PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Boşanma Sonrası Anne, Baba, Çocuk.


pervane
18-09-2008, 22:37
Kur’an’ın Türkçe mealini ilk ve aynı zamanda son olan okuma maceramı siteye geldikten sonra hatırladıkça hep kendi kendime güldüm. Lise yıllarımdı Karadeniz'li Sünni bir arkadaşım sürekli Aleviler ile ilgili sorular sorup duruyordu. Bir süre sonra karşılıklı Alevi-Sünni inanışı bilgi alış verişine dönüştü konuşmalarımız. Birbirimizi hiç kırmadan, eleştirmeden sadece sizde nasıl? Hangi ibadet ne amaçla yapılıyor türünden konulara değiniyorduk. Kendime tez elden bir Kur’an edindim. Okudum ama Kur’an’ın Allahı da canıma okudu. Ödüm kopmuştu tırnaklarımı kemire kemire devam ettim okumaya, sağdan soldan azap yağıyordu, kendimi tehdit altında hissetmemiştim. Sadece Ana-Baba hakkı ile ilgili kısımda ağzımdan şu sözcüklerin döküldüğünü hatırlıyorum. Bu satırları öksüz biri yazmış olmalı, bir tek Ana-Baba dokunulmazdı.
İslam dininde boşanma sonrası kadının durumu ile ilgili merakım beni boşanma konusunun geçtiği ayete götürdü ama o da ne!

Talk 3.
Ve onu hiç ummadığı bir yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Allah, hükmünü kesinlikle yerine getirir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Talak 6’da
Boşadığınız kadınları, gücünüz yettiği kadar oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıştırmak için onlara zarar vermeyin. Eğer hamile iseler doğum yapıncaya kadar geçimlerini sağlayın. Eğer sizin için çocuğu emzirirlerse, ücretlerini verin. Meselelerinizi aranızda güzellikle halledin. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız çocuğu babası hesabına başka bir kadın emzirir.

Eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor. Genelde erkek çocukların anneleri, onları doğuran kadın değil, kadının kocasının aile birimine ait kadınlar yani halalar olmalı, halalar tarafından emzirilen çocuk süt yoluyla baba aile birimine ait olabiliyor. Hala tarafından emzirilen çocuk, hala çocuklarıyla kardeşleşiyor ve süt kardeşle evlilik yasağı bu süt kardeşleşmesinden geliyordu. (çocuğu baba hesabına başka bir kadının emzirmesi! Babası hesabı derken banka hesabından mı? yoksa çocuğun babaya ait olduğundan mı bahsediyor? Pante,Okinono,mhmmd belki aydınlatırlar beni bu konuda. Elinin kafirliğiyle inanır işine karışma Pervane! ) İslamiyette süt kardeşler ile evlenme yasağının da kaynağını hatırladım bu arada.





Talk 7.
Geniş imkanı olan nafakayı imkanına göre versin……
Ve 8. ….Azaba uğratmıştık.
Ve 9. ….Sonu hüsran oldu….
Ve 10. ...Bir azap hazırlamıştır…
Ve 11 …. Altından ırmaklar akan cennetlere sokar ( Cenettler ? tercüme hatası galiba?)
Ve 12 …. Allah, yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır…….. Allah’ın emri, göklerle yer arasında devamlı inmektedir.



Konu boşanma ama her zaman olduğu gibi asarım keserim, ırmaklar cennetler. Daldan dala, bir konuyu da şöyle baştan sona anlasam hemen Müslüman olacağım walla.
K.C'den de ses çıkmadı. Kolay değil tabi her satırda ne anlatmak istiyor diye anlam çıkarabilmek;)

pante
18-09-2008, 23:11
http://pante.blogcu.com/islam-da-bosanma_528972.html

http://www.turandursun.com/forumlar/archive/index.php/t-2047.html

Eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor. Genelde erkek çocukların anneleri, onları doğuran kadın değil, kadının kocasının aile birimine ait kadınlar yani halalar olmalı, halalar tarafından emzirilen çocuk süt yoluyla baba aile birimine ait olabiliyor. Hala tarafından emzirilen çocuk, hala çocuklarıyla kardeşleşiyor ve süt kardeşle evlilik yasağı bu süt kardeşleşmesinden geliyordu. (çocuğu baba hesabına başka bir kadının emzirmesi! Babası hesabı derken banka hesabından mı? yoksa çocuğun babaya ait olduğundan mı bahsediyor? Pante,Okinono,mhmmd belki aydınlatırlar beni bu konuda. Elinin kafirliğiyle inanır işine karışma Pervane! ) İslamiyette süt kardeşler ile evlenme yasağının da kaynağını hatırladım bu arada.

Bir islami siteden:

Çocukları Sütanneye Verme Âdeti

Mekke'nin havası sıcak ve sıkıntılı idi. Çocukların körpe vücudlarına yaramazdı ve onların sıhhatli büyümelerine ve gürbüz yetişmelerine elverişli değildi. Çölde ise hava güzel, su tatlı ve temiz, hayat serbest, iklim ise mutedildi. Ayrıca çölde yaşayan bazı kabilelerin dilleri de çok daha düzgün ve pürüzsüzdü. Asliyet ve tazeliğini koruyordu. Ahlâkları da temizdi.
İşte buna binâen, o sırada Kureyş eşrafı ve ileri gelenleri daha sıhhatli ve gürbüz yetişmeleri ve ayrıca düzgün, aslına uygun Arapça öğrenip konuşabilmeleri için Mekke'nin dışında çölde yaşayan kabile kadınlarına ücretle emzirmek üzere çocuklarını teslim etmeyi bir âdet haline getirmişlerdi. Çocuk 2-3 sene, bazen daha fazla sütannenin yanında kalırdı.
Bu sebeple de yaylalarda yaşayan birçok kabile, bilhassa Sa'd bin Bekr kabilesi kadınları senede birkaç sefer kafile halinde Mekke'ye inerler ve yeni doğan çocukları emzirmek üzere yanlarına alıp tekrar yurtlarına dönerlerdi.


Muhammed'in süt annesi de Sa'd kabilesinden Halime adında bir kadındı.

Süt Hısımlığı:

http://yozgatnur66.blogcu.com/sut-hisimligi-ve-sut-bankasi-tabirleri_3687719.html

rahatsiz
18-09-2008, 23:21
Sayin Pante,
Yazmis oldugunuz bilgi icin tesekkur ederim.
Ancak son linkte evrdiginiz sayfayi okuyunca, kusura bakmayin gulme krizine tutuldum.
Bilgilerden degil,ama sut kelimesinin sIkligi,buyuleyici.

pervane
19-09-2008, 21:59
Sevgili Pante;


“Halka göre galatı meşhur lugati fasihadan evla, alimlere göre de lugati fasiha galatı meşhurdan evladır” gibi bir söz hatırlıyorum eğer yanlış yazmadıysam.

Süt hısımlığı ile ilgili açıklamalar bana bu sözü hatırlattı. Çöl havasının faydalarını bilemem ama birçok yörede başlık parasının yanında evlenecek kızın annesine özel olarak verilen bir “süt hakkı” parası var neden veriliyor diye merak etmiştim bir zamanlar, yolum süt kardeşliğine kadar uzanmıştı. Alimlerimizin çöl iklimi şartlarını detayları ile biliyor olmaları da ayrıca dikkate değerdir.


İslam’da boşanma ile ilgili ayrıntılı bilgiler için ayrıca teşekkürler ama merakım bitmedi. Nekahat döneminin bitmiş olacağını düşünerek birkaç sorum olacak, Apranax kullanmaya başladıysanız vazgeçebilirim. Bu arada Saygıdeğer Evrensel-İnsan bu başlıkta soruları ben sorarım! Peşin peşin söyleyeyim.

İslam da boşanma olayı gerçekleştikten sonra;
1- Allahın rızıklandırmasını bekleyeceğiz.
2- Boşanan kadın hayatına eski koca evinde devam edecek.
3- Çocuklar unutulacak.
4- Nafaka için koca’nın keyfi önemli.

Madem kendisi mutlaka rızıklandırmayı düşünüyor neden eski kocaya çeşitli önerilerde bulunup sonra dediklerimi yapmazsan fena yaparım bak diye kızıyor bu anlaşılır da; Ben ikinci maddeye takıldım. Kadının evlendikten sonra baba evi ile bağı tamamen kesiliyor mu? boşanma sonrası kadın tamamen yalnız görünüyor. Neden boşandıktan sonra da koca evinde tutulması isteniyor. Acaba? Bu kadar sık evlenme boşanma olayının yaşandığı bir toplumda kadın eski kocasının evinden mi başka bir erkeğe eş olarak gidiyor? Yeniden evlenmekten başka da seçeneği yok anlaşılan. Nafaka yerine evde tekrar hizmetlerinden faydalanarak karın tokluğuna hayatına devam ettiriliyor herhalde.

okinono
19-09-2008, 22:21
Elmalı Eski Meal-- Talak(6) O kadınları gücünüzün yettiğinden sâkin olduğunuz yerin bir kısmında iskân ediniz, ve üzerlerine tazyık yapmak için onları ızrara kalkışmayınız ve eğer yüklü iseler hamillerini vaz'ı edinciye kadar nefakalarını verin, sonra sizin hisabınıza emzirirlerse o vakit de ecirlerini verin ve aranızda iyilikle emr edin ve eğer zorlaşıyorsanız o halde baba hisabına diğer bir emzikli emzirecektir


أسكنوهن من حيث سكنتم من وجدكم ولا تضاروهن لتضيقوا عليهن وإن كن أولات حمل فأنفقوا عليهن حتى يضعن حملهن فإن أرضعن لكم فآتوهن أجورهن وأتمروا بينكم بمعروف وإن تعاسرتم فسترضع له أخرى

.......
Burada kadının kendi ailesi tarafından boşanmış olduğu için kabul edilmeyeceği toplumsal kuralına karşı, kadını korumak amacı ve boşanmanın keyfi olarak ekonomik gerekçeler ile baştan atılma haline gelmesini önlemek için bir uyarı olduğundan söz edebilimiyiz acaba?

Yoksa bu zorlama bir yorum mu olur?

Selamlar

dilaver
19-09-2008, 22:25
Eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor.

Buradaki "Eski Toplum" ibaresini ataerkil toplum olarak düzeltmek gerekiyor. Eski toplum ana erkildir ve bu toplumda soy anne tarafından devam eder. Çocuklar annenin klanına ait olarak görülür ve çocugun babası ve babalık olayı bilinmez.

saygılarımla

pante
19-09-2008, 22:36
İslam da boşanma olayı gerçekleştikten sonra;
1- Allahın rızıklandırmasını bekleyeceğiz.
2- Boşanan kadın hayatına eski koca evinde devam edecek.
3- Çocuklar unutulacak.
4- Nafaka için koca’nın keyfi önemli.

Madem kendisi mutlaka rızıklandırmayı düşünüyor neden eski kocaya çeşitli önerilerde bulunup sonra dediklerimi yapmazsan fena yaparım bak diye kızıyor bu anlaşılır da; Ben ikinci maddeye takıldım. Kadının evlendikten sonra baba evi ile bağı tamamen kesiliyor mu? boşanma sonrası kadın tamamen yalnız görünüyor. Neden boşandıktan sonra da koca evinde tutulması isteniyor. Acaba? Bu kadar sık evlenme boşanma olayının yaşandığı bir toplumda kadın eski kocasının evinden mi başka bir erkeğe eş olarak gidiyor? Yeniden evlenmekten başka da seçeneği yok anlaşılan. Nafaka yerine evde tekrar hizmetlerinden faydalanarak karın tokluğuna hayatına devam ettiriliyor herhalde.

Kur'an'dan anladığım kadarıyla yanıtlamaya çalışayım sevgili Pervane.

1- Rızıklanmadan kastedilen, kadının bir ekmek kapısı bulmasıdır. Kadının evlenmesi, baba evine dönmesi, bir yakınına sığınması veya ummadığı başka bir rızk.

2- Baba evine dönme, istenmeyen bir durumdur. Hala geçerlidir.
Kadın için kurtuluş yeni bir kocadır. Çünkü varlıksız ve sahipsiz bir kadının tek çaresi gibidir. Dul yaşama lüksü yok gibidir.

Boşanan kadının eski kocasının evinde yaşaması belirli bir müddet içindir.
Boşandıktan sonraki ilk 3 ay zorunludur. 3 adet döneminin geçmesi ve kadının hamile olmadığının anlaşılması içindir.
Bu 3 aylık müddetten sonra kadın isterse ayrılabilir.
Ancak ayrılabileceği bir yere sahip değilse ve kalmak isterse koca buna itiraz edemez. Kaldığı müddet içinde nafaka almadan ihtiyaçları karşılanır. 1 yıldan sonra kadını nafakasını vererek evden çıkarabilir.
Zina nedeniyle boşanmalarda iddet müddeti geçersizdir. kadın hemen kapı dışarı edilebilir.

3- Çocuk konusunda erkeğin kararı önemlidir. Yeniden evlenen kadına eski kocanın rızası olmazsa çocuk verilmez. Kadın çocuğa bakabilecek durumdaysa ve eski kocası razı olursa çocuklarını alabilir. Kadın da kocası da çocuğu almak istemediği takdirde kadı'nın (mahkemenin (kararı geçerli olur.

4- Nafaka için bir ölçü konulmamıştır. Hal böyle olunca, nafaka miktarı kocanın insafına bırakılmış oluyor.

pervane
20-09-2008, 23:00
Elmalı Eski Meal-- Talak(6) O kadınları gücünüzün yettiğinden sâkin olduğunuz yerin bir kısmında iskân ediniz, ve üzerlerine tazyık yapmak için onları ızrara kalkışmayınız ve eğer yüklü iseler hamillerini vaz'ı edinciye kadar nefakalarını verin, sonra sizin hisabınıza emzirirlerse o vakit de ecirlerini verin ve aranızda iyilikle emr edin ve eğer zorlaşıyorsanız o halde baba hisabına diğer bir emzikli emzirecektir


أسكنوهن من حيث سكنتم من وجدكم ولا تضاروهن لتضيقوا عليهن وإن كن أولات حمل فأنفقوا عليهن حتى يضعن حملهن فإن أرضعن لكم فآتوهن أجورهن وأتمروا بينكم بمعروف وإن تعاسرتم فسترضع له أخرى

.......
Burada kadının kendi ailesi tarafından boşanmış olduğu için kabul edilmeyeceği toplumsal kuralına karşı, kadını korumak amacı ve boşanmanın keyfi olarak ekonomik gerekçeler ile baştan atılma haline gelmesini önlemek için bir uyarı olduğundan söz edebilimiyiz acaba?

Yoksa bu zorlama bir yorum mu olur?



Sevgili Okinono; Bu ayetinin eski meal'inin tamamını asmabilirmisiniz?
Bir de varsa eğer ayetin iniş sebebini rica edebilir miyim? hani işte günlerden bir gün biri, Peygambere bir konu için soru soruyor veya bir olay oluyor da ertesinde ayet iniyordu. Bu ayetin bilinen böyle bir hikayesi var mı? Hadis kısmı için hazırlıklı olun aklımda başka bir konu var.

Saygılar.

pervane
20-09-2008, 23:04
Eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor.

Buradaki "Eski Toplum" ibaresini ataerkil toplum olarak düzeltmek gerekiyor. Eski toplum ana erkildir ve bu toplumda soy anne tarafından devam eder. Çocuklar annenin klanına ait olarak görülür ve çocugun babası ve babalık olayı bilinmez.

saygılarımla


Sevgili Dilaver;
Düzeltme için Teşekkür. Anaerkil toplum ile ilgili Okinono duymasın, açık vermemek lazım. Meaculpa, K.C ve beni hiçte hayra alamet olmayan günler bekliyor. :)

okinono
28-09-2008, 22:02
Sevgili Okinono; Bu ayetinin eski meal'inin tamamını asmabilirmisiniz?
Bir de varsa eğer ayetin iniş sebebini rica edebilir miyim?

................

Bu soruyu henüz gördüm. Gecikme için özür dilerim.

Bir türlü alışamadım yeni forma. Angutluk bedava işte benden belli :)

Gelelim sorunuza Sevgili Pervane;

"asmabilirmisiniz" kelimesini asabilirmisiniz diyerek anladığımı baştan belirteyim.

Bu anlamaya göre;

Razi'den Nüzul sebepleri.

Cenâb-ı Hakk, "Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit..." buyurmuştur. Enes (r.a)'dan şu rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hatsa (r.a)*yı boşadı. O da ailesine gitti. Bu ayet işte bunun üzerine nazil oldu. Şöyle de denmiştir: "O, çok namaz kılıp, çok oruç tutan bir hanım olduğundan Hz. Peygamber onu tekrar nikahlamıştır." Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu. Hz. Peygamber (s.a.s) onu boşadığı zaman, Allah Teâlâ işbu "kendileri de (evlerinden) çtkmasmlar" ayetini inzal etti."

Kelbî "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hafsa (r.a)'ya bir sır söyledi. O da onu, Hz. Aişe (r.a)'ye anlattığı için, Hz. Peygamber (s.a.s) öfkelenip, Hz. Hafsa (r.a)'yı boşadı Bunun üzerine bu ayet nazil oldu" demiştir.

Süddi ise, bu ayetin hanımını hayızlı iken boşadığı için, Abdullah b. Ömer (r.a hakkında nazil olduğunu söylemiştir ki bu hadise meşhurdur. Mukâtll de şöyle der "Bir takım kimseler de, Abdullah b. Ömer'in yaptığını yaptılar. Bunlar, Amr b. Sa'îd b. el-As ve Utbe b. Gazvân'dır. İşte bu ayet, bunlar hakkında nazil oldu."

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 21/530.
..........
Not: Razi'nin ne şiş yansın ne kebap tarzı tefsirini hiç ama hiç önermem. Ama bu tür bilgileri derli toplu bulundurduğu için oradan yazayım dedim.
.............

Birde Et-Tefsirül Hadis'den yazarsak yeterli olur sanırım.


İbn Kesir Enes'ten şöyle rivayet etti: "Allah Rasulü zevcesi Hafsa'yı boşadı. Hafsa ailesine geldi, bunun üzerine Allah "Ey Nebi kadınları boyadığınız zaman..." mealinde*ki ayeti indirdi ve Rasulü'ne, O'nu geri çevir çünkü o çokça oruç tutan, çokça namaz kılan ve cennetteki zevcelerindendir" denildi. O'da Hafsa'yı geri çevirdi.[2]

Bu nass sahih hadis müsnedlerinde yoktur. Ancak Hz. Hafsa hakkında bu konuda ri*vayetler var: Ebu Davud ve Nesai Hz. Ömer'den rivayetle, "Allah Rasulü Hafsa'yı bo*şadı, sonra geri çevirdi" denilmekte, ancak bu rivayette ayetlerin inişi ile ilgili herhangi bir işaret bulunmamaktadır.

