PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuran'ın Tanrı sözü olmadığının bir delili daha : Hristiyanların haberi yok


star trek
22-08-2008, 15:39
İslam dininin Tanrı tarafından indirildiği iddia edilen Kutsal Kitabı Kuran Yahudileri,Hristiyanları ve diğer dinlere inananları muhatap alan ayetlerle doludur. Ancak muhatap alınanların Tanrı'nın yeni bir din gönderdiğinden kendilerini suçladığından haberleri yok.
Oysa Tanrı'nın İslam dinini vahy ettiği iddia edilen tarihlerde, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri olan Bizans İmparatorluğu bütün Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasına egemen. Ve tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan biri olan Bizans İmparatorluğu'nun Tanrı'nın gönderdiği yeni dinden haberi yok. Oysa bütün Orta çağ devletleri gibi özellikle vergi gelirleri açısından tam bir bürokratik devletti Bizans İmparatorluğu da. Hemen her konuda kayıtlar tutulur siyasi ekonomik ve diğer bütün gelişmeler anında kayıtlara geçirilirdi. Gelin görün ki Bizans İmparatorluğu'nun hiç bir belgesi ve bilgisine Arabistan'da yeni bir din çıktığına dair kayıt geçirilmemiş.
Allah Hristiyanları muhatap alıyor dinlerini değiştiriyor Hristiyanların bundan haberi yok.

ozedonus
22-08-2008, 15:48
600 lü yıllarda haberleşme hızı ne derecedeydi.Bunların islamdan haberdar olmamaları üzerinden, Kuranın ve islamın sonradan uydurulduğunu düşünmek çok ütopik kalmaktadır.İşin ilginç tarafı şu.İşinize gelen rivayetler doğru.Ama işinize gelmeyince nesildn nesile aktarılan bir kitap bile uydurma olabilir.Hem de o zaman 10.000 km uzaklıkta olan bir krallığın devlet arşivlerinde ismi geçmediği için.:)

star trek
22-08-2008, 15:51
Daha enteresanı Ortadoğu'nun en eski uygarlıklarından biri olan Kadim Yunan Uygarlığı, Roma ve Bizans İmparatorlukları ile at başı giden Kadim İran Uygarlığının da yeni dinden haberinin olmaması. Yunan ana karası,Anadolu ve bütün Orta Doğu'da siyasi,askeri,ekonomik örgütlenmesi olan İran Uygarlığının hiç bir belgesine Tanrı'nın yeni bir din gönderdiğine dair bir bilgi konmamış.
Tanrı yeni hem de son hem de evrensel bir din gönderiyor üstelik eski dinlerin tamamını geçersiz kılıyor ve fakat muhataplarının bundan haberi yok. Muhatapları Arabistan'ın Yemen dağlarında yaşayan Ebu Tahtavi aşireti olsa "tamam". Ama muhatapları dünya tarihinin gördüğü en büyük uygarlıklar olunca işin rengi değişiyor elbette.

star trek
22-08-2008, 15:58
Bunlardan da acaip olanı Arap toplumunun dini değiştiriliyor ancak eski dini inanışlarına sahip çıkan insanlardan hiç biri bu değişimle ilgili hiç bir iz hiç bir kalıntı hiç bir kitap resim hatta şiir bırakmıyor. Her hangi bir putperest Arap İslamın geldiğini kendi dinlerini değiştirdiğini çok büyük bir günah işlediklerini kaleme alıp ta insanlığa bırakmamış. Üstelik şairleri ile ünlü olan Putperest Araplar.

star trek
22-08-2008, 16:08
İslamla ilgili ilk kaynaklar İslamın ortaya çıkışından yaklaşık 100-150 yıl sonra kaleme alınmışlardır. İslam dini ve tarihi ile ilgili "İLK" kaynakların tamamı ise Yahudi alimleri tarafından yazılmıştır. O tarihten günümüze İslam ve tarihi adına yazılan ne varsa "HEPSİ" bu ilk kaynakların tekrarı tefsiri tercemesi eğilip bükülmesidir.
İslamın ortaya çıkışına delil olabilecek hiç bir şey bulunmamaktadır. Gılgameş Destanı ne kadar bilimsel ise "O" da o kadar bilimseldir.

çakırcalı
23-08-2008, 12:13
Bırak o zamanki hristiyanları, bu zaman; yani 21. yüzyılda yaşıyoruz ve hala "hak dini" (?) islamdan haberi olmayan kabileler yaşıyor dünya yüzeyinde. Bugün bir kıyamet kopsa var ya, yandı gülüm keten helvalar!

-Bu ne ya, ben nerdeyim?
-Ahirettesin oğlum, seçmeler var!
-Ne ahireti, ne seçmesi yav?
-Oğlum cennete mi gidecen, cehenneme mi? Bunun seçmesi...
-Böyle seçme-sepen şey olur mu yav. Nerden çıktı bu? Niye önceden bi haber verilmiyo?
-Verdik ya oğlum, kurandan haberin yok mu?
-Yok valla. O ne yav? Amazon'a niye gelmedi?..
-Amazon ne lan?
-Amazon, işte bizim orası.
-Sizin orası neresi?
-Yok, bizim orası Neresi değil. Neresi'ye 2-3 ok atımı uzaklıkta.
-Hmm... Adı da güzelmiş hani. Muhammet'in haberi olsaydı oraya da mutlaka bi "zon" yapardı. Nasıl da gözünden kaçmış. Neyse... Zebaniler! Atın bunu sakara atın, irin ve zakkum suyu içirin kendine gelsin.
-Yav durun, haberim yoktu, bilmiyodum.
-Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. TCK 1. Madde! Götürün, götürün!...
-Yav bi durun...
-Tamam lan tamam! Şaka yaptık, sen zaten banko cehennemliksin. Cehennem için yarattığım kullarımdansın sen, yemin etmiştim yaratıcam diye ve yeminimi yerine getirdim. Sözümün eriyim allaha şükür.

Aheste
23-08-2008, 12:48
Çakırcalı sen yan yan, kendine yan. Yahu yeryüzünde İslam diye bir dinin olmadığını duymayan kaldı mı?

Bak, sahih bir hadis;

“Ümmetimden veya Yahudilerden ya da Hıristiyanlardan, her kim benim peygamber olduğumu işitir de bana iman etmezse o kişi cennete giremeyecektir.”
(Ahmed bin Hanbel, Müsned, c. 4 s. 396; İbn Kesir, Tefsir’ül Kur’an-il Azim, c. 2 s. 266)


Buradan 2 anlam çıkar;

1. Duymadığın bir şeyden sorumlu değilsin.
2. Duyup da iman etmemişsen vay haline. :)

Kur’an’a bakalım:

‘’Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır" (Bakara, 62)

K.C.
23-08-2008, 13:31
“Ümmetimden veya Yahudilerden ya da Hıristiyanlardan, her kim benim peygamber olduğumu işitir de bana iman etmezse o kişi cennete giremeyecektir.”
(Ahmed bin Hanbel, Müsned, c. 4 s. 396; İbn Kesir, Tefsir’ül Kur’an-il Azim, c. 2 s. 266)
Buradan 2 anlam çıkar;

1. Duymadığın bir şeyden sorumlu değilsin.
2. Duyup da iman etmemişsen vay haline.
3- Benim gerçekleri söyleyip söylemediğimi kimse deşmeyecek. Ben peygamberim diyorsam bu doğrudur. İman edin peygamberliğime.
4- Benim peygamber olarak kendimi ilan edişimi duymadan önce cehennem gibi bir acıyla tehdit edilmiyordunuz. Şimdi duydunuz, artık tehdit altındasınız. Size en büyük iyiliği İslam yapıyor. (!!!)

Hadisi okurken aklıma gelen tek şey egonun süpperi oldu...
Duy, (aklını ifal et) iman et!!!
Günümüz peygamberleri şu hadisteki cümleyi kursalar müslümanlar ne düşünürdü acep... Alın uyarlayın imanınıza...

K.C.
23-08-2008, 13:38
İslamla ilgili ilk kaynaklar İslamın ortaya çıkışından yaklaşık 100-150 yıl sonra kaleme alınmışlardır. İslam dini ve tarihi ile ilgili "İLK" kaynakların tamamı ise Yahudi alimleri tarafından yazılmıştır. O tarihten günümüze İslam ve tarihi adına yazılan ne varsa "HEPSİ" bu ilk kaynakların tekrarı tefsiri tercemesi eğilip bükülmesidir.

Sayın star_trek,
yazdıklarınız oldukça ilgimi çekti. Şu üstteki bilginin kaynağı nedir? Yani Yahudi alimler tarafından yazıldığı.

troyya
23-08-2008, 18:34

3- Benim gerçekleri söyleyip söylemediğimi kimse deşmeyecek. Ben peygamberim diyorsam bu doğrudur. İman edin peygamberliğime.
4- Benim peygamber olarak kendimi ilan edişimi duymadan önce cehennem gibi bir acıyla tehdit edilmiyordunuz. Şimdi duydunuz, artık tehdit altındasınız. Size en büyük iyiliği İslam yapıyor. (!!!)

Hadisi okurken aklıma gelen tek şey egonun süpperi oldu...
Duy, (aklını ifal et) iman et!!!
Günümüz peygamberleri şu hadisteki cümleyi kursalar müslümanlar ne düşünürdü acep... Alın uyarlayın imanınıza...


senin bu sozlerin onun yalan soyluyor oldugunu ispatlamaz...kac tane dogru var...sana gore ona gore buna gore mi...bir dogru var bir dogru...O da Allaha gore;

sen simdi kendi dogrunla yasamaya devam et...Allaha gore senin dogrun yanlıs...ee karsısına cıkıpta bu bana gore dogruydu dersin artık...:) baskası da bu da bana gore dogruydu diyecek...hangisi dogru:)


De ki : "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!

K.C.
24-08-2008, 16:38
senin bu sozlerin onun yalan soyluyor oldugunu ispatlamaz...kac tane dogru var...sana gore ona gore buna gore mi...bir dogru var bir dogru...O da Allaha gore;

sen simdi kendi dogrunla yasamaya devam et...Allaha gore senin dogrun yanlıs...ee karsısına cıkıpta bu bana gore dogruydu dersin artık...:) baskası da bu da bana gore dogruydu diyecek...hangisi dogru:)

De ki : "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!


Sayın go away,
sizin mesajınızı alıntıladım ama özel olarak size yazmıyorum, öncelikle bunu söyleyeyim.

Öyle korkuyorsunuz ki..
*En başta Allah'tan, "benden korkun" dediği için korkuyorsunuz.

*Ya Allah'ın vaadleri doğru değilse diye korkuyorsunuz. Ama bu korkunuzu asla ne dillendirebilirsiniz, ne de usunuza geldiğinde orada 1-2 saniye dahi barınmasına izin verirsiniz. Tövbe üstüne tövbe eder, bu vesfeseyi şeytana yükler rahatlarsınız.

*Ya ahiret yoksa ve bu kafirler haklıysa... belalarını bulmadan her ettikleri yanlarında kalacaksa diye de korkuyorsunuz... bu kuşkularınız keza... anında akıldan uzaklaştırılıp tövbe edilmesi gereken kuşkulardandır.

Herkesin doğrusu farklı olabilir sayın go-away,
matematik ya da fizik mi bu "doğru" dediğiniz ki sabit ve mutlak olsun?

Sizler sürekli "öldüğünüzde göreceksiniz", "Allah'ın huzurunda gerçeği anlayacaksınız" söylemleriyle ancak kendi gönlünüzü mutmain etme telaşı içindesiniz.

Bu telaş yazık ki bizde yok, çünkü sizler öldüğünüzde gerçeğin ne olduğunu göremeyeceksiniz bile...

troyya
24-08-2008, 19:40
Öyle korkuyorsunuz ki..
*En başta Allah'tan, "benden korkun" dediği için korkuyorsunuz.

el-cevap;

kuranı bilmediginin kanıtıdır bu...Allah spor olsun diye benden korkun demez...işte kuranı anlayan toplumlar hiç bir şekilde sizinle aynı fikirde olmazlar..Allah kullarına; yaptıgınız tum kotu amellerden dolayı benden korkun der...yani atıyorum haram işlemekten Allahtan korkun der...Misal; faiz yemekten Allahtan korkun der...ve Allah korkusu olan adam hırsızlık yapmaz..Allah korkusu olan adam faiz yemez..(bak bunlar gercek muslumanım diyenlere)

simdi sen soyle...bu korkunun neresi senin soyledigin manada korku...hiç bir şekilde katılmıyorum bu yazdıgına

*Ya Allah'ın vaadleri doğru değilse diye korkuyorsunuz.

bu yazında dilin sürçtü herhalde sevgili K.C ,vaadleri dogru degilse diye korkan adam ateist oluyor...gercek muslumanın boyle bir kaygısı yoktur.

Ama bu korkunuzu asla ne dillendirebilirsiniz, ne de usunuza geldiğinde orada 1-2 saniye dahi barınmasına izin verirsiniz. Tövbe üstüne tövbe eder, bu vesfeseyi şeytana yükler rahatlarsınız.

10 kere okumama ragmen net manada anlamadım ne anlatmak istediginizi...Olay gunah islersiniz tovbe edersiniz meselesiyse yine yanlıs koz sevgili K.C insan oglu gunahkar olarak yasar ve tovbeleriyle kabul edilir...


Ya ahiret yoksa ve bu kafirler haklıysa...

Boyle bir şey kurana gore gore kesinlikle yalan bir cumle...ama eger ki bak senin dedigin dogru cıkarsa; biz hiç bir şey kaybetmeyeceğiz...ama eğer varsa siz cok sey kaybedeceksiniz...maalesef bu boyle...Allah borcunu itiraf etmeyeni affetmeyecek.

altı cizili ile yazdıgım kelimeyi bir mukayese et...

belalarını bulmadan her ettikleri yanlarında kalacaksa diye de korkuyorsunuz... bu kuşkularınız keza... anında akıldan uzaklaştırılıp tövbe edilmesi gereken kuşkulardandır.

daha acık yazmadıgın surece bu alıntıya net cevap veremem..zira sana haksızlık olur.

Herkesin doğrusu farklı olabilir sayın go-away,

Aynen oyle K.C Allaha gore de bir dogru var...eğer Allahın dogrusu gerceklesirse o zaman hepimiz ona hesap veririz...sizde dahil bizde...ama dunya cercevesinde herkes bildigi dogruyla yasasın...ben buna hiç karısmam...hakkımda yok zaten

matematik ya da fizik mi bu "doğru" dediğiniz ki sabit ve mutlak olsun?

Matematik ve fizik neye gore dogru sevgili K.C bilimsel denklemlerin tumu hayali bir 0 ve 1 uzerine insa edilmistir...bana 1 in var olup olmadıgını ispatlayabilirmisiniz...bunu da iyice bir dusunun bakalım...Sıfır yokluk mudur ve yoklugu bana nasıl ispatlayacaksınız.

Bilimsel bilgi insan dogrusudur...Kuranın dogrusu ise Allahın dogrusudur...biri insan biri Allah...ikisinden de yararlanıp birbirine karıstırmamak en dogrusudur.

Sizler sürekli "öldüğünüzde göreceksiniz", "Allah'ın huzurunda gerçeği anlayacaksınız" söylemleriyle ancak kendi gönlünüzü mutmain etme telaşı içindesiniz.


Eyvallah dogru soyledin...karısmaya hakkın var mı...öldükten sonra bir şey olmadıgını bana ispatla sana inanayım...gidip gel hiç bir şey yok rahatlayın artık deyin..sana inanayım...bunları ispatlayamayıcagına gore...inananlara da bu sozleri soylemen gerekmez...cunku boyle bir hakkın yok.


Bu telaş yazık ki bizde yok, çünkü sizler öldüğünüzde gerçeğin ne olduğunu göremeyeceksiniz bile...

hodrimeydan 60 yıllık omrumuz var...insallah karsılasırızda...birbirimize o zaman haklıymıssınız dersiniz...


.................................................. ...


EY İNSAN...! SİZE NE OLUYOR DA KURANI YALANLIYORSUNUZ.O GUN SİZİN USTUNUZE YAZILMISTIR...SİZ İSTESENİZDE İSTEMESENİZDE O GUN GERCEKLESECEKTİR..SİZ SİMDİ ÖLÜMÜNÜZE KADAR BEKLEYİN...(kk)

Dogru yolda gidenlerin kimler oldugunu yakında herkes bilecek...Şimdi siz bekleyin acele etmeyin...cunku onlarda bekliyolar (kk)


.................................................. ......


SAYGILAR SEVGİLER KC.

K.C.
24-08-2008, 22:28
öldükten sonra bir şey olmadıgını bana ispatla sana inanayım...

Öldükten sonra birşey olduğunu iddia eden sizsiniz. İspatlamak da size düşer. Yokluğu ispat mümkün mü go away... İslam, sizin örneğinizdeki gibi basit mantık hataları üzerine kurulmuş sorularla insan tavlama yöntemidir.
gidip gel hiç bir şey yok rahatlayın artık deyin..sana inanayım...
Size hangi gidip gelen orada BİRŞEY olduğunu söyledi? Ah, afedersiniz. Siz de oraya gidenin gelmediğini kabul edenlerdensiniz...

Paradoksal bir durum..

troyya
25-08-2008, 00:11
Öldükten sonra birşey olduğunu iddia eden sizsiniz. İspatlamak da size düşer. Yokluğu ispat mümkün mü go away...

ben sana öldükten sonra ispatlanacak diyorum K.C henuz yasamana devam et diyorum.bak sizin anlamadıgınız su; ben ölümden sonra taha 135 i gosteriyorum...vaad olunacak bir gerceğin gerçekleşme sürecinden bahsediyor.

diyor ki; şimdi acele etmeyin.dogru yolun kimler oldugunu goreceksiniz..sen bu ayeti bilimsel olarak bana etkisiz hale getirebilir misin...hayır asla kesinlikle asla...mumkun degil.o halde benim inancıma söz söyleme hakkınız bulunmuyor...

ben size zorla islama girin diye burada yazmıyorum...bana ne ister girin ister ateist olun beni hiç ilgilendirmez...ben burada derdimi anlatıyorum sadece...aynı sizin oldugu gibi.


Yokluğu ispat mümkün mü go away

o zaman Allaha yok demenizde bir şey degiştirmiyor...ispatı yok cunku...aynı sorunun tersini bana cevirebilirsin...bende sana o benim inancım ben evrene bakarak onu goruyorum...benim goruyor olmam senin gorecegin anlamına gelmez.

Size hangi gidip gelen orada BİRŞEY olduğunu söyledi? Ah, afedersiniz. Siz de oraya gidenin gelmediğini kabul edenlerdensiniz...

guzel kardesim bu Allahın davası...insanileştirme...kitabı yazan muhammed degil...islami inancta Allahtır...

ben sana diyorum ki...sen ispat yap olmadıgını ispat yapamıyorsun soruyu bana ceviriyorsun...iyi de bende insanım...doga ustu bir yaratık degilim..elbet ölecez..sabret...


taha 135 burda da gecerli...Siz simdi bekleyin...

emrex5
25-08-2008, 01:29
madem Bu Kadar Zekisin Sen Neden Peygamber Olamiyosun. Hiç Sordunmu Kendine Yada Milyarlarca Inançli Insandan Dahami Zekisin.
Birak Doğayi Hayvanlari Sadece 2 Dk. Kendini Düşün Ve Bedenini Yöneten şey Ne Bunu Düşün Madem Insanlar Evrimden Türedi Gelişti Haşa Yeryüzünde Bulunan Bu Kadar Sebze, Meyve, Et, Süt, Her şey Niçin Insanin Damak Tadina Uyumlu Hiçmi Tat Alamayacağimiz Bir Sebze Yada Meyve Yetişmez. Sence Yüzyillardir Hiçmi Hayvandan Insana Geçiş Yapan Bir Ikinci Varlik Türemedi (( Rabbim Bir Ayette Buyururki ''biz Insani Kan Pihtisindan Yarattik Sonrada Onu En Güzel Bir Biçimde şekillendirdik Sonra Bide Bakarsinki O Kahrolasi Insan Bizim Karşimiza Düşman Olarak çikar'' EDİT

Büyük yazınca haklı olunmuyor ,hoşgeldin sakin ol sevgiler

troys_10
25-08-2008, 01:31
emrex5 hosgeldinde...sakin ol yafss...gözlerim bozulacak valla okurken...kızmadan...aynı benim ilk girdigimde davranıs modelimi gordum sende :)

-InVi-
26-08-2008, 04:14
K.C. müslüman olmayali "iyi" bir niyet okuyucusu olmus,
insanlarin neden iman edip etmedigni , insanlarin kendisinden daha iyi biliyor bu üstün yeteneklerinden dolayi kendisini tebrik edip, hemen bir mahkemin basina karar verecek hakim olarak tayin etmek lazim.

yüksek bir bilinc ve gönüllü olan bir teslimiyet icinde "ondan" dilemenin korku ile degil, güven ile alakasi oldugunu birileri K.C.ye söylemeli .
Kara Cahil olanlar bilmedikleri seylerden korkarlar, akli basinda müslümanlar ise ölüm sonrasi konumlarinini inandiklari allah'a teslim etmislerdir, nihayi karar onun oldugu icin, icten pazarlik yersiz ve gereksizdir.
icten pazarligi ve korkuyu, bir yaratan (belki) vardir ama bu muhammedin teblig ettigi yaratan degildir diyenler yapmaktadir.


Kurani Kerimi o kitap icindeki ayetleri benimseyenler tarafindan ne ise o'dur.
burada "ama o degildir" idaa etmek basta o insanlarin bireysel tercihlerine hakaret etmektir.
Nasilki hic kimse üyesi olmadigi bir dernegin tüzügünü belirlemeye hakki yoksa, bu dine sahip olmayanlarinda bu din hakkinda bu dine tabi olanlar icin yönlendirici karar verici bir konumu olamaz, olmamali.

star trek
26-08-2008, 19:09
Değerli K.C.,
Burada doğruluğuna inandığım ve pek çoğuna kimsenin karşı çıkmadığı bilgiler paylaştım. Geçen açtığım bir başlıkta birisi beni Allah'a havale etti. Gerisini yazmayacagım. Eskiden insanları düşüncelerinden dolayı asarlardı keserlerdi. Şimdi Allah'a havale ediyorlar. Bir daha bildiğim hiç bir şeyi bu ülkede hiç kimseyle paylaşmamaya yemin ettim.Zira bu insanların Allahı ile uğraşacak ne gücüm var ne de niyetim. En iyisi herkes kendi inandığı ile yaşasın.
Değerli K.C.,
Yazılarınızdan değerli bir insan olduğunuz anlaşılıyor. Bana sorarsanız siz de bunları kendi dünyaları ile başbaşa bırakın.
Saygı ve selam ile.

YOLCULUKLAR
05-09-2008, 01:33
star trek arkadaşım, araştırmanız için teşekkür ederim. Gerçekten zevkle okudum; ama bazı yerlerde düşüncelerinizi de eleştirmek istiyorum.

Ben genellikle Hristiyan öğretilerini mantıklı bulurum; ama Hristiyan'da olmamışımdır, çünkü İncil'de herşeyin ap açık bir şekilde ortaya konulduğunu düşünmem (birazdan da bunun örneğini verecem) ve bir çok çelişki de vardır.

***


Yazılı kaynaklarda İslam'dan bahsedilmemesine gerçekten şaşırdım ki ilk kez duyduğum bir iddia bu; araştırmak gerek...

***


Yalnız şöyle bir gerçeklikte var. İsa İncil'de kendinden sonra gelecek olan bir Avutucudan bahseder. Yani böyle bir durumda Hristiyanlar, Yahudiler; İsa'dan sonra birşeylerin geleceğini bilmiyordu, beklemiyordu dersek yanlış bir bilgi aktarmış oluruz.

Yuhanna 14:16: "Ben de Baba'dan isteyeceğim. O size başka bir Avutucu verecektir; sonsuza dek sizinle birlikte kalsın diye.
Yuhanna 14:26: "Baba'nın adımla göndereceği Avutucu size her şeyi öğretecek ve tüm söylediklerimi anımsatacak."
Yuhanna 16:13: "Oysa O gelince sizi tüm gerçeğe yöneltecektir. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, duyduklarını söyliyecek ve ileride olacakları size bildirecek"
Korintoslulara I. Mektup 13:8: "Peygamberliklere gelince, geçip gidecekler. Diller susacak, bilgi de yok olacak. Çünkü bilgimiz de, peygamberlerimiz de tam değil kısıtlıdır. Ama yetkin Olan geldiğinde, kısıtlı olan ortadan kalkacak."

Yukarıda ki ayetlerden de anlaşıldığı gibi İsa ap açık bir şekilde kendisinin yeterli olmadığını, kendisinden sonra gelecek olanın ise yeterli olduğunu söylemektedir.

Böyle bir durumda nasıl olurda Hristiyanlar Muhammed'e inanmazlar?

Çünkü Hristiyanlar İsa'dan sonra gelecek olanın Kutsal Ruh olduğunu düşünürler. İslam ise bu ayetlerde yazılanların Kutsal Ruh olmadığını, Muhammed'in kendisi olduğunu dile getirir.

Ayrıca, sizinde bahsetmiş olduğunuz gibi; Zebur Tevrat'ı ve onun peygamberini müjdelerdi. Tevrat ise İncil'i ve onun peygamberini müjdelerdi. Bu bir gerçeklikti; ama dikkat edin ki bu bir gerçeklik olmasına rağmen, Yahudi halkı İsa'yı kabul etmemiştir, onu kurtarıcı sıfatlarına sahip bir insan olarak görmemiştir ve İsa'nın çarmıha gerilmesini isteyip onun ölümüne sebebiyet vermişlerdir.

