PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkler ve Kürtler nasıl müslümanlaştırıldı ?


Aydınus
28-09-2008, 23:09
Türkler ve Kürtler nasıl müslümanlaştırıldı ?

( 01 Mart 2008 tarihinde Almanya'nın Köln şehrinde yapılan seminer . )

Konuşmacı : Erdoğan Aydın

http://ibka.org/node/698


Nasıl müslüman olduğumuzu kendimize hiç sormadık . Bu konuda topluma o kadar karışıp gitmiştik ki , dine ve Allah'a olan inancımızı bir kez olsun sorguya almadık ve tüm bunları kendi özgür irademizle yaptığımızı sandık .

Fakat sorgulamaya başladığımızda görüyoruz ki , müslümanlaşmamızın gerisinde İslami kaynaklarda dahi yeri olan kanlı ve korkunç bir tarih yatar . Resmi ve geleneksel söylem bunları daima gizlemeyi denemiştir . Şeriat yanlılarının gittikçe güçlendiği şu günlerde , şu çağımızda nasıl İslamlaştırıldığımız konusunu onların tekelinden kurtarmak daha da önem arzetmektedir . Gerek demokratik bir Türkiye yaratmak , gerekse Türkiyeli göçmenlerin demokratikleştirilmesini sağlamak benim açımdan pekala mümkün görünmektedir .

Tarihi anlamak için ta başlara dönmek gerekir .İsraillilerin Yahudiliği , Sasanilerin ve Kürtlerin eski Asya öğretisi , Çinlilerin ve Hindistanlıların budistliği gibi ,
müslümanlaştırılma öncesinde Türklerin de kendi siyasi , ekonomik ve kültür tarihinden oluşma bir inancı vardı : Şamanlık ...

Tıpkı önceleri Avrupa'nın bir kısmının hrıstiyanlaşması gibi Türklerin müslümanlaşmasının temelinde de sanıldığı gibi bir Tanrı inayeti sözkonusu değildir , aksine bu , 670 - 950 yılları arasında Orta Asya'da Türk milletlerine karşı yürütülen korkunç fetih savaşlarının bir sonucudur .

Sonrasında Türkler artık müslümanlaşmış bir halde Anadolu'ya akın etmişler ve Selçuklu ve Osmanlı adları ve kendi hükümranlıkları altında hristiyan Bizans İmparatorluğu'na karşı mücadeleye girişmişlerdir . Genelde İslam çevreleri Arapların Türkleri sadece müslümanlığa sevketmek istediği açıklamasına sığınırlar . Fakat tek sebep bu değildir ; zira savaşlar , elde edilen ganimetler vasıtasıyla zenginliğe ulaşmayı sağlar .

Arap mücahitleri en kısa yoldan zenginleşmek istiyorlardı . O zamanlar hayat şartları oldukça zordu . Kendilerine örnek olarak aldıkları kişiler ise peygamber Muhammet'le işbirliği yapmış ve dinsel fetvalarla ganimete ulaşıp en kısa yoldan zengin olmuş kişilerdi .

Arap mücahitlerinin ardından aileleri de gelmeye başladı ve böylelikle Arapların ilk göçü başlamış oldu . Birçoğu İran'a , Türkmenistan'a , Buhara'ya , Baykent'e , Semerkant'a ve böylesi daha nice zengin şehirlere akın etmeye başladılar . Türkler her ne kadar baskı dolasıyla müslüman olmuş gibi görünseler de evlerinde gizlice şamanlığı yaşamaktaydılar . Müslümanlık konusunda samimi olup olmadıklarının denetimi maksadıyla Arap ailelerini evlerine almak zorunda bırakıldılar . O zamanki komutanlardan Kuteybe birçok yeri ele geçirip sömürge altına almıştı bile . Arap aileleri hem siyasi gücün sağlanması hem de dinin yayılıp yaşanması konusunda işini çok kolaylaştırıyorlardı .

Türklerin ne korkunç yöntemlerle müslümanlaştırıldığını ayrıca İslam tarihçisi olarak bilinen Taberi'nin eserlerinde de görebiliriz .

Taberi eserinde şunları yazar :

- Bana bir Türk kellesi getiren , 100 dirhem alır .

Araplar işte Türklerin kellesini böyle koparıyor , paralarına böyle el koyuyor , gün geçtikçe sayılarını azaltıyor , neleri varsa savaş ganimeti olarak elkoyuyorlardı . Kuteybe , Talkan'a saldırdı . Öldürülenlerin sayısı oldukça fazlaydı . Türklerin cesetleri çevredeki tüm yollar boyunca ağaçlara asılmıştı . Daha sonra Mervelarüd saldırıya geçti . Türk lideri kaçtı , Kuteybe iki oğlunu esir aldı ve dedi ki :

- Allah'a yeminler olsun ki , eğer sizin gibi son sözlerim olarak üç kelime daha konuşabilme hakkına sahip olsaydım , şunları derdim : ''Uktülühü , uktülühü , uktülühü’ ( Hepsini öldürün , hepsini öldürün , hepsini öldürün . )

Hepsini öldürdüler ve kellelerini de Kuteybe'nin amiri ve ganimetin beşte birini alan Haccac'a gönderdiler . Semerkant'ın fethi sonrasında Kuteybe , yerine kardeşi Abdullah bin Amir'i bırakarak Mevr'e döndü . '' ( Taberani )

Üç yüzyıl süren Türk-Arap savaşlarından önemli kesitler :

1) 100.000 Türk katledildi .

2) 50.000 Türk köleleştirildi .

3) Şehirler yağmalandı , halk savaş ganimeti olarak esir edildi .

4) Birçok sanatsal zenginlik ve tarihi eserler yakıldı yokedildi .

5) Sadece Talkan katliamında 40.000 Türk'ün kellesi koparıldı , 24 km. boyunca yol üzerinde bulunan ağaçlara asıldılar .

6) Curcan katliamında da 40.000 Türk'ün kellesi uçuruldu , nehirler kırmızı aktı , bedenler yine ağaçlara asıldı .

7) ''Teslim olursanız , canınızı kurtarırsınız'' sözleri tutulmadı . Halk , erkek olsun kadın olsun ''şeriat , vaat diye birşey tanımaz'' gerekçesiyle katledildi .

8) Araplar bu savaşlar ve savaş ganimetleri sayesinde müthiş bir zenginliğe ulaştılar .

9) Türkler , Arap canavarlıklarından kendilerini korumaları için çaresizlikten Çinlilerden yardım istemek zorunda kaldılar .

Erdoğan Aydın sözlerinin sonunda İslamcılarla işbirliğine giden günümüz Türk milliyetçilerini ironik bir dille hicvetti . Zira Türklerin müslümanlaştırılması onların milliyetçi ideolojilerine tamamen ters bir durum arzetmektedir .

Çeviri : Aydınus

pante
28-09-2008, 23:14
Üç yüzyıl süren Türk-Arap savaşlarından önemli kesitler :

Bu 300 yıl anormal olmuş sevgili Aydınus.
Türklere saldırı 670'lerde başlamış, 740'a kadar devam etmiştir.
Yani toplam 70 yıl.

AKHENATON
28-09-2008, 23:24
Burda dikkat çekilmesi gereken nokta , asyadan gelip kürt olarak adlandırılan dağ Türkleri ile şuanki kürt denilenlerin uzaktan yakından ilgisi olmayıp, şuankilerin etnik kökeninin arap ve fars karışımı olduğu için zaten müslüman olduğudur.

Aydınus
28-09-2008, 23:31
Bu 300 yıl anormal olmuş sevgili Aydınus.
Türklere saldırı 670'lerde başlamış, 740'a kadar devam etmiştir.
Yani toplam 70 yıl.

Sevgili Pante !

Tercüme ettiğim yazıyı tekrar kontrol ettim . Orada senin dediğin gibi 670-740 tarihi değil , 670-950 tarihleri yazıyor .

Acaba tercüme ederken rakamları yanlış mı yazdım diye de kontrol ettim ; hayır , tercümede de yanlışlık yok .

Cümlenin orjinali aynen şöyle :

- sondern ist Ergebnis von in den Jahren 670 bis 950 geführten grausamen Eroberungskriegen im ursprünglichen Siedlungsgebiet der Turkvölker in Mittelasien .

( aksine 670 - 950 yılları arasında Orta Asya'da Türk milletlerine karşı yürütülen korkunç fetih savaşlarının bir sonucudur . )


***

300 yıl sürdüğüne dair cümleye gelince , orjinali şöyle :

- Die die wichtigsten Aspekte der fast 300 Jahre währenden Türkisch-Arabischen Kriege waren:

( Üç yüzyıl süren Türk-Arap savaşlarından önemli kesitler )


***

Eğer ki sen Araplarla Türkler arasındaki savaşın 670 yılından 740 yılına kadar olduğunu iddia ediyorsan , o zaman yazarda ( Erdoğan Aydın ) bir hata var demektir .

Ona göre bu savaşlar 670 yılından 950'ye kadar sürmüş , ki bu durumda toplam 280 yıl eder , yazar da bu rakamı yuvarlayıp 300'e tamamlamış .

pante
29-09-2008, 19:19
Eğer ki sen Araplarla Türkler arasındaki savaşın 670 yılından 740 yılına kadar olduğunu iddia ediyorsan , o zaman yazarda ( Erdoğan Aydın ) bir hata var demektir .

Ona göre bu savaşlar 670 yılından 950'ye kadar sürmüş , ki bu durumda toplam 280 yıl eder , yazar da bu rakamı yuvarlayıp 300'e tamamlamış .




Türklerin Araplara yenilgisi ve teslimiyeti olarak tarih 740'tır.
Talas Savaşında Çinlilere karşı Türk-Arap ittifakı vardır. (751)
Bu savaş, Türk-Arap savaşlarının da sona erdiği tarih olarak kabul edilir.

Eğer Erdoğan Aydın, Türklerin müslümanlaştırılması ile ilgili tarih veriyorsa bu 70-80 yıldır.
Ama Arap egemenliği altındaki Türklerin Abbasi Devleti içindeki çekişme ve çatışmalarından söz ediyorsa buna savaş denmemeli. Türklerin paralı asker dönemi, ordu ve yönetim içinde mevki edinme süreci ayrı bir tarih olarak değerlendirilmelidir.

840'larda kurulan Uygur Devleti ya da Karahanlılar kastedilemez. Çünkü Uygurlar din değiştirmiş ama Tengri dinini bırakıp Mani dinine geçmişlerdir.
Burada yeri gelmişken belirteyim, müslüman olmayı reddedip 70 yıl direnen Türkler içinde Uygurlar dünya tarihinde çok önemli bir örnektir. Çünkü kendi dinini bırakıp yabancı bir dini hiçbir baskı görmeksizin kendi istekleriyle kabullenmişlerdir.
Karahanlılar ise zaten müslümandı. İki devletin de Araplarla bir savaşı olmamıştır.
Gazneliler ise 963'de kurulmuştu.