Bu ayet ve onu takip eden altı ayet aynı konuyu işliyor. Bunlarda bir kaç meselenin izahı vardır. Şöyle demek mümkündür. Konu, Rasulullah'ın bazı zevcelerini boşamasını aşan bir konudur. Öyle görünüyor ki, değişik olaylar meydana gelmiş Bakara'daki talak ayetleri için ilahi vahyin hikmeti bu ayetlerin inişini gerektirmiştir. Allah daha iyi bilir.

İbn Kesir "Onları iddetleri içinde boşayın" cümlesinin boyutunu izah sadedinde şöyle bir hadis rivayet etmiştir: "Ömer bin el-Hattab oğlu Abdullah'ın karısını hayızlı iken boşadığını Peygamber'e anlattı. Allah'ın Rasulü buna kızdı ve "onu geri çevirsin yanında tutsun, ta ki, temizlenip sonra hayız görüp tekrar temizleninceye kadar" dedi. Eğer boşamaya niyet ederse onu temiz iken ve kendisine temasta bulunmadan boşasın. İşte bu Allah Teala'nın kadınlar için boşanmalarını emrettiği iddettir."[3] dedi. Zemahşeri de aynı konu hakkında bir hadis rivayet etti. Darekutni bu hadisin sabit olduğunu belir*terek diyor ki, Allah Rasulü İbn Ömer'e hayızlı iken karısını boşadığı için dedi ki: (Al*lah sana onu temizlik halinde boşamanı emretti.

İşte bu açıklamadan sonra "Onları iddetleri içinde boşayın" diye zikredilen cümle, bu hadislerin ışığı altında şer'i boşamanın birbirini takip eden temizlik hallerinde birer ric'i boşama olduğunu vurgulayan Kur'anî ikinci bir delil olduğunu, bir kerede kesin ta*lak vermenin şer'i ve Kur'anî bir hüküm olmadığı imajını veriyor. Birinci delil ise, Ba*kara/229, "talak/boşama iki defadır" cümlesinde ifadesini bulduğu hükümdür. Yani bo*şama bir defadan sonra bir defa daha olur. 227. ayette boşanan kadının iddetinin üç "ku-r" (bekleme vakti) olarak tesbit edilmesi, bu müddet zarfında boşanan eşlerin tekrar ev*lilik hayatına dönebilme imkanını sağlamak içindir.

Zemahşeri tabiin ulemasından biri olan Nahai'den "Rasulullah'ın ashabı, zevcelerini bir talaktan fazla boşamayı istemezlerdi, sonra iddetleri bitmeden ikinci bir boşama ver*mezlerdi. Onların nezdinde en güzel talak/boşama şekli üç talakı üç temizli halinde ver*mekti. Sünnete uygun talak (boşama) bir talaktan başkası değildi. En çirkin talak ise, is*ter bir defada ister ayrı ayrı zamanlarda olsun üç talakla boşamaktır" diye rivayet etmiş*tir. Ve şunu da rivayet etmiştir: Adamın biri karısını üç talakla boşadı, Allah Rasulü bu duruma kızarak şöyle dedi. "Ben aranızda bulunduğum halde Allah'ın kitabı ile oynuyor musunuz? Başka biri ayağa kalkarak, "Ey Allah'ın Rasulü onu öldürelim mi?" dedi[4]

Bazen kesin boşama, başka bir ifade ile üç talak, bir konumda ve bir kerede olur. Bu da boşamadan güdülen gaye ve hedefe ters düşmez. Boşamadan gaye, uyum sağlama ortadan kalkmış ise ayrılmaya kesin karar vermektir. Allah Rasulü'nün Rukane'nin ka*rısını boşadığında ona bunun sebebini sorarken, ayrılmaya tamamen karar verip verme*diğini öğrenmeyi istiyordu. Rukane Allah Rasulü'ne "ben kararımı kesin verdim" dedi*ğinde Allah Rasulü, bununla bir talak mı niyet ettin diye yemin ettirdi. O da yemin edince, öyle ise "niyet ettiğin şey vardır" buyurdu. Nitekim Bakara sûresinin tefsirinin siyakında bu rivayeti kaydetmiştik[5]. Aynı konunun devamında tesbit ettiğimiz üzere Hz. Ömer (r)'i bir mecliste bir defada karısını üç talakla boşayan adamın boşamasını kesin ve nihai olarak itibar ejmesine sevkeden düşünce de bu olabilir.[6] Bunlardan öte İbn Kesir'in rivayet ettiği şu hadis de bunu destekliyor. "Fatıma binti Kays'ın kocası Rasulullah'ın zamanında Fatıma'yı boşuyor, iddeti bitmeden onu evden çıkarmak isti*yor. Fatıma Nebi'ye şikayette bulunuyor. Allah Rasulü ona şöyle diyor. "Nafaka ve mesken hakkı ancak bir kere daha karısını geri çevirme yetkisine sahip olan kocaya ge*rekir. Sen çık ve falan kadının yanında kal. Sonra dedi ki, hayr İbn Ümmü Mektum'un yanında kal, çünkü o kördür seni görmez".[7]

Eğer hadis sahih ise bir defada verilen üç talakın geçerli olduğuna dair nebevi tasvip sözkonusudur. Birbiri ardına gelen bütün talakları amaçlayan bir kelime değildir.

Ancak aşamalı boşama, inancımıza göre riayet edilmesi gereken bir husustur. Çünkü bu, hem Bakara sûresinde "talak iki kezdir" ayetiyle hem de bu sûredeki ayetle sabit olan Kur'anî bir emirdir. Aynı zamanda senedi sahih Peygamber öğretileriyle de sabit*tir. Hatta ayrılmaya kesin karar verilmiş olsa bile. "Belki Allah bundan sonra (yeni) bir iş ortaya çıkarır" cümlesi, aşamalı boşamanın gerçek nedenini muhtevasında taşımakta*dır. İllet, üç temizlik veya üç ay kadar bir süre (iddet) içinde boşanma isteğini ortadan kaldıracak bir durumun doğabilme ihtimalidir. Boşama konusunda şahit tutmak, iddeti saymak, gereği üzere şahitlik etmek ve bunların gözardı edilmemesi gereken Allah'ın sınırları olduğuna dikkat çekmek şeklinde de ifadesini bulan hükümler de bu söyledik*lerimizi desteklemektedir. Ayrıca insanları günaha girmekten sakındırmak, talak sayısı*nı ve boşama sürecini dakik bir hesaba tabi tutma amacını da gütmektedir.

"Ancak apaçık bir edepsizlik yaparlarsa başka" cümlesi zina etme anlamına geldiği gibi müfessirlerin İbn Abbas'a ve bir kısım tabiin ulemasına atfen[8], kocaya yahut koca*nın akrabasına karşı çirkin davranışlarda bulunma, onlara eziyet etme, kötü ahlak, kötü davranışlar sergileme gibi anlamlara da gelir. Artık bu durumda evden çıkarılmaları bir haktır. Çünkü onların bu edepsizliklerinden dolayı, belirttiğimiz gibi, kadınların kocala*rının evlerinde kalmalarından hedeflenen amacı, ortadan kaldırdığı için artık kadının evden çıkması veya çıkarılması kaçınılmaz bir şeydir.

Ayetlerde, Bakara sûresinin 229-231 ayetlerinde ifade edilen Kur'anî bir prensibin tekrarı sözkonusudur. O da iyilikle tutmak, veya iyilikle ayrılmaktır. Çünkü bunda; hem evliliği devam ettirmede, hem ayrılmada eşinin şerefini koruma, hak ve adalet üzerine bina edilmiş evlilik ilişkilerindeki bu prensibi kabullenmeyi pekiştirme sadedinde ilahi vahyin hikmetinin önemi yatmaktadır.

Müfessirler "Kim Allah'tan korkarsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) yaratır. Ve onu ummadığı yerden rızıklandınr" ayetin bu bölümü konusunda şöyle bir rivayet zikreder*ler: Müslüman bir genç kafirlere esir düşer, gencin babası oğlunun durumunu, fakr-u za*ruretini Allah'ın Rasulü'ne arzeder. Allah Rasulü ona sabretmesini öğütler ve çokça "la havle vela kuvvete illa billah" zikrini tekrarlamasını tavsiye eder. O da Hz. Peygam-ber'in tavsiyesine uyar, çok geçmeden oğlu esaretten kurtulur, kendisini esir edenleri hemen Allah Rasulü'ne haber verir, bunun üzerine bu ayeti kerime iner.[9]

Bu bölüm ayetten bir parça, ayet de kendisinden önce gelen ayetlerin parçasıdır. Sözkonusu ayetlerden gözlemlenen, bölümün içerdiği anlam önceki ayetlerle ilintilidir. Çünkü burada kadınlarla geçinmek, onları boşamak, onların iddetleri, kadınları iyilikle tutmak veya iyilikle boşamak konusunda Allahtan korkmak emredilmiştir. Dolayısıyla bunun siyakında müslümanların, Allah'tan korkmaları, Allah'a tevekkül etmeleri, emir*lerini yürürlüğe koyup, Allah'ın sınırlarına sıkıca bağlanmanın getirdiği büyük faydala*rın şuurunda olup, ondan gaflet etmemelerinin ilahi vahyin hikmetinin bir gereği olduğu yer almaktadır. [10]

Et-Tefsirül Hadis. İzzet Derveze



Sanıyorum Hafsa'nın Aişe'ye söylediği Mariye olayını dile getireceksiniz.

Talak 6 ile Hafsa'nın evine döndüğünde Ömer'in hışmına uğrayacağı ve Ömer ile Peygamber'İn akrabalık bağının koparak hassas dengelerde yürüyen İslam'ın ilk dönemlerini göz önüne almak gerek sanırım.

Benim bulabildiğim ayetle ilgli hadisler bunlar.


Boşanmanın 3 aşamasınında da geçek sürenin kocanın yanında olması birleşmeyi yeniden sağlayabilecek bir önlem olarakta ele alınabilir sanırım.


Ama bu ayetin nüzulunda asıl sebep bence, Hafsa'nın durumudur.


Sizi dinliyorum.


Selamlar

pervane
28-09-2008, 22:26
Sevgili Okinono;
Teşekkür ederim vermiş olduğunuz bilgiler için ama.

Sanıyorum Hafsa'nın Aişe'ye söylediği Mariye olayını dile getireceksiniz.

Bu olayın ne olduğunu bilmediğimi söylersem, sorularımdaki iyi niyet belki farkedilir.
Benim takıldığım konu başkaydı yazınız uzun, satır satır bir daha okuyup öyle merak ettiğim konuya değineceğim.
Merakımın geneli tabiki de bu satırların tanrının sözü olarak iddia dayanağı.

İmla hataları için özür, yazmayı pek sevdiğimi söyleyemem.
Saygılar.

pervane
29-09-2008, 20:09
Sevgili Okinono;




Razi'den Nüzul sebepleri.

Cenâb-ı Hakk, "Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit..." buyurmuştur.

Elimde şu anda nüzul sırasına göre Halife Osman’ın tertibi esas alınarak Elmalı’nın sadeleştirilmiş meali var. Kitabın başında nüzul sırası ve öneminden şöyle bahsediliyor. Nur dağında başlayıp Medine döneminde tamamlanmış olup; Bu nüzul 23 yıl sürmüştür. Başa tekrar döndüm.
Medine ve Mekke dönemine ait olmak üzere toplam 114 adet sure adı geçiyor, konumuz ile ilgili “Talk” suresinin sırası 99, sayfaları çevirip buldum. Medine döneminde 12 ayet olarak inmiş, bu sure den sonra da toplam 15 adet sure iniyor ve kitap son buluyor.
İslamiyet’i çok az bilen Pervane olarak hemen aklıma yine bir soru geldi. Olsun merak etme sevgili Okinono geç de olsa mutlaka cevap yazacaktır dedim ve sordum.

Bu sure ininceye kadar geçen sürede, Müslümanlar boşanma davalarını nasıl sonuçlandırıyorlardı?






Enes (r.a)'dan şu rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hatsa (r.a)*yı boşadı. O da ailesine gitti. Bu ayet işte bunun üzerine nazil oldu. Şöyle de denmiştir: "O, çok namaz kılıp, çok oruç tutan bir hanım olduğundan Hz. Peygamber onu tekrar nikahlamıştır." Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu. Hz. Peygamber (s.a.s) onu boşadığı zaman, Allah Teâlâ işbu "kendileri de (evlerinden) çtkmasmlar" ayetini inzal etti."

Kelbî "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hafsa (r.a)'ya bir sır söyledi. O da onu, Hz. Aişe (r.a)'ye anlattığı için, Hz. Peygamber (s.a.s) öfkelenip, Hz. Hafsa (r.a)'yı boşadı Bunun üzerine bu ayet nazil oldu" demiştir.

İşte tam da merak ettiğim konulardan biri. Talk suresi sebepsiz olarak, Tanrı tarafından İslamiyet’in bir kuralı olarak mı indirildi, yoksa yine bir vukuat oldu da müdahale mi etti.(Yeni açtığım başlık bununla ilgili)

Peygamber Hafza’yı boşarken inmiş ve Hafsa ailesine geri dönmüş demek ki, boşanan kadın baba evine dönebiliyormuş. Baba evinin boşanan kadını kabul etmeyeceği toplumsal kuralı muallakta kaldı şu anda.
Kadınların boşandığı kocanın evinde tutulmasının içinde kadını korumaya almak gibi bir durum sezemedim, Hafsa çok namaz kılıp, çok oruç tutmayan ve önemli bir zatın kızı olmazsa baba evinde duracakmış.




Süddi ise, bu ayetin hanımını hayızlı iken boşadığı için, Abdullah b. Ömer (r.a hakkında nazil olduğunu söylemiştir ki bu hadise meşhurdur. Mukâtll de şöyle der "Bir takım kimseler de, Abdullah b. Ömer'in yaptığını yaptılar. Bunlar, Amr b. Sa'îd b. el-As ve Utbe b. Gazvân'dır. İşte bu ayet, bunlar hakkında nazil oldu."

Burada da Abdullah b. Ömer kimse artık! bu kişinin boşanma örneğini mi rehber edinmiş oluyorlar?

Nerde İslamiyet, nerde boşanan kadının hakları? Neden sadece emzikteki çocuklar var? Evde kadından bol ne var süt içmeyen çocuklara bakacak. Boşa gitsin, nede olsa çocuklar sorun değil anne olmak neye yarar.:rolleyes:



Sanıyorum Hafsa'nın Aişe'ye söylediği Mariye olayını dile getireceksiniz.

Bu olayı bilmiyorum. Merak etmiyor değilim de hani. Sadece dini konuları araştırıp okumaya kalkışsam ömrüm vefa etmeyecek.;)

Talak 6 ile Hafsa'nın evine döndüğünde Ömer'in hışmına uğrayacağı ve Ömer ile Peygamber'İn akrabalık bağının koparak hassas dengelerde yürüyen İslam'ın ilk dönemlerini göz önüne almak gerek sanırım.


Yani! tüm İslam Alemi bundan sonraki boşanma sorunlarına bu hassasiyet üzerinden mi çözüm üretmiş oluyor?

Yazının diğer kısımlarında kafam karıştı. Bakara suresindeki açıklamayı tam anlayamadım. bu konuda sadeleştirilmiş bir dil ile yardım istiyorum sizden.


Saygılar..

okinono
29-09-2008, 21:26
Sevgili Pervane;

Bu sure ininceye kadar geçen sürede, Müslümanlar boşanma davalarını nasıl sonuçlandırıyorlardı?

Bütün dinlerde yeni kanun gelene kadar eski kanun geçerlidir. Burada gözden kaçmaması gerekn nokta, aynı ilke ve söylemlere sahip tek bir dinden aslında söz edildiğidir.

Sanıyorum sorunuzdaki gizli soru şu. "Bu süre ininceye kadar geçen süredeki kişilerin durumu nedir?"

Buna dini terminolojide Fetret devri de diyenler var. Yani din asıl amacını ortaya koyarken güçlendikçe topluma yaptığı balans ayarı da o oranda çoğalıyor. Zira dinlerin amacı Tanrı'nın istediği amaca insanları sevk etmektir. Bu sevk edilişe faydası olan uygulamalara da kanun koyucu ayetler diyebiliriz sanırım.

İşte dinin gücünün etkisi dahilinde toplumda gelişen olaylara bağlı olarak ve kuralların önem sıralamasının bir tertip halinde ayetlerin inmesi, yani esbab-ı Nüzul dedikleri bu.

İşte tam da merak ettiğim konulardan biri. Talk suresi sebepsiz olarak, Tanrı tarafından İslamiyet’in bir kuralı olarak mı indirildi, yoksa yine bir vukuat oldu da müdahale mi etti.(Yeni açtığım başlık bununla ilgili)

Bu sorunuza da bir nebze yukarıda değindik sanırım.

Yani! tüm İslam Alemi bundan sonraki boşanma sorunlarına bu hassasiyet üzerinden mi çözüm üretmiş oluyor?

Bu aslında bugünde aynı yöntemle uygulanan bir kuraldır. Yargıtay denilen kurumda aslında tam bu işi yapar. Kanunların Anayasaya uygunluğunu esas alarak, her bir olayı münferit olarak değerlendirerek karar verir. SOnrada belli dönemlerde bu verdiği kararlar arasındaki varsa çelişkileri tartışır karara bağlar ve İçtihatı birleştirme kararları adı altında kanun olarak koyar. Ve bu içtihatı birleştirme kararında bütün durumları ihtiva eden bir tek olayı esas alarak kural olarak yayınlar.

Yani, henüz farklı bir yöntem icad edilebilmiş değil.

Yazının kalan bölümlerinde kafanızın karışması çok doğal. Hiç merak etmeyiniz. olayın aslı kökü bu. Abdullah ibn Ömer meselesi ise bugün sizin sorduğunuzu soruların daha etraflıcası sorulduğu için esbabı nüzülda da HAfsa baş aktör olduğu için, Ömer'İ kutsamak için yarışanların buraya ekledikleri kafaların karışması için kullanılan bir done.

Hafsa olayında ise Hafsa babaevi Ömer'in evine gitmemiştir. Bakın bu olayların akabinde Ömer peygamberin yanına girmek için uzun süre beklemiştir. Peygamberi koruyan sekiz kişilik fedailer Ömer'in bulunduğu yerde elleri kınındayıd hep. Bu olayların sonucunda peygamberin yanına Ömer ilk girdiğinde Hz.Muhammed'in şu söz belki size ışık tutar.

"Ey Ömer beni öldürmeye mi geldin?"

Başka sorularınız veya burada atladığım bir sorunuz varsa bildiğim kadarı ile yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.

Selamlar

pervane
29-09-2008, 22:25
Sevgili Okinono;

Ben mi yanlış okuyorum acaba:rolleyes:

Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu.

Önce bu konuyu bir netliğe kavuşturalım. Biliyorsunuz ki benim sorum Hafsa'nın nereye gittiği değil. Boşanan Kadın baba evine dönebiliyor mu? yoksa bu örnek kadının baba evinde kabul edilmesinin önündeki engel mi?

okinono
29-09-2008, 22:31
Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu.

