Orijinalini görmek için tıklayınız : Bana bu mucizeyi mantikli bir şekilde açiklar misiniz
strategic_choice
07-09-2008, 20:29
ÖNCELİKLE BU KONU DAHA ÖNCE TARTIŞILMIŞ OLABİLİR.. LİNK İSTEMİYORUM.. VEREBİLECEK CEVABINIZ VARSA BİZAHMET YAZMANIZI RİCA EDİYORUM..
http://www.mucizeler.com/19lar/19unkazandirdiklari.htm
sayın strategic choice
Bilgi dagarcıgında size ait bir şey varsa yazın. Başkalarının yazısını asacaksanız link verin yeterlidir. Bize gerekli olan sizin beyninizin ürünleridir. Bizi de boşuna ugraştırmayın.
saygılarımla dilaver
Ya arkadaşım bu mucize felan değil kimseyi inandıramazsın buna:)
Dindarlar olarak biz inanabiliriz ama başkası inanmaz.
Dünyada farkedebilirsen her şey bir mucizedir ama insan görmek istemedikten sonra ağzınızla kuş değil ufo tutsanız bir işe yaramaz:)
Bence asıl mucize kuranın bu kadar açık ayetler getirdiğini bilerek ona iman etmeyenlerin halidir.Kuran bunu açık şekilde işlemiştir ve onların iman etmeyeceğini söylemiştir,,bundan büyük mucize mi olur:P
''Bence asıl mucize kuranın bu kadar açık ayetler getirdiğini bilerek ona iman etmeyenlerin halidir.Kuran bunu açık şekilde işlemiştir ve onların iman etmeyeceğini söylemiştir,,bundan büyük mucize mi olur''
Allah'ın gücü yetmemiş demek ki
Kuran'da mucize yoktur başlığını baştan sonra okuyunuz lütfen
sevgiler
bunların neyin mucizesi yani?? bunları mucizeden saymak aklıma hakarettir....
basit şeyler insanların hayatını bu kadar etkılememeli..kuranda herşey açık değil mi...
Ya arkadaşım bu mucize felan değil kimseyi inandıramazsın buna:)
Dindarlar olarak biz inanabiliriz ama başkası inanmaz.
Dünyada farkedebilirsen her şey bir mucizedir ama insan görmek istemedikten sonra ağzınızla kuş değil ufo tutsanız bir işe yaramaz:)
Bence asıl mucize kuranın bu kadar açık ayetler getirdiğini bilerek ona iman etmeyenlerin halidir.Kuran bunu açık şekilde işlemiştir ve onların iman etmeyeceğini söylemiştir,,bundan büyük mucize mi olur:P
Ne yani bende bir kitap yazsam içine, inanmayanların çok olacağından bahsetsem mucizemi vermiş oluyorum? Nato taş nato mermer, ne demekse.
Bu arada bir cevap yazarken içinde, kendinizle çelişen cümleler kullanmazsanız tartışmalar daha verimli olacaktır.
ozgur_beyin
08-09-2008, 00:59
yahu kardeşim bir kere sorun saçma .mantıklı bir şekilde mucize nasıl açıklanır ?zaten içinde mantık varsa bu mucize değil açıklanabilir bitr olaydır. mucize ise birilerinin öyle sandığı saçmalıklar silsilesidir
Kuran ayetlerinin Hz.ahmetin ölümünden ( kaç yıl hatırlamıyorum) sonra numaralandılığını
bilseydiniz, 19 mucize saçmalığını savunmazdınız galiba yada 19 mucizelerini kimse millete
yutturmaya kalkmazdı.
"Bence asıl mucize kuranın bu kadar açık ayetler getirdiğini bilerek ona iman etmeyenlerin halidir.Kuran bunu açık şekilde işlemiştir ve onların iman etmeyeceğini söylemiştir,,bundan büyük mucize mi olur:P"
Çok büyük mucize bu çoook:eek:
Muhammed bazı yerlerde saçmaladığının farkındaydı belki de eleştirilerin önüne de oh ne güzel geçmiş.Hem de 1400 senedir.
evrensel-insan
08-09-2008, 02:44
Saygideger ozgur_beyin;
yahu kardeşim bir kere sorun saçma .mantıklı bir şekilde mucize nasıl açıklanır ?zaten içinde mantık varsa bu mucize değil açıklanabilir bitr olaydır. mucize ise birilerinin öyle sandığı saçmalıklar silsilesidir -o.b.
Ben, sana soruyu soyle degistireyim. Insanoglu, mucizeye neden "gereksinim" veya "ihtiyac" duyar? Bunun mantigi nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Kuran da 19 mucizesi ne demek? ne gibi bir yararı var ? her şeyin 19 ve katları olmasının insanlık için önemi ne tanrı böyle bir şeye neden gerek duymuş? bilmediğimden soruyorum beni bilgilendirirseniz sevinirim teşekkürler.
Pardon link i açamamıştım 19 mucizesi kuranın değiştirilmesini önlüyormuş.Bakmışlar kuranın inandırıcılığı azalmış,insanlar sorgulamaya başlıyor böyle saçma bir iddia atmışlar ortaya benim aklıma bu geldi.
Merhaba suzi, tekrar siteye hoşgeldin.
Silverhand
08-09-2008, 17:03
Ben linki açtım okudum pek bir şey anlamadım. Cehaletimi bağışlayın ama gerçekten anlayamadım. Şimdi "Zaten siz anlayamazsınız vs." diye başlamak yerine adam gibi seviyeyi ve karşılıklı saygıyı muhafaza ederek mucizeyi açıklayabilecek bir arkadaş varsa memnun olacağım. Şimdiden teşekkür ederim. Saygılar...
yalnızlık
08-09-2008, 22:17
Kuran da 19 mucizesi ne demek? ne gibi bir yararı var ? her şeyin 19 ve katları olmasının insanlık için önemi ne tanrı böyle bir şeye neden gerek duymuş? bilmediğimden soruyorum beni bilgilendirirseniz sevinirim teşekkürler.
suzi tanrının böyle bir şeye gerek duyup duymadığı mesele değildir olayın mucize yanı şudur...allh tamamen kelimelere dayalı bir kitabı rakamsal gizil değerlerle süsleyerek biz modern insanın ulaştığı bilgilerle ancak anlam kazana bilecek çağlar ötesi mesajlar vermiştir...daha bir çoğu önümüzdeki yıllarda açığa çıkacaktır...olay biraz karmaşıktır bu konu ile ilgili edip yüksel in müslüman din adamlarına 19 soru isimli kitabı okuya bilirsin nettende bakabilirsin unutma insan bilmediğinin düşmanı olur selamlarım la suzi....
Sevgili Özgür_Beyin gayet güzel açıklamış ; mantıklı şeylerin açıklaması olur , açıklanamayan safs.. , pardon şeylere ise mucize denir .
İsa mesela ölüleri diriltebiliyor , fakat her ne hikmetse kendisi çarmıha gerilmekten kurtulamıyor . Ossun , efendi babası ( Gott ) ne güne duruyor ; onun yardımıyla tekrar diriliyor , göğe çıkıyor . Hem zaten
bu türden işler efendi Gott'un rutin işleri değil midir ?...
- Ağabey , söylediklerin aslında çok mantıklı şeyler de ben şu gök kelimesine taktım nedense , neresi bu gök ya ; hem koca evrende gök mü olur ?
- Öyle deme oo'lum , çarpılırsın valla , kutsal kitap gök diyorsa , kesin gök de vardır , hem de yedi kat , bana inanmıyorsan mucize kitap Kuran'a bak . Hem Kuran'a ''peygamber Muhammet'in mucizesi'' diye boşuna mı diyollar . Bitmedi , İsa Baba ahir zamanda gelip daha bizi yönetecek ; gidişi mahsun olmuştu ama , dönüşü muhteşem olacak .
Musa koca denizi yarıyor mesela , üstünden kavmini sağ salim geçiriyor . Üstelik de Allah'la aracı olmadan direk görüşmek gibi özel yeteneklere sahip . Hele bir de asasını yere atışı var ki Kerem , işte ben buna mucize derim Allahıma kitabıma .
Daha dur , ne ki bunlar ; Eyüp , uzun süre balığın karnında yaşıyor da ıh demiyor , efendi Tanrısına ne bir serzeniş ne de bir isyan . Mübarek ne kadar da sabırlıymış , Allah hepimize Hz. Eyüp peygamber gibi sabırlar versin inşaallah , amin .
Yusuf , zindanlarda mahvoluyor zindanlarda , ama Allah aşkından zerre taviz vermiyor .
Allah aşkı bu , hiçbir şeye benzemez Kerem , sen ne bileceen .
İsmail , babası İbrahim'e resmen yalvarıyor .
Diyor ki :
- Babacığım babacığım ; kararından vazgeçme , beni iyice bir kes , yeter ki
Allah'a verdiğin söz yerine gelsin .
Çok sulugözlüsün be Kerem , sana da birşey anlatmaya gelmiyo , dur hemen ağlama da devamını dinle .
Ne diyorduk , hah hatırladım ; şanı yüce atamız İbrahim , Allah'a verdiği sözü zaten tutacak tutmaya da fakat bu sefer de bıçak çıkıntılık yapıyor . Türklerin ve müslümanların atası olduğu bilimsel olarak ispatlanan ceddimiz Hz. İbrahim , münafıklıktan başka bir halta yaramayan bıçağı taşa bir çalıyor , taş aynen ikiye yarılıyor . Arkasından İsmail'in boğazına dayıyor bıçağı , gene kesmiyor namert . İbrahim , örnek bir baba olarak kan ter içinde verdiği sözü yerine getirmeye çalışırken , o sırada melekler gökten kurbanlık hayvan getiriyorlar da oğlunu kesen peygamber
mucizesi Allah'tan yarım kalıyor .
Vay Keremim vay , sen ananın koyduğu adlan duruyon ; 999 tane karısı olup hepsine birden güç yetirenini mi ararsın , kuşlarla ve hayvanlarla konuşanını mı , ne diyim ben sana ne diyim .
Onlar yapar da peki bizimkisi yapamaz mı ?
Tabii ki yapar .
Musa daha önceden denizi yardığı ve aynı mucizeye gerek kalmadığı için
, napsın o da naçizane ve de evvel Allah'ın izniyle evrendeki koca ayı yarıyor ; maksat mucize olsun , kafirlerin gözü doysun . Bol bol mucize anlatan Kuran gibi mucizevi bir kitap getirmiş , daha ne olsun .
Hazır ayı yarmışken , göklere çıkmamak olmaz ; biniyor Burak'a , çıkıyor göklere , seyran eyliyor , hani şu şarkıdaki gibi : Kah çıkarım gökyüzüne , seyrederim alemi , kah inerim yeryüzüne , seyreder alem beni . Tabii orada cenneti cehennemi görüyor , sonra oradan güzargah değiştiriyor , direk Allah'la görüşüyor , sıkı bir pazarlık sonucu namazı 5 vakte düşürüyor , yani Allah'ı bile ikna etmek gibi özel bir kabiliyete sahip . Musa da az yardım etmemiş hani . Biz müslümanlar da bu günü her yıl huşu içerisinde kutluyoruz . Yıl olmuş 2008 Kerem ...
Şimdi anlattığım bunca GERÇEKLERDEN sonra sen bana hala ''bunlar nasıl oluyor da oluyor ağabey?'' diye bir soru sorsan hiç mantıklı olur mu Kerem ?
Kerem ?...
Haydaa , uyumuş bu ya .
Oo'lum , biz burada şimdi sana iki saattir masal mı anlattık yani ? :mad:
Not : Bazıları benim mizah yaptığımı ve dalga geçtiğimi öne sürerek bu yazıya çok kızacaklar .
Ben de diyorum ki ; üçbin yıldır anlatılagelen adına mucize denilen bu safsataları sanki gerçekmiş gibi hala daha insanlara ciddi ciddi anlatmaktan daha iyi kara mizah mı olur ?
Yoksa mizah yapmak ve de insan aklı ile sürekli dalga geçmek sizlere verilmiş özel bir hak mıdır ?
Ellerine saglik Aydinus.
Dogru bu masallari ancak 'alimler' anlatirlar. Koyun surusu de inanir. Her mahallede bir cinci hoca bulmak mumkun. Keremetli evliya bulmak mumkun.
Cehalet her kotulugun annesidir. Babasi da yobazlar. Cocuklarini sormaya gerek yok sanirim. Onlar da sürü mantigiyla inananlar. Kendilerini 'bukadar insan yanlis yapabilirmi' ye birakanlar. Bilmiyorlar ki ayni kalabalikta ki hristiyanlar icinde o soz gecerli 'bukadar hristiyan simdi yanlis mi yapiyor be kardesim ya da budistler he' Bunun elbet birisi dogrudur..
Tanri niye varligini mucizelerle kanitlamak zorunlulugunu duyuyor ?
Cok ürkek bir Allah bu. Neredeyse insanlarin arasina karisip kendisinin reclamini yapacak bana inanin diye..
Kim istedi dunyaya gelmeyi ? Bana soran oldu mu ? Hani özgür irade nerde kaldi ?
Daha bastan bir defa secme sansiniz yok. Sizi birisi zorla bir yarismaya soksa nederseniz ? Motivasyonunuz kalir mi ?
Teztere filmini izleyenler varsa bilirler, orada ki adam zorla insanlari hapsedip cesitli extrem sinavlara zorluyordu yasamlarini kurtarabilmeleri icin.
Belki ben boyle bir sinavi kaldiramayacagimi dusundugumden hic istemeyecektim soran olsaydi ?
Meleklere; ben bir insan yaratacagim diyecegine Tanri, insana diyebilirdi seni yaratayim mi diye :)
Bunlar yetmiyormus gibi bir de sanki akillarimiz yokmuscasina oradan isa muhammed musa cikiyor bak bize vahiy geliyor, biz cennetligiz peygamberiz bizi sevmeyen cennete gidemez. Tanri bunlari diyor bunlari diyor... vs. vs. oldu bir de kahve soyleyin tam olsun.
Ona lo buna, bize de mi lo lo be kardesim yemezler..
Dinleri ufak parcalara bolun de belki civcivler yerler. :) Tavuk yemez civcivleri kandirirsiniz ancak..
Mucize ise mantık, mantıklıysa mucize aranmaz ki?
Atılan başlık çelişkili. Bu mucizeyi(!) mantıklı (!) biçimde açıklasam dinden çıkacakmısınız?
katre_07
09-09-2008, 16:32
mucizede mantık ne zaman aranmaz?...havada asılı duran bir taş varsa..eşşekler havada uçabiliyorsa..insanlar bunlara görmeden inanmaz..mucizede mantık aranmaz sözü her zaman geçerli değildir..bazı mucizeler mantıkla anlaşılabilir..
insanlar mucizeleri sıradanlaştırdığında ya da mantıklı şeyleri mucize kabul ettiğinde her şey daha da kolaylaşır..mucize her zaman akıldışı bir şey değildir..
Bende örnek göstermek istiyorum yüce 19lardan 19 mayıs 1919 nokta
sinanguler2
09-09-2008, 19:02
Araştırmadan gereken bilgiye ulaşmadan konuşmak yanlışla iştigal etmek anlamına gelirki buda zamanın boşuna geçmesi demektir.zaman ise çok iyi değerlendirilmelidir.nasıl doğa ortaklığımız varsa zaman ortaklığımızda vardır.buna inanç penceresinden bakarsak her şeyin israfı haramdır,zamanında.Hal böyle olunca bilgiye ulaşmak gerek bilgi ise okumadan hıfzedilmez, bu kitap dergi vs,bilgi ihtiyacına göre değişir.kuranda mucize var deyenler bu bilgiyi nerden alıyorlarsa kaynak göstermelidir, bak şurda mucize var, demelidir ama önce mucizeyi sözlükten tanıması gerekiyor nedir mucize tanrı yaratdıklarıyle saklambaçmı oynuyor.tanrıyı iyi tanımlamamız gerekiyor bu günkü tanrı tanrı değil giyotin makinası tanrıyı önce sevgiyle bi donatalım ondan sonra biat edelim tanrı bu günkü haliyle biat etmeye layık değildir.
umutbitmez
14-09-2008, 12:57
19 mucize ise;
oturun araştırın bakalım hayatınızda ne kadar mucizeler var...
MESELA..
Sanırım CENK KORAYDI.Araştırmış..
ATATÜRKÜN HAYATI bir çok noktada "19 ve katları ile kesişiyor" E be kardeşlerim bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, hem "19" mucizesine inanırsınız hemde hayatında bunca "19" olan bi adama demediğinizi, etmediğinizi bırakmazsınız.. Bu şartlarda sizin ATATÜRK'e kuranın bir mucizesi gibi bakmanız gerekmez mi..:)
HALBUKİ ATATÜRK, sadece çok başarılı çok dirayetli çok güçlü, çok bilgili ve HATALARI DA OLAN bir "insan" olduğundan BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİDİR..
alperen55
14-09-2008, 13:28
Saygideger ozgur_beyin;
yahu kardeşim bir kere sorun saçma .mantıklı bir şekilde mucize nasıl açıklanır ?zaten içinde mantık varsa bu mucize değil açıklanabilir bitr olaydır. mucize ise birilerinin öyle sandığı saçmalıklar silsilesidir -o.b.
Ben, sana soruyu soyle degistireyim. Insanoglu, mucizeye neden "gereksinim" veya "ihtiyac" duyar? Bunun mantigi nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
özgür beyin yazısına katılıyor ve sana cevap veriyorum sen hangi kitapta hangi peygamberin gelin ben size mucize gösterecem dediğini okudunmu hiç.. insanlar buradaki bazı insanlar gibi onun peygamber olduğuna inanmayıp mucize göstermesini isediler ve onlarda Rabbimizden dua ile isteyerek mucizelerini gösterdiler Rabbimizin izni ile olay bundan ibaret sen sanırım sihirbazla .. peygaamberleri aynı safta tutuyon :)
mantik mantık diyo her kez ya arkadaşlar mantık dediğiniz sey bizim düşüne bildiğimizden ötesi değildir sanki afrikalı bir köylünün mantığı seninkinden daha çok çalışacak valla ne mantıklı adamlarsnız anlamıyom bir mantık meselesidir aldı gidiyor nereye kadar gidfiyor belllide değil mantık yerine itiraz kelimesini kullanın bence itirazda güzel bir hastalıktır hiç bir zaman iyileştiremesiniz hasta kalırsınız hep ..:)
alperen55
14-09-2008, 13:31
19 mucize ise;
oturun araştırın bakalım hayatınızda ne kadar mucizeler var...
MESELA..
Sanırım CENK KORAYDI.Araştırmış..
ATATÜRKÜN HAYATI bir çok noktada "19 ve katları ile kesişiyor" E be kardeşlerim bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, hem "19" mucizesine inanırsınız hemde hayatında bunca "19" olan bi adama demediğinizi, etmediğinizi bırakmazsınız.. Bu şartlarda sizin ATATÜRK'e kuranın bir mucizesi gibi bakmanız gerekmez mi..:)
HALBUKİ ATATÜRK, sadece çok başarılı çok dirayetli çok güçlü, çok bilgili ve HATALARI DA OLAN bir "insan" olduğundan BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİDİR..
en sonunda atatürk üde peygamber yapma yoluna girdinz ne diyim . acaba sora bilirmiyim mucizeyi peygamberlermi gösteriyor yokta çok bilgili atatürk gibi kişilermi....
yoksa bunların altında müslümankesime islami kesime çamur atmak mı yatıyor siz mucize ile atatürk arasında bağ kuran büyük bir alimsiniz nezaman mucize göstereceksiniz..????? !'
katre_07
14-09-2008, 14:46
mucize sadece peygamber ve peygamberlerin gösterdiği bir şey değildir..
mucize peygambere özgüdür dersen insanlar mucizenin ne olduğunu anlamaz ...o tür mucizeler mantık aranmayan mucizelerdir..ama başka bir boyutta mantıklı bir şekılde anlaşılabilecek peygamberlerın gostermediği ama butun ınsanlara gösterilen evrensel mucizeler vardır...
mucize sadece peygamberlerin işi değildir...bu cümle yanlış anlaşılmasın..ama nedense mucize denince peygamber kıssaları.. havada uçan cadılardan fılan bahsediliyor..belki de bu yuzden mantık dışı dıye tanıtılan mucizeye ınanmayanlar çıkıyor..
umutbitmez
14-09-2008, 15:19
en sonunda atatürk üde peygamber yapma yoluna girdinz ne diyim . acaba sora bilirmiyim mucizeyi peygamberlermi gösteriyor yokta çok bilgili atatürk gibi kişilermi....
yoksa bunların altında müslümankesime islami kesime çamur atmak mı yatıyor siz mucize ile atatürk arasında bağ kuran büyük bir alimsiniz nezaman mucize göstereceksiniz..????? !'
YUH ARTIK .. GERÇEKTEN YUH..
TAKİYYE, DEMAGOJİ RUHUNUZA İŞLEMİŞ, BUNLARSIZ CÜMLE KURAMAZ OLMUŞSUNUZ.
19 diye bir mucize yoktur, hepimizin hayatında 19 ve katları ile ilgili örnekler bulunabilir bu araştırmayı Atatürk için yapmışlar arasan senin hayatında da vardır anlamında bir yazıdan Atatürke peygamberlik çıkardın ya sana helal olsun..
BU YAZIYI BU ŞEKİLDE ANLAYAN BİRİSİNE makul ve mantıklı şeyler anlatmakTABİKİ MÜMKÜN DEĞİLDİR
Nerden çıkardın bu yukardaki yazıdan atatürkün peygamberliğini.. okuman yazman yokmu.. SON PARAĞRAFTAKİ "İNSAN OLDUĞU İÇİN" tümcesi sana ne ifade ediyor..İnandığın dinine göre bile bu yaptığın sahtekarlık.. sana artık cevap bile vermeye değmez
YUH ARTIK GERÇEKTEN YUH..
alperen55
14-09-2008, 23:42
YUH ARTIK .. GERÇEKTEN YUH..
