kubilay
06-09-2005, 01:45
herkese selamlar...
bu siteyi uzunca bir süredir takip ediyorum. yaklasik bir yildir ziyaretci olarak yogun bir sekilde serbest forumdaki yazilari izliyorum. nihayet iki aydir üye olmayida becerdim. yapim geregi yazmak konusunda biraz tembel oldugum icin bu güne kadar izlemekle yetindim. fakat üzülerek görüyorumki toplum olarak detaylara inmek konusunda, özellikle düsünsel anlamda, hep yetersiz kaliyoruz. parmakla sayilacak kadar az bir katilimci grup disinda genellikle vasat bir insanin sahip olmasi gereken seviyede olmayan yazilar okadar cokki. bazi yazilari okurken benim insanimin kendini düsürdügü durumlara o kadar aciyorumki. gönül isterdiki türk insanini mesgul oldugu (ne olursa olsun) her alanda ( bu düsünmek ve fikir üretmekde olabilr ) daha samimi ve yaptigi isin hakkini vererek yaptigina tanik olabilelim. üzülerek bunun genellikle böyle olmadigini görüyoruz.
aslinda konu okadar önemliki. forumlardaki yazilarin cogunda anlik cikislarla, bu toplumun icinde bulundugu durumun kritikligini görüp en azindan karsi tarafin ortaya attigi fikirleri akilla tartmak ve varsa, ayni akilla karsi önermeler üretmek dururken, bizim o konuda ne kadar sig, nekadar sloganci, nekadar düsünme tembeli ve hazirci oldugumuzu göstermis oluyoruz. bunun böyle oldugunu görebilen insan bundan sonra, en azindan düsünerek birseyler üretme yolunu secmesi gerektiginin bilinciyle daha tutarli daha kendine, dolayisi ile karsisindakilere, saygili olacagindan kimsenin kuskusu olmasin.
netice olarak bu gibi sitelerde görüs beyan etmek karsilikli saygi cercevesinde oldugu sürece verimli olabilecek, bu sayede katilimcilar fikir alisverisiyle kendi düsünce ufuklarini genisletebileceklerdir. böylecede kimseyi dislamadan hertürlü yobazligi bir kenara koyarak milletce kendimize ortak bir yol bulabilir ve insanimizin gelecegini süsleyebiliriz.
bu sitede yapilmak istenenin türk insanina bir hizmet oldugunu söyleyebilirim. bu düsünceye nasil eristigimin hikayesi bir hayli uzun oldugu icin sadece su kadarini söylemekle yetinecegim. ben 41 yasimdayim. bir yil öncesine kadar etrafimda ve genel olarak türkiyede beni tatmin etmemekten öte rahatsiz eden hatta utandiran din manzaralarini islah etmenin yine bu din icinde mümkün olduguna inandim. 20 yil hep aykiri olmak pahasina kendi capimda mücadele ettim. hicbir zaman dinin problemin kendisi oldugu aklimin ucundan bile gecmedi. kutsal adina korktumda kim bilir?
turan dursun, ilhan arsel gibi insanlarin neden toplumdan uzak tutulmaya calisildigini su an cok iyi anliyorum. onlar sayesinde zincirlerimi kirabilmisim meger.müslüman bir cevrede,müslüman bir ana babadan gelip, fakat herzaman sagduyulu kalabilmeyi basarmis her insan sonunda dinini inkar etme noktasina geliyormus demek.
su an bir dinim yok. bir yaraticinin oldugu konusunda endiselerim var.zaten olsada o bu kul- allah iliskilerini hic umursamiyor galiba. yani benden bu kadar. yarattim ama gerisi size kalmis. ne haliniz varsa görün diyor. zaten aksi durumda insana cevap hakki dogar ve sorgulanirdi. acikcasi din diye bize yutturulagelen bu kadar cirkinliklerin yaraticidan geldigini kabul etmek ona yapilabilecek en büyük hakaret olurdu herhalde.
burada beni epey üzen nokta susur: müslüman oldugunu kabul eden arkadaslar dinleri hakkinda ortaya cikarilan bunca seyleri tarafsiz bir sekilde ve korkmadan arastirmak dururken, büyük bir telasla sanki allahin onlarin korumasina muhtac oldugunu düsünerek basitlikler yapiyorlar.