Erdoğan aydın'ın gözünde 950 tariinin ne önemi olduğunu merak ettim doğrusu.

michaud
07-02-2009, 22:16
aslına bakarsanız Emeviler döneminden sonrada Türkler ve Araplar arasında savaşlar olmuştur. Abasiler iktidara geldikten sonra Hazar Türkleri ile iyi ilişkler kurmak istemiştir. Bu dönemde Abbasilerin temel amacı Fetihlerden çok fethedilen topraklarda Arap varlığını devam ettirip ülkeyi sağlamlaştırmakdı. Hazar Hakanlığı ise Araplar için en büyük dış dehtidti. Bu dönemdeki Abbasi halifsi Hazarlala iyi ilişkiler kurmak, ticareti arttırmak istiyordu. Hatta Hazar Hakanı ile akraba olarak barışın devamlılığını sağlamak istiyordu. Bunun için Hazar Hakanın kızını istedi ve bu isteği Hakan tarafından kabul edildi. Halife kızı almak için yüklü bir para verdi. Tabi Hazar Hakanıda kızı için büyük bir ceğiz hazırladı. Yanlız bu akrabalık ilişkileri çok uzun sürmedi. Hakan'ın kızının doğum sırasında ölmesi: Kızın intikam almak için öldürüldüğü şeklinde yorumlandı. Bunun üzerine yeniden savaş başladı, savaş yaklaşık 765 te oldu. Dolayısıyla Türkler ve araplar arasındaki savaşı bir 25 yıl daha arttırabiliriz.

Onursal Bedirhan
08-02-2009, 21:23
Bu Erdoğan Aydın ne kadar yalaka bir yazar, hep yalan dolan şeyler yazıyor. Sanki klürtler şamanmış gibi..

Kürtler zerdüşt dinine sahipti, http://ku.wikipedia.org/wiki/Zerde%C5%9Ft

Zerdüştlük veya şamanistlik her neyse sanki çok iyi bir dinmiş gibi!.. tabiki değil tüm dinler osuruktan teyyaredir.

Ha zerdüştlük, ha şamanistlik, ha müslümanlık hepsi aynı. Özellikle araplara duyulan kinden ötürü sadece bir dini red etmek, geri zakalılara has zanaattır.

pervane
08-02-2009, 22:11
Sevgili Onursal, Şamanizmin tanımı ile ilgili bir kargaşa var sanırım senin de kafan karışıyor bu konuda. Şamanizim bir ırka veya coğrafyaya ait din değil ilk inaç ritüelleridir ve bütün insanlık bu gelenekten geçmiştir. Dinler öncesidir yani.

evrensel-insan
10-02-2009, 23:27
Saygideger pervane;

Samanizm; ilk defa, soyut tek tanriyi ortaya atan ve onu erisilmez kilan bir inanistir. Samanizm den, once; somut tanrilar vardi-putlar, veya tanrilastirilmis; insanlar veya cisimler v.s. Islamin, Allah kokeni ve temeli; soyuta ve samanizme dayanir. Hristiyanligin; hem soyut hemde somut yonu vardir. Oyuzden de; dunyayi, ta Ronesans'a kadar-ortacaga- hem karanliga gommus, hemde tek yetkili din olmustur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
11-02-2009, 00:03
Evrensel-insan

Şu şamanizmin tanrıyı nasıl erişilmez kıldıgını biraz açıklayabilir misin. Yani kimse tanrıya erişemiyor mu. Şamanlar bile mi erişemiyor. Örneklerle lütfen, tabii şayet varsa.

saygılarımla

pervane
11-02-2009, 00:11
Nasıl yani ya! birileri bana bunun bir şaka olduğunu söylesin :rolleyes:

evrensel-insan
11-02-2009, 00:31
Saygideger dilaver;

Bu konuda daha once de yazdim. Samanizmin; Budha'nin ortaya attigi bir gorustur ve tanri konusuna yanasimda; ilk soyut yanasimdir. Soyut oldugu icinde; budha onu erisilmez kilmistir. Somut tanrilara erisiliyordu. Cunku, ya bir puttu, ya da bir insan veya bir cisim. Tanrinin; insanoglu tarafindan ne bes duyuyla, ne de dusunce ile erisilmeyecegini, ilk budha ortaya atti.

Bunlar, benim gorusum olarak algilanmasin. Ben samanizmin ve Budha'nin bu inanci, nasil ortaya attiginin dokumunu yapiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

pervane
11-02-2009, 00:37
Hocam dökümleri buraya alalım o zaman.

dilaver
11-02-2009, 00:44
Evrensel senin bu yaklaşımın karşısında pervane'ye katılıyorum. Yahu kardeşim hiç bir konuda bilgin yok, bunu anladık da nasıl bu kadar uydurup palavra sıkabiliyorsun onu anlamakta zorluk çekiyorum. Sen bizleri çocuk mu görüyorsun.

Şamanizm hakkında herhengi bir bilgin olmadıgı zaten bir önceki iletinde anlaşıldı. Bu soruyu da sırf o amaçla sormuştum. Hadi o konuda bir bilgin yok bari hiç bilmedigin Budizmi karıştırma. Budizmde tanrı yoktur.

Budizm, kurucusunun kendini ne tanrının bir peygamberi, ne de onun temsilcisi ilan ettigi, üstelik Tanrı-Yüce Varlık düşüncesini bile reddettigi tek dindir. Ama o kendisinin uyanmış oldugunu söyler ve bu noktadan hareketle ruhani rehber ve üstat oldugunu ileri sürer.

Budizm ile şamanizmi aynılaştıran kim miş acaba, senden başka. Yahu acı kardeşim bu insanlara; bu kadar da sallanmaz ki. Ayıptır, ayıp.

Üsteli şamanlar direkt ve somut olarak ruhlarla bag kurarlar. Bunun sana onlarca örnegini yazarım ve yazacaktım ama senin için ne fark edecek ki. Sen gene bildigini okuyacaksın.

saygılarımla

breymin
11-02-2009, 01:00
Evrensel senin bu yaklaşımın karşısında pervane'ye katılıyorum. Yahu kardeşim hiç bir konuda bilgin yok, bunu anladık da nasıl bu kadar uydurup palavra sıkabiliyorsun onu anlamakta zorluk çekiyorum. Sen bizleri çocuk mu görüyorsun.

Şamanizm hakkında herhengi bir bilgin olmadıgı zaten bir önceki iletinde anlaşıldı. Bu soruyu da sırf o amaçla sormuştum. Hadi o konuda bir bilgin yok bari hiç bilmedigin Budizmi karıştırma. Budizmde tanrı yoktur.

Budizm, kurucusunun kendini ne tanrının bir peygamberi, ne de onun temsilcisi ilan ettigi, üstelik Tanrı-Yüce Varlık düşüncesini bile reddettigi tek dindir. Ama o kendisinin uyanmış oldugunu söyler ve bu noktadan hareketle ruhani rehber ve üstat oldugunu ileri sürer.

Budizm ile şamanizmi aynılaştıran kim miş acaba, senden başka. Yahu acı kardeşim bu insanlara; bu kadar da sallanmaz ki. Ayıptır, ayıp.

Üsteli şamanlar direkt ve somut olarak ruhlarla bag kurarlar. Bunun sana onlarca örnegini yazarım ve yazacaktım ama senin için ne fark edecek ki. Sen gene bildigini okuyacaksın.

saygılarımla

Evet evrensel,biliyorsan konus millet bi adam görsün,bilmiyorsan eve git cocuklar bi baba görsün :D:D:D:D:D.
Not,forum kirliliyinden dolayi kusura bakmayim,kideme sayin.(bu yazinin benzerini bi birahanede bira icerken okumusdum o gün cok hosuma gitmisdi,asli söyleydi....paran varsa ic millet bi adam görsün,paran yoksa eve git cocuklar bi baba görsün).evrensel bunu saka kabul et....

evrensel-insan
11-02-2009, 01:07
Saygideger dilaver;

Budhizm ile samanizmin ortak noktasi-asceticism- Yani; ruhsal rahatlik. Vucut olarak; tanriya ulasamazsin, ancak ruhsal olarak ulasirsin. Hristiyanligin; gucu zaten; -father-son-and holy spirit olarak uclemedir. Dine ilk holy spiriti-kutsal ruh, tasiyan Budhadir ve kurucusudur. Oyuzden, samanizm temeli; mevlanaya, yunus emre'ye yansimistir. Hristiyanlikta, son, yani isa; father-babasi tanri ile ruhu birlestiren kopru olarak bilinir. Muslumanlikta ise bu kopru yoktur. Yani tanriya erisilmez sadece onun buyruklari yerine getirilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-02-2009, 01:20
Saygideger arkadaslar;

Asceticism'in felsefi yonunu;Sokrates,-dunyada umursamaz yasamak- Dini yonunu; Budha-ruhu bedenden ayirmak- ortaya atmistir. Ikisinin de, yasadigi donem Budha; M.O 483'te; Sokrates; M.O.470'de dogmustur. Hristiyanligin cikis tarihi de; 0 dir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-02-2009, 01:23
Saygideger pervane, dilaver ve papillion;

Sizlerden yanit bekliyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
11-02-2009, 01:34
Samanizmin; Budha'nin ortaya attigi bir gorustur ve tanri konusuna yanasimda; ilk soyut yanasimdir. ilk ileti

Budhizm ile samanizmin ortak noktasi-asceticism- Yani; ruhsal rahatlik. son ileti

Hangisi dogru evrensel

Şamanizmi Budha mı ortaya atmıştır, yoksa ortak kökeni mi vardır. Senin dışındaki tüm din alimleri ve din araştırmacıları Şamanizmin çok çok eski oldugunu söylüyorlar ve bir etkilenme varsa o da Budha'nın şamanizmden etkilendigidir.

Şimdi sen buna cevap ver. Gene sıkışınca başladın yabancı dil kullanmaya. Biradan da x y lere başlarsın. :eek:

Sokrates nereden çıktı. Bak sana bir tiyö vereyim . şamanizmden bahsetmek için gene Cro Magnon magaralarına gideceksin. Hani hep senin kaçtıgın yerlere ve oradaki Şaman betimlemelerine bakacaksın, uzun uzun inceleyeceksin. Sonra da palavra atmayacaksın. Önce ögreneceksin, sonra o konuda görüş iddia edeceksin.

Neden mi bunu söylüyorum. Çünkü Budha nın yaşam tarihlerini bile sallıyorsun. Budha'nın dogumu MÖ 523 (veya 532) ölümü ise MÖ 478 (veya 487) . Senin dogdu dedigin zaman Budha ölmüş. :D ( Kaynak M.Eliade. Dinsel Düşünceler Tarihi cilt 2 )

Ayrıca gene sıkıştın ki Müslümanlıktan Hiristiyanlıktan dem vuruyorsun. Konumuz Budhanın şamanizm ögretisi. :) Bundan haber ver ya da daha iyisini yap ve ne olur oku ve ögren beni de yorma.

saygılarımla

evrensel-insan
11-02-2009, 01:45
Saygideger dilaver;

Eger algilayarak okursan; ikisinin biribirini tamamladigini gorursun. Budha; samanizmin yaraticisidir. Cunku; daha sonra Kuzey Asya'da, ve Kuzey Amerika'da- ki, kizilderelilerin,tip ile ilgili adamlarina da saman denir- samanlar turemistir. Yunus Emre'de, mevlana'da bu temelde birer samandirlar.

Ruhun tarih sahnesine cikisi, Budha sayesindedir. Bunu ilk dine tasiyanda Hristiyanlik olmustur. Oyuzden de- o uclemeyi ortaya atmistir. Herkesin ruhunu bedenden ayirma dusuncesi degisiktir. Islamda'da ruh bedenden, ancak olumle ayrilir. Dolayisiyle, tanriya ancak ruhun erisir. Bedenin erisemez. Yani; ascetisizmin temeli; bedeni onemsemez, ruhu onemser. Beden sadece ruhu tasiyan bir cisimdir. Hristiyanlikta ise; Isanin dediklerini yaparsan, Tanri ile bulusursun, cunku koprudur. Hristiyanliktaki, holly-kutsal- kelimesine, dikkatini cekerim.