Yani kitaplar daha sonra bir peygamberin gelmesini müjdelemesine rağmen yeni peygamber geldiğinde, eski dine inanan insanlar yeni peygamberi kabul etmiyorlar; çünkü o sıfatları yeni gelen peygamberde bulamıyorlar. İşte belki de Hristiyanlık şuan bu süreci yaşamaktadır. Belki de İsa'nın müjdelediği Muhammed'ti; ama Hristiyan halkı Muhammedi beklemediğini, çok daha yücesi olan Kutsal Ruh'u beklediklerini söylüyor olabilirler. Ve buda bir hata olabilir (Tıpkı zamanında Yahudilerin İsa'yı yetersiz görüp, O'nu bir kurtarıcı olarak adlandırmadıkları gibi)

sinner
10-09-2008, 22:12
İslamdan daha köklü ve eski medeniyetlerin kayıtlarında İslamın olmaması bir ölçü tabi. ama bence önemli olan Yahudi ve Hristiyanların 21. yüzyıla gelinceye kadar hala kendi dinlerinde sebat etmeleri.

Madem ki İslam Yahudilik ve Hristiyanlığın bir devamı o zaman niye onlar tarafından kabul görmedi ?

Öte yandan bütün peygamberler Allah tarafından gönderilmişse, her gelen peygamber neden eskiler tarafından yalanlanıyor ve böylece yeni dinler ortaya çıkıyor. Hepsi Allahtansa dinin de tek din olması gerekmez mi bu bir çelişki değil mi?

Başka bir örnekle ben S....marka monitör kullanıyorum ve memnunum diyelim.
Bir kaç yıl sonra monitörüm ihtiyacımı karşılamayaz olunca yeni bir S.....marka üst model bir monitöre terfi ederim. Çünkü o monitöre alışmışım ve memnunum. Yeni bir marka aramaya gerek duymam :)

Dinde de öyle olmalı değil mi? Gönderici aynı olduğuna göre eskilerinde yeni dini kolaylıkla kabul etmesi gerekmez miydi ?

Ya da başka bir soru : Ya bir gönderen yoksa ??

Aydınus
10-09-2008, 23:28
De ki : "Hepimiz beklemekteyiz , siz de bekleyin bakalım ; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!






Yarattığı aciz kuluyla aşık atan sözde yüce bir Tanrı !

''Öbür tarafa gelin hele , göstereceğim o zaman size '' der gibi adeta .

Hani arkası güçlü birisi trafik suçu işler de kendisini durduran gariban polise der ya :

- Sen benim kim olduğumu biliyor musun ? Sürdürüyüm mü lan seni Doğu'ya , sürdürüyüm mü ?

Hani bir de şu mahalle kabayıları olur , en çok da İttihat Terakki kabadayıları :

- Tiyyeeyyt ; anamı kesen ben , babamı kesen ben , bacımı kesen ben , emmimi kesen ben .. Var mı len bana yan baken ?

Ki Allah da diğer birçok ayetlerinde olduğu üzere tıpkı bu kabadayılar gibi konuşmuyor mu :

- Lut Kavmi'ni yok eden ben , bilmem nemne kavmini maymuna çeviren ben , cehennemi kadınlarla dolduran ben , onu asan bunu kesen ben ... Var mı len Allah'a karşı çıken ?


***

İşine öylesi gelince neredeyse kuluna yalvaracak derecede düşkünlük gösteren bir Allah ...

İşine gelmeyince de , sırf kendisine inanmıyorlar diye yarattığı aciz kulunu tehdit eden bir Allah ...

İşin garibi , ''ol'' deyince de anında olduruyor !

Ama kuluna sözü geçmiyor olsa gerek , hepten çirkefleşip işi tehdite , şantaja vuruyor .


***

Yazık !

Şu satırların Allah'a değil de Muhammet'e ait olduğunu hala daha akıl edemiyor bazıları .

O , Muhammet ki sürekli polemik yaşamıştır çevresiyle .

Duruma göre , Allahtandır diyerek ayetler okumuş , hepsi bu .

Alıntıladığım bu ayet de böyle bir ayet .

Hala daha bu kadar basit bir konuyu allıyorlar sallıyorlar , çığırığından çıkarıyorlar .

Sevgili K.C. bunların ta ciğerini biliyor , yazıyor ama , bunlar mı anlayacak ?


***


Birisi de , ''inanmadığınız din hakkında fikir yürütmeyin'' manasında birşeyler yazmış .

Şurada terbiyemi bozmak istemiyorum , fakat bu şahısa diyorum ki :

Burası ne dinci sitesi ne de Hacı babanın tekkesi .

İstersen siteyi de kapatalım , olsun bitsin ha !

''Bir müslüman olarak ateistlerin sitesinde asıl benim ne işim var'' diye sormuyor da ...

barok
11-09-2008, 19:50
600 lü yıllarda haberleşme hızı ne derecedeydi.Bunların islamdan haberdar olmamaları üzerinden, Kuranın ve islamın sonradan uydurulduğunu düşünmek çok ütopik kalmaktadır.İşin ilginç tarafı şu.İşinize gelen rivayetler doğru.Ama işinize gelmeyince nesildn nesile aktarılan bir kitap bile uydurma olabilir.Hem de o zaman 10.000 km uzaklıkta olan bir krallığın devlet arşivlerinde ismi geçmediği için.:)


çindeki barut avrupaya nasıl gitti sevgili dostum ? herşeyi böyle işimize geldiği gibi yorumlarsak..

barok
11-09-2008, 20:04
Değerli K.C.,
Burada doğruluğuna inandığım ve pek çoğuna kimsenin karşı çıkmadığı bilgiler paylaştım. Geçen açtığım bir başlıkta birisi beni Allah'a havale etti. Gerisini yazmayacagım. Eskiden insanları düşüncelerinden dolayı asarlardı keserlerdi. Şimdi Allah'a havale ediyorlar. Bir daha bildiğim hiç bir şeyi bu ülkede hiç kimseyle paylaşmamaya yemin ettim.Zira bu insanların Allahı ile uğraşacak ne gücüm var ne de niyetim. En iyisi herkes kendi inandığı ile yaşasın.
Değerli K.C.,
Yazılarınızdan değerli bir insan olduğunuz anlaşılıyor. Bana sorarsanız siz de bunları kendi dünyaları ile başbaşa bırakın.
Saygı ve selam ile.


küsmek yok diycem ama başka sanş mı var ? acaba bizim mi gözlerimiz kör edilmiş onların mı ?

phantom
11-04-2009, 20:23
Konu çok çarpıcı.Ancak kimseden doyurucu yanıt gelmemiş.Diğer pek çok başlıkta olduğu gibi konu gargaraya getirilmiş.

İslam dininin ezberletilen tarihini kanıtlayacak deliller var mı?

Bırakın peygamberi, dört halife döneminin yaşandığına dair kanıt var mı?

Bizans'tan,İran'dan ya da herhangi bir kaynaktan alınan delil?



Soru net ve açık.

mockba
13-04-2009, 03:11
İslam dininin Tanrı tarafından indirildiği iddia edilen Kutsal Kitabı Kuran Yahudileri,Hristiyanları ve diğer dinlere inananları muhatap alan ayetlerle doludur. Ancak muhatap alınanların Tanrı'nın yeni bir din gönderdiğinden kendilerini suçladığından haberleri yok.
Oysa Tanrı'nın İslam dinini vahy ettiği iddia edilen tarihlerde, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri olan Bizans İmparatorluğu bütün Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasına egemen. Ve tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan biri olan Bizans İmparatorluğu'nun Tanrı'nın gönderdiği yeni dinden haberi yok. Oysa bütün Orta çağ devletleri gibi özellikle vergi gelirleri açısından tam bir bürokratik devletti Bizans İmparatorluğu da. Hemen her konuda kayıtlar tutulur siyasi ekonomik ve diğer bütün gelişmeler anında kayıtlara geçirilirdi. Gelin görün ki Bizans İmparatorluğu'nun hiç bir belgesi ve bilgisine Arabistan'da yeni bir din çıktığına dair kayıt geçirilmemiş.
Allah Hristiyanları muhatap alıyor dinlerini değiştiriyor Hristiyanların bundan haberi yok.



Onlar belgeleri (asil incil dahil) yakmayi yikmayi kafalarina gore Tarih yazmayi pek severler sayin `Star Trek`.

O yuzden telas etmeyin.Tarihi degistiren, incili degistiren ve bu inancin degismemesi icin korkudan kayitlarina dahi almayan ve bunun boyle devam edecegine, bilinmeyecegine inanan o zamanin Tum imparator`larina tum din alimlerine buradan 21.yy dan gulerek hurmetlerimi sunuyorum.

Ayrica Bizans Imparatorlu`gu bu kadar disiplinli calismis cabalamissa her acidan.E cahil halkina yeni bir din geldi uyanin cagrisi yapmasi demek.Gel benim kellemi al Kilise demek olurdu ki.Bu islami dillendirmeme konusundaki azimleride vergi gelirlerini tutma konusundaki azimleri kadar ince eleyip sik dokunmus belliki.Ben yazinizdan bunlari cikardim.Tabi o gunun siyasi gelismeleri ve bir imparatorun orada kalabilmek icin yapmasi gereken ve yapmamasi gerekenler listesinin ne oldugu konusunu sizin arastirmlariniza birakalim.

Saygilar
Saygilar

phantom
16-04-2009, 02:03
Bir kere daha ve son defa sormak zorundayım.
Peygamber dönemi de değil,dört halife döneminin yaşandığına dair o dönemin uygarlıklarınca kaydedilmiş her hangi bir kanıt,belge,bilgi var mı?
Milattan binlerce yıl önce yaşayan uygarlıklar hakkında kanıtlara,belgelere,bilgilere ulaşılırken Milattan 6 asır sonra ortaya çıkan bir uygarlıkla ilgili kanıtlar,belgeler hangileridir?
M.Ö.2.bin yıllarında Mezopotamya Uygarlıklarına ait belgelerden Anadolu hakkında bilgiler edinilirken neden M.S. 6.asra ait bir uygarlık hakkında dönemin kaynaklarında bilgi belge yok? Mu?
Soru çok mu zor?
Konuyu saptırmadan bilimsel bir yanıt verilirse,yanıtı; soruyu bana soran yabancı dosta ileteceğim.

(Onlar üffürükten sorular sormuyorlar ki..)

pante
16-04-2009, 02:11
Phantom, aşağıdaki başlığı görmüş müydün?

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4369

Bir kanıt bulunamadı ama başlık ilgini çekebilir.

phantom
16-04-2009, 02:40
Teşekkür ederim pante,

Başlığı sadece gözden geçirebildim.En kısa sürede satır satır okuyacağım.Anladığım kadarı ile insanlar kuşkularında haklı.
O coğrafya o dönemde dünyanın merkezi.İşin içine Kudüs filan da giriyor.Buna rağmen herhangi bir belge,kanıt,bilgi olmaması çok ilginç.

Bir ricam daha var.İslam tarihçiliği ile ilgili sitede bulunan linkler.Özellikle İslam ve tarihi ile ilgili ilk kaynak.Sanırım İshak.

Bir de sorum olacak Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın kubbesi neden altın veya altın renkli.Bana Musa'nın kardeşi Harun'un yaşadığı altın inek olayını anımsattı.

İlginiz için teşekkür ederim.

pante
16-04-2009, 02:53
İslam tarihi çok geniş bir konu.
O nedenle muhtelif başlıklarda bulabilirsin.
Forumlar sayfasından seçme başlıklarda birkaç konu bulabilirsin.

Sanırım Kubbetüssahra'dan bahsediyorsun.
Kubbesinin "Böğüren Altın buzağı" ile ilgisi yok.
Ama yapının Yahudilikle ve Hristiyanlıkla ilgili benzer tarafları var.
Örneğin sekizgen oluşu Yahudilerin 8 köşeli yıldızını anımsatıyor.

phantom
16-04-2009, 03:07
Bu konular geçekten aydınlatılmayı bekleyen konular.Türkiye'de her taraf üniversite dolu.Üstelik bunların %70'i tarih,ilahiyat gibi bölümler.Ancak malesef sorulan pek çok sorunun yanıtı yok.Akademisyenler bilmiyor."Allah'ın izniyle sorulan her soruya cevap verilir" diyenlerin bu tür soruları görünce nedense sesleri solukları kesiliyor.
Ancak pek çok bilinmeyen zamanla açığa çıkacaktır.

İlginiz için tekrar teşekkür ederim.

phantom
19-04-2009, 18:44
Bu başlıkta bir bilgi daha paylaşayım.

Bir kitaptan yıllar önce okumuştum. Kitap yanlış hatırlamıyorsam Hüseyin Hilmi Işık'ın Saadet-i Ebediye isimli kitabı idi. Cevat Rifat Atilhan'ın bir kitabı da olabilir.Başka bir kitapta olabilir.

Buna göre Hristiyanlar ancak 13.yüzyılda İslam diye bir din olduğunu anlamışlar.İslam dinini incelemek içinse (12??) lü yıllarda ilk defa bir kurum oluşturup incelemeye başlamışlar.Yazara göre o tarihten sonra Hristiyanlar İslama düşmanlık etmişler.

Falan end filan.

tariik
20-05-2009, 02:56
arkadaslar hiçbir zaman bu manada yüzde yüz kesinlikte bir bilgiye ulaşamayacağız çünkü bu kesinlikte bir bilgiye ulaşılabilirse konu iman meselesi olmaktan çıkar kabulu zorunlu inkarı saçmalık olur. her zaman bardağın bir yarısı boş bir yarısı dolu olacak zannımca çünkü iman böyle durumlarda gecerli olur konuyla alakalı olduğu için bir yazı aktarmak istiyorum bu konuda bilgisi olan arkadasların paylaşımına acıyorum;
[/URL]"Yenilgilerden sonra yeneceklerdir..." (Rum Suresi, 3)

Yüce Rabbimiz hak sözü olan Kuran'da bize gelecek ile ilgili bazı haberler vermektedir. Allah'ın Kuran'da henüz gerçekleşmeyen olayları müminlere bildirmesi ve ardından yaşanan olayların Kuran'daki ayetlerle bire bir uyuşması, Allah'ın gücünü ve üstün ilmini daha iyi kavramamızı sağlar. Bunun için bu makalede, Kuran'da gelecek hakkında verilen haberlerden biri olan ve Rum Suresi'nin hemen başında yer alan ayetleri detaylı olarak inceledik. İlk bakışta Bizans ordusunun belli bir süre içinde galip geleceğinin bildirildiği ayetler günümüz bilgileri ile değerlendirildiğinde çok daha fazla detay içermektedir.

"Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir yakın bir zaman içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır.ALLAH dilediğini yardımıyla galip kılar. Ve o gün müminler sevineceklerdir." (Rum Suresi, 1-4)

Yukarıdaki ayetler, Hıristiyan olan Bizanslıların, zamanının putperest bir toplumu olan İranlılar karşısında çok ağır bir yenilgiye uğramasından yaklaşık 7 sene sonra, MS. 620 civarında indirilmişti. Ve ayetlerde Bizans'ın çok yakında galip geleceği haber veriliyordu.

Oysa o sırada Bizans o kadar büyük kayıplara uğramıştı ki, değil tekrar galip gelmesi, ayakta kalması bile imkansız görünüyordu. İmparatorluğun birçok düşmanı vardı. Yalnız İranlılar değil, Avarlar, Slavlar ve Lombardlar da Bizans devletine karşı büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Öyle ki Avarlar, İstanbul önlerine kadar gelmişlerdi.

Ayrıca Bizans tarihinde 600'lü yıllar ülkenin iktisadi, mali ve sosyal bakımdan en kötü dönemiydi. İmparatorluk ekonomisi çökmüş, yönetim düzensizleşmiş ve iç çekişmeler baş göstermişti. Aşırı vergiler köylüleri güçsüzleştirmişti. Güçlü bir aristokrat sınıfı devlete meydan okuyordu. Eskimiş idare mekanizması durmuş, para bulunmadığı için, ücretli askerlerle ayakta durmaya çalışan ordu organizasyonu işlememeye başlamıştı. İmparatorluğun varlığını sürdürecek gücü kalmamıştı. Bu nedenlerle, Bizans Kralı Herakleius, ordunun masraflarını karşılayabilmek için kiliselerdeki altın ve gümüş süs eşyalarının eritilip paraya çevrilmesini emretmişti. Pek çok vali Kral Herakleius'a isyan etmiş, İmparatorluk parçalanma noktasına gelmişti.

İran Kralı Hüsrev Perviz'in, devrik imparatora yardım amacı ile başlattığı savaş zamanla, Mecusilik (ateşperestlik) ve Hıristiyanlık arasındaki bir tür mücadeleye döndü. Bu savaşta, Yahudiler ve diğer bazı Hıristiyan mezhepleri de Perviz'e destek verdiler. Herakleius ise bu güçlü ittifakı durduramadı. Ve imparatorluk ordusu, 613 yılında Antakya yakınlarında İranlılara karşı ağır bir yenilgiye uğradı. MS. 614'te Kudüs'e giren İranlılar, kentteki Hıristiyan varlığını da yok ettiler. 90.000 Hıristiyan öldürüldü. Bu yıllardan sonra Bizans İmparatorluğu aleyhine başka olaylar da gerçekleşti. Bu dönemde imparatorluğun hali o kadar kötüleşti ki, Kral Herakleius başkenti Afrika'ya nakletmeyi bile düşündü.

Toparlanma Dönemi

İmparatorluğun bu halini gören herkes Bizans'ın yok olmasını beklemekteydi. Ama tam bu dönemde, Rum Suresi'nin ilk ayetleri vahyedildi ve Bizans'ın üç ila dokuz yıl geçmeden yeniden galip geleceği haber verildi. Bu galibiyet öylesine imkansız görünüyordu ki, Arap müşrikleri, Kuran'da haber verilen bu zaferin asla gerçekleşmeyeceğini düşünüyorlardı. Ancak Bizans İmparatorluğu'nun en büyük hükümdarlarından biri kabul edilen Herakleius, ülkenin kurtuluşu için ciddi değişiklikler yaparak kısa sürede toparlanmasını sağladı.
İmparatorluk bu toparlanma döneminin ardından Bizans İranlılara karşı gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra, iki ordu Musul yakınlarında, Dicle ırmağının orta bölümünde kalan ve eski Asur'un başkenti olan Ninova'da karşılaştı. Rum Suresi'nin ilk ayetlerinin indirilmesinden yaklaşık 7 yıl sonra, MS. 627 yılının Aralık ayında, Bizans ve İran İmparatorlukları arasında yapılan bu savaşta İran ağır bir yenilgiye uğradı. Bu ağır yenilgi sonrasında İran İmparatorluğu'nda devrim yaşandı ve MS. 628'in Şubatında Hüsrev öldürüldü. İranlılar işgal ettikleri yerleri Bizans'a geri veren bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı.

Kuran'da daha önceden mucizevi bir biçimde verilmiş olan haber böylece gerçekleşmiş oldu.


Ayette dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise savaşın sonucunun belirtilmiş olmasıdır, verilen bilgiler toplu olarak gözden geçirildiğinde;

2- Gelecekte olacak bir savaş ve bunun için kısa bir zaman dilimi haber verilmekte.

3- Ayrıca savaşan tarafların kimler olacağı ve bu savaşın kimin tarafından kazanılacağı bildirilmektedir.

Bütün bu bilgiler, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun delillerinden yalnızca birkaç tanesidir.


arkadaslar bilgileri kopi yaptım cok fazlaca incelemedim o donemle ilgili bir veri daha sunuyorum ;

(javascript:tefsir('tefsir.asp?sureno=30&ayet=4'))
Hz. Peygamber Hudeybiye’den döndükten hemen sonra kâtiplerine yazdırdığı altı adet davet mektubunu elçileri aracılığıyla dönemin ileri gelen devlet başkanlarına gönderdi (Muharrem 7/Mayıs 628). Elçilerin, gidecekleri bölgeyi ve insanlarını tanıyan, fizikî ve ahlakî güzelliklere sahip, hitabet ve temsil açısından yetenekli olmalarına özen gösterdi. Rasûlullah diplomatik geleneği dikkate alarak ilk defa “Muhammed Rasûlullah” (Allah’ın elçisi Muhammed) yazılı bir mühür yaptırmış ve mektuplar bununla mühürlenmişti.
Mektuplardan ikisi dönemin iki büyük devleti ve süper gücü sayılan Bizans ve Sâsânî imparatorlarına gönderildi. İslâm’ın doğuşu yıllarında Ortadoğu, dönemin bu iki süper gücünün birkaç asırdır devam eden mücadelesine sahne olmaktaydı. Sâsânîler 614 yılında Kudüs’ü zaptederek hıristiyanlar için son derece önemli olan Kutsal Haç’ı alıp başkent Medâin’e (Ktesiphon) götürmüş, 619’da Mısır’ı işgal ettikten sonra 626’da Anadolu’yu aşıp İstanbul önlerine kadar ilerlemişlerdi. Sâsânîlerle mücadeleye devam eden Bizans, İmparator Herakleios’un Sâsânîler’in ana ordusunu 627 yılı sonunda Ninevâ’da (Ninova) ağır bir yenilgiye uğratmasıyla nihaî zaferi elde eden taraf olmuştu.
Sâsânî Hükümdarı (Kisrâ) II. Hüsrev Pervîz’e Hz. Peygamber’in İslâm’a davet mektubu Abdullah b. Huzâfe tarafından götürüldü. Adının Muhammed isminden sonra yazılmış olmasına kızan Kisrâ, mektubu yırttı ve San‘a’daki valisi Bâzân’dan Hz. Muhammed hakkında bilgi istedi. Mektubunun yırtıldığını öğrenen Rasûlullah üzülmüş ve bu edep dışı davranışından dolayı kisrânın cezalandırılmasını Cenâb ı Hak’tan niyaz etmiştir. Aradan fazla bir zaman geçmeden Yemen valisi Bâzân iki adamını Medine’ye gönderdi. Hz. Peygamber Hüsrev Pervîz’in, oğlu tarafından öldürüldüğünü vahiy yoluyla öğrenip elçilere bildirdi ve Bâzân’a müslüman olduğu takdirde valilik görevinde bırakılacağını iletmelerini istedi. Bunun üzerine Bâzân ile birlikte Yemen halkı da müslüman oldu. Böylece Yemen’in ilk müslüman valisi Bâzân ile İslâmiyet bu bölgede yayılmaya başladı; birçok Arap kabilesi değişik zamanlarda çeşitli heyetler göndererek İslâmiyet’i benimsediklerini bildirdi.
Bizans imparatoru Herakleios’a elçi olarak Dihye b. Halife el-Kelbî görevlendirildi. Burada davet mektuplarına örnek olmak üzere yer verilecek olan mektup şöyleydi:
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Bizans imparatoru Herakleios’a,
Hidayete uyanlara selâm olsun. İslâm’ı kabul et ki, kurtuluşa eresin ve Allah da ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen sorumluluğun altındaki insanların (Erîsîyyîn) günahını sen çekersin. “Ey Ehl-i Kitap! Sizin ve bizim aramızda müşterek olan söze gelin: Sadece Allah’a kulluk edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da birimiz diğerini rab edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse `şahid olun biz müslümanız’ deyiniz (Âl-i İmrân 3/64)”.
İmparator Herakleios yıllar süren savaşlar sonunda Sâsânîler karşısında Ninova’da kazandığı kesin zafer için Allah’a bir şükran ifadesi olarak hac ziyaretinde bulunmak ve İranlılardan geri almayı başardığı kutsal haçı tekrar eski yerine dikmek üzere o sıralarda Kudüs’te bulunuyordu. İmparator, Busra valisi aracılığıyla kendisine gelen peygamber elçisi Dihye’yi kabul etti. Rivayete göre Hz. Muhammed (sav) hakkında daha detaylı bilgi almak üzere, o sıralarda ticaret için Suriye’ye gitmiş bulunan Ebû Süfyân ve arkadaşlarını huzuruna davet etti ve onlardan Hz. Muhammed (sav)’in soyu, ailesi, çevresi, toplumdaki konumu, kişiliği, getirdiği mesajın niteliği ve temel prensipleri hakkında bilgi aldıktan sonra anlatılanların bir peygamberin özelliklerine uygun olduğunu ifade etti. Elçiyi diplomatik kurallar dahilinde kabul etmekle yetindiği anlaşılan Herakleios, onu hediyelerle uğurladı.
Üçüncü mektup Amr b. Ümeyye ed-Damrî eliyle Habeş Necâşîsi Ashame’ye gönderildi. Daha önce Habeşistan’a hicret etmiş olan müslümanlara iyi davranmış ve Kureyş’in iade taleplerini reddederek himaye etmiş olan Ashame, Hz. Peygamber’in İslâm’a davet mektubuna olumlu cevap vererek müslümanlığı kabul etti. Hz. Peygamber’e çeşitli hediyeler gönderdi ve onun isteği üzerine Habeşistan’da kalmış olan son muhacirleri elçiyle birlikte gemiye bindirip Medine’ye uğurladı.
[URL="javascript:tefsir('tefsir.asp?sureno=30&ayet=4')"]

evet arkadaslar veriler bu sekilde

tariik
20-05-2009, 03:04
bu satırlardan en cok ilgimi ceken sey muminlerin rumların galibiyetine sevinecek olmaları oldu :) sanki o donemlerde pek bi duşman değillermişte daha başka büyük düşmanları varmış gibi gibi :)

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Bizans imparatoru Herakleios’a,
Hidayete uyanlara selâm olsun. İslâm’ı kabul et ki, kurtuluşa eresin ve Allah da ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen sorumluluğun altındaki insanların (Erîsîyyîn) günahını sen çekersin.
“Ey Ehl-i Kitap! Sizin ve bizim aramızda müşterek olan söze gelin: Sadece Allah’a kulluk edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da birimiz diğerini rab edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse `şahid olun biz müslümanız’ deyiniz (Âl-i İmrân 3/64)”.

ve birde peygamber efendimiz sav e ait bu cumle aramızda muşterek olan bu cumle demek bu cumleden olunca hristiyan olmak pek bir fark etmiyo gibi bir mana çıkardım ama bu benim yorumum sadece hani hep cumlemizden deriz ya o cumle bu cumle sanki :)

phantom
20-05-2009, 08:46
"Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir yakın bir zaman içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır.ALLAH dilediğini yardımıyla galip kılar. Ve o gün müminler sevineceklerdir." (Rum Suresi, 1-4)

Bu ayet Kuran'ı vahy edenlerin Ortadoğu'daki siyasi ve askeri gelişmelerle yakından ilgilendiğini gösterir.

