PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslamın Ne Kadarı Tanrısal?


Ebu Leheb
01-12-2004, 21:24
Bazı ibadetlere ve dini uygulamalara kuranda yer verilmiş ancak bütün ibadetler ayrıntılarıyla açıklanmamış.

Mesela kuranda namaz kılın deniyor ama namazın kaç rekat kılınacağı, ne zaman kılınacağı, nasıl kılınacağı, hangi pozisyonda hangi surenin okunacağı belirtilmemiş. Aynı şekilde namazı bozan haller de belli değil

Kuranda oruç tutun denmiş ama orucun hangi hallerde bozulacağı belirtilmemiş.

Aynı şekilde abdesti bozan şeyler de belli değil.

Benzer şekilde kuranda hacca gidin denmiş ama hac''ın nasıl yapılacağı belli değil..

Yukardaki örneklerin yanında, islama ait birçok dini uygulama ve ritüelin kuranda kaynağı yoktur.Mesela bunlardan biri de ezandır...

Peki kurandaki bu boşluklar nasıl doldurulmuştur? Hadis ve sünnet ile..


Bu açıklamalardan sonra akla gelen sorular şunlar:
1-Hadis ve sünnet islamın temel kaynakları mıdır? Eğer bunlar islamın birer kaynağı ise neden bazı cahiller mantık dışı hadisleri görünce "hadisler islamın kaynağı değildir tek kaynak kurandır" diyor? Eğer hadisler islamın kaynağı ise bir dinin böyle çelişkili ve tereddütlü bir kaynağı olabilirmi? Hangi hadisin sahte hangisinin gerçek olduğu tartışmalı ise böyle bir kaynaktan söz edilebilirmi? Eğer sahih olmayan hadis varsa o zaman "kuran değişmedi" diye sevinmeyin çünkü kurandan sonraki en temel islam kaynağı değişmiştir.

2-Muhammedin hadis ve sünnetleri islama ait sayılabilirmi? Eğer tanrı, insanlara söylemek istediklerini kuran aracılığıyla söylediyse, muhammedin bu uygulamalarının(hadsi-sünnet) dinde yeri yok demektir. Muhammed bu hadis ve sünnetleri neye dayanarak oluşturmuştur? Örneğin bir ezan okunması adetini neye dayanarak ortaya çıkarmıştır? Eğer ezan okunmasını tanrı istediyse neden bunu kurana koymamış? Eğer tanrı unutkan değilse ve ezanı kurana koymadıysa o zaman bu muhammedin şahsi isteğidir. O halde muhammedin hadis ve sünnetleri tanrısal kaynaklı değildir bu nedenle insanların buna uyması istenemez.

ella
02-12-2004, 02:10
Merhaba Ebu Leheb,
Yukarıda saydığın orucu bozanlardan, namaz vakitlerine kadar tüm hükümler Kuran’da vardır. Fakat Kuran’da olanla geleneksel İslam arasında farklılıklarda vardır. Bir şey Kuran’da ne kadar açıklanıyorsa odur.
Senin verdiğin listedekilerin hepsini teker teker açıklarım. Örneğin namazın nasıl kılınacağına ilişkin onlarca ayet vardır. Bırakın namazın kılınış şeklini savaş halinde yada bir binek üzerindeyken bile nasıl namaz kılınacağının bile tarifi Kuran’da vardır.
En basitinden bu sorduklarından abdestin alınış şekli ve bozan şeylerin nasıl anlatıldığını sana söyleyeyim:
5/6- Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da . Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.
Bu ayette abdestin nasıl alınacağı anlatılmıştır. Geleneksel abdesten farklıdır. Örneğin bağızın için yada burnun içi yıkanması şart değildir. Ya da ayağın yıkanması değil sadece mesh edilmesi söz konusudur. Abdest namaz için alınır. Eğer cinsel ilişkiye girilmişse ( bunun için ayrıca yıkanılması) yada defi hacet denilen olayı gerçekleştirmişse abdest alması gerekir. Artık bunları yaparsa ve su bulamazsa, nasıl abdest alınacağı bile bu ayette açıklanmıştır.
Dolayısıyla senin Kuran’da hükümler eksik iddian geçersizdir. Tüm hükümler vardır. Fakat bunlar geleneksel din anlayışından farklılıklar gösterir.
Sorularına gelince:

Ebu LehebYazdı:
Hadis ve sünnet islamın temel kaynakları mıdır? Eğer bunlar islamın birer kaynağı ise neden bazı cahiller mantık dışı hadisleri görünce "hadisler islamın kaynağı değildir tek kaynak kurandır" diyor?

Hadisler İslam’ın temel kaynağı değildir. Bu Kuran’a dayalı İslam görüşünün düşüncesidir. Fakat bunu geleneksel bakış açısıyla bakanlar farklı düşünceleri vardır. Onlar Kuran dışında kitapları da kaynak olarak kabul eder. Fakat bir çoğu Kuran ile çelişen ve gerçek dışı hadisler, hiçbir şekilde Kuran’a eş bir kaynak olamaz. Aksine bunların tümünün yeri çöplüktür.

Ebu LehebYazdı:
Eğer hadisler islamın kaynağı ise bir dinin böyle çelişkili ve tereddütlü bir kaynağı olabilirmi? Hangi hadisin sahte hangisinin gerçek olduğu tartışmalı ise böyle bir kaynaktan söz edilebilir mi? Eğer sahih olmayan hadis varsa o zaman "kuran değişmedi" diye sevinmeyin çünkü kurandan sonraki en temel islam kaynağı değişmiştir.

Güzel bir noktaya parmak basmışsın. Bu kadar çelişkili, ihtilaflı ve güvenilmez hadisler nasıl dinin kaynağı olabilir ki? En büyük hadisçi 600 bin hadis içinden 5 bin tanesini seçmiştir. Düşünün eğer hadisler dinin ana kaynağı olsa ve, ya Buhari’nin kabul etmediği hadislerin içinde doğru hadis varsa, o zaman ne olacak? Görüldüğü gibi hiçbir yeri tutarlı olmaya bir iddiadır. Kuran’da da tek hüküm kaynağının Kuran olduğu, ondan başka hüküm koyucu olmadığı vurgulanır. Furkan suresinin 30. ayetinde peygamberin hesap günü ümmetinden Kuran’ı terk edilmiş bıraktıklarından dolayı şikayetçi olduğundan bahsedilir. Allah’ın tüm hükümleri Kuran’da eksiksiz olarak konmuştur.

Ebu LehebYazdı:
Muhammedin hadis ve sünnetleri islama ait sayılabilirmi? Eğer tanrı, insanlara söylemek istediklerini kuran aracılığıyla söylediyse, muhammedin bu uygulamalarının(hadsi-sünnet) dinde yeri yok demektir. Muhammed bu hadis ve sünnetleri neye dayanarak oluşturmuştur?

