Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim Teorisi Doğru Olsa Bile Bu Tanrı'nın Varolmadığını Kanıtlar mı?
volkantr
07-09-2008, 01:24
Ben daha önce ki mesajlarımda belirttiğim üzere kitaplara peygamberlere inanmiyorum Tanrı'nın varlığını ise kabul ediyorum.
Benim de mantıksız bulduğum kitaplar diyorlar ki insan Adem ve Havva 'dan oluşmuştur.Bunlar bir anda gökten inmiş sonra üreyerek çoğalmışlardır.
Bunun mantıksız olduğu zaten yapılan araştırmalar ile bulunan fosiller ile ispatlanmış.
Ancak Darwin teoriminin doğru olması Tanrı'nın varolmadığının delili olamaz.
Ben Tanrı olsaydım bu şekilde bir sistem kurardim.Yavaş yavaş tek hücreli canlılar gelişir daha büyük organizmalar ve evre evre insan oluşurdu...
Pat diye 2 kişi yaratıp ortaya atıp hadi üreyin demezdim...
Özetle bu Darwin teoremi neden bu kadar tartışılıyor birisi tesadüftür diyor birisi yok değildir diyor anlamıyorum..
Tesadüf gibi gözükse ne olur ki...
Nasıl ki bir çok bilimsel veri ayetlerin saçmalığını kanıtlıyorsa Darwin de onlardan biridir..
Hem Ateist ler Darwin teorimine gereğinden fazla önem vererek en baştan 1-0 yenik düşüyorlar..
Karşı taraf ise insan gözü kulağı vs gibi bilgileri bunların özelliklerini ayetler ile karıştırıp ortaya sürüyor bundan nemalanıyor..
Siz kuran saçma bile olsa kainata bakıp bu muhteşem oluşumun mutlaka bir yaratıcısı vardır diyorsunuz.Böyle olunca Kuran'ın saçmalıklarını gözünüz görmüyor...
Öyleyse ne diyoruz özet olarak...Darwin konusuna çok girmemek lazım.Böyle yaptıkça daha fazla kişi dinden uzaklaşacağına yaklaşıyor..
Da Vinci
07-09-2008, 14:17
Evrim teorisinin doğru olması tabiki tanrının varolmadığını kanıtlamaz. Ama burada "tanrı" ile ne kastedildiği önemlidir? Eğer bu tanrı canlıların tek tek kendi yarattığını söylüyorsa veya ilk insanın özel olarak kendi tarafından yaratıldığını söylüyorsa o tanrının varolmadığı yönünde ciddi bir delildir evrimin gerçekliği.
serüvenci
07-09-2008, 15:40
volkantr,
ben tanrı olsaydım gibi cümleler çok yanlış bir yaklaşımdır. bu senin tanrıyı gördüğüne göre değişir tabii ki. eğer tanrıyı sonsuz güç akıl ve bilgi sahibi olarak görüyorsan yaklaşımın yanlıştır. çünkü böyle bir tanrı tanımlamasını ortaya koyup insan gibi düşünüp davranranmasını beklemek doğru değildir. diğer taraftan tanrıyı panteist yaklaşımla herşey de mevcut bir tanrı olarak tanımlıyorsan bu durumda tanrıyı bir madde ve enerji olarak tanımlamış olursun ki bu tanrının önce maddeye bağlı olarak oluşup oluşmadığı sorusu ortaya çıkar. eğer maddeye bağlı olarak ortaya çıktıysa neden tek bir tanrıdan söz edilebileceği sorusuna yöneliriz. diğer bir yaklaşım olarak panenteist yaklaşımı tercih edersen yani hem kendini enerji olarak herşeyde bulunduran hem de başka bir mekanda ayrı bir bilinç sahibi olarak görürsen bu noktada yaratılış kavramına doğru ilerlersin ki sen bunu kabul etmiyorsun.
evrim tanrının varlığına delil olabilir mi sorusuna yanıt "da vinci"nin belrttiği gibidir. ama evrim maddenin dönüşümünü yansıtan bir durum olduğu ve materyalist yaklaşımı bir yönüyle desteklediği için tanrının var olmadığını kanıtlayıcı kaynakların dışında yardımcı bir kaynak olarak görülebilir.
saygılarımla.
çakırcalı
07-09-2008, 15:41
Evrim teorisinin doğruluğu, tanrının var olmadığını kanıtlamaz tabii ki. Ancak tanrının varlığı kanıtlanmadığı müddetçe de onun varlığına inanmak, akla aykırıdır. Tanrının yaratılış sebebine bağlı kalmaktır. İnsanoğlu tanrıyı hangi amaçla ve hangi psikolojik etkenler sonucu yarattıysa, aynı olguların bilinçaltındaki varlığının korunduğunu ifade eder tanrı inancı. Çağdaş hukuk normlarında da aslolan, bir şeyin yokluğu değil, varlığı kanıtlanabilir. Yokluğun kanıtlanması da, varlığına yönelik ileri sürülen kanıtların çürütülmesiyle mümkün olabilir ancak. Ki, tanrının varlığına yönelik ileri sürülen tüm sözde kanıtlar, bilim tarafından çürütülmüş ve hala da çürütülmektedir zaten.
Eğer evrim teorisi ispatlanırsa;ki asla ispatlanacağına inanmıyorum, tanrının varlığı diye bir şey kalmaz.Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir ve bu durumda yaratıcının bir rolü yoktur!
Ama değil canlılığın,bir proteinin bile kendiliğinden olaşamayacağına, şu an bu yazıyı okuyor olduğumuzdan çok daha eminsek,evrim teorisi baştan çökmüş demektir...saygılar..
tensiz.denek
07-09-2008, 15:53
Eğer evrim teorisi ispatlanırsa;ki asla ispatlanacağına inanmıyorum, tanrının varlığı diye bir şey kalmaz.Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir ve bu durumda yaratıcının bir rolü yoktur!
Ama değil canlılığın,bir proteinin bile kendiliğinden olaşamayacağına, şu an bu yazıyı okuyor olduğumuzdan çok daha eminsek,evrim teorisi baştan çökmüş demektir...saygılar..
Yaratılışçıların temel yanılgısı, vaka 1, 5, ve 6
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=122228&postcount=18
tensiz.denek
07-09-2008, 15:56
Bilim, tanrı'nın varolduğunu veya olmadığını kanıtlayamaz.
Bilim anca tanrının sözde gönderidiği kitapların içinde yazılanları test edebilir.
1) "Evrim teorisi hayatın ilk olarak nasıl başladığını açıklamaya çalışır" yanlışı
Evrim teorisi hayatın ilk olarak nasıl başladığını açıklamaktan ziyade ilk olarak ortaya çıkan canlıların zaman içinde nasıl evrim geçirdiklerini anlatmaya çalışır. İlk hayatın nasıl ortaya çıktığını araştıran bilim adamları da vardır ve çalıştıkları bilim dalına abiogenesis (organikolmayandanbaşlangıç) denir.
Bir çeşit kıvırma taktiği :)
Evrim teorisinin konuşulup tartışılabilir hale gelmesi için canlılığın tesadüfen oluşunun ispatlanması gerekir,,bunda anlaşılmayan ne var _?
Ve canlılığın tesadüfen oluşması ihtimali matematikte imkansız dan da öte!!!
Bu demek ki İlk canlılığı yaratan bir yaratıcı vardır en azından bunu kabul edin!
Hee uzaylardan bir yerlerden birileri gelip canlılığı başlatmış olabilir mi diyorsunuz_?
Teorilerinizde başarılar dilerim...
tensiz.denek
07-09-2008, 16:19
Bir çeşit kıvırma taktiği :)
Evrim teorisinin konuşulup tartışılabilir hale gelmesi için canlılığın tesadüfen oluşunun ispatlanması gerekir,,bunda anlaşılmayan ne var _?
Ve canlılığın tesadüfen oluşması ihtimali matematikte imkansız dan da öte!!!
Bu demek ki İlk canlılığı yaratan bir yaratıcı vardır en azından bunu kabul edin!
Hee uzaylardan bir yerlerden birileri gelip canlılığı başlatmış olabilir mi diyorsunuz_?
Teorilerinizde başarılar dilerim...
Bilime kıvırtma diyenini de ilk defa duyuyorum. Günlerdir bu kadar gülmemiştim, teşekkürler.
Afedersiniz ama kendinizi daha fazla rencide etmek istemiyorsanız, evrim teorisi hakkındaki cehaletinizi gideriniz. İlk önce doğru, alanında uzman ve bilimsel kaynaklardan teorinin neden bahsettiğini okuyun, anlayın, sonra isterseniz gelin tartışalım.
Evrim teorisi hakkında emin ol en azından seninle tartışabilecek kadar bilgi birikimi ve kapasitem var hiç merak etme;)
Evrim teorisini anlamak için biyolog olmaya gerek yok sanırım değil mi_?
Ben mantık arıyorum teoride ve neresinden tutarsam elimde kalıyor neden acaba_?
Sanırım yeterince zeki değilim ondandır,siz biliyorsunuz her şeyi değil mi_?
Ve canlılığın tesadüfen oluşması ihtimali matematikte imkansız dan da öte!!!
Bu demek ki İlk canlılığı yaratan bir yaratıcı vardır en azından bunu kabul edin!
Bu yaratıcının tesadüfen oluşabilme olasılıgı nedir. Canlılıgın tesadüfen oluşabilme olasılıgı ile karşılaştırabilir misiniz. Bu olasılıgı matematiksel olarak degerlendirebilmeniz mümkün mü.
saygılarımla
Ve canlılığın tesadüfen oluşması ihtimali matematikte imkansız dan da öte!!!
Bu demek ki İlk canlılığı yaratan bir yaratıcı vardır en azından bunu kabul edin!
Bu yaratıcının tesadüfen oluşabilme olasılıgı nedir. Canlılıgın tesadüfen oluşabilme olasılıgı ile karşılaştırabilir misiniz. Bu olasılıgı matematiksel olarak degerlendirebilmeniz mümkün mü.
saygılarımla
İşte burda inanç devreye giriyor.Yaratıcı yaratılmamıştır.Bütün semavi dinler bu görüştedir.
İnançlar tartışılmaz,inanılır.
Tartışılan şey ise bilimdir.
Eğer evrim teorisi bir bilimse kesin olarak ispatlanana kadar tartışılır.
Eğer siz evrim teorisi de bizim inancımız,canlılığın ilk oluşumunu ispatlayamıyoruz ama ona inanıyoruz derseniz işte o zaman bilimden çıkmış olursunuz.Nüfus kağıdınıza dini kısım yerine '' evrimci'' yazdırabilirsiniz.Saygılar..
tensiz.denek
07-09-2008, 16:57
Evrim teorisi hakkında emin ol en azından seninle tartışabilecek kadar bilgi birikimi ve kapasitem var hiç merak etme;)
Üzgünüm size inanmıyorum.
Önceki mesajınızda "Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir" dediniz. Bana bu düşüncenizin referansını gösterin lütfen.
Evrim teorisini anlamak için biyolog olmaya gerek yok sanırım değil mi_?
Hayır gerek yok, mantıklı düşünebilen herkez teorinin neden bahsettiğini anlayabilir.
Ben mantık arıyorum teoride ve neresinden tutarsam elimde kalıyor neden acaba_?
Kulbu yanlış tutuyor olabilir misiniz? Nerelerinden tutuyorsunuz da elinizde kalıyor?
Sanırım yeterince zeki değilim ondandır,siz biliyorsunuz her şeyi değil mi_?
Öyle bir iddiam hiçbir zaman olmadı
İnançlar tartışılmaz,inanılır.
Şayet inançları tartışmasaydık, bu site de olmazdı, bizler de olmazdık. İnançlar tartışılmasaydı bu sitede gün aşırı başlıklar açılmaz ve "ben de artık inançsızlıgı seçtim, dinlere inanmıyorum " diyen iletiler yer almazdı. Bu site bu kavramı tartışabildigi için bu kadar yogunluk kazandı ve ilgi gördü.
Tanışalım başlıgındaki iletilere bir göz gezdirin. Bu iletilerin tamamı inançlarını sorgulayarak dinleri reddeden insanların iletileri.
Aklınızı kullanabiliyorsanız inanç bir yere kadar sizi götürebilir, ondan sonrasını zorladıgınız an geleceginiz durak tanışalım başlıgı olur ve yeni bir hayata bakışın deklerasyonu olur.
saygılarımla
Üzgünüm size inanmıyorum.
Önceki mesajınızda "Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir" dediniz. Bana bu düşüncenizin referansını gösterin lütfen.
Hayır gerek yok, mantıklı düşünebilen herkez teorinin neden bahsettiğini anlayabilir.
Kulbu yanlış tutuyor olabilir misiniz? Nerelerinden tutuyorsunuz da elinizde kalıyor?
Öyle bir iddiam hiçbir zaman olmadı
Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir"
Bence gayet açık sadece farklı bir şekilde dile getirdim.Evrim teorisini salt canlıların birbirlerinden çoğalıp değişime uğrayarak çeşitlenmesi şeklinde açıklarsanız k bakmayın ama sadece kendinizi ve bu ''dine'' inanmak isteyenleri kandırırsınız.
Nedir evrim teorisi arkadaşım he_?
Deniliyor ki canlılık ''bir şekilde'' oluştu ve bugünkü türler bu canlılığın değişime uğrayak ortaya çıkmıştır öyle mi_?
İlkokul çocukları bile inanmaz buna.
Tekrar ediyorum evrim teorisinin tartışılabilecek noktaya gelebilmesi için,önce canlılığın,ilk hücrenin nasıl oluştuğunun cevabı verilmeli!!
Ve bu cevabı kimse veremiyo ve veremeyecek çünkü bilimde bu ''imkansız''dan da öte bir kavram! Yani teori batan çökmüştür anlaşılmayacak bir şey yok!!
Diyorsun ki canlı yaşam birden bire hop diye ortaya çıkamaz.Evet ama inandığın tanrı hop diye nasıl ortaya çıkmış?Sence hangisinin kendiliğinden var olması daha kolay?
Ya da şöyle sorayım.Şu anda yazını yazdığın bilgisayarın kendiliğinden ortaya çıkma ihtimali bir tanrının kendiliğinden var olma ihtimalinden daha mı zor?
tensiz.denek
07-09-2008, 17:54
Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir"
Bence gayet açık sadece farklı bir şekilde dile getirdim.Evrim teorisini salt canlıların birbirlerinden çoğalıp değişime uğrayarak çeşitlenmesi şeklinde açıklarsanız k bakmayın ama sadece kendinizi ve bu ''dine'' inanmak isteyenleri kandırırsınız.
Beyfendi/Hanımefendi
Yeldeğirmenine saldırıyorsunuz.
Bana evrim teorisinin ilk canlının ortaya çıkışına açıklamaya çalıştığına dair bir referans veremediniz.
Cahilliğiniz göz kamaştırıyor.
Evrim teorisi hayatın nasıl başladığını açıklamaz. Zaten başlamış olan hayatın nasıl çeşitlendiğini açıklar.
Hala inanmıyorsanız kaynak: http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html
Hayatın başlangıcı evrimi alakadar etmez. Yapmadığı açıklamayı "yapmıyor işte" diyerek tüm evrim teorisini yalanlıyorsunuz.