Tuhaf olan da bu.

Kuranı vahy edenler,Mekke Araplarına Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili bilgi veriyor.Mekke'deki Araplar Rumlardan ve İran uygarlığından haberdar..

Ama o dönemin iki büyük imparatorluğunun Mekke'deki gelişmelerden hiç haberi yok.

Çöllerde yaşayan Arabın dünyadan haberi var.Üstelik yeni dinlerinin Allahı onlara hem de gelecekle ilgili bilgiler veriyor..

Ve fakat dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarının Mekke'deki gelişmelerden haberi yok..

Neyse ..

Vardır mantıklı bir açıklaması.

tariik
28-05-2009, 03:27
Haberleri varmı dersin bilmem ama bir oku bakalım ;
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Mute Savaşı
 Tarih
629 (http://www.turandursun.com/wiki/629)
Bölge
Kudüs (http://www.turandursun.com/wiki/Kud%C3%BCs) yakınları, Mute Meydanı
Sonuç
Göreceli beraberlik
Taraflar
 Müslümanlar (http://www.turandursun.com/wiki/M%C3%BCsl%C3%BCmanlar)

Bizans (http://www.turandursun.com/wiki/Bizans)
Kumandanlar
 Zeyd bin Harise (http://www.turandursun.com/wiki/Zeyd_bin_Harise)
Cafer bin Ebu Talib (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Cafer_bin_Ebu_Talib&action=edit&redlink=1)
Abdullah bin Revaha (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Abdullah_bin_Revaha&action=edit&redlink=1)
Halid bin Velid (http://www.turandursun.com/wiki/Halid_bin_Velid)
Heraklius (http://www.turandursun.com/wiki/Heraklius)
Güçler
 3.000
100.000
Kayıplar
 13
?

Mute Savaşı, Bizans İmparatorluğu (http://www.turandursun.com/wiki/Bizans_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu)'yla Müslümanlar (http://www.turandursun.com/wiki/M%C3%BCsl%C3%BCman) arasındaki ilk savaştır.
Sebepleri
hz Muhammed (http://www.turandursun.com/wiki/Muhammed_bin_Abdullah), büyük devletlerin hükümdarlarına elçiler göndererek İslam (http://www.turandursun.com/wiki/%C4%B0slam)'a davet etti. Bu elçilerden biri de(Haris bin Umeyr (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Haris_bin_Umeyr&action=edit&redlink=1)) Bizans İmparatorluğu (http://www.turandursun.com/wiki/Bizans_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu)'na bağlı Busra (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Busra&action=edit&redlink=1) (Havran (http://www.turandursun.com/wiki/Havran)) valisine gönderildi. Ancak Busra (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Busra&action=edit&redlink=1) valisi Şürahbil (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=%C5%9E%C3%BCrahbil&action=edit&redlink=1), elçiyi şehid etti. Bunu haber alan Muhammed, Şürahbil'in üzerine ordu gönderilmesine karar verdi.1] (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_note-0)
Savaş
Müslümanlar 3.000 kişilik bir ordu oluşturdular. Ordunun komuta edilmesi konusunda Muhammed, şu şekilde talimat verdi:
"Zeyd bin Harise’yi kumandan tayin ettim. Zeyd bin Harise şehit olursa yerine Cafer bin Ebu Talib geçsin. Cafer bin Ebu Talib şehit olursa, Abdullah bin Revaha geçsin. Abdullah bin Revaha da şehit olursa, Müslümanlar aralarından münasip birini seçip onu kendilerine kumandan yapsın.".[2] (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_note-1)
Daha sonra Muhammed orduya, kadın ve çocukları, yaşlıları öldürmemeleri; ağaçları, evleri ve kiliseleri yıkmamaları konusunda telkinlerde bulundu.[3] (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_note-2)
İslam Ordusu'nun Medine (http://www.turandursun.com/wiki/Medine)'den hareket ettiğini duyan Şürahbil, Bizans İmparator'u Heraklius (http://www.turandursun.com/wiki/Heraklius)'a haber gönderir. Bu arada kardeşi Sedus (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Sedus&action=edit&redlink=1) komutasındaki bir birliği de Müslümanları karşılamak üzere Vadi'l Kura (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Vadi%27l_Kura&action=edit&redlink=1)'ya gönderir. Burada yapılan çarpışmada Sedus öldürüldü ve ordusu bozguna uğratıldı...[4] (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_note-3)
İlerleyen İslam Ordusu Şam (http://www.turandursun.com/wiki/%C5%9Eam)'ı geçti. Bu sırada Bizans İmparatoru Heraklius'un 100.000 kişilik bir orduyla üzerlerine geldiğini haber alan Müslümanlar, nasıl davranacakları konusunda değerlendirme yapmaya karar verdiler. Müslümanların çoğu, Muhammed'e haber gönderilmesi ve gelecek olan cevaba göre hareket edilmesini söyledi. Ancak bu savaşta şehid olacak olan Abdullah bin Revaha (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Abdullah_bin_Revaha&action=edit&redlink=1)'nın şu konuşması, herkesin fikrini değiştirdi ve savaşa karar verildi:
"Arkadaşlar, çekindiğimiz şey, ele geçirmek için yola çıktığımız şeydir, yani şehid olmaktır. Dinimizi yüceltmek için savaşalım. Ya şehid, ya gazi olacağız. Bunun ikisi de güzel değil mi?"[5] (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_note-4)
Mute Meydanı'nda yapılan çarpışmada, Muhammed'in ismini saydığı üç sahabe de şehid oldu. Bunun üzerine komutayı Halid bin Velid (http://www.turandursun.com/wiki/Halid_bin_Velid) eline aldı.
Halid bin Velid'in, yaptığı şaşırtıcı bir taktikle [6] (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_note-5) Bizans Ordusu'nda bir anlık panik havası yaratıldı. Müslümanlar, bundan yararlanarak sert bir taarruzla Bizans Ordusu'nu kısmen de olsa bozmayı başardı. Bizans Ordusu'nun 30 kata varan sayı üstünlüğünü göz önünde bulunduran Halid bin Velid, savaşa daha fazla devam edilmesini rasyonel bulmayıp Medine'ye dönme kararı aldı ve o gece geri çekildi.

TEBÜK SEFERİ
Hz. Peygamber'in Hicretin dokuzuncu yılında, Şam'da toplanan kırkbin kişilik Bizans ordusuna karşı çarpışmak üzere Medine'den Tebük'e kadar sevkettiği en son ve en güçlü askerî hareket. Tebük arap yarımadasının kuzeyinde Medine ile Şam'ın ortasında bir yerin adıdır. Suyu ve hurmalığı olan bir yerdir. Bu savaş yolculuğunun son ucu burası olduğu için "Tebük Gazası" adı ile anılmıştır. Bu seferde savaş olmamış fakat en güçlü bir İslâm ordusu techiz edilmiş, böylece askerî ve siyasî açıdan önemli bir zafer kazanılmıştır. Seferin nedeni: Bizans İmparatoru Heraklius'a bir mektup yazan Suriye'li hristiyanlar, Muhammed'in öldüğünü, müslümanların da kıtlık ve yokluk içinde perişan olduklarını, üzerlerine asker gönderilirse, onları kendi dinine katmanın tam zamanı bulunduğunu bildirdiler (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, VI, 191). Bunun üzerine Heraklius silahlandırdığı kırk bin kişilik askeri bir gücü Kubad'ın komutası altında yola çıkardı. Cüzam, Lahm, Gassân ve Âmile adını taşıyan arap kabilelerinin de Rumlarla birlikte hareket edecek!eri haberi Medine'ye ulaştı. Zaten Allah'ın elçisi kuzey sınırından güvende değildi. Böyle bir askerî harekât hazırlığını öğrenince genel seferberlik ilân etti. Allah'ın Resulu diğer gazvelerde genellikle seferin nereye olacağını gizli tutarken bu defa Bizans ordusuna karşı bir sefer düzenleneceğini açıklamıştı. Çünkü gidilecek yer uzak, havalar sıcak ve kurak, düşman güçlü idi. Ordunun buna göre hazırlık yapması gerekiyordu. Mekke'den ve diğer arap kabilelerinden asker toplamak için de görevliler çıkarılmıştı. Sıcak, kuraklık, kıtlık, uzaklık ve güçlü düşman unsurları bu seferi "güç ve zor bir sefer" haline getirmişti. Bu yüzden seferin rastladığı zamana Kur'an-ı Kerim'de "Sâatü'l-usre" (güçlük zamanı) denilmiş, bu sefere de Kur'an dilinden alınarak "Gazvetü'l usre (zorluk gazâsı)" adı verilmiştir. Bu sefere katılan orduya da "Ceyşü'l-usre (Güçlük ordusu)" denilmiştir (bk. et-Tevbe, 9/117; ez-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih, Terc ve Şerh, Kamil Miras, 6. Baskı, Ankara 1983, X, 408, 409; İbn İshak, İbn Hişam, es-Sîre, IV, 161; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 75; Vâkıdî, Meğâzî, III, 991).
Hz. Peygamber Tebük'te yirmi gün kadar kaldıktan sonra, ashab-ı kiramın ileri gelenleri ile istişare ederek geri dönmeye karar verdi. Çünkü Bizans ordusu saldırmaya cesaret edememiş ve amaca ulaşılmıştı. O gün için daha fazla ileri gidip kan dökmeye ihtiyaç yoktu. Çünkü Şam yöresini fetih gibi bir amaçla yola çıkılmamıştı. Üstelik Şam yöresinde bulaşıcı bir hastalık (tâun) olduğu da haber alınmıştı. Geri dönüş için yola çıkan ordu Ramazan'ın ilk günlerinde Medîne'ye ulaştı.
hz ömer donemi; İslamiyeti Arabistan dışına da yaymayı amaçlayan HZ.Ebubekir Bizans egemenliğindeki Suriye’ye ordular gönderdi.Yermük’te bizans ile yapılan savaşı müslümanlar kazandı ve böylece Suriye’nin kapıları müslümanlara açılmış oldu.
30 Temmuz (http://www.turandursun.com/wiki/30_Temmuz) 634 (http://www.turandursun.com/wiki/634) tarihinde gerçekleşen Ecnadin Savaşı Bizans İmparatorluğu (http://www.turandursun.com/wiki/Bizans_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu) ve Dört Halife (http://www.turandursun.com/wiki/D%C3%B6rt_Halife) ordusu arasındaki ilk büyük çaplı savaştır. savaşın sonucu Müslümanların kesin zaferidir. Bu savaşın ayrıntıları en iyi biçimde Müslüman kaynaklarında, El Vakidi (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=El_Vakidi&action=edit&redlink=1) gibi, yer almaktadır.
İnternet kaynakları
Lieutenant-General Agha Ibrahim Akram (1970). The Sword of Allah: Khalid bin al-Waleed, His Life and Campaigns, Battle of Ajnadein (http://www.swordofallah.com/html/bookchapter29page1.htm).
David Morray "Ajnadain, battle of" The Oxford Companion to Military History. Ed. Richard Holmes. Oxford University Press, 2001. Oxford Reference Online. Oxford University Press. (Login required)
Kaynakça
^ (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_ref-0) D. Nicolle, Yarmuk 636 AD - The Muslim Conquest of Syria, p. 43
^ (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_ref-1) D. Nicolle, Yarmuk 636 AD - The Muslim Conquest of Syria, p. 43: gives 15,000-18,000
^ (http://www.turandursun.com/forumlar/l cite_ref-2) David Morray "Ajnadain, battle of" The Oxford Companion to Military History. Ed. Richard Holmes. Oxford University Press, 2001. Oxford Reference Online. Oxford University Press: gives 20,000.
Bu savaşlar cereyn ederken acaba hala haberdar değillermiydi?

Yuhanna Bölüm 16 Ayet 13 Yu 16:13 Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.
53. NECM = YILDIZ SÛRESİ :
Bismillâhirrahmânirrahîm ;
53/1. Aktığı dem yıldıza and olsun ki,
53/2. Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
53/3. O, kendilinden konuşmamaktadır. *****
53/4. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiyledir. *****

tariik
28-05-2009, 03:32
Bunlar sadece 6. ve 7. yuzyılar arasında yaptığım araştırma neticesindeki bulgularım. Buna dense dense belki halklarından ne güzelde gizlemişler denirde bizans kaynaklarınıda incelemek lazım söz söyleyebilmek için hasılı benden bu kadar

Wand
28-05-2009, 12:25
sayın star trek arkadaşım öncelikle şunu söyleyim bizansın haberi olmadan bir din ortaya çıkamazmı..ayrıca bizansın demişsin herşeye dair kanıtı var diye..tamam doğru olabilir fakat bunu kendi taraflarına çıkarlarına yazmadığını nerden biliyorsun..bunuda kanıtlayamassın zaten ayrıca bizansın temelinde şamanizm olan hristiyanlığa sadece halk baskısı yüzünden geçtiği krallığı sarsacak kadar koyu taraftarlardan korktuğu için geçti ( ki bu din konusu bizansı 2 ye böldü..ayrıca bu yazdıklarımı ben değil hristiyan din bilimciler ve tarih bilimciler söylüyor bunun bir örneğide da vinci filminde geçiyor)Yani bu denli çıkarlarına çalışan bir ülke kayıtlarıda tutarken bazı şeyleri atlayabilir yada kendi çıkarına doğrultabilir..bizans son derece dürüst mükemmel insanlardan oluşuyor dersen komik duruma düşersin burda..Madem bizans kayıtları diyorsun evet bizanslı bir tarihçi haçlı seferlerinide anlatmış tavsiye ederim aç oku o günün hristiyanlarının müslümanlığı bastırmak için yaptığı katliyamları (bir buçuk hafta içinde 70 bin müslüman artı yahudi, ayrıca bu bir soykırımdır evrensel olarak incelenmelidir)bana burda gelip hiçbir şekilde hristiyanlığı savunamassın heleki bizans gibi sahtekar işbirlikçi bir ülkeyi

açıklamalarımda kırıcı olduysam gönülden özür dilerim fakat konu tarih olunca alıngan oluyorum..tarafsız yorumlamaya çalıştım hristiyan bilimcilerin yazdığı kitaplardan örnekler verdim umarım açıklayıcı olmuştur.

phantom
30-05-2009, 09:52
Müslümanlar Mekke'yi 630 yılında aldı. Daha Mekke'yi almadan 3000 kişilik ordu oluşturuluyor ve Bizans İmparatoru Heraklius'un 100 000 kişilik ordusu ile savaşılıyor ve şehit mehit de olunuyor.

Ufak atın da civcivler de yesin..

tariik
04-06-2009, 01:46
neyse biz biraz daha atmaya devam edelim olur ya civcivler açtırlar ;

apokrifal-kayıp kitap

ARMAGEDON (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/armagedon/) kitabıyla Türkiye`de araştırmacı yazarlığın en önemli eserini veren Aydoğan Vatandaş (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/aydogan-vatandas/), bu kez hem Türkiye`yi, hem de tüm dünyayı sarsacak bilgilerle okurlarıyla buluşuyor.

1 Eylül`de piyasaya çıkacak kitabı BURAYA TIKLAYARAK (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/buraya-tiklayarak/) indirimli olarak satın alabilirsiniz:

Kitabın Vatan Gazetesi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/vatan-gazetesi/)`nde yer alan diğer bir tanıtım metni:
Barnabas İncili (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/barnabas-incili/)`nin büyük sırrı

1981 yılında Şırnak (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/sirnak/)`ın Uludere İlçesi`ndeki bir mağarada avdan dönen köylüler bir kitap buldu

Kitabı alan Babat Aşireti Lideri Korucubaşı Hazım Babat (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/babat-asireti-lideri-korucubasi-hazim-babat/)`ın babası Ferhan Babat (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ferhan-babat/) kime götürse kitapta ne yazıldığını çözemedi.
Kitabın papirüse yazılı iki sayfası Aramice uzmanı Hamza Hocagil`e götürüldü. Hocagil, kitabın Süryani alfabesiyle Aramice, yani Hz. İsa`nın dilinde yazıldığını söyledi. Kitap`ın Barnabas İncili olduğunu anlayan Hocagil, ilk cümleleri tercüme etti: `Ben Kıbrıslı Barnabius (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ben-kibrisli-barnabius/)... Tespihe layık âlemlerin Rabbi`nden bir bütün olarak, Ruhu`l Kudüs (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kudus/)`le Meşaha (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/mesaha/)`ya vahyolunanı tıpkı İsa`dan duyduğum gibi, sadakatle, 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum.`

Ve asıl hikâye bundan sonra başladı...

Varlığı özellikle Hıristiyan ve Müslüman ilahiyatçıları arasında da tartışma konusu olan `Barnabas İncili`nin ucu Ergenekon`a ve Genelkurmay Başkanlığı Özel Harp Dairesi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/harp-dairesi/)`ne kadar uzandı... Bu iddialar, çalışmalarını ABD`de sürdüren araştırmacı-yazar Aydoğan Vatandaş`ın önümüzdeki günlerde Timaş Yayınları (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/timas-yayinlari/)`ndan piyasaya çıkacak olan `Apokrifal (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/apokrifal/)` (Halktan gizlenen) adlı kitabında yer alıyor.
Yıl 1981... Yer Şırnak, Uludere...
Barnabas İncili`nin hikâyesi avdan dönen köylülerin Uludere yakınlarında bir mağaraya girmeleriyle başlıyor. Köpekleri (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kopekleri/) mağarada kaybolan köylüler, köpeklerini aramaya başlıyor. Köpeğin (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kopegin/) sesi çok derinlerden geliyor; mağaranın içindeki bir kuyudan. Bir urgan alıp, kuyunun içine giriyorlar. Karşılaştıkları manzara ise tüyleri diken diken etmeye yetiyor. Köylüler, taştan yontma bir oda içerisinde bir lahit ve bazı eşyalarla karşılaşıyorlar.
Önce Hz. İsa`ya ait bir madalyonu çıkarıyorlar. Lahitin kapağını açıyorlar; bir ceset ve üzerinde bir kitap. Buldukları kitap Babat Aşireti Lideri Korucubaşı Hazım Babat (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/hazim-babat/)`ın babası Ferhan Babat`ın eline geçiyor. Ferhan Babat`ın kitabın tarihi değerini anlaması uzun sürmüyor ancak kime götürdüyse kitapta yazılanları çözemiyor. Papazlar dahil kimse kitabın hangi dilde yazıldığını anlamıyor.
Bu kez Babat, kitabı satmak için girişimlerde bulunuyor. Dönemin Malatya Milletvekili İsmail Hakkı Şengüler (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ismail-hakki-senguler/)`e bahsediyor kitaptan. Şengüler (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/senguler/) kitabı inceliyor ve kitabın önemini anlamak için iki sayfasını filolog Hamza Hocagil`e götürüyor...

Kayıp kitapla ilk temas

Hamza Hocagil, Aramice uzmanıydı. Aramice, Hz. İsa`nın ilk öğütlerini verdiği dildi. Hamza Hocagil, Türkiye`de bu dile vakıf birkaç kişiden biriydi. Hâlbuki Hıristiyan aleminin kabul ettiği dört İncil`den hiçbirinin Aramice orijinali yoktu. Tümü Grekçe (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/grekce/)`den yapılan tercümelerden oluşuyordu. En eskisi de dördüncü yüzyıla aitti.
Hocagil, papirüs üzerine yazılan sayfaları inceledikten sonra, yazının Arami dilinde ve Süryani alfabesiyle kaleme alındığını tespit ediyor. Ve kitabın ilk sayfasını tercüme ediyor: `Ben Kıbrıslı Barnabius... Tespihe layık âlemlerin Rabbinden bir bütün olarak, Ruhu`l Kudüs`le Meşaha`ya vahyolunanı tıpkı İsa`dan duyduğum gibi, sadakatle, 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum.`
Hocagil, Malatya Milletvekili Şengüler (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/malatya-milletvekili-senguler/)`e heyecan içinde `Bu kitap Barnabas İncili` diyor. Ve Şengüler, Barnabas İncili`ni satın almak için Ferhan Babat`a 280 bin doları ödemeyi kabul ediyor. Hocagil`e göre bu eser, iki bin yıllık kayıp otantik İncil`di. İncil, Hz. İsa`nın vahiy kâtibi Aziz Barnabas tarafından yazılmıştı!
İncil, Özel Harp Dairesi`nin kasasında
Peki bundan sonra ne oluyor? İşte Hollywood (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/hollywood/) filmlerine taş çıkartacak hikâye asıl buradan sonra başlıyor. Kitabın yazarı Aydoğan Vatandaş, Hamza Hocagil`le görüşüyor ve sır perdesini aralıyor. Hamza Hocagil yaşananları şöyle anlatıyor: `Ferhan Babat`la anlaşmaya varılmıştı. Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/diyarbakir-milletvekili-ihsan-arslan/)`ın babası Mehmet Ali Arslan (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/mehmet-ali-arslan/) ile birlikte İncil`i teslim almaya gittik. Ancak o sırada beklenmedik bir şey oldu. İncil bize teslim edilemeden jandarmanın eline geçti. İki yıl boyunca jandarma karargâhında saklı tutuldu. Daha sonra Kemal Başer Paşa (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kemal-baser-pasa/)`dan alınarak Genelkurmay Özel Harp Dairesi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/genelkurmay-ozel-harp-dairesi/)`nin eline geçti.`
Hamza Hocagil, her şeye rağmen Barnabas İncili`nin peşini bırakmamıştı. Hocagil, dönemin başbakanı ve hemşehrisi Turgut Özal (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/turgut-ozal/)`a 1996 yılında konuyu açtığını söylüyor: `Konuyu kendisine anlattıktan sonra beni Özel Harpçi Orgeneral Sami Karamısır Paşa (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ozel-harpci-orgeneral-sami-karamisir-pasa/)`ya gönderdi. Önce beni epey sorguladılar, amacımın ne olduğunu anlamak istiyorlardı. Ben kitabın sadece tercüme boyutuyla ilgilendiğimi söyledim. Ardından İstanbul Balmumcu (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/istanbul-balmumcu/)`da bulunan Özel Harp Karargâhı (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ozel-harp-karargahi/)`nda Sami Karamısır Paşa (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/sami-karamisir-pasa/) ve MİT Müsteşarlığı da yapmış olan ve hâlen hayatta olan Hayri Ündül Paşa (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/hayri-undul-pasa/)`nın görevlendirmesiyle tercüme çalışmasına başladım.`
Bu görevlendirmenin ardından Hamza Hocagil Ankara (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/hamza-hocagil-ankara/)`da bulunan, o zamanki adıyla Özel Harp Dairesi Başkanlığı (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ozel-harp-dairesi-baskanligi/)`na gidiyor: `Kitabı ilk orada gördüm. Birkaç demir kapıyı aştıktan sonra ulaşılan bir yerdeydi. Kitap, 1987 yılında Sami Karamısır Paşa (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/pasa/) ve Hayri Ündül Paşa`nın bilgisi dahilinde İstanbul Balmumcu`da bulunan Özel Harp Karargâhı`nda tercüme etmem için bana verildi. Ben burada her gün tercüme çalışmalarını yapıyordum. Tercüme parası da bana Harp Akademileri Komutanı Nahit Şenoğul Paşa tarafından veriliyordu. Nahit Paşa daha sonra bana Harp Akademileri (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/akademileri/)`nde Koruyucu Envanter (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/koruyucu-envanter/) dersleri de verdirtti. Bu süre içerisinde İncil`in 19 sayfasını Özel Harp Dairesi`ne bağlı subayların kontrolünde inceledim`

On Emir (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/on-emir/)`in yerini bildiriyor

Hocagil, Barnabas İncili`nde nelerin yazdığıyla ilgili de şunları söylüyor: `Tevhitten (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tevhitten/) başka bir şey yoktu. Zikrullah (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/zikrullah/) vardı. İbadet (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ibadet/) etmenin önemi, Allah`a eş koşmama, bu arada komşulara yardımcı olma, Lut Kavmi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/lut-kavmi/) ile ilgili bazı uyarıcı bilgiler ile ilgili ibret alınmasını öğütleyen bir kıssa vardı. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Ayette, `Bir peygamber gelecek, ona tabi olanlar, dolgun başaklar gibi olacak(!)` diyordu.`
Hocagil, Barnabas İncili`nin son sayfasında, Aziz Barnabas`ın bu incili dört nüsha olarak yazdığını ve diğer üç nüshanın da yerlerini belirttiğini söylüyor: `İnciller`in biri İsrail`de, diğeri Arabistan Yarımadası (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/arabistan-yarimadasi/)`nda diğeri ise Kuzey Irak (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kuzey-irak/)`ta Süleymaniye Zaho (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/suleymaniye-zaho/) taraflarındaydı. Orgeneral Nahit Şenoğul Paşa`nın verdiği Barnabas İncili`nin son sayfalarında Hz. Davut`un kendi eliyle yazdığı Aramca Zebur (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/aramca-zebur/) ve Hz. Harun`un bakır levhalara yazdığı On Emir`in nerede olduğuna ilişkin bilgiler de vardı.`


Veli Küçük (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/veli-kucuk/) adı burada da karşımıza çıktı

Hocagil, Hz. Davut`un Sarayı`nda bulunan İncili de tercüme ettiğini söylüyor: `Bu tercümeyi Almanca (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/almanca/) ve İngilizce (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ingilizce/) olarak Yunanistan`daki Markos Yayıncılık (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/markos-yayincilik/) için yaptım. Genelkurmay (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/genelkurmay/)`daki İncil`le İsrail`de bulduğumuzun tek farkı tefsirli oluşuydu. Barnabas, Uludere`de bulunan İncil`e bazı şerhler düşmüştü. Tercüme parası olarak 15 bin dolara anlaşmıştım.` Hocagil, Markos Yayıncılık`la aracı olanın ise ismini söylüyor. Bu isim, son günlerde adını sıkça duyduğumuz Ergenekon Soruşturması (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ergenekon-sorusturmasi/)`nın bir numaralı sanıklarından: `Aracı, Adem Taşdemir (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/adem-tasdemir/)`di. Taşdemir, Ergenekon`un kilit ismi Tuncay Güney (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tuncay-guney/)`le birlikte `cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak` iddiasıyla gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştı. Taşdemir`in bir özelliği de Emekli Tuğgeneral Veli Küçük (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tuggeneral-veli-kucuk/)`ün yaveri olmasıydı!` Hamza Hocagil`in bir başka iddiası ise Barnabas İncili`nin hâlâ Genelkurmay Özel Harp Dairesi`nde olduğu yönünde...

phantom
04-06-2009, 14:31
2000 yıllık Yahudi-Hristiyan kavgası..