Hz. Muhammed hadisleri hazırlamamıştır. Aksine hadislerin yazılmasını yasaklaması yine hadis kitaplarında yazar. Peygamberimizden sonra 4 halife döneminde de bu hadislerin yazılmasına izin verilmemiştir. Hz. Ömer’in yazılı hadisleri yaktırması yine hadis kitaplarında yazar. Hadislerin yazılması emeviler döneminde peygamberin vefatinden 200 yıldan fazla bir süre sonra yazılmaya başlanmıştır. Bir çok hadiste bu dönemde uydurulmuştur. Özellikle emeviler kendi saldırganlıklarını kutsamak için, bu dönemde bir çok hadis uydurmuştur. Şiddet içerikli uydurma hadisler Emevi zulmünün dayanağı olarak kullanılşmmıştır.Yine Arap ırkını öven ve diğer ırkları aşağılayan hadisler de bu dönemde uydurulmuştur. Yazıldıktan sonra hiç bozulmadığını kabul etsek bile aradan geçen sürede bu hadisler kulaktan kulağa değişeceği çok açıktır. 1804 yılında 2. Mahmut’un bir söz söylediğini düşünün. Bu söz kulaktan kulağa 7-8 kişinin birbirine nakledilmesiyle bugüne geldiğini düşünün. Bu şekilde yaklaşık rivayet edildiği iddia edilen tam 2 milyon söz vardır. Bunların doğru olmasını bir yana bırakın, bir tane bile sağlam kalması imkansızdır. Ayrıca kötü niyetler uydurulan hadisler, yada peygamber sevgisiyle kendilerince dine hizmet için uydurulan hadisler olduğu düşünülürse durum daha iyi anlaşılacaktır. O yüzden istisnasız tüm bu hadislerin yeri çöplüktür. Bu sözlerden hiç biri peygambere ait zaten olamaz. Dinin de bu tarz uydurmalar ihtiyacı yoktur. Kuran tek hüküm kitabı olarak ortadadır.

Ebu LehebYazdı:
Örneğin bir ezan okunması adetini neye dayanarak ortaya çıkarmıştır? Eğer ezan okunmasını tanrı istediyse neden bunu kurana koymamış? Eğer tanrı unutkan değilse ve ezanı kurana koymadıysa o zaman bu muhammedin şahsi isteğidir. O halde muhammedin hadis ve sünnetleri tanrısal kaynaklı değildir bu nedenle insanların buna uyması istenemez.

Ezan bir gelenektir. Namazın ortaya çıkışı, eğer çağrı filmini seyredenler varsa içinizde orada anlatılan bir olay vardır. Bilal’in ilk ezan okunmasının anlatıldığı yer. Ezanın okunması, okunuş şekli ne cümlelerin söyleneceği orada karar verilmiştir. Bunların hiçbir vahiy kaynaklı değildir. Namazın duyurulması için okunur. Bu sadece gelenektir. Ben şahsen insanların yüksek sesle bozuk ses düzenleriyle okumasına da karşıyım. Onun yerine insanların kendi sesleriyle sadece çok yakın çevresine duyuracak şekilde okuyabilir. Hiç okunmasa da bir mahsuru olmaz. İlginç olanı insanların Kuran’a dayanmayan sadece gelenekten gelen bu adetlere inanmaları ve bu konuda ısrarcı olmalarıdır.

Kuran’daki dinle hadislerde anlatılan din birbirinden çok farklıdır. Bu sitede de genelde hadisler referans alınarak bu eleştiriler yapılmıştır. Bu hadislerin eleştirilmesi bence çok faydalı olmaktadır. Bunu hep tekrarlıyorum. Bir daha söylemek istiyorum. Allah bu eleştirileri vesile kılarak kendi dininin gerçek yüzünü insanlara tanıtmaktadır. Bilmeden bu tarz yazılarla Kuran’a hizmet edilmesi sağlanmaktadır.

Ebu Leheb
02-12-2004, 02:32
yaptığın açıklamalar islamdaki çelişkileri ortadan kaldırmıyor AMA:

seni islamın martin luther''i gibi görüyorum. :D sen protestan islamın kurucusu olabilirsin. :D keşke böyle bişey olsa da islamın toplum üzerindeki olumsuz etkileri azalsa.ben din düşmanı olan biri değilim sadece dinin kişi ve toplum hayatını olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum.

benim için en makbulu ateizmdir ancak herkesten ateist olmasını beklemiyorum bu nedenle bana göre bir en iyi din insan hayatına en az müdahele eden dindir. eğer islamda bir reform hareketi olursa sonuna kadar desteklerim!

meryemPİERRE
20-06-2009, 14:27
Ella
Senin verdiğin listedekilerin hepsini teker teker açıklarım. Örneğin namazın nasıl kılınacağına ilişkin onlarca ayet vardır. Bırakın namazın kılınış şeklini savaş halinde yada bir binek üzerindeyken
Savaş halinde veyahut binek üzerinde namaz nasıl kılınır anlatılmıştır fakat,o namazda hangi sureler okunur,secde nasıl olur,secdedeyken ne denir,rukuda ne denir vs. bunların teferruatına girilmez.Dolayısıyla sizin dediğiniz gibi onlarca ayet, namazın nasıl kılınacağını kısmen anlatmıştır,teferruatı peygamberden öğrenilmiştir.Savaş halinde;bir grubunuz namazı kılarken diğer grubunuz gözcülük etsin,sonra diğerleriniz kılarken,bu sefer namazı kılıp bitirmiş olanlar gözcülük etsin denir.Yani namazı bu şekilde kılın der de,o namazda ne okunur,hangi hareketler yapılır buna değinilmez.


ella
Hz. Muhammed hadisleri hazırlamamıştır. Aksine hadislerin yazılmasını yasaklaması yine hadis kitaplarında yazar

Evet,aynı zaman da bunun aksi hadislerde mevcuttur.İlginç olan şu ki,siz hadisleri yok sayıyorsunuz,ama bunu yine bir başka hadise dayanarak yapıyorsunuz.Kur’an ile çelişen hadisler yüzünden bütün hadisler yok sayılmamalıdır.


Ella
Peygamberimizden sonra 4 halife döneminde de bu hadislerin yazılmasına izin verilmemiştir. Hz. Ömer’in yazılı hadisleri yaktırması yine hadis kitaplarında yazar. Hadislerin yazılması emeviler döneminde peygamberin vefatinden 200 yıldan fazla bir süre sonra yazılmaya başlanmıştır. Bir çok hadiste bu dönemde uydurulmuştur. Özellikle emeviler kendi saldırganlıklarını kutsamak için, bu dönemde bir çok hadis uydurmuştur. Şiddet içerikli uydurma hadisler Emevi zulmünün dayanağı olarak kullanılşmmıştır.Yine Arap ırkını öven ve diğer ırkları aşağılayan hadisler de bu dönemde uydurulmuştur.

Yakılan hadisler uydurma hadislerdir diye düşünüyorum,ama sahih hadislerin yakılması için bir sebep yok.Zaten ırkçılık kokan hadislerin sahih olması beklenemez,Kur’an’a ters olur.İlk kaynak Kur’an olduğuna göre,Kur’an’a ters olan hadisler sahih değildir denir.Ancak tek kaynak Kur’an olmadığından,Kur’an’dan sonra baş vurulan kaynak yine sahih hadisler olacaktır.

meryemPİERRE
20-06-2009, 14:28
Hadisler yok sayılıp,bize sadece Kur’an yeter demek doğru değildir.Hadisleri görmezden gelirsek,o zaman bir çok farzı uygulamamamız gerekir ki,bunların arasında altın ve ipeğin erkeğe haram olmasından (belki en basit gördüğümüz şeyden) tutun da, namaza (İslam’ın en önemli ibadetine) hatta sünnet olmaya kadar geniş bir alanı kapsar.

Peygamberin görevi sadece Kur’an’ı getirmekle bitmiyor,onu insanlara açıklamakta peygambere düşüyor.Örneğin birkaç ayete baktığımızda,peygambere bu görevi Allah’ın verdiğini görürüz.

“Allah ve Resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mü’min erkeğin yahut bir mü’min kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (Ahzab Sûresi ,33-36)

“Peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklamışsa ondan da kaçının. Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah’ın azâbı pek şiddetlidir.” (Haşir Sûresi, 59-7)

“Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Kim bundan yüz çevirirse, seni öylelerinin üzerine muhâfız olarak göndermedik; sen ancak doğru yolu gösterip tebliğ etmekle mükellefsin.” (Nisa, 4-80)

“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (nisa 59)

Tefsir alimleri "onu Allah'a ve Resulüne götürün" emrini, "Kur'an'a ve sünnete müracaat edin", şeklinde tefsir etmişlerdir.


peygamber;
1- Özet olan Kur’an’ı açıklıyor.Namaz kılmak Kur’an da var ama nasıl kılınacağı,secde nasıl yapılır vs. bunların teferruatına girmiyor,bunu peygamberden öğreniyoruz.
2- Kimi ayetleri yine tefsir ederek,manayı açıyor. “Allah alışverişi helâl, faizi ise haram kıldı”(Bakara Sûresi,2-275) ayetini açıklayarak,alışveriş helal fakat,domuzun ve içkinin alışverişi yasaktır diyor.
3- Bir de şâri’ yönü olarak, yani, Kur’ân’da olmayan hükümleri koyma yetkisi var. Meselâ, yiyeceklerden haram olanların isimleri ayette belirtilir. Ama eşek eti haramdır diye bir ayet yoktur. Peygamber ise,eşek etini haram etmiştir.

meryemPİERRE
20-06-2009, 14:32
Kur’an da yer almayan fakat,hz.Muhammed’e gelen vahiylerin olduğu söylenir.Örneğin;Kuran namazı emreder ancak,nasıl ve ne şakilde kılınacağı teferruatına girmez.Müslümanlar namazın nasıl kılınacağını hz.Muhammed’den öğrenirler.Yani,namazın kılınış şeklini Allah peygamberine vahyetmiştir fakat, Kur’an da yer almamıştır.Başka bir örnek daha vermek gerekirse,sünnet olmak farzdır ancak, Kur’an da “sünnet olun” gibi bir emir yoktur.Tevrat’ta sünnet olmak ap-açık beyan edilmiştir.

"Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur:Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. (Yar.17: 10)

Farz diye buna denilmez mi?Allah farz olan bir şeyi vahyedecek kullarına ancak bu,bu amaç için indirilmiş olan Kur’an da,yani,emirlerini(farz) ve yasaklarını bildirmek,insanları bu kurallara uydurmak,onlara yasalarını bildirmek amacıyla gelen kitapta bu vahiyler yer almayacak(!)neden?
Peki, böyle bir şey mümkündü de,Allah vahy eder de;bunun illa ki Kur’an da yer almasını gerekli görmez ise,neden peygamberin özel yaşamını düzenleyen bir takım vahiylere bu uygulama yapılmadı?Öyle ya,bu kurallar sadece peygambere geçerli şeylerdi.Bu özel hallerden ümmetin de ders alacağı bir konu olmadığına göre…


1- Ahzab 28,29,30,31,32,33 ve 34.ayetlerde Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır. (peygamber hanımlarına özel gibi görünen bir ayet fakat,diğer müminler de ders alabilirler.Örneğin;dünya dirliği yerine ahireti dilemek vs.Müminler okudukları bu ayetten bir şeyler öğrene bilirler)


2- ahzab 50.ayet “Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” (burada müminlerin,kadınlara mehirlerini vermelerinin gerekli olduğu anlatılmış olabileceğinden bu da anlaşılır bir ayettir.)

3- ahzab 51. “Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.” (bu ayette diğer müminlere nasıl bir ders verilebilir?mesela,sizler boşadığınız kadınları geri alamassınız fakat peygambere izin veriyorum dersek,müminlerinde boşadığı kadınları geri alma haklarının olduğunun bilindiği ayetler var, sadece 3 talakla boşanmalar hariç.Öyleyse ne ders verilmiş olabilir diye tekrar düşünüyorum.Peygamber 3 talakla boşarsa o,diğer müminler gibi olmayarak tekrar boşadığı hanımını alabilir diyebiliriz.)

4- ahzab 55. ayet “Onlara (Peygamber'in hanımlarına), babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları (mümin kadınlar) ve ellerinin altında bulunan câriyelerinden dolayı bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanımları!) Allah'tan korkun; şüphesiz Allah, her şeye şahittir.” (yine diğer inananlara ders olarak diyebiliriz ki,”peygamberin hanımlarına bunlardan dolayı bir günah yok fakat,bunların dışındakiler yani diğer müminler,sizler peygamberin hanımlarına haramsınız, ona göre davranışlarınızı düzeltin”

5- ahzab 52. ayet “Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetler.” (ayette peygambere hitaben yine müminlere ders verilmiş olabilir diyeceğim,ama bu olmuyor,nitekim başka ayette açıkça evliliklerin dörtle sınırlandığını görüyoruz.Fakat peygamberin dörtten de fazla eşi olduğundan dolayı,bu ayet diğer ayet gibi müminlere ders vermiyor,sadece peygamberin özel yaşamını ele alıyor.Biraz daha zorlarsam;ayette sadece peygamberin özel yaşamı düzene konmuyor,bir yandan da diğer müminlere; “dörde kadar eş alınabilir bundan fazlası helal değildir fakat cariyeleriniz başka.Onlarla evli olunabilir.” desek,yine olmuyor zira ayette “sana helal değildir” diyerek özelleştiriliyor.)

Bu kadar örnek verdim,konuyu bir hayli uzattım fakat diyeceğim şu ki;Allah vayh ediyor bir emrini,ama yine bu amaç için indirilen kitapta bu vahy -ki farz olan şeyler bunlar- yer almıyor!Peygamber ve eşleri ile ilgili,sırf onları ilgilendiren,müminlerin ders alabileceği bir mevzu olmamasına rağmen,bi aşka vahy Kur’an’a konuyor.Hadi müminlere ders verecek,onların uyması gereken bir şey olsa anlaşılacak mesele fakat, öyle de değil!Anlam veremediğim olay budur..

aydoe
20-06-2009, 14:40
Anlam verilmeyecek bir şey yok Muhammed yaptıklarını özel yaşamını Allah'ın emri diye sunmuş ki,ahzabdan birileri ne yapıyorsun Muhammed diyemesin.

alemdar27
24-06-2009, 18:09
ey EBU LEHEB.ben sana küfür etmemek için sana o zavallının ismiyle hitap etmeyeceğim. "KURUSUN ,ELLERİ KURUSUN EBU LEHEBİN.KARISIDA ONA ODUN TAŞIYACAK" (Tebbet/Kuran) ve sana şunu da söyleyeyim ki ,o zalim,kalbi katılaşmış zavallı da inkar etmesine rağmen "acaba" diyordu "YA VARSA"."YA , MUHAMMET(SAV) DOĞRU SÖYLÜYORSA" .şimdi merak ediyorum.peki sen o hayvanlaşan insan kadar bile olamayacak mısın.hiç "ACABA" demeyecek misin.

alemdar27
24-06-2009, 18:14
tamam ,güzel.onlar kuranda yazıyor.ama etten, kemikten birininde bize uygulaması gerekir.bize bizden birinin örnek olması gerekirdi ki bu da şüphesiz HZ.MUHAMMET MUSTAFA (SAV)dır.

mehmetsalih
27-06-2009, 21:13
Selam,

Bize Kuran Yeter diyerek durur duyuyorum. Kur'an eksik değildir ama eğer siz Emevi ve diğerlerinin çıkardığı Dini söylüyorsanız Kur'an'da yoktur.

