdürmek niyetinde değilsindir umarım.

burkay
12-12-2005, 13:24
EFENDİMİZ'İN HAZRETİ AYŞE İLE NİŞANI VE SEVDE İLE EVLENMESİ


--------------------------------------------------------------------------------


Hazreti Hatice Ra. nın âhîrete intikalinden sonra Efendimiz Aleyhisselâm bir zaman yalnız başına yaşadı.. Ancak bu süre zarfında evde bir kadının olmamasının eksiklikleri fazlasıyla belli oluyordu..

İşte, bu günlerden birinde Osman bin Maz'un (r.a) ın eşi Havle, Efendimiz Aleyhisselâm’ı ziyarete gelmişti.. Ancak bu ziyaret sırasında baktı ki, evin içerisi oldukça bir kadın elinden uzak kalmış..

-Ya Rasûlullah, evde Hatice'nin yokluğu belli oluyor.. diye durumu anlatmak istedi..

Efendimiz Aleyhisselâm da cevap verdi:

-Evet.. O, çocuk çoluğun anası, evin de görüp gözeticisi idi!.. Havle bunun üzerine Efendimiz Aleyhisselâm’a açıldı:

-Ben senin için dünür olayım mı ya Rasûlullah ?.. Efendimiz müsbet karşıladı bu suali:

-Olur... Elbette kadınların arasında müsait birisi bulunabilir..

-Peki ya Rasûlullah, kız mı olsun, dul mu?.. Efendimiz Aleyhisselâm sordu

-Kız olan kimdir?..

-Allah'ın kullarının içinde sana en sevgili olan Ebu Bekir'in kızı Aişe'dir !..

-Ya dul alan kimdir ?.

-Sevde binti Zem'a dır.. Sana iman edenlerden ve söylediklerine tâbi olanlardandır..

- Mâdem ki öyle, o halde git ikisiyle de benim için görüş bakalım..

Havle bu konuşmadan sonra Efendimiz'in yanından ayrıldı ve doğruca Hazreti Ebu Bekir'in evine gitti. O sırada Hazreti Ebu Bekir evde yoktu.. Hazreti Ebu Bekir'in hanımı Ümmü Rüman ile konuşmaya başladı.

- Ya Ümmü Rüman, Allah, hayır ve bereketten size neyi eriştirdi biliyor musun?..

- Hayrola, neyi ?.. Havle müjdeyi eriştirdi:

- Rasûlullah Aişe'yi istemek üzere beni size yolladı..

- Ya Havle, bekle ki, Ebu Bekir gelsin.. Karar ona aittir !..

O sırada Hazreti Aişe, Mutim bin Adiyy'in oğlu Cübeyr'in sözlüsü idi.. Biraz sonra Hazreti Ebu Bekir eve gelince, Havle Ra. meseleyi ona açtı:

-Rasûlullah beni kızını istemek üzere buraya gönderdi, ya Eba Bekir !..

Bu istek karşısında Hz Ebu Bekir bir an tereddüte düştü. Kendisi Efendimiz ile kardeşti ya!. Peki kardeş, kardeşin kızını alabilir miydi?.. Sordu:

-Peki kardeşin kızını almak helâl olur mu ya ?..

Havle bunun üzerine derhal Efendimiz Aleyhisselâm’ın yanına döndü ve suali iletti.. Efendimiz Aleyhisselâm bunun üzerine cevap verdi:

-Ya Ebâ Bekir, sen benim, Allah'ın dininde ve kitabında kardeşimsin.. Bu bakımdan Aişe bana helâldir..

Hazreti Ebu Bekir bu cevabı aldıktan sonra ortada halledilmesi gereken bir tek mesele kalmıştı.. Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekir doğruca Mut'im bin Adiyy'in evine gitti.. Kapıyı Mut'im in evde bulunan karısı açmıştı:

-Hayrola ey Ebu Kuhafe'nin oğlu.. Ne bu geliş ?.. diye sordu.. Hazreti Ebu Bekir cevap verdi:

-Cübeyr ile Aişe meselesi için gelmiştim..

Mut'ım bin Adiyy'in karısı sert çıkış yaptı:

-Sen anlaşılan bizim oğlumuzu kızınla evlendirip yeni dininize adam toplamak istiyorsun !..

Hazreti Ebu Bekir bu cevap karşısında sıkılmış ve üzülmüştü..

O sırada Mut'im bin Adiyy de geldi !.. Hazreti Ebu Bekir (r.a) ona da sordu:

-Aişe ile Cübeyr'in evliliği konusunda ne düşünüyorsun sen?. Yoksa karının fikrinde misin?.. Mut'ım de karısı gibi düşündüğünü ifade etti:

- Ben de aynı şekilde düşünüyorum, ya Ebu Bekir !..

Evet, bu mesele de burada bitmiş demekti..

Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekir (r.a) eve döndü.. Kısa bir süre sonra da Efendimiz Aleyhisselâm ile Hazreti Aişe'nin nikâh merasimi yapıldı.. Efendimiz Aleyhisselâm ile Hazreti Aişe'nin düğünleri ise üç yıl sonra Medine'de oldu..

Sevde (r.a), Sekran bin Amr'ın hanımı idi.. Kocası ile ilk müslüman olanlardan olup, daha sonra Habeşistan'a hicret edenlerden ve daha sonra da geri gelenlerden idi.. Bir gece rüyasında ay’ın süzülüp üzerine indiğini görmüştü.. Bunu kocasına anlattığı zaman o şu şekilde tâbir etmişti..

-Ben öleceğim ve sen hayırlı bir şahısla evleneceksin !..

Nitekim kısa bir zaman sonra kocası hastalanıp âhirete intikal etti.. Bu vefat hâdisesinden epey bir zaman sonra Havle, Efendimiz Aleyhisselâm nâmına Sevde ile görüşüyordu:

-Allah sana hayır ve bereketinden çok büyük bir şey eriştirdi ya Sevde !.

-Yaaa, neymiş o ?..

-Rasûlullah beni sana dünürlük için gönderdi !.. Sevde'nin hiç beklemediği bir haberdi bu.. Ancak kendi başına da cevap veremezdi:

-Meseleyi aile büyüklerime açmam lâzım..

Bu arada bir defa da Efendimiz Aleyhisselâm ile konuştu bu mevzûyu.. Zîrâ çocukları nedeniyle kararsızdı.. Efendimiz Aleyhisselâm sormuştu ona:

- Seni, benimle evlenmekten ala koyan nedir ?..

- Ya Nebîyallah, beni evlenmekten ala koyan büyük kusur yoktur..

Ancak çocuklarımın seni rahatsız edebileceğini düşünmek, beni biraz engelliyor..

-Peki, seni bana gelmekten alıkoyan başkaca bir mânin var mı?..

-Yoktur ya Nebîyallah !.. Bu cevap karşısında Efendimiz Aleyhisselâm buyurdu:

-Allah sana rahmet eylesin!. Kadınların hayırlısı, küçük çocuklarından dolayı çile çekendir..

Ve Efendimiz Aleyhisselâm 10. yılda Ramazan ayında yapılan mütevâzi bir toplantı ertesinde Sevde (r.a). ile evlendi..

Bu hâdiseden kısa bir süre sonra müşriklerin, müslümanlara yaptıkları zulmü iyice arttırmaları sonunda bir gün Kureyş'in kıtlıkla terbiye edilmesi için Allahû Teâlâ'dan niyazda bulundu..

Bu niyaz sonunda Mekke'de öylesine bir kıtlık baş gösterdi ki, Kureyş'li müşrikler acılarından ölmüş hayvan et ve kemiklerini yemek zorunda kaldılar.. Açlıktan gözlerinin feri sönüp, yer yüzünü muazzam bir sis bastırmış halde görmeye başladılar..

Nihâyet bir radde de bütün mukavemetleri kırılarak Efendimiz Aleyhisselâm’a koşup:

"Rabbına dua et de, bizi bu azaptan kurtarsın"!.." Dediler...

Bunun üzerine Efendimiz Aleyhisselâm tekrar Allahû Teâlâ'ya niyazda bulunarak kıtlık azabının onların üzerinden kaldırılmasını sağladı..

Ancak Mekke'li müşrikler bu hâdiseden de ibret almadılar ve inatlarında devam etttiler.. Nitekim Duhan Sûresinin 10-16. âyetleri arasındaki bölümde bu mesele izah edildi ve müşriklerin bu hareketlerinin de cezasız kalmayacağı açıklandı...

----------------------------------------------------------------------------------------------------- neyse bu yazida peygamberimiz 6 yasinda nisanlandi veya 9 yasinda evlendi diye geçmiyor ... bütün sizin o aldiklariniz yok buhariymis müslim mis bunlardan alinti yapiyorsunuz sonra dogru varsayiyorsunuz onlarin hr sözlerini dogruymus gibi sayiyorsunuz degistirildigini kabul görmüyorsunuz ... kurani kerimi baz alarakdan bana söyleyin hangi ayetde 6 yasinda nisanlandi veya 9 yasinda evlendi diyor ? veya 9

burkay
12-12-2005, 14:17
PEYGAMBERİMİZİN HZ. AİŞE İLE EVLENMESİ
Resulu erkemin ilk eşi hz Hatice Mekke devrinin 10. yılında vefat etmişti.Peygamberimiz taif seferinden sonra kocası habeşistanda vefat eden Hz Sevde ile evlendi.
Hz.Peygamber S.A.S Mekke devrinin 10 yılında Ebubekirin kızı Aişe ile nişanlandı.Nişanlandığı zaman Aişe 14 yaşında idi.Resulallah hicretin ilk senesinde Hz Aişe ile Medine de evlendi.Mescidi Nebevinin bir tarafına Peygamberimizin hanımları için kerpiç ten odalar yapılmıştı.Bu mütevazi odaların tavanları yaprakları soyulmuş hurma çubukları ve gene hurma direkleri ile örtülüydü.Hz. Peygamber işte bu odalardan birinde Mescidi Nebevinin doğu tarafında Kıbleye yakın olarak Hz Aişe için yapılan odada onunla dünya evine girdi.Burası şimdi Hz peygamber s.a.s in kabrinin bulunduğu odadır.
Peygamberimiz arkadaşı hz Ebubekiri çok severdi.Hz. Aişe ile evlenmekle dostu Hz Ebubekir ilede akrabalık bağı kurmuş oldu.Hz Aişe üstün bir zeka ve kuvvetli bir hafıza sahibiydi.Ashabın kadınları kendileriyle ilgili dini hükümleri daha çok bu muhterem annemizden öğrenirlerdi.Kadınlarla ilgili hükümlerin pek çoğu onun naklettiği hadislere dayanır.
Öyleki hz.Aişe Ashabı Kiramın en büyük alimleri arasında yer almıştır.Büyük fıkıh bilgini olan Hz Aişe Hz peygamberden çok sayıda hadis rivayet etmiştir.Hz Hatice annemiz nasıl zor günlerde Peygamberimize destek olarak islamiyetin yayılmasına yardımcı oldu ise Hz aişe annemizde dinimizin bilinmesine ve anlaşılmasına büyük katkı sağlamıştır.
Peygamberimiz s.a.s Hz Aişe ‘yi çok severdi.Hastalığının son günlerini Aişenin odasında geçirdi.Hz Muhammed s.a.s Hz Aişenin odasında ,başı onun kucağında vefat ettive oraya defnedildi.(1)
(1) Nuri ünlü,İslam Tarihi, 1/42.

Kaynağın ismi:Peygamber Efendimizin Hayatı -Siyer-i Nebi
Kitap Damla yayınevinin Mehmet doğru –Şerif Börekçi yazarlı eseridir.

Mutezile
20-12-2005, 08:40
Burkay; Hatemül Enbiya kitabından n a s ı l copy-paste yaptığını gördükten sonra - senin kendi fikirlerin dışındaki copy-pastelerini- açıkçası hiç merak etmiyorum. Okumuyorum zaten.

Okuyanlar var mıdır? Umarım vardır. Hala uğraşıp buraya bir şeyler aktardığına göre; birilerinin okuyup ''emeğini takdir etmesi'' temenni edilir.

Mutezile
04-01-2006, 09:29
Müminlerin Anası Hz Ayşe (r.a) ile ilgili başka problemler de var evlilik ve zifaf yaşları; Muhammed Mustafa'nın ona talip olduğu esnada Cübeyr'e nişanlı ve söz verilmiş olması dışında:

Peygamberin vefatından sonra Cemel savaşının temel müsebbibidir Ayşe.
Her ne kadar yanında Talha ve Zübeyr var idiyse de, Ali'ye karşı bayrak açan, karşı duruş sergileyen önder kişilik o olmuştur.

Cemel İslamın ve Müminlerinin güç, iktidar ve yönetim kavgalarının alabileceği boyutları betimleyen;kardeş kavgasının (savaşının) vehametini gösteren çok önemli bir tarihsel duraktır.

...Ve islam tarihinin utanç sayfalarından şüphesiz e n ö n e m l i s i n i n altına imzasını koymuştur Hz. Ayşe (R.A) ..

burkay
04-01-2006, 11:40
selam mutezile arsivlere bakarsan senin de bir alinti yaptigin belam konusu vardi : hatirlarmisin bilmiyorum belki sana 5-6 defa sordum nedense cevap yazmamistin ... konu : peygamberimiz hz muhammed s.v.s efendimiz birine ögretimde bulunuyordu adi belam di ... sonra nasil olduysa peygamberimize herseyi ögreten belam dir diye cümle geçiyor ... bu çeliskiyi bana bir anlat lütfen .. senin bilgin diger ateist arkadaslardan daha kuvvetli ve daha edepli ...

burkay
04-01-2006, 11:46
yukarda yazdigin konu müslümanligin utanç kaynaginin en önemlisi olarak niteledigin belki dogrudur ancak hz muhammed s.v.s bu insanlari daha evvelden uyarmistir ve nifak çikacak aralarinda demisti ... nitekim hz ali savasi kazandi gibi gözüküyordu bunlarca insanin öldügü bu davada layin farkina vardilar ve peygamberimizin sözü geldi akillarina ve savasa son verdiler olay bundan ibarettir ...

sevilay81
04-01-2006, 12:54
mutezile hani burkayın yazdıklarını okuyan varmı diye sormuştunuzya, ben okudum, ve burkaya teşekkürü borç bildiğim için sitenize üye oldum. sizde önyrgılarınızdan sıyrılıp okursanız ve dikkate alırsanız iyi olur.
ayrıca mutezile sitenize üye olurken amacınızın din..... vesair konularda bilgilendirmek olduğunu okudum sözleşmenizde.
ama bu forumda nasıl bir bilgilendirme amacınız olduğunu anlayamadım doğrusu. siz sadece Hz.Muhammedin yaptığı evlilikte tek etkenin şehvet hisleri olduğunu ispatlamaya çalışıyorsunuz. sizin bilgilendirme dediğiniz bumu? Allah tarafından seçilmiş bir peygambere iftiralar atmak ve atılan iftiraları desteklemek mi?

Mutezile
04-01-2006, 13:29
Sevilay siteye hoşgeldin;

Burkayın yazılarından istifade etmene sevindim. Burkay inançlı bir arkadaş yazdıklarının senin düşüncelerini yansıtması anladığım kadarıyla mutlu etmiş. Ne güzel..

Benim önyargılı olduğumu göstermen için aktardıklarımda ki yanlış/tevili göstermen gerekir ki; okuduklarımdan benim çıkardığım anlamın çıkmaya-
cağını göreyim.

''Allah tarafından seçilmiş bir peygambere iftiralar atmak ve atılan iftiraları desteklemek mi?''

Atılan iftiralar diye nitelendirdiklerini al-Taberi'de, Siyer kaynaklarında okuyoruz..Bir problemin varsa bunu bu kaynakları neşredenlerle halletme
lisin - Yazarları ile edemeyeceğine göre.

Sadece Muhammed Hamidullah'ın Siyer'inde ki tenakuzları göstermek için açtığım topicler var..Hatem-ül Enbiya ile de aynı kanaatlerimi aktardım.



Daha yenisin; kaynakları didik etmeden yazmadığımı nerden bileceksin..
Biraz sitede gez, en az Burkay arkadaş kadar fikirlerine hürmet edeceğin çok kişi olduğunu gözleyeceksin..


İftira benim gerçekten hazzetmediğim kelimelerin başında gelir.

İftira; karalama amacı güder

İftira; bühtandır

İftira; kasıtlı ve asılsız bir suç yüklemedir.


Yazdıklarımda iftira unsurlarını göster.

Mutezile
13-01-2006, 11:45
Aldostu; bende İzmirliyim. Memleketimi çok severim, memleketimin insanlarını da.. İzmir'e -gavur izmir- göndermesini yapan RTEnin suratında
hala sevgili hemşehrilerimin beş parmağının izi duruyor. Bir daha ki sefere L(G)af ebeliği yapmadan önce umarım 2 defa düşünür.


Panteidar;

Martin Lings (Siraceddin Ebubekir)'in kitabı bende de var. Siret ödüllü olarak bundan daha k ö t ü bir kitap yazılabilir mi - tartışılır.. Bu kitaba verdiğim paraya çok acıyorum. Zaten kolay kazanmıyoruz ; malum.


Lings'in 465. sayfada verdiği Ğadirü Humm hutbesi (toplam 4 satıra bu hayati konuyu sığdırma başarısını göstermiş - Hutbenin sözlerini de tahrif ve tevil etmiş Lings) bu konuya eni konu vakıf herkesi eminim güldürmüştür. Bu hutbeyi Sekaleyn Hadisi ile bir korelasyona sokmamak
için harcadığı azami çaba da Sünni Müslümanları o kadar etkilemiş ki bu Müsteşrik (son tahlilde) araştırmacının boynuna 'Siret ödülünü' asıvermişler.. Dipnot verme ve kaynak gösterme konusunda durumu çok daha vahimdir.

Ebu Talib'in kızı Ümmi Hani Muhammed Mustafa'nın T a l i p olup da alamadığı tek kız değildir. Halasının kızı olan Zeynebe de taliptir ama kızın anasının ve erkek kardeşinin muhalefeti üzerine onunla da evlendirilmez.

Yıllar sonra Zeynebe olan aşkının sönmediğini farkettiğinde onu kocası Zeyd'den (oğulluğu) boşatacak, mutlu bir yuvayı yıkacak ve Kuranda bunu İslam dünyasına ayetlerle ş e r h etmeye çalışacaktır..


Ayşe'yi Zevceliğe alma sürecini bir başka sitede - bir başka dostada yazdım; aynı yazıyı aşağıya aktarıyorum:



'' Muhammed halalarından Huvaylayı Ayşe'yi istemeye gönderir Muhammed Mustafa..Ayşe o sıralar zaten nişanlı bir kızdır. Arap geleneklerine göre nişanlı bir kıza talip olmak aslında son derece ayıptır. Ayşe'nin nişanlı olduğu kişi ,Mu'tim bin Adiyy'in oğlu C ü b e y r 'dir.
Daha önceki yazımda Cübeyrin oğluna nişanlandı diyerek hata yapmışım.



''oğlu ile nişanlı ise Hz.Aişe evlilik çağında demektir.''


Evlilik çağında olduğu söylenebilir mi? bakış açısına göre değişir. 6 yaşında bir insan bana göre bebedir. Ana kuzusudur. Sahih hadislerle nakledildiği üzere İslama göre de böyledir. Ne var ki 9 yaşında Ayşe ile Zifaf olunca Seyyid-i Kainat; Ulema ve mezhep önderleri, Müctehidler bundan şunu çıkarmışlardır:

8 yaşında olan bir kız çocuğu artık ''Müştehat''tır= Şehvete sebebiyet verebilir; örtünmelidir... Bu yaşın 7-8-9 veya 10 olduğu konusunda fikir ayrılıkları var ise de 8 olduğu savı çok yaygındır.

Hz Ayşe r.a 'nın o sıralar ''Evlilik Çağında'' olduğuna işaret eden bir kaç kaynak:


1-) 5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82).

2-) Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422) ,demek ki 3 yıl beklenilmiş).Bunun üzerine, islam hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor ve "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çagda sayılır) deniyor. Ve de bu nedenle, bir erkeğin 9 yaşındaki bır kızla evlenebileceğini bildiriyor bır fıkıh hükmü olarak(Bkz:Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788).

3-) 5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82).



Cübeyr ile Ayşe'nin nikahlarının düşmesi falan mevzu bahis değildir. Mutim bin Adiyy'in oğulları Müşrikler tarafından cansiperane korunmuşlardı.. Cübeyr de onun evlatlarından biridir. Müşriklerin Muhammedi Kabede sıkıştırıp öldüreceklerini haber alan Mutim 4 evladını Kabenin dört köşesine yerleştirir ve Peygamber için canlarını vermeye hazır kılar. Bu dört evladdan bir de Ebubekirin kızı Ayşe ile nişanlanlanmış olan Cübeyrdir. (Kaynak: Askalani, İsabe. No: 11457 - Taberi Milletler tarihi arapçasından 3/403 - Ömer Rıda Kehhale: Alami Nisa 3/10 ----Arab kaynaklarının (hadis-siyer/tarih) taranmasının t a m a m ı A R İ F TEKİN imzalıdır-MuTeZiLe)

Kendisini canı bahasına korumaya çalışan ve sonuçta hayatını kurtaran bir insanın evlenme planları yaptığı kızı istetmiş ve almıştır. Ebubekir de Mu'time s ö z v e r d i ğ i halde caymış, ve kızını Muhammede vermiştir. Ebubekirin tavrı da tabii son derece manidar.

Ben burda bırakayım; Zeynebin kocası ile m u ts u z olduğunu da sen göster istersen.. ''



Muhammed'in Hanımları Bahsi ve diğer Siyer konuları için Muhammed Hamidullah'ın İslam peygamberi kitabı çok daha ciddiyetle, emekle yazılmış -çap olarak 1000 sayfayı buluyor- kaynak taraması daha özenle yapılmış.. Ben kıyasladığım zaman bunu gördüm.


Aslında konuyu bağlama istediğim iki nokta Panteidar'ın şu iki iddiasının da yanıtı oluyor aynı zamanda:

Panteidar dostun birinici iddiası: O ki 25 yaşına kadar hiçbir kıza yan gözle bakmamıştır.. Onu ne güzeller istemiştir de hiçbirini almamıştır..
Ta ki Hz.Hatice'nin emrinde işe başlayıp ta o yüce kadınla tanışana kadar..

Panteidar dostun ikinci iddiası:
''Ayşe'yi Ebubekir'den Hz.Muhammed mi istemiştir?
Yoksa Ebubekir mi kızını vermek istemiştir?
Belki de Ebubekir "Kızımı sana versem Ya Muhammed" derken evlatlık vermeyi kastetmiş,Hz.Muhammed'in eş olarak anladığını görünce geri adım atamamıştır..
Ya da tersini düşünürsek;
Hz.Muhammed " Kızın Ayşe'yi bana verir misin Ya Ebubekir" derken eş olarak değil de eve yardımcı olarak istemiş olabilir..
Ebubekir eş olarak istediğini sanarak "Senden daha iyi damat mı bulacağım ya Muhammed" deyince Hz.Muhammed Ebu bekir'i kıramamış olabilir... Ya da bilhassa vermiştir kızını-yalvararak-Hz.Muhammed reddedememiştir.. ''


Olayların böyle gelişmediği, Ebubekirin nişanlı kızına talip olduğu -hemde nişanlandırıldığı kişi onun hayatını kurtarmış çok iyi bir insan iken-;
gençliğinde 'onu ne güzeller istemiş de alamamış' laflarının gerçek dışı olduğu ve k e n d i n e talip olduğu iki kızın da verilmediği tarihsel vakıalar olarak karşımıza çıkıyor.



Peygamberin göbek bağı kesik ve sünnetli olarak doğduğu tevatürleri de İslamcı dostların Yüceltme ve ululaştırma denemelerinden bir başka örnek değil midir.?

pante
13-01-2006, 15:37
Mutezile de bazan adresi şaşırıyor herhalde :)
Bu arada yazdıklarım arasında ," insanların öyle gördüğü , islam dünyasının öyle tanıdığını belirtmek amacıyla işaret ettiğim noktalar" tasvip ettiğim,onayladığım için değil,dikkati çekmek için yazılmıştır.Tabi okuyanlar arasında , böyle düşündüğümü algılayanlar olsa da sonraki yazılarda veya diğer başlıklardaki yazılarımda düşüncelerimin doğrultusu görülebilir..
Hz.Muhammed'e kutsal bir kişilik olarak bakanlar , 25 yaşındayken 40 yaşında zengin bir dul kadınla evliliğini,9 yaşındaki kızla gerdeğe girmesini bu kutsallığa yakıştıramıyabilirler..
Ancak ilahi adalet kutsallıklara böyle X atıyor !! :)

kalkandelen
13-01-2006, 20:39
Evet ilahi adalet dedigin muhammedin 9 yada daha kucuk yastaki ayseyle gerdege girmesine izin veriyorsa..O pedofil anlayisli bir ilahi adalet oluyor..

Bir din kitabinda bu kadar fazla sevismek ayetinin gogusleri yeni bitmis cennet hurilerinin ne isi var?

Boyle ayetler tarlabasinda firincinin kizi kitabi ile birlikte ismi kuranda girene diye degistirilse kimse farkina varmaz kutsal olup olmadiginin..

Ayse gibi gozde bir gelin inci gerdanligini kaybediyor ve devecisi ile birlikte geride kaliyor??

Hangi zamanda yasiyorlar...ayse ne kadar genctir??nasil olur boyle aniden ortadan kayboluyor ve sonrada geldiklerinde dogal olarak
zina soylentileri cikiyor..

Allah aniden 3-5 tane ayet indiriyor...

ayetlere bakalim...1 sahit degil iki sahit degil uc sahit lazim zinayi tesbit ve ispat icin...

vayy vayyyy ne allahmis ne muhammedmis ne ayseymis ne islam dininin kitabiymis..

neler varr neler kosss vatandas...

Mutezile
28-01-2006, 22:15
Burada bir diğer ilginçlikle karşılaşıyoruz. Kaynaklann tümü Muhammed'i daha 12 yaşından beri puta tapınmayı reddetmiş bir insan olarak gösterirken, Müddessir- 1-5'te, keza önceden aktardığımnız Şura-52'de önceki bilgiler yalanlanarak, "Putları terk et" denir. Şeriatçılar bu duruma ne diyeceklerdir acaba?

Ek olarak Hatice'nin ve diğerle rinin "Allah" üzerine yemin etmeleri de var ki bütün bunlar, "cahiliyye"nin dinsel inan cına ilişkin olanlar da dahil, İslamcı resmi tarihin söylediği herşeyin, gerçekler ışığında yeniden sorgulanmasını zorunlu kılıyor.


Ayetlerin Muhammed' e "vahiy" yoluyla geldiği belirtilir. "Vahiy"in ne olduğu sorusuna Şeyh Muhammed Abduh'un getirdigi açıklama şöyle : "Vahiy şahsın nefsinde duyduğu, vasıtalı ve vasıtasız bir şekilde Allah'tan geldiği kesin olan bir bilgidir." (Bkz. Tabbara, a.g.e., s.36).
Bu tanımıyla vahiyi başlangıcında ilhamdan (esin) ayırmak olanaksız olduğu gibi, onun kesin olarak Allah'tan gelmesi iddiası da, hiçbir bilimsel değer taşımayan, tamamen onu duyan insanın öznel yargısına ilişkin bir boş söz değil mi? ..

cosmo_man
11-02-2006, 15:47
İktibas Dergisi, Temmuz 2004, Okuyuculara Mektuplar bölümünden:

Soru 1: Peygamberimizin Hz. Aişe ile evliliğini diline dolayanlar en çok onun yaşına takılıyorlar. Gerçekten Hz. Aişe annemiz çocuk denecek yaşta mı evlenmişti? Bununla ilgili bizleri bilgilendirirseniz memnun oluruz.

Cevap 1: Hz. Aişe Validemizin doğum tarihiyle ilgili bir takım görüşler ileri sürülmüştür. Bunun sebebi ise o dönemde çocukların doğum tarihine önem verilmez ve tespit edilmezdi. Bilahare çocuk meşhur biri olursa insanlar onun doğum tarihiyle ilgilenir ve tespite çalışırlardı.

İşte Hz. Aişe validemiz (r.a) için de böyle olmuştur. O’nun peygamberliğin dördüncü yılında doğduğunu söyleyenler, Mekke döneminin sonunda da Hz. Muhammed (s.a) ile evlendiğini iddia ederek; bu evliliği dokuz yaşında yapılmış gibi göstermeye çalışmışlardır. Bunun doğru olmadığını Hz. Aişe validemizden yapılan bir rivayet ortaya koymaktadır:

"Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)"

Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir. Hz.Aişe validemiz bu sure ve ayetleri net olarak hatırladığına göre yukarıdaki iddianın doğru olması mümkün değildir.

Olayları ayrıntılarıyla hatırlayabilmek ve sokakta oynayan bir çocuk olması için en az beş veya altı yaşında(veya daha büyük) olması gerekir. Kamer suresi Mekke devrinin dördüncü yılında indiğine göre dördüncü yılda beş-altı yaşında olunca Hz. Peygamberle evlendiği zaman en az ondört – onbeş yaşında olması gerekir.

Bunu doğrulayan bir başka delil ise kız kardeşi Esma’nın durumudur. Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir. Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür. Hz. Ebu Bekir (r.a) kızı Esma ve oğlu Abdullah Abdul Uzza’nın kızı Kayleden, Hz. Aişe ile Abdurrahman ise Ümm-i Rümandan doğmuşlardır. Hz. Esma yüz yaşında ve hicri 73. yılda öldüğüne göre hicret esnasında 27 yaşında olması gerekir. Bundan on yaş küçük olan kardeşi Hz. Aişe validemizin de 17 yaşında olması gerekir ki bu da aşağı yukarı Buhari de Hz. Aişe’nin kendi hadisindeki ifadeye uygun düşmektedir.

Bu dönemde inen Kur’an sure ve ayetlerini teferruatıyla hatırlayan bir çocuğun en az bu yaşlarda olması gerekir. Buna göre ise peygamberlikten dört yıl önce doğmuş olduğu kesinlik kazanmaktadır. Böyle olmasını gerektiren bir başka sebep ise Hz. Muhammed (a.s) ın eşinin vefatıyla çocuklarının bakıma ihtiyacının olmasıdır. Kızı Fatıma henüz çocuk yaşta ve bu işin üstesinden gelecek durumda değildir. Bu nedenle evini idare edip çocuklarına sahip çıkacak bir eşe ihtiyacı vardır. Dokuz yaşında bir çocuğun bunları yapması mümkün değildir. Ayrıca peygamberimizin kızı Fatıma (r.a) nın peygamberlikten bir yıl önce doğduğu ve hicretin ikinci yılında da Hz. Ali ile evlendirildiği bilinmektedir. Evlendiklerinde Hz. Ali 21 yaşından biraz büyük Fatıma’nın ise 15 yaşından biraz fazla olduğu bilinmektedir. Hz. Fatımayı Hz. Ali ile evlendirmeden önce Ebu Bekir ve Ömer(R.A) onunla evlenmek için peygamberimizden istemişler, ancak peygamberimiz onlara cevap vermemiş ve Hz. Ali ile evlendirmiştir.

Buradan hareketle şunu söylemek istiyoruz: Bu bölgede ve bu zamanda kız çocukları dokuz yaşında evlenecek çağa geliyor ise niçin peygamberimiz evinde büyüttüğü Ali ile Fatımayı evlendirmek için 15-16 yaşına kadar beklemiştir? Yine dava arkadaşları onunla evlenmek istediklerine göre bu kadar süre (6-7 yıl) niçin beklemiş olsunlar? Hz. Muhammed (a.s) ile kendi kızını dokuz yaşında evlendirmiş olan Hz. Ebu Bekir niçin aynı yaşa gelince bu teklifi Hz. Muhammed (a.s) a yapmadı da yedi yıl bekledi? Bu noktadan bakıldığında da bu iddianın doğru olması mümkün görünmemektedir.

Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur.

Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir: Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir.

Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar.

Bu olayda birkaç yıllık bir yanılma payının olması aklen mümkün iken dokuz yıllık bir yanılmayı akıl asla kabul etmez. Bir insanın yaşının bu kadar önemli olmasının nedeni malum olduğu üzere bir dinin peygamberine uygun olmayan bir işin isnad edilmesidir. Müslümanlar inanırlar ki peygamberler meşruiyetin örneğidir. Onlar bir hata yaparsa Allah onların hatasını düzeltir. Böylece bir dini ilk yaşayan insanın kusursuz olmasını sağlayarak insanlara doğru bir örneklik sunar. Peygamberimizin gerek ailevi ilişkilerinde, gerekse toplumsal olaylarla ilgili düzeltilmesinin Kur’an da örneklerini de görmekteyiz. (Tahrim 1-5, Abese 1-4 ) gibi.

Ancak bu konuyla ilgili hiçbir uyarı söz konusu değildir. Bu bizim için en temel meşruiyet sebebidir. Eğer böyle bir yanlış yapılmış olsa idi Allah asla ihmal etmez elçisini düzeltirdi. Allah'ın doğru bulduğunu kimse yanlış göremez ve diline dolayamaz. Müslümanlar "işittik ve itaat ettik, işittik ve iman ettik" derler ve teslim olurlar. Biz de bu minval üzere teslim olup inanıyoruz ki Allah'ın Rasulü en doğru olanı yapmıştır. Bu ve benzeri olayları diline dolayanlar hep olmuş, kıyamete kadar da olacaktır. Önemli olan inananların bunlara pirim vermemesidir. Siz bunların yanlışlığını yüz defa ispat etseniz, onlar yüz bir defa itiraz ederler. Çünkü onlar sizin inandıklarınıza sizin inandığınız gibi inanmayan insanlardır.

Mutezile
11-02-2006, 16:04
İktibas Dergisini öncellikle yürekten tebrik ediyorum. İslamın en sağlam
(Sahih - Mütevatır) nakillerini yalan ve tevil ile tersine çalışma azmi hakikatten takdir-e şayandır..

Yazının içinde geçen Ayşe'nin yaşı hesabı Mevlana Şibli imzalıdır (yazıda kaynak yok; sanki hesabı İktibas yapmış).

Mevlana Şibli'nin bu her yerinden çürük iddiasını nakleden kaynakların başlıcaları: Siyer-i Nebi ile Diyanetin ''Hatemü'l-Enbiyasıdır'' (ve diğerleri).. Berki/Keskioğlu ortak çalışması olan bu eserle ilgili bu Topic altında belki 10 defa yorum astım.

Kitaptan sayfa sayfa iktibas ederek. Mesela:

Hatem'ül Enbiya Syafa 216:


Hatem'ül Enbiyadan:'' Alelumum Siyer sahibleri (Peygamberin hayatını aktaran G e n e l l i k l e - tüm Kaynaklar anlamında-MuTeZiLe) Muhammed sav'nin Hz Ayşe'yi 6-7 (aslında 6 dır --Mutezile) yaşındayken Mekkede nikahına aldığını hicretten sonra 9-10 (aslında 9'dur--Mutezile) medinede zifaf bulduğunu yazarlar''


İktibas dergisinin tamamı yalandan oluşan bu yazısını paragraf paragraf çürütmeye değmez. (Ücret mukabilinde ancak değerdi...)


Bir yalanı göstermekle yetinelim şimdilik:


''Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti.''


Bir insanın bu iğrenç iftirayı atabilmesi için demek ''İktibas'' adlı bir paçavrayı neşrediyor olması gerekiyormuş..


İktibasa bir mail at cosmo man: Biri sizin için Yalancı ve Müfteri diyor de.
Mutim'in Nişanı feshettiği YALANMIŞ de.. Hiç bir kaynakta yokmuş de.

Bakalım ne cevap verecekler..

cehhenem
22-05-2006, 02:41
Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur.

*Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir: Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir.

*Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar.

*Bu olayda birkaç yıllık bir yanılma payının olması aklen mümkün iken dokuz yıllık bir yanılmayı akıl asla kabul etmez. Bir insanın yaşının bu kadar önemli olmasının nedeni malum olduğu üzere bir dinin peygamberine uygun olmayan bir işin isnad edilmesidir. Müslümanlar inanırlar ki peygamberler meşruiyetin örneğidir. Onlar bir hata yaparsa Allah onların hatasını düzeltir. Böylece bir dini ilk yaşayan insanın kusursuz olmasını sağlayarak insanlara doğru bir örneklik sunar. Peygamberimizin gerek ailevi ilişkilerinde, gerekse toplumsal olaylarla ilgili düzeltilmesinin Kur’an da örneklerini de görmekteyiz. (Tahrim 1-5, Abese 1-4 ) gibi.

*Ancak bu konuyla ilgili hiçbir uyarı söz konusu değildir. Bu bizim için en temel meşruiyet sebebidir. Eğer böyle bir yanlış yapılmış olsa idi Allah asla ihmal etmez elçisini düzeltirdi. Allah'ın doğru bulduğunu kimse yanlış göremez ve diline dolayamaz. Müslümanlar "işittik ve itaat ettik, işittik ve iman ettik" derler ve teslim olurlar. Biz de bu minval üzere teslim olup inanıyoruz ki Allah'ın Rasulü en doğru olanı yapmıştır. Bu ve benzeri olayları diline dolayanlar hep olmuş, kıyamete kadar da olacaktır. Önemli olan inananların bunlara pirim vermemesidir. Siz bunların yanlışlığını yüz defa ispat etseniz, onlar yüz bir defa itiraz ederler. Çünkü onlar sizin inandıklarınıza sizin inandığınız gibi inanmayan insanlardır.

cehhenem
22-05-2006, 02:54
alıntıdırrrrrr........Sizler kadar saf köylü vatandaş ve kör varmııdır
merak ediyorum, medya TV ler gazeteler çalkalanıyor hala bu vatandai --Yapmışsa-- ifadesini kullanıyor.

Olay açık ve net ortada hadi de bakalım bu Atatürkçü,
cinsel tacizcilee ne diyeceksen merakla bekliyoruz.

Senin gibiler için Erciyes güzel sorular hazıralmış, sende peygambere benzer suçlamalar yöneltiyorsun, bende Erciyesin sorularını alıntılayayım.

"Peygamber sas. pedofilmiydi ?.

Sık sık gündeme gelen ateist iddialarından bir tanesi de peygamberin pedofil olduğu yolunda iddialardır.İslamın güzel yanlarına saldıramayan islam düşmanların peygamberin Hz.Aişe validemizle olan evliliğini gündeme getirerek onun pedofil olduğu iddiasını ileri sürmektedirler. Bu iftirayı yapanlara ben sormak istiyorum.


1-Pedefoili çocuklarla ilgi duymak ve ilişki kurmak gibi cinsi sapmaları olanlara verilen psikolojik addır.Bu iddiada bulunanların iddiaları ne kadar bilimsel.Pedofilinin yaş sınırını nasıl beliyorlar ?.Adet görüp, doğurganlık yeteneğine sahib olan bir kız onlara göre halla fizyolojik olarak çocukluktan çıkmamışımdır.Bu iddialarını hangi tıbbi bilimsel kanıtlarla destekliyorlar ??.Adet gören bayanla ,görmeyen bayanın aynı şekilde çocuk gurubunda değerlendirilmesini bilimsel kabul ediyorlar mı ?.

2-Peygamberimiz sas. efendimiz iftiralarına ve iddialarına göre pedofilse, neden adet görmeden evvel Hz.Aişe validemizle ilişkiye girmedi, nikahında olmasına rağmen.Elinde böyle bir imkan olan pedofilik !!, bir sapığın imkan olmasına rağmen, onunla ilişkiye girmemesini nasıl açıklıyorlar?.

3-Alkole karşı zaafı olan bir insan düşünün masa üstünde içki şişeleri, süt şişeleri, su şişeleri var.Bu alkolik insan önce su şişelerini mi içmeye başlar ?, elbette ki alkol şişelerini içmeye başlar.Peygamber pedofil olsa neden aldığı 13 hanımın Hz.Aişe dışında klanları orta yaşlı ve yaşlı olsun ?.Genç bayanlardan hoşlanan bir insanın
Onun her isteğini yerine getirmeye hazır bir ümmet varken yaşlı bayanları alması sizce bir pedofilik !! sapkının !! yapacağı iş mi?, buna nasıl açıklama getiriyorsunuz.

İkide birde bu konuyu gündeme getirip peygamberimiz efendimize saldıranlar cevaplarınızı çok merak ediyorum?."

pante
22-05-2006, 12:22
Cehennem;
Bu bilgilerin kaynağını da verebilir misin? Yani emin olalım, kalbimiz tam inansın.
Malum İbrahim peygamber bile, yeniden dirilişe tam itikat içinde olabilmek için Allah'tan bunu ispatlamasını istemiş. Biz de bu yazıda, durumu kurtarma amacı değil de, gerçek olduğunu öğrenmek ve kaynaklarını görmek isteriz.
Aksi takdirde sen ve bu tür iddiaları ortaya atanların peygamberlerini gerçek durumuyla sevdiğini ve kabullendiğini değil, kafalarında oluşturdukları hayali niteliklere göre sevdiklerini ve inandıklarını düşüneceğiz. İşini kolaylaştırmak için sorularımı şöyle sıralayayım.

