PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben Batı Demokrasisine İnanmıyorum


Aydınus
27-09-2008, 19:57
''Ben Batı Demokrasisine İnanmıyorum ''

Aziz Nesin'le Röportaj

Sayı : MIZ 2 / 95

O , Türk yazarı Aziz Nesin ; İslam köktendincilerinin Salman Rüşti ve Teslime Nesrin'den sonraki en önemli hedefi . Bu hiciv ustası memleketinde demokrasi ve laiklik mücadelesi veriyor , öyle ki bu yüzden defalarca hapse atıldı . Rüşti Olayı'nda takibe alınan yazar konusunda yerini samimiyetle belli etti ve ''Şeytan Ayetleri''nin tercümesini üstlenip çeşitli günlük gazetelerde yayımlanmasını sağladı .

Hiddenheim'daki Uluslararası Bağlantısız Ateistler Birliği ( IBKA ) toplantısı bitmeden önce Rolf Hainrich ve Gunnar Schedel onunla görüşme imkanı buldu .

MIZ : Gerçi Aziz Nesin Almanya'da edebiyat çevrelerince çoktandır tanınıyordu , fakat kamuoyunca tanınması takibata uğraması ile oldu . Aziz Nesin'i ateşli eleştirilerin odağına sürükleyen eserler , aktiviteler nelerdir ?

Aziz Nesin : İslamcılığın etkisi Kemal Atatürk'ün zamanında zayıftı , fakat sonraları birçok politikacı köktendincilerle işbirliğine gittiler . Bir aydın olarak ben bu durumda , ki niceleri gibi , suskun kalamazdım . Bu politikaları eleştirmekle işe başladık . İnsanlara kışkırtıcı gelen de sanırım bu eleştirilerimizdi .

MIZ : Bu , sizin gazetecilik etkinliğinize bağlı bir şey mi , yoksa aynı zamanda edebi eserlerinizden dolayı mı ?

Aziz Nesin : Ben mevcut durumları edebiyatımla eleştiri işine koyuldum , sırf politik eleştirilerle değil . Ki bu yol birçok edebiyatçının tuttuğu yoldur . Elbetteki edebiyatta da , romanda da politik eleştiri vardır , ama politik eleştiri ikinci sıradaydı , benim için önemli olan edebiyat idi .

MIZ : Aziz Nesin'in aynı zamanda Yetim Evi de var , Çocuk Cenneti ... Bu sosyal çaba yönetenlerin niçin huzurunu kaçırdı ?

Aziz Nesin : Çocuk Cenneti , yönetenlerin huzurunu çok kaçırdı , her yönteme başvurarak kapatmayı denediler , özellikle de 1980'de Kenan Evren liderliğindeki askeri darbe sonrasında ... Ama biz herşeyi kanunlara göre dizayn ettiğimizden fazla birşey yapamadılar . Hala daha deniyorlar ama , şu ana kadar başaramadılar .

MIZ : Türkiye , Almanya'da ve dünyada laik bir ülke olarak tanınır . Bu bağlamda düşünürsek , hala öyle midir ? Bu bağlamda alevilerle olan mevcut durumu nasıl değenlendirebiliriz ?

Aziz Nesin : Türkiye artık sadece kağıt üzerinde laiktir . Gerçi kanunlarda laik devlet olduğu yazılıdır , fakat pratikte - ki halen günümüzde de olduğu üzere - kesinlikle değildir . Peygamber Muhammet'in ölümü sonrası müslüman alemi ikiye ayrıldı ; Sunniler ve Aleviler veya Şiiler ... Şiiler bu zamana kadar hiç iktidar olamadı . Sadece bir kez İran'da başa geçtiler . Fakat İranlı Şiileri Anadolu'daki veya Türkiye'deki Alevilerle eşit düşüncede görmemek gerek , zira aralarında büyük farklılıklar mevcuttur . Aleviler , Türkiye'de daima baskı altına alınmışlardır , özellikle Osmanlılar zamanında . Hep muhalefette kaldıklarından özgür bir duruş sergilemişlerdir .