Kur'an Elçiler örnektir ve onlara uyun der. Ama Buhari'ye ve Müslime uyun demez. Kur'an'da anlatılan tüm elçilere ve nebilere uyulması ve örnek alınması söylenir/bu etve kemikler Kur'an'da detaylı biçimleri var). Hala kalkıp siz yalan söylüyorusnuz, Martin Luthersiniz yeni bir İlsmadır bu diyenler varsa. İlaveten son zamanlarda böyle birşey var diyenler varderiz ki; ''Buhari ve diğer Hadis kaynakları ne Sahabe ne tabiin nede onlardan sonraki nesillerde vardı. Üstelik Hadisleri yakan yok eden Halifeler ve buna destek veren sahabeler diğer çığlak bir örnekle Haricler örnektir ki; Bu söylediklerimiz yeni değildidr. Bunlarada rağmen diretiyorsanız size eyvallah deriz'' Akıl ve İlimle gelseniz konuşuruz ama ali ve veli,nin söylediklerine bizi bağlarsanız kendinize iyi bakın deriz.

Sevgi...

toli
27-06-2009, 22:18
Ben burda farklı bir konuya değinmek istiyorum:

''Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün.''

Yani burda şunu mu demek istiyor: 'Ey erkekler Kuran' ı size yazdığımın kanıtı daha ne olabilir, kadınlar tarlanızdır girin, tohumlandırın, onlar sizin kölelerinizdir 2. plandadır, onların gözlerini açmasına izin vermeyin'

Aslında Kuran tüm insanlığa hitab ediyorsa bu ve buna benzer ayetlerde -yukarda saydığım sebeplere taviz vermemek için- şöyle olması gerekmiyor mu; ''Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut birbirinize dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün''

mehmetsalih
27-06-2009, 22:53
Selam,

Kusura bakmayın ama siz konuyu değiştirerek bir neviahlaki kuraları aşıyorsunuz. Bu konuyuda konuşuruz ama zahmette bulunup başka bir başlık açkonuşalım çünkü buradaki konu ''Dini Allah'tan mı yoksa Başkalarından mı öğrenelim''

Sevgi...

toli
27-06-2009, 23:07
Konuyu değiştirmek sizin ahlaki anlayışınıza göre ahlak kurallarını aşmaksa ben sizin ahlaki kurallarınızı çok merak ettim..

Burdaki konu başlığına bakarsak ''İslam' ın Ne Kadarı Tanrısal''. Yani bir nevi İslam Allah tarafından mı gönderildi? yi de tartışıyoruz ki benim burda dikkat çektiğim konu da buna uyuyor..

mehmetsalih
27-06-2009, 23:23
Selam,

İslam'ın muhatap aldığı Erkek tir. Bu nedenle Kadınlardan Peygamberler çıkmaz/çıkamaz. Hukuki ve İbadet konularında eşit hakları olabilir ama genel anlamda Erkek üstündür. Bunun yanı sıra Bazı İnsanlar bazılarından da üstünlükleri olabilir. Bazı Irklarda bazı Irklardan üstün kılınmış. Bu nedenle İslam Evrenseldi. Eğer gerçekleri örtmek Evrensel ise İslam bu değildir.

YÖNETİCİLERE: Yukarıdaki(SİTENİN ÜST KISMINDA BULUNAN) Flash ta ''Lat, Uzza, Mena resmi SANILAN GÖRÜNTÜ Neden resim kaldırıldı'' merak ediyorum neden? Yoksa o resmin Lat, uzza olmadıklarının farkınamı vardılar? düşünün ve başarın...

Sevgi...

Khaos
28-06-2009, 00:15
islam da namaz diye bir şey yoktur.
namaz ateşe tapanların ateş karşısındaki saygı duruşuna verilen isimdir ve farsçadır.
kuranda müslümanlrın ibadeti bellidir.
salat (dua).
bunun da ölçüsü olur şekli olmaz.dolayısıyla kuranda geçmeyen bir şeklin hadisle tamamlanması diye bişey olmaz.
aslında bu salat meselesinin müslümanlar tarafından bu kadar değişik bi şekle (namaz) getirilebilmiş olması (en azından anlayış olarak) bayaa bi tartışılmalıdır bence.