1-Hristiyanlık ortaya ilk çıktığı andan ititbaren Yahudiler bu dinle savaştılar.Hatta Kuranın bir ayetine de açık açık bu kavgalarını geçirmişlerdir.
"Biz onların arasına kıyamete dek sürecek bir kin ve nefret koyduk".
2-Hristiyanlık başarılı olunca İslam adıyla yeni bir din vahy ettiler.
3-Hristiyanlığa karşı hem ideoloik hem de askeri anlamda İslamı ve inandırdıklarını kullandılar.
4-Tarihin çeşitli zamanlarında Hristiyanlığa karşı mücadelelerinde düzmece belgeler hazırladılar.
5-Bunlardan bir tanesi Barnabas İncili'dir.Hristiyanlar bu İncili sonradan müslüman olan bir hristiyanın yazdığını sanırlar.
6-İsa'nın Barnabas diye bir takipçisi hiç bir zaman olmadı.İsa Hristiyanlığı çıkaran ve aslında Yahudi olupta Yahudiliğin değişmesine inananlarca peygammber edilen bir semboldür.
7-Ancak Hristiyanlık Roma'da kabul görüp Bizansla Orta doğu'ya yayılıp Yahudiliği ve Kudüs'ü tehdit edince aslında daha önceden hazırlanmaya başlanan yeni dini ve kitabını Tanrı katındandır diye ortaya çıkardılar.Yeni dinin tarihini marihini de İbn İshak adıyla dünyaya duyurdular.
8-Biraz hızlanalım.Soğuk savaş döneminde Yahudilerle - Hristiyanlar işbirliği yapmışlardı.
9-1970'lerde yeni bir tehdit algılanmaya başladı.Bütün Yahudi ve Hristiyan fikir adamları 2000'li, yıllarda ortaya çıkacak Çin,Hint ve Rus Tehlikesine karşı batı alemini uyarmaya başladı.
10-1980'li yıllardan itibaren şu proje uygulanmaya başlandı.Nasıl ki müslümanlar bilhassa Türkler 15000 yıl Hristiyanlığa karşı savaştırıldı Viyana'ya miyana'ya Türkler gönderildi ve nasıl ki Afganistan'da İslam gazı mile müslümanlar Amerikan kumandası altında Ruslarla savaştırıldı..O halde Çin'e ve Hindistan'a karşı da bu yöntem uygulanabilirdi.Hindistan Pakistan sınırındaki askerlerin birbirlerine efelenişi dinden.Yoksa aynı ırkın çocukları.
11-Ve o yıllardan beri bütün Orta doğu halklarına ve şimdi de Avrupa'ya din şırınga ediliyor.
12-Amerikan bilim adamları 1980'lerin sonunda Çin'le kağıt üzerinde yani gerçek verilerle sanal bir savaş yapmışlardı.20020 yılında yapıldığı var sayılan.Neticede savaş onlar için yenilgi ile sonuçlanmıştı..
13-Sevgili Tariik,
Yukarıda Vatan Gazetesi'nden alıntıladığın habere gelince..
Üçüncü sınıf bir Holiwood senaryosu bile değil.Bu senaryoyu her hangi bir yönetmene götürseler alacakları yanıt şu olur:Neyse yanıt biraz edebsiz.Yazmıyayım.

Benim artık son sözümde şu olsun.

Bu politikalar bir işe yarasa idi;Yahudiler iki defa yurtlarından kovulmazdı.Ya da Moğollar Bağdat'ı ele geçirip Abbasileri yok etmezlerdi.Veya Osmanlı devleti Almanyanın yenilmesini engellerdi Birinci Dünya savaşı'nda.

Oysa bütün Orta doğu halkları akıl ve vahiy ikileminde birbirine düşürüldü.Hatta Amerika'da bile..
Yine Orta doğu insanı dünyanın en bencil en bireyci ve en kapitalist insanına dönüştürüldü izlenen o ortaçağ efendilerine mahsus politikalarla..
Örnek mi? İnsanlar nedensiz tutuklanıyor kimseden "tııısss" yok.Bu tam bir Ortaçağ insanı tepkisizliğidir.Ortaçağ insanı bencilliğidir.

Son söz dedim ama..

Şunu da ekleyeyim.

DEVEYE DİKEN İNSANA ÖPEN.

tariik
05-06-2009, 06:00
yahu etme phantom civcivler boğulacak :)

dinin siyasallaştırılması yada dinin siyaset tarafından kullanılışı üzerine yapmış olduğun bu değerlendirme için teşekkur ederim ben yeni yedim almayayım.olay biraz tavukmu yumurtadan yumurtamı tavuktan hadisesine dönecek ama olay gerçekten bu şekilde, din mi siyasallaştı siyasetmi dini icat etti herhalde kilit burada. benim bu yazıyı aktarmamdaki kasıt kesinlikle siyasetle bir bağ kurmak değildi bunu özellikle belirtmek istiyorum. bu yazıyı aslında hristiyanların haberi yok düşüncesini irdelemek açısından aktardım. aslında biraz başlığı haklı çıkardı sanırım hristiyanların gerçeklerden haberi yok :) beni hiç anlamadınız gerçi beni kimse anlamıyor ki ; şimdi ben sana desemki nasranilik musevilik de islamdır sen diyecen ki senaryo olaylarına girme ben abartacam diyecem ki musevilik şeriat iseviyet tasavvuftur sen diyecen ki git bir psikologa görün, hatta hatta parapsikologa görün seni cin felan çarpmış :) ama inan bana ben böyle düşünüyorum napayım.
bildiğim kadarıyla musevilik ve nasranilik arasındaki kavga isa as çarmığa gerilişi ile ilgili bir hadise bunla ilgili de bir vakit bir kitap çıkmıştıda sanırım senin kitaplarla pek aran yok hemencecik kızıyosun. aslında bende kitabı tam manasıyla okumadım kısa bir özeti vardı hz isa nın birde bir benzerinin çıktığı gelişen olaylar ve ve o benzerinin aslında isa(as) peygamber diye çarmığa gerilişi diye devam ediyor bu bilgileri aklının bir köşesinde bulunsun belki bazı bağlantılar kurarsın diye yazıyorum yanlış anlama aslında konu dışı. konuyu ilgilendiren tarafı şudur ki musevilik ve hristiyanlık arasındaki kavga tam da buradan başlıyor aktardığın o ayette anlatılan kin sokma hadisesi bu şekilde gelişiyor o hasable akabinde değerlendirdiğiniz hadiseler cereyan ediyor olabilir ama daha sonra hz muhammed sav ile gerçek islam şeriatı ve tasavvufuyla nuzul olunuşu hakkındaki düşünceleriniz bana çok çürük geldi. ne yani islam hristiyanlığa karşı uyduruldu ve daha sonra en büyük düşman haline mi geldi, isterseniz benimle birlikte sizide bir psikologa görünün bizim sanırım sinirlerimiz bozulmuş. sen bir düşmanı yok etmek için hiç yeni bir düşman oluştururmusun bu ne kadar mantıklıysa bu düşüncede o kadar mantıklı olur. yahudiler o dönemde yanılmıyorsam etrafa yayılmış ufak tefek topluluklar olarak bulunuyordu öyle bir din oluşturacak kudretleri de yoktu. dönemde iki süper güç biri hristiyan rumlar diğeri sasaniler onlarında dini yapısı alttaki mesajımdaki kronojiden farkedersin ki yeni bir dine hiç ihtiyaçları yok çünkü ellerinde zaten birçok din var. ha dersinki sasaniler uydurdu bu dini hristiyan rumlara karşı hiç olmazsa en azından bir deneme yapmış olursun o da tutmaz. bir sonraki mesajımdaki sasani kronolojisini incelersen onları bitiren araplar oluyor. ondan sonra yahudilerin sasani imparatorluğunda halleri vaktleri yerinde bununla beraber bu krallık bünyesinde yaşayan hristiyanlarda var aşşağıdaki kronolojiyi incelersen iyi kötü gecinip gittiklerini görürsün. o olmaz katiyen. gelelim yahudilerin durumuna ikinci bir delilde beni nadr diye medine civarında yaşayan yahudi kavmi. bu yahudiler tarafsızlık anlaşması yapmışlardı hz muhammed le (sav) fakat daha sonra suikast girişimleri olduğu ve akabinde bunların bu topraklardan sürüldüğü kuran ayetlerinden olsun islami kaynaklardan bilinen bir hadise. sen hiç düşmanını bastırmak için çıkardığın birine suikast tertiplersinde sonra o kişi seni yurdundan sürermi? ondan sonra uydurduğun kitapta biz hristiyanlarla yahudiler arasına kin soktuk bunuda bir ayetle belirtelim bu kitabı neden uydurduğumuz herkesçe bilinmiş olsun dercesine bu da düşmanlığımızın nişanesi olsun dercesine içine ayet koyarmısınız. şimdilik burada bırakmak durumundayım daha sonra yazabilirsem devam ederim sende bu arada biraz düşün.
amma civciv besledim yahu helal bana :)

tariik
05-06-2009, 06:02
Sasani İmparatorluğu Kronolojisi [değiştir (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sasani_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu&action=edit&section=20)]
226–241: I. Ardeşir (http://tr.wikipedia.org/wiki/I._Arde%C5%9Fir)'in hükümdarlığı:

224–226: Part İmparatorluğu'nun yıkılması.
229–232: Roma'yla savaş
Mecusilik (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Mecusilik&action=edit&redlink=1)'in resmi din olarak yeniden canlandırılması.
Zend Avesta (http://tr.wikipedia.org/wiki/Avesta) olarak bilinen yazılar toplanıp birleştirildi.
241–271: I. Şapur (http://tr.wikipedia.org/wiki/I._%C5%9Eapur) hükümdarlığı:

241–244: Roma'yla ilk savaş.
258–260: Roma'yla ikinci savaş. Roma imparatoru Valerian'ın Edessa Savaşı'nda ele geçirilmesi.
215–271: Mani, Maniheizm (http://tr.wikipedia.org/wiki/Maniheizm)'in kurucusu.
271–301: Hanedanlık mücadelesiyle geçen bir dönem.
309–379: "Büyük" II. Şapur (http://tr.wikipedia.org/wiki/II._%C5%9Eapur) hükümdarlığı:

337–350: Nispeten az başarı getiren Roma'yla ilk savaş.
358–363: Roma'yla ikinci savaş. Büyük galibiyetler, imparatorluğun doğu ve batı sınırlarını genişletti.
399–420: "Günahkar" I. Yezdigirt (http://tr.wikipedia.org/wiki/I._Yezdigirt) hükümdarlığı:

409: Hıristiyanlara açıkça ibadet etme ve kilise inşa etme izni verilir.
416–420: Yezdigirt'in eski kararını feshetmesi ve Hıristiyanların zulme uğraması.
420–438: V. Behram (http://tr.wikipedia.org/wiki/V._Behram)'ın hükümdarlığı:

420–422: Roma'yla savaş.
424: Dad-İşu Konseyi, Doğu Kilisesi'nin Konstantinopolis (http://tr.wikipedia.org/wiki/Konstantinopolis)'den bağımsız olduğunu ilan etti.
438–457: II. Yezdigirt (http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Yezdigirt) hükümdarlığı:

441: Roma'yla savaşta başarı.
451: Ermeni başkaldırısı Vartanantz Savaşı (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Vartanantz_Sava%C5%9F%C4%B1&action=edit&redlink=1)'nda bastırıldı.
483: Hıristiyanlara Hoşgörü Fermanı verildi.
491: Ermeni Kilisesi Kalkedon (Kadıköy) Konsulünü (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kalsedon_Konsili) tanımadı:

Nestoryan Hıristiyanlığı (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nasturiler) Sasani Devleti'nde egemen Hıristiyan mezhebi oldu
531–579: I. Hüsrev (http://tr.wikipedia.org/wiki/I._H%C3%BCsrev) hükümdarlığı, "ölümsüz ruhla" (Anuşirvan)
533: Roma İmparatorluğu (http://tr.wikipedia.org/wiki/Roma_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu) ile "Sonsuz Barış Antlaşması".
540–562: Roma İmparatorluğu ile savaş.
590–628: II. Hüsrev (http://tr.wikipedia.org/wiki/II._H%C3%BCsrev) hükümdarlığı
603–628: Roma İmparatorluğu (http://tr.wikipedia.org/wiki/Roma_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu) ile savaş.

Suriye, Filistin, Mısır ve Anadolu'da fetihler
İran Romalılar tarafından yenilmeden önceki Ahameniş Hanedanı (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahameni%C5%9F_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu) sınırlarına hemen hemen geri döndü.
610: Araplar Sasani ordusunu Thi Qar (Dhu-Qar) Savaşı'nda yendi.
626: Avarlar (http://tr.wikipedia.org/wiki/Avarlar) ve İranlılar tarafından başarısız Konstantinopolis (http://tr.wikipedia.org/wiki/Konstantinopolis) kuşatması.
627: Roma İmparatoru Heraklius Assyria ve Mezopotamya'yı işgal etti.

İranlıların Nineveh Savaşı'nda birleşik Bizans güçleri tarafından kesin mağlubiyet edilmesi.
628–632: Birden fazla hükümdarın kaotik dönemi.
632–642: III. Yezdigirt (http://tr.wikipedia.org/wiki/III._Yezdigirt) hükümdarlığı.
636: İran'ın Müslümanlar tarafından fethi sırasında Kadisiye Savaşı (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kadisiye_Sava%C5%9F%C4%B1)'nda Sasanilerin kesin mağlubiyeti.
642: İran ordusunun Nihavend (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nihavend)'de yok edilmesiyle Arapların son zaferi.
651: Son Sasani hükümdarı III. Yezdigirt (http://tr.wikipedia.org/wiki/III._Yezdigirt), Merv (http://tr.wikipedia.org/wiki/Merv)'de (bugünkü Türkmenistan (http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkmenistan)) öldürüldü, hanedan sona erdi. Oğlu Firuz (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Firuz&action=edit&redlink=1) ve diğerleri Çin (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in)'e sürgüne gitti.

phantom
05-06-2009, 11:02
Sevgili tariik,

Ben şimdi o alıntıladığın tarihi bilgilerin "ilk" kaynaklarını soracağım,sen de hiç üşenmeden bunların yazıldığı ilk kaynakları bulup yazacaksın,sonra ben bu kaynakların Yahudilerce yazıldığını ispat edeceğim,sen aksini söyleyeceksin,Turan Dursun sitesinde anlamsızca tartışıp duracağız.

Ben son sözümü söyliyeyim de kapatalım bu konuyu.

Dünya tarihi dahil bilinen bütün tarihler Yahudilerce yazılmıştır.

"Peygamberler tarihi" ayağına.

Hele İslam tarihinin -buna hepsini katabilirsiniz- ilk ve temel kaynakları Yahudilere aittir.Abbasi ya da Selçuklu Tarihi dahil.


Ol nedenle bana müsaade ..

tariik
07-06-2009, 01:07
abi eyvallah senin istediğin delil olsun tarihi bırakalım bir yana bunlar senin tarihsel savların hasabiyle sunduğum delillerdi yoksa sen delil iste ;

---şimdi sen bir din uydurursun da ondan sonra tutarsın o dinde kendi dininin yanlışlarından bahseder en buyuk iğneyi kendine batırırmısın bak şimdi ;

Âl-i İmrân (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=54) 54 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=54)
(Medenî 89) (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır.
Âl-i İmrân (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=112) 112 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=112)
(Medenî 89) Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandırCum’a (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=62&ayet=6) 6 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=62&ayet=6)
(Medenî 110) De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalım)! * (javascript:new_window('aciklama.asp?meal=diyanet&sureno=62&ayet=6&notno=3'))

şimdi ne dersin bu ayetlerlede öz eleştirimi yapmışlar :) abi daha ağır özeleştirileride varda uzatmayım dedim neyse hala süphesi olan varsa kanıtları arttırabiliriz ...

phantom
07-06-2009, 02:04
Sevgili tariik,

Klasik ve tipik bir Yahudi oyunudur.

Yahudi düşmanlığı yapanlarda yaptıranlar da aynı kimselerdir.

Bunu anlamak için Avrupa ve Amerikayı bilmek gerekir.

Ayrıca,

Hristiyanlık yayılmadan önce sanılanın aksine Yahudilik Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da yaygındı.

Hristiyanlığa karşı Yahudilikle mücadele etmeleri imkansızdı.O nedenle İslam dinini ortaya çıkardılar.Aslında İslam Suriye dolaylarında ve İbranice hazırlandı.Ancak çeşitli nedenlerle Arabistan öne çıkarıldı.

Bu arada Yahudi halkın da müslümanlaştırılması gerekiyordu.Yoksa yeni dinin bir anlamı kalmazdı.Gerçek Yahudiler tabii ki gerçek dinlerini hiç bir zaman bırakmadılar.Ama başta Araplar olmak üzere diğer toplumları İslama inandırdılar.

Şimdi şu ayetin Tanrı tarafından yazılmadığını söylesem bana kızarmısın?

Dünyanın bütün zenginliklerine Yahudiler sahip ama Kuran'ın Allahına göre onlar hışmına uğramış.

Bu nasıl bir hışım ki, Yahudileri çıkarın,dünyada ne bilim ne ticaret ne sanayi ne sanat ne de kültür kalacak..

Şimdi gelde bu dine inan..


Bütün mesele bundan ibarettir.

tariik
08-06-2009, 02:41
abi sen bu fikre nasıl ulaştın öyle bir söylüyorsunki sanki oturup beraberce yazmışşınız da o kadar kesin biliyormussun gibi senden de süpelenmeye
başladım haberin olsun :) biraz kanıt alalım ben sana konuşurken bak hep kanıtlarla konuşuyorum.
gerçekten buna öyle bir inanmışşın ki bu inancı nasıl oluşturdun hiç sorguladın mı doğru mu yanlış mı delilleri neler diye merak ettim açıkcası

tariik
08-06-2009, 02:45
gelelim ikinci kısma izetli olma meselesine; şimdi biraz tarihe girmemiz gerekiyor o vakitte sen kızıyorsun tarih sevmiyorsun neyse o zaman coğrafya
ile başlayayım seni mi kıracam :)
şimdi bu ayetin indiği 6 yüzyıldan günümüze ;

-coğrafi durum- dünyadaki en eski semavi inanc olmasına rağmen dünya haritasında şu yakın tarih sayılmazsa hiçbir toprak sahipliği bulunmamakta yakın dönemde israil devleti ki dünya üzerinde yüzde birlik bir alan bile denemez ki hinduizm budizm çin yerli dinleri bile daha büyük coğrafyalarda egemendir. bunlarla birlikte hristiyanlık tahmini yüzde 35 islamiyet yüzde 25 gibi yaklaşık olarak altı üstü olabilir bariz şekilde üstün.
 
-nufus- 1. Hıristiyanlık - 2.1 milyar 2. İslam - 1.2 milyar
3. Hinduizm - 900 milyon
4. Budizm - 708 milyon
5. Çin geleneksel dini - 394 milyon 6. Afrika geleneksel inançları -100 milyon 7. Sihizm - 23 milyon
8. Musevilik - 14 milyon
9. Bahailik -12.5 milyon

dünyadaki en eski semavi inaç olmasına rağmen acaba neden bu kadar az bir nufus üzerinde hakimdir. diğer semavi inaçlardan bariz bir şekilde azınlıktadır.
-tarih; 6 yüzyıldan sonrasında hristiyanların kurduğu sayısız devlet ve zirve noktasında bizans imparatorluğu, islam için sadece türklerin kurduğu onlarca
devlet ve zirvesi selcuklu imparatorluğu osmanlı imparatorluğu gibi süper güçler. buna rağmen 6 yüzyıldan günümüze kurulan bir tek devlet dahi ben bilmiyorum bilen varsa söylesin
-varlıklar- nufus yoğunluğu sahip olunan coğrafi bölgeler aktif varlıklar hesaplanınca varlıksal anlamda hristiyan devletlerin, islam devletlerinin bariz üstünlüğü
göze çarpacaktır.
bana izzet dersen hristiyanlar ve muslumanlar çok izzetli olmuşlar derim kanıtlarıyla birlikte.
ondan sorna Dünyanın bütün zenginliklerine Yahudiler sahip ama Kuran'ın Allahına göre onlar hışmına uğramış demişsin bu veriler ışığında bir daha değerlendir istersen bu değerlendirmeyi hangi zaman aralıklarında neye göre yapıyorsun ? 19. yüzyıla kadar bir devletleri dahi olmamıştır.

Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandırCum’a

sonra altı çizili bölüme özelikle dikkat etmeni istiyorum 6 yüzyıldan sonra hep diğer devletler içerisinde azınlıklar olarak yaşamamışlarmı ? yani insanların himayesine sığınmamışlarmı bak kızacan ama sana biraz daha tarih dersi daha ;
19. yüzyılın sonlarında devlet kurma çalışmalarına başladılar. Arz-ı mev’ut (vadedilmiş topraklar (http://www.turandursun.com/wiki/Vadedilmi%C5%9F_topraklar)) üzerine devlet kurma çalışmaları ilk önce İngiltere (http://www.turandursun.com/wiki/%C4%B0ngiltere)’de görülür. 1848’de İngiliz hükumeti bir genelgeyle Filistin (http://www.turandursun.com/wiki/Filistin)’deki konsoloslarını, Yahudilerin himayesine verdi. 1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere (http://www.turandursun.com/wiki/%C4%B0ngiltere)’den Rusya (http://www.turandursun.com/wiki/Rusya)’ya geçti. Siyonist (http://www.turandursun.com/wiki/Siyonist) hareketlerin başına geçen Theodor Herzl (http://www.turandursun.com/wiki/Theodor_Herzl), Filistin (http://www.turandursun.com/wiki/Filistin)’de bir Yahudi (http://www.turandursun.com/wiki/Yahudi) devletinin kurulması için birçok çalışmalarda bulundu. Herzl, İngiltere gibi güçlü bir devleti arkasına alarak, gayesine ulaşma çabasındaydı. Rusyadaki antisemit katliamlardan kacan yahudiler 1870 yılından itibaren Filistin toprakları üzerinde tarımsal yerleşme merkezleri kurmaya başladılar. 1870-1896 yılları arasında Eretz Israel'de on yedi tarım kolonisi (http://www.turandursun.com/wiki/Tar%C4%B1m_kolonisi) kuruldu.
Herzl, devrin Osmanlı Sultanı İkinci Abdülhamid (http://www.turandursun.com/wiki/%C4%B0kinci_Abd%C3%BClhamid) ile görüşerek, ondan Filistin’de bir Aristokratik (http://www.turandursun.com/wiki/Aristokrat) Cumhuriyet (http://www.turandursun.com/wiki/Cumhuriyet) kurmak için izin istedi ve bazı tekliflerde bulundu. Fakat Sultan Herzl’in talep ve israrlarını kabul etmedi.
I. Dünya Savaşı (http://www.turandursun.com/wiki/I._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1) sonunda, 2 Kasım 1917’de İngiltere dışişleri bakanı Arthur Balfour (http://www.turandursun.com/wiki/Arthur_Balfour)'un girişimiyle Balfour Deklerasyonu, 1917 (http://www.turandursun.com/wiki/Balfour_Deklerasyonu,_1917) süreci başlatıldi. Birleşmiş Milletler Cemiyeti de 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı. Bundan sonra kurulan bir Yahudi bürosu İngiltere nezdinde Yahudi haklarını temsil etmeye başladı.
bu hal 6 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar devam etmiş. felan felan işte .... demekki söz yerindedir...aynen doğrudur...

phantom
08-06-2009, 21:47
Sevgili tariik,

Bir az önce başka bir başlığa Ateistlerle ilgili yazmış olduğun bir mesajı okudum.

Yahudilik,Hristiyanlık ve İslam üçlemesinin Tanrı ile her hangi bir ilişkisi olmadığına eminim.

Eğer eski din büyüklerini okudu isen onların hep bir sırra vakıf olduklarını ya da o sırra vakıf olmak istediklerini görmüşsündür. Hatta bir kısmı o sırrı açığa vurmuşlardır.

"Enel Hakk"

Kısaca şu: Evrenin tamamının Tanrı ve evrendeki her şeyin -bizler dahil-Tanrının bir parçası olduğu..

O yüzden Ateistler diğerlerine göre aslında Tanrıya daha yakın insanlardır.Bütünün bir parçası olarak bütüne uygun davranırlar.