Sevgili Pervane;

Bu konuda benim bildiğim Peygamberin eşlerinin hepsini boşaması yönünde. Boşanmış olan eşler ise yine mevcut evlerinde kalarak bu durumun düzelmesini beklemişlerdir.


Bu konuyu araştıracağım.

Peki Hafsa evine dönebildi diyelim.
O zaman nasıl oluyorda evlerinde otursunlar diye bir ayet indi bunu mu soruyorsunuz ?

Selamlar

pervane
29-09-2008, 22:41
Peki Hafsa evine dönebildi diyelim.
O zaman nasıl oluyorda evlerinde otursunlar diye bir ayet indi bunu mu soruyorsunuz ?

Hayır sırf Hafsa koca evinde kalsın diye diğer kadınların da boşandığı eşlerinin evlerinde tutulmasının gereği hakkında düşünüyordum:confused:

Saygılar.

pante
29-09-2008, 22:56
Bu konuda benim bildiğim Peygamberin eşlerinin hepsini boşaması yönünde. Boşanmış olan eşler ise yine mevcut evlerinde kalarak bu durumun düzelmesini beklemişlerdir.


Doğru.
Eşleri evinde kalmış, İslam peygamberi ise bir kameriye'de kalmaya başlamıştır.
Peygamberin tüm eşlerini boşadığını haber alan Ömer, hışımla gelmiş, öfkesini farkeden Muhammed:
"Beni öldürmeye mi geldin?" diye sormaktan edememiştir.

Bu konuyu daha önce işlemiştik ama başlığını hatırlıyamıyorum. Kaynaklar için araştırma gerekiyor.

okinono
29-09-2008, 23:09
Hımmmm,,,,

Yani neden Hafsa peygamber evinde kalacak diye, diğer eşlerde boşandıkları eşlerinin yanında kalmaya zorlanıyor.

Kadının boşanmada zaten dahaönceleri hakkı yoktu. Yani koca keyfi olarak eşini boşuyor ve çocuklarıile yüz üstü bırakabiliyordu. Ayrıca herkes Ömer kadar zengin de değildi. Yani her babaevine dönen kadınıda ailesi kabul etmiyordu. Kadın ortada kalıyordu.

O zamanki şartlarda bu kadının lehine bir ayeti.
Ancak,
Günümüze geldiğimizde haklıolarak diyorsunuz ki,

Oki, bu kural ile bu asırda kadına yapılan bir zulmdür.

Buna hak veriyorum. Zira Devlet dinin kuralları ile yönetilmediğinde ortaya çıkan boşlukta içtihat uygulanırsa böyle olur.

Hoş ben müslüman şehirli kadınların kocalarını avuçlarına aldıkları konusunda bir önyargıya sahibim. Ama hala özelikle kırsalda dini kuralları kendi menfaateri kullanan dincilerde yok değil. Haklısınız.

Peki Oki nasıl oluyorda Kuran o zaman bu asra hükmeden kuralları ihtiva ettiğini iddia ediyor. ?

-- İçtihat kapısı açıktır; Ama girmeye altı mani vardır.
Hem eski söze yeni tevil değil, yeni söze eski tasdiktir bizim inancımız.

Yani Allah'ın varlığına olan inanç tercihini yaptktan sonra, Allah'ın emir ve yasaklarının da her bir anı kuşatacak kadar güncel olduğunu ve bu konuda Allah'ın rahmetinin asla eksilmediğini de kabul etmiş oluyorsunuz.

Uzun süre, dİne inanıp Allah'ı aradığımdan bu fasit çıkmazdır diyebilirim. Allah'a inanıp dini aradığınızda ise Cadde-i Kübra kocaman önünüzde açılıyor zaten.

Ama dediğim gibi bunlar hep bir tercihtir. Yaşamınızda olmasını istediğiniz tercihler de diyebiliriz.

Sahi kaçımız bir şeyden şikayet ederken, sığındığımız kuraların doğruluğuna dikkat ediyor ki. Oradan oraya süreklenen bir gazel yaprağı gibiyiz.

Çoğumuz hakkımızı ararken, yolumuza çıkan yanlışı ret etmek için tutunduğumuz yanlışı göz ardı edebiliyoruz.

Kadın olarak bakışınızı öğrenmek benim için önemli bir deneyim. Sizi dinliyorum.

Selamlar

pervane
29-09-2008, 23:15
Doğru.
Eşleri evinde kalmış, İslam peygamberi ise bir kameriye'de kalmaya başlamıştır.
Peygamberin tüm eşlerini boşadığını haber alan Ömer, hışımla gelmiş, öfkesini farkeden Muhammed:
"Beni öldürmeye mi geldin?" diye sormaktan edememiştir.

Bu konuyu daha önce işlemiştik ama başlığını hatırlıyamıyorum. Kaynaklar için araştırma gerekiyor.

Sevgili Pante;
Toplu nikah duymuşluğum oldu da bu toplu boşama yeni bir bilgi oldu benim için:)

Kaynak araştırmalarınızın sonucundan haberdar olmak isterim. Teşekkürler.

pervane
29-09-2008, 23:30
O zamanki şartlarda bu kadının lehine bir ayeti.
Ancak,
Günümüze geldiğimizde haklıolarak diyorsunuz ki,

Oki, bu kural ile bu asırda kadına yapılan bir zulmdür.

Birşey dedim sayılmaz sevgili Okinono, ögrenmeye çalışıyorum.

Hoş ben müslüman şehirli kadınların kocalarını avuçlarına aldıkları konusunda bir önyargıya sahibim. Ama hala özelikle kırsalda dini kuralları kendi menfaateri kullanan dincilerde yok değil. Haklısınız.

Sizde bu önyargıyı oluşturan gerekçeleri bilemiyorum! tabi ki de, benim tanıdığım şehirli müslüman kadınların, kocalarını avuçlarına almalarını gerektiren tek bir kozları var bunu da eminim ki siz benden daha iyi biliyorsunuzdur.:o

Kadın olarak bakışınızı öğrenmek benim için önemli bir deneyim. Sizi dinliyorum.

Kadın olarak değil de sizi kıracak olursa bu sözlerim peşin olarak özür dilerim. Şöyle düşündüm Pervane içinden geldiğin inancı bu ülkedeki hükümran olan din bu kurallar ile mi bu kadar hırpaladı, üzüntüm biraz daha katlanmış oldu sevgili okinono .

niveru
30-09-2008, 01:21
Selam ,

Bence burda en onemli konu bir hak olan bosanma hakkinin kadindan esirgenmesidir,Bu hak sadece kocaya taninmistir gerisi sadece lutufdur!

peygamberin toplu bosanma olayi ahzap 28 ve 29. ayetlere konu olmustur , bildigim kadari ile 1 ay sonra yeniden toplu nikah degil , aiseden baslayarak tek tek yeniden hepsine nikah kiymistir.
Asil benim en sevdigim ayetler ahzap 31-34 dur , burda allah resmen ,peygamberin karilarini azarlar , korkutur ve ogut verir aslinda kuranda peygamberin evlilik hayatini , sorunlarini kronojik olarak takip edebiliriz ,, ilginc bir kutsal kitap:) , peygamberde cogu erkek gibi karilarinin sirretinden oyle bir yaka silkmistir ki allaha siginip ondan yardim istemekden baska care bulamamistir!))
Birde mucadele 1-4 vardirki oda favorimlerim arasindadir ,, burda bir not koymak istiyorum kurandaki hukum ve norm ayetlerinin cogu bir olay yada 3.bir sahsin dile getirmesi sonucu gelmistir ,pervane bu konuda dogru iz uzerindedir, neyse bu ayet oncesi karisini bosayip mehir vermek istemeyen erkekler karilarina "sen benim annemin sirti gibisin " diyerek onlari adeta yasayan olulere cevirmislerdir. uzun bir sure devam eden bu anlayis gunun birinde bir kadinin bunu peygambere sikayet etmesi uzerine allahin dikkatini bu noktaya cekmis ve bu sureler inmistir! ...

Gel gelelim isin ozune :

1) Bosanmak erkege ait bir haktir
2) Cocuk erkegin mali olarak goruldugunden , kadinin erkegin mali ile gitmesinin onlenmesi amaciyla kadin kendi rizasi disinda, hamile olmadigi kesinlesinceye kadar erkegin gozetiminde bir nevi hapis tutulur !
Eger hamile oldugu anlasilirsa bu sefer erkegin malini doguruncaya kadar ALIKONULUR!
3) bosanma sonrasi kadin eger hamile ise , cocugunu dogurdukdan sonra ancak onu emzirme hakkina sahiptir , onun disinda cocuk ile ilgili karar erkege aittir!
4) Kadinin bosanma sonrasi talep edebilecegi tek hak mehirdir ,!

Yukarida ozetini vermeye calistigim maddelerden ve bosanma ile ilgili ayetlerin ruhundan anladigim kadari ilede sunu soyliyebilirim ki mehir islamda kadinin cinsel olarak kullanilmasina istidanen odenen bir ucrettir.
haa bu ara ne demistik KADININ BOSANMA HAKKI YOKTUR ,eger isin basinda bir taraf digerinden daha fazla hak ve yetkiye sahipse zaten orda adil bir sistemden ve yuce bir varlikdan SOZ EDILEMEZ!! gerisi ayrintidir ...! laf kalabaligidir!

pante
30-09-2008, 14:03
Sevgili Pante;
Toplu nikah duymuşluğum oldu da bu toplu boşama yeni bir bilgi oldu benim için

Kaynak araştırmalarınızın sonucundan haberdar olmak isterim. Teşekkürler.

Toplu boşamanın önünde bir engel yok.
Bu konuda bir toplu boşama girişimi var sadece, boşama yok.

Muhammed'in ettiği bir ila yemini var. Bu yeminin 4 aylık müddeti var. Ya eşini-eşlerini boşamak ya da bu süre içinde yeminin kefaretini ödeyerek boşanmadan vazgeçmek zorunluluğu var.

http://www.cennetyolculari.com/modules/Mukayeseli_islam_Hukuku/ilayemin.htm

Bu ila yemininin konusunun ne olduğu tartışılsa da güçlü olan olay, Muhammed'in Mariya ile beraber yakalanması ve bir daha bunu yapmayacağına söz vermesidir. Ancak bu sırrın diğer eşlere duyurulması üzerine Muhammed gücenmiş, öfkelenmiş ve eşlerinden 1 ay ayrı kalacak şekilde uzlete çekilmiştir.

111 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki: "Hz. Peygamber hanımlarına yaklaşmamaya yemin etti ve haram etti. Böylece helal olan bir şeyi kendisine haram kılmıştı. Sonra kefâret karşılığında yeminini bozdu"

Tirmizî, Talak 21, (1201).


Bu olay kısa zamanda ahaliye yayılmış ve "Peygamberin bütün eşlerini boşadığı" haberine dönüşmüştür. Başta Ömer ve dinin ileri gelenleri bu durum üzerine peygamberi ikna etmeye girişmişler, eşlerini henüz boşama kararı vermediği sonucuyla rahatlamışlardır.
Hafsa'da dahil hiçbir eşi baba evine dönmüş değildir.
Baba evine dönme olayı sadece geçici bir müddet İfk olayından sonra Ayşe'de yaşanmıştır.

Muhammed'in uzlet dönemi 1 ay sürmüş, tahrim suresi ile ultimatom alalan eşlerine yeniden dönmüştür.

Kurtubi'ye göre Tahrim'in sebepleri arasında şunlar da var:

1) Hanımları ondan dünya malı istediler.
2) Fazla nafaka istediler.
3) Birbirlerini kıskanarak ona eziyet ettiler.
4) Hanımlarından bir ona altın yüzük istemiş, Rasûlullâh ona gümüşten bir yüzük yaptırmış ve üzerini altınla kapattırarak ucuza mal etmişti. Bu hanımı, yüzüğü altın yaptırmadığı gerekçesiyle ondan uzak durmuştur.

Kurtubî, Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr el-Ferec el-Kurtubî, (v.671), el-Câmî li Ahkâmi’l-Kur’ân, c.XIV, s.162, 2.Baskı, C.VIII,Kahire 1372.

pante
30-09-2008, 14:07
İmam Ahmet b. Hanbel’in Müsned’inde Abdürrezzak ... İbn Abbas’tan şu rivâyeti nakletmiştir:

“Ben Allah Teâla’nın ‘Eğer her ikinizde Allah’a tevbe ederseniz gerçekten kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur...’ ayetine bahis mevzu ettiği iki kadının, Peygamberin eşlerinden hangilerinin olduğunu Hz. Ömer’e çok sormak istedim.

Nihayet Ömer’in hac ettiği esnada ben de kendisiyle birlikte hac ettim.
Yolun bir kısmını kat edince, Ömer geriye döndü. Ben de onunla beraber ibriği alıp döndüm. Ömer dışarı çıktı sonra geldi. Ben eline su döktüm, o abdest aldı. Ona ‘ey mü’minlerin emiri Allah Teâlâ’nın ‘Eğer her ikiniz de Allah’a tevbe edersiniz , gerçekten kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur...’ kavlinde bahis mevzu edilen Peygamberin eşlerinden o iki kadın hangileridir?’ dedim.

Hz. Ömer dedi ki: ‘Ne tuhafsın ey Abbas’ın oğlu –Zühri der ki:Hoşlanmadı ancak Allah’a andolsun ki ne sordumsa onu gizlemedi de- ‘o Hafsa ve Âişe’dir’ dedi. Sonra hadisi anlatmaya başladı:

‘Biz Kureyşliler topluluğu, kadınlarına üstün gelen bir topluluk idik. Medine’ye geldiğimizde , kadınları kendilerine üstün gelen bir topluluk ile karşılaştık. Bizim hanımlarımızda onların hanımlarından bir şeyler öğrenmeye başladılar. Hz. Ömer der ki: ‘Benim evim yukarı kısımda Ümeyye b. Zeyd’in evinin yanında idi.
Birgün karıma kızdım bir de baktım ki o, benden geri duruyor.Onun benden geri durmasını kınadım. Eşim senden geri durmamı niçin kınıyorsun?’ dedi. Allah’a and olsun ki Peygamberin eşleri de ondan geri duruyorlar ve içlerinden kimisi onu gündüzden akşama kadar yalnız bırakıp terk edip gidiyorlar.’ Dedi.

Hz. Ömer der ki: ‘Dönüp Hafsa’nın evine gittim ve ona Alah Rasûlünden geri duruyor musun?’ dedim. O: ‘evet’ dedi. ‘Sizlerden kimileriniz sabahtan akşama kadar onu terk ediyor mu? dedim. O ‘Evet’ dedi. Ben ‘İçinizden böyle yapanlar kaybetmiş, hüsrana uğramıştır. Allah’ın Rasulünü kızdırdığınız için Allah’ın size gazap etmeyeceğinden nasıl emin olabilirsiniz? Onu kızdıran helak oluverir.’ Dedim. ‘Rasûlullahtan geri durma, ondan bir şey isteme de benden dilediğin malımı al. Senin komşun olan kadının, Allah Rasulüne daha sevimli ve daha hoş olması seni aldatmasın. –bununla Âişe’yi kastediyordu.- Hz. Ömer der ki:

“Benim ensardan bir komşum vardı. Ve biz sıra gözeterek Rasûlullah’ın yanına giderdik. Bir gün o Medine’ye iner, bir gün ben inerdim ve bana vahiyle ilgili haberleri ve diğer şeyleri getirirdi, ben de ona aynı şekilde haberler getirirdim. Hz. Ömer der ki: ‘’Gassanlıların bizimle savaşmak üzere atlarını nalladıkların konuşuyorduk. Bu nedenle arkadaşım bir gün Medine’ye indi ve akşamleyin bana geldi., kapımı çaldı ve beni çağırdı. Ben onun yanına vardığımda dedi ki: ‘Büyük bir şey oldu’ dedi. Ben ‘Neymiş o? Yoksa Gassanlılar mı geldi?’ dedim. O ‘Hayır bundan daha büyük ve daha önemli bir şey, Rasûlullah (SAV) hanımlarını boşadı.’ dedi. Ben ‘Hafsa kaybetti ve hüsrana uğradı. Bunun böyle olacağını zaten tahmin etmiştim’ dedim. Nihayet sabah namazını kıldım ve üzerime elbisemi çektim ve Medine’ye indim.

Hafsa’nın yanına girdiğimde o ağlıyordu. Kendisine ‘Allah’ın Rasulü sizi boşadı mı?’ dedim. O ‘Bilmiyorum, o şu odaya çekilmiş yalnız başına oturuyor’ dedi. Peygambere hizmet eden siyahi çocuğun yanına varıp : ‘Ömer için izin iste’ dedim. Çocuk içeri girdi, sonra yanıma geldi. ‘Seni söyledim de sustu.’ dedi. Ben çıkıp minberin yanına geldim, baktım ki orada bir kalabalık oturmuş birbirleriyle ağlaşıyorlar. Biraz oturduktan sonra, karşılaştığım şey bana galip geldi de, kalktım çocuğun yanına gelip ’Ömer izin ister de’ dedim. Çocuk girdi, sonra çıktı yanıma geldi. ‘Seni andım ama sustu.’ Dedi. Ben de çıkıp minberin yanında oturdum. Sonra, karşılaştığım şey bana galip geldi de, dönüp çocuğa ‘Ömer için izin iste’ dedim. Çocuk girdi, sonra yanıma geldi ve ‘Seni andım ama sustu.’ Dedi. Ben gerisin geri döndüm ama birden çocuk beni çağırıp; ‘gir sana izin verdi’ dedi. Ben de girip Rabûlullah’a selam verdim. Baktım ki o hasırdan örgülerin üzerine uzanmıştı.”

İbn Kesîr, Tefsîr-i İbn Kesîr, c.XIV, s.7960-7961.

pante
30-09-2008, 14:14
Taberâni der ki: ‘Bize İbrâhim b. Nâile....İbn Abbas’tan nakleder ki o:
Tahrim sebepleri olasılıklarından ayrı ayrı sunulan Mariya ve halifelik müjdesinin birlikte geçtiği de rivayet edilir:

‘Hani Peygamber eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti.’ Kavli hakkında şöyle demiş:
Hafsa kendi odasına girdiğinde, Rasûlullah Mariye ile birleşiyordu.
Bunu Âişe’ye bildirme ki sana bir müjde vereyim. Çünkü ben ölürsem Ebû Bekir’den sonra hâkimiyet senin babana geçecektir, dedi.
Hafsa gidip durumu Âişe’ye söyledi.
Hz. Âişe, Rasûlullah’a ‘Sana bunu kim haber verdi?’ dedi.
O da her şeyden haberdar olan Allah Teala haber verdi dedi.
Hz. Âişe ona, ‘Mariyeyi kendine haram kılıncaya kadar sana bakmam dedi. Bunun üzerine Rasulullah da onu kendisine haram kıldı.
Bu sebeple Allah Teâla: ‘Ey Peygamber eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?’ ayetini inzal buyurdu.