1- Peygamber, Ayşe'ye aşık olarak mı evlenmiştir yoksa mantık evliliği mi yapmıştır?
2- Hangi tarihte evlenmiş, hangi tarihte gerdeğe girmiştir? Kaynağını açıklayarak lütfen..
3- Ayşe ile evlenirken evlimiydi, kimle?
4- Ayşe evlenirken peygamber kaç yaşındaydı? Ayşe kaç yaşındaydı? Kaynağıyla..
5- Hadislere inanıyor musun? Buhari'nin, Müslim'in hadisleri, Taberi'nin bilgileri sence değerli midir? Bu konuda yazdıkları yalan mıdır? Yanlış mıdır? Neden?

cehhenem
25-05-2006, 04:17
Soru : Hz Ayşe (ra.) validemiz, peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşındaydı?

Cevap:

Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice’yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm’a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevde’yi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir’ in kızı Hz.Ayşe’yi istetti.

Hz. Peygamberin bu isteği, vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşe’nin peygamberimizle evlendiği yaşın 17-18 olduğu ortaya çıkar.

Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli’ nin “Asr-ı saadet” kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma’dan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı.” (Hatemü’l enbiya Hz. Muhammed ve hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)

cehhenem
25-05-2006, 04:34
sen sordun ben cevapladım *hadislere inanırmısın demişsin cevap yazayım kuranı kerime kadar inen 3 kitabın da insanlar tarafından da değiştirildiğine göre hadislerinde asılsız kaynakları olabilceğini düşünüyorum. ama ben kuranı kerimi kaynak alarak düşünürsem yanılmam cunku kuranı kerimi allah bunu koruyucusu ve kollayıcısı benim diyor.. *burdan cıkan sonuç şudur yani asıl değiştirilemeyen dünyada tek kitap vardır oda kuranı kerimdir. *yani tüm yazılanlarda yalan da olabilir doğruda olabilri...

ama kesin hükümlülüğü yoktur. * * ama kuranı kerim dunde aynıydı bugunde aynı yarında aynı olacaktır..



sana bir link verecem ve sende bunu araştır yani tevratın nasıl değiştirildiğine şahit ol verdiğim linkte de doğrulunaha bak yani tevrat ta bak gerçektende verilenler tevrattada yazıyormu dıye
*goreceksin ki yazıyor..


ve bunları sonra düşün .

eger allağın kelamı değiştiriliyorsa eğer hadis şerifleri niye değiştirmesinlerki.. *ben bunun ikisinde ayrı bakarsam zıt mantık olur.

ama kur.an kerim farklı onu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez...
http://bayraktarhakki.tripod.com/tevrat2.html


ve bu linki oku sonuna kadar bütün cevapları bulursun saygılar..

cehhenem
25-05-2006, 04:54
ayrıca ben hrıstıyanlar yahudiler ve museviler gibi degilim onlar aslında senın sordugunu onlar yapıyorlar gerceği gordukten sonrada halla inkar ediyorlar işte allah ta beni muslüman olarak yaratmasının buyuk lutfuda burda yanı biz muslumanlar kesinlik le bu böyledir gibi inatlaşmıyoruz bu degişmez *demiyoruz sende bilirsinki bir cok hadis var dır ama hiç bir ilim sahibi bunun hadisi hepsi dogrudur dememiştir hepsi soylediği şudur.

sağlam kaynak niteliği vurgulanır. ve burda da bizim ilim irfan sahiplerimiz kesinlik tir dememiş ve noktayı koymamıştır.


işte burda bizi muslüman yapan en güzel örnektir.

ben hr olsaydım allah korusun. ki beni cevrem hepsi hr tiyandır.

benimle tartışamıyor bile cunku ınatları yuzunden dogruya gelmıyorlar..


kur.an kerim *hepiniz toplanın böye bir kitap getirin diyor ama getiremessiniz diyor

ve şimdi soruyorum bu zamana kadar kur an ı kerim gibi bir kitap yazılabıldımı hayır yazılamadı.

ve düşün bu kadarda düşmanımız ve bilimde uzaya cıkmıs teknolojıde devrım yapmıs duşmanlarımız bıle bu idaya bil boyun egmiş ve bizi inancımızı somurememişler..

şimdi soruyorum ben inanmak ıstediğimemi inanmış oluyorum???????

pante
25-05-2006, 11:13
Cehennem;
Verdiğin link Tevrat'ın nasıl değiştirildiğini açıklamıyor. Tevrat'taki saçmalıkları ve çelişkileri yazıyor. Bunları ve daha detaylı çelişkileri " Hristiyan ve Musevi Arkadaşlara Sorular" başlığı altında yazmıştım.

http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=2408&postdays=0&postorder=asc&&start=45

Ayrıca Tevrat'ı ve İncil tahrif edilmemiştir, Kur'an'da öyle. Hepsinde de aynı oranda çelişki mevcuttur. Birbirlerinden farkı, Kur'an'ın Tanrı sözü olarak yazılması, Tevrat ve İncil'in ise bir tarih kitabı, bir hadis kitabı, bir anı kitabı gibi yazılmış olmasıdır. Tevrat ve incil'in bu özelliği başından beri böyledir. Hz. Muhammed zamanındaki Tevrat ve İncil'de aynı kitaplardır.
Öncesinde değişmiş olsaydı, Kur'an'ın bir itirazı olmalı değil miydi?
Sonrasında değişmiş olamaz. Çünkü Ölüdeniz Kumran mağaralarında 2000 yıllık yazıtlar bulundu ve bugünkü Tevrat'la aynı.
Tahrifat ya da kitapların değiştirilmesi büyük bir yalan. Oh ne ala. Kur'an'a uymadı diye öbürlerine iftira et. Hem de biri de değil. Üçü birden yok edilmiş ve değiştirilmiş. Neden? İslamcıların eline silah vermeyelim. Muhammed'i haklı çıkarmayalım diye öyle mi?
Böyle bir saçma niyet olabilir mi? Müslümanlar, bir yeni din ve peygamber ihtimaline karşı Kur'an'ı değiştirmeye kalkarlar mı?
Bunu yahudilerin kendisi yapmadı ise, başkalarının yapması mümkün mü?
Ya da Hristiyanlar yapmadı ise örneğin Romalıların asıl incil'i yoketmeleri mümkün mü? Hiç bir iz bırakmadan? Bu kadar İncil yazarı Romalıların adamı mı?
Kavranılamayan, Allah'tan geldiğine inanılan kutsal kitapların, Kur'an gibi Allah ağzıyla yazılmış olduğunun sanılmasıdır. Ki Kur'an'da öyle değildir. Hud suresine okumaya başlayınca görürsün öyle olmadığını.

CMKT
25-05-2006, 12:05
)İslâm’a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı.


Ben yapılan o şeyin adının ilk defa islama davet olduğunu duydum şaştım kaldım.Bu yargıya varmamın sebebi sıkmabaş kadınlar toplumda hiç aktif olmamasıdır.Kimi neye davet etsin yada yardım etsin.Anca başka bir işe yarar...Bunun adı islama davet ise galiba göz korkutmak için yapılıyor.Bir düşünün:Ulan müslüman ol yoksa seni islama davet ederim:)Tm tm olduk:)Ben islama bu şekilde davet edilemeyi göze alamıyorum.


Muhammed öldüğünde aişe'nin yaşı 17-18 dir.Ayrıca arap toplumuna bakarsanız 7 yaşında nikahlanmanın islam öncesinde de islam sonrasında da yadurganmayan olağan bir durum olduğunu görürsünüz.Muhammed tipik bir araptır.O da yadırgamamıştır.Arap üç beş kuruş başlık için 7 yaşındaki kızını 70 yaşındaki adamın altına koymakta sakınca görmez.İslamdan önce de böyle idi islamdan sonrada.Muhammed sadece arapları örgütlemiş dağınık topluma bir dsiplin ve dinamik kazandırmıştır.Din olayı tamamen siyasaldır.Koyunlar otlasın diye araya birkaç da yem serpilmiştir.

pante
25-05-2006, 12:44
Cehennem, hadislerin dahi hicretten 200-300 sene sonra yazıldığı için doğruluğu tartışılırken, yüzlerce hadis Ayşe konusunda aynı bilgileri verirken, hiçbir dayanağı, hiçbir kaynağı olmayan biri çıkıp kitabında durumu kurtarmak işgüzarlığıyla Ayşe'yi evlenirken 17-18 yaşındaydı diye yazıyor. Sen de bunu kaynak diye önümüze getiriyorsun. Biraz ayıp olmuyor mu?

İslami yasaların oluşumunda ve dinin biçimlendirilişinde gerek peygamberin zamanında gerekse sonrasında halife Ömer'in etkisi büyüktür. Kadın, cinsellik, kıskançlık, namus, örtünme ve zina konularında alınan kararlarda imzası olmasa da öneriler Ömer'e aittir. Ömer'in, kadınlara karşı insafsız, acımasız bir yaklaşımı vardır. Kız çocuklarının diri diri gömülmesi iddiası abartı olsa dahi, Ömer gibi insanlar için doğru bir sözdür. O, kadını, kızı erkeğin namusuna, şerefine bir tehlike bir risk olarak görür. Kadını, kızı ya baş göz edip gözden çıkarmayı, ya da gözünün yaşına bakmayıp göz açtırmamayı düşünen bir yapıdadır. Döneminin namus mücahidi olarak bu uğurda büyük mücadeleler vermiştir. Mücadelesi, peygamberin hanımlarını takip edecek ve onlara müdahale edecek boyutlara ulaşmıştır. Tuvalet ihtiyacını karşılamak üzere dışarı çıkan peygamberin hanımının önünü kesip, " Seni tanımadığımı zannetme" diyerek evine geri çevirmesi bunun kanıtıdır.
3 yaşındaki kızını gözünü kırpmadan diri diri gömdüğü rivayeti doğru ise eğer, ayetin de bu rivayet üzerine gelmiş olması kuvvetle muhtemeldir.
Kızı Hafsa'yı dul kalmasın diye önce Ebubekir ve Osman'a teklif etmesi, reddedilince peygambere teklifi yapısı hakkında fikir vermektedir. Teklif ettiği kişiler kim olursa olsun, öz kızını evli yoldaşlarına sunması ne derece yakışık almaktadır, varın siz düşünün.

13-07-2006, 12:50
inkarcıların serrişte ettikleri bi diğer hususta HZ. AYŞE dir .onun bu konudan nereye varılmak istendiği ve peygamberi nasıl göstermeye çalıştıklarını bildiğim için yazmak ihtiyacı hissttim .

Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice’yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm’a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevdeyi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekirin kızı Hz.Ayşe’yi istetti.

Hz. Peygamberin bu isteği vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşenin peygamberimizle evlendiği yaşın 17-18 olduğu ortaya çıkar.

Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli’ ninAsr-ı saadet” kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esmadan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı. hani biliyosunuz bari bunlarıda bilin .iy günlerr..

istavrit
13-07-2006, 13:16
tarihi gercekleri degistirme telasimi, yoksa vicdaninizi sabunlama girisimi mi?

islam tarihcileri tarafindan 1400 yil boyunca kabul goren bu gercegi safsatalar temizlemeye yetmez...

bu ayibi temizleyemezsiniz...
muhammedin uckuru sizi daha cok utandirir..

13-07-2006, 13:26
beni atılan iftiralar utandırmak da veyahut hadis kriterleri acısından zayıf olan hadislere bu kadar sahip çıkılıp aksini anlatan hadislerin yok sayılması bir haksızlık olarak gördüğümden dolayı sıkmakta

M.onur
13-07-2006, 13:52
6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937); Nesai, Nikah 29, (6, 82).

5303 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında bebeklerle oynardım. Arkadaşlarım (da oynamak için) yanıma gelirlerdi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (eve gelince, utanarak) saklanırlardı. Ama Aleyhissalâtu vesselâm onları tekrar bana gönderirdi. Beraber oynamaya devam ederdik."
Buhârî, Edeb 81; Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 81, (2440); Ebu Dâvud, Edeb 62, (4931, 4932).

Al sana kütüb-i sitteden 3 tane sahih hadis. Bunları zayıf hadis kabul diyorsun öylemi? Aferin sana.

Uyduruk bir rivayeti kaynak gösterip 3 büyük hadis hadis kitabında yeralan bu hadisleri zayıf kabul etmen İslamiyetten bihaber olduğunu gösteriyor.

Harun Yahya sitelerinde yazan herşeyi din belleme. Birde Fethullah Hoca Aişenin kadınlık yaşı için ne diyor onu görelim.

Hz. Aişe validemiz, bir peygamber hanımı, Hz. Ebubekir'in pâkize kızı ve müminlerin anası olmasına rağmen ahiretteki hesap endişesiyle ağlamaktadır. O, Efendimiz (sav) ahirete irtihal buyurduklarında daha yirmi küsür yaşlarındaydı: 8–9 yaşlarında iken kadınlık alemine bir mürşide ve bir muallime olarak İnsanlığın İftihar Tablosu'nun saadet hanesine girmiş ve vahyin sağanak sağanak boşaldığı bir hanede kendini bulmuş

13-07-2006, 13:58
hadislerin doğruluğundan demek şüpheniz yok o zaman diğer konulardada söz gelimi cihad la ilgili konularda da bu tavrınızı sergilersiniz demi.i. arsel gibi koskaca konunun içinmden bir iki hadis alıp diğerlerini atmayın olurmu

13-07-2006, 14:07
Hz. Aişe validemizden yapılan bir rivayet :
"Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)" Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir. Hz.Aişe validemiz bu sure ve ayetleri net olarak hatırladığına göre yukarıdaki iddianın doğru olması mümkün değildir.Olayları ayrıntılarıyla hatırlayabilmek ve sokakta oynayan bir çocuk olması için en az beş veya altı yaşında(veya daha büyük) olması gerekir. Kamer suresi Mekke devrinin dördüncü yılında indiğine göre dördüncü yılda beş-altı yaşında olması gerekmektedir.Ayrıca Kız kardeşi Esma ; Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir. Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür. Hz. Ebu Bekir (r.a) kızı Esma ve oğlu Abdullah Abdul Uzza’nın kızı Kayleden, Hz. Aişe ile Abdurrahman ise Ümm-i Rümandan doğmuşlardır. Hz. Esma yüz yaşında ve hicri 73. yılda öldüğüne göre hicret esnasında 27 yaşında olması gerekir. Bundan on yaş küçük olan kardeşi Hz. Aişe validemizin de 17 yaşında olması gerekir ki bu da aşağı yukarı Buhari de Hz. Aişe’nin kendi hadisindeki ifadeye uygun düşmektedir.Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur.

* *Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir: Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir. Yani değil Hz. Resulle nişanlanıp bir yıl sonra evlenmesi , daha önce evlenecek çağa gelmişti, nişanlandı , zamanla İslam tebliği yayılınca Hz. Ebu Bekir'in Müslüman olması bu işi bozdu...Daha sonra da Hz. Resul onunla nişanlanıp bir yıl sonra da evlenmişti...Sıcak ülkelerde çocukların erken gelişip, olgunlaştığı düşünülünce - Günümüzde bile Mısır'da *ilkokul birinci sınıfa giden kızlar ergenlik çağına girdiği - yani Mısır'daki 8 yaşındaki bir kız , Türkiye'deki 12-13 yaşındaki bir kız olgunluğuna gelip ; daha önce olgunlaşıp, daha önce yaşlandığı - düşünülürse *17 -18 yaşındaki bir kızın arabistandaki *normal görüntü ve evlilik yaşı haliyle *gelmiş bir *yaş olduğu rahatlıkla kabul edilmelidir!Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar...Sahihi Buhârîye göre, Hazreti Âişe, Kur'anın Mekkeli âyetleri gelirken oyun çağındaydı. Bu yaştayken, kendisi «Kamer» Sûresinin nazil olduğunu söylüyor. Kur'arun 54 üncü Kamer sûresi, Mekkeli sûrelerdendir. Bu sırada Rasûl-i Ekrem «Erkam»ın evinde bulunuyordu. Rasûl-i Ekrem, Hicretin ilk senesi Hazreti Âişe ile evlendi. «Bakare» ve «Nisa» sûreleri vahyolunurken, Hazreti Âişe, Rasûl-i Ekremin zevcesi bulunuyordu. «Bakare» sûresi, Medine devrinin ilk zamanlarında. nazil olmuştu.

Mişkât sahibi der ki: Hazreti Âişenin hemşiresi Esma, Hicret esnasında 27 yaşında idi. Aişeden on yaş büyüktü. Hazreti Aişe de, Esmadan on yaş küçük olduğuna göre, Hicrette onyedi yaşındaydı: (Asrı Scâdet, C: 2, S: 1010.)Rasül-i Ekremle evlendiği zaman, 18 yaşında bulunuyordu.Hazreti Âişenin altı yaşında nişanlandığı, dokuz yaşında nikahlandığı hakkındaki rivayetler doğru değildir, tarihî hakikitlere aykırıdır.Hz. Aişenin ablası Esma, ondan yaklaşık 10 yaş büyüktü. Hz. Aişe evlendiğinde Hz. Esma'nın yaklaşık 30 yaşında olduğu rivayet ediliyor. Buradan Hz. Aişenin evlendiğinde 18-20 yaşlarında olduğu sonucuna varılmaktadır.Batıyla ilgili forumun 'toplum' kategorisindeki 'Başörtüsü, İdeolojiler, Çözümler' ve 'Demokrasimize Çifte Saldırı' başlıklarındaki tartışma izlenebilir.18 yaşı ise Arabistan bölgesindeki ortamda kız çocukların daha çabuk ergenlik çağına vardıkları göz önünde bulundurulduğunda, çok erken bir evlilik yaşı olarak asla değerlendirilemez. Bugünkü ortamlar için de 18 yaşı erken sayılmamaktadır.
ee hocam hemen susmayın tadı çıkmıyo sizde olmazsanız ben kimlerle bilgi alışverişinde bulunacamki

M.onur
13-07-2006, 14:12
Ben senle Turan Dursunu ya da İlhan arseli tartışmıyorum. Onlara laf söyleyen sensin. Onları yalancı ve iftiracı olarak gösterende sensin. Bir sürü sahih hadis varken ve hatta bunlar yüzyıllarca fıkıha konu olmuşken, uyduruk bir rivayeti gelip kaynak diye verende sensin.

Bir Müslüman olarak bunu kabul edip savunmaya bak. Kabul etmiyorum dersen ya cahillikle ya da sahtekarlıkla suçlanırsın.

13-07-2006, 14:20
Bir sürü sahih hadis varken ve hatta bunlar yüzyıllarca fıkıha konu olmuşken, uyduruk bir rivayeti gelip kaynak diye verende sensin
ÇOK GÜZEL BİRŞEY İFADE ETTİNİZ HOCAM YUKARIDAKİ SÖZÜNÜZ İLHAM VERİCİ

13-07-2006, 14:30
Kemal arkadaş Burdaki konu eğer Ayşenin yaşının büyük olduğunu iddia ediyorsan peki hadi senin dediğin olsun. Şimdi Ayşe 17 olsun hadi bir yaşda ben ilave edeyim 18 olsun. Tamammı. Gelelim Muhammed'in ayşeden önce Sevde varken belki başkalarıda vardır her neyse. Ayşe ile senin söylediğin yaşta *evlenmesinin Esas anlamını söyleyebilirmisiniz. Ben İddi ediyorumki Muhammed Şeyinin keyfi için evlenmiştir hemde subyancılık yapacak kadar *Lütfen inancını bir kenara bırakarar düşün. Şimdi bir örnek verelim. Diyelimki yarın bir gazetenin manşetinde veya TV yayınlarında veya SMS ile cep telefonumuza şöyle bir mesaj geldiğini var sayalım. Mesaj içeriği söyle olsun.' Afrikada 50 li yaşlarda olan Bir Din adamı inancını yaymak için 9-10 yaşlarında bir kız çocuğuyla evleniyor ' Şimdi bu haberin karşısında hangi inaç veya *görüş veya düşünce bu olayı hoş görü ile karşılar.Ne derler bu durumda o insan için. Ben O insan için ne söyleyeceklerini burada telefuz edemiyorum.. Din bir Şeytandır aslında Şeytanı kedisi yaratan din bir gün mutlaka YOK olacak ve insanlık ancak O zaman İNSAN olacaktır. DİN lerin kurucuları olan biz insanlar kendi yalanımızın kurbanıyız maalesef..İyi düşün Kemal. sağlıcakla ..

13-07-2006, 15:05
hocam öncelikle gercekten aydınlatıcı bilgilerinizden dolayı tşk ediyorum . ama şimdi bir toplumu baska bitoplumla hele özellike bu kadar asır farkı varken evlilik anlayışlarını nasıl kıyasladınız o topraklar çok sıcak olduğu ve insanları tez geliştiği için erken evlendiriliyorlardı zaten doğrusuda bu neyani 20 yaşında gösteren *bikız aslında 15 yasındaysa ve kadınlığa adım atmış sa niçin evlendirilmesinki gelelim sevde meselesine önceden de araştırmıştım şimdide tekrar baktım sevde çok yaşlı bi kadın onla evenmesinin gayesi ise ancak şu olabilir bilirsiniz hocam eşi sekran hastalanıp vefat ettiğinde o çocuklarıyla kimsesiz kaldı *İbni Sa'd, Tabakât 8/52-53; Müsned, 6/211 *ve 55 yaslarındaydı erken gelişen kızların 55 yasındaki hali nasıl olur . hocam şimdi neyani güzelliğinden dolayımı aldı peygamber onu yoksa çocuklarıyla ortada kalmış bir kadını alarak o zamanki müminlerede güzel bir örnekmi oldu eğer böyle yapmayıp gizliden gizliye ona yardım götürseydi ozaman adı çıkmazmıydı. valla ben böyle düşündümhocam

13-07-2006, 16:40
Kemal Arkadaş T.Dursun'un kitaplarını okumuş iseniz burada Sevde çokyaşlı bir kadın değildir. Sende çok iyi biliyorsunki Peygamber Kadınlara karşı iştahlı biridir. yani bu da doğal bir durumdur. Bizim konumuzun özünde Peygamberler ,Firavunlar, Krallar, Padişahlar,Kontlar,İmparatorlar, Padişahlar vb gibi sırf kendi zevklerini düşünen bu aşağılık yaratıkların ne denli Aşağılık bir yapıda olduklarını göstermeye çalışmaktayız.Önemli olan budur. Lütfen iyi düşünün Bir laf vardır ''Sen ağa ben ağa kim ineği sağa'' diye işte özünde bu yatıyor Peygabnerlerin ,padişahların vs. Neden. iyi düşün. Padişahın haremindeki kadınlar kimin, yada Peygamber in Cariyeleri kadınları kimin kadınları. senin benim değilmi. Bunlar gönül rızası ile giderlermi yaşlı gaddar veya buna benzer çirkin nefisleri olan bir erkeğin kucağına. Tabiki gitmezler.. Uzun konu siz ÇOK daha Korkusuzca Dİn i araştırın Lütfen Korkmayın Çünkü sizi yargılayacak ,sorgulayacak, cezalandıracak bir tanrı yoktur olsaydı beni veya biz gibi düşünenleri cezalandırdı..görüşürüz. hoşça kal.

liopleurodon
13-07-2006, 17:02
İnsanlar tez gelişmezler. 18 Yaşında evlilik filan hoşgörülebilir vs. ama, bu yanlıştır. sorun sadece biyolojik insan olmayışımızdan kaynaklanır. Bizim bir sosyal ve psikolojik yönümüz vardır ekstra olarak.

Ayşenin yaşı şudur, budur.. Bu çok önemli değil. Ama 18 yaşında olsa bile ilerde yaptıklarından onun kişilik olarak 50 yaşında bir adamın altına çekilmiş olmasının yarattığı sonuçları görebiliyoruz. Ayşe'nin gerek muhammedin, gerekse sonraki dönem müslümanlarının nasıl başına bela olduğunu da biliyoruz. Muhammed, işin içinden sıyrılmak için ayşe masumdur diye ayet bile uydurmak zorunda kalmıştır netekim..

Ebu seleme anlatıyor : � Aişe �nin yanına girmiştim. Yanımda Aişe�nin süt kardeşi vardı. Kendisine, Resûlullah'ın cenâbetten nasıl yıkandığını sorduk. Bir sa� miktarında bir kap getirtti ve onunla yıkandı. Aişe ile aramızda bir perde vardı. (Yıkanırken) üzerine üç kere su döktü ve dedi ki: �Resulullah'ın zevceleri, saçları kulak memesi civarında olması için saçlarının başlarını alırlardı.� (K.S. 3760 C.10 S.542 Akçağ-1990, alıntıları; Buhari, Gusl 2, Müslim Hayz 41,42, (319-320); Muvatta, Tahâret 68, (1,44,45); Ebu Dâvud, Tahâret 97, (238); Nesâi, Tahâret 144, (1,127) )

"Ayşe kendisine gelen 2 erkeğe nasıl cünüp olunacağını da uygulamalı olarak göstermiş midir ?" şeklinde zurnanın zort dediği bir soru sorarsanız valla ben bilmem, ne sonuç alırdınız?

İşte anlayan bu vaka bile, neyin ne olduğunu anlatır. Dahası, Ayşenin "Hayız olduğumuzda gelir, memelerimizle ilgilenirdi" vs. gibi hadisleri de çoktur..

Bu böyledir, böyle bilinmelidir. Bir kız, 20 yaşında gösteriyor diye koca altına atılmaz. Beyinsel gelişim, biyolojik gelişimden bağımsızdır. Cinsel tecrübe ile, ana olmak, evin anası olmak arasında çok fark vardır..

13-07-2006, 17:12
arkadşım eğer peygamberi farklı kaynaklardan okumuşsan ki okuduğunu sanıyorum onu krallarla kontlarla firavunlarla bir tutamazsın bu ancak senin zihninde canlandırdığın fakat hakikatten tamamen kopuk bir hayal.
burdan alarak toplum içindeki sınıf ayrımınagelirsek kendimi bildim bileli karşıyım belkide bana en çok acı veren insanların bu durumu bu yüzden bir zamanlar koministtim deli gibi savunuyodum ama dünyanın gelmiş olduğu şu son nokta benim düşüncelerimin bir ütopya olduğunu çok acı bişekilde banahatırlattı diyebilirim.ben inanıyosam bunu bütün dünyaya haykırmak isterim birşey biliyosam eğer ve doğru olduğunada inanıyosam(ki islamiyetin BENCE öyle olduğuna inanıyorum)onu baskalarınında bilmesi benim için çok önemli ne bileyim işte karakterim bu
tavsiyelerinize uyup daha çok araştıracağım teşekkürler

13-07-2006, 17:14
Hadis No : 5597
Ravi: Aişe
Tanım: Resulullah (sav), ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Haris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü, (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Ruman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensardan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, [kuşluk vakti aniden] Resulullah (sav)('ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim. *
Kaynak: Buhari, Nikah 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Davud, Nikah 34, (2121), Edeb 63, (4 *

Hadis No : 5603
Ravi: Enes
Tanım: Resulullah (sav) Hayber'e geldi. Allah kaleyi fethetmeyi müyesser kılınca, kendisine Safiyye Bintu Huyey İbni Ahtab'ın güzelliğinden bahsedildi. Safiyye'nin kocası savaş sırasında öldürülmüştü. Kadın daha yeni evlenmişti. Aleyhissalatu vesselam, ganimetten pay olarak kendisine onu seçti. Oradan Safiyye ile birlikte çıktılar. Revha nam mevkiye geldiler. Aleyhissalatu vesselam orada gerdek yaptı. Sonra küçük bir yaygı içerisinde has (denen hurma, yağ ve keş'ten mamul bir yemek) hazırladı. Sonra bana: "Etrafındakileri çağır!" buyurdu. Bu, Resulullah (sav)'ın Safıyye için verdiği düğün yemeği idi. Sonra oradan Medine'ye hareket ettik. Resulullah (sav) Safiyye için, bineğinin terkisine bir örtü seriyordu. Sonra devesinin yanıda çömelip dizini dayadı. Safiyye (ra), dizine basarak deveye bindi. *
Kaynak: Buhari, Salat 12, Ezan 6, Salatu'l-Havf 6, Cihad 102, 130, Menakıb 27, Megazi 38; Müslim, Nikah 464


Hadis No : 5604
Ravi: Aişe
Tanım: Beni'l-Mustalik'ten Cüveyriye Bintu'l-Haris, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas (ra)'ın hissesine düşmüştü [esaretten kurtulmak için mukatebe anlaşması yapti]. O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukatebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resulullah (sav)'a geldi. Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resulullah'ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından koktum). Resulullah (sav)'ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım. "Ey Allah'ın Resulü dedi. Ben Haris'in kızı Cüveyriye'yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sabit İbnu Kays'ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukatebe yaptım. Size, mukatebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resulullah: "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi. "Senin yerine mukatebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. [Bunun üzerine. Sabit İbnu Kays'a adam göndererek Cüveyriye'yi ondan talep etti. Sabit: "O senindir, ey Allah'ın Resulü! Annem babam sana feda olsun!" dedi. Aleyhissalatu vesselam mukatebe ücretini hemen ödedi. Cüveyriye'yi azad edip evlendi. Halk, Resulullah (sav)'ın Cüveyriye ile evlendiğini işitince ellerindeki esirleri salip azad ettiler ve "Bunlar Resulullah (sav)'ın artık akrabalarıdır (esir olarak tutulamazlar)!" dediler. Hz. Aişe devamla der ki: "Kavmine ondan daha hayırlı bir kadın görmedik; onun sebebiyle Beni Mustalik'ten yüz aile halkı azad olundu." *
Kaynak: Ebu Davud, Itk 2, (3931)

Sevgili Kemal,
Bu hadislere ne diyeceğini merak ediyorum.Bak bakalım bu son iki hadiste peygamberin evliliklerinin gerekçesi neymiş.Bu hadisler de kaynak olarak Kütüb-i sitteden alınmıştır.Küçük yaşta evliliği normal görüyorsun.Bu Ayşe 9 yaşındaki bir kız çocuğudur.Vucut olarak gelişmiş olsa dahi ruhen çocuktur.Evlendiği kişi ise 50 li yaşlarda.Akıl vicdan sahibi bir kişi nasıl bu evliliği onaylıyor.Bu nasıl anlayıştır.Peygamberin bu yanlışını sırf peygamberliğinden dolayı onaylamak hangi vicdana sığmaktadır.Ne olursun biraz mantıklı düşünün birazcık dürüsr olun.Bu çok mu zor Kemal arkadaşım...

13-07-2006, 17:22
birbilgi görüşlerimle ters düşse dahi onu kabul ederim aydınlatıcı bilgilerinizden dolayı teşekkürler

13-07-2006, 18:00
Kemal arkadaş, senin bu yazdıklarını daha evvel de forumda birkaç kişi yazmıştı ama hadislerin ravilerini ve raviyi aktaran yazarı bildiremediler. Takdir edersin ki raviyi ve raviyi yazan kişi bildirilmedikçe yapılmaya çalışılan açıklamalar desteksiz kalır. Sahih kabul edilemez. Bizim iddialarımızın dayanakları Buhari, Müslim ve Ebu Davud. Üçü de İslam dünyasının en ünlü hadisçileri. Hadislerin ravisi de bilakis Aişe'nin kendisi!

Şimdi sizin aşağıdaki yazılarınızın dayanaklarını irdelemeniz, açıklamanız gerekiyor. Mesela "Buhari 1.cilt Telifil Kuran bahs"ni kaynak göstermişiniz. Bu rivayet Buhari tarafından sahih hadisler arasına giriyorsa E's Sahih'e girmiş olmalı. Bunun numarasını bize vermek durumundasınız inandırıcılığınız için. Aynı şekilde "Asrı Saadet C:2 s: 1010" şeklinde verdiğiniz kaynağın hiç bir geçerliliği yoktur. Önemli olan "Asrı Saadet" adlı kitabın yazarının bu rivayeti hangi hadisçiden aldığıdır. Aynı Turan Dursun gibi bize raviyi ve hadisçiyi numarasına kadar bildirmeniz gerekirdi. Yani kaynağın özünü bize bildirmeniz gerekiyor, aynı yukarıda M. Onur arkadaşımızın mavi yazılarla yazdığı gibi.

Bu bağlamda aşağıdaki yazılarınızı yukarıda belirttiğim şekilde kaynaklandırmanızı bekliyorum:

[quote:c86084c682="Kemal"] Hz. Aişe validemizden yapılan bir rivayet :
"Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)"[/quote:c86084c682]
[quote:c86084c682="Kemal"]Mişkât sahibi der ki: Hazreti Âişenin hemşiresi Esma, Hicret esnasında 27 yaşında idi. Aişeden on yaş büyüktü. Hazreti Aişe de, Esmadan on yaş küçük olduğuna göre, Hicrette onyedi yaşındaydı: (Asrı Scâdet, C: 2, S: 1010.)[/quote:c86084c682][quote:c86084c682="Kemal"]
*Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir: Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İ[/quote:c86084c682]

13-07-2006, 18:10
kardeşim eğer kafam dan uydurduğumu söylüyosan git ahabak hem bulamazsan bewnimde yalanımı ortaya çıkarmış olursun ama bulursan özür dilemene falan gerek yok hadi kolay gelsin

13-07-2006, 18:23
Kafandan uydurdun demiyorum ancak belirttiğin kaynakların İslam dünyasında kabul edilir düzeyde olması gerekiyor.

ESLEMTU
13-07-2006, 21:14
İstavrit edepsiz olduğunu biliyorum..Ama bir insan gibi munazara yapmayı öğren..

ESLEMTU
13-07-2006, 21:22
Cem,Hadislerin herhalde bu hadis kitaplarında bulunması onların sahih olamsını gerektirmiyor.bilmiyorum cerh ve tadil ilmi diye birşey duydun mu?Hz.Aişenin kendisi bile bazı hadisleri cerh ve tadile tabi tutmuştur..Uğursuzluk hadisinde mesela.Kadın,köpek gibi hadisler..Uğursuzluk Kur'an'da red edilmiştir..Buna dayanarak hadisi cerh edtmiştir..Yani gönlümüze gönderirken,hadisleri süzgeçten gönderiyoruz.Çünkü,sonradan Müslüman olan çoğu Yahudi uyruklu kardeşlerimiz bilerek veya bilmeyerek,kendi hikayelerinide gerçeklere karıştırdılar..Haids ilimlerini bilmeden ezbere konuşlmak şu hadis bu hadis demek doğru değildir..Kur'an'a,akla,az suça çok,çok suça az cezalar içeren hadisler,hadis kabul edilmemiştir..

14-07-2006, 04:46
Kemal,
Galiba bir yanlış anlaşılma oldu. Onun için o mesajları sildim. Bundan haberin olsun. Sen böyle hızlı girince ve sorulara yanıt vermeyince öyle bir değerlendirme yapmıştım. Mademki başlık açıyorsun. Başlıklarına sahip çıkacaksın. Tabi sen çok başlık açarak hata yaptın. Hangisine yetişeceksin. İşte yaşam bir deneyimdir. Bu basit bir örnek. Önemli olan bundan ders çıkarmak. Seviyeli tartışman için de bir yönetici olarak teşekkür ediyorum. Unutma ki farklı düşüncelerde olsak bile sonuç olarak insanız. İnsana saygı ve sevgi bu sitenin temel kuralıdır. Sevgiyle kal...

istavrit
14-07-2006, 07:26
eslemtu,

konu muhammedin cinsel, ve ozel hayati olunca size daral geliyor,
hic olmazsa bu konu acildiginda "edep" lafini *kullanmayin...

bir kisim muslumanlar bunu kabul ediyor, yorum bile yapmiyor..bir kisim mi ise sicak ulkelerde 9 yasindaki kizlarin bulug oldugunu savunuyor yemezlerse yok esasinda 9 degil 17 yasindaydi konumunu aliyorlar...

arap yarimadasi sogukmudur simdilerde 9 yasinda kizlarla evlenilmiyor..oysa peygamberin yaptiklarini yapmak *sunnet degilmi...
gidin 9 yasinda kizlarla evlenin...kizlarinizida 50 yasindaki adamlara verin ve "edep"li yasayin...

burada tartisilan benim edep'im degil, muhammedin "edepsizligi"
sizler muhammedi savunurken kendi "edep" anlayisinizida ortaya koymus oluyorsunuz..

ne igrenc bir dindirki bu peygamberi 9 yasinda kizla gerdege girer,evlatliginin karisi ile evlenir, onlarca kadin alir harem kurar kullarinada tomurcuk goguslu kizlar vaad eder..ve ona tanri gibi inananlarda edep,ahlak,fazilet namus diye burada ahkam keserler...

sizi gidi edepli edepsizler!

deli_cevat
14-07-2006, 07:33
bu bir bu konuda değilki her konuda böyle aklın avukatlığını yapıyo meninin sırt ile göğüs kafesi arasından geldiğini söylüyo

ulas1
14-07-2006, 09:57
Aşağıdaki yazı ve sahih hadisler hiçbir yorum yapılmadan, tamamen İslami kaynaklardan alınmıştır.

Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422) ,demek ki 3 yıl beklenilmiş).Bunun üzerine, islam hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor ve "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çagda sayılır) deniyor. Ve de bu nedenle, bir erkeğin 9 yaşındaki bır kızla evlenebileceğini bildiriyor bır fıkıh hükmü olarak(Bkz:Muhammed Ali

Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788).

M. Sofuoğlu (Cilt 4, Syf - 318,319)
Sahih-i Müslim ve Tercümesi

Babanın Küçük Bakire Kızı Evlendirmesi Babı

1422…….: Aişe şöyle dedi: Ben altı yaşımda iken Resulullah beni (nişan) akdi yaptı. (Üç yıl sonra) ben dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi. Aişe dedi ki: Biz Medine’ye geldik. Akabinde ben bir ay sıtmaya tutuldum, hummanın şiddetinden saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulunca) saçım gürleşti ve omuzlarıma kadar uzadı. Bir kere ben arkadaşlarımla beraber bir salıncak üzerinde oynarken annem Ummu Ruman bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Benden ne isteyeceğini bilmiyordum. Annem elimden tuttu sonunda beni evin kapısı önünde durdurdu. Bende yorgunluktan dolayı “heh, heh” diyerek kaba kaba soluyordum. Nihayet derin derin soluyuşum geçti. Sonra beni eve soktu. Evde Ensar’dan birtakım kadınlarla karşılaştım. Bu kadınlar: Hayır ve bereket üzere, en hayırlı kısmete dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Onlar da başımı yıkadılar ve üstümü başımı düzelttiler. Duha vaktinde Resulullah’ı habersizce görmekten başka beni hiçbir şey heyecanlandırmadı. Akabinde Ensar kadınları beni Resulullah’a teslim ettiler.
Aişe: Peygamber beni altı yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi demiştir.

Ma’mer, Zuhri’den, o da Urve’den, o da Aişe’den haber verdi ki: Peygamber Aişe’yi yedi yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında ve oyuncakları beraber iken de evlendi ve nihayet Aişe on sekiz yaşında bulunduğu sırada Resulullah vefat etti.

Aişe şöyle demiştir: Resulullah Aişe’yi altı yaşında iken akid yaptı. Aişe dokuz yaşında bir kız iken Resulullah’ın evine gidip zifaf oldu. On sekizlik bir kadın iken de Resulullah vefat etti.

6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."
Müslim, Nikah 73, (1423);
Tirmizi, Nikah 9, (1093);
Nesai, Nikah 77, (6, 130).

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."
Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61;
Müslim, Nikah 69, (1422);
Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937);
Nesai, Nikah 29, (6, 82).

5574 - Urve merhum, Hz. Aişe radıyallahu anhâ'dan şunu nakletmiştir: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm bana dedi ki: "Rüyamda sen bana üç gece gösterildin: Melek seni bana bir ipek parçası içerisinde getirdi ve "Bu senin zevcendir, aç onu!" dedi. Ben de açtım, içindeki sendin. Ben: "Bu rüya Allah katından ise, onu gerçekleştirecektir" dedim."
Buhari, Nikâh 9, 35, Ta'bîr 20, 21;
Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 79;
Tirmizi, Menakıb (3875).

4448 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hanımlarından hiçbirine, Hz. Hatice radıyallahu anha'ya karşı duyduğum kıskançlığı hiç duymadım. Halbuki onu hiç görmüşlüğüm de yok. Ancak, Aleyhissalatu vesselam onun yâdını çok yapardı. Ne zaman bir koyun kesip parçalara ayırsa Hatice'nin dostlarına da gönderirdi. Bazan ona: "Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok!" derdim de bana: "(Onun gibisi var mıydı, o şöyleydi, o böyleydi..! (Öbür kadınlar beni çocuktan mahrum ederken) benim çocuklarım ondan oldu" diye karşılık verirdi. (Hz. Aişe derki: İçinden " Bir daha Hatice hakkında kötü söz söylemeyeceğim" dedim)." Hz. Aişe devamla der ki: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hatice'den üç yıl sonra benimle evlendi."
Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Nikah 108, Edeb 73, Tevhid 32;
Müslim, Fezailu's-Sahabe 73, 74, 77, 78, (2434, 2435, 2436, 2437);
Tirmizi, Menakıb, (3885, 3886).