Yahudilikle ilgili olarak ta şunu söyleyeyim.

Bu yazdıklarım yıllarıma mal oldu.Ama İslam dininin Yahudilerce ve Hristiyanlığa karşı çıkarıldığına yüzde sonsuz eminim.
Aslında benim bu yazdıklarım sadece sıradan insanların bilmediği şeyler.

Bunu bilen kimseler var.

Kaynak istiyorsun.

Benim yaptığım gibi yapmak zorundasın.Her şeyi didik didik edip bulabildiğin ip uçlarını bir araya getirmelisin.

Bir de soru sormalısın.Ve sorduğun sorulara farklı yanıtlar da bulmalısın.

Mesela örneğin: Halife Ömer -ki böyle biri yok-(Laf aramızda Yahudiler hep böyle biri olsun dilerlermiş, Yani o da bir Yahudi fentazisi) neyse..

Halife Ömer Kudüs'ü aldıktan sonra cami yapmak için Süleyman Tapınağı'nın duvarının dibinden başka bir yer bulamamış mı?

O Ağlama Duvarını kime karşı korumak istemiş ki?..

İşte böyle sevgili Tariik,

Aslında başka bir başlıkta tepem atmış ve bir daha bu formda fikir mikir beyan etmeyeceğim demiştim. Ama sana yanıt vermeseydim haksızlık yapardım.

Eğer darılmazsan bu benim forumdaki son yazım olsun.

Selamlar ve sevgiler..

al bundy
08-06-2009, 22:29
Hristiyanlığa karşı Yahudilikle mücadele etmeleri imkansızdı.O nedenle İslam dinini ortaya çıkardılar.Aslında İslam Suriye dolaylarında ve İbranice hazırlandı.Ancak çeşitli nedenlerle Arabistan öne çıkarıldı.

Bu arada Yahudi halkın da müslümanlaştırılması gerekiyordu.Yoksa yeni dinin bir anlamı kalmazdı.Gerçek Yahudiler tabii ki gerçek dinlerini hiç bir zaman bırakmadılar.Ama başta Araplar olmak üzere diğer toplumları İslama inandırdılar.

İslam dinini yahudilerin çıkardığına emin misiniz?Ayrıca bu sözlerinizi neye dayanarak iddia ediyorsunuz?Size göre Muhammed,Ömer,Ali vs. yaşamamış,hepsi birer uydurma mıdır?

Kuzey Afrika'da bizdekinden farklı bir Kuran olduğunu biliyorum,eğer sizin iddialarınız doğruysa buradaki Kuran'a yahudilerin bir etkisi olabilir ama genel olarak çok bir etkisi olduğunu düşünmüyorum.

tariik
09-06-2009, 02:34
etme be abi iyi kötü ne güzel sohbet ediyorduk öfkelisin anlaşılan bilirsin ki öfkeli iken karar vermek yanlıştır biraz dinlenirsin yine hep beraber civcivlerimizi besleriz :)
şimdi abi hz ömerin kılıcı var mesela o da mı sahtedir dersin hoş üzerinde ibni hattan yazıyor bizler hep ibni hattap bilirdik. abi gerçekten bu konuda çok şüpedeysen bence git kılıcı görmeye mesela abartıyormuyum bilmiyorumda. ben böyle kalıpsal seylerle uğraşmam açıkcası al bundy sende git orda hz peygambere sav ait kutsal emanetler de var gözünle görürsün ondan sonracığıma hz osman a ait musaf var da onu bu yazmalarla ilgili sitelerdende görebiliyordun da bir ara bakmıştım şimdi düzenleme yapmışlar sitede bir türlü ulaşamıyorum hasılı kuranın o zamandaki halinide görürdün şu an kullandığımızın aynısı sonra hz osmanın kılıncı felan var :) birisinin üstünde muhamedun rasulallah yazıyorduda hangi halifenin di yanlış mı anımsıyorum bilmiyorum.
kuranlar farklı marklı değil yahu gerçekten yok bırakın bunlarla uğraşmayı böyle tartışmalarıda içine bakın artık, içinde ne yazıyor ne öğütlüyor neler öğrenebiliriz vs vs
ben bunlarla ilgilenirim açıkcası incilede bakarım tevrata da hatta hatta bu tufan olaylarınıda içeren gılgamış destanımıydı neydi ona bile bakarım :) neyse phantom abi son mesajın için ayrıca teşekkur ederim haksızlık yapta bana yap ben darılmam öyle kolay kolay ama bir darılırsamda töbe barışmam :) eyvallah

tariik
09-06-2009, 03:00
Kısaca şu: Evrenin tamamının Tanrı ve evrendeki her şeyin -bizler dahil-Tanrının bir parçası olduğu..

O yüzden Ateistler diğerlerine göre aslında Tanrıya daha yakın insanlardır.Bütünün bir parçası olarak bütüne uygun davranırlar.

demişsin abi sana vaaz veriyor gibi hissedecem kendimi ama söylemeden de geçemeyecem tamam islam kelimesi de la ilahe( ilah yoktur) ile başlar bir nevi ateizm dir de bu akılda kurulan tanrıları redtir. sonra illaallah(yanlızca allah sadece allah) yapılmalıdır. heryerde ALLAH görülmelidir o zahirdir derken evrende ki hersey o dur yetmez o batındır( gizlide olan) ile görülmeyenleride buna katmak gerekir daha neler neler sadece bu kısmından etkilenenler panteizm i kurdular ibni arabiden etkilenen birileri kimdi anımsayamadım. bu manada ateistler daha yakındır da diyemeyiz. ona bakarsan firavn da enel hak der bu kendini tanrılaştırır oteki tanrıdan gayri yoktur der şükrünü eda ederki kulun dilinden hak söyler bu sözü aşk haliyle.... hayret ateizm sitesinde bir tasavvuf konuşulmadığı eksikti tehh :)

tariik
11-06-2009, 03:31
sevgili phantom abi yazmayı bıraktın belkide okumayı bırakmamışsındır umarım. dedin ki neden;
Halife Ömer Kudüs'ü aldıktan sonra cami yapmak için Süleyman Tapınağı'nın duvarının dibinden başka bir yer bulamamış mı?
O Ağlama Duvarını kime karşı korumak istemiş ki?..
Hac40
(medeni 103) Onlar, başka değil, sırf "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.

bu ayetle ALLAH ın diğer mescidleride, kutsal sayılan mabedleride koruma altına aldığı görülebilir insanlar her ne kadar ayrı ayrı görselerde ALLAH indinde mescidler aynıdır sanırım hz ömer ra olsa olsa ALLAH ın bu emrine uymak için korusa bile yeridir ki -ben böyle düşünüyorum-
belki biraz ütopik gelebilir sana ama belkide dinlerin birleşme noktası gibi bir anlamıda olabilirmi dersin demezsin seni kızdırmışlar ben derim :) yani bakın bu mescid ile ağlama duvarı arasında bir fark yoktur ikisi birbirine komşudur. hakkaten bir psikoloğamı gideyim ne yapayım :) umarım senin için tatmin edici bir cevap verebilmişimdir. dedim ya ben deetaylara gömülüpte bütünsel bakışı kaybetme anlayışına karşıyım. hoşcakal gerçi hoşta değilsin ya hoş ol diyem barim :)

phantom
11-06-2009, 12:39
"Senin dinin sana benim dinim bana."

tariik
12-06-2009, 02:25
daha önceki yazılarımda yahudilerin aleyhinde olan ayetlerle kuranın hristiyanlığa
rakip olarak yahudiler tarafından uydurulduğu iddasına yanıt vermiştim.şimdi ise
farklı boyutlarıyla islamın diğer dinlere yönelik tutumlarını açıklayarak bu iddaya
yanıt arayacağım. eğer böyle olsaydı şu ayeti kerime ile hristiyanlar tasdik olunur
yani onların lehine bir hukum bulunurmuydu?

Mâide 82
(Medenî 112) İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli
olarak yahudiler ile, şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi
bakımından en yakın olarak da "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulacaksın.
Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar. *
----şu ayeti kerime göstermektedir ki kuranın hristiyanlar karşıtı olmadığı bilakis
hristiyanlar içerisindeki bir kesim insanların tasdik edildiği görülüyor.
peki bu kuranın hristiyanlığa rakip olarak uydurulduğu düşüncesini çürütmezmi?

----ikisinede taraf olmayan ayetler;
Mâide 18
(Medenî 112) Yahudiler ve hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler.
De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı
insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve
ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.
Bakara 113
(Medenî 87) Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil'i) okumakta oldukları halde Yahudiler:
Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda
değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların
söylediklerini söylediler. Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar
hakkında hükmünü verecektir.

---ikisinede yol gösterici manada ayetler;(bu manadaki ayetler aslında kuranı ona aslında
yahudi olan yada hristiyan olan birisi öğretiyor türünden sözlerin yada benim ona
söylediklerimden başka şey bilmez gibi iddialarında tutarsızlığını gösteriyor)
Bakara 135
(Medenî 87) (Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara:) Yahudi ya da hıristiyan
olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif
olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.
Bakara 120
(Medenî 87) Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı
olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden
sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost
ne de bir yardımcı vardır.
----şu ayetin ise gerçekten inanan her kesmin mukafata nail olacağını söyleyerek
dinler arasında bir köprü kuruyor sizce rakip olarak çıkarılmış bir kuran
dinler arasında birleştirici bir rol oynarmıydı?
Bakara 62
(Medenî 87) Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sabiilerden
Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler
için Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur.
Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir..
----ikisindeki hataları da eleştiren ayetler bulunmaktadır. yazıyı daha fazla
uzatmak istemiyorum eğer dileyen olursa bunları kurandan pek ala bulabilirler.
bununlardan ziyade ayetlerde bulunmaktadır. ayan beyan görülmektedirki kuran
bu iddialara en güzel cevaptır. bunları aklımız karıştıda hatalara düştük
demiyesiniz diye sizlere sunuyoruz yoksa dinde ikrah yoktur. pek tabiki
herkes hakkı ve batılı şeçmekte özgürdür. şimdi dikkat ettiyseniz al bundy isimli
arkadaşımızın aklı karışmış bimediği bazı şeyler hasabiyle onun aklını karıştırmanız
onu inancı hususunda derin üzüntülere sevk etmeniz ne kadar doğrudur soruyorum?
... selamlar

al bundy
13-06-2009, 01:55
şimdi dikkat ettiyseniz al bundy isimli
arkadaşımızın aklı karışmış bimediği bazı şeyler hasabiyle onun aklını karıştırmanız
onu inancı hususunda derin üzüntülere sevk etmeniz ne kadar doğrudur soruyorum? Öncelikle İslama inan biri değilim.İslam,Kuran,hadisler,İslam ve diğer dinlerin tarihini yeterince okuduğumu düşünüyorum.Buradaki amacım böylesine fantastik iddialar atan phantom'un iddialarının gerçekliğini ve dayanaklarını merak ederek bunu kendisinden istemekti.

tariik
14-06-2009, 03:05
Kuzey Afrika'da bizdekinden farklı bir Kuran olduğunu biliyorum,eğer sizin iddialarınız doğruysa buradaki Kuran'a yahudilerin bir etkisi olabilir ama genel olarak çok bir etkisi olduğunu düşünmüyorum.

bu cümlede bizdeki kurandan farklı ifadenizle sanki bizdenmiş iması sezimledimdi de
ondan söyledimdi. şaka şaka aslında sizinle bir kitleye imada bulundum. din hakkında
çok fazla bilgisi olmayan çok çabuk aklı karışabilecek ben gibi mesela :)

sonra o dediğin delilleri bana söylemiyor sana söyleyeceğini hiç sanmam. biz burda kaç zamanlardan beri sohbet ediyoruz sen yeni geldin daha bir dur bakalım. neyse birde
sen dene bakalım belki kulağına söyler sende benim kulağıma söylersin sonra olaylar söylece gelişir;

kurgudur !!!

evet 1400 yıllık sır çözüldü. meğer müslümanlar aslında yaudi imiş.
haberin yayılması ile birlikte yaudiler ve mulumanlar ağlama duvarı önünde toplanıp
birbirlerine sarılarak sevinc gözyaşları döktüler :)

tariih kuruumu ; tarihi yeniden yazabiliriz ama farketmez zati yazanlar bizdenmiş
the timees; türklerin büyük buluşu
obaama; saaloom
the guardiaan; pes doğrusu
hamaas; kabul edilemez, onları affetmiyeceğiz habil ile kabil olayına dönmüşüz
arap dianeti; şaşkınız
ciaa; öyle karmaşıktı ki biz bile cözemezdik
nobel dinler alanındaki ödülün bu yıl bu buluşa verilmesi bekleniyor.
usamee ladin in vereceği tepki ise merak konusu :) acaba iilk hedefi neresi olcak
bunlarla birlikte chles darvin gibi büyük ateistlerin mezarda kemiklerinin sızladığı ve 1000 yıllık genel yas ilan edildiği duyuruldu. :)

tariik
14-06-2009, 03:07
neyse biz asıl konumuza dönelim ;

En’am 20
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resulullah'ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.

Bakara 146;
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.

Al-i İmran 71
Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

Bu ayetlerden aslında bazı ehli kitap bilginlerinin hz Muhammed(sav) i ve islamı bildikleri
Ama gerçekleri açıkça bildikleri halde gizledikleri anlaşılmaktadır. belkide bu sebeple haberleri yok olabilir mi dersiniz ???

Chechen
16-06-2009, 14:54
öncelikle herkese merhaba...
hani peygamber delil ve mucize olmayacaktır diyen arkadaşlarımız oluyor ya madem oyle diyorsunuz ve mantık arıyorsunuz inanmak için sörlermisiniz lütfen neden inanmak için her mesajınızda yok altın uyumdu, yok ölen öldürülen çocuklara Allah el uzatup yardım etsindi yok rab kendini göstersindi gibi mucizeler vs.. gibi kanıtlar bekliyorsunuz söyler misiniz? mey içmek, zevk sürmek, dini sorumluluklar olmadan yaşamak elbette hoş ve rahat gelir insana zaten bu yüzden inanan ve kulluk görevini yapanla yapmayan aynı kefede değil hakkın huzurunda. Görüneni inkar etmek apaçık yalancılıktır bu yüzden hakkın tecellisi açıktır varlıklarında. ayetlerin sonunda "bunda akıl sahipleri için muhakkak apaçık deliller vardır" kısmıda işte onu vuguluyor sanırım biraz.
Ne güzel konuyla ıspatlamışsın islam diye bir dinin olmadığını öyle mi. a be arkadaşım hristiyanların 13. yüz yıla kadar tuvaletten banyodan aile birliğinden insan hak ve hukukundan tıptan bilimden dünyanın yuvarlak olduğuundan matematikten felsefeden astronomiden de haberleri yoktu:) benim ve bir çok arkadaşımın bugüne kadar sizden haberimiz yoktu, bu siteden boyle şeylerden, müslüman bir ülkede yaşayan müslümanlar olarak haberimiz yoktu. ne olacak yani siz yokmuydunuz. devletinde bundan haberi yoktur bence yok musunuz siz yani? onca mucizeyi kavrayamayıp deli saçması diyorsunuz ama aklınızın hafiften kavradıklarınada yav böyle bi tuhaflık var nasıl oluyor diye şaşırıyorsunuz. kimin dini nasıl uyguladığı beni ancak uyarmakla yükümlü kılar benim için dinin referansı kuran peygamber ve kubul görmüş din alimleridir ki onlarda bellidir. peygamberimiz her şeyin aşırısının zarar olduğunu söylemiştir. aşırı olanları, eleyip eleyip yazıyorsunuz ama gözünü kapayan gündüzü kendine gece eder. hepinize sağlık afiyet ve hidayet diliyorum.

phantom
16-06-2009, 16:28
Sevgili Chechen,

Öncelikle hoşgeldin.

Şu an bizim yaptığımız şeyi batılılar yaklaşık 15-16. asırdan beri yapıyorlar.

Buna kısaca gerçeğe ulaşma diyebiliriz.

Bakın Türkiye'den dini,siyasi,cinsi her ne özelliği olursa olsun kimse Arap ülkelerine gitmiyor.Oralarda yerleşmiyor.Ama elinde fırsatı olan herkes ya Amerika'da ya da Avrupa'da.

Biz burada batılıların yüzlerce yıldır yaptığı şeyi yeni yeni yapmaya başladık.

Zamanla bunun böyle olduğunu anlayacaksın.

Yoksa bana ne ossuruk gazının buharlaşmasından.

Gelelim bütün müslümanların kafasına bilinçli sokulan bir şehir efsanesine.

Avrupa'da tuvalet ve banyo olayı biliniyor.Bilinmiyor değil.

Koca koca şatolar yapan bir uygarlığın bunları bilmemesi imkansız.

Banyoda hamam da romalılardan beri zevk ü sefa yeri..

Ama bir takım dedikodular yüzünden neyse..

Avrupalılar tuvaleti biliyorlar.Ancak soylular tuvaletlerini öbür insanlara taşıtmakla o dönemin gereğini yerine getiriyorlar.

Asiller ve diğerleri..

Nasıl anlatsam.

Bir kadının kocasına helal olması gibi.

Ama bu anlayışı yine Avrupalılar büyük mücadeleler vererek kırdılar.

Sınıf mücadelesi,insan hakları filan.

Neyse biz gene konumuza dönelim .

Ne olacak bu memleketin hali..

Chechen
16-06-2009, 19:30
merhaba phantom. memleketin halini iradenmizle seçtilerimiz düzeltecekler biiz de destek olacağız. şimdi bazılarına kalsa memleketin memleket olması için heppimiz din değiştirelim ya da hiç birşeye inanmayalı deyecekler ama neyse:) avrupalılar senin dediklerini 16 asırdan beri yapmıyorlar. fransada binlerce insan şehirlerde kendi psilklerin de salgın hastalıklarla öldüler. ortaçağda fransızlar yıkanmayı bilmiyorlardı, kanalizasyon sistemleri yoktu, BÜYÜK ABDEST VE KÜÇÜK ABDEST lerini lazımlığa yapıp pencereden aşağı sokağa döküyorlardı, insanlar şemsiyeyle dolaşırmış kafalarına pislik gelmesin diye, sokakların ortasındaki çukurdan akarmış lağım suları.. kadınlar saçlarını domuz yağıyla ve pudrayla dondurup şekillendirirlermiş... fransızlar kötü kokularını bastırmak için parfümü icat etmişlerdir. natiıonal geographic bile bunu anlatan bir belgesel yapmış ve yayınlamıştır. Parfüm olmadan önce eski zamanlarda kokulu tütsü ve yağlar büyücülerin, sihirbazların ve din adamlarının güçlerini simgelerdi. Fakat orta Çağ hastalıklarından korunmak için insanlar temizliğin önemini anlayınca, sabun ve koku kullanmaya başladılar ve bu hızla yaygınlaşmaya başladı.neyse. insanlar avrupaya göç ediyorlar çünkü ekonomik güç yüksek bunun inançla bir alakası yok bu devlet ve yapılanmayla ilgili. petrolu olan dubai ye de herkes gitmek istiyor ona bakarsan onlar da müslüman. amerikada işi olmayan senden benden aç. en çok evsiz, uyuşturucu ticareti, dağılmış gençlik amerika ve aprupa ülkelerinde var. neresini savunuyorsun anlayamıyorum. amerikaya gidenler ya gezmeye, ya da kulaleri görmeye gidiyor. yani para ve gezme hırsı kısacası. bu memleketin hali memleketi düşünmeye başlayınca düzelir bununla değil. iyi forumlar.

phantom
16-06-2009, 20:08
Sevgili Chechen,

Kendi eksikliklerimiz kendi yanlışlıklarımızı düzeltirsek memleketin hali "belki" düzelebilir. Belki diyorum.Çünkü düzelip düzelmesi hususunda ileri derece de şüphelerim var.

Ancak hiç bir zaman kendi eksikliklerimizi kendi yanlışlarımızı görmüyoruz.

Kendi gözümüzdeki mertekten haberimiz yok ve fakat başkalarının gözündeki çöplerle nerede ise savaşıyoruz.

Ortaçağ Avrupa Tarihi dünya tarihinin en "tu ka ka" edilen tarihidir.

İki nedeni vardır:

1-Krallık ve derebeylik rejimlerine karşı cumhuriyetçilerce kötülenmiştir.

2-Ortaçağın sembolu Hristiyanlık olduğu için elde kılıç "alllah" "allah" allah"..

O dönem Avrupası hakkında yazılanlar aynı kalemden çıkmış yazılardır.Dünyaya her yeni gelen başta müslüman olmak üzere hemen herkese bunu bir kere belletirler.

Oysa dünyanın en sağlam kaleleri,şatoları,yapıları,köprüleri,hanları,hamam ları,yolları ve insan aklına gelebilecek ne varsa hepsi o "tu ka ka" ilan edilen Orta Çağ Avrupasına aittir.

Neyse fazla teferruata boğmadan..

Başkalarını kötülemek çok kolay kötülemenin nedenlerini bilmemekten gelen bir öz güven var sömürge ötesi toplumların insanlarında..

Kendi gözümüzdeki çöple ilgilensek daha mı iyi olur ne?

Chechen
16-06-2009, 23:54
kesinlikle daha iyi olur... o yüzden avrupa avrupa diye yırtınmayı bırakalım. inançlarımızı muhafaza edip bilimimzi geliştirmeye bakalım. avrupa ya özenenler de avrupaya gidip orada yaşasınlar. bizi ulu bir millet ve ulus kılan kendi değerlerimizin olması. avrupanınkiler avrupaya bizimkiler bize. orta çağdaki yeniliklerden haberim var. koylulerin vergilerinden, her kadının önce bir asille yatması gerektiğinden, zorbaliıktan,ırkçılıktan,zorunlu asimilasyonlardan vs.vs. tabi gizel binalar da yapmamış değiller :) bizimkiler kadar güzel olmasalarda güzeller. neyse. bence de kendi gözümüzdeki elektrik direğine bakalım artık.

tariik
17-06-2009, 03:34
ben bu hristiyanların neden haberleri olmadığını çözmek hususunda kararlıyım azimliyim ordan devam edeyim barim. daha önceki savlardan sonra birde iletişim faktöründen bahsetmek istiyorum malum bizim elimizde internet bir tıkla hinduzim bir tıkla budizm buluyoruz da o dönemdeki hristiyanlarda internet yoktu islamı bilmeseler yeridir yane. O dönemlerde sanırım iletişim olanakları çok sınırlıydı. milletler arasında zati iletişim yoktu sanırım yöneticiler arasındada habercilerle gönderilen mektuplarla sağlanıyordu ee o zaman mektubu sakla olay bitmiştir kimin haberi olacak başka. osmanlı istanbulu almazdan önce ki dönemde biraz okumuştum sır katipleri varmış onlar diğer bir ülkeye gidip hükümdarın dileklerini iletir öteki hükümdarın isteklerini iletirmiş. bizansta işler böyle yürürmüş ki bu yaklaşık 14 yuzyıl ile 15 yuzyıl ki siz 6. 7. yüzyıllarda nasıl olacağını hesab edin. ondan sonra birde gezginler varmış mesela evliya çelebi sanırım onlardan marco polo felan vardı. bunlar değişik bölgelerdeki yaşayışları inanışları gördüklerini diğer ülkelere taşırlarmış. şayet o dönemde yaşıyan bir seyyah tanıyorsanız ve eserlerine göz atma imkanınız varsa bizlerlede paylaşın bende merak ettim açıkcası :) ondan sonra birde ticaret bu manada taşıyıcı rol oynarmış. değişik ülkelere giden tacirler oranın kültürü dini ürettikleri metalar hakkında bilgi sahibi olurmuş onlardan bir bilgi bulamayız sanırım hiç eser bırakmamışlar gerilerinde altından başka :)
neyse iletişim çok önemli yahu niye biliyormusunuz mesela avrupada mevlevi avrupalılar var bu trtde bir mevlana(ks) belgeselinde izlemiştim biz musluman değiliz biz mevleviyiz diyorlardı öyle gülümsedim. ondan sonra sen bir panteist e desenki senin inancın muhyiddini arabi ks isimli bir islam mutasavvıfın etkisinde kalan birisinin kurduğu bir -ekole mi diyeyim bilmiyorum- tabisin bir yerde sende musluman sayılırsın :) her halde delirdiğini düşünürdü ama öyle. neyse böyle işte
birde misvak olayından bahsetmek istiyorum şimdi sen avrupaya desen ki 18 yüzyıl 19 yuzyıl gibi artık bilmiyorum ne zaman buldularda diş fırçası diş temizliği olaylarını 6. yuzyılda muslumanlar
keşfetmişti(misvak) ile siz onların arkasında yürüyorsunuz bu da olmaz dimi kesin diş temizliği olayınıda eski uygarlıklardan klikyalılar felan biliyordu derlerdi ne olacak bu iş bilmiyorum:) mesela bahailikte islamdan ayrılan (sia fırkası) birilerinin kurduğu islam temelli bir dindir. bunları tasvip ettiğim anlaşılmasın anlamak açısından söylüyorum iletişim çok önemli vesselam.
birde anlayış önemli. yaudiler askerlerine tanrının askerleri diyor hristiyanlarda askerlerine tanrının savaşçıları diyor muslumanlarda askerlerine ALLAH ın askerleri diyor ama farklı dillerde o yüzden kavga çıkıyor sanırsamki :) birbirimizi bir türlü anlamıyoruz oysa insanlar konuşa konuşa demişler.
anlamıyoruz kızıyoruz hakaret ediyoruz iletişim kopuyor ondan sonra herkes kabuğunda sanıyorki haşa tanrı başka başka...

tariik
17-06-2009, 03:38
Panteizm ya da Tümtanrıcılık (Doğatanrıcılık, Kamutanrıcılık) Evrenin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Evren) bütününü Tanrı (http://tr.wikipedia.org/wiki/Tanr%C4%B1) olarak kabul eden felsefi görüştür. Panteizm'de, pan-enteizm'den (kamusaltanrıcılık (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kamusaltanr%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k)) farklı olarak her şey Tanrı'nın bir parçası olarak kabul edilir, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı'nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır.
Pandeizm: Panteizmin deistik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Deizm) formudur.
Spinoza ağırlıklı Panteizm algılayışına göre, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı-evren-insan ayırımı yoktur, böyle bir ayrım aklın yanılsamasıdır. Tanrıbilimsel olarak; Tanrı, evren ve insan; birdir, aynıdır. Aşkın bir Tanrı var olmadığı gibi, herhangi bir yaratmadan da söz edilemez. Spinoza'nın bu görüşü, ailesinin göç ederek ayrıldığı Endülüs İspanya'sındaki ünlü mutasavvıf Muhiddin-i Arabî (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Muhiddin-i_Arab%C3%AE&action=edit&redlink=1)'nin etkisiyle oluşmuştur. Bilindiği gibi, Arabî'nin görüşü "Vahdet-i Vücut" olarak ileri sürülmüştü. Ancak birçoklarının sandığının aksine, Spinoza'nın Panteizmi ile Arabî'nin Vahdet-i Vücut anlayışı birbirinin aynı değildir. Spinoza'da, Tanrı evrendedir ve evren kadardır. Arabî'de ise Evren, Tanrı'dadır ve bu durum Tanrı 'yı sınırlamamaktadır.
İngiliz düşünürü White Head'e göre, Tanrı'nın her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Tanrı değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve evrenin bilincindedir. Ancak Tanrı bu konumda kalmış olsaydı; ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. Diğer niteliği ile ise Tanrı, değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Tanrı'nın evrende içkin (evrenin maddesine karışmış, evrenin içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Tanrı'da içkin olduğunu söylemek, Tanrı-evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir.
Süreç felsefesi olarak da ifade edilen ve White Head 'le başlayan bu akıma Pan-enteizm (http://tr.wikipedia.org/wiki/Pan-enteizm) ya da Diyalektik teizm (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Diyalektik_teizm&action=edit&redlink=1) denir. Pan-enteizme göre Tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel, hem tümel; hem neden, hem sonuçtur.
Hartshorne, Tanrı'nın bir soyut bir de somut iki yüzü olduğunu söyler. Soyut niteliğiyle Tanrı; mutlak, etkilenmez, erişilmez ve değişmezdir. Somut yanıyla ise etkilenir ve değişir. Tanrı bu iki niteliğinde de yetkindir. Ancak bu yetkinlik klasik Teizmdeki gibi değildir. Oradaki yetkinlik, değişmeyen donmuş bir yetkinliktir. Buradaki yetkinlik değişir, ancak bu değişme Tanrısal bir değişmedir. Yani yetkinliğe doğru değil, yetkinlik içinde bir değişmedir. Bu tanımla Pan-enteizm, hem Deizmden hem de Panteizmden ayrılır.
Özet olarak; Panteizm ile Pan-enteizm arasında önemli bir fark vardır. Panteizmde her şey tanrıdır. Pan-entezimde ise, her şey Tanrı'dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı'ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim/tekamül'den geçmektir....

ya böyle işte arkadaslar. hayret bişey dikkatimi çekti pan-entezimde evrim var acep bu evrimciler pan-enteizme inanıyolarmı :)

phantom
17-06-2009, 07:37
Ben Avrupa'yı övmedim.