Hayatın ilk nasıl başladığını anlatmaya çalışan başka bilim dalları var. Yüklenecekseniz ona yüklenin evrim teorisine değil.
Nedir evrim teorisi arkadaşım he_?
Deniliyor ki canlılık ''bir şekilde'' oluştu ve bugünkü türler bu canlılığın değişime uğrayak ortaya çıkmıştır öyle mi_?
Kabaca evet.
İlkokul çocukları bile inanmaz buna.
İlkokul çocukları etraflarındaki insanlar neye inanırlarsa ona inanırlar.
Tekrar ediyorum evrim teorisinin tartışılabilecek noktaya gelebilmesi için,önce canlılığın,ilk hücrenin nasıl oluştuğunun cevabı verilmeli!!
Ve bu cevabı kimse veremiyo ve veremeyecek çünkü bilimde bu ''imkansız''dan da öte bir kavram! Yani teori batan çökmüştür anlaşılmayacak bir şey yok!!
Saçmalıyorsunuz ve düşüncenizde mantık yok.
Tanrı hakkında bizim aklımız onu kavrayama yetmez.Biz ona inanırız,çünkü imanın en önemli şartı bu!
Bizim bunu dünya hayatında ispatlama şansımız yok,öyle bir iddiamız da yok zaten!
İddiası olan evrim teorisini savunanlar.Ellerinde imkan yok mu neden ispatlayamıyorlar_?
Proteinin nasıl işlediği,nelerden oluştuğunu biliyorsunuz ve gözlemliyorsunuz değil mi_?
E o zaman aynısından bir tane yapın da iman edelim size ve teorinize _?!
Beyfendi/Hanımefendi
Yeldeğirmenine saldırıyorsunuz.
Bana evrim teorisinin ilk canlının ortaya çıkışına açıklamaya çalıştığına dair bir referans veremediniz.
Cahilliğiniz göz kamaştırıyor.
Evrim teorisi hayatın nasıl başladığını açıklamaz. Zaten başlamış olan hayatın nasıl çeşitlendiğini açıklar.
Hala inanmıyorsanız kaynak: http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html
Hayatın başlangıcı evrimi alakadar etmez. Yapmadığı açıklamayı "yapmıyor işte" diyerek tüm evrim teorisini yalanlıyorsunuz.
Hayatın ilk nasıl başladığını anlatmaya çalışan başka bilim dalları var. Yüklenecekseniz ona yüklenin evrim teorisine değil.
Kabaca evet.
İlkokul çocukları etraflarındaki insanlar neye inanırlarsa ona inanırlar.
Saçmalıyorsunuz ve düşüncenizde mantık yok.
Hayatın ilk nasıl başladığını anlatmaya çalışan başka bilim dalları var. Yüklenecekseniz ona yüklenin evrim teorisine değil.
Anlamak istemiyorsunuz beni heralde.Ben o hayatı açıklamaya çalışan bilim dallarına bakıyorum ve bir sonuç GÖREMİYORUM!
Evrim teorisi de o hayatı açıklamaya çalışan bilime dayanıyor.Eğer o bilim hayatı açıklayamıyorsa,ki açıklayamıyor, o zaman sizin evrim teoriniz de o dayandığınız biliminın çaresizliği sayesinde çöküyor!!
Aslında abeste iştigal ediyoruz bu tartışmanın sonu yok...
En’am 6/109: . Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah'a and içtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?
serüvenci
07-09-2008, 18:18
kısırdöngüye çevirmişsiniz konuyu. biraz da ortaya bilgi kırıntıları serpiştirseniz fena olmaz.
saygılarımla.
tensiz.denek
07-09-2008, 18:52
Hayatın ilk nasıl başladığını anlatmaya çalışan başka bilim dalları var. Yüklenecekseniz ona yüklenin evrim teorisine değil.
Anlamak istemiyorsunuz beni heralde.Ben o hayatı açıklamaya çalışan bilim dallarına bakıyorum ve bir sonuç GÖREMİYORUM!
O bilim dalına abiogenesis denir. Oturup çevirmeyeceğim size,
http://www.talkorigins.org/faqs/abioprob/abioprob.html
Bu sayfada iddialarınız referanslarıyla anlatılıyor. O bahsettiğiniz istatistiksel/ matematiksel hesaplamalara da cevap var. Bilgilenmek istiyorsanız, buyrun okuyun. Dana ne sonuç istiyorsunuz? Etrafınızdaki insanların söylediklerine inanamadan önce okuyunuz. bol bol okuyunuz. Kutsal kitabınızda da öncelikle bahsedildiği gibi. Lütfen
Evrim teorisi de o hayatı açıklamaya çalışan bilime dayanıyor.Eğer o bilim hayatı açıklayamıyorsa,ki açıklayamıyor, o zaman sizin evrim teoriniz de o dayandığınız biliminın çaresizliği sayesinde çöküyor!!
Beyfendi/Hanımefendi, yerçekimi teorisini açıklamak için nasıl yerçekimi teorisinin, atom teorisine ihtiyacı yoksa, evrim teorisini açıklamak için de evrim teorisinin hayatın nasıl başladığını açıklamasına gerek yok. Teoriler birbirinden bağımsız açıklanabilir.
Aslında abeste iştigal ediyoruz bu tartışmanın sonu yok...
En’am 6/109: . Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah'a and içtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?
Bu ayetin burada işi ne? Mucize'nin bu tartışmada ne alaka?
O bilim dalına abiogenesis denir. Oturup çevirmeyeceğim size,
http://www.talkorigins.org/faqs/abioprob/abioprob.html
Bu sayfada iddialarınız referanslarıyla anlatılıyor. O bahsettiğiniz istatistiksel/ matematiksel hesaplamalara da cevap var. Bilgilenmek istiyorsanız, buyrun okuyun. Dana ne sonuç istiyorsunuz? Etrafınızdaki insanların söylediklerine inanamadan önce okuyunuz. bol bol okuyunuz. Kutsal kitabınızda da öncelikle bahsedildiği gibi. Lütfen
Beyfendi/Hanımefendi, yerçekimi teorisini açıklamak için nasıl yerçekimi teorisinin, atom teorisine ihtiyacı yoksa, evrim teorisini açıklamak için de evrim teorisinin hayatın nasıl başladığını açıklamasına gerek yok. Teoriler birbirinden bağımsız açıklanabilir.
Bu ayetin burada işi ne? Mucize'nin bu tartışmada ne alaka?
Evet iftardan sonra tekrar beraberiz...:=)
Verdiğiniz linki inceledim.Zaten daha önceden o siteyi incelemiştim.
Linkte vurgulanan şey basit diyorki,efendim creationist arkadaşlar bizi yanlış anlıyor.Tabi bakteri vs birdenbire oluşmuyo.Orda şema da vermiş bunla alakalı.Simple chemicals dan direk bakteria olmuyomuşmuş,arada aşamalar varmış en sonunda bir bakteri oluyormuş felan uzuyup gidiyor.
Ben dediğim gibi bir biyolog fln değilim ama mantığımızı ve verilen bilgileri kullanarak çıkarımlar yapabliriz.
İndergenemez komplesklılik diye bir kavram var mutlaka biliyorsunuzdur.Bu kavrama biraz cevap vermek istemişler ama verememiş olacaklar ki bugün benim bildiğim evrimciler bu oluşumu açıklayamıyorlar,sadece varsayımlar var ortada ve bunların hiçbir bilimselliği yok.Kısacası hayatın kökeni cansız maddelerin birleşmesiyle oluştuğu tezi bilim camiasında kabul görmüyor.Biyolog değilim ama bijolojı dersi gördük lisede ve bijolojinin temel kurallarından biri şudur: Hayat hayattan gelir. Var mı daha ötesi_?
Beyfendi/Hanımefendi, yerçekimi teorisini açıklamak için nasıl yerçekimi teorisinin, atom teorisine ihtiyacı yoksa, evrim teorisini açıklamak için de evrim teorisinin hayatın nasıl başladığını açıklamasına gerek yok. Teoriler birbirinden bağımsız açıklanabilir.
Öncelikle beyfendi demekte bir sakınca yok,adım kenan.
Yukarda verdiğiniz örnekle benim savunduğum olay farklı.O bahsettiğiniz teoriler birbiriyle alakasızdır orda sorun yok.Ama evrim teorisi ile hayatın kökenini inceleyen bilim birbirine bağlıdır.Daha doğrusu evrim teorisi bu bilime muhtaçtır.Eğer bu bilim canlılığın tesadüfen oluşabileceğini ispat ederse,ki edememiştir, o zaman evrim teorisi çok büyük yara alır ve inandırıcılığı kalmaz.Canlılık evrim geçirdi diyorsunuz her şey bir hücrenin kendiliğinden oluşmasıyla başladı,,ama ortada kendiliğinden olıuşan bir hücre yok! Bu hücreyi biri yaratmış.Ve bu yaradan da bize kuranda insanı doğrudan yarattım diyor.Kuran ile evrim teorisi çelişir.Evrim teorisinin ispatı demek, dinin çok büyük bir şekılde yara alması demek olur.Tabiki bütün bunlar olmayacak,ne evrim teorisi ispatlanabilecek ne de din yara alacak..
Ayeti neden yazdığımı sormuşsunuz.O ayeti yazdım çünkü allah kuranda kullarına sesleniyor,onlara apaçık mucize göstersen de inanmak istemedikten sonra inanmazlar,ne yaparsanız yapın nafile...Ben de ne yaparsam yapıyım sizi bu çürük teoriden vazgeçirmeyi başaramam çünkü siz buna bağlanmışsınız,ama sorun şu ki bilimde böyle bir bağnazlığa yer yok...Bilim ilerledikçe bu evrim teorisi çöpe atılacak ve gelecek nesillerin alay konusu olacak,,ahh ahh yaşayıp görmek isterdim o günleri:)
Bir insan neden oluşur?
Organlardan oluşur
Organlar neden oluşur?
Dokulardan oluşur.
Dokular neden oluşur?
Hücrelerden oluşur.
Hücreler neden oluşur?
Hücre zarı ,sitoplazma ve çekirdekten oluşur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCcre
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/hucre/01.html
''Canlılık evrim geçirdi diyorsunuz her şey bir hücrenin kendiliğinden oluşmasıyla başladı,,ama ortada kendiliğinden olıuşan bir hücre yok! Bu hücreyi biri yaratmış.Ve bu yaradan da bize kuranda insanı doğrudan yarattım'' kenny
Hücreyimi yarattı?
İnsanımı yarattı?
Hücre doku olmadan organ olmaz,organlar olmadan da insan olmaz.
Peki, şimdi Allah bir kulunun canını alıyor,ama o kulda organ bağışında bulunmuş ve karaciğerini alıp başka bir insana naklediyoruz.
Ne oldu şimdi kul öldü ama o kulun organı ve hücreleri yaşamaya devam ediyor.
Kan nakli var ,kalp nakli var ,böbrek nakli var ,yaradılışçı arkadaşlar organ bağışını ve kan transfüzyonlarını nasıl açıklayacaklar acaba?
Kısacası hayatın kökeni cansız maddelerin birleşmesiyle oluştuğu tezi bilim camiasında kabul görmüyor
İlgiinç, bilimin atomlar haricinde bir temel söyledigine nerede rastladınız. Herşey atomlar temelinde incelenir ve atomlara ve elementlere indirgenir. Canlılarda atomun haricinde bir yapı var mı. Atomların haricinde yani cansız maddenin haricinde bir temel var mı. Varsa bizi bilgilendirin.
Bilim camiasında kabul gören nedir . Hangi bilim dergisi ol dedim oldu savını ciddiye almıştır, örnekleyebilir misiniz.
Kuranın tanrıdan vahy olduguna dair şahitleriniz var mıdır. Muhammedin vahy aldıgına şahit olan, gören bilen var mıdır. Kuranı ondan başka dile getiren ya da ona vahy edildigine şahit olan var mıdır.
Dediklerinizin tamamının yüzyılların spekülasyonu oldugunun farkında mısınız.
Bugün canlılıgı tam olarak açıklayamıyorsak, ki böyledir; bu açıklamayı Allah yaptı diye durduracak halimiz yok. Daha iyisini bulana, ögrenene kadar araştıracagız. Farkında mısınız Allah yaptı dediginiz an bilimsel araştırma biter. Sizin de amacınız bu herhalde.
Sizin olmasa bile tüm dinlerin amacı budur. Sormayan, sorgulamayan, itaat eden, isyan etmeyen kullar yetiştirmek.
Sahi siz kendinizi kul olarak görüyorsunuz degil mi. :eek:
saygılarımla
tensiz.denek
07-09-2008, 21:38
İndergenemez komplesklılik diye bir kavram var mutlaka biliyorsunuzdur.Bu kavrama biraz cevap vermek istemişler ama verememiş olacaklar ki bugün benim bildiğim evrimciler bu oluşumu açıklayamıyorlar,sadece varsayımlar var ortada ve bunların hiçbir bilimselliği yok.
İndirgenemez komplekslik dediğiniz kuramın bugün cevap verilememiş bir sorusu daha yok. Bunların birkaçına cevap için şu videoyu izleyebilirsiniz. daha önce bu sitede linki verilmiştisanırım gerçi.
http://blip.tv/file/1155795 39'.45" e bir göz atın
Bunların hiçbir bilimselliği olmadığı doğru değil. Yerçekimi kadar bilimsel bulgular bunlar.
Kısacası hayatın kökeni cansız maddelerin birleşmesiyle oluştuğu tezi bilim camiasında kabul görmüyor.
Doğru değil beyfendi, http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html (http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html)(bu linki kaçıncı kez vveriyorum bilmiyorum neden yetmiyor)
Biyolog değilim ama bijolojı dersi gördük lisede ve bijolojinin temel kurallarından biri şudur: Hayat hayattan gelir. Var mı daha ötesi_?
Hayatın ötesi varmı bilmiyorum. Lisede size öğrettikleri yanlış demiyorum. Ama ben olsam, şüpheci yaklaşırdım. Lise dersleri gençlerin anlaması için mümkün olduğunca basitleştirilmiştir.
Abiogenesis bir gerçektir. Abiogenesin bir kere olması biogenesisle canlıların türemesi için yeterlidir. Yinede evrim bu konuyla ilgilenmez.
Ama evrim teorisi ile hayatın kökenini inceleyen bilim birbirine bağlıdır.Daha doğrusu evrim teorisi bu bilime muhtaçtır.
Doğru değil beyfendi. Evrim teorisi "canlıların nasıl evrileştiğini" açıklamaya çalışır. "canlıların nasıl oluştuğunu"değil. Canlıların evrimleşmesi için canlıların olması gerekir ki bunu evrim açıklamaz. Yani benim önce verdiğim örnekler gibi, birbiriyle ilişkili fakat doğru olması için birbirine muhtaç olan teoriler değildir bunlar.
Eğer bu bilim canlılığın tesadüfen oluşabileceğini ispat ederse,ki edememiştir, o zaman evrim teorisi çok büyük yara alır ve inandırıcılığı kalmaz.Canlılık evrim geçirdi diyorsunuz her şey bir hücrenin kendiliğinden oluşmasıyla başladı,,ama ortada kendiliğinden olıuşan bir hücre yok!