Ama muslumanlikta tanriya beden olarak erisemezsin. Cennete gidecek olan da, cehennemde yanacak olanda ruhundur, bedenin degil. Bilmem anlatabildim mi? Dolayisi ile; tanri ve ruh ayrilmaz ikilidir. Ruhun varligina inanan; otomatikman tanriya ve varligina inaniyor demektir.

Felsefe'nin tarihi; Eski yunanistan'da-Greek- ve M.O. 578 de baslar. Evet, Budhanin olum tarihini vermisim, dogum yerine. Dogum tarihi, M.O. 563.Socrates;470-399 M.O.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
11-02-2009, 01:58
Cro-magnon magaraları İÖ 30 binler evrensel. Budha ise İÖ 6 yy lar. Cro magnon magaralarında şaman tasvirleri ve resimleri var. Yani şamanizm var. Şimdi Budha şamanizmi ortaya attıysa Cro-magnon magaraları nedir. Bunu bana izah edermisin.

İkinci paragrafını okuyunca senle ugraşmaktan tekrar vazgeçtim. Bu kadar cehalet olamaz. Sen hiç Orpheus gizemlerinden bahsedildgini duydun mu. En yakını MÖ 8 yy. Budha MÖ 6 yy. Zerdüşt bile Budha da eski . Farişha ları duydun mu hiç, avesta da ( isim yanlış aklımda kalmış olabilir)

Evrensel seni pervane'nin şevkatli kollarına emanet ediyorum ve lütfen bilmedigin konularda fikir yürütme. :D

Hala İslam'dan Mevlana'dan bahsediyorsun. Yahu sen şamanizmin ne oldugunu biliyor musun. Bu başlıkta ve şamanizm konusunda daha seni ciddiye alıp da cevap yazmam.

Dionysos ya da Bakkha ayinlerini duydun mu hiç. İÖ 12 yy a kadar gider. Trakya, Frigya kökenlidir.

saygılarımla

evrensel-insan
11-02-2009, 02:26
Saygideger dilaver;

Bana, manastirin tarihi baslangicini soylermisin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
11-02-2009, 02:40
evrensel öteye beriye kaçma ve şamanizme gel. Bana cro-magnonu anlat. Ama bu sefer göbeklitepe gibi olmasın.

Bak evrensel insanlıgın geçmişi hakkında iddiaların olacak ise bunu insanlıga ait kanıtlara dayandırmalısın. Ben dedim oldu ile olmaz bu işler. Yeteri kadar kültürel veri var elimizde. Sana tavsiyem biraz bunları ögrenmeye çalışmandır.

Önce ögren sonra fikir geliştirirsin.

Dionysos gizemlerini bilmeden tanrı ile insan bedenleşmesini bilemezsin. Orpheusu bilmeden ruhu bilemezsin. Bunların hepsi Budha öncesidir.

Ayrıca şamanizm çok ve çok eskidir. Avcıların mitolojisidir. Sürece göre tanrı ya da ruh ile ilişkiliidir. Bunlar konusunda en ufak bir bilgin yok, kalkıp ahkam kesmeye çalışıyorsun. Ben buna izin verenmem evrensel kusura bakma.

Bir konuda bir yanıt istiyorsan önce soruları yanıtlayacaksın. Cro-magnon gibi. Eski ren geyigi kültü gibi. Ayı tapımı gibi. Eskimo törenleri gibi.

Bana Siu ların Büyük Buffalo efsanesinin en eski paleolitik çaglarda ne aradıgını ve neden duvarlara kazındıgını izah edeceksin. Elbette Büyük Buffalo efsanesinin ne oldugunu da bilmiyorsun ve Budha yı hiç tanımamış bir toplulukta ne aradıgı konusunda da en ufak bir fikrin yoktur, olamaz da zaten .

Neyse sizi pervane ile baş başa bırakayım. Cro-magnon un cevabını alınca sürece katılırım.

Yani önce ögreneceksin.

saygılarımla

evrensel-insan
11-02-2009, 04:01
Saygideger dilaver;

Tapinmalar ve gommeler; orta paleolitik (300-30), Cro-Magnon'lar, yukari paleolitik devirde yasamislar(40-10), bu durumda; modern insan sayilan; Cro-Magnonlardan once, tapinmalar ve gommeler varmis. Yani, tapinma ve gomme ; modern insandan-Cro magnon-once baslamis. Eeee, ne olacak, simdi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-02-2009, 15:35
Saygideger pervane;

Kurtar, beni bu sekter adamin, elinden. :o

Ne yapalim "her horoz, kendi ciftliginde otermis":rolleyes:

Ama, bu konular; dilaver kadar ilgimi cekerse; o zaman elimden cekecegi var!;)

Benim adim hidir, simdilik bu konularda bildigim budur. :p

Saygilarimla;
evrensel-insan

pervane
11-02-2009, 23:20
Hocam korkarım! sizi bu defa ben bile kurtaramayacağım! Dün okuduğum satırlardan sonra şefkat damarlarımda tıkanıklık meydana geldi. Kaşım gözüm seğiriyor, rehabiliteye ihtiyacım var. Hem bu başlık ile ilgili olmayan bir tartışma başladı, hem de uğradığım kısmi felç! halini atlatabilirsem konuya yakışır bir başlıkta devam ederiz. Süreyi iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Bu inmenin beynimde nasıl bir hasar bırakacağını bilemiyorum.:D

evrensel-insan
11-02-2009, 23:29
Saygideger pervane;

Herkes, kendi ilgisini ceken onu etkiliyen ve onemsedigi konularda, "dogru" bilgi sahibi olur. Ya da; bilgisini ilerletir veya tazeler. Bunlar, benim cocuklugumdan kalma ve kulaktan dolma bilgiler. Aslinda, bir yerde de iyi oluyor. Bilgiler, kontrolden geciyor. O YUZDEN BEN MEMNUNUM. Benim, ilgi-etki-onem alanim baska. Ben onlara konsantre oluyorum. Su siteye girdigimden beri; din ve tanri uzerine gecirdigim zamani; toplasan ben 40 sene de gecirmedim. Ama, dedim ya; bazi bilgilerimi; hem yeniliyor, hem de; tazeliyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
11-02-2009, 23:30
Ama, bu konular; dilaver kadar ilgimi cekerse; o zaman elimden cekecegi var!;)

sayın evrensel konular ilginizi çektigi zaman konuşmanızda fayda var o zaman.
Çekmeden ya da bilgi sahibi olmadan degil.

Benim adim hidir, simdilik bu konularda bildigim budur. :p

Adınız hıdır olmadıgı için bildiginiz bir şey de yok, zorlamayın lütfen. Sizi kırmak ya da zorlamak istemiyorum. Ama bilmediginiz konularda ahkam kesmeyin.

Bana cevaben yazdıgınız konuda gene kaçak güreştiniz. Ölüm kültü neandertalden bu yana var. Ayrıca konumuz gömme kültü degildi, şamanizmdi.

saygılarımla

evrensel-insan
11-02-2009, 23:49
Saygideger dilaver;

Kusura bakma ama; senden, hic ogretmen olmaz. Ne bir talebe anlayisiniz, ne de "bu sahsin, bu konuda bildigi" bu deyip; onu ogrenmeye tesvik etme ozelliginiz var. Ustelik hep unuttugun bir konuda; benim herhangi birseyi ispat etme gibi bir amacim olmadigi.

Eger, senden, birsey ogrenme durumunda olanlar varsa; onlara bol "sabir "diliyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

cigi
12-02-2009, 02:01
Sevgili dilaver ve evrensel-insan;

Ben ikinizede sabirlar diliyorum.:)
Bakalim kim galip gelecek.

Saygilar.

evrensel-insan
12-02-2009, 02:46
Saygideger cigi;

Bu yolda; galip-maglup yok, bilgi paylasimi ve bilgilenme var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ratiönalism
12-02-2009, 16:02
Evrensel ve Dilaver abi ikinizde ''bizlerin'' yaptığı gibi atışmayı bıraksanız:)
Bilgilerinizle konuşsanız olmaz mı

Hadi bakalım umarım karşınızdaki çocuğun öğütünü dinlersiniz:)

NOT;Ben Şamanizm'i Türklerin dini diye biliyorum:D Buda falan açıkcası bende duymadım

cigi
13-02-2009, 12:43
Saygideger cigi;

Bu yolda; galip-maglup yok, bilgi paylasimi ve bilgilenme var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sayin evrensel hocam;

Ne düsündügümü, yazamamisim. Ben hataliyim bu konuda. Kusuruma bakma.

Saygilar.

KızıL
17-02-2009, 21:44
valla kürtlerinkiyle ilgili çok bilgim yok ama türklerin osmanlıda vilayetlerde beylıklerde osmanlının baskısıyla müslümanlaştırıldığını anlatan bi kitap okumuştum...

Bie
20-03-2009, 00:54
Burda dikkat çekilmesi gereken nokta , asyadan gelip kürt olarak adlandırılan dağ Türkleri ile şuanki kürt denilenlerin uzaktan yakından ilgisi olmayıp, şuankilerin etnik kökeninin arap ve fars karışımı olduğu için zaten müslüman olduğudur.

Bu bilgiyi nerden aldin acaba bir baskasinin kimligini kendisinden daha iyi nasil bilebilirsin, ancak arastirma yaparak, neye dayanarak buradaki insanlarin kimliginin farkli oldugunu iddia edebiliyorsun ayrica tarihciler arasinda etnisite ayirma konusunda hangi kriterleri gozonune aliyorsun?

pervane
20-03-2009, 01:17
Sn. Bie hoş geldiniz, ama bilinmeyen bir adrese sorularınızı yöneltmişsiniz. İlgili üye şu anda hem var hem yok gibi:)

nekadarcahilim
09-06-2009, 06:33
valla kürtlerinkiyle ilgili çok bilgim yok ama türklerin osmanlıda vilayetlerde beylıklerde osmanlının baskısıyla müslümanlaştırıldığını anlatan bi kitap okumuştum...


kitap ismi alabilirmiyim.o yazara mesaj atmak isterim :D

ayrıca talas savaşını iyi irdelemenizi öneririm.

Saygılarımı sunarım :D

Akhenaton
09-06-2009, 14:48
Sn. Bie hoş geldiniz, ama bilinmeyen bir adrese sorularınızı yöneltmişsiniz. İlgili üye şu anda hem var hem yok gibi:)


Niye Tanrımıyım ben.:boink:

Akhenaton
09-06-2009, 14:50
Saygideger dilaver;

Bu konuda daha once de yazdim. Samanizmin; Budha'nin ortaya attigi bir gorustur ve tanri konusuna yanasimda; ilk soyut yanasimdir. Soyut oldugu icinde; budha onu erisilmez kilmistir. Somut tanrilara erisiliyordu. Cunku, ya bir puttu, ya da bir insan veya bir cisim. Tanrinin; insanoglu tarafindan ne bes duyuyla, ne de dusunce ile erisilmeyecegini, ilk budha ortaya atti.

Bunlar, benim gorusum olarak algilanmasin. Ben samanizmin ve Budha'nin bu inanci, nasil ortaya attiginin dokumunu yapiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel atılırda bu kadar atılmaz hani.

evrensel-insan
09-06-2009, 18:10
Saygideger Akhenaton;

Daha once de soyledim, bos bogazlilik yok, demogoji yok; dagarciginda varsa bir bilgi kirintisi, onu dokul de; herkes bir gorsun.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Akhenaton
09-06-2009, 19:45
Saygideger Akhenaton;

Daha once de soyledim, bos bogazlilik yok, demogoji yok; dagarciginda varsa bir bilgi kirintisi, onu dokul de; herkes bir gorsun.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Yahu evrensel seni takip ediyoruz işte.Yanlız böyle giderse benide dilaver gibi Stalinci marksist yapacaksın.:frusty:

nogada
09-06-2009, 19:58
Türkler ve Kürtler nasıl müslümanlaştırıldı ?