Onlar gibi olalım da demedim..

Olamayız ki..

Orası Avrupa..

Orayı ora yapan faktörlerle burayı bura yapan faktörler çok farklı.

İnsanları bir de böyle kandırıyorlar.

Bir Arap Arabistan'da Araptır.

Bir Moğol Moğolistan'da Moğol'dur.

Bir Türk'te Türkiye'de Türk'tür.

Bir Türk Türkiye'de Avrupalı olamaz.

Bunu atalar o toprağın suyu havası ile açıklar.

Bulunulan coğrafya insanları birbirine benzetir.

Kısaca istesek te Avrupalı olamayız.

Kendi gözümüzdeki mertekten kastım şu.

Ortaçağda Avrupa'da insanların hiç olmazsa sıçacak boku varmış..

Ama bizim insanımız açlıktan sıçmayı unutmuş.

Hem de en şaşaalı zamanlarında Osmanlının.

Padişah efendiler orduyu hümayunla Viyana'larda ama halkı açlıktan geberiyor.

Çözümü de bizim insanımıza uygun.

Deveye diken insana öpen türünden.

İsyan edenleri topluca katl etmişler.

Tarih kitaplarında bunları yazmadıkları için bilemiyoruz.

Bu memleketin düzelemeyeceğine dair inancımı pekiştirdiğin için teşekkür ederim..

Yapacak bir şey yok.

Bari ben de öyle yapayım.

Aslında bu Avrupalılarda namus kavramı da yoktur.Domuz eti yediklerinden sürekli birbirlerini gererler.Hepsi leş gibi de içki kokar.Kokularını bir kilometre öteden tanırsın.Bunlar adama su bile vermezler.Cinayetleri o kadar tuhaftır ki sherlock holmes'in anası ağlar.

Ama biiiiiz..

Biz var ya biiiiizzzz.

phantom
17-06-2009, 08:06
Plotinus (204-264), Mısır’da Lycopolis’te doğdu ve İskenderiye’de Ammoniııs Saccas’ın denetimi altında onbir yıl boyunca felsefe üzerine çalışmalarda bulundu. 243 yılında Roma’ya giderek orada bir okul kurdu; ancak elli yaşına kadar yazılarında kendi felsefesinden bahsetmedi. Ölümünden (269) sonra öğrencisi Porphyry onun yazılarını gözden geçirdi ve yayımladı. Öğretmeninin yaşamöyküsünün de bulunduğu altı adet Ennead (dokuzluk) günümüze ulaşmıştır.


Tüm oluşumun kaynağı Tanrı.


Tanrı, tüm varlıkların kaynağıdır. Bütün karşıtlıklar ve farklılıklar ondan kaynaklanmaktadır. Ancak onun kendisi çoğulcu ya da farklı bir yapıya sahip değildir. O, mutlak olarak tektir. Her şeyi kapsayan sonsuzluğu içinde Birdir: Her şeyi yaratan, ilk nedensiz nedendir. Herşey Ondan meydana gelmiştir, çoğulculuk her zaman için birliği gerektirecektir Birlik, tüm oluşumun öncelidir ve ötesindedir. Onun aşkınlığı üzerine söyleyebileceğimiz her şey yetersiz kalacaktır; çünkü ona atfedilen güzellik ve iyilik ancak onu sınırlayıcı bir işlev görebilir. Onun ne olduğunu söyleyemeyiz, yalnızca ne olmadığını söyleyebiliriz. Onu bir oluşum olarak tanımlamak olanaklı değildir. O güzellik, doğruluk, iyilik, bilinçlilik ve bunlara bağlı niteliklerin üzerindedir. Onu bir düşünüş olarak algılayamayız. Çünkü bu bir düşüşür ve düşünce gerektirmektedir.


Dünya, Tanrıdan sonra meydana gelmiş olmasına karşın, onu Tanrı yaratmamıştır Çünkü yaratım için bilinçlilik ve istenç gerekmektedir, bu da sınırlandırma anlamına gelir. Tanrı, bir dünya yaratmaya karar vermemiştir. Dünya, Tanrının evrim geçirmesiyle de oluşmamıştır. Evren, Tanrıdan ortaya çıkan bir oluşumdur. Onun sonsuz gücünü gözler önüne sermektedir . Plotinus, bu ortaya çıkışın anlamı için birkaç metafor ortaya atmaktadır. Tanrı, sonsuz kaynağından tükenmeyen bir akışın meydana geldiği bir kaynaktır, ya da Tanrı, güneşin hiçbir kayba uğramadan yaydığı ışıkların güneşidir. Plotinus, metaforlarını ilk ilkenin bağımsızlığı ve mutlak gücünü gözler önüne sermek amacıyla kullanmaktadır. Neden, onun üzerine geçmez ya da kendisini onun içinde kaybetmez, etki nedeni sınırlamaz, etki Tanrının algılaması için önkoşul değildir. Dünya, Tanrıya bağlıdır fakat Tanrı dünyaya bağlı değildir. Organik yeniden üretimdeki ebeveynler gibi, Tanrı doğumdan sonra varlığını eskiden olduğu gibi sürdürmektedir.


Işık kaynağı olan güneşten ne kadar uzaklaşırsak, karanlığa (özdeğe) o denli yakınlaşmış oluruz Yaratım, yetkinlikten yetkin olmayana düşüş anlamına gelmektedir. Oluşum skalasında ne denli aşağıya inersek, o denli yetkin olmayana, çoğulculuğa, değişime ve ayırıma ulaşmış oluruz. Daha sonraki her evre, bir önce gelenin gerekli etkisidir—onun kopyası, gölgesi ve ilmeğidir. Ancak sonraki her evre, daha yüksek seviyeye ulaşma çabası içindedir, kaynağa geriye doğru dönüş çabası yaşanmaktadır.


Oluşumun üç evresi


Meydana gelme oluşumu içinde üç temel evreden söz edilebılir 1 arı düşünce ya da zihin, 2 ruh, ve 3 özdek. Birinci evrede, Tanrının oluşumu, düşünce ve idealara bölünmektedir. Tanrı, düşünce olarak düşünülür. Arı ideal bir kozmos olarak algılanır. Düşünce ve onun ideaları, konu ve nesnesi, bu evrede tektir. Zaman ve uzam içinde ayrılmamıştır: tanrısal zihinde, düşünen ve onun düşünceleri bir ve aynıdır. Tanrının düşüncesinin, yetkin doğru olması gerektiği düşünülür. Tanrı, kendi özünden gelen düşüncelerle düşünmektedir, tanrısal zihinde, düşünce etkinliği—düşünen ve düşünce bir ve aynıdır, ayrılmamıştır Onun düşüncesi, bir ideadan başka ideaya atlayan tutarsız bir düşünce değildir. Sezgisel ve durağandır. İdealar dizgesini bir bütün olarak, bir anda kavramaktadır. Çok sayıda idea. bulunmaktadır— bunlar fenomenal dünyadaki belli başlı şeyler kadar çoktur—ve onlar birbirinden farklı farklıdır; ancak, Platon’da olduğu gibi birleşik bir dizge oluştururlar. Tanrının mutlak birliği, ilk ilke çok sayıdaki farklı ideanın bu dizgesi içinde yansıtılmaktadır.


Duyum dünyasındaki her bir belirli nesne için, Tanrı zihninde bir idea bulunmaktadır. Arı düşünce dünyası uzamsız ve zamansızdır; o, yetkin, ebedi ve uyumlu bir dünyadır. Fenomenal dünya örneğini ortaya koymaktadır. İdealar, yalnızca örnekler değildir; onlar aynı zamanda etkin nedenlerdir; daha önce gördüğümüz gibi, meydana gelme oluşumundaki her evre kendisinin ardılının nedenidir.


Tanrısal yaratımın ikinci evresinde, ruh, arı düşünceden meydana gelmektedir; bir yerde idealar ve erekler varsa, onların kendilerini gerçekleştirmelerinin araştırılması gerekmektedir. Ancak bu şekilde bir şeyler üretilebilir. Bu, arı düşüncenin etkisi, görünümü ya da kopyasıdır—ve her etki ya da kopyada olduğu gibi ilkörneğinden daha az yetkin değildir. O, çok duyarlı ve zihinseldir; etkinlik ve ideaları vardır, düşünce erkine sahiptir. Ruhun iki evresi bulunmaktadır; ikinci evrede, duyum dünyası yönünde döndürülmüştür; ilkinde, düşünce olarak hareket eder ve an ideayı tasarlar; diğerinde ise özdeği bir düzene sokar ve arzuya sahiptir. Plotinus, ilk evreyi dünya ruhu olarak adlandırmaktadır, ikinci evre ise doğa olarak adlandırılır. Bazen, iki dünyaruhu varmışçasına konuşmaktadır. Bedensel varlığın bilinçsiz ruhunun oluşumu olan ikincisi, ilkinden—bilinçli ruhları—ortaya çıkmıştır.


Ruh, gücünü uygulamak arzusunu gerçekleştirmez. Üzerinde bir şey eylemde bulunmadıkça, kendi de eylemde bulunmayacak ve biçimlenmeyecektir; böylece özdeği üretir—üçüncü ve meydana gelişin en düşük seviyesi. Böyle bir özdeğin biçimi, niteliği erki ya da birliği yoktur; bu, mutlak etkisizlik ve yoksunluk, kötülük ilkesidir. O, Tanrıdan uzağa kaldırılmıştır; o, karanlıktır. Onun görüntüsünü biçimlendireme> yapabileceğimiz tek şey, değişim niteliğinin fenomenleri arasmdaki gerekli tözlerin olduğunu varsaymaktır. Bunlar duyum dünyamızdan geçip gitmektedir. Bu özdek üzerinde, dünyaruhunu içeren etkin erkler ve ruhlar bulunmaktadır ve onlar idealarla özdeştirler. Özdek üzerinde etkide bulunan bu


belirli erkler ya da ruhlar uzam ve zaman içinde bazı duyarlı nesneler üretmektedir. Onların tümü, bölünebilir dünya-ruhu içinde yer almaktadır. Ne uzayda varolmaktadır ne de dağılmışlardır. Nesnelerin uzamsal düzenlemesi yalnızca özdeğe bağlıdır; fenomenal evrenin güzelliği, düzeni ve birliği, Tanrıya geri dönüş çağrısı yapan dünya -ruhuna bağlıdır.


Plotinus, dünyanın meydana gelmesinin, doğasının gerekli bir sonucu olarak dünya-ruhundan kaynaklandığım düşünmektedir. Bu, bir oluşum olarak zaman içinde başlamıştır. Arı düşünceden dünya-ruhunun meydana gelmesi, özdeğin yaratımı, özdeğin yapılara dönüşümü, sürekli bir oluşum meydana getirecektir. Soyut düşünce evreler şeklinde çözümlenebilir. Plotinus, Aristo gibi evrenin bengiliği düşüncesindedir. Aynı zamanda, özdeğin, biçiminden yalnızca ardışık olarak alınabileceğini söylemektedir. Dünya-ruhu üzerinde etkide bulunabileceği zaman yaratmaktadır. Plotinus da, Stoacıların dönemsel yeniden oluşum öğretisini kabul etmektedir. Ancak bu görüşlerin nasıl uzlaştırılabileceğini göstermemiştir. Bu konudaki genel düşüncesi dünyanın her zaman var olduğu ve her zaman var olacağıdır. Duyum dünyası, bir bütün olarak sonsuzdur, onun yalnızca parçaları değişmektedir.


İnsan ruhu.


İnsanoğlunun ruhu dünya-ruhunun bir parçasıdır. Duyularüstü ve serbest bir yapıya sahiptir. Çıkış noktası olarak, onun oluşumundan önce, mistik bir önsezi içinde sonsuz nous tasarlamıştır o, Tanrıyı işaret etmekte ve iyiyi bilmektedir; ancak ardından gözlerini dünyaya ve insana çevirmiş-tir ve böylece düşmüştür. Bu düşüş, dünya -ruhunun arzusunun, gerekli sonucunun bir parçasıdır. Kısmen, bir duyum yaşamı için önü alınamaz bir itme gücünün sonucu, kısmen de belirli bir ruhun kendisinin parçasına bağlıdır. Ruh, bu şekilde başlangıçtaki özgürlüğünü kaybetmiştir. Bu özgürlük, duyumsallıktan uzak olarak, diğer yöne dönerek, daha yüksek doğasına bağlı oluşu içermektedir. Eğer e, bunun yapılmasında başarısız olursa, bedensel yaşam içinde takılıp kalırsa , ölümünden sonra, suçluluk derecesine bağlı olarak başka bir insan, hayvan ya da bitkinin bedenine katılacaktır. Özdeksel bedene yayılan ruh parçası, gerçek değil, yalnızca onun gölgesidir. Gerçek kendi, düşünce ve logosta bulunmaktadır; o, görevini yalnızca düşüncenin duyumsal yaşantısından geçerek Tanrıya ulaşması gerekmektedir. Ancak Tanrıya bu geri dönüş bu dünyada, yalızca çok ender durumlarda olanaklı olabilmektedir.


Gizemcilik.


Tanrı ile birliğin ereğine ulaşabilmek için, sıradan erdemler yeterli gelmemektedir. İtme gücünün ılımlılığı yeterli değildir; ruh, kendisini tüm duyumsallıktan arındırmaktadır. Kendisini beden ile olan birliğinden kurtarmak zorundadır. Bunun yanı sıra arındırmadan daha yüksek bir evre bulunmaktadır. Bu, kuramsal tasarım için bir hazırlık niteliği taşımaktadır; kuram, pratikten daha üstündür, çünkü bizi Tanrının görünümüne daha fazla yaklaştırır. En yüksek evre, Tanrı ile olan birliktir. Bu, düşüncenin yükseltilmiş türü tarafından bile gerçekleştirilemez; bu, yalnızca bir esrime (ecstasy) durumu içinde olmaktadır. Burada ruh, kendi düşüncesini aşmaktadır. Tanrının ruhu içinde kendisini kaybeder, Tanrı ile bir olur. Bu, Tanrıya mistik bir geriye dönüştür.


Bu dizge, Yunan felsefesi ile doğu dininin bir birleşimidir. Aşkın Tanrı öğretisi içinde dinsel bir yapıdır. Her şeyi algılama bakımından kamutanrıcıdır. Bir Tanrı oluşumu olarak en düşük özdeğe inilmektedir. Dinsel idealizm, ruhun son ereği için, — kalan bölümün tanrının zihninde bulunmaktadır; ve insanoğlu, bu dünyadaki kazançların ötesinde Tanrı ile olan birliğini sürdürebilmek için, kendisini duyum zincirinden kurtarmalıdır.


Plotinus çoktanrıcılığı reddetmez; tanrılar da, göksel görünümlerdir. O, ayrıca dünyasal dinlerde iyi ve üstün cinlerin varlığına inanmaktadır. Bir uzaklık içindeki fiziksel eyle miii olanaklı olduğunu düşünür; tüm evren, tinsel bir oluşumdur. Tinlerin, diğerleri üzerinde sempatik bir şekilde ey lemde bulunması gerekmektedir. Onun ardıllarının çoğu, bu boşinançları abartmış ve popüler çoktanrıcılığı savunmuşlar, Hıristiyanlık dinine saldırmışlardır.

.................................................. ............................

Arap veya müslüman değil ama idare et artık .İslam nururundan yaklaşık sekiz yüzyıl önce yazmış.Arabi daha o zaman doğmamış.Arabi'den de yaklaşık bin üç yüz küsur yıl önce..

Daha Sümer,Çin ve Hint ve Mısır ve Afrika kaynaklarını yazmadım.

Bunları Yunanlılar bile düşünebiliyor yani.Onuı demek istedim.Arabilikte bir keramet yok yani.

susert
17-06-2009, 12:50
Bir kere daha ve son defa sormak zorundayım.
Peygamber dönemi de değil,dört halife döneminin yaşandığına dair o dönemin uygarlıklarınca kaydedilmiş her hangi bir kanıt,belge,bilgi var mı?



Hadi inkarı anladıkta; islam vakıasını reddetmenin bu kadarına da pes doğrusu.
Ben de size sorayom o zaman: Sizin dört halife döneminde, herhangibir coğrafyada yaşayan bir babanız olduğunu kanıtlar mısınız? Hiç bir gelişmiş uygarlıkta buna benzer tarihi kayıt yok. Kanıtlayın. Siz belki de uzaydan geldiniz. Belki de yoksunuz siz.

phantom
17-06-2009, 14:22
Hadi inkarı anladıkta; islam vakıasını reddetmenin bu kadarına da pes doğrusu.
Ben de size sorayom o zaman: Sizin dört halife döneminde, herhangibir coğrafyada yaşayan bir babanız olduğunu kanıtlar mısınız? Hiç bir gelişmiş uygarlıkta buna benzer tarihi kayıt yok. Kanıtlayın. Siz belki de uzaydan geldiniz. Belki de yoksunuz siz.

Şu siteye girerken "hep bu son girişim" diyorum ve fakat ..

Kimseyi ya da bir şeyi reddetmedim.

İnsancamasına sorduk.

Böyle bir şeyi kırk yıl düşünsem de zaten benim aklıma gelmez.

Soran bir Fransız tanıdık.Adam diyor ki "O dönemle ilgili kanıtınız var mı?"Ben de ona binaen sordum.

Kanıt bulamadık.

Herkese açık bir toplumda gelen yanıtlara bak.

Hizaya gel.

Chechen
17-06-2009, 19:15
phantom arkadaşım yanlı konuşuyorlar kusara bakma... Bilerek ya da bilmeyerek yakın görünüp taraflı dikte ediyorlar. kusura bakma ama araştırırlarsa ama her yönlü araştırırlarsa nelerin olup nelerin olmadığını anlarlar. tarhi kitaplarında geçmiyor o yüzden bilemiyoruz diyorsun ama maşallah sen biliyorsun kimin katledilip kimin katledilmediğini. bunları öğrendiğin bir kaynak mı var yoksa sana gayipten sesler mi geliyor. yabancı kaynaklar dersin şimdi. bu ülkeyi yıkma için her yolu denediler yelan mı? devlete sızdılar, halka sızdılar, oraya sızdılar buraya sızdılar, ellerinde kalan tek şey inançlarımız oldu. çünkü biliyorlar ki bir toplumu renk ırk dil ayrımı yapmadan bir arada tutabilecek tek sey dindir. avrupa avrupa... bak sana avrupa dediğimiz şeyde aslında bir din birliği... haçlı seferleri örnektir buna. hatta resmileştirilimiş bir kurumları bile var bu çok gelişmiş modern avrupanın adı da avrupa birliği. artık başka şeylerle uğraşalım lütfen. osmanlıda bugün türkiye de yaşayandan daha fazla farklı insan ve görüş vardı. 3 kıtaya hükmedildi bir amerika kalmıştı (o zamanlar bilinen 4 kıta vardı çünkü.) o kadar farklı renkten hangisine illa kırmızı ol hangisine mavi kal dendi ki? sen ce bu farlılıklar ve sözde çatışmalar şimdi bizim özümüzde mi var yoksa birileri bunları zorla mı aklımıza kazıyor? bura da onca ayeti ve bir çok dini konuyu bilir bilmez yalanlıyorlar. açıklamalı şekilde herşeyi önlerine seriyorsun başka şeyler üretiyorlar. sonra başka sorular başka sorular. ne zaman ki sorulacak soru kalmayaak sanırım o zaman herkes tamam diyecek. dini konuları bile devlet meselesi üzerinden lafa tutmya çalışan bir sürü insan var. bu memleket boyle düzelmez arkadaşım. hayatında resim çizmemiş adamlar, tek başına bir sıradan alet edevat geliştirmemiş adamlar islamın ülkeyi geriliğe ittiğini söylüyorlar bide bunu dokuzuncu sınıfı zor geçmiş biri olarak söylüyorum demeyi eklemektende utanmayarak yapıyorlar. ülke dinden değil bizim tembelliğimizden bu halde.

phantom
17-06-2009, 20:49
Sevgili Chechen,

Umarım en azından bana kızmıyorsundur.Genellikle bildiğim doğruları söylediğim için pek sevilmem.Deminde dediğim gibi bu forma hep en son giriş niyeti ile giriyorum.Ama işte böyle samimi yazılarla karşılaşınca bildiğim şeyleri aktarıyorum.
Ama bir gün burada da artık konuşmayacağım.

Öncelikle bir kaynak ismi vereyim.Bir Türk yazarı.Karadenizli.Mustafa Akdağ.Kitabının adı Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası.Bulabilirsen oku.İnternette Celali İsyanları ile ilgili bir tarama yap.Gerçi artık internette de bir şey kalmadı ya.

Senin endişelerini gene bu coğrafya'da farklı zamanlarda farklı insanlar çok sık yaşadı.Hititler yıkılrken de Bizans devleti yıkılırken de..Bu topraklar üzerinde o kadar çok medeniyet alt üst oldu ki..

Üç kıtaya hükmetme meselesine gelince..

Dünyanın hiç bir yerinde "Bu'nlar geliyor" diye çocuklar korkutulmaz.Ama o üç kıtada "Türkler geliyor" diye çocuklar korkutulmuştur.
Tarihimizde savaştırılmadığımız hiç bir din ve hiç bir ırk kalmadı.Araplar,İranlılar,Mısırlılar,Cezayirliler ve diğerleri.İspanyol'undan Rus'una kadar.

Ve o kadar büyük konuşuyorum.Hiç bir kimse o kadar milletle niye savaştığımızın nedenini bilemez.Tıpkı savaşlarda ölen,öldürülen insanlarımız gibi.

Beni de Çanakkale savaşları uyandırıdı.Orayı nerede ise yeni bir kutsal mekan yapıyorlardı.Bir de anladım ki meğer Çanakkale Cephesinin Umum Komutanı bir Alman generali İMİŞ.Birinci dünya savaşında iki emperyal güç olan İngilz ve Alman kapışmasında Alman çıkarları için can vermiş meğer insanlarımız.

İşte böyle..

Ülkenin durumuna gelince..

Ülkenin pek çok yerinde eski uygarlıklardan kalma tiyatrolar var.Tiyatro seyreden bir toplum ilkel bir toplum olamaz.Üreten bir toplum demektir.Tıpkı evinde içki içebilen toplumlar gibi.Akşama ne yiyeceğiz sıkıntısı olan toplumlarda elbette içki yasak olur.Haram kılınır.Demek ki aslında bu toprakların insanı çalışkanmış..