İbn Kesîr, Tefsîr-i İbn Kesîr,c.XIV, s.7964.

pante
30-09-2008, 14:23
Hanımların kıskançlığı o derece artmıştı ki, bunu siyer kitapları şöyle belirtiyor:

Bir gün Hz. Peygamber, Mariya'dan olma oğlu İbrâhim'i kolları arasına almış, onu okşuyordu ve çok memnundu. Hz. Âişe’ye “Bana ne kadar benziyor değil mi?” dedi.
Ondan tatlı bir cevap bekliyordu. O ise sevgiden kaynaklanan samimi bir kıskançlık gayretiyle:
”Ben ise o kadar bir benzeyiş göremiyorum” dedi.

Yine bir seferinde Hz. Peygamber, İbrahim’in pek gürbüz olarak büyüdüğünden bahsedince eşlerinden biri

“İbrahim kadar bol süt bulan her çocuk onun gibi gürbüz olur” dedi.
Bunlar hep kadınların kıskançlık eseriydi. İşte Îlâ hadisesi bu gibi sebeplerin neticesiydi.

Osman Keski ve A. Himmet Berki, Hatemü’l-Enbiya, s.405.

okinono
30-09-2008, 20:26
Şöyle düşündüm Pervane içinden geldiğin inancı bu ülkedeki hükümran olan din bu kurallar ile mi bu kadar hırpaladı, üzüntüm biraz daha katlanmış oldu sevgili okinono .
.........

Sevgili Pervane;

Üzüntünüz üzüntümüzdür, Emin olunuz.

Selamlar

pervane
30-09-2008, 21:33
Sevgili K.C’nin güzel bir sözü geldi aklıma. Vay babasınıı!



‘Biz Kureyşliler topluluğu, kadınlarına üstün gelen bir topluluk idik. Medine’ye geldiğimizde , kadınları kendilerine üstün gelen bir topluluk ile karşılaştık. Bizim hanımlarımızda onların hanımlarından bir şeyler öğrenmeye başladılar. '

Sevgili Pante;
Biraz daha kurcalamaya devam edersek, bu başlık Dallas dizisinden daha çok entrikalarla dolu bir hal almaya başlayacak. Ne kadar ilginç bilgiler var bu satırlarda şaşırmamak elde değil.
Bunları yazıya dökenler biliyorlar ki, ne söylersek karşımızdaki sürü, baygın gözlerle huşu içinde dinleyip Allah razı olsun diyecek.

Neymiş efendim! İslamiyet öncesi kadınlar şöyle ezilmiş, yok böyle işgence görmüş, İslam ve peygamberi onları bu kötülüklerden korumak toplumu ıslah etmek için Allah tarafından görevlendirilmiş falan…..
Şimdi bu bilgiler de havada sallanmaya başladı.
Bakalım İnanır kardeşlerim ne diyecek bu konuda. Yine takıldım!

Birgün karıma kızdım bir de baktım ki o, benden geri duruyor.Onun benden geri durmasını kınadım. Eşim senden geri durmamı niçin kınıyorsun?’ dedi. Allah’a and olsun ki Peygamberin eşleri de ondan geri duruyorlar ve içlerinden kimisi onu gündüzden akşama kadar yalnız bırakıp terk edip gidiyorlar.’ Dedi.

Vallahi de bravo! Tarihin ilk toplu kadın hareketini başlatmışlar! Her zaman olduğu gibi Batılılar kesin bunu da İslam dünyasından aşırmış, ayıp ama bu kadar da olmaz ki, en azından kaynak belirtilmeli Avrupa’yı kınıyorum çalıntı hareketleri kendilerine mal ettikleri için.:)

Diğer yasak aşk skandalı olayına değinmiyorum, özel hayata saygım gereği. Fekat!!

Bu sebeple Allah Teâla: ‘Ey Peygamber eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?’ ayetini inzal buyurdu.

Bu ayeti ben Zeynep olayında inmişti diye hatırlıyorum!! Buraya ne zaman alındı iyice kafam karıştı. Şimdi Sevgili Okinono’nun neden sürekli kendi kendine konuştuğunun hikmetini çözdüm.
Üzerinde düşünülmeye başlayınca bu Din insanı kendi kendine konuşturuyormuş demek ki.

Sevgili Okinono bizleri “din” denen insan üretimi bir düzenle yeterince üzdüler, gelin sizler de bir el verin hep beraber, gelecekte yaşayacak olanlar bu kara tablo ile karşılaşmasınlar diye, bu irinli yaraya neşter olalım.
Yüzyıllardır bu yaranın acısını çekenlerin iniltilerini duymayan bir Tanrıya inancınızla devam etmek tabi ki de sizin seçiminiz. Bize saygı duymak düşer.

Şimdi konumuz; islamda boşanma sonrası kadını nasıl bir yaşam şekli beklediği ile ilgiliydi her zaman olduğu gibi geldik, Peygamber ve hanımlarının boşanma sorunları ile uğraşıyoruz. Ne kadar da Toplumuna yönelik kural ve kaideleri olan bir din!

okinono
30-09-2008, 21:57
Sevgili Okinono bizleri “din” denen insan üretimi bir düzenle yeterince üzdüler, gelin sizler de bir el verin hep beraber, gelecekte yaşayacak olanlar bu kara tablo ile karşılaşmasınlar diye, bu irinli yaraya neşter olalım.
Yüzyıllardır bu yaranın acısını çekenlerin iniltilerini duymayan bir Tanrıya inancınızla devam etmek tabi ki de sizin seçiminiz. Bize saygı duymak düşer.
........

Sevgili Pervane

Birşeyi ret ederken yerien ikame edeceğiniz uygulamayıda ortaya koymak daha iyi olmaz mı sizce?

Dini ortandan kaldırığınızda, yerine kim neyi ikame edecek; bu konuda da bilgi rica edeceğim sizden.
.......
Şimdi Sevgili Okinono’nun neden sürekli kendi kendine konuştuğunun hikmetini çözdüm.
Üzerinde düşünülmeye başlayınca bu Din insanı kendi kendine konuşturuyormuş demek ki.
...........

Dinin yaşanmadığı bir mekanda uygulanan kuralların etkisi, dini araştırmaktan daha fazla etkendir diye katii olarak size haber veriyorum; kendi kendine konuşana deli denir mealinizdeki yakıştırmanızda haklısınız.

Bu aptal kurallar beni delirtti.

Yaşadığı resmi kuralların hiç birisinde din etkeni yokken mevcut durumdan Allah'ı suçlayarak, hala delirmeyenlere de ben, inanın hayret ve gıpta ile bakıyorum.

En iyisi ben değneğimi saklayım :)

"Şimdi konumuz; islamda boşanma sonrası kadını nasıl bir yaşam şekli beklediği ile ilgiliydi" demişsiniz. Güzel öneri.

Bugünden farklı nasıl bir bakış var dı acaba bende merak ettim ?

Sizi dinliyorum.

Selamlar

niveru
30-09-2008, 22:43
kuranin yarisinin muhammed ve onun ozel hayatina ait sorunlar ve cozumlerle dolu oldugunu goz onune alirsan , her konunun eninde sonunda onun ozel hayatina ve karilarina gelmesi sasirtici olmaz diye dusunuyorum!!

Sayin okinono dinin yerine ne koyacagiz diye sormus , desen ki dunya din seriati altinda yonetiliyor , yuzyilardir toplumsal gelisme ile birlikte daha da olgunlasan medeni kanunlar yok mehirden yok koleye kole hure hur anlayisindan ,bilmem kan parasindan cok daha ustun bir HUKUK NORMu getirmistir. tammidir hayir , ama toplumsal hareketlilikle birlikte daha da iyilesecektir..
Isin ahlaki yonune gelirsen sanirsinki butun dunya ortadogu kokenli tek tanri inancinda , iyide oyleyse felsefi dogu dinlerini nereye koyacaksin !!
Hem iyi durust olmak dinin tekelinden cikali yuzyillar oluyor ..

Bugunden farki ne diye de sormussunuz , bana degil pervaneye ,ama olsun cikintilik yapmak huyumdur ,

Islam anlayisinda bosanma sonrasi kadin , erkegin evlilik oncesi kendi iradesi ile belirledigi ,ac parantez ; cinsel olarak kullanma hakki , kapat parantez , mehir disinda HIC BIR SEY BEKLEMIYOR sayin okinono ,, ne cocuklarinin velayeti , nede erkegin ,mehir, disindaki mallari...
Gunumuzde , evlilik boyunca kadinin maddi olarak katisina bakilmadan elde edilen ,kazanilmis mallarin yarisi , ayrica cocuklarin velayetinde oncelik ve yine cocuklara ve kadina kocanin maddi olanaklarina oranla NAFAKA , gibi seyler bekliyor sayin okinono !! ,
Yani gunumuzde erkek oyle kafasina estigi gibi uc kere bos ol diyip elinede uc kurus mehir vererek kadini SOKAGA ATAMIYOR ,,

Sayin okinono , onceki mesajimda yazdigim gibi , eger taraflardan biri bosanma hakkinda isin daha baslangicinda mahrum edilmisse ORDA ADIL BIR SISTEMDEN bahsedilemez.. gerisi ne yazarsaniz yazin , bostur , laftir ,

PS: Buyuk harfle yazdiklarim bagirma cagirma degil sadece sozcuklerin altini cizmektir !)))

okinono
30-09-2008, 22:57
Sayın Niveru

Lütfen yazacaklarımı yanlış anlamayınız.

Ben bu tür yüksek volume ile yazılı mesajları algılayamıyorum. Aslında içten gelen riyasız mesajlar oldukları için önemsiyorum. Ancak bir biri ardı sıra kontrolsüz olarak yazıya döküldüğünde bir tür panik atak gibi nereden başlayacağımı şaşırıyorum.

Belliki düşüncelerimizde epey bir farklılık var. Sizden rica etsem, değerli fikirlenizden istifade edebilmek için bu yazdıklarınızı daha formel bir tarzda tekrar sunarak neyi cevaplayıp neyin sizin fikriniz olduğu ve saygı duymam gerektiği konusunda karar vermeye çalışmaktan beni kurtarmanız.

Yazınızda gerçekten önemli ve bir müslüman olarak cevaplamakta zorlanacağım tespitler var gibi duruyor. Ama inanın koşar adım yazılmış yazıları algılamakta gerçekten çok yeteneksizim.

Lütfen mesajımı bir ajite veya eleştiri olarak değil, cidden talep edilen bir istek olarak alınız.

O yazınıza bağlı olarak fikir alışverişimize devam etmek isterim.

Bekliyorum
Selamlar

niveru
30-09-2008, 23:39
Sayin okinono ,

soyle bir durdum , yazinizi okudum , yine okudum bir daha okudum ,,, bir kez daha okudum , ben bu dili , bu tarzi bu lisani cok iyi taniyorum ,, neyse oyle inceden inceye tarzinizi es geciyor uzerinde durmuyorum ..
Formule edilecek bir sey yok , konu islamda bosanma ve bosanma sonrasi kadin :

durun durun bir formul cikardalim , elimizdeki veriler :

Bosanma :
1) kadin : Bosanma hakki yok;
2) erkek : kadini istedigi zaman , istedigi sebeb yada sebeb gostermeden
bosama hakkina sahip
Bosanma evresi :
1) Kadin : bosanma sonrasi , erkege ait bir cocuga hamile kalmadigini
ispatlamakla hukumlu . Bu uc , yada 4 ay erkegin evinde ,
statusu -erkek tarafindan terkedilmis kadin- olarak kalmak zorunda
"dusunsenizie eski kocaniz yeni karisi ile bir mutlu mesut yasarken
siz buna gormek ve katlanmak zorundasiniz!))
Kadin erkek tarafinda bosanildigi halde bu sure zarfinda kendi oz
iradesi ile bir yere gitme , baska bir yerde ikamet etme hakkina
sahip degildir..(!resmen alikonma!))
2) Erkek : Kadinin yuklu! bos oldugu kanitlanincaya kadar kadina bakmak
ile hukumlu ,verecegi nafaka ve para erkegin iradesi altinda,

A) Bosanma evresi yuklu olma durumus
1a) Kadin : bosanma evresi suresince kadin yuklu ! yani erkegin malini tasidigi
anlasilirsa , kendisini terkeden erkegin evinde alikonma suresi
dogum sonrasina kadar uzar. Bu zaman zarfinda kadin yine kendi
oz iradesi ile baska bir yerde kalma , yerlesme , evlenme hakkina
sahip degilidir!
2a) Erkek : Yine kendi belirledigi nafaka mikatrini kadin dogurana kadar
ile hukumlu

B) Bosanma evresi dogum sonrasi

1b) kadin : isterse kendi rizasi ile isterse para ile cocuga sut verme
hakkina sahip .
2b)Erkek: kadin cocuga sut vermek icin para isterse bunu odemeli!

Bosanma Sonrasi:
1) Kadin : yuklu ! olmadigi anlasildiginda yada yukunu ! bosaltikdan sonra
evlilik oncesi erkek ile aralarinda sozlestikleri gibi mehiri talep
etme hakkina sahip Bu mehir tarlada olur , tarlada zeytin
agacida , yada bir zeytin taneside!!
2) Erkek: Onceden kararlastirilan mehiri odeme ile yukumlu!


Evet sayin okinono , benim anlayabildigim islamda bosanma bu sekilde , yok baska turlu ise buyrun siz formule edin,,

Medeni kanunda bosanma , ulkeden ulkeye degisiklik gostersede gunumuzde modern toplumlarinda genel olarak ;
Taraflardan herhangi biri bosanma icin karar alabilir ,ilgili mahkemeye basvurabilir . Bosanma sonrasi , eger aralarinda onceden yapilmis bir evlilik sozlesmesi yoksa butun mallari , varsa evlilik boyunca elde edilmis mallari paylasirlar .burda ne kadinin nede erkegin maddi katkisi goz onune alinmaz.. kadin bosanma sonrasi erkegin gozetime aldina verilmez , eger isterse bosandigin gun evlenme islemlerine basliyabilir,yada istedigi kisi ile yasiyabilir.Cocuklarin velayeti konusunda anneye oncelik verilir cocuklar annenin yaninda kalsa bile baba onlarin bakimi icin maddi katki saglamak zorunda olur.. daha bir kac madde daha var ama el insaf hangisi daha medeni!!!!

pervane
30-09-2008, 23:42
Sevgili Okinono;


Birşeyi ret ederken yerien ikame edeceğiniz uygulamayıda ortaya koymak daha iyi olmaz mı sizce?

Dini ortandan kaldırığınızda, yerine kim neyi ikame edecek; bu konuda da bilgi rica edeceğim sizden.

Bu konular hakkındaki görüş alışverişi paylaşımı için size özel bir başlık açtım İslam Forumunda duruyor. Başlamayı düşünüyorsanız ilgili başlıkta soru cevap şeklinde devam edebiliriz. Öncelikle red edilecek “BİRŞEY” in içinde neler var bilmem gerekiyor.



Dinin yaşanmadığı bir mekanda uygulanan kuralların etkisi, dini araştırmaktan daha fazla etkendir diye katii olarak size haber veriyorum; kendi kendine konuşana deli denir mealinizdeki yakıştırmanızda haklısınız.

Bu aptal kurallar beni delirtti.

Deli deliyi dakkada bulurmuş. Tevekkeli hele! Bende kaç gündür neden sakin sakin devam ediyoruz diyordum kendi kendime, Memnun oldum!;)



Yaşadığı resmi kuralların hiç birisinde din etkeni yokken mevcut durumdan Allah'ı suçlayarak, hala delirmeyenlere de ben, inanın hayret ve gıpta ile bakıyorum.

Nasıl yaşanan resmi kuralların içinde din etkeni yok sevgili Okinono, Her uygulama “O” nun emir ve istekleri adı altında yapılmıyor mu? Sizin kurallarınızın kaynağını merak ettim şimdi, kişiye özel vahi alınıyor da benim haberim mi yok? Dinsiz Allah-Allahsız Din, İslam dini için yeni bir açılım mı?

En iyisi ben değneğimi saklayım

Değnekten korkmam ama değneğe hayır!!:)

"Şimdi konumuz; islamda boşanma sonrası kadını nasıl bir yaşam şekli beklediği ile ilgiliydi" demişsiniz. Güzel öneri.

Bugünden farklı nasıl bir bakış var dı acaba bende merak ettim ?

İsterseniz yer değiştirelim, ben Müslüman siz Kafir olun sorularım bana geri neden döndü ki,
başlama noktamız İslam Dininin kadına sundukları ve esirgedikleri ile ilgiliydi. Hatırlatayım İslamiyet boşanan kadın için kötü olan hangi uygulamayı iyileştirdi? Kendini kadın için nasıl anlamlandırdı?.....Burdan devam edelim isterseniz.
Saygılar.

pervane
30-09-2008, 23:53
Sevgili Niveru;

Evet bu başlığın güzel bir özetini çıkardığınız için teşekkürler.
Benim dikkatimi epeydir bir konu çekti. Kadın konulu başlıklara sitedeki İnanır arkadaşlar uzaktan bakıyor. Başka konularda aynı mesafeli duruşu göremiyorum. Sevgili Okinono ve Pante'yi bu hassas konularda gösterdikleri açık yüreklilik nedeniyle takdir ediyorum. Bir defa daha teşekkürler.

okinono
01-10-2008, 00:39
Sevgili Pervane;

Sondan başlıyorum izninizle;

İsterseniz yer değiştirelim, ben Müslüman siz Kafir olun

Ben bir zamanlar sizin ordaydım zaten. Sizde muhtemelen bir zamanlar bizim buradaydınız. Yabancılık çekmeyeceğimizden eminim :)

Nasıl yaşanan resmi kuralların içinde din etkeni yok sevgili Okinono, Her uygulama “O” nun emir ve istekleri adı altında yapılmıyor mu? Sizin kurallarınızın kaynağını merak ettim şimdi, kişiye özel vahi alınıyor da benim haberim mi yok? Dinsiz Allah-Allahsız Din, İslam dini için yeni bir açılım mı?


Cümlem şöyleydi. "Yaşadığı resmi kuralların hiç birisinde din etkeni yokken"
Sanıyorum Laiklik ile dini bağdaştırmadığım için bu cümleyi söylemek hakkım. Ama hem laik hem de dindar olduğunu iddia edenlerin bu soruya dediğiniz gibi cevap vermesi gerekir.

Bu konuda T.C anayasasını iddiama referans gösteriyorum.

Siz belki de, Resmi kurallar tanımında dini algılayışı kast ettiğimi sanarak , Nasılsa deliliğini de kabul etti, bu nasılsa deli, ee peygameberlere de genelde deli yaftasını tarih vurmuştur, yakında Oki peygamberliğinide ilan eder gibi bir yargı ile beni vahiy almakla itham etmişsiniz.

Haşa sümme haşa Allah beni ve tüm inanları bu tür nefsi iddialara muhatap olmaktan korusun.

Ama eleştirinizi dikkate aldım. Zira demek ki yazılarımı okuyanlarda böyle bir sezinti varmış ve bunu acilen düzeltmem lazım. Teşekkür ederim.

Ben bu çok önemli eksikliğimi düzeltirken lütfen sizde Müslüman ve İslam kelimelerinin kapsamları hakkında biraz araştırma yaparsanız sevinirim.