Evet beyfendi, çünkü bu ilk oluşan hücrenin soyu tükenmiştir. Nasıl bilim adamları yoktan soyu tükenmiş bir yaratığı canlandıramıyorlarsa, ilk canlıyı da tekrar canlandıramazlar. Ayrıca hiçkimsenin canlıların teasdüfen oluştuğunu söyleyecek kadar akılsız olduğunu sanmıyorum, bunu söyleyen ancak evrimbilimcilerin söylediklerini yanlış yorumlamış birisi olabilir.
Bu hücreyi biri yaratmış.Ve bu yaradan da bize kuranda insanı doğrudan yarattım diyor.Kuran ile evrim teorisi çelişir.Evrim teorisinin ispatı demek, dinin çok büyük bir şekılde yara alması demek olur.Tabiki bütün bunlar olmayacak,ne evrim teorisi ispatlanabilecek ne de din yara alacak..
Buraya kadar yaptığınız yanlış yorumlar ve değerlendirmelerle bu sonuca gelmeniz beklenmedik birşey değil. Lütfen düşüncelerinizi tekrar gözden geçiriniz. Kanıtlanamayan birşey bilimsel olamaz. Tanrının ilk canlıyı "yarattığını", "yoktan var ettiğini" kanıtlayamazsınız. Tanrının kendisi bilimsel değildir.
Ayeti neden yazdığımı sormuşsunuz.O ayeti yazdım çünkü allah kuranda kullarına sesleniyor,onlara apaçık mucize göstersen de inanmak istemedikten sonra inanmazlar,ne yaparsanız yapın nafile...Ben de ne yaparsam yapıyım sizi bu çürük teoriden vazgeçirmeyi başaramam çünkü siz buna bağlanmışsınız,ama sorun şu ki bilimde böyle bir bağnazlığa yer yok...Bilim ilerledikçe bu evrim teorisi çöpe atılacak ve gelecek nesillerin alay konusu olacak,,ahh ahh yaşayıp görmek isterdim o günleri:)
Size inandığınız şeylerin mucize olmadığının mucizesini gösteriyorum. Ve sanırım ne yapsamda nafile.
Teravihden sonra tekrar beraberiz.Arkadaşlar teker tker gelin ayıb oluyo:)
nese yetişebildiğimiz kadarıyla cvplamaya çalışalım..
Bir insan neden oluşur?
Organlardan oluşur
Organlar neden oluşur?
Dokulardan oluşur.
Dokular neden oluşur?
Hücrelerden oluşur.
Hücreler neden oluşur?
Hücre zarı ,sitoplazma ve çekirdekten oluşur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCcre
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/hucre/01.html
''Canlılık evrim geçirdi diyorsunuz her şey bir hücrenin kendiliğinden oluşmasıyla başladı,,ama ortada kendiliğinden olıuşan bir hücre yok! Bu hücreyi biri yaratmış.Ve bu yaradan da bize kuranda insanı doğrudan yarattım'' kenny
Hücreyimi yarattı?
İnsanımı yarattı?
Hücre doku olmadan organ olmaz,organlar olmadan da insan olmaz.
Peki, şimdi Allah bir kulunun canını alıyor,ama o kulda organ bağışında bulunmuş ve karaciğerini alıp başka bir insana naklediyoruz.
Ne oldu şimdi kul öldü ama o kulun organı ve hücreleri yaşamaya devam ediyor.
Kan nakli var ,kalp nakli var ,böbrek nakli var ,yaradılışçı arkadaşlar organ bağışını ve kan transfüzyonlarını nasıl açıklayacaklar acaba?
Allah hücreyi de insanı da yarattı.Burda demek istediğimi yanlış anlamayın,hücreyi yarattı insan ve canlılığı yaratmak için...
Yukarda verdiğin organ bağış örnekleri ise umarım gerçekten düşünerek verdiğin örnekler değildir...Bir insanın kalbini alıp bir başkasına monte etmekle ne değişir söyleyebilir misin_? Ölen artık ölmüştür istersen artık onun bütün organlarını başka bir canlıya monte et, ölen abbas yolcudur arkadaşım ona yapacak bir şey yok.
Kısacası hayatın kökeni cansız maddelerin birleşmesiyle oluştuğu tezi bilim camiasında kabul görmüyor
İlgiinç, bilimin atomlar haricinde bir temel söyledigine nerede rastladınız. Herşey atomlar temelinde incelenir ve atomlara ve elementlere indirgenir. Canlılarda atomun haricinde bir yapı var mı. Atomların haricinde yani cansız maddenin haricinde bir temel var mı. Varsa bizi bilgilendirin.
Bilim camiasında kabul gören nedir . Hangi bilim dergisi ol dedim oldu savını ciddiye almıştır, örnekleyebilir misiniz.
Kuranın tanrıdan vahy olduguna dair şahitleriniz var mıdır. Muhammedin vahy aldıgına şahit olan, gören bilen var mıdır. Kuranı ondan başka dile getiren ya da ona vahy edildigine şahit olan var mıdır.
Dediklerinizin tamamının yüzyılların spekülasyonu oldugunun farkında mısınız.
Bugün canlılıgı tam olarak açıklayamıyorsak, ki böyledir; bu açıklamayı Allah yaptı diye durduracak halimiz yok. Daha iyisini bulana, ögrenene kadar araştıracagız. Farkında mısınız Allah yaptı dediginiz an bilimsel araştırma biter. Sizin de amacınız bu herhalde.
Sizin olmasa bile tüm dinlerin amacı budur. Sormayan, sorgulamayan, itaat eden, isyan etmeyen kullar yetiştirmek.
Sahi siz kendinizi kul olarak görüyorsunuz degil mi. :eek:
saygılarımla
Her şey atomlarla incelenir yani atomdan başka bir yapı yok diyorsunuz öyle mi_? Atomun yapısı günümüz biliminde büyük bir sırdır ve enejiden oluştuğu söylenmektedir.Birkaç gün sonra isviçredeki deneyde adamların amacı enerjiden nasıl madde oluşacağını araştırmaktır.Big bang i hatırlatırım...Enerjiden madde haline geçişi..
Bilim camiasında allahın varlığını kanıtlayamazsınız zaten,kimse yaratılışçı düşünce gerçektir,araştırma yapmaktan vazgeçelim demesini beklemiyor bilim adamlarının.Aksine kuran bilimi teşvik etmiştir..
Siz canlılığı araştırmaya devam edin umarım birkaç bin yıl sonra bulursunuz!
Din, bilimi Allah'ın yaratma sanatındaki detaylara ulaşmada bir yol olarak benimser ve bu nedenle bilimi teşvik eder. Umulur ki anlaşılmıştır...
Sayın kenny
E=mc^2, formül bu. Tanrı da bu. Ben sadece atomların canlı olup olmadıklarını sordum size. Canlı diyorsanız gösterin, cansız diyorsanız yukarıda yazdıklarınızı hatırlatıyorum.
Sizce enerji canlılık mıdır, ya da canlılık nedir.
Atom ve atom altı parçacıkların haricinde elimizde somut bir olgu var mıdır.
saygılarımla
İndirgenemez komplekslik dediğiniz kuramın bugün cevap verilememiş bir sorusu daha yok. Bunların birkaçına cevap için şu videoyu izleyebilirsiniz. daha önce bu sitede linki verilmiştisanırım gerçi.
http://blip.tv/file/1155795 39'.45" e bir göz atın
Bunların hiçbir bilimselliği olmadığı doğru değil. Yerçekimi kadar bilimsel bulgular bunlar.
Doğru değil beyfendi, http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html (http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html)(bu linki kaçıncı kez vveriyorum bilmiyorum neden yetmiyor)
Hayatın ötesi varmı bilmiyorum. Lisede size öğrettikleri yanlış demiyorum. Ama ben olsam, şüpheci yaklaşırdım. Lise dersleri gençlerin anlaması için mümkün olduğunca basitleştirilmiştir.
Abiogenesis bir gerçektir. Abiogenesin bir kere olması biogenesisle canlıların türemesi için yeterlidir. Yinede evrim bu konuyla ilgilenmez.
Doğru değil beyfendi. Evrim teorisi "canlıların nasıl evrileştiğini" açıklamaya çalışır. "canlıların nasıl oluştuğunu"değil. Canlıların evrimleşmesi için canlıların olması gerekir ki bunu evrim açıklamaz. Yani benim önce verdiğim örnekler gibi, birbiriyle ilişkili fakat doğru olması için birbirine muhtaç olan teoriler değildir bunlar.
Evet beyfendi, çünkü bu ilk oluşan hücrenin soyu tükenmiştir. Nasıl bilim adamları yoktan soyu tükenmiş bir yaratığı canlandıramıyorlarsa, ilk canlıyı da tekrar canlandıramazlar. Ayrıca hiçkimsenin canlıların teasdüfen oluştuğunu söyleyecek kadar akılsız olduğunu sanmıyorum, bunu söyleyen ancak evrimbilimcilerin söylediklerini yanlış yorumlamış birisi olabilir.
Buraya kadar yaptığınız yanlış yorumlar ve değerlendirmelerle bu sonuca gelmeniz beklenmedik birşey değil. Lütfen düşüncelerinizi tekrar gözden geçiriniz. Kanıtlanamayan birşey bilimsel olamaz. Tanrının ilk canlıyı "yarattığını", "yoktan var ettiğini" kanıtlayamazsınız. Tanrının kendisi bilimsel değildir.
Size inandığınız şeylerin mucize olmadığının mucizesini gösteriyorum. Ve sanırım ne yapsamda nafile.
Evet beyfendi, çünkü bu ilk oluşan hücrenin soyu tükenmiştir. Nasıl bilim adamları yoktan soyu tükenmiş bir yaratığı canlandıramıyorlarsa, ilk canlıyı da tekrar canlandıramazlar. Ayrıca hiçkimsenin canlıların teasdüfen oluştuğunu söyleyecek kadar akılsız olduğunu sanmıyorum, bunu söyleyen ancak evrimbilimcilerin söylediklerini yanlış yorumlamış birisi olabilir.
Bu hücrenin soyunun tükendiğini,onu geçtim oluştuğunu hangi bilimsel veriye dayanarak söylüyorsunuz merak ettim doğrusu_? Hücrenin komplex yapısını açıklayamıyorsunun ve olsa olsa basit bir hücre olmalı ve bu da günümüzdeki hüccreyi oluşturmuş olmalı_? Daha ne gibi hikayeler var merak ettim doğrusu.Uzaydan sonra bu da en sevdiğim ikinci teori oldu canlılığın ortaya çıkışı hakkında :) Hayal gücünüz çok geniş, hayranlık duydum doğrusu:)
Bir evrimci siteden çok hoşuma giden alıntıyı yapmadan edemiyecem bunun üzerine:)
İlk hücre nasıl yaşmaya başladı veya ilk canlılık nasıl oluştu? Bu soruların cevabını asla verilemez, ancak nasıl başlamış olabileceğini gösterebiliriz.
Bunun için, ilk şartların sağlanması gerekir, bunla
- Ilık ortam
- Su
- Enerji
- Gerekli atomlar(Hidrojen(H),Oksijen(O),Azot(N),Karbon(C),F osfor(P)
Atomlar ultraviyole ışınları ve şimşeklerle bombardıman edilince iki tür parça oluşur
- kalıcı, dengeli parçalar (çok ender)
- dengesiz, kararsız parçalar( trilyonlarca)
sonuçta organik maddelerce zengin bir çorba oluşur, ve bu çorbada daha henüz canlılar oluşmadığı için bunlar tüketilmez.
<SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold"><B>Unutmayalım, bunlar hiçbir zaman kanıtlanmaz, ancak bunların olmuş olabileceğini gösterebiliyoruz. Yani bu deneyle ne olduğunu değil, ne olmuş olabileceğini gösteriyoruz.
http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html
Sayın kenny
E=mc^2, formül bu. Tanrı da bu. Ben sadece atomların canlı olup olmadıklarını sordum size. Canlı diyorsanız gösterin, cansız diyorsanız yukarıda yazdıklarınızı hatırlatıyorum.
Sizce enerji canlılık mıdır, ya da canlılık nedir.
Atom ve atom altı parçacıkların haricinde elimizde somut bir olgu var mıdır.
saygılarımla
Canlı ,canlılık nedir_? Bunu bana sormana gerek yok,tanımları artık kesin olarak ortaya konmuş kavramlardır bunlar.Kaynak istersen:
Canlı, organize olan ve bu organize karakteri sayesinde de kendi devamını sağlayabilendir. Kendiliğinden çeşitli kimyasal tepkimeleri gerçekleştiren, bu tepkimeler sayesinde yapı taşlarını kendisi oluşturabilen veya gerektiğinde bunları yıkabilen, üreyebilen, içinde bulunduğu koşullardan haber alabilen ve bunlara karşı tepkiler oluşturabilen ve en önemlisi de, bunların hepsini yapabilmek için mutlaka enerjiye ihtiyaç duyan her şey "canlıdır".
Canlıların kabul gören 3 temel ayırt edici özelliği;
(1) beslenme, (2) üreme ve (3) etraflarında olup bitenden haberdar olma (duyumsama) olarak sayılır. Bunların hepsinin temelinde ise, bir enerji gereksinimi vardır. Örneğin; bazı kristallerin de kendi kendilerine büyüdükleri bilinmektedir. Ancak gelişmek, üremek ve diğer her şey için, canlılar mutlaka enerjiye ihtiyaç duyarlar.
Çeşitli yaşamsal fonksiyonların ortaya çıkması, canlıların doğal yapısal özelliklerinin bir sonucudur. Örneğin beslenme, hücrenin canlı yapısının devamı ve işlevlerini yerine getirebilmesi için gerekli olarak ortaya çıkmıştır.
Dünya üzerinde bulunan tüm canlılar, DNA ve/veya RNA olarak bilinen nükleik asitleri (http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/canlilar/sozluk.htm#nukleik) taşırlar. Bu moleküller, yeni bir neslin meydana getirilebilmesi için gerekli olan bilgiyi depolar. Cansız varlıklarda ise, kendiliğinden çoğalma (üreme) söz konusu olmadığı için, bu tip bir bilginin depolanma gereksinimi de yoktur.
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/canlilar/canli_nedir.htm
Bu tanımdan atom ve atom altı parçacıklarının canlı olmadığını anlayabiliriz,ben değil bilim söylüyor bunu..
Atom ve atom altı parçacıkların haricinde elimizde somut bir olgu var mıdır.
Ben bir fizikçi değilim ama bu konulara bir sosyal bilimci olarak biraz ilgi gösteriyorum.Bildiğim kadarıyla atomun yapısı tam olarak keşfedilememiş büyük bir sır.Kendi etrafında dönen enrjiden oluştuğu sanılıyor ama daha çözülmüş değil.Atomu geçtim daha bir hücrenin bile tam olarak keşfi yapılmamışken onu oluşturan atomların nasıl oluştuklarını bilimden istemek şu aşamada biraz haksızlık olur..
tensiz.denek
07-09-2008, 23:16
Hücrenin komplex yapısını açıklayamıyorsunun ve olsa olsa basit bir hücre olmalı ve bu da günümüzdeki hüccreyi oluşturmuş olmalı_? Daha ne gibi hikayeler var merak ettim doğrusu.
Rahmetli Galileo'nun anlattıkları da dinleyenlere hikaye gibi gelmişti. Tarih tekerrür ediyor ne yazıkki.
Rahmetli Galileo'nun anlattıkları da dinleyenlere hikaye gibi gelmişti. Tarih tekerrür ediyor ne yazıkki.
''Rahmetli'' Galileo teorisini ispatlamıştı yanılıyor muyum_? Ama çevresinde bilimden nasibini almış topluluk olmadığı için ona inanan olmamış olabilir.
Ama bugün bilime gereken önemi veren insanlardan oluşan bir dünyada yaşıyoruz.Varsa iddian çık ispatla,kimse ispatladığın şey yüzünden seni yargılamaz merak etme..
''Rahmetli'' galileo "Dünya dönüyor" sözlerini kullanmadan Dünya'nın döndüğünü anlatma ustalığını göstermiştir bildiğim kadarıyla.
Yani onun sözlerinde, yok şöyle olabilir,yok böyle olmalı gibi kıvıran cevaplar yoktur zaten bilimde bu ifadelere yer yoktur.Bu dediklerimden sonra evrimcilerin aşağıdaki sözlerini bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum.
İlk hücre nasıl yaşmaya başladı veya ilk canlılık nasıl oluştu? Bu soruların cevabını asla verilemez, ancak nasıl başlamış olabileceğini gösterebiliriz
tensiz.denek
08-09-2008, 01:21
Yani onun sözlerinde, yok şöyle olabilir,yok böyle olmalı gibi kıvıran cevaplar yoktur zaten bilimde bu ifadelere yer yoktur.Bu dediklerimden sonra evrimcilerin aşağıdaki sözlerini bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum.
İlk hücre nasıl yaşmaya başladı veya ilk canlılık nasıl oluştu? Bu soruların cevabını asla verilemez, ancak nasıl başlamış olabileceğini gösterebiliriz
Abiogenesis bir hurafe değildir. Abiogenesis hakkında birçok bilinmeyenin olduğu doğrudur ama bu bilinmeyenleri araştırmak bilimin görevidir ve araştırma yapmak, olasılıklara dayanarak sonuçları yayınlamak bilimi geçersiz kılmaz. Bu sonuçları, düşünceleri yine bilimin kendisi geçersiz kılacaktır, bunun için uğraşmanıza gerek yok.
Bilim adamları belkide dünyadaki en şüpheci insanlardır. Güneşin parladığından bile şüphe duyabilirler rahatlıkla. Şüphe duymak, bazı konularda şüphelerinin olmak, bazı soruların cevaplarının bulunamayacağı anlamına gelmez.
Bence bir evrimciden aldığınızı söylediğiniz cümlede bir yanlış kelime var. Kaynağını gösteriniz lütfen. Bir evrimbilimci yaşamın nasıl başlamış olabileceğini göstermeye çalışmaz. Eğer bunu söylediyse bir evrimbilimci olarak söylememiştir.
(her kim söylemişse) O cümlede sanırım vurgulanmak istenen "olasılık" kelimesidir. İstatistiğin bilimdeki önemi tartışılamaz. Bir bilim adamı hiçbir zaman bir kalemin masanın üzerinde durmasından bahsetmez, kalemin masanın üzerinde durma ihtimalinden bahseder. Buna kıvırma diyorsanız buyrun deyin, kimse darılmayacaktır.
Örnek vermek gerekirse. Bir elektronun hiçbir zaman nerede olduğu ve hızı aynı anda bilinmez. Bir olasılığın anca verilen zamanda nerede olma ihtimalinin yüksek olduğu söylenebilir, bunlara orbirtal denir. "bir elektronun yerini bile bilemiyor bilim adamları" diyerek atom teorisini çürütemezsiniz.
Geçmişe dönüp bakacağımız bir zaman makinesi yok, elimizdeki malzemelerle deneyler yapıyoruz ve anlamaya çalışıyoruz. Verilen cevaplar kıvırma değildir. Araştırmalardır.
Biz hala big bang 'in nasıl olduğunu tam olarak bilmiyoruz, tahminler üzerine konuşuyoruz. Big bang hakkında yapılan tahminler bir sıkıntı çekmiyorsunuz yaşamın başlangıcı hakkında sıkıntı neden çekiyorsunuz?
evrensel-insan
08-09-2008, 03:50
Saygideger kenny;
Bilimde onemli olan, bugun "tatmin olmak" ve arastirmaya devam etmektir. Bilim, insanoglu yasadikca da devam edecektir. Bilimin "sonu" olmaz.
Birgun bilim sana "ben artik yoruldum, bulacagim bu kadar, bundan sonra artik birsey bulma umidi tasimiyorum" demedikce, tum sorular, bugune kadar bilinenlerin temelinde cevaplanacaktir.
O yuzden, bugun bilimin cevaplayamadigi, sorulari sormanin ne bir anlami var; ne de bu sorulara cevapsizlik-hangi donemde ve temelde olursa olsun-bir yaraticinin varligi anlamina gelmez.
Ustelik, tanri gibi soyut seylerin temeli varlik degil; inanctir. Inanc ta bir sezgi ve duyumdur. Sezen ve duyan inanir, sezmeyen ve duymayan inanmaz. O yuzden, tanri konusu bir varlik konusu degil; bir inanc konusudur. Bu da tartismaya acik degildir. Inanan da, inanmayanda, biribirine bunu ispat edemez.
Bugunun sinirinin anlami bilimde, epistemoloji dir. Epistemoloji de, bir anlamda, devam eden, suregelen, v.s. demektir. Bitmis, sonlanmis, sonuclanmis v.s. degil.
Bilim, tanrinin var olmadigini kanitlamakla ugrasmaz, boyle bir amaci ve girisimi de yoktur. Bilim, seyleri arastirmayi, gozlem ve deneyi, bu temelde de teori ve pratigi one cikarir. Teorisinin de gecerliligi, hem o teorinin pratikte verdigi sonuca, hemde ayni konuda yeni bir teorinin pratikteki verecegi sonucuna baglidir. Bu bir surectir ve devamedegelmektedir.
Bilim "benim bulduklarim, bugun icin ve bugunku bilimsel gelismisligin temelinde gecerlidir ve pratikte bunu kanitlamaktadir. Yarin, yeni bir teori ortaya atilir ve bu da pratikte kanitlanirsa; o zaman eski, gecerliligini yeni veriye birakir" der.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Abiogenesis bir hurafe değildir. Abiogenesis hakkında birçok bilinmeyenin olduğu doğrudur ama bu bilinmeyenleri araştırmak bilimin görevidir ve araştırma yapmak, olasılıklara dayanarak sonuçları yayınlamak bilimi geçersiz kılmaz. Bu sonuçları, düşünceleri yine bilimin kendisi geçersiz kılacaktır, bunun için uğraşmanıza gerek yok.
Bilim adamları belkide dünyadaki en şüpheci insanlardır. Güneşin parladığından bile şüphe duyabilirler rahatlıkla. Şüphe duymak, bazı konularda şüphelerinin olmak, bazı soruların cevaplarının bulunamayacağı anlamına gelmez.
Bence bir evrimciden aldığınızı söylediğiniz cümlede bir yanlış kelime var. Kaynağını gösteriniz lütfen. Bir evrimbilimci yaşamın nasıl başlamış olabileceğini göstermeye çalışmaz. Eğer bunu söylediyse bir evrimbilimci olarak söylememiştir.
(her kim söylemişse) O cümlede sanırım vurgulanmak istenen "olasılık" kelimesidir. İstatistiğin bilimdeki önemi tartışılamaz. Bir bilim adamı hiçbir zaman bir kalemin masanın üzerinde durmasından bahsetmez, kalemin masanın üzerinde durma ihtimalinden bahseder. Buna kıvırma diyorsanız buyrun deyin, kimse darılmayacaktır.
Örnek vermek gerekirse. Bir elektronun hiçbir zaman nerede olduğu ve hızı aynı anda bilinmez. Bir olasılığın anca verilen zamanda nerede olma ihtimalinin yüksek olduğu söylenebilir, bunlara orbirtal denir. "bir elektronun yerini bile bilemiyor bilim adamları" diyerek atom teorisini çürütemezsiniz.
Geçmişe dönüp bakacağımız bir zaman makinesi yok, elimizdeki malzemelerle deneyler yapıyoruz ve anlamaya çalışıyoruz. Verilen cevaplar kıvırma değildir. Araştırmalardır.
Biz hala big bang 'in nasıl olduğunu tam olarak bilmiyoruz, tahminler üzerine konuşuyoruz. Big bang hakkında yapılan tahminler bir sıkıntı çekmiyorsunuz yaşamın başlangıcı hakkında sıkıntı neden çekiyorsunuz?
Evet tekrar beraberiz..:)
Bilinmeyenleri araştırmak bilimin görevidir aksini iddia eden yok zaten.Ben aslında bir yandan seviniyorum evrimci bilim adamları var diye.Sağolsunlar baya aydınlatıyorlar bizi,,zamanı gelince kendi kendilerini yenmeleri lazım ama hiçbir zaman bunu kabul edeceklerini sanmıyorum,inkar etmek isteyene nabarsan yap kabul ettiremezsin bazı şeyleri...
Bilim adamları belkide dünyadaki en şüpheci insanlardır. Güneşin parladığından bile şüphe duyabilirler rahatlıkla. Şüphe duymak, bazı konularda şüphelerinin olmak, bazı soruların cevaplarının bulunamayacağı anlamına gelmez.
Bir bilim adamı hiçbir zaman bir kalemin masanın üzerinde durmasından bahsetmez, kalemin masanın üzerinde durma ihtimalinden bahseder. Buna kıvırma diyorsanız buyrun deyin, kimse darılmayacaktır.
Bence demagoji yapmazsak da realiteler üzerinden konuşsak daha sağlıklı olur.Ben de biliyorum bilimin her şeye şüpheci yaklaşması gerektiğini.O mantıktan gidersek süt ak mı kara mı diye de tartışabiliriz.Bu ise bilimden ziyade felsefenin kapısını açar bize,,aşağıdaki linkte bununla ilgili bilgi alabilirsin. http://www.ahmetdemir.com/14.html
Bence bir evrimciden aldığınızı söylediğiniz cümlede bir yanlış kelime var. Kaynağını gösteriniz lütfen. Bir evrimbilimci yaşamın nasıl başlamış olabileceğini göstermeye çalışmaz. Eğer bunu söylediyse bir evrimbilimci olarak söylememiştir.
http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html (http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html)
Saygideger kenny;
Bilimde onemli olan, bugun "tatmin olmak" ve arastirmaya devam etmektir. Bilim, insanoglu yasadikca da devam edecektir. Bilimin "sonu" olmaz.
Birgun bilim sana "ben artik yoruldum, bulacagim bu kadar, bundan sonra artik birsey bulma umidi tasimiyorum" demedikce, tum sorular, bugune kadar bilinenlerin temelinde cevaplanacaktir.
O yuzden, bugun bilimin cevaplayamadigi, sorulari sormanin ne bir anlami var; ne de bu sorulara cevapsizlik-hangi donemde ve temelde olursa olsun-bir yaraticinin varligi anlamina gelmez.
Ustelik, tanri gibi soyut seylerin temeli varlik degil; inanctir. Inanc ta bir sezgi ve duyumdur. Sezen ve duyan inanir, sezmeyen ve duymayan inanmaz. O yuzden, tanri konusu bir varlik konusu degil; bir inanc konusudur. Bu da tartismaya acik degildir. Inanan da, inanmayanda, biribirine bunu ispat edemez.
Bugunun sinirinin anlami bilimde, epistemoloji dir. Epistemoloji de, bir anlamda, devam eden, suregelen, v.s. demektir. Bitmis, sonlanmis, sonuclanmis v.s. degil.
Bilim, tanrinin var olmadigini kanitlamakla ugrasmaz, boyle bir amaci ve girisimi de yoktur. Bilim, seyleri arastirmayi, gozlem ve deneyi, bu temelde de teori ve pratigi one cikarir. Teorisinin de gecerliligi, hem o teorinin pratikte verdigi sonuca, hemde ayni konuda yeni bir teorinin pratikteki verecegi sonucuna baglidir. Bu bir surectir ve devamedegelmektedir.
Bilim "benim bulduklarim, bugun icin ve bugunku bilimsel gelismisligin temelinde gecerlidir ve pratikte bunu kanitlamaktadir. Yarin, yeni bir teori ortaya atilir ve bu da pratikte kanitlanirsa; o zaman eski, gecerliligini yeni veriye birakir" der.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Yukarda verdiğim cevabı sen de üstüne alınabilirsin,saygılar...
evrensel-insan
08-09-2008, 13:29
Saygideger kenny;
Yukarda verdiğim cevabı sen de üstüne alınabilirsin,saygılar... kenny
Ben, yukarida verdigin cevapta "ustume alinabilecek" bir bir yan bulamadim. Ustelik, benim dusunce tarzim; seyleri, ustune degil, yanina alir. Yan yana koyarki, seyler biribiriyle kesismesin. Biri digerinin altinda kaybolmasin. Hepsi gozuksun.
Sana, ilginc bir yanasim daha. Diyelim, bilim birgun " biz, teorimizi, deneyledik ve gozlemledik, elimizdeki verilere gore, tanri bu, bu da ispati" dese bile, bilim bitmeyecek ve devam edecektir.
Cunku, bilimin, amaci sonlamak degil; bulmaktir. Bilimin, en buyuk ozelligi, bildigini veya tahmin ettigini veya varsaydigini ispat icin, yola cikmak degil; yola cikip deney-gozlem-teori-pratik yoluyla ortaya veriler koymak, bu konan verileri kullanarak tekrar, deney-gozlem-teori-pratik yoluyla, yeni verilere ulasmak, ve bu sureci suresiz uygulamak.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger kenny;
Yukarda verdiğim cevabı sen de üstüne alınabilirsin,saygılar... kenny
Ben, yukarida verdigin cevapta "ustume alinabilecek" bir bir yan bulamadim. Ustelik, benim dusunce tarzim; seyleri, ustune degil, yanina alir. Yan yana koyarki, seyler biribiriyle kesismesin. Biri digerinin altinda kaybolmasin. Hepsi gozuksun.
Sana, ilginc bir yanasim daha. Diyelim, bilim birgun " biz, teorimizi, deneyledik ve gozlemledik, elimizdeki verilere gore, tanri bu, bu da ispati" dese bile, bilim bitmeyecek ve devam edecektir.
Cunku, bilimin, amaci sonlamak degil; bulmaktir. Bilimin, en buyuk ozelligi, bildigini veya tahmin ettigini veya varsaydigini ispat icin, yola cikmak degil; yola cikip deney-gozlem-teori-pratik yoluyla ortaya veriler koymak, bu konan verileri kullanarak tekrar, deney-gozlem-teori-pratik yoluyla, yeni verilere ulasmak, ve bu sureci suresiz uygulamak.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bilinmeyenleri araştırmak bilimin görevidir aksini iddia eden yok zaten.Ben aslında bir yandan seviniyorum evrimci bilim adamları var diye.Sağolsunlar baya aydınlatıyorlar bizi,,zamanı gelince kendi kendilerini yenmeleri lazım ama hiçbir zaman bunu kabul edeceklerini sanmıyorum,inkar etmek isteyene nabarsan yap kabul ettiremezsin bazı şeyleri...
Yazımın bu kısmını üstüne,pardon yanına alınabilirdin...Neyse tekrar cvplıyım..
Bilime saygı duyuyoruz ve onun ilerlemesini istiyoruz bunda şüphe yok.
Ama evrim teorisinin bilime dayandırarak açıklama çabaları tatmin edici neticeler vermiyor doğrusu.
Benim bildiğim bilim,ortada bir gözlem deney vs olur ve neden bu böyle oluyor diye araştırır,objektiftir.Evrim teorisinde ise herhangi bir gözlem veya deney yoktur ki bilimsel bir değeri olsun.Çoğunluğu aldatmadan ibaret olan birtakım deliller gösterilir ama bu delillerin yanlışlığı ne kadar ispatlansa bile bu uğurda çaba harcamaktan vazgeçilmez.Olmayan bir şey arkasından koşuyorsunuz. Ama kime konuşuyorum ne kadar ispatlansa da evrimin yanlışlığı vazgeçmeyeceksiniz bundan da malesef eminim...
çakırcalı
08-09-2008, 14:22
Sayın Kenny, Yukarda verdiğin linkten kısa bir alıntı yaptım. Ahmet Demir adlı bu muhterem zatın bu muhteşem tesbitleri(?)ne bir iki cümleyle cevap vermek isterim:
"Materyalistlerin anlama güçlüğünü göz önünde bulundurarak, konuyu bir örnekle açalım. Politzer'in otobüs kazası örneğini ele alalım. Bu kazada, otobüsün altında ezilen kişinin beş duyu organından beynine giden sinirler, bir başka insanın, örneğin (eğer bugün yaşasa) George Politzer'in beynine paralel bir bağlantıyla bağlansa, kazadaki kişiye otobüs çarptığı anda, o sırada evinde oturmakta olan Politzer'e de otobüs çarpacaktır. Daha doğrusu, kazadaki adam zihninde kendisine otobüsün çarptığına ilişkin ses, görüntü, sertlik hislerini almaya başladığı anda, bu hislerin tamamını, bir müzik teybine bağlanan iki ayrı kolondan aynı şarkının dinlenmesine benzer biçimde, Politzer de almaya başlayacaktır.
Politzer de otobüsün korna ve fren sesini, otobüsün metallerinin vücuduna değmesini, çarpma şiddetini, kırık kol, akan kan ve koşuşan insan görüntülerini, kırık ağrılarını, akan kanın sıcaklığını, hastane koridorlarını ve ameliyathaneye sokuluşunun görüntülerini, yapılan iğnenin acısını, alçının sertliğini, kolunun güçsüzlüğünü, bu durumun günlerce sürüşünü hissedecek, görecek ve yaşayacaktır.
Kazadaki adamın sinirleri kaç kişiye bağlansa bunların hepsi, aynı Politzer gibi, kazayı başından sonuna kadar yaşayacaktır. Kazadaki adam komaya girse, hepsi komaya girecektir.
Peki o halde, hangisine çarpan otobüs gerçektir? Materyalist felsefenin bu soruya verebileceği çelişkisiz bir cevap yoktur.
Doğru cevap, hepsinin trafik kazasını kendi zihinlerinde tüm ayrıntılarıyla yaşadığıdır. Bir trafik kazasına ait tüm duyuları, otobüsün sesini, sertliğini, görüntüsünü, kırık acılarını, hastaneyi, alçıyı, kolunu oynatamamasını hepsi hissettiğine ve yaşadığına göre, trafik kazasını hepsi yaşamıştır.
Hatta, söz konusu trafik kazasına ait algıların tümü (ses, görüntü, sertlik, koku, tat) bir cihaza kaydedilse ve bu algılar sürekli başa alınarak bir başka kişiye, örneğin Rennan Pekünlü'ye verilse, Rennan Pekünlü'ye de defalarca otobüs çarpacaktır.
Pasta, taşa tekme atma ve tokat örnekleri için de durum aynıdır.
Pasta yiyince karnında pastanın şişliğini ve tokluğunu hisseden Engels'in (eğer bugün yaşasa) duyu organlarına ait sinirler paralel olarak Rennan Pekünlü'nün beynine bağlansa, Engels pasta yediği anda Rennan Pekünlü de pasta yiyecektir. Engels'in karnı doyduğu anda Rennan Pekünlü de doyacaktır. Hangisinin yediği pasta gerçek pastadır? Hangisinin karnı doymuştur? Materyalist felsefenin buna vereceği her cevap çelişkili olacaktır.
Taşa tekme atınca ayağı acıyan materyalist Johnson'ın (eğer bugün yaşasa) ayağından, gözünden, kulağından beynine giden sinirler Rennan Pekünlü'ye bağlansa Rennan Pekünlü de taşa vuracak ve canı acıyacaktır. Johnson'ın tekme attığı taş mı, yoksa Rennan Pekünlü'nün tekme attığı taş mı gerçektir? Materyalist felsefe buna çelişkisiz bir cevap veremez.
Doğru ve çelişkisiz cevap şudur: hem Engels hem Rennan Pekünlü pastayı kendi zihinlerinde yiyip doymuşlardır. Yine hem Johnson hem Rennan Pekünlü taşa tekme atış anını kendi zihinlerinde tüm detaylarıyla yaşamışlardır.
Hepsi birbirinin aynı olan E-5 örneği, otobüs örneği, tokat örneği, taşa vurma örneği, pasta örneği, son derece tutarsız ve ilkel mantıklardır."
Sözkonusu deneyler yapılabilecek olsa;
1- Beyne giden sinirler aracılığıyla birbirlerine irtibatlandırılan insanlar (diyelim 10 kişi) aynı hisleri hissedebilecek olsalar da, otobüs çarpması olayında otobüsün çarptığı kişi dışındaki diğer 9 kişide de "kemik kırılması," "doku kaybı", "kan kaybı" olacak mı? Dolayısıyla "Kazadaki adam komaya girse, hepsi girecektir" sözü hangi dayanakla sarfedilmektedir. Burada beynin-düşüncenin vücut üzerindeki etkilerinden; örneğin, alınan acı bir haber sonucu kalp krizi, beyin kanaması, tansiyon düşmesi veya yükselmesi vb. olaylardan bahsedilmiyor; düpedüz "madde"nin vücut üzerindeki etkilerinden bahsediliyor. Tıpkı tanrının varlığına inanmak gibi, yapılmamış bir deney ve bu sözde deneyin sözde sonuçlarına bu inanç nereden geliyor?
2- Pasta olayında da, pastayı yiyen kişinin karnının doyduğu ve tokluk hissettiği söyleniyor. Pastayı yiyenle, diğer 9 kişinin "vücut ölçüleri" aynı mıdır? Bir diğerinin dişinin kovuğunu doldurmayacak "miktar"daki pastanın 10 kişiye de aynı etkiyi yapacağından nasıl emin olabiliyorsunuz. Diğer 9 kişiden "şeker hastası" olan biri, şeker komasına girecek midir? Ya da çölyak hastası olan bir diğeri, tokluk hissi yerine zehirlenme belirtisi gösterecek midir? Ya da yutak problemi olan biri, diğerinin kendisine göre yeterince çiğnememesi sonucu boğulacak mıdır? Ya da kolit hastası olan bir diğer neler yaşayacaktır? Karnı tıka basa dolu olan bir diğeri, fazladan yediği pasta (düşüncesiyle) çatlayacak mıdır?
3- Taşa tekme olayında, taşa tekme atmayan diğer 9 kişinin de ayak baş parmakları; ya da osteogenesis imperfecta (cam kemik) hastası olan birinin tüm ayak ve hatta belki bacak kemikleri kırılacak mıdır?
"Materyalist felsefe, buna çelişkisiz cevap veremez"miş. İler tutar yanı yok ki cevap da verilemeyecek yanı olsun bu iddiaların. Yapılan sözde deneylerin ahiret inancınızdan zerrece farkı yok, neyine cevap verilsin bunların?
14 yaşında bilime merak saldım ve tanrının olmadığını anladım. O zamanlar özellikle "renk" olgusunu merak ederdim. Özellikle Politzer'in bir örneğinden yola çıkarak, "fiziksel" bir müdaheleye maruz kalmadığı halde, hiç kullanılmayan bir ayakkabının mesela rengi neden solar? diye düşünürdüm ve fotonların varlığını öğrendim. "Herkes bir rengi, aynı renkte mi görüyor?" derdim. Renk körlüğü olgusuyla tanışınca sorularıma daha net cevaplar verme şansım oldu. Bir renk körünün, ağacın bana göre "yeşil" yapraklarını yine bana göre "kırmızı" görüyor olması, "ağacın ve yapraklarının" varlığını etkilemez. Sadece kişinin ona verdiği anlamı etkiler.
Ahiret senaryolarıyla bir yere varamazsınız sayın Kenny! Savunduğunuz iddia ve karşı çıkışların akılla, bilimle alakası yok. Aslında var olmasına var ama onu da sizler kabul etmiyorsunuz: Psikolojiyle!
tensiz.denek
08-09-2008, 14:35
Evet tekrar beraberiz..:)
Bilinmeyenleri araştırmak bilimin görevidir aksini iddia eden yok zaten.Ben aslında bir yandan seviniyorum evrimci bilim adamları var diye.Sağolsunlar baya aydınlatıyorlar bizi,,zamanı gelince kendi kendilerini yenmeleri lazım ama hiçbir zaman bunu kabul edeceklerini sanmıyorum,inkar etmek isteyene nabarsan yap kabul ettiremezsin bazı şeyleri...
İşte size kendini dünyanın merkezine koyan birisi daha.
Bence demagoji yapmazsak da realiteler üzerinden konuşsak daha sağlıklı olur.Ben de biliyorum bilimin her şeye şüpheci yaklaşması gerektiğini.O mantıktan gidersek süt ak mı kara mı diye de tartışabiliriz.Bu ise bilimden ziyade felsefenin kapısını açar bize,,aşağıdaki linkte bununla ilgili bilgi alabilirsin. http://www.ahmetdemir.com/14.html
Yolladığınız linkte yazanların konumuzla uzakan yakından alakası yok. Gerçeklere gerçek olmayan gözlüklerle bakmanız çok ironik. Harun Yahya ne kadar bilimi kullanrak evrim teorisini çürütmeye çalışan bir insansa, Ahmet Demir de felsefeyi kullanarak baştan çökertemeye çalışan başka bir insan.
Beyfendi bilim ile felsefeyi birbirine karıştırmayınız.
Bence bir evrimciden aldığınızı söylediğiniz cümlede bir yanlış kelime var. Kaynağını gösteriniz lütfen. Bir evrimbilimci yaşamın nasıl başlamış olabileceğini göstermeye çalışmaz. Eğer bunu söylediyse bir evrimbilimci olarak söylememiştir.
http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html (http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html)
Beyfendi verdiğiniz kaynak sizin için kaynak olabilir çünkü reklamlarla dolu bir internet sayfasında biri uğraşıp yazmıştır. Ama ne benim için ne de mantıklı düşünebilen şüpheci bir insan bu sayfa bir kaynak olamaz.
1) Kimin yazdığı belli değil
2) Kimin yayınladığı belli değil
3) Orada yazan bilginin nereden alındığı belli değil.
Kısacası bu sayfa bir kaynak olamaz.
Bunca mesajdan sonra hakkınızda çıkardığım analiz kafanızın karışık olduğudur. İnandığınız şeyleri savunmak için mantıksızca nette dolaşarak bilgilenmeye çalışıyorsunuz. Bunun için tek bir kaynak size yeterli geliyor. Lütfen bilimadamlarının metodları hakkında bilgilenini, bir evrimbilimcinin kitabını elinize alın okuyun. Sonra sizinle evrim teorisini tartışalım.
Yukarda verilen otobüs ve pasta örneğini iyi anlayıp idrak etmenizi öneririm. Öncelikle şunu açıklığa kavuşturalım, yukardaki örneklerde maddenin vücut üzerinde etkisinden bahsediyo demek eksik kalır. Burda vurgulanan nokta, maddenin insan zihninde nasıl algılandığıdır.
Hepimizin bildiği üzere bizim dış dünya ile ilgili bütün algılarımız beynimizde anlam kazanır. Mesela sen bir nesneye dokunduğunda bunu hissediyorum ne alaksı var beyinle diyemezsin.Dokunduğun nesnedeki elektronlar derinle temas eder ve derindeki mekanizma bunu beyne bildirir. Göz de aynı şekildedir,beyin olmadan anlamsızdır,diğer organlarımız gibi.
Birine araba çarptığı zaman onda oluşan hasar diğer kişilerde oluşmayabilir ama burda vurgulanmak istenen şey o değil. Kişi kendine araba çarpmadığı halde, beyne giden sinyaler dolayısıyla araba çarpmış gibi oluyor.
Pasta örneğine gelince,herkesin bünyesi eşit değil tabi ki.Yazarın orda anlatmak istediği yenilen pastadan sonra kişinin beynine iletilen elektronlar onun pasta yediği hissi uyandırmasına neden olmaktadır. Yani ortada pasta olmadığı halde o adam pasta yemiştir,vurgulanmak istenen nokta bu,,umarım açıklayıcı olmuştur.
Savunduğunuz iddia ve karşı çıkışların akılla, bilimle alakası yok.
Eğer yukardaki iddiamdan bahsediyorsanız bence bir kez daha düşünün.Belki bugünün teknolojisiyle olabilecek bir şey değil ama mantıklı ve bilimsel bir iddia. Ve sizin evrim teorisinden çok daha akla uygun,,saygılar..
tensiz.denek
08-09-2008, 14:48
Evrim teorisinde ise herhangi bir gözlem veya deney yoktur ki bilimsel bir değeri olsun.
Yanılıyorsunuz. Gözlem ve deney vardır.
Yine big bang örneğini vereceğim. Big bang'i tekrar yaratamayız, onu anlamaya çalışmak için o günkü koşulları simüle eden deneyler yapabiliriz bknz 2 gün sonra CERN de yapılacak deney
Güneşin çekirdeğindeki nükleer reaksiyonları tekrar yaratamayız, onu anlamaya çalışmak için füzyon reaktörlerinde çalışmalar yapabiliriz
Evrimi anlamak için soyu tükenmiş canlıları yeniden yaratamayız, onların fosillerine bakarak geçirdikleri değişimleri görebiliriz.
Bunlar birbirinden farklı değildir.
Sadece fosilleri gözlemlemek size yetmiyorsa beyfendi biraz fazla kibirlisiniz. Deney istiyorsanız illaki, yüzyıl gibi kısa bir zaman içinde evrimleştiği kanıtlanan canlılar mevcuttur. kaynak istiyorsanız gösteririm.
Çoğunluğu aldatmadan ibaret olan birtakım deliller gösterilir ama bu delillerin yanlışlığı ne kadar ispatlansa bile bu uğurda çaba harcamaktan vazgeçilmez.Olmayan bir şey arkasından koşuyorsunuz. Ama kime konuşuyorum ne kadar ispatlansa da evrimin yanlışlığı vazgeçmeyeceksiniz bundan da malesef eminim...
Evrimin yanlış olduğunun bir ispatı yoktur beyfendi.
İnsan din öğrenmek için balıkçıya gitmez, imama gider,
Hukuk öğrenmek için manavcıya gitmez, avukata gider,
Evrim bilimini öğrenmek istiyorsanız, şarlatanlara değil, evrimbilimcilere gidin. onlar size ilk ağızdan evrimin ne demek olduğunu anlatacaklardır.
tensiz.denek
08-09-2008, 14:55
Pasta örneğine gelince,herkesin bünyesi eşit değil tabi ki.Yazarın orda anlatmak istediği yenilen pastadan sonra kişinin beynine iletilen elektronlar onun pasta yediği hissi uyandırmasına neden olmaktadır. Yani ortada pasta olmadığı halde o adam pasta yemiştir,vurgulanmak istenen nokta bu,,umarım açıklayıcı olmuştur.
Beyfendi, NE ALAKA?
Yanılıyorsunuz. Gözlem ve deney vardır.
Yine big bang örneğini vereceğim. Big bang'i tekrar yaratamayız, onu anlamaya çalışmak için o günkü koşulları simüle eden deneyler yapabiliriz bknz 2 gün sonra CERN de yapılacak deney
Güneşin çekirdeğindeki nükleer reaksiyonları tekrar yaratamayız, onu anlamaya çalışmak için füzyon reaktörlerinde çalışmalar yapabiliriz
Evrimi anlamak için soyu tükenmiş canlıları yeniden yaratamayız, onların fosillerine bakarak geçirdikleri değişimleri görebiliriz
Tamam o günün koşullarını aynen yapamıyorsunuz ama onu birnevi taklit edebiliyorsunuz oyle değil mi_?
Peki ilk hücrenin oluşmasını açıklayamıyorsunuz ve olsa olsa basit bir yapıdan türemiştir ve bu yapı da ''YOK'' olmuştur diyorsunuz.Şimdi söyleyin neye dayanarak yok olmuştur diyorsunuz, hangi kaynağa dayanarak söylüyorsunuz bunu merak ettim doğrusu.Cevabı açık, açıklayamayınca böyle bir yönteme başvurarak işin içinden çıkıyorsunuz.Bilim bunun neresinde_?
Şimdi ordan söyleyeceksiniz evrim bunla ilgilenmez diye,,peki evrim hangi aşamadan sonra ilgilenmeye başlıyor merak ettim,, molekül,atom, hücre hangisi_? Bu arada şu yüz yılda evrimleşen canlıları merak ettim doğrusu,,linkini verirseniz sevinirim.
Beyfendi, NE ALAKA?
O mesajı sizin için değil,''Çakırcalı'' ile aramızda geçen bir tartışma üzerine yazdım,,tamamını okursanız tartışmaların fena olmaz.
Burda aynı anda kaç kişiye cevap veriyom,, karıştırmış olabilirsiniz doğaldır:P
tensiz.denek
08-09-2008, 15:34
Tamam o günün koşullarını aynen yapamıyorsunuz ama onu birnevi taklit edebiliyorsunuz oyle değil mi_?
Peki ilk hücrenin oluşmasını açıklayamıyorsunuz ve olsa olsa basit bir yapıdan türemiştir ve bu yapı da ''YOK'' olmuştur diyorsunuz.Şimdi söyleyin neye dayanarak yok olmuştur diyorsunuz, hangi kaynağa dayanarak söylüyorsunuz bunu merak ettim doğrusu.Cevabı açık, açıklayamayınca böyle bir yönteme başvurarak işin içinden çıkıyorsunuz.Bilim bunun neresinde_?
Şimdi ordan söyleyeceksiniz evrim bunla ilgilenmez diye,,peki evrim hangi aşamadan sonra ilgilenmeye başlıyor merak ettim,, molekül,atom, hücre hangisi_? Bu arada şu yüz yılda evrimleşen canlıları merak ettim doğrusu,,linkini verirseniz sevinirim.
BEYFENDI SIKILDIM ARTIK AYNI ŞEYLERİ SÖYLEMEKTEN
1) EVRIM TEORISI ABIOGENESIS I AÇIKLAMAZ
EVRIM TEORISI ILK CANLI ORTAYA ÇIKTIKTAN SONRA CANLILARIN NASIL EVRIMLEŞTIKLERINI AÇIKLAR
Yapmadığı bir şeyi evrimin üzerine atmaktan vazgeçin lütfen.
2) İlk canlının YOK olduğu yerine, soyunun tükenmiş olduğunu söylemeyi tercih ederim. Abiogenesis için birçok teori var ve bütün bu teorilerin kendi etapları var. Dünyanın ilk sönemlerindeki kesin koşullar kesin olarak bilinememekte, olasılıklardan bahsediliyor, canlılığın oluşması için gerektiği düşünülen koşullar var, bol miktarda organik malzeme, kimyasal bir çorba, elektirik, ısı vs. Bunları tartışmak istiyorsanız "Abiogenesis gerçekmidir?" diye bir başlık açın orada tartışalım.
3)Merak ettiğiniz canlılardan biraz merak edip izlemiş olsaydınız size daha önce yolladığım videonun
http://blip.tv/file/1155795 110. dakikasında Ken Miller bahsediyor.
tensiz.denek
08-09-2008, 15:47
O mesajı sizin için değil,''Çakırcalı'' ile aramızda geçen bir tartışma üzerine yazdım,,tamamını okursanız tartışmaların fena olmaz.
Burda aynı anda kaç kişiye cevap veriyom,, karıştırmış olabilirsiniz doğaldır:P
Beyfendi bende takip ediyorum yazdıklarınızı.
Sinirsel iletimin evrim teorisinden daha akla yatkın olduğunu söylediniz ne alaka?
çakırcalı
08-09-2008, 16:28
Yukarda verilen otobüs ve pasta örneğini iyi anlayıp idrak etmenizi öneririm. Öncelikle şunu açıklığa kavuşturalım, yukardaki örneklerde maddenin vücut üzerinde etkisinden bahsediyo demek eksik kalır. Burda vurgulanan nokta, maddenin insan zihninde nasıl algılandığıdır.
Hepimizin bildiği üzere bizim dış dünya ile ilgili bütün algılarımız beynimizde anlam kazanır. Mesela sen bir nesneye dokunduğunda bunu hissediyorum ne alaksı var beyinle diyemezsin.Dokunduğun nesnedeki elektronlar derinle temas eder ve derindeki mekanizma bunu beyne bildirir. Göz de aynı şekildedir,beyin olmadan anlamsızdır,diğer organlarımız gibi.
Birine araba çarptığı zaman onda oluşan hasar diğer kişilerde oluşmayabilir ama burda vurgulanmak istenen şey o değil. Kişi kendine araba çarpmadığı halde, beyne giden sinyaler dolayısıyla araba çarpmış gibi oluyor.
Pasta örneğine gelince,herkesin bünyesi eşit değil tabi ki.Yazarın orda anlatmak istediği yenilen pastadan sonra kişinin beynine iletilen elektronlar onun pasta yediği hissi uyandırmasına neden olmaktadır. Yani ortada pasta olmadığı halde o adam pasta yemiştir,vurgulanmak istenen nokta bu,,umarım açıklayıcı olmuştur.
Savunduğunuz iddia ve karşı çıkışların akılla, bilimle alakası yok.
Eğer yukardaki iddiamdan bahsediyorsanız bence bir kez daha düşünün.Belki bugünün teknolojisiyle olabilecek bir şey değil ama mantıklı ve bilimsel bir iddia. Ve sizin evrim teorisinden çok daha akla uygun,,saygılar..
Sayın Kenny,
Şu verdiğiniz cevap dahi konuya ne denli yabancı ve bilgisiz olduğunuzu gösteriyor. "Görece" veya "görecelilik" gibi terimler vardır, hiç duydunuz mu? Sanırım duymuşsunuzdur. Bunları bilim reddetmiyor ki. Aksine bilim tarafından kabul edilip savunulan kavramlardır bunlar. Önceki mesajımda zaten sizin düşüncenizi bir örnekle kısaca tarif etmiştim. "Alınan acı bir haberin, kişide kalp krizi, beyin kanaması, tansiyon sorunları yaratabileceği" zaten bilim tarafından kabul ediliyor. Ama aynı acı haberin bir başka kişide hiçbir etki yapmayabileceği de bilimsel bir gerçektir. Havanın, meteorolojik anlamda bir kişiye çok soğuk etki yaratırken, diğerine sıcak veya ılık etki yaratması da hakeza. Bu ilahi bir olay değil, beynin duyulardan aldığı sinyallerle olayı-durumu algılaması ve vücuda gönderdiği sinyallerin sonucudur. Yani onlar dahi her halükarda fiziksel bir olgudur.
Oysa siz hala, ahiret senaryolarında diretiyorsunuz. Size önceki mesajımda çok açık sorular sordum. Akılcı bir cevap verebiliyor musunuz? Hayır! "Belki bugünün teknolojisiyle olabilecek bir şey değil ama mantıklı ve bilimsel bir iddia." sözleriyle "Belki bugün tanrıyı göremiyoruz, kıyameti ve ahireti yaşamıyoruz ama tanrının varlığı da, kıyamet ve ahiretin olacağı da mantıklı ve bilimsel bir iddia" diyorsunuz.
Bilimde olasılıklar dahi bilimsellik çerçevesinde değerlendirilir, dogmalarla değil.
Burada sizin tartıştığınız konu (zaten bilimsel kavramlar olan) görecelilik veya hisler değil, maddenin varlığı-yokluğu kavramlarıdır. Madde, siz olsanız da olmasanız da vardır. Siz ancak onu, içinde bulunduğunuz "şartlar" dahilinde algılar ve bir "anlam" yükleyebilirsiniz. Bu, maddenin kendindeliğine bir etki yapmaz.
Silverhand
08-09-2008, 17:31
"yüzyıl gibi kısa bir zaman içinde evrimleştiği kanıtlanan canlılar mevcuttur. kaynak istiyorsanız gösteririm." Tensiz Denek
Sn. Tensiz Denek yazılarınız gerçekten ikna edici. Bildiğinizi savunma tarzınız güçlü. Bazı şeyler üzerinde emek harcadığınız belli. Bu konu ilgimi çekiyor ve ben istiyorum vaat ettiğiniz kaynakları yazarsanız sevinirim. Saygılar.
Sayın Kenny,
Şu verdiğiniz cevap dahi konuya ne denli yabancı ve bilgisiz olduğunuzu gösteriyor. "Görece" veya "görecelilik" gibi terimler vardır, hiç duydunuz mu? Sanırım duymuşsunuzdur. Bunları bilim reddetmiyor ki. Aksine bilim tarafından kabul edilip savunulan kavramlardır bunlar. Önceki mesajımda zaten sizin düşüncenizi bir örnekle kısaca tarif etmiştim. "Alınan acı bir haberin, kişide kalp krizi, beyin kanaması, tansiyon sorunları yaratabileceği" zaten bilim tarafından kabul ediliyor. Ama aynı acı haberin bir başka kişide hiçbir etki yapmayabileceği de bilimsel bir gerçektir. Havanın, meteorolojik anlamda bir kişiye çok soğuk etki yaratırken, diğerine sıcak veya ılık etki yaratması da hakeza. Bu ilahi bir olay değil, beynin duyulardan aldığı sinyallerle olayı-durumu algılaması ve vücuda gönderdiği sinyallerin sonucudur. Yani onlar dahi her halükarda fiziksel bir olgudur.
Oysa siz hala, ahiret senaryolarında diretiyorsunuz. Size önceki mesajımda çok açık sorular sordum. Akılcı bir cevap verebiliyor musunuz? Hayır! "Belki bugünün teknolojisiyle olabilecek bir şey değil ama mantıklı ve bilimsel bir iddia." sözleriyle "Belki bugün tanrıyı göremiyoruz, kıyameti ve ahireti yaşamıyoruz ama tanrının varlığı da, kıyamet ve ahiretin olacağı da mantıklı ve bilimsel bir iddia" diyorsunuz.
Bilimde olasılıklar dahi bilimsellik çerçevesinde değerlendirilir, dogmalarla değil.
Burada sizin tartıştığınız konu (zaten bilimsel kavramlar olan) görecelilik veya hisler değil, maddenin varlığı-yokluğu kavramlarıdır. Madde, siz olsanız da olmasanız da vardır. Siz ancak onu, içinde bulunduğunuz "şartlar" dahilinde algılar ve bir "anlam" yükleyebilirsiniz. Bu, maddenin kendindeliğine bir etki yapmaz.
...Bu ilahi bir olay değil, beynin duyulardan aldığı sinyallerle olayı-durumu algılaması...
Benim verdiğim örneği ya anlamadınız ya da anlamak istemiyorsunuz.Bakın yukarda kendiniz yazmışsınız, beyin duyulardan sinyalleri algılar ve ona göre komut verir diye.Benim verdiğim örnekte ise İşte bu beyne giden sinyanleri bir labrotuar ortamında kişiye gönderebilirsek, kişi biz hangi sinyali gönderirsek beyin onu algılayacaktır ve ona göre komut verecektir.Kişiye araba çarptığı an duyu organları beyine sinyaller gönderir ve beyin farkına varır diyoruz. Labrotuvar ortamında biz bu sinyallerin aynısını bir başka kişinin beynine yönlendirebilirsek, o kişi araba çarpmadığı halde araba çarpmış gibi beyin bunu algılayacaktır ,,anlaşılmıştır umarım burası..
Belki bugünün teknolojisiyle olabilecek bir şey değil ama mantıklı ve bilimsel bir iddia." sözleriyle "Belki bugün tanrıyı göremiyoruz, kıyameti ve ahireti yaşamıyoruz ama tanrının varlığı da, kıyamet ve ahiretin olacağı da mantıklı ve bilimsel bir iddia" diyorsunuz.
Yukardaki sözlerimi ya da verdiğim örnekleri tanrıyı ahireti kanıtlamak için vermedim ki_? Sanırım yanlış anlamışsınız yazdıklarımı,,biraz daha dikkatlice okursanız doğrusunu göreceksiniz.
Bugünün teknolojisiyle kişinin beynine bizim yaptığımız ya da bir başka kişinin sinyallerini göndermemiz mümkün değil dedim ben.Ama evrim teorisinden mantıklı bir iddia çünkü gerekn teknoloji oluştuğunda bu durumu gerçekleştirmemiz mümkün,,bu yüzden mantıklı ve bilimsel bir iddia olduğunu savunuyorum.Umarım açıklayıcı olmuştur..
Beyfendi bende takip ediyorum yazdıklarınızı.
Sinirsel iletimin evrim teorisinden daha akla yatkın olduğunu söylediniz ne alaka?
Yukarda cevabını verdim ordan bakabilirsiniz.
BEYFENDI SIKILDIM ARTIK AYNI ŞEYLERİ SÖYLEMEKTEN
1) EVRIM TEORISI ABIOGENESIS I AÇIKLAMAZ
EVRIM TEORISI ILK CANLI ORTAYA ÇIKTIKTAN SONRA CANLILARIN NASIL EVRIMLEŞTIKLERINI AÇIKLAR
Yapmadığı bir şeyi evrimin üzerine atmaktan vazgeçin lütfen.
2) İlk canlının YOK olduğu yerine, soyunun tükenmiş olduğunu söylemeyi tercih ederim. Abiogenesis için birçok teori var ve bütün bu teorilerin kendi etapları var. Dünyanın ilk sönemlerindeki kesin koşullar kesin olarak bilinememekte, olasılıklardan bahsediliyor, canlılığın oluşması için gerektiği düşünülen koşullar var, bol miktarda organik malzeme, kimyasal bir çorba, elektirik, ısı vs. Bunları tartışmak istiyorsanız "Abiogenesis gerçekmidir?" diye bir başlık açın orada tartışalım.
3)Merak ettiğiniz canlılardan biraz merak edip izlemiş olsaydınız size daha önce yolladığım videonun
http://blip.tv/file/1155795 110. dakikasında Ken Miller bahsediyor.
Sayın tensiz-denek lütfen kendinizi kandırmaktan vazgeçin,,siz de biliyorsunuz ki ilk canlının oluşumu çok önemli ve eğer bilim bunu açıklayamazsa teoriniz çok ciddi bir yara alacak.Bu yüzden Miller gibi arkadaşların çalışmaları sizin evrimci propagandanızda çok önemli bir yer tutuyor, bu durumu görmezden gelemezsiniz..Neyse bu konuda ikimiz de birbirimizi tatmin edemiyecez gibi gözüküyor bu yüzden tartışmanın faydası yok.
Benim merak ettiğim soruyu cevaplandırmadınız hala.Evrim hangi aşamadan sonra devreye giriyor onu merak ettim ve tezleri neler bu süreç hakkında_?
http://www.evrimteorisi.org/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Ben daha önce ki mesajlarımda belirttiğim üzere kitaplara peygamberlere inanmiyorum Tanrı'nın varlığını ise kabul ediyorum.
Benim de mantıksız bulduğum kitaplar diyorlar ki insan Adem ve Havva 'dan oluşmuştur.Bunlar bir anda gökten inmiş sonra üreyerek çoğalmışlardır.
Bunun mantıksız olduğu zaten yapılan araştırmalar ile bulunan fosiller ile ispatlanmış.
Ancak Darwin teoriminin doğru olması Tanrı'nın varolmadığının delili olamaz.
Ben Tanrı olsaydım bu şekilde bir sistem kurardim.Yavaş yavaş tek hücreli canlılar gelişir daha büyük organizmalar ve evre evre insan oluşurdu...
Pat diye 2 kişi yaratıp ortaya atıp hadi üreyin demezdim...
Özetle bu Darwin teoremi neden bu kadar tartışılıyor birisi tesadüftür diyor birisi yok değildir diyor anlamıyorum..
Tesadüf gibi gözükse ne olur ki...
Nasıl ki bir çok bilimsel veri ayetlerin saçmalığını kanıtlıyorsa Darwin de onlardan biridir..
Hem Ateist ler Darwin teorimine gereğinden fazla önem vererek en baştan 1-0 yenik düşüyorlar..
Karşı taraf ise insan gözü kulağı vs gibi bilgileri bunların özelliklerini ayetler ile karıştırıp ortaya sürüyor bundan nemalanıyor..
Siz kuran saçma bile olsa kainata bakıp bu muhteşem oluşumun mutlaka bir yaratıcısı vardır diyorsunuz.Böyle olunca Kuran'ın saçmalıklarını gözünüz görmüyor...
Öyleyse ne diyoruz özet olarak...Darwin konusuna çok girmemek lazım.Böyle yaptıkça daha fazla kişi dinden uzaklaşacağına yaklaşıyor..
Bu konuda sana hak veriyorum volkantr..gerek burda gerek gercek hayatda allah var yok tartismasinin sonu hep islamda veya ateizmde bitiyor,sanki allahin tek sahibi islammis gibi veya araplarin allahiymis gibi,,sanki sadece araplarda allah var,,sanki onlardan baska hicbir milletin allahi yokmus gibi,,kendileri allahi hristiyanlardan örendiler simdi onlara vermiyorlar..evet allah var demekki islam dogru söylüyormus,,,hickimse islam allahdanmi yoksa allaha karsimi tartismiyor,,
tensiz.denek
09-09-2008, 00:47
Beyfendi gerçekten sıkıldım. Hala saçmalıyorsunuz.
Sayın tensiz-denek lütfen kendinizi kandırmaktan vazgeçin,,siz de biliyorsunuz ki ilk canlının oluşumu çok önemli ve eğer bilim bunu açıklayamazsa teoriniz çok ciddi bir yara alacak.
Hayır, ilk canlının nasıl oluştuğu evrimi ilgilendirmez. Evrim canlıların nasıl evrildiğini anlatır. Canlıların nasıl ortaya çıktıklarını değil. İlk canlı A şekilde veya B şekilde ortaya çıkmış olsun, evrim için farketmez. Mekanizmalarla ilgilenir, canlıların kendileriyle değil. Ama A veya B nasıl oluştu bunun hakkındaki teorileri "inançsızlıktan" kabul etmememiz evrim teorisini yalanlamaz.
Bu yüzden Miller gibi arkadaşların çalışmaları sizin evrimci propagandanızda çok önemli bir yer tutuyor, bu durumu görmezden gelemezsiniz..
Evrimcilerin evrim propagadandası yapmasının nedeni siz ve sizin gibilerin evrimi yeterince anlamadan kendi dini inaçlıklarını sorgulamamak adına teoriyi yalanlayıp mantıksız düşüncelerde aşağılamanız ve yapılan çalışmaları horgörüp çamurlamanızdır. Bilim adamları yaptıkları çalışmaları herkezin pazardan alamayacağı saygın dergilerde yayınlarlar ve gerekmedikçe reklam yapmazlar.
Neyse bu konuda ikimiz de birbirimizi tatmin edemiyecez gibi gözüküyor bu yüzden tartışmanın faydası yok.
....
Benim merak ettiğim soruyu cevaplandırmadınız hala.Evrim hangi aşamadan sonra devreye giriyor onu merak ettim ve tezleri neler bu süreç hakkında_?
Benimle dalga mı geçiyorsunuz? Daha kaç kere aynı soruyu sormak zorundasınız? Okumuyormusunuz? Okuduklarınızı anlamıyormusunuz? Birdaha sorarsanız cevap vermeyeceğim.
Evrim ilk canlı ortaya çıktıktan sonra devreye giriyor, ilk canlının oluşumuyla ilgilenmiyor.
"Süreç hakkındaki tezleri" derken neden bahsettiğinizi bilmiyorum.
Eğer evrimin nasıl çalıştığını soruyorsanız elinize herhangi bir evrimoloğun yazdığı bir kitabı alın okuyun. En iyi bilgiyi onlar verecektir. Kitap referansı isterseniz verebilirim.
tensiz.denek
09-09-2008, 01:13
"yüzyıl gibi kısa bir zaman içinde evrimleştiği kanıtlanan canlılar mevcuttur. kaynak istiyorsanız gösteririm." Tensiz Denek
Sn. Tensiz Denek yazılarınız gerçekten ikna edici. Bildiğinizi savunma tarzınız güçlü. Bazı şeyler üzerinde emek harcadığınız belli. Bu konu ilgimi çekiyor ve ben istiyorum vaat ettiğiniz kaynakları yazarsanız sevinirim. Saygılar.Sanırım naylon yiyen bakteri buna en güzel örnektir. Naylon bildiğiniz gibi endüstriel devrim sonrasında sentetik olarak petrolden üretilmiş bir maddedir. Wiki de 65 yıl önce üretildiği yazıyor.
Japon bilim adamları 1975 te bir fabrika nın naylon atıkları arasında dolaşırken bu bakterileri keşfediyorlar. İzole edip araştırmaya başladıklarında çok sık rastlanan bir bakterinin mutasyon sonucu naylonu parçalayabilme yeteneği kazandığını görüyorlar. Naylon daha önceleri yeryüzünde yoktu sadece 65 yıl bu yeni bakteri türünün ortaya çıkması için yetti.
Wiki kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Nylon_eating_bacteria
Teknik kaynak: http://www.nmsr.org/nylon.htm
Video kaynak: (3'.56") http://www.youtube.com/watch?v=7w57_P9DZJ4
tensiz denek o kadar komiksin ki yukarıdaki yazında evrim ilk canlının nasıl oluştuğu ile ilgilenmiyor ilk canlı ortaya çıktıktıktan sonraki süreçle ilgileniyor demişsin. miller'in ilk canlının nasıl oluştuğunu evrimsel süreçlerle ispatlamaya çalıştığı deneyleri ve oparinin kimyasal evrim ile ilgili çalışmalarını reddediyorsun demek ki. bunları reddetme senin düşüncen ise bir şey diyeceğim yok ancak evrimciler içerisinde ilk canlının nasıl oluştuğunu anlamaya yönelik çalışmalar yaygındır.
tensiz.denek
10-09-2008, 01:14
tensiz denek o kadar komiksin ki yukarıdaki yazında evrim ilk canlının nasıl oluştuğu ile ilgilenmiyor ilk canlı ortaya çıktıktıktan sonraki süreçle ilgileniyor demişsin. miller'in ilk canlının nasıl oluştuğunu evrimsel süreçlerle ispatlamaya çalıştığı deneyleri ve oparinin kimyasal evrim ile ilgili çalışmalarını reddediyorsun demek ki. bunları reddetme senin düşüncen ise bir şey diyeceğim yok ancak evrimciler içerisinde ilk canlının nasıl oluştuğunu anlamaya yönelik çalışmalar yaygındır.
O kadar komik oduğumu düşünmüyorum. Şüphesiz evrimbilimciler kişisel olarak ilk canlının ortaya çıkışını araştırmaya çalışıyorlar, merak uyandıran, ilginç bir konu.
Sayın berae, Miller ilk canlının nasıl orataya çalıştığını istediği şekilde ispatlamaya çalışabilir. Bunun için ister evrim'den öğrendiğimiz mekanizmaların alternatiflerini kullanır isterse kuantum fiziğinden yararlanır. Sonuçta eğer bir gün bu iki farklı olayı, ilk canlının ortaya çıkışını ve evrimleşmesini, birleştirebilecek ortak bir kuram öne sürerse ve bu bilim dünyası tarafından kabul görürse kendisi elektronik ve manyetizmayı birleştiren maxwell kadar ünlü olacaktır.
Saygılar,
volkantr
10-09-2008, 01:22
Konu Evrim teorisi doğru mudur değil midir konusuna dönmüş...
Oysa bu konunun açılış amacı Evrim teorisinin gerçek olmasının yada olmamasının bir şeyi değiştirmeyeceğidir..Konunun felsefi boyutuna girersek varolan zaten vardır.Yok olan yoktur bunlar ayrı konular.
Maalesef bu tür tartışmalar ile Adnan Hocacı'ların eline koz verilmiş oluyor...
Kabasakal'a teşekkür ediyorum beni anladığı için..
Diğer arkadaşlardan ricam ise lütfen konu başlığına uygun fikir ifade edelim..
volkantr
10-09-2008, 01:31
Bu konuda isterseniz daha faydalı konuları tartışalım...
Madem ki amaç mümkün olduğunca insanın doğmatik düşüncelere inanmasını engellemek.
Siteye adını veren Turan Dursun'un amacı da insanları bu konuda bilinçlendirmektir..
Bir strateji belirlenmesi gerekir...
Neden karşı tarafın kullandığı stratejiyi kullanmiyorsunuz...
En baştan insana kardeşim sen tesadüf eseri oluşmuş sıradan bir varlıksın.Ay önceden dünyaya yakınmış.Çekim gücü çok fazlaymış..Böyle pislikleri çekmiş çekmiş sular pislikler birbirine karışmış.O karışımdan ilk canlı hücre dizilimi olmuş.Sonra onlar evrimleşmiş maymun olmuş sen olmuşsun diyoruz..
Oysa bunun yerine muhteşem doğa hayvanlar bunların özelliklerinden bahsedilebilir...
İnsan kulağı insan gözü hepsi muhteşem...
Yazının sonunda da bütün bunlar tesadüf eseri mi oluştu yoksa tanrı mı yarattı bilemiyoruz..
Tek bildiğimiz eğer tanrı yarattıysa bu tanrının gönderdiği söylenen kitapta bu çelişkiler olmamalı...Denilir ardından Turan Dursun 'un ifade ettiği mantıksızlıklar sıralanır..
Hatta bunlar karışık da verilebilir.Yani bir göz ile ilgili makaleyi ele alalım.Muhteşem makale aralarına kitaplarda ki saçmalıklar eklenir..
Söylediğimin anlaşılması için bir örnek yazi ekliyorum..
Baykuşların seslere karşı aşırı hassas kulaklarının bulunması da dikkate değerdir . Baykuşların yüzlerinin iki yanında saç benzeri tüyler vardır ve bunlar ses dalgalarını toplayıp kulağın içine gönderirler. Bu tüyler ayrıca bir kulağı diğer kulaktan korur, böylece sağ taraftan gelen ses büyük ölçüde sağ kulak tarafından duyulur. Bunun yanında kulaklar kafada simetrik olarak yer almazlar. Biri diğerinden daha yüksektedir. Böylece baykuş sesleri super-stereo olarak dinler ve ses çıkaran canlıyı görmese dahi onun nerede olduğunu sesin kaynağına göre tam doğru olarak tespit eder. Bu av bulmanın çok zorlaştığı karlı havalarda önemli bir avantajdır.
Baykuşta yer alan bu özelliklerin milyarlarca yıllık evrim ile kendi kendine mi oluştuğu yoksa Tanrı tarafından mı yaratıldığını bilemiyoruz.
Tek bildiğimiz eğer Tanrı varsa göndermiş olduğu kitapta Kur'an'da Nisa Suresi 11. ve 12. ayetlerindeki miras dağıtım hesabında matematik hatası olmamalıydı...Bunca hassas dengeleri gözeten tanrı böyle hata yapmaz.
İşte görüldüğü üzere önce kişinin ilgisi uyandiriliyor ondan sonra asıl ifade edilmek istenen ediliyor..
Aksi takdirde evrim teorisi siteleri kimsenin ilgisini çekmez...
Evrim teorisi ve gerçekliği Tanrı'yı gereksiz kılar mı ? Sanırım sorun bu sevgili volkan. Cevabı da hangi Tanrı'yı sorusundadır. İbrahimi dinlerin Tanrısı ise cevap evet olur; Darwin tüm alçakgönüllüğü ile "üzgünüm yaratılmadık" der.
Ama Tanrı kavramını deizmdeki şekliyle alırsak cevap değişir. Çünkü böyle bir Tanrı'nın varlığı ve canlılığın evrimini başlatmış olma olsalığı vardır. En azından bu noktada durulup pekala savunulur durumdadır.
Ancak tensiz-denek arkadaşımızın söylediği gibi abiyogennez teorisi gerçeklik kazanırsa ne olur ? İki ihtimal var: birincisi Tanrı düşüncesi, kavramı onulmaz bir yara alır, ikincisi mevziinde bir adım daha geri gidip maddenin sınırlarına canlılık oluşturma özelliği katar ve yine yaşamaya devam eder.
Peki dünyada canlılığın nasıl başladığını kesinlikle bilebilir miyiz ? Bence hayır. Nasıl başlamış olabileceğine dair test edilebilir sonuçlara ulaşsak bile bu sonucun canlılığın orijini olduğuna asla emin olamayız. Sadece olabilirliğini kanıtlamış oluruz, nasıl olduğunu değil.
volkantr
10-09-2008, 01:49
Benimde zaten bahsettiğim deizmde ki şekli..
Bilgiler için teşekkür ediyorum..
Ayrıca bu makalelerin ardına anlatılmak istenenlerin eklenmesi konusunda ki görüşlerinizi bekliyorum..
Bu makaleler zaten çeviri makalelerdir.Telif hakkı yoktur.Kolayca eşanlamlıları kullanılarak değiştirilebilir..Ardına da dediğim gibi dinlerde ki saçmalıkları ekleriz..:rolleyes:
Evrim teorisi ve gerçekliği Tanrı'yı gereksiz kılar mı ? Sanırım sorun bu sevgili volkan. Cevabı da hangi Tanrı'yı sorusundadır. İbrahimi dinlerin Tanrısı ise cevap evet olur; Darwin tüm alçakgönüllüğü ile "üzgünüm yaratılmadık" der.
Ama Tanrı kavramını deizmdeki şekliyle alırsak cevap değişir. Çünkü böyle bir Tanrı'nın varlığı ve canlılığın evrimini başlatmış olma olsalığı vardır. En azından bu noktada durulup pekala savunulur durumdadır.
Ancak tensiz-denek arkadaşımızın söylediği gibi abiyogennez teorisi gerçeklik kazanırsa ne olur ? İki ihtimal var: birincisi Tanrı düşüncesi, kavramı onulmaz bir yara alır, ikincisi mevziinde bir adım daha geri gidip maddenin sınırlarına canlılık oluşturma özelliği katar ve yine yaşamaya devam eder.
Peki dünyada canlılığın nasıl başladığını kesinlikle bilebilir miyiz ? Bence hayır. Nasıl başlamış olabileceğine dair test edilebilir sonuçlara ulaşsak bile bu sonucun canlılığın orijini olduğuna asla emin olamayız. Sadece olabilirliğini kanıtlamış oluruz, nasıl olduğunu değil.
volkantr
10-09-2008, 02:15
Üniversite yıllarımda bir radyo dinlemiştim.Radyoda konuşan spikerin ikna edici bir sesi vardı.Modern yabancı müzikler çalıyor bilimden bahsediyordu...
Bilimsel makalalerden anlattıklarını ilgi ile dinledim.Sonra bütün bunların tesadüf olmadığını söyledi bende ikna oldum..Hayatımda ki o namaz kıldığım müslümanlık dönemi 4-5 sene sürdü.5 vakit kılmasam da Cumaya gidiyor oruç tutuyordum.Beni kandirmislardi...
Tıpkı Adnan Hoca cıların yada diğer Tarikatların yaptıkları gibi.Önce bilimden bahset sonra ayetler serpiştir..
Eğer o modern fon müziklerini çalmasaydı dj bunun yerine kuran ayetleri okusaydi hemen kanalı değiştirirdim..
Benzer şekilde bu kadar kişinin dine yönelmesinde A Hoca nın kullandığı yöntem etkilidir..
İnternette ne ararsanız karşınıza çıkıyor..
Buna karşılık üzülerek karşı tarafın bir stratejisi olmadıığını görüyorum.Elbette A hoca gibiler gibi bir bütçe yok.Ancak varolan güçde yeterince doğru kullanilamiyor..
İki önce ki mesajımda önerimi belirttim.Bu önerimim yönetim kurulunda değerlendirilmesini rica ediyorum..
Bilimi bizlerin kullanması gerekirken en önemli silahımız onlar tarafından kullaniliyor..
Neden onların silahlarını kendilerine karşı kullanmayalım..
evrensel-insan
10-09-2008, 15:18
Saygideger arkadaslar;
Tanri, bir kavramdir ve evrensel temelde bu kavram vardir ve ortaya konmustur.
Bu kavramin, varligini kabul edip, kavrami ifade temelinde aciklamak baskadir; kavrami henuz ortaya koymadan, gerekli-gereksiz veya gecerli-gecersiz kilmak baskadir.
Bir kavrami, karsitlik temelinde, tartismadan once-ki bunlar; var-yok, inan-inanma,gecerli-gecersiz, gerekli-gereksiz,somut-soyut,oznel-nesnel- kavramin ortak bir taniminda birlesmek gerekir. Eger, herkes, kendi algisi temelinde, kavrami tartisirsa; bu tartismadan, cikacak hicbir sonuc yoktur. Ikna olma-etme veya kendi dusunceni baskasina empoze etme veya karsindakini kendi dusuncene cekme, temelinden baska.
O zaman, herhangibir kavrami-ki burda tanri-tartismaya cekmeden once; birincisi, bu kavramin evrensel olarak var oldugunu kabul etmek ve bu evrensel olarak var kabul edilen kavramin ne oldugunu, algilandigi temelde ifade etmek.
Ustelikte, herkes, biribirinin ifade ettigine "bu onun gorusu" temelinde, saygi ile yanasirsa; o zaman tartisma zaten kendi kendini elimine eder.
Saygilarimla;
evrensel-insan
arkadaşlar tartışmaya katılmak istedim.
tanrı kavramını subjekif betimlemeler üzerinden değil de objektif betimlemeler üzerinden değerlendirmek gerekir. canlı olmanın fizik ve kimya kanunları açısından herhangi bir tanımı mevcut değildir. canlıların vücutlarını mydana getiren elementlerin bir araya gelip hayatı nasıl ortaya çıkardığı bilim açısından henüz cevaplanamamış bir sorudur. atomik, maddesel ve cansız seviyeden belirsiz ( bilinmeyen ) bir sıçrama ile hayat sahibi olma pozisyonuna geçiş, ancak " ontolojik üreksizlik" olarak tanımlanabilir. bir başka deyişle, cansız maddelerden canlıllığa geçişte esrarı çözülemeyen bir kopukluk söz konusudur. bir insandan akıl, kendi varlığının farkında olma bilinci( self awereness ) şuur ve nihayet hayat cevherlerini teker teker eksilterek cansız bir maddeyığınına ulaşmak mümkündür. fakat aynı süreci tersinden tekrar ettirmek, yani cansız maddeye hayat vermek, canlı bir maddeye şuur, bilinç kendinin farkında oluş ve akıl kazandırmak insan kapasitesinin çok üzerinde ve uzağındadır. insanların kendi yapabilecekleri şeylerin mekanizmalarını bilmeleri ve bir şekilde idrak etmeleri doğaldır; ancak, yapılması bile mümkün görülmeyen bir şeyin herhanfi bir şekilde anlaşılması ise, imkansızdır. o halde, insanların yapmaktan aciz kaldığı hayat, bilinç ve farkında oluş özelliklerinin cansız maddeden rastlantı sonucu ortaya çıktığı düşüncesinin anlaşılabilir olması beklenemez. herhangi bir şekilde anlaşılabilir ve kavranabilir olmayan bir şeyin tesadüfen ya da kendi kendine olmasının doğal karşılanması insan aklının ve tecrübesinin inkarını ve hiçbir temele dayanmadığını kabul etmeyi gerektirir.
arkadaşlar tartışmaya katılmak istedim.
tanrı kavramını subjekif betimlemeler üzerinden değil de objektif betimlemeler üzerinden değerlendirmek gerekir. canlı olmanın fizik ve kimya kanunları açısından herhangi bir tanımı mevcut değildir. canlıların vücutlarını mydana getiren elementlerin bir araya gelip hayatı nasıl ortaya çıkardığı bilim açısından henüz cevaplanamamış bir sorudur. atomik, maddesel ve cansız seviyeden belirsiz ( bilinmeyen ) bir sıçrama ile hayat sahibi olma pozisyonuna geçiş, ancak " ontolojik üreksizlik" olarak tanımlanabilir. bir başka deyişle, cansız maddelerden canlıllığa geçişte esrarı çözülemeyen bir kopukluk söz konusudur. bir insandan akıl, kendi varlığının farkında olma bilinci( self awereness ) şuur ve nihayet hayat cevherlerini teker teker eksilterek cansız bir maddeyığınına ulaşmak mümkündür. fakat aynı süreci tersinden tekrar ettirmek, yani cansız maddeye hayat vermek, canlı bir maddeye şuur, bilinç kendinin farkında oluş ve akıl kazandırmak insan kapasitesinin çok üzerinde ve uzağındadır. insanların kendi yapabilecekleri şeylerin mekanizmalarını bilmeleri ve bir şekilde idrak etmeleri doğaldır; ancak, yapılması bile mümkün görülmeyen bir şeyin herhanfi bir şekilde anlaşılması ise, imkansızdır. o halde, insanların yapmaktan aciz kaldığı hayat, bilinç ve farkında oluş özelliklerinin cansız maddeden rastlantı sonucu ortaya çıktığı düşüncesinin anlaşılabilir olması beklenemez. herhangi bir şekilde anlaşılabilir ve kavranabilir olmayan bir şeyin tesadüfen ya da kendi kendine olmasının doğal karşılanması insan aklının ve tecrübesinin inkarını ve hiçbir temele dayanmadığını kabul etmeyi gerektirir.
Sanırım Kant'ın aforizmasıydı : Ne yazık Yıldızların hangi maddeden yapıldığı asla öğrenemeyeceğiz .!!
Oysa daha bu cümlenin mürekkebi kurumadan bilim insanları spektometre ile yıldızlara bakmaya başlamıştı. Kant'ın bu sözü tarihin büyük yanılgıları kitabında yerini aldı.
evrensel-insan
13-09-2008, 18:41
Saygideger frodo;
Zaten sorunun da ozu burda;Herkes, bir yerlere varmaya calisiyor. Fakat, o varmak istedigi yeri, ne kendine ne de baskasina, tanim veya tanitim olarak sunamiyor.
Bir dusunce, tanimadigi, tanitamadigi, izah edemedigi v.s.; herhangi bir kavrama nasil ulasabilir? Bence, bu soru hic akla gelmiyor.
Bu aslinda, temelde, suphe tasiyan herhangi bir kavrami ve de korku temelinde; ya bir bertaraf etme, ya da taraf tutma temelinde kistirilip birakma mantigindan, baska bir sey degildir.
" Sundan, bundan dolayi, su soyle , boyle oldugu icin; soyledir. Soyle olmasinin, sebebide boyledir" Ya, once; bir kavrami ortaya koy da-nasil algiliyorsan oyle- sonra oturup fikir yurut.
Insanloglu tarihinin, bu trajikomedik aliskanligi, bilmem daha ne kadar surecek? Bunu gormeye, hangi neslin omru yetecek?, bunu da kestirmek zor.
Saygilarimla;
evrensel-insan
hayatın, atomların ve moleküllerin belirli özel kombinasyonlarının( gruplama ve dizilim ) bir özelliğinden başka bir şey olmaığını iddia etmek, herhangi bir yazarın herhangi bir kitabının harflerinin özel bir diziliminden ibaret olduğunu ileri sürmek gibi anlşamsız bir şeydir, halbuki hiçbir tabiat olayı kendisini müşahede eden (izleyen) bir gözlemci bulunmadıkça keni başına bir anlam taşımaz, onu anlamlı kılan ve ona bir mana ya da düzen atfeden, gözlemcinin bizzat kendisidir. bir başka deyişle , bir kitaptaki harflerin belirli bir kombinasyonla diziliminin herhangi bir anlam ifade etmesi ancak bir "okuyucu" tarafından mümkün olabilir. şuurlu varlıkların bulunmadığı( mesela, sadece ineklerin yaşadığı bir dünyada) böyle bir kitap hiçbir anlam taşımayacaktır. buradan hareketle gerçek durum şu şekilde ifeade edilebilir: harflerin özel kombinasyonu, " o kitabın yazarının kahramanının bir özelliğinden başka bir şey değildir!." sözü edilen kitap yazarı tarafından belirli bir mesajı vermek üzere harflerin uygun bir şekilde dizilmesiyle yazılmıştır. aynı mesajın başka kelime ve dizilimlerle verilmesi de sağlanabilirdi. burada görülmesi gereken şey, kitabs anlam ve ruh verenin yazarın kendisinin olduğudur. bu yüzden kitabın kendisi ve manası sabit kalmakla beraber başka dillere çevrilebilmesi mümkün olabilmektedir. dolayısıyla hayatın, atomların belirli bir diziliminden ibaret olmadığı, tam aksine moleküllerin özel kombinasyonlarının canlılığın özelliklerinden sadece biri olduğu son derece açıktır.diğer yandan kitabın içeriği ve yazarı değişmemekle beraber almanca ve ingilizce gibi başka dillere çevrilebilmesinin mümkün olması gibi "hayatın sahibinin" isimlerinin tecellileride farklı şekillerde olabilir.bilinç ve kendinin farkında olma gibi özelliklerin maddenin bizzat kendine ait nitelikler olarak kabul edilmesi ve doğrudan maddeye atfedilerek açıklanmaya çalışılması, doğal olarak insanın düşünen bir makine ya da düşünen bir hayvan olarak tanımlanmasını da beraberinde getirir. ayrıca evrendeki düzeni maddenin kendisiyle açıklamaya çalışmak, dolaylı bir şekilde tabiata bilinç yüklemek anlamına gelir. eğer zihnimiz kendiliğinden ve bilinmeyen bir şekilde oluşmuş ise, böyle bir zihnin ürettiği düşüncelerin doğruluğuna veya kesinliğine ne derece güvenilebilir?
nihilietzsche
23-09-2008, 14:33
şahsi düşüncem
1- çatışan iki fikirden birisi galip gelince diğerinin hükmünü yitirmesi bilim gereğidir.. ancak; örneğin bilim dünyanın yuvarlak olduğunu ispatlayıncaya kadar kuran tefsirlerinde bu konuya ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktaydı. hatta dünyanın yuvarlak olduğu fikrinin ilk ortaya atıldığı sırada diğer dinlerde olduğu gibi islamiyette de buna şiddetle karşı çıkıldı.. anca bilim bunu ispatladığında kuran sıfırdan taranarak bunun mutlaka biryerlerde belirtilmiş olacağı düşünüldü.. ve bulundu da.. o güne kadar yazılmış olan tefsirlerin hepsi yok edilerek yeniden girişildi bu işe..
2- bugün de evrim teorisinin varlığının, tanrının yokluğu anlamına geleceği şeklinde bir düşünce var.. ve ilginçtir ki bu düşünceye hem yaradılışçı kesimde hem de evrimci kesimde rastlamaktayım.. buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; yarın bilim evrimin gerçekliğini ispatladığında (tanrının varlığını veya yokluğunu ispatlayamayacağından) sanıyorum yukarıda bahsettiğim şey tekerrür edecek ve din bilginleri!! yeniden bir araştırmaya girişecek ve kuranda veya diğer kitaplarda buna işaret! eden bir ayet bulacaklardır.. hatta tam sure ve ayet numarasını hatırlamamakla birlikte (bulduğumda eklerim foruma) eski diyanet işleri başkanı süleyman ateş'in vatan gazetesindeki köşesinde yazdığı bir yazıda bundan bahsedildiğini ve kuran'da "insanın üzerinde çok vakit geçti, ona insan denmeden" şeklinde bir ayet olduğunu yazmıştı..