( 01 Mart 2008 tarihinde Almanya'nın Köln şehrinde yapılan seminer . )

Konuşmacı : Erdoğan Aydın

http://ibka.org/node/698


Nasıl müslüman olduğumuzu kendimize hiç sormadık . Bu konuda topluma o kadar karışıp gitmiştik ki , dine ve Allah'a olan inancımızı bir kez olsun sorguya almadık ve tüm bunları kendi özgür irademizle yaptığımızı sandık .

Fakat sorgulamaya başladığımızda görüyoruz ki , müslümanlaşmamızın gerisinde İslami kaynaklarda dahi yeri olan kanlı ve korkunç bir tarih yatar . Resmi ve geleneksel söylem bunları daima gizlemeyi denemiştir . Şeriat yanlılarının gittikçe güçlendiği şu günlerde , şu çağımızda nasıl İslamlaştırıldığımız konusunu onların tekelinden kurtarmak daha da önem arzetmektedir . Gerek demokratik bir Türkiye yaratmak , gerekse Türkiyeli göçmenlerin demokratikleştirilmesini sağlamak benim açımdan pekala mümkün görünmektedir .

Tarihi anlamak için ta başlara dönmek gerekir .İsraillilerin Yahudiliği , Sasanilerin ve Kürtlerin eski Asya öğretisi , Çinlilerin ve Hindistanlıların budistliği gibi ,
müslümanlaştırılma öncesinde Türklerin de kendi siyasi , ekonomik ve kültür tarihinden oluşma bir inancı vardı : Şamanlık ...

Tıpkı önceleri Avrupa'nın bir kısmının hrıstiyanlaşması gibi Türklerin müslümanlaşmasının temelinde de sanıldığı gibi bir Tanrı inayeti sözkonusu değildir , aksine bu , 670 - 950 yılları arasında Orta Asya'da Türk milletlerine karşı yürütülen korkunç fetih savaşlarının bir sonucudur .

Sonrasında Türkler artık müslümanlaşmış bir halde Anadolu'ya akın etmişler ve Selçuklu ve Osmanlı adları ve kendi hükümranlıkları altında hristiyan Bizans İmparatorluğu'na karşı mücadeleye girişmişlerdir . Genelde İslam çevreleri Arapların Türkleri sadece müslümanlığa sevketmek istediği açıklamasına sığınırlar . Fakat tek sebep bu değildir ; zira savaşlar , elde edilen ganimetler vasıtasıyla zenginliğe ulaşmayı sağlar .

Arap mücahitleri en kısa yoldan zenginleşmek istiyorlardı . O zamanlar hayat şartları oldukça zordu . Kendilerine örnek olarak aldıkları kişiler ise peygamber Muhammet'le işbirliği yapmış ve dinsel fetvalarla ganimete ulaşıp en kısa yoldan zengin olmuş kişilerdi .

Arap mücahitlerinin ardından aileleri de gelmeye başladı ve böylelikle Arapların ilk göçü başlamış oldu . Birçoğu İran'a , Türkmenistan'a , Buhara'ya , Baykent'e , Semerkant'a ve böylesi daha nice zengin şehirlere akın etmeye başladılar . Türkler her ne kadar baskı dolasıyla müslüman olmuş gibi görünseler de evlerinde gizlice şamanlığı yaşamaktaydılar . Müslümanlık konusunda samimi olup olmadıklarının denetimi maksadıyla Arap ailelerini evlerine almak zorunda bırakıldılar . O zamanki komutanlardan Kuteybe birçok yeri ele geçirip sömürge altına almıştı bile . Arap aileleri hem siyasi gücün sağlanması hem de dinin yayılıp yaşanması konusunda işini çok kolaylaştırıyorlardı .

Türklerin ne korkunç yöntemlerle müslümanlaştırıldığını ayrıca İslam tarihçisi olarak bilinen Taberi'nin eserlerinde de görebiliriz .

Taberi eserinde şunları yazar :

- Bana bir Türk kellesi getiren , 100 dirhem alır .

Araplar işte Türklerin kellesini böyle koparıyor , paralarına böyle el koyuyor , gün geçtikçe sayılarını azaltıyor , neleri varsa savaş ganimeti olarak elkoyuyorlardı . Kuteybe , Talkan'a saldırdı . Öldürülenlerin sayısı oldukça fazlaydı . Türklerin cesetleri çevredeki tüm yollar boyunca ağaçlara asılmıştı . Daha sonra Mervelarüd saldırıya geçti . Türk lideri kaçtı , Kuteybe iki oğlunu esir aldı ve dedi ki :

- Allah'a yeminler olsun ki , eğer sizin gibi son sözlerim olarak üç kelime daha konuşabilme hakkına sahip olsaydım , şunları derdim : ''Uktülühü , uktülühü , uktülühü’ ( Hepsini öldürün , hepsini öldürün , hepsini öldürün . )

Hepsini öldürdüler ve kellelerini de Kuteybe'nin amiri ve ganimetin beşte birini alan Haccac'a gönderdiler . Semerkant'ın fethi sonrasında Kuteybe , yerine kardeşi Abdullah bin Amir'i bırakarak Mevr'e döndü . '' ( Taberani )

Üç yüzyıl süren Türk-Arap savaşlarından önemli kesitler :

1) 100.000 Türk katledildi .

2) 50.000 Türk köleleştirildi .

3) Şehirler yağmalandı , halk savaş ganimeti olarak esir edildi .

4) Birçok sanatsal zenginlik ve tarihi eserler yakıldı yokedildi .

5) Sadece Talkan katliamında 40.000 Türk'ün kellesi koparıldı , 24 km. boyunca yol üzerinde bulunan ağaçlara asıldılar .

6) Curcan katliamında da 40.000 Türk'ün kellesi uçuruldu , nehirler kırmızı aktı , bedenler yine ağaçlara asıldı .

7) ''Teslim olursanız , canınızı kurtarırsınız'' sözleri tutulmadı . Halk , erkek olsun kadın olsun ''şeriat , vaat diye birşey tanımaz'' gerekçesiyle katledildi .

8) Araplar bu savaşlar ve savaş ganimetleri sayesinde müthiş bir zenginliğe ulaştılar .

9) Türkler , Arap canavarlıklarından kendilerini korumaları için çaresizlikten Çinlilerden yardım istemek zorunda kaldılar .

Erdoğan Aydın sözlerinin sonunda İslamcılarla işbirliğine giden günümüz Türk milliyetçilerini ironik bir dille hicvetti . Zira Türklerin müslümanlaştırılması onların milliyetçi ideolojilerine tamamen ters bir durum arzetmektedir .

Çeviri : Aydınus






Bunlar çok komik iddialardır.Abartılması içinde 24 kilometre boyunca falan gibi dehşet verici tabirler kullanılmıştır.Daha önce yazdığım bir yazıyı buraya aynen aktarıyorum;

Çölde deve pisliği toplayan ancak birbirlerine savaş üstünlüğü kurabilen basit arap kabilelerimi,o zaman yaşayan en büyük askeri teknik ve en güçlü ordulara sahip olan TÜRK'lere bunları yaptı güldürmeyin beni.Dünyanın her zaman en büyük insan topluluğu olmuş ve sırf türk akınlarından kurtulmak için dünyaın 7 harikasından biri olan muazzam çin seddini yapan ve yinede akınlara engel olamamış çinlileri dize getiren bir toplumu mu zaptetti bu Çadır kabileleri,avrupanın en büyük imparatorluklarını dize getiren,kavimler göçünü başlatan yeni bir tarih açan,dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran,savaş tekniklerinde her zaman mükemmel sonuç alan bir milletimi dize getirdi bu çapulcu arap sürüsü?

Üstelik saldırı diyorsunuz bizim ecdatlarımız bırakın kendi hücumlarında kaybetmeyi,savunmada hiç kaybetme ihtimalleri olmamıştır.Ayrıca hilal taktiği denilen taktiği araplara biz öğretmişizdir.Yenilenlerin taktiğinimi alacaklar kazanmış olan bedevi güruhları.

Bunlar çok komiktir.Araplar tarih boyunca türklerden çekinmiş ve korkmuşlardır,onlar tarafından zapt edilince de yiğidin hakkı,kazananın hakkı kazananındır diyerek ne kadar korkup karşı savunmaya geçmediklerini anlayabiliriz.

şahalamut
10-06-2009, 09:01
yedi cihana altı yüzyıl hükmettmiş koskoca devletli yıkılacak deselerdi kanuni döneminde ne komik olurdu degilmi?şimdi tamda burdan bütün komikliklerini birdaha gözden geçirirsen hep beraber dahada gülebiliriz sanırım ama acı acı...

nogada
11-06-2009, 01:00
Sayın Arkadaşlar...

Daha önce başka bir forumda yazdıkalrımı burdada tekrar sizlerle paylaşıyorum...

Dediklerinizi zaten okumuştum bir çoğunu biliyordum.Burda Türk'ün üstünlüğü gösterilmiş.

Fakat yineliyorum hadisler beni lehimize de olsa aleyhimize de hadisler beni bağlamaz.Gerçekliği şüphelidir...

Ama merak eden arkadaşlar şunları okuyabilirler...

1 - HZ. PEYGAMBER BUYURMUŞTUR Kİ,

- “HABEŞLİLER SİZİNLE UĞRAŞMADIKÇA, SİZ DE ONLARLA
UĞRAŞMAYINIZ. HELE TÜRKLER SİZE DOKUNMADIĞI SÜRECE, SİZ DE
TÜRKLERE SAKIN DOKUNMAYINIZ!” (HİTAP TABİİ ARAPLARA)

BİLİNDİĞİ GİBİ, HABEŞİSTAN’IN HIRİSTİYAN KRALI NECAŞİ, İLK
MÜSLÜMANLARA KUCAK AÇMIŞTI. BUNUN İÇİN PEYGAMBERİMİZİN
SEVGİSİNİ KAZANMIŞTI.

2- “KENDİ HALİNDE YAŞIYAN İKİ KAVİM ÜZERİNE VARMAYINIZ.
ONLARI KIŞKIRTMAYINIZ! TÜRKLER VE HABEŞLİLER SİZE
DOKUNMADIKÇA SİZ DE ONLARA DOKUNMAYINIZ!”

3 – “TÜRKLER SİZE DOKUNMADIKÇA, SİZ DE TÜRKLERE DOKUNMAYINIZ.
ZİRA ONLAR ÇOK SERT VE HAŞİN TABİATLI KİMSELERDİR.” (BAŞINIZ
BELÂYA GİRER)

4- “TÜRKLER SİZE DOKUNMADIĞI SÜRECE, SİZ DE ONLARA
DOKUNMAYINIZ. ZİRA KANTURA SOYUNDAN GELEN BU TÜRKLER,
İLK DEFA ALLAH’IN BENİM ÜMMETİME (YANİ ARAPLARA) VERDİĞİ
MÜLK VE HİLAFET NİMETİNİ ELLERİNDEN ÇEKİP ALACAKLARDIR.”

5 - AMR BİN TAĞLİB’DEN RİVAYET EDİLDİĞİNE GÖRE, HZ. PEYGAMBER
Kaynak: Wardom (http://www.wardom.org/) http://www.wardom.org/showthread.php?t=55748 (http://www.wardom.org/showthread.php?t=55748)
BUYURMUŞTUR Kİ:

-“KIYAMET KOPMASININ ŞARTLARINDAN BİRİ DE SİZLERİN (TABİİ
ARAPLARIN) KILDAN ÇARIK GİYEN BİR KAVİMLE HARBETMENİZDİR.