MIZ : Almanya'da 'köktendincilik' genellikle Şiilikle özdeşleştirilir . Türkiye'deki köktendinci siyaset hangi güçle açıklanır sizce ? Köktendinciliğin özellikle son yıllarda etkili olmaya başlamasının devlet ve politikayla ilişkisi ne derecededir ?

Aziz Nesin : Türkiye'deki köktendinciler resmen iktidarda değiller , fakat gerek Meclis'te gerekse hükümetin çeşitli bazı kurullarında birçok köktendinci kafa mevcuttur ve bunlar gün geçtikçe çoğalıyor ve düşüncem odur ki , sayıları daha da çoğalacak . Korkarım , ülke nüfusu da bunları istiyor . Tabii bunun temelinde yanlış eğitim politikasını aramak gerek .

MIZ : Türkiye'deki köktendinciler Cezayir'deki gibi sadece kendi partilerinde mi teşkilatlandılar , yoksa başka partilere dahil olup da mı proğramlarını uygulamaya soktular ?

Aziz Nesin : Türk köktendincilerinin tam organize oldukları parti , Refah Partisi'dir . Fakat diğer sağ partilerde de birçok köktendinci mevcuttur . Refah Partisi'nin ilk seçim zaferinden sonra diğer partiler de seçmen oyları elde etmek için dinsel konulara değinmeye başladılar . Ve hep şu söylenir ; halkın bu türden dinsel eğilimi var ...

Ben öyle düşünmüyorum ; köktendinciler halkı bağımlı hale getirdiler . Eroin bağımlısını düşünün ; ona az biraz eroin verirsin , ilk denemeden sonra daha çok ister , ona bir sonraki dozajı verirsin ve artık sürekli istemeye başlar . Sonrasında geriye yaslanıp kendi kendine dersin ki ; eğer buna ihtiyacı varsa , ben de ona bunu vermeliyim . Sırf halk böyle istiyor diye bunun adına da demokrasi diyorlar . Bu , köktendinci demokrasi anlayışıdır ; ilkönce halkı aptallaştırırsın , sonra daha da aptallaşsınlar diye ona sorumluluk verirsin .

MIZ : Özellikle en çok hangi sosyal katmanda köktendincilik göze çarpıyor ?

Aziz Nesin : Köktendinciliğe en çok meyleden kesim taşradaki halk katmanıdır ; özellikle de köyden şehire veya Almanya'ya gelenler ... Öyle ki oralarda Türkiye'dekinden daha keskin köktendinci oluyorlar . Türkiye'nin en köktendincileri özellikle Almanya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde bulunmaktadır . Bunun kökeninde , yabancı bir ülkede kendi kültür ve dinlerini korumak yatar . Almanya'da belli bir sanayi ve modern kültür hüküm sürer , haliyle bu insanların kültürü ve geleneği başkadır . Bu , dini ve kültürel geleneklere bağlılık , sanayi toplumunun modernizmine karşı tek seçenektir . Türkiye'de çocuklarını Kuran kurslarına göndermezler , ama bunu Almanya'da yapıyorlar . Türkiye'de cami inşaa etmezler , ama Almanya'da birçok cami yapıyorlar . İşte böyle böyle kendilerini bir gettonun içine hapsediyorlar ve gittikçe dincileşiyorlar .

MIZ : Özgür düşüncede olanların Türkiye'de şu andaki duruşu nedir ve mevcut muhafazakar gelişmeyi en iyi nasıl durdurmayı düşünüyorlar ?

Aziz Nesin : Türkiye'deki özgür güçler hiç iktidar olmadı ve şu anda da iktidarda değiller . Birşeyleri değiştirmeye güçleri de yok . Ayrıca itiraf etmeliyim ki , Türk aydınları çoğunlukla pek öyle cesur da değildir .

MIZ : Bunun sebebi sayılarının azlığı ve kendi aralarındaki iletişimsizlik olabilir mi ?

Aziz Nesin : O da olabilir , ama bence ilk etapta birşeyleri değiştirmeye güçlerinin olmaması , diğeri de sivil insiyatif yoksunluğu ... Ben bunu hep eleştirmişimdir .

MIZ : Sizce mesele gerçekten de sadece güç durumu mu , yoksa değişimin hangi ortak noktada gerçekleşeceği sorunu mu ?

Aziz Nesin : Diyebilirim ki , cesur olan bir düzine aydın da var , fakat medyada sesini duyurma olanağı olan çok az . O sebeple siyaset ve ekonomi konularında etkileri çok az . Mesela 60.000 baskısı olan sol liberal bir gazete var , daha önceleri 150.000'lere çıkmıştı , şimdi yine sadece 60.000'lerde . Bulvar gazeteleri 600.000'lere ulaşıyor . Buradan da anlaşılıyor ki , ilerici güçlerin etki alanı çok küçük .

Türkiye'deki durumun gittikçe kötüleşmesini bir başka örnekten de anlayabiliriz : İran'da parlementerler , Batıya ait olduğu için kravat takmazlar . Türkiye'deki bazı parlamenterler de kravat takma mecburiyetinin olmaması ve tıpkı İran'daki gibi giyinilmesi konusunda dilekçe verdiler . Dilekçenin kabul görüp görmemesi önemli değil ; önemli olan , böyle bir dilekçenin verilebilmesidir . Bu , daha birkaç yıl öncesine kadar düşünülemiyecek birşeydi , kimsenin de aklına parlamentoda veya bir başka resmi kuruluşta kravat takılmasını yasaklamak gelmezdi . Kesin eminim ki bu dilekçe kabul görmeyecek , fakat diğerleri çoktan kabul edilmiş olacak . Böyle , yüzlercesi olan örnekler benim açımdan Türkiye'deki tehlikeli gelişmelere birer işarettir .

MIZ : Türkiye'deki ilerici güçleri desteklemek bağlamında Batı Avrupa'daki ve Almanya'daki laik kuvvetler ne yapabilirler ve ortak çalışma konusunda ne düşünüyorsunuz ?

Aziz Nesin : Uzun zamandır şu fikre sahibim ; İstanbul'da köktendinciliğe karşı bir dünya konferansı düzenlemek ... Eğer başarılı olursa , bu sayede Batılı ülkelerin dikkati İslam ülkelerindeki köktendinciliğe çevrilir ve oralarda ne olup bittiği nihayet anlaşılır . Zira inanıyorum ki , köktendinci bir hareket , kendi kıtaları haricinde değil de ancak Avrupa'da başgösterdiğinde sorunu ciddiye alırlar . Tabii bu amaç için maddi yardıma ihtiyacım var . Türkiye'ye döner dönmez derhal hazırlıklara başlayacak ve içlerinde UNESCO ve bazı PEN Klupleri de dahil olmak üzere iletişime geçecek ve uluslararası bir komite tertiplenmesini önereceğim . Belki de bu planın gerçekleşmesi , Türkiye'de tek başına denemekten daha kolay olacaktır .

MIZ : Daha önce dediniz ki ; genellikle Almanya'ya gelen Türkler sanayi toplumu ile tanışınca köktendincilik gibi ona tamamen ters bir tepkiyle cevap veriyor . Bu demektir ki , buradaki Türkler , Türk toplumunun bir yansıması olarak görülemez . Peki , bu aynı zamanda , yurtdışında çalışan Türklerin ülkelerine döndüklerinde köktendinciliği de beraberlerinde Türkiye'ye getirecekleri manasına gelmez mi ?

Aziz Nesin : Buradaki esas mesele , bu insanların dönüş yaptıklarında köktendinciliği kuvvetlendirip kuvvetlendirmeyeceği meselesi değildir . Ondan çok daha önemli olan , bunların köktendinci parti ve teşkilatları maddi olarak desteklemeleridir ; gerek tüm Avrupa ülkelerinden gerekse Almanya'dan inanılmaz derecede para akışı var .

MIZ : Genel dünya sorunları sözkonusu olduğunda Türkiye'nin Almanya'ya bakış açısı nasıldır ; Almanya dünya nazarında demokrat ve tarafsız mıdır , yoksa detaylarda bazı dinlere karşı imtiyazları ile mi bilinir ?

Aziz Nesin : Bu , olaya hangi perspektiften baktığınıza bağlıdır ; parlamenterlerin bakış açısı ayrıdır , benimki ayrı , aydınlarınki ayrı ... Bu , Almanya'ya bakış açısı kişiye göre değişir .

MIZ : Aydınlar Almanya'nın dünya meselelerinde bir örnek olduğu görüşünde midir ?

Aziz Nesin : Ben şu anda Türk aydınları adına değil , sadece kendi adıma konuşabilirim . Ve bana kalırsa ne Almanya , ne Fransa , ne İngiltere ne de ABD demokratiktir . Öyle ki somut örnekler de verebilirim . Benim için sadece bir Avrupa sözkonusu değildir , aksine Avrupa'daki iki ana gücü birbirine karıştırmamak gerek ; hükümetler ve ilerici aydınlar ... Bunları birbirine karıştırmamak gerek . Eğer ki konu demokrasi ve hümanizm ise , aydınlara güvenirim , hükümetlere değil .

Bir örnek vereyim : Dün Alman televizyonları Türk askerinin Almanya'dan aldığı silahları kullandığını gösterdi . Bu yeni bir şey değil . Çok önceleri Alman gazetecileri Doğu Anadolu'da mevzilendi ve durumu yerinde tesbit etti ve bunu da yazdılar : bakın millet , Türkler Alman silahlarını Kürtlere karşı kullanıyorlar ... Bu baskı üzerine Alman hükümeti silah sevkiyatını durdurdu . Fakat sadece kısa bir süreliğine ve sonra aynen devam etti .

Eğer burada silah sevkiyatı eleştiriliyorsa , sormak gerek , silahlar niçin sevkedilir ? Ve birçok Alman aydını ve gazetecinin bu tutumu beni rahatsız ediyor . Diyorlar ki ; bu silahlar Kürtlere karşı kullanılmasın ... İyi o halde , ben de soruyorum : Kime karşı kullanılsın ? Belki de Alman aydınları bunu sormuşlardır , ama ben denk gelmedim . Yunanistan'a karşı mı , Suriye'ye karşı mı veya Azerbeycan'a karşı mı ; Türkiye bu silahları kime karşı kullansın ? Alman gazetecilerinin şimdiye kadar Türkiye'ye ne diye silah sevkiyatı yapıldığını Alman hükümetinden sorduğuna hiç şahit olmadım . İlericiler ve ateist güçler bence bu soruyu sormalılar . Ayrıca Batı tarafından silah sevkiyatı sadece Türk askerine yapılmıyor , Kürtler de silahını bu ülkelerden alıyor . Bir kez daha tekrarlamak gerekirse ; bu silahların savaş taraftarlarına neden gönderildiğinin sorgulanması gerekir . Eğer ki bu aydınlar , Kürtlerin Almanya'dan silah almadığını iddia ediyorlarsa birşey diyemem . Almanların Irak'ta zehirli gaz fabrikası kurduğunu artık kimse inkar etmiyor . En son Almanya'da iken zehirli gaz fabrikası kurulmasında parmağı olan firma sahiplerinden birinin mahkeme huzuruna çıkarılıp çıkarılmadığını sordum . Bana cevaben denildi ki ; evet , bir tanesi az bir cezaya çarptırıldı , diğerleri serbestçe dolaşıyorlar ... Alman aydınlarının bunu düşünmesi lazım .