daha kisa bir süre öncesine kadar bende onlarin saflarinda oldugum icin islami kaninin son damlasina kadar savunmakta azimli arkadaslarin bilincten epey uzak cabalarini anliyorum. cehennem korkutmalariyla hakaretlerle yapmaya calistiklari sey aynen asagida verecegim örnekle örtüstügünü düsünüyorum.hakaret olarak anlasilmasin lütfen!
bir koyun sürüsünü getirelim gözümüzün önüne. disaridan bakildiginda varliklarini sürdürebilmek icin hep cobanin ve cobanin uzantisi ve tehlikeli durumlarda kurtlara karsi devreye girmek üzere düsünülmüs coban köpegine muhtac oldugu düsünülür genellikle. sürüden ayrilani kurt yerya! iste bu yüzden coban köpegi sürüyü birarada tutmak icin cobanla hep isbirligi icindedir.
sürüdeki herbir koyun sahibinin et, yün ve gübre ihtiyacina hizmet etmek icin vardir aslinda. yabanda otlatilmasinin ve kurda karsi korunmasinin, onun koyunluguna karsi hürmet yada iyilikten ziyade, sahibi icin ifade ettigi deger ile ilgilidir. oda nihayet koyunluk kadardir.
koyun icin sikayet edilecek bir durum yoktur. cunkü coban köpeginin, cobanin ve nihayet sahibinin onun üzerindeki egemenliginin, yada kendi durumunun farkinda bile degildir. o sadece otlayip semirmekle meskuldür sadece. belki insan gibi yetenekleri olsa bu duruma bir son vermek icin birseyler yapmak durumunda olabilir. en azindan kurtla karsilasmak pahasina kendi kaderini kendi belirlemek ve kendi kendinin efendisi olmak yolunu tercih edecektir. nevarki serde koyunluk var iste.
hepimizin yukaridaki örnekte bizimle örtüsen figürleri ciddi olarak secmesi lazim diye düsünüyorum. acaba koyunlardanmiyiz? onlari birarada tutmak ve sürünün sahibinin verecegi bir parca ekmek, bir kap yal icin ahmakca kurt sürüsüne karsi koyan yalaka coban köpeginin rolündemiyiz? yoksa elinden baska is gelmeyipte birazcik cikar karsiliginda sürü sahibinin cikarlarinimi koruyoruz? kendimize bu sorulari muhakkak sormaliyiz.
sunuda unutmamak lazimki, yukarida verdigim örnekdeki sürünün sahibi hicbirzaman yaratici dediginiz allah yada baska bir kudret olmamistir. bu denklem insanlik tarihinin baslangici kadar eski olmakla birlikte, sürünün sahibi hep cikarlarini insanlari koyunlastirmakta ve onlara cobanlar, coban köpekleri bulmakta gören zihniyetler olmustur.
kutsallik adina bin yildir bu oyunun parcasi olmakta israr eden benim halkim yavas yavas perdenin arkasini artik görmelidir. bu kendi gelecegi acisindan mutlaka gereklidir. 21 inci yy in dünyasinda kendi dinamikleriylemi yoksa arabin sarigiylami yerini almasi secimidir.
yoksa " efendim turan dursun ajandir " " kemal atatürk sabatayisttir "vs.vs.mesnetsiz, sahibini asagilayan ve mantikla zerrece kesismeyen iddialarla sadece birsüre daha oyalanabilinir. tarihe at gözlügü ile bakmanin zararini ve dünya uluslarina karsi rezilligini bu halka ögretmenin zamani coktan geciyor artik.
bu manada siteyi kurup isleten ve zaman zaman gercekten yararlanilacak seyler üreten herkese buradan selam gönderiyorum. özellikle anadolu insaninin icinden yetisen ve kendini aydin addeden herkeside buradan kendi insaninin kaderine sahip olmasi yolunda calismaya davet ediyorum.
birazcik psikoloji, sosyoloji ve mantik asinaligi olan vicdanli insanlarin cumhuriyet tarihinde ender yetisen sahsiyetlere saldirmak, karalamak yada onlarin bu ülke icin kelle koltukta ugraslarini bosa cikarmaya ugrasmak yerine, sirf sürüden ayrilma noktasinda onlarin bu halk icin nasil bir rüya gördüklerini ve onlarin pesinde olduklari sevdanin kutsalinda kutsali görmeleri aklin geregidir.