Bu konular hakkındaki görüş alışverişi paylaşımı için size özel bir başlık açtım İslam Forumunda duruyor. Başlamayı düşünüyorsanız ilgili başlıkta soru cevap şeklinde devam edebiliriz. Öncelikle red edilecek “BİRŞEY” in içinde neler var bilmem gerekiyor.

Başlığa bakacağım.
.........
Hatırlatayım İslamiyet boşanan kadın için kötü olan hangi uygulamayı iyileştirdi? Kendini kadın için nasıl anlamlandırdı?.....Burdan devam edelim isterseniz.

Boşanan kadının evlenirken aldığı mehirlerini boşanırken geri almasının söylenmesi ilk aklıma gelen uygulama. Bununla ilgli olayı rica etsem Sevgili pante acaba yazabilir mi? Çıkmam lazım zira.

Acaba diyorum asıl soru şu mu? "İslamiyet Kadının talep ettiği uygulamalardan hangilerini iyileştirdi ?

Peygamberin yaşamındaki kadınların tarihte bıraktıkları izlere bakınca bugünkü islam içerisinde kadının baskı ile kontrol edilmesi uygulaması bana pek anlamlı gelmiyor açıkcası. Ama "evlerinizde oturun " ayetinin de bir sakındırması var tabiki.

Ama nasıl bir sakındırma. Eğer bu ayeti kafanı gözünü ört ve toplumdan ayrıl olarak anlayacak isek, o zaman Peygamberin hem kızının hem de eşlerinin toplumun içinde olmasını nasıl izah edeceğiz. Bırakın toplumun içerisinde olmayı, bugün laiklik ile yönetilen ülkemizde savaşa giden kadın yokken, peygamberin eşi ve kadın köleleri refakat için gerektiğinde hemşirelik de yaparak en uç saflarda bulunmuşlardır.

Ancak, gelin görünki, dini dincinin uygulamasından eleştirmek istediğinizde din dincinin malı oluyor ve bütün bu eleştirileriniz tarihsel uygulamalarında desteği ile haklılık kesbediyor.

Sorunun temel ayrışma noktalarından birisi bu bence.

Şimdi izninizle Sayın niveru'ya bir kaç cümle söylemek istiyorum.

Sayın niveru;

soyle bir durdum , yazinizi okudum , yine okudum bir daha okudum ,,, bir kez daha okudum , ben bu dili , bu tarzi bu lisani cok iyi taniyorum ,, neyse oyle inceden inceye tarzinizi es geciyor uzerinde durmuyorum ..
Formule edilecek bir sey yok , konu islamda bosanma ve bosanma sonrasi kadin :

durun durun bir formul cikardalim , elimizdeki veriler :


Beni tanıdığınızı sanmıyorum. Tanısaydınız bu yargıya varmazdınız zaten diye düşünüyorum. Kişileri genel yargılar ile sınıflandırmak etkili ama bir o kadar da tehlikelidir.

Kadının boşanma hakkına dair hadisler olduğunu biliyorum. Ama inancı hadise bağlayan bir sistemden hep kaçındığım için ;

Mevcut boşanma hukuku ile boşanmalardaki artışıda savunduğunuzu hatırlatarak,,

Siz haklısınız deyince kavga çıkmazmış düsturuna sığınıyorum.

Diğer maddeler halinde sınıflandırdığınız konularda ise Sevgili K.C. nin günümüz hukuk uygulamasındaki bilgilerine güvenerek konuyu izniyle ona havale etmek istiyorum.


Selamlar

niveru
01-10-2008, 01:29
kafa goz yarma diye buna denir , sanirim , hayir bugun bayram diyecegim ama, olmuyor yine de olmuyor..
Herseyden once su laik ulkede savasa giden kadin yok onergesinden basliyalim,

Oyle bir yaziyorlar ki , bizler 5 yasinda cocuk onlari masal niyetine dinleyip " vayyyy beee " diyecegiz , el insaf ,

muhammed desen ki her sefere ciktiginda , hemsirelik yapsin diye yaninda kura ile belirledigi bir karisini goturuyordu ... ! yapmayin lutfen , geceleri yanliz kalmakdan korkuyordu deseniz daha inandirici olurdu/

Gel gelelim 1400 yillik , islam tarihinde ornek verebilecek tek kisi aysemidir ! o ayse ki muhammedin dul esi , ebubekirin kizi olmasa saniyormusunuz ki aliye karsi ordu toplayabilecek .. , ee ondan baska ? 1400 yillik islamda bir kadin yonetici varmidir ? benim bildigim kadari ile yok ,
bakin rontgen kelimesi nerden gelir bilirmisiniz , ingilterede bir derebeyinin karisi ,kocasinin halka saldigi agir vergileri protesto etmek icin koy meydanindan at ustunde ciplak olarak gecmeye karar verir , koy halki , kadina olan saygisindan ona bakmamak icin , evlerine kapanirlar sadece birisi rotgen isminde birisi kadini gizlice gozetler !
bu bir ufak ornek,anlayana , bunuda evirip cevirip iste bati kadini boyle rezil duruma dusurmus derseniz , simdi!

laik ulkede yani turkiyede , yasalar erkekleri zorla asker altina aldigindan kadinlar askerlik yapmaz. benim yasadigim rusyada , hala kadin askerler vardir ,ve 2.dunya savasinda orduda cephe gerisinde degil , bizzat dusmana karsi cephede savasmislardir. Kadinlar sizin oyle zannettiginiz gibi naif yaratikalr degildir , ha ustad yeri geldiginde erkekden daha gaddar da olabilirler ..

Hadislere bakmam demissiniz , aynen katiliyorum , yukarida ozetini vermeye calistigim islamda bosanma ve bosanma evreleri tamamen ayetlere dayanir , hadis yoktur hepsi allahin uygulanmasini istedigi kurallardir. Buyrun aksini gosteren kuran sozleri varsa yazin , ben ozur dilemesini ve yanilmisim demesini de bilirim ,

size sunu soyliyeyim ki yatip kalkip allaha sukredin ki bir seriat ulkesinde kadin olarak dunyaya gelmediniz , yoksa bakalim boylesine atesli bir sekilde kuranda , islamda kadina verilen haklari savunabilir ve onunla yetinebilirmiydiniz !

PS : sayin okinono , yine diyorum , oyle ince ince laf sokusturmalari , o tur kibar dil altinda kucumseleri ,ben cok haci hocadan biliyorum taniyorum , iki cami yaptirmis her daim imamlari hoca efendileri yedirmis icirmis ,beslemis bir aileden geliyorum , tarziniz ,stiliniz hep ayni gidiyor , birakin bunlari , burasi form odasi , ya ortaya bir sey koyarsiniz yada yazma zahmetine katlanmazsiniz ..

pervane
01-10-2008, 02:49
Sevgili Okinono;

Bu konuda T.C anayasını iddiama referans gösteriyorum.

Ben mümkün olduğunca günümüz T.C anayasası uygulamalarını konunudan uzak tutmaya çalışıyorum ama bu mümkün olamıyor.


Sizi Resmi kurallar tanımında dini algılayışı kast ettiğimi sanarak , Nasılsa deliliğini de kabul etti, bu nasılsa deli, ee peygmeberlere de genelde deli yaftasını tarih vurmuştur, yakında Oki peygamberliğinide ilan eder gibi bir yargı ile beni vahiy almakla itham etmişsiniz.

Hayır! Sevgili Okinono ne size ne de burada bulunan diğer arkadaşlara deli diyebilecek bir ukalalığı kendime asla yakıştırmayacağımı bilmenizi isterim. Bu forumdaki hiç bir kimsenin de böyle bir haddi olmamalı! fikirlerimizi paylaşırken arada biraz latife tuz biber olur diye düşünürüm, kasılmalara fazla gelemediğim gibi, burnundan kıl aldırmayan tiplere de ayrıca sinir olduğumu belirtmek isterim. Hatalarımı reddedip, övünçlerime tapınmıyorum çünkü her ikisi de benim. hayat yeterince gergin en azından benim tarafımda bu minval üzere, hem kendimi de bu latifenin içine koymuştum, bunu başka aldıysanız özür dilerim.

Ne de 1400 yıl öncelerde yaşamış biri için tarih vurmuş olsa bile bugünkü bakış açım ile yaftalama hakkına sahip olduğumu hiçbir zaman düşünmedim kendi çağının delisi olabilir. Ait olduğu çağda kalmıştır. Benim üzerinde durduğum konu bu kişinin günümüze mal edilen uygulamaları. Şimdi Pervane sana ne oluyor ki, sen zaten bu uygulamaların içine doğmadın diyebilirsiniz.
Derseniz bunu da ayrıca tartışabiliriz.




Ancak, gelin görünki, dini dincinin uygulamasından eleştirmek istediğinizde din dincinin malı oluyor ve bütün bu eleştirileriniz tarihsel uygulamalarında desteği ile haklılık kesbediyor.
Sorunun temel ayrışma noktalarından birisi bu bence.


İyi de Sizden kaç tane daha var? Dincinin uygulamalarını dininden almadığına kendimizi inandırabilmemiz için, dincilerden ayıklandığında din ne işe yarar?
Ne gerek vardı o zaman elçiler gönderip emirler yağdırmaya? Kendimce yazdıklarınızdan çıkarabildiğim sonuç yine bir kendini bilmezliğim olduysa düzeltebilirsiniz. Tanrının varlığı ve mükemmelliğine inanmak yeterli ise tek bunu beklemesi gerekmiyor muydu? İlahi vahiler ile kendi kuralını bozmuş olmuyor mu?

Ayrıca;

Müslüman ve İslam kelimelerinin kapsamları hakkında biraz araştırma yaparsanız sevinirim.

Bu kelimelerin kapsamını sizden okumak güzel olurdu diye düşündüm. Rica etsem bu talebimi değerlendir misiniz?

Saygılar.

okinono
01-10-2008, 14:48
sayin okinono , yine diyorum , oyle ince ince laf sokusturmalari , o tur kibar dil altinda kucumseleri ,ben cok haci hocadan biliyorum taniyorum , iki cami yaptirmis her daim imamlari hoca efendileri yedirmis icirmis ,beslemis bir aileden geliyorum , tarziniz ,stiliniz hep ayni gidiyor , birakin bunlari , burasi form odasi , ya ortaya bir sey koyarsiniz yada yazma zahmetine katlanmazsiniz ..
....

Size birşey söyleyim mi sayın niveru

Çok haklısınız.

İçinizdeki hırsı kusmak için, edebi, edepsizlikle adlanıracak kadar küçük kelimelere sığınmanız beni burada ne arıyorum cümlesini düşünmeme sevk etti.

Yaşamının bir bölümünü iyi bir ateist olarak geçiren şahsıma karşı bilmeden ve tehlikeli önyargılar ile saldırıda bulunmanız, bundan evvel de ciğeri peş kuruş etmeyecek adamlardan köpek yaftasını yemem kendime gelmemi sağladı.

Sizin gibi aklı kıt hırsı bol insanlardan müslümanların içerisinde o kadar bolca var ki, dile getirmeye çalıştığınız ve içerisinde haklılık payı olan değerli fikirlerin üzerine abanarak böyle kıt ve sığ usluplar gerçek fikirlerin üzerine kara bir örtü olarak abanıp kalıyor.

Tarih boyunca yapılanlardan pekte farklı değil tarzınız.

Yazınızda belirttiğiniz tarihsel kıssasların neredeyse tamamı yanlış. Keşke Dini cami yaptırmak olarak algılamak yerine araştırmak olarak öğrenseydinizde yine bir inançsız olarak bilinçli ve düzeyli eleştirileriniz ile topluma katkı sağlayabilseydiniz.

Bu tartışma benim için bitmiştir.
...............
Sevgili Pervane;

Müslüman ve İslam kelimeleri hakkında,eğer öm ile yapılan köpeklik yaıştırmasından ve burada riyakar ikiyüzlü imam yakıştırmalarının ruhumda açtığı tahribattan kurtulursam uzun bir yazıyı sizlerle paylaşmaktan gurur duyarım.

Bu arada Kadın'ın bugünkü haklarını özellikle bu ülkede dinin etkisi ile tam özgürlük kıssası altında ilk meclise salık verildiğini ve İsviçre anayasasının uyarlanması sırasında bir çok dinden ayrı; özgürlük olarak görünen kanun da Allah'ın peygamberinin emirleri doğrultusunda karar olarak alındığını, bütün bunların Cumhurbaşkanlığı arşivinde kayıtlı olarak yer aldığını tarihsel belge olarak katınlarsam Müslümanlık şemsiyesi altında bir dine bağlanacakmısınız.

Kadının ilk peçesinin kaldırılıp atıldığını, buna karşı hunharca başını açtığı için sarhoş meclisinde katledildiğini, eğitimin ve kadının aklarının yazılı kağıtlar ile korunarak evliliğin kutsal ve tek eşliliğin de şiddetle önerildiğini Allah'ın emri olduğunu iddia edersem ne diyrosun Oki; bunlar ilgimi çekti mi dersiniz ; yoksa hayır ben benliğimin beni götürdüğü aklıma razıyım diyerek bireysel davranmaya devam ederek ateizmin zahirdeki serbestliğine alışığım mı dersiniz?
...

Son iki paragraftaki önerim size değil sayın niveru yanlış anlamayınız lütfen. Edep olmadan din olmaz zira.

Selamlar

meaculpa
01-10-2008, 15:04
Bu arada Kadın'ın bugünkü haklarını özellikle bu ülkede dinin etkisi ile tam özgürlük kıssası altında ilk meclise salık verildiğini ve İsviçre anayasasının uyarlanması sırasında bir çok dinden ayrı; özgürlük olarak görünen kanun da Allah'ın peygamberinin emirleri doğrultusunda karar olarak alındığını, bütün bunların Cumhurbaşkanlığı arşivinde kayıtlı olarak yer aldığını tarihsel belge olarak katınlarsam Müslümanlık şemsiyesi altında bir dine bağlanacakmısınız.



Kişisel tartışmalarınızın sonlanmasını arzu ederek bu sitede inançları ile aramızda var olup, çok büyük saygılarımla fikirlerine değer verdiğim Oki abim;

Alıntıladıgım paragrafın benim dikkatimi çekti. Bu konuda ilgili belgeler mevcut ise ilginç olur görmek tabi. Ama Osmanlı etkileri ile yani yuzyıllardır islamla haşır neşir bir topluluk olarak Türkiye Cumhuriyeti anayasına kadınla ilgili maddelerin yasımasının yine islamla paralel bilgilerler yasımış olması sizcede olası değilmi... Yani çoğunluğun Müslüman olduğu bir toplumda sosyal anlamdaki bazı düzenlemelerin yapılmasında dine başvurulması çok olası bence. Nihayetinde Diyanet gibi bir kurumla bu ülkede din yine faal kılındı kitleler üzerinde. Anayasal yaptırımları olmasada toplumsal bir çok gemi elinde tutan aktif mercilerden biri de diaynet değil mi hala ? Tabi yine de senin dikkat çekmek istediğin özel bir nüans varsa onu dinlemek isterim.

niveru
01-10-2008, 17:45
sayin ! okino

Sizin gibi aklı kıt hırsı bol insanlardan ...: aynine iade ediyorum ,

altu ustu bir form sayfasinda ne hirsina sahipmisim.. burda ne elde etmeyi umuyorum makam mi, rutbe mi ? ben sizin uslubunuz hakkinda dogrudan ne dusundugumu soyledim , kendi aklinizca zekice , kibar sozler sosu altinda yaptiginiz ,ne yazik ki zekadan ve espiriden yoksun dokundurmalarinizi ve latif hakeretlerinizi ortaya koydum
Benim uslubum budur,sizde gercek uslubunuza dondunuz sonunda , tamda dusundugum gibi..

Size sunu sordum daha onceden ozet cikardigim formulde islamda bosanmayi , buyrun siz cok engin bilginizle aydinlatin.... yoksa oyle hakeretlerle formu kirletmeyin
oyle Yazınızda belirttiğiniz tarihsel kıssasların neredeyse tamamı yanlış demekle bu is olmuyor , yanlissa buyur yanlisi goster ,aksini ispat et bu form bu yuzden var
tartisma benim acimdan bitmemistir , oyle hakeret edipde bir kenara cekilmek yok azizim , o sozlerini geri alacaksin , edebi edebsizden ogrenecek degilim ,
Hayir birde atmasyonu yokmu , desen allah tes esliligi siddetle onermis ,. NERDE? hangi ayetde ? yoksa muhammed kendi yasam tarziyla buna ornek mi olmus ?? bir sey soyluyorsan buraya kanitini yaz , burasi dini sohbet kosesi degil sayin bay!

hem oyle ruhumda acilan yaralar gibi kliselerle nazik beyefendi ayaklarina yatma , hem millete dilegin hakareti edeceksin hemde kaba adamlarin tacizine ugramis kisiyi oynayacaksin,,,,, yahu acayip sinir oldum ,, yok
bunlarin topu boyle,, bir fabrikadan cikmis gibi ,, alinacaksanda alin ,, !! vallahi sinri oldum!!!
Neyse bana islamda kadinin bosanma hakki konusunda ayet getir , bende sana nasil oluyorda isvicre medeni kanunu islam ve seriata dayanarak turkiyeye hicbir degisiklik yapilmadan tamamen tercume edilerek kanun haline getirildigini aciklayayim,
atmasyon serbets nasil olsa!!
bu ara hirs ettim bu foruma modetor olacam!))) tovbe ya resmen sinir oldum!)


edit...
neyse devam edelim , su mukemmel din bosanma konusunda baska neler , hangin degerleri insanlaga onermis ,armagan etmis ,,,
bosanma sonrasi eger erkek yeniden ayni kadinla evlenmek isterse ....Olmazzzzzz , bu isler oyle basit mi kardesim , hem bosiyacan hemde yeniden evlenecen bunlar coluk cocuk oyuncagimi yap boz gibi ,,onu bosanmadan once dusunecektin ..
Ama islam kolaylik dini degilmiydi ? tabii bak islamin buyuklugu guzelligi simdi nasil ortaya cikacak , benim gibi
kit akillilarin yuzune samar gibi patlayacak

Eger bosandigin kadin bir baskasi ile evlenip onunla CINSEL ILISKIYE girdikden sonra , o erkek de kadini bosarsa o zaman tekrar evlebilirsin!))
Goruyormusun islamin guzelligini , mukemmelligini??!))))) ha bu ara kadin bu isin neresinde dersen , hic bir yerinde , bosandigi erkek ile tekrar evlenmesi icin baska bir erkegin koynuna girmesi gerektigi konusunda kimse ona fikrini sormuyor vessalam!!
yahu normal bir ulkede bunu soylesen adama deli gozuyle bakarlar ama bizde yuzyilar boyunca uygulanmasi , insanlar hulle yoluna gitmek zorunda kalmislardir, boylesine insan onuruna yakisan bir dindir bu!

sayin nazik kit aklimla atmasyon yapiyor dersin diye asagiya ayeti yaziyorum , benim sozum degil allahin kelami

Bakara 230. Eğer erkek kadını boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa, Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar.

buyrun bay nazik konumuz bosanma , islamda bosadigin kadinla tekrar evlenmek icin onu baskasinin yatagina sokmak sartmidir , degilmidir!!)))))

okinono
01-10-2008, 23:33
buyrun bay nazik konumuz bosanma , islamda bosadigin kadinla tekrar evlenmek icin onu baskasinin yatagina sokmak sartmidir , degilmidir!!)))))

.........

"Tekrar alacağın kadını boşama. "

Bu sorunuzun cevabı budur.

Ama bazı kadınlar var ki, laf söz dinlemez ve hakareti kendilerine mesken tutmuşlardır. Bu tür kadınları boşamak el hak caizdir.

Ve lütfen hakaretlerinize bir son verin...

Selamlar

pervane
02-10-2008, 00:31
Boşanan kadının evlenirken aldığı mehirlerini boşanırken geri almasının söylenmesi ilk aklıma gelen uygulama. Bununla ilgli olayı rica etsem Sevgili pante acaba yazabilir mi? Çıkmam lazım zira.




Burayı geçmek olmaz Sevgili Pante konunun bu kısmı sizi bekliyor. Bilginize..

“Boşanan kadının evlenirken aldığı mehirlerini boşanırken geri almasının söylenmesi.”


Sevgili Okinono;
Acaba diyorum asıl soru şu mu? "İslamiyet Kadının talep ettiği uygulamalardan hangilerini iyileştirdi ?

Ben de acaba mı! demiştim Kadın İslamiyetten bir talepte bulundu mu? Yoksa İslamiyet kendi kendine gelin güvey mi oldu? Bozuk bir topluma nizam intizam kazandırmak için gönderilmemiş miydi? Evet arada yer değiştirmek iyi bir fikir. Şimdi Pervane’ye eğitim aşamasında şunlar öğretilmiş, İslam öncesi kadın çok vahim bir durumda idi. Hele şu kız çocuklarının diri diri gömülme hadisesi. Din hocası’nın her anlatımında nerdeyse Arap çölünde bir kadın katliamı yaşanıyormuş da, Peygamber bir koşu aldığı ayetlerle bu vahşeti durdurmuş. Sonra evet sonra bir de bakıyorum ki bu ayetler hiç de o zavallıcık kadınlardan bahsetmiyor, peygamber ve eşlerinin çözümlenmesi gereken sorunlarından bahsediyor. Bu zor durumdaki kadınların bahsinin geçtiği ayetleri (varsa) birisi buraya aktarabilirse ne iyi olurdu.
İyice meraklandım kadın’ın islam’dan talepleri nelermiş diye.

Müslüman ve İslam kelimeleri hakkında,eğer öm ile yapılan köpeklik yaıştırmasından ve burada riyakar ikiyüzlü imam yakıştırmalarının ruhumda açtığı tahribattan kurtulursam uzun bir yazıyı sizlerle paylaşmaktan gurur duyarım.

Bu konuda İnsanoğlunun düştüğü yere bakıp üzülmekten başka bir şey elimden gelmiyor.

Bu arada Kadın'ın bugünkü haklarını özellikle bu ülkede dinin etkisi ile tam özgürlük kıssası altında ilk meclise salık verildiğini ve İsviçre anayasasının uyarlanması sırasında bir çok dinden ayrı; özgürlük olarak görünen kanun da Allah'ın peygamberinin emirleri doğrultusunda karar olarak alındığını, bütün bunların Cumhurbaşkanlığı arşivinde kayıtlı olarak yer aldığını tarihsel belge olarak katınlarsam Müslümanlık şemsiyesi altında bir dine bağlanacakmısınız.

Hiç şaşırmam ancak, Allah ve peygamberin hangi emirleri olduğunu açabilirseniz, tabi bir de kitaptaki halinden nasıl dönüştürülerek aktarıldığını yeni bir konu daha olmuş olur bizim için.

Ah! Sevgili Okinono ben o kadar çok şemsiyesiz dolaştım ki kafa derim kabuk bağladı. Bugün bak tanrı burada ellerinle dokunabilirsin diye varlığı kanıtlansa da beni zerre kadar ilgilendirmiyor.
Yaratıcı olan yarattığını yiyor mu ki korkayım, cehennem ateşi ile mi korkayım varsın sonsuza kadar beni yaksın kafasına göre takılan bir yaratıcıya ben ne diyebilirim ki. Bu tanımların üstünde bir yaratıcı varsa anlatın bana uyarsa belki boynuna sarılırım. Aha bak varmış şemsiyesine sarıl yoksa seni döver mi diyorsunuz… keşke olsa, keşke olsa da insanoğlunun bu kabusu sona erse biz de rahat etsek, her işareti gözümüze gözümüze delil yapmak yerine İnanırlarımız haklı çıksa biz de rezil rüsva olsak walla razıyım.


Kadının ilk peçesinin kaldırılıp atıldığını, buna karşı hunharca başını açtığı için sarhoş meclisinde katledildiğini, eğitimin ve kadının aklarının yazılı kağıtlar ile korunarak evliliğin kutsal ve tek eşliliğin de şiddetle önerildiğini Allah'ın emri olduğunu iddia edersem ne diyrosun Oki; bunlar ilgimi çekti mi dersiniz ; yoksa hayır ben benliğimin beni götürdüğü aklıma razıyım diyerek bireysel davranmaya devam ederek ateizmin zahirdeki serbestliğine alışığım mı dersiniz?

Ateizmin zahirdeki serbestliği derken neyi anlatmaya çalıştığınızı anlayamadım. Eski çağlarda insanların aile içi birlikteliklerinden bahsediyoruz. Evliliğin olmadığı devirlerden, evliliğin kutsallığı tek eşliliği konu olmuşken Allah neden bu kadar geç karar değiştirdi. İnsanoğlu kutsal emirleri geç mi fark etti. Allah önermemiş olsaydı bu günkü noktaya gelinmeyecek miydi? Emir almadan yönümüzü belirleyemiyor muyuz? Nerede o zaman Allah bu yüzyılın insanlarını neden emirlerinden mahrum bıraktı, dört kitap gönderdikten sonra vaz mı geçti hangisini baz alacağız siz kur’an diyorsunuz diğerleri kendi kitaplarından yön bulmaya çalışıyor, hepsi tek kaynaktan çıkış aldı ise bu dolambaçlı ifadelere ne gerek var. Onu da Allah göndermiş bunu da deyip teselli mi bulacağız. insanlar şimdi neye göre devam edecekler, hem demek ki eşit yaratmadığını siz de kabul ediyorsunuz, kadının neden eğitim ve haklarından bahsediyor, yazılı kağıtlarda acaba erkek hakları da geçiyor mu? Evet Sevgili Okinono ben insana ait serbestliğe alışığım ateizm sonuçtur.
Saygılar.


Lütfen biraz sakin devam etmek için gayret gösterebilirmiyiz. Sözüm ortaya..

niveru
02-10-2008, 01:07
"Ama bazı kadınlar var ki, laf söz dinlemez ve hakareti kendilerine mesken tutmuşlardır. Bu tür kadınları boşamak el hak caizdir"

kendine gore akilli adamsin dimi ? bir sey diyeceksen dobra dobra yaz ,
yukarida ki cumle guya bana laf geciriyorsun , hey gidi heyy

neyse demek kumas kalitesi bu kadarmis , iki ucc lafla cila dokuldu!

Konu hakkinda soyliyecek bir seyiniz yoksa , yazmayin , bana laf yetistirmeye mecbur degilsiniz , siz edeblisiniz ben kabasakal,

ben ne diyorum " bosandigi kadinla , tekrar evlenebilmek icin O'nu bir baskasinin yatagina sokmak zorunda olmak " hangi mantikda var , hangi akilda var !

eeee , efendim bosanmanlar olmasin diye ,, tuhhh pardonn yuhhhh !

sinirsiz evreni yaratan , onca galaksiyi onca yildizi onca gezegeni dunyayi var eden kutsal varligin geli dayanabildigi mantik silsilesi , cozumu BU MUDUR ! !

Sizde bunu kabul edebiliyorsunuz .! ne diyim ,

Tekrardan basa aliyorum , ama yeniliyorum ortaya koyacak kanitli sozunuz varsa yazin yoksa bosa kalem oynatmayin!

1) Kadinin bosanma hakki var midir ?
a) nadirde olsa uygulanan evlilik oncesi kocadan bosanma hakki isteme ,
talep etme hangi ayet hukmune dayandirilmaktadir , yoksa buda tellak gibi
hulle yolumudur
b) bosanma ile ilgili kuran kanunlari , muhammedin iki bosanmasindan once mi
gelmistir , yoksa daha sonralari mi yerlesik hal almistir.

2) Bosanma sonrasi cocuklarin velayeti kime kalir , kuran ayetlerine gore lutfen!
3) bosanma evresinde kadin hamile oldugu anlasilincaya kadar erkek evinden ayrilmasina,evlenmesine izin verilir mi yoksa alini konulur.
a) eger bu bekleyis suresi bosanma evresi ise erkek bu evre icinde evlenebilir mi?
4) bakara 236 ya gore mehirin hukum bulmasi cinsel iliskiye baglanmasi , mehirin kadinin cinsel olarak kullanilma hakki oldugunu mu ortaya koyar ? evlilik cinsel iliski sonrasimi mesru hale gelir?
5) nisa 25 de hur kadinlara mehir verecek gucunuz yoksa elinizin altindaki cariyelerle evlenin diyerek onlardan mehir hakkinin alinmasi bu hakkan mahrum edilmelerini dogur ve adil buluyormusunuz !?
6) bakara 236 ya donelim , orda "..... kendilerine bir mehir taktir etmediginiz kadinlari bosarsaniz size gunah yoktur .." ne bu erkegin mehir taktir etmeme hakkida mi var yoksa !!)
neyse simdilik aklimdaki bosanma ile ilgili sureler bunlar ,

okinono
02-10-2008, 10:16
sinirsiz evreni yaratan , onca galaksiyi onca yildizi onca gezegeni dunyayi var eden kutsal varligin geli dayanabildigi mantik silsilesi , cozumu BU MUDUR ! !

Sizde bunu kabul edebiliyorsunuz .! ne diyim ,

Tekrardan basa aliyorum , ama yeniliyorum ortaya koyacak kanitli sozunuz varsa yazin yoksa bosa kalem oynatmayin!

1) Kadinin bosanma hakki var midir ?
a) nadirde olsa uygulanan evlilik oncesi kocadan bosanma hakki isteme ,
talep etme hangi ayet hukmune dayandirilmaktadir , yoksa buda tellak gibi
hulle yolumudur
b) bosanma ile ilgili kuran kanunlari , muhammedin iki bosanmasindan once mi
gelmistir , yoksa daha sonralari mi yerlesik hal almistir.

2) Bosanma sonrasi cocuklarin velayeti kime kalir , kuran ayetlerine gore lutfen!
3) bosanma evresinde kadin hamile oldugu anlasilincaya kadar erkek evinden ayrilmasina,evlenmesine izin verilir mi yoksa alini konulur.
a) eger bu bekleyis suresi bosanma evresi ise erkek bu evre icinde evlenebilir mi?
4) bakara 236 ya gore mehirin hukum bulmasi cinsel iliskiye baglanmasi , mehirin kadinin cinsel olarak kullanilma hakki oldugunu mu ortaya koyar ? evlilik cinsel iliski sonrasimi mesru hale gelir?
5) nisa 25 de hur kadinlara mehir verecek gucunuz yoksa elinizin altindaki cariyelerle evlenin diyerek onlardan mehir hakkinin alinmasi bu hakkan mahrum edilmelerini dogur ve adil buluyormusunuz !?
6) bakara 236 ya donelim , orda "..... kendilerine bir mehir taktir etmediginiz kadinlari bosarsaniz size gunah yoktur .." ne bu erkegin mehir taktir etmeme hakkida mi var yoksa !!)
neyse simdilik aklimdaki bosanma ile ilgili sureler bunlar ,
.............

1. Kimse eski eşiyle tekrar evlenmek için başkasının koynuna girmek zorunda değildir. Maksat keyfiyetin önüne geçmektir.
Bekleme süresinin hemen içerisinde yeniden evlenmek isterse o zaman Hülle devreye girer. Bekleme süresi geçtikten sonra Hülle olmaz.
Ayrıca Hülle yapıpta başkasının koynuna giren bir kadın duymadım ben. Ama Niyetiniz hazır boşanmışken birde onun koynuna gireyim de kar kardır diye düşünürseniz o sizin tercihinizdir.
İffet öncelikle insana ait bir ahlaki değerdir. Kurallar ise bunun üzerinde bina edilir.
Ayrıca iffet inançlı veya inançsız ayırmaz. Bu asırda boşanmadan başkasının koynuna giren kadınlara bakarak ne inançsızlığı kötüleyebilirsiniz ne de exterm bir durum için dinin uygulamasına bakarak müslüman kadınlara iffetsiz yakıştırmasını yapma hakkını kendinizde bulabilirsiniz.

Ne yazdığınızı okumadığınız için içinizdeki ateşi dışa vurmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.

Kadının boşanma hakkı vardır. Hakk'ın oluştuğu durumlar bellidir. Merak ederseniz okursunuz. Veya Güzel güzel sorarsınız öğrenirsiniz.

1..a/b Kanunun neden ve nasıl geldiği ile ilgili Nüzul sebeplerinde yeterince açıklama yaptım zaten. Okuyunuz.

2. Boşanma sonrası çocukların velayetini kim alır?
Kim zenginse o alır. Anaerkil bir kökten gelen bir ırkın tarihsel sürecine baktığınızda da neden ataerkile geçildiğini bu sitede çok güzel izah eden yazılar var.

3. Sakin olduğunuz bir yerde tutun diyor ayet. Bugün olduğu gibi kadını yüzüstü bırakıp gitmeyi engelliyor ayrıca kürtaj gibi bir cinayeti kökten önelem olarak kesiyor.
Ama siz 5 dakikalık zevki bir bebeğin canlı canlı parçalanmasına tercih ederseniz o başka. Haa, burad neden kapu icat edilmedi diye Tanrı'yı suçlayabilirsiniz. Nasılsa Tanrı sizin emrinize amade bir köle.



4. Ne yani cinsel ilişki olmadan hangi tarihte hangi kanun bir mihir tayin etjmiştir. Gidin bakalım bugünde mahemeye; "sevgilim beni okşadı, şimdi terk etti bana nafaka versin deyiniz.
İnsan biraz yazınca ne cevap alacağını düşünürde yazar.

5. Nisa 25.... Bugün evleneceğm diye kafadan evi kökten düzüp, sonra banka sarmalında 36 ay kıvranıp borç bittiğinde aşkın da nefrete döndüğü o kadar çok örnek var ki, Ne diyor ayet , dengi dengine evlen. Cariyeyi al hem o kölelikten kurtulsun hemde sen masrafa girme. Burada cariyeliği eleştirebilirisniz; Nisa 25 den boanmayı eleştirmek için özel bir yetenek gerekir zira.

6. Bakara236 ya gelince, Mehirin şartları bellidir, o şartlar olmadı ise cinsel temas olmamıştır demektir. Cinsel temas yoksa nafaka da yoktur. dünde yoktu bugünde yok yarında olmayacak. Eşyanın tabiatına aykırı çünkü.

Umarım anlayacağınız kabasakal dilinden yazabilmişimdir.

Önce okuyun, sonra yazın. Burasının DİNLERDEN ÖZGÜR BiR SiTE olması, dindarı aşağılama hakkını size veremez. Kaldı ki, Dindarım diye gelpte inaçsıza hakaret eden onca hödükle mücadele ederken ben.

Sizinle heryerde her zaman dini her konuda ateizm dahil olmak üzere konuşmaya tartışmaya hazırım.
Bizim kumaşımızda bellidir cilamız da... Evvel Allah'ın izniyle böyle çamurlar bize yapışmaz.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim;

Sizin ahirette nerede olacağınızı bilemem, ama enişte eyyüp peygamber sabrı ile kesin cennete gider diye düşünüyorum.

Eğer yazı uslubum hala kabasakal olmadıysa lütfen ikaz edin, bir diğerinde daha da banal yazmaya gayret edeyim.

Selamlar

pante
02-10-2008, 10:39
Burayı geçmek olmaz Sevgili Pante konunun bu kısmı sizi bekliyor. Bilginize..

“Boşanan kadının evlenirken aldığı mehirlerini boşanırken geri almasının söylenmesi.”

Mehir miktarı evlenirken belirlenir. Diyelim ki 20 altın olarak belirlendi.
Başlangıçta verilme şartı yoktur. Boşanırken bu 20 altının verilmesi şarttır.
Ya da başlangıçta mehire mahsuben yarısı verilmişse, boşanma sırasında da diğer yarısı verilir. Bu arada mehir dışında kadına verilmiş olanlar geri alınmaz.
Kadın ancak kendi isteğiyle geri verebilir.

Bakara-229. Boşama iki defa olur; ondan sonrası ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. Kadınlara vermiş olduğunuz şeyden hiçbirini geri almak size helâl olmaz. Ancak iki taraf da Allah'ın belirlediği sınırlara riayet etmemekten endişe ederse, bu müstesnadır. Eğer siz de, Allah'ın belirlediği sınırlara riayet edemeyeceklerinden korkarsanız, kadının, boşanmak için kendi hakkından birşeyler vermesi iki taraf için de günah olmaz. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır; sakın onları aşmayın. Kim Allah'ın çizdiği sınırları aşarsa, işte onlar zalimlerin tâ kendisidir.

Evlenilen ama ilişki kurulmamış olan ya da evlenildiği halde mehir belirlenmemiş olan kadınlardan boşanırken mehir gerekmez. Erkeğin vicdanına kalmış bir miktar verilebilir.

Bakara-236. Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.

Mehir belirlemiş ama ilişkiye girmeden boşanılan kadına mehrin yarısı verilir.

Bakara-237. Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah'a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

pante
02-10-2008, 11:13
İslam'da Kadının boşanma hakkı:

İstisnai koşullar haricinde kadının boşanma hakkı yoktur.
Kur'an'da bu istisnai hallerden bahsedilmediği gibi, "Kadının boşanma hakkı yoktur" diye bir hükümden de bahsetmez.
Dolayısıyla kadının boşanma hakkı mezhep hükümlerine tabidir.

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Talak erkeklerin, iddet beklemek ise kadınlarındır."(180) buyurduğu bilinmektedir. "Tevfiz"; erkeğin kendi elindeki bir haktan (boşama hakkından) kadına temlikte bulunmasıdır. "Tevfiz" hakkı verildiği zaman; hem erkek, hem kadın talak hususunda yetkili olur. Aksi takdirde (istisnai durumlar hariç) boşama hakkı sadece ve sadece erkeğe aittir.(181) Yeryüzündeki hiçbir güç; erkekten, bu hakkı zorla alamaz.


(180) İbn-i Hümam-Fethû'l Kadir-Beyrut: 1315 C: 3 Sh: 42.

1- Nikâh'ın sıhhat şartlarından herhangi birisinin bulunmadığı, akidden sonra anlaşılması. Mesela: Nikâh akdinden sonra karı-koca'nın "Süt Kardeşi" olduğunun beyyine ve ikrarla sabit olması gibi!..

2- Babası veya velisi tarafından evlendirilen yaşı küçük kızın buluğa erdikten sonra, nikâhın feshi için kadı'ya başvurma hakkı vardır. Nikâh akdinden sonra karı-kocadan herhangi birisi vazgeçerse, nikâh fesholur.
Müşrik olan karı-koca'dan birisi İslâm'a girer, diğeri İslâm'a girmeyi reddederse, nikâh fesholur.

3- Cinsel eksiklik, iktidarsızlık, innin hali:

1209- CİNSİ İKTİDARI OLMAYAN (CİM'A EDEMEYEN) KİMSE: İNNİN:
Tenasül uzvu olduğu halde (cinsi iktidarı olmayan ve) kadınlarla cima edemeyen kimseye innin denir.
Hanefi fûkahası: "Bir kadın; kocasının innin olduğu iddiası ile "Ulû'lemr'e" veya "Kadı'ya" müracaat edebilir. Bu müracaatında ayrılmayı taleb ederse; Kadı (Şer'i şerifle hükmeden hakim) kocaya karısı ile cim'a edip-edemediğini sorar, eğer koca cim'a edemediğini ikrar ederse, kocaya bir yıl müddet tanınır. Zira mevsimlerin cim'a etme üzerinde etkileri mevcuttur. Bir yıl içerisinde; cinsi iktidarında herhangi bir değişme olmaz ve cim'a edemezse, aczinin asıl bir afet olduğu anlaşılır ve kadı; ayrılığa hükmeder.

İmam-ı Merginani-El Hidaye şerhû Bidayetü'l Mübtedi-Kahire: 1965 C: 2 Sh: 26, Ayrıca Mecmuaû'l Enhur (Şerhu Damad) Beyrut; ty D. ihya Yay. (İst: 1316 Mtb. Amire Tb. Ofset) C: 1 Sh: 461-462, İbn-i Hümam-Fethû'l Kadir-Beyrut: 1315 C: 2 Sh: 263-264. Molla Hüsrev-Dürerû'l Hükkam fi şerhû Gureri'l Ahkam-İst: 1307 C: ? Sh: 399-400.

Şafii fûkahası Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Cüzzamlı olan kimseden, arslandan kaçtığın gibi kaç" hadis-i şerifi esas alınarak; hissen ve teb'an cima istifadesine engel olan her hastalık halinde nikâhın feshinin mümkün olduğunu esas almıştır. Ancak karar yetkisi; "Ulû'lemr'in" veya Kadı'nındır.

İbn-i Hümam-Fethû'l Kadir-Beyrut: 1316 C: 3 Sh: 267.

Eğer koca delirir veya cüzzam hastalığına tutulur veya baras illetine mübtela olursa; İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.a) ve İmam-ı Yusuf'a (rh.a) göre kadına, ayrılma hususunda muhayyerlik hakkı yoktur. İmam-ı Muhammed (rh.a) ise; "Kadının zararını defetmek için, bu gibi hallerde muhayyerlik sözkonusudur" hükmünü beyan etmiştir.

Şeyh Nizamüddin ve heyet-El Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400 C: 1 Sh: 526

Nikâh akdinden sonra ortaya çıkan her türlü noksanlık veya bozukluk halinde; hem erkeğin, hem de kadının şer'i devlete müracaat hakkı vardır. Nitekim erkek, kadının mehrini vermediği zaman, şer'i şerifle hükmeden kadı (Hakim); erkeği, mehri verinceye kadar hapseder!..

Cinsi iktidarı olmayan kimsenin (İnnin'in) veya tenasül uzvu kesik olan erkeğin, halveti sahihtir. Dolayısıyle kadın "halvet-i sahiha" sebebiyle mehrinin tamamını alır ve itiyaden iddet bekler.

İmam-ı Merginani-El Hidaye şerhû Bidayetü'l Mübtedi-Kahire: 1965 C: 2 Sh: 26

Bir kadın, "Ulû'lemr'e" veya "Kadı'ya" müracaat ederek, kocasının innin olduğunu ve ayrılmak istediğini beyan eder; kocası da aksini iddia ederse durum ne olacaktır? Bu gibi hallerde şer'i şerifle hükmeden kadı; erkeğe yemin teklif eder!.. Eğer erkek; şartlarına uygun şekilde "Yemin" ederse, kadı bunu tasdik eder ve aralarını ayırmaz!.. Ancak kadın "Bakire" ise; mütehassıs olan kadınlardan "ehl-i hibre" tayin edilir.

niveru
02-10-2008, 11:22
"..Eğer erkek kadını boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz."

bu ayetinin neresinde "Bekleme süresinin hemen içerisinde yeniden evlenmek isterse o zaman Hülle devreye girer"
Bekleme suresi kadinin halime olup olmadiginin anlasilma evresidir ki bu sure zarfinda zaten bir baskasi ile evlenemiyor ki birde hulle olsun , hem siz normalmisiniz ki eski esinizle evlene bilmek icin onun baskasiyla evlenip bosanmasini NORMAL GOREBILIYORSUNUZ !? .. atis 1:

"Kadının boşanma hakkı vardır. Hakk'ın oluştuğu durumlar bellidir. Merak ederseniz okursunuz. Veya Güzel güzel sorarsınız öğrenirsiniz."
guzel sormak nasil oluyor , kadinin bir tek bosanma hakki vardir kocasinin dinden donmesi ,kafirlere karismasi , onun disinda YOKTUR!
soruyorum guzel guzel nerde ayet ? atis 2:

Evlenirken yapilan masraflar yok belini bukuyormus yok hayat sartlari sonra aski olduruyormus ,, devam edin hikaye anlatmaya ,, ben ne diyorum
"Hur kadina verilen haklar , evlenirken bile bir koleden mahrum ediliyorsa ,bunuda sirf zina olmasin diye one suruyorsa nerde kaldi allahin adeleti, esitligi ? siz koleligi savunuyorsunuz bayim farkindamisiniz : atis 3

digerlerinede gelecegim simdilik vaktim bu ,
gercek uslubunuza donmeniz beni sevindirdi , kendiniz olun ,,

Ama oyle atis yapip kacmak yok:
1) kadinin bosanma hakki ile ilgili ayetler , kadin kendi bosanirsa mehir ne olur ile ilgili ayetler
2) tallak ve hullede bekleme suresini icersinde olursa yapilmasini gosteren ayetler
3) cariye ile evlilik sonrasi bosanmada mehirsiz kalacagindan bosanma sonrasi statusu ne olacaktir ,yine kole mi cariyemi , bosanma sonrasi hayatini nasil ikame edecektir buna ne tur haklar verilmistir ayetlerle lutfen

pervane
02-10-2008, 18:40
Mehir miktarı evlenirken belirlenir. Diyelim ki 20 altın olarak belirlendi.
Başlangıçta verilme şartı yoktur. Boşanırken bu 20 altının verilmesi şarttır.
Ya da başlangıçta mehire mahsuben yarısı verilmişse, boşanma sırasında da diğer yarısı verilir. Bu arada mehir dışında kadına verilmiş olanlar geri alınmaz.
Kadın ancak kendi isteğiyle geri verebilir.



Sevgili Pante;

Satır satır gidiyorum. Mehir (benim burada mehirden anladığım kadını kullanma ücreti) evlenirken miktar olarak belirlendi ama belirlenen bu miktar kocanın cebindeki yerinde duruyor. Kadının cebinde yerini almış bir para yok.
Diğer satıra geçiyorum, can alıcı nokta burası oldu benim için hem mehir kadına tanınmış bir haktır diye anlatılıyor hem de belirlenen miktarın kadına verilmediğini eğer boşanma gerçekleşirse verileceğini belirtiyorsunuz. Boşanma gerçekleşmezse şimdi koca kadını ömür boyu kaba tabirle bedava mı kullanmış oluyor? Boşanmadı öldü mehir hakkı erkeğin üzerinde kaldı, ne olacak erkek borçlu mu yoksa bu konuda bir açıklama var mı? Burada bir üçkağıt var. mehir’e mahsuben verilen miktar da kocanın insiyatifine bırakılmış.

Çünkü devamında şu satır var.

Evlenilen ama ilişki kurulmamış olan ya da evlenildiği halde mehir belirlenmemiş olan kadınlardan boşanırken mehir gerekmez. Erkeğin vicdanına kalmış bir miktar verilebilir.

Bakara-236. Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.

Evlenirken mehir belirlememe durumu da var. Diyelim ki mehir belirlenmedi, ama ilişki de var sonra boşanma gerçekleşti. Ortada mehir de yok. Koca vicdansız çıktı. Kadın kadı’ya gitti ne olacak bu kadının hali. Mehir belirlenmeden kadınları boşamakta bir günah da yok diyor. Aklın ve dinin gereklerinin açılımı yok Ey erkek! kafana göre takıl her şey sana mübah. Yok yok! Müslüman kadın eline değneği almadığı sürece bu hikaye böyle devam edecek!:rolleyes:


Aksi takdirde (istisnai durumlar hariç) boşama hakkı sadece ve sadece erkeğe aittir.(181) Yeryüzündeki hiçbir güç; erkekten, bu hakkı zorla alamaz.

Hep beraber geçmiş olsun diyelim mi.:)

niveru
02-10-2008, 20:15
Sanilanin aksine turkiyede alt egitim seviyesindeki kadinlar , resmi nikahda egitim seviyesi yuksek olanlara gore daha israrcidirlar.

Anadolu kadini turk medeni kanunun kendilerine getirdigi haklarin oldukca bilincindedir . (bunu inanc ile karistirmayin, o cok daha ayri)

Yuzyilarca seriat kanunlari altinda , hicbir guvenceye sahip olmadan yasamak zorunda kalan kadinlar devlet nikahinin devlet guvencesinin ne manaya geldigini , bilinc altlarinda ninelerinden , annelerinden gelen bir genetik miras gibi bilirler , saklarlar

Bugun bir arastirma yapsaniz , her 100 kadin icinden 1 yada ancak 2 tane , kendisine imam nikahinin yeterli olacagini soyleyen bulursunuz

Evlilik ve evlilik sonrasi guvence konusu birinci dereceden kadinlari ilgilendirdiginden , bence anadolu kadinin bu davranis bicimi oldukca manidardir.

anneleri,nineleri sag olanlar bir sorsun bakalim ,resmi nikah ile imam nikahi arasinda bir secim yapmak zorunda kalsalar hangisini tercih ederlerdi?

Bir erkek olarak ,sunuda itiraf edeyim ki , kisileri kadin erkek olarak degil insan olarak algilamasam benim icin islam seriati gibi balli borekli bir yasam olmazdi.Gelgelim ben ortacagin bedevisi degilim , 21 yy bir insani olarak insanoglunun kusakdan kusaga tasiyarak gelistirerek olgunlastirarak meydana getirdigi bir kulturun , uygarligin da tasiyicisiyim

Bir an olsun butun bu tartismalari , filan bir kenara birakin elinizde hukuk terazisi oldugunu hayal edin , bir kefesine seriati bir kefesine ise medeni kanunlari koyun , elinizi vicdaniza goturerek soyleyin hangisi daha insani , hangisi insan onuruna daha uygun.

Insanoglu toplum gelismesi ile birlikte seriat kanunlarini asamamis ,kabile orgutlenmelerinden bireye ve birey uzerine insa edilmis toplumsal yapiya gecememis olsaydi , evet seriat belki o donem icin bir nebze iyilestirme olmustur diyebilirdik ,

Gunumuz dunyasinda kendini yuce olarak sunan bir varligin ortaya koydugu hukuk normlarini fersah fersah asmis bir medeniyettin bireyleri ve mirascilariyiz , insan tanrinin kanunlarini yenmis , onu alt etmistir,

tanri , insanin kanunlarindan daha iyi daha mukemmel yasalar , normlar getirememis, 1400 yil oncesinde kalarak , kendini o zamana hapsederek bu yarisdan cekilmis , yenilmistir...

Bu sebebden ben hala gunumuzde su ayet neder bu ayet neder gibi tartismalari abes buluyorum ,

pante
02-10-2008, 22:03
Mehir, İslam öncesi putperest toplumda da vardı.
Örneğin, Muhammed ilk eşi Hatice ile evlenirken 500 dirhem altın mehir tespit edilmişti.
İslam'da aynı gelenek sürdürülmüştür.

Evlilik, o dönemde de bir sözleşme ile gerçekleşiyordu.
Bu sözleşmede kadın, mehir olarak 100 deve de isteyebilir.
Kadının asaleti ve güzelliğine, erkeğin ise zenginliğine kalmış.
Ama erkek egemen toplumda ve kadınların en çok ezildiği bir dönemde sözleşmesiz, mehirsiz evlilikler olduğu gibi, sözleşmelere uyulmayan, vaadedilen mehirleri verilmeyen boşanmalar da yaşanıyordu.

İslam, evlilik konusunda yeni olarak ne getirmiştir?
Bence öğütten başka hiçbir şey.
"Mehrini verin" ya da "El sürmediyseniz yarısını verin" gibi..

Kadın güçsüzse, ailesi-kabilesi zayıfsa ezilmesi de kuvvetle muhtemeldi.
Arkası güçlü ya da varlıklı kadının hakkının yenmesi, ezilmesi zordu.

hem mehir kadına tanınmış bir haktır diye anlatılıyor hem de belirlenen miktarın kadına verilmediğini eğer boşanma gerçekleşirse verileceğini belirtiyorsunuz. Boşanma gerçekleşmezse şimdi koca kadını ömür boyu kaba tabirle bedava mı kullanmış oluyor? Boşanmadı öldü mehir hakkı erkeğin üzerinde kaldı, ne olacak erkek borçlu mu yoksa bu konuda bir açıklama var mı?

Sevgili Pervane;
Mehir, günümüzde yapılan imam nikahlarında da boşanma halinde kadına verilecek miktar olarak belirleniyor. Ama sadece bir formalite ve sembolik bir miktar tespit ediliyor. Örneğin 20 Reşat altını gibi.

İlla boşanma sırasında verilmesi şartı yok. Kadın isterse gerdeğe girmeden önce de alabilir. Küçük mehirler gerdek öncesi verilirmiş. Hadis'e göre mehir olarak bir çift ayakkabıya anlaşan kadın var.
Günümüzde de gerdek öncesi takılana herhalde yüz "görümlülüğü" diyorlar.

Mehir için "Kadını kullanma ücreti" dersek yanlış olabilir. Kullanma ücreti Mut'a nikahında oluyor, günlük-haftalık gibi. :)

Kadının kocasını boşama hakkına değinmiştim.
Bir de şu var.
Eğer kadın isterse, evlilik öncesi sözleşmede dilediği takdirde kocasından boşanabileceği şartını koyabilir. Ya da kocasını boşama hallerini şart olarak sayabilir. Örneğin;
1- Başka kadın aldığı takdirde
2- Zina yaptığı takdirde
3- Dövdüğü takdirde
4- Yüz kızartıcı bir suç işlediği takdirde
gibi..

Tabi bu yine kadının istenme derecesine, bilincine ve gücüne bağlı.
Her kadının şart koşma olanağı yok, genelde aile zoruyla evlendiriliyorlar zaten.

pervane
02-10-2008, 22:53
Mehir için "Kadını kullanma ücreti" dersek yanlış olabilir. Kullanma ücreti Mut'a nikahında oluyor, günlük-haftalık gibi.

Sevgili Pante lütfen karar verin ücret mi değil mi?:) Bir de bu muta nikahı ile normal dini nikahta verilmesi gereken mehir’in kaynağı ayrı ayetler mi?


Eğer kadın isterse, evlilik öncesi sözleşmede dilediği takdirde kocasından boşanabileceği şartını koyabilir. Ya da kocasını boşama hallerini şart olarak sayabilir. Örneğin;
1- Başka kadın aldığı takdirde
2- Zina yaptığı takdirde
3- Dövdüğü takdirde
4- Yüz kızartıcı bir suç işlediği takdirde
gibi..

İlginç bu bilgilerin kaynağı olan ayet ve hadislerden de bahsedebilir misiniz? Kitapta var mı yoksa hadislerde mi geçiyor.

Okinono beni müslüman yapmayı başaramadı tek umudum sizde;)

pante
03-10-2008, 12:32
Mehir için "Kadını kullanma ücreti" dersek yanlış olabilir. Kullanma ücreti Mut'a nikahında oluyor, günlük-haftalık gibi.

Sevgili Pante lütfen karar verin ücret mi değil mi? Bir de bu muta nikahı ile normal dini nikahta verilmesi gereken mehir’in kaynağı ayrı ayetler mi?


Kullanma ücreti biraz fuhuşu akla getiriyor.
İçinde yine ücret olsa da "evlilik tazminatı" demek daha doğru olur bence.

Mut'a nikahında ister kullanma ücreti deyin, ister vizitesi farketmez.

Mut'a nikahında mehir değil, ücret vardır. Ayeti de farklıdır.

Nisa-24. Cariyeler dışındaki evli kadınlar haramdır. Allah'ın hükmü budur. Bundan öte, zina etmemek şartıyle mallarınızla istemeniz size helal kılındı. O halde kadınlardan yararlanmanıza karşılık, anlaştığınız ücretlerini bir hak olarak onlara verin. Uyuştuğunuz takdirde miktar üzerinde değişiklik yapmanızda bir günah yoktur. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Eğer kadın isterse, evlilik öncesi sözleşmede dilediği takdirde kocasından boşanabileceği şartını koyabilir. Ya da kocasını boşama hallerini şart olarak sayabilir. Örneğin;
1- Başka kadın aldığı takdirde
2- Zina yaptığı takdirde
3- Dövdüğü takdirde
4- Yüz kızartıcı bir suç işlediği takdirde
gibi..

İlginç bu bilgilerin kaynağı olan ayet ve hadislerden de bahsedebilir misiniz? Kitapta var mı yoksa hadislerde mi geçiyor.

İslam'da kadına boşanma hakkı verilmediği eleştirilerine karşılık İslamcıların iddiasıdır bunlar. Derler ki; "Kadın, evlenirken şart olarak öne sürerse ve karşılıklı anlaşırlarsa mümkündür." Buradan yola çıkarak o örnekleri verdim.

Okinono beni müslüman yapmayı başaramadı tek umudum sizde

Benim kimseyi birşey yapma amacım yok. Ama fazla takılırsan Agnostik müslümanlığım sana da bulaşabilir. :)

karacocuk
03-10-2008, 17:23
kur’an’ın türkçe mealini ilk ve aynı zamanda son olan okuma maceramı siteye geldikten sonra hatırladıkça hep kendi kendime güldüm. Lise yıllarımdı karadeniz'li sünni bir arkadaşım sürekli aleviler ile ilgili sorular sorup duruyordu. Bir süre sonra karşılıklı alevi-sünni inanışı bilgi alış verişine dönüştü konuşmalarımız. Birbirimizi hiç kırmadan, eleştirmeden sadece sizde nasıl? Hangi ibadet ne amaçla yapılıyor türünden konulara değiniyorduk. Kendime tez elden bir kur’an edindim. Okudum ama kur’an’ın allahı da canıma okudu. ödüm kopmuştu tırnaklarımı kemire kemire devam ettim okumaya, sağdan soldan azap yağıyordu, kendimi tehdit altında hissetmemiştim. Sadece ana-baba hakkı ile ilgili kısımda ağzımdan şu sözcüklerin döküldüğünü hatırlıyorum. Bu satırları öksüz biri yazmış olmalı, bir tek ana-baba dokunulmazdı.
islam dininde boşanma sonrası kadının durumu ile ilgili merakım beni boşanma konusunun geçtiği ayete götürdü ama o da ne!

talk 3.
ve onu hiç ummadığı bir yerden rızıklandırır. Kim allah’a tevekkül ederse, allah ona yeter. Allah, hükmünü kesinlikle yerine getirir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

talak 6’da
boşadığınız kadınları, gücünüz yettiği kadar oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıştırmak için onlara zarar vermeyin. Eğer hamile iseler doğum yapıncaya kadar geçimlerini sağlayın. Eğer sizin için çocuğu emzirirlerse, ücretlerini verin. Meselelerinizi aranızda güzellikle halledin. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız çocuğu babası hesabına başka bir kadın emzirir.

eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor. Genelde erkek çocukların anneleri, onları doğuran kadın değil, kadının kocasının aile birimine ait kadınlar yani halalar olmalı, halalar tarafından emzirilen çocuk süt yoluyla baba aile birimine ait olabiliyor. Hala tarafından emzirilen çocuk, hala çocuklarıyla kardeşleşiyor ve süt kardeşle evlilik yasağı bu süt kardeşleşmesinden geliyordu. (çocuğu baba hesabına başka bir kadının emzirmesi! Babası hesabı derken banka hesabından mı? Yoksa çocuğun babaya ait olduğundan mı bahsediyor? Pante,okinono,mhmmd belki aydınlatırlar beni bu konuda. Elinin kafirliğiyle inanır işine karışma pervane! ) islamiyette süt kardeşler ile evlenme yasağının da kaynağını hatırladım bu arada.





talk 7.
geniş imkanı olan nafakayı imkanına göre versin……
ve 8. ….azaba uğratmıştık.
ve 9. ….sonu hüsran oldu….
ve 10. ...bir azap hazırlamıştır…
ve 11 …. Altından ırmaklar akan cennetlere sokar ( cenettler ? Tercüme hatası galiba?)
ve 12 …. Allah, yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır…….. Allah’ın emri, göklerle yer arasında devamlı inmektedir.



konu boşanma ama her zaman olduğu gibi asarım keserim, ırmaklar cennetler. Daldan dala, bir konuyu da şöyle baştan sona anlasam hemen müslüman olacağım walla.
k.c'den de ses çıkmadı. Kolay değil tabi her satırda ne anlatmak istiyor diye anlam çıkarabilmek;)



yanliş anlama ama haddim olmayarak sana burak özdemirin kitabi tdg (tanrinin doğum günü) yi tavsiye ediyorum mutlaka okumalisin

okinono
03-10-2008, 18:33
Okinono beni müslüman yapmayı başaramadı tek umudum sizde
.......

Oki bu zamana kadar neyi başarmış ki; bunu başarabilsin Sevgili Pervane.

Sizler için bağnaz bir angut müslüman, Dinci için okkalı bir kafir, kendi için bir deli.

Oki Allah'a sığınmasın da kime sığınsın sahi.

Herkez kendini en haklı görürken , Hakk'ı arayan benim gibiler daha çoookkk küfür yerler.

İşte bu bile Oki için Allah'a inanmaya yeter.

Benim için; Allah'a tapmamak için, İnsana tapanlardan olmayı geçme süreci biteli biraz oldu sanırım.

Selamlar

pervane
03-10-2008, 22:41
Toplu bir cevap yazayım bugün.


Sevgili Pante;

Kullanma ücreti biraz fuhuşu akla getiriyor.
İçinde yine ücret olsa da "evlilik tazminatı" demek daha doğru olur bence.

Mut'a nikahında ister kullanma ücreti deyin, ister vizitesi farketmez.

Mut'a nikahında mehir değil, ücret vardır. Ayeti de farklıdır.

Nisa-24. Cariyeler dışındaki evli kadınlar haramdır. Allah'ın hükmü budur. Bundan öte, zina etmemek şartıyle mallarınızla istemeniz size helal kılındı. O halde kadınlardan yararlanmanıza karşılık, anlaştığınız ücretlerini bir hak olarak onlara verin. Uyuştuğunuz takdirde miktar üzerinde değişiklik yapmanızda bir günah yoktur. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.



Dediğiniz gibi olsun “evlilik tazminatı” diyelim. Ama boşanan kadına hak olarak sunulan mehir de elimde patladı. Bilmem gereken başka verilmemiş hak kaldı mı acaba, aramaya devam etmeli miyim ne dersiniz?


“cariyeler dışındaki evli kadınlar haramdır” ben bu hükümden sadece evli kadınlar haramdır diye mi sonuç çıkarayım? Yoksa evli olmayan kadınlar da cariyelerle birlikte mi helal kılınmış, muta nikahı için onu çıkaramadım. Azmettim inadım inat, kitapta kadına verilmiş bir hak olmalı, mutlaka bulmam gerekiyor, bulmalıyım ki, hemcinsim inanır kadınları anlayabileyim. Peygamberin eşleri bile, Adı Peygamber Allah’dan sonra ikinci adam bu kişinin eşleri bile görüldüğü üzere yapılan haksızlıklara kendi çaplarında karşı gelmişken günümüz kadınları nasıl bu kadar suskun olmayı başarabiliyorlar bunu anlamam lazım. Ya da inanır kadınlarımızdan birinin gelip burada anlatması ne iyi olurdu. Nerelerdeler gelip bunları paylaşmak yerine, forum da uygulamaların doğruluğunu kanıtlamak ile meşguller. Birisi kalkıp karşı çıksa kaç gündür yazılıyor burada hiç olmazsa yanlış olan tespitleri bize anlatabilseler.

Benim kimseyi birşey yapma amacım yok. Ama fazla takılırsan Agnostik müslümanlığım sana da bulaşabilir.


Kenarından köşesinden tutulacak bir yerini bulabilsem, Müslüman olacağım olmasına da, agnostik Müslüman olup her ikisini de bir arada yürütebilir miyim bunu düşünmekteyim.:)


Sevgili karacocuk;

yanliş anlama ama haddim olmayarak sana burak özdemirin kitabi tdg (tanrinin doğum günü) yi tavsiye ediyorum mutlaka okumalisin.

Anladığım bir şey henüz yok ki, eleştiri mi aldım yoksa başka bir şey mi? Biraz açsanız konumuz ile ilgili kısımları var ise kitabın içeriğinden biraz bahsetseydiniz iyi oldurdu hani diyorum. Galiba bizim yeni çocuklardansınız lütfen rahat olun, biz bizeyiz aramızda yabancı kimse yok.;)



Sevgili Okinono;

Oki bu zamana kadar neyi başarmış ki; bunu başarabilsin Sevgili Pervane.

Rica ediyorum bakın kızmaya da başladım yavaş yavaş:( benim tanıyabildiğim kadarı ile özü sözü bir, yüreği insan sevgisi dolu büyüğümüz Okinono bundan daha büyük hangi başarıyı arıyorsunuz.

Sizler için bağnaz bir angut müslüman, Dinci için okkalı bir kafir, kendi için bir deli.

Sizler dediklerinizin içine beni dahil etmiyorum çünkü; siteye geldiğimden beri neler olmadım ki bilmem farkında mısınız? Gün oldu bölücü, vatan haini terörist, pis bilmem ne! Tabiki de kafir. Hele en son Dilaver’in bir yakıştırması oldu ki evlerden ırak:) Hiç birini üzerime alınmıyorum ve de sığınacak Allah da aramıyorum. İhtiyaç da duymuyorum.
Bizim oraların meşhur bir sözü vardır “beğenmeyen küçük oğluna almasın” Kendim için ise henüz bir şey olmaya fırsat bulamadım. İnsan kalabilmek için direnç göstermekteyim.


Tapımak gereği ise ihtiyacınız olan tapının efendim bize gerekçe belirtmeyiniz.:) Konumuza dönelim ne olacak bu boşanan kadının hali :confused:

Sevgiler,Saygılar.

niveru
04-10-2008, 02:46
Soylesem fayda etmez , sussam gonul elvermez ,,,

sayin pervane ,

"Kenarından köşesinden tutulacak bir yerini bulabilsem, Müslüman olacağım olmasına da,..."

"Okinono beni müslüman yapmayı başaramadı tek umudum sizde ..."

islam , kendi cagina gore elbetde yapmis oldugu iyilestirmelerle kadina nisbi bir hak ve ozgurluk saglamistir , ama medeni kanun islam hukukuna nazaran kadina 1000 kat daha fazlasini guvence altina almistir.

Siz cahileye devri kadinimisiz ki , size sunulan haklarin bir nebze iyilestirilmesi ile muslaman olmaya karar vereceksiniz ,,

Mesele haklar ve guvencelerse bugun islamin size ongorduklerinden cok fazlasina sahipsiniz !

Turkiye cumhuriyetinin bir vatandasi olarak cok sanslisiniz aslinda.

Bugun islam seriatini kismi yana genel olarak uygulayan ulkeler baz alindiginda avrupa nufusunun 1/3 unden fazla bir insanin islam hukuku altinda yasadigini goruruz ,sizin sorguladiklarinizi onlar hayatin gercekleri olarak yasamaktadirlar

Iyi ya da kotu elbetde ki islam seriatida artik bir hukuk normudur ,bunu kabul ediyorum , ama bugun eski roma hukuku ne ise seriatda odur , toplumsal gelismelerimizde tarihin kavsak noktasi ve merdivenlerinden biridir

Butun bu laf kalabaligindan asil merak ettiginiz soruya islamin evlilik ve bosanmada kadina getirdigi haklar konusuna gecersek , ilk olarak islam oncesi yasanan uygulamara bakmamiz lazim..

Muslumanlar islam oncesini cahile devri olarak nitelendirirler ki bundan haklilik paylari vardir.

Ilkel toplum caglarinda yasanan adetler (cok eslilik,grup evliligi,satis ile evlilik,tek eslilik vb ) ayni ekonomik ve sosyal sartlar altinda ki arabistanda da yasanmaktaydi yani olmasi gereken neyse o idi.

Islam oncesi ve muhammed tarafindan yasaklanan evlilikleri su gruba ayirabiliriz ,

1) Miras yolu ile evlilik : olen birisinin karisi ,diger mallari ile birlikte mirascisina kalir , o da kadini ya kendi nikahlar yada mehiri icin baskasi ile evlendirebilirdi ..
Bu tur evlilik toplum tarafindan ise pek hos karsilanmaz ve ayiplanirdi.
2) Muta nikahi : Aynen gunumuzde ki nikah-i muta gibidir , taraflar belli bir sure evli kalmak icin karsilikli anlasir ve bu surenin sonunda ayrilirlardi , erkek bu nikah icin kadina belli bir para oderdi.

Bu evlilik bicim islam ile birlikte hemen kalkmamis , cok sonralari halife omer tarafindan yasaklanmistir.
pek hos karsilanmamakla birlikte zinayi engellediginden hos gorulmustur diyebilirim.
Muhammed tarafindan yasaklandigini gosteren bir hadis bildigim kadari ile yoktur , yanliz halife omerin oglundan aktarilan bir hadis vardir ki aklimda kaldigi kadari ile "peygamber mutayi yasaklamamisti , peygamberin kabul ettigi ve uyguladigi bir sey babamin iradesi ile yasaklanamaz"

Benim gorusum muta nikahinin peygamber zamaninda guc ve kadinin az oldugu zaman ve yerlede pratikde uygulandigidir ,

Muta nikahinda erkegin bosama hakki yoktur ,muta enaz bir cinsel birlesme suresi en cokda sanirim 90 yil olabilir.
Ancak taraflar belirlenen sure dolmadan birbirlerini serbest birakbilir , bu durumda kadinin alacagi mehir,ucret de azalma olur.

3) Takas evliligi:ailelerin karislikli olarak birbirlerine kiz alip vermeleri , bu sekilde mehir taraflar birbirlerine ayni miktardan borclandiklarindan ortadan kalkmis olur .takas diyebiliriz.. muhammed tarafindan yasaklanmistir , kadinin mehir alma hakki boylece korunmustur.

4) istibda : bir nevi cok kocali evlik turudur.. Burda koca , asil yada saglam bir cocuk sahibi olmak istediginde karisini bu vasiflara sahip birisine verir , kadin belli bir muddet o adamin yaninda kalir , geri geldiginde gebe oldugu anlasilincaya kadar koca kadina yaklasmaz , dogan cocuk onun sayilir ve mirascisi olur ... muhammed tarafindan yasaklanmistir.

5) grup evliligi: Sayilari 10 nu gecmeyecek sekilde bir grup erkek(genelde kardesler) tek kadini nikahlar , ve o kadinla cinsel iliskiye girerlerdi , Bir cocuk dunyaya gelirse kadinin sectigi kisi cocugun babasi sayilir, islamiyet tarafindan yasaklanmistir.

6) Serbest evlilik : bir nevi fahiselik , kadin butun erkeleri kabul eder , eger bir cocuk dogurursa uzman bir kisi cocugun fiziki ozelliklerine bakarak kadinin kocalarindan (musterilerinden) birini baba ilan ederdi , O kisi cocugu red etme hakkina sahip degildi ,,,, yasaklandi!

7) bedel nikahi :Gunumuzde swing diye tabir edilen es degistirme seklidir. erkekler belli bir zaman icin eslerini degisirdi. yasaklandi!

8) Nikahi hdn : metres tutma . erkek fiyati karsiligi bir kac gunlugune kendisi ile birlikte olacak kadin tutardi ,,,

9) deneme evliligi: gunumuzdeki vatandaslik nikahi gibi , kadin ve erkek dost hayati yasarlardi , cocuk meydana gelirse kadinin beyani uzerine nikahlanirlardi

10) Grup olarak deneme evliligi: Burda kadinin birden fazla dostu olurdu bir cocuk dogurursa kadin kimi secerse onunla evlenirdi.

Bu yukarida saydiklarim genel ve uygulanan turler degildi , islamin asil olarak devam ettirdigi ve bir takim iyestirmeler yaptigi yaygin evlenme turu ise

11) Nikah-i sahih : evlenecek kadin ve erkekgin velilerinin arasinda yapilan anlasmaya dayali evlilik .. ailenin buyukleri karar verir ve aralarinda anlasirlar
islam sonrasida devam eden bu evlilik turunde mehir haklari kadin tarafi icin guvence altina alinmistir.

Evet sayin pervane , islamin evlilk kurumuna getirdigi duzenlemeler bunlardir.

Asil uzerinde durulmasi gerkeen konu nikahin kendisidir ,nikah kelime olarak cinsel iliski kurmak demektir. islam seriattinda nikah ; evlenilmesi yasaklanmamis kadinla ,kadinligini kullanma sozlesmesidir.

bu sozlesmede butun haklar erkege aittir, gunumzu moder hukukunda ise cins ayrimi yapmadan nikah sozlesmesi her iki tarafinda birbirlerinden mesru olarak faydalanma anlasmasi olarak gorulur .. fark burdadi.

kafasikarisik
04-10-2008, 03:06
Metin Akpınar'ın yıllar önce bir tv programında evlilik hakkında söylediği cümle;

evlilik: İki insanın cinsel birlikteliklerinin toplum tarafından onaylanmasıdır.

Ne kadar çok kişi duyarsa (onaylarsa) o kadar makbuldür. Düğünler de bunun için icad olmuştur.

Batıda eşcinsel evliliğinin yasallık kazanması için yapılan mücadele bunun içindir. Yoksa herkes yapacağını yapıyor zaten.

Eğer bir cinsel eylemi evlilik içine katarsanız meşrulaştırmış olursunuz. Tecavüz, sübyancılık vs. vs.

Yeri mi değil mi bilmiyorum ama olay bu mudur? budur.

pervane
04-10-2008, 16:53
Sevgili Niveru;

Siz cahileye devri kadinimisiz ki , size sunulan haklarin bir nebze iyilestirilmesi ile muslaman olmaya karar vereceksiniz ,,


Öncelikle benim bir din arayışım yok. Böyle bir arayış içinde olabilmem için bu güne kadar bütün öğrenim ve düşünce birikimimin sıfırlanması gerekiyor, böyle bir uygulamanın var olduğunu biliyorum, galiba hafızadan belli bir dönem aralığı silinebiliyormuş, ama benim din ile ilgili negatiflerimi silmek için hafızamdan çok uuzzuunn bir zaman aralığının temizlenmesi gerekeceğinden bunun mümkün olacağını düşünmüyorum. Ayrıca buradaki arkadaşların beni inançlarına dahil etmek gibi bir gayreti yok. Sadece kaynaklardan söz edilirken espri olarak ortaya çıkan bir söz bu Müslüman olma konusu.


11) Nikah-i sahih : evlenecek kadin ve erkekgin velilerinin arasinda yapilan anlasmaya dayali evlilik .. ailenin buyukleri karar verir ve aralarinda anlasirlar
islam sonrasida devam eden bu evlilik turunde mehir haklari kadin tarafi icin guvence altina alinmistir.

Evet sayin pervane , islamin evlilk kurumuna getirdigi duzenlemeler bunlardir.

Asil uzerinde durulmasi gerkeen konu nikahin kendisidir ,nikah kelime olarak cinsel iliski kurmak demektir. islam seriattinda nikah ; evlenilmesi yasaklanmamis kadinla ,kadinligini kullanma sozlesmesidir.

bu sozlesmede butun haklar erkege aittir, gunumzu moder hukukunda ise cins ayrimi yapmadan nikah sozlesmesi her iki tarafinda birbirlerinden mesru olarak faydalanma anlasmasi olarak gorulur .. fark burdadi.

Meselenin özü de zaten bu Nikah-ı sahih denilen evlenme şeklidir. Bu evlenme şekli zaten bize göstermiş oluyor ki ortada Tanrı tarafından kutsanan- kutsanması gereken bir konu yoktur. Peygamber’in ortaya atmış olduğu hikayeler zincirini devam ettirebilmesi için bu “ittifak evlilikleri”ne ihtiyacı vardır. Bu evlilik şekli üzerinde durulduğunda Peygamber kızı Fatma’nın neden Ali ile evlendirildiğini, Ebubekir kızı Ayşe’nin ve Ömer kızı Hafsa’nın neden peygamber eşi olup bu kitaba damgasını vurdukları zaten karşımıza çıkıyor. Korunması gerekenler bu önemli zatların ve kızlarının haklarıdır. Benim zavallı muhafazakar kadınlarımın olmayan hakları değil.