İşte bu sebeple Batı demokrasisine inanmıyorum . Belki bizdeki hükümetler bazı işleri kaba saba yapıyorlar , sizde de aynısı oluyor , fakat sizinkiler öyle şık , öyle sinsi ( bu kelimeyi kullanmak zorundayım ) yapıyorlar ki , hiç kimse Almanya'da demokrasi ve özgürlüğün olmadığının ne farkına varabiliyor ne de düşünebiliyorlar . Bu bağlamda Batılı hükümetler kendi halklarını aldatıyorlar . İlkönce Afrika ülkelerine silah gönderiyorlar , sonra da savaş oluyor , savaş sonrasında da en dehşet haliyle açlık başgösteriyor ve ardından Batılı hükümetler yardım etmek istediklerini açıklayıp gıda yardımı yapıyorlar . Bu ikiyüzlülüktür . Hükümetler kendilerini yardımsever gösteriyor ama , öncesine bakmak lazım .

Türkiye'de insan hakları aleni çiğneniyor , fakat Almanya tarafından da insan hakları ihlal ediliyor , siz de bilirsiniz nasıl yapıldığını ; belki bu kadar kaba saba değil , ama kitabına göre ... Alman aydınlarından beklentim ; sadece Türkiye'dekini değil , Almanya'daki insan hakları ihlallerini de göstersinler . Elbetteki bizimkilerini söylesinler , ama biraz da kendi ülkelerine baksınlar . Bu , diğer Avrupa ülkeleri için de geçerlidir . Fransa gibi İngiltere de Irak'a silah sevkiyatı yaptı .

MIZ : Sivas'taki , ilk etapta direk şahsınıza yapılan saldırı hayatınızı nasıl degiştirdi ? Bundan çıkardığınız dersler veya çıkarmak zorunda olduğunuz dersler nelerdir ?

Aziz Nesin : Bu saldırı sonrası hayatımı hiç değiştirmedim ; her zamanki şekilde yaşıyor ve çalışıyorum . Sadece birşey değişti ; istememe rağmen hükümet bana polis koruması sağladı . Nasıl desem ; nereye gitsem sürekli yanımda olmaları beni rahatsız ediyor . Değişen tek şey bu . Şu anda olduğu üzere ancak yurtdışına çıktığımda özgürce hareket edebiliyorum . Şimdi Türkiye'de toplantı olsaydı , yüzlerce polis beni korumak zorunda kalacaktı . Onların görevlerini yapmalarına birşey dediğimden değil de hani , daha önce de dediğim üzere , bu durum beni bir şekilde rahatsız ediyor .

MIZ : Aziz Nesin'in gelecekteki planları nelerdir ?

Aziz Nesin : Yapacağım öncelikli ilk iş ; söylediğim üzere anti-köktendinci dünya konferansı...

Sonraki niyetim binlerce kitap yazmak ; henüz yarım kalmış o kadar roman , tiyatro eseri , denemeler var ki . Onlarla meşgul olacağım .


Çeviri : Aydınus

Saygılarımla ...

dilaver
29-09-2008, 22:34
Başlıktak, tüm başlık konusu ile uzlaşmayan iletiler temizlenmiş ve başlık güncellenmiştir.

Konu Aziz Nesin ile söyleşidir. Başlık konusuna itirazı olan, eleştirisi olan, görüşü olan yazsın. Anlamsız tartışmalar ise site sakinlerini ilgilendirmez, öm yolu ile yapınız.

saygılarımla

KızıL
15-10-2008, 02:23
batıda demokrasi olduğuna kim inanırki zaten....

prometheus4517
15-10-2008, 16:45
bende daha çok var. :)

okinono
17-10-2008, 21:35
İnanca dayalı sistemler feodal bir yapının etkisi ile demokrasiden yoksunlar. Dünyanın 1/4 ü diyelim kabaca. Asya

Modern Kölelik ile sömürge yönetimleri altında kontrol edilen bir kıta var 1/4 de bu diyelim. Afrika, Avustralya

Sömürge ile beslenen bir kıta da var. Ki Sayın Aziz Nesin çok güzel ifade etmiş. Avrupa 1/4

Tüm dünyaya egemenliğini kabul ettirmek için çalışan kartallar da var. 1/4 Amerika.