6577 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında iken bebeklerimle oynardım. Aleyhissalatu vesselam da benim kız arkadaşlarımı bana gönderirdi. Arkadaşlarımla beraber oynardık."

5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."
Müslim, Nikah 73, (1423);
Tirmizi, Nikah 9, (1093);
Nesai, Nikah 77, (6, 130).

6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"

6547 - Ebu Saidi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha'yı, elli dirhem değerinde ev eşyası mukabilinde nikahladı."

14- Aişe(rah)anlatıyor;
‘’Resullah ‘ın yanında kızlarla oynuyordum ,benimle birlikte oynayan arkadaşlarım vardı.Resullah (s.a.) eve girdiği zaman onlar gizlenirlerdi. Kendisi evde olmadığı zaman – onları bana gönderir,benimle oynarlardı..’’204

Rhazes
17-07-2006, 18:34
Müslümanları zor durumda bırakan bir konuyla ilgili, mesela bu konuda olduğu gibi Ayşe'nin Muhammed'le çocuk yaşta gerdeğe girmesi meselesinde ortaya kaynak olarak hadisler sürüldüğü zaman genellikle yapılan itirazlardan biri de hadislerin ne derece sahih olduğuyla ilgili. Bu elbette mutlaka incelenmesi gereken bir durum. Ancak müslüman arkadaşların dikkate alması gereken hususlar da var.

-Hadislerin hepsi İslam dünyasınca en sağlam olarak kabul edilmiş hadis kitaplarından, Kütüb-i Sitte'den alınmış. Şimdi biz hadis ilminde otorite olmayabiliriz. Ama Buhari, Müslim, Tirmizi gibi en meşhur hadis imamları bu hadislere sahih diyerek sahih adı altında derledikleri kitaplarına almışlar. Siz eğer bu hadislerin gerçekdışı olduğunu ileri sürüyorsanız, bu meşhur hadis otoritelerine karşı çıkıyorsunuz demektir. Bunu ne hakla, hangi otoriteye dayanarak yapıyorsunuz? Bizler cerh ve tadil ilmini, usul-ü hadis ilmini okumuş olsak ne çıkar, okumamış olsak ne çıkar? Biz İslami hiyerarşi altında değiliz ama sizler altındasınız. Öyle işinize geldiği gibi yetkiniz olmayan alanlarda ictihad yapamazsınız, büyük hadis imamlarının sahih dediği hadislere mevzu diyemezsiniz. Deseniz bile en azından o imamların çapında olan otoritelerden delil getirmek durumundasınız.

-Ayşe'nin gerdeğe girme yaşının 17-18 olduğunu farz etsek bile İslam şeriatının ilkelliğini gidermeye yine de yetmez. İslam'da hiçbir fıkıh alimi, mezhep ya da ekol evlilikle ilgili bir alt sınır yaşı getirmemiştir. Şeriata göre yeni doğmuş kız bebeği bile babası, dedesi yaşındaki adamla evlendirebilir. Bu kız bu evliliğe, babası tarafından yapıldığı için, büyüyünce itiraz edemez. Daha yeni adet görmeye başlamış olmasına rağmen, evlendirildiği adamın yatağına girmek zorundadır. Eğer bu evliliği tanımayacak ve bir başka erkekle yatacak olursa taşlanarak öldürülecektir. Bütün bu hususları istediğiniz fıkıh kaynağından kontrol edebilirsiniz. Bu rezil ve iğrenç düzen kadınlarla ilgili en baskıcı hükümleri getirirken, oruçlu iken ölüyle cinsel ilişki kuranlarla ilgili olarak bile fetvalar naklederken, her nedense sübyancılığa kapı aralar. Hiçbir fıkıh kitabında az önce bahsettiğim örnekte olduğu gibi daha adet görmeye bile başlamamış karısıyla(!) yatıp ona zarar veren adama verilecek cezayla ilgili bir hükme rastlamadım.

retrogamer
17-07-2006, 18:47
dine ve peygambere camur atmak icin bekleyenlerin sanki ellerinde kureys kabilesi nufus dairesinin kayitlari varmiscasina, 6 yasinda soz kesti, 9 yasina izdivac etti diye bidi bidi yaptiklari muminlerin annesi, rahmetullahi aleyhtir ayşe. olay su ki, hazreti peygamber islamiyetin degistirdikleri haricinde kendi zamaninin ve toplumunun dogrularini ve normlarini gayet gozeten bir insan olarak, gayri normal hicbir evlilik yapmamistir, yapma ihtimali de yoktur.
birakin 1400 yil onceyi ben size 50 yil onceden ornek vereyim. benim dedem 12 yasinda ilk karisiyla evlenmis, 15 yasinda da cocugu olmustur. elimizde kimin hangi tarihte dogduguna iliskin hicbir kayit da yokken, 1400 yil once arap yarimadasinda yasayan insanlari avrupanin modernist hayat gorusuyle elestiriye tabi tutmak ne bicim bir celiskidir insaf sahibi olan anlar. ama mesele empati yapmak degil ki, dine camur atmak.

mep
17-07-2006, 21:01
Retrogamer.
Senin deden seçilmiş insan kutsal insan,uğruna kainat bile yaratılmış.bir peygamber değildi ama değilmi.geride sıkısıkıya sarılın diye sünnet bırakacak Allah aşkıyla yanması gereken bir peygamber düşün. kadınların ırzına geçilmesine onay veriyor, çocuk yaşta bir kızı kendine eş yapıyor.
kendi evlatlığının karısına göz koyuyor,ve yaptığı bütün bu çirkinliklere,Allahı alet ediyor normal bir insan gibi bile davranamayan bu adamıda Allah peygamber olarak seçiyor.Namazında Niyazındaki insanlar bile bir kadın gördüklerinde bakmamak için başını çevirecek kadar Allahtan korkacak peygamber ise uçan kuşa bile göz açtırmayacak.Sizlerde burda onu temize çıkarmak için çaba harcayacaksınız.olayı oraya buraya çekiştireceğinize kabul edin arkadaş bu anlatılan insan sizin Allahın elçisi dediğiniz bir insan Allahtan ayet alacak bir insan bu kadar uçkuruna düşkün olurmu.sizlerin tir tir titrediğiniz Allah karşısında Kadınların ırzına geçilmesine göz yumacak,kendi evlatlığının karısına göz koyacak,çocuk yaşta bir kızla gerdeğe girecek,ganimetler Allahın ve peygamberindir diyecek vbvbvb
vede Allahtan korkmayacak ve sizlerde ona iman edeceksiniz onun yaydığı nur ile aydınlanacaksınız ne güzel!!.

turok
17-07-2006, 22:49
mephisto ,peygamberlerin ornek olmasi konusunda hakli bence.Onlar vazifelendirildikleri topluma,diger butun topluluklarin ustunde *cag atlatacak reformist kisilerde olmalilar.
Empati demisken,bir de kendimizi kadinlarin yerine koyalim. Hangi birimiz esimizi 4 ayri kadinla ve bunun yani sira cariyeleri ile paylasmak ister.Hic bir kadinin buna istiyerek gonul rizasi ile razi olacagini sanmiyorum.Kuma olgusu malesef yuzyillar boyu islam kadininin yazgisi olmustur. Bunun yani sira yine hangi kadin oz babasindan kalan mirasdan yari pay almaya kendi idaresi ile kabullenir.Empati kuracaksak ikinci sinif insan yerine koydugumuz kara carsaflara burundurdugumuz,evlere hapsetdigimiz kadinlar,kadinlarimiz,analarimiz,bacilarimizin yerine kendimizi koyarak empati kuralim.

mep
17-07-2006, 23:16
Kimin hangi tarihte doğduğu *sanki belliymiş bilmemne, avrupanın modernist hayat görüşü falan. ya kardeşim salıncakta sallanırken alınıp senin peygamberinle gerdeğe sokulmuş,sonrasında bile arkadaşları gelir evde oyun oynarlarmış bunlar kendi ifadeleri.sen hangi modernist hayat *görüşünden bahsediyorrsun.HENÜZ OYUN ÇAĞINDA OLAN BİR ÇOCUK işte
sübyancılığa kılıf aramayalım.sindire biliyorsan sindir.senin peygamberin bu retrogamer.

ibrahim_z
18-07-2006, 01:37
bu konuyu msnde tartıştığım kişiler genelde *o sıralar islamda evlenme yaşı küçkfü diolardı. öle yada böle günümüzde 6 yaşında bi çocuğa göz diken 9 yaşında b kızla ilşkiye giren sapık damgası yer ülkemizdeki en son acı sapık olayındaki gibi sapık bir hapisahnede asılmış halde bulşurdu tabi artık kimse ymez bazı kandırmacaları... * * * * * (bu arada herkes çok uzun yazıo yaw yetişemiom forumda yazı okumaya)

mep
18-07-2006, 02:40
İslamda evlenme yaşı küçükmüymüş.
evinde arkadaşlarıyla bebeklerle oynayan bir çocuktan bahsediyoruz.yuh bunların insanlığına be bide utanıp sıkılmadan,takla üstüne takla atıp müdafaa etmeye çalışıyorlar.tamam aişe 40 *yaşında evlendi be!!evlatlığının karısınıda bir töreyi yıkmak için kendini feda edip aldı!!
dualarınızı edip huzur ve huşu içinde uyuyun,korkmayın günahtan peygamber size şefaat edecek,yetewrki siz onu aaklamak için çabalayın

18-07-2006, 04:22
Öncelikle hepinize saygılarımı iletiyor,sizleri sevgiyle kucaklıyorum...
Bu siteyi daha yeni buldum.Ne kadar sevindiğimi tahmin edemezsiniz.Bilgisayar ile tanışalı henüz birkaç yıl oldu,bizim davamızın yani,müterakki bir medeniyet olabilmenin yegane çaresinin bütün tabuların yıkılması gerektiğni savunanları bulmak beni bir hayli sevindirdi.Yaşımın bir hayli ileri olması bilgisayara iştiyakla sarılmamı engelliyor.Ben yıllarımı İslami araştırmalar ile geçirmiş bir şahsiyet olarak birkaç tenkidde bulunacağım.Öncelikle bu siteyi bulalı yaklaşık 3 hafta oldu.Ama üye olmam yeni.Yaklaşık 2 hafta bütün forumları okudum.Ve ciddiye alınabilecek tekbirşey görmedim.Tek kelimeyle "yazık" dedim.Bir insan güttüğü bir davayı bu kadar basit konularlamı savunur.Sözde karşı tarafı,islami cepheyi inkıraza uğratıp işte"biz buyuz" diyen a****'a da şahit oldum.Yok Muhammed ümmi değilmiş....Sonra Ahzap 37 hakkında çok basit ama yapanın kendisini allame sandığı yorumlar....Yok Muhammed sünnet olmuşmu olmamışmı....Ayşe çokmu ufaktı....Bilmem neresindeki kıl peygamberliğine manidir... cinsinden birsürü saçmalık.Amiyane tabiriyle sizburada kıç büyütürken,onlar temmuzun sıcağı demeyip kutsal kitaplarını öğrenip,öğretiyorlar.Sonrada buradan birkaç tane kendisini mütebahhir edebiyatçı zanneden ukalalar arkalarından içinde bir sürü küfür içeren bir yazı yazıp "görevimi yaptım" edasıyla yatıp,semiriyorlar.Sizlere diyorum ey ulu Atatürk'ün varisleri;UYAN!...FONKSİYONUNU EDADAN GERİ KALMA!...UYAN!...
Afedersiniz sanırım biraz ağır konuşrum ama,rica ederim beni anlayın.Dediğimn gibi burada mevzu edilen konular çok basit...Ben bile bir araştırıcı kimliğinle bu basit şeylere cevap verebilecek durumdayım(maalesef)Bu sıralar bir kitap okudum.İsmi "Maddiyyun Mezhebinin İzmihlali" yani maddeci felsefenin iflası.1000 sayfayı geçkin olan bu kitap son devir osmanlı ulemasından olan İsmail Fenni Ertuğrul tarafından kaleme alınmış ve yalnış hatırlamıyorsam yayınevi idi.Hani şu meşhur tarihçi ve amansız Atatürk düşmanı Kadir MISIROĞLU'nun yayınevi.Kitap inanılmaz bir ikna edici özelliğe sahip ve tabiri yerindeyse bizim derimizi yüzecek cinsten iyi hazırlanmış,düşünceleri akla makul ve tutarlı.Ateist fikrinde henüz fazla yol katedememiş kimseler bu kitabı gördükleri gibi kaçsın.Tavsiyem budur.Demek istediğim karşı cepheyi kara çarşafa bürünmüş veya sakalları ağzına girecek cinsten biri olarak telakki etmeyin.GERÇEKLERİ NE ZAMAN ANLAYACAĞIZ.Onların öyle allameleri varki,bırakın bizim Turan gibi bir tanesini onun gibi onlarcasını cebinden çıkarır.(Zaten Turan Dursunda karşı tarafın Necip Fazıl'ı gibidir.Yani maceraperest ve ahlak kaidelerinden inanılmaz uzak.Bu laf belki kimilerinizi gücendirir ama ona mülaki olmuş bir kimse olarak beni takdir edeceğinize inanıyorum.Herneyse)İmam-ı Gazali'nin Tehafi'tül Felasifesini,Mustafa Sabri'nin Mevkıfül akl'ını,İmam-ı Şa'rani'nin Kibritülahmerini bilmem aranızda kaç kişi duydu.Örnekleri yüze çıkartabilirim.Bu sizi asla karamsarlığa itmesin,sadece işinize daha bir dört elle sarılın.Maksadımda zaten sizi karamsarlığa atıp kendi kaleme goş atmak değil.Sizinle daha çok görüşeceğiz.Bu yazım size bir serzeniş olsun..."Bu adam kim ya,gelip küfrü bastı diyenleri"de gayet hoş karşılarım.Ayrıca bilgisayar ile pek haşir neşir olamiyorum.Dolayısıyla günaşırı hakkımda yazılanları kontrok edemem..
Dediğim gibi müterakki bir medeniyet olmanın yolu bütün tabuların yıkılmasıyladır.
Saygılar...

istavrit
18-07-2006, 06:16
hosgeldin www,

engin bilgi ve arastirmalarinla bizleri aydinlatirsaniz memnun olacagiz..

saygilar bizden

sodomo--
18-07-2006, 06:38
Sayın WWW

Hoşgeldiniz safalar getirdiniz diyerek söze başlayayım. Herşeyden önce kusuruma bakmazsanız bu "WWW" olan nick'inizi değiştirmenizi tavsiye edeceğim.

Yine kusuruma bakmayın ama bazı eleştirilerinizde pek haklılık payı bulamadım. Bu sitede halihazırda İslamiyet ve diğer dinler konusunda (bırakın sadece forumları, sitenin kendisinde) oldukça sistematik ve bilimsel çalışmalar yapılmıştır ve bütün detayları ile bazı gerçekler adeta okuyucunun kör gözüm parmağına sokarcasına önüne konulmuştur arkadaşlar tarafından. Evet forumlarda kalitenin oldukça düşük olduğunu görebiliriz özellikle son zamanlarda gerekli gereksiz topiclerin açılması ve araştırma, bilgi, fikir gibi öğelerin yoksunluğu, forum katılımcılarının önemli bir kısmının daha genç çocuklar olması ve koşullanmış bir şekilde kalıplar içinde düşünme alışkanlığı ve dahası memleketmizdeki ortalama eğitim düzeyinin düşüklüğü vb. bir çok olumsuz durumun bu forumlara yansıması doğaldır bir bakıma. Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen bu forumlarda oldukça parlayan ve hatta bir "makale "olarak yayınlanmayı hakeden önemli yazıların olduğu ve dahası bir çok arkadaşımızın da yazdıklarının neredeyse bir "kitap" olmayı hakedecek kadar derinlikli ve kapsamlı olduğunu da görebilirsiniz.

Diğer taraftan, İslami kesimin yazarlarının çizerlerinin (tarihte ve günümüzde) oldukça deruni bilgiler verdiklerini de kabul etmek pek mümkün görünmüyor benim için özellikle İmam Gazali ve benzerleri söz konusu olunca..Açıkcası bazı şeyleri fazla gözümüzde büyütüyoruz ve bazı şeylere haketmedikleri kadar çok değer veriyoruz. İslam tarihi dünü ve bugünü ile koskoca bir "cehalet" tarihidir ve maalesef de öyle kalmak zorunda olacaktır bundan sonra. Ve dahası bugün içine düşülen sefil durum (ki buna Türkiye de dahildir) işte bu "zihinsel sefalet"e yaşamın attığı sert bir tokat gibi durmaktadır söz konusu olan İslam toplumları olunca.

Bireysel bazda ise çok fazla bilgi sahibi olmak doğru fikirleri savunuyor olmak değildir ve hatta çoğu zaman insanlar kendi ağına esir düşen bir örümcek gibi kendi engin bilgisine esir düşmekte ve saplantılı ve ideolojik bir karekter portresi çizip yeni bilgilere ve fikirlere kendilerini kapamaktalar. Bu durum özellikle İslam ulemasının bir hastalığı gibidir. Kalıpların dışına çıkmadan (ki bu kalıp çoğu zaman Kuran dır) öğrendikleri her yeni bilgiyi ve fikri o kalıbın içine sokmaya çalışmaktalar ve durum da maalesef "ümitsiz bir vakaa" halini almaktadır. Tabi bütün bunlara günümüz Türkiyesinde de şahit olunca Atatürk'ün "Fikri hür vicdanı hür gençler yetiştirmek" hülyasının aslında nasıl bir "hülya" olarak kaldığıda ortaya çıkıyor.

Birde Ahzap 37 ile ilgili yorumunuza biraz şaşırdım. Burada ki amaç yalnızca bir ayete dikkat çekmek idi yoksa çok detaylı yorumlar yapmak değil zaten detaya girdiğinizde konunun aslı ortadan kayboluyor ve adeta bir fikir ve bilgi kaosu yaşanıyor. Burada vermek istediğimiz mesaj şu idi : "Kendi üvey evladının hanımıyla bile evlenmiş bir adam nasıl peygamber olabilir siz bunu kendi ahlaki, insani, vicdani ve akli değerlerinizle tasvip edebilirmisiniz ?" İşte bu kadar basittir konu aslında ve sizin bahsettiğiniz o çok deruni bilgilere sahip İslam ulemnasının da bu konuda sunabileceği ahlaki bir açıklama yoktur. Dahası Ahzap 50'yi okuyunca da konu daha da belirginleşir ve burada kör gözüm parmağına sokarcasına gayriahlaki bir peygamber portresi ortaya çıkar. Yani fazla detaya girmeye gerek yoktur aslında, çünkü bütün bu İslam tarihi'nin, felsefesi'nin, fıkhı'nın, kelamı'nın vs.. dayandığı ana kaynak olan Kuran tamamıyla insan yapımıdır ve bu yapımı gerçekleştiren insanda maalesef normal bir insan olamayacak kadar gayri ahlaki birisidir. İşte bu yüzden dir ki Ahzap 37 , 50 , Tahrim 2-3-4, Nisa 23, Maide 33 gibi oldukça fazla kendisini ele veren ayetleri öne çıkartıp insanların dikkatini çekmek bence en azından bir gerçekliği ifşa etmek için kısa ve çarpıcı bir yol olması nedeni ile doğru bir yaklaşım olacaktır. Siz ayeti yazın ve bırakın insanlar üzerinde düşünsünler.

Neyse şimdilik bu kadar... Siteye katıldığınıza memnun oldum, bilahire görüşürüz.

Saygılar

sodomo--
27-08-2006, 02:21
---Güncelliyorum----

humayun
10-10-2006, 05:28
HZ. AİŞENİN EVLİLİK YAŞI TARTIŞMALARINDA SAVUNMACI TARİHÇİLİĞİN ÇIKMAZI

Arkadaşlar; önceden koymaktan vazgeçtiğim fakat şimdi koyma zamanının geldiğini umduğum bir araştırmayı sunacağım sizlere.Bu araştırmanın sonlarında *bazı arkadaşların iddaalarının cevaplarını bulmasını umuyorum.Araştırma ilk başta yaşla ilgili bir tenkit olsada , bu ve bunun gibi konuların tartışmasına yeni bir soluk ve ispat getireceği kanaatindeyim.Tek bir ricam var.Ustuplu tartışan zaten kendini biliyor ama, lütfen işihakaret boyutuna ve tartışmaya yakışmayan boyutlara taşımıyalım.Sevgi ile...


Kaynak:İslami Araştırmalar Cilt 16 Sayı 1/2003

HZ. AİŞENİN EVLİLİK YAŞI TARTIŞMALARINDA SAVUNMACI TARİHÇİLİĞİN ÇIKMAZI

Mehmet AZİMLİ *(Yrd. Doç. Dr. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)

Özet
Bu çalışma, Hz. Aişe'nin Hz. Peygamber ile evlendiğinde yaşının dokuz mu onsekiz mi olduğu konusundaki tartışmayı incelemektedir. Hz. Aişe'nin onsekiz yaşında iken evlendiği görüşünü savunanların, bölgenin iklim ve evlilik kültürünü dikkate almadıktan, bu görüşün bilimsel olmaktan ziyade Oryantalist söyleme karşı tepkisel bir savunma psikolojisi içerisinde ortaya konulduğu belirtilmektedir. Bölgenin iklim yapısı ve evlilik kültürü göz önüne alındığında birçok örneği olan ve toplumsal olarak hiç problem edilmeyen bu evliliğin esasen Hz. Aişe dokuz yaşlarında iken gerçekleştiği ve rivayetlerin de bu noktada odaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.



Giriş

Hz. Muhammet (a.s.),VII. yy.da Arabistan'da yaşamış ve Arap kültürü içinde yetişmiştir. Bu kültürün bir üyesi olan Hz. Peygamber, İslam Dini olarak insanlara tebliğ ettiği "Din" ile mensubu bulunduğu kültürde önemli değişiklikler yapmıştır. Sosyal yaşamın birçok alanında ve kurumlarında gelenek haline gelmiş yaşam biçiminde (adetlerde) büyük ölçüde değişimleri gerçekleştirmiştir. Aile yapısı, kadının konumu, evlilik ve boşanma gibi sosyal hayatın en başat değerleri de söz konusu değişimden pay alan kurumlar arasındadır.
Büyük değişimlerin mimarı olmasına rağmen, aynı geleneğin bazı adetleri İslam Dini içinde kabul edilmiş ve sürdürülmüştür. Örneğin evlilik akdi (nikâh) konusunda Hz. Peygamber önemli değişiklikler, düzenlemeler getirmiştir, fakat evliliğin yaşı, evlilik merasimi vs. gibi geleneğin hâkim olduğu cihetlere dokunmamıştır. Hatta kendisi de bu alandaki geleneğe tabi olmuştur. VII. yy. Arap kültürünün bir üyesi olmasına bağlı olarak yapmış olduğu bir
kısım davranışları, zaman zaman eleştiri konusu olmuştur. Hz. Aişe ile evliliği de eleştiriye konu olan hususların başında gelmektedir. Özellikle bir kısım Oryantalistler, Arap örfüne (kültürüne) ait özel durumları yanlış yorumlayarak veya kendi kültürlerine kıyaslayarak eleştirilerinde ileri gitmişlerdir. Hz. Peygamberin 9 yaşındaki Hz. Aişe ile evlenmesi olayını "54 yaşlarında bir erkeğin oyuncaklarla oynama çağındaki bir çocukla evlenmesi"olarak nitelendirerek, bu evliliği bir anlamda şehvetperestlik, hatta daha da ileri götürerek sübyancılık olarak nitelendirmişlerdir. Yaşlı bir erkeğin, bakire bir kız çocuğuyla "garip evliliği" diye yorumlamışlardır.
Oryantalistlerin haksız ve hatalı eleştirmelerine, savunmacı bir refleksle cevap veren Müslüman alimler, benzer bir hata ile Hz. Aişe'nin evlilik yaşını, kendi kültürlerindeki ortalama evlenme yaşı olan 15-20 arasına çekmeye çalışmışlardır. Hz.Peygamberin 9 yaşında bir kız çocuğuyla evlen-i ermeyeceğini, bunun bir iftira ve düzeltilmesi gereken bir yanlış olduğunu savunup, Hz. Aişe ile 17-18 yaşlarındayken evlendiği görüşünü dile getir¬mişlerdir.Rivayetlerin, zorlama tevillerle yorumuna dayalı bu tutum da, ayrı bir problem teşkil etmektedir. Bu görüşü benimseyenlerin önde gelenlerinden olan Ö. Rıza Doğrul, tercüme ettiği Mevlana Şibli'nin Asr-ı Saadet isimli eserine yaptığı ilavede bu konuyu uzunca tartışmış ve Hz. Aişe'nin evlilik yaşının 17-18 olduğu görüşünü savunmuştur.
Biz bu çalışmamızda, hem batılı bilim adamlarının, hem de onlara cevap veren Müslüman tarihçilerin konuyla ilgili görüşlerini, kaynaklarımızda yer alan Hz. Aişe'nin evlilik yaşıyla ilgili rivayetlerle yeniden değerlendirmeye çalışacağız.
Araştırmamızın temel hedefi, bu konudaki kanaatimizce yanlış olan iddiaları inceleyip, tarihi rivayetler ışığında mevzuyu aydınlatmaya çalışmaktır. Çalışmamızda, ağırlıklı olarak Ö. Rıza Doğrul'un, kısmen de benzer kanaatesahip olan çağdaş müelliflerin görüşlerine yer vereceğiz. Eleştirisini yapacağımız görüşlerin akabinde kendi görüş ve kanaatlerimizi de belirteceğiz.

A. Hz.Peygamber'in Evlilik Hayatı



Hz. Peygamber'in birden fazla kadınla evlenmesine, özellikle Batılı bilginler tarafından, çok evliliğin o dönemin sosyal sisteminin bir parçası olduğu ve birçok ahlaki, sosyal ve iktisadi sorunların çözümünde gerekli bir olgu olduğu düşünülmeden, tarafgir bir anlayışla tenkitler yöneltilmiştir. Bu tenkitleri yapan Batılı bilginlerin, aynı geleneğin mensubu olan, Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın evlilikleri konusunda hiçbir eleştiride bulunmamaları, tenkitlerinde tarafsız olmadıklarını göstermektedir.

Hz.Peygamber'in kadın düşkünü bir şehvetperest olduğu şeklindeki iddialara karşı, Hz. Peygamber'in niçin çok evlendiğinin sebeplerini anlatarak savunan bir çok reddiyeler yazılmış ve bu konuda değişik araştırmalarda cevaplar verilmiştir. Onun çok evliliğini sırf Müslüman müellifler değil, aynı zamanda bazı insaflı müsteşrikler de savunmuşlar ve cevaplar vermişlerdir. Bunlardan birisi olan Cariyle şöyle demektedir:

"O, 25 yaşında iken kendisinden 15 yaş büyük olan bir kadınla evlendi ve onunla 25 yıl ömür sürdü. Kadınlara rağbet etmedi. Birden bire huyunu karakterini ve davranışını değiştirip nasıl kadın düşkünü olabilir ki? Buna ben kendi hesabıma inanmam ".

Gerçekten de 25 yaşında iken evlendiği ve kendisinden 15 yaş büyük olan, Hz.Hatice ile 50 yaşına kadar yaşayan Hz. Peygamber, 50 yaşında iken yaşıtı olan Şevde ile evlenmiş ve çok evliliklerine 53 yaşından sonra başlamıştır. Evlendiği hanımlardan biri hariç tümü, ya dul ya da önceki evliliklerinden çocukları olan kadınlardır. Bu da, evliliğin ana saikinin "şehvet" olmadığını göstermektedir.

Hz. Peygamber'in çok evlenmesinde, siyasi amaçların ağırlıkta olduğunu düşünüyoruz. Örneğin, Hz. Aişe ve Hz. Hafsa ile evlenerek, Hz. Ebubekir ve Hz.Ömer'le ilişkilerini güçlendirmiştir. Beni Mahzum'dan Ümmü Seleme ile evlenerek, İslam'a en büyük düşmanlığı yapan Ebu Cehil'in kabilesinin düşmanlığını önlemiştir. Ümmü Habibe ile evlenerek, Mekke lideri olan babası Ebu Süfyan'la ilişkilerini yumuşatmaya çalışmış, bir daha savaşta kendisinin karşısına çıkmamasını sağlamıştır. Benî Nadir liderinin kızı Safiyye ile evlenerek Yahudilerin düşmanlığını azaltırken, Benî Mustalik'in liderinin kızı Cüveyriye ile evlenerek de, bu kabilenin İslam'a girmesini sağlamıştır. Meymune, ile evlenerek Meymune'nin *kız kardeşinin evli olduğu *ünlü kabile lideriyle bacanak olmuş ve onlarla yakınlık sağlamıştır. Zeynep b. Cahş'la evliliğini, bir Cahiliyye adetini yıkmak için Allah istemiş ve Kuran'da bu konuyla ilgili ayetler indirmiştir. Diğer hanımı Zeynep binti Huzeyme ise, Hevazin'in çok güçlü bir kabilesine mensuptur.
Kısaca zikrettiğimiz bu politik sebeplerin bile onun evliliğinin "şehvefile ilgili olmadığını göstermeye yeteceği kanaatindeyiz.




B. Hz. Aişe'nin Evlilik Yaşı Konusundaki Görüşlerin Tenkit ve Tahlili

Hz. Aişe'nin Hz. Peygamber ile evlilik yaşı konusundaki tartışmaları maddeler halinde verip, her bir madde içinde; bu görüşlerin eleştirilerini yaptıktan sonra, kendi görüş, değerlendirme ve cevaplarımızı da aynı madde içinde belirteceğiz.

Mevlana Şibli "Asr-ı Saadet" isimli eserinde; Hz. Aişe'nin doğum tarihi ile ilgili bilgilerin güvenilir olmadığından hareketle evlilik yaşını tespit etmeninde mümkün olamayacağını, dolayısıyla rivayetlerde belirtilen yaşın, kuşkulu olduğunu söylemiştir.Aynı görüşe *Rıza Savaş'da katılmaktadır.İslam tarihi kaynaklarında, hiçbir sahabînin doğum tarihi konusunda net bir bilgi yoktur. "Asrı Saadet" isimli esere yaptığı (ilave) açıklamalarda Ö. Rıza Doğrul'un da belirttiği gibi, o dönemde, bugünkü gibi nüfus daireleri yoktu ve kimsenin doğum kaydı yapılmıyordu. Nitekim günümüzde bile, özellikle kırsal kesimde, doğan çocukların doğum kaydı yapılamamakta, çocukların ailelerine çocuğun yaşı sorulduğunda, tarih olarak "ekinler biçildiği zamanda, narlar kızardığında, bir kış günü veya şu önemli olay olduğunda doğdu " şeklinde cevaplar alınmaktadır.O dönemde bütün sahabilerin yaşları, genelde ölüm zamanındaki yaşlarına göre hesaplanıyordu. Bu ilkeden hareketle, Hz. Aişe'nin vefat tarihinden, yaşı çıkarıldığında yaklaşık olarak doğum tarihi bulunabilir. İslam tarihçileri, Hz. Aişe'nin vefat tarihi olarak genelde H. 58 yılını, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 66 yaşını vermektedirler. Bir kısmı, vefat tarihi olarak H.56-59'u, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 65-67 yi belirtseler de, çoğunluğu birinci görüşte müttefiktirler.11 Böylece Hz. Aişe'nin vefat esnasındaki yaşından, vefat tarihini çıkardığımızda (66-58=8) Hicret sırasında Hz. Aişe'nin yaşının 8 olduğu ortaya çıkar. Hicretten bir yıl sonra evlendiğine göre ise evlilik yaşı 9 olacaktır. 12 İbn Kesir bu yaşta evlendiği konusunda hiçbir ihtilafın olmadığını belirtir.
Hicretin ilk yılında evlendiği sırada 9 yaşında olduğuna göre, doğum tarihi Nübüvvet'in IV. yılına tekabül etmektedir. Hz. Aişe'den gelen "Ben kendimi bildim bileli İslam in içindeyim " sözü de bunu kanıtlamaktadır.

Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe'nin vefat ettiği sırada 74 yaşında olduğunu belirtse de bu rakamı (yaşı), tarihsel olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü hiçbir tarihi kayıtta Hz. Aişe'nin bu yaşta vefat ettiği belirtilmemektedir. Müellifin, Hz. Aişe'nin 74 yaşında öldüğü konusundaki görüşü yalnızca Hz. Aişe'nin 17 yaşında evlendiği görüşünü esas alarak yaptığı yanlış bir kıyaslamanın sonucudur.


Sonuç olarak Hz. Hatice'nin Nübüvvetin 10. Yılında vefat etmesi üzerine Havle'nin teklifi ile söz kesilmiş ve Hicretin I. Yılında ise evlilik gerçekleşmiştir. Bizzat Hz. Aişe'den gelen rivayetlerde 6 yaşında sözlendiği ve 9 yaşında da evlendiği belirtmektedir.
Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe'den nakledilen "Ben Mekke'de oynayan bir çocuk iken Hz. Peygambere "Hatta onların vadeleri kıyamettir ve *kıyamet ise daha dehşetli ve daha acıdır."
(Kamer 46) ayeti inmişti" şeklindeki * Hz.Aişe'den nakledilen bu rivayeti delil alarak özetle şunları belirtir;

" Bu yaşta bir çocuğun bu ayetleri ezberlemesi, müşriklere acı azabı müjdeleyen bu ayetleri anlaması, Müslümanların başından geçen buhranlı vakalarla bu kadar alakadar olması ruhen ve fikre mümkün değildir. Bunu kabul etmeye imkan yoktur. Ne kadar zeki olursa olsun bu yaşta bir çocuk Kur'anla bu kadar alakadar olamaz. Ayrıca Kamer suresinin boykot yıllarında inmesi mümkün değildir. Çünkü bu konuda mucize gösteriminin gerçekleşe¬bilmesi için Müslümanların müşriklerle görüşmeleri lazımdır. Öyleyse bu surenin Müslümanların işkence yıllarında inmesi gerekir. Bu yıllarda Hz. Aişe hin çocuk olduğunu kabul etsek bile bu durumda Hz. Aişe peygamberlikten önce doğmuş demektir" şeklinde görüşlerini aktarmaktadır.

Bu görüşü Rıza Savaş da paylaşmaktadır.

Yazarın kendi görüşünü desteklemek için delil olarak ileri sürdüğü Hz. Aişe'den nakledilen bu rivayet, aslında yazarın görüşlerinin aleyhine bir delil olarak alınabilir. Bu yaşta bir çocuğun söz konusu ayetin ne şekilde indiğini bilmesi değil, bilememesi mümkün değildir. Çünkü bu yaş grubundaki çocuklar, o dönemdeki bir olayı rahatlıkla anlayabilecek ve kavrayabilecek bir çağdadır. Günümüzde de, 5–6 yaşlarında hafız olmuş çocuklar görebilmekteyiz.
Kaldı ki Doğrul; "Altı yaşında bir çocuk ne kadar zeki olursa olsun nihayet çocuktur. Bu ayetlere nüfuz edemez" şeklinde açıkladığı paragrafta bu sözleri aktarırken aynı paragrafta Hz. Aişe'nin Nübüvvetin gelişinden 2 veya 3 yıl önce doğduğunu, Kamer suresinin de Nübüvvetten sonra IV. Yılda indiğini belirtmiştir. Bu durumda kendi hesabına göre bile bu ayet indiğinde Hz. Aişe 6 veya en fazla 7 yaşında olmaktadır. *Böylece müellif kendi de çelişkiye düşmektedir. Ayrıca Kamer suresinin boykot yıllarında, yani Nübüvvetin 8–10. senelerinde indiği ifade edilmiştir. Demek oluyor ki bu ayet indiğinde Hz. Aişe en az 5 en fazla 7 yaşlan arasındadır. Çünkü boykot yılları İslam'ın gelişinin 8. veya 10. yılları arasında olmuştur. Kamer suresi de boykot yıllarında indiğine göre Hz. Aişe sure indiğinde en azından 5–6 yaşlarındadır. Bu yaşta biri de ayetleri rahatlıkla ezberleyebilir ve anlamlarını kavrayabilir.

Yazarın; "bu sûre boykot yıllarında inemez, çünkü Müslümanlar müşriklerle görüşmüyorlardı"22 şeklindeki iddiası da doğru değildir. Çünkü, Müslümanlara bu dönemde, Haram Aylarda, 4 ay boykot uygulanmıyordu.23 Bu dört ay içerisinde müşriklerle görüşüyorlardı ve Kamer suresi de bu dönemde, boykot yıllarında, Mina'da iken inmiştir.
Dolayısıyla Doğrul'un bu yaklaşımı da isabetli değildir.

Rıza Savaş, Hz. Aişe'nin; "Kendini bildi bileli anne-babasının dine inandıklarını" belirten *ve devamında, Hz Ebu Bekir'in Habeşistan'a hicret etmek üzere yola çıktığını anlatan rivayeti delil göstererek, Hz Aişe'nin bu olayı nakledebilmesi için, yaşının bu olayı gözlemleyecek kadar büyük olması gerektiği sonucuna varmaktadır. Olayı Hz. Aişe'nin daha sonra birilerinden nakletmiş olabileceği şeklindeki bir yorumun ise, ancak rivayeti ikiye bölerek (I.kısımla II. kısmı birbirinden ayırarak) yapılabileceği, bunun da yanlış olduğu kanaatindedir.

Fakat rivayetin ilk bölümü de, Hz. Aişe Nübüvvetten sonra doğmuş olduğunu apaçık göstermektedir. Rivayetin II.kısmı ise, muhtemelen Hz. Aişe'in yaptığı bir mürseldir. Aynı rivayetle ilgili Doğrul, Hz. Aişe'nin, "Kendini bildi bileli anne-babasının dine inandıklarını" belirten rivayeti delil alarak, bu rivayetin Hz. Aişe'nin Nübüvvetten sonra doğduğunu gösteremeyeceğini, bilakis Hz. Ebubekir'in Nübüvvet gelmeden önce de putperest olmadığını Hanif olduğunu, bundan dolayı bu rivayetin onun Nübüvvetten sonra doğduğu konusunda delil alınamayacağını, belirtmektedir.

Halbuki rivayete iyi baktığımızda, bu yorum ikiyönden geçersizdir. Birincisi; hadisteki Din kelimesi "ed-Din" şeklinde marife olarak kullanılmıştır. Bundan da İslam'ı kastettiği anlaşılmaktadır. İkincisi ve daha önemlisi; Hz. Aişe rivayetin devamında bu dinin İslam dini olduğunu ve çocukluğunda Hz. Peygamber'in devamlı kendilerine geldiğini anlatarak, kendisinin Nübüvvetin geldiği dönemde doğduğunu açıklamıştır. Rivayette yer alan vurgu, onun İslam döneminde doğduğunu belirtmektir. Böylece, rivayette zikredilen yaşın doğruluğu ortaya çıkmış olmaktadır.

Rıza Savaş ve Doğrul, Hz. Aişe'nin ablası Hz. Esma’nın, Hicret sırasında 27 yaşında olmasından hareketle, ablasından 10 yaş küçük olan Hz. Aişe’nin de buna göre 17 yaşında olacağı sonucuna ulaşmaktadırlar. Hz. Aişe de hicretten hemen sonra evlendiğine göre, evlendiği sırada 17-18 yaşlarında olması gerektiği görüşünü dile getirmektedirler.Şimdi bu görüşü incelemeye çalışalım.