-“YİNE KIYAMET KOPMASININ ŞARTLARINDAN BİRİ DE SİZLERİN
(TABİİ GENE ARAPLARIN) GENİŞ YUVARLAK YÜZLÜ, ÖYLE Kİ YÜZLERİ
ÖRS ÜZERİNDE DÖĞÜLMÜŞ, VE ÜZERİ DERİLERLE KAPLANMIŞ KALKANLAR
GİBİ SERT BİR KAVİMLE ÇARPIŞMANIZDIR!”

6 - EBU HÜREYRE’DEN RİVAYET EDİLDİĞİNE GÖRE, HZ. PEYGAMBER
BUYURMUŞTUR Kİ,

-“SİZLER (TABİİ ARAPLAR) KÜÇÜK ÇEKİK GÖZLÜ, KIRMIZI BENİZLİ,
YATIK BURUNLU , ÇEHRELERİ SANKİ ÖRS ÜZERİNDE DÖGÜLMÜŞ VE
ÜZERİ DERİLERLE KAPLANMIŞ KALKANLAR GİBİ SERT BİR KAVİM
OLAN TÜRKLERLE ÇARPIŞMADAN KIYAMET KOPMIYACAKTIR!”

-“YİNE SİZLER (TABİİ ARAPLAR) KILDAN ÇARIK GİYEN BİRİ KAVİMLE
ÇARPIŞMADIKÇA, KIYAMET KOPMIYACAKTIR!”

7 - ABDULLAH BİN BÜREYDE’NİN BABASINDAN RİVAYET EDİLDİĞİNE
GÖRE, HZ. PEYGAMBER BUYURMUŞTUR Kİ,

- SİZLER (TABİİ GENE ARAPLAR), ŞÜPHESİZ ÇEKİK GÖZLÜ BİR KAVİM
OLAN TÜRKLERLE ÇARPIŞACAKSINIZ. ONLAR SİZLERİ ÜÇ DEFA
SÜRÜP KOVALIYACAK, VE SONUNDA SİZLERE ARABİSTAN
YARIMADASINDA YETİŞECEKLERDİR!..BİRİNCİ İSTİLÂDA ONLARIN
ÖNÜNDEN KAÇANLAR MUTLAK BİR FELÂKETTEN KURTULACAKLARDIR.
İKİNCİ TAKİPTE İSE BAZILARINIZ KAÇIP KURTULACAK, VE BAZILARINIZ
İSE HELÂK OLUP GİDECEKTİR! ÜÇÜNCÜDE İSE ONLARIN İSTİLÂSI
SONA EDECEKTİR! (YANİ ÜLKENİZİ ELE GEÇİRECEKLERDİR)”

8 - HZ. PEYGAMBER ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:

-“BENİM ÜMMETİMİ (YANİ ARAPLARI) ÖYLE BİRİ KAVİM SÜRÜP
KOVALIYACAKTIR Kİ, ONLARIN YÜZLERİ ENLİ, GÖZLERİ KÜÇÜK,
ÇEHRELERİ SANKİ DERİLERLE KAPLI KALKANLAR GİBİDİRLER.
ONLAR ÜÇ DEFA ARABİSTAN YARIMADASINA KADAR İLERLİYECEKLERDİR.
İLK İSTİLÂDA ONLARIN ÖNÜNDEN KAÇANLAR KURTULACAKLARDIR.
İKİNCİ İSTİLÂDA BAZILARI HELÂK OLACAK, BAZILARI KURTULACAKLARDIR.
ÜÇÜNCÜ İSTİLÂDA İSE ONLARIN KÖKLERİ KESİLECEKTİR. (YANİ ARKADAN
GELEN İSTİLÂCILAR DURACAKTIR. TÜRKLER YOK OLACAK DEĞİL!.. İSTİLÂ
EDEN, GALİP GELEN ONLAR!)”

-“İŞTE ONLAR TÜRKLERDİR! NEFSİM YED-İ KUDRETİNDE OLAN ALLAH’A
YEMİN EDERİM Kİ, TÜRKLER ÇOK YAKINDA ATLARINI MÜSLÜMAN
Kaynak: Wardom (http://www.wardom.org/) http://www.wardom.org/showthread.php?t=55748 (http://www.wardom.org/showthread.php?t=55748)
MESCİTLERİNİN DİREKLERİNE BAĞLAYACAKLARDIR!”

9 - HZ. PEYGAMBER BUYURMUŞTUR Kİ,

-ŞÜPHESİZ ÜMMETİMİ (TABİİ ARAPLARI) ÜÇ DEFA YÜZLERİ GENİŞ,
ÇEHRELERİ SANKİ DERİLERLE KAPLI KALKANLAR GİBİ OLAN
BİR KAVİM KOVALIYACAK, VE SONUNDA ONLARA ARAP YARIMADASINDA
YETİŞECEKLERDİR.”

“EY ALLAH’IN RESULÜ, ONLAR KİMLERDİR?” DİYE SORULDUKTA,

-“TÜRKLERDİR. NEFSİM YED-İ KUDRETİNDE OLAN ALLAH’A YEMİN
EDİYORUM Kİ, ONLAR MUTLAKA ATLARINI MÜSLÜMANLARIN
MESCİTLERİNİN DİREKLERİNE BAĞLAYACAKLARDIR,.”

BUYURMUŞLARDIR.

PEKİ, BUNUN TARİHLE BİR BAĞLANTISI VAR MI?… ELBETTE VAR!..
BİRİNCİ DALGA TUĞRUL BEY’LE GELEN SELÇUKLULARDIR!.. (1055) İKİNCİ
DALGA CENGİZ HANIN ORDULARIDIR. (1247) ÜÇÜNCÜ VE DURULAN
DALGA DA YAVUZ SULTAN SELİM’İN FETHİDİR. (1517) MESCİT DİREĞİNE
AT BAĞLAMA OLAYI DA HÜLAGU’NUN SÜVARİLERİ İLE İLGİLİ OLSA
GEREKTİR.

İŞİN ENTERESAN YANI, DEĞİŞİK VERSİYONLARINI VERDİĞİMİZ BU
HADİSLERİN, ÇOK DAHA ÖNCEDEN DERLENMİŞ OLMASIDIR. YANİ,
PEYGAMBERİMİZ GERÇEKTEN GELECEĞİ GÖRMÜŞTÜR.

BİTMEDİ!..

10 - AHMED BİN KAYS, HALİFE ÖMER’E “HORASAN’I FETHETTİĞİNİ”
YAZDIĞINDA, HZ. ÖMER:

- “KEŞKE ORALARA KADAR BİR ORDU GÖNDERMEMİŞ OLSAYDIM.
NEHİR (CEYHUN) İLE BİZİM ARAMIZDA ATEŞTEN BİR DENİZ OLMASINI
NE KADAR İSTERDİM,”

DEDİ… HZ. ALİ SORDU:

- “NİÇİN EY MÜMİNLERİN EMİRİ?”

- “ÇÜNKÜ ORANIN AHALİSİ YERLERİNDEN ÇIKACAK VE ÜÇ DEFA
DAĞILARAK DÜNYAYI İSTİLÂ EDECEKLERDİR. ÜÇÜNCÜSÜ ONLARIN
SON İSTİLÂSI OLACAKTIR.”

10- İBNİ ZİL KALA ANLATIYOR:

- “BİR GÜN MUAVİYE’NİN YANINDA İDİM. ONA ERMENİYE VİLAYETİNİN
VALİSİNDEN ULAK GELDİ. MUAVİYE VALİNİN YAZMIŞ OLDUĞU
MEKTUBU OKUDU. HİDDETLENMEKTEN KENDİNİ ALAMADI. SONRA
KÂTİPLERİNDEN BİRİNİ ÇAĞIRDI. ONA VALİNİN YAZISINA KARŞI
‘ŞÖYLE CEVAP YAZ’ DEDİ:

-“ İDARENDEKİ ARAZİYE TÜRKLER’İN AKIN VE YAĞMALARDAN
BULUNDUKLARINDAN, BUNUN ÜZERİNE ONLARI ARKALARINDAN
TAKİP İÇİN SÜVARİ BİRLİKLERİ SEVKETTİĞİNDEN, VE BU
TAKİPÇİLERİN YAĞMA EDİLEN ŞEYLERİ ONLARIN ELİNDEN ALMIŞ
OLDUKLARINDAN BAHSEDİP DURUYORSUN!”

- “ANAN SANA MÂTEM TUTSUN!”

-“SAKIN BİR DAHA BÖYLE BİR HAREKETTE BULUNMA! TÜRKLER’İ
KENDİNE KARŞI KIŞKIRTMA! VE ONLARDAN SAKIN BİR ŞEYLER
ALMAYA ÇALIŞMA!”

-“BEN ALLAH’IN ELÇİSİNDEN İŞİTTİM. BUYURDULAR Kİ:

- “TÜRKLER YAVŞAN OUT BİTEN YERLERE (YANİ ARABİSTAN’IN
GÜNEY KESİMLERİNE) KADAR İLERLİYECEKLERDİR!”

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ ARAPLAR, PEYGAMBERİN İKAZLA GECİKTİRMEYE
ÇALIŞTIĞI SONU, TÜRKLERİ KIŞKIRTARAK ÇABUKLAŞTIRMIŞLARDIR.
SİTENİN KADROLU MİSYONER “TARİHÇİ” VE HADİSCİ”SİNİN İDDİA
ETTİĞİ GİBİ, TÜRKLER İSLÂM’DAN ZARAR GÖRMEMİŞ, TAM TERSİNE
1000YILDAN BERİ İSLÂM’IN BEKÇİSİ, HAÇLI SÜRÜLERİNİ DURDURAN
KALKANI OLMUŞ, VE OSMANLILAR DÜNYANIN EN BÜYÜK MÜSLÜMAN
DEVLETİNİ KURMUŞTUR.

PEKİ, OLAY SÂDECE HADİS Mİ?.. YANİ TÜRKLER’İN İSLÂM’IN ÖNDERİ,
EN GÜÇLÜ SAVUNUCUSU OLMASI, BU KUDRETİN ONLARIN ELİNE
GEÇMESİ SÂDECE HADİSLERDE Mİ YER ALIYOR?

HAYIR!.. ASLINDA BU HADİSLER İLHAMINI MAİDE SÛRESİ 54. ÂYET’TEN
ALIYOR!

- "EY İMAN EDENLER!.. İÇİNİZDEN KİM DİNİNDEN
DÖNERSE (BİLSİN Kİ), ALLAH TEALA BİR KAVİM
GETİRİR Kİ, ONLARI SEVER! ONLAR DA O'NU
SEVERLER!"

-“ONLAR MÜMİNLERE KARŞI ALÇAKGÖNÜLLÜ,
KÂFİRLERE KARŞI ZORLU OLURLAR! ALLAH
YOLUNDA (KORKMADAN) CİHAD
EDERLER!.. KENDİLERİNİ KINAYANLARIN
KINAMASINDAN ÇEKİNMEZLER!.”

-“BU, ALLAH’IN BİR FAZLIDIR Kİ, ONU DİLEDİĞİNE
VERİR!”

ÇOK ŞÜKÜR Kİ, ALLAH BU LÜTFU MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİNE
BAHŞETMİŞTİR!.. ÂYET ARAPLARIN YERİNE İSLAM’IN BAŞINA GEÇEN
TÜRKLERLE İLGİLİDİR.

Saygılarımla...

walla
12-06-2009, 23:27
Hadisler yazılı tarih mi yoksa efsane mi.