Şimdi

1/4+1/4+1/4+1/4=4/4

Bütünün hiç birinde DEMOKRASİ yok demek ki.

Peki BUGÜN uygulananların adı neden demokrasi.

******nun adı neden Escort olduysa, Sömürgenin adı da ondandır.

Sayın Aziz Nesin "Ben batı demokrasine inanmıyorum" demekle. Ben demokrasiye bu asırda inanmıyorum demiştir bence.

Uygulamasında ikiyüzlülüğün, yazılı kurallarında adaletin olduğu ikiyüzlü bir sistemdir demokrasi. Ne zaman karşı çıksanız yazılı kurallar ile sustururlar sizi. Uygulamada yapılan riyakarlıklar da nedense hep MÜNFERİT dir. Bir türlü genel uygulama olmaz.

Krallık hiç olmaz ise güce dayalı zorba ama en azından zorbalığını riyakarlık yapmadan ortaya koyan daha dürüst bir yönetim.

Ya da mutlak adaleti arayacağız arkadaşlar.

Kimimiz Tanrı adına çıkacak yola, kimimiz insanlık adına...

Tanrı adına yola çıkanlar kendi yollarındaki Tanrıyı sömürü için kullananları temizleyerek yol alacaklar, İnsanlık adına yola çıkanlar da kendi yollarındaki insanlığı paspas yapanları temizlemekle meşgul olacaklar.

Ehh dünya yuvarlak.. :)

Selamlar

Serdar
28-10-2008, 16:54
Ne diyorsunuz? Ben batıda demokrasi olduğunu ilk defa başlıkta okudum.

evrensel-insan
30-10-2008, 02:35
Saygideger arkadaslar;

Batida veya dunyanin herhangibir yerinde veya ulkesinde demokrasi olup olmadigi, her demokrasi kavramindan ne algilandigina ve nasil ifade edildigine gore degisken ve gorecelidir. Her kavram gibi, demokrasinin anlamida, bir algi ve ifade konusudur. Bu da, her ideolojiye, bakis acisina ve kisiye gore degiskenlik gosterir.

Bence, once nerede demokrasi olup olmadigi degil; demokrasi kavramiyla neyin ifade edilip edilmedigi ortaya konmalidir.

Nerede demokrasi olup olmadigi, ancak ortak bir demokrasi ifadesinden sonra ortaya konabilir. Demokrasi, kavram olarak evrensel olsada; ifade olarak evrensel temelde ortak kabul goren bir ifadesi yoktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

yucemanitu
05-11-2008, 21:37
Ben de Batı demokrasisine inanmıyorum ama adamların bizden fersah fersah ileride demokrasisi var. Hangi Batı ülkesinde hem cumhurbaşkanı hem de başbakan aynı anda dolandırıcılık zanlısı? Hangi Batı ülkesinde Unakıtan gibi binbir iddianın uçuştuğu bakan maliye bakanı olarak görevine devam ediyor? Şu an Sivas Katliamının davasında savcı yakalanamayan 7 sanık için zamanaşımı talep etti. Katiller paçayı sıyırır mı bilemem ama bunu teklif etmek dahi iğrenç. Hangi tarihte Batı'da insan yakan faşistlerin affedilmesi teklif edildi? Bu arada tekrar edeyim ben de Batı demokrasisine inanmıyorum ama bizle kıyaslayınca Batı kırk kat daha demokrat.