PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürd Medreselerinden çıkan iki ateist: Turan Dursun ve Arif Tekin


ozedonus
13-08-2008, 11:26
Kürd medreseleri yakın yüzyıllarda hep dikkatleri üzerine çekmişlerdir.1600 lu yıllardan sonra bu medreselerin İslam âleminin en gözde medreseleri haline geldiği ve cumhuriyet dönemine kadar hicaz ve mısır medreselerine dahi meydan okudukları bilinmektedir.

Bu medreselerde ağırlık Arapça dilbilgisi üzerindedir. Medrese öğrenimini bitirip icazaetini alan artık Arapçayı sökmüş sayılır. Bu medreseler büyük bir ilim kaynağı olmuş ve çok sayıda alim yetiştirmiştir. Ancak ilginç olanı bu dini eğitim kurumunda sadece âlim olma sıfatına sahip olanlar değil, edebiyatçı, şair ve fikir adamları da çıkmıştır. En son yüzyılda bu medreseler iki tane bilgili ateist te çıkarmıştır. Kürt medreselerinde edebiyatın da önemsenmesi şeyh Ahmed-i hani, Şeyh Abdurrahman-i Aktepi, Molla Halil-i Siirdi, başta olmak üzere şair ve edebiyatçı da olan âlimlerin çıkmasını sağlamıştır. Fikir adamı statüsünde sayarsak Ahmedê Xanê, Melayê Cizirê, Feqiyê Teyran, Bediuzzaman Said Kurdi (Nursi) ve Cigerxwin, bunlardan ancak birkaçıdır.

Mevlana halid-i Bağdadi İle Kürt medreseleri Nakşibendîlik tarikatının merkezleri haline gelmiş, bu medreselerde tasavvuf önemli oranda artmış ve önemli oranda gönül insanı yetişmiştir. Cumhuriyet döneminde iki adet medrese âlimi yetişmiştir ki bu ikisi Türkiye’de ateizmin öncüsü olmuşlardır. Bunlar Turan Dursun ve Arif Tekindir.

Turan Dursun,8-17 yaşları arasında Erzurum Ağrı ve Muş’un değişik köylerinde daha çok Kürt ve Şafii hocalardan, son iki yılda da Adana ve Konya’da, başta Arap dili olmak üzere, Temel İslâm ilimleri, mantık ve felsefe konusunda eğitim görür. 17 yaşında iken köy imamı olur. 1955–1957 yıları arasında askerliğini yapar, ilkokula gitmediği için Türkçe okuma yazmayı da askerde öğrenir.

Dursun’u bugünkü ününe kavuşturan, 1987 yılından 1990 yılındaki ölümüne kadar geçen sürede çeşitli dergilerde yayınlanan yazılarıdır. Onun bu yazıları daha çok Sosyalist çevrelerin yayın organları olan 2000’e Doğru, Teori, Görüş, Saçak, Sosyalist Birlik, Sosyal Demokrat, Emeğin Bayrağı ve Yüzyıl gibi dergilerde yayınlanır.

Bu yazıları döneminde, sözü edilen çevre tarafından yoğun övgülere mazhar olan Dursun’un, kendilerine derin sevgi ve saygıyla bağlandığı ve onların büyük desteğini gördüğü başlıca üç isim ile yakın irtibat halindedir. Bunlardan ilki o dönemde 2000’e Doğru Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı olan daha sonra Sosyalist Parti ve İşçi Partisi’nin genel başkanı olan Doğu Perinçek; ikincisi Perinçek’le teyze çocukları olan ve Dursun’u Perinçek’le tanıştıran, ODTÜ’de öğretim üyesi ve aynı zamanda Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreteri Gürbüz Tüfekçi, üçüncüsü de, Dursun’nun sıkça yazdığı mektuplarında kendisine “Çok Çok Değerli, Sevgiliden Sevgili Dostum”, “İlhan Ağabey” diye hitap ettiği Amerika’da yaşayan İlhan Arsel’dir.

Turan Dursun’un sözü edilen dergilerde, İslâm’a karşı sert üslupla kaleme aldığı yazılar dindar insanlarca İslâmî değerlere hakaret olarak algılanarak onların tepkisine sebep oldu. Dursun 4 Eylül 1990 tarihinde esrarı hâla çözülemeyen bir terörist saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Turan Dursun’nun başlıca eseri Kur’an Ansiklopedisi’dir.Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki o, klasik İslâmî literatüre büyük ölçüde vakıftır. Kur’an Ansiklopedisi’nde bu konudaki yetkinliğini ortaya koymuştur. O bu çalışmasında, başlıca Kur’anî kavram ve konularla ilgili ayetleri, hadisleri ve kaynaklardaki malumatı derlemiş,mümkün olduğunca şahsi yorumlardan kaçınmıştır. Sonraki kitapları olmasaydı bilimsel ve mükemmel bi kitabı ile anılacak ama bu kadar ünlü olmayacaktı. Turan dursunun dinden nefretini sağlayan sürece baktığımıza bize şu anlatılanlar yardımcı olmaktadır.

Dursun’un köy imamı olan babası, oğlu daha doğmadan onun için kitaplar satın almaya başlar ve onu daha küçük yaşta, “Basra ve Küfe’de bulunmayacak ölçüde büyük bir din alimi” olması yönünde yoğun olarak koşullandırır. Bu amaçla babası onu 7-8 yaşlarına geldiğinde, daha ilkokula gidip okuma yazmayı öğrenmeden, camilerde medrese usûlü dinî eğitim veren hocaların yanına gönderir. Daha küçük bir çocuk olan Dursun kendisinden ileri yaştaki talebelerin eğitim gördüğü bu ortamlarda büyük sıkıntılara maruz kalır: Genelde Türkçe bilmeyen kürt hocalardan eğitim aldığı için öncelikle Kürtçe’yi öğrenmek durumunda kalır. Diğer talebelere göre yaşça küçük olduğu için bir çok açıdan zorluklarla karşılaşır. Temizlik imkanları sınırlı olduğu ve henüz kendisine bakabilecek yaşta olmadığı için bacaklarını zedeleyecek kadar kaşıntıya sebebiyet veren bitlerle boğuşur. Ama her şeyden önemlisi de anne-baba sevgisinden mahrum kalır, çocukluğunu yaşayamaz. Güzel elbiseler içinde oynayan, okula giden çocuk resimlerine imrenerek bakar. Tatil için gittiği memleketinde yaşıtlarıyla “tadına doyulmaz” oyuna daldığı bir zamanda babasının ‘pençesiyle’ yere yuvarlanır