TAKİYYE, DEMAGOJİ RUHUNUZA İŞLEMİŞ, BUNLARSIZ CÜMLE KURAMAZ OLMUŞSUNUZ.
19 diye bir mucize yoktur, hepimizin hayatında 19 ve katları ile ilgili örnekler bulunabilir bu araştırmayı Atatürk için yapmışlar arasan senin hayatında da vardır anlamında bir yazıdan Atatürke peygamberlik çıkardın ya sana helal olsun..
BU YAZIYI BU ŞEKİLDE ANLAYAN BİRİSİNE makul ve mantıklı şeyler anlatmakTABİKİ MÜMKÜN DEĞİLDİR
Nerden çıkardın bu yukardaki yazıdan atatürkün peygamberliğini.. okuman yazman yokmu.. SON PARAĞRAFTAKİ "İNSAN OLDUĞU İÇİN" tümcesi sana ne ifade ediyor..İnandığın dinine göre bile bu yaptığın sahtekarlık.. sana artık cevap bile vermeye değmez
YUH ARTIK GERÇEKTEN YUH..
sen Atatürk ü kuranın mucizesi olarak bizlere sunarsan bende sana onu bize peygamber yapma demek zorunda kalırım . okumam ve yazmam çok basit sen mucizeyi lakayitliğe alırsan bende senin inandıklarını ve seni lakayitliğe alırım bana cevap vermicekmiş ne olur ver yoksa kendimi mahcup ve üzgün hissederim:)
alperen55
14-09-2008, 23:45
mucize sadece peygamber ve peygamberlerin gösterdiği bir şey değildir..
mucize peygambere özgüdür dersen insanlar mucizenin ne olduğunu anlamaz ...o tür mucizeler mantık aranmayan mucizelerdir..ama başka bir boyutta mantıklı bir şekılde anlaşılabilecek peygamberlerın gostermediği ama butun ınsanlara gösterilen evrensel mucizeler vardır...
mucize sadece peygamberlerin işi değildir...bu cümle yanlış anlaşılmasın..ama nedense mucize denince peygamber kıssaları.. havada uçan cadılardan fılan bahsediliyor..belki de bu yuzden mantık dışı dıye tanıtılan mucizeye ınanmayanlar çıkıyor..
mucizeye gördüğü zaman bile inanmayan kişileri bizlere islam alimlerinin sevgili peygamberimizin bildirdiğini acıktan biliyoruz da mucizeyi peygamberlerden baska kimler gösteriyor ulu önder atatürk gibilermi??? acık yaz bi anlım büyük alim katre 07 arkadaşım....
alperen55
14-09-2008, 23:56
Sevgili Özgür_Beyin gayet güzel açıklamış ; mantıklı şeylerin açıklaması olur , açıklanamayan safs.. , pardon şeylere ise mucize denir .
İsa mesela ölüleri diriltebiliyor , fakat her ne hikmetse kendisi çarmıha gerilmekten kurtulamıyor . Ossun , efendi babası ( Gott ) ne güne duruyor ; onun yardımıyla tekrar diriliyor , göğe çıkıyor . Hem zaten
bu türden işler efendi Gott'un rutin işleri değil midir ?...
- Ağabey , söylediklerin aslında çok mantıklı şeyler de ben şu gök kelimesine taktım nedense , neresi bu gök ya ; hem koca evrende gök mü olur ?
- Öyle deme oo'lum , çarpılırsın valla , kutsal kitap gök diyorsa , kesin gök de vardır , hem de yedi kat , bana inanmıyorsan mucize kitap Kuran'a bak . Hem Kuran'a ''peygamber Muhammet'in mucizesi'' diye boşuna mı diyollar . Bitmedi , İsa Baba ahir zamanda gelip daha bizi yönetecek ; gidişi mahsun olmuştu ama , dönüşü muhteşem olacak .
Musa koca denizi yarıyor mesela , üstünden kavmini sağ salim geçiriyor . Üstelik de Allah'la aracı olmadan direk görüşmek gibi özel yeteneklere sahip . Hele bir de asasını yere atışı var ki Kerem , işte ben buna mucize derim Allahıma kitabıma .
Daha dur , ne ki bunlar ; Eyüp , uzun süre balığın karnında yaşıyor da ıh demiyor , efendi Tanrısına ne bir serzeniş ne de bir isyan . Mübarek ne kadar da sabırlıymış , Allah hepimize Hz. Eyüp peygamber gibi sabırlar versin inşaallah , amin .
Yusuf , zindanlarda mahvoluyor zindanlarda , ama Allah aşkından zerre taviz vermiyor .
Allah aşkı bu , hiçbir şeye benzemez Kerem , sen ne bileceen .
İsmail , babası İbrahim'e resmen yalvarıyor .
Diyor ki :
- Babacığım babacığım ; kararından vazgeçme , beni iyice bir kes , yeter ki
Allah'a verdiğin söz yerine gelsin .
Çok sulugözlüsün be Kerem , sana da birşey anlatmaya gelmiyo , dur hemen ağlama da devamını dinle .
Ne diyorduk , hah hatırladım ; şanı yüce atamız İbrahim , Allah'a verdiği sözü zaten tutacak tutmaya da fakat bu sefer de bıçak çıkıntılık yapıyor . Türklerin ve müslümanların atası olduğu bilimsel olarak ispatlanan ceddimiz Hz. İbrahim , münafıklıktan başka bir halta yaramayan bıçağı taşa bir çalıyor , taş aynen ikiye yarılıyor . Arkasından İsmail'in boğazına dayıyor bıçağı , gene kesmiyor namert . İbrahim , örnek bir baba olarak kan ter içinde verdiği sözü yerine getirmeye çalışırken , o sırada melekler gökten kurbanlık hayvan getiriyorlar da oğlunu kesen peygamber
mucizesi Allah'tan yarım kalıyor .
Vay Keremim vay , sen ananın koyduğu adlan duruyon ; 999 tane karısı olup hepsine birden güç yetirenini mi ararsın , kuşlarla ve hayvanlarla konuşanını mı , ne diyim ben sana ne diyim .
Onlar yapar da peki bizimkisi yapamaz mı ?
Tabii ki yapar .
Musa daha önceden denizi yardığı ve aynı mucizeye gerek kalmadığı için
, napsın o da naçizane ve de evvel Allah'ın izniyle evrendeki koca ayı yarıyor ; maksat mucize olsun , kafirlerin gözü doysun . Bol bol mucize anlatan Kuran gibi mucizevi bir kitap getirmiş , daha ne olsun .
Hazır ayı yarmışken , göklere çıkmamak olmaz ; biniyor Burak'a , çıkıyor göklere , seyran eyliyor , hani şu şarkıdaki gibi : Kah çıkarım gökyüzüne , seyrederim alemi , kah inerim yeryüzüne , seyreder alem beni . Tabii orada cenneti cehennemi görüyor , sonra oradan güzargah değiştiriyor , direk Allah'la görüşüyor , sıkı bir pazarlık sonucu namazı 5 vakte düşürüyor , yani Allah'ı bile ikna etmek gibi özel bir kabiliyete sahip . Musa da az yardım etmemiş hani . Biz müslümanlar da bu günü her yıl huşu içerisinde kutluyoruz . Yıl olmuş 2008 Kerem ...
Şimdi anlattığım bunca GERÇEKLERDEN sonra sen bana hala ''bunlar nasıl oluyor da oluyor ağabey?'' diye bir soru sorsan hiç mantıklı olur mu Kerem ?
Kerem ?...
Haydaa , uyumuş bu ya .
Oo'lum , biz burada şimdi sana iki saattir masal mı anlattık yani ? :mad:
Not : Bazıları benim mizah yaptığımı ve dalga geçtiğimi öne sürerek bu yazıya çok kızacaklar .
Ben de diyorum ki ; üçbin yıldır anlatılagelen adına mucize denilen bu safsataları sanki gerçekmiş gibi hala daha insanlara ciddi ciddi anlatmaktan daha iyi kara mizah mı olur ?
Yoksa mizah yapmak ve de insan aklı ile sürekli dalga geçmek sizlere verilmiş özel bir hak mıdır ?
evet geleli kerevizin son sayfasına büyük düşünürler derki; efendim türkiyede düünce özgürlüğü yoktur ...
nedenini düşünürlermi hiç düşünün ki düşüncesi ve inancı yüzünden horlanan ve eğitiminden tutunda salığına kadar her konuda devlet ve bir kaç ateis tarafından dışlanan bir kesim sayesinde sanırım
ve sanırım bu horlanma ve alaycı kesime karsı hoş görüm yoktur bir müslüman olarak
ve diyorum ki bir kişi inançlı müslümanların ianadıklarınla alay gecerde ve bu kişi ben sosyalistim ateisti filan derya işte ona ömür boyu düşman olmaktan baska bir şey gelmez elimden kendi fikirlerini anlatamayan zavallilar devamlı karsısındakilere catarmıs acizliklerinden dolayı ..
aciz insanın ne yapacağını sadece Allah c.c bilir . küfür o kadar geniştirki onu düşünmeyeni içine alır adam farkında bile olmaz ,aklı selim olmak var söylerken lafı bu lafı ben yazıyom ama benim kimliğim belli beni bu halk kendi bağrının neresine kor insanların düşüncelri ve fikirleri yada inançları ile alay gecmem bana ne kazandırır .
yoksa bolca düşmanmı kazanırım bunları yazarak biirilerini bilgilendiriyomusunuz saklabanlık ne zamandan beri bilgi paylaşımı oluyor _? şaklabanlık bilgi paylaşımı ise cem yılmaz ulu bir alimdir der alın gelişirsiniz anladın sanırım demek istediklerimi? !.....
katre_07
15-09-2008, 00:44
mucizeye gördüğü zaman bile inanmayan kişileri bizlere islam alimlerinin sevgili peygamberimizin bildirdiğini acıktan biliyoruz da mucizeyi peygamberlerden baska kimler gösteriyor ulu önder atatürk gibilermi??? acık yaz bi anlım büyük alim katre 07 arkadaşım....
sayın alperen mucizeyi peygamberden değil de tanrıdan bilirsen her yer de mucize görürsün dikkat et mücize gösterenleri görürsün demiyorum...
artık uğursuz rakamım 19 arkadaşlar:=)
Karlı Kayın
15-09-2008, 01:40
Mucize, mucizeyi gören gözlerin ardındaki kişidir.
Yani; mucize diye birşey yoktur.
evet geleli kerevizin son sayfasına büyük düşünürler derki; efendim türkiyede düünce özgürlüğü yoktur ...
nedenini düşünürlermi hiç düşünün ki düşüncesi ve inancı yüzünden horlanan ve eğitiminden tutunda salığına kadar her konuda devlet ve bir kaç ateis tarafından dışlanan bir kesim sayesinde sanırım
ve sanırım bu horlanma ve alaycı kesime karsı hoş görüm yoktur bir müslüman olarak
ve diyorum ki bir kişi inançlı müslümanların ianadıklarınla alay gecerde ve bu kişi ben sosyalistim ateisti filan derya işte ona ömür boyu düşman olmaktan baska bir şey gelmez elimden kendi fikirlerini anlatamayan zavallilar devamlı karsısındakilere catarmıs acizliklerinden dolayı ..
aciz insanın ne yapacağını sadece Allah c.c bilir . küfür o kadar geniştirki onu düşünmeyeni içine alır adam farkında bile olmaz ,aklı selim olmak var söylerken lafı bu lafı ben yazıyom ama benim kimliğim belli beni bu halk kendi bağrının neresine kor insanların düşüncelri ve fikirleri yada inançları ile alay gecmem bana ne kazandırır .
yoksa bolca düşmanmı kazanırım bunları yazarak biirilerini bilgilendiriyomusunuz saklabanlık ne zamandan beri bilgi paylaşımı oluyor _? şaklabanlık bilgi paylaşımı ise cem yılmaz ulu bir alimdir der alın gelişirsiniz anladın sanırım demek istediklerimi? !.....
Sana cevabını vermiştim aslında ama , sonradan sildim .
Bilesin ki , bu silme işini sana acıdığımdan değil , sırf siteye zarar gelmesin diye yaptım .
Bir daha bana bulaşma sakın !
Selamlar
yıllar önce tevrat ın şifresi diye bir kitap okumuştum..Orda bilgisayar programcısı bir çocuk ve bir din alimi tevratın şifresini çözmeye karar vermişler ve bunu bilgisayar sayesinde yapmışlar..İçinde dünya savaşları tarihlerinden izak rabin suikastine hatta kennedy suikastçısının bulunduğu yere kadar herşey vardı..Tabi tahrip edildiği için bi yerden sonra matematik yanılttı..Çünkü orjinal tevrat yoktu ellerinde..
Bunu yapmalarını sağlayan tabi insanlığın teknolojisini geliştirilmesiyle alakalı..Yani tanrı kitabı(tevrat) yazdırırken oraya matematiksel denklemler kurmuş..İnsan beyninin bir bilgisayar olmadan bunu hesap edebilmesi mümkün değildi tabi..
Kuran mucizesi olarak yukarıda verdiğiniz 19 sayısı iyi bir örnek değil..Kuranın içindeki matematiği doğrular sadece bu açıdan iyi..Yani ne kadar hikaye kitabı gibi gözüksede bir matemetiği vardırı söyler..
Onun dışında mucize sadece Tanrıdan gelen (bakire meryem,ay ın 2 ye yarılması ,kızıldenizin ikiye ayrılması gibi) durumlardır..
Bu durumda 19 sayısı ve gelecekte bulunacak bütün matematiksel denklemler KURAN IN sadece sırlar dolu bir kitap olduğunu kanıtlar..Kitap mucize değildir..İçindekilerde mucize değildir..Zaten hesaplayarak koymuş bir tanrı da buna mucize demez..Aklımız aldıkça bunları bulucaz..Bulmamızı istediği için anlamlarından kendi adlarına birşey çıkartamamış bilimsel yönü kuvvetli arkadaşları Tanrıya yönelmeleri için bir ispat için oraya konmuş olabilir..Nede olsa muhammed Atatürkü görmedi..yada arının yada demirin atom sayılarını falan bilmiyordu..Gerçi iyi politikacıydı adam yakında bilim adamı da yaparsınız ikisini birleştirip koymuş dersiniz...artık demir atomunu nerde gördüyse..gerçi bırak demiri acaba saf demir görmüşmü..:)
19 mucizesi demek yanlıştır..19 sayısının bir açılımı var denmelidir bana göre..yarın bigün dediğim gibi yerçekimi kuvvetini kaldırmayı gelişmiş matematik ve cifir ve ebced hesabıyla yada 3 boyutlu bir küp şeklinde arka arka bütün sayfaları dizip bulursak bilim insanları da inansın diye konmuş diyebiliriz..
Ama içinde herhangi bir matematik hesabın olması bana göre ne mucize ne süpriz olur..Her geçen gün bulacaklar bulmayada devam edecekler..
Ama dediğim gibi tevrata konulan süre bilgisayarın keşfiydi..Kuran a konulan süre nedir Allah bilir..sanırım şimdilik 4 işlemden devam edicez..
saygılar
müritkefer
16-09-2008, 11:24
Diyanet'in tanımına göre, mucize acz kökünden türetilmiş olup "insanı aciz bırakan olay" anlamına gelirmiş. Ama ne gariptir, dinler tarihine baktığınızda mucizelerin hep halkı etkilediğini, peygamber denen kutsal bilgelerin bu tanıma fazla itibar etmediklerini ve olaylar karşısında aciz kalmadıklarını görürsünüz. Herhalde bilgi farkından olsa gerek, doğru ya "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
Din adamlarının hatta bizzat Kuran'ın uyarısına rağmen halkın sergilediği bu yaklaşım, sanırım Kuran'ın yeterince okunmamasından ve doğru anlaşılmamasından kaynaklanıyor. Halkın mucize diyerek geçip gittiği anlatımların hepsi, Kuran'ın "müteşabih" dediği sembolik anlatımlardır ve herbiri tarihsel bir gerçekliğin hikayesidir.
"Kuran-ı Kerim" Kutsal Bağ demektir. Bu bağ bir bilgi bağıdır ve insanoğlunun bugünüyle geleceği arasındaki ilişkiyi tanımlamaya çalışır.
19 yorumları hakkında söz söylemeye gerek yoktur. Eğer mutlaka birşey söylenecekse benim söyleyeceğim sadece şudur;
Bırakın, oynamak her çocuğun hakkıdır!
Bir kitabın şekli,dış görünüşü,harflerin nasıl dizildiği o kitabın doğru şeyleri yazdığını mı gösreriyor?içinde yazılanları eleştirme hakkımızı elimizden alıyormu?İslam ülkelerinde bu kitapdan yararlanılarak kadınlara edilen zulümleri görmezlikten mi gelelim.Kadınlar her fırsatta aşagılanmış mı? aşağılanmış.erkeğin kölesi konumuna getirilmiş mi?getirilmiş.bir erkeğin şahitliği iki kadınınkine eşit mi?eşit,kadının dövülebileceği emredilmiş mi?emredilmiş,bir erkekğin isterse dört kadını satın alacağı söylenmiş mi?söylenmiş.İnsanlar arasında eşitsizlik yaratan bir kitaba mucize kitap diye bakmamı kimse istemesin benden.
Bence mucize bir savaşı,bir depremi durdurmaktır.Bir ölümün önüne geçip bir acıyı dindirmektir.Bunu Allahtan göstermeyin.Bir sayı belirleyip,bunun üstüne bir şeyler kurmanın nesi mucize?
Ya elle tutulur bir ispat verin ya da kabul edin:'HERKES KİTAP YAZABİLİR!'
AKHENATON
22-10-2008, 15:11
ÖNCELİKLE BU KONU DAHA ÖNCE TARTIŞILMIŞ OLABİLİR.. LİNK İSTEMİYORUM.. VEREBİLECEK CEVABINIZ VARSA BİZAHMET YAZMANIZI RİCA EDİYORUM..
http://www.mucizeler.com/19lar/19unkazandirdiklari.htm
sayın strategic choice
Bilgi dagarcıgında size ait bir şey varsa yazın. Başkalarının yazısını asacaksanız link verin yeterlidir. Bize gerekli olan sizin beyninizin ürünleridir. Bizi de boşuna ugraştırmayın.
saygılarımla dilaver
Bu mucize denen konu gerek teistleri gerekse ateist'leri aşar , 19 bir mucize değil sadece kabalistik gizlemedir.Bunu yaza yaza öğretemedim TC'de .tekrar yazayımda not alın ,
Tanrının bilinen adı YHVH sayısal değeri : 26
Ademin sayı değeri............................: 45
------------------------------------------
Dolayısıyle Havvanı sayısal değeri.........: 19 dur.
İki isim arasındaki farkta tanrının rakamı 26'yı verir.
Bakınız : Georges Ifrah " Rakamlarla Evrenin Tarihi III " Tubitak Yayınları.S.232
mucize insanin taa kendisidir.oda tanrinin taa kendisidir.insan herseyi,iyiyide kötüyü de kendisi bulmus ve uygulamistir.
Şöyle birşey de var:
ATATÜRK VE 19 RAKAMI
1. 1881'de 19. yüzyılın bitimine 19 yıl kala doğmuştur.
2. Sağlığında, İngiliz İmparatorluğu Hükümeti Atatürk' ün doğum gününü tebrik için Türk Hükümeti 'nden sormuş, ATATÜRK 19 Mayıs 1881 diye yanıtlamış ve kayıtlara böyle geçmiştir.
3. 1900'de 19 yaşında Harbiye' ye girmiştir.
4. 19 Aralık 1904' de bağımsız düşüncelerinden ötürü yıldız sarayına çağrıldı.
5. Harp akademisinden aldığı sicil 317-8 dir. Bu rakamların tek tek toplamı 19 eder.
6. Çanakkale Savaşının zaferle sonuçlanmasında 19' uncu fırka'yı (tümen) kurmuş ve ona komuta etmiştir.
7. 19 mayıs 1915' de albay oldu.
8. Mahiyetindeki komutanlara: "Ben size, taarruz edin demiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar yerimize başka kuvvetler gelebilir" demiş elindeki çok az kuvvetle 19 Mayıs 1915' e kadar oyalama muharebesi ile düşmanı tutmuştur. Düşmanın yine Çanakkale' deki başarısızlıkları sonucunda 10 Aralık 1915'te Gelibolu Yarımadası boşaltılmıştır.
9. Zor bir duruma düşen 7. Ordu'ya komutan tayin edilen M. Kemal, bir düşman saldırısını seziyor ve hazırlanıyor. Nitekim 19 Eylül sabahı düşman harekete geçiyor, hem de kat kat üstün kuvvetlerle. Sağındaki ve solundaki kuvvetler epeyce kayıp verdikleri halde M. Kemal zamanında aldığı tedbirlerle kayıp vermekten kurtuluyor.
10. 19 Mayıs' ta Samsun' a çıkacak olan Atatürk' ün bindiği vapurda 19 yolcu vardı. 19 Mayıs 1963 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya'nın 19 Mayıs ve ötesi adlı makalesinden.
11. 19 Mayıs 1919' da Samsun'a çıkıyor. Bu tarihte 3 tane 19 rakamı vardır ki Atatürk' ün ömrü de zaten 3x19 dur. 19 Mayıs 1919' da 2x19=38 yaşındaydı.
12. 19 yıl Türk Milleti'nin hakimiyetine bilfiil hakim olmuş, Türk Milletine Baş Komutan ve Devlet başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919-1938)
13. Milli Mücadele' ye fiili olarak başlaması için komutanlara yaptığı konuşma ve Meclis'te Milli davanın gerçekleşmesi yolunda güdülecek siyasetin karara bağlanma tarihi de 19 Kasım 1919 'dur.
14. Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazandıktan sonra, başarısına karşılık TBMM kendisine olan minnet ve şükranını belirtmek için 19 Eylül 1921' de kabul ettiği özel bir kanunla Mareşallik ve Gazilik unvanı vermiştir.
15. Millete yayınladığı bir beyanname ile Osmanlı Devleti'nin hayat ve egemenliğinin sona erdiğini belirterek Türk Milleti'ni hayat ve bağımsızlığa kavuşturmak için, Ankara ' da olağanüstü bir Meclis toplantısı ve Türk Milleti'nin iradesini bu Meclise devretmeyi 19 Mart 1920 'de kararlaştırmıştır.
16. Hitabet sanatının bir şaheseri olan Büyük Nutuk' un sonundaki Türk Gençliği'ne Hitabesi de başlangıç cümlesiyle beraber 19 cümledir.
17. Büyük devlet adamı ve eşsiz kahramanın adı ve soyadı "MUSTAFA KEMAL ATATÜRK" 19 harftir.
18. "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ". Bu şaheser cümle 19 harftir.
19. "İSTİKLAL GÖKLERDEDİR" Ne rastlantıdır ki, Atatürk' ün bu sözleri de 19 harftir.
20. 10 Kasım 1938 (19x2x19) (10 Kasım günü saat 9 da 10+9=19) 3x19 =57 yaşında ölümlü yaşama gözlerini kapamıştır.
21. Cenazesi büyük bir merasimle 19 Kasım 1938 günü Yavuz zırhlısı ile İzmit' e götürülmüştür.
22. En Büyük Kahraman'ın ebediyete intikali üzerine arkadaşı ve halefi İsmet İnönü' nün Türk Milletine beyannamesi 19 cümledir.
23. Doğum ve ölüm yılları (1881 ve 1938), 19 sayısının katlarıdır.
24. 1919 rakamında 101 tane 19 vardır.
25. İlk 19 yılda hazırlandı, ikinci 19 yılda siyaset ve askerlik alanında savaştı, üçüncü 19' uncu yılda devlet başkanı sıfatı ile hizmet etti.
Mustafa güneşin içinden geliyor.
Burada her kelime 7 harf, harflerin toplamı 28, kelime adedi 4, 7 asal sayı kelime adedi ile bir kelimedeki harf sayısını çarptığımız zaman 28 ediyor, bu tesadüf olamaz. Olamaz tabi, ne demek tesadüf, bana da Allah söyletti.
Manyakmıyım, manyakmısınız anlamadım gitti, yoksa fal bilim merkezi açmaya mı niyetlendiniz.
Selamlar.
sosyalist-R
26-10-2008, 15:01
yaşasın atatürk kutsal bir peygambermiş ozaman tüm kemalistler cennete:)
bunlar ne ya kutsalllaştırılmayan bir m.kemal kalmıştı nihayet oda oldu
Mustafa güneşin içinden geliyor.
Burada her kelime 7 harf, harflerin toplamı 28, kelime adedi 4, 7 asal sayı kelime adedi ile bir kelimedeki harf sayısını çarptığımız zaman 28 ediyor, bu tesadüf olamaz. Olamaz tabi, ne demek tesadüf, bana da Allah söyletti.
Manyakmıyım, manyakmısınız anlamadım gitti, yoksa fal bilim merkezi açmaya mı niyetlendiniz.
Selamlar.
Biraz Saygılı Konuşurmusunuz Lütfen ATATÜRK hakkında
En azından Başına Sayın Mustafa Kemal diyebilirdin vgm
Dört işlem matematiği bilenler bunun ötesinde ki sistemlerle karşılaştılarında dut yemiş bülbüle dönerler.Çelakıl'ın karşısına çıkanlar da Çelakıl'dan beter..Topla,böl ,çıkar,karesini al..Karekökünü de alsanıza!!..Lorentz transformasyonu v.s. yi falan öğrenmesin bu çelakıl,maazallah karşısında kimse tutunamaz:D Matematikçiler bunlara gülmeyebilir ..Ama stokastik proses bilenler yemezler..(olasılık bilimciler)
Bu konuda Bir yorum Yapmak istiyorum Evet Kuran Şifrelidir(anlaşılmaz gibi) Veya Kuran Kodludur(19 gibi) şeyler Tam olarak anlaşılmayan ve İnsanların Kafalarını karıştıran şeylerdir ve Kurandan da onay almaz
Bu ürünler Tamamen Bazı araştırmacıların Kendi Düşünceleri ve Araştırmalarıdır
amenofis
01-11-2008, 12:06
mucıze dıye bısey yasanmamıstır
gelısen teknolojı ve ınsanın zıhınsel evrımı yakında mucızeyı dolaylı olarakta dınlerı etkıleyecektır
mucıze dıye bısey yoktur
salyangoz tüccarı
02-11-2008, 02:37
bu başlığın ilk girisinde verilen likten alıntıdır.
10-Kuran, Arapça metninin edebi özellikleri gibi sadece Arapların anlayabileceği bir mucize olmasının ötesinde, evrensel bir dil olan matematikle eşsiz bir destek kazandı.
evet arkadaşlar. kuranın arapça olması gerçekten mucizedir. arap yarımadasında
japonca olsa mucize olmayacaktı sanırım. :) zoraki mucize ancak bu kadar olur.
bu kuran şifreleri olayı artık antipatik gelmeye başladı insanlara. özellikle ömer çelakıl ve samanyolu televizyonunun saçmalaması gerçekten can sıkmaya başladı.
ömer çelakıl nedense hep icat olunmuş insanların varlığını bildiği şeylerden bahsediyor. ha aslında bir kere bir denemesi oldu; gaipten haber vermeye çalıştı ama çuvalladı.
samanyolu televizyonu ise; materyalistlerin veya hristiyanların yaptığı belgeselleri; dublajla yapıştır yapıyor. madem çok biliyorlar, buyursunlar birde kendileri çeksinler bakalım...
saygılar...
Once neye mucize denir onu tartisalim.
Bacaklari olup da yuruyemedigini , gozleri olup da gormedigini soyleyen binlercesinin icinden, iki tanesinin islemleri yerine getiriryor bir duruma donusmesi mucize degildir. Mucize, kolu olmayan bir insana kendiliginden bir kol, gozu olmayana da goz peydahlanmasina diyebiliriz. Yani olmayan birseyin, tabiat kanunlarina aykiri bir sekilde belirmesi mucize sifatini kazanabilir.
Cogu mucize addedilen uyduruk hikayeler, sadece iman gucuyle mana kazanir insan mantiginda. Tabi ki imanli degilsen, sana mucize degil, hokkabazliktan da basit, bir kandirmaca oyunu olarak gorulur; aynen bana gorundugu gibi...
din-"dar"
05-11-2008, 06:15
eğer kitabın tamamında böyle genel bir "sözde şifre" olsaydı bu üzerinde konuşulmaya birazcık değebilirdi. o da bir insanın yapabileceği bir şey ama konumuz bu değil. yok kuranın bir parçasında şu sayı yok bir bölümünde bu oran. arkadaşlar ben ilkokul tarih kitabından bile bu kadar alakasız şifre çıkartırım. birileri kuranın şifreleri ile ilgili kitap yazar; işine geldimi miladi takvime göre, sayılar uymadımı hicri takvime göre sonuç bulur. ne kadar da kararsız bir tanrıymış bu anlamadım :)
1_Sevgili arkadaşım şimdi sen mucizede mantık mı arıyorsun?
2_Herşeyi yaratan yoktan var eden bilen tanrının ! eseridir desem sence mantıklı bi açıklama olmuş olur mu ?
3_sen hiç bir mucize ye şahit oldunmu?
olmuş varmış gitmis gelmis inmiş binmiş ya nereye kadar mıslar la muş larla gideceğiz..evet bazen tesadüfler olabilir ama herşeyede işte mucize budur diye atlamayın..
Ben gördüğüme inanırım göremediklerime değil !
sıcahsıcah
14-01-2009, 14:28
arkadaşlar ilk defa yazıyorum foruma herkese merhaba deyim öncelikle yazmak istediğim şu (ha bu arada inançlı birisiyim) tarih bize verilenlerden anladığımızdır gidip yerinde görmek şansımız yoktur ve deneylerle doğrulayamayız tarih içerisinde olduğu anda bir olayın nev i zamanla ya tamamen kaybolur yada öyle bir değişirki aslında o tarihin mümessilleri ne öyle demiştir ne de öyle yapmıştır zaman makinasından geçerken herşey faklılaşabilir yapıldığı anın anlayışlı yaşam biçimiyle paraleldir zamanın anlayışının ürünüdür ama günümüzde yaşam biçimi yaşamı algılayış ve anlama biçimi tamamen farklıdır o yüzdenki tarihi bir olgu ya anlayışımıza uymaz yada zannettiğimiz biçimde gelişmemiştir zamanımızdan 80 yıl önce yaşamış şahsiyetler hakkında bilşe farklı insanlar farklı yargılara varıyorlar oysaki yaşayan tek bir kişidir mesela birisi mevlanayı dönme yapıyor birisi evliya birisi inönüyü haset kıskanç bir insan olarak tanıtıyor birisi alçakgönüllü kahraman sadece 50 yıl önce yaşamış insanların bile üzerine bir hayal perdesi çekilmiştirki 1500 yıldan bahsediyoruz ne kadar sağlıklı basarız bu zeminde
sıcahsıcah
14-01-2009, 14:32
birde kuranda geçmiyor belki ama ben bir ağaç mucizesini hatırlatmak istiyorum afrikada bulunan bir ağaç bu ilk defa barış manço ekranlara taşımıştı topkapı müzesinde bir tabakası vardı en son gittiğimde boydan boya yarıldığında kelime i tevhid bulunmakta idi ist tek üniv. doğal raporu vermişti bence bu mucize diyebilirmiyiz ama çok önemli bir işaret eminim turan dursun görseydi o ağacı hemen tornistan ederdi
zamanımızdan 80 yıl önce yaşamış şahsiyetler hakkında bilşe farklı insanlar farklı yargılara varıyorlar oysaki yaşayan tek bir kişidir mesela birisi mevlanayı dönme yapıyor birisi evliya birisi inönüyü haset kıskanç bir insan olarak tanıtıyor birisi alçakgönüllü kahraman sadece 50 yıl önce yaşamış insanların bile üzerine bir hayal perdesi çekilmiştirki 1500 yıldan bahsediyoruz ne kadar sağlıklı basarız bu zeminde
Sağlıklı basamadığınız zeminin üzerinde zıplamakta ki ısrarınız nedendir ki o zaman..Bilmediğiniz, varlığı kuşku götürür esatirlerle ne işi olur ki sizin gibi düşünen birisinin??..Allah eğer bize gerçek anlamda bir şey bildirmek,ayet göndermek istese ,merak etmeyin her dönem ve her halükarda gönderebilme yetisine sahip olurdu...Bir tek İsa musa muhammedle sınırlı kalmazdı..Ve emin olun bunlar aynı topraktan da çıkmazlardı..Çünkü peygamberlik modası bu topraklarda çıkmış ve yayılmıştır.Bu yüzden diğer kara parçalarında rastlanmaz..Hiç mi sormazsınız kendinize neden bir tek bu topraklar..VeYine hiç sormazsınız?Şu an dünyada Muhammed dönemine nazaran, orana vurulamayacak derecede çok daha fazla kötülük var.. Nüfus daha yoğun..Tam peygamberlik bir durumdayız..Peygamber isterük...:rolleyes:
Sn . schsch hoşgeldin..
Ağaç dediniz de aklıma geldi
33 Sübhanallah
33 Elhamdülillah
33 La ilahe illallah
33 Allahu Ekber
okursam cennette dikili ağacım olur mu ?
1400 yıllık bir kitap değişime uğramış olamazmı ayetler ilk indiği ! andaki gibimidir.?
hala ne mucizesi tartışılıyor anlamadım,bir kere Kur'an peygamberin ölümünden çok sonra toplatılmış ilki,ilk halife Ebubekir zamanında ve çoğaltılması ise halife Osman döneminde olmuş.Öyleyse bu iddia edilen mucizenin olabilmesi için peygamber sağ iken kitap gibi toplatılıp onun gözetiminde çoğaltılması gerekirdi, ama böyle bir şey olmamış,niye?herşeyi peygamberi aracılığı ile insanlara duyuran üstelik kaldırılacak bir gelenek olunca, bunu peygamberine uygulamalı olarak insanlara göstermesi emrini veren Allah niye kuranın kitap haline getirilip çoğaltılması emrini vermemiştir acaba?peygamberin ölümünden çok sonra toplatılan Kur'an da böyle sayısal mucizeler aramak boşunadır,üstelik okuma kolaylığı vb.içinde yine toplatılıp çoğaltılmasından çok çok sonra esre,üstün,ötre vb.gibi işaretler ile sayfa numaralandırma ve eğer yanlış hatırlamıyor isemde ayet numaralandırma yapılmıştır.Peygamberin ölümünden sonra yapılan tüm bu işlemlere ne derece güven duyulur ki?Asıl önemli konuda, tüm insanlığa gönderildiğini söyleyen bir peygamber neden kendi sağlığında Kur'anı toplayıp çoğaltmadı?insan eli ile yapılan numaralandırmalarda mucize aramakta abesliğin uç noktası herhal!:)
sıcahsıcah
19-01-2009, 15:41
Sn . schsch hoşgeldin..
Ağaç dediniz de aklıma geldi
33 Sübhanallah
33 Elhamdülillah
33 La ilahe illallah
33 Allahu Ekber
okursam cennette dikili ağacım olur mu ?
1400 yıllık bir kitap değişime uğramış olamazmı ayetler ilk indiği ! andaki gibimidir.?
yoh olmaz eğer 33 er adet 4 cins ağaç dikersen cennette bir dikili ağacın olur bunnara dilimizde hurafe denir tüm sofralarda bulunur salamurası sevilir duzlamadan yenilir
Yunus süresi 92. ayette der ki ‘(Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olması için, bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız. Denizden yüksek bir yere atacağız ki... arkandan geleceklere ibret olsun!..’
İşte bu ayetin indirilişinden asırlar geçer vee... 1881 yılında, Kızıldeniz kenarındaki Cebellein mevkii’nde, İngiliz araştırmacılar tarafından kızgın kumların içinden bir ceset çıkarılır. Sanki mumyalanmışcasına hiç bozulmadan, hiçbir organı çürümeden, secde halindedir.
TABI BUDA BIR UYDURMADIR SIZE GORE AMA KIMLERE ANLATIYORUZKI BIZ
sıcahsıcah
22-01-2009, 10:35
Yunus süresi 92. ayette der ki ‘(Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olması için, bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız. Denizden yüksek bir yere atacağız ki... arkandan geleceklere ibret olsun!..’
İşte bu ayetin indirilişinden asırlar geçer vee... 1881 yılında, Kızıldeniz kenarındaki Cebellein mevkii’nde, İngiliz araştırmacılar tarafından kızgın kumların içinden bir ceset çıkarılır. Sanki mumyalanmışcasına hiç bozulmadan, hiçbir organı çürümeden, secde halindedir.
TABI BUDA BIR UYDURMADIR SIZE GORE AMA KIMLERE ANLATIYORUZKI BIZ
sevgili kardeşim gerçekten bu firavun olayıda çok dikate değer bir olaydır ingiliz britiş müzede sergilenmekte hemide secde eder konumda çıkarıldığı gibi yahu birde mısırlı haman isminin kuranda geçmesi olayı haman yazıp googleden aratıp kısaca bilgi edinebilirler merak edenler... owwww tüylerim tiken gibi oldu ya adamın adını unuttum yaaa ceviz kabuğunda çıktıydı şu dandirik kitabı olan hocalardan değil adam bu soruların hepsine sabırla ve tam olayın oluş yeri ve zamanından çıkarak bi izahat veriyo bu sorulara çocukların sorduğu sorular gibi bakıyosunuz artık
Saygın İngiliz arkeologlarından Derek A. Welsby de müze envanterinde EA 32751 kod numarasıyla kayıtlı bulunan bu mumyanın "bilimsel ve idarî hâmisi" konumundaki kişi…
Bu tartışmalı buluntuya ilişkin olarak Welsby'den aşağıdaki bilgileri aldım:
"Bana son derece ilginç bir başvuruyla geldiniz. Sizi ve değerli okurlarınızı doyurucu bir biçimde aydınlatmak için elimden geleni yapacağım. Sözünü ettiğiniz 'firavun' iddiasını daha önce de bir kez duymuştum. Ama, bilimsel açıdan ciddiye alınacak bir husus olmadığı için pek de üzerinde durmadım.
Bu ceset, bizim 'doğal mumya' dediğimiz türden bir arkeolojik buluntudur. Yani, bozulmaması için eski Mısırlı uzmanlar tarafından derisine ve deri altı bölümlerine herhangi bir kimyasal madde sürülmemiştir. Bütün iç organları -kurumakla birlikte- yerli yerindedir. Ancak bu durum onun bir 'mucize' olduğunu kanıtlamaz. Çünkü, gerek bizim müzemizde, gerekse dünyanın diğer pekçok müzesinde bunun gibi daha yüzlerce 'doğal mumya' mevcuttur. Doğal mumyalar, iklim koşullarının uygun olduğu her bölgede kolayca oluşabilirler. Yeni ölmüş biri kuru çöl kumlarında açılan bir mezara uzatılır ve üzeri zaman yitirilmeksizin yine aynı kuru kum ya da toprakla sıkı sıkıya kapatılır. Böylelikle vücuttaki sıvılar yüksek sıcaklıkta kısa süre içinde buharlaşır ve ceset bir tür fosile dönüşür. Benzer görünümlü doğal mumyalara Mısır'ın daha birçok çöllük bölgesinde ve Peru'nun Nazca ovasında da rastlayabilirsiniz.
Elimdeki resmî kayıtlara göre, Geç Hanedan Öncesi Dönem'e ait olan (M.Ö. 3500-3250 arası) bu ceset, Yukarı Mısır'daki Cebeleyn kasabasında yapılan resmî bir kazıda bulunmuştur. Öncelikle, kazı mahallinin Kızıldeniz'e olan aşırı uzaklığı -ki bu mesafe ortalama 300 km.'dir- bana aktardığınız iddiayı coğrafî açıdan geçersiz kılıyor.
Öte yandan, aynı kazı sırasında, mezarda cesedin ayrıcalıklı kimliğini ele verecek hiçbir özel takı, giyisi ya da işarete de rastlanmamış. Eski Mısırlılar sevdiklerini gündelik hayatta kullandıkları eşyalarla gömmeyi âdet edinmişlerdi. Altından yapılma gündelik eşya ve mücevherat, bu kültürde bütün asillerin mezarlarında mutlak surette karşılaşacağınız çok önemli sınıfsal göstergelerdir. Bizdeki mumyanın çevresinde gördüğünüz kap-kacak, onun bulunduğu mezardan çıkan orijinal eşyalarıdır. Bunlar ise gayet sıradan, o çağda avamın kullandığı türden toprak malzemelerdir. Eğer ki bu kişi kutsal metinlerde sözü edilen 'lanetlenmiş firavun' ise o halde içi ve çevresi başka insanlarca düzenlenip süslenmiş olan nizamî bir mezarda bulunmasının hiçbir mantığı yok; gelişigüzel bir biçimde bulunması daha akla ve mantığa yatkın olurdu. Sözkonusu iddia, cesedin kimliği konusunda daha başka tutarsızlıklar da içeriyor. Bu kişinin 2. Ramses olduğunu ileri sürmek, tarihsel gerçeklerle tam anlamıyla alay etmek demek. Çünkü, Ramses 2'nin mumyalanmış bedeni Mısır'ın Krallar Vadisi'ndeki özel mezarından zaten yıllar önce bilim adamları eliyle çıkarılmıştı ve şu anda da Kahire Müzesi'nde koruma altında bulunuyor. Bütün bu gerekçelerin ışığında, gerçekliğini araştırdığınız iddianın hiçbir tarihî ya da bilimsel geçerliliği ve tutarlılığı bulunmadığını bilmenizi isterim. Böyle bir iddiayı destekleyecek en küçük bir bulguya sahip olsaydık, bu mumyayı müzemiz galerilerinde şu anki konumunda değil zaten, çok daha farklı ve görkemli koşullarda sergilerdik."
Ayet bu..
yunus 92 - Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.
Utanmasalar zorlaya zorlaya şöyle yazacaklar..
Yunus 92 - Bizde bedenini,arkandan geleceklere ibret olman için,yüksek bi yere atıcaz
orda bulup ingilterede müzeye koyacaklar,çünkü insanlaerdan bir çoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.
Yahu Şunudamı düşünemiyolar..
Firavunun öyle bi cesedi bulunsa ..
bunu sizden önce yahudiler yayar dünyaya..
o Müzenin önünde kendileri kuyruk olur..
Ama bana kalırsa yahudiler sizler kadar yalana düşkün değil..
İyi de adam demiş orda zaten 2. Ramses olduğunu iddia etmek olmaz diye onun mumyası zaten mısırda.Ayrıca 2. Ramses gelmiş geçmiş en büyük mısır firavunuydu dolayısıyla üzerinde kimliğini belli edecek tek bir işaret olmaması da olanaksız.Hala olmadık şeylere inanıyor ya bunlar pes valla...
İyi de adam demiş orda zaten 2. Ramses olduğunu iddia etmek olmaz diye onun mumyası zaten mısırda.Ayrıca 2. Ramses gelmiş geçmiş en büyük mısır firavunuydu dolayısıyla üzerinde kimliğini belli edecek tek bir işaret olmaması da olanaksız.Hala olmadık şeylere inanıyor ya bunlar pes valla...
Aynen katılıyorum. Adamın mumyası zaten çıkarılmış vaziyette. Adresi bile belli. Ama gel görki bilmeyen cahil halka mucize diye bu yalanları peynir ekmek gibi yediriyorlar.