bu siteyi uzunca bir süredir takip ediyorum. yaklasik bir yildir ziyaretci olarak yogun bir sekilde serbest forumdaki yazilari izliyorum. nihayet iki aydir üye olmayida becerdim. yapim geregi yazmak konusunda biraz tembel oldugum icin bu güne kadar izlemekle yetindim. fakat üzülerek görüyorumki toplum olarak detaylara inmek konusunda, özellikle düsünsel anlamda, hep yetersiz kaliyoruz. parmakla sayilacak kadar az bir katilimci grup disinda genellikle vasat bir insanin sahip olmasi gereken seviyede olmayan yazilar okadar cokki. bazi yazilari okurken benim insanimin kendini düsürdügü durumlara o kadar aciyorumki. gönül isterdiki türk insanini mesgul oldugu (ne olursa olsun) her alanda ( bu düsünmek ve fikir üretmekde olabilr ) daha samimi ve yaptigi isin hakkini vererek yaptigina tanik olabilelim. üzülerek bunun genellikle böyle olmadigini görüyoruz.
aslinda konu okadar önemliki. forumlardaki yazilarin cogunda anlik cikislarla, bu toplumun icinde bulundugu durumun kritikligini görüp en azindan karsi tarafin ortaya attigi fikirleri akilla tartmak ve varsa, ayni akilla karsi önermeler üretmek dururken, bizim o konuda ne kadar sig, nekadar sloganci, nekadar düsünme tembeli ve hazirci oldugumuzu göstermis oluyoruz. bunun böyle oldugunu görebilen insan bundan sonra, en azindan düsünerek birseyler üretme yolunu secmesi gerektiginin bilinciyle daha tutarli daha kendine, dolayisi ile karsisindakilere, saygili olacagindan kimsenin kuskusu olmasin.
netice olarak bu gibi sitelerde görüs beyan etmek karsilikli saygi cercevesinde oldugu sürece verimli olabilecek, bu sayede katilimcilar fikir alisverisiyle kendi düsünce ufuklarini genisletebileceklerdir. böylecede kimseyi dislamadan hertürlü yobazligi bir kenara koyarak milletce kendimize ortak bir yol bulabilir ve insanimizin gelecegini süsleyebiliriz.
bu sitede yapilmak istenenin türk insanina bir hizmet oldugunu söyleyebilirim. bu düsünceye nasil eristigimin hikayesi bir hayli uzun oldugu icin sadece su kadarini söylemekle yetinecegim. ben 41 yasimdayim. bir yil öncesine kadar etrafimda ve genel olarak türkiyede beni tatmin etmemekten öte rahatsiz eden hatta utandiran din manzaralarini islah etmenin yine bu din icinde mümkün olduguna inandim. 20 yil hep aykiri olmak pahasina kendi capimda mücadele ettim. hicbir zaman dinin problemin kendisi oldugu aklimin ucundan bile gecmedi. kutsal adina korktumda kim bilir?
turan dursun, ilhan arsel gibi insanlarin neden toplumdan uzak tutulmaya calisildigini su an cok iyi anliyorum. onlar sayesinde zincirlerimi kirabilmisim meger.müslüman bir cevrede,müslüman bir ana babadan gelip, fakat herzaman sagduyulu kalabilmeyi basarmis her insan sonunda dinini inkar etme noktasina geliyormus demek.
su an bir dinim yok. bir yaraticinin oldugu konusunda endiselerim var.zaten olsada o bu kul- allah iliskilerini hic umursamiyor galiba. yani benden bu kadar. yarattim ama gerisi size kalmis. ne haliniz varsa görün diyor. zaten aksi durumda insana cevap hakki dogar ve sorgulanirdi. acikcasi din diye bize yutturulagelen bu kadar cirkinliklerin yaraticidan geldigini kabul etmek ona yapilabilecek en büyük hakaret olurdu herhalde.
burada beni epey üzen nokta susur: müslüman oldugunu kabul eden arkadaslar dinleri hakkinda ortaya cikarilan bunca seyleri tarafsiz bir sekilde ve korkmadan arastirmak dururken, büyük bir telasla sanki allahin onlarin korumasina muhtac oldugunu düsünerek basitlikler yapiyorlar.