Bütün bu olumsuzluklara rağmen onu büyük bir hırsla okumaya motive eden yegane sebep “Basra ve Küfe’deki alimlerin derecesine ulaşmak, hatta onları geçmek”; en büyük alim olur, en akıllı insan olduğunu kanıtlarsa “başa geçebilirdi”, hatta “cumurbaşkanı” bile olabilirdi. Yine kendi tanımlamasıyla “ne yapıp edip herkesi geçmeyi kafasına koymuş bir yarışçının tutkusu vardır içinde. Tüm varlığını sarıp sarmalayan bir tutku, aşk gibi.”
Öyle görünüyor ki, İslâm adına küçük yaşta, henüz anlamayacağı seviyede aldığı eğitim, ezberlediği kitaplar ve çektiği sıkıntılar, hayatı boyunca onu hedefine ulaştırması bakımından işlevsel olmuştur. Fakat diğer yandan da bütün bunlar hakikatte dini anlayıp kavramasına, Tanrı ile içsel bir iletişim kurmasına hayatı boyunca aşamayacağı bir engel oluşturmuştur. Bundan dolayı onun dini inanç ve anlayışının, aslında hayatının hiçbir döneminde, dinin özü olan Allah’a duygusal yakınlık ve içten bağlılık düzeyine ulaşmadığı anlaşılıyor.

Dursun, “Allah İnancı” konusunu işlerken anlatacağımız, bilimsel olarak nitelediği ilginç bir deneyle Allah’ın da olmadığına karar verir. Bu aşamadan sonra din, şahsiyetinin belirleyici yönlerinden biri olan ve İslâm’a karşı şekillenen “kin, nefret ve saldırganlık” duygularını besler. Bunu kendisi de ifade etmekten çekinmez: “O an bende öyle bir hınç oluştu ki, çünkü o (din, peygamber) benim gençliğimi, çocukluğumu aldı, onun yüzünden çocukluğumu yaşayamadım. Hiçbir hastalığın, kanser AİDS vb. hiçbir felâketin korkunçluğu, dinden gelen korkunçluk kadar korkunç değildir. O dakikadan itibaren dinle savaşa girdim. Bundan dolayı Dursun’un önerdiği dünyada öncelikle dinsizlik olacaktır(buna benzer tespitleri bu forumlarda az işitmedik.)

Arif tekinin de son yıllarda üç önemli kitap yazdığı ve kitapları sayesinde malum bazı çevreler tarafından ödül aldığı görülmüştür. Bu durum bunların ekonomik gerekçelerle tarih ilmini sosyolojik metodolojiyi yerle bir ettiklerini göstermektedir. Turan Dursun yeni metodunu açıklarken kullanmış olduğu cümlelere benzer kelimelr kullandığını görmekteyiz.Ancak Arif Tekin'in kim olduğunu da bilmemiz de yarar var: Arif Tekin medreseden mezun olduktan Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda imamlık yaparken emekliye ayrılmıştır.
Emekli olduktan sonra arka arkaya üç kitap yazmıştır. Bunlar sırasıyla:
1- Kuran'ın Kökeni
2- Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları
3- Sumerler'den İslam'a KUTSAL KİTAPLAR ve DİNLER
Arif Tekin, yazdığı bu kitapların gerekçesini şu sözlerle özetlemektedir. "... Ama sonunda işin mahiyetini anlayınca; insanlığı, çocuklarımız için mutlu bir geleceği... her şeyin üstünde tutmak zorunda kaldım ve ben bu kitabı yazmaya tereddütsüz bir şekilde karar verdim." ( Kur'an'ın Kökeni. ÖNSÖZ. s. 11)
Şu sözleri de Hayri Baltaya telefonda söyledikleridir: "Halka daha fazla yalan söylemeye vicdanım razı olmadığından gerçekleri açıklamaya karar verdim ve bu üç kitabı yazdım..."

Tüm bu anlatılanlar ışığında Kürd medreselerinin Türkiyedeki ateizmin ve islam karşıtlığının yaygınlaşması bağlamında da önemli bir öncülüğe sahip olduğunu görmekteyiz.Bugün Türkiyedeki Ateizmin ve din düşmanlığının tüm tespitleri bu iki medrese aliminin kopyasıdır.Onları aşacak ve kendisi öğretecek düzeyde bir araştırma olmamıştır.Diğer taraftan her iki şahsiyetişn de belirli bir kısım ile menfaat ilişkisine dayanması bu yaptıklarınınticari amaç olduğunu,aslında kendilerinin de belki bazı konulara inanmayabileceğini gösterebilmektedir.

frodo
13-08-2008, 18:27
"Diğer taraftan her iki şahsiyetişn de belirli bir kısım ile menfaat ilişkisine dayanması bu yaptıklarınınticari amaç olduğunu,aslında kendilerinin de belki bazı konulara inanmayabileceğini gösterebilmektedir."

Nasıl bir menfaat ilişkisi sayın özedönüş ? Yazınızdan arda kalan pas tadında milliyetçi iklime uygun söylemlerin dışında bir şey yok. Hazır türkiye'de Kürt-Türk ikileminde birileri parsa toplamakla megulken siz de bu iklimden "dininizi" kurtaracak bir şeyler bulma peşinde misiniz ?

Fakat diğer yandan da bütün bunlar hakikatte dini anlayıp kavramasına, Tanrı ile içsel bir iletişim kurmasına hayatı boyunca aşamayacağı bir engel oluşturmuştur. Bundan dolayı onun dini inanç ve anlayışının, aslında hayatının hiçbir döneminde, dinin özü olan Allah’a duygusal yakınlık ve içten bağlılık düzeyine ulaşmadığı anlaşılıyor.


Yani nasıl sayın özedönüş ? Turan Dursun'un eldeki kaynak metinlerin tüm tuhaflıklarına, çelişkilerine rağmen "iman" edip inanmalıydı mı demek istiyorsunuz ? Tanrı ile içsel bir iletişim nasıl oluyor ? Bunun ancak "inançla" mümkün olduğunu biliyor olmalısınız. Ve bu inanca sahip olduğunuz anda gerçeklerle yüzleşmenin ne kadar zor olduğunu kendi pratiğinizden biliyor olmalısınız.

Oysa Turan Dursun yaygın islam anlayışının kendi söylemlerindeki çelişkilere onları tarihsel bağından koparmadan ve de asla "tahrifata" yönelmeden ciddi eleştiriler getirmiş onurlu bir aydındır.

Ve bunun bedelini de sizin utangaçca "bir terorist saldırı" olarak nitelediğiniz alçakça bir suikâstle ödemiştir.

kandahar
13-08-2008, 20:23
Kürt hocadan İslam'ı öğrenenin Ateist, Komünizm'i öğrenenin Faşist, Ateizm'i öğrenenin dindar olmasında şaşılacak bir şey yoktur.:P:D

frodo
13-08-2008, 20:27
Kandahar söylediklerimin tasdiklenmesi olan iletin için teşekkürler :(

Özedönüş'ün yapmaya çalıştığı da buydu....

kandahar
13-08-2008, 20:34
İki iletiyi de tamamen okumadım sayın Frodo. Öylesine bir espriydi amacım.

breymin
13-08-2008, 21:05
Sayin özedönüs siradan bi insan olsaniz turan dursun hakkinda ticari amac ve menfaatden bahsetmezdin ama islam odurki insani bu hale sokuyor,mantik yürütücek olursak turan dursun dinle ve allahla benim rüyamda bile göremiceem kadar para yapardi mesela 25 milyar dolar bu paraylada yazi amerikada kisi ise sicak bölgelerde gecirirdi,,dogrumu?birsey yazarken önce düsün sonra yaz,,,önce yazip sonra düsünme..dünya dinle allahla kimlerin para yapdigini cok iyi biliyor merak etme.saygilar

ozedonus
13-08-2008, 22:59
Nasıl bir menfaat ilişkisi sayın özedönüş ? Yazınızdan arda kalan pas tadında milliyetçi iklime uygun söylemlerin dışında bir şey yok. Hazır türkiye'de Kürt-Türk ikileminde birileri parsa toplamakla megulken siz de bu iklimden "dininizi" kurtaracak bir şeyler bulma peşinde misiniz ?

Yazı elbette medreslerin çıkardığı değişik insanların bir analizi..Ancak bununla nasıl bir milliyetçilik güsüleceğini anlamakta zorlanıyorum.



Yani nasıl sayın özedönüş ? Turan Dursun'un eldeki kaynak metinlerin tüm tuhaflıklarına, çelişkilerine rağmen "iman" edip inanmalıydı mı demek istiyorsunuz ? Tanrı ile içsel bir iletişim nasıl oluyor ? Bunun ancak "inançla" mümkün olduğunu biliyor olmalısınız. Ve bu inanca sahip olduğunuz anda gerçeklerle yüzleşmenin ne kadar zor olduğunu kendi pratiğinizden biliyor olmalısınız.

Turan Dursun,Kuran ansiklopedisini hazırlarken de eldeki metinlerin sorunlu olduğunun farkında bir alimdir.Bunu zaten ben de söylüyorum.Ancak ansiklopedi de tarih ve sosyoloji ilimine saygılı olayları olduğu gibi aktaran bir beyefendi kişilik var.Ancak ansiklopedi hazırlandıktan sonra kendisine yardım edenlerin çoğu ile alakası kesilince duygusal yönü ön plana çıkmıştır.Küçükken yaşadığı gerçekler de onun yaşamında tesirler bırakarak Tanrı ile kavgalı olmuştur.

Ben,Tanrıya inanmıyorum diyenlerin %95 den fazlasının tanrı iel kavgalı olduğunu düşünüyorum.İçsel bir sevgi ile dine yaklaşanlar,dini metinlerde cımbızlama,çarpıtma,karalama,nahoş ifadeler kullanma gibi yollara başavurmaları beklenemez.

Oysa Turan Dursun yaygın islam anlayışının kendi söylemlerindeki çelişkilere onları tarihsel bağından koparmadan ve de asla "tahrifata" yönelmeden ciddi eleştiriler getirmiş onurlu bir aydındır.

Kitaplarında söylemleri tahrif etmediği konusundaki yaklaşımınız bir hüsnü kuruntudur.Zaten tahrif ettiğini düşünseydiniz en azından agnostik kalırdınız.Ateizmi savunmanız ve onu dine karşı bir kavga malzemesi yapmanız bile sizin ona bakış açınızı ortaya koyuyor.

Ve bunun bedelini de sizin utangaçca "bir terorist saldırı" olarak nitelediğiniz alçakça bir suikâstle ödemiştir.

Utangaç bir şekilde söylemedim.

ozedonus
13-08-2008, 23:04
Kürt hocadan İslam'ı öğrenenin Ateist, Komünizm'i öğrenenin Faşist, Ateizm'i öğrenenin dindar olmasında şaşılacak bir şey yoktur.:P:D

Türk Hocadan öğrenen daha mı düzenli öğreniyor.Sorgulamacı bir ateistin milliyetçi olması çok ilginç..

Kabasakal demişki

Sayin özedönüs siradan bi insan olsaniz turan dursun hakkinda ticari amac ve menfaatden bahsetmezdin ama islam odurki insani bu hale sokuyor,mantik yürütücek olursak turan dursun dinle ve allahla benim rüyamda bile göremiceem kadar para yapardi mesela 25 milyar dolar bu paraylada yazi amerikada kisi ise sicak bölgelerde gecirirdi,,dogrumu?birsey yazarken önce düsün sonra yaz,,,önce yazip sonra düsünme..dünya dinle allahla kimlerin para yapdigini cok iyi biliyor merak etme.saygilar

Ticaret peşinde olmayan,karanlık bazı merkezlerden beslenmeyen bir ateist ateistte olsa,içinde bulunduğu toplumun değer yargıları ile savaşmaz.En önemlisi tarih ve sosyolji ilmine saygısı olur.Olayları olduğu gibi aktarır.Aksi takdirde bilimin ırzına geçmiş olur.Turan Dursun ve Arif Tekinin yaptıkları en büyük tahrifat, tarih ve sosyoloji biliminin içini boşaltma olmuştur.İslamla ve peyamberle kavga uğruna Yahudiler ve putperestlere bile sevgiler dağıtılmıştır.

kandahar
14-08-2008, 00:00
İşte bir tebliğci daha.

Cem
14-08-2008, 00:00
Ticaret peşinde olmayan,karanlık bazı merkezlerden beslenmeyen bir ateist ateistte olsa,içinde bulunduğu toplumun değer yargıları ile savaşmaz.

Eğer içinde bulunduğu toplumdaki değer yargılarının yanlış ve zararlı olduğunu düşünüyorsa elbetteki savaşır. Bir fikir savaşıdır bu. İnsanoğlunun tarih boyunca aydınlanma süreci bunun tarihidir zaten. Spartacusler, Galileolar, Şeyh Bedrettinler, Martin Luthrler, Atatürkler ve benzeri hepsi içinde bulunduğu toplumdaki hakim değer yargısıyla savaşmışlardır. İnsanlığın bugünkü birikiminde onların rolü çok büyüktür.

İslamla ve peyamberle kavga uğruna Yahudiler ve putperestlere bile sevgiler dağıtılmıştır.
"Putperestler" deyimi İslamcılar tarafından uydurulan ve amacı İslam öncesi Arap toplumu inancınını küçümsemek olan ve gerçeği yansıtmayan bir deyimdir. Teoloji bilimine göre doğru terim "Paganlar" olmalıydı. İslam öncesi arabistanda insanlar putlara tapmıyor onları sadece bir simge olarak kullanıyorlardı. Putlar, gökyüzünde olan ve görünmeyen tanrıların simgeleriydiler. Aynı Kabe'nin Allahın simgesi olması gibi. Nasılki Müslümanlar günde 5 kez döndükleri kabeye aslında tapmıyorlarsa paganlar da öyleydi. Paganların şu ünlü helvadan putu yeme öyküsü de bunu kanıtlayan öykülerden biridir.

Hem sosyoloji ve tarih bilimine saygıya davet edip hem de paganları putperest olarak niteleyip sanki gerçekten de putun kendisine tapıyorlarmış izlenimini vermek çelişkidir.

Hayatının büyük bir bölümünü adadığı inancın bir yanlış olduğunu farkeden bir insandan nasıl tepkiler beklersiniz? Örneğin doğumundan itibaren 50 yaşına kadar İslami kurallar ve inançlarla yoğrulmuş bir insan? 50 yaşına geldiğinde bunca yıllık hayatını bir yalana adadığını hissettiğinde tepkisi ne olabilir? Elbetteki bir kızgınlık ve öfke hissedilebilir. Gayet de doğaldır. Bunlar kısmen o kişinin kitaplarına da yansıyabilir. Eğer kitapta ağır basan öğe akıl ve mantık ise, bilimsellik ise kitapdaki duygusal-reaksiyoner kısımları art plana atabiliriz. Turan Dursun'da da böyledir. Dile kolay belki de yarım asıra yakın bir zamanı bir yalana adadığının bilincinde olmak. Geçen zaman bir daha geri gelmeyecek. Turan Dursun'un kitaplarında yer yer kızgınlık ve alaycılık içeren ifadelerini bu şekilde açıklayabiliriz. Tüm insani zaaflarına rağmen aydınlanmacı kişiliği ve cesareti takdire şayandır.

frodo
14-08-2008, 10:33
Kitaplarında söylemleri tahrif etmediği konusundaki yaklaşımınız bir hüsnü kuruntudur.Zaten tahrif ettiğini düşünseydiniz en azından agnostik kalırdınız.Ateizmi savunmanız ve onu dine karşı bir kavga malzemesi yapmanız bile sizin ona bakış açınızı ortaya koyuyor.

Genel laflar söylemeyi bırakın sayın özedönüş. Deyin ki Turan Dursun şurda "tahrifat" yapmıştır. Biz de bakalım. Önyargımız, baştan kabûllerimiz yok.

Ben,Tanrıya inanmıyorum diyenlerin %95 den fazlasının tanrı iel kavgalı olduğunu düşünüyorum.İçsel bir sevgi ile dine yaklaşanlar,dini metinlerde cımbızlama,çarpıtma,karalama,nahoş ifadeler kullanma gibi yollara başavurmaları beklenemez.

Yine bu toptancılık ! Sayın özedönüş diyorsunuz ki dine inananların (siz içsel sevgi diye nev-i şahsına münhasır eğlenceli bir tanımlama bulmuşsunuz) "dini metinlerde cımbızlama,çarpıtma,karalama,nahoş ifadeler kullanma gibi yollara başavurmaları beklenemez." haklısınız, size katılmamak mümkün değil. Kuranın vahiy yoluyla Muhammed
Mustafa'ya indiğine ve onun yaratıcının sözleri olduğuna iman etmişseniz içindeki tüm tuhaflıklara, gerçeklikle uyumsuzluklarına, öngörü ve iddialarının "bilgiyle" çelişmesine aldırmazsınız. En iyisini allah bilir der çıkarsınız.

Peki konumunuz böylesine bir ön-kabulden uzaksa, sorgulayıcı ve kuşkucu bir akıl süzgeci ile sözkonusu "vahyedilmiş" bilgilere bakıyorsanız ne olacak ?

Ticaret peşinde olmayan,karanlık bazı merkezlerden beslenmeyen bir ateist ateistte olsa,içinde bulunduğu toplumun değer yargıları ile savaşmaz.En önemlisi tarih ve sosyolji ilmine saygısı olur.Olayları olduğu gibi aktarır.Aksi takdirde bilimin ırzına geçmiş olur.Turan Dursun ve Arif Tekinin yaptıkları en büyük tahrifat, tarih ve sosyoloji biliminin içini boşaltma olmuştur.İslamla ve peyamberle kavga uğruna Yahudiler ve putperestlere bile sevgiler dağıtılmıştır.

Eğer değer yargıları olarak sunulan kabûl gören fikirler yanlışsa ? Susup bu yanlışlıklara ortak mı olmak gerekiyor ? Mesela namus cinayetleri toplumumuzda bir değer yargısı diyelim onu kabul mü etmemiz gerekiyor ?

meaculpa
16-08-2008, 03:24
Turan Dursun ve Arif Tekinin yaptıkları en büyük tahrifat, tarih ve sosyoloji biliminin içini boşaltma olmuştur.İslamla ve peyamberle kavga uğruna Yahudiler ve putperestlere bile sevgiler dağıtılmıştır.


Yorumlarınızın bir çoğu degerlendirilmiş, yeniden yazıp çizmeye lüzum yok...

Ancak bu ifadeniz yine can sıkıcı. Tarih ve sosyoloj bilimlerinin içini boşalttıgını idda ettğiniz bu iki şahıs, yahudi ve putperest düşmanı olmadıkları için mi bilime ve diger bahsi gecen musbet ilimlere uzak düşüyorlar?

Tarih ve sosyolojinin içini doldurmak demek, belirli bir zümreye kin ve nefret beslemek demekmidir ? Evrenselliğinden ve yaratmaya çalıştıgı tevhid zihniyeti ile ayrılıkları yok etmek için indirildigi idda edilen islamiyet değil ise sözleriniz de haklısınız. Yok eğer islamiyet ise de o zaman oturup düşünmelisiniz bir yahudi mi yoksa, sizin gibi düşünen bir islam ehlimi daha fazla israiliyatların içinde...

-InVi-
18-08-2008, 03:19
Müslümanlar Turan Dursunun inkar etmeden önce teblig ettigi din anlayisini bugünde sahiplenmiyorlar ki....
Hayati boyunca hic bir seküler ortamda yetismeyen, olamayan, arap mit ve hadislerini kurani kerim ayetleri ile es degerde ön kabulü olan bir insan "iyi" bir islam bilgini olabilir...ama islam bilgini olmak onun iyi bir müslüman oldugu anlamina gelmedigi gibi, dini cevresinin bizim bugün yobaz diye tanimladigimiz insanlar ile dolu olan bir adamdan bahsediyoruz.
Ülkemizin ve Ülkemiz disindaki müslümanlarin büyük bir cogunlugu kendisinin icinde yetisdigi "islam" anlaysini zaten hayatlarinda yasamadigi icin , onun bireysel tercihi olan "inkari" da ciddi manada bir etkisi olmamistir.....kendisi gibi yetisenlere bizim bugün dahi yobaz diye tanimladigimz insanlar, varliklarini hic bir ciddi agirliklari olmaksizin toplumun geneli tarafindan benisenmeksizin , sahiplenmeksizin südürebilmekteler.

bu ülke insanlari turan dursunun sahip oldugu islam anlayisini kabullenip onun gibi sorgu sulasiz sahiplenmis olsa idi....Seriat Düzeni ile yönetilen bir Ülke olmak icin hic bir engel olmazdi .....
Tanri / Din karsitligi Turan Dursun gibilerinden önce var oldugu gibi...onlarin yoklulugunda varligini sürdürebilmekteler.....

Subat
23-08-2008, 07:33
Açıkçası bir konu ancak bu kadar çarpıtılabilinirdi. Biliniyor ki Turan Dursun öldürülmeden önce maddi açıdan epey sıkıntı içerisindeydi. Yukarıda da denildiği gibi eğer istese idi dini kullanarak bir çok maddi değere sahip olabilirdi ancak bu sefer de insanlığını vermesi gerekirdi...

Yaşam öyküsünde başbakan, cumhurbaşkanı olma iddialarına birde tanrı olma iddiaları eklenmeliydi. Örneğin hayatının alıntılandığı Kullateyn kitabında daha çocuk yaşta yakaladığı çelişkilerden de bahsedilmeliydi. Ya da işe kullateynden mi başlamak lazımdır bilemiyorum.
Hele ki kürt medreselerinin örnek verilmesi ise işin tuzu biberi olmuş galiba. Sırf kelime fazlası olsun diye duruyor ya da konuyu farklı yöne çekmek için duruyor. Çünkü daha sonra Konya'da eğitimine devam ettiği gerçeği yine yazıda verilmiş. Çelişki kendini pek uzakta tutamamış.

Bir de dikkati çeken bir diğer şey Turan Dursun'un aşılamadığının üzerinde durulmasıdır. Bizde aynen bunu diyoruz sevgili tebliğci arkadaşlarımız. Çünkü henüz Turan Dursun'u aşabilecek bir inanan yoktur! Tahribat yapıldığını söylemek kolay iştir. Zor olan ise nerelerde tahribat yapıldığını göstermektir.

Saygılarımla

Subat
23-08-2008, 07:36
İnvi'nin yazdıklarından şunu çıkartmak mümkün. Turan Dursun bugün yobaz denen kesimi eleştirmiştir. Oysaki invi'nin yobaz dediği kişiler islamı direkt sahih hadis ve kurandan yaşayanlardır. Buna göre Turan Dursun islamın kendisini eleştirmiş, islamın kendisini yaşamayanlarsa Turan Dursun'u eleştirmiş konumdadır. Yoksa haksız mıyım?

Saygılarımla

HanifTürk
23-08-2008, 11:48
Kürt hocadan İslam'ı öğrenenin Ateist, Komünizm'i öğrenenin Faşist, Ateizm'i öğrenenin dindar olmasında şaşılacak bir şey yoktur.:P:D

Gerçekten güldürdün beni kardeş

-InVi-
25-08-2008, 21:48
Degerli Namik,
Turan Dursunun yetistigi cevre, askerlik yasina gelene kadar hic bir laik cevre ile icli disli olamamis bir insanin yetistigi cevredir, allahin tevhidinin hadis/ tarikat kaynakli en yobazca yorumlanip yasandigi bir cevrede yetismis birisinin In-put'u da ona göre olur. Esini basini actin ve boyanip kusandin diye döven bir müslüman var karsimizda.
hadislere bu kadar ragbet eden bir insan, kurani kerimi arapcasini bu kadar iyi bilen bir insan, peygamberin böyle bir uygulmasini oldugnu hic kendisi okumus mu ?
yani peygamberin dört esinden hangisini "dövmüstür" , varmidir böyle bir uygulamasi ?

Iste turan dursunun yetistigi cevre, feodalitenin merkezi, orada kadin islam ve din adina rhatlik ile dövülebilinir, gelenek oldugundan, peygamberin uygulamalarinda olmayan bir gelenegi yasadigi toplum allahin tevhidi adina uygulamistir.

Benim babam müslümandir, ve esine bu güne kadar hic el kaldirmamistir.
Turan Dursunun isyani kendi geldigi cevrenin din anlaysina olmak ile baslamistir, kendi cevresinin din algilayisinin cikmazina girmistir, yani ilk tektikleyici kendi cevresinin yasadigi din algilayisi olmustur.

-InVi-
25-08-2008, 22:04
Kaldiki insan turan dursun din elestirilerini okudum diye ateist olunmaz,
turan dursun okuyup karar verecek olan bir insan, olsa olsa "anti-muhammedci" olur.
ateist olmak icin turan dursunu okumayada gerek yok.
Burada önemli olan idaa, turan dursunun inkar etmeden önce "hakiki islami" yasadigi ön kabuludur, kimin tarafindan "islam karsiti" olanlar tarafindan.
Turan Dursun müslümanken "hakiki islami" yasayip uygulamis olsa idi, o günlerde ardinda bir sürü müslüman toplardi, varmi böyle birsey ?
Bugün kendisinin türkiye icin aydin bir insandi kabul ettirmek isteyenler ise, onun dinsiz yasamak istemesinden verdigi kararindan sonra, ondan önce zaten dinsiz olanlardir.

frodo
25-08-2008, 23:49
İnvi şu hakiki islam ne ? İnvinin inandıkları mı ? Ardında bir sürü "müslüman" toplayanlar
hakiki islamı yaşayanlar mı ?

-InVi-
25-08-2008, 23:54
hakiki islam sadece ve sadece "ona ulasmayi dileyenler" gerisi yesillik.

frodo
26-08-2008, 00:02
Gerisi yeşillik bayağı bir büyük kitleyi içine alıyor. Turan Dursun garibimin senin dininden haberi olmamış invi, yoksa iman ederdi :D

Baksana 4 halife de dahil herkes Allaha ulaşmaktan önce iktidara gelmekle
meşgul olmuş.

Bu arada Muhammed Mustafa'nı dört eşi mi vardı ? Fazlasını kaldıramadığın için mi dörtle sınırlandırdın ?

-InVi-
26-08-2008, 00:13
Frodo,
Turan Dursun birak beni tanimasini, tebilg ettigi dini tanimamis, kendi cevresi buna hep engel olmus, esini en az iki defa dövmüs ve bunu yapmayi kültür haline getirmis bunu din ile uyum saglar davranis olarak kabul ettirmis bir toplumdan geliyor.....
sizin gözünüzde en aydin insan olabilir
benim gözümde ise "müslüman"ken ne idiyse halen de o .

frodo
26-08-2008, 00:16
Tebliğ ettiği din demiyor muydu "şerkeşlik edeceğinden şüphe ettiğiniz" hanımlarınızı dövün diye ? Yoksa öyle bir ayet yok mu ? Ya da varsa senin öğütler sınıfına mı giriyor ?

-InVi-
26-08-2008, 00:25
aynen,ondan önce iki ögüt var,
bunlarin nasil uygulancagini aslinda en iyisi kendisi bilmesi lazim ama nerde ?!
hangi saglikli bir iliskide bulunan saglikli akli basinda insanlar ( müslüman / ateist) esi ile bir sorunu olunca onunla konustuktan sonra ve buda yetmeyince sorunun sogumasi icin bir müddet ayri kaldiktan sonra, halen esini dövmek ister ? iste turan dursunun "in-put"lari bununla sinirli, o bahsi gecen ayetin müslümanken inkar edecek kadar "müftü"
keske turan dursunda bahsi gecen ayet deki önce ilk iki siggi uygulasa idi, ama yok kafasi basmiyor !
yetistigi yobaz toplumda kadina vurmak "dinen mecburi", müslümanlarin büyük cogunlugu o ayetin iki ögüdünü icsellestirmisler, turan dursun bunu yapamamis, ama bu toplumun basina müftü olabilmis.....
müslümanlar ise allahin bahsi gecen ayetinin ilk iki ögütünü icsellestirmis olanlardir.

frodo
26-08-2008, 00:40
Yani kadın dövülebilir öyle mi ? Hani tebliğ ettiği dinde kadın dövme yoktu ?

"Karımla aynı köydendik. Sivas'ın Şarkışla'sının köyünden. Ailemle birlikte Şarkışla'dan çıkıp dolaştık. Sonra tekrar Şarkışla'nın Yapaltı köyüne dönüp yerleşmiştik. Karımın adi Naime' dir. Naime'yle pek sevişmiş sayılmazdık. Hatta onu başkasına kaçırmayı bile planlamıştık. Bir genç geldi. Bana Naime' yi sevdiğini söyledi. Üç kız. sevmiş, üçünü de elinden almışlar. Üzüldüm. "Gel bu kızı sana kaçıralım" dedim. Ciddi ciddi önerdim. Planladık. O akşam da düğün var. Fakat genç sonradan vazgeçti. Duygusal yönü başka. Ama hep önem verdim. Hep bir şeyler vermeye çalıştım. Verebildim mi veremedim mi, bilmiyorum. Çok eksiklerim var. Ama hiç kimsenin karısının olmadığı kadar bana aşık olagelmiştir. Komşularımız da şaşardı. Bana göre karı- koca bu duygularını zamanla yitirirler. Karımım bu durumu sürmüştür. Tabii çok nedenleri var. Onun bu duygusal yoğunsallaşması, benim karıma daha da önem vermemi gerektirmiştir. Önem verdim de ne yaptım? Ayrılmayı hiç düşünmedim. Başka sevdiklerim olduğunda onlara yönelmemişimdir. Üç çocuğum vardı. Karımın ise ruhsal bunalımları vardı. Problemliydi. Ben kendimi suçluyordum, benim de bu olayda payın olmuştur diye. Ankara'da Prof. Yusuf Savaşır'a kendimi suçlayarak anlattım. Prof. Savaşır "Kendini suçlama. Hastalığı çocukluktan gelme" dedi. Eşinize hiç dayak attığınız oldu mu? Molla döneminde ilk zamanlarda oldu. Onun üzüntüsü her zaman yoğundu. Fakat bu durum çok sürmedi. "

T.Dursun'la yapılan söyleşiden.

Hem bak tebliğ ettiği din 4 eşe izin verirken o sorumluluk hissi ile bundan uzak durmuş.

yucemanitu
29-08-2008, 06:06
Ben bazı yazılara bakıyorum yazıyor ki: "Turan Dursun tahrifat yaptı. Turan Dursun yalan yazdı." Bunu deyip kaçıyorlar. Ama Allah için birisi de çıkıp şu kitabının şu kısmında şu tahrifatı yazdı desin biz de bilelim.

Aydınus
29-08-2008, 22:32
Sayın Özedönüş'ün bu yazısında izlenen yol hepimizin bildiği , klasik Fetullahçı taktiği .

Nedir o taktik :

Öyle bir makale yaz ki , içinde gerçekler ile asıl hedeflediklerin içiçe olsun . Bazı yerlere öyle cümleler serpiştir ki , gerçeklerle yalanlar harman olsun ve o yalanlar tutmasa da , en azından izi kalsın .

Gerçek ne ?

Turan Dursun'un hayatından kısa pasajlar ...

Asıl hedeflenen ne ?

Çamur atmak , Turan Dursun'u tanımayanların kafasında en azından acaba sorusu oluşturmak ...

Amma velakin molla tezgahı yanlış yere açmış .

-InVi-
29-08-2008, 23:58
Sayin Özedönüs
cok güzel bir yazi olmus, elinize saglik.....

Aydınus
30-08-2008, 00:58
''Amma velakin molla tezgahı yanlış yere açmış .'' dedim ama , helal olsun gene de alıcı bulabiliyor .

N'apalım ; arz-talep meselesi ... :)

Ne garip ; ben de dün Yılmaz Erdoğan'ın ''Bana Bir Şeyhler Oluyor'' adlı tiyatro gösterisini izlemiştim . Eh , hem bu makaleyi okuyup hem de bu tiyatro gösterisini izledikten sonra imana gelmemek olmaz !

Siz ve müridleriniz çok şeyhler biliyorsunuz !

Işık Evleri'ne kaydolsam benim de ağabeyim olur musunuz ?!

( Ne kızıyorsunuz canım ; karşılıklı ne güzel felsefe yapar ; hem vardır hem yokturdan girer , hem şöyledir hem de böyledirden çıkar , kafayı da içmeden o biçim ful teke çıkarırdık ! Gidinin Üçüncü Dünya Ateistleri felsefe görsün ağabey ! )

barok
31-08-2008, 21:00
Kürd medreseleri yakın yüzyıllarda hep dikkatleri üzerine çekmişlerdir.1600 lu yıllardan sonra bu medreselerin İslam âleminin en gözde medreseleri haline geldiği ve cumhuriyet dönemine kadar hicaz ve mısır medreselerine dahi meydan okudukları bilinmektedir.

Bu medreselerde ağırlık Arapça dilbilgisi üzerindedir. Medrese öğrenimini bitirip icazaetini alan artık Arapçayı sökmüş sayılır. Bu medreseler büyük bir ilim kaynağı olmuş ve çok sayıda alim yetiştirmiştir. Ancak ilginç olanı bu dini eğitim kurumunda sadece âlim olma sıfatına sahip olanlar değil, edebiyatçı, şair ve fikir adamları da çıkmıştır. En son yüzyılda bu medreseler iki tane bilgili ateist te çıkarmıştır. Kürt medreselerinde edebiyatın da önemsenmesi şeyh Ahmed-i hani, Şeyh Abdurrahman-i Aktepi, Molla Halil-i Siirdi, başta olmak üzere şair ve edebiyatçı da olan âlimlerin çıkmasını sağlamıştır. Fikir adamı statüsünde sayarsak Ahmedê Xanê, Melayê Cizirê, Feqiyê Teyran, Bediuzzaman Said Kurdi (Nursi) ve Cigerxwin, bunlardan ancak birkaçıdır.

Mevlana halid-i Bağdadi İle Kürt medreseleri Nakşibendîlik tarikatının merkezleri haline gelmiş, bu medreselerde tasavvuf önemli oranda artmış ve önemli oranda gönül insanı yetişmiştir. Cumhuriyet döneminde iki adet medrese âlimi yetişmiştir ki bu ikisi Türkiye’de ateizmin öncüsü olmuşlardır. Bunlar Turan Dursun ve Arif Tekindir.

Turan Dursun,8-17 yaşları arasında Erzurum Ağrı ve Muş’un değişik köylerinde daha çok Kürt ve Şafii hocalardan, son iki yılda da Adana ve Konya’da, başta Arap dili olmak üzere, Temel İslâm ilimleri, mantık ve felsefe konusunda eğitim görür. 17 yaşında iken köy imamı olur. 1955–1957 yıları arasında askerliğini yapar, ilkokula gitmediği için Türkçe okuma yazmayı da askerde öğrenir.

Dursun’u bugünkü ününe kavuşturan, 1987 yılından 1990 yılındaki ölümüne kadar geçen sürede çeşitli dergilerde yayınlanan yazılarıdır. Onun bu yazıları daha çok Sosyalist çevrelerin yayın organları olan 2000’e Doğru, Teori, Görüş, Saçak, Sosyalist Birlik, Sosyal Demokrat, Emeğin Bayrağı ve Yüzyıl gibi dergilerde yayınlanır.

Bu yazıları döneminde, sözü edilen çevre tarafından yoğun övgülere mazhar olan Dursun’un, kendilerine derin sevgi ve saygıyla bağlandığı ve onların büyük desteğini gördüğü başlıca üç isim ile yakın irtibat halindedir. Bunlardan ilki o dönemde 2000’e Doğru Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı olan daha sonra Sosyalist Parti ve İşçi Partisi’nin genel başkanı olan Doğu Perinçek; ikincisi Perinçek’le teyze çocukları olan ve Dursun’u Perinçek’le tanıştıran, ODTÜ’de öğretim üyesi ve aynı zamanda Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreteri Gürbüz Tüfekçi, üçüncüsü de, Dursun’nun sıkça yazdığı mektuplarında kendisine “Çok Çok Değerli, Sevgiliden Sevgili Dostum”, “İlhan Ağabey” diye hitap ettiği Amerika’da yaşayan İlhan Arsel’dir.

Turan Dursun’un sözü edilen dergilerde, İslâm’a karşı sert üslupla kaleme aldığı yazılar dindar insanlarca İslâmî değerlere hakaret olarak algılanarak onların tepkisine sebep oldu. Dursun 4 Eylül 1990 tarihinde esrarı hâla çözülemeyen bir terörist saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Turan Dursun’nun başlıca eseri Kur’an Ansiklopedisi’dir.Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki o, klasik İslâmî literatüre büyük ölçüde vakıftır. Kur’an Ansiklopedisi’nde bu konudaki yetkinliğini ortaya koymuştur. O bu çalışmasında, başlıca Kur’anî kavram ve konularla ilgili ayetleri, hadisleri ve kaynaklardaki malumatı derlemiş,mümkün olduğunca şahsi yorumlardan kaçınmıştır. Sonraki kitapları olmasaydı bilimsel ve mükemmel bi kitabı ile anılacak ama bu kadar ünlü olmayacaktı. Turan dursunun dinden nefretini sağlayan sürece baktığımıza bize şu anlatılanlar yardımcı olmaktadır.

Dursun’un köy imamı olan babası, oğlu daha doğmadan onun için kitaplar satın almaya başlar ve onu daha küçük yaşta, “Basra ve Küfe’de bulunmayacak ölçüde büyük bir din alimi” olması yönünde yoğun olarak koşullandırır. Bu amaçla babası onu 7-8 yaşlarına geldiğinde, daha ilkokula gidip okuma yazmayı öğrenmeden, camilerde medrese usûlü dinî eğitim veren hocaların yanına gönderir. Daha küçük bir çocuk olan Dursun kendisinden ileri yaştaki talebelerin eğitim gördüğü bu ortamlarda büyük sıkıntılara maruz kalır: Genelde Türkçe bilmeyen kürt hocalardan eğitim aldığı için öncelikle Kürtçe’yi öğrenmek durumunda kalır. Diğer talebelere göre yaşça küçük olduğu için bir çok açıdan zorluklarla karşılaşır. Temizlik imkanları sınırlı olduğu ve henüz kendisine bakabilecek yaşta olmadığı için bacaklarını zedeleyecek kadar kaşıntıya sebebiyet veren bitlerle boğuşur. Ama her şeyden önemlisi de anne-baba sevgisinden mahrum kalır, çocukluğunu yaşayamaz. Güzel elbiseler içinde oynayan, okula giden çocuk resimlerine imrenerek bakar. Tatil için gittiği memleketinde yaşıtlarıyla “tadına doyulmaz” oyuna daldığı bir zamanda babasının ‘pençesiyle’ yere yuvarlanır

Bütün bu olumsuzluklara rağmen onu büyük bir hırsla okumaya motive eden yegane sebep “Basra ve Küfe’deki alimlerin derecesine ulaşmak, hatta onları geçmek”; en büyük alim olur, en akıllı insan olduğunu kanıtlarsa “başa geçebilirdi”, hatta “cumurbaşkanı” bile olabilirdi. Yine kendi tanımlamasıyla “ne yapıp edip herkesi geçmeyi kafasına koymuş bir yarışçının tutkusu vardır içinde. Tüm varlığını sarıp sarmalayan bir tutku, aşk gibi.”
Öyle görünüyor ki, İslâm adına küçük yaşta, henüz anlamayacağı seviyede aldığı eğitim, ezberlediği kitaplar ve çektiği sıkıntılar, hayatı boyunca onu hedefine ulaştırması bakımından işlevsel olmuştur. Fakat diğer yandan da bütün bunlar hakikatte dini anlayıp kavramasına, Tanrı ile içsel bir iletişim kurmasına hayatı boyunca aşamayacağı bir engel oluşturmuştur. Bundan dolayı onun dini inanç ve anlayışının, aslında hayatının hiçbir döneminde, dinin özü olan Allah’a duygusal yakınlık ve içten bağlılık düzeyine ulaşmadığı anlaşılıyor.

Dursun, “Allah İnancı” konusunu işlerken anlatacağımız, bilimsel olarak nitelediği ilginç bir deneyle Allah’ın da olmadığına karar verir. Bu aşamadan sonra din, şahsiyetinin belirleyici yönlerinden biri olan ve İslâm’a karşı şekillenen “kin, nefret ve saldırganlık” duygularını besler. Bunu kendisi de ifade etmekten çekinmez: “O an bende öyle bir hınç oluştu ki, çünkü o (din, peygamber) benim gençliğimi, çocukluğumu aldı, onun yüzünden çocukluğumu yaşayamadım. Hiçbir hastalığın, kanser AİDS vb. hiçbir felâketin korkunçluğu, dinden gelen korkunçluk kadar korkunç değildir. O dakikadan itibaren dinle savaşa girdim. Bundan dolayı Dursun’un önerdiği dünyada öncelikle dinsizlik olacaktır(buna benzer tespitleri bu forumlarda az işitmedik.)

Arif tekinin de son yıllarda üç önemli kitap yazdığı ve kitapları sayesinde malum bazı çevreler tarafından ödül aldığı görülmüştür. Bu durum bunların ekonomik gerekçelerle tarih ilmini sosyolojik metodolojiyi yerle bir ettiklerini göstermektedir. Turan Dursun yeni metodunu açıklarken kullanmış olduğu cümlelere benzer kelimelr kullandığını görmekteyiz.Ancak Arif Tekin'in kim olduğunu da bilmemiz de yarar var: Arif Tekin medreseden mezun olduktan Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda imamlık yaparken emekliye ayrılmıştır.
Emekli olduktan sonra arka arkaya üç kitap yazmıştır. Bunlar sırasıyla:
1- Kuran'ın Kökeni
2- Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları
3- Sumerler'den İslam'a KUTSAL KİTAPLAR ve DİNLER
Arif Tekin, yazdığı bu kitapların gerekçesini şu sözlerle özetlemektedir. "... Ama sonunda işin mahiyetini anlayınca; insanlığı, çocuklarımız için mutlu bir geleceği... her şeyin üstünde tutmak zorunda kaldım ve ben bu kitabı yazmaya tereddütsüz bir şekilde karar verdim." ( Kur'an'ın Kökeni. ÖNSÖZ. s. 11)
Şu sözleri de Hayri Baltaya telefonda söyledikleridir: "Halka daha fazla yalan söylemeye vicdanım razı olmadığından gerçekleri açıklamaya karar verdim ve bu üç kitabı yazdım..."

Tüm bu anlatılanlar ışığında Kürd medreselerinin Türkiyedeki ateizmin ve islam karşıtlığının yaygınlaşması bağlamında da önemli bir öncülüğe sahip olduğunu görmekteyiz.Bugün Türkiyedeki Ateizmin ve din düşmanlığının tüm tespitleri bu iki medrese aliminin kopyasıdır.Onları aşacak ve kendisi öğretecek düzeyde bir araştırma olmamıştır.Diğer taraftan her iki şahsiyetişn de belirli bir kısım ile menfaat ilişkisine dayanması bu yaptıklarınınticari amaç olduğunu,aslında kendilerinin de belki bazı konulara inanmayabileceğini gösterebilmektedir.


Turan Dursun ne zaman kürt milliyetçiliği yapmış ki anlamadım ben bunu :S