0ne
13-06-2009, 10:29
Hadisler yazılı tarih mi yoksa efsane mi.

buhari nin KIT'ALUT TURK ünde yazanları türk islam senteziyle

bağdaştıramayanların savunma , şirketi aklama taktiklerinden başka

bir şey gözükmüyor

nogada
13-06-2009, 18:02
Sayın one ne demek istediğinizi tam olarak anlayamadım,biraz devrim cümle var sınırsam.Biraz daha açık anlatabilirmisiniz ney ikastettiğinizi...?

Saygılarımla...

caglayan
16-04-2010, 22:58
Amerika yerlilerinin 13.000. yilonce Asya`dan geldiklierini biliyoruz. bu insanlar saman. oysa bu tartismada gecen Budha`nin yasi pek genc. násil oluyorda, samanizm Budha`dan doguyor. daha basinda celiski var.Evrensel bir aciklama yapman gerekmiyormu ?

atillas
21-08-2010, 16:32
Bunlar çok komik iddialardır.Abartılması içinde 24 kilometre boyunca falan gibi dehşet verici tabirler kullanılmıştır.Daha önce yazdığım bir yazıyı buraya aynen aktarıyorum;

Çölde deve pisliği toplayan ancak birbirlerine savaş üstünlüğü kurabilen basit arap kabilelerimi,o zaman yaşayan en büyük askeri teknik ve en güçlü ordulara sahip olan TÜRK'lere bunları yaptı güldürmeyin beni.Dünyanın her zaman en büyük insan topluluğu olmuş ve sırf türk akınlarından kurtulmak için dünyaın 7 harikasından biri olan muazzam çin seddini yapan ve yinede akınlara engel olamamış çinlileri dize getiren bir toplumu mu zaptetti bu Çadır kabileleri,avrupanın en büyük imparatorluklarını dize getiren,kavimler göçünü başlatan yeni bir tarih açan,dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran,savaş tekniklerinde her zaman mükemmel sonuç alan bir milletimi dize getirdi bu çapulcu arap sürüsü?

Üstelik saldırı diyorsunuz bizim ecdatlarımız bırakın kendi hücumlarında kaybetmeyi,savunmada hiç kaybetme ihtimalleri olmamıştır.Ayrıca hilal taktiği denilen taktiği araplara biz öğretmişizdir.Yenilenlerin taktiğinimi alacaklar kazanmış olan bedevi güruhları.

Bunlar çok komiktir.Araplar tarih boyunca türklerden çekinmiş ve korkmuşlardır,onlar tarafından zapt edilince de yiğidin hakkı,kazananın hakkı kazananındır diyerek ne kadar korkup karşı savunmaya geçmediklerini anlayabiliriz.
Arapların Türk Katliamı ve Türklerin Müslümanlığı Kabul Etmesi

Türkler Nasıl Müslümanlaştı?

Türk-İslamcı resmi tarihimizin gizlediği konu : Türkler nasıl Müslümanlaştı? Tarih ders kitaplarımızda bu konuda tek cümle ile Türklerin 9. ve 10. yy.'da İslamiyeti benimsediği yazılır ve geçiştirilir. Türk boylarının kendi istekleri ile İslamı benimsedikleri sanısı verilir. Oysa Orta-Asya'dan göç etmiş Türk kabileleri henüz bir devlet olmamaları ve iç anlaşmazlıkları nedeniyle bilhassa Emevilerin yoğun kırımlarına maruz kalmıştır. Şaman Türkler, Müslüman Emeviler tarafından bilhassa Curcan ve Talkan şehirlerinde çocuk, kadın, yaşlı demeden kitle kırımlarına uğramıştır.
Bu nedenle Orta-Asya'dan batıya göç eden Şaman Türkler, batıda Müslümanların engeliyle karşılaşmış, iki arada bir derede kalmıştır. Üçyüzyıl süren direnişlerine rağmen Türkler, baskı altında İslamı benimsemek zorunda kalmışlardır sonunda.


Giderek daha çok siyasete bulaştırılmak istenen İslam, ilk olarak Türklere ne şekilde ve hangi şartlarda gelmiştir pek bilinmez, sanki bilinmesi de pek istenmez. Ancak, bir çoğumuzun bilmediği, yada bilmek istemediği bu tarih, en çok bilmemiz gereken konuların başında gelmektedir..
Aşağıdaki döküman tamamen İslami kaynaklardan, Taberi ve Zekeriya Kitapçı gibi İslami tarihçi ve yazarlardan düzenlenerek hazırlanmıştır.

Türklerin ilk Müslümanlaştırılmaları ile ilgili 670 li tarihlere dayanan bilgiler maalesef okullarda bizlere hiçbir zaman verilmemiş, verilen bilgiler ise, Türklerin Müslümanlığa geçişleri kendi istekleri ile olmuş gibi gösterilerek, 740 lara kadar ki tarih atlanarak verilmiştir.
İslam'ın Türklere zorla kabul ettirilmeleri ile ilgili 670 lerden başlayarak 740 lara kadar uzanan tarihin bize okullarda anlatılmamasının nedenlerini, bu kısa tarihi öğrenince biraz daha anlamak mümkün olabilecektir. Şimdi, bu atlanan 70 senelik tarihe bir göz atalım..

Müslüman Arapların Türklere İlk Saldırıları

Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında bulunan bölge tarihi ipek yolu üzerindedir.. Türk beylikleri, bu bölgedeki, Buhara, Semerkant, Talkan, Baykent gibi şehirlerde yerleşmiş yaşıyorlar, deri imal ediyor ve pamukdan kağıt üreterek bunları satıyor ve iyi de para kazanıyorlardı.. Bu üretimlerinin yanı sıra Altın madenleri çalıştırıyorlardı..Özellikle adı zengin şehir manasına gelen, Semerkant’ın zenginliğinin o devirde dillere destan olduğu söylenir.. Bu zenginlik ötedenberi Talancı Arapların iştahını kabartıyorduysa da, Türklerden çekiniyorlar ve araya sınır olarak koydukları Ceyhun nehrini geçmeye pek cesaret edemiyorlardı.. Çünkü daha önce Halife Osman zamanında, Muhammed bin Cerir komutasındaki Araplar İslamı yayma bahanesiyle oraları talan etmek için 2700 kişilik bir ordu ile Fergane’ye kadar girdiysede Türkler tarafından yok edilmişlerdi.. Ancak daha sonraları Muaviye tarafından, Ceyhun nehrinin altında kalan Horasan’ın tamamiyla işgal edilmesi ile o bölgede ilk Araplaştırma ve İslamlaştırma girişimleri başlamış oldu..

Buhara'nın Talan Edilmesi

Horasan’ın kendileri tarafından tamamen işgal edilmesinden cesaret alan Araplar, Muaviye’nin ilk Horasan valisi olan, Ubeydullah bin Ziyad 673 yılında bu sefer ilkinden çok daha kalabalık 24000 kişilik bir ordu ile Ceyhun nehrini geçerek Kibac Hatun yönetimindeki Buhara’yı kuşatır. Kibac Hatun diğer Türk beyliklerinden yardım istersede bu yardım kendisine gelmez ve Araplar verdikleri kayıplardan dolayı Buhara’yı işgal edemezlersede tam anlamıyla talan ederler.. Daha sonra, Muaviye’nin ikekşi Horasan Valisi, Halife Osman’ın oğlu Said’de Buhara’ya saldırmaya hazırlanır.. Kendisine diğer Türk Beyliklerinden yardım gelmeyeceğini anlayan Kibac Hatun, Said’le anlaşma yapmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre, Kibac Hatun, Said’e diğer Türk Beyliklerine yapacağı saldırılarda önüne çıkmayacağına dair güvence ve bu güvencenin teminatı olarak da Buhara’daki Türk asilzadelerinden rehinler verir.. ( Bu sayı kimi tarihcilere göre 50 kimine göre de 80’ dir... ) Bu anlaşmanın verdiği rahatlıkla Said, zenginliğini öteden beri duyduğu Semerkant’a saldırır.. Semerkant’ı baştan aşağı talan eder ve topladığı binlerce Türk gencini, köle pazarlarında satmak için Horasan’a getirir.. Said daha sonra Kibac Hatun’dan aldığı 80 kadar rehine tarafından bir punduna getirilmiş ve hançerlenerek öldürülmüştü....( Said’i öldürdükten sonra dağa kaçmayı başaran rehinlerin orada açlıktan öldüğü söylenir ) Said’den sonra, Horasan Valisi Salim bin Ziyad olur. Horasan’da Muaviye’nin oğlu Yezid’e bağlıdır.. Ziyad’da ayni şekilde 680 yılında Türkleri İslamlaştırmak ve şehirlerini talan etmek için saldırır fakat püskürtülerek geri çekilirler.. Bu sefer, kendi orduları Türkler tarafından talan edilerek silahları alınır.. Daha sonra Araplar daha güçlü bir orduyla tekrar saldırır ve Türkleri gene talan ederler.. Bu talandan her Arap 2400 dirhem alır.. ( Bir kölenin satış fiyatı 300 ile 500 dirhem arasında olduğu düşünülürse, bu durumda aldıkları ganimet adam başına 7 veya 8 köleye eş değerdedir..)

Haccac ve Rutbil

İslam’da ilk asimilasyon 685 yılında Abdülmelik ile başlar.. Abdülmelik, etrafını İslamlaştırmaya adı İslam tarihine kandökücü zalim olan Haccac’ı kendisine yardımcı seçerek başlar.. Abdülmelik önce civar halkların dillerini Arapçalaştırdı.. Harac karşılığı önceden bazı hakları kabul edilmiş olan gayri müslimlerin bütün haklarını geri aldı.. Bu arada Haccac’ı Irak genel valiliğine atadı.. Haccac’ın Irak’a genel vali atanmasından sonra Türklerin kaderinde ilk köklü değişikler başlamış oldu.. Haccac ilk olarak Ubeydullah ibni Ebi Bekri’yi Sicistan’a, Muhalleb ibni Ebi Sufra’yi da Horasan’a vali yapar.. O tarihte, Sicistan’ın Türk Hükümdarı Rutbil’dir ve Araplara vergi vermektedir.. Haccac, bununla yetinmez ve Ubeydullah’ı Rutbil’in üzerine göndererek ondan tam olarak teslim olmasını ister.. Rutbil önce bu teklifi kabul etmek istemez.. Bunun üzerine Ubeydullah Rutbil’in üzerine yürür.. Rutbil 18 fersah geriye çekilerek Ubeydullah ve ordusunu kuşatma altına alır..Ubeydullah, Rutbil’den kurtulmak için 700000 dirhem teklif ederse de Rutbil kabul etmeyerek Arap ordusunu büyük bir bozguna uğratır.. Buna çok kızan Haccac 40000 kişilik büyük bir ordu toparlayarak, Abdurrahman ibn Esas komutasında Rutbil’in üzerine gönderir.. Rutbil’i yenemiyeceğini anlayan Esas, bu sefer onunla anlaşır.. Bu olay karşısında çılgına dönen Haccac, Esas’ı yakalatmak üzere bir birlik gönderirse de, Esas’ın ordusu bu birliği yenilgiye uğratır ve geri kalanları da Basra’ya kadar sürer. Ancak burada yenilen Esas’ın ordusu dağılır ve Esas Rutbil’e sığınır.. Bunun üzerine Haccac, Esas’ı kendisine vermesi için Rutbil’i tehdit eder.. Vermediği taktirde çok büyük bir ordu ile üzerine yürüyeceğini ve bütün Türk şehirlerini harap edeceğini, verirse de kendisinden 7 sene hiç vergi almayacağını söyler.. Türk şehirlerinin tekrar bir savaşa girmesini istemeyen Rutbil, 7 sene haraçtan muaf tutulacağını da düşünerek Haccac’ın bu teklifini kabul eder ve Esas ve yakınlarını Haccac’a teslim eder.. Ancak, Rutbil Haccac’a güvenmekle hata yaptığını daha sonra anlayacaktır.. Haccac Rutbil’den Esas’ı teslim aldıktan sonra derhal yeni bir ordu düzenleyerek 699 yılında Muhelleb bin Ebi Sufyan komutasında Türk şehirlerinin üzerine gönderir.. Hocente, Kes, Sogd ve Nesef’i ele geçirirsede Türkler direnirler.. Horasan valiliğine Muhelleb’in oğlu Yezid gelir.. Yezid ibni Muhelleb’de Türk şehirlerini talan eder.Yezid’in savaşçıları, Harzem’den ele geçirdiği Türkleri boyunlarına damga vurarak köle pazarlarında satarlar.. Bu tarihlerde, Araplar Türklerin yurtlarını devamlı olarak istila edip şehirlerini talan ettilersede kalıcı bir üstünlük sağlayamamışlar, elde ettikleri yerleri sonunda tekrar Türlere geri vermek zorunda kalmışlardı..