daha kisa bir süre öncesine kadar bende onlarin saflarinda oldugum icin islami kaninin son damlasina kadar savunmakta azimli arkadaslarin bilincten epey uzak cabalarini anliyorum. cehennem korkutmalariyla hakaretlerle yapmaya calistiklari sey aynen asagida verecegim örnekle örtüstügünü düsünüyorum.hakaret olarak anlasilmasin lütfen!
bir koyun sürüsünü getirelim gözümüzün önüne. disaridan bakildiginda varliklarini sürdürebilmek icin hep cobanin ve cobanin uzantisi ve tehlikeli durumlarda kurtlara karsi devreye girmek üzere düsünülmüs coban köpegine muhtac oldugu düsünülür genellikle. sürüden ayrilani kurt yerya! iste bu yüzden coban köpegi sürüyü birarada tutmak icin cobanla hep isbirligi icindedir.
sürüdeki herbir koyun sahibinin et, yün ve gübre ihtiyacina hizmet etmek icin vardir aslinda. yabanda otlatilmasinin ve kurda karsi korunmasinin, onun koyunluguna karsi hürmet yada iyilikten ziyade, sahibi icin ifade ettigi deger ile ilgilidir. oda nihayet koyunluk kadardir.
koyun icin sikayet edilecek bir durum yoktur. cunkü coban köpeginin, cobanin ve nihayet sahibinin onun üzerindeki egemenliginin, yada kendi durumunun farkinda bile degildir. o sadece otlayip semirmekle meskuldür sadece. belki insan gibi yetenekleri olsa bu duruma bir son vermek icin birseyler yapmak durumunda olabilir. en azindan kurtla karsilasmak pahasina kendi kaderini kendi belirlemek ve kendi kendinin efendisi olmak yolunu tercih edecektir. nevarki serde koyunluk var iste.
hepimizin yukaridaki örnekte bizimle örtüsen figürleri ciddi olarak secmesi lazim diye düsünüyorum. acaba koyunlardanmiyiz? onlari birarada tutmak ve sürünün sahibinin verecegi bir parca ekmek, bir kap yal icin ahmakca kurt sürüsüne karsi koyan yalaka coban köpeginin rolündemiyiz? yoksa elinden baska is gelmeyipte birazcik cikar karsiliginda sürü sahibinin cikarlarinimi koruyoruz? kendimize bu sorulari muhakkak sormaliyiz.
sunuda unutmamak lazimki, yukarida verdigim örnekdeki sürünün sahibi hicbirzaman yaratici dediginiz allah yada baska bir kudret olmamistir. bu denklem insanlik tarihinin baslangici kadar eski olmakla birlikte, sürünün sahibi hep cikarlarini insanlari koyunlastirmakta ve onlara cobanlar, coban köpekleri bulmakta gören zihniyetler olmustur.
kutsallik adina bin yildir bu oyunun parcasi olmakta israr eden benim halkim yavas yavas perdenin arkasini artik görmelidir. bu kendi gelecegi acisindan mutlaka gereklidir. 21 inci yy in dünyasinda kendi dinamikleriylemi yoksa arabin sarigiylami yerini almasi secimidir.
yoksa " efendim turan dursun ajandir " " kemal atatürk sabatayisttir "vs.vs.mesnetsiz, sahibini asagilayan ve mantikla zerrece kesismeyen iddialarla sadece birsüre daha oyalanabilinir. tarihe at gözlügü ile bakmanin zararini ve dünya uluslarina karsi rezilligini bu halka ögretmenin zamani coktan geciyor artik.
bu manada siteyi kurup isleten ve zaman zaman gercekten yararlanilacak seyler üreten herkese buradan selam gönderiyorum. özellikle anadolu insaninin icinden yetisen ve kendini aydin addeden herkeside buradan kendi insaninin kaderine sahip olmasi yolunda calismaya davet ediyorum.
birazcik psikoloji, sosyoloji ve mantik asinaligi olan vicdanli insanlarin cumhuriyet tarihinde ender yetisen sahsiyetlere saldirmak, karalamak yada onlarin bu ülke icin kelle koltukta ugraslarini bosa cikarmaya ugrasmak yerine, sirf sürüden ayrilma noktasinda onlarin bu halk icin nasil bir rüya gördüklerini ve onlarin pesinde olduklari sevdanin kutsalinda kutsali görmeleri aklin geregidir.