Öncelikle Hz. Aişe'nin vefatı sırasında kaç yaşında öldüğünü tespit edebilirsek evlendiği esnada ki yaşını tespit etmek kolaylaşacaktır. Daha öncede aktardığımız gibi tarihçiler Hz. Aişe’nin H. 58 yılında 66 yaşında vefat ettiğini kabul etmektedirler.30 Buna göre eğer H.58 de Hz. Aişe 66 yaşında vefat ettiyse, Hicret sırasında 8 yaşında ve evlendiği sırada H. I. yılda 9 yaşında olacaktır.(66–58=8, *8+1=9)

Aynı hesaplama yöntemini ablası Hz. Esma’ya da tatbik edersek, Hz. Aişe vefat ettiğinde (H. 58) Hz. Aişe'den 10 yaş büyük olan Hz. Esma’nın 76 yaşında olması gerekir. (66+10=76) Hz.Aişe vefat ettiğinde, yani H.58 de 76 yaşında olan Hz. Esma, Hicret sırasında 18 yaşlarında, 10 yaş küçük olan Hz.Aişe ise 8–9 yaşlarında olacaktır.(76–58= 18)
Hicret sırasında 27 yaşında olduğunu savunan yazarlar, Hz. Esma'nın ölümü esnasındaki yaşından yola çıkarak bu sonuca varmaktadırlar. Şimdi bu konuyu biraz daha geniş bir şekilde inceleyelim. Hz. Esma'nın H. 73 yılında öldüğü kesindir. Bu konuda tarih kitaplarında hiçbir ihtilaf yoktur. Öldüğü esnadaki yaşı konusunda bazı bilginler 100 rakamını verseler de kaç yaşında öldüğü konusunda ihtilaf vardır. Hz. Esma, oğlu Abdullah b. Zübeyr'in Haccac tarafından şehit edilmesinden birkaç ay sonra vefat etmiştir.Hz Esma'nın ölüm yaşı konusunda *ihtilaf *bulunduğundan *bazı *bilginler, Arapça'da genel de 40,70,100 gibi sayıların çok¬luktan kinaye olarak kullanılabileceği *prensibinde olduğu gibi, 100 yaşında öldüğünü * bildirmişlerdir. Yani, bu bilgiyi veren bilginlerin kasıtları Hz. Esma'nın uzun süre yaşadığını belirtmektir. Yoksa net olarak tam yaşını vermeyi değil. Örneğin, muhakkik bilginlerden, İbn İmad ve ez-Zehebi bu şüpheli bilgiden dolayı Hz.Esma'nın 90 yaşında veya bunu biraz aşmış bir yaşta vefat ettiğini belirtirler.
Bu hususta şöyle bir hesaplama yaparsak konu daha da netleşebilir: Hz.Aişe'nin vefat ettiği H. 58 den Hz. Esmanın vefat ettiği H. 73'e kadar geçen 15 yıllık süreyi Hz. Esma'nın H. 58 deki yaşına eklediğimizde Hz Esma'nın yaşı vefat ettiği sırada 91 eder. (76+15=91). Bu da gösteriyor ki Hz. Esma vefat ettiğinde 91 yaşlarıda olmaktadır ve 100 yaşında olması mümkün gözükmemektedir. 91'den öldüğü tarih olan H.73 ü çıkardığımızda (91-73=18) Hz. Esmanın Hicrette, yani Hz.Aişe'nin evlendiği yılda 18-19 yaşlarında olduğunu buluruz. Hz.Esma ile Hz.Aişe arasındaki yaş farkı 10 yaş olacağına göre Hz. Aişe'den nakledilen ve bütün tarihçilerin müttefik olduğu "6 yaşında sözlendim 9 yaşında evlendim" ifadesinin doğru olduğu ortaya çıkar.
Bütün bunlara ilaveten şunu da söylemek mümkündür; O. Rıza. Doğrul'un görüşüne göre, Hz.Esma Hicrette 27 yaşında olmaktadır. Biliyoruz ki Hz. Esma Hicret sırasında ilk çocuğuna hamile idi. Kızların çocukken nişanlandığı, 9-10 yaşlarında evlendiği bir yörede, 27 yaşında evlenerek ilk çocuğu doğurmak oldukça geç bir yaştır. Günümüzde bile kızlar küçük yaşta evlenebilmekte¬dir. O gün için, sıcaktan dolayı ergenliğin erken yaşlarda başladığı bir yöre de, Mekke gibi, çok evli¬liğin yaygın olduğu ve kadınların hiçbir zaman bu yaşa kadar bekâr kalmadıkları bir bölgede, Hz. Esmanın 27 yaşında evlenmesini kabul etmek oldukça zor, hatta muhaldir diyebiliriz. Söz konusu yaş o günkü şartlarda, torun sahibi bile olunabilen bir yaştır. Çünkü daha sonraki dönemlerde de kızlar, çocuk denecek yaşta evlendiriliyorlardı.
Özetle tarihi rivayetlere dayanarak yaptığımız hesaplara göre Nübüvvetten 6 yıl önce doğan Hz.Esma, Hz. Aişe doğduğunda 10 yaş civarındadır. Hicrette ise, genç bir kadın olarak Hz. Peygambere erzak taşımış ve 18 yaşlarında ilk çocuğuna hamile kalmıştır. Hz. Aişe ise bu sırada 8-9 yaş civarındadır.

Doğrul, Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmediğine bir diğer delil olarak; Hz. Peygamber'in, Hz. Hatice’nin vefatından sonra evi idare edecek, çocuklara bakacak birisine ihtiyacının olduğunu, bu vazifeyi ise 9 yaşlarında bir çocuğun yapamayacağını belirterek, bundan dolayı Hz. Aişe ile 18 yaşlarında evlen¬mesinin daha makul olacağını, söylemiş ve bu konu¬da nakledilen Hz. Peygamberin ev işlerini görmesi için Şevde ile evlenmesiyle ilgili rivayetlerin güvenilir olmadığını, şayet bu rivayetler kabul edilse bile Sevde'nin iri, yaşlı ve yavaş haliyle ev işlerini yap¬maya elverişli bir hanım olmadığını belirtmektedir.
Doğrulun görüşlerinden yola çıkarak, Hz. Hatice'nin vefatından sonra ev işlerini üstlenecek, çocuklara bakacak birisi lazımsa, neden Hz.Pey¬gamber Hz.Aişe ile (yazarın iddialarına göre Hz.Hatice'nin vefatında Hz.Aişe 15 yaşlarında idi) Hz.Hatice'nin vefatından sonra Mekke'de evlenme¬di de, Medine dönemine kadar bekledi? Ev işlerini çocuk bakımını neden ihmal etti? Kaldı ki Hz. Peygamberin en küçük çocuğu Hz. Fatıma bile Hz. Aişe'den büyüktür. Bu nedenle, Hz. Âişe ile evliliği¬ni, çocuk ve ev bakımı gerekçeleriyle açıklamak kabul edilebilir bir durum değildir.

Ayrıca Hz. Sevde'nin Mekke döneminde, Hz. Hatice'nin vefatından hemen sonra, Hz. Peygamberle evlendiği sabittir. Bu rivayetlerin güvenilir olma¬dığı şeklindeki yazarın görüşü pek tutarlı görünme¬mektedir. Çünkü tersine bir rivayet yoktur. Müs¬lim'de geçen "Şevde Resulullahın benden sonra ni¬kahladığı (tezevvece) ilk kadındı"42 ifadesindeki "tezevvüc" kelimesi "söz kesmek" anlamında olmalı¬dır. Zira, Hz. Aişe kendisinin söz kesilmesini anla¬tırken de aynı kelimeyi "tezevvece"yi kullanmakta; "Rasulullah beni altı yaşımda iken nikah etti (söz kes¬ti), dokuz yaşımda iken de zifafa girdi"demektedir.
Yukandaki bilgileri özetleyecek olursak; Hz. Peygamber, Hz. Hatice'nin vefatından sonra Hz. Şevde ile hemen evlenmiş, Hicretten sonra da, Hz. Aişe ile evlenmiştir.
Doğrul'un iddia ettiği gibi, Hz. Peygamber'in Hz. Aişe ile evlenme sebebinin ev işlerini yaptırmak olmadığını * * şu * *şekilde * *de * *izah * *edebiliriz:


Hz.Peygamber, Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenerek onun, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslamî bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını amaçlamış olabilir. Çünkü, diğer hanımları, hem yaşları hem de zeka seviyeleri bakımından Hz. Âişe ile kıyaslanamazlar. Hz. Âişe'nin, erken yaşlarda peygamber hanesine girmesinin en önemli nedeni bu olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu küçük ve zeki kız sayesinde diğer sahabenin göremedikleri Hz Peygamber'in evinde meydana gelen olayların, özellikle kadınlarla ilgili özel meselelerin, Müslümanlara aktarılmasını ve Hz.Peygamber'in Müslüman kadınlarla olan bilgi alışverişini o sağlamıştır. Bundan dolayı, kaynaklarımızda yer alan İslam'i bilgilerin neredeyse *tümü *Hz. Aişe'den gelmiştir, diyebiliriz.

Hz. Âişe'nin üstlenmiş olduğu bu görevi diğer hanımları üstlenemez miydi, şeklindeki bir soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Hz. Peygamberin diğer hanımları, daha önce birkaç evlilik hayatı geçirmiş, zeka olarak yorulmuş aynı zamanda yaşlanmış olan kadınlardı. Bir kısmının, coçuk sahibi olmak gibi, zihinsel anlamda önemli meşguliyetleri de bulunuyordu ki bu durum, Hz. Âişe'nin bilgi edinmedeki konumu ile kıyaslandığında, hanımlar arasındaki fark daha iyi görülebilir. Hz.Aişe ise, özel yetenekleri, diri zekası ile müstesna bir kadın olarak, İslam'ın bütün Medine dönemi hadiselerini gözlemlemiş ve bizlere aktarmıştır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız Hz. Âişe'nin meziyet ve gayretleri konusunda "Siret Ansiklopedisi" yazarı Afzalurrahman şunları aktarmaktadır:

"Hz. Peygamberle erken yaşta evlenen Hz.Âişe'nin eğitim ve talimi bizzat Hz.Peygamber'in rehberliği ve nezareti altında gerçekleşti. Hz Aişe çok zeki, tecessüs sahibi, hıfzı kuvvetli, çok çabuk öğrenmeye kabiliyetli idi. Hz.Peygamberden ne görüp duydu ise onu hatırladı ve başkalarına nakletti. Bu sebeple Hz.Peygamber ona çok yakınlık duydu ki her söylediğini dinleyip izlesin ve yaptığını daha hevesli yapsın. Böylece Hz.Aişe, İslam prensiplerini ve Resulün sünnetini diğer hanımlarından daha fazla öğrendi ve hafızasında tuttu. O, bu ilmi Hz.Peygamberden sonra yaklaşık 45 yıl kadar anlattı. Hz.Peygamberden 2210 hadis rivayeti ile en fazla hadis rivayet eden altıncı sahabi olmuştu". Bütün bunlardan Ö. Rıza Doğrulun öne sürdüğü gerekçelerin, isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.

Doğrul, bir önceki maddede anlattığımız Hz. Âişe'nin bilgisi, kabiliyeti ve İslam'i bilgilerdeki büyüklüğünü genişçe anlatarak; "Bütün bunları 9-18 yaş arasında bir çocuk öğrenemez. Bu evliliğin 18-27 yaş arasında olması daha makul değil midir?'' şeklinde bir akıl yürütmeğe girmiştir.

Böyle bir akıl yürütmenin zorlama olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, bunun için çocukların zeka ve öğrenme yaşına baktığımızda, çocuk eğitimcilerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği ve dünyada hemen hemen her yerde uygulanan öğrenme yaşı 7-20 yaşları arası olduğunu görürüz.
Bu yaşlar, genelde çocukların her bilgiyi toplama çağıdır. Yirmi yaş sonrası ise, artık bilgileri değerlendirme çağı başlamaktadır. Bir de sıcak iklimde çocukların bedensel ve zeka bakımından erken geliştikleri düşünülürse, öğrenme yaşının birkaç yıl daha düştüğü görülecektir. Buna göre, Hz. Âişe'nin Hz.Peygamberle birlikte yaşadığı (9-19) yaşları arası, onun öğrenmek için en müsait olduğu yaşlardır diyebiliriz. Hz. Peygamber'den sonra ki döneminde, elde etmiş olduğu bilgileri diğer Müslümanlara 45 sene boyunca aktarmıştır.

Hz. Âişe'nin Hz. Peygamberle nişanlanmadan önce, Cubeyr b. Mutim'in oğlu ile nişanlanmasından hareketle Doğrul, bu nişanlanmanın nübüvvet geldikten sonra olamayacağı, çünkü İslam'a göre müşrike kız verilmeyeceğinden dolayı bu nişanın nübüvvet gelmeden önce vuku bulması gerektiğini, bunun sonucu olarak da Hz. Âişe'nin İslam'dan önce doğduğunu iddia etmiştir.

Bu iddia da iki yanlış tespit etmekteyiz: Birincisi, aktarılan rivayetteki Hz. Âişe ile nişanlanan şahıs Cubeyr b. Mutim'in oğlu değil, bizzat Cubeyr'in kendisidir." Yani Hz. Aişe, Mutim b. Adiyy'in oğlu Cubeyr ile nişanlanmıştır. Yazar burada bir isim yanlışlığı yapmıştır.
ikincisi ve daha önemli hatası ise, nübüvvetin gelişinden sonra müşrike kız verilmeyeceği görüşüdür.Halbuki Mekke döneminde böyle bir yasak yoktu. Bu yasağı bildiren ayet Medine'de inmiş ve bu nedenle sahabe müşrik eşlerini boşamışlardı. Ancak Mekke döneminde, sadece Hz.Ebubekir değil, Hz.Peygamber bile İslam'ın en büyük düşmanı olarak Kuran'da ismi zikredilen Ebu Leheb'in iki oğluna iki kızını vermiş ve Nübüvvet geldikten sonra da Ebu Leheb oğullannı zorlayıp bu iki kızı boşatıncaya kadar boşatmamıştı.

Müslümanlar için durum böyle olduğu gibi. Müşrikler için de böyle bir yasak bahis mevzu değildi. Mekke'de bu yasak ilk defa Haberu's-Sahife olayında: yani, Mekkelilerin Müslümanlara boykot yaptıkları sırada gündeme gelmiş ve Müslümanlarla kız alışverişini durdurmuşlardı. Fakat Hz.Sevde'nin Hz. Peygamber ile evliliğinde olduğu gibi, boykottan sonra da bu yasağa uyulmuyordu. Nitekim Hz.Şevde nin müşrik olan babası nübüvvetin 10. Yılında Hz.Peygamberi beğendiği ve kızına denk bir insan gördüğü için onunla evlendirmişti.
Doğu toplumlarında, ülkemizde de olduğu gibi. çocukların küçük yaşta "Beşik Kertmesi'" adı altında sözlenmeleri oldukça yaygındır. Hz. Ebû Bekir gibi Mekke'nin saygın iş adamlarından birinin kızını, almak isteyenlerin çok olacağı muhakkaktır. İşte Hz. Aişe'nin Cübeyr ile sözlenmesi de bu kabil bir söz kesme olayıdır, diyebiliriz. Dolayısıyla, O. Rıza Doğrul"un söz konusu nişanlanmadan hareketle. Hz. Aişe'nin yaşının büyük olması gerektiği şeklindeki çıkarımına katılmıyoruz.

Doğrul. Hz. Aişe'nin nişanlısı Cubeyr b. Mutim'in annesinin Hz.Ebubekir'e "eğer bu kız benim evime girerse oğlumu atalarının yolundan çıkarır" demesini54 delil getirerek, Hz.Aişe'nin dînî et¬kinliğinden dolayı nişanın bozulduğunu söylemiş ve bu nişanın nübüvvetten önce vuku bulduğunu dolayısıyla da Hz. Aişe'nin yaşının rivayetlerde zikredilen yaştan büyük olduğu sonucuna ulaşmıştır.Bir kısım yazarlar da bu görüşte ona katılmaktadırlar.
Doğrulun bu yaklaşımı, yukarıda açıkladığımız üzere kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi. Ibn Hanbel'den naklettiği. Cübeyr b. Mutim'in annesinin Hz.Ebubekir'e söylediği sözün tercümesi de yanlıştır. Bu yanlış tercüme. Doğrul'un rivayetten yanlış sonuç çıkarmasında etkili olmuş olmalıdır. Ibn Hanbel'deki rivayetin tercümesi şöyle olmalıdır: "Ey Ebubekir! oğlumuzu senin kızınla evlendirdiğimizde, sen onu yeni dinine sokmak istersin " *Doğrulun yaptığı tercümeden, kadının oğlunu yeni dine sokacak şahsın Hz. Aişe olduğu anlaşılırken, rivayetin doğru tercümesinde söz konusu şahsın Hz.Ebubekir olduğu anlaşılmaktadır. Bizim tercümemize göre kadının korktuğu şahıs Hz.Aişe değil, bilakis Mekke döneminde birçok kimsenin hidayete ermesine sebep olan Hz.Ebubekir'dir. Kadın bundan dolayı oğlu Cübeyr'in * *Hz. Aişe ile evliliğini bozmuştur. Onunkorkusu oğlunun Hz. Ebubekir'in etkisine girmesidir.
Doğrul ayrıca bu rivayeti kabul edip kendisine delil olarak aktarırken, aynı rivayetin birkaç satır sonrasında yer alan; Hz. Aişe'nin 6 yaşında Hz.Peygamberle sözlendiği ifadelerini maalesef göz ardı etmektedir.

Rıza Savaş'da aynı rivayetten yola çıkarak, Cübeyr'le nişanın Hz. Ebu Bekir'in faal olarak tebliğe başlamasından önce olduğunu, buradan da nişanın bozulduğu nübüvvetin 10. yıllarında Hz Aişe'nin 14-15 yaşlarında olabileceği sonucuna varmaktadır. Bu tespiti esas kabul edersek akla şu soru gelmekte¬dir: Eğer bu nişan nübüvvetten önce veya en azın¬dan nübüvvetin ilk yıllarında yani Ebu Bekrin faal olarak tebliğe başlamadığı yıllarda oldu ise. neden Cübeyr in ailesi Hz.Hatice'nin vefatına kadar 10 yıl bekledi? Nübüvvetin 10. yılına kadar beklemeden bu nişanı daha önce bozması gerekmez mi idi? Bu gerekçeye göre daha önce bozmaları gerekiyordu. Bu konudaki bir diğer görüş de. Hz. Aişe'nin *ifk hadisesi sırasında Hz.Peygambere karşı sarfettiği sözlerin o sıralarda 15 yaşlarında, olgun olmayan bir
kızın söyleyebileceği sözler olmadığı, dolayısıyla Hz Aişe'nin yaşının daha büyük olduğu iddiasıdır.
Bu iddia, tamamen sübjektiftir. Çünkü, insanın önemli sözler söylemesi, yine önemli işler görmesi kişiye ve yaşa göre değişir. Örneğin, çeşitli sanat ve felsefe alanında çok küçük yaşlarda, ileri zeka seviye¬si gösterenler her zaman var olmuştur. Bu nedenle. Hz. Aişe on beş yaşında böyle önemli sözleri sarf edemez demenin bir delili yoktur. Ayrıca bu tezin, bilimsel bir dayanağı da söz konusu değildir.

Bu yaşlarda o sıcak bölgede genç kızlığının tam zirvesinde olan üstelik 6 yıldır Hz. Peygamberin yanında yaşayan, daha önce de Hz.Ebubekir gibi İslam'ın en önemli şahsiyetlerinden birinin yanında bulunan bir kimse bu sözleri rahatlıkla söyleyebilir. Üstelik bu kimse Hz.Aişe gibi gayet kabiliyetli, zeki bir kimsedir.
Rıza Savaş, Hz. Aişe'nin abisi Abdurrahman b. Ebi Bekir'le aynı anneden doğduklarını göz önüne alarak, iki kardeş arasındaki yaş farkını Hz. Aişe'nin yaşının tespitinde delil olarak kabul etmiştir. Ona gö¬re, o dönem şartları içinde iki kardeş arasındaki yaş farkının 10 yaş kadar olamayacağı, ancak 1-2 yaş *olabileceği tezinden hareketle, Hz. Aişe'nin de 18 yaşlarında olacağı belirtmektedir. Çünkü, Abdurrah¬man b. Ebî Bekrin Bedir Savaşı'nda 20 yaşların¬dadır. Buna göre, aralarında 1-2 yaş fark bulunması
gereken Hz. Aişe de, 18 yaşlarında olmalıdır.

Rıza Savaş'in yukarıdaki tezini, o günkü Arap toplumunda yaygın olan çocuk edinme koşullan içinde makul kabul etmek gerekir. Ancak genel olan bu durumun, her özel durum için de aynı şekilde değişmez bir yasa imiş gibi kabul edilmesi, bilimsel olmadığı gibi. delil olarak da kabul edilemez. Bu sadece tahmini bir varsayımdır. Bir bilgiye/belgeye dayanmamaktadır. Çünkü, bir kadından doğan çocuklar arasındaki yaş farkının şu ya da bu miktarda olmasını sağlayacak bir çok neden olabilir. Bu nedenleri tespit etmeden, yukarıdaki gibi, sadece belirli bir adeti öne sürerek iddiada bulunmak, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu nedenle, Hz. Âişe'nin yaşının büyüklüğünü, söz konusu yaklaşımla ispatlamak mümkün gözükmemektedir.

Dozy gibi müsteşrikler, 54 yaşlarında bir adamla, küçük bir kız çocuğunun evliliğini garip görüldüğünü belirtirlerken *bazı yazarlarda insanlık tarihi boyunca böyle bir evliliğin olamayacağını söylemişlerdir.

Dozy kendi kültürünün tesirinde kalarak konuyu değerlendirmiş ve yadırgamışür. Biz bu iddialara, hem o dönemden, hem de günümüzden örnekler vererek cevap vermek istiyoruz. O dönemde bu tip evlilikler çoktu. 60 yaşlarındaki Halife Ömer'in Hz. Ali'nin çocuk yaşta baliğ olmamış kızı ile evlenmesi *o dönemde bu yaş farkının problem olmadığını gösterir.
Zehebi'nin naklettiği şu rivayet bu konuda ilginç bir örnektir. Amr b.el-As. oğlu Abdullah b.Amr dan tam 11 yaş büyüktür.63 İbni Hacer bu yaş farkını 12 olarak verir. Bu rivayete göre. Amr yaklaşık 10-11 yaşlarında evlenmiş olmalıdır. 10 yaşında erkeklerin evlilik gerçekleştirebildiği bir yörede, daha erken ergenliğe giren kızların 9 yaşında evlilik yapması kadar normal bir şey olamaz. Yine 53 yaşlarındaki Hz.Ebubekir'e Hz. Ömer'in 20 yaşlarındaki kızı Hafsa'yı teklif etmesi yaş farkının o dönemde pek de garip karşılanmadığını göstermektedir.

Ergenlik yaşının yüksek olduğu ülkemizde bile kırsal kesimlerde kızlar 12-15 yaş arası evlenebilmektedir. Arabistan bölgesinde ise ergenliğin 8 yaşlarına kadar düştüğünü ve kızların 20 yaşlarında biyolojik gençlik çağını bitirme noktasına geldiğini biliyoruz.
Arap kültüründe yer alan bu durumun günümüzde de devam ettiğini, Kur'an Mesajı adlı eserin yazarı Muhammed Esed'in Medine'de iken, başından geçen evlilik göstermektedir. Bu evlilikte, ileri yaşlardaki Esed, 11 yaşlannda bir çocukla evlendirilmiştir. Buna itiraz eden Esed'e Araplar şöyle demişlerdir: "Kız kocasının evinde büyür".

Günümüzde ergenlik çağı yüksek olan Batı ve ABD gibi soğuk bölgelerde bile 9-10 yaşlarında bakire bir kız çocuğu bulmanın çok zor ve bu yaşlardaki çocukların serbestçe cinsel ilişki içerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle insanlık tarihinde, Hz. Peygamberin evliliğinde olduğu gibi bir evlilik olmadığını iddia etmek, bilimsel değildir.
Bu yaşlarda evliliğin halen Batıda ve ABD'nin kırsal kesiminde uygulandığı bilinmektedir. Yapılan tespitlere göre Batı gibi soğuk ülkelerde bile ergenlik yaşları, çok küçük yaşlara kadar düşmüştür. Bu gerçekler göz önüne alındığında, Hz. Peygamber in o yaşta bir kız ile evliliğini garip karşılamamak gerekir. Nitekim Rodinson, Dermenghem, Caetani, gibi bir kısım Oryantalistlerde Hz.Aişe'nin evliliğinin o dönem şartları içerisinde normal olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca insaflı Oryantalistlerden Watt; "Arabistan bölgesinde kızlar erken geliştiği için Âişe'nin bu yaşta evliliği normaldir" demektedir.

Burada şu noktayı da zikretmeliyiz; eğer Hz.Peygamberin bu evliliği içinde yaşadığı toplum tarafından garip bir evlilik olarak karşılanmış olsaydı, Hz.Peygamber aleyhinde en küçük eksikliği dahi kaçırmayan Mekkeliler bu durumu dillerine dolayacaklar ve Hz. Peygamber aleyhine kullanacaklardı. Fakat, bu doğrultuda her hangi bir şey kaynaklarda nakledilmemektedir. Ayrıca Hz. Aişe, Hz. Peygamberden önce Cübeyr'le nişanlanmıştı, yani, Hz.Peygamber ile nişanlanmasından daha küçük bir yaşta iken yapılmış olan bu tür evlilikler ya da nişanlanmalar, o günkü koşullarda doğal karşılanıyordu. Hatta *daha *küçük yaşlarda *da *olabiliyordu. Hz. Peygamberin Hz. Aişe ile 9 yaşında evlendiğiyle ilgili rivayetleri destekleyen başka rivayetler de vardır. Söyle ki: Hz. Aişe, evlendikten sonra kız arkadaşlarıyla oyunlar oynadığı ve oyuncakları olduğunu söylemiştir. Eğer *iddia edildiği gibi 18 yaşında evlenmiş olsaydı, bu yaşlarda bir kadının oyuncaklarla oynaması normal ve makul bir davranış olamayacağından, bu konudaki rivayetlerin kabulü imkansız olurdu. Oysa bu rivayetler sahih olarak nakledilmiştir. Bu rivayetlerin bazdan şöyledir:
"Ben sokakta oynarken annem çağırdı, eve kapattı ve evleneceğimi anlattı '

"Ben Peygamberle evliyken evde arkadaşlarımla oynardım. Hz. Peygamber gelince arkadaşlarım kaçardı. Hz.Peygamber gider onları toplar benimle oynamaları için gönderirdi

"Ben evde arkadaşlarımla oynuyordum. Hz.Peygamber geldi. Oyuncaklarımı kastederek bunlar nedir ey Aişe" dedi. Ben de ''Süleyman in atları"dedim.

Bu rivayetlerden hareketle. Hz. Aişe:nin 18 yaşında evlendiğini iddia edip. sonra da Hz.Aişe'nin çocuklarla oyuncak oynadığı, oyuncakları olduğu. Hz.Peygamberin ona sokaktan arkadaş gönderdiğini kabul etmenin bir tenakuz olduğunu söylememiz gerekir.Sonuç olarak bu rivayetleri dikkate alarak, çocuk yaşta evlendiği Hz. Aişe'yi, Hz.Peygamber hem eğitmiş, hem de İslamî bilgiler ile yetiştirmiş ve bu arada onun çocukça isteklerine karşı da anlayış göstermiştir.
Konu ile ilgili bir diğer iddia da: Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmiş olduğuyla ilgili rivayetlerin gayet az ve şaz olduğundan hareketle, onun 17-18 yaşlarındayken evlenmiş olması gerektiği şeklindedir.

Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmiş olduğu rivayetlerini, az ve şaz olmakla eleştirerek kabul etmeyen yukarıdaki iddia, kendisinin ileri sürdüğü. Hz. Aişe'nin 17-18 yaşlarında evlendiğine dair hiçbir rivayet yoktur. Yani *şaz bir rivayet bile yoktur. Dolayısıyla, söz konusu iddia sadece bir varsayımdan ibaret kalırken. 9 yaşında evlendiğine dair ise bir çok rivayetler bulunmaktadır. Bizzat olayın kahramanı Hz. Aişe'nin ağzından 6 yaşında nişanlandığı. 9 yaşında *evlendiğine dair bir çok tarihi bilgilerin de varlığı tezimizi güçlendirmekte ve desteklemektedir. Bu konudaki tartışmaları noktalamadan önce şu konuyu da aktarmakta fayda mülahaza görüyoruz. Eğer 9 yaş rivayetlerini esas alırsak, bu noktada 9 yaşında evlendiği bir kızı 18 yaşında dul bırakmak ve Kuran da ki yasak gereği *bir daha evlenememe-sine sebep olmak zulüm değil midir? şeklindeki bir soru akla gelebilmektedir.
Hz Aişe'nin 18 inde dul kaldığı doğrudur. Öncelikle 9 yaşında evlenen bu kızdan yani Hz. Aişe'den böyle bir pişmanlık hakkında bir rivayet göremediğimiz gibi bu evlilikten ötürü bir çok kazancı olduğunu kendisi aktarmaktadır.

Kimse ne zaman öleceğini bilemez. Nitekim insanlar çok genç yaşta da ölebilmektedir. Öyleyse bu düşünce ile mantıklı bir sonuca varmamız mümkün değildir. Ülkemizde bile halen 18-20 yaş arasında kocası ölüp ona sevgisinden dolayı bir daha evlenmeyen pek çok kadın vardır. Bu Özel bir durumdur, sevgi aşk vs. gibi çok özel şeyler vardır ki bunlar bir başkasının kendi öznelliği ile asla tenkit edemeyeceği realitelerdir. Ayrıca sevdiği ile evlenmediğinden dolayı hayat boyu evlenmeyenleri de dikkate alabiliriz.

Ayrıca Hz. Aişe Hz.Peygamberle evlenmeseydi ne kaybederdi? diye düşünmekte gerekir. Eğer evlenmeseydi onun yanında yetişemez, İslam'i bilgileri sahabelerin kendisine danıştığı birisi olmazdı. 2210 hadis aktarmazdı. Hatırı sayılır bir fakihe, müfessire. müctehide ve müftiye olmazdı.




Sonuç
Hz. Aişe'nin Hz.Peygamberle evlendiği evlilik yaşı konusunda klasik kaynaklarda yer alan onun 18 yaşında evlendiğini savunan bilginlerin görüşlerinin isabetli olmadığı göstermektedir.
Bu kadar rivayet, sadece yorumla reddedilemez. Rivayetlerin aksine getirilen deliller ise. bilimsel olmaktan * *ziyade, * * tepkiseldirler. * * Dolayısıyla, Hz.Aişe'nin Hz.Peygamber'in hanesine küçük yaşta girmesinin pek çok hikmet ve hayırlı sonuçları dikkate alınmadan rivayetler değerlendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlar ise tatmin edici olamamıştır.
Bölgenin iklim yapısını ve evlilik kültürünü göz önüne aldığımızda o zaman ve hatta günümüzde bu tür evliliklerin hiç de garip karşılanamayacağı ortadadır. Onun küçük yaşta oluşu hiçbir zaman problem edilmemiş, oyuncaklarıyla oynamasına ses çıkarılmadan, onun Hz. Peygamberle evliliği devam etmiştir.

Bütün bunlardan sonra özetle diyebiliriz ki Hz. Aişe'nin Hz. Peygamberle nişanlandığı yaş 6 dır. Bu da nübüvvetin 10. * yılına tekabül etmektedir


Evlendiği yaş 9 dur. Bu da Hicretin I. yılında olmuştur. Genelde rivayetlerde bu noktada odaklanmıştır. Bu evlilik o zaman hiçbir kimse tarafından garipsenmemiş ve o dönemde gerçekleşen buna benzer bir çok evlilik bulunmaktadır.

Bireyler ve toplumlar bir tarih dilimine ve kültürel geleneğe aittir. Bundan kopmak imkansızdır. Bu nedenle, her hangi bir tarihi olayı değerlendirirken onu kendi tarihselliği ve kültürel çerçevesi içinde değerlendirmek gerekir. Yoksa, kendi şartlarımızı ölçü alarak farklı bir tarih diliminde yaşayan ve farklı toplumsal yapılanmalara sahip birilerini yargılamak: hem doğru değildir, hem de bilimsel bir yöntem olarak kabul edilemez

maddeoz
10-10-2006, 18:30
bu kadar uzun bir yazıyı hem de hiç bir cümleyi işaretlemeden koymanın nedeni bizlerin okumamasını istemen mi?

sodomo--
10-10-2006, 20:55
Kendi bile okumamıştır bu yazıyı. Böyle konular seni ezer girme altına madara olursun....

kuvvaci
10-10-2006, 21:11
Genellikle din konusu ile ilgilenen herkes peygamberin 9 yaşında bir kız çocuğu ile evlendiği konusunda hemfikir. * Saygılarımla

humayun
10-10-2006, 21:21
Tamamda bir okuyun yaw *okumaktan niye korkuyorsunuz.İddaalarınızın çürüklüğünü görün.Araştırmanın ilk başında yaş tartışılıyor ve daha sonra İslam araştırmacıları zaten 9 yaşında karar kılıyorlar ve bunu ispat edecek delilleri sunuyorlar.Ama neden 9 yaş ?Nedenini ve yaklaşımını öğrenenin öyle sodomo ve walla gibi bi tarafından iftara atıp Süby..cı diye kaçmak olur mu *buysur sizi bekliyor.
Merak etme sodomo yazıyı tek tek okudum.İlk önce bir oku da istersen ezbere konuşma.Alışmışsın bir kere makasçılığa tabi di mi?

pante
10-10-2006, 21:27
Arkadaşlar sabırla okumanızı isterim. Kelime kelime okudum. Hümayun arkadaşı da bu objektif yazıyı bizlerle paylaşması açısından kutluyorum.
Yorumlara katılınır, katılınmaz. O ayrı konu. Önemli olan Ayşe'nin evlendiğinde 9 yaşında olduğunun objektif bir yaklaşımla açıklanmasıdır.

sodomo--
10-10-2006, 21:41
Evet Aişe'nin yaşını burada tartışılmıştır daha önce, o yüzden bu konuyu gereksiz yere ısıtıp ısıtıp önümüze getiren şeriatçılar önce bu sitedeki başlıklara göz gezdirsinler.

humayun
11-10-2006, 03:07
İnşallah sevgili panteidar Peygamber için süby....cılık iddaasını atanlar bu yazıdan bir ders çıkarabilir.Ben bir inanan olarak *Turan Dursun a veya *ilhan Arsele hakaret etmem.İnancım bana bu hakkı ve davranışı yakıştırmaz.Ama gel gör ki çok üzüldüğüm bir nokta benim için değerli olan bir insanı ve milyonların peygamberi olan insana hakaret etmekten çekinmiyorlar.Ben ona yapılan bütün hakaretleri hakaret sahibine iade ediyorum.Ve sevgili panteidar ve ezkamo sizin gibi insanlar hep olsun inşallah.Size de ihitiyacımız var.Sevgi ile ...

sodomo--
11-10-2006, 18:31
Muhammed Aişe ile evlendiğinde Aişe 9 yaşında idi.

Muhammed Cüveyriye ile evlendiğinde Cüveyriye 13 yaşındaydı.

Ali, Muhammed'in kızı Fatıma ile evlendiğinde Fatıma 10 yaşında idi.

Ömer, Ali'nin kızı Ümmü Gülsüm ile evlendiğinde Ümmü Gülsüm 9-10 yaşındaydı.


Bunlar nedir ? *İslamcı sitelerde halihazırda var olan *bilgilerdir o kadar.
Bu bilgilere göre yapılacak yorumlar kişisel olacaktır pek tabii ki, ama her insanın gerçekler karşısında yorum yapma hakkı vardır ve bu hakka kimse de müdahale edemez, yeter ki bir GERÇEĞE tekabül etsin.

sodomo--
11-10-2006, 18:34
İlave olarak Hatice'nin 40 yaşında sonra 7 çocuk doğurabileceğine inanan var mı ? Hadi çekinmeyin gelin Hatice'nin yaşının evlendiğinde 28-30 arası olduğunu da kabul edin.

vartor
11-10-2006, 19:04
Sevgili Sodomo,
Allahin hikmetinden soru sorulmaz, olsun dediyse olmustur da, neden bir tek erkek evlat bile vermemis muhammed'e, dusunulmesi gereken bu. Kadinlari yari insan goren bir ademe, ilahi adalet mi dersiniz?

sodomo--
11-10-2006, 19:20
Sevgili Vartor, Muhammed'in cariyesi Marya'dan İbrahim adında bir erkek çocuğu olmuş ve 18 aylık iken vafat etmiştir.

Bu bile cariye ile cinsel ilişkiye girilebileceğinin kanıtı olarak önümüzde durur. Zaten Kuran'da cariye ile cinsel ilişkiye girilebilceğine dair ayetler de vardır.

Nisa 3. Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

Müminun 6. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.

11-10-2006, 23:58
Humayun arkadaş, bize bu bilgileri aktardığın için teşeşkkürler.

Ayşe'nin gerdeğe girdiğindeki yaşının 9 civarında olduğuna dair bir ilahiyat öğretim görevlisinin yaptığı bu çalışma bizler için, en azından benim için eşsiz bir kaynak oldu.

Bu güne kadar gerçekten de islami cepheden bu konuya karşı en çok yapılan savunmalardan biri Ayşe'nin gerçekte 17-18 yaşlarında gerdeğe girdiği yönünde idi. Bu savunma çabası bir ilahiyatçı tarafından elimine edilmiş görünüyor.

Ancak bu ilahiyatçının yaptığı savunma ise hiç yeterli görünmüyor:

"Bireyler ve toplumlar bir tarih dilimine ve kültürel geleneğe aittir. Bundan kopmak imkansızdır. Bu nedenle, her hangi bir tarihi olayı değerlendirirken onu kendi tarihselliği ve kültürel çerçevesi içinde değerlendirmek gerekir. "

Muhammed'in, döneminin pek çok adetini, geleneğini değiştirmiş olduğunu biliyoruz. Demek ki gelenek ve görenekten kopmak imkansızdır sözü geçerli değil. Muhammed canı istediği zaman, gerekli gördüğü zaman gelenek-görenekleri değiştiriyor, örneği zıhar olayı, örneğin evlatlığının karısıyla evlenebilme olanağı vs...Oysa 9 yaşında bir kızla gerdeğe girme o dönem için normal olsa bile kendisini tanrının elçisi kabul eden birisinin bu geleneğe şiddetle karşı çıkması gerekirdi. Dünyaya tanrısal adaleti getirdiğini iddia eden birisinin "gelenekler böyle" mazeretine sığınıp, 9 yaşında bir kızla gerdeğe girmesi kabul edilemez.

Bir de şöyle bir savunma yapmayı çalışmış sayın doçentimiz:

"Hz.Peygamber, Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenerek onun, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslamî bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını amaçlamış olabilir. Çünkü, diğer hanımları, hem yaşları hem de zeka seviyeleri bakımından Hz. Âişe ile kıyaslanamazlar. Hz. Âişe'nin, erken yaşlarda peygamber hanesine girmesinin en önemli nedeni bu olmalıdır diye düşünüyoruz. "

Acaba Ayşe 9 yaşında gerdeğe girmeseydi İslami bilgileri diğer müslümanlara aktarabilme yetisini kaybedecek miydi?

İşte bir zorlama yorum daha:

"Günümüzde ergenlik çağı yüksek olan Batı ve ABD gibi soğuk bölgelerde bile 9-10 yaşlarında bakire bir kız çocuğu bulmanın çok zor ve bu yaşlardaki çocukların serbestçe cinsel ilişki içerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle insanlık tarihinde, Hz. Peygamberin evliliğinde olduğu gibi bir evlilik olmadığını iddia etmek, bilimsel değildir. "

Aşırı abartılı bir yorum. Birincisi 9-10 yaş değil 15-16 yaş dense belki biraz daha gerçeğe yakın olabilir ama bundan daha önemlisi batıda cinsel ilişkiye giren gençler bunu kendi özgür iradeleriyle yapmaktadır. Oysa Aişe olayında Aişenin seçim olanağı yok idi. İlgili Buhari hadisini okuyanlar hatırlayacaklardır ki Ayşe salıncakta oynarken annesi tarafından ve diğer kadınlar tarafından alınıp, yıkanmış ve Muhammedin koynuna verilmiştir. Yani Ayşe rızası dışında gerdeğe girmiştir. Hayır deme olanağı o dönemim kültüründe yok sayılırdı. Günümüzde bile müslüman toplumlarda kızların pek çok konuda kendi kararlarını veremediğine dikkatinizi çekerim.