Kuteybe ibni Müslim

705 yılında Abdülmelik öldüğünde yerine oğlu Velid geçer.. Ve Türk tarihini önemli şekilde etkileyecek olay, Kuteybe ibni Müslim’in Horasan’a vali atanması olur.. Bu zamana kadar kalıcı bir başarı elde edemeyen Araplar onun zamanında Türk yurtlarında kalıcı başarılar elde etmişlerdir.
Türklerin gerçek anlamda kılıç zoru ile Müslümanlaştırılmaya başlamaları Kuteybe zamanında olmuştur..Vali olduğu andan itibaren, Türk Beyliklerinin toptan işgal edilerek İslamlaştırılması için çok güçlü bir ordu kurmaya başlar.. Merv’de askerleri toplayarak, Allah kendi dininin aziz olmasi için size bu toprakları helal kıldı der.. Sanki, Bakara suresi 193’ü .... “Yalnız Allah dini kalana kadar onlarla savaşın...” yada “8.Enfal /.39’u “din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” . ayetlerini savaşçılarına hatırlatarak Arap ordusunu Türklerin üzerine sürer.. Kuteybe ilk olarak Baykent’i kuşatır.. Diğer Beyliklerden Türk Savaşçılar Baykent’in savunmasına yardıma gelirler.. İki ay süren bir savaş olur. Kuteybe tam bir zafer kazanamazsa da, Türkleri haraca bağlayan bir anlaşma yapmaya zorlar.. Şehir yıkımdan kurtulur ama, şehre giren Araplar anlaşmaya rağmen şehrin bir kısmını yağmalarlar ve şehirden ayrılırlarken arkalarında bir de askeri garnizon bırakırlar.. Başlarına gelecekleri anlayan Türkler ayaklanmaya başlarlar ve kendi aralarında silahlanarak karşı bir mücahit birliği kurarlar, Baykent’de karışıklıklar başlar.. Bunun üzerine Kuteybe Baykent’e tekrar gelerek nekadar silahlanan Türk varsa hepsini öldürtür.. Kadınları ve çocukları esir alır ve şehri tekrar baştan aşağı yağmalar..
Taberi’nin anlatımlarına göre, Kuteybe’nin aldığı ganimetlerin haddi hesabı yoktur.. Taberi, bütün Horasan’ı işgal ettiklerinde dahi bu kadar ganimet toplayamadıklarını söyler..
Şehrin yağmasından sonra, daha önce Horasan’da Merv’e getirilmiş olan Arap aileleri, Merv’den getirilerek Baykent’e yerleştirilir.. Muhafız birlikleri oluşturulur.. Valilik den vergi tahsildarlığına kadar bütün denetim organları Araplar’dan oluşturulur.. Türklerin Budist ve Zerdüşt inançlarını simgeleyen bütün heykeller toplatılır, taş olanlar kırılır, altın olanlar eritilerek ganimet olarak Araplar tarafından alınır.. Bunlar, Enfal suresinde yazdığı gibi, sanki Araplara Allah’ın verdiği ganimetlerdir.. Daha sonra esir edilen kadın ve çocuklar kocalarına ve babalarına geri satılır.. Müslümanlar, Baykentli Türklerin neleri var neleri yoksa almışlar, şehrin onarımı da gene Türklere kalmıştır..Bundan sonra sıra gelir Buhara’nın tamamen işgal edilip Müslümanlaştırılmasına..

Buhara'nın Tekrar Kuşatılması ve İlk Türk Katliamı

Kuteybe Merv’de büyük bir hazırlık yapar.. Bu arada Vardana ve Buhara beylikleri arasında çatışmalar vardır.. Müslümanlara karşı mücadele etmek için bu çatışmalar derhal durdurulur ve Vardan Hudat, Kuteybe’ye karşı Türklerin başına geçer.. Kuteybe önce, Numiskent ve Ramitan’a saldırır ve buraları kolayca istila eder.. Demirkapı önlerinde Vardan’la çarpışırlar.. Vardan savaşı kaybeder ve Buhara’ya doğru çekilir.. Ancak Kuteybe’de, savaştan yorgun düştüğü için Buhara’yı alamadan Merv’e geri döner.. Haccac bunu başarısızlık olarak kabul eder ve, Buhara’yı mutlaka almasi için Kuteybe’ye emir verir..Kuteybe büyük bir hazırlık yaparak bir sene sonra tekrar Buhara’yı kuşatır.. Türkler direnir ve Kuteybe başarılı olamaz, ordusu dağılmaya başlar.. Bunun üzerine Kuteybe her bir Türk başı için askerlerine 100 dirhem vaad eder.. Para hırsı ile gayrete gelen Araplar, şehri istila ederler..Bütün direnen Türkler kılıçtan geçirilerek tam bir katliam yapılır, Araplar Türk kadınlarına tecavüz ederler, beğendikleri kadınları ya cariye olarak kullanmak yada köle pazarında satmak üzere alıkoyarlar.. Erkeklerden de binlerce kişiyi köle olarak satmak üzere beraberlerinde götürürler.. Araplardan oluşan yeni bir idari kurumlaşma yapılır.. Diğer beyliklerden tepkiler gelmeye başlayınca da, Buhara Melikesi Hatun’un oğlu Tuğ Sad kukla hükümdar yapılır.. Tuğ Sad tarihe hain bir işbirlikçi olarak geçer.. Daha sonrada Müslüman olarak oğluna da, efendisi Kuteybe’nin ismini vererek bağlılığını kanıtlar.. Etkili bir kolonizasyon yapmak isteyen Kuteybe bunun için öncelikle yerli halkı İslamlaştırmaya başlar.. Buhara halkı önceleri Müslüman olmuş gibi görünselerde bu dini kabul etmek istemezler..Kuteybe Türklerin aslında Müslüman olmadıklarını, evlerinde İslami kuralları tatbik etmediklerini anlar ve yeni bir yöntem geliştirir..Bu yönteme göre Türkler evlerini Araplarla paylaşmak zorunda bırakılırlar ve bu şekilde bire bir kontrol altına alınırlar.. İslami kurallara uymayanlar ise ağır cezalara uğratılırlar..
( Bugün, bazı İslami yazarlar bu getirilen tedbirlerin İslam'ın Türkler tarafından kabul edilmesinde çok yarar sağladığını açıkca ifade ederler..Bu yaklaşım da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.. )
Kuteybe’nin bu zorlamaları karşısında, halkdan bazı direnişçiler çıkar.. Gizlice silahlanırlar..Bu durum karşısında Araplar camiye dahi silahsız gidemez olurlar..Kuteybe baskıları arttırır, kendi aralarında örgütleşen Türkleri yakalattırıp öldürtür.. Bu arada yeni vergi yasaları getirir.. Yerli halk, halifeye senede 200000 dirhem, Horasan valisi Haccac’a da 10000 dirhem vergi ödemeye mecbur bırakılır.. Bunun dışında Arap askerlerinin atlarına yem temin etmeye, oraya getirilip yerleştirilen Arap ailelerine odun temin etmeye ve onlara tahsis edilen arazilerde çalışmaya mecbur bırakılırlar.. Kadınlar, kızlar Araplara cariye yapılırlar.. Buhara Türkleri bu yıllarda dünyadaki çok az milletin yaşadığı vahşeti ve ızdırabı yaşar.. Kuteybe’nin getirip Türk evlerine yerleştirdiği Arap’lar, Türklerin o zamana kadar yaptıkları bütün birikimlerinin üzerine konarlar, Türklerin tarlalarını alır ve Türkleri o tarlalarda çalıştırırlar.. İste Tek din İslam oluncaya kadar savaşın diyen ayet, Arapları Türklerin sırtından geçimlerini sağlayacak ortamı yaratmıştır..Allah dini dedikleri İslam, Ahzab Suresi / 50 de olduğu gibi, savaşta gasp edilen Türk kızlarınıda ganimet olarak görür, ve Araplara cariye olmalarını helal kılar..Cuma namazı zorunlu hale getirilir.. Genede Türkerden rağbet görmez. Bunun üzerine Kuteybe, namaza gelenlere 2 dirhem vaad ederek önce fakirler üzerinde İslamın etkili olmasını temine çalışır.. Bu uygulama nispeten başarılı olur.. Fakir halktan para için camiye gidenler olur..

1. Büyük Katliam ( Talkan Katliamı )

Buhara’da olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.. Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar.. Sogd meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir.. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete uğramışlardır.. Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır.. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş olacağını anlar.. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya çalışır.. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir..Tarhan’ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür.. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır.. bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır..
Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer.. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar.. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler.. Bütün şehir yakılır.. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler.. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.. 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez.. Bu arada kış yaklaşır..Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zekşire vurulur..Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez.. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar.. Haccac Tarhan için, “ O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der.. Kuteybe önce Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür.. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir.. Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir.. Kuteybe sanki Kuran’daki ayetleri yerine getirmiştir..

9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.

Tarhan’ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür.. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır.. Kuteybe Caygan’la işbirliği yapar.. Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür.. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar.. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri üzerine öldürülürler..

Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır ;
Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü.. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı..Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür..Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister.. Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler..Semerkant, kuşatılır.. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar.. Daha fazla dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu anlasmaya göre,

1.Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir..
2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..
3.Şehirde Cami yapılacaktır..
4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir..

Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır..
Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir..

atillas
21-08-2010, 16:39
2. Büyük Katliam.. ( Curcan Katliamı )

Kuteybe ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır.. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir.. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun süre dayanır.. Sonunda Dağıstan düşer.. Şehir yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür..Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir.. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur.. Yezid, Curcan’a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur.. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa başlar.. İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler.. Yezid öfkeye kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder.. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer.. Curcan beyi öldürülür.. Kaledeki askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler.. Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam yapılır.. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır.. Allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır.. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah’a verdiği sözü yerine getirir.. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır..
Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler..
717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer.. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında Kibac hatun diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği yardım kendisine verilmemişti.. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler.. Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını görüyoruz.. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur..İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer.. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir.. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır.. 721’de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır.. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur.. Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır.. Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir.. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter… Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin de bulunduğu cariyeleri Cerrah ibni Hakem’e satar..Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsada başarılı olamaz..
Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır.. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer.. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.. Kendisine bağlı yöneticilere, “ Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı yaymaya çalışın” demiştir.. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir.. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır..