Ya bırakın yok ingiliz bilim adamıymış yok neymiş ülkemizde dünyaca ünlü paleontologist, biolog, arkeolog, fizikçi, atom mühendisi,Uzay mühendisi,pilot, 200 iq ya sahip olan Harun Yahya gibi ender yetişecek Muhammedten sonra gelmişen mübarek insan mumya ikinci Ramses diyorsa ikinci Ramsestir. Kıytırık bir ingiliz bilim adamınamı inancaz Harun Yahya varken. Çok ayıp çok. Bu ülke bu yüzden geri kalıyor zati Harun Yahya gibi nice insanlara gereken değeri vermediğimiz bu haldeyiz.
warriorxxx
27-07-2009, 16:07
kuranın ayetlerinin numaralandırıldığını bana belgeli bir şekilde kanıtlarmısınız
Engineer
30-07-2009, 00:33
Neden 19 mucizesi(!) tanrının varlığına kanıt olarak sunuluyor anlamıyorum. Bu insan aklına hakarettir.
Bugüne kadar bulunmuş matematik ve fizik formüllerini biraraya getirelim ya da sadece Tesla gibi fizikçilerden, Newton gibi hem fizikte hem de matematikte devrim yaratan çalışmalar yapan bilim adamlarından, sıradan bir insanın hayal bile edemeyeceği çalışmaları göstersek ona da mucize diyecekler mi acaba?
İnsan beyni çok yol katetti. Bazı rasgele ayetler ebced hesabında 19'un katı çıkıyor diyerek, kanıt arama adına zorlanmayın.
Saygılarımla..
Merhaba siteyi ve makaleleri uzun zamandır takip ediyorum bugün üye oldum forumları okumaya başladım. Çok güzel bilgiler var ve özellikle evren ve yaratılışla ilgili bölümlerde benimle paralel düşüncelere sahip insanlar olduğun gördüğüme sevindim. Genel bir eleştirim var bazı yorumlar güldürsede altında erdemli insanlara yakışmayan kibir eseri sözler var. Bazı konularda fazla bilgi sahibi olmak ya da önceden keşfetmek farkına varmak diğer insanları küçümsemeyi ve onlara kibirle yaklaşmayı gerektirmemeli.
Kuran'daki mucizelerden biri de Musa'nın Firavun'un büyücüleri ile karşılıklı büyü gösterisi yaptığı bir zamanda asasını yere atması ve ortaya bir EJDERHA çıkması olayıdır. Bende bu kısmını yeni okudum tekrar dumura uğradım hadi koyun koç burak at falan bir nebzede yer yüzünde varlığı ile ilgili hiçbir fosil yada delil olmayan masal yaratığı EJDERHA da nereden çıktı bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum.
emiliano
21-09-2009, 23:28
adamın tekinin yazdığı şiir kitabının üzerine yüzyıllardır bu tartışmaların sürmesi mucize değil de nedir?
Ne 19 rakamının ne de firavun cesedi gibi bulguların mucize ile ilgisi yok. Maalesef bazı kimseler Kur'an-ı Kerimle hiçbir alakası olmayan birtakım bağlantılar uydurarak bu durumdan rant elde etmeye çalışıyorlar ve bunu başarıyorlar da. Bu bir tür Kur'an-ı Kerim sömürüsüdür. Bu tipleri kınıyorum.
En Büyük Mucize Kur'andır.
cenkk_istt
22-09-2009, 16:08
klavyenin tuslarini saydim tam 19 tane soldan saga bir sira buda kuranin mucizesi degilmi bilgisayari icat eden bilimadamlari musluman olsaydilar 14oo sene onceden bilgisayar icat edilirdi bizde uzay caginda olurduk baska galaksilerde yasardik belki
ksr bakmayin ama cok geri kalmisiz 200 sene onumuzde gidiyorlar her alanda o muhammedin lanet ettigi yahudilaer su anda dunyayi yonetiyorlar ve dunyanin en akilli insanlari onlar
inancli arkadaslarima sesleniyorum.bu 19 u sifreleri birakin bir yana elininzde kuranin kutsal bir kitab olduguna allah tarafindan indirildigine dair bilimsel yada somut bir kanit varmi yada muhammet yandasi olmadan goren birileri varmi sadece bu sorunun cevabini verin bende dininize doneyim beni ikna edin edebilecekmisin
TomSawyer
22-09-2009, 16:49
yormayın kafanızı böyle işlere..
sadece tesadüf bunlar;)
prometheus4517
22-09-2009, 17:24
dinin temelleri sarsılalı çok oldu. artık inanılmayacağının herkes farkında. ama kabul ederlerse rezil olacaklar. bütün sistemleri bir çöp yığınına dönecek. bütün palavraları ortaya çıkacak. insanlar suratlarına tükürecek. mağlup olacaklar. sokakta yürüyemeyecekler.
ne yapmaları lazım. yeni şeyler uydurmaları lazım. kuran bilmem kaç yıl sonra numaralandırılmasına rağmen hep varmış gibi bir 19 safsatası uyduruyorlar. daha neler çıkacak. bunun 7 side çıkar, 3 ü de çıkar, 9 uda çıkar.
yalan söyleyen yalanını ispatlamak zorunda değil ki. kimse çürütmezse zaten o yalan doğrudur. çürütürsen de adamlarda otomatik savunma var, çürüten kafirdir. bitti. sen kafirsin. bu böyle sürüp gider. hep yeni yalanlar, yeni yalanlar.
yeterki insanlar uyumuaya devam etsin. onlara para akmaya devam etsin. kuran giderse, islam çökerse onlar bir hiç olacak. yaşamalarının bile bir anlamı kalmayacak. buna az kaldı ama. kendi kuyularını kazıyorlar bu safsatalarla. devam etsinler böyle.
ismailademoglu
25-09-2009, 22:01
Selam suzi.
Kurandaki 19 mucizesi demek,matamatiğe iman eden ,onu kabul eden, herşeyde ölçü kabul eden insanların dikatini kurana çekmek, ve onlarıda ilahi kitaptan nasiplendirmek için Allahın, teşbihte hata olmasın attığı yemdir.Böylece aklını hesap kitap ve kesinlik ile bozmuş insanlara kut ve gıda olmasıdır.
Kuranın 19 koduyla gündeme gelmesinin başlıca yararı ,dikatlerin kurana çekilmesi,tartışılan ve incelenen bir kitap olmasını sağlamasıdır bence.
19 sayısı "üzerinde on dokuz vardır" ayeti ile kuranda yer alınca, ve peygamberin ozamanki enbüyük muhalifleride 19 sayısıyla bir şekilde ilişkilendirilince, ve kuranın ilk inen ve 19 ayetli olan Alak süreside kuranın sonundan 19 .sıraya ilahi emirle konulunca , elbetteki bu 19 merak edilecek ve herkes kendi kabiliyetine göre birşeyler bulacaktır.
Benim bulduğum 19 sistemi mehdiyet ve decalyetin kilometre taşlarını bire bir veriyor hamdolsun.
selam ile...
bilirkisi
25-09-2009, 23:19
Her insan biraz dikkat etse, mesela elindeki biletin numarasinin 19'un kati mi diye, bilgisayarin seri numarasi, uyanip baktigi zaman saat 19,38,57 geceyi gosteriyor mu diye, dogum tarihim 1976 mi diye, oturdugum ilin plakasi kac, arabamin palakasi, ev numaram, telefon numaram, elektrik abone numarasi, ... muhakkak biseyler cikartmaya baslayacaktir.
Nerden biliyorsun diyeceksiniz, cunku bir ara test etmistim kendim. Bu tur seyler numeroloji, astroloji'nin alanina daha yakindir, islam, kuran gibi seyleri bunlarla incelyen muslumanlar kendi kendilerine zarardan baska birsey vermezler.
Peki, bazi seyleri gormezden mi geliyoruz? Hayir, tesaduf, veya zorlamayla aciklanabilir bunlar. Incil'de de (her ne kadar asli olmasa da, tercumesiyle bile) bir ton mucize, gecmisten gelecekten haberler cikartanlar var. Benzer teknikler kullanarak adamin biri de "Moby Dick"te de mucizeler bulmustu, hatirlayan cikacaktir muhakkak. Kurandaki ebced hesabi da zorlamadan baska birsey degil, nedense hep olmus olaylar icin tarihler bulunur. Bazen sedde sayilir, bazen sayilmaz, bazen sessiz elif sayilmaz, kivir allah kivir.
Kisacasi bos isler bunlar, vaktinizi harcamayin, siz asil kuranda ne yazdigina bakin.
bilirkisi
25-09-2009, 23:22
Benim bulduğum 19 sistemi mehdiyet ve decalyetin kilometre taşlarını bire bir veriyor hamdolsun.
selam ile...
Kimmis bu mehdi, deccal biz de bilelim de ahir zamanda imansiz gitmeyelim :hail:
19 mucizesi, kuran cebrail tarafından yazılı indirilseydi bir anlamı olabilirdi belki.
sözlü geldiği söylenen ayetler, sureler yazıya geçecek ağız ,lehçe farklılıkları gözardı edilecek, ayet sure sayıları müslüman coğrafyasındaki kuranlarda farklı farklı olacak ve bundan mucize çıkacak
eh hade bakalım daha çooook mucize çıkar kurandan :gossip:
Kuranda değil 19 binlerce mucize vardır.
''O hem iki doğunun, hem iki batının Rabbidir. ''(Rahman 17 )
Alın size mucize.1400 yıl önce astronominin (dünyanın yuvarlak olup olmadığı) bilinmiyor.
Bu ayet'in doğru olabilmesi yeryüzünün küre şeklinde olması gerekir. İstanbuldan batıya
doğru gidelim yaklaşık 8.000.000 km sonra ulaşacağımız yer azerbaycan ,türkmenistan
dır. Oysa azerbaycan istanbula göre doğudadır.
Yani benim batı dediğim yönde doğuda vardır.Aynı şekilde doğu yönünde batı da vardır.
Bu ayeti 1400 yıl önce astronominin olmadığı bir dönemde ancak bu kainatı yaratan
indirmiştir.
Kuranda değil 19 binlerce mucize vardır.
''O hem iki doğunun, hem iki batının Rabbidir. ''(Rahman 17 )
Alın size mucize.1400 yıl önce astronominin halini düşünün...ben söylim YOK.
Bu ayet'in doğru olabilmesi yeryüzünün küre şeklinde olması gerekir. İstanbuldan batıya
doğru gidelim yaklaşık 8.000.000 km sonra ulaşacağımız yer azerbaycan ,türkmenistan
dır. Oysa azerbaycan istanbula göre doğudadır.
Yani benim batı dediğim yönde doğuda vardır.Aynı şekilde doğu yönünde batı da vardır.
Bu ayeti 1400 yıl önce astronominin olmadığı bir dönemde ancak bu kainatı yaratan
indirmiştir.
İlk önce bazı şeyleri yanlış biliyorsun Muhammedin zamanında astronomi yoktur diyorsun fakat Astronomi Muhammedden yüzyıllar öncesinden beridir vardır.
Birde şu linke bakarsan iyi olur.
http://en.wikipedia.org/wiki/Spherical_Earth
İlk önce bazı şeyleri yanlış biliyorsun Muhammedin zamanında astronomi yoktur diyorsun fakat Astronomi Muhammedden yüzyıllar öncesinden beridir vardır.
Birde şu linke bakarsan iyi olur.
http://en.wikipedia.org/wiki/Spherical_Earth
Dünyanın yuvarlak oluşunu kastetmiştim.
Sence dünyanın yuvarlak olduğunu bilimsel olarak nezaman keşfedildi. Ben diim
biruni sen de galileo veya magellan sonuçta hepsi Kur'an'dan 300-400 sene
sonradır.
ozgur_beyin
30-09-2009, 15:23
Kimmis bu mehdi, deccal biz de bilelim de ahir zamanda imansiz gitmeyelim :hail:
harun yahya ya göre deccal bilgisayarmış(veya internet)
Dünyanın yuvarlak oluşunu kastetmiştim.
Sence dünyanın yuvarlak olduğunu bilimsel olarak nezaman keşfedildi. Ben diim
biruni sen de galileo veya magellan sonuçta hepsi Kur'an'dan 300-400 sene
sonradır.
Dünyanın yuvarlaklığı bütün insanlar tarafından kabul edilişi Muhammedden çok sonra olsada dünyanın yuvarlak olduğu bilgisi çok uzun zamandır bilinmektedeydi.
Verdiğim linkte dünyanın yarıçapını bile çok az bir hata ile ölçen insanlar bile var.
Ayrıca küre şeklindeki dünyanın doğusu bana tam olarak şurası diyebilir misin? Diyemezsin çünkü böyle birşey mümkün değildir. Aynı mantığı düz bir dünya üzerinde de düşünürsen işe yarar. Dünya düz olsaydı İstanbul Bakü'ye göre batıda, Bakü de Pekin'e göre batı olmayacak mıydı? Olacaktı. Al sana iki batı işte bide tersten gittin mi iki de doğu çıkar.
Kaldi ki senin dediğin anlam kuran meallerinin hiç birinde geçmemektedir. Bu ayet hakkında iki yorum okudum birincisi insan ve cinlerin doğusu batı olmak üzere iki doğu iki batı diyor diğeri ise yazın ve kışın günein doğduğu ve battığı yer olmak üzere iki doğu iki batı diyor.
Neden dünya yuvarlaktır demek yerine iki doğu iki batı diyerek insanlara dünyanın yuvarlak olduğunu söyleme ihtiyacı duymuş? Dünya'nın yuvarlak olması o dönem insanlarının kaldıramayacağı bir bilgi miydi de bunu gizleyerek söyleme ihtiyacı duymuş.
bilirkisi
30-09-2009, 20:49
Kuranda değil 19 binlerce mucize vardır.
''O hem iki doğunun, hem iki batının Rabbidir. ''(Rahman 17 )
Alın size mucize.1400 yıl önce astronominin (dünyanın yuvarlak olup olmadığı) bilinmiyor.
Bu ayet'in doğru olabilmesi yeryüzünün küre şeklinde olması gerekir. İstanbuldan batıya
doğru gidelim yaklaşık 8.000.000 km sonra ulaşacağımız yer azerbaycan ,türkmenistan
dır. Oysa azerbaycan istanbula göre doğudadır.
Yani benim batı dediğim yönde doğuda vardır.Aynı şekilde doğu yönünde batı da vardır.
Bu ayeti 1400 yıl önce astronominin olmadığı bir dönemde ancak bu kainatı yaratan
indirmiştir.
Ben muslumanken gittigim sohbetlerde bilimsel ornek vermeye bayilan ama pek te rakamlari aklinda tutamayan bi abimiz vardi, (onun haricinde konusmasi cok kuvvetliydi) bu yaziyi okuyunca aklima o geldi. (8 milyon kilometre :) dunyanin capi kacti yaw?)
Saka bir yana, iste kivirmalara, tevillere bir ornek daha. Aklindan zoru olana bir sehzade varmis, sacma sapan seyler soyleyip dururmus. Lalasi da surekli aciklama yaparak durumu kurtarirmis. Bir gun "bir ok attim kebap oldu" demis. Lalasi "efendim, sehzadenin oku bir cakmak tasina carpti, cikan kivilcim ile etraftaki kuru otlar yandi, ordan gecen bir tavsan da kavruldu, kebap oldu" diye durumu kurtarmis. Yine bir gun sehzade "bir ok attim, asure oldu" deyince Lala'nin sabri tasmis, kiviracak yeri kalmamis.
Herkesin bir kivirma, tevil kabul siniri vardir. Bakalim sizler omrunuz boyunca bu siniri ne kadar zorlayacaksiniz...
bilirkisi
30-09-2009, 20:53
harun yahya ya göre deccal bilgisayarmış(veya internet)
Iyi fikir, benim de yeni kuracagim dinde tanriya "internet" adi vermeyi dusunuyorum :) Vahiyler gelmeye basladi bile :eyebrows:
ÖNCELİKLE BU KONU DAHA ÖNCE TARTIŞILMIŞ OLABİLİR.. LİNK İSTEMİYORUM.. VEREBİLECEK CEVABINIZ VARSA BİZAHMET YAZMANIZI RİCA EDİYORUM..
http://www.mucizeler.com/19lar/19unkazandirdiklari.htm
sayın strategic choice
Bilgi dagarcıgında size ait bir şey varsa yazın. Başkalarının yazısını asacaksanız link verin yeterlidir. Bize gerekli olan sizin beyninizin ürünleridir. Bizi de boşuna ugraştırmayın.
saygılarımla dilaver
Sn.strategic-choice;
siz verdiğiniz bu linkteki yazıyı okudunuz mu?,kurandaki her sure hatta ayet bir puzzle ın parçaları ve bu parçalardan bir tekini bile bozarsanız matematik sistemi bozarsınız deniyor ama sonunda bir surenin bile bu güce sahip olduğunu yazıyor yani 19 şifresi nedeni ile öylemi?
parçalardan birini bile bozmanın sistemi bozacağı söylenirken dönüp bir surenin bile başlıbaşına bir güce sahip olduğunu söylemek ne mana acaba?sistemi bozabilmek mümkün mü ki ,tek bir sure bile başlı başına yeter fln.deniyor,yok eğer bozmak mümkünse şifre bir işe yaramıyor anlamına gelmiyor mu?,tek bir sure bile aynı güce sahipse şifreye ne gerek var madem?ya o dur ya bu burada laf salatasından başka bir şey yok gibi görünüyor kusura bakmayın!
saygılar...
Ah birde unutmadan şunuda eklemek isterim;
Kur'an peygamberin ölümünden çok sonra toplatılmış ,ve kitap haline getirilip çoğaltılması ise yine onun ölümünden epey sonra gerçekleştirilmiş,hatta kuran ayetlerinin sıralanması numaralanması konusu ise başlı başına tuhaf bir durumken, 19 sayısı ile matematiksel bir sistem esas alınarak Allah tarafından korunuyor demek hayali bir yaklaşımdan öteye gitmez, ortada böyle bir durum varken özellikle diyorum(yani peygamberin ölümünden çok sonra gerçekleştirilebilen bir durum sözkonusu iken!..)bilmem anlatabildim mi?
Ben hala 19 x 6 daki 6 nın mucizesini anlayamadım...
Neden dünya yuvarlaktır demek yerine iki doğu iki batı diyerek insanlara dünyanın yuvarlak olduğunu söyleme ihtiyacı duymuş? Dünya'nın yuvarlak olması o dönem insanlarının kaldıramayacağı bir bilgi miydi de bunu gizleyerek söyleme ihtiyacı duymuş.
Tam üstüne bastın. O zamanın insanı bunu kabul edemeyebilrdi.
Kur'an'nın binlerce tefsiri yazılıştır.Dahada yazılacaktır.
Bu anlatım şekline icaz denir. Az sözle çok şey anlatma.
Sevgili Bunyas
Dünyanın yuvarlak olmasını Tanrı ile konuştuğunu iddia eden bir adam tarafından söylenmesi nasıl bir etki yaratabilirdi söyler misiniz? İnsanlara Allaha tapmadıkları vakit akla gelmeyecekleri işkenceler çekeceklerini söylediği vakit insanlar bunu kabul ederlerken dünyanın yuvarlak olduğunu mu kabul etmeyeceklerdi? Ya da insanların çok tanrılı sistemini yasaklamayı kabul ettirdikten sonra dünyanın yuvarlak olduğunu mu kabul ettiremeyecekti.
Söyler misiniz dünyanın yuvarlak oluşu nasıl bir bilgidir ki insanlar bunu kabul etmesinler?
Ayrıca küre şeklindeki dünyanın doğusu bana tam olarak şurası diyebilir misin? Diyemezsin çünkü böyle birşey mümkün değildir. Aynı mantığı düz bir dünya üzerinde de düşünürsen işe yarar. Dünya düz olsaydı İstanbul Bakü'ye göre batıda, Bakü de Pekin'e göre batı olmayacak mıydı? Olacaktı. Al sana iki batı işte bide tersten gittin mi iki de doğu çıkar.
Her cümlende ayrı bir mucizeye işaret ediyorsun.
Kur'an indiği dünemde insanlar arap yarım adasında dünyanın düz bir tepsi şeklinde olduğuna inanıyorlardı.Bu ayet o zamanın insanlarının düşüncesini iptal etmeden, dünyanın yuvarlak olduğunu mucizevi bir şekilde anlatıyor.İlim ne zaman ilerler tüm insanlık dünyanın şekli öğrenir o zaman ayetin işaret ettiği mana ortaya çıkıyor.
Her cümlende ayrı bir mucizeye işaret ediyorsun.
Kur'an indiği dünemde insanlar arap yarım adasında dünyanın düz bir tepsi şeklinde olduğuna inanıyorlardı.Bu ayet o zamanın insanlarının düşüncesini iptal etmeden, dünyanın yuvarlak olduğunu mucizevi bir şekilde anlatıyor.İlim ne zaman ilerler tüm insanlık dünyanın şekli öğrenir o zaman ayetin işaret ettiği mana ortaya çıkıyor.
Bunyas sen yazdıklarımı okumuyor musun? Sen git adamların Birden çok tanrı olmadığına inandır ama dünyanın yuvarlak olduğuna inandırama.
Hangisi daha zor lütfen söyler misin? Yüzlerce yıllık koskoca bir din sistemini değiştirmek daha zor yoksa dünyanın yuvarlak olduğunumu kabul ettirmek?
Sevgili Bunyas
Dünyanın yuvarlak olmasını Tanrı ile konuştuğunu iddia eden bir adam tarafından söylenmesi nasıl bir etki yaratabilirdi söyler misiniz? İnsanlara Allaha tapmadıkları vakit akla gelmeyecekleri işkenceler çekeceklerini söylediği vakit insanlar bunu kabul ederlerken dünyanın yuvarlak olduğunu mu kabul etmeyeceklerdi? Ya da insanların çok tanrılı sistemini yasaklamayı kabul ettirdikten sonra dünyanın yuvarlak olduğunu mu kabul ettiremeyecekti.