Ayrıca evliliğin her iki tarafın özgür iradesiyle hayatı paylaşma demek olduğunu hatıulatırım. Ayşe sadece gerdeğe girerken değil, 6 yaşında evlendirildiğinde de özgür irade sahibi değil idi. O yaşta birisinin özgür iradesinin olamayacağını da kabul etmek gerekir.

sodomo--
12-10-2006, 01:10
İngilizce bilenler için bu linkte oldukça detaylı açıklamalar var, ayırca Aişe'nin yaşının 17-18 olduğunu iddia edenlerin linkleri ve pdf. dosyaları mevcut.

http://en.wikipedia.org/wiki/Aisha%27s_age_at_marriage

cccp13
12-10-2006, 02:12
kim ne derse desin tarihin hiç bi döneminde 9 yaşındaki bi çocuk (ya da bebek) olgun olmamıştır. ne arap ülkelerinde ne abd de ne de kanada da. kimse iç dünyasındaki sapıklıklara kılıf aramasın. *diğer konu, muhammedin eşlerinin çoğu yaşlı,dul ve çocukluymuş. yani ima edilmek istenen muhammed onları yardım amaçlı yanına almış. peki o insanlara yardım etmek için illa yatağına mı alması gerekirdi. cinsel ilişki kurmadan yardım kabul görmüyormuydu yoksa o dönemin koşullarında. kimsenin bilmediği kadar eşi olan, 9 yaşında bi bebekle yatağa giren, kölesinin karısına bile el koyan birinin cinsel hayatını tartışmak anlamsız . herşey apaçık ortada. islam bilimcileri de doğruluyorsa bunları, kendimizi fazla yormaya gerek yok diye düşünüyorum. doç. dr. , muhammedi aklamak için boşuna çaba sarfetmesin. yıllarca uğraştılar olmadı çünkü. emeğine yazık başka konulara yönelsin

humayun
12-10-2006, 03:31
:D Bazı sorularım olacak.Peygamberin zamanındaki bu uygulama eğer çok sıra dışı ise.Peygambere suç isnat edecek bir çok konu buldular da neden o zamanlar da *müşrikler bunlardan söz etmediler.Herşey kaynakalr da açık.Zaten ben bu yazıyı her türlü çelişkiyi ortadan kaldırmak için yazdım.Yani gerek Hz. Aişe nin kaç yaşında evlendiği olsun ya da gerekse genç yaşta evlenmenin nedenleri olsun.İlk evliliği kendisinden 15 yaş büyük olan Hz Hatice ile olan peygamberimizin diğer evliliklerinde bu göze çok çarpıcı ve batıcı bir olay.Neden Müşrikler ve Allah a eş koşanlar ona bunun ne kadar da sapıkça *olduğu gibi rahatsızlıkları dile getirmemişlerdir.Sevgili Cem buna kısaca değinip açıklama yapmış gibi görünsede bence asıl üzerinde durulması gereken konu budur.Benim çok arkadaşım var benim ile aynı yaşta (26)Ama evleneli nerdeyse 9 *sene olmuş.Ve nerdeyse boyu kadar kızı var.Gül gibi geçinip gidiyorlar.Sonra eğer iki tarafında rızası olduktan sonra kim gelip bu kişiyi sapık veya süb....cı ilan edebilir.Sizce bu hak doğarmı.Geçenler de Savaş Ay İzmit te bir roman mahallesine gitti ve daha 8-9 yaşlarındaki çocukların nikahlandığını ve evlendiğini gördü.Ve en büyük tepkileri romalar kendileri verdiler.Ben mesleğim gereği (müzisyen)roman halkımızla çok içli dışlı olan bir insanım.Bu gibi olayları çok görüyorum.İlk başta çok kınadım ve garip gördüm.Ama ilişkilerine baktığımda ekonomik kazançları düşüklüğü dışında hiç bir olumsuz yönlerini görmedim.Yaşamayan yerinde gözlemlemeyen bence evbere konuşur.Günümüz de evliliğin *gittikçe daha geç yaşlara atıldığı sizce kabul edilemez mi.Benim dedemle babannemin bile evlenmesi neredeyse bu yaşlara denk gelmiştir.Ve çoğumuzda da böyle birçok örnek olduğuna kalıbımı basarım.Ki gele gelelim bizim bahsettiğimiz tarihler 1400 sene önceleri.Ama tabi bazılarının aklına gelen tek şey 50 yaşında bir adam ile 9 yaşındaki birisinin evliliğidir.Şimdi vermiş olduğunuz bütün kaynaklar (Hadis,Ayet) da bunun olumsuz olduğunu yansıtan bie tek cümle bir tek davranış varmı.Kendi kişisel düşüncelerini olayları çarpıtmaktan başka bir
şey için kullanmak değilde nedir bu.Bu konunun ehlisi kimdir.Bu konuda herkes söz hakkına sahipmidir.Bir sosyal bilimci,bir toplum bilimci tarihi kaynaklar ve deliller ile gerçekleri ortaya koymadıktan sonra bunları tartışmak malesef kişisel kanaatlerin belirtilmesinin ötesine geçemeyecektir.Yani yapılan hiç bir şey bilimsel değildir.Bilimsel olan ise yukardaki araştırmayı yapan bilim adamı *sayın *Mehmet AZİMLİ *(Yrd. Doç. Dr. Dicle Üniversitesi İlahiyat *fakiltesi) nin ortaya koyduğu gerçeklerdir.Şimdi siz zannediyormusunuz ki yukardaki araştırmayı hazırlayıp sunan Mehmet beyin sosyal gerçekleri ve toplumsal istatistikleri kafasına göre yorumlayıp oraya işlesin.(diğer devletlerde ki ilişkiler)
Hz Muhammed in hayatının bu kısımlarını kanatarak kaşıyan kişiler ; her türlü bilimsellikten uzak , tarihte yaşamış toplumların örflerini,geleneklerini,yaşayış tarzlarını bir kalemde silip atan yerine kendi peşin hükümlerini sıralayanlardan başkaları değildir.Lütfen daha fazla araştırın ve olayları tek bir açıdan değil , bütün hassas noktaları ile ele alın.Bir tez *ortaya atarken de bilime yakışır bir şekilde her türlü tenkiti ve şüpheyi ortadan kaldırın.Merak ile takipteyim.Sevgi ile...

12-10-2006, 04:58
Sevgili Humayun,
Müsade edersen ben bir eğitimci gözüyle olayı değerlendirmek istiyorum. Peygamberin evliliğini haklı göstermek için romanları örnek vermişsiniz. Eğer bu gün çocuklar sekiz dokuz yaşlarında evleniyorlarsa o topluluğun içinde bulunduğu cehaleti ve geriliği gösterir. İşte bu cehalet ve gerilik peygamber döneminde de yaşanmıştır. Söz konusu olan orta çağ. O dönemin gelenek ve görenekleri arasında çocuklarla evlenmek de varmış. Peygamber de bu geleneğe uyarak Ayşeyle evlenmiştir. Bilim şunu açıkça ortaya koymuştur ki fizik olarak o çocuk ne kadar gelişmişse bile sonuç olarak o halen bir çocuk ruhuna sahiptir. Bundan dolayı da bir çocukla evliliği bilim sakıncalı görmüştür. Çünkü adı üzerinde çocuk. Zaten Ayşe de hadislerinde bunu açıkça belirtiyor. O dönemde müşriklerin bunu eleştirmeleri de söz konusu olamaz. Çünkü çocuk yaşta kız çocuklarıyla evlenmek normal karşılanıyordu.
Asıl bizim üzerinde durmamız gereken burada bir peygamber söz konusu. Örnek insan olması gereken bir peygamber. Bir peygamberin bir çocukla evliliğinin savunulacak hiç bir gerekçesi olamaz. Lütfen dürüst olmakta yarar var. Gerekçe ne olursa olsun onun haklı olduğunu göstermez. Asıl onun yapması gereken bu yanlış uygulamayı ortadan kaldırmaktı. Bir peygambere de bu yakışırdı. Ben o dönemde yaşayan bir peygamber olsaydım bir kere bu köleliği ortadan kaldırırdım. Çocuk yaşlarda evliliği yasaklardım. Kadın ve erkek eşitliğini getirirdim. Evlatlığımın karısını elinden almak için ayet indirtmezdim. Evlatlık da olsa sonuç olarak oğlundur. Oğlumun karısıyla evlenmek aklımın ucundan geçmezdi. Bu ahlak kurallarına ters bir durumdur. Ondan sonra da kendimi haklı çıkarmak için müminleri evlatlığınızın karısıyla evlenmenizde bir sakınca yoktur demezdim. Onları teşvik etmezdim.
Hep dersiniz ki olayları değerlendirirken o dönemin şartlarını göz önüne alalım. Bu allah hareket ederken dönemin şartlarına göre mi hareket etmiş. Nerede o zaman onun büyüklüğü. Her şeye kadir olan bu kuranın allahı bu günleri görememiş mi? Yani şunu demek istiyorum. Tüm bunlar açık bir şekilde gösteriyor ki kuranı peygamberin kendisi yazmıştır. Ben bunu çok net bir şekilde * *
gördüm. Böyle bir kitap bir yaratanın kitabı olamaz. Ve kalkıp da böyle bir kitabı günümüzde savunmak eşyanın tabiatına aykırı.
Ama üzülerek görüyorum ki bir taasup içerisindesiniz. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki sizin yerinizde olmak istemem. İşiniz çok zor. Allahınız size yardımcı olsun...Sevgilerimle...

12-10-2006, 10:05
Bu olayı ne tarih savunabilir ne de aklı başında insanlar savunabilir.
Bırakın bir peygamberin 9 yaşında bir çocukla evlenmesini, bir insanın bile 9 yaşında bir çocukla evlenmesini aklım almıyor.Bunun tek bir açıklaması vardır o da bu olay sapıkça bir davranıştır.

Yok efendim o günün şartları öyleydi böyleydi diyerek kandırmayın kendinizi.Ortada bir gerçek vardır ve bu gerçek çok acıdır maalesef .Hadi diyelim ki peygamber olan kişi nefsine hakim olamıyor ,yahu koskoca Allah'ta mı bunu *görmüyor,görüyorsa neden böyle birşeye izin veriyor. 8O

Bu tür olaylar *Allah'tan şüphe duymama sebep oluyor.
Çok üzgünüm gerçektende :(



Asıl bizim üzerinde durmamız gereken burada bir peygamber söz konusu. Örnek insan olması gereken bir peygamber. Bir peygamberin bir çocukla evliliğinin savunulacak hiç bir gerekçesi olamaz. Lütfen dürüst olmakta yarar var. Gerekçe ne olursa olsun onun haklı olduğunu göstermez. Asıl onun yapması gereken bu yanlış uygulamayı ortadan kaldırmaktı. Bir peygambere de bu yakışırdı.

Değerli Ezkamo hocama aynen katılıyorum.

Saygılarımla..

K.C.
12-10-2006, 10:56
Evrensellik iddiasında ve tüm zamanlara geldiği iddiasında olan bir din (Kıyamete kadar korunacak bir kitap) Kıyamete kadar tüm insanlığın toplumsal yapısına ve insan fıtratına uygun hükümler içermeliydi.

Şu anda o dönemin uygulamalarını yadırgıyorsak, yadırgadığımız bu durumları ise müslümanlar 'o dönemin şartları öyleydi' 'arabistan'da kızlar erken buluğa girerdi', v.s. gibi savunmalara giriyorlarsa burada bir terslik var demektir.

O kitabı dönemin adetlerini göz önünde bulundurarak savunuyorsanız tüm zamanlara geldiği iddiasından vazgeçmelisiniz.
O kitabın, kadınlara o zamana ve koşullarına göre üstün hükümler getirdiğini savunuyorsanız, aynı zaman diliminde yaşamış diğer toplumlardaki kadınlar için geçerli olmadığını da savunuyorsunuz demektir. Türk kadınlarının İslam öncesi ve sonrası durumu ortada iken bu kitabın tüm zamanlarda tüm insanlığa geldiğini hangi mantıkla haklı göstermeye çalışıyorsunuz?

Kur'an gerçekten Allah katından olsaydı kıyamete kadar gelecek insanların neyi ne zaman yadırgayacağını, toplumsal gelişmelerin ve bilimin insanları ve düşünce yapılarını nasıl şekillendireceğini bilir, buna göre orta çağ Arabistan bedevisinden daha üstün toplumlara da hitap edecek nitelikte olurdu.

Bir yanda hiramusta'nın hadis toplanmasını yasaklayan hadisleri koyduğu topik, diğer yanda, 2000 in üstünde hadis aktardı diye 9 yaşında gerçekleştirdiği evliliği haklı gösterilmeye çalışılan bir kadının topiği.
Bu iki ayrı konu bile İslam'daki bir çelişkiyi daha ortaya koymakta kanımca.

humayun
13-10-2006, 00:24
Sevgili Ezkamo dönemlerin şartlarına hareket etmek demek insanın anlayışının eriştiği nokta demektir.Allah insanlığa elbetteki onların anlayabilecekleri şekilde izah etmiş ve kitaplarını göndermiştir.Fakat insanları yanıltan hurafeler,uydurmalar ve bidat lar olmuştur.Yapılabilecek olanını anında ortadan kaldırmış geriye kalan konular da ise insanlığın anlayışına ve akıllarını çalıştırmasına bırakmıştır.Herşeyi baştan kestirip herşeyin önüne engelleri koymak ve bütün herşeyi bedavaca insalığın hazır paketler gibi önlerine koymak kullarını imtahan eden bir Allah anlayışı ile bağdaşmaz.İnsan neyin iyi olup olmadığına kendisi karar verecek ve kendisi değerler üretecektir.

Kölelik *hemen ortadan kalkmamıştır ama köleleri savunan ayetler yüzünden inkar edenler ve münafıklar bile , köleleri başımızın üstüne çıkarıyor bu Muhammed diye ona düşmanlık gitmüşlerdir.Şimdi bana gerçeklerden haber ver.
Kuran muhtelif yerlerinde *köle azad etmekten bahsetmiş midir bahsetmemiş midir?Bu ayetlerin tutumundan anlaşılıyor ki Allah insanların sahip olduğu kölelere karışmıyor fakat onların haklarını koruyor.

Onların özgürleştirilmesinden yana olan tutumları çoğu yerde vurgulamıyor mu?İnsanlar akıl yürütmüyorsa bu suç Allah ın suçumudur.İnsana her seferinde aklını çalıştırmasını öğütleyen Tanrı eğer insanlar bütün bunlardan bir ders çıkaramıyorsa neden bu sınav sorularının cevabını ellerine versin.Kimse düşünmeyecek ,akıl yürütmeyecek sonra bedavadan müslümanım diyecekse nedir bu sınavın anlamı.Hangi insanlık mantığı 1400 yıl önce bunu yapabilmiştir.Örnek verirmisiniz *bana.Peygamberimizin onca uygulamasında her seferinde zulüm gören köleleri savunan hadisleri yokmu o kadar hadis kaynağınızın arasında.Beyanatlar yokmu?

Gelelim bugünümüze acaba insanı köleleştiren sistemleri ortaya atan ve *uygulayan müslümanlar mıdır yoksa medeni ve çağdaş dediğimiz *ülkelermidir.Bütün dünyayı adeta tüketim kölesi haline *ve Küresel şirketlere çevirenler müslümanlarmıdır.Ondan sonra medeni ve çağdaş avrupa geri kalmış İslam ülkeleri. İslam her insanı boyundurluktan kurtarmış yalnızca Allaha kulluğa çağımıştır.
Fransız Üniversitesi Öğretim üyesi *ve siyaset adamı olan Roger GARAUDY nin ''İSLAM ın VADETTİKLERİ'' adlı *eserini okursanız bugün bütün dünya ülkelerinin Kurtuluşunu ve refahını *sağlayacak sistemin 1400 yıl önce Allah tarafından insanlığa sunulduğunu çok iyi görebilirsiniz.Arap ülkelerine bakarak ,İslami devlet modelelerini örnek göstererek gerçeğe ulaşamayız.Ortada bir çok yanlış var uygulanan ve dayattırılan.Birazcık araştırır ve öğrenme merakı hissederseniz ,Dr. Ali Şeriati,Muhammed İkbal,Hüseyin ATAY v.b gibi düşünür ve bilim adamlarının eserlerini incelemenizi şiddetle!!! öneriririm.O zaman sizlerle doğruları tartışırız.

Küçük yaşta evliliğin getirdikleri ve götürdükleri ise sosyal bilimciler ve toplum bilimciler tarafından araştırması gereken bir konudur.İnsan her yaşta çocuk olabilir.Bunu yaş ile alakalandırmak saçmadır.Bugün 6-7 yaşında kaç tane dil bilen veya *Kuran ı ezberlemiş veya eli silah tutup senden benden iyi savaşan *ve ya bilgisayarı bile babamdan kat kat ustalık ile kullanan çocuklar gibi örnekler var önümüzde.Bu da gösterir ki bir çocuk nasıl bir ortamda *yetişir veya yetiştirilirse o derece ilerler veya o derece gelirler.Yaş iddaalarını dönemin sosyal şartları içerisine attınız bunda hemfikir olduk diyelim.Bu seferde örnek olması gerekmez mi diyorsunuz.Peygamber kendi dönemi içersindeki sosyal yaşantıyı düzenlemek ve ona örnek olmak için gelmemiştir.Peygamber toplumun inancını ve dini yaşantısını düzenlemek için gelmiştir.Birçok konuda açıklık getirdikten (miras,kadın hakları,faiz,helal-haram) sonra kimsenin yaşayış tarzına ve toplumsal gerçeklerine saldırmamıştır.İşaret ettiği bir çok konu vardır.O zaman da insanlar için tehlikeli *olan genç yaşlardaki evlilikler değil ,Allah adına uydurdukları yalanlar ve edindikleri çok tanrılardır.Bir insanın genç yaşta evlenmesi mi daha iyidir yoksa 20-25 yaşına gelip bir sürü kızla eğlendirdiği gönül ve ebevenlerinin rızası olmadan girdiği cinsel ilişkiler mi daha iyidir.Hepimiz bir kız sahibi olabiliriz.Kim kendi kızını 17-18 yaşında *sonradan ismini bile unutacağı bir insan ile cinselliği yaşamasını ister?Bugün *çoğu kızımızın psikolojik olarak yaşadıkları sorunlar arasında değilmidir?Şimdi avrupada ve diğer ülkeler de bu yaş 12-13 lere kadar düştü.Ve uzmanlar cinselliği yaşama özgürlüğünü savunup bunu doğru olduğunu söylüyorlar.Eğer aramızda ''aman benim kızım istediği kadar erkekle birlikte olsun istediği kadar ilişkiler yaşasın yatsın kalksın alem yapsın''diyenler varsa onlara sözüm yok tabiki.Cinselliği ; yaş ne olursa olsun ister 15 yaş büyük ister 15 yaş küçük olsun bir akit ve nikah ile her iki tarafın ve tarafların *arasında gerçekleştirmek *sizce nasıl sapıklık olabilir.Benim bildiğim sapıklar cinsellik *duygularının *bastırılması ile ortaya çıkan aynı cins ile ilişkiye girenlerdir.Benim gördüklerim konu komşusunun 7-8 yaşındaki kızlarına inşaatta tecavüz eden kişilerdir.Benim bildiğim evlenemeyipte köyde hayvanalr ile ilişkiye giren insanlardır.Genç yaşta evlilik bütün bu sapıklıkları oluşturacak baskıları ortadan kaldırır.Bu manada Froyd un eserlerini inceleyebilirsiniz.İnsanın cinselliğini bastırması veya cinsellik iştahı insanı çok farklı yönlere götürür.Bu sebeb ile daha genç yaşta evlilik ile bu tecrübeleri edinmek her açıdan daha sağlıklıdır.Onun için 9 dur 12 dir bu gibi yaşlara takılmadan bunun aslında yerinde bir uygulama olduğunu kabul etmeli gericilik diye adlandırmamalıdır.Eğer herkes rıza sahibi ise buna karışma hakkı kimsede değildir.Eğer kişi buna karışıyor ise bunun altında başka şeyler yatar.Ve değerli Ezkamo asıl gericilik çocuklarına cinsel birleşmeden önce prezervatif öneren aileleri gördüğümüz bu toplumlardadır.Nedeni ise insanı bunalıma ve evlilikte samimiyetsizliğe götürmesidir.Ben şahsen kendi kanaatimce başka bir insan ile cinsellik yaşamış birisi ile aile kurmayı düşünemem.Ben bu gibi özellere değer veren insanım.Aynı şekil karşı taraf içinde geçerlidir.Bizler insanız ve değerlerimiz vardır.Özellikle Türk milleti olarak.Bu yüzden kendisini evleneceği güne dek erkeğine saklayan Türk kızlarına saygım sonsuzdur.Hiç bir anne ve baba kendi kızını bir erkekle ilişki halinde görüp veya bilip te işte Çağdaşlık *ve Medeniyet budur diyemez.Bu gibi değerlerimizi korumalıyız.Ve Türk kadınını böyle kötü durumlardan uzak tutmalıyız.Bu sebeb ile peygamber zamanında ki toplumun da şartlarını göz önünde bulunarak ,bunu daha derin sonuçları ile düşünmeliyiz.

sodomo--
13-10-2006, 00:29
O kitabı dönemin adetlerini göz önünde bulundurarak savunuyorsanız tüm zamanlara geldiği iddiasından vazgeçmelisiniz.
O kitabın, kadınlara o zamana ve koşullarına göre üstün hükümler getirdiğini savunuyorsanız, aynı zaman diliminde yaşamış diğer toplumlardaki kadınlar için geçerli olmadığını da savunuyorsunuz demektir. Türk kadınlarının İslam öncesi ve sonrası durumu ortada iken bu kitabın tüm zamanlarda tüm insanlığa geldiğini hangi mantıkla haklı göstermeye çalışıyorsunuz

Mükemmelsin KC, helal olsun işte bu ya...

vartor
13-10-2006, 04:02
Sevgili Humayun,
* * Ama tabi bazılarının aklına gelen tek şey 50 yaşında bir adam ile 9 yaşındaki birisinin evliliğidir.Şimdi vermiş olduğunuz bütün kaynaklar (Hadis,Ayet) da bunun olumsuz olduğunu yansıtan bie tek cümle bir tek davranış varmı. diye sormussunuz. Yani icabinda sorgulamayi biliyorsunuz. *Bu olayda mevzubahis olan bir roman, bir cerkez, bir laz degil, insanlara ornek olacak bir peygamber. Birakin o zamani bu zamani, bir kendi vicdaniniza sorun, ornek bir hareket midir bu?
* * 50 yasindayken 9 yasinda bir cocukla gerdege giren, ve ustelik, indirilen ayetlerle onunla daha sik seks yapabilmesi allah tarafindan onaylanan bir dinin ,ne lideri ne de tanrisina normal gozuyle bakabilmem, ne benim ahlak anlayisima ne de insanlik vasiflarima uygundur.
* *Siz sorgulamanizi gozleriniz kapali yapiyorsunuz maalesef. Iyi niyetli bir insan oldugunuz bunca yazinizda goruldugu halde, iman sizin de gozlerinizi koreltmis, beyninizi......

humayun
14-10-2006, 03:02
50 yasindayken 9 yasinda bir cocukla gerdege giren, ve ustelik, indirilen ayetlerle onunla daha sik seks yapabilmesi allah tarafindan onaylanan bir dinin ,ne lideri ne de tanrisina normal gozuyle bakabilmem, ne benim ahlak anlayisima ne de insanlik vasiflarima uygundur.

Şimdi Kuran da *''ey peygamber aişe ile daha sık seks yap ''diyen bir ayet veya hadise ben rastlamadım malesef.Hep bize yüklenirler ya zorlama yorum diye.Bu yorumları da siz mi kafanızdan uyduruyorsunuz biz mi ? Bence ortada bazı şeyler.

Iyi niyetli bir insan oldugunuz bunca yazinizda goruldugu halde, iman sizin de gozlerinizi koreltmis, beyninizi......
Önemli değil ki her iki tarafta birbiri hakkında aynı şeyler düşünüyor.Bu yüzden ben iman ediyorum diye kendini köreltenleride iyi bilirim,Allah a ve peygamberine de düşmanlık güden beyni sulanmışlarında kiö olduğunu iyi bilirim.

Bırakın o zamanı bu zamanı cümlesi bence hiç bilimselliğe yakışır bir cümle değil.Madem 1400 yıl öncesini ortaya seriyoruz , zamanın koşullarını göz önünde bulundurmamak büyük bir yanlış olur.Hadi sizin vicdanınıza göre madem örnek bir hareket değil , örnek olan taraflarını da *siz kabul etmiyorsunuz ve ya görmezden geliyorsunuz...
Neyse tartışma başka bir boyuta taşınmasın yukardaki son yazdığım yazıyı ve ilk yazıyı iyice göz önünde bulundurmanızı diliyorum.Bütün herşey ortada.

14-10-2006, 03:26
Sevgili Humayun,
Ben düşüncelerimi yazdım. Bir eğitimci gözüyle olayı değerlendirdim. Sonuç olarak peygamberin küçük bir çocukla evlenmesini hem yanlış hem de ahlaki bulmadım. Ve sonunda da dedim ki sizin yerinizde de olmak istemezdim. Bana yazdığınız yanıtta da bunun sıkıntılarını gördüm. Kendin bilirsin arkadaşım. Şimdi ben sana ne desem de bir anlamı olmayacaktır. Sen yine kendi bakış açınla değerlendireceksin. Zaten siz başta dini bir tabu yapmakla bakış açınızı gösteriyorsunuz. Hiç bir zaman eleştirel bir gözle dine yönelmediniz. Asıl sorun burada.Sevgiyle kalın...

vartor
14-10-2006, 03:58
Ahzap suresinin 51. Ayeti şu sözlerle başlıyor:

-"(Ey Muhammed!) Onlardan (yani karılarından) dilediğini geriye bırakır, dilediğini öne alabilirsin..."
*Bu ayet Aise'yle gerdege girmesinden sonra gelmiyor muydu? Yoksa yanlis mi hatirliyorum?

deli_cevat
28-04-2007, 21:10
abiler ablalar bu duruma bir cevabımız varmıdır

HZ. AİŞE'NİN YAŞI VE İFK HADİSESİ


Rıza GÖRÜŞ

1-Hz. Aişe: Hz. Ebu bekir’in kızı olan Aişe, Peygamberimizin dul olmayan tek eşidir. Hz. Peygamberi Aişe ile çocuk yaşta evlendiğini anlatmaya çalışan Dursun ve yandaşları işlerine gelen rivayetleri almakta ve amaçlarına ulaşmak için makyavelist bir felsefeyle her yolu mubah görmektedirler. Hz. Aişe'nin 9 yaşında olduğunu gösteren bazı rivayetlere Dursun mal bulmuş mağribi gibi saldırmış, yaşının 17-18 yaşında olduğunu gösteren diğer rivayetleri hiç görmemiş ya da ya da anlayamadığı için es geçmiştir. İşin aslı şudur;

Hz. Aişe evlendiğinde yaşının kaç olduğu kesin bilinmediği için değişik bir takım rivayetler mevcuttur. Bu o döneme has bir problem değildir. Bırakın 7. yüzyılı daha 20-30 sene öncesine kadar Anadolu'da da aynı problem vardı. Doğan bebeklerin yaşları önemli bir olay öncesi ya da sonrasıyla tayin edilirdi.

1.1-Hz. Aişe’nin ablası Esma yüz yaşına kadar yaşamış, hicretin 73. senesinde ölmüştür. Hz. Esma kardeşi Aişe’den on yaş büyüktü ve Esma hicrette 27 yaşındaydı. Hz. Aişe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre hicrette 17 yaşındaydı (el-Mesudi, Murucu’z-Zeheb,II,309; İbni Asakir, Teracimu’n-Nisa, 9,10,28; et-Tebrizi, el-İkmal, III, 610).

1.2-Ayrıca Hz. Aişe peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış, daha sonra nişan dini nedenlerden dolayı karşı tarafın isteğiyle bozulmuştur. Hz. Peygamber, Hz. Aişe'yle nişanlanmış Hicretin II. yılında iki bayram arası olan Şevval ayında da evlenmiştir. Demek ki evlenecek çağda bir kızdı, daha önce bir başkasıyla nişanlanmış, nişanı bozulmuş, sonra da peygamberimizle evlenmiştir.

1.3- Hz. Aişe şöyle der:“…. Hz. Muhammed (a.s.) Mekke'de iken ve ben de henüz oynayan bir çocuk idim ki “Onların vadeleri, kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli, ne acıdır!” *(El-Kamer sûresi, ayet: 46) mealindeki ayet inmişti. Bakara ile Nisa sûreleri ise ben O'nun yanında iken nazil olmuştu.”… (Sahîh-i Buharı, cild: 6, sayfa: 100, Te'lîfül-Kur'an babı; İstanbul Devlet matbaası)

Hz. Aişe, Kur'an'ın Mekkî ayetlerinden Kamer suresi iniyorken, oynayan bir çocuk olduğunu ifade ediyor ve Kamer sûresinden olan âyetin kendisi sokakta oynayacak yaşta iken indiğini söylüyor yani Kamer suresinin nerede indiğini bilecek kadar büyük. Kur'an-ı Kerîm'in 54. sûresi olan Kamer sûresi, Mekke'de, ilk inen surelerdendir. Hz. Aişe'nin bahis mevzu ettiği âyetler, yaklaşık Hz. Muhammed'in peygamberliğin dördüncü senelerinde inmiştir. Hz. Aişe, bu sıralarda oynayan bir kız çocuğu, “ben oynayan bir kız çocuğu idim” dediğine ve o zamanki hal ve olayları ayrıntısıyla hatırladığına göre, mantıken altı-yedi yaşında ya da daha büyük olması ve bi'setten 2–3 yıl önce doğmuş olması gerekir. Hz. Peygamberin, Hicretin ikinci senesinde Hz. Aişe ile evlendiğine göre onun 17–18 yaşında olduğu gün gibi aşikârdır. Turan istemese de.

1.4- İfk hadisesinde sorguya çekilen Hz. Aişe’nin cariyesi Berire, Hz. Aişe için “O evinde hamurunu yoğururken uyuyakalan ve hamurunu kuzuya yediren gencecik bir kadındır.” Diyerek tek kusurunun bu olduğunu ve kendisinin masum olduğunu belirtmiş aynı zamanda Hz. Aişe’nin yaşının ne olduğu konusunda “gencecik bir kadındır” diyerek bilgi vermiştir. Hani 9 yaşında evlenmişti? Kafirler görmek istemese de..

2.1-Ayet şöyledir: “Eşlerinden dilediği(nin nöbetini) geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Boşadığın eşini de arzu ettiğin takdirde tekrar geri alabilirsin. * Bunda senin üzerine bir günah yoktur…” *

Hz. Aişe'nin sözü: "Mâ erâ (urâ) rabbeke illâ yüsâriu hevâke" (Bkz. Buharî, e's-Sahih, Kitabu't-Tefsîr/33/7, Kitabu'n-Nikâh/29; Diyanet yayınlarından Tecrîd, hadis no: 1721; Müslim, e´s-Sahih, Kitabu'r-Rıdâ'/49, hadis no: 1464; Ibn Mace Sünen, Kitabu'n-Nikâh/57, hadis no: 200; Ahmed İbnHanbel, 6/134-158.)

Yapılan tercümeler:

“Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (A Davudoğlu, Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi. 7/ 402)

"Rabbin şüphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal gerçekleştirir." (H. Hatiboğlu Sünen-i Ibn-i Mace Tercümesi ve Şerhi, 5/495.)

"Rabbin Teâlâ (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkukuna müsâraat ediyor." (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, hadis no: 1721, çev. Kamil Miras, Diyanet yayınlarından)

TURAN 'ın yaptığı tercüme: “Görüyorum ki, senin Allah'ın yanlızca senin şeyinin keyfini yerine getirmek için koşuyor.”

Son zamanlarda yetişen en büyük âlimlerden olan Molla Sadreddin YÜKSEL şöyle der: “Hz. Âişe'nin söylediği sözden maksadı şudur: Ben evvelâ mehirsiz olarak kendilerini Peygamber'e hibe eden kadınları kadınlık hissiyle kınıyordum. Sonra baktım ki, Allah c.c. gerçekten Onun arzu ve isteğini —meselâ eşleri arasında nöbet usulünün uygulanmasından muaf tutulmasını— süratle yerine getiriyor. Artık ben de kınamayı bıraktım. Çünkü benim kınamam O'nu da —Peygamberi de— rahatsız edebilirdi.”

Ayrıca Molla S.Yüksel şunu da ilave eder: “Hz. Aişe, Hz. Peygamberin(a.s) huzurunda böyle konuştuysa niçin Peygamber (a.s) onu “Tecdidi İman’a” *davet etmemiştir? Davet etmesi gerekirdi. Demek ki, Hz. Aişe kesinlikle bu şekilde konuşmamıştır. Ve öyle bir manayı da kast etmemiştir.” (Kur’an dan Cevaplar, S. YÜKSEL, 8-9) *

Ayrıca Ahzab suresinde “Eşlerinden dilediği(nin nöbetini) geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Boşadığın eşini de arzu ettiğin takdirde tekrar geri alabilirsin. * Bunda senin üzerine bir günah yoktur…” *ayetinden çıkan hükümler şunlardır:

1-Eşlerinin arasında nöbet usulünü uygulamak zorunda değilsin.

2-Talak-ı reci ile boşadığın eşini de arzu ettiğin takdirde tekrar geri alabilirsin. Kaldı ki bu sadece Peygambere has bir durum değildir, Reci talak ile boşanan eşler isterlerse tekrar bir araya gelip evliliklerine devam edebilirler.

Bu sure inice Hz. Aişe: “Kanaatim şudur ki, Rabbin senin arzu ve isteğini geciktirmeden hemen (ayeti indirmek suretiyle) yerine getirir.” Diyor.

Nerde çarpılmış DURSUN’un dediği “Görüyorum ki, senin Allah'ın yanlızca senin şeyinin keyfini yerine getirmek için koşuyor.” Sözü, nerede Hz. Aişe’nin sözleri? Bunu neresinden çıkarıyorsa?

Dürüst T. DURSUN’un dürüstlüğü dursun, o çarpıtmalara devam etsin nasılsa okuyucusu anlamayacak ya!

3-Muhammed’in çok karısı vardı 1.2.3.4.5…Böyle gidiyor. Yaşlanmış olan Şevde Bint Zem'a'nın dışında hepsi genç, hepsi güzel. Ve hepsi de cinsel istekli. "Adalet" olsun diye, Muhammed'in bunlarla cinsel birleşmesi "sıra"ya konmuştur. Sevde'nin dışında kimse, sırasını başkasına kaptırmak istemiyor, işte bu böyleyken, "âyet" geliyor; durumu değiştiriyor:

Şule Perinçekle yapılan röportajdan anlaşıldığına göre; Küçük yaşlarda sevgilisi Safi den çok şey öğrenen Turan’ın evlendikten sonra da çok Sevgilisi olmuş 1.2.3.4.5….Böyle gidiyor ve Turan’ın karısı da buna hiç ses çıkarmamış, çıkaramamış ya da ses çıkarmış da sesi bize kadar ulaşmadı….Ha bu arada T.Dursun, Hz. Peygamberin zevcelerinin hepsini görmüşte güzel olduklarının haberini bile veriyor. Şeytandan vahiy gelmiş herhalde.

3.2-“Yaşlanmış olan Şevde Bint Zem'a'nın dışında hepsi genç, hepsi güzel” diyen Turan’ın ne denli doğruyu yansıttığını, Hz. Peygamberler evlendiğinde, eşleri ve kendisinin kaç yaşında olduğu konusunda ki doğru bilgi için “Hz. Peygamberin Evlilikleri” makalesine bakınız. *

3.3-Peygamberin (a.v) dilediği kadını alma hakkı vardı. Kimi kadınlar kendilerini Peygamber'e armağan ediyordu.

Ha evet! Tarkan’ın ya da M. Jackson’ın konserlerindeki gibi herkes üstünü başını da yırtıyordur herhalde? Sanki görmüş gibi kadınların tavrını tarif ediyor, tam havaya girmiş anlaşılan hele bir de kafa dumanlıysa daha ne senaryolar çıkar o kafadan?

4-İFK HADİSESİ: Adını, Kur'an'daki olaya ilişkin âyetlerde (en-Nûr 24/11-22) iki defa geçen (en-Nûr 24/11, 12) ifk kelimesinden alır. İfk "iftira, en kötü ve en çirkin yalan" demektir. İfk, Kur'an'da ayrıca iki yerde (el-Furkân 25/4, Sebe' 34/43) sözlük anlamında geçmektedir. İftiraya yol açan ve hemen hemen bütün kaynaklarca Hz. Aişe'den aynı şekilde nakledilen hadise şöyle gelişmiştir:

Resûl-i Ekrem Mustalik (Müreysî) Gazvesi'nden dönerken beraberinde götürdüğü eşi Âişe, konakladıkları bir yerde sabaha karşı tekrar hareket emri verildiğinde tabii ihtiyacını gidermek üzere ordugâhtan uzaklaşır. Geri gelirken boynundaki Yemen (Zafâr) akiği gerdanlığın düşmüş olduğunu fark eder ve kendisini bekleyecekleri düşüncesiyle dönüp aramaya koyulur; ancak karanlıkta onu bulup el yordamıyla tanelerini toplayıncaya kadar çok vakit kaybeder. Konak yerine geldiğinde diğerlerinin hareket ettiğini görür ve yokluğunu anlayınca aramaya çıkacakları inancıyla orada beklemeye başlar; bu arada uyuyakalır. Ordunun artçılarından Safvân b. Muattal es-Sülemî görevi gereği kamp yerini kontrol ederken onu bulur ve devesine bindirip hayvanı yederek orduya yetiştirir; fakat hızlı yürümekle birlikte kendisi yaya olduğu için kafileye ancak kuşluk sıcağında mola verdikleri zaman ulaşabilir.

Söz konusu gecikme başlangıçta kötüye yorumlanmamış, hatta kimsenin dikkatini bile çekmemişken, hicretten önce Hazrec kabilesinin reisi olan ve Medine'nin yönetimi kendisine verilmek üzere iken Hz. Peygamber'in gelmesiyle bundan mahrum kalan Abdullah b. Übey b. Selûl'ün başlattığı dedikoduyla birlikte iç huzursuzluklara yol açan önemli bir olay halini almıştır. İslâmiyet'i istemeyerek kabul ettiği için münafıkların reisi diye bilinen Abdullah b. Übey ile adamlarının Resûl-i Ekrem'i ve kayınpederi Hz. Ebû Bekir'i küçük düşürmeye ve aralarını açmaya yönelik sözleri, bazı müminlerin de katılmasıyla (kaynaklar bunlardan Hassan b. Sabit, Mistah b. Üsâse ve Hamne bint Cahş'ın adını vermektedir) kısa zamanda yayılma istidadı göstermişti. Sefer dönüşü rahatızlanarak bir ay kadar yatan Hz. Âişe ise bunu duymamış, sadece bu süre içerisinde daha önceki rahatsızlıklarında gösterdiği ilgiyi göstermeyen Resûlullah'ın odasına seyrek uğramasından bir şeyler olduğunu sezmişti. Hz. Âişe, hastalığının nekahet döneminde bir tesadüfle babasının teyze kızı Ümmü Mistah'tan oğlunun bu dedikoduyu anlattığını duymuş ve üzüntüsünden tekrar hastalanmış, arkasından da Hz. Peygamber'den izin alıp babasının evine gitmişti…..” (İslam Ans. T.D.V. 21/507–509) olay bundan ibarettir.

5.1-Siz bu olayı bir senariste verseniz belki 10 tane film yapar ama bu sadece film olmaktan ileri gitmez. Dursun’un yazdığı senaryo da belki en kötülerinden olurdu.

5.2-“Ali, gerçeği öğrenmek için Aişe'nin cariyesi Berire'nin tanıklığına da başvurulabileceğini söylüyor Muhammed'e. Muhammed bu tanıklığa başvurduğunda, cariye, "hanımı için iyilikten başka bir şey bilmediğini" söylüyor.

Berire, Hz. Aişe’yle sürekli beraberdi, belki *de Hz. Peygamberden daha fazla yanında oluyordu. *T. Dursun Berire'nin sözünü kabul etmiyor, görmezden geliyor ve hemen geçiştiriyor.

5.3-Hz. Peygamber'in hanımlarından hiçbiri iftirada en ufak bir rol almadıkları gibi, onu tasvip edici en ufak bir söz bile söylemediler. O kadar ki, uğruna kız kardeşi Hamne bint-i Cahş'ın iftirada rol oynadığı Hz. Zeyneb bile rakibesi (Hz. Aişe) hakkında ancak iyi sözler etti. Bizzat Hz. Aişe (r.a) bunu şöyle açıklar: "Hz. Peygamber'in hanımları içinde Zeynep benim en güçlü rakibimdi. Fakat iftira olayıyla ilgili olarak Hz. Peygamber kendisine görüşünü sorduğunda, o şöyle cevap vermişti: "Ey Allah'ın Rasûlü, Allah'a yemin ederim ki, onda takvadan başka bir şey görmüş değilim." (Mevdudi,Tefhimü'l-Kur'an 3/502)

5.4-Eğer Hz. Peygamber, Hz. Aişe’nin zina yaptığına inansa ve boşasaydı kim ne diyebilir di ki? Kaldı ki Hz. Ali boşamasını söylemiştir, ama Hz. Peygamber vahyi beklemiştir. Yüce Allah'ta onun masum olduğunu kafirlerin dedikodularıyla hareket edilemeyeceğini bildirmiştir.

5.5-Zina yapan kadınla kim beraber olmak ister ki, Hz. Peygamber olsun.

5.6-Bu olayı o zaman gündeme getiren siyasi amaç peşinde koşan, inanç olarak kâfir olan münafıklardı, onlar günümüzde de mevcuttur ve kıyamete kadar da olacaktır.

5.7-Rivayetlerde, söylentileri birkaç kişinin yaydığı ifade olunmaktadır. Bunlar da Abdullan b. Übeyy, Zeyd b. Rifa (muhtemelen Yahudi münafık Rifaa b. Zeyd in oğlu), Mistah b. Üsase, Hassan b. Sabit ve Hamne bint-i Cahş'tı. Bunlardan ilk ikisi münafık, kalan üçü ise yanlış anlama ve zayıflıktan dolayı şerre karışmış müslümanlardı. Şerre az veya çok bulaşmış başka kişilerin adlarına Hadis ve Siyer kitaplarında rastlanmamaktadır.

5.8-O gün ordunun artçısı olan Safvân b. Muattal es-Sülemî'dir. Bir Müslüman'ın, Peygamberin eşine karşı anormal bir duygu taşıdığını hangi akıl kabul edebilir ki?

İstanbul Eyyüb semtinde mezarı bulunan Eba eyyul el-Ensari'nin karısı iftira söylentilerinden söz ettiğinde, bu büyük sahabi şöyle demiştir: "Ey Eyyub'un annesi, Aişe'nin yerinde orada sen olsaydın böyle bir şey yapar miydin?" Karısının "Allah'a yemin olsun ki asla yapmazdım." demesi üzerine de şunu söylemiştir: "O halde Aişe senden daha iyi bir kadındır. Bana gelince, Safvan'ın yerinde ben olsaydım, böylesine kötü bir düşünceyi aklımdan bile geçirmezdim. Safvan ise benden daha iyi bir müslümandır.”(Mevdudi,Tefhimü'l-Kur'an 3/503)

Böyle bir durumdan vazife çıkaran ayrıca kendisini hoca gibi lanse eden herhangi birisinin ders okuttuğu zamanlarda ki talebelerden birisinin, hocasının karısına sulandığını ya da … var saymalı mıyız…?

fihr_ist_
28-04-2007, 21:42
Ha evet! Tarkan’ın ya da M. Jackson’ın konserlerindeki gibi herkes üstünü başını da yırtıyordur herhalde? Sanki görmüş gibi kadınların tavrını tarif ediyor, tam havaya girmiş anlaşılan hele bir de kafa dumanlıysa daha ne senaryolar çıkar o kafadan

yaklaşım çok hoşuma gitti arkadaş :D

çalışma gayet başarılı. tebrik ederim.

antimuhammed
28-04-2007, 22:20
HZ. AİŞENİN EVLİLİK YAŞI TARTIŞMALARINDA SAVUNMACI TARİHÇİLİĞİN ÇIKMAZI

Mehmet AZİMLİ (Yrd. Doç. Dr. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)

Kaynak:İslami Araştırmalar Cilt 16 Sayı 1/2003

Özet

Bu çalışma, Hz. Aişe'nin Hz. Peygamber ile evlendiğinde yaşının dokuz mu onsekiz mi olduğu konusundaki tartışmayı incelemektedir. Hz. Aişe'nin onsekiz yaşında iken evlendiği görüşünü savunanların, bölgenin iklim ve evlilik kültürünü dikkate almadıktan, bu görüşün bilimsel olmaktan ziyade Oryantalist söyleme karşı tepkisel bir savunma psikolojisi içerisinde ortaya konulduğu belirtilmektedir. Bölgenin iklim yapısı ve evlilik kültürü göz önüne alındığında birçok örneği olan ve toplumsal olarak hiç problem edilmeyen bu evliliğin esasen Hz. Aişe dokuz yaşlarında iken gerçekleştiği ve rivayetlerin de bu noktada odaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.



Giriş

Hz. Muhammet (a.s.),VII. yy.da Arabistan'da yaşamış ve Arap kültürü içinde yetişmiştir. Bu kültürün bir üyesi olan Hz. Peygamber, İslam Dini olarak insanlara tebliğ ettiği "Din" ile mensubu bulunduğu kültürde önemli değişiklikler yapmıştır. Sosyal yaşamın birçok alanında ve kurumlarında gelenek haline gelmiş yaşam biçiminde (adetlerde) büyük ölçüde değişimleri gerçekleştirmiştir. Aile yapısı, kadının konumu, evlilik ve boşanma gibi sosyal hayatın en başat değerleri de söz konusu değişimden pay alan kurumlar arasındadır.
Büyük değişimlerin mimarı olmasına rağmen, aynı geleneğin bazı adetleri İslam Dini içinde kabul edilmiş ve sürdürülmüştür. Örneğin evlilik akdi (nikâh) konusunda Hz. Peygamber önemli değişiklikler, düzenlemeler getirmiştir, fakat evliliğin yaşı, evlilik merasimi vs. gibi geleneğin hâkim olduğu cihetlere dokunmamıştır. Hatta kendisi de bu alandaki geleneğe tabi olmuştur. VII. yy. Arap kültürünün bir üyesi olmasına bağlı olarak yapmış olduğu bir kısım davranışları, zaman zaman eleştiri konusu olmuştur. Hz. Aişe ile evliliği de eleştiriye konu olan hususların başında gelmektedir. Özellikle bir kısım Oryantalistler, Arap örfüne (kültürüne) ait özel durumları yanlış yorumlayarak veya kendi kültürlerine kıyaslayarak eleştirilerinde ileri gitmişlerdir. Hz. Peygamberin 9 yaşındaki Hz. Aişe ile evlenmesi olayını "54 yaşlarında bir erkeğin oyuncaklarla oynama çağındaki bir çocukla evlenmesi"olarak nitelendirerek, bu evliliği bir anlamda şehvetperestlik, hatta daha da ileri götürerek *******lık olarak nitelendirmişlerdir. Yaşlı bir erkeğin, bakire bir kız çocuğuyla "garip evliliği" diye yorumlamışlardır.

Oryantalistlerin haksız ve hatalı eleştirmelerine, savunmacı bir refleksle cevap veren Müslüman alimler, benzer bir hata ile Hz. Aişe'nin evlilik yaşını, kendi kültürlerindeki ortalama evlenme yaşı olan 15-20 arasına çekmeye çalışmışlardır. Hz.Peygamberin 9 yaşında bir kız çocuğuyla evlen-i ermeyeceğini, bunun bir iftira ve düzeltilmesi gereken bir yanlış olduğunu savunup, Hz. Aişe ile 17-18 yaşlarındayken evlendiği görüşünü dile getir¬mişlerdir.Rivayetlerin, zorlama tevillerle yorumuna dayalı bu tutum da, ayrı bir problem teşkil etmektedir. Bu görüşü benimseyenlerin önde gelenlerinden olan Ö. Rıza Doğrul, tercüme ettiği Mevlana Şibli'nin Asr-ı Saadet isimli eserine yaptığı ilavede bu konuyu uzunca tartışmış ve Hz. Aişe'nin evlilik yaşının 17-18 olduğu görüşünü savunmuştur.

Biz bu çalışmamızda, hem batılı bilim adamlarının, hem de onlara cevap veren Müslüman tarihçilerin konuyla ilgili görüşlerini, kaynaklarımızda yer alan Hz. Aişe'nin evlilik yaşıyla ilgili rivayetlerle yeniden değerlendirmeye çalışacağız.

Araştırmamızın temel hedefi, bu konudaki kanaatimizce yanlış olan iddiaları inceleyip, tarihi rivayetler ışığında mevzuyu aydınlatmaya çalışmaktır. Çalışmamızda, ağırlıklı olarak Ö. Rıza Doğrul'un, kısmen de benzer kanaatesahip olan çağdaş müelliflerin görüşlerine yer vereceğiz. Eleştirisini yapacağımız görüşlerin akabinde kendi görüş ve kanaatlerimizi de belirteceğiz.

A. Hz.Peygamber'in Evlilik Hayatı



Hz. Peygamber'in birden fazla kadınla evlenmesine, özellikle Batılı bilginler tarafından, çok evliliğin o dönemin sosyal sisteminin bir parçası olduğu ve birçok ahlaki, sosyal ve iktisadi sorunların çözümünde gerekli bir olgu olduğu düşünülmeden, tarafgir bir anlayışla tenkitler yöneltilmiştir. Bu tenkitleri yapan Batılı bilginlerin, aynı geleneğin mensubu olan, Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın evlilikleri konusunda hiçbir eleştiride bulunmamaları, tenkitlerinde tarafsız olmadıklarını göstermektedir.

Hz.Peygamber'in kadın düşkünü bir şehvetperest olduğu şeklindeki iddialara karşı, Hz. Peygamber'in niçin çok evlendiğinin sebeplerini anlatarak savunan bir çok reddiyeler yazılmış ve bu konuda değişik araştırmalarda cevaplar verilmiştir. Onun çok evliliğini sırf Müslüman müellifler değil, aynı zamanda bazı insaflı müsteşrikler de savunmuşlar ve cevaplar vermişlerdir. Bunlardan birisi olan Cariyle şöyle demektedir:

"O, 25 yaşında iken kendisinden 15 yaş büyük olan bir kadınla evlendi ve onunla 25 yıl ömür sürdü. Kadınlara rağbet etmedi. Birden bire huyunu karakterini ve davranışını değiştirip nasıl kadın düşkünü olabilir ki? Buna ben kendi hesabıma inanmam ".

Gerçekten de 25 yaşında iken evlendiği ve kendisinden 15 yaş büyük olan, Hz.Hatice ile 50 yaşına kadar yaşayan Hz. Peygamber, 50 yaşında iken yaşıtı olan Şevde ile evlenmiş ve çok evliliklerine 53 yaşından sonra başlamıştır. Evlendiği hanımlardan biri hariç tümü, ya dul ya da önceki evliliklerinden çocukları olan kadınlardır. Bu da, evliliğin ana saikinin "şehvet" olmadığını göstermektedir.

Hz. Peygamber'in çok evlenmesinde, siyasi amaçların ağırlıkta olduğunu düşünüyoruz. Örneğin, Hz. Aişe ve Hz. Hafsa ile evlenerek, Hz. Ebubekir ve Hz.Ömer'le ilişkilerini güçlendirmiştir. Beni Mahzum'dan Ümmü Seleme ile evlenerek, İslam'a en büyük düşmanlığı yapan Ebu Cehil'in kabilesinin düşmanlığını önlemiştir. Ümmü Habibe ile evlenerek, Mekke lideri olan babası Ebu Süfyan'la ilişkilerini yumuşatmaya çalışmış, bir daha savaşta kendisinin karşısına çıkmamasını sağlamıştır. Benî Nadir liderinin kızı Safiyye ile evlenerek Yahudilerin düşmanlığını azaltırken, Benî Mustalik'in liderinin kızı Cüveyriye ile evlenerek de, bu kabilenin İslam'a girmesini sağlamıştır. Meymune, ile evlenerek Meymune'nin kız kardeşinin evli olduğu ünlü kabile lideriyle bacanak olmuş ve onlarla yakınlık sağlamıştır. Zeynep b. Cahş'la evliliğini, bir Cahiliyye adetini yıkmak için Allah istemiş ve Kuran'da bu konuyla ilgili ayetler indirmiştir. Diğer hanımı Zeynep binti Huzeyme ise, Hevazin'in çok güçlü bir kabilesine mensuptur.
Kısaca zikrettiğimiz bu politik sebeplerin bile onun evliliğinin "şehvefile ilgili olmadığını göstermeye yeteceği kanaatindeyiz.


B. Hz. Aişe'nin Evlilik Yaşı Konusundaki Görüşlerin Tenkit ve Tahlili

Hz. Aişe'nin Hz. Peygamber ile evlilik yaşı konusundaki tartışmaları maddeler halinde verip, her bir madde içinde; bu görüşlerin eleştirilerini yaptıktan sonra, kendi görüş, değerlendirme ve cevaplarımızı da aynı madde içinde belirteceğiz.

Mevlana Şibli "Asr-ı Saadet" isimli eserinde; Hz. Aişe'nin doğum tarihi ile ilgili bilgilerin güvenilir olmadığından hareketle evlilik yaşını tespit etmeninde mümkün olamayacağını, dolayısıyla rivayetlerde belirtilen yaşın, kuşkulu olduğunu söylemiştir.Aynı görüşe Rıza Savaş'da katılmaktadır.İslam tarihi kaynaklarında, hiçbir sahabînin doğum tarihi konusunda net bir bilgi yoktur. "Asrı Saadet" isimli esere yaptığı (ilave) açıklamalarda Ö. Rıza Doğrul'un da belirttiği gibi, o dönemde, bugünkü gibi nüfus daireleri yoktu ve kimsenin doğum kaydı yapılmıyordu. Nitekim günümüzde bile, özellikle kırsal kesimde, doğan çocukların doğum kaydı yapılamamakta, çocukların ailelerine çocuğun yaşı sorulduğunda, tarih olarak "ekinler biçildiği zamanda, narlar kızardığında, bir kış günü veya şu önemli olay olduğunda doğdu " şeklinde cevaplar alınmaktadır.O dönemde bütün sahabilerin yaşları, genelde ölüm zamanındaki yaşlarına göre hesaplanıyordu. Bu ilkeden hareketle, Hz. Aişe'nin vefat tarihinden, yaşı çıkarıldığında yaklaşık olarak doğum tarihi bulunabilir. İslam tarihçileri, Hz. Aişe'nin vefat tarihi olarak genelde H. 58 yılını, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 66 yaşını vermektedirler. Bir kısmı, vefat tarihi olarak H.56-59'u, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 65-67 yi belirtseler de, çoğunluğu birinci görüşte müttefiktirler.11 Böylece Hz. Aişe'nin vefat esnasındaki yaşından, vefat tarihini çıkardığımızda (66-58=8) Hicret sırasında Hz. Aişe'nin yaşının 8 olduğu ortaya çıkar. Hicretten bir yıl sonra evlendiğine göre ise evlilik yaşı 9 olacaktır. 12 İbn Kesir bu yaşta evlendiği konusunda hiçbir ihtilafın olmadığını belirtir.
Hicretin ilk yılında evlendiği sırada 9 yaşında olduğuna göre, doğum tarihi Nübüvvet'in IV. yılına tekabül etmektedir. Hz. Aişe'den gelen "Ben kendimi bildim bileli İslam in içindeyim " sözü de bunu kanıtlamaktadır.

Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe'nin vefat ettiği sırada 74 yaşında olduğunu belirtse de bu rakamı (yaşı), tarihsel olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü hiçbir tarihi kayıtta Hz. Aişe'nin bu yaşta vefat ettiği belirtilmemektedir. Müellifin, Hz. Aişe'nin 74 yaşında öldüğü konusundaki görüşü yalnızca Hz. Aişe'nin 17 yaşında evlendiği görüşünü esas alarak yaptığı yanlış bir kıyaslamanın sonucudur.


Sonuç olarak Hz. Hatice'nin Nübüvvetin 10. Yılında vefat etmesi üzerine Havle'nin teklifi ile söz kesilmiş ve Hicretin I. Yılında ise evlilik gerçekleşmiştir. Bizzat Hz. Aişe'den gelen rivayetlerde 6 yaşında sözlendiği ve 9 yaşında da evlendiği belirtmektedir.
Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe'den nakledilen "Ben Mekke'de oynayan bir çocuk iken Hz. Peygambere "Hatta onların vadeleri kıyamettir ve kıyamet ise daha dehşetli ve daha acıdır."
(Kamer 46) ayeti inmişti" şeklindeki Hz.Aişe'den nakledilen bu rivayeti delil alarak özetle şunları belirtir;

" Bu yaşta bir çocuğun bu ayetleri ezberlemesi, müşriklere acı azabı müjdeleyen bu ayetleri anlaması, Müslümanların başından geçen buhranlı vakalarla bu kadar alakadar olması ruhen ve fikre mümkün değildir. Bunu kabul etmeye imkan yoktur. Ne kadar zeki olursa olsun bu yaşta bir çocuk Kur'anla bu kadar alakadar olamaz. Ayrıca Kamer suresinin boykot yıllarında inmesi mümkün değildir. Çünkü bu konuda mucize gösteriminin gerçekleşe¬bilmesi için Müslümanların müşriklerle görüşmeleri lazımdır. Öyleyse bu surenin Müslümanların işkence yıllarında inmesi gerekir. Bu yıllarda Hz. Aişe hin çocuk olduğunu kabul etsek bile bu durumda Hz. Aişe peygamberlikten önce doğmuş demektir" şeklinde görüşlerini aktarmaktadır.

Bu görüşü Rıza Savaş da paylaşmaktadır.

Yazarın kendi görüşünü desteklemek için delil olarak ileri sürdüğü Hz. Aişe'den nakledilen bu rivayet, aslında yazarın görüşlerinin aleyhine bir delil olarak alınabilir. Bu yaşta bir çocuğun söz konusu ayetin ne şekilde indiğini bilmesi değil, bilememesi mümkün değildir. Çünkü bu yaş grubundaki çocuklar, o dönemdeki bir olayı rahatlıkla anlayabilecek ve kavrayabilecek bir çağdadır. Günümüzde de, 5–6 yaşlarında hafız olmuş çocuklar görebilmekteyiz.
Kaldı ki Doğrul; "Altı yaşında bir çocuk ne kadar zeki olursa olsun nihayet çocuktur. Bu ayetlere nüfuz edemez" şeklinde açıkladığı paragrafta bu sözleri aktarırken aynı paragrafta Hz. Aişe'nin Nübüvvetin gelişinden 2 veya 3 yıl önce doğduğunu, Kamer suresinin de Nübüvvetten sonra IV. Yılda indiğini belirtmiştir. Bu durumda kendi hesabına göre bile bu ayet indiğinde Hz. Aişe 6 veya en fazla 7 yaşında olmaktadır. Böylece müellif kendi de çelişkiye düşmektedir. Ayrıca Kamer suresinin boykot yıllarında, yani Nübüvvetin 8–10. senelerinde indiği ifade edilmiştir. Demek oluyor ki bu ayet indiğinde Hz. Aişe en az 5 en fazla 7 yaşlan arasındadır. Çünkü boykot yılları İslam'ın gelişinin 8. veya 10. yılları arasında olmuştur. Kamer suresi de boykot yıllarında indiğine göre Hz. Aişe sure indiğinde en azından 5–6 yaşlarındadır. Bu yaşta biri de ayetleri rahatlıkla ezberleyebilir ve anlamlarını kavrayabilir.

Yazarın; "bu sûre boykot yıllarında inemez, çünkü Müslümanlar müşriklerle görüşmüyorlardı"22 şeklindeki iddiası da doğru değildir. Çünkü, Müslümanlara bu dönemde, Haram Aylarda, 4 ay boykot uygulanmıyordu.23 Bu dört ay içerisinde müşriklerle görüşüyorlardı ve Kamer suresi de bu dönemde, boykot yıllarında, Mina'da iken inmiştir.
Dolayısıyla Doğrul'un bu yaklaşımı da isabetli değildir.

Rıza Savaş, Hz. Aişe'nin; "Kendini bildi bileli anne-babasının dine inandıklarını" belirten ve devamında, Hz Ebu Bekir'in Habeşistan'a hicret etmek üzere yola çıktığını anlatan rivayeti delil göstererek, Hz Aişe'nin bu olayı nakledebilmesi için, yaşının bu olayı gözlemleyecek kadar büyük olması gerektiği sonucuna varmaktadır. Olayı Hz. Aişe'nin daha sonra birilerinden nakletmiş olabileceği şeklindeki bir yorumun ise, ancak rivayeti ikiye bölerek (I.kısımla II. kısmı birbirinden ayırarak) yapılabileceği, bunun da yanlış olduğu kanaatindedir.

Fakat rivayetin ilk bölümü de, Hz. Aişe Nübüvvetten sonra doğmuş olduğunu apaçık göstermektedir. Rivayetin II.kısmı ise, muhtemelen Hz. Aişe'in yaptığı bir mürseldir. Aynı rivayetle ilgili Doğrul, Hz. Aişe'nin, "Kendini bildi bileli anne-babasının dine inandıklarını" belirten rivayeti delil alarak, bu rivayetin Hz. Aişe'nin Nübüvvetten sonra doğduğunu gösteremeyeceğini, bilakis Hz. Ebubekir'in Nübüvvet gelmeden önce de putperest olmadığını Hanif olduğunu, bundan dolayı bu rivayetin onun Nübüvvetten sonra doğduğu konusunda delil alınamayacağını, belirtmektedir.

Halbuki rivayete iyi baktığımızda, bu yorum ikiyönden geçersizdir. Birincisi; hadisteki Din kelimesi "ed-Din" şeklinde marife olarak kullanılmıştır. Bundan da İslam'ı kastettiği anlaşılmaktadır. İkincisi ve daha önemlisi; Hz. Aişe rivayetin devamında bu dinin İslam dini olduğunu ve çocukluğunda Hz. Peygamber'in devamlı kendilerine geldiğini anlatarak, kendisinin Nübüvvetin geldiği dönemde doğduğunu açıklamıştır. Rivayette yer alan vurgu, onun İslam döneminde doğduğunu belirtmektir. Böylece, rivayette zikredilen yaşın doğruluğu ortaya çıkmış olmaktadır.

Rıza Savaş ve Doğrul, Hz. Aişe'nin ablası Hz. Esma’nın, Hicret sırasında 27 yaşında olmasından hareketle, ablasından 10 yaş küçük olan Hz. Aişe’nin de buna göre 17 yaşında olacağı sonucuna ulaşmaktadırlar. Hz. Aişe de hicretten hemen sonra evlendiğine göre, evlendiği sırada 17-18 yaşlarında olması gerektiği görüşünü dile getirmektedirler.Şimdi bu görüşü incelemeye çalışalım.

Öncelikle Hz. Aişe'nin vefatı sırasında kaç yaşında öldüğünü tespit edebilirsek evlendiği esnada ki yaşını tespit etmek kolaylaşacaktır. Daha öncede aktardığımız gibi tarihçiler Hz. Aişe’nin H. 58 yılında 66 yaşında vefat ettiğini kabul etmektedirler.30 Buna göre eğer H.58 de Hz. Aişe 66 yaşında vefat ettiyse, Hicret sırasında 8 yaşında ve evlendiği sırada H. I. yılda 9 yaşında olacaktır.(66–58=8, 8+1=9)

Aynı hesaplama yöntemini ablası Hz. Esma’ya da tatbik edersek, Hz. Aişe vefat ettiğinde (H. 58) Hz. Aişe'den 10 yaş büyük olan Hz. Esma’nın 76 yaşında olması gerekir. (66+10=76) Hz.Aişe vefat ettiğinde, yani H.58 de 76 yaşında olan Hz. Esma, Hicret sırasında 18 yaşlarında, 10 yaş küçük olan Hz.Aişe ise 8–9 yaşlarında olacaktır.(76–58= 18)
Hicret sırasında 27 yaşında olduğunu savunan yazarlar, Hz. Esma'nın ölümü esnasındaki yaşından yola çıkarak bu sonuca varmaktadırlar. Şimdi bu konuyu biraz daha geniş bir şekilde inceleyelim. Hz. Esma'nın H. 73 yılında öldüğü kesindir. Bu konuda tarih kitaplarında hiçbir ihtilaf yoktur. Öldüğü esnadaki yaşı konusunda bazı bilginler 100 rakamını verseler de kaç yaşında öldüğü konusunda ihtilaf vardır. Hz. Esma, oğlu Abdullah b. Zübeyr'in Haccac tarafından şehit edilmesinden birkaç ay sonra vefat etmiştir.Hz Esma'nın ölüm yaşı konusunda ihtilaf bulunduğundan bazı bilginler, Arapça'da genel de 40,70,100 gibi sayıların çok¬luktan kinaye olarak kullanılabileceği prensibinde olduğu gibi, 100 yaşında öldüğünü bildirmişlerdir. Yani, bu bilgiyi veren bilginlerin kasıtları Hz. Esma'nın uzun süre yaşadığını belirtmektir. Yoksa net olarak tam yaşını vermeyi değil. Örneğin, muhakkik bilginlerden, İbn İmad ve ez-Zehebi bu şüpheli bilgiden dolayı Hz.Esma'nın 90 yaşında veya bunu biraz aşmış bir yaşta vefat ettiğini belirtirler.

Bu hususta şöyle bir hesaplama yaparsak konu daha da netleşebilir: Hz.Aişe'nin vefat ettiği H. 58 den Hz. Esmanın vefat ettiği H. 73'e kadar geçen 15 yıllık süreyi Hz. Esma'nın H. 58 deki yaşına eklediğimizde Hz Esma'nın yaşı vefat ettiği sırada 91 eder. (76+15=91). Bu da gösteriyor ki Hz. Esma vefat ettiğinde 91 yaşlarıda olmaktadır ve 100 yaşında olması mümkün gözükmemektedir. 91'den öldüğü tarih olan H.73 ü çıkardığımızda (91-73=18) Hz. Esmanın Hicrette, yani Hz.Aişe'nin evlendiği yılda 18-19 yaşlarında olduğunu buluruz. Hz.Esma ile Hz.Aişe arasındaki yaş farkı 10 yaş olacağına göre Hz. Aişe'den nakledilen ve bütün tarihçilerin müttefik olduğu "6 yaşında sözlendim 9 yaşında evlendim" ifadesinin doğru olduğu ortaya çıkar.

Bütün bunlara ilaveten şunu da söylemek mümkündür; O. Rıza. Doğrul'un görüşüne göre, Hz.Esma Hicrette 27 yaşında olmaktadır. Biliyoruz ki Hz. Esma Hicret sırasında ilk çocuğuna hamile idi. Kızların çocukken nişanlandığı, 9-10 yaşlarında evlendiği bir yörede, 27 yaşında evlenerek ilk çocuğu doğurmak oldukça geç bir yaştır. Günümüzde bile kızlar küçük yaşta evlenebilmekte¬dir. O gün için, sıcaktan dolayı ergenliğin erken yaşlarda başladığı bir yöre de, Mekke gibi, çok evli¬liğin yaygın olduğu ve kadınların hiçbir zaman bu yaşa kadar bekâr kalmadıkları bir bölgede, Hz. Esmanın 27 yaşında evlenmesini kabul etmek oldukça zor, hatta muhaldir diyebiliriz. Söz konusu yaş o günkü şartlarda, torun sahibi bile olunabilen bir yaştır. Çünkü daha sonraki dönemlerde de kızlar, çocuk denecek yaşta evlendiriliyorlardı.
Özetle tarihi rivayetlere dayanarak yaptığımız hesaplara göre Nübüvvetten 6 yıl önce doğan Hz.Esma, Hz. Aişe doğduğunda 10 yaş civarındadır. Hicrette ise, genç bir kadın olarak Hz. Peygambere erzak taşımış ve 18 yaşlarında ilk çocuğuna hamile kalmıştır. Hz. Aişe ise bu sırada 8-9 yaş civarındadır.

Doğrul, Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmediğine bir diğer delil olarak; Hz. Peygamber'in, Hz. Hatice’nin vefatından sonra evi idare edecek, çocuklara bakacak birisine ihtiyacının olduğunu, bu vazifeyi ise 9 yaşlarında bir çocuğun yapamayacağını belirterek, bundan dolayı Hz. Aişe ile 18 yaşlarında evlen¬mesinin daha makul olacağını, söylemiş ve bu konu¬da nakledilen Hz. Peygamberin ev işlerini görmesi için Şevde ile evlenmesiyle ilgili rivayetlerin güvenilir olmadığını, şayet bu rivayetler kabul edilse bile Sevde'nin iri, yaşlı ve yavaş haliyle ev işlerini yap¬maya elverişli bir hanım olmadığını belirtmektedir.

Doğrulun görüşlerinden yola çıkarak, Hz. Hatice'nin vefatından sonra ev işlerini üstlenecek, çocuklara bakacak birisi lazımsa, neden Hz.Pey¬gamber Hz.Aişe ile (yazarın iddialarına göre Hz.Hatice'nin vefatında Hz.Aişe 15 yaşlarında idi) Hz.Hatice'nin vefatından sonra Mekke'de evlenme¬di de, Medine dönemine kadar bekledi? Ev işlerini çocuk bakımını neden ihmal etti? Kaldı ki Hz. Peygamberin en küçük çocuğu Hz. Fatıma bile Hz. Aişe'den büyüktür. Bu nedenle, Hz. Âişe ile evliliği¬ni, çocuk ve ev bakımı gerekçeleriyle açıklamak kabul edilebilir bir durum değildir.

Ayrıca Hz. Sevde'nin Mekke döneminde, Hz. Hatice'nin vefatından hemen sonra, Hz. Peygamberle evlendiği sabittir. Bu rivayetlerin güvenilir olma¬dığı şeklindeki yazarın görüşü pek tutarlı görünme¬mektedir. Çünkü tersine bir rivayet yoktur. Müs¬lim'de geçen "Şevde Resulullahın benden sonra ni¬kahladığı (tezevvece) ilk kadındı"42 ifadesindeki "tezevvüc" kelimesi "söz kesmek" anlamında olmalı¬dır. Zira, Hz. Aişe kendisinin söz kesilmesini anla¬tırken de aynı kelimeyi "tezevvece"yi kullanmakta; "Rasulullah beni altı yaşımda iken nikah etti (söz kes¬ti), dokuz yaşımda iken de zifafa girdi"demektedir.
Yukandaki bilgileri özetleyecek olursak; Hz. Peygamber, Hz. Hatice'nin vefatından sonra Hz. Şevde ile hemen evlenmiş, Hicretten sonra da, Hz. Aişe ile evlenmiştir.
Doğrul'un iddia ettiği gibi, Hz. Peygamber'in Hz. Aişe ile evlenme sebebinin ev işlerini yaptırmak olmadığını şu şekilde de izah edebiliriz:


Hz.Peygamber, Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenerek onun, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslamî bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını amaçlamış olabilir. Çünkü, diğer hanımları, hem yaşları hem de zeka seviyeleri bakımından Hz. Âişe ile kıyaslanamazlar. Hz. Âişe'nin, erken yaşlarda peygamber hanesine girmesinin en önemli nedeni bu olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu küçük ve zeki kız sayesinde diğer sahabenin göremedikleri Hz Peygamber'in evinde meydana gelen olayların, özellikle kadınlarla ilgili özel meselelerin, Müslümanlara aktarılmasını ve Hz.Peygamber'in Müslüman kadınlarla olan bilgi alışverişini o sağlamıştır. Bundan dolayı, kaynaklarımızda yer alan İslam'i bilgilerin neredeyse tümü Hz. Aişe'den gelmiştir, diyebiliriz.

Hz. Âişe'nin üstlenmiş olduğu bu görevi diğer hanımları üstlenemez miydi, şeklindeki bir soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Hz. Peygamberin diğer hanımları, daha önce birkaç evlilik hayatı geçirmiş, zeka olarak yorulmuş aynı zamanda yaşlanmış olan kadınlardı. Bir kısmının, coçuk sahibi olmak gibi, zihinsel anlamda önemli meşguliyetleri de bulunuyordu ki bu durum, Hz. Âişe'nin bilgi edinmedeki konumu ile kıyaslandığında, hanımlar arasındaki fark daha iyi görülebilir. Hz.Aişe ise, özel yetenekleri, diri zekası ile müstesna bir kadın olarak, İslam'ın bütün Medine dönemi hadiselerini gözlemlemiş ve bizlere aktarmıştır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız Hz. Âişe'nin meziyet ve gayretleri konusunda "Siret Ansiklopedisi" yazarı Afzalurrahman şunları aktarmaktadır:

"Hz. Peygamberle erken yaşta evlenen Hz.Âişe'nin eğitim ve talimi bizzat Hz.Peygamber'in rehberliği ve nezareti altında gerçekleşti. Hz Aişe çok zeki, tecessüs sahibi, hıfzı kuvvetli, çok çabuk öğrenmeye kabiliyetli idi. Hz.Peygamberden ne görüp duydu ise onu hatırladı ve başkalarına nakletti. Bu sebeple Hz.Peygamber ona çok yakınlık duydu ki her söylediğini dinleyip izlesin ve yaptığını daha hevesli yapsın. Böylece Hz.Aişe, İslam prensiplerini ve Resulün sünnetini diğer hanımlarından daha fazla öğrendi ve hafızasında tuttu. O, bu ilmi Hz.Peygamberden sonra yaklaşık 45 yıl kadar anlattı. Hz.Peygamberden 2210 hadis rivayeti ile en fazla hadis rivayet eden altıncı sahabi olmuştu". Bütün bunlardan Ö. Rıza Doğrulun öne sürdüğü gerekçelerin, isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.

Doğrul, bir önceki maddede anlattığımız Hz. Âişe'nin bilgisi, kabiliyeti ve İslam'i bilgilerdeki büyüklüğünü genişçe anlatarak; "Bütün bunları 9-18 yaş arasında bir çocuk öğrenemez. Bu evliliğin 18-27 yaş arasında olması daha makul değil midir?'' şeklinde bir akıl yürütmeğe girmiştir.

Böyle bir akıl yürütmenin zorlama olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, bunun için çocukların zeka ve öğrenme yaşına baktığımızda, çocuk eğitimcilerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği ve dünyada hemen hemen her yerde uygulanan öğrenme yaşı 7-20 yaşları arası olduğunu görürüz.
Bu yaşlar, genelde çocukların her bilgiyi toplama çağıdır. Yirmi yaş sonrası ise, artık bilgileri değerlendirme çağı başlamaktadır. Bir de sıcak iklimde çocukların bedensel ve zeka bakımından erken geliştikleri düşünülürse, öğrenme yaşının birkaç yıl daha düştüğü görülecektir. Buna göre, Hz. Âişe'nin Hz.Peygamberle birlikte yaşadığı (9-19) yaşları arası, onun öğrenmek için en müsait olduğu yaşlardır diyebiliriz. Hz. Peygamber'den sonra ki döneminde, elde etmiş olduğu bilgileri diğer Müslümanlara 45 sene boyunca aktarmıştır.

Hz. Âişe'nin Hz. Peygamberle nişanlanmadan önce, Cubeyr b. Mutim'in oğlu ile nişanlanmasından hareketle Doğrul, bu nişanlanmanın nübüvvet geldikten sonra olamayacağı, çünkü İslam'a göre müşrike kız verilmeyeceğinden dolayı bu nişanın nübüvvet gelmeden önce vuku bulması gerektiğini, bunun sonucu olarak da Hz. Âişe'nin İslam'dan önce doğduğunu iddia etmiştir.

Bu iddia da iki yanlış tespit etmekteyiz: Birincisi, aktarılan rivayetteki Hz. Âişe ile nişanlanan şahıs Cubeyr b. Mutim'in oğlu değil, bizzat Cubeyr'in kendisidir." Yani Hz. Aişe, Mutim b. Adiyy'in oğlu Cubeyr ile nişanlanmıştır. Yazar burada bir isim yanlışlığı yapmıştır.
ikincisi ve daha önemli hatası ise, nübüvvetin gelişinden sonra müşrike kız verilmeyeceği görüşüdür.Halbuki Mekke döneminde böyle bir yasak yoktu. Bu yasağı bildiren ayet Medine'de inmiş ve bu nedenle sahabe müşrik eşlerini boşamışlardı. Ancak Mekke döneminde, sadece Hz.Ebubekir değil, Hz.Peygamber bile İslam'ın en büyük düşmanı olarak Kuran'da ismi zikredilen Ebu Leheb'in iki oğluna iki kızını vermiş ve Nübüvvet geldikten sonra da Ebu Leheb oğullannı zorlayıp bu iki kızı boşatıncaya kadar boşatmamıştı.

Müslümanlar için durum böyle olduğu gibi. Müşrikler için de böyle bir yasak bahis mevzu değildi. Mekke'de bu yasak ilk defa Haberu's-Sahife olayında: yani, Mekkelilerin Müslümanlara boykot yaptıkları sırada gündeme gelmiş ve Müslümanlarla kız alışverişini durdurmuşlardı. Fakat Hz.Sevde'nin Hz. Peygamber ile evliliğinde olduğu gibi, boykottan sonra da bu yasağa uyulmuyordu. Nitekim Hz.Şevde nin müşrik olan babası nübüvvetin 10. Yılında Hz.Peygamberi beğendiği ve kızına denk bir insan gördüğü için onunla evlendirmişti.
Doğu toplumlarında, ülkemizde de olduğu gibi. çocukların küçük yaşta "Beşik Kertmesi'" adı altında sözlenmeleri oldukça yaygındır. Hz. Ebû Bekir gibi Mekke'nin saygın iş adamlarından birinin kızını, almak isteyenlerin çok olacağı muhakkaktır. İşte Hz. Aişe'nin Cübeyr ile sözlenmesi de bu kabil bir söz kesme olayıdır, diyebiliriz. Dolayısıyla, O. Rıza Doğrul"un söz konusu nişanlanmadan hareketle. Hz. Aişe'nin yaşının büyük olması gerektiği şeklindeki çıkarımına katılmıyoruz.

Doğrul. Hz. Aişe'nin nişanlısı Cubeyr b. Mutim'in annesinin Hz.Ebubekir'e "eğer bu kız benim evime girerse oğlumu atalarının yolundan çıkarır" demesini54 delil getirerek, Hz.Aişe'nin dînî et¬kinliğinden dolayı nişanın bozulduğunu söylemiş ve bu nişanın nübüvvetten önce vuku bulduğunu dolayısıyla da Hz. Aişe'nin yaşının rivayetlerde zikredilen yaştan büyük olduğu sonucuna ulaşmıştır.Bir kısım yazarlar da bu görüşte ona katılmaktadırlar.

Doğrulun bu yaklaşımı, yukarıda açıkladığımız üzere kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi. Ibn Hanbel'den naklettiği. Cübeyr b. Mutim'in annesinin Hz.Ebubekir'e söylediği sözün tercümesi de yanlıştır. Bu yanlış tercüme. Doğrul'un rivayetten yanlış sonuç çıkarmasında etkili olmuş olmalıdır. Ibn Hanbel'deki rivayetin tercümesi şöyle olmalıdır: "Ey Ebubekir! oğlumuzu senin kızınla evlendirdiğimizde, sen onu yeni dinine sokmak istersin " Doğrulun yaptığı tercümeden, kadının oğlunu yeni dine sokacak şahsın Hz. Aişe olduğu anlaşılırken, rivayetin doğru tercümesinde söz konusu şahsın Hz.Ebubekir olduğu anlaşılmaktadır. Bizim tercümemize göre kadının korktuğu şahıs Hz.Aişe değil, bilakis Mekke döneminde birçok kimsenin hidayete ermesine sebep olan Hz.Ebubekir'dir. Kadın bundan dolayı oğlu Cübeyr'in Hz. Aişe ile evliliğini bozmuştur. Onunkorkusu oğlunun Hz. Ebubekir'in etkisine girmesidir.

Doğrul ayrıca bu rivayeti kabul edip kendisine delil olarak aktarırken, aynı rivayetin birkaç satır sonrasında yer alan; Hz. Aişe'nin 6 yaşında Hz.Peygamberle sözlendiği ifadelerini maalesef göz ardı etmektedir.

Rıza Savaş'da aynı rivayetten yola çıkarak, Cübeyr'le nişanın Hz. Ebu Bekir'in faal olarak tebliğe başlamasından önce olduğunu, buradan da nişanın bozulduğu nübüvvetin 10. yıllarında Hz Aişe'nin 14-15 yaşlarında olabileceği sonucuna varmaktadır. Bu tespiti esas kabul edersek akla şu soru gelmekte¬dir: Eğer bu nişan nübüvvetten önce veya en azın¬dan nübüvvetin ilk yıllarında yani Ebu Bekrin faal olarak tebliğe başlamadığı yıllarda oldu ise. neden Cübeyr in ailesi Hz.Hatice'nin vefatına kadar 10 yıl bekledi? Nübüvvetin 10. yılına kadar beklemeden bu nişanı daha önce bozması gerekmez mi idi? Bu gerekçeye göre daha önce bozmaları gerekiyordu. Bu konudaki bir diğer görüş de. Hz. Aişe'nin ifk hadisesi sırasında Hz.Peygambere karşı sarfettiği sözlerin o sıralarda 15 yaşlarında, olgun olmayan bir kızın söyleyebileceği sözler olmadığı, dolayısıyla Hz Aişe'nin yaşının daha büyük olduğu iddiasıdır.

Bu iddia, tamamen sübjektiftir. Çünkü, insanın önemli sözler söylemesi, yine önemli işler görmesi kişiye ve yaşa göre değişir. Örneğin, çeşitli sanat ve felsefe alanında çok küçük yaşlarda, ileri zeka seviye¬si gösterenler her zaman var olmuştur. Bu nedenle. Hz. Aişe on beş yaşında böyle önemli sözleri sarf edemez demenin bir delili yoktur. Ayrıca bu tezin, bilimsel bir dayanağı da söz konusu değildir.

Bu yaşlarda o sıcak bölgede genç kızlığının tam zirvesinde olan üstelik 6 yıldır Hz. Peygamberin yanında yaşayan, daha önce de Hz.Ebubekir gibi İslam'ın en önemli şahsiyetlerinden birinin yanında bulunan bir kimse bu sözleri rahatlıkla söyleyebilir. Üstelik bu kimse Hz.Aişe gibi gayet kabiliyetli, zeki bir kimsedir.
Rıza Savaş, Hz. Aişe'nin abisi Abdurrahman b. Ebi Bekir'le aynı anneden doğduklarını göz önüne alarak, iki kardeş arasındaki yaş farkını Hz. Aişe'nin yaşının tespitinde delil olarak kabul etmiştir. Ona gö¬re, o dönem şartları içinde iki kardeş arasındaki yaş farkının 10 yaş kadar olamayacağı, ancak 1-2 yaş olabileceği tezinden hareketle, Hz. Aişe'nin de 18 yaşlarında olacağı belirtmektedir. Çünkü, Abdurrah¬man b. Ebî Bekrin Bedir Savaşı'nda 20 yaşların¬dadır. Buna göre, aralarında 1-2 yaş fark bulunması
gereken Hz. Aişe de, 18 yaşlarında olmalıdır.

Rıza Savaş'in yukarıdaki tezini, o günkü Arap toplumunda yaygın olan çocuk edinme koşullan içinde makul kabul etmek gerekir. Ancak genel olan bu durumun, her özel durum için de aynı şekilde değişmez bir yasa imiş gibi kabul edilmesi, bilimsel olmadığı gibi. delil olarak da kabul edilemez. Bu sadece tahmini bir varsayımdır. Bir bilgiye/belgeye dayanmamaktadır. Çünkü, bir kadından doğan çocuklar arasındaki yaş farkının şu ya da bu miktarda olmasını sağlayacak bir çok neden olabilir. Bu nedenleri tespit etmeden, yukarıdaki gibi, sadece belirli bir adeti öne sürerek iddiada bulunmak, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu nedenle, Hz. Âişe'nin yaşının büyüklüğünü, söz konusu yaklaşımla ispatlamak mümkün gözükmemektedir.

Dozy gibi müsteşrikler, 54 yaşlarında bir adamla, küçük bir kız çocuğunun evliliğini garip görüldüğünü belirtirlerken bazı yazarlarda insanlık tarihi boyunca böyle bir evliliğin olamayacağını söylemişlerdir.

Dozy kendi kültürünün tesirinde kalarak konuyu değerlendirmiş ve yadırgamışür. Biz bu iddialara, hem o dönemden, hem de günümüzden örnekler vererek cevap vermek istiyoruz. O dönemde bu tip evlilikler çoktu. 60 yaşlarındaki Halife Ömer'in Hz. Ali'nin çocuk yaşta baliğ olmamış kızı ile evlenmesi o dönemde bu yaş farkının problem olmadığını gösterir.

Zehebi'nin naklettiği şu rivayet bu konuda ilginç bir örnektir. Amr b.el-As. oğlu Abdullah b.Amr dan tam 11 yaş büyüktür.63 İbni Hacer bu yaş farkını 12 olarak verir. Bu rivayete göre. Amr yaklaşık 10-11 yaşlarında evlenmiş olmalıdır. 10 yaşında erkeklerin evlilik gerçekleştirebildiği bir yörede, daha erken ergenliğe giren kızların 9 yaşında evlilik yapması kadar normal bir şey olamaz. Yine 53 yaşlarındaki Hz.Ebubekir'e Hz. Ömer'in 20 yaşlarındaki kızı Hafsa'yı teklif etmesi yaş farkının o dönemde pek de garip karşılanmadığını göstermektedir.

Ergenlik yaşının yüksek olduğu ülkemizde bile kırsal kesimlerde kızlar 12-15 yaş arası evlenebilmektedir. Arabistan bölgesinde ise ergenliğin 8 yaşlarına kadar düştüğünü ve kızların 20 yaşlarında biyolojik gençlik çağını bitirme noktasına geldiğini biliyoruz.

Arap kültüründe yer alan bu durumun günümüzde de devam ettiğini, Kur'an Mesajı adlı eserin yazarı Muhammed Esed'in Medine'de iken, başından geçen evlilik göstermektedir. Bu evlilikte, ileri yaşlardaki Esed, 11 yaşlannda bir çocukla evlendirilmiştir. Buna itiraz eden Esed'e Araplar şöyle demişlerdir: "Kız kocasının evinde büyür".

Günümüzde ergenlik çağı yüksek olan Batı ve ABD gibi soğuk bölgelerde bile 9-10 yaşlarında bakire bir kız çocuğu bulmanın çok zor ve bu yaşlardaki çocukların serbestçe cinsel ilişki içerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle insanlık tarihinde, Hz. Peygamberin evliliğinde olduğu gibi bir evlilik olmadığını iddia etmek, bilimsel değildir.
Bu yaşlarda evliliğin halen Batıda ve ABD'nin kırsal kesiminde uygulandığı bilinmektedir. Yapılan tespitlere göre Batı gibi soğuk ülkelerde bile ergenlik yaşları, çok küçük yaşlara kadar düşmüştür. Bu gerçekler göz önüne alındığında, Hz. Peygamber in o yaşta bir kız ile evliliğini garip karşılamamak gerekir. Nitekim Rodinson, Dermenghem, Caetani, gibi bir kısım Oryantalistlerde Hz.Aişe'nin evliliğinin o dönem şartları içerisinde normal olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca insaflı Oryantalistlerden Watt; "Arabistan bölgesinde kızlar erken geliştiği için Âişe'nin bu yaşta evliliği normaldir" demektedir.

Burada şu noktayı da zikretmeliyiz; eğer Hz.Peygamberin bu evliliği içinde yaşadığı toplum tarafından garip bir evlilik olarak karşılanmış olsaydı, Hz.Peygamber aleyhinde en küçük eksikliği dahi kaçırmayan Mekkeliler bu durumu dillerine dolayacaklar ve Hz. Peygamber aleyhine kullanacaklardı. Fakat, bu doğrultuda her hangi bir şey kaynaklarda nakledilmemektedir. Ayrıca Hz. Aişe, Hz. Peygamberden önce Cübeyr'le nişanlanmıştı, yani, Hz.Peygamber ile nişanlanmasından daha küçük bir yaşta iken yapılmış olan bu tür evlilikler ya da nişanlanmalar, o günkü koşullarda doğal karşılanıyordu. Hatta daha küçük yaşlarda da olabiliyordu. Hz. Peygamberin Hz. Aişe ile 9 yaşında evlendiğiyle ilgili rivayetleri destekleyen başka rivayetler de vardır. Söyle ki: Hz. Aişe, evlendikten sonra kız arkadaşlarıyla oyunlar oynadığı ve oyuncakları olduğunu söylemiştir. Eğer iddia edildiği gibi 18 yaşında evlenmiş olsaydı, bu yaşlarda bir kadının oyuncaklarla oynaması normal ve makul bir davranış olamayacağından, bu konudaki rivayetlerin kabulü imkansız olurdu. Oysa bu rivayetler sahih olarak nakledilmiştir. Bu rivayetlerin bazdan şöyledir:

"Ben sokakta oynarken annem çağırdı, eve kapattı ve evleneceğimi anlattı '

"Ben Peygamberle evliyken evde arkadaşlarımla oynardım. Hz. Peygamber gelince arkadaşlarım kaçardı. Hz.Peygamber gider onları toplar benimle oynamaları için gönderirdi

"Ben evde arkadaşlarımla oynuyordum. Hz.Peygamber geldi. Oyuncaklarımı kastederek bunlar nedir ey Aişe" dedi. Ben de ''Süleyman in atları"dedim.

Bu rivayetlerden hareketle. Hz. Aişe:nin 18 yaşında evlendiğini iddia edip. sonra da Hz.Aişe'nin çocuklarla oyuncak oynadığı, oyuncakları olduğu. Hz.Peygamberin ona sokaktan arkadaş gönderdiğini kabul etmenin bir tenakuz olduğunu söylememiz gerekir.Sonuç olarak bu rivayetleri dikkate alarak, çocuk yaşta evlendiği Hz. Aişe'yi, Hz.Peygamber hem eğitmiş, hem de İslamî bilgiler ile yetiştirmiş ve bu arada onun çocukça isteklerine karşı da anlayış göstermiştir.
Konu ile ilgili bir diğer iddia da: Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmiş olduğuyla ilgili rivayetlerin gayet az ve şaz olduğundan hareketle, onun 17-18 yaşlarındayken evlenmiş olması gerektiği şeklindedir.

Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmiş olduğu rivayetlerini, az ve şaz olmakla eleştirerek kabul etmeyen yukarıdaki iddia, kendisinin ileri sürdüğü. Hz. Aişe'nin 17-18 yaşlarında evlendiğine dair hiçbir rivayet yoktur. Yani şaz bir rivayet bile yoktur. Dolayısıyla, söz konusu iddia sadece bir varsayımdan ibaret kalırken. 9 yaşında evlendiğine dair ise bir çok rivayetler bulunmaktadır. Bizzat olayın kahramanı Hz. Aişe'nin ağzından 6 yaşında nişanlandığı. 9 yaşında evlendiğine dair bir çok tarihi bilgilerin de varlığı tezimizi güçlendirmekte ve desteklemektedir. Bu konudaki tartışmaları noktalamadan önce şu konuyu da aktarmakta fayda mülahaza görüyoruz. Eğer 9 yaş rivayetlerini esas alırsak, bu noktada 9 yaşında evlendiği bir kızı 18 yaşında dul bırakmak ve Kuran da ki yasak gereği bir daha evlenememe-sine sebep olmak zulüm değil midir? şeklindeki bir soru akla gelebilmektedir.

Hz Aişe'nin 18 inde dul kaldığı doğrudur. Öncelikle 9 yaşında evlenen bu kızdan yani Hz. Aişe'den böyle bir pişmanlık hakkında bir rivayet göremediğimiz gibi bu evlilikten ötürü bir çok kazancı olduğunu kendisi aktarmaktadır.

Kimse ne zaman öleceğini bilemez. Nitekim insanlar çok genç yaşta da ölebilmektedir. Öyleyse bu düşünce ile mantıklı bir sonuca varmamız mümkün değildir. Ülkemizde bile halen 18-20 yaş arasında kocası ölüp ona sevgisinden dolayı bir daha evlenmeyen pek çok kadın vardır. Bu Özel bir durumdur, sevgi aşk vs. gibi çok özel şeyler vardır ki bunlar bir başkasının kendi öznelliği ile asla tenkit edemeyeceği realitelerdir. Ayrıca sevdiği ile evlenmediğinden dolayı hayat boyu evlenmeyenleri de dikkate alabiliriz.

Ayrıca Hz. Aişe Hz.Peygamberle evlenmeseydi ne kaybederdi? diye düşünmekte gerekir. Eğer evlenmeseydi onun yanında yetişemez, İslam'i bilgileri sahabelerin kendisine danıştığı birisi olmazdı. 2210 hadis aktarmazdı. Hatırı sayılır bir fakihe, müfessire. müctehide ve müftiye olmazdı.


Sonuç

Hz. Aişe'nin Hz.Peygamberle evlendiği evlilik yaşı konusunda klasik kaynaklarda yer alan onun 18 yaşında evlendiğini savunan bilginlerin görüşlerinin isabetli olmadığı göstermektedir.

Bu kadar rivayet, sadece yorumla reddedilemez. Rivayetlerin aksine getirilen deliller ise bilimsel olmaktan ziyade, tepkiseldirler. Dolayısıyla, Hz.Aişe'nin Hz.Peygamber'in hanesine küçük yaşta girmesinin pek çok hikmet ve hayırlı sonuçları dikkate alınmadan rivayetler değerlendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlar ise tatmin edici olamamıştır.

Bölgenin iklim yapısını ve evlilik kültürünü göz önüne aldığımızda o zaman ve hatta günümüzde bu tür evliliklerin hiç de garip karşılanamayacağı ortadadır. Onun küçük yaşta oluşu hiçbir zaman problem edilmemiş, oyuncaklarıyla oynamasına ses çıkarılmadan, onun Hz. Peygamberle evliliği devam etmiştir.

Bütün bunlardan sonra özetle diyebiliriz ki Hz. Aişe'nin Hz. Peygamberle nişanlandığı yaş 6 dır. Bu da nübüvvetin 10. yılına tekabül etmektedir

Evlendiği yaş 9 dur. Bu da Hicretin I. yılında olmuştur. Genelde rivayetlerde bu noktada odaklanmıştır. Bu evlilik o zaman hiçbir kimse tarafından garipsenmemiş ve o dönemde gerçekleşen buna benzer bir çok evlilik bulunmaktadır.

Bireyler ve toplumlar bir tarih dilimine ve kültürel geleneğe aittir. Bundan kopmak imkansızdır. Bu nedenle, her hangi bir tarihi olayı değerlendirirken onu kendi tarihselliği ve kültürel çerçevesi içinde değerlendirmek gerekir. Yoksa, kendi şartlarımızı ölçü alarak farklı bir tarih diliminde yaşayan ve farklı toplumsal yapılanmalara sahip birilerini yargılamak: hem doğru değildir, hem de bilimsel bir yöntem olarak kabul edilemez

K.C.
29-04-2007, 02:32
abiler ablalar bu duruma bir cevabımız varmıdır

var.
İran medeni kanununda kızların evlenme yaşı niçin 9'muş Turan Dursun'a yanıt veren arkadaş buna da yanıt verebilir belki.
Yoksa İranlı müslümanlar sünnet diye kanunlarına koydukları bu yaşın gerçeğini bilmiyorlar mı?
O halde o yazıyı yazan arkadaş Turan Dursun'a cevap yazacağına İran Parlamentosuna yazsın ki oradaki küçük kızların bi 10 yıl daha rahat bırakılmasını sağlasın.

29-04-2007, 02:36
abiler ablalar bu duruma bir cevabımız varmıdır

var;
yaktin bizi Turan hocam, hem kendini hem bizi (!). :)

antimuhammed
29-04-2007, 02:42
aaa ben İranlıların Turan Dursundan haberi olduğunu bilmiyordum...

veli67
28-06-2007, 15:41
peygamber efendimizin 6 yasındaki bir kızla evlendiğini ispatlamalısınız. aksi takdirde değil müslüğmanlığa tüm insanlığa hakaret etmiş olursunuz. muhammed (a.s) aişe *ile 17 yasında evlenmiştir. o uydurduğunuz kağıt parçası delil değildir. sağlam deliller getirin.... allah hepimize hidayet nasip eylesin..

28-06-2007, 16:00
"Bugün 6-7 yaşında kaç tane dil bilen veya *Kuran ı ezberlemiş veya eli silah tutup senden benden iyi savaşan *ve ya bilgisayarı bile babamdan kat kat ustalık ile kullanan çocuklar gibi örnekler var önümüzde."

Demek istedigin sey, "bazi cocuklar Kuran'i ezberleyip kac tane dil ogrenebildikleri gibi gerdege girme konusunda da bir yetiskin kadar yetenekli olabilirler, Muhammed bir yetenegi kesfetmis sadece" mi? E sen peygamberini bulmussun o zaman(!)

InVitatio
28-06-2007, 16:52
Peygamberin uckuru ile ilgilenen degerli arkadaslar,

Müslümanlarin Peygamberi'nin kac esi vardi ?
Kac Cocugu vardi ?
Bu cocuklari hangi eslerinden vardi ?

frodo
28-06-2007, 16:59
Peygamberin uçkuru ile ilgilenmeyen, ama onun en güzel *faziletlere sahip olmadığına dair
ikna edici belge ve bilgilerin olduğuna *inanan biri olarak *bu konuda forumda yeterince tartışma
başlığı olduğunu biliyorum.

InVitatio
28-06-2007, 17:17
sevgili frodo

.....olmadığına dair ikna edici belge ve bilgilerin.... yazmis'sin

bak dostum ben bugüne kadar hic sizlere sizin anti-allah'ci tezlerinize Kurani Kerim'den
alinti alarak yorum niyetinde cevap vermemeye dikkat gösteriyorum, nedeni ise , sizlerin
bastan kabul etmediginiz bir olguyu , Kurani Kerim'i ve Allah'i, onun delili sayilan bir metin ile
aciklanmak istemesini metod olarak dogru bulmuyorum....yani zaten siz bu kitaba tabi degilsiniz,
olmadiginza göre bu Kitap'dan altini yaparak sizlerin fikirlerine karsi yorum yazmakta fazla dogru bir strateji degil.
Diger Müslüman arkadaslar sizlerin tez'ine karsi genelde Kurani Kerimden ayetler sunarak cevap vermeye kalkiyor, halbuki siz bu kitabi bastan red ediyorsunuz....

simdi ayni mantigi ama sizler uyguluyorsunuz....
senin burada ikna edici belge dedigin belgeleri ben bastan kabul etmiyorum
bununda nedeni isime öyle geldigi icin degil
sizlerin mantigina uygun hareket ediyorum, bu sözüm ona ikna edici belgeleri yazip tutanlari
onlarin kisiligini, yetenegini sorguluyorum.
bilgi diye bize sunulmak istenen ise bu islam tarihinden anekdotlar yazanlarin ( hadiscilerin )
yazdiklari dir.
sizlerki herseyi sorgulayan insanlar olarak , nasil olurda körü körüne bu belge ve bilgileri ayni dikkat ile sorgulamadan , teredütsüz kabul edersiniz ?

sizlerin bu konulara benden daha iyi vakif oldugunuz kesin
beni de burada tutan sizleri takip ederek okutan budur
ama hic kendi kendine sordun mu , bu sahih kabul edilen ettirilmek istenen zati muhtremler
ne zaman baslamis hadis tutmaya, burada hata , insanlarin kendi yorum payi olamazmi ?

mantiga bak
birisi peygamberin vefaatindan yillar sonra kalkiyor semerkant, tebriz , buhariden arap cöllerine yola düsüyor peygamberi görmüs , cogu zaman duymus birilerini ariyor, bunlara soruyorlar bunlardan aliyorlar bilgileri ve kendince not tutuyorlar...

"peygamber suyu oturarak icerdi".....ne büyük bir bilgi :)
sonra "peygamberin ayakta da su ictigi görülmüstür" vaaay bak sen demek ayakta da su icermis....

sevgili frodom
senin aklin eriyormu peygamberin eslerinin birisi ile birlikte oldugu an
birisini penceresinde veya yataginin ucunda dikizlemesi icin kabul ettigi ?
nerden bilmis , görmüs duymus hangi gece hangi esi ile nasil beraber oldugunu...

eminim sizler bu hadisleri okumusunuzdur yani yazilis sekilleri
"su adam sundan duyduguna göre , peygamberi sunu söylemis bunu söyleyen de su adamin oglu"
herseyde mantik arayin siz degerli ateistler
bu tür cümleleri okurken mantiginiz nerde ? sizce bu tür bilgi veya metin fazla "misli muslu" degilmi ?

28-06-2007, 22:42
bu konuda müslümanların düştüğü en büyük hata, arabistanda küçük *yaştaki kız çocuklar
ile evliliğin son derece yaygın olduğunu bilmemeleri. *baskınlarda, kervan talanlarında yada
savaşlarda elde edilen küçük yaştaki kız çocukları savaş ganimeti sayıldığından köle
pazarlarında alınıp satılır, mekkenin zengin tüccarları bu çocukları satın alıp haremlerine
dahil ederdi. doğal olarak bu tür bir ilişki günümüzde sapıklık gibi görülsede döneminde hiçde
öyle değldi. o yüzdendirki muhammedin evliliği döneminde gayet normal *bir evlilik olduğu
için hadisçiler bu tür bir evliliği gizleme gereği duymamışlardır.

sargon
29-06-2007, 00:26
Sevgili İnVitatio,

burdaki iddialara Kuran'dan ayetlerle karşı çıkmamaya çalışman doğru bir yaklaşım. Ama eksik. Kuran da bizim için bir belgedir. Hadisler de. Hiçbir tarihçi yoktur ki, tarih incelemesi yaparken şu şu belgelere inanmıyorum, onları kaldırıp atalım demiş olsun. Biz Kuran'ı, hadisleri, tefsirleri, siyerleri, fıkıh kitaplarını vb. kaldırıp atmıyoruz. İnanmamak başka birşey bunlara tarihsel değer vermek başka bişey.

Tarihten ne anlıyorsun. Bundan 2000 yıl önce olmuş olan olayları tarihçiler nerden öğreniyorlar sanıyorsun? O dönemlerde yaşayan kralların tarihçilerinin yazdıklarından. Bunların çoğu övgü doludur. Ama o kralın karşıtlarının yazdıklarına da bakarlar. Aynı olaylar farklı kişiler tarafından farklı yorumlanır. Bunların hepsi döneme yerleştirilir. Sırf övgü amacıyla yazılmış olanları geçebilirisin. Ancak birçok yazar farkında olmadan övüyorum sanırken dönemin değerlerinin farklılığından dolayı bugüne değerli "itiraflar" bırakırlar.

İnceleme yaparken belgelerin güvenilirliği nasıl anlaşılır. Bu da bir tarihçi yaklaşımıdır. Herşeyden önce yazıldığı tarihin içine yerleştirilebiliyor mu, yani kısaca sahte mi değil mi buna bakılır. Bazı belgelerin sonradan yazılmış olduğunu, kimisinin tamamen uydurma olduğunu biliyoruz. Bunları saymazsak yine de son derece değerli belgeler kalmıştır elimizde. Hatta senin kolayca attığın hadis ve siyer yazarları döneminin gerçekten dikkatli ve titiz derleyicileri ve gözlemleyicileridir.

Yani Kuran'ı ve hadisleri kullanmayın iddiasını dünyanın hiçbir tarihçisi kabul etmez. Atatürkçü olmayan birine Cumhuriyet tarihinde yazılan belgeleri kullanma, bunlar Kemalistlerin yazdığı ve senin inanmadığın şeyler denir mi? Yada Osmanlı tarihini padişahlarını öve öve yazan tarihçilerin belgeleri bir tarafa mı atılacaktır? Böyle birşey olmaz. Bu iddian haksız bir iddia.

Bizim yaptığımız şey İslamiyetin kendi kaynaklarını, üstelik en güvenilir kabul edilen kaynaklarını kullanarak İslamiyetin ne olduğunu ortaya koymak. Yapılan şey doğrudur. Sen de örneğin sosyalizmin yanlışlığını ortaya koymak istesen gidip sosyalizmin en güvenilir kaynaklarını inceleyerek bunu yapman doğru olur. Harun Yahya'nın yazıları ile sosyalizm eleştirisi yapman komik olurdu.

Öyle değil mi?

InVitatio
29-06-2007, 01:53
sevgili sargon
sen nasil ki benim Allah'in metini olarak kabul ettigim Kurani Kerimi kabul etmiyorsan
bende insanlarin tutugu notlari ( hadisleri ) kabul etmiyorum.
sorun bu kadar basit.
beni cidden ilgilendirmiyor, kim ne demis niye demis ne yapmis niye nasil yapmis....
ben sekil fetisti degilim dostum, "koskoca" bir Allah'i ne sariga nede cüppeye sigistirmak gibi
bir cabam olur benim.
Benim burada garipsedigim tek nokta ise, sizlerin de bu güvenlir sayilir hadislere bakis aciniz.
yani herseyi sorgulayan , Kuranin kendisini satir satir inceleyenlerin, sorgulayanlarin, mealleri elestirenler bu hadisleri sorgu sulasiz sahiplenmeleri cidden beni düsündürüyor.
Kurani Kerimi tercüme ederken bu kadar yorum ve tercüme hatasi olurken
Hadisleri tercüme ederken bu hatalar yokmudur ?
Genelde ne yapilmakta, birilerin Hadisleri tercümesine güvenilmekte, onun yorum yapabilecegi
önem tasimamakta....

Ama tabi, sizler genel anladam Müslümanlarin kabul gördügü kaynaklari onlara karsi veya onlar ile sohbet ederken, kullanabilirsiniz.
yani bu hadisin gercek oldugu konusunda *mutabiksaniz sorun yok,
ama ben bu hadislerin 1.gerceklik payini sorguluyorum
2.benim inancim(gercek olsa dair ) *icin ve dini anlamda "durusum" icin hic bir yaptirim gücü yoklulugunu söylüyorum
3.benim yorumladigim Din icin Hadislerin gerekli olmadigini düsünyorum...
bir cok kez söylemistim tekrar yazayim....
burada önemli olan bu Hadislerin ne kadari Kurani Kerim'deki ayetler ile örtüsdügü,
o yüzden "gercek" hadis sadece ve sadece Kurani Kerim'in ana mantigi ile örtüsen hadislerdir
Kurani Kerim'in kutsal bir metin sayilabilmesi icin Hadis ihtiyaci yoktur
bu Allahi kücük düsürmekten baska birsey degildir.




Dostum söyle düsün

Bir gemi batiyor ve ikimiz bir issiz adaya yüzerek kurtuluyoruz, ikimiz'den baskasi yok ada'da.
Deniz üzerine yüzen bavullarin birinden bir Kurani Kerim cikiyor.
Ben biraz arapca bildigim icin bu Kitapdan hergün bir kac satir okuyoruz, sende beni dikkat ile takip ediyorsun cünkü arapcan olmadigi icin.
Gün geliyor ikimiz karar veriyoruz, Bu Kitap icindekileri Allahin sözü kabul edip, tüm emirlerine , buyruklarina gönülden uymaya karar veriyoruz.
Kitap icinde gecen "Allah ile bir bag kurmayi" ( namaz ) elimizden geldigi kadar uyguluyoruz, vs vs
yani tüm iyi niyetimz ile biz bu Kitabin icindeki ; Allahin sözleri kabul ettigimiz emirleri yerine getiriyoruz.
Sence biz ikimiz bu Kitap icindekileri harfi harfi uyguladigmiz icin Cennete girebilirmiyiz giremezmiyiz?
Müslümana düsen cevap ise burada "takdir Allah'in" demek düser
ama gel gör ki Hadisci, Sünnetci , Tarikatci takim icin ikimiz'in Cennete girmemiz mümkün degil,
cünkü biz Kuran'da 3 yazmasina ragmen , 5 vakit namaz kilmadik, cünkü biz suyu ayakta ictik,
cünkü biz su vakit de su rekati yanlis kildik, okunmasan gereken duayi okudugmuz icin zaten kabul olmadi dualarimiz.
hele hele 100rekatlik tesbih namazi ise hic kilmadik, vay bizim halimize....
persembe gecleri kuran da yazmadigi icin , bes bin kere su sureyi okumadik......


evet dostum
sizler bu hadisleri sorgusuz sulasiz kabul ederken
ben bu hadisleri sadece bir hadis olarak kabul ediyorum, sadece islam tarihinden "kuskulu" anekdotlar
baska birsey degil.
benim eger tavsiyem olabilecekse, ateistler din elestirmenligini birakip
kendi evrimsel tezlerini savunsunlar, tanitsinlar bu yüzden yeni sitenizi de bu caba icin dogru adim olarak degerlendiriyorum...

29-06-2007, 03:27
Sevgili InVitatio,

bu sitede, Muhammed'in igrencliklerini ortaya koyan onlarca baslik gordum. Bu siteye geldigimde zaten ateisttim ama Muhammed'in kisiligini ogrendikce tiksindim. Senin hadisleri kabul etmedigini anladik, peki Muhammed'in ornek bir insan, duzgun karakterli olduguna inaniyormusun? Bu basligin konusu daha cok bu sanirim.

InVitatio
29-06-2007, 04:14
dostum senin Müslümanlarin Peygamerber'nin "igrencligi" zaten Hadislerin
ürünü ;)
simdi bu hadislerin olmadigini veya yalan yanlis oldugunu düsün....
o zaman bu igrenclikten ne geriye kaliyor ?!
birde dostum ben Müslümanlarin Peygamberine gicik gidiyorum diye
su dünyayi ve dünya icindeki tüm hayati yaratan Allah inkar edilmezki...
ama dersin , yok ben kurani kerimdeki "gercekleri" kabul etmiyorum
o yüzden ateistim daha mantikli bir yaklasim...
dostum peygamber kabul ettigim kisi öncelikle bir insan !
40 yasina kadar "din nedir iman nedir" bilmeyen birisi
sonra vahiy yolu ile zaten var olani (Allah'i) insanlara anlatmak ile görevlendiren bir elci
Ben Peygamberin teblig ettigi dine inaniyorum,
ve Hz Muhammedin "teblig" disinda yaptiklari beni ilgilendirmiyor

vartor
29-06-2007, 05:32
Sevgili Invitatio, inandigina inanmak seni ilgilendirir, ancak bir mantik hatasi var dusunce sisteminde. Kuran'a inanmakla, peygamberine vahiy yoluyla teblig edildigine de inaniyorsun. Peygamberin sadece tebligleri beni ilgilendirir kim oldugu ne yaptigi degil derken dusuyorsun hataya. Kuranin var mi muhammedden baska sahidi? En basit Ayse'nin zina olayina dort sahit istiyen tanri, veya allah, kurani tek sahitle indirmis. Simdi esas dusunulmesi gereken konu, muhammedin sahsiyetidir. Bu adam kim ki allah ozel muamele yapmis olsun? Bizim elestirilerimiz buradan kaynaklaniyor, bizim degil sizin sorgulamaniz gereken muhammedin sahsiyeti olmali. Inanan sizsiniz. Tanri neden butun insanliga ornek olabilecek birini secerken, sadece Arap karakterini ve yasamini uygulamaya koyan birini secmis olsun? 9 yasinda bir cocukla 52 yasinda birinin gerdege girmesi, bugun veya yarin dogru degilse, o zaman da dogru olmamaliydi. Evrensel demek bu degil midir? Zaten yazildigi surece oncekiyle celiskili bir ayetle eskisini gecersiz kilmak, ne derecede allah isine benziyor sizce?

hiramusta
29-06-2007, 09:15
Değerli İnVitatio,bir akl-ı selim ürünü olduğu aşikar olan yazılarınızı büyük bir zevkle okuduğumu bilmenizi istiyorum.Allah kaleminize kuvvet versin.Selam,sabır ve salat üzerinize olsun.

sargon
29-06-2007, 09:38
Sevgili Invitatio,

sen benim yazdigima cevap vermiyorsun. Sanirim on parmak daktiloyu da biliyorsun, yazdikca yaziyorsun. Ama benim soylediklerimin ne bir tekiyle iliskili birsey demisin, ne de benim soylediklerimi muhtemelen okumussun. Soruna cevap verdim, sen umursamamissin bile. Boyle tartisma olmaz ki, soruyorsun, cevap alip umursamayip, dogru olduguna inandigin cevabini da bizim adimiza yine kendin veriyorsun. Sonra da bize layik gordugun cevapla yine kendin tartisiyorsun. Bizi donduye soktun dostum.

frodo
29-06-2007, 11:33
sevgili frodo

.....olmadığına dair ikna edici belge ve bilgilerin.... yazmis'sin

bak dostum ben bugüne kadar hic sizlere sizin anti-allah'ci tezlerinize Kurani Kerim'den
alinti alarak yorum niyetinde cevap vermemeye dikkat gösteriyorum, nedeni ise , sizlerin
bastan kabul etmediginiz bir olguyu , Kurani Kerim'i ve Allah'i, onun delili sayilan bir metin ile
aciklanmak istemesini metod olarak dogru bulmuyorum....yani zaten siz bu kitaba tabi degilsiniz,
olmadiginza göre bu Kitap'dan altini yaparak sizlerin fikirlerine karsi yorum yazmakta fazla dogru bir strateji degil.
Diger Müslüman arkadaslar sizlerin tez'ine karsi genelde Kurani Kerimden ayetler sunarak cevap vermeye kalkiyor, halbuki siz bu kitabi bastan red ediyorsunuz....

simdi ayni mantigi ama sizler uyguluyorsunuz....
senin burada ikna edici belge dedigin belgeleri ben bastan kabul etmiyorum
bununda nedeni isime öyle geldigi icin degil
sizlerin mantigina uygun hareket ediyorum, bu sözüm ona ikna edici belgeleri yazip tutanlari
onlarin kisiligini, yetenegini sorguluyorum.
bilgi diye bize sunulmak istenen ise bu islam tarihinden anekdotlar yazanlarin ( hadiscilerin )
yazdiklari dir.
sizlerki herseyi sorgulayan insanlar olarak , nasil olurda körü körüne bu belge ve bilgileri ayni dikkat ile sorgulamadan , teredütsüz kabul edersiniz ?

sizlerin bu konulara benden daha iyi vakif oldugunuz kesin
beni de burada tutan sizleri takip ederek okutan budur
ama hic kendi kendine sordun mu , bu sahih kabul edilen ettirilmek istenen zati muhtremler
ne zaman baslamis hadis tutmaya, burada hata , insanlarin kendi yorum payi olamazmi ?

mantiga bak
birisi peygamberin vefaatindan yillar sonra kalkiyor semerkant, tebriz , buhariden arap cöllerine yola düsüyor peygamberi görmüs , cogu zaman duymus birilerini ariyor, bunlara soruyorlar bunlardan aliyorlar bilgileri ve kendince not tutuyorlar...

"peygamber suyu oturarak icerdi".....ne büyük bir bilgi :)
sonra "peygamberin ayakta da su ictigi görülmüstür" vaaay bak sen demek ayakta da su icermis....

sevgili frodom
senin aklin eriyormu peygamberin eslerinin birisi ile birlikte oldugu an
birisini penceresinde veya yataginin ucunda dikizlemesi icin kabul ettigi ?
nerden bilmis , görmüs duymus hangi gece hangi esi ile nasil beraber oldugunu...

eminim sizler bu hadisleri okumusunuzdur yani yazilis sekilleri
"su adam sundan duyduguna göre , peygamberi sunu söylemis bunu söyleyen de su adamin oglu"
herseyde mantik arayin siz degerli ateistler
bu tür cümleleri okurken mantiginiz nerde ? sizce bu tür bilgi veya metin fazla "misli muslu" degilmi ?


Tarihe bakmanın belli kıstasları var sevgili invitatio. Ortada bir iddia var : 1400 yıl önce herşeyin
yaratıcısı olan varlık Muhammed Mustafa'yı elçisi yapmış ve onun aracılığı ile insanlara tabi olmaları gereken kuralları anlatmış ve bu kuralları yazılı bir metin olarak (Kuran) ortaya koymuştur. Buraya kadar mutabık mıyız ?

Bundan sonra iki farklı tutum geliştirebiliriz. Birincisi bu iddianın doğru olup olmayacağını eleştirel
bir bakış açısıyla test edebiliriz. İkincisi bu iddiaya "iman" edebiliriz. Birinci tutum *ucu açık bir
yönelimi, araştırmayı ve bu araştırma sonucunda çıkacak sonuca göre tavır belirlemeyi zorunlu
kılar. İkinci tutum için ise araştırma, her şart altında başlangıçtaki konumunu sağlamlaştıracak fikir jimnastiğinin ötesine gitmez.

Eğer açık yüreklilikle ben birinci tutumun doğru olduğuna güveniyor *ve bunun beni götüreceği yeri kabul ediyorum diyorsan tartışmanın anlamı vardır. Yoksa bu sıcakta işi gücü bırakıp karşılıklı kim daha iyi cevaplar verecek yarışması yapmanın bir anlamı yoktur.

Üstelik yukarda sargon'un haklı serzenişi varken böyle bir tartışma bizi bir yere götürmez.

Eğer çabamız anlama ,kavrama ve bilerek inanma gibi insan doğasına uygun olacaksa kendi
adıma uzun süreli bir tartışmayı göze alırım.

badisaba
05-12-2008, 21:41
Mütezile ve aliminyum islami bilgiye hakim görünüyorlar.. gercekten beyinleri yikanmis,
Nasil olur da! (mutezile tasvip ediyormu bilmiyorum) 7 ya da 9 yasinda bir
*cocukla*** yatilabilir? üstelik te 50 yasindayken.. demek ki h. üzmez hakli..
Gercekten ürkütücü..
Bu tür sapikvari düsünceler toplumumuzun yakasindan düsmedikce, saglikli bir toplum olmaya aday bile olamayiz!!

karadenizli
21-12-2008, 14:24
Öncelikle şunu söyleyeyim bu konudaki karışıklık h.z ayşenin doğum tarihinin tarih kitaplarında yazmaması sonucu doğmuştur yani kesin bilgi yok ama biz onun yaşını diğer kişilerle karşılaştırarak buluyoruz mesela;

El ikame fi esmai r rical adlı eserde h.z ayşenin kız kardeşi esmanın 100 yaşına kadar yaşadığı ve h.z ayşenin de esmadan 10 yaş küçük olduğu aynı zamanda esmanın hicretin 73 yılında öldüğü belirtilmiştir.Esma hicretin 73. yılında 100 yaşında vefat ettiğine göre hicretin 73. senesinde 100 yaşında vefat eden esmanın hicret yılında 27 yaşında olması gerekir esma h.z ayşeden 10 yaş büyük olduğundan h.z ayşede hicret yılında 17 yaşındadır.Yani bu güya 9 yaşında evlenip 9 sene peygamberle evlenen h.z ayşenin 614 yılında doğduğunu kesinlikle reddeder buna göre doğum tarihi 605 tir ve hicretten bir yıl sonra evlenip evlilik yaşı 18 dir.

İmam ahmet müsnedinde bir rivayette h.z ayşe h.z peygambere varmadan önce cübeyr bin mutimin oğluyla nişanlanmıştır cübeyr ailesi müslümanlığı kabul etmemiş sonradan cübeyrin karısı "Şayet bu kız benim evime girerse benim oğlumu dininden çıkarır müslüman yapar" demiş nişanı bozmuştu.
Cübeyrin eşi ebubekirin kızı evine girecek olursa oğlunu dininden çıkaracağını beyen ediyorki bu sözler nişanlanmanın böyle bir ihtimalin bulunmadığı yani henüz islamın zuhur etmediği bir sırada gerçekleştiğini gösterir yani h.z ayşenin doğum tarihi 614 olsa cübeyr bin attam ailesi onların müslüman olduğunu bilerek neden nişan yapsınlar demekki doğum tarihi 610 dan önce bir tarihtir bu da benim yukarıda yazdıklarımı destekler.

Ayrıca h.z hatice vefat ettikten sonra peygamberimizin evini idare edecek çocuklarına bakacak kimse kalmamıştı h.z peygamber genç ve iş gören hayat arkadaşına muhtaçtı böyle bir vazifeyi 8-9 yaşında bir kız çocuğu değil yetişkin bir genç kız yerine getirir.18 yaş bugün bile hem hukuksal hemde biyolojik olarak evlenme yaşıdır ve kimse bu yaşa itiraz edemez.

Şimdi bana karşı yazacakken sakın h.z ayşenin doğum tarihi ve yaşı şudur diye bir kaynak göstermeyin böyle bir kaynak yok yani bu konuda kesin bir bilgi yok sizden benim yaptığım gibi karşılaştırmalar yaparak yaşını ortaya koymanızı istiyorum

Kaynak;Seyyid şerif nedvi
H.z ayşe

K.C.
21-12-2008, 14:33
Sayın karadenizli,
Esma'nın yaşından Aişe'nin yaşını çıkarma çabalarını içeren yazıları forumda en az 10 yerde bulabileceğinize kuşkum yok.

Yeni başlık açmadan önce eskileri inceleyip okusanız. Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek kalmayacak. Bizler de daha önce aynı iddialara yazdığımız aynı cevapları tekrar tekrar yazmak durumunda kalmayacağız.

Peygamber çocuklarına bakacak bir üvey anne ararken ne hikmetse o çocuklardan Fatıma ile yaşıt Aişe ile evlenmiştir. Çocuğuna baktıracağı hanımı çocuğu ile aynı yaşta. Düşünebiliyor musunuz buradaki mantık hatasını.
Bu arada Sevde de var ki herhalde Aişe'den daha iyi bakıcılık yapabilecek yaştadır.

pante
21-12-2008, 14:35
El ikame fi esmai r rical adlı eserde h.z ayşenin kız kardeşi esmanın 100 yaşına kadar yaşadığı ve h.z ayşenin de esmadan 10 yaş küçük olduğu aynı zamanda esmanın hicretin 73 yılında öldüğü belirtilmiştir.Esma hicretin 73. yılında 100 yaşında vefat ettiğine göre hicretin 73. senesinde 100 yaşında vefat eden esmanın hicret yılında 27 yaşında olması gerekir esma h.z ayşeden 10 yaş büyük olduğundan h.z ayşede hicret yılında 17 yaşındadır.Yani bu güya 9 yaşında evlenip 9 sene peygamberle evlenen h.z ayşenin 614 yılında doğduğunu kesinlikle reddeder buna göre doğum tarihi 605 tir ve hicretten bir yıl sonra evlenip evlilik yaşı 18 dir.

"El ikame fi esmai r rical" kim yazmış bu kitabı?
Kaç tarihinde yazmış?
Esma'nın Hicretin 73. yılında öldüğü nerede yazıyor?
Esma'nın 100 yaşında öldüğü nerede yazıyor?
Ayşe'nin Esma'dan 10 yaş küçük olduğu nerede yazıyor?

Bunları kanıtlamadan "Hz. Ayşe validemiz (r.a.)'ın söylediği iddia edilen yaşı ile ilgili hadisler yalandır." diyebilir misin?

Onun için önce bunları kanıtlaman gerekir.

yucemanitu
21-12-2008, 14:37
Sevgili Karadenizli neden Ayşe'nin yaşıyla Fatma'nın yaşını da kıyaslamamışsın? Ayşe ev bakabilecek yaşta ise Fatma da eve bakabilirdi.
Diğer bir şeyi merak ediyorum aceba 20. yy'dan önce yaşayan tek bir İslam alimi var mıdır ki Ayşe evlendiğinde 18 ya da fazlaydı desin.
Buhari ne demiş Müslim ne demiş bunlara bakalım. Yüzyıllardır Müslümanların Kuran'dan sonraki en sağlam kaynaklarını bu sitedeki birkaç arkadaş istediği kadar reddetsin.
Bugün bir insanın (bunu daha önce yazdım tekrar yazıyorum) damadının damadının damadı olma olasılığı nedir? Muhammed kendi kendisinin damadının damadının damadıdır.
Şöyle ki: Muhammed'in kızıyla Ali evlidir. Ali'nin kızıyla Ömer evlidir. Ömer'in kızı Hafsa'yla Muhammed evlidir. Bu da o çağlarda küçük bir kızın evlenmesinin normal olduğunu gösteriyor. İşte taş gibi kanıt.
Ne psikoloji biliyordu insanlar ne de pediatri ve o zamanlar bu normaldi. Şimdi olmasa da.

prozac
23-12-2008, 23:33
Seyyid şerif nedvi?

kaynak : kutub-i sitte 5575 ;

- Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, ben alti yasinda iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Haris Ibnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandim. Saclarim dokuldu. (Iyilesince) sacim yine uzadi. Annem Ummu Ruman, ben arkadaslarimla salincakta oynarken, bana geldi, benden ne istedigini bilmeksizin yanina gittim. Elimden tuttu. Evin kapisinda beni durdurdu. Evimizde, Ensardan bir grup kadin vardi. "Hayirli, bereketli olsun!", "Ugurlu mubarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kilik-kiyafetime ceki duzen verdiler. Beni, (kusluk vakti aniden) Resulullah aleyhissalatu vesselam(in gelisinden) baska bir sey sasirtmadi. Annem beni O'na teslim etti. O gun ben dokuz yasinda idim."
Buhari, Nikah 38, 39, 57, 59, 61; Muslim, Nikah 69, (1422); Ebu Davud, Nikah 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937); Nesai, Nikah 29, (6, 82).



Muhammed Ali
Tehanevi Keşşafu ıstılaha-tıl-Fünun1/788).
M. Sofuoğlu (Cilt 4 Syf - 318319)
Sahih-i Müslim ve Tercümesi
Babanın Küçük Bakire Kızı Evlendirmesi Babı
1422.: Aişe şöyle dedi: Ben altı yaşımda iken Resulullah beni (nişan) akdi yaptı. (Üç yıl sonra) ben dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi. Aişe dedi ki: Biz Medine ye geldik. Akabinde ben bir ay sıtmaya tutuldum hummanın şiddetinden saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulunca) saçım gürleşti ve omuzlarıma kadar uzadı. Bir kere ben arkadaşlarımla beraber bir salıncak üzerinde oynarken annem Ummu Ruman bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Benden ne isteyeceğini bilmiyordum. Annem elimden tuttu sonunda beni evin kapısı önünde durdurdu. Bende yorgunluktan dolayı heh heh diyerek kaba kaba soluyordum. Nihayet derin derin soluyuşum geçti. Sonra beni eve soktu. Evde Ensardan birtakım kadınlarla karşılaştım. Bu kadınlar: Hayır ve bereket üzere en hayırlı kısmete dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Onlar da başımı yıkadılar ve üstümü başımı düzelttiler. Duha vaktinde Resulullah ı habersizce görmekten başka beni hiçbir şey heyecanlandırmadı. Akabinde Ensar kadınları beni Resulullah a teslim ettiler."

karadenizli
24-12-2008, 16:49
Benim evde buharinin 8 ciltlik kitabı var orada nikah bahsinde aradım taradım böyle birşey yok.

Ben göremedim.

Hem kütübi sitte peygamberimizin sözleri değilmi burada rivayet edende H.z ayşe sözün sahibide H.z ayşe

nehir
31-12-2008, 01:32
sevgili müslüman arkadaşlarım;Aişenin eğer yanılmıyor isem 2000 veya bundanda fazla hadis rivayet ettiğine, böylece islamiyet konusunda özellikle kadınlara ait hükümleri doğru aktardığına ve bunlarıda sahih kabul edilen hadisçilerin günümüze ulaştırdığına özellikle Aişeden rivayet edilenlerin doğru kabul edildiğine inanıyorsunuzda ,yine aynı Aişenin kendi evlilik yaşı ile ilgili kendi ağzından çıkan sözlerine ve bu sözlerininde aynı sahih hadisçilerce kaynaklara aktarıldığına neden inanamıyorsunuz anlamış değilim!

prozac
31-12-2008, 02:57
Benim evde buharinin 8 ciltlik kitabı var orada nikah bahsinde aradım taradım böyle birşey yok.

Ben göremedim.

Hem kütübi sitte peygamberimizin sözleri değilmi burada rivayet edende H.z ayşe sözün sahibide H.z ayşe




karadenizlim senin evdede olmayan eser yok ha :) maşalla

http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/5580.html


http://img187.imageshack.us/img187/7788/aise1yy4vf5.jpg (http://imageshack.us)

dr humanist
31-12-2008, 03:05
hadi kivir bakalim bunu da karadenizlim;

gel sen de dogru yola var :)

saygilarimla
dr humanist

nehir
31-12-2008, 05:25
Evrensellik iddiasında ve tüm zamanlara geldiği iddiasında olan bir din (Kıyamete kadar korunacak bir kitap) Kıyamete kadar tüm insanlığın toplumsal yapısına ve insan fıtratına uygun hükümler içermeliydi.

Şu anda o dönemin uygulamalarını yadırgıyorsak, yadırgadığımız bu durumları ise müslümanlar 'o dönemin şartları öyleydi' 'arabistan'da kızlar erken buluğa girerdi', v.s. gibi savunmalara giriyorlarsa burada bir terslik var demektir.

O kitabı dönemin adetlerini göz önünde bulundurarak savunuyorsanız tüm zamanlara geldiği iddiasından vazgeçmelisiniz.
O kitabın, kadınlara o zamana ve koşullarına göre üstün hükümler getirdiğini savunuyorsanız, aynı zaman diliminde yaşamış diğer toplumlardaki kadınlar için geçerli olmadığını da savunuyorsunuz demektir. Türk kadınlarının İslam öncesi ve sonrası durumu ortada iken bu kitabın tüm zamanlarda tüm insanlığa geldiğini hangi mantıkla haklı göstermeye çalışıyorsunuz?

Kur'an gerçekten Allah katından olsaydı kıyamete kadar gelecek insanların neyi ne zaman yadırgayacağını, toplumsal gelişmelerin ve bilimin insanları ve düşünce yapılarını nasıl şekillendireceğini bilir, buna göre orta çağ Arabistan bedevisinden daha üstün toplumlara da hitap edecek nitelikte olurdu.

Bir yanda hiramusta'nın hadis toplanmasını yasaklayan hadisleri koyduğu topik, diğer yanda, 2000 in üstünde hadis aktardı diye 9 yaşında gerçekleştirdiği evliliği haklı gösterilmeye çalışılan bir kadının topiği.
Bu iki ayrı konu bile İslam'daki bir çelişkiyi daha ortaya koymakta kanımca.yerinde tespitlerinize aynen katılıyorum sayın K.C. ,üstelik sıradan bir insandan değil ,bir peygamberden bahsediyoruz ve dolayısı ile onun davranışlarının da farklı olmasını beklemek doğal, ama sanki o herhangi bir insanmış gibi davranmış bence, e ozaman nerde kaldı evrensellik ve nerde kaldı gelmiş ,gelecek tüm insanların peygamberi olma durumu!...

nehir
31-12-2008, 05:40
eğer islam son din ve peygamberde son peygamber denmemiş, bu kurnazlık yapılamamış olsaydı ,son peygamberin yaptıklarını bu dönemde birisi çıkıp yapsa idi yani kendisi 50 li yaşlarında iken 9 yaşında veya 16-17 yaşlarında kızlarla ve çeşitli yaş gruplarından genç -yaşlı kadınlarla evlenseydi ,bunuda dini yaymada yardımcılara ihtiyaç olarak açıklasaydı bu açıklama yeterli görülerek bu davranışlar onay alırmıydı diye düşündüm bir an ve şahsen ben bu şahsın psikolojik sorunları olduğunu düşünürdüm diyebilirim:)

karadenizli
03-01-2009, 16:48
Öncelikle şunu söyleyeyim bu konudaki karışıklık h.z ayşenin doğum tarihinin tarih kitaplarında yazmaması sonucu doğmuştur yani kesin bilgi yok ama biz onun yaşını diğer kişilerle karşılaştırarak buluyoruz mesela;

El ikame fi esmai r rical adlı eserde h.z ayşenin kız kardeşi esmanın 100 yaşına kadar yaşadığı ve h.z ayşenin de esmadan 10 yaş küçük olduğu aynı zamanda esmanın hicretin 73 yılında öldüğü belirtilmiştir.Esma hicretin 73. yılında 100 yaşında vefat ettiğine göre hicretin 73. senesinde 100 yaşında vefat eden esmanın hicret yılında 27 yaşında olması gerekir esma h.z ayşeden 10 yaş büyük olduğundan h.z ayşede hicret yılında 17 yaşındadır.Yani bu güya 9 yaşında evlenip 9 sene peygamberle evlenen h.z ayşenin 614 yılında doğduğunu kesinlikle reddeder buna göre doğum tarihi 605 tir ve hicretten bir yıl sonra evlenip evlilik yaşı 18 dir.

İmam ahmet müsnedinde bir rivayette h.z ayşe h.z peygambere varmadan önce cübeyr bin mutimin oğluyla nişanlanmıştır cübeyr ailesi müslümanlığı kabul etmemiş sonradan cübeyrin karısı "Şayet bu kız benim evime girerse benim oğlumu dininden çıkarır müslüman yapar" demiş nişanı bozmuştu.
Cübeyrin eşi ebubekirin kızı evine girecek olursa oğlunu dininden çıkaracağını beyen ediyorki bu sözler nişanlanmanın böyle bir ihtimalin bulunmadığı yani henüz islamın zuhur etmediği bir sırada gerçekleştiğini gösterir yani h.z ayşenin doğum tarihi 614 olsa cübeyr bin attam ailesi onların müslüman olduğunu bilerek neden nişan yapsınlar demekki doğum tarihi 610 dan önce bir tarihtir bu da benim yukarıda yazdıklarımı destekler.

Ayrıca h.z hatice vefat ettikten sonra peygamberimizin evini idare edecek çocuklarına bakacak kimse kalmamıştı h.z peygamber genç ve iş gören hayat arkadaşına muhtaçtı böyle bir vazifeyi 8-9 yaşında bir kız çocuğu değil yetişkin bir genç kız yerine getirir.18 yaş bugün bile hem hukuksal hemde biyolojik olarak evlenme yaşıdır ve kimse bu yaşa itiraz edemez.

Şimdi bana karşı yazacakken sakın h.z ayşenin doğum tarihi ve yaşı şudur diye bir kaynak göstermeyin böyle bir kaynak yok yani bu konuda kesin bir bilgi yok sizden benim yaptığım gibi karşılaştırmalar yaparak yaşını ortaya koymanızı istiyorum

Kaynak;Seyyid şerif nedvi
H.z ayşe

Ben çoğu kişinin bu yazıyı okuyamadığını düşünüyorum arada kaynadı.

ozgur_beyin
03-01-2009, 16:57
sevgili kara denizli senin seyyid??? muhammedden yaklaşık 900 sene sonra doğdu onun yazdıkların kabul görürmü

mep
03-01-2009, 19:13
Karadeniz abim sen bilirsin abi..
Hz Ömer ,Ümmü gülsümle evlendiğinde.
Ümmü gülsüm kaç yaşındaydı abi..
Hani Cemaat bile " Ya Müminlerin emiri O daha Sabi'dir ondan ne istiyorsun"
diye tepki gösterdiklerinde kaç yaşındaydı..?
hani sonra ömer gelip millete" Bu gün Ümmü gülsümle gerdeğe girdim" demiş ya
yaşıyla ilgili hiç bilgi bulamıyom yav..! kaç yaşındaydı acaba
o da 18 filan varmıydı acaba....?

yucemanitu
03-01-2009, 22:02
"El ikame fi esmai r rical" kim yazmış bu kitabı?
Kaç tarihinde yazmış?
Esma'nın Hicretin 73. yılında öldüğü nerede yazıyor?
Esma'nın 100 yaşında öldüğü nerede yazıyor?
Ayşe'nin Esma'dan 10 yaş küçük olduğu nerede yazıyor?

Bunları kanıtlamadan "Hz. Ayşe validemiz (r.a.)'ın söylediği iddia edilen yaşı ile ilgili hadisler yalandır." diyebilir misin?

Onun için önce bunları kanıtlaman gerekir.


Sevgili Karadenizli bak onu okuyanlardan biri ne demiş. Ben de imzamı atıyorum.

prozac
03-01-2009, 23:33
Ah be karadenizlim kaynak istersin veririz belge istersin veririz bir önceki sayfada belirttik okumadın mı ?
Hadi buhariye tirmiziye inanmıyosun bari bana inan :)

esmanın 100 yaşında öldüğünü nerden buldun anlamadım neyse hesaba gecelim..

Esma hicretin 73. yılında ölmüş diyorsun aişe esmadan 10 yaş küçük diyorsun...yalnışım varsa düzelt uşağum


(Hz. Peygamber’in vefâtından sonra 47 yıl yaşayan ve hicretin 57. veya 58. senesinde 66 yaşında iken vefat eden Hz. Âişe, Baki’ Mezarlığı’na defnedilmiştir..
http://www.sonpeygamber.info/tr/tr/ezvac-i-tahirat/peygamber-esleri-3.html )


Aişe hicretin 1. yılı evlenmiştir doğrumu ?
hicretin 58. yılında 66 yaşında vefat etmiştir doğrumu ?
66 - 58 = 8 + 1 = 9


66 + 10 = 76 (hicretin 58. yılında esmanın yaşı )

Esma 76 - 58 (hicret) = 18 (hicretin ilk yılında esmanın yaşı )

18 - 10 = 8 hicret yılı aişenin yaşı ,hicretten 1 yıl sonra evlendiklerine göre
8 + 1 = 9 aişenin evlilik yaşı

yucemanitu
04-01-2009, 00:00
Sonunda olayı havuz problemine çevirdin sevgili Karadenizli. Ya gözünüzü seveyim arkadaşlar bırakın şu toplama çıkarmayı açın en güvenilir hadis kaynağı olan Buhari'de yaşına bakın olsun bitsin bu iş.

prozac
04-01-2009, 01:23
Sevgili atlas ;
Karadenizli kardeşim ne buhariye ne de diğerlerine inanmıyor..Bize de böyle bir hesap yapmak düştü bu hesabı kabul eder umarım..

karadenizli
04-01-2009, 16:12
O sizin dediğiniz buharide geçmez nikah bahsine baktım yok kütübü sittede olabilir ama senedi kuvvetli değildir amel etmek zorunda değilim

yucemanitu
04-01-2009, 16:18
Fasil:İSRÂ` VE Mİ`RÂC HADÎSİ (http://hadis.ihya.org/buhari/fasil/79.html)Konu:Hz. Peygamber`in Hz. Âişe ile evlenmesi (http://hadis.ihya.org/buhari/konu/955.html)Ravi:Ümmü`l-mü`minîn Âişe (http://hadis.ihya.org/buhari/ravi/2.html)Baslik:PEYGAMBERİMİZİN HAZRET-İ ÂİŞE İLE NİŞANLANMASIHadis:Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben altı yaşında bir kız iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem beni akd ve nikâh eylemişti. (Üç sene sonra) biz Medîne`ye hicret ettik. Hâris İbn-i Hazrec oğullarının menziline indik. Müteâkıben ben, sıtmaya tutuldum. Bu cihetle saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulduktan sonra) saçım gürleşti, uzayıp omuzlarıma döküldü. Bir kere ben, arkadaşlarımla berâber salıncakta oynarken annem Ümmü Rumân bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Beni ne edeceğini bilmiyordum. Annem elimi tuttu. Tâ evin kapısı önün (e geldiğimizde ora) da beni durdurdu. Ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum. Nihâyet soluğum biraz yatıştı. Sonra annem biraz su aldı. Onunla yüzümü, başımı sıvazladı. Sonra beni eve koydu. Evde Ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunyordu. Bunlar bana: - Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin! di(ye alkışla) dılar. Annem beni bu kadınlara teslîm etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyâfetimi düzlediler ve Resûlullah`a teslîm ettiler. Beni hiçbir şey sıkmadı. Ancak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i habersiz görünce sıkıldım. (Resûlullah bir sedir üzerine oturmuştu. Yanında Ensâr erkeklerinden, kadınlarından oturanlar vardı. Beni Resûlullah yanına oturttu). Ensâr kadınları beni Resûlullah`a takdîm ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım.HadisNo:1553

http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler.php?t2=ara&ara=dokuz&yer=hadis

Bu bilgi Sahih Buhari hadisleri içindedir.

karadenizli
04-01-2009, 16:31
Atlas bende 8 ciltlik sahihi buhari var ve nikah bahsinde böyle birşey yok kütübü sittenin içinde olbilir yukarıda sahihi buhari demiyor sen yazmışsın onu.

Bunun zayıf olduğu okadar belliki rivayet h.z ayşe sözü söyleyen h.z ayşe bu hadis derlemeleri onlardan en az 200 yıl sonra yapılmış.

Ben tekrar ediyorum bu yazsığın şeyle amel etmem ve kimse bana dine karşı geliyosun diyemez.

Zayıf rivayet

prozac
04-01-2009, 17:10
Karadenizlim hesap istedin onuda yaptık ...


4448 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: ""Resulullah aleyhissalatu vesselam'in hanimlarindan hicbirine, Hz. Hatice radiyallahu anha'ya karsi duydugum kiskancligi hic duymadim. Halbuki onu hic gormuslugum de yok. Ancak, Aleyhissalatu vesselam onun yadini cok yapardi. Ne zaman bir koyun kesip parcalara ayirsa Hatice'nin dostlarina da gonderirdi. Bazan ona: "Sanki dunyada Hatice'den baska kadin yok!" derdim de bana: "(Onun gibisi var miydi, o soyleydi, o boyleydi..! (Obur kadinlar beni cocuktan mahrum ederken) benim cocuklarim ondan oldu" diye karsilik verirdi. (Hz. Aise derki: Icinden " Bir daha Hatice hakkinda kotu soz soylemeyecegim" dedim)."
Hz. Aise devamla der ki: ""Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hatice'den uc yil sonra benimle evlendi."
Buhari, Menakibu'l-Ensar 20, Nikah 108, Edeb 73, Tevhid 32; Muslim, Fezailu's-Sahabe 73, 74, 77, 78, (2434, 2435, 2436, 2437); Tirmizi, Menakib, (3885, 3886).

http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/4450.html

Hz. Hatîce, yirmi beş yıl kadar süren mutlu bir evlilik hayatından sonra, hicretten üç yıl kadar önce 65 yaşında iken vefat etmiştir. Hz. Peygamber’in üç gün arayla müşriklere karşı kendisine destek olan iki yakınını, amcası Ebû Tâlib ve sevgili zevcesi Hz. Hatîce’yi kaybettiği bu sene kaynaklara “hüzün yılı” olarak geçmiştir.


http://www.sonpeygamber.info/tr/index.php?option=com_content&task=view&id=139&Itemid=87&limit=1&limitstart=1


başka nasıl hesap yapayım :rolleyes:

yukarıda yaptığım hesabın doğrulaması ..

karadenizli
04-01-2009, 17:15
O hesaplara girersek prozac iyice karışır çünkü benimde hesaplarım var.

En iyisi herkes inanmak istediğine inansın

prozac
04-01-2009, 17:26
Tamam uşağum kizma
sonuç olarak aişe hicretin 1. yılında evlenmiştir.hicretin 58 .yılında 66 yaşında vefat etmiştir..

bu bağlamda aişenin evlilik yaşı 9 dur..
Madem herkes inanmak istediğine inansın diyorsun uzatmayalım o halde kafamızı kuma gömelim..bu konuyu burda keselim :)

yucemanitu
04-01-2009, 17:32
"yukarıda sahihi buhari demiyor sen yazmışsın onu."

Çok ayıp sevgili Karadenizli itham etmeden önce Anasayfaya gir ve "Buhari hadisleri" yazan butona tıkla karşına şu çıkacak.

Sahih Buhari Hadisleri

Fasillar hadislerin kategorilerine göre tasnif edilmis halidir. Tikladiginiz basliklardan ilgili kategoriler ve hadisleri okuyabilirsiniz
« geri 1 2 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-2.html) 3 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-3.html) 4 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-4.html) 5 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-5.html) 6 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-6.html) 7 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-7.html) 8 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-8.html) 9 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-9.html) 10 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-10.html) 11 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-11.html) 12 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-12.html) 13 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-13.html) 14 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-14.html) 15 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-15.html) 16 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-16.html) 17 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-17.html) 18 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-18.html) 19 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-19.html) 20 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-20.html) 21 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-21.html) 22 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-22.html) 23 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-23.html) 24 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-24.html) 25 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-25.html) 26 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-26.html) 27 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-27.html) 28 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-28.html) 29 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-29.html) 30 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-30.html) 31 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-31.html) 32 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-32.html) 33 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-33.html) 34 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-34.html) 35 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-35.html) 36 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-36.html) 37 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-37.html) 38 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-38.html) 39 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-39.html) 40 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-40.html) 41 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-41.html) 42 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-42.html) 43 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-43.html) 44 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-44.html) 45 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-45.html) 46 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-46.html) 47 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-47.html) 48 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-48.html) 49 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-49.html) 50 (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-50.html) ileri (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-2.html) » (http://hadis.ihya.org/buhari/hadisler-219.html)


Şimdi dokuz yazıp sahih hadislerin içinde arama yap bakalım ben mi uydurmuşum var mıymış.

mücerred
13-01-2009, 03:02
dokuz ile ondokuz arasindaki fark dokuz olunca günümüzdeki degerlendirmesi cok agir oluyor. Cahiliye devrinde bu tür evlilikler oluyormu bakmak gerek. Cocugun daha önce nisanli oldunu düsünürsek acaba odönem icin normal mi?
Benim üzerinde durmak istedigim 18 yastir.50 yasini gecmis bir insanin 18 yasindaki bir kizi almasini savunanlari anlayamiyorum.Acaba kim 18 yasindaki kizini yada kardesini 50 sini gecmis birine vermeye razi olur.Bütün zamanlarin en iyisi,en ince düsüneni olan Peygamber buna nasil razi olur.Birde hanimefendi acisindan bakin 30 yasinda dul kaliyorsunuz misyonunuzdan dolayi tekrar evlenme sansiniz yok, yazik ya, vallahi yazik.
18 yasinda oldugunu ispatlamaya calisanlara sesleniyorum aradaki 30 yili nasil normal karsiliyorsunuz?
Bütün zamanlarin peygamberi, günümüzdeki kadin haklari savunucularina,vicdan sahiplerine nasil kendisini anlatirdi bilemem.

karadenizli
13-01-2009, 15:26
Günümüzün işadamları önemli kişileri kendisinden defalarca küçük bir kızla evlenince ses çıkarmıyorsunuz ama iş dine gelince vur abalıya.

H.z ayşe hayatı boyunca bu evlilikten şikayet etmişmi hayır sadece ufak tefek kıskançlıklar olmuş buda şikayetin değil sevginin göstergesidir h.z ayşe zaten bir kadın olarak peygamberimize aşıktı siyer okursanız bilirsiniz.

Ayrıca 18 yaşında bir kız hem hukuksal hemde biyolojik olarak evlilik yaşıdır ve kimse itiraz edemez buna

mep
13-01-2009, 16:34
Günümüzün işadamları önemli kişileri kendisinden defalarca küçük bir kızla evlenince ses çıkarmıyorsunuz ama iş dine gelince vur abalıya.

H.z ayşe hayatı boyunca bu evlilikten şikayet etmişmi hayır sadece ufak tefek kıskançlıklar olmuş buda şikayetin değil sevginin göstergesidir h.z ayşe zaten bir kadın olarak peygamberimize aşıktı siyer okursanız bilirsiniz.

Ayrıca 18 yaşında bir kız hem hukuksal hemde biyolojik olarak evlilik yaşıdır ve kimse itiraz edemez buna


18 mi....?
Kim 18 yaşında yahu anlıyamadım..
Aişe'mi...?
Yok 35 yaşındaydı..
Kütüğe küçük yazdırmışlardı..?
Karadenizli abi iyimisin sen..

yucemanitu
13-01-2009, 20:51
Günümüzün işadamları önemli kişileri kendisinden defalarca küçük bir kızla evlenince ses çıkarmıyorsunuz ama iş dine gelince vur abalıya.

Yahu Karadenizli ne diyorsun Allah aşkına dokuz yaşındaki çocukla evlenen işadamları iyi mi yapıyor sanki? Hem hangi işadamı dokuz yaşında bir çocukla evlenmiş günümüzde? Aha Buhari'nin hadisi Müslim'de de var yahu.

prozac
13-01-2009, 23:31
Uyy karadenizlim kaynak dersin islam kaynaklarına güvenmezsin..Hesap dersin yapılan hesaplara inanmazsın wallahi seni zaman makinesiyle o günlere götürmeli...ama zamanın akışını değiştirmenden korkuyorum :rolleyes:

yucemanitu
13-01-2009, 23:42
Sen 18 ya da yukarı olduğuna dair Buhari'den ve Müslim'den daha sağlam hadis kaynakları getirirsen tamam deriz karadenizlu ;)

prozac
14-01-2009, 21:05
Karadenizlim said nursi yi seversin..Adına kurulmuş bir siteye bakalım;

Hz. Aişe, 614 yılında Mekke'de doğdu. Annesi Ümmü Ruman bint Amir b. Uveymir, Kinane kabilesindendir. Kendi ismiyle tanınmakta olup künyesi, Ümmü'l-Müminin Aişe Ebi Bekr es-Sıddik el-Kureyşi şeklindedir.
Babası, Hz. Muhammed (sav) ile beraber hicret ettiği için kendisi daha sonra Medine'ye hicret etti. Hicretten önce nikahları kıyılmakla birlikte düğünleri daha sonra 624 yılında iki bayram arasında yapılarak Peygamber Efendimiz ile evlendiPeygamber Efendimiz son nefesini onun yanında verdi ve burada defnedildi. Bunun üzerine on sekiz yaşında dul kaldı.Kaynak : http://www.saidnursi.de/tr2/index.php/PORTRELER/Hazreti-Aise-r.a.-614-678.html

Karadenizlim bu siteyede konuyla ilgili bir mail at belki düzeltirler yazdıklarını..:rolleyes:

derivasyon
20-12-2009, 18:56
saçma sapan hadislere uymak için girmedikleri kılık kalmadı.
her bi hadisi doğrulamak için bi taraflarını yırtan bu ehli sünnetin saçmalaması.

Ali 6 yaşında müslüman olmuş dediklerinde neden kimse demiyor ki o yaştaki çocuk ne anlar. hiç 6 yaşında çocuk gören var mı aranızda?

Ama Ayşe 9 yaşında evlenmiş dediklerinde herkesin gözlerinin içi parlıyor. sünniler sübyan kaldırma derdine ateistler islama saldırma derdine giriyor. hiç 9 yaşında çocuk gören var mı peki?


o zamanlarda yaş hesab etme diye birşey yoktur ki hala anadoludaki "ebesi ölmeden 3 hasat kaldırdık doğdu" gibi herşey tahimini.
sübyan kaldırmak isteyenlerin uydurması bunlar.yaptıkları aHlaksizliiği dine mal etmeye çalışan yobazlar zannımca.

ayrıca dünyada insanların 17-18 olan evlilik yaşları günümüzde 30 lara kadar cıktı.

insan ömrü ortalama 35 olan ülkeler oldugunu biliyorsunuzdur. 3 asır önce insan ortalama ömrü 50 lerdeydi.

erken evlilikler olması normal, anne ile kızı arasında yaş farkının az olması normal.

Eliko
20-12-2009, 21:59
Zeyt, Aişe, Garanik olayı, yediyüz Yehudinin katli, vahiy katiplerine ölüm fermanı bu tür şeyler üzerinde İslam eleştirilebilir. Ancak; bunlarla sınırlı tutulamaz. Yani bir Aişe meselesine kılıf bulundu veya Garanik olayına. Msülümanların yoğunlaşacağı konular şunlar olmalı: Muhammed peygambermidir, reformcumudur, filozofmudur, nedir? eğer peygamber ise ki değildir çünkü ıspatlanamaz. Bana göre Lao Tzu'nun kitabı daha huzur verici. Akıl ekseninde derseniz bana göre Hawking, Einstein daha mantıklı. Kaldıki Allah denilen varlık objektif bir şekilde ele alınamaz.

Saygılarımla
Elikoyum

adanalioglu
01-11-2011, 18:43
eğer muhammet peygamberse ve hata yapmazsa ayşeyle evlenmesi bence politik yani cinsellik olmadan olmuştur ilk yıllarda ebubekirde çok zengin onla akraba olup iyice güçlenmek istemiş olabilir. yoksa seksi bilen birsürü kadın dururken hiç bir şey bilmeyen ayşeyle evlenmesi normal değil ya dediğim gibidir yada sapıktır başka izahı yok bunun

Mutezile
26-01-2012, 21:25
adanalıoğlu: eğer muhammet peygamberse ve hata yapmazsa ayşeyle evlenmesi bence politik yani cinsellik olmadan olmuştur ilk yıllarda ebubekirde çok zengin onla akraba olup iyice güçlenmek istemiş olabilir. yoksa seksi bilen birsürü kadın dururken hiç bir şey bilmeyen ayşeyle evlenmesi normal değil ya dediğim gibidir yada sapıktır başka izahı yok bunun

Başka izahı var. Gençliğinde 2 defa beğendiği kızlara talip olan muhammedi kızların aileleri geri çevirir. Uzun yıllar sonra başından 2 evlilik geçmiş menapozdaki ve 40 lı yaşları idrak etmiş olan, çoluk çocuk sahibi Hatice Muhammede talip olur. Bu evlilikten sonra daha genç(!) bir eş arzulaması çok şaşırtıcı değil bence. Sadece daha genç derken biraz ifrata kaçtığını düşünüyorum.

6 yaşındaki bir kız çocuğuna talip olup (ki Arif Tekinde Ayşenin başka taliplisi olduğunu ve Allah resulünün önce diğer talibi ricata ''ikna'' ettiğini okuyoruz); 8-9 yaşlarında gerdeğe girmek ...

''beni salıncakta sallanan bir çocuktum..oyun arkadaşlarımı bazen hane-i saadete getirip onlarla yerde oyunyordum. Bazen resullulahta bize katılıyordu......Beni yıkayıp hazırlayıp Muhammedin odasına gönderdiklerimde 9 yaşındaydım ve Muhammed ile kuşluklanmaktan çok korkuyordum''Aişe'den..

Sağlam muteber İslam kaynaklarında nakledilen bu.

Tabii Diyanetin ''Hatem-ül Enbiya'' adlı kitabı Ayşe'nın evlenme yaşını reşit göstermek için sahih hadisleri, siyer ve tarih kaynaklarını ters yüz eder ve bin takla atar.. İbret vesikasıdır.

İslam peygamberinin bikri bozulmamış bir eş isterken Ayşe'ye gönlünün düşmesinin sebebini Diyanet ve yandaşlarını bakın ne kadar ikna edici açıklamaktadır:

Müslüman hanımların sormaya utandığı sorulara cevap vermesi için peygamberimiz Hz. Aişe ile evlenmiş ve onu öğretmen olarak yetiştirmiştir.



Hz Ayşe'nin yaşı konusunda takla atmalara örnek:

Hatemül Enbiya'nın yolundan giden bir site mesela:http://www.islamiyetdini.com/konular/annelerimiz.html

Peygamberimiz genç yaşta olan (17-18 yaşlarında : Hz. Aişe’nin ablası Esma hicrette 27 yaşındaydı. Hz. Aişe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre onun da hicrette tam 17 yaşında olması gerekir. Ayrıca Hz. Aişe peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış, daha sonra dini nedenlerle ayrılmışlardı. Demek ki evlenecek çağda bir kızdı, nişanlanmış, nişan bozulmuş sonra peygamberimizle evlenmiştir-)


Hala ikna olmayan kalmamıştır(!)

ozgur_beyin
26-01-2012, 21:34
şu an iranda 8,8yaşındaki bir çocukla evlenebilir. neden çünkü örnek ayşeyle resulullah ın evliliğidir

opeth
26-01-2012, 22:01
tek örnek aişe değildir ki.aişe var safiyye var cevriye var...bu örneklerın hangisini yalanlayacaksınız

şu an iranda 8,8yaşındaki bir çocukla evlenebilir. neden çünkü örnek ayşeyle resulullah ın evliliğidir

orda 1 yıl kaldım hayır 8 yaşındak kızla normal nıkah yok sadece muta var.ama onda da ilişkiye giremezsin ama sevişirisn yani duhul yok gerisi serbest.aynı zamanda arabistanda da bu serbestiyet var.

Mutezile
27-01-2012, 00:14
Peygamberin sünnetiyle ümmete örnek olmasından da yola çıkılarak:

İslamda kız çocuklarının 9 yaşından itibaren müştehat(Şehveti celb eder hâle gelen kız çocuğu) konusu olduğunu hiç akıldan çıkarmamak gerek.

*Haticeden sonraki ilk karısı Hz. Ayşe ile olan Zifaf ve gerdek meselesi-
*İslam Fıkhında (ilerde farklı mezheplerde farklı yorumlara mazhar olacak olan) müştehat kavramı-
*Ayşe'nin babası Ebubekirin; 6 YAŞINDAKİ kızına talip olan Muhammedin isteği karşısındaki şaşkınlığı-

Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422) ,demek ki 3 yıl beklenilmiş).Bunun üzerine, islam hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor ve "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çagda sayılır) deniyor. Ve de bu nedenle, bir erkeğin 9 yaşındaki bır kızla evlenebileceğini bildiriyor bır fıkıh hükmü olarak(Bkz:Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788).

Bir kaç yıl önce bu konular ayrıntılı konuşulmuş:

http://webcache.googleusercontent.com/search?hl=tr&gbv=2&gs_sm=e&gs_upl=1969l7781l0l7922l16l16l0l7l7l0l406l1796l3-4.1l5l0&q=cache:2VfUOwx8wnMJ:http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11683+islamda+m%C3%BC%C5%9Ftehat&ct=clnk

upuaut
27-01-2012, 03:44
Arkadaşlar, peygamberimizin Hz. Aişe'yi 6 yaşında aldığı ve 9 yaşında gerdeğe girdiği konusunu uzun zamandan beri pek çok tartışama platformundan takip ettim.

Ama bu söylenenler gerçekten de akıl alır şeyler değil. Hatta bu konuda makalemein güncellenmiş

Bölüm 5: Tevrat ve Kuran’daki Sayılamanın Kökeni (http://upuaut.x10.mx/TKSK.pdf), 26.01.2012, 20:43, SS. 65.

bölümündeki 50-51. sayfalarda "Çeyiz" konusu nedeniyle Babil'deki "Naditu"yu örnek vermiştim. İnanmayacaksınız ama, Babil'de kız çocuklarının mirastan hiçbir hakları yoktur ama "Babil Marduk'unun Naditusu" ya da kısaca, "Marduk Naditusu" denilen (ki Babil'de kendisine "Naditu" denilen kızlar özel bir statüye sahipti) kızların mirastan hakları vardı. Babil'de normal kızlara tanınmayan bu ayrıcalığın fahişe kızlara tanınması modern toplumbilimciler için hep bir muamma olarak kalmıştır. Ben orada, 51. sayfanın başında Hammurabi Kanunları'ndan 182. maddeyi verdikten hemen sonra "Burada sorulması gereken soru, İngilizce'deki "Nude (Nü)" kelimesinin "Naditu"dan türeyip türemediğidir" demiştim. Çünkü internetteki herhangi bir arama motorundan "Nude Teens" yazdığınızda, bu işle ilgilenen kızlarının çoğunun kendisine "Naditu" takma ismini aldıklarını görürsünüz. Belki onlar da geçmişte atalarının yaptığı aynı iş nedeniyle “Naditu” ismini alıyorlar, bilemiyorum ama bu, daima dikkatimi çeken bir konu olmuştur.

Arkadaşlar, gördüğünüz gibi ben de kendimi Zekeriya Beyaz hoca gibi feda etmiş bulunuyorum ve ne kadar rahatsız edici olursa olsun konuyla ilgileniyorum.

Şimdi, ben de peygamberimiz gibi şu sıralar 40'lı yaşların hükmünü sürüyorum ve libidom tıpkı 20'li yaşlarımdaki gibi tavan yapmış vaziyette. Acaba ikinci gençliğimi mi yaşıyorum ne? Bilemiyorum. Fakat arama motorlarında Zekeriya Beyaz hoca gibi "Nude Teens" sayfalarına bakarken, 8-9 yaşlarında çıplak küçük kızlar gördüğümde, hiçbir zaman bunlarla gerdek ya da başka bir cinsi münasebet düşünmedim. Eğer düşünürsem, kendimden şüphe etmeye başlarım. Çünkü bunlar adı üstünde çocuk. Hem de küçücük çocuklar.

Bilirsiniz; ünlü yönetmen Roman Polanski'nin 13 yaşındaki bir kıza tecavüz hadisesinin Jack Nicholson'un evinde vuku bulduğu söylenir. Polanski daha sonra Fransa'ya kaçar, bugüne kadar da orda kalır. Ayrıca şu sıralar tutuklanmayacağı garantisi verilerek Kaliforniya'ya çağırmaktalar Polanski'yi, bahsi geçen kız bile (ki 38 yaşında filan bugün) "gelsin tabi canım, n'olcak" demekteymiş.

Bilemiyorum, ben ekşi sözlüğün (http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=roman+polanski) yalancısıyım. Ama Polanski bu kıza tecavüz ettiğinde, kız 13 yaşında ve kendisi de 54 yaşındaydı, ama bunun bir hata olduğunu kendisi de kabul ediyor. O da "Nude Teens" olayına karşı yani.

YasasinBilim
27-01-2012, 04:56
Ümmü Gülsüm'ün 11 yaşındayken ömer'le evlendiği su götürmeyecek biçimde ispatlanmıştı. forumda bu konuyla ilgili başlık vardı. merak eden varsa, kendi notlarımdan bilgi veririm (ya da linki arar bulurum).

alan memnun, veren memnun, müslümanlar da memnun olduğu sürece bize susmak düşer.

benim en çok kafamı kurcalayan konulardan biri de neden muhammed'in 25 yaşına kadar evlenemediğidir.

o dönemki arap toplumunda erkekler çok erken yaşlarda evlenmekteydiler.
benim tahminim, muhammedin çok itici biri olduğu yönünde. zaten hadislerde de yuvarlak tasvirler var. "nasıl baktığınıza bağlı, gönül gözüyle bakarsanız şöyleydi vs.".

ali'nin yakışıklılığı ve cesareti dillere destandır. muhammed hasbel kader yakışıklı biri olsaydı, hadislerde göklere çıkarırlardı. "yakışıklı değil ama sempatik (huyu güzel)" türünden çok sayıda tasvir var.

neyse, konuyu sulandırdıysam özür....

saygılar...

Mutezile
27-01-2012, 10:09
yaşasın bilim'den

benim en çok kafamı kurcalayan konulardan biri de neden muhammed'in 25 yaşına kadar evlenemediğidir.

Daha önce yazmıştım, muhtemelen denk gelmedin sayın yaşasın:

Haticeden önce gerçekten de 2 kıza talip olur. Ve ikisininde ailesinden ret cevabı alır. Bir mesleği, geleceği olmayan çulsuz birine kimse kızını vermemiştir. İslamı siteler bu gerçekten asla bahsetmez, ya da reddiye yaparak tam aksini söylerler ''İsteseydi, istediği kızı alırdı'' gibi..ARif Tekin'de bu konular didik didik incelenmiş, kitaplarında yerini almış.

225 nolu iletide de kısaca değinilmiş.Gençliğinde 2 defa beğendiği kızlara talip olan muhammedi kızların aileleri geri çevirir. Uzun yıllar sonra başından 2 evlilik geçmiş menapozdaki ve 40 lı yaşları idrak etmiş olan, çoluk çocuk sahibi Hatice Muhammede talip olur. Bu evlilikten sonra daha genç(!) bir eş arzulaması çok şaşırtıcı değil bence. Sadece daha genç derken biraz ifrata kaçtığını düşünüyorum.