Hakan Sulu'nun Göktürk Boylarının Başına Geçmesi

Türkler, Arapların istilasına karşı direnişlerini Çin’den yardım isteyerek sürdürürler.. Daha önce Araplarla işbirliği içinde olan Tugsad da, 718 yılında Çin imparatorundan yardım ister.. Çin, Türklere yardım göndermez.. Turgis Kaani Sulu, Bati Göktürk Boylarının başına geçerek, 720 yılında Sogd’daki Türklerin Araplara karşı isyanını desteklemek için bir birlik gönderir.. Sulu’nun, Kur-Sul adındaki komutanı, Seyhun nehrini geçerek, Sogd’a gelir ve oradaki diğer Türklerle birleşerek, Semerkant’a doğru yürür.. Arap Valisi, Said ibni Haris, Türkleri durduramaz ve Semerkant’a çekilir.. Ancak Türkler Semerkant’ı kuşatamazlar.. Bu arada Said ibni Haris yerine 721 yılında Horasan’a Said ibni Harasi atanır.. 722’de Hisam Halife olur, Said ibni Harasi’yi görevden alarak yerine Müslim ibni Said’i atar.. Müslim ilk olarak Afşin’i haraca bağlar.. Seyhun’u geçerek bütün ekinleri ve ağaçları yakarak ilerler.. Bunun üzerine Turgis Hakanı Sulu, Müslim’in üzerine yürür.. Sulu’nun üzerine geldiğini ögrenen Müslim geri çekilmeye başlar.. Seyhun nehri yakınlarında, bir başka Türk birliği tarafından durdurulur.. Bir yandan yukardan Sulu’nun birlikleri ilerlediği için acele eden Müslim, zayiat vermesine rağmen, Seyhun nehrini geçerek Semerkant’a çekilir.. Bu yenilgi üzerine, Müslim görevden alınır, yerine Esed ibni Abdullah atanır..Esed ilk olarak Hoten şehrini ele geçirerek yağmalar.. Ancak, Turgis Hakanının Müslim’i kovalamasından cesaret alan halk Araplara karşı ayaklanır.. 726 yılında Turgis Hakanı Sulu kararlı bir şekilde Esed’in üzerine yürür.. Huttal’da çarpışırlar.. Esed, Sulu karşısında ağır bir mağlubiyet alır.. Bunun üzerine 727’de Esed’de görevden alınarak yerine Esres ibni Abdullah atanır..
Esres halk üzerinde baskı uygulayarak denetim kurabileceğini düşünürsede başarılı olamaz.. Bir kısım halk Müslüman olduklarını söyleyerek vergi vermek istemezler ve Turgis’lerden yardım isterler. Turgis Hakanı Sulu 728 yılında Buhara’yı zapteder.. Bu arada Esres’in yerine Cüneyt ibn Abdurrahman geçer..Araplar Semerkant’a çekilir..Hakan Sulu ve Kur-Sul idaresindeki Turgis kuvvetleri 729 yılında 58 gün süreyle Arapları Kemerce kalesinde kuşatma altında tutarlar.. Açlıktan ölme noktasına gelen Araplar Kemerce’den çıkarak teslim olurlar, yapılan anlaşma gereğince teslim olanlar Debusia’ya gönderilirler.. Daha sonra Hakan Sulu, Semerkant’ı kuşatır.. Semerkant’ın işgal komutanı Savra ibni Hurr, Cüneyd ibni Abdurrahman’dan yardım ister.. Cüneyd yardıma gelmeden Savra ve Hakan Sulu Semerkant yakınlarında savaşırlar.. Araplar savaşı kaybeder, Semerkant’ın Arap Karargah komutanı Savra bu savaşta ölür.. Halife Hisam, Kufe ve Basra’dan 20000 kişilik ek bir kuvveti Cüneyd ibni Abdurrahman’a gönderir.. Hakan Sulu 732’de Buhara’yı terk ederek çekilir.. 734’de Cüneyd ibni Abdurrahman ölür, yerine Asım ibni Abdullah geçer, bir yıl sonra onun da yerine Halid ibni Abdullah geçer..

Hakan Sulu'nun Ölümü ve Cuzcan Beyinin ihaneti

Hakan Sulu, 737 yılında Halid’in üzerine yürür.. Araplar zayiat vererek Ceyhun’un güneyine çekilir.. Türkler Ceyhun nehrini geçerek Arapları Belh’e kadar çekilmeye zorlar, ancak Cuzcan önderi, Arap’larla birleşerek Hakan Sulu’nun ülkesine çekilmesine sebep olur.. Göründüğü kadarı ile eğer Cuzcan önderi Araplarla işbirliği yapmamış olsaydı Hakan Sulu’nun ordusu muhtemelen Arapları Türk topraklarından temizleyecekti.. Hakan Sulu ülkesine döndükten sonra bir zamanlar Araplara karşı beraber savaştiğı Kur-Sul tarafından şahsi nedenlerden dolayı öldürülür..
Bu gelişmenin birazda Çin tarafından tezgahlandığı, ve tarihte Çin’in Türk Beyliklerini birbirine düşürme siyaseti olarak görülür.. Hakan Sulu’nun ölmesi Araplar arasında sevinçle karşılanır.. Öyleki Horasan Valisi Araplara Hakan’ın öldürülmesinden dolayı şükür orucu tutulmasını ister.. Haberi Halife Hisam’a ulaştırırsa da, Halife bu haberin doğruluğunu anlamak için güvendiği adamlarını yollayarak haberin doğruluğunu öğrenmelerini ister.. Hakan Sulu’nun öldürülmesinden sonra Türkler bir daha toparlanamazlar.. Arapların Türk yurtlarından temizlenmeleri ile ilgili umutları bir anda söner.. Öncelikle Dikhanlar denen yerel egemenlikler Araplara büyük tavizler verirler.. Müslümanlığı kabul eden kişilere büyük ekonomik çıkarlar sağlanır.. Cizye olarak alınan vergilerin miktarları düşürülerek önceki zorlamalara göre çok daha yumuşak bir sömürü politikası uygulanır.. Buraya kadar ki tarihte Türklerin zorla Müslümanlaştırılmalarına hizmet etmiş olan en önemli 2 isim, Arap Komutanı Kuteybe ve Hakan Sulu’nun tam önemli bir darbe indirmek üzereyken kendini Araplara satarak onlarla işbirliği içine giren hain Cuzcan Beyi’dir.. Kur-Sul’da, Turgis Hakanı Sulu’yu şahsi çıkarları uğruna öldürerek ister istemez Arapların korkulu rüyasını ortadan kaldırmış, Müslümanlığın Türk topraklarında daha rahat bir şekilde yayılmasına neden olmuştur..

Kur-Sul'un Ölümü ve Türk Ordularının Dağılması

Emevilerin son valisi, Nasır ibni Seyyar’ın valiliğe gelmesi ile birlikte Güney Türkistan’da Arap güçlerinde bir toparlanma başlar. Nasır, Arap hakimiyetinin yumuşak bir politika ile daha kolay bir şekilde yayılabileceği bilekşi ile güçlü bir ordu kurarak Türk topraklarına yayılır. 739 yılında Araplar Semerkant’a tamamen yerleşirler.. Ancak, Seyhun nehrini geçmeye çalışırlarsada, Kur-Sul komutasındaki Türk ordusu tarafından durdurulurlar.. Sayı olarak Kur-Sul’un ordusundan daha kalabalık olmalarına rağmen, nehrin öte tarafına geçmeye cesaret edemezler.. Ancak bu arada Araplar için hiç beklemedikleri bir gelişme olur.. Araplara karşı saldırı düzenlemeyi planlayan ve bu nedenle nehrin etrafında keşif yapan Kur-Sul, Arap askerlerine yakalanır.. Nasır, Kur-Sul’u hemen öldürerek cesedini Türklerin görebileceği şekilde Seyhun nehrinin kenarına astırır.. Bu manzara çok geçmeden Türkler üzerinde beklenen etkiyi yapar ve Türk ordusu zaten sayıca üstün olan Araplar karşısında dağılır.. Taşkent ve Fergana da teslim olur.. Nasır,bundan sonra Arap hakimiyetini daha yumuşak politikalar uygulayarak sürdürür.. Yurtlarını terk ederek giden Türklerin geri dönmeleri halinde vergi borçları affedilir.. Halk içinden Müslüman olanlara bazı ekonomik ve sosyal çıkarlar sağlanarak, onların kendiliğinden Müslümanlığı seçmeleri teşvik edilir.. İslam’ın taraftar bulabilmesi için, gerek korkutarak, gerek teşvik ederek gereken her türlü tedbiri alınır.. Bu alınan tedbirler yavaşda olsa sonuç verir.. Türk topraklarındaki son Emevi Arap valisi Nasır ibni Seyyar Türklere İslam’ı kabul ettirtmeyi başarmıştır..

Bizi ilgilendiren tarih buraya kadardır.. Bundan bir süre sonra Arap topraklarında, Emevi Hanedanının egemenliği son bulur ve Abbasilerin devri kendini gösterir..
749’da Abbasiler Emevi Hanedanını zorlamaya başlar.. Arap topraklarında başlayan iç savaş, Emevilerin dışarı yayılmaları için gerekli olan kuvvetin bölünmesine yol açar.. Abbasilerle birlikte, Müslümanlaştırılan halklar üzerinde daha uyumlu, onların örf ve ananelerine uyan bir İslam uygulanır.. Emevilerden sonra İslamiyetin evrensel bir din olduğu şeklinde uygulamalar yapılarak İslam'ın daha geniş kitlelere yayılmasına özen gösterilir.. Bu şekilde önceleri Arap dini olarak kurulan din, giderek daha bir evrensel görünüm kazanır.
Bu arada Araplar arası çatışmalar da giderek şiddetlenir.. Araplar arası kavgada Mevaliler, yani azat edimiş köleler de belli bir önem kazanırlar..
Bu çatışmaların içinde olan Arap şefleri Mevali’yi kendi taraflarına çekmek isterler.. Ancak, bütün Müslümanları eşit gören İslam karşısında Mevali’nin durumu belirsizdir.. Mevali, eşitliği öngören İslam adına, Arap üstünlüğüne karşı çıkar.. Ali tarafı ve Peygamberin amcası Abbas’ın soyu, Emeviler tarafından kendilerinden hile ve zorbalıkla alınan iktidarlarının asıl sahipleri olarak görünmeleri, beraberinde bir takım siyasal sorunları da başlatır.. Bu arada, sınıfsal farklılıklar ve beraberinde yaşanan olumsuzlukların nedeni olarak, ezilen sınıf tarafından İslamın kendisi değil, Emevi hanedanın iktidarı sorumlu tutulur..

Müslüman Araplar Türklere Neden Saldırmıştır

Genelde, bu tarihi bilen İslami çevreler, Müslüman Arapların Türklere saldırmasını, onları İslam dinine davet etmek, gerekirse bu uğurda zor kullanarak, onları İslam'a boyun eğdirmeye zorlamak şeklinde yorumlarlar.. Ancak tek neden bu değildir..
Bu konu da ayrıca Zekeriya Kitapçı'nın Yeni İslam Tarihi ve Türkler adlı Kitabında anlatılmıştır.. Aşağıdaki pasaj, aynı kitaptan alınma bir bölümdür.

Değişen Arap Toplumunun Yeni Hayat Anlayışı

a-) Harbeden Askerlerin Servete Kavuşma İsteği

Arapları, Orta Asyayı fethe zorlayan bir diğer faktörde harbeden askerlerin kısa zamanda büyük servet ve zenginliklere sahip olmaları idi. Değil daha sonraki devirler, ilk devirlerdeki fetih hareketlerinde bile sosyo-ekonomik nedenlerin çok önemli bir faktör olduğu ortaya çıkmaktadır. Genellikle Bedevi, çölde yaşayan, fakru zaruret içinde çok insafsız bir hayat mücadelesi içinde yoğrulan Araplar, daha İslamın ilