PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : AYET, HADİSLER VE İSLAMİ USÜL CİNSELLİK -I


Mutezile
04-09-2005, 01:53
I-) Hayızlı kadın ve Sabırsız Koca Bahsi
*Kocasının yatağa davetini kabul etmeyen ya da GECİKTİREN kadına tanrı darılır,ve: ''Ebu Hüreyre (r.a)dan rivaytle:Kocası razı oluncaya kadar Tanrı dargın kalır ve melekler sabaha kadar o kadına lanet ederler'' Sahih-i Buhari cilt IxS35-6 hadis no:1337
*Kocasının şehvet gailesini gidermenin kadın bakımından günü, saati ve
yeri yoktur:Her ne zaman, nerede olursa olsun ve hatta iki eli ateşte de
olsa gidermelidir. Çünkü Muhammed: Kadın her ne durumda olursa olsun, velev ki ocak başında bulunsun, DERHAL erkeğin cinsi münasebet davetine
icabet etmelidir'' diye emretmiştir.Ebu Ali talik b. Aliden rivayet bkz:Riya
züs-Salihin I, 325.Ayrıca A.R.Demircan
*''...Aybaşı (hayız) halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yanaşmayın. Temizlendikten sonra,Allahın size buyurduğu yoldan yaklaşın...'' (Bakara suresi, 222) KURANIN bu apaçık yasağına
Muhammed (s.a.v) KENDİSİ hiç uymamıştır:a) Ümmi Selemeden rivayet:
''Tanrı elçisi ile bir abaya bürünerek yatıyorduk. Derken adetimi gördüm.
hayza mahsus elbisemi giydim.-Adetinmi geldi dediler?Evet dedim. Muhammed beni çağırdı ve saçaklı kadifenin altında kendileriyle yattım''
Sahih-i Buhari cilt I -221, hadis no:206. b)Ayşe'den rivayet:22Tanrı elçi
si ile birlikte her ikimizde cünup iken bir kaptan yıkanırdık. Adet gördüğüm
de onun emri ile altıma futa (altlık) bağlardım. ben hayız iken teni tenime
dokunurdu'' Gazali İlyahü..D. cilt II S.131 c)Yine Ayşe'den rivayet:''Biz eş-
lerinden biri adet gördüğü zaman Allah resulü adet gören eşine altlık giy-
mesini emreder, sonra onun memelerine yönelirdi.'' Sahih-i Buhari I, S 222 hadis no 208. d)Ayşe'den rivayet:''ben hayız iken Nebi-i Mükerrem
başını kucağıma yaslar, Kuran okurdu..Onun başını hayızlı iken tarardım''
Sahih-i Buhari Muhtasarı I, no: 219-220.
Hayızlı (adetli) kadınlara yanaşma metoduna ek olarak son hadis İmam Gazali ve İbn-i Abidin'den aynı sened ve aynı metinle:''Koca hayızlı durum
da bulunan karısından, iki eliyle tenasül aletini tutup istimna etmesini iste
yebilir;onun vücudunu elbisesinin altından okşayıp zevk alabilir, yeter ki dühul etmeye...''
II-)Mastürbasyon (El ile istimna) Bahsi
El ile istimnanın GÜNAH olduğunu İbn Abbas, Muhammede atfen bildirir.
Senedi ve metni sahih olan bu hadisi İmam Gazali, İlyahüd- D. cilt II, 80
de buluyoruz. Bakalım İbn-i Abbas neler naklediyor:''Muhammed kendisi-
ne başvuran bir gencin: Ziandan korunmak için el ile istimna ediyorum,
bunda günah var mıdır? sorusuna:''Yazıklar olsun sana, bu bir çirkin harekettir. gerçi zinadan ehvendir...şehveti gaalib gelen bekarlar 3 kötü-
lük arasında tereddüt ederler. Bunların en ehveni cariye nikahlamak, ki
burada doğacak çocuğun köle olması vardır; bundan ağırı el ile istimna;
en ağırı da zina etmektir'' şeklinde yanıt vermiştir.
III-) Oruç İken Cinsellik Bahsi
Önce Ayete bakalım:''Oruçlu olduğunuz günün gecesinde karılarınızla buluşmanız, size helal edilmiştir.. Allah bildiki nefsinizi yenemeyecek, sabr
edemeyecek bir iştir işleyeceksiniz. Bu yüzden tövbenizi kabul etti, sizi ba
ğışladı. Gayri (kadınlarınızla) buluşun'' (bakara suresi 187). Önceleri rama
zan ayı boyunca cinsellikten men ettiği cemaatin kadınsız kalamayacağını
anladığı için yukarıdaki izni çıkarmıştır. Ömer'in bizzat muhammede bu
konuda ricası kayıtlara geçmiştir. Ayşe'den rivayet:''Peygamber oruçlu iken kadınlarını takbil (öper) eder, mulamese (temas) ve muaneka (sarılıp
sevişme) buyururdu.'' Sahih-i Buhari cilt VI S 273. Hadis:916..Yine senedi
Ayşe ve Abu davuda rivayetle:''Tanrı elçisi oruçlu iken beni öper dilimi emerdi'' sahih-i Buhari Muhtasarı ve al-Katib'te bölüm VII, S 427.
IV-) Oruç İken Cinsellik Bahsi'ne DİYANET FETVASI
Diyanet gazetesi-yıl 1970 Sayı 3. Sayfa 14'den alınmıştır. (Midenizin kalkmaması temennisi ile-mutezile): Orucu bozup kazayı gerektiren şeyle r :ÖLÜ ile ve HAYVANLA yapılan münasebette İNZALİN vaki olması. Kaza ve kefareti gerektiren haller: Oruçlu olduğunu bilerek DİRİ bir insan ile HANGİ YOLDAN OLURSA OLSUN münasebette bulunmak -inzal vaki olsun veya olmasın farkı yoktur''

..sürecek..Bir Talcid ya da pasiflora bulayım önce(mutezile)

Mutezile
05-09-2005, 14:35
Birinde de aynı metinle yazdığım bu yazı üzerine aldığım cevabı ben çok beğendim:''Arayan bulur ama, senin mevlayı aramadığın belli...

Devam et,

Morötesine ordan da karbon atomuna doğru olacak olan seferine az kaldı...
Aramana devam et,

Prophetic; sınırı çok aştın!!!
VE:
Pasiflora propethici öttürecek gerçek kemâlât beton kemâli yıkacak Hakk gelecek bâtıl

--------------------------------------------------------------------------------

Sen benim cevabımı anladın, başkalarını kandırmaya çalışma, kendini de inkar etme, kendini ele verdin.

Senin bütün sorularına cevap vereceğim. Zannetme ki hazırlık yapıyorum. İşlerimden vakit bulduğum zaman sorular cevapsız kalmaz.

Mutezile
05-09-2005, 15:54
''Fe vakaa fi kalbi şehvetü'n-nisai fe eteybü ba'ze ezvaci fe esabtuha''
(Yani: Kadınların şehveti yüreğime düştü, onun için gidip karılarımın kimileri ile cinsel birleşimde bulundum.) Ahmed İbn hanbel, Müsned Cilt 4
S.231... Ashabla otururken yoldan geçen güzel bir kadını görmesi üzerine
içeri girer ve bir süre sonra banyo yapmış olduğu halde yatak odasından
çıkarken:''Noldu Ey Muhhamed?'' diye soran sahabiye verdiği yanıttır.
''Hübbibe ileyye mined'dünya e'n-nisaü ve't-tibü'' (Dünaydan bana kadınlar
ve kokular sevdirildi) Nesei,Kitabu Işreti'n-Nisa.36/1 C7.Syf:61 ve sened ve aynı metinle Hanbel/Müsned C3 S 128,199,285...(Raviler:Abdullah;
Abu Sena Abdurrahman bin mehdi; Muaviye (ibn Salih); Ezhar bin said;
Abu keyşe Elınmari'den...)

Hz. Ayşe'nin feveranı:
1-)''Etehibü'l-meretü nefseha (hangi kadın MEHİRSİZ kendini peygambere armağan edermiş?) Buhari-Kitabu tefsiri'l-Kuran/
2-) Peygamberin karılarından dilediğinin 'NÖBET' sırasını öne alabileceğini,
dilediğinin sırasını geciktirebileceğini anlatan Ahzab suresinin 51. ayetinin
inmesi üzerine:''Ma era rabbeke illa yüsariu fi hevake'' (Senin tanrının yal
nızca senin HEVAN(Heva: Nefsin Şehvete olan eğilimi-Rağıb'ın El-Müfredat
ında) için koşuşturduğunu görüyorum.Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih'ten..

Bu girizgahtan sonra kadınlarla nasıl halvet olunur, olunmalı bir bakalım:
*''Biriniz eşiyle cinsi münasebette bulunduğu zamaneşi ile kendisinin arkasına bir örtü alsın. Eşler iki vahşi eşek gibi örtüden büsbütün arınma-
sın'' (Çırılçıplak sevişmek eşeklere mahsustur) Buhari e's-Sahih'den alan
Ali R. Demircan.
*''Örtü alınmayack olursa işe şeytan karışır ve doğacak çocuğun üzerinde
şeytanların ortaklığı olur'' Darekudni ve taberi'den aynı metin ve aynı senedle alan A.R.Demircan.
*''İçinizden biriniz münasebette bulunacağı zaman karısına hayvan gibi
çullanmasın; öpüşsün, şehveti tahrik edici sözler söylesin'' Ebü ed-Deylemi
nin El-Müsnedü'l-Firdevs'de Eneseten rivayet. Gazali; İlyahu-Ulumid-Din'de
aynı metin ve senedle C.I 129-130
*''Sizden biriniz cinsi münasebette bulunduğu zaman eşinin cinsel organına
BAKMASIN. Zira cinsel organa bakma KÖRLÜĞE sebep olabilir''. Feyzül-
Kadir'de İbn-i Asakirden rivayetle alan A.R.Demircan
*''İçinizden biriniz kadına yaklaştığı zaman eşekler gibi çıplak olmayın, in
zal (boşalma) zamanı yaklaştığında başınız bir örtü ile kapatıp tekbir geti-
rin, altınızdaki kadına 'ağır ol' diye seslenin'' Gazali, İlyahü-d D.II-129
*''Sünnet erkekler için sünnettir, KADINLAR içinse onurdur'' Ahmed İbn
Hanbel, Müsned, 5/75 (Kadınların sünnet edilmesi konusuna onay veren
Muhammed (s.a.v) CİNSEL ZEVKİ AZALTACAĞI endişesiyle, 'çok ileri gitmeden' sünnete ruhsat vermiştir. (Pek az bilinen hadislerdendir..).
*Eşcinsellik suçu işleyenler için 'Yakılsın', 'Üzerine duvar yıkılarak öldürül-
sün' ve nihayet 'Yüksek biryerden taşla bağlanıp aşağı atılsın' ya da RECM
(taşlanarak öldürülsün) SEÇENEKLERİ sunar İSLAM FIKHI... Kitabu'l-Fıkh,
Ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, 5/41 ve Tirmizi, Kitabu'l-Hudud/24 1456 nolu hadis.
*Bakara 223:'' Kadınlar sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz YERDEN girin
İstikbal için hazırlıklı olun.Allahtan sakının.'' Ayette ki YERDEN kelimesi
'enna' nın karşılığı olarak çevrilir (Fahruddin Razi 6/69). Mümin suresi 5. ve 6. ayetlerde de bu serbestlik vurgulanmaktadır.
Taberi ve Sabuni tefsirlerindeki yorum farklıdır:''Yahudiler, bir insan karısıyla arkadan yanaşarak vajinaya girerse, doğan çocuk şaşı olur derlerdi. Onların bu görüşlerinin doğru olmadığını dile getirmek için bu ayet indi''. Nitekim hadislerde de ters ilişki kınanıyor ve İslam fıkıhçıları ta
rafından büyük günahlardan sayılıyor. Ama kendi karısı DIŞINDAKİ bir kadınla ters ilişkiyi zinadan saymayanlar var..Bu mevzu bahsinden iki hadis:''Karısına arka organdan temas eden kişi mel'undur;'' VE ''karısına ters yoldan temas edene Allah rahmet nazarıyla bakmaz''.. Bu hadis ve
yorumlara rağmen Fahruddin Razi'nin tefsirini kabul eden ve izleyen pek
çoktur. İlginç bulduğum son bir hadis:''Kadına arkadan yaklaşıpta önden
isabet ettirmenin helal olduğu,bu erkek kullarına tanrının müjdeler yolladı
ğı''nakledilir. İbn-ü kesir'in Tefsir-ul-Kur'anil-Azim'den alan A.R.Demircan
I, 182 ve diğer...

Mutezile
07-09-2005, 11:25
Usame bin ladin'in akıl hocalarından ve 11 eylül saldırılarının fikir babası
olduğu bilinen Abdullah Azzam fetvası:''Eğer hedefe ulaşılacaksa, Müslüm-
an kadın ve çocukların ölmesi de kaçınılmazdır'' (1988-Filistin)

Aliminyum
07-09-2005, 12:48
Mutezile son zamanlar belden aşağı vurmaya merak saldın derdin ne? İslamın cinsel hayatı nasıl düzenlediğini biz müslümanlar biliyoruz sen de bunları ateist kardeşlerinle paylaşarak bunları okuyup okuyup "Ne terbiyesiz" bir din mi diyeceksiniz yoksa amacın bizim güya bilmediğimiz yönleri bulup gözümüze sokup da "Bakın ne terbiyesiz bir dininiz ve ne kadın düşkünü bir peygamberiniz var" mı diyeceksin?

Elbetteki olguları değerlendirme kabiliyeti olguların salt yüzeyselliği ile sınırlandırıldığından hadisteki "Sevdirildi" ifadesi Mutezileyi ilgilendirmez.
Peygamberin kadınlara ilgi duyması (ki her sağlıklı normal erkekte olması gereken birşey, neden Peygambere çok görülür bilinmez) peygamberin itibarını zedeleyen birşey olarak görülür.

En kötüsü de "Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi, kadın, güzel kokudan sonra yani hadisin sonunda "...ve gözümün nuru NAMAZ" bölümü atlanır ve peygamber dünyada sadece güzel kokuyla kadını seviyormuş başka şeyler onu ilgilendirmiyormuş gibi görülür ve gösterilmeye çalışılır.

Ayette kadınların tarla diye nitelendirilmesi kadınlığı aşağılar mahiyette algılanır ve ayetin sonundaki "Yaklaşın" ifadesi "GİRİN" diye çarpıtılarak Kuranı da cinselliğe dayandırılmaya çalışır.

Ve ateist mantığı böylece işleeer gider. Kendi kehanetini gerçekleştirmek diye birşey var iletişim psikolojisinde. Mutezile nin bahsettikleri ile daha doğrusu bahsettiklerinin sonunda vardığı (gizli de olsa) yargı ile birebir uyuşuyor.

Mutezile
07-09-2005, 14:11
''Mutezile son zamanlar belden aşağı vurmaya merak saldın derdin ne? ''
(alüminyum). Belden aşağıya vurma deyimi: belden aşağı konulardan bah
setmek anlamına GELMEMEKTEDİR. Box kurallarını hatırlayacak olursan, o meyanda, kemer altına vurulmaz anlamından alınmadır. Deyimler sözlüğü anlamıyla ise mertçe olmayan bir eylem içinde olmak anlamına gelir ki; bu tür şirretçe sözleri HER ZAMAN sahibine iade ettiğimi, SENİN daha önceki her türlü akıl ve endaze yoksunu 'HOŞT' küfründen hatırlama
n gerekirdi. Bana yüzeysellik isnad eden muhterem Alümünyum Buhari ile olan KENDİhesaplaşmasını da unutmuş görünüyor. Kurandan sonraki mütevatır yazılı kaynaklara bühtan etmek yüzeyselliğin daniskası değilse, ne? ''Ayette kadınların tarla diye nitelendirilmesi kadınlığı aşağılar mahiyette algılanır ve ayetin sonundaki "Yaklaşın" ifadesi "GİRİN" diye çarpıtılarak Kuranı da cinselliğe dayandırılmaya çalışır.'' (alümünyum). Bu paragrafı da aktardım ki, sırf lakırdı olsun diye nasıl paragraf doldurulur, etrafta talebe varsa, bu işin üstad-ı muaazzamı Alümünyum abilerinden feyz alsınlar..
Benimle ilgili psikolojik tahlil yapma teşebbüslerin daha önce de olmuştu.
Haddini aşarsan çok sert cevaplar alırsın-öyle iletişim psikolojisinden dem
vurmak gibi racon kesmelere pabuç bırakılmıyor, malum.
''Mutezile nin bahsettikleri ile daha doğrusu bahsettiklerinin sonunda vardığı (gizli de olsa) yargı ile birebir uyuşuyor.''(alümünyum). Benim herhalde bilinçaltımı okuduğumu falan düşünüyorsun;yazıda en ufak bir yorum olmadığına göre.SADECE nakil yapıldığına göre. Şu benim -gizli-
yargım neymiş mertçe yaz da bir düşünelim bakalım Alümünyum.
Anlaşılan seni rahatsız eden başka bir şey.Tamam adını mertçe koyalım:
Benim yazdıklarımı, aktardıklarımı inanan kesim-kısmen- biliyor tabii..
Bilmedikleri konuları da şeyh ve tarikat yurtlarında, ev sohbetlerinde
feyz niyetine dinliyorlardır. Zannımca seni ASIL rahatsız eden bunlardan
habersiz İNANMAYAN insanların, İslamın derinliklerinde yatan şeyleri öğr
enmeleri. İslam hakkındaki görüşlerinde 'beda' oluşması. İslam bir güneş
ise ve bütün müminleri aydınlatıyorsa, BALÇIKLA sıvanamayacağına göre
1) Ya hazımlı, uslu çocuk ol. Feryad-ü figanı bırak
2) Adam gibi ortaya çık. Mutezile senin iftiralarından bıktım vs. vs de..
Bunun 3. yolunu yeğliyorsun: Cevapsız kalmasın diye birşeyler karalıyor-
sun. Hoş bu yazdıklarınla vicdanen rahatlıyor ve gece daha rahat uykuya dalıyorsan- görevini yerine getirmiş olmanın verdiği huzurla- bu zırvaları da okumayı göze alırım. Sen yine de önce bir kendi iç sesini dinle ve sor:
''Beni asıl rahatsız eden şey ne'' de.. Ve kendine karşı bari içtenlikli ol

Aliminyum
09-09-2005, 13:56
Beni rahatsız eden şey ne?
Sizin anlattıklarınızın ve anlattıklarınız sonucu vardığınız çıkarsamaların doğruluğu ve bu doğruların benim İslami kabullerimle çelişmesi mi?
Hayır.
Beni rahatsız eden bu sitedeki Mutezile vs. gibileri kaynakları çarpıtıp olgular sonucu vardıkları çarpık çıkarsamaların zihin bulandırıc ve yıkıcı etkisinin tehlikesini bilmem ve bu tehlikeden sizin anladığınız manada cahil oldukları için İslam hakkında yeterli bilgi ve değerlendirme kabiliyetinden mahrum saf Müslümanların zihninin bulanabileceği. İftira ve çarptıma mantığı her zaman aynı işlemiştir. Saf olanı her zaman bulandırır. Eğer iki tane saf Müslüman sizin bu çarpıtmalarınızı "Bak işte adamların soruları ve iddiaları cevaplanamamış" diyecek olsa bunda bilen müslümanın mesuliyeti vardır.

Turan Dursun zamanında kale alınmadı. O kadar bilmesine rağmen bildiklerini değerlendirme kabiliyeti (Ki bunun bilmekle hiçbir alakası yoktur) o kadar çarpıktı ki aklı başında hiçbir Müslüman Turan Dursunu muhatap bile almadı. Zamanı geldi Turan Dursun faili meçhul bir şekilde öldürüldü ve bu iş Müslümanlara ihale edildi o zamandan sonra Turan Dursunun çarıklıkları prim etmeye başladı. İnsanlar bu çarpıklıklara kurtarıcı dal gibi sarılmaya başladılar ki tek gerçek bunlar zannedildi. Keşke dönemin Müslümanları Turan Dursuna iki çift laf edip onu sustursalardı da (Ki susmayacağı da belli çünkü sofistike zihniyetlerin sustuğu asla görülmemiştir) hiç olmazsa Turan Dursun takipçileri "Vay be adam öyle şeyler söylemiş ki karşısında gık diyen bile olmamış" hezeyanına kendisinikaptırmasalardı. Çünkü tahrip kolay.

Seninle benim dalaşım ben siteyi terketmedikçe bitmez Mutezile. Ne zamanki bıkarım harbiden yorulurum o zaman giderim sen de rahat rahat hezeyan borunu öttürürsün.

Mutezile
09-09-2005, 14:25
Ben bunları islami sitelerde de yazıyorum. Senin bu sitede varlığın, REDDİ
YELERİN'in zaten benim için bir kıymet-i harbiyesi yoktur.
''İftira ve çarptıma mantığı her zaman aynı işlemiştir. Saf olanı her zaman bulandırır. Eğer iki tane saf Müslüman sizin bu çarpıtmalarınızı "Bak işte adamların soruları ve iddiaları cevaplanamamış" diyecek olsa bunda bilen müslümanın mesuliyeti vardır. '' (-alümünyum-). İftira ve çarpıtma ile
ilgili çirkin BÜTÜN lafları aynen iade ediyorum. Zaten senin daha medenice
iki laf ettiğini gören var mı, şüpheliyim. İslami sitelerdeki bir çok kişiyle kıyaslandığında KÜFÜR ve iptidai REDDİYELER döşeme konusunda YAYA kalırsın sen..Bir bilsen cihet-i İslamiye'de ne reddiyeciler, ne cevherler var.. Dolayısıyla ha bu siteye gelmişsin ha gelmemişsin, senin sorunun. Yerini dolduramayacaklarından mı endişe ediyorsun? Komik olma. Sen burdayken değilken de benim Rahatım yerinde, meraklanma. Pabuç bırakacak olsaydım İslami sitelerde AYNI makaleleri yazmazdım.
''sofistike zihniyetlerin sustuğu asla görülmemiştir'' -alümünyum-. Burada
'lügat parçalayım' derken halt etmişsin; sofistikeyi artık nerden duyduysan
bu cümlede senin kasttetiğin anlamı ifade etmiyor. Cehaletini biliyordum senin, ama boyutları ürkütücüymüş be dostum. Hiç mi kitap karıştırmazsın ZİRA:'' Keşke dönemin Müslümanları Turan Dursuna iki çift laf edip onu sustursalardı da (Ki susmayacağı da belli çünkü sofistike zihniyetlerin sustuğu asla görülmemiştir) hiç olmazsa Turan Dursun takipçileri "Vay be adam öyle şeyler söylemiş ki karşısında gık diyen bile olmamış" hezeyanı na kendisini kaptırmasalardı.(alümünyum)''. Dönemin müslüman
tayfası ALİ BULAÇ, HATEMİ, İsmail NACAR, sÜLEYMAN aTEŞ (ESKİ diyanet
işleri başkanı); Edip Yüksel, Diyanet işleri bilirkişileri, islam enstitüleri ve İlahiyat hocalarının TAMAMINA usulü tefsir, Fıkıh, Usül-ü hadis, Arapça gr
amer, Fush-a Sahih arapça bilgisi öğretmiştir. Hepsineküfür ve reddiyeleri ni yedirmiştir. Canlı yayınlara çağırdığı islam pehlivanları (T.D'un deyimi), fellik fellik minderden kaçmıştır. Nice 'MUKALLİD' bu yolda yaya kalmıştır.

Aliminyum
10-09-2005, 13:31
Turan Dursun'un karşısına çıkanlar diye verdiğin isimlere bak. Ali Bulaç hariç hangisi adam ki onların? (Şimdi zıpla hemen onları bana karşı savunmaya, onlar yıllarını bu işe vermişler de sen kim oluyormuşsun da diye) Kabul et hocam. Turan Dursun'un en büyük şansı karşısına polemik ve diyalektik kabiliyeti olan bir Müslüman İlim Adamının çıkmamasıdır. Bu yüzden prim yapmıştır Turan Dursun.

Bir de fellik fellik minderden kaçmışlar ha? Yapın adamınızın reklamını, devran sizin.

Kurban
10-09-2005, 21:05
İStediğiniz ip yi banlayın,az kaldı geleceğiz...

Mutezile
10-09-2005, 21:07
Kurban'a cevap: Xtir ol git, gurban...

Mutezile
10-09-2005, 22:21
''Turan Dursun'un karşısına çıkanlar diye verdiğin isimlere bak. Ali Bulaç hariç hangisi adam ki onların?'' (Alümünyum)..Çocuk haklı. Ortada adam
ya da delikanlı gören var mı alümünyum'dan başka? Belagat, diskur yete
neği, dehşet bir bilgi dağarcığı, İlim-İrfan sahibi-hepsi var Alümünyum'da evelallah.. Eminim SENİN adam yerine koymadığın Zevat; SENİ adam yerine kesin koyardı senden haberleri olsaydı.Bu arada İMAM BUHARİ'NİN karşısına KAYNAK diye çıkardığın Mahmut Ebu Reye noldu? Muhteremden bahsetmez oldun? Yaşıyor mu böyle birisi? Ya da hiç yaşamış mı? Ben hala bu adamla ilgili bir KAYNAK bulama dım. Merhum İmam Buharinin kemiklerini sızlattığınla kaldın.''Turan Dursunun'' en büyük şansı karşısına polemik ve diyalektik kabiliyeti olan bir Müslüman İlim Adamının çıkmama sıdır. (Alümünyum) Turan Dursunun karşısına çıkanlar ve AKIBETLERİ:
Hepsinin aynı olmuştur. Aralarında iki diyanet işleri başkanı da vardır. Süle
yman Ateş'in durumu ilginçtir. Zira oda Kütub-u Sitte ve temel kaynaklara
hilafen Şakkı kameri savunurken SENİN yaptığını yaptı ve çürük, saygın
lığı tartışılan isimler ortaya attı. Süleyman Ateş'in 'kaynakları': İzzet Deruz
e; ve el-Kasımi. Senin Mahmut Ebu Reye ile yarışır bunlar..Ateş temel kay
naklardan bihaber miydi? Hayır.Onları en az Turan Dursun kadar iyi biliyor
du. Ama Şakk-ı Kamer bahsinde köşeye sıkışınca çareyi İlimden, ve bilim ahlakından uzaklaşmakta buldu.

Ali Bulaç: Seninle aynı kaderi paylaştı. Buhari ve Müslimde kadını aşağı
layan hadislerle ilgili şunları söylemek gafletine düştü:''Senedi sahih olan
hadisin metni müphem olabilir; Hadis, kuranla, akılla, diğer hadislerle çelişiyorsa sağlam değildir.'' Bu zırvaları yumurtlayan Bulaç'a Turan Dursu
ndan yanıt: Kütub-u Sitte, Buhari ve Müslim'in e's-Sahihleri hakkında malu
mat; 7 derecenin 1. si olan veKurandan sonraki en sağlam kaynaklar oldu
ğunu bir çok temel kaynakla göstermesi. Hadis Usülü: Zabt+İttisal+Adalet
koşulları (Ali El Kari'den hadis usülü bilgileri). islamın kadına üstün haklar verdiği zırvasına 1 sayfalık temel kaynaklardan örneklerle cevaplar...
Nacar, Edip Yüksel, Hatemi vb vb hepsi bükemediği bileği..biliyorsun naptılar.
'' Turan Dursun'un en büyük şansı karşısına polemik ve diyalektik kabiliye ti olan bir Müslüman İlim Adamının çıkmamasıdır.''(Alümünyum)
Senin anlamadığın ne biliyormusun? Laf ebeliği yapmakla, mesela Dilipa
k çok iyi yapar/kİ Seninde gayretlerini takdir ediyorum-Bilgiye erişmek, onu doğru yorumlamak ve nihayet doğru kullanmayı AYNI KEFEYE koyma
nın yanlış olduğu. Turan Dursun defalarca tüm Türkiye'ye yazılı ve görüntü
lü basının huzurunda, İsteyen islam bilimleri uzmanıyla temel İslami konu
ları tartışmak istediğini yazdı. Hepsi köşesinde sessizce sinmeyi tercih etti.
Öldükten sonra Reddiye yazanlar çıktı. Alıp Karşılaştırdım. Sağlam/Acark-an ekürisi mesela. Adamlar Temel kaynaklarda YAZILI VE SABİT OLAN
HERŞEYİ İNKAR EDİYORLAR islamı 'kurtarmak için. Okurken insan üzülü
yor. Koca koca adamlar bunlar, ayıp yani resmen. Cahil halktan başka bunları kim ciddiye alır ki zaten?

Aliminyum
11-09-2005, 14:49
Taktı Mahmut Ebu Reye'ye. İronilerinin hiçbirini iddia etmedim Mutezile o yüzden bana yakıştırdığın şeylerle kendini komikleştirme çabalarından vazgeç.

Diyalektik laf ebeliği öyle mi? Bu yaştan sonra da adama "Git öğren de gel" denmez ki. Ne diyim ben sana? Retorik okumadın mı sen hiç? Okumadıysan hemen google'dan sorgulamaya kalkma okumakla öğrenilebilir olmasına rağmen okumakla kavranabilir ve uygulanabilir bir özelliği yok retoriğin. O yüzden bence s en uzun bir süre Kant gibi sessizliğe gömül ya da herakleitos gibi çekil bir ormana inzivaya Logos'la harmonia için uyum sağlamaya çalış sonra dön Aristo amcamıza güzel bir Grekçe öğrendikten retorik eğitimine başla. Kavramanın, yani "Orada Olma"nın, bilmek ve öğrenmekten farkını ve derinliğini sindirdikten sonra yalınkılıç atıl münazara meydanlarına.

İmdi gelelim Turan Dursun karşısına çıkan Din adamı etiketine sahip zevat-ı zerzevatın konumları itibariyle ne ettiklerine.

İddia: Ali Bulaç Turan Dursun karşısında madara olmuştur.
Delil: Falan TV programı, filan söyleşi, feşmekan münazara.
Sonuç: 1) İslam, Turan Dursun karşısında madara olmuştur.
2) Hayır efendim Turan Dursun karşısında dut yemiş bülbüle dönen İslam değildir. Ne münasebet? Madara olan Ali Bulaçtır. Ali Bulaç İslam değildir. Ali Bulaç Mardinli, Müslüman, bilgili, lafı sözü dinlenir bir Müselman kişidir.

Hangi sonucu kabul etsem acaba?
Mutezile samimi cevap istiyorum? Ali Bulaç Efendi ile Turan Dursun Efendinin münazaraları sonucunda Ali Bulaç'ın veya Süleyman Ateş'in madara olduklarını gördüğünde ne hissettin? Tuttuğun takımın rakip kaleye gol atmasından daha yoğun birşey hissettiysen onu söyle.

Çok merak ediyorum. Zamanımızda Turan Dursun ayarında mürted bir ateist varsa karşısına kimler çıkabilir?

Zekeriya Beyaz oalbilir mi? Mutezile bile "Peh" der. Evet katılıyorum Mutezile; Peh.
Yaşar Nuri oalbilir mi? Mutezile'ye göre olabilir bana göre hayır. Çünkü Yaşar Nuri Din-i Mübin-i İslam'ı münazara ortamında konuşma liyakatini kaybetmiş bir Belam'dır.
Diyanet İşleri Başkanı Bilmem ne Bardakoğlu olabilir mi?
Hayır. Neden? Sistemin adamı İslamın adamı değil.
Süleyman Ateş? Geçiniz.

Peki kimi geçirelim?

1) Mustafa İslamoğlu
2) Ali Ünal
3) Fethullah Gülen (Tüm imkansızlığına rağmen yazdım, keşke Fethullah Hoca onların seviyesine inseydi de karşılarına çıkıp 10 dakikalık işleri olduğunu gösteriverseydi)
4) Mevdudi (Rahmetli Tefhim müellifi ile karşılaşsaydı Turan Dursun acaba neler olurdu? Mesela Mutezile buralarda koltuklarını kabarta kabarta "He he he bizi kimse yenemez" tafralarına girebilir miydi?
5) Vehbe Zuhayli (El Ezher profesörü, aha bak kürsü delisi Mutezile, Zuhayli kürsü sahibi, üstelik Ezher'de. Keser mi seni, yetinir misin)

6) Ve nihayet Aliminyum :) Şakaydı. Bana uzak Şeytanlarına yakın olsunlar.

Ah keşke bunlar olsaydı. Ama olmaz. Neden? Aynı dil konuşulmuyor da ondan.

Mutezile
11-09-2005, 19:16
İhyau-Ulumu'd-Din adlı yapıtında sahabin zahidlerinden olan Abdullah b.
Ömerin rivayeti olarak: Muhammedin SINIRSIN bir şehvet gücüne sahip olduğunu belirtmek için, ORUÇLU zamanlarda ve genellikle akşam vakti
yemekten sonra ve çoğu kez namazdan önce CİNSİ MÜNASEBET İLE İFTAR ettiğini sora yıkanıp namaz kıldığını nakleder ve bunu tüm müslüm-
an erkeklere ''uygulanmak gereken güzel bir örnek'' olarak takdim eder
Gazali/ İhyau-ulum.. cilt II S 79.. Demek ki orucu açarken sünnet neymiş?
Hurma ya da zeytine değil kadınla açmakmış.

hyt
16-09-2005, 23:55
E güzel insan bu kadar savsata yazmışsın...
Biz müslümanları ne bu savsatalar bağlar, ne bir kişinin yazıları bağlar, ne de bir rivayetten alıntılar bağlar. Bizim ilgilendiğimiz ve ölçü aldığımız sadece
ve sadece Kuran-ı Kerim'dir.

Senin bu yazdıklarını ilk kez senden duydum. Ve Marmara üniversitesi ilahiyat projesörlerinden biri şu sözü söylemişti.

"Ne benim dediğime inanın ne de başkasının dediğine inanın, açın Kuran okuyun O'na inanın"

Ötesi varmı...

Mutezile
17-09-2005, 00:11
Beğenmediğin Safsata dediğin yazının içinde Kuran ayetleride vardı. İnsan
ın kendi kitabına safsata demesi için senin gibi okuma özürlüsü olması gerek. Bu zaten senin cemaatinin ortak sorunu: OKUMA ENGELLİSİSİNİZ. Yukarıdaki kaynaklardan bir şey anlamamana da şaşmadım. Halbuki onlar en temel İslami kaynaklar. Seni bağlayıp bağlamaması kimi ırgalar. Hitap ettiğim sen değilsinki.Senden onay, kabul beklemeyen mi var? Azcık okuma kültürü olanlara benim lafım, sen niye üstüne alındın. Öyle anlamadığın şeylere niye burnunu sokarsın. Git sohbet evlerine şeyhlerin, mollaların sohbetini dinle. Eleştiriyi bunu yapmayı bilenlere bırak kardeş.
Oku da bak sevgili yaşar Nuri senin Kuranına neler yapmış:
''Erkekler kadınlara üstündür'' (Bakara, 228).
''Aranızdaki üstünlüğü unutmayın'' (Bakara 237).
''İki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına bedeldir'' (Bakara, 282)
''...erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler.İyi kadınlar gönülden boyun eğenlerdir... Serkeşlik (itaatsizlik-hırçınlık) etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa, aleyhlerinde yol aramayın'' (Nisa, 34)
''Kadın kaburga kemiği gibidir, doğrultmak istersen kırılır'' (Gazali; Kimya'yı Saadet)
İslamı -her ne bahasına olursa olsun- yüceltmeyi şiar edinmiş olan biraz mürekkep yutmuş tayfanın, bunlar ve bunlara benzer nice ayeti tanrı kelamı diye insanlara yutturma gayretkeşliği; zaman zaman ikiyüzlülük, riya ve çaresizlik bataklığında son bulmuştur.
Vereceğim örnekler neredeyse cemaat önderi sayılan 2 zata aittir. Hüseyin hatemi: kendisi rahmetli Turan Dursunun hayatta olduğu günler-
de ''Fektullu enfüseküm'' (Bakara, 54) çerçevesinde gelişen bir tartışmada
Turan Dursuna cevap niteliğinde bir yazıyı kaleme alır ve tefsir eleştirisi yapar.Karşılığında Turan Dursundan sevabına Usül-ü tefsir dersleri alır.
(28.1. 1990 tarihi) Rahmetlinin hatemiden herhangi bir ücret taleb ettiğine
dair 'sahih & mütevatır bir kaynağa' sahip değiliz. Örneğin ikincisi ise yakın zamanda parti kurarak ülkeyi kurtamaya soyunan Y. Nuri öztürk'tür. Öztürk'ü iyi anlamak için ''Ehlibeytin annesi:Hz Fatıma'' adlı 185 sayfalık hacıyağı ve gülsuyu kokan eserini okumak yeterlidir.
I-) Hüseyin HATEMİ: ''Yazıkki yalnızca islam düşmanları değil islama bağlı
görünen bazı kişilerde ev reisi olan kocanın, karısını dayakla eğitmek hakkı olduğunu öne sürerler. Mayıs 1978 yılında Yeniköyde düzenlenen 'Türk toplumunda kadın' seminerine kadar bu konuyu (Nisa, 34), zihnimde çözememiş, hatta daha önce Üniversiteli kadınlar Derneği beni konuşmaco olarak çağırmış ve pera-Palasta düzenlenen ''İslamda Kadın'' adlı konuşmadan önce, henüz çözememiş olduğum bu konuda soru sorulmaması için D U A E T M İ Ş T İ M. Duam kabul edildi ve konuşmamdan sonra dinleyicilerden bu minvalde bir soru gelmedi.''
(Kadının çıkış yolu-İşaret Yay.istanbul 1990/ sayfa 38 )
2)Yaşar N. ÖZTÜRK: Nisa suresi, 34'ü 1994 senesinde kaleme aldığı Kuran
Mealinde (Hürriyet ofset, 1994 baskısı) şöyle türkçeye çeviriyor: ''...Sada-
kat ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra yatakları ayırın...... ve nihayet d ö v ü n''
Aynı Yaşar Nuri 1999 senesindeki yeni baskısında Türkçe mealden 'd ö v ü n' emrini çıkartmıştır(!). yeni Boyut yayınlarından çıkan bu baskısında
Nisa, 34 ayeti şöyle son bulmaktadır:''.....Öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, ve nihayet onları evden çıkarın başka yere gönderin! Saygılı davranırlarsa aleyhlerinde başka yol aramayın.
Allah Kelamı olduğu ileri sürdükleri, 7 kıraat üzerine inen, bütün ilimleri içinde barındıran bir Kitaba hakeret eden kimdir? Bir kelimesinin bile değişmesini bırakın, 1 harfinin bile değişmeden günümüze geldiği öne sürülen Mushafı,Yaşar Nuri çağdaş türk kadınına cezbedici hale getirmek için nasıl değiştirebilmektedir?
Turan Dursun haftalarca, aylarca bu tayfaya seslenmiş ve Şakk-ı kamer'den, El Müelleftül Kulübe; Fıkıhtan, Kelama kadar ne varsa islama dair - bu konular hakkında açık bir tartışmaya çağırmıştır. İsmail nacar ve Hateminin cevap ve reddiye mahiyetindeki yazılarını çürüten ve her iki zatıda hafifçe silkeleyen Turan Dursunun çağrıları-doğaldır ki- yanıtsız kalmıştır. Sebebi ortada değil mi..?
hadi selametle...

Mutezile
17-09-2005, 20:25
''Mutezile samimi cevap istiyorum? Ali Bulaç Efendi ile Turan Dursun Efendinin münazaraları sonucunda Ali Bulaç'ın veya Süleyman Ateş'in madara olduklarını gördüğünde ne hissettin? Tuttuğun takımın rakip kaleye gol atmasından daha yoğun birşey hissettiysen onu söyle.'' (Alümü
nyum).
Öncelikle eksikliği tamamlayalım: Hatemi:a)İsrailliyat- vahiy-nüzul konusu
nda b) Kuran tefsiri konusunda. Nacar:Genel İslami konularda. Ali Bulaç: Usül-ü Hadis konusunda. Yaşar Nuri: Kuranı çarpıtması konusunda (Turan Dursuna cevap vermemiştir-ya da ben görmedim cevabını diyelim) Süleyman Ateş:Şakk-ı kamer başta olmak üzere, Garağnik olayı-Şeytan ayetleri ve diğer islami konularda. İlahiyat fakültelerinden muhtelif prof ve benzeri akademisyen değişik konularda (Özellikle Usül-ü hadis). Bu camianın TAMAMI İslami ilim ve kaynakları ya eksik bildiği, ya tahrif vey a tevil ettikleri; DİNİ KURTARMAK namına her türlü hokkabazlığı yaptıkları
Turan Dursun tarafından ortaya konmuştur. Ben ne mi hissettim? Samimi
ve dürüstçe söyleyelim: ''Uhruc adevullah, ene rasullulah'' Ünlü Uhruc dua
sıyla Muhammed Mustafa'nın CİN ÇIKARDIĞINI; e't-Tıbbün-Nebevi ile has
talara 'nefes ettiğini' üflediğini ve karşılığında RUKYE (ücret: koyun, et, yo
ğurt benzeri mal mülk) aldığını; Ashab-ı Kiramına da bu yönde RUHSAT
VERDİĞİNİ okuduğumda öğrendiğimde ne hissettiysem; İslamcıların Tuş
olduğunu gördüğümde de aynı şeyi hissettim: Dehşet.. Bunların verecekle
ri cevabın kalibresi bu kadar. 2 atımlık mermileri var. Anadolu Halkı cinci
hoca, şeyh, molla ve Said-i Nursi (R.A)'ları boşuna baştacı etmemiş..Bun
ları hissettim. Diğer konularda yine ufak ufak ağzını bozmaya başladığını
görüyorum(kürsü delisi Mutezile falan diyorsun) kasıt olmadığını kazaen yaptığını umuyorum.

Mutezile
29-09-2005, 20:55
''Senin bu yazdıklarını ilk kez senden duydum.'' Bu iltifat/itiraf için hyt namlı üyeye teşekkürü ihmal etmişim; şimdi farkettim. Gazali'yi, Kütub-u Sitte & Riyazü's-Salihin'i elinin tersiyle nasıl da itiyor güzel insan.

Mutezile
03-11-2005, 11:40
Muhammed sav nin HANIM ADEDİ:


Muhammedin hanımlarına dair ayetler vardır ama (ÖR: Ahzab suresi ), hanım adedini Kuranda bulamıyoruz. Öyleyese Temel kaynaklara bakmalı
yız:

1-) Mahmut Diyarbekiri (ölüm hicri 990): 64 hanım ismi ve tafsilatı veriyor ve bunu bir çok siyer ve tarih ulemasına dayandırıyor.

2-) Salihi (ö. hicri 942): 55 hanım ismi veriyor. 2 cilt yazıyor bu konu hakkında

3-) Mahmut Halebi: ''Nisaün Havle-r -Resul'de'' 50 den fazla hanım ismi veriyor. Kitab Muhammedin hanımları hakkında

4-)Sait Mübeayyıd: ''Mevsuatu hayati's Sahabiyatı'' da 50 civarında isim

5-) Hafız Dımyati (ö. hicri 705): 50 civarında isim veriyor, hayat hikayelerini anlatıyor. Ve şu bilgiyi ekliyor: ''Muhammedin meşhur olan hanım ve cariyelerinden başka, en az 30 tanesi daha vardı. Bunlar ücretsiz (mehirsiz-) olarak kendisini Muhammede hibe eden sözlüleri ve cariyeleri idi'' İlk 5 kaynağın TAMAMI Dımyati'nin bilgilerini a y r ı c a doğrulamaktadır.

6-)Abdü'l Kerim Halebi (ö. hicri 735): 50 civarında Hanım ve cariye ismi

7-) İbn-i Hacer el-Askalani: ''el-İsabe fe Temyizi's-Sahabe'' adlı eserinde-
ki aynı zamanda Sahabelerin isim Ansiklopedisidir- 45 civarında hanımım hem hayat hikayesini hem şecerelerini veriyor.

8-) Kurtubi: Muhammed'in hanımlarından 30 kadarının isim ve hane-i saadetteki olayları aktarıyor ''Camiül ahkami'l Ku'ran'' adlı Tefsirinin Ahzab Suresi 28. ayetini şerh eden bab'ında.

Aded konusu 64 ila 35'ler arasında olduğu görülüyor. Bu konuya değinen ve burada adı zikredikmeyen daha onlarca İslam tarihi ve Siyer uzmanının tamamının birleştiği nokta: cariye, odalık, köle, nikahlı Hanım adedinin toplamının 35 'de az olmadığıdır.

Şimdi Muhammed'in hanımları derken kabataslak bir sıralama yapılabiliyor artık:

A-) Meşhur olan Hanımları

B-) Uzun süre beraber olduktan sonra boşadığı hanımları;

C-) Nikahları kıyılıp da birleşmeleri gerçekleşmeyenler

D-) Mehir ödemeden- hibe ile aldığı hür kadınlar

E-) Cariye/Odalıklar

F-) Sözlüleri

G-) İstediği halde dini engel yüzünden alamadığı kadınları

H-) Ev işinde çalışan cariyeleri





Not: Arap Kaynakları araştırma ve taramaları/derlemeleri Arif Tekin imzalıdır

Mutezile
03-11-2005, 12:06
Hz. Ayşe (r.a) DAHA ÖNCE NİŞANLIYDI


Mut'im bin Adiyy, oğlu Cübeyr'e Ayşe'yi istemişti. O günkü adete göre herhangi bir şeye söz verildi mi artık ondan kolay kolay cayılamaz. Ebu Be
kr niye sözünde durmadı?

Muhammed'in direktifi ile bir aracı bayan Ebubekirden Ayşe'yi istiyor. Ebubekir önce mırın kırın ediyor ama nihayetinde Ayşe'yi veriyor Muhammed'e. Muhammed'in kendi sözleriyle daha sonra Buhari'de okunac
ağı üzere:( ''Başkasının talip çıktığı bir kıza siz talip çıkmayın. Ancak eğer o adam vazgeçerse o zaman size hak doğar'' -Buhari hadis 1809 / Buyu 58 / Müslim, Nikah:6 hadis 1412, Ebu Davud Nikah:2080.-) bu istikamette cemaati yönlendirirken, kendisi Cübeyyr'in talip olduğu Ayşe'yi BUNA RAĞMEN istetmiştir.

Öte yandan: Başkasının nişanlısına talip çıkmakla birlikte asıl ilginç olan çok samimi ve fedakar bir dostuna-dostluğa sığmayan- bir davranıta bulunmasıdır. Ayşe'yi kendi oğluna isteyen Mut'im bin Adiyy Muhammed'in sadık dostudur. Müşrikler Muhammed'i öldürmek için harekete geçince dört oğlundan her birini Kabe'nin köşelerine yerleştirmişti. Muhammede göğüslerini siper etmişlerdi. Bu fedakarlığı gözünü kırpmadan yapan bir adamın oğlunun nişanlısını i s t e t m e k herkesin harcı olmasa gerek.

Mutezile
20-12-2005, 18:42
Muhammed Hamidullah; Hz. Ayşe (R.A) konusunda neler diyor:

* Evlilik yaşı ile ilgili küçük bir ihtilaf yaratıyor. İmam Buhari ve Hüccet-ül-İslam Müslim'in E's-Sahihlerinde Zevceliğe alınma yaşı 6 (Gerdeğe girme yaşı 9) olarak verilmiş iken; M. Hamidullah'ta Ayşe'nin Evlendiği vakit yaşının 7(yedi) olduğu yazılı. Halbuki kitabın her yeri Kütub-u Sitte göndermeleri ile dolu iken '7' konusunda Hamidullah kaynak vermiyor.

Neden acaba?

* Ayşe (r.a) Muhammed Mustafa'ya nikahlanmasından ö n c e Nişanlı bir kız olduğu gerçeğini t a m a m e n es geçiyor - tek kelime yok. Kitabın başka yerinde; Ayşe'nin nişanlısının babası olan Mutim bin Addiy'in -Ebu Leheb'in Muhammedi yasadışı ilan etmesi üzerine-4 oğluyla beraber Muhammede kol kanat gerdiklerini ve onu korumaya aldıklarını aktarıyor Muhammed Hamidullah.. Fakat her ne hikmet ise onu canları bahasına koruyan oğullardan olan Cübeyr'in Ayşe ile nişanlı olduğundan h i ç bahsetmiyor.

Neden acaba?

* Muhammed sav'nin 7 yaşındaki Ayşe'de islamı tebliğ misyonunu hakkıyla yerine getirebilecek melekeler ''gördüğünün'' altını çizerken; Aynı Ayşe'nin o sıralar ve Zifaf olacağı 9 yaşına dek oyuncak bebelerle oynadığını; eve arkadaşlarını çağırıp onlarla evcilik oynadığını ve ara ara Muhammedin de bizzat bu oyunlara iştirak ettiğini; Muhammed'i evde gören arkadaşlarının korkup saklandığını E's-Sahihlerden aktarmaktan imtina ediyor. Fakat a ç ı k a ç ı k yazdığı bir şey daha var Hamidullah'ın:

''Bu nikah akdi yapıldığı sırada, ortada İslam'ın geleceği ve ulaşabileceği hedeflerle ilgili somut bir şey yoktu.....Kendisi İslamın ilke ve kurallarını latif cinsin mensupları arasında anlatıp açıklayacak a k ı l l ı v e c o ş k u dolubir KADINA gereksinim duymaktaydı'' (M. Hamidullah; İslam peygamberi; Sayfa 562 / Paragraf: 1102)

Bir uzman bundan büyük bir G a f yapabilir mi?

* Bu 975 sayfalık ansiklopedik kitapta her konuya büyük bir ayrıntı ile giril
miş iken Ğadiru Humm ve Sekaleyn hakkında tek kelime edilmiyor.

Neden acaba?

Amacım bir yazarı ve eserini kötülemek değil; Aksine böyle bir kitabı yazmak ömür ister. İşaret etmeye çalıştığım başka bir şey. Hemen söylemeyim izninizle meramımı.


(Muhammed Hamidullah; İslam Peygamberi - Beyan Yay. 2004)

Aliminyum
20-12-2005, 18:53
aman çok merak ettik söylesene neymiş meramın mahrum bırakma bizi engin basiretinin hüzmelerinden.Evli barklı adamsın insanların cinsel hayatıyla niye bu kadar ilgileniyosun ki? Özellikle de yüzyıllar önce yaşamış hiç görmediğin, hiç tanımadığın ve hakkındaki bilgileri 2. 3. elden kaynaklara borçlu olduğun bir adam. Madem o adamın cinsel hayatını bu kadar emrak ediyorsun o dönemin cinsel yaşantısı üzerinde hiç mi araştırman yok?

Hz. Aişe'nin önceden nişanlı olduğunu kabul ediyorsun demek. İyi, sevindirici bir gelişme. Madem öyle bundan şöyle bir sonuç çıkartamaz mısın? "Demek ki Hz. Aişe evlenecek olgunluğa sahiptir, yaşının 6-9 vs. olması önemli değildir." Bu sonuç bence çıkar çünkü o dönemin ve farklı bir ikliminin kadınını bu dönemin ve bu iklimin kadınının biyolojik ve ruhsal gelişmesiyle aynı zannedersem aptal durumuna düşerim.

aspartam
21-12-2005, 23:43
Yav o zamanlar Edip Yüksel ekranlara çıkıyormuydu?

Mutezile
22-12-2005, 09:24
Hamidullah'ın yaptığı Ehl-i Sünnetden çoğu 'ulemanın' yaptığından farsksız:

* Ali'nin Hilafet iddiasına destek olması i h t i m a l i n i doğuracak hakikatlerin neredeyse tamamını yok-saymak (Gadirü Humm ; Sekaleyn; Darü-n - Nedve'de Ali'nin tongaya düşürülmesi vb husular)

* Ayşe'nin yaşı hakkında -bütün Sahih hadisleri ve Siyer kaynaklarını yok sayan-Mevlana Şibli'nin Asr-ı Saadet kitabında yaptığı yaş hesaplama hokkabazlıklarını yapmasa da; Hamidullah dahi Evlilik yaşının 7 olduğunu ileri sürerek duru suyu bulandırmaya çalışıyor.

* Mü'minlerin özel yeteneği olan gözleri önünde yazılı belgeleri g ö r m e m e melekesinin ne kadar gelişmiş olduğu Hamdiullah'ta çok güzel görülebiliyor:

Örnek: Ka'b bin Eşref namlı Ozan ile ilgili kitabında 6 ayrı yerde atıfta bulunurken; onu pusuya düşürüp boğazlayanlar arasında s ü t ka r d e ş i n i n de olduğunun altını defalarca çizerek ''Zaten bunu hakketmişti'' izle- nimini yaratmaya çabalıyor.

Fakat her ne 'hikmetse' Peygamberin ashabı ile yaptığı toplantıdan; bu toplantıda Bin Mesleme'nin yanına dört adam alarak Ka'b ı pusuya düşürmesi kararının çıktığını herhalde g ö r m ü y o r Muhammed Hamidullah.


*** Bu arada Burkay kardeş; senin ''Hatemü'l-Enbiya'' Berki/Keskioğlu'ndan yaptığın e k s i k alıntının a y n ı s ı n ı ; ''Turan Dursun ve Din'' Sağlam/Acarkan ekürisinin S. 39'da yaptığını görüyorum.

Adamların İlim namusunu sorgulayınca kimse alınmasın. Takıyye ve Riya ustalarının Mumu yatsıya kadar bile yanmıyor değil mi?

Burkaycım; sen yazını yazarken Sağlam/Acarkan ekürisinin Kitabından yararlandın sanırım?! Doğru mu?!

Mutezile
17-02-2006, 15:51
--Güncelleme--

Sohbet odalarında konuşulan muhtelif konular hakkında tekrar Topic açmak yerine eskileri güncelleyeceğimi söylemiştim.

Son güncellemeler bu amaca gerçekten hizmet ediyordur umarum

kalkandelen
17-02-2006, 17:59
muhammed masturbasyona cok ayip ve gunah demis..ama kucuk cocuklarla evlenmektende geri kalmamis..--Küfür ve Hakaret Yok--



--İslamı Tebliğ için veya Yermek için fiktiv /non-fiktiv resimler konulması nı onaylamıyoruz.--

Eski üyelerimizden Suffıyun adlı arkadaşın bunu nasıl suistimal ettiğini gördükten sonra hele. Kişisel bir şey değil Hüseyin arkadaş (Zaten olamaz da).. ---MuTeZile---

17-02-2006, 19:38
huseyin senin kiz kardesin yok galiba....olsaydi bu resmi buraya koymazdin...bu karikatur degil arkadasim resim farkindaysan...acaba kimin kizi....o insanin yerinde olmak istemezdim...


muhammed 9 yasinda birisi ile evlenmedi...adam gibi ispat getirin artik....su hadis sacmaliklarindan kustuk...Kurana inanmamakta bu kadar israrli iken hadis kitaplarina ne kadar da kolay inaniyorsunuz..isinize o geliyo cunku....beynini sacmaliklarla dolduran insani cekiyo herhalde butun sacma seyler....


mutezile demissin ki

Bu zaten senin cemaatinin ortak sorunu: OKUMA ENGELLİSİSİNİZ.

o cemaatten biri olarak buyuk harfle yazdigini ustume aldim...ve sunu yazmaya kendimde hak gordum....

SENDE OKUYUP KAVRAMA ENGELLISISIN......bi kere hadislerin gercek olup olmayacagini anlayacagin ana kural sudur....hadis Kuranla celisiyorsa gercek degildir.....Kuranda kadinlariniza adet gununde yanasmayin diyorsa peygamber nasil yanasir ve bu nasil hadis e donusur.....


olayi bi canlandirsana gozunde.....boyle bir sey varoldugunu sayalim....bunu kim bilebilir....peygamber ve yattigi insan....peygamber esiyle adetliyken yattigini soylemiyecegine gore geriye tek ihtimal kaliyor oda ESI....esi bunu birine soyliyecekteee o baskasina anlatacakdaaaa.....bir kere bole bir seyi asla kendisi rivayet edemez....kulaktan kulaga diye bir oyun oynardik hatirlarmisiniz....nedense o geldi aklima bi an....


butun o elindeki kitaplari bi kenara birakip sadece Kurani alip eline okusan cok daha guzel olacak senin icin....hepimiz icin....cunku bu uydurma hadisleri okumaktan kuscaz artik.....sadece Kuran...sadece Kuran!!!!!!


OKU!!!!!! tamam biliyorum okuyosun ama YARATAN RABBININ ADIYLA OKU

Mutezile
18-02-2006, 11:12
Adn dostum demiş ki:

''hadis Kuranla celisiyorsa gercek degildir.....''

* Hadis usülünde, bir hadisin Mevzuu Hadis sayılmaması için belli başlı kriterler vardır. Kuran ayet hükümlerini kaldıran mütevatır hadisler vardır.

* İslam Dünyasının inandığı, baştacı ettiği Sünnetin ana kaynağı hadis kitaplarıdır. Bu kitaplarda hadislerin Sahih hadis mertebesine ulaşması için hangi kriterlere sahip olması bellidir. Zincirde kesintisizlik, Ravi'nin ehliyeti, ahlakı, güvenilirliği bu koşullardan bir kaçıdır. İsnadın sağlamlığı vs.

* Hadis uzmanlarına göre hadis tasnif kriterleri sarihtir, üzerinde tartışma yoktur (Ali Bulaç gibi Mukallidleri örnek alan bazı Müminler yeni kriterler koymaya teşebbüs ettiyse de; El Ezherin beş parmağının izini hala suratlarında taşımaktalar):

1-) Adalet (Güvenilirlik)

2-) Zabt (Ravi'nin Takva ve Mürüvvetinin kalitesi kıstası)

3-) Kesitisizlik ( İsnadın Ashab-ı Kirama değin uzanıyor olması)


Bu Kriterlerin şaşmazlığı - muteberliği İ s l a m a ç ı s ı n da n (Ehl-i Sünnet ve el Cemaat) tartışma kabul etmemektedir.

Bunları kabul etmeyenler dertlerini öncelikle C e m a a t e anlatmalarında yarar var. Dertlerini cemaate anlatıp 'afaroz' edilen dostların, bu sefer de meramlarını www.turandursun.com Sakinlerine anlatıp anlayış beklemele-
ri çok fazla anlamlı değildir.


KENDİ CEMAATİNİZ SİZİ KABUL ETMEMEKTEDİR..

İSLAM ANLAYIŞINIZ ONLARLA ÇELİŞMEKTEDİR..

BU SAVLARINIZI ONLARIN YANINDA DİLLENDİRDİĞİNİZ

ZAMAN ''DEFTERİNİZ DÜRÜLMEKTEDİR'' (mecazi)

Bu sitede her zaman yeriniz vardır, mutebersiniz - bunu da biliyorsunuz.


Biraz şu siteyi takdir edin kardeşler; bu özgürlüğü takdir edin.

Etmeseniz de canınız sağolsun


Adn dostuma son söz:

Yaradanın adıyla - KUL OLARAK- okursam kendimi, dimağımı, havsalamı

şartlarım..Saçmalıklara göz yumarım, peşinen kabul ederim.

Filin etrafında durup tarif etmeye çalışan körler misali-- doğru bir tarif yapamam..



Gözleri açmak öncelikli şart.

İtizal etmek ikinci şart..

Şartlanmalardan kurtulmak nihai şart..

Mutezile
22-02-2006, 08:12
''Tarihte Bugün'' -I-


Aişe'nin anlattığına göre: Muhammed'e, herhangi bir karısının gününü,
sırasını gözetmeksizin; dilediği karısıyla dilediği zaman yatma özgürlüğü veren "ayet", yani Ahzab suresinin 51. ayeti geldikten sonra da, Muhammed'in Aişe'nin gününde başka kadınla yatmak istediğinde Aişe'den izin alma gereği duyardı. İzin isterdi ama Aişe geri çevirirdi:



-"Eğer izin verme, vermeme yetkim varsa vermek istemiyorum. Tanrı elçisi! Bilesin ki hiçbir kimseyi sana (seninle yatmaya) yeğ tutmam."( Bkz. Buhari: e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/33/7)



Hadisten anlaşıldığına göre, Aişe'nin bu karşı koyuşuna Muhammed artık ses çıkarmamış; "Ayet var. Ayet bana istediğim zaman dilediğim karımla yatma yetkisini vermiştir" dememiş ya da diyememişti.

aspartam
22-02-2006, 15:04
Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık. (33/7)

K rdeş ben bu yetle konu r ınd bi b ğ kur mdım. en n ıl kurdun doğru u mer k ediyorum.

22-02-2006, 20:51
ahzab suresi 51 ayet boyle....

33:51 - Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.

ve tefhimul kuran tefsirinde ise soyle aciklaniyor
Bu ayette Allah, Hz. Peygamber'in (s.a) risalet görevini, huzur içinde ve sağlam bir zihin ile yerine getirebilmesi için, ailesi ile ilgili bazı sıkıntı ve dertlerden azade kılmayı murad etmektedir. Allah, Peygamberine eşlerine dilediği gibi davranma yetkisi verince, bu inanan kadınların hiçbir şekilde Hz. Peygamber'i (s.a) üzmelerine veya kıskançlıkları ve ev içi sorunlarıyla ilgili şikayetleriyle onu rahatsız etmelerine mahal kalmamaktadır. Fakat Hz. Peygamber (s.a) Allah'tan bu yetkiyi aldığı halde, hanımlarına tamamen eşit muamelede bulunmuştur. Birini diğerine tercih etmemiş, hepsine zamanında ziyaretlerde bulunmuştur. Muhaddisler arasından sadece Ebu Razin, Hz. Peygamber'in (s.a) hanımlarından dördüne mutad ziyaretlerde bulunurdu, (Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Zeyneb ve Hz. Ümmü Seleme) diğer eşleri içinse belirli bir ziyaret zamanı yoktu demiştir.

Fakat diğer bütün müfessir ve muhaddisler buna muhalefet ederler ve bu izni aldıktan sonra bile Hz. Peygamber'in (s.a) bütün hanımlarına mutad ziyaretlerde bulunduğu ve hepsine eşit mumelede bulunduğunu söylerler. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud ve diğer muhaddislerin Hz. Aişe'den (r.a) rivayet ettiklerine göre, Hz. Peygamber (s.a) ne zaman bir hanımının sırası geldiğinde diğerini ziyaret etmek istese, önce sırası olan hanıma sorar ve izin alırdı. Ebu Bekir el-Cassas, Urve bin Zübeyr'den Hz. Aişe'nin (r.a) şöyle dediğini rivayet ediyor: "Peygamber (s.a) bizim sıramız konusunda hiçbirimizi diğerimize tercih etmezdi. Gerçi hanımlarının hepsini birden ziyaret etmediği günler vakiydi, fakat hanımlarından ancak sırası gelene dokunurdu." Yine Hz. Aişe'den (r.a) rivayet edilen bir hadise göre, Hz. Peygamber (s.a) son hastalığı sırasında eşlerini dolaşması güçleştiğinde, diğer eşlerinden Hz. Aişe'nin yanında kalmak için izin istedi ve ancak onların izinlerini aldıktan sonra son günlerini onun hücresinde geçirdi. İbn Ebi Hatim, İmam Zühri'den Hz. Peygamber'in (s.a) eşlerinden hiçbirinin sırasını ihmal etmediğini rivayet etmiştir. Sadece Hz. Sevde (r.a) bundan müstesnadır. O, yaşlılığı sebebiyle kendi sırasını isteyerek Hz. Aişe'ye (r.a) vermiştir.

Bu hususta hiç kimse, Allah'ın (hâşâ) Peygamber'e (s.a) özel bir hak verdiği ve eşlerini doğal haklarından mahrum bıraktığı gibi bir şüpheye kapılmamalıdır. Hz. Peygamber'e (s.a) dörtten fazla kadınla evlenme konusunda özel hakların verilmesine neden olan büyük görev, aynı zamanda ev hayatında büyük bir huzur içinde olmasını ve her tür sorun ve sıkıntıdan uzak olmasını gerektiriyordu. Müminlerin anneleri için Hz. Peygamber (s.a) gibi yüce bir şahsiyetle evli olmak büyük bir ayrıcalıktı ve bu vesileyle onlar, Hz. Peygamber'in (s.a) bütün insanlık için ebediyete kadar kurtuluş vesilesi olacak davet ve tebliğ görevinde onun yardımcıları ve Ashabı olma şerefine nail oluyorlardı. Nasıl Hz. Peygamber (s.a) bu gaye uğrunda her tür fedekarlığı yapıyor ve Ashabı da güçleri ölçüsünde bu konuda onu örnek alıyorlarsa, Hz. Peygamber'in (s.a) hanımlarının da her alanda bencillikten uzak olmaları gerekiyordu. Bu nedenle onun bütün hanımları, kendileri hakkında Allah'ın verdiği karara isteyerek ve gönül rahatlığıyla uydular.

hemde hadisleri rivayet eden hz aise.simdi okudugumuza gore hz.peygamber kendisi hanimlarindan izin alarak (onlarin kalblerini incitmemek icin) hareket etmis.Hem Allah eger peygamberini serbest biraktiysa izin almasina bile gerek yok tu ki bu efendimizin guzel ahlakinin
bir sonucudur.bir de su var hangi kadin olsa zannederim ki hz Aise gibi dusunur ve oyle bir sevgiliyi kimseyle paylasmak istemez.

aspartam
22-02-2006, 22:54
ahzab suresi 51 ayet boyle....

Eyvallah kardeş. :)

Mutezile
25-02-2006, 08:04
Bu ayet yorumlarının, hadis + tefsrilerinin altına normalde aspartam imzam atmaz idi..Artık her ne olduysa.


Arkadaşın iktibas ettiği kaynaklar arasında gerçeğe aykırı nokta çok.

Tek tek gidelim:


Sadece Hz. Sevde (r.a) bundan müstesnadır. O, yaşlılığı sebebiyle kendi sırasını isteyerek Hz. Aişe'ye (r.a) vermiştir.


Kaynaklarla biraz dürüstçe yüzleşen, okuyan şunu görür:

Yaşlılığından dolayı Muhammed Mustafa Sevde binti Zema'yı boşamak istediğini kendisine bildirir. Yaşlı ve imkanları olmayan Sevde ''Devir Sırasından' gönüllü olarak feragat eder, ve onu peygamberin biricik zevcesi Ayşeye verir.

Böylelikle ''Hane-i Saadette'' kalma izni alır, ve resmen sokağa atılmaktan kurtulur o yaşlı ve mağdur haliyle..

Yazının içine buna benzer çürük rivayetler doldurulmuş. Zamanla tek tek ele alırız.

26-02-2006, 15:06
:)
Allahın Muhammedin şeyinin keyfine düşkünlüğü gözlerimi yaşarttı.
Be ne şevkat bu ne merhamet. Başka bir dinde, başka bir dini kitapta olması mümkün değil işte bu Kuran'i farklı kılan bir nokta daha.

Bu konunun Kuran ın mucizeleri arasında sayılmasını önemle arzediyorum.

"Bu ayette Allah, Hz. Peygamber'in (s.a) risalet görevini, huzur içinde ve sağlam bir zihin ile yerine getirebilmesi için, ailesi ile ilgili bazı sıkıntı ve dertlerden azade kılmayı murad etmektedir. Allah, Peygamberine eşlerine dilediği gibi davranma yetkisi verince, bu inanan kadınların hiçbir şekilde Hz. Peygamber'i (s.a) üzmelerine veya kıskançlıkları ve ev içi sorunlarıyla ilgili şikayetleriyle onu rahatsız etmelerine mahal kalmamaktadır."

Ayrıca yukarıdaki tefsiri çok eşliliğin ev hayatında huzur bırakmadığını göstermesi bakımından bir kanıttır. Tabi Muhammedin bir evin içindeki huzur sağlamaktan aciz biri olduğunu ve bunun için zırt pırt ayetlere sığındığını anlatması bakımından da önemlidir.

Çok eşliliğin gönül birliğinden uzak bir yaşam tarzı olduğunun bir kanıtı olarak Muahmmedin karısını yaşlı diye sokağa atmayı düşünmesini gösteriyorum.

Muhammedin karısını bile sokağa atmayı düşünebilecek kadar uçkur düşkünü olduğunun kanıtı da burada var.

Mutezile
03-03-2006, 09:03
Mamuli Muhammed sav ayetleri Cebrail'den alabilmesi için ''gönlünün boşalmış, rahatlamış'' olması lüzumu varmış.

Zira Vahiy almak çok müşkül imiş.

Benim anladığım şu:

Vahiy almak için bir Nebi'nin t e s t i s l e r i n i n de boşalmış olması gerekiyor.

Testisler ile Vahiy alma arasında bir korelasyon bulmak için Kafirler, Müşrikler uğraşsın dursun bakalım..

Sizi gidi dinsizler sizii...


Peygamberin 'Heva'sı sizi mi gerdi?


Bu arada yeni okuduğum bir aktarmada Huneyn savaşının ganimetlerinden Ali'ye payını gönderen Nebi, onun aynı gece Ganaimden seçtiği bir cariye ile halvet olmasını ve gusül almasını kınayan bir Mücahite de ağzının payını bir güzel vermiş.


E kendisi Berre (Cüveyriye) için savaşın bittiği gece çadır kurduran birisi gelir de Ali'yi kınarsa bu abesle iştigal olurdu.


Muhammed Mustafa tutarlı bir adamdır.

larra
08-07-2006, 18:34
Bu çok merak ettiğim konudur..Bir sürü garip, komik şeyler duydum..
Ne kadarının doğru olduğunu öğrenmek istiyorum..

Saygılarla..

Tunca
08-07-2006, 22:23
Mein Kuran bu konuda bir yandan musluman erkeklere 'tarlaniza gider gibi gidin' turunden bir ayetle adeta bir cart e blanche verirken diger yandanda Muhammedin tum gereksinmelerini duzenleyici ve legallestirici emirler verir. Aishe annemiz bu konuda en iyi cevabi zaten vermistir:

"Bakıyorum da, senin Efendi Tanrı'n , yalnızca senin şeyinin keyfini (hevanı) yerine getirmek için koşuyor."

08-07-2006, 23:48
Bu sitede söylendiği kadarıyla;
1. hurilerin memeleri yeni tomurcuklanmış
2. her sabah yeniden bakire oluyorlar....

Bu açıdan bakıldığı zaman, islam -son tahlilde yani ölümden sonra hiç bitmeyecek olan hayatımızda- uzun süreli ve derinliği olan bir aşk ilişkisinden çok gecelik ilişkiyi öngörüyor.

Memeleri yeni tomurcuklanmış huriler vaad edildiğine göre bu hurilerin içinde bulunduğu gelişim düzeyi ile çocuklarımızın gelişim düzeyini karşılaştırırsak, hurilerin 14-16 yaşları arasındaki (belki daha küçük) kız çocuklarımıza denk geldiğini görüyoruz. *(Olayın "sübyancı" yanına ileriki yazılarda değinelim)

İslam'ın en önemli vaadi olan cennette bile içinde aşk ve seksin geçtiği olgun kadın ve erkek arasında geçen sağlıklı ilişkiyi tarif etmediği açıktır. Erkeklere vaad edilen hurilerin absürd sayısı bu görüşümü de desteklemektedir.

Olayın bir yönü de erkeklere vaad edilen huriler aslında bir bedel karşılığında (bedel= dünyada islam a göre yaşamak) elde edilmiş bir ayrıcalıktır. Bu yönüyle bir aşk ve o aşkın bir parçası olan seks değil, düpedüz bir çeşit fuhuş tarif edilmektedir... *

Benim bakış açıma göre, islam da cennette vaad edilen şeyler tamamen bir "fuhuş" tur. Özetle islamda seks yoktur fuhuş vardır...

sargon
10-07-2006, 02:41
Bir ara Mutezile arkadaş bu konuyu yazmıştı. Onun yazdıklarını buraya aktarıyorum. Yazı karakterlerini biraz düzenledim sadece.

AYET,HADİSLER VE İSLAMİ USÜL CİNSELLİK -I
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=1553&highlight=islami+usul+cinsellik

I-) Hayızlı kadın ve Sabırsız Koca Bahsi

*Kocasının yatağa davetini kabul etmeyen ya da GECİKTİREN kadına tanrı darılır,ve: ''Ebu Hüreyre (r.a)dan rivaytle:Kocası razı oluncaya kadar Tanrı dargın kalır ve melekler sabaha kadar o kadına lanet ederler''
Sahih-i Buhari cilt IxS35-6 hadis no:1337

*Kocasının şehvet gailesini gidermenin kadın bakımından günü, saati ve
yeri yoktur:Her ne zaman, nerede olursa olsun ve hatta iki eli ateşte de
olsa gidermelidir. Çünkü Muhammed: Kadın her ne durumda olursa olsun, velev ki ocak başında bulunsun, DERHAL erkeğin cinsi münasebet davetine icabet etmelidir'' diye emretmiştir.
Ebu Ali talik b. Aliden rivayet bkz:Riya züs-Salihin I, 325.Ayrıca A.R.Demircan

*''...Aybaşı (hayız) halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yanaşmayın. Temizlendikten sonra,Allahın size buyurduğu yoldan yaklaşın...'' (Bakara suresi, 222) KURANIN bu apaçık yasağına
Muhammed (s.a.v) KENDİSİ hiç uymamıştır:

a) Ümmi Selemeden rivayet:
''Tanrı elçisi ile bir abaya bürünerek yatıyorduk. Derken adetimi gördüm.
hayza mahsus elbisemi giydim.-Adetinmi geldi dediler?Evet dedim. Muhammed beni çağırdı ve saçaklı kadifenin altında kendileriyle yattım''
Sahih-i Buhari cilt I -221, hadis no:206.

b)Ayşe'den rivayet:22Tanrı elçi
si ile birlikte her ikimizde cünup iken bir kaptan yıkanırdık. Adet gördüğüm
de onun emri ile altıma futa (altlık) bağlardım. ben hayız iken teni tenime
dokunurdu'' Gazali İlyahü..D. cilt II S.131

c)Yine Ayşe'den rivayet:''Biz eşlerinden biri adet gördüğü zaman Allah resulü adet gören eşine altlık giymesini emreder, sonra onun memelerine yönelirdi.'' Sahih-i Buhari I, S 222 hadis no 208.

d)Ayşe'den rivayet:''ben hayız iken Nebi-i Mükerrem başını kucağıma yaslar, Kuran okurdu..Onun başını hayızlı iken tarardım''
Sahih-i Buhari Muhtasarı I, no: 219-220.

Hayızlı (adetli) kadınlara yanaşma metoduna ek olarak son hadis İmam Gazali ve İbn-i Abidin'den aynı sened ve aynı metinle:''Koca hayızlı durum
da bulunan karısından, iki eliyle tenasül aletini tutup istimna etmesini iste
yebilir;onun vücudunu elbisesinin altından okşayıp zevk alabilir, yeter ki dühul etmeye...''

II-)Mastürbasyon (El ile istimna) Bahsi

El ile istimnanın GÜNAH olduğunu İbn Abbas, Muhammede atfen bildirir.
Senedi ve metni sahih olan bu hadisi İmam Gazali, İlyahüd- D. cilt II, 80
de buluyoruz. Bakalım İbn-i Abbas neler naklediyor:''Muhammed kendisi-
ne başvuran bir gencin: Ziandan korunmak için el ile istimna ediyorum,
bunda günah var mıdır? sorusuna:''Yazıklar olsun sana, bu bir çirkin harekettir. gerçi zinadan ehvendir...şehveti gaalib gelen bekarlar 3 kötü-
lük arasında tereddüt ederler. Bunların en ehveni cariye nikahlamak, ki
burada doğacak çocuğun köle olması vardır; bundan ağırı el ile istimna;
en ağırı da zina etmektir'' şeklinde yanıt vermiştir.

III-) Oruç İken Cinsellik Bahsi

Önce Ayete bakalım:''Oruçlu olduğunuz günün gecesinde karılarınızla buluşmanız, size helal edilmiştir.. Allah bildiki nefsinizi yenemeyecek, sabr
edemeyecek bir iştir işleyeceksiniz. Bu yüzden tövbenizi kabul etti, sizi ba
ğışladı. Gayri (kadınlarınızla) buluşun'' (bakara suresi 187).

Önceleri ramazan ayı boyunca cinsellikten men ettiği cemaatin kadınsız kalamayacağını anladığı için yukarıdaki izni çıkarmıştır. Ömer'in bizzat muhammede bu konuda ricası kayıtlara geçmiştir.

Ayşe'den rivayet: ''Peygamber oruçlu iken kadınlarını takbil (öper) eder, mulamese (temas) ve muaneka (sarılıp sevişme) buyururdu.'' Sahih-i Buhari cilt VI S 273. Hadis:916..

Yine senedi Ayşe ve Abu davuda rivayetle:''Tanrı elçisi oruçlu iken beni öper dilimi emerdi'' sahih-i Buhari Muhtasarı ve al-Katib'te bölüm VII, S 427.

IV-) Oruç İken Cinsellik Bahsi'ne DİYANET FETVASI

Diyanet gazetesi-yıl 1970 Sayı 3. Sayfa 14'den alınmıştır.
(Midenizin kalkmaması temennisi ile-mutezile):

Orucu bozup kazayı gerektiren şeyler :ÖLÜ ile ve HAYVANLA yapılan münasebette İNZALİN vaki olması. Kaza ve kefareti gerektiren haller: Oruçlu olduğunu bilerek DİRİ bir insan ile HANGİ YOLDAN OLURSA OLSUN münasebette bulunmak -inzal vaki olsun veya olmasın farkı yoktur''

İhyau-Ulumu'd-Din adlı yapıtında sahabin zahidlerinden olan Abdullah b.
Ömerin rivayeti olarak:

Muhammedin SINIRSIN bir şehvet gücüne sahip olduğunu belirtmek için, ORUÇLU zamanlarda ve genellikle akşam vakti yemekten sonra ve çoğu kez namazdan önce CİNSİ MÜNASEBET İLE İFTAR ettiğini sora yıkanıp namaz kıldığını nakleder ve bunu tüm müslüman erkeklere ''uygulanmak gereken güzel bir örnek'' olarak takdim eder
Gazali/ İhyau-ulum.. cilt II S 79..

Demek ki orucu açarken sünnet neymiş?
Hurma ya da zeytine değil kadınla açmakmış.

------------------
AYET,HADİSLER VE İSLAMİ USÜL CİNSELLİK -II
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=1592&highlight=islami+usul+cinsellik

'Fe vakaa fi kalbi şehvetü'n-nisai fe eteybü ba'ze ezvaci fe esabtuha''
(Yani: Kadınların şehveti yüreğime düştü, onun için gidip karılarımın kimileri ile cinsel birleşimde bulundum.)
Ahmed İbn hanbel, Müsned Cilt 4 S.231...

Ashabla otururken yoldan geçen güzel bir kadını görmesi üzerine
içeri girer ve bir süre sonra banyo yapmış olduğu halde yatak odasından
çıkarken:''Noldu Ey Muhhamed?'' diye soran sahabiye verdiği yanıttır.
''Hübbibe ileyye mined'dünya e'n-nisaü ve't-tibü'' (Dünyadan bana kadınlar ve kokular sevdirildi)
Nesei,Kitabu Işreti'n-Nisa.36/1 C7.Syf:61 ve sened ve aynı metinle Hanbel/Müsned C3 S 128,199,285...(Raviler:Abdullah;

Abu Sena Abdurrahman bin mehdi; Muaviye (ibn Salih); Ezhar bin said;
Abu keyşe Elınmari'den...)

Hz. Ayşe'nin feveranı:

1-)''Etehibü'l-meretü nefseha (hangi kadın MEHİRSİZ kendini peygambere armağan edermiş?)
Buhari-Kitabu tefsiri'l-Kuran/

2-) Peygamberin karılarından dilediğinin 'NÖBET' sırasını öne alabileceğini,
dilediğinin sırasını geciktirebileceğini anlatan Ahzab suresinin 51. ayetinin
inmesi üzerine:''Ma era rabbeke illa yüsariu fi hevake'' (Senin tanrının yal
nızca senin HEVAN(Heva: Nefsin Şehvete olan eğilimi-Rağıb'ın El-Müfredat
ında) için koşuşturduğunu görüyorum.
Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih'ten..

Bu girizgahtan sonra kadınlarla nasıl halvet olunur, olunmalı bir bakalım:

*''Biriniz eşiyle cinsi münasebette bulunduğu zamaneşi ile kendisinin arkasına bir örtü alsın. Eşler iki vahşi eşek gibi örtüden büsbütün arınma-
sın'' (Çırılçıplak sevişmek eşeklere mahsustur)
Buhari e's-Sahih'den alan Ali R. Demircan.

*''Örtü alınmayack olursa işe şeytan karışır ve doğacak çocuğun üzerinde
şeytanların ortaklığı olur''
Darekudni ve taberi'den aynı metin ve aynı senedle alan A.R.Demircan.

*''İçinizden biriniz münasebette bulunacağı zaman karısına hayvan gibi
çullanmasın; öpüşsün, şehveti tahrik edici sözler söylesin''
Ebü ed-Deyleminin El-Müsnedü'l-Firdevs'de Eneseten rivayet.
Gazali; İlyahu-Ulumid-Din'de aynı metin ve senedle C.I 129-130

*''Sizden biriniz cinsi münasebette bulunduğu zaman eşinin cinsel organına BAKMASIN. Zira cinsel organa bakma KÖRLÜĞE sebep olabilir''. Feyzül-Kadir'de İbn-i Asakirden rivayetle alan A.R.Demircan

*''İçinizden biriniz kadına yaklaştığı zaman eşekler gibi çıplak olmayın, in
zal (boşalma) zamanı yaklaştığında başınız bir örtü ile kapatıp tekbir geti-
rin, altınızdaki kadına 'ağır ol' diye seslenin''
Gazali, İlyahü-d D.II-129

*''Sünnet erkekler için sünnettir, KADINLAR içinse onurdur''
Ahmed İbn Hanbel, Müsned, 5/75 (Kadınların sünnet edilmesi konusuna onay veren Muhammed (s.a.v) CİNSEL ZEVKİ AZALTACAĞI endişesiyle, 'çok ileri gitmeden' sünnete ruhsat vermiştir. (Pek az bilinen hadislerdendir..).

*Eşcinsellik suçu işleyenler için 'Yakılsın', 'Üzerine duvar yıkılarak öldürül-
sün' ve nihayet 'Yüksek biryerden taşla bağlanıp aşağı atılsın' ya da RECM
(taşlanarak öldürülsün) SEÇENEKLERİ sunar İSLAM FIKHI...
Kitabu'l-Fıkh, Ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, 5/41 ve Tirmizi, Kitabu'l-Hudud/24 1456 nolu hadis.

*Bakara 223:'' Kadınlar sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz YERDEN girin
İstikbal için hazırlıklı olun.Allahtan sakının.''

Ayette ki YERDEN kelimesi 'enna' nın karşılığı olarak çevrilir (Fahruddin Razi 6/69). Mümin suresi 5. ve 6. ayetlerde de bu serbestlik vurgulanmaktadır. Taberi ve Sabuni tefsirlerindeki yorum farklıdır:''Yahudiler, bir insan karısıyla arkadan yanaşarak vajinaya girerse, doğan çocuk şaşı olur derlerdi. Onların bu görüşlerinin doğru olmadığını dile getirmek için bu ayet indi''. Nitekim hadislerde de ters ilişki kınanıyor ve İslam fıkıhçıları tarafından büyük günahlardan sayılıyor. Ama kendi karısı DIŞINDAKİ bir kadınla ters ilişkiyi zinadan saymayanlar var..Bu mevzu bahsinden iki hadis:''Karısına arka organdan temas eden kişi mel'undur;'' VE ''karısına ters yoldan temas edene Allah rahmet nazarıyla bakmaz''.. Bu hadis ve yorumlara rağmen Fahruddin Razi'nin tefsirini kabul eden ve izleyen pek çoktur.

İlginç bulduğum son bir hadis:''Kadına arkadan yaklaşıpta önden isabet ettirmenin helal olduğu,bu erkek kullarına tanrının müjdeler yolladı
ğı''nakledilir. İbn-ü kesir'in Tefsir-ul-Kur'anil-Azim'den alan A.R.Demircan
I, 182 ve diğer...

vartor
10-07-2006, 05:32
Bayagi kulturum arti. Sana mi, Mutezile'ye mi teskkur edeyim, bilemiyorum.

Kleopatra
10-08-2011, 02:50
Ayet, Hadisler ve İslami Usul Cinsellik-I başlıklı yazıyı ancak okuyabildim. İkincisini midem kaldıramazdı.

milomanara
19-08-2011, 20:24
besmelesiz yaparsanız çocuklarınız şeytana hizmet eder.
Anti-Christ mı bu yahu? :) İslam'da öyle değil, şöyle:

Şeytan bizzat olaya girer, cîma, ménage à trois[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/M%C3%A9nage_%C3%A0_trois)]'ya dönüşür. Bayılıyorum bu (sahih)hadislere!

Fasıl: NİKAH BÖLÜMÜ
Konu: Nikah Adabı
Kaynak: Buhari, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Nikah 116, (1434); Ebu Davud, Nikah 46, (2161); Tirmizi, Nikah 8, (1092)
Ravi (r.a.): İbnu Abbas
Hadis: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden kim hanımına temas etmek isteyince: "Allah'ın adıyla! Allahım, bizi şeytandan uzak tut ve şeytanı da bize vereceğin nasipten uzak tut!" dese, sonra da Allah bu temastan onlara bir evlad nasip etse, şeytan ona ebediyen zarar vermez."
Kayıt No.: 5644

yalnizs
19-08-2011, 21:43
:) çok iyimiş