Söylenecek çok şey var.İnsanımızı öyle güzel uyutuyorlar ki..

Benim ve burada aykırı şeyler yazan herkesin amacı eminim insanımızı uyandırmak.

Ben açık söyliyeyim.Peygamberli peygambersiz hiç bir dine inanmam.Ama benim onlara inanmamam vicdanımı susturmuyor.

İnsanlarımızın nedenini bilmediği savaşlarda kırdırıldığını yazıyorum.İnsanlarımızın aç bırakıldığını söylüyorum.

Ama inan artık nasıl söyleyeyim.Bıktım.

Artık bildiklerimi söylemesem günah olur mu?

tariik
18-06-2009, 01:59
Âl-i İmrân 52 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=52)
(Medenî 89) İsa, onlardaki inkarcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir? dedi. Havariler: Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık, şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.
Âl-i İmrân 67 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=67)
(Medenî 89) İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.
ibrahim as da müslümanmış
Mâide" 111 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=5&ayet=111)
(Medenî 112) Hani havarilere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi
yunus:71-72
71. Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin." [/URL]
(javascript:tefsir('tefsir.asp?sureno=10&ayet=71'))

72. "Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana [U]müslümanlardan olmam emrolundu."
YûsuF101 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=12&ayet=101)
(Mekkî 53) "Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni salihler arasına kat!"
Enbiyâ 108 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=21&ayet=108)
(Mekkî 73) De ki: Bana sadece, sizin ilahınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hala müslüman olmayacak mısınız?
------------------------------------------------------------------------
bu ayetleri yazış nedenim isa(As) peygamber ve havarileride muslumandı, yusuf as ve beraberindekilerde muslumandı nuh as ve beraberindekilerde muslumanlar dı ibrahim(as) ve beraberindekilerde muslumandı musa(As) ve harun(as) ve beraberindekilerde muslumandı. kısacası bütün peygamberler ve onlara tabi olanlar muslumanlardı yahu kim size dedi ki yanlızca son dine tabi olanlar musluman diğerleri değil. benim ağzımdan yanlızca arabiler muslumandır sözü çıktımı? bütün peygamberler, ne bileyim din büyükleri bildiği(=bildirildiği bak kelimeler bile çok benzer) kadarı ile tanrıyı anlattı ona ulaşma yollarını gösterdi. ben derim ki senin plotinusta muslumanmış fakat biraz işi felsefeye kaydırmış dedikodu olur söylemeyeyim :) bak son ayete dikkat enbiya 18 muslumanlığın şartlarından ilkini tanımlıyor. dinle felsefe karışınca olmuyor sanırım olayın yönü değişiyor neyse hoşçakalın

Chechen
18-06-2009, 03:24
phantom arkadaş...

güzel söylemişsin... senin herhangi bir şeye inanmamana saygı duyuyorum. bu forumda insanlar gelip inandıkları bir inancın haksız hakaretlere mağruz kalmaması, inanmadığımız gibi, aslında olmadığı gibi yasıtılmaması için forumdakilerle bu konuda tartışıyorlar ve inandıkları inancı onlara tanıtmaya çalışıyorlar bunda kötü birşe var mı? ama forumda ki diğer arkadaşların çogu topic lerini islam dinini karalamaya ve farklı şekilde empoze etmeye yönelik yazıyorlar bu doğru bişey mi? siz hiç bir inanca inanmıyorsanız bir eleştiri yaparken bunu her din üzerinde incelemeniz gerekmez mi? ya da daha doğrusu söyle değil midir: inanmayan bir insan bir din olgusunu, bir yaratacıyı tartışma eğilimine girer mi? O'nun bildirdiklerini karalamak için kendini yırtar mı? kim olmadığına inandığı bir şeyi tartışır? size mantıklı geliyor mu? bu yüzden ben biraz ön yargılı gibi görünerbilrim ama size yine de sormak istiyorum... ben okuduğum ve hakkıyla yaşayan insanlardan gördüğüm kadarıyla ve inandığım kadarıyla biliyorum ki dinim okumayı, gelişmeyi, toplumun refahını, aile düzeni emrediyor. zorbalığı, fenalığı, hakka geçmeyi, zinayı yaasaklıyor. sizce bizim devletimizin milletimizin bu durmda olması hala dinin suçu mudur insanımızın suçumudur? üstelik bildiğim kadarıyla türkler geliyor diye çocukların korkutulduuğu zamanlar türklerin islamiyetle tanışmasından öncesine dayanıyor.

phantom
18-06-2009, 15:45
Sevgili tariik,

Kuran ayetlerinden verdiğin örneklerin hepsi beni doğrulayan örnekler.

Kuran'ı yazanların mantığı ile düşünürsen elbette kendilerinden önceki herkesin "aslında" müslüman olduklarını söyleyeceklerdi.

Hristiyanlık dini Orta doğu'da yayılıp Yahudiliği ve Kudüs'ü tehdit edince bunu engellemek isteyen her kim olursa olsun bundan başka davranamazdı zaten.

Hristiyanlık çok katı olan Yahudiliği kolayca alt edebilirdi.Hatta Arap coğrafyasında bile yayılmıştı.Çünkü Hristiyanlık Yahudiliğin aksine "Tanrı sevgisi" ni öne çıkarıyordu.

Yahudiler öyle hareket etmeli idiler ki yeni dinle baş edebilsinler.

Ve her zaman ki gibi gerçekten "zekice" bir çözüm buldular.

Hristiyanlığı red etmediler.

Ama yeni dinle Hristiyanlığı tamamen hükümsüz kıldılar.

Kuran İsa'nın varlığını reddetmiyor ama Muhammed'le bitiriyordu.

Gerçekten te zekice.

Ancak İsa ve annesi Meryem ve diğerleri hakkında anlatılan ve Kuran'da da sürekli tekrarlanan olaylar hiç bir zaman yaşanmadı.

İspatlanamadı.

Zira Hristiyanlık ta bir grup Yahudi tarafından oluşturulmuştur.Bu dinin peygamberi tamamen bir simge'dir.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğu olan Roma İmparatorluğuna bağlı Kudüs'te bir peygamber çıkıyor Romalı vali peygamberi yargılıyor çarmıha geriliyor..

Ama Roma İmparatorluğunun hiç bir belgesinde bu olayın en ufak bir izi bulunmuyor.

Nasıl oluyorsa oluyor Kuran'da İsa'nın ne şekilde doğduğu ne şekilde göye çıktığı teferruatıyla anlatılıyor.

Dikkatinizi çekerim yaşayıp yaşamadığı asla ispatlanamayan birinin hikayesi.

Artık uzatmakta bir yarar yok.Çok "zekice" hazırlanan yukarıda verdiğin ayetlere benden 10 puan.

Hepsi birer harika..

phantom
18-06-2009, 16:02
Sevgili Chechen,

Bu,dünyanın her yerinde böyle.Sadece İslam dini ile ilgili de değil.

Biliyor musuz Yahudiliğe karşı en büyük mücadeleyi köken itibarı ile Yahudiler yapmışlardır.

Hemen aklıma geleni söyleyeyim.

Dinin bir afyon olduğunu söyleyen Karl Marks'tır.

Yine Hristiyanlığa karşı en büyük mücadele köken itibarı ile Hristiyan olanlarca verilmiştir.

Hristiyan din adamlarının,rahiplerinin anası ağlatılmıştır.

İslam dinine karşı da yine köken itibarı ile müslüman olanların mücadele vermesi eşyanın tabiatına aykırı değil.

Ama kimisi insanca mücadelesini verir.Kimisi kırıcıdır.Bazıları da kırıcı olmaya zorlanır.

Ok artık yaydan çıktı.

İnsanların sustuğuna aldanmayın.

Ama artık İslam dininin de insanlara inandırıcı gelmediği açık.

Dünyanın efendileri bu gerçeği çok iyi biliyorlar.

Yeni din arayışında oldukları anlaşılıyor.

Gelelim ikinci konuya.

Din iyiliği emreder kötülüğü men eder anlayışına.

Çok güzel..

Ama insanlık öğüt,nasihat ve korku ile ıslah olma dönemini geçti.

Peki ne olacak?

Artık öyle mükemmel bir sistem olacak ki o tür şeylere hiç ihtiyaç kalmaya.

Çok iyi bir güvenlik çok iyi bir adalet,çok iyi bir.... sistemi.

Bunlar olduktan sonra sıkısa toplumda birisi zorbalık yapsın.

Hatta küfr etsin de görelim.

İşte din böyle bir toplum yaratılmasının önündeki en büyük engel.

Dua ile beddua arasında gidip geliyoruz.

Peki bu kimlerin işine gelir acaba?

Chechen
18-06-2009, 17:39
phantom arkadaş...

cevap sule uygun olmalıdır. benim suallerime verdiğin cevapların suallerle yakından uzaktan alakası yok. mülman kokenliler islamı yıkıyor demiyorum ki sorduğum sual söyledir:madem inançsızsıznız oyleyse bütün dinleri tartışmanız gerekmez mi? kim inanmadığı bir şeyi tartışma ve karalama ihtiyacı duyar? bunun mantıkla ve ilimle alakası var mıdır?

Ama insanlık öğüt,nasihat ve korku ile ıslah olma dönemini geçti. demişsiniz. iyiliğin mükafatı, kotulugun cezası bildirilmiştir. mukafatı göremeden cezaya takılanlar bence kendi acizliklerinin farkındadırlar ve bu yuzden sadece cezaya takılıp kalmışlardır.zira iyilikte kotulukte insana secenek olarak sunulmustur. ıslah olmak için cezayı kendine yakıştıranlara verecek cevabım yoktur. akıl ve mantık denen birşey var.

mükemmel bir toplumun oluşturulmasının onune gecen sey dindir demişsiniz. oyleyse sizden inançsızlıklarınızla mukemmel toplumun kuruluşunda öncü olmanızı bekliyoruz. bakalım bu konudaki ehemniyetiniz nedir? zira bunu sizden once de soyleyenler hatta ve hatta bu uğurda kendini paralayanlar olmuştur ama....

irade denen bir şey var insanlarında hürriyeti var. siz inanmadıklarınızla yani olmayanlarla yaşamaya devam ediniz ama anlayamadığınız ya da anlayıp kabullenemediğiniz değerlere çamur atmayı bırakırsanız bence insanların gözünde de gonlunde de değeriniz artacaktır. konuşmayı ve paylaşmayı emin olun sizden daha fazla diliyoruz ama amaç farkına varmak olduğu sürece. saygılarımla.

Khaldun
18-06-2009, 20:04
Tanrı'ya inanalar.. Ona var olması gerektiği için mi inanıyorsunuz? veya var olduğunu düşündüğünüz için mi inanıyorsunuz? yada Bir ihtimal ve kötü cezaları olduğu için mi inanıyorsunuz?

Tanrı'ya inanmayanlar.. Mantığa uygun olmadığından mı inanmıyorsunuz? veya Saptırılarak ve çoğu zaman saçmalanarak durmadan söylenen şeyler için mi inanmıyorsunuz?

Ve inananlar, inanç saflığı had safhada ise burada ne arıyor.
Ve inanmayanlar, inanmadıkları halde neden bu kadar üsteleyip duruyorlar?

Ne inanıp, ne inanmayanlar ise burada doğruyu bulacağına mı inanıyor?

Dünyada yaşayan milyarlarca insanın arasından bir kaç yüz milyon insanın inanmamak için bir sebep bulması normaldir. Fakat ne istatistik olarak ne de genel olarak somut olan birçok şey faso fiso..

Kişi kendini bilmeli, İnsani ahlak çerçevesinde bir başrol olmalı. Sağlam bir ateist olmak, iyi bir insan olmaya engel değildir. Ki çoğu zaten iyidir. İyiyim diyen müslümanların ise yaptıkları ortada.. Bir kavga konusu değil bu elbette.. Diyorum ya kişi kendini bilmeli. Milyarlarca insanın görüşü düşüncesi birbirine uymayabilir ki bu en doğalıdır. Kişi kendine yakın olanı seçecek ve yolunda ilerleyecektir.

İnanç tarifi olmayan birşeydir.Özgür inanç veya vs şeyler de hikayedir derim..


"Hiçbirşeye inanmayan birisi,hiçbirşeydir."

Teşekkür Ederim.

frodo
18-06-2009, 20:14
Âl-i İmrân 52 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=52)
(Medenî 89)İsa, onlardaki inkarcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir? dedi. Havariler: Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık, şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.
Âl-i İmrân 67 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=67)
(Medenî 89)İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.
ibrahim as da müslümanmış
Mâide" 111 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=5&ayet=111)
(Medenî 112)Hani havarilere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi
yunus:71-72
71. Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."


72. "Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu."
YûsuF101 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=12&ayet=101)
(Mekkî 53)"Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni salihler arasına kat!"
Enbiyâ 108 (http://www.turandursun.com/forumlar/ayetkarsilastirma.asp?sure=21&ayet=108)
(Mekkî 73)De ki: Bana sadece, sizin ilahınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hala müslüman olmayacak mısınız?
------------------------------------------------------------------------
bu ayetleri yazış nedenim isa(As) peygamber ve havarileride muslumandı, yusuf as ve beraberindekilerde muslumandı nuh as ve beraberindekilerde muslumanlar dı ibrahim(as) ve beraberindekilerde muslumandı musa(As) ve harun(as) ve beraberindekilerde muslumandı. kısacası bütün peygamberler ve onlara tabi olanlar muslumanlardı yahu kim size dedi ki yanlızca son dine tabi olanlar musluman diğerleri değil. benim ağzımdan yanlızca arabiler muslumandır sözü çıktımı? bütün peygamberler, ne bileyim din büyükleri bildiği(=bildirildiği bak kelimeler bile çok benzer) kadarı ile tanrıyı anlattı ona ulaşma yollarını gösterdi. ben derim ki senin plotinusta muslumanmış fakat biraz işi felsefeye kaydırmış dedikodu olur söylemeyeyim :) bak son ayete dikkat enbiya 18 muslumanlığın şartlarından ilkini tanımlıyor. dinle felsefe karışınca olmuyor sanırım olayın yönü değişiyor neyse hoşçakalın


Enam 163 :
“O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.”

Eğer bu ayet doğruysa diğerleri yanlıştır. Yok diğerleri doğru bu yanlışsa allahın kelamında bir tuhaflık yok mu ?

Chechen
18-06-2009, 23:32
fordo... müslümanlık kavramı islamla birlikte çıkmamış mı arkadaşım? şimdi senin konuyu çekmek istediğin noktaya gelelim. eğer açmak gerekirse sen diyorsun ki islamdan önce inananlarda müslümandı hani değil mi? bazı ayetlerde hepsine müslüman bazılarında sanki öncekiler dahil değilmiş gibi mslüman geçiyor diyorsun deeğil mi?

evet öyleydiler. hak dine mensuptular ve sınırlarını bilerek yaşadılar. yalnız burada dinlerin içeriği devreye giriyor. insanlar yanlış yorumluyorlar müslüman deyince. onlarda müslümandı derken onlarda o zaman emrolunduğu şekilde yaşamışlardı yani müslümanlığın emir ve yasaklarından farkı yoktu şeklinde müslümanlardı denmiştir. ama islamla birlikte yani peygamberimiz ve ümmeti olarak kastedilen müslümanlık kavramında bakıldığında, ilk müslüman peygamberimizdir. örneğin ahirette her ümmetin kendi peygamberlerinin safında olması gibi olayına bakalım. isa(a.s.), musa(a.s.) davut(a.s.) vediğer peygamberler ve inanmış ümmetleride cennete gidecekler, peygamberimiz ve iman eden ümmetide. boyle bakıldığında müslümanlık "hak olan" "Allahın buyuduğu emir ve yasakları doğrultusunda olan" anlamıyla ele alın mıştır. ama sadece isa(a.s.) ve ümmeti kastedilirken hristiyanlık, sadece peygamberimiz ve ümmeti kastedilirken müslümanlık kelimeleri oldukları gibi kullanılırlar. bu kadar basittir. ayette de bu şekilde yani peygamberimizle başlayan islam dinine tabi olan insanlar bakımından ele alınmıştır.

zaten müslüman kelimesinin anlamı da islam dinine mesup olan kimse, hak yolunda olan kimse , Allaın emir ve yasaklana iman eden ve tastik eden kimse, hak yolda olan kimse.. vs. vs. dir. bazen bir anlamı bazen bir anlamının kullanıldığı olmuştur.
bu konuda aratırsan yeterli açıklama ve bilgiye ulaşabilrsin...

tariik
19-06-2009, 02:40
Sevgili tariik,

Kuran ayetlerinden verdiğin örneklerin hepsi beni doğrulayan örnekler.

Kuran'ı yazanların mantığı ile düşünürsen elbette kendilerinden önceki herkesin "aslında" müslüman olduklarını söyleyeceklerdi.

demişsin yahu sen ne dersen de imam bildiğini okur diyecem sen imam değilsin diyemiyorum :) sana ne diyem ben şöyle diyem; sen ne anlatırsan anlat anlattığın aslında karşındakinin anladığıdır :)

islamın ilk şartı nedir kelime i sahadet getirmek öğretecem sana islamı azimliyim :)
birinci şartla başladık.nedir kelime i şahadet ilah yoktur ancak allah vardır.. bunu söyleyen islamın birinci şartını yerine getirmiştir. yani biraz müslüman olmuştur diğer şartları yerine getirmelidir. ehli kitapta hristiyan yahudi vs ilkin şahadet getirir yani tek tanrının varlığını dile getirerek takliden muslumanlığın birinci şartını yerine getirmiş musluman olmuş olur.
hoş checen arkadas biraz açıklamış konuyu ama sen yine kendi istediğini anlamışsındır biraz daha izah etmeye çalışam barim. bak şimdi sen isimlendirmelere takılmışsın. mesela nasıl şimdi nur cemaati kendine nurcu der hem nurculardır hem islam dairesi içerisindedir, hristiyanlar da böyle kendilerine hristiyanız derler hem hristiyanlardır hem islam dairesi içerisindedirler. onlar kendilerini tanımlamak için kullanırlar bu ismi.
yani sen tanrıya musa(as) peygamberin bildirdiğiylemi inandın sen muslumansın yani tanrıya inanan. islamın birinci şartını yerine getirmişsindir teklik kaidesine ters düşme hususunu bunun dışındadır. isa(as) peygamberin bildirdiğiylemi ulaştın sen yine muslumansın tanrının tek oluşu sınırlarını koruyarak tabiki. ana tema bu tek tanrıya iman bunu yapan muslumandır. bunu kim yaptırdı hasan osman veli hiç farketmez isterse mahallenizdeki bakkal sana tanrıyı anlatsın sen onun anlatımıyla tanrıya inan, ona inan sen muslumansındır. tabiki ana çizgi vahydir referans peygamberler ve kitaplar... he akıllada tanrı bulunabilir. ama din bir güneş gibidir akıl ise mum gibi güneş doğmuşken mumla bir şey aranır mı???
frodo sorduğunuz soruda sizden başka tuhaflık yok :) yanisi orda ilk olmaktan kasıt islamdaki ilk kişi olduğu mu dur bu sizin çıkarımınız , vahy gelince peygamberde ona inanmak hususunda bir soru sorulmuş gibidir, ondanda iman etmesi istenmiştir o da iman ettiğini inananların ilki olduğunu belirtmiştir. o vahye uyanken sonra onu tebliğ eden durumuna geçmiştir. ondan sonra size bir cevap daha vereyimmi elest gününü bilirmisiniz ruhlardan soruldu rabbiniz değilmiyim elest günü ilk bela(öylesin) diyen efendimiz( sav) çünkü ilk yaratılan ruh onundur. cevabı böylede olabilir. ondan sonra zaman faktöründe izafiyete işarette olabilir belki çünkü efendimiz(sav)
in ibrahim(as) ile gecen bir kıssası vardır. ben mi senin ümmetinim sen mi benim ümmetim diye sormuştur efendimiz(sav) akabindeki cevabını hatırlayamadım ama çok merak ediyorsan biraz araştır öğrenirsin. neler çıkar neler.... ama sanmaki haşa alemlerin rabbinin vahy ettiğiğinde zerre kusur var, kusur ancak kusur görendedir. kurandaki ifadeler olaylar öyle mukemmel bir şekildedir ki kişinin kendini gördüğü ayna gibidir tıpkı. kurana kusur arayan gibi bakarsan kusur varmış gibi sanırsın inanki orada mutlaka çok ince bir gerçek saklıdır.

ChoPin
19-06-2009, 19:31
kuranın hala tanrı sözü olduğunu iddia edenler tevratı incili hiç okumuşlar mı acaba
bence bir baksınlar
sonra tekrar kafalarını önlerine eğip düşünsünler

theatre
12-07-2009, 21:07
Düşünebiliyor musunuz ?

Bizzat Kuran'a göre Hristiyanlık Yemen'e kadar ne kadarı Yemen dahil yayılmış..

Hristiyan Kralı Ebrehe Kabe'ye gezintiye çıkyor..

Ama Hristiyanların İslam'dan haberi yok..

Akletmiyor musunuz?

nefes
17-07-2009, 17:39
Tanrı modeli 1.
Bir din göndereyim. Arabistanın ortasına. Oradan yayılmaya başlasın. Son din olsun. İnanmayan da 'böyle' olsun. Yakayım cehennemde.

Tanrı modeli 2.
Son olarak bir din gönderiyorum. İnanıp itaat eden cennete inanmayan cehenneme bu kadar basit. Her kıtaya bir peygamber göndereyim. Anlatsınlar. Duymayan kalmasın. Haksızlık olmasın. İnanan inanır inanamayan inanmaz onlara kalmış.

Sanırım ikincisi daha adil ve mantıklı olurdu...

warriorxxx
26-07-2009, 18:56
en başdaki konu çok saçma; osmanlı imparatorluğu bizansın kıçına dayandığında bilmiyormuydu müslümanlığı güldürmeyin beni yav ayrıca günümüzde bile amerikan başkanı bile biliyor müslümanlığın ne olduğunu böyle dandik tezlerle gelmeyin

warriorxxx
26-07-2009, 19:00
he nefes bu arada hangi kıtada hıristiyanlık-müslümanlık-musevilik duyulmamış ve aynı zamanda hiç bir ilahi uyarıyı duymamış çok ilkel bir toplum zaten sorguya çekilmez bu kurandada yazar

Titan
26-07-2009, 19:19
ilkel bir toplum zaten sorguya çekilmez bu kurandada yazar

Neden? Onlar ayrıcalıklı mı yoksa?

warriorxxx
26-07-2009, 19:46
ama onlar senin gibi rahat yaşayamıyor ve aynı zamandada diğer kabileler tarafından resmen avlanıyor yani bir birlik yok islamın amacıda birliktir

Titan
26-07-2009, 20:05
ama onlar senin gibi rahat yaşayamıyor ve aynı zamandada diğer kabileler tarafından resmen avlanıyor yani bir birlik yok islamın amacıda birliktir

Madem İslamın amacı birlikse, neden muaf tutuluyorlar o zaman? Neden onlara da Kuran'ı götürüp tanıtmıyorlar?

WhoAm1
26-07-2009, 23:18
ama onlar senin gibi rahat yaşayamıyor ve aynı zamandada diğer kabileler tarafından resmen avlanıyor yani bir birlik yok islamın amacıda birliktir


Sayın warriorxxx

100 sene rahat yaşamayıp, diğer kabileler tarafından avlanmayı Ebediyete kadar cennette yaşamaya değişecek hiç kimse varmıdır acaba çok merak ediyorum. Keşke bende maximum 100 sene dünyada çile çekip dinden imandan haberim olmayıp sora milyarlarca trilyonlarca yıl cennette yaşasaydım. (ebediyet için bi rakam bulmamız mümküm deil sanırım.)

Umarım bu söylediğim yaptığın yorumun ne kadar saçma oldugunu kavramana biraz yardımcı olur.

warriorxxx
27-07-2009, 15:55
benim yorumum sadece senin için saçmadır benim demek istediğim nasılki kimimiz sağ dünyaya geliyorken kimimiz engelli doğuyor ozaman sen resmen ben dünyaya gelirken sorulsun bana nereye ineceğim diyorsun TİTANADA gelince onları muaf tutan yok kendileri istemiyor çok ilkel inançları var mesela kamış yutman gibi :D:D hangimiz gitse onları bu kültüründen değiştirecez ve hangimiz bu siteye girip inanmayanları değiştirebilir ?

Titan
27-07-2009, 16:44
warriorxxx, eğer onların inançlarını ilkel olarak kabul ediyorsan, o zaman İslam öncesi Arapları da ilkel kabul etmen lazım, çünkü; şimdi ki islam ülkeleri İslamiyet öncesi Arapları ilkel ve cahil kabul ederler, bu da demektir ki ilkel insanlarla İslam öncesi Arap halkının bir farkı yok.

warriorxxx
29-07-2009, 16:08
zaten ben araplara akıllı demiyorumki onlar ilkelliğin özünü yapmışlardır ve aşırı cahildiler kuran bu cahilliği düzeltmek için gelmiştir ibrahimin tüm putları yıkıp sonrada en büyük putun eline baltayı vermesi ve putperestlerinde o yapamaz o bir put dediklerinde bakın nasılda kendi ağzınızla yanıtlıyorsunuz hareket bile demeyen şeylere tapıyorsunuz açıklamasıdır

Titan
29-07-2009, 22:20
warriorxxx, o zaman o ilkel kabilelere de bir din veya peygamber gönderilmesi gerekmez mi?
Onların da taptıkları putlar var mesela, günümüzde iletişim olanakları ve ikna araçları bu kadar fazlayken onların putlarını yıkmak çok mu zor?

theatre
31-07-2009, 16:00
en başdaki konu çok saçma; osmanlı imparatorluğu bizansın kıçına dayandığında bilmiyormuydu müslümanlığı güldürmeyin beni yav ayrıca günümüzde bile amerikan başkanı bile biliyor müslümanlığın ne olduğunu böyle dandik tezlerle gelmeyin

Bu alıntıyı ilk okul ve orta okul sosyal bilgiler ve lise tarih öğretmenlerine ithaf ediyorum.

the-imam
31-07-2009, 22:31
en baştaki saçma konuya değinecem birincisi tevrat ve incil çok değişimden geçmiştir bir yahudi kesinlikle isayı kurtarıcı olarak görmez hatta sahte mesih derler çünkü tevratta geçen isa gelecektir sözünü kaldırmasalar kendi çıkarları kalkabilir ve incilin orjinali olmadığı için ve hıristiyan din adamları bana para ver sana cennetten arsa bağışlayayım gibi saçmalıkları söylemek için kuran gelecektir dese bile incilden onu sildirir bilmem anlatabildimmi zaten o zamandaki hır. din adamları dünya düzdür demiş ve yuvarlaklığı kanıtlanınca kanıtlayan adamı asmışlardır çünkü büyük bir çıkar söz konusu

theatre
06-08-2009, 19:51
Arap olup'ta Hristiyan olan insanlar da var.

Örneğin Mısır,Lübnan ve Suriye'de Hrisitiyan Araplar yaşıyor.

Yanılmıyorsam sadece Mısır'da beş milyon Hristiyan Arap var.

Yani bunlar öyle Bizanslı ya da İranlı filan değil.

Ama onların kaynaklarında da İslamın ortaya çıkışı ile ilgili bir kayıt yok.

İslam Peygamberinin varlığı hatta Dört Halife devri ile ilgili bir bilgi yok.

Hristiyan Arapların müslüman olmamasının bir nedeni olmalı..

İslamın nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bir bilgileri olmalı.

Geçenlerde Arapların sık sık kullandığı bir darbı mesel yani atasözü gördüm internette..

Peygamberin torunları Hasan Hüseyin hikayesinin uydurma olduğuna dair..

Hasanla Hüseyin varsa ve Hüseyin şehit edildiyse ben de Mars'tan geldim gibi..

Türkçe de diyoruz ya..

Halamın falan filanı olsaydı amcam olurdu.

Gibi.

Sahi bu Araplar İslam kutsallarına hiç saygı duymuyorlar.

Niye ki?

Altta Kabe..

Herif otelin en üst katında..

Arapların hiç olmazsa bir kısmı gerçeği biliyor.

theatre
25-08-2009, 23:01
İç bade sev güzeli var ise aklı şuurun.

Portakaloglu
26-08-2009, 00:13
Peygamber İsa değil Rab İsa Hristiyanlıkta bu böyledir onu ekleyeyim.

Bir de Aslında Kutsal Kitap'ta Meryem Ana'dan fazla bahsedilmez.Fakat Tanrı Doğuran sıfatı vardır.Ortodokslar da ve Katolikler de bunun üstünde fazla durulur.Onların hatası (bence)eski konsüllere takılı kalmaları.

Tespitlerinize şunu ekliyeyim;

Bir yerde okuduğuma göre Müslüman ülkelerin arasında en az Hristiyan nüfus Türkiye'ye aitmiş.Diğer Müslüman ülkeler de ise en az %10-%20 Hristiyan nüfus varmış.Gerçekten acaba niye İslamiyeti seçmiyorlar vardır bi sebebi bencede.

Portakaloglu
26-08-2009, 00:14
Bu arada güzel yerlerden yakalamışsınız.;)

theatre
30-08-2009, 00:49
Bir yerde okuduğuma göre Müslüman ülkelerin arasında en az Hristiyan nüfus Türkiye'ye aitmiş.


Türkiye'de İslam'dan başka hiç bir dine hayat hakkı tanınmaz.

İstanbul Patrikliği kimseyi yanıltmasın.

Katolik Hristiyanlığa karşı her zaman var edilecek.

Onun da cemaati üç beş bini geçemez.

Türkiye'nin Hristiyanlaşması Hristiyanlığın Yahudiliğe karşı en büyük zaferi olur ki..

Buna izin vermezler.

Yüz küsur bin camii boşuna değil yani..

Diğer müslüman ülkeler o kadar önemli değil..

Putada tapsalar olur.

uyar
30-08-2009, 00:59
en baştaki saçma konuya değinecem birincisi tevrat ve incil çok değişimden geçmiştir bir yahudi kesinlikle isayı kurtarıcı olarak görmez hatta sahte mesih derler çünkü tevratta geçen isa gelecektir sözünü kaldırmasalar kendi çıkarları kalkabilir ve incilin orjinali olmadığı için ve hıristiyan din adamları bana para ver sana cennetten arsa bağışlayayım gibi saçmalıkları söylemek için kuran gelecektir dese bile incilden onu sildirir bilmem anlatabildimmi zaten o zamandaki hır. din adamları dünya düzdür demiş ve yuvarlaklığı kanıtlanınca kanıtlayan adamı asmışlardır çünkü büyük bir çıkar söz konusu

müslümanların çıkarı ne peki... ondan sonra çıkan dinler var mormonlar gibi scientoloji gibi... onların da peygamberleri var .... müslümanların çıkarı ne??
dincilerde evrim yok diyor nedir bunda çıkarınız acaba???

theatre
18-09-2009, 02:45
Hristiyanların çok büyük bir kısmının İslam'dan,Osmanlı döneminde dahi haberleri yok.

Kanuni döneminde Türkiye'ye gelen Hristiyanlar batı'da adeta sorguya çekiliyor.

Kim bunlar?

Diye..

nogada
18-09-2009, 06:45
Çok iddialı konuşuyorsunuz ama bana kanıt niteliğinde bir şeyler sunarsanız,bende tam olarak ne demek istediğinizi anlar daha doğrusu inanırım.

theatre
06-03-2010, 15:34
Hristiyanlar İslam'la ilgili araştırmalara kaçıncı yüzyıldan itibaren başladılar?


Gerçi..

BOP Projesi nedeni ile artık Hristiyanlarda bilimsel araştırma sonuçlarını insanlığa açıklamıyorlar..

O tarafta da korkunç bir Orta Çağa dönüş başladı !

Azadi-Asiti
10-03-2010, 13:51
Öyle korkuyorsunuz ki..
*En başta Allah'tan, "benden korkun" dediği için korkuyorsunuz.

el-cevap;

kuranı bilmediginin kanıtıdır bu...Allah spor olsun diye benden korkun demez...işte kuranı anlayan toplumlar hiç bir şekilde sizinle aynı fikirde olmazlar..Allah kullarına; yaptıgınız tum kotu amellerden dolayı benden korkun der...yani atıyorum haram işlemekten Allahtan korkun der...Misal; faiz yemekten Allahtan korkun der...ve Allah korkusu olan adam hırsızlık yapmaz..Allah korkusu olan adam faiz yemez..(bak bunlar gercek muslumanım diyenlere)

simdi sen soyle...bu korkunun neresi senin soyledigin manada korku...hiç bir şekilde katılmıyorum bu yazdıgına

*Ya Allah'ın vaadleri doğru değilse diye korkuyorsunuz.

bu yazında dilin sürçtü herhalde sevgili K.C ,vaadleri dogru degilse diye korkan adam ateist oluyor...gercek muslumanın boyle bir kaygısı yoktur.

Ama bu korkunuzu asla ne dillendirebilirsiniz, ne de usunuza geldiğinde orada 1-2 saniye dahi barınmasına izin verirsiniz. Tövbe üstüne tövbe eder, bu vesfeseyi şeytana yükler rahatlarsınız.

10 kere okumama ragmen net manada anlamadım ne anlatmak istediginizi...Olay gunah islersiniz tovbe edersiniz meselesiyse yine yanlıs koz sevgili K.C insan oglu gunahkar olarak yasar ve tovbeleriyle kabul edilir...


Ya ahiret yoksa ve bu kafirler haklıysa...

Boyle bir şey kurana gore gore kesinlikle yalan bir cumle...ama eger ki bak senin dedigin dogru cıkarsa; biz hiç bir şey kaybetmeyeceğiz...ama eğer varsa siz cok sey kaybedeceksiniz...maalesef bu boyle...Allah borcunu itiraf etmeyeni affetmeyecek.

altı cizili ile yazdıgım kelimeyi bir mukayese et...

belalarını bulmadan her ettikleri yanlarında kalacaksa diye de korkuyorsunuz... bu kuşkularınız keza... anında akıldan uzaklaştırılıp tövbe edilmesi gereken kuşkulardandır.

daha acık yazmadıgın surece bu alıntıya net cevap veremem..zira sana haksızlık olur.

Herkesin doğrusu farklı olabilir sayın go-away,

Aynen oyle K.C Allaha gore de bir dogru var...eğer Allahın dogrusu gerceklesirse o zaman hepimiz ona hesap veririz...sizde dahil bizde...ama dunya cercevesinde herkes bildigi dogruyla yasasın...ben buna hiç karısmam...hakkımda yok zaten

matematik ya da fizik mi bu "doğru" dediğiniz ki sabit ve mutlak olsun?

Matematik ve fizik neye gore dogru sevgili K.C bilimsel denklemlerin tumu hayali bir 0 ve 1 uzerine insa edilmistir...bana 1 in var olup olmadıgını ispatlayabilirmisiniz...bunu da iyice bir dusunun bakalım...Sıfır yokluk mudur ve yoklugu bana nasıl ispatlayacaksınız.

Bilimsel bilgi insan dogrusudur...Kuranın dogrusu ise Allahın dogrusudur...biri insan biri Allah...ikisinden de yararlanıp birbirine karıstırmamak en dogrusudur.

Sizler sürekli "öldüğünüzde göreceksiniz", "Allah'ın huzurunda gerçeği anlayacaksınız" söylemleriyle ancak kendi gönlünüzü mutmain etme telaşı içindesiniz.


Eyvallah dogru soyledin...karısmaya hakkın var mı...öldükten sonra bir şey olmadıgını bana ispatla sana inanayım...gidip gel hiç bir şey yok rahatlayın artık deyin..sana inanayım...bunları ispatlayamayıcagına gore...inananlara da bu sozleri soylemen gerekmez...cunku boyle bir hakkın yok.


Bu telaş yazık ki bizde yok, çünkü sizler öldüğünüzde gerçeğin ne olduğunu göremeyeceksiniz bile...

hodrimeydan 60 yıllık omrumuz var...insallah karsılasırızda...birbirimize o zaman haklıymıssınız dersiniz...


.................................................. ...


EY İNSAN...! SİZE NE OLUYOR DA KURANI YALANLIYORSUNUZ.O GUN SİZİN USTUNUZE YAZILMISTIR...SİZ İSTESENİZDE İSTEMESENİZDE O GUN GERCEKLESECEKTİR..SİZ SİMDİ ÖLÜMÜNÜZE KADAR BEKLEYİN...(kk)

Dogru yolda gidenlerin kimler oldugunu yakında herkes bilecek...Şimdi siz bekleyin acele etmeyin...cunku onlarda bekliyolar (kk)


.................................................. ......


SAYGILAR SEVGİLER KC.



İyi güzel yazmışsın da, Gün geçtikçe kuranın içindeki yalnışlar, mucize diye atıp tutulan yalanların su yüzüne çıkması sizi hiç mi sorgulama yapmaya düşündürmüyor ? Kuranda yazıyor diye inanan ve bu kesinlikle gerçek diye insanların kafasına sokmaya çalışan siz dinci takımına gün geçtikçe daha fazla tedirginlikle bakıyorum. Sorgulama yapmazsınız; çünkü kuran veya incilde yapma diyor ! Gayet ortadadır ki saçma düşününen sevgili din mensuplarıdır.

fahrenheit
17-06-2010, 13:51
hristiyanların islamdan haberi yok ama ön islamdan haberleri var zira islam ilk önce hristiyanlığın bir mezhebi olarak ortaya çıktı arap hristiyanların uluları bu gerçeği bilirler ama söyleyemezler suriye de ki emevi cami zamanında o bölgenin en ünlü kilisesi idi iki yüzlık bir süreçte hristiyan mezhebi din haline getirildi

yine de tebrikler hristiyanların bile bilemediği şeyler açıklanmış sitede bu arada papa da bu gerçekten yeni haberdar oldu geçenlerde kuranı öptü üst düzey batılı yöneticiler bütün bunları yönetimi devr almadan bir kaç haftaönce öğrenirler.

fantomas
24-07-2010, 00:01
Bugün uyduda Türkçe yayın yapan bir Hristiyan TV kanalında bir Arap din adamı Kuran'daki hataları sıraladı.

Hatırımda kalanlardan biri Meryem'in babası ve kardeşinin ismi.Kuran'da yanlış yazılmış.Bir diğeri Firavunun vezirinin ismi de yanlışmış.Bir başkası da Samiriyeli terimi idi.Bu kelime Musa'nın yaşadığı zamanda yokmuş.Çünkü Samiriye bir kent ismi imiş ve Musa'dan yaklaşık sekiz yüz yıl sonra kurulan şehirmiş.Kuran'da bu da yanlışmış.

Kuran'da bu kadar yanlış vardı da niye bu güne kadar söylemiyorlardı?

Hayret!

fantomas
08-08-2010, 18:52
Kuran'da adı geçen Samiriyeli kelimesi çok enteresan.Harun'a altından buzağı yapmasını söyleyen kişi.Oysa Musa zamanında Samiriyeli diye bir yer yok.Musa'dan sekiz yüz yıl sonra kurulan bir şehir.

Böyle bir yanlışın neden yapıldığını anlamak mümükün değil.

Böyle bir yanlışı Allah mı yaptı?

İslam'ın Allah'ının böyle bir yanlış yapabileceğini kim ileri sürebilir ki?

Daha enteresanı Samiriye kenti gayet te dindar bir halk öyle sarı öküze tapacak türden insanlar değil.

Bu yanlışın neden yapıldığı öğrenilmeye değer bir konudur.

İslamı hazırlayanlar Tevrat'ı hiç mi okumamışlar acaba?Tevrat'ta olmayan şeyleri eklemelerinin nedeni ne olabilir?

insan_olmak
08-08-2010, 19:06
Sayın fantomas

Samiriyeliler M.Ö 700 yıllarında İsrail'in batısına yerleştirilmişlerdir.Musa'nın M.Ö 1392'de doğduğunu hesaba katarsak muhammed güzel bir tarihsel hata yapmıştır.

Saygılarımla

fantomas
08-08-2010, 20:38
Sayın fantomas

Samiriyeliler M.Ö 700 yıllarında İsrail'in batısına yerleştirilmişlerdir.Musa'nın M.Ö 1392'de doğduğunu hesaba katarsak muhammed güzel bir tarihsel hata yapmıştır.

Saygılarımla

Sayın insan_olmak,

Kuran Tevrat'tan alıntılarla doludur.Ama öylesine yanlışlar yapılmış ki bunun sadece unutkanlık sonucunda olduğuna inanamıyorum.

Saygılar.

denklem
13-08-2010, 00:18
barnamas incilimidir nedir?
ortaya çıkarsa bir karbon testi yapılır ne zaman yazıldığı ortaya çıkar.o zaman üzerinde tartışmaya değer.
bana göre böyle bir incilin olması ve onda sonra bir peygamber geleceğinin bildirilmesi ne onun nede şimdikilerin doğru oldugunu gösteren bir delil değildir.kurandaki matematik hatasına bir cevap verilemiyor.ayrıca bazı çelişkili ayetlerede öyle.ortada olana bakmak gerekir herşeyden önce.
birde 3000 kişi ile 100.000 kişi savaşmış 13 kayıp var. üstelik müslümanların 3 komutanıda ölüyor.bu nasıl bir savaş.100.000 kişi taş atsa bitirir bu savaşı.iki ordu karşı karşıya geliyor 13 kişi ölüyor.ammada korkak savaşmışlar.al sana bobba falan mı demişler.tarih işte herzaman şüpheyle bakmak gerek.

demos cratos
14-08-2010, 00:32
Barnabas İncili okuduktan sonraki kanaatim şu idi;

"Bu iki farklı kişi tarafından hazırlanmış bir kitap."

Hristiyanlar bu İncil'in sonradan müslüman olan bir Hristiyan Papaz tarafından hazırlandığını düşünürler.Bunu yazanın (yazanların) Hristiyanlıkla hiç bir alakası olmadığı kitap okundukça anlaşılmaktadır.

demos cratos
27-09-2010, 17:32
İslam tarihi üzerinde yazılan kitapları geçen hafta yeniden gözden geçirdim.

Hepsinin ortak özelliği anlatılarda kaynak verilmemesi.

Öyle olaylar anlatılmış ki ispatlanması mümkün değil.

Yüzbin kişilik bir Bizans ordusunu yeniyorlar.

İsmi lazım değil savaşında.

Ortada hem Bizans var hem de yüz bin kişilik Bizans ordusu.

M.Ö.bin bilmem kaç yılında yapılan Hitit - Mısır savaşı ispatlanabiliyor.

Ancak M.S. altı yüz bilmem kaç yılında yapılan savaş ispatlanamıyor.

Bizans İmparatorluğu'nun yüz bin kişilik ordusu yenilecek te Bizans kaynaklarında bu olay olmayacak?

Üstelik altı ile onuncu yüzyıllar Bizans İmparatorluğunun orta doğu'da en güçlü olduğu dönemdi.

Tabiri caizse uçan kuştan haberleri oldukları dönem.

muhterem5151
29-09-2010, 19:29
[QUOTE=troyya;124257] Öyle korkuyorsunuz ki..
*En başta Allah'tan, "benden korkun" dediği için korkuyorsunuz.

el-cevap;

kuranı bilmediginin kanıtıdır bu...Allah spor olsun diye benden korkun demez...işte kuranı anlayan toplumlar hiç bir şekilde sizinle aynı fikirde olmazlar..Allah kullarına; yaptıgınız tum kotu amellerden dolayı benden korkun der...yani atıyorum haram işlemekten Allahtan korkun der...Misal; faiz yemekten Allahtan korkun der...ve Allah korkusu olan adam hırsızlık yapmaz..Allah korkusu olan adam faiz yemez..(bak bunlar gercek muslumanım diyenlere)

simdi sen soyle...bu korkunun neresi senin soyledigin manada korku...hiç bir şekilde katılmıyorum bu yazdıgına

*Ya Allah'ın vaadleri doğru değilse diye korkuyorsunuz.

bu yazında dilin sürçtü herhalde sevgili K.C ,vaadleri dogru degilse diye korkan adam ateist oluyor...gercek muslumanın boyle bir kaygısı yoktur.

Ama bu korkunuzu asla ne dillendirebilirsiniz, ne de usunuza geldiğinde orada 1-2 saniye dahi barınmasına izin verirsiniz. Tövbe üstüne tövbe eder, bu vesfeseyi şeytana yükler rahatlarsınız.

10 kere okumama ragmen net manada anlamadım ne anlatmak istediginizi...Olay gunah islersiniz tovbe edersiniz meselesiyse yine yanlıs koz sevgili K.C insan oglu gunahkar olarak yasar ve tovbeleriyle kabul edilir...


Ya ahiret yoksa ve bu kafirler haklıysa...

Boyle bir şey kurana gore gore kesinlikle yalan bir cumle...ama eger ki bak senin dedigin dogru cıkarsa; biz hiç bir şey kaybetmeyeceğiz...ama eğer varsa siz cok sey kaybedeceksiniz...maalesef bu boyle...Allah borcunu itiraf etmeyeni affetmeyecek.

altı cizili ile yazdıgım kelimeyi bir mukayese et...

belalarını bulmadan her ettikleri yanlarında kalacaksa diye de korkuyorsunuz... bu kuşkularınız keza... anında akıldan uzaklaştırılıp tövbe edilmesi gereken kuşkulardandır.

daha acık yazmadıgın surece bu alıntıya net cevap veremem..zira sana haksızlık olur.

Herkesin doğrusu farklı olabilir sayın go-away,

Aynen oyle K.C Allaha gore de bir dogru var...eğer Allahın dogrusu gerceklesirse o zaman hepimiz ona hesap veririz...sizde dahil bizde...ama dunya cercevesinde herkes bildigi dogruyla yasasın...ben buna hiç karısmam...hakkımda yok zaten

matematik ya da fizik mi bu "doğru" dediğiniz ki sabit ve mutlak olsun?

Matematik ve fizik neye gore dogru sevgili K.C bilimsel denklemlerin tumu hayali bir 0 ve 1 uzerine insa edilmistir...bana 1 in var olup olmadıgını ispatlayabilirmisiniz...bunu da iyice bir dusunun bakalım...Sıfır yokluk mudur ve yoklugu bana nasıl ispatlayacaksınız.

Bilimsel bilgi insan dogrusudur...Kuranın dogrusu ise Allahın dogrusudur...biri insan biri Allah...ikisinden de yararlanıp birbirine karıstırmamak en dogrusudur.

Sizler sürekli "öldüğünüzde göreceksiniz", "Allah'ın huzurunda gerçeği anlayacaksınız" söylemleriyle ancak kendi gönlünüzü mutmain etme telaşı içindesiniz.


Eyvallah dogru soyledin...karısmaya hakkın var mı...öldükten sonra bir şey olmadıgını bana ispatla sana inanayım...gidip gel hiç bir şey yok rahatlayın artık deyin..sana inanayım...bunları ispatlayamayıcagına gore...inananlara da bu sozleri soylemen gerekmez...cunku boyle bir hakkın yok.


Bu telaş yazık ki bizde yok, çünkü sizler öldüğünüzde gerçeğin ne olduğunu göremeyeceksiniz bile...

hodrimeydan 60 yıllık omrumuz var...insallah karsılasırızda...birbirimize o zaman haklıymıssınız dersiniz...


.................................................. ...


EY İNSAN...! SİZE NE OLUYOR DA KURANI YALANLIYORSUNUZ.O GUN SİZİN USTUNUZE YAZILMISTIR...SİZ İSTESENİZDE İSTEMESENİZDE O GUN GERCEKLESECEKTİR..SİZ SİMDİ ÖLÜMÜNÜZE KADAR BEKLEYİN...(kk)




.................................................. ......

pardon da. dayanamadım bu yalanlara artık. gidip gelen olsada söylese öbür dünyanın olup olmadığını diyorsunuz.1 lerden sıfırlaradan olup olmadıklarından. varmı yokmu? filan. nasıl yani bir rakmını el ile tutulup yenilen içilen bir şeymi sanıyorsunuz yoksa siz? tamam 1 tane elma diye tabir edilir ve olmayan elma hakkında sıfırtane elma denmez tabi. ama birler ve sıfırlar veya dokuzlar yada ikiler semboldür sembol. kaldıki allah diyorsunuz elle tutamıyorsunuz. size göre 1 ler ve sıfırlar saçmaysa allah ondan kat kat daha saçmadır. ve de şunuda söylemeden edmeyeceğim: 1 ler ve 0 lar herşeyin yaşamın bile şifresi bunlardır işte. size göre fizik ve matematik bu kadar değersiz ve anlamsız öylemi yuh denir bu düşünceye hele 21. yüzyılda bu düşünce pes doğrusu.
AMA NE SÖYLENE BİLİRKİ HÜKÜMET FELSEFEYİ SEÇMELİ DERS, DİN BİLGİSİNİ ZORUNLU HALE GETİRİRSE ÖRÜMCEKLER TABİKİ ÖRER AĞLARINI BU "BEYİNLERE"
SAĞLICAKLA KALIN

Davul
06-10-2010, 13:01
Hristyanlardan islamdan haberi yoksa Suçlu değildir.

Araştırıp okuyun

AerA
06-10-2010, 15:05
Hristyanlardan islamdan haberi yoksa Suçlu değildir.

Araştırıp okuyun

Birşeyden haberi olup/olmama suç teşkil etmez zaten. Suç fiiliyata dökülen hareketler bütünüdür.

Karşı komşumun evine girecek olan hırsızdan haberimin olmaması, benim suçum değildir. Kaldı ki; "Aslında İsa'da Müslümandı ama kitabı tahrif edildi" demek ise, alenen hırsızlıktır. Kişilerin imanlarını çalmaya teşebbüs şeklinde vuku bulan bir hırsızlık.

Gba
15-10-2010, 04:27
Dünyada 5 milyardan fazlka insanın hala haberi yok.
Demekki sadece müslümanlar cezalandırılacak çünki bu 5 milyar insanın büyük çoğunluğu kuran diye bir kitabın bile varlığından haberdar değildir.

Bronx
31-10-2010, 09:54
Dünya nüfusu: 6.5 Milyar
Müslüman nüfus: 1.7 Milyar

Dünyada islamiyetten haberi olmayanların iddia ettiğiniz miktarda olması mantıksızdır neticede Körfez Savaşları ve 11 Eylül olayları neticesinde islamiyetten haberi olmayan az miktardaki insan da haberdar olmuştur.?

Her semavi dinin kitabı olmasından ötürü dinden haberi olan doğrudan olarak bir kitabı olduğundan haberdar olmuş olmaktadır.

Ha islamiyetten Bizans'ın haberi vardır yoktur bilemeyiz sonuçta yenildikleri savaşları pekâla belgelememiş olabilirler Nazi arşivlerinde de musevi direniş örgütlerine dair herhangi bir kayıt bulamazsınız mesela...

Ama tabii böyle bir savaş olmamış da olabilir bu dönemde tek kayıt tutan devlet İslam Devleti mi? Diyelim ki Bizans subjektif olduğundan dolayı kayıt tutmadı ya çevre devletler? Sonuçta bahsedilen boyutta bir savaş o dönem için bir hayli büyük ve kaydı tutulmaya değer.

Termo
08-02-2011, 06:41
Amazon'da bulunan ilkel kabileyi düşünsenize.Hiç bir dinden haberleri yok.Daha konuyu bilmiyorlar :D