Söyler misiniz dünyanın yuvarlak oluşu nasıl bir bilgidir ki insanlar bunu kabul etmesinler?
Bilmenin dereceleri vardır. Bunlar ilmelyakin, aynelyakin,hakkalyakin.
Şöyle örnek verebiliriz.
Bir yerde ateş yanıyor.Seninlede ateş arasında bir dağ var . Sen sadece ateşin dumanını görürsün ve dağın arkasında eteş olduğuna hükmedersin , bu ilmelyakindir.
Dağın tepesine çıkarsın ateşi görürsün yine ateşin var olduğuna hükmedersin ama artık görmüşsündür inancın daha sağlamdır,bu da aynelyakindir.
Ateşe yaklaşırsın elini ateşe sokarsın ve elin yanar.Artık bütün dünya toplansa seni ateşin olmadığına ikna edemez.Buda hakkalyakin bilmektir.
Onun için deliller insanın imanını kuvvetlendirir.
Delilere ihtiyacımız var.Aklımızda tam iman etsin.
Bunyas sen yazdıklarımı okumuyor musun? Sen git adamların Birden çok tanrı olmadığına inandır ama dünyanın yuvarlak olduğuna inandırama.
Hangisi daha zor lütfen söyler misin? Yüzlerce yıllık koskoca bir din sistemini değiştirmek daha zor yoksa dünyanın yuvarlak olduğunumu kabul ettirmek?
Ben mesajı Kur'an'nın mucizevi yönü için yazdım.
Seinin dediğin farklı bir konu.
Onun da izahı var.
Bunyas,
Anlamamakta ısrar ediyorsun. Sen adamların Temel inancını değiştirebiliyorsun. Kendininde öyle sıradan biri olmadığınu tanrıyla konuştuğunu söylüyorsun. Bırak dünyanın yuvarlak olduğunu küp şeklinde desen insanlar sana inanırlar. Çünkü sen onlar için tek doğrusun. İnsanlara dünyanın şeklinin yuvarlak olduğunu açık açık söylesen hiç kimse itiraz edemez. Kaldıkı dünya üzerinde bu bilgi daha önceden de mevcut. İnsanların yabancı olmadığı birşey.
Eğer Muhammed Dünyanın yuvarlak olduğunu bilseydi bunu açık açık söylerdi öyle gizli saklı şekilde değil.
Peygamber efendimiz dünyanın yuvarlak olduğunu bir hadisinde belirtmiştir.
Lakin avam tabakasından ,alim tabakasına kadar çok dereceler.Bunların hepsi hadislerle bire bir muhatap değildir.Akla ters gibi görunen hadisler mevzu hadis(uydurma hadis) olarak yorumlanabilir.Nitekim cumhuriyet döneminde dahi bir çok alim dünyanın yuvarlak olmadığını savunuyordu.İslam tarihi boyunca vardı buna inanan alimler.Bunun sebebi ise,bilimsel olarak henüz ispatlanmamış olmasıydı.
Hem Peygamber Efendimiz'in bazı hadisleri müteşabih'dir(yorum gerektiren).Bu nedenle hadislere müteşabih veya mevzu diyerek asıl manadan uzaklaşabilirler.
Peygamber efendimiz dünyanın yuvarlak olduğunu bir hadisinde belirtmiştir.
sayın bunyas,
Bu hadisi kaynağı ile birlikte verebilir misiniz?
Hem Peygamber Efendimiz'in bazı hadisleri müteşabih'dir(yorum gerektiren).Bu nedenle hadislere müteşabih veya mevzu diyerek asıl manadan uzaklaşabilirler.
Yani diyorsunuz ki, aslında bazı hadislerde (o dönemde bilinmeyen) evren ile ilgili bir takım doğru bilgiler verilmiştir. Fakat o dönemin insanları henüz bilim yeterince gelişmediği için bu hadislerin asıl manasını anlayamamıştır.
Bir de öbür yönden bakalım. Sakın şöyle olmasın: Birçok hadisde evrenle ilgili veya ilgiliymiş gibi gözüken bir takım doğru-yanlış, yarı mistik şeyler söylenmiş. Müslümanlar da bilim geliştikçe, (ayetlerde de yaptıkları gibi) bu hadisleri zorla işte bu yeni bilgileri içerecek şekilde ''yorumluyorlar''.
saygılarımla
Peygamber efendimiz dünyanın yuvarlak olduğunu bir hadisinde belirtmiştir.
Lakin avam tabakasından ,alim tabakasına kadar çok dereceler.Bunların hepsi hadislerle bire bir muhatap değildir.Akla ters gibi görunen hadisler mevzu hadis(uydurma hadis) olarak yorumlanabilir.Nitekim cumhuriyet döneminde dahi bir çok alim dünyanın yuvarlak olmadığını savunuyordu.İslam tarihi boyunca vardı buna inanan alimler.Bunun sebebi ise,bilimsel olarak henüz ispatlanmamış olmasıydı.
Hem Peygamber Efendimiz'in bazı hadisleri müteşabih'dir(yorum gerektiren).Bu nedenle hadislere müteşabih veya mevzu diyerek asıl manadan uzaklaşabilirler.
Sevgili bunyas, beni affet ama sanırsam kıvırmaya başladın. Önceki mesajlarında arapların dünyayı düz sandığını ve tersini kabul edemeyebilceklerini söyledin ve bu yüzden Kurana gizli şekil yazdırdığını söyledin. Şimdi de diyorsun ki Muhammedin dünyanın yuvarlak olduğuna dair hadisleri var.
Peki madem Muhammedin dünyanın yuvarlak olduğuna dair hadisleri varsa neden Kuranda dünyanın yuvarlak olduğuna dair açık açık hiç bir ayet yok. Muhammed yuvarlak olduğunu hadislerde belirtebiliyorsa demek ki insanlara dünyanın yuvarlak olduğu gayet net bir biçimde söylenebilirmiş.
muhterem5151
02-10-2009, 21:30
Ve bu görünmez adamın bir listesi var, yapmanızı istemediği şeyler. Ve eğer bu 10 şeyden herhangi birini yaparsanız sizi atacak bir yeri var. Ateşle dumanla işkenceyle dolu bir yer ve sizi yanmanız, bağırmanız, çığlık atmanız, ağlamanız için sonsuza dek oraya gönderir... Ama o sizi yine de sever!
http://www.agnostik.org/10322-gelmis-gecmis-en-buyuk-palavra.html
Kur'an kainattan bahsederken manaları mücmel(kısa ve öz) bırakır.Kur'an kainatta Allah hesabına bahseder.Yaratan hesabına bahseder.Rabbi hesabına bahseder.Allah'ın sonsuz mülkünde bir gezegenin şekli tafsilli anlatılacak olsaydı , ona daha layıkları daha büyükleri mevcut.
Daha bu manada bir ayet daha söyliyeyim size.
''Güneş döner''.(yasin 38)
Burada güneşin dönmesini nazara verir.Eskiden güneşin dünya etrafında döndüğüne inanılırdı.
Bu gün ise güneşin kendi ekseni etrafında döndüğünü biliyoruz.
Bu ayet 1400 yıl öncesinede, günümüzede bakıyor.
Bu Kur'an'nın belağatıdır.Her tabakaya ,her asra hitab eder.
Şöy bir hikaye farzediyorum. Şimdi cahil birine gidelim dünyanın gezegenlerin dönüşünden haberi olmayan biri. Bu ayeti okuyunca güneşe bakar ve ayeti tasdik eder.Evet güneş dünya etrafında dönüyor der.
Astronomi profesörüne gidelim o da ayeti tasdik eder.Eyet ayet doğru diyor der.Çünkü güneş kendi etrafında dönüyor der.
Şimdi diyceksin neden böyle bir mantık çıkarttın. Çünkü Kur'an herkesin kalbini ,aklını tatmin ediyor.Müslümanlar sadece prof ve alim değil ki gezegenin detaylarını ,inceliklerini onlara anlatsın.Tabaka-i Avam halk tabakasıda Kur'an okur ,onlarda Kur'an'dan ders çıkarırlar.Kur'an bütün tabakalara hitab eder.Bu dahi mucizedir.
Kur'an kainattan bahsederken manaları mücmel(kısa ve öz) bırakır.Kur'an kainatta Allah hesabına bahseder.Yaratan hesabına bahseder.Rabbi hesabına bahseder.Allah'ın sonsuz mülkünde bir gezegenin şekli tafsilli anlatılacak olsaydı , ona daha layıkları daha büyükleri mevcut.
Daha bu manada bir ayet daha söyliyeyim size.
''Güneş döner''.(yasin 38)
Burada güneşin dönmesini nazara verir.Eskiden güneşin dünya etrafında döndüğüne inanılırdı.
Bu gün ise güneşin kendi ekseni etrafında döndüğünü biliyoruz.
Bu ayet 1400 yıl öncesinede, günümüzede bakıyor.
Bu Kur'an'nın belağatıdır.Her tabakaya ,her asra hitab eder.
Şöy bir hikaye farzediyorum. Şimdi cahil birine gidelim dünyanın gezegenlerin dönüşünden haberi olmayan biri. Bu ayeti okuyunca güneşe bakar ve ayeti tasdik eder.Evet güneş dünya etrafında dönüyor der.
Astronomi profesörüne gidelim o da ayeti tasdik eder.Eyet ayet doğru diyor der.Çünkü güneş kendi etrafında dönüyor der.
Şimdi diyceksin neden böyle bir mantık çıkarttın. Çünkü Kur'an herkesin kalbini ,aklını tatmin ediyor.Müslümanlar sadece prof ve alim değil ki gezegenin detaylarını ,inceliklerini onlara anlatsın.Tabaka-i Avam halk tabakasıda Kur'an okur ,onlarda Kur'an'dan ders çıkarırlar.Kur'an bütün tabakalara hitab eder.Bu dahi mucizedir.
Sevgili bunyas, yasin 38 güneş dönüyor diyormuşta haberimiz yokmuş.
Diyanetin çevirisine bakalım.
"Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir."
Nerde dönmek eylemi? Dünyanın yuvarlak olmasını kıvıramadın şimdi de konuyu değiştirip güneş dönere mi getirmeye çalışıyorsun?
Peygamber efendimiz dünyanın yuvarlak olduğunu bir hadisinde belirtmiştir.
Lakin avam tabakasından ,alim tabakasına kadar çok dereceler.Bunların hepsi hadislerle bire bir muhatap değildir.Akla ters gibi görunen hadisler mevzu hadis(uydurma hadis) olarak yorumlanabilir.Nitekim cumhuriyet döneminde dahi bir çok alim dünyanın yuvarlak olmadığını savunuyordu.İslam tarihi boyunca vardı buna inanan alimler.Bunun sebebi ise,bilimsel olarak henüz ispatlanmamış olmasıydı.
Hem Peygamber Efendimiz'in bazı hadisleri müteşabih'dir(yorum gerektiren).Bu nedenle hadislere müteşabih veya mevzu diyerek asıl manadan uzaklaşabilirler.
Sayın bunyas
İşte bizim demek istediğimiz yere gelmişsiniz. Sığ dinci kafa ile millet uçakla Dünya turu atarken siz Dünya yuvarlak değildir diyebiliyorsunuz. Ispatlanmış gerçekleri kafanızın basması yüzlerce yıl sürebiliyor.
Şu anda da evrim bilimsel olarak kanıtlanmış bir olgudur ama siz hala kabul etmemekte ısrar ediyorsunuz. 150 yıl oldu bir 300 yıl daha mı gerekiyor siz bunu kabul edesiniz diye.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Ki-Adi
Kur'an arapçadır malum.Arapça ise en köklü ,edebi dillerden biridir.Haliyle Kur'an hiçbir dile tam olarak çevrilemez.Altta ayetin manasını alıntı yapıp veriyorum.
“Ve’ş-şemsu tercî li müstekarrın leha”. Kısa meali: Güneş kendi yörüngesinde akar gider.
Şimdi bu ifadeden, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü, söyleyebilir miyiz? Elbette söylemeyiz. Aksine dolaylı da olsa, yerküresinin güneşin etrafında dönmekte olduğunu, bu ayetten anlamak mümkündür. Şöyle ki:
a. Ayette güneş için kullanılan “şems” kelimesi, onun durmaksızın hareket halinde olan bir kütle olduğunu göstermektedir. Çünkü, Bu kelimenin Arapça’daki etimolojik anlamı, yürüyen, koşan, yerinde duramayan, dizginlenemeyen demektir. Araplar, koşarken, zor zapt edilen, dizginlenemeyen at için “Feresun Şamis” ifadesini kullanırlar. "Feres şâmis" demek, "serkeş ve zapt edilemeyen at" demektir(krş. Lisan; Müncid; Veciz, (ŞMS) maddesi ).
b. Ayette ikinci kelime olarak yer alan “Tecrî” kelimesi, akarak hareket eder anlamında muzari bir fiildir. Bu fiilin gelecek zamanın geniş bir kipi olarak kullanılması, güneşin sürekli hareket halinde olduğunu göstermektedir. Güneşin akıyor olduğunun ifade edilmesi, onun katı değil, sıvı/gazlar halindeki bir kütleye sahip olduğuna delâlet ettiği gibi, onun bir gemi gibi feza-esir denizinde yüzmekte olduğuna işaret etmektedir.
c.Ayette üçüncü kelime olarak yer alan “Li mustekarrın” terkibi iki şeyden meydana gelmiştir.
Birincisi: “Lam” harfidir. Bu harfin tercih edilmesi dikkate değer. Çünkü, be harfin-zarfiyeti ifade eden fi, intihayı ifade eden ila, ve sebebiyeti ifade eden lam(kendi asıl manası) olmak üzere- üç anlamı vardır.
İkincisi: “Mustekar” sözcüğüdür. Bu kelimenin de Lam gibi üç anlamı vardır: İstkrar(mastar), istikrarlı yer(mekân ismi), İstikrarlı zaman(zaman ismi).
Bu iki kelimenin üç anlamı da birbiriyle iç içedir; güneşin üç hareketinin olduğuna işaret etmektedir. Buna göre;
-Lam Fi manasında, mustekar ise, mekân ismi manasında olduğu zaman ayetin anlamı şöyle olur: “Güneş, kendi karargâhı içerisinde/kendi yörüngesinde sürekli hareket halindedir.”
-Lam sebebiyet/kendi öz manasında, mustekar ise, mastar/istikrar manasında olduğu zaman, ayetin anlamı şöyle olur: “Güneş, kendi sisteminin/çevresindeki gezegenlerin istikrarı için durmadan hareket etmektedir.
Bu iki anlamıyla ayet gösteriyor ki; güneş kendi yörüngesinde belli bir amaca hizmet için, durmadan hareket etmektedir. Amaç ise, güneş sistemindeki gezegenleri bir arada tutmak, onların her birisinin hususi yörüngelerinde düzenli hareket etmelerini sağlamaktır. Bunun tek yolu, güneşin sürekli hareket halinde olmasıdır. Çünkü, hareketten hararet/ısı, hararetten ise çekim kuvveti doğar. Dünyanın da içinde bulunduğu güneş sisteminin düzenli bir rotayı takip etmesi için güneşin bir cazibe merkezi olarak çevresindeki uydularına yön vermesi gerekir. Bundan anlıyoruz ki, ayet, güneşin dünyanın etrafında değil, dünyanın güneşin etrafında dolaştığına işaret etmektedir.
- Lam intiha/bir son durağa doğru gitmeyi ifade eden ila manasında, mustakar ise, zaman ismi manasında olduğunda, ayetin manası şöyle olur: “Güneş, sistem olarak –helazonik bir hareketle- durmadan bir yere doğru gitmek üzere hareket halindedir.” Bu günkü astronom bilgilerine göre, güneşin sistem olarak bağlı bulunduğu saman yolu galaksisinden gittikçe uzaklaşan bir rotayı takip etmekte, Şemsu’ş-şumus veya Herkul burcuna doğru yol almaktadır.
Böylece, söz konusu ayetin üç kelimelik cümlesinden, bu günkü müspet ilmin de kabul ettiği çerçevede üç manidar anlamı görmek mümkündür. Bu tür kapsam genişlikleri, Kur’an’a mahsus ve onun semavî kimliğini ispat eden i’caz parıltısı olarak görülmelidir.
Peki niçin Kur’an bu gibi konuları çok açık bir şekilde ifade etmiyor da, kapalı bir üslubu kullanmayı tercih ediyor?
Bu sorunun cevabı şudur:
Din bir imtihandır. Allah'ın teklifleri bir tecrübedir. Böyle olunca, insanların aklını ellerinden alacak şekilde, onları belli bir yöne doğru zorla sürüklemek anlamına gelen istikbalde olacak bir takım gaybî işlerin Kur'an'da açıkça ifade edilmesi düşünülemez. Aksine Kur'an'ın, akla kapı açacak, fakat onu tek yöne yönlendirip hür iradesini elinden almayacak şekilde o gaybî olaylara işaretler yapması hikmetinin gereğidir. Çünkü, eğer açıkça bahsetse, teklif sırrı bozulur. Âdeta gökyüzündeki yıldızlara "La ilâhe illallâh" yazmak gibi bir kopya söz konusu olur ki, imtihanın gizlilik prensibine ters düşer(bk. Sözler, 276-278).
Bilindiği gibi, kâinatta bir tekâmül kanunu vardır. Her şey gibi fen bilimlerinin ortaya koyduğu ilmî keşifler de zamanla terakki edip gelişmiştir. Bir merdivenin basamakları gibi bir önceki buluş, bir sonrakine yer hazırlayan bir mukaddime hükmündedir. Bu zaman faktörüne riâyet edilmeden, birbirinin basamakları hükmünde olan fennî buluşların yayıldıkları zaman dilimlerini dikkate almadan bunların ders verilmemesi gerekir. Bundan asırlarca önce gelen insanlara, modern fen buluşları ders verilseydi veya garip meseleleri anlatılsaydı, onların zihinlerini şaşırtmaktan başka bir işe yaramazdı. Meselâ: Kur'an, Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmak için için: "Ey insanlar! bakınız şu durgun gibi görünen yerküresi büyük bir hızla hem kendi ekseni etrafında, hem de güneşin etrafında dönmektedir. Doğudan çıkıp, batıdan battığını düşündüğünüz şu güneş ise, sadece kendi etrafında dönüyor. Ayrıca gördüğünüz şu bir damlacık suda binlerce canlı vardır. İşte bu hârika işlere bakıp Allah'ın büyüklüğünü anlamaya çalışınız."demiş olsaydı, bütün o zamanların insanlarını, bu gerçekleri yalanlamaya sevk edecekti. Çünkü bunlar, duyu organlarının gördükleriyle çelişiyor. Sadece yeni fenlerin ortaya çıkmalarından sonra gelen insanları memnun etmek için böyle buluşlardan bahsetmek ve daha önceki asırlarda yaşayan bütün insanların zihinlerini altüst edecek bilgileri ders vermek, irşat prensibine aykırı olduğu gibi, belâgat üslubuna da terstir(bk. Nursi, Muhâkemat, 160-161; Humûsî, Fikretu’l-İ’caz., s. 298).
Bununla beraber, Kur'an hikmetinin gereği olarak insanlarla akıllarının düzeyine göre konuşmayı prensip edindiğinden, eski zaman insanlarının seviyelerini dikkate aldığı gibi, bu zamanın fencilerini de istifadeden mahrum etmemek üzere, onlar için de fennî buluşlara işaret eden birçok karineler koymuş ve o hakikatlere işaret etmiştir.( bk. İşârât, 202-204; Şuaat, 68-69).
Alıntıdır.http://www.sorularlaislamiyet.com
Bunyas, dünyanın yuvarlaklığı konuşundan ısrarla kaytarmaya çalışıyorsun. Neyse hadi kaytar bakalım.
Yazdıkların arasından ilgimi şu satırlar çekti.
Bu iki anlamıyla ayet gösteriyor ki; güneş kendi yörüngesinde belli bir amaca hizmet için, durmadan hareket etmektedir. Amaç ise, güneş sistemindeki gezegenleri bir arada tutmak, onların her birisinin hususi yörüngelerinde düzenli hareket etmelerini sağlamaktır. Bunun tek yolu, güneşin sürekli hareket halinde olmasıdır. Çünkü, hareketten hararet/ısı, hararetten ise çekim kuvveti doğar. Dünyanın da içinde bulunduğu güneş sisteminin düzenli bir rotayı takip etmesi için güneşin bir cazibe merkezi olarak çevresindeki uydularına yön vermesi gerekir. Bundan anlıyoruz ki, ayet, güneşin dünyanın etrafında değil, dünyanın güneşin etrafında dolaştığına işaret etmektedir.
Güneşin ısısının sebebi hareket etmesi, çekiminin sebibi de ısınması diyerek fizik tarihinde yeni bir sayfa açmış bulunmaktasın.Tebrik ederim.
Lam intiha/bir son durağa doğru gitmeyi ifade eden ila manasında, mustakar ise, zaman ismi manasında olduğunda, ayetin manası şöyle olur: “Güneş, sistem olarak –helazonik bir hareketle- durmadan bir yere doğru gitmek üzere hareket halindedir.” Bu günkü astronom bilgilerine göre, güneşin sistem olarak bağlı bulunduğu saman yolu galaksisinden gittikçe uzaklaşan bir rotayı takip etmekte, Şemsu’ş-şumus veya Herkul burcuna doğru yol almaktadır.
Böylece, söz konusu ayetin üç kelimelik cümlesinden, bu günkü müspet ilmin de kabul ettiği çerçevede üç manidar anlamı görmek mümkündür. Bu tür kapsam genişlikleri, Kur’an’a mahsus ve onun semavî kimliğini ispat eden i’caz parıltısı olarak görülmelidir.
Güneş belli bir noktaya doğru hareket etmez. Güneş samanyolu galaksisi etrafında döner. Buda 220-250 milyon yıl arası sürer. Güneş sisteminin galaxyden uzaklaştığınıda ilk defa senden duyuyorum. Belki doğrudur ama ilk senden duyuyorum.
Sevgili Bunyas, kimse kurandan sicim teorisinden yada genel görelilik teorisinden haber vermesini beklemiyor. Ama ille birşeyleri söyleyecekse mesela dünyanın yuvarlaklığı gibi bunu açık açık söylemesi gerekir. Sende diyorsun ki o zamanda olmayan bir bilgiyi vermesi açık vermesi olmazdı herşeyin bir zamanı vardır. Ben de sana diyorum ki dünyanın yuvarlak olduğu kurandan yüz yıllar öncesinden biliniyordu. Bilinen bu bilgiyi açık açık söylemenin ne zararı olur?
Ki-Adi
Kur'an arapçadır malum.Arapça ise en köklü ,edebi dillerden biridir.Haliyle Kur'an hiçbir dile tam olarak çevrilemez.Altta ayetin manasını alıntı yapıp veriyorum.
“Ve’ş-şemsu tercî li müstekarrın leha”. Kısa meali: Güneş kendi yörüngesinde akar gider.
Şimdi bu ifadeden, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü, söyleyebilir miyiz? Elbette söylemeyiz. Aksine dolaylı da olsa, yerküresinin güneşin etrafında dönmekte olduğunu, bu ayetten anlamak mümkündür. Şöyle ki:
a. Ayette güneş için kullanılan “şems” kelimesi, onun durmaksızın hareket halinde olan bir kütle olduğunu göstermektedir. Çünkü, Bu kelimenin Arapça’daki etimolojik anlamı, yürüyen, koşan, yerinde duramayan, dizginlenemeyen demektir. Araplar, koşarken, zor zapt edilen, dizginlenemeyen at için “Feresun Şamis” ifadesini kullanırlar. "Feres şâmis" demek, "serkeş ve zapt edilemeyen at" demektir(krş. Lisan; Müncid; Veciz, (ŞMS) maddesi ).
b. Ayette ikinci kelime olarak yer alan “Tecrî” kelimesi, akarak hareket eder anlamında muzari bir fiildir. Bu fiilin gelecek zamanın geniş bir kipi olarak kullanılması, güneşin sürekli hareket halinde olduğunu göstermektedir. Güneşin akıyor olduğunun ifade edilmesi, onun katı değil, sıvı/gazlar halindeki bir kütleye sahip olduğuna delâlet ettiği gibi, onun bir gemi gibi feza-esir denizinde yüzmekte olduğuna işaret etmektedir.
c.Ayette üçüncü kelime olarak yer alan “Li mustekarrın” terkibi iki şeyden meydana gelmiştir.
Birincisi: “Lam” harfidir. Bu harfin tercih edilmesi dikkate değer. Çünkü, be harfin-zarfiyeti ifade eden fi, intihayı ifade eden ila, ve sebebiyeti ifade eden lam(kendi asıl manası) olmak üzere- üç anlamı vardır.
İkincisi: “Mustekar” sözcüğüdür. Bu kelimenin de Lam gibi üç anlamı vardır: İstkrar(mastar), istikrarlı yer(mekân ismi), İstikrarlı zaman(zaman ismi).
Bu iki kelimenin üç anlamı da birbiriyle iç içedir; güneşin üç hareketinin olduğuna işaret etmektedir. Buna göre;
-Lam Fi manasında, mustekar ise, mekân ismi manasında olduğu zaman ayetin anlamı şöyle olur: “Güneş, kendi karargâhı içerisinde/kendi yörüngesinde sürekli hareket halindedir.”
-Lam sebebiyet/kendi öz manasında, mustekar ise, mastar/istikrar manasında olduğu zaman, ayetin anlamı şöyle olur: “Güneş, kendi sisteminin/çevresindeki gezegenlerin istikrarı için durmadan hareket etmektedir.
Bu iki anlamıyla ayet gösteriyor ki; güneş kendi yörüngesinde belli bir amaca hizmet için, durmadan hareket etmektedir. Amaç ise, güneş sistemindeki gezegenleri bir arada tutmak, onların her birisinin hususi yörüngelerinde düzenli hareket etmelerini sağlamaktır. Bunun tek yolu, güneşin sürekli hareket halinde olmasıdır. Çünkü, hareketten hararet/ısı, hararetten ise çekim kuvveti doğar. Dünyanın da içinde bulunduğu güneş sisteminin düzenli bir rotayı takip etmesi için güneşin bir cazibe merkezi olarak çevresindeki uydularına yön vermesi gerekir. Bundan anlıyoruz ki, ayet, güneşin dünyanın etrafında değil, dünyanın güneşin etrafında dolaştığına işaret etmektedir.
- Lam intiha/bir son durağa doğru gitmeyi ifade eden ila manasında, mustakar ise, zaman ismi manasında olduğunda, ayetin manası şöyle olur: “Güneş, sistem olarak –helazonik bir hareketle- durmadan bir yere doğru gitmek üzere hareket halindedir.” Bu günkü astronom bilgilerine göre, güneşin sistem olarak bağlı bulunduğu saman yolu galaksisinden gittikçe uzaklaşan bir rotayı takip etmekte, Şemsu’ş-şumus veya Herkul burcuna doğru yol almaktadır.
Böylece, söz konusu ayetin üç kelimelik cümlesinden, bu günkü müspet ilmin de kabul ettiği çerçevede üç manidar anlamı görmek mümkündür. Bu tür kapsam genişlikleri, Kur’an’a mahsus ve onun semavî kimliğini ispat eden i’caz parıltısı olarak görülmelidir.
Peki niçin Kur’an bu gibi konuları çok açık bir şekilde ifade etmiyor da, kapalı bir üslubu kullanmayı tercih ediyor?
Bu sorunun cevabı şudur:
Din bir imtihandır. Allah'ın teklifleri bir tecrübedir. Böyle olunca, insanların aklını ellerinden alacak şekilde, onları belli bir yöne doğru zorla sürüklemek anlamına gelen istikbalde olacak bir takım gaybî işlerin Kur'an'da açıkça ifade edilmesi düşünülemez. Aksine Kur'an'ın, akla kapı açacak, fakat onu tek yöne yönlendirip hür iradesini elinden almayacak şekilde o gaybî olaylara işaretler yapması hikmetinin gereğidir. Çünkü, eğer açıkça bahsetse, teklif sırrı bozulur. Âdeta gökyüzündeki yıldızlara "La ilâhe illallâh" yazmak gibi bir kopya söz konusu olur ki, imtihanın gizlilik prensibine ters düşer(bk. Sözler, 276-278).
Bilindiği gibi, kâinatta bir tekâmül kanunu vardır. Her şey gibi fen bilimlerinin ortaya koyduğu ilmî keşifler de zamanla terakki edip gelişmiştir. Bir merdivenin basamakları gibi bir önceki buluş, bir sonrakine yer hazırlayan bir mukaddime hükmündedir. Bu zaman faktörüne riâyet edilmeden, birbirinin basamakları hükmünde olan fennî buluşların yayıldıkları zaman dilimlerini dikkate almadan bunların ders verilmemesi gerekir. Bundan asırlarca önce gelen insanlara, modern fen buluşları ders verilseydi veya garip meseleleri anlatılsaydı, onların zihinlerini şaşırtmaktan başka bir işe yaramazdı. Meselâ: Kur'an, Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmak için için: "Ey insanlar! bakınız şu durgun gibi görünen yerküresi büyük bir hızla hem kendi ekseni etrafında, hem de güneşin etrafında dönmektedir. Doğudan çıkıp, batıdan battığını düşündüğünüz şu güneş ise, sadece kendi etrafında dönüyor. Ayrıca gördüğünüz şu bir damlacık suda binlerce canlı vardır. İşte bu hârika işlere bakıp Allah'ın büyüklüğünü anlamaya çalışınız."demiş olsaydı, bütün o zamanların insanlarını, bu gerçekleri yalanlamaya sevk edecekti. Çünkü bunlar, duyu organlarının gördükleriyle çelişiyor. Sadece yeni fenlerin ortaya çıkmalarından sonra gelen insanları memnun etmek için böyle buluşlardan bahsetmek ve daha önceki asırlarda yaşayan bütün insanların zihinlerini altüst edecek bilgileri ders vermek, irşat prensibine aykırı olduğu gibi, belâgat üslubuna da terstir(bk. Nursi, Muhâkemat, 160-161; Humûsî, Fikretu’l-İ’caz., s. 298).
Bununla beraber, Kur'an hikmetinin gereği olarak insanlarla akıllarının düzeyine göre konuşmayı prensip edindiğinden, eski zaman insanlarının seviyelerini dikkate aldığı gibi, bu zamanın fencilerini de istifadeden mahrum etmemek üzere, onlar için de fennî buluşlara işaret eden birçok karineler koymuş ve o hakikatlere işaret etmiştir.( bk. İşârât, 202-204; Şuaat, 68-69).
Alıntıdır.http://www.sorularlaislamiyet.com
Sayın bunyas
Fizik hakkında en ufak bir bilginiz var mı? Yada astronomi hakkında bilginiz var mı?
Eğer yoksa ve
Bu iki anlamıyla ayet gösteriyor ki; güneş kendi yörüngesinde belli bir amaca hizmet için, durmadan hareket etmektedir. Amaç ise, güneş sistemindeki gezegenleri bir arada tutmak, onların her birisinin hususi yörüngelerinde düzenli hareket etmelerini sağlamaktır. Bunun tek yolu, güneşin sürekli hareket halinde olmasıdır. Çünkü, hareketten hararet/ısı, hararetten ise çekim kuvveti doğar.
bu satıra doğrudan inandığınızı ve bu satırların %100 yalan yanlış bilgilerden oluştuğunu bilmediğinizi kabul etmiş olurum. Bu durumda sizi en azından lise seviyesinde bir bilgi birikimi oluşturmaya davet ediyorum.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Şu anda da evrim bilimsel olarak kanıtlanmış bir olgudur ama siz hala kabul etmemekte ısrar ediyorsunuz. 150 yıl oldu bir 300 yıl daha mı gerekiyor siz bunu kabul edesiniz diye.
Umurcan Görür
Saygılı Umurcan;
Bilimsel olarak kanıtlanmış mı ?
Ey İnsanlık! Yüzyılın esprisine gülmek için ne bekliyorsunuz ?
Nasıl kanıtlandığını da bir ara anlatabilirseniz neşemiz devam eder umarım.
Saygılı Umurcan;
Bilimsel olarak kanıtlanmış mı ?
Ey İnsanlık! Yüzyılın esprisine gülmek için ne bekliyorsunuz ?
Nasıl kanıtlandığını da bir ara anlatabilirseniz neşemiz devam eder umarım.
Sayın SKOR
http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&q=evaluation Adresinden de görebileceğiniz gibi Evrim ile ilgili yayınlanmış 4.760.00 adet makale bulunmaktadır. Bunlar bilimin bize sunduğu bilgilerdir.
Evrimi desteklemeyen bir tane bile bulgu yoktur!!!
Saygılarımla
Umurcan Görür
Sayın SKOR
http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&q=evaluation Adresinden de görebileceğiniz gibi Evrim ile ilgili yayınlanmış 4.760.00 adet makale bulunmaktadır. Bunlar bilimin bize sunduğu bilgilerdir.
Evrimi desteklemeyen bir tane bile bulgu yoktur!!!
Saygılarımla
Umurcan Görür
Bunlara bilimsel kanıt mı diyorsunuz ? Yapmayın, güldürmeyin beni. Bunlar kendi içlerinde dahi sonuçlandırılamamış varsayımlar zinciri. Daha evrimciler tarafından iddia edilen ara geçiş formasyonları dahi açıklanamamış bulgular. Bunu zaten kendileri söylüyor. Hepsi varsayım, ve siz varsayımları ciddi delil olarak değerlendiriyorsunuz.
Günümüzdeki bilim ve teknoloji dna kopyalayarak bir canlının bir benzerini orjınalinden kopyalamayı başardı. Bu harikulade olağanüstü bir gelişme, ama sadece bu kadar. Sadece copy! Bu copy canlının sadece kanını, dikkat edin sadece kanını neden kendi başına oluşturamıyor. Bunu da tesadüfe mi bırakacağız. Bilim, tesadüfe inanır mı ? Tesadüfe inanan bir bilim ne derece tutarlıdır ?
Tesadüf, içerik anlamı olarak an'lık bir şeydir. O an'ı ilgilendirir. Uzun soluklu bir tesadüf ve hele hele yüzyıllara ve hatta binyıllara yayılı bir tesadüf ?...
İnkar edeceğiz derken şekilden şekile girmenin bir gereği yok. İnanmıyorum ve inanmak istemiyorum dersiniz olur biter. Din de zorlama yoktur. Kendinizi zorlamayın, biz sizin kafir olduğunuza zaten iman ettik.
Herşeyi yazın, aklınıza takılan her şeyi...Ama bir gerçeği kendi içinizde kabullenin; Bilim'de sınır ve tesadüf diye bir şey olamaz!
ozgur_beyin
05-10-2009, 23:31
sevgili skor eğer kuranda evrimle ilgili en ufak bir imalı bile olsa delil bulsanız hemen kabul edeceksiniz
evrime bir tek yönden karşısınız ((yaradılış) fenomenine uymadığı için
bu konuda sizin kafada olanlar galileo 'yu yargılayan angizisyonculara benziyorsunuz
ama kapıda biri diyorki yinede ''evrim devam ediyor''
eğer sizin savınız doğruysa şu ana kadar dünyada yaşayan türlerin yüzde yetmişi ortadan kalkmıştır . ne yaptı allah bu yüzde yetmişe niye korumadı hani herşeyi bizim için yaratmıştıya bizbu kaybolan yüzde yetmişi görmedik bile
sevgili skor eğer kuranda evrimle ilgili en ufak bir imalı bile olsa delil bulsanız hemen kabul edeceksiniz
evrime bir tek yönden karşısınız ((yaradılış) fenomenine uymadığı için
bu konuda sizin kafada olanlar galileo 'yu yargılayan angizisyonculara benziyorsunuz
ama kapıda biri diyorki yinede ''evrim devam ediyor''
eğer sizin savınız doğruysa şu ana kadar dünyada yaşayan türlerin yüzde yetmişi ortadan kalkmıştır . ne yaptı allah bu yüzde yetmişe niye korumadı hani herşeyi bizim için yaratmıştıya bizbu kaybolan yüzde yetmişi görmedik bile
Sevgideğer olduğuna inandığım ozgür_beyin;
Kur'an'da evrim ile ilgili ima yok, Ayetler var! Bu ayetlerin sana alak suresinde olduğunu sanırım söylememe gerek yok. Ama burada bahsedilen evrim; bir canlının dünyaya gelişi esnasında yaşadığı süreli devinimi anlatıyor. Kur'an, bu evreyi 610 yılında açıklamıştı, biliyorsun. Ama o çok güvendiğiniz bilim bunu ancak 1900'lü yılların son çeyreğinde bulabildi.
Kur'an'ı okuyan bir insansın, ne demek istediğimi cahiller bilmez ama sen eminim bunu anlayacaksın.
Rabbim bu dünyayı çeşitli nimetleri ile donattı. Bu nimetlerin % 70 gibi bir kısmının kaybolduğunu iddia etmişsin. Doğrudur veya yanlıştır bu konuda bir araştırma yapmadım. Fakat, hangi nimeti geri almış ise, bil ki yerine ondan daha hayrlı olanı göndermiştir. Çünkü verdiğini geri almamak O'nun şanındandır. Bir de insanoğlunun kendi eli ile yok ettiği değerler vardır ki, onların yeryüzünden silinmiş olması, imtihanların içinde bir imtihandır. Küfür edildiği için burada ayet yazmıyorum ve yazmayacağım. Fakat eğer yazmış olsaydım, sana ayetler ile çok güzel örneklemeler de bulanabilirdim.
Canlı bir insansın, kendi vücudunda anlık yaşamları, günlük yaşamları, haftalık yaşamları aylık ve yıllık yaşamları görmeyi dene. Bu yaşamların hepsi sana sunulan bir nimettir. Sen farkında dahi değilsin oysa. Senin vucudunda mucizenin en büyüğü duruyor, kendi mucizene dahi kör bakmayı tercih ediyorsun. Allah (cc) senden bir şey almıyor, sen kendi elin ile zaten yok ediyorsun. Bunun sorumlusu olarak gördüğün yüce Yaratıcıyı da bu bağlamda eleştirmeye kalkıyorsun. Şu soluduğun hava neden evrim geçirmiyor. Ya da içtiğin su veya gördüğün etrafındaki renkler. aslına müdahale edilmediği sürece hepsi orjınal hali ile kalıyor. Ama, ne zaman bir şeyin aslına dışarıdan müdahale edersen, doğal olarak aslını kaybederek değişik bir formasyona uğruyor. Başkalaşımlaşıyor ve siz bunu evrimleşme olarak algılıyorsunuz.
Galilei benim için değerli bir bilim adamıdır. Kur'an'a tamamen vakıf bir insanın söylemesi gerekenleri, ilimi ile de (gerekli olan adetullahı bilinçsizce uygulayarak da olsa) görmeyi bilmiştir.
Bunlara bilimsel kanıt mı diyorsunuz ? Yapmayın, güldürmeyin beni. Bunlar kendi içlerinde dahi sonuçlandırılamamış varsayımlar zinciri. Daha evrimciler tarafından iddia edilen ara geçiş formasyonları dahi açıklanamamış bulgular. Bunu zaten kendileri söylüyor. Hepsi varsayım, ve siz varsayımları ciddi delil olarak değerlendiriyorsunuz.
Günümüzdeki bilim ve teknoloji dna kopyalayarak bir canlının bir benzerini orjınalinden kopyalamayı başardı. Bu harikulade olağanüstü bir gelişme, ama sadece bu kadar. Sadece copy! Bu copy canlının sadece kanını, dikkat edin sadece kanını neden kendi başına oluşturamıyor. Bunu da tesadüfe mi bırakacağız. Bilim, tesadüfe inanır mı ? Tesadüfe inanan bir bilim ne derece tutarlıdır ?
Tesadüf, içerik anlamı olarak an'lık bir şeydir. O an'ı ilgilendirir. Uzun soluklu bir tesadüf ve hele hele yüzyıllara ve hatta binyıllara yayılı bir tesadüf ?...
İnkar edeceğiz derken şekilden şekile girmenin bir gereği yok. İnanmıyorum ve inanmak istemiyorum dersiniz olur biter. Din de zorlama yoktur. Kendinizi zorlamayın, biz sizin kafir olduğunuza zaten iman ettik.
Herşeyi yazın, aklınıza takılan her şeyi...Ama bir gerçeği kendi içinizde kabullenin; Bilim'de sınır ve tesadüf diye bir şey olamaz!
Sayın SKOR
Bu makalelere bilimsel delil demem mümkün değil. Neticede bilimsel makaleler insanlar tarafından yazılmış yazıdır. Ama o yazılarda bilimsel deliller açıklanırı.
Mesela: Şempanzedeki iki kromozom birleşerek insandaki 2. kromozomu oluşturmuştur. Bunu ... tarihli ... üniversitesinde ... labaraturarında ki araştırmalarımızda bulduk.
Gibisinden özetin özetinin özeti bir şekilde ifade edebilirim. Benim delilim budur. Bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçektir benimkisi.
Bana şu kendi söylüyo dediğin bilim adamlarının isimlerini vereilir misin yada makaleleri için bir adres? Cahilliğim gitsin bir.
Tabiki bilimde de tesadüf vardır. Tesadüf olmaması için bilimin koşulu, evrendeki her parçacığın (atomun yada protonun değil onlarında alt parçacıkları, qurklar,mezonlar falan) yerini, hızını ve doğrultusunu bilemiz gerekir. Eğer bu koşulları sağlıyosan zaten geleceği bir bilinmezlikten bilinirliliğe dönüştürürsünüz.
Tabikide bu yukarda saydığım koşulları gerçekleştirmek imkansız olduğu için bilimde gelecek herzaman tesadüfi olarak kalacaktır. En fazla %90 ihtimal denir ama hiç bir zaman %100 gerçekleşecek diyemezsiniz.
Aynı şekilde evrimde bahsedilen tesadüfte buna benzerdir. Crossing-Over gerçekleşeceği bilinir ama hangi DNA'yı etkileyeceğini %100 olarak bilemeyiz. (belli yüzdelerle gerçekleşme ihtimalleri bilinebiliyor.) Bu değişimlerin tesadüfi olarak DNA seçmesi evrimin bahsettiği tesadüftür.
Kopya hayvanlar ve üretilen organlar konusunda da sadece kan değilde kurbağalar için göz, kalp, el vb... organlar harici olarak üretildi. Bundan sonra kuşlar ve sürüngenler için üretim denemeleri yapılacaktı. Bir süredir bu konuyu takip etmiyorum. Son gelişmeleri bilmiyorum ama labaratuarda çalışan organlar ürettik.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Sayın Umurcan;
Konunun eğitimini alan ve yıllarca süren deneyimlerini bilimsel makale olarak ele alan insanların yazdıkları her zaman "kaynakça" olarak değerlendirilir. Herhangi bir konuda bir tez hazırladığınız zaman bu tür makaleleri de kaynakçanızda rahatlıkla gösterirsiniz ve hocalarınız tarafından da kabul görür. Makale eğer kişilerin aldıkları eğitim doğrultusunda uzmanlık alanına girmiş ise, kaynaktır. Kesine yakın değerlendirmelerdir.
Daha önceleri evrim ile ilgili hizmetlerde ve çalışmalarda bulunmuş, bu uğurda yıllarca fikri savaşlar vermiş o kadar çok bilim adamı var ki; hepsini buraya tek tek alıntı yapsam inanın siz dahi sıkılırsınız. Ben bunun yerine tek bir insandan bahsedeceğim. Ve bu kişi çok güncel, daha 1 hafta önce gazetelerde okudum, adı: Francıs Collıns, bu kişi DNA şifresini çözen bilim adamı! Ve daha bir hafta önce okuduğum yazısında "Ben Tanrı'ya inanıyorum" diyordu. Ve evrim teorisini kaldırıp çöpe attığını ilan ediyordu. Bu iddiasını bilimsel olarak açıklıyor ve sonuç bölümünde ara geçiş formu diye bir olgudan bahsedilemeyeceğini, canlı ve fosil deneklerde yapılan araştırmaların bu iddayı tamamen sıfırladığını belirtiyordu. Ve yine ilginç bir hissini açıklıyordu ki benim açımdan burası daha bir anlam kazanıyor: "Laboratuar çalışmalarım sırasında DNA üzerinde çalışırken bulduğum sonuçlar karşısında ürperdim ve beni gözetleyen bir Tanrı olduğunu bütün hücrelerimde hissettim. İnanıyorum ve iddia ediyorum ki yaratılış tesadüf değildir!" (Francıs Collıns)
Saygılar.
Yine yıllar önce bir bilim adamı evrim ile ilgili bakın ne diyor. Özellikle DNA yapısı ile ilgili çalışmalarda ve deneylerde bulunmuş Paul Auger: "Rastgele kimyasal olaylar sayesinde nükleotidler gibi karmaşık moleküllerin ortaya çıkışı konusunda bence iki aşamayı net bir biçimde birbirinden ayırmamız gerekir; tek tek nükleotidlerin üretilmesi -ki bu belki mümkün olabilir- ve bunların çok özel seriler halinde birbirine bağlanması. İşte bu ikincisi, olanaksızdır.
"Paul Auger, De La Physique Theorique a la Biologie."
Ve teorinin fikir babası Darwin'in samimi düşüncelerinden ve hatıratından bir alıntı:
"Allah'ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir "İlk Sebep" aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni'ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?" (Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, İstanbul 1980, s. 289) Darwin bu noktada çaresizlik içinde ellerini açıyor ve şunları söyleyerek sözünü bitiriyor: "Böyle karmaşık meselelere en ufak bir ışık dahi tuttuğumu iddia edemem. Herşeyin başlangıcındaki sır bizim için çözülemez bir halde duruyor; şahsen ben bir agnostik (bilinemezci) olarak kalmaktan memnunum."
(Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, s.290)
Sayın Umurcan;
Konunun eğitimini alan ve yıllarca süren deneyimlerini bilimsel makale olarak ele alan insanların yazdıkları her zaman "kaynakça" olarak değerlendirilir. Herhangi bir konuda bir tez hazırladığınız zaman bu tür makaleleri de kaynakçanızda rahatlıkla gösterirsiniz ve hocalarınız tarafından da kabul görür. Makale eğer kişilerin aldıkları eğitim doğrultusunda uzmanlık alanına girmiş ise, kaynaktır. Kesine yakın değerlendirmelerdir.
Daha önceleri evrim ile ilgili hizmetlerde ve çalışmalarda bulunmuş, bu uğurda yıllarca fikri savaşlar vermiş o kadar çok bilim adamı var ki; hepsini buraya tek tek alıntı yapsam inanın siz dahi sıkılırsınız. Ben bunun yerine tek bir insandan bahsedeceğim. Ve bu kişi çok güncel, daha 1 hafta önce gazetelerde okudum, adı: Francıs Collıns, bu kişi DNA şifresini çözen bilim adamı! Ve daha bir hafta önce okuduğum yazısında "Ben Tanrı'ya inanıyorum" diyordu. Ve evrim teorisini kaldırıp çöpe attığını ilan ediyordu. Bu iddiasını bilimsel olarak açıklıyor ve sonuç bölümünde ara geçiş formu diye bir olgudan bahsedilemeyeceğini, canlı ve fosil deneklerde yapılan araştırmaların bu iddayı tamamen sıfırladığını belirtiyordu. Ve yine ilginç bir hissini açıklıyordu ki benim açımdan burası daha bir anlam kazanıyor: "Laboratuar çalışmalarım sırasında DNA üzerinde çalışırken bulduğum sonuçlar karşısında ürperdim ve beni gözetleyen bir Tanrı olduğunu bütün hücrelerimde hissettim. İnanıyorum ve iddia ediyorum ki yaratılış tesadüf değildir!" (Francıs Collıns)
Saygılar.
Sayın SKOR
Bu bilim adamının bu açıklamayı yaptığı yada bu şekilde çevrilmiş açıklamayı yaptığı adres : http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html
Acaba bu adreste evrim ile ilgili bir sözünü söyleye bilirmisin.
http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_hwdvideoshare&task=viewvideo&Itemid=106&video_id=16
Bu videoyu izlerseniz bu bilim adamıda tanriya inanıyo ve bir Hristiyan. Fakat bu adamda evrimi savunuyo.
Yine yıllar önce bir bilim adamı evrim ile ilgili bakın ne diyor. Özellikle DNA yapısı ile ilgili çalışmalarda ve deneylerde bulunmuş Paul Auger: "Rastgele kimyasal olaylar sayesinde nükleotidler gibi karmaşık moleküllerin ortaya çıkışı konusunda bence iki aşamayı net bir biçimde birbirinden ayırmamız gerekir; tek tek nükleotidlerin üretilmesi -ki bu belki mümkün olabilir- ve bunların çok özel seriler halinde birbirine bağlanması. İşte bu ikincisi, olanaksızdır.
"Paul Auger, De La Physique Theorique a la Biologie."
İlk olarak canlılığın oluşumu evrimin değil abiyogenezin konusudur.
Ayrıca bu yazının alıntılandığı varsayılan bilgi internette bulunamamaktadır.
http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&q=%22Paul+Auger%22+%22De+La+Physique+Theorique+a+l a+Biologie%22+1970&btnG=Ara
Saygılarımla
Umurcan Görür
Gerek bilim adamlarının ve gerekse avam tabakasının edinilen bulgular eşliğinde ortak görüşü "evrim" bir masaldı ve bu masal yine ortaya çıkaranlar tarafından sonlandırıldı. Darwin dahi bu koca evrenin yaratılması adına "tesadüf" gibi bir terimden bahsedilemeyeceğini söylüyorsa, ki söylüyor bunu çok da fazla hani kaba tabir ile "kraldan çok kralcı" pozisyonunangetirmemek lazım.
Ne evrim var, ne ara geçiş formu diye safsatalar var. Bakın bu ara geçiş formu ile ilgili konuda iki bilim adamı (ki; zamanında ikisi de hızlı evrimcilerdendi) ne diyorlar: "Kuşların ve sürüngenlerin tamamen kendilerine özgü yapısal farklılıkları nedeniyle böyle bir geçiş hiçbir şekilde gerçekleşemez, Söz konusu iddiayı kanıtlayan tek bir tane bile bilimsel kanıt yoktur, Darwinistler hiçbir şekilde bir ara fosili delil olarak getiremezler. Darwinistlerin ara fosil iddiasıyla ortaya attıkları her dino-kuş safsatasının mutlaka sahtekarlık olduğu anlaşılmıştır, nitekim Darwinistler dinozor fosillerine tüy ekleyerek bu uğurda sahtekarlık yapmışlardır. Kendilerini haklı çıkarmak için, evrime hiçbir delil teşkil etmediği bilimsel olarak ispatlanmış mükemmel canlı fosillerini ara form olarak göstermeye çalışmışlardır.
Pek çok Darwinist söz konusu iddiayı evrim adına bir utanç olarak tanımlamaktadır, ve en önemlisi, dinozorlardan ve Darwinistlerin ara form olduğunu iddia ettikleri canlılardan çok daha eskiden yaşamış mükemmel kuş fosilleri vardır."
“Bu buluşlar, hayvan evrimi hakkında geniş çapta kabul gören bazı inançlara MEYDAN OKUYAN son yirmi yıldır gitgide artan kanıtlara bir yenisini ekliyor.”
Bu sözler, Oregon State Üniversitesinden iki Darwinist bilim adamına ait! Devon Quick ve John Ruben, Morphology dergisinde yayınlanan araştırmalarında, kuşların dinozorlardan evrimleştiği aldatmacası ile ilgili yapılan spekülasyonlara önemli bir darbe indirdiler.
Yapılan araştırma kuşların femur, yani üst uyluk kemiği üzerinedir. Araştırma sonucuna göre, karadaki canlıların tersine, kuşlardaki femurun ağırlıklı olarak hareketsiz olduğu anlaşılmıştır. Kara canlıları koşmak ve yürümek için hareketli femur kemiğini kullanırlarken, kuşlar bunun yerine bacaklarının alt kısmını kullanmaktadırlar. Devon Quick’in araştırması, kuşlardaki bu sabit femur kemik ve kas sisteminin ve farklı yürüme şeklinin, kuş nefes aldığında canlının hava keselerinin çökmesini engellemek için hayati olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Quick durumu şu şekilde açıklamaktadır:
“Bu, kuşların fizyolojisinde son derece temel bir sistemdir. Bunu daha önce kimsenin fark etmemiş olması ilginç. Kuşlarda uyluk kemiklerinin ve kaslarının pozisyonu, onların akciğer fonksiyonları için son derece önemli. Bu da onlara uçabilmek için yeterli akciğer kapasitesini veriyor.”
Burada önemle belirtilmesi gereken nokta ise, dinozorların söz konusu sabit femurdan yoksun oluşlarıdır. Oregon State Üniversitesi zooloğu Profesör John Ruben bunu şu şekilde izah etmiştir:
“Therapod dinozorlarının femurları hareketliydi ve bu nedenle kuşlardaki gibi çalışan bir akciğere sahip olmaları imkansızdı. Akciğerlerdeki hava keseleri, tabi eğer varsa, mutlaka çökerdi. Bu kanıt, dinozor-kuş bağlantısını desteklemek için öne sürülen delillerin ciddi bir bölümünü yerinden oynatmaktadır.”
Kopya hayvanlar ve üretilen organlar konusunda da sadece kan değilde kurbağalar için göz, kalp, el vb... organlar harici olarak üretildi. Bundan sonra kuşlar ve sürüngenler için üretim denemeleri yapılacaktı. Bir süredir bu konuyu takip etmiyorum. Son gelişmeleri bilmiyorum ama labaratuarda çalışan organlar ürettik.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Üretilen organların hepsi birebir copy değil mi ? O halde orjınal yapıyı red etmek niye ? Öyle ya, bir şeyin orjınali varken sahtesini kim ne yapsın ?
Ama şunu özellikle belirtmek isterim, DNA kopyalamasına karşı değilim. Günümüzde çok çeşitli türden hastalık ve salgınların kol gezdiği bu dünyada tabiri caizse tek bulunmayan yedek parça insan için geçerli. O halde copy organ, metalik cihazlardan daha uygun. Bu bağlamda üretim çok da ahlaksızca bir olgu değil. Hatta ucunda insan hayatı olması nedeni ile belki çok da anlamlı diyebiliriz. Ama, hiç yoktan, bakın tekrar ediyorum hiç yoktan birebir kan dahi üretemez şu an bahsettiğimiz bilim.
Bilim, bir yol göstericiye iman etmek zorunda. Çünkü; Bilimi de yaratan ve insanın hizmetine sunan Allah (celle celaluhu) 'dur.
Sayın SKOR
Bu bilim adamının bu açıklamayı yaptığı yada bu şekilde çevrilmiş açıklamayı yaptığı adres : http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html
Acaba bu adreste evrim ile ilgili bir sözünü söyleye bilirmisin.
http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_hwdvideoshare&task=viewvideo&Itemid=106&video_id=16
Bu videoyu izlerseniz bu bilim adamıda tanriya inanıyo ve bir Hristiyan. Fakat bu adamda evrimi savunuyo.
İlk olarak canlılığın oluşumu evrimin değil abiyogenezin konusudur.
Ayrıca bu yazının alıntılandığı varsayılan bilgi internette bulunamamaktadır.
http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&q=%22Paul+Auger%22+%22De+La+Physique+Theorique+a+l a+Biologie%22+1970&btnG=Ara
Saygılarımla
Umurcan Görür
Sayın Umurcan, Lütfen...
Size muteber kaynak olması için bu haber yada ropartajın illaki ınternet ortamında olması mı gerekiyor. Size geçen hafta yayınlanan gazetelerde okuduğumu özellikle belirttim. Henüz ınternet ortamına düşmemiş ise, bu konuya ilgi ve alaka duyanların henüz bu bilgileri ınternet ortamına taşımadığını gösterir. Ama bu söz bu ağızdan çıkmıştır. Ve sadece benim açımdan değil, evrime karşı olan, evrimi destekleyen her insan için muteber bir kaynaktır. Bu insan yıllarca evrimi savunmuş. DNA ile ilgili bulgu ve deneylerini devam ettirirken geldiği en son noktada bulduğu ve hissettiğini bizler ile paylaşıyor. Aynı Eınstayn'ın bizler ile paylaştığı bilgisinde olduğu gibi. Ne diyordu Albert eınsteyn: "Matematikte gidebildiğim en uç noktaya kadar gittim ve 1 rakamına ulaştım. Ve o 1 rakamında Yaratıcıyı buldum"
Paylaşım için teşekkür ederim.
Saygılar.
Sayın Umurcan, Lütfen...
Size muteber kaynak olması için bu haber yada ropartajın illaki ınternet ortamında olması mı gerekiyor. Size geçen hafta yayınlanan gazetelerde okuduğumu özellikle belirttim. Henüz ınternet ortamına düşmemiş ise, bu konuya ilgi ve alaka duyanların henüz bu bilgileri ınternet ortamına taşımadığını gösterir. Ama bu söz bu ağızdan çıkmıştır. Ve sadece benim açımdan değil, evrime karşı olan, evrimi destekleyen her insan için muteber bir kaynaktır. Bu insan yıllarca evrimi savunmuş. DNA ile ilgili bulgu ve deneylerini devam ettirirken geldiği en son noktada bulduğu ve hissettiğini bizler ile paylaşıyor. Aynı Eınstayn'ın bizler ile paylaştığı bilgisinde olduğu gibi. Ne diyordu Albert eınsteyn: "Matematikte gidebildiğim en uç noktaya kadar gittim ve 1 rakamına ulaştım. Ve o 1 rakamında Yaratıcıyı buldum"
Paylaşım için teşekkür ederim.
Saygılar.
Sayın SKOR
Bundan sonra parça parça yazmazsanız sevinirim. Okuması ve cevaplaması zor oluyor.
Burda bahsettiğiniz bir bilim adamının açıklaması ve o bilim adamı evrim yok diyor. Bunun siz yabancı basının internete koymayacağını düşündüren nedir acaba. Artık hem dergiler hem gazeteler matbaadan önce internette verilirken ne tesadüftürki evrim karşıtı bir bilim adamının haberi internete düşmüyor.
Ama ben bu iki bilim adamınında Türkçe olan açıklamalarını internette buldum. Takdir-i ilahiye bakın ki bu adres yine nöronsuz insanın sitesinde bulunuyo. O sitede de büyük bir olaymış gibi 1970 yılına ait bir bilimsel makale içinden alınmış gibi gösteriliyo. Ben internette 1930'lardan bile makale bulurken bunu bulamadım. Takdir-i İlahi artık ne diyeyim.
Bu Einstayn bizin Albert Einstein olan mı?
Ben içten inanan bir inançsızım. Bu biraz yeni bir tür inançtır.
Ben doğaya hiçbir zaman bir amaç, hedef veya "antropomorfik" olarak anlaşılabilecek bir şey yüklemedim. doğadan anladığım, onun sadece çok eksikçe kavrayabildiğimiz olağanüstü güzellikte bir yapı olduğu ve düşünen insana alçakgönüllülük hissini aşılaması gerektiğidir. Bu, mistizm ile hiç alakası olmayan gerçek bir inanca dayalı bir duygudur. İnsan suretinde bir tanrı fikri bana oldukça yabancıdır ve hatta safça gelir.
Sanırım farklı kişilerden bahsediyoruz.
Ayrıca kopya konusunda ben size cevap vermiştim ÜRETEMEDİLER demenize.
Saygılarımla
Umurcan Görür
sayın skor benim aklımın erdiği kadarı evrim allahı yok etmeye çalışmıyor ama siz hemen allahı yok etti diye üzülüp herkese saldırmışsnız sanki gibi geldi bana. bence çok yanlış. neden yanlış. çünkü herkesin aklı var okur düşünür anlar iman eder yada etmez. ama bilimle dalga geçmek çok kötüye götürür insanı. köylük yerde bile halk bilime sizden fazla saygı veriyo. hastalanan hastaneye gidip ilaç alıyosa iyi oluyosa bunu darwin gibi bilim adamlarına borçluyuz bence. lütfen böyle davranmayın. siz allahın arkadaşısınızda herkes düşmanımış gibi sani tavrınız. bilim çok uzun yıllar alıyor. evrim olabilir benim aklıma yatıyo çoğunluk. anlatamıyom sizin gibi ama siz haksızlık yapıyosunuz. hacıdan hocadan cahil kimseden insanı alan bilim olmuştur bunu yazın aklınıza. yarıntesi gün lazım olur.
Sayın SKOR
Bundan sonra parça parça yazmazsanız sevinirim. Okuması ve cevaplaması zor oluyor.
Ayrıca kopya konusunda ben size cevap vermiştim ÜRETEMEDİLER demenize.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Sayın Umurcan;
Samimiyetiniz ölçüsünde biraz araştırınca görmek istediğiniz kaynağı nöronsuz olduğunu iddia ettiğiniz adamın sitesinin dışında, gazete baskılarında buldum. Aşağıya link olarak paste yaptım. faydalanmanızı ümid ederim.
http://www.gaxxi.com/hatiaqo/yazi/dnanin-sifresini-cozen-francis-collins-allaha-iman-etti (http://www.gaxxi.com/hatiaqo/yazi/dnanin-sifresini-cozen-francis-collins-allaha-iman-etti)
Ayrıca parça parça yazmamın nedeni insanlar okurken sıkılmadan okusunlar diye yaptım. Çünkü bilirsiniz insanlar genelde uzun soluklu yazıları çoğunlukla sıkıcı bulurlar ve bazen çok önemli bilgileri bu neden ile ıskalarlar.
Son olarak; bana üretme konusunda net bir cevap vermediniz, yazdıklarınızı bir daha okudum, belki ben anlayamadım. Tekrar biraz daha açıklamalı belirtirseniz sevinirim. Cahilliğimi hoşgörün.
Sayın Umurcan;
Samimiyetiniz ölçüsünde biraz araştırınca görmek istediğiniz kaynağı nöronsuz olduğunu iddia ettiğiniz adamın sitesinin dışında, gazete baskılarında buldum. Aşağıya link olarak paste yaptım. faydalanmanızı ümid ederim.
http://www.gaxxi.com/hatiaqo/yazi/dnanin-sifresini-cozen-francis-collins-allaha-iman-etti (http://www.gaxxi.com/hatiaqo/yazi/dnanin-sifresini-cozen-francis-collins-allaha-iman-etti)
Ayrıca parça parça yazmamın nedeni insanlar okurken sıkılmadan okusunlar diye yaptım. Çünkü bilirsiniz insanlar genelde uzun soluklu yazıları çoğunlukla sıkıcı bulurlar ve bazen çok önemli bilgileri bu neden ile ıskalarlar.
Son olarak; bana üretme konusunda net bir cevap vermediniz, yazdıklarınızı bir daha okudum, belki ben anlayamadım. Tekrar biraz daha açıklamalı belirtirseniz sevinirim. Cahilliğimi hoşgörün.
Sayın SKOR
Ben sizden yabancı basından bir link bekliyordum. Türkiye'deki gazetelerin bir çoğu copy/paste gazeteciliği yaptığı için bunları kabul edemem. Yabancı basından kastım da o nöronsuz adamın kaynakça olarak verdiği makalenin direk linki olarak algılarsanız sevinirim.
Eğer ben makaleyi bulamadım ama ... gazetesinde bir yazsını buldum derseniz oda kafi. Ama bana bu kadar taraflı basından yazı göstermeyin lütfen.
Ha eğer muhattabımız bir Türk bilim adamı olsaydı elbetteki Türkçe gazetelerinde linkini kabul ederdim ama muhattabımız yabancı bir bilim adamı.
Umarım bu isteğimi haklı görürsünüz.
Şimdi üretme konusuna gelirsek, olayın detayı hakkında size detaylı bilgi verebilmem için dökümanlarımın ulaşabileceğim bir noktada olması gerekiyor. O dökümanlarım Türkiye'deki evimde olduğu için şimdi ezberden konuşmak olacak. Ezberimde de çok ayrıntılı olmadığı için bunu bana daha sonra hatırlatırsanız size eğer dökümanlarım yakınımda olursa seve seve anlatırım.
Daha önce anlatmamamın nedeni de sizin sadece üretilip üretilmediğini sormanızdı. Üretildiğini biliyorum ama şimdi detay sorunca bu konuda yukarda da anlattığım gibi ezberden konuşmak istemiyorum.
Bu arada Francıs Collıns için ben yabancı bir kaynak buldum. Ama burada umduğunuz gibi evrimi yalanlamıyo sadece Tanrı'ya inandığını belirtiyor. http://www.cnn.com/2007/US/04/03/col...ary/index.html (http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html)
Bunun için arama yapmanıza gerekmiyor. Ben diğer bilim adamı hakkında kaynak bulamadığımı belirtmiştim.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Yabancı basın yada yerel basın da olsa, bir çok insanı yakından ilgilendiren kaynağı doğru orantılı vermek zorunda. Bugüne kadar okullarda okutulan evrim teorisi çöküyor ve bunu da yine evrime inanan ve DNA şifresini çözmek ile ilgili bir misyonu üstlenen ve dünyanın itibar ettiği bir adam olarak Francis Collıns'ı dikkate almak zorundadır.
Nasıl ki 11 eylül sadece amerikanın değil tüm dünyanın ilgisini çektiyse, haber olarak 1. dereceden verildi ise, bu tür bir gelişme de meraklıları tarafından 1.derece olarak algılanmaktadır. Bana kalırsa bu açıklama, geç kalmış bir 11 eylül sendromu etkisi yapmıştır evrimciler açısından. Bütün bildikleri, sistemleri ve ezberleri bozulmuştur. Ve sayın arkadaşım; ne kadar uğraşsanız da; insanlar, genetik bilimin ışığında gün geçtikçe evrim teorisinden uzaklaşmaktadır. Bilim, kendisini destekler görünen ateizm prangasının her gün bir halkasını parçalamaktadır.
Sizin verdiğiniz kaynağın bir benzeri kaynak olsa da aşağıdaki linki verdim. Diğer kaynağa da ulaştığım zaman ben de sizi bilgilendireceğim.
http://www.timesonline.co.uk/tol/news/uk/article673663.ece#
Yabancı basın yada yerel basın da olsa, bir çok insanı yakından ilgilendiren kaynağı doğru orantılı vermek zorunda. Bugüne kadar okullarda okutulan evrim teorisi çöküyor ve bunu da yine evrime inanan ve DNA şifresini çözmek ile ilgili bir misyonu üstlenen ve dünyanın itibar ettiği bir adam olarak Francis Collıns'ı dikkate almak zorundadır.
Nasıl ki 11 eylül sadece amerikanın değil tüm dünyanın ilgisini çektiyse, haber olarak 1. dereceden verildi ise, bu tür bir gelişme de meraklıları tarafından 1.derece olarak algılanmaktadır. Bana kalırsa bu açıklama, geç kalmış bir 11 eylül sendromu etkisi yapmıştır evrimciler açısından. Bütün bildikleri, sistemleri ve ezberleri bozulmuştur. Ve sayın arkadaşım; ne kadar uğraşsanız da; insanlar, genetik bilimin ışığında gün geçtikçe evrim teorisinden uzaklaşmaktadır. Bilim, kendisini destekler görünen ateizm prangasının her gün bir halkasını parçalamaktadır.
Sizin verdiğiniz kaynağın bir benzeri kaynak olsa da aşağıdaki linki verdim. Diğer kaynağa da ulaştığım zaman ben de sizi bilgilendireceğim.
http://www.timesonline.co.uk/tol/news/uk/article673663.ece#
Sayın SKOR
Bu verdiğiniz linkte adam evrimi reddetmiyorki, tam tersine evrim var ama evrimi yaratan tanrıdır diyor. Eğer ingilizceniz varsa ve okursanız demek istediğimi anlarsınız. İngilizcem çeviri yapacak kadar iyi olsaydı çevirir buraya eklerdim.
Yani ortada evrimin yalanlanması yok, sadece evrimin mekanizması konusunda tartışmalar var.
Saygılarımla
Umurcan Görür
Ki-Adi (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=6992)
Kendi dünyamızın hareketlerini dahi yeni öğreniyoruz.Güneşin hareketleri hakkında bilgimiz kısıtlı.
Yeryüzünün 1982'de 8 tene hareketi olduğu biliniyordu.Günümüzde ise 16 adet hareketi olduğu biliniyo.
http://www.istanbul.edu.tr/yerkure/Yerhareket.html
Şimdi sen gel ÜNLÜ GÖKBİLİMCİ Kİ-ADİ güneşin hereklerini bize der versin :)
Dostum yıllar geçtikçe bu hareketlerin sayısı azalmaz da ,artar:)
Ki-Adi (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=6992)
Kendi dünyamızın hareketlerini dahi yeni öğreniyoruz.Güneşin hareketleri hakkında bilgimiz kısıtlı.
Yeryüzünün 1982'de 8 tene hareketi olduğu biliniyordu.Günümüzde ise 16 adet hareketi olduğu biliniyo.
http://www.istanbul.edu.tr/yerkure/Yerhareket.html
Şimdi sen gel ÜNLÜ GÖKBİLİMCİ Kİ-ADİ güneşin hereklerini bize der versin :)
Dostum yıllar geçtikçe bu hareketlerin sayısı azalmaz da ,artar:)
Sevgili Bunyas,
Kusura bakma ama sitede bilmiyorum kaç kişi var üniversitede güneş ile ilgili ders görmüş olsun. Onun için birşey hakkında konuşurken önce bi düşün.
Kaldı-ki Güneşteki ısı hakkında bilgi sahibi olmak için üniversite okumana gerek yok.Sadece vikiye baksanda yeter. Dur sen zahmet etme onada ben sana link vereyim.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Gunes
Şunu söyluyorum. Kur'an'nın bire bir türkçe çevirisi olmaz. Temel sorun burdan kaynaklanıyor.Kur'an'nın bir ayetinin türkçe tercümesini alıp , onun içinde boğuluyorsunuz.
''Ve’ş-şemsu tercî'' Güneş döner,manasına gelir.Güneş yörüngesinde gider manasına da gelir.
Bunu boşuna tartışıyoruz.Tekrar tekrar söylüyorum.Okuduğunuz tercümeler Kur'an'ı tam karşılamaz.Bu başlıkta verdiğim iki ayet örneğide aynı ,gerçeğe vurgu yapmak içindir.Bir ayetten birden fazma mana çıkar.
Şu an biraz meşgulum akşam bir ayet örneği daha vericem.Bir ayetten birden fazla anlam çıkmasıyla ilgili.
bunyas ve sürekli kur'anın birebir tercümesi olamaz kuran çok köklü ve edebi bir dilde yazılmıştır diyip duran arkadaşlara duyrulur ben türkçe ve ingilizce biliyorum ama bu yaştan sonra arapça öğrenemiycem zaten inandığınız kuran'da herkes arapça öğrenip okusun diye bir emir de yok. Artık gerçekten bu muhabbet kabak tadı verdi hem bunu söylüyorsunuz hem bu kitap mucizedir evrenseldir zamansızdır diyip duruyorsunuz.
Şunu söyluyorum. Kur'an'nın bire bir türkçe çevirisi olmaz. Temel sorun burdan kaynaklanıyor.Kur'an'nın bir ayetinin türkçe tercümesini alıp , onun içinde boğuluyorsunuz.
''Ve’ş-şemsu tercî'' Güneş döner,manasına gelir.Güneş yörüngesinde gider manasına da gelir.
Bunu boşuna tartışıyoruz.Tekrar tekrar söylüyorum.Okuduğunuz tercümeler Kur'an'ı tam karşılamaz.Bu başlıkta verdiğim iki ayet örneğide aynı ,gerçeğe vurgu yapmak içindir.Bir ayetten birden fazma mana çıkar.
Şu an biraz meşgulum akşam bir ayet örneği daha vericem.Bir ayetten birden fazla anlam çıkmasıyla ilgili.
Sevgili bunyas, bakıyorumda konulardan teker teker kaçmaya başladın. Dünyanın yuvarlaklığı ne oldu? Güneşin dönerek ısınması ne oldu?
Kuranmeali.org sitesinde ayetteki kelimelerin türkçe karşılıkları şu şekilde verilmiş
1.ve eş şemsu : ve güneş
2.tecrî : akar, gider
3.li : için
4.mustekarrin : karar kılınmış, kararlaştırılmış
5.lehâ : ona
6.zâlike : işte bu
7.takdîru : takdir
8.el azîzi : azîz olan, güçlü ve üstün olan
9.el alîmi : alîm olan, en iyi bilen
Ayette ne yörünge geçiyor ne de dönmek ile ilgili birşey geçiyor.
Herşey bir kenera daha önce dediğim gibi neden hiç birşey açık anlamında yazılmaz. Şimdi yazacaksın gene copy paste bişiler ama hiç biri dünyanın yuvarlaklığı yada güneşin dünya etrafında döndüğünü neden gizlemek zorunda olduğunu açıklamayacak.
Açık olarak ifade etmemesinin bir tanesini belirttim.
Bir diğer sebebide ,meydana gelen hadisede sebepleri fazla nazara vermiyor.Çünkü kainattaki hadiselerin Kur'an'da bahsi geçmesi bir ders,ibret olması içindir.Amaç Allah'ın Rububiyet'ini (Sahib olması) nazara vermektir.Hadiselerdeki sebeplerin detaylarına girmeden ,kafa karıştırmadan Allah'ı nazara veriyor.
Güneş döner ,yörngesinde akar gider vs burda Asıl ders güneşin bir sahibi var ,onun emriyle hareket eder ,yürüngesinde onu mm şaşmadan durduranbir sahibi var.Güneş başıboş değildir.
Kur'an; Tevhid , Nübüvvet , Haşir, Adalet olmak üzere dört esası takip eder.Ayetler sonuçta bu esaslara dayanır.Bunun için coğrafya,astronomi vs ikinci plandadır.
Burada asıl mucizelik 1400 yıl önce bahsedilen coğrafi veya astronomik olan bilgiler bugun güncelliğini korumasıdır.
Bu eleştrilerin içinde dikkat ediyorum şu eleştiri yok.Bu ayet 1400 yıl öncesine hitab ediyor ,artık güncelliğini korumuyor.Eğer Kur'an beşer kelamı olsaydı, 10 yılda bir güncelleştirme yapmamız gerekirdi.
ki-adi
Copy ,paste yapıyorum çünkü benim sarf ,nahiv ilmim yok.Bu işin alimlerinin fikirlerinin sizinle paylaşıyorum.
Sen hala kelimelerin bire bir anlalarını bana söylüyorsun.Sarf ,nahiv den ne anlıyorsun.Harf-i cer,igrab,nasb,mazi,muzari imam hatipten hatırladıklarım bunlar.Arapça'yı unuttum.Ama belliki sen bayaa ilerletmişsin:) Sarf ,nahiv bilmeden cümle tahlilli yapran Arapça eksik mana verirsin.
Bunyas,
Kuran gitsin güneşteki nükleer tepkimelerden bahsetsin demiyoruz. Eğer güneşin hareketini, dünyanın şeklinden bahsedecekse gizli saklı yapmasının hiç bir anlamı yok. Dünyanın güneş etrafında dönmesi, Dünyanın küreye benzer bir şekilde olması bunlar çok gizli insanlığı birbirine düşerecek ya da Tüm insanlığı birden iman ettirebilecek bilgiler değiller.
Dünyayı güneş etrafında ve kendi etrafında döndüren benim onlara küre şeklini verende benim buna ancak benim gücüm yeter dese ibret veremeyecek mi?
Eğer sen dersen Kuran 1400 yıl önce gönderildiği topluma hitap ediyor onların anlayacağın şekilde anlatıyor ona itiraz ederim. Şimdilik Kuranın bütün zamana gönderildiğini iddia ettiğini varsayarak yorumlarımı yapıyorum.
1400 yıl önce astronomik mucizeler hala geçerliliğini koruyor diyorsun fakat ortada astronomik ve coğrafik bilgilerden iz bile yok. Hep bir şeyi bir şeye benzeterek mucize arıyorsunuz. Açık seçik şu astronomik bilgi var diyebilceğin bir şey varmı?
Allah kafa karıştırmayı karmaşık yazıp 1400 yıl sonra insanların her kelimesini tartışmasını seviyor olabilir:)
Koskoca tanrı arapça da olsa basit 10 tane anlamı olmayan kelimeler kullanıp neyi nasıl yaratmış niye yaratmış anlatamamış birbirinden alakasız ayetlerde birileri sonradan keşfedip mucize desin diye anlamsız ipuçları bırakmış hani kur'an açık seçikti ?
allah 3-5 millete değişik dillerde aynı anda yollasaydı kuranı hem inandırıcılığı artardı hem manası daha kolay anlaşılırdı hem daha evrensel olurdu.
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (Al-i İmran 7)
Bunyas, Bak hala konuyu değiştirmeye çalışıyorsun dünyanın güneş etrafında dönmesi ve dünyanın şekli gizlenecek bir bilgi değildir diyorum. bu bilgileri açık açık söyleyebilir.
Bu ayet bir insanın yazdığı kitabı gerçeklere uydurmak için ihtiyacı olan bir ayet. Sıkıştığı yerde ayetin anlamını değiştirebilsin diye. Kaldı ki ayettede dem,iş gerçek manasını Allah bilir diye.
Eğer var olduğu iddia edilen bir tanrıdan kitap gelmiş olsaydı bu kitapta ne birşeyleri gizleyerek anlatmaya ne de sadece bir döneme hitap edilerek söylenen ayetler olurdu.
Dostoyevski, Orhan Pamuk'un kitapları çok mu açık ve seçik. Hayır değil.Manalar derin.İnsanın hayal gücünü kullanması gerekiyor.Eğer Dostoyevski Orhan Pamuk eneme yazsaydılar ne Orhan Pamuk böyle meşhur olurdu,nede dostoyevski klasikler arasına girerdi.
Sen Kur'an neden DENEME olarak gelmedi diyorsun. Orhan Pamuk edebiyat parçalasında ,Kainatın Sahibi ,insanları yaratan ,onlara düşünmeyi veren ,konuşmayı veren Zat,Gönderiği kitapta edebiyattan ,mana derinliğinden ,belağattan,fesahattan ,cezaletten yoksun olsun.
BELÂGAT:Hitâbettiği kimselere göre uygun, tam yerinde, düzgün ve hakikatlı güzel söz söyleme san'atı.
CEZALET:Kur'an-ı Kerim'deki kelime ve harflerin harika bir ahenk ve münâsebet ile nazm ve tertibi.
FESAHAT: Doğru ve düzgün söyleyiş. Açık ve güzel ifadeli konuşma
Kureyşin rüesâsından müdakkik bir beliğ, müşrikler tarafından, Kur'anı dinlemek için gitmiş. Dinlemiş, dönmüş, demiş ki: "Şu kelâmın öyle bir halâveti ve tarâveti var ki kelâm-ı beşere benzemez. Ben şairleri, kâhinleri biliyorum. Bu onların hiç sözlerine benzemez. Olsa olsa etbâımızı kandırmak için sihir demeliyiz (SÖZLER)
Dostoyevski, Orhan Pamuk gibi yazarların kitapları açık olmayabilir neden biliyor musun? Çünkü onlar birer insan onlar kimseye kurtuluşa erdirmeye çalışmıyor. Kimseyi cennet veya cehennem vaadetmiyorlar. Kuranda açık seçik değil çünkü o da bir insan tarafından yazılmış.
J.R.R Tolkien'in kitaplarını okudun mu bilmem ama bana göre Tolkien de bunları kendisi uydurmuş olamaz. Bu kadar güzel kitaplar anca tanrıdan gelmelidir.
evrensel-insan
11-10-2009, 02:47
Saygideger Ki-Adi;
Neden oyle diyorsun? Kuran da belki; dogal secilim ve mutasyon yoluyla yazilmistir. Yalniz yine de; harflerin olmasi gerekir tabi. Gerci harfler, kimyasal bir olusum olarak olusmus da olabilirler, degil mi ama?:o :pound:
Saygilarimla;
evrensel-insan
Benim kulagima, allah ben bu kitabi, apacik, herkesin anlayacagi sekilde indirdimdemis diye birsey gelmisti; yaniliyor muyum acaba?
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (Al-i İmran 7)
Benim kulagima, allah ben bu kitabi, apacik, herkesin anlayacagi sekilde indirdimdemis diye birsey gelmisti; yaniliyor muyum acaba?
Bir önceki sayfada.
Birazda Arapça bilen Müşriklerden KUR'AN'ı dinleyelim.
Şiir Üstadı Velid b. Muğîre (Halid bin Velid'in(r.a.) babası)
- Velid b. Mugire Rasûlullah’ın yanına geldiğinde Hz. Peygamber ona Kur’an okudu. Sanki Velid’in kalbi incelmiş idi. Bu haber Ebu Cehil’in kulağına gitti. Ebu Cehil derhal Velid’e geldi ve
“Ey amcam! Senin kavmin sana mal toplamak istiyor” dedi. Velid bunun sebebini sorunca Ebu Cehil şöyle dedi:
“Onu sana vermek için. Çünkü sen Muhammed’e, onun ziyafetine erişesin diye gitmişsin!” Velid
“Kureyşliler biliyor ki ben servet bakımından hepsinden daha zenginim” dedi. Ebu Cehil
“O halde, Muhammed hakkında birşey söyle ki kavmin işitsin de senin Muhammed’i sevmediğini anlasınlar” dedi. Velid
“Onun hakkında ne diyeyim? Allah’a yemin ederim hiçbiriniz benden daha fazla şiiri bilmez. Şiirin recezini (aruzunu) bilmez. Şiirin kasidelerini de bilmez. Cinnin şiirini benden daha iyi bileniniz yoktur: Ama yemin olsun ki onun söyledikleri bunlardan hiçbirine benzemiyor. Yine yemin olsun ki onun söylediklerine kavminin bir halaveti vardır. O söz üzerinde bir güzellik, bir tatlılık vardır. O sözün üstü meyvelidir, altı çoktur, boldur. Kesinlikle o galib olur, hiç kimse ona galib olmaz. Kesinlikle o altında kalanı paramparça eder” diye cevap verdi. Ebu Cehil
“Kavmin Muhammed hakkında birşey söylemedikçe senden razı olmazlar (sana güvenmezler)” dedi. Velid de
“Bu hususta bir düşüneyim, yakamı bırak!” dedi. Velid düşündükten sonra şunları söyledi:
“Durum şu ki bu sihirbazlardan öğrenilip, anlatılan bir sihirdir sadece!”
Bunun üzerine Cenabı Hak, Müddessir suresinin 11. ayetinden 13. ayetine kadar olan bölümü indirdi.
"Tek başına yarattığım o kimseyi Bana bırak. Ona bol bol servet verdim. Gözü önünde duran oğullar verdim. Daha pek çok nimetleri önüne serdim. Sonra o daha da arttırmamı istiyor. Asla! Çünkü o, âyetlerimize karşı direnip durdu. Ben de onu pek zorlu bir azaba süreceğim. Düşündü, taşındı, ölçtü, biçti. Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti! Sonra baktı. Sonra kaşını çattı, suratını astı. Sonra sırt çevirip kibirlendi. 'Bu olsa olsa eskiden kalma bir sihirdir' dedi. Ben onu Sakara (Cehennem) sokacağım." (Müddesir; 11-26).
27- Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
28- Ne alıkoyar, ne bırakır.
29- Beşere delicesine susamıştır.
30- Onun üzerinde ondokuz vardır.
31- Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.
32- Hayır; Ay'a andolsun,
33- Dönüp gittiği zaman geceye,
34- Ağardığı zaman sabaha,
35- Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir.
36- Beşer (insan) için bir uyarıdır.
37- Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.
38- Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.
39- Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.
40- Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
41- Suçlu-günahkarları;
42- "Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?"
43- Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
44- "Yoksula yedirmezdik."
45- "(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."
46- "Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."
47- "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
48- Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
49- Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?
50- Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;
51- Arslandan korkup-kaçmışlar.
52- Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.
53- Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
54- Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür.
55- Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür.
56- Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur
Edebi eserlerin dili mecazlar, benzetmeler diğer söz sanatlarıyla ağırlıklı olarak ÇOK ANLAMLIDIR.
Bu nedenle edebi değeri olan herhangi bir metni birikiminize, donanımınıza, eğitiminize, sözcük dağarcığınıza vb. etkenlerle ve hatta, o günkü ruh halinize göre farklı algılayabilirsiniz. Dendiği gibi ÇOK ANLAMLIDIR, yani her okunuşta farklı duygular ve algılamalar söz konusudur.
Aynı edebi metni 11 yaşında okursan farklı, 25 yaşında farklı, 50 yaşında farklı algılayabilirsin. Edebi metinlerin özelliği ÇOK ANLAMLI oluşudur.
Ancak Kuran "apaçık indirilmiş" ise TEK ANLAMLI olması gerekir. Bilimsel metinlerde olduğu gibi ağırlıklı olarak sözcüklerin gerçek anlamları kullanılmış olmalı ki herkes okuduğunda aynı şeyi anlamış olsun.
Bence Kuranın öncelikle nasıl bir metin olduğu saptanmalıdır.
Apacik kitabin pek de apacik olmadigi ortada; ne demek istedigini anlayabilip anlatanlara bedavaya ulema sinifi dememisler:)
Dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz.Kur'an'ın açık(MÜBİN) ve MÜTEŞABİH ayetleri var.
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir(SAĞLAM), onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (AL-İ İMRAN 7)
yahu kardeşim bir kere sorun saçma .mantıklı bir şekilde mucize nasıl açıklanır ?zaten içinde mantık varsa bu mucize değil açıklanabilir bitr olaydır. mucize ise birilerinin öyle sandığı saçmalıklar silsilesidir
Sana mucizeyi açıklamanı söylemiyor, bu olayı mantıklı bir şekilde açıklamanı söylüyor anlayamadın galiba özgür beyin.
Dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz.Kur'an'ın açık(MÜBİN) ve MÜTEŞABİH ayetleri var. BUNYAS
Kuran biraraya getirildiğinde bu ayetler muhkemdir, şu ayetler müteşabihdir diye bir ayrım yapılmış mıdır? Veya günümüzde böyle bir tasnif var mıdır?
o halde sağlam bilinen ayetler en azından tek anlamlı olmalı
müteşabih olanlar ise çok anlamlı olduklarından farklı algılamalar olabilir
böyle midir?
'la İlahe İllallah' ; muhkem
'muhammeden resulullah' ; muhkem
ve İman Şartlari muhkem'dİr.
İslam Şartlari muhkemdİr.
Farzlar muhkemdİr.
Allah'in emİrlerİ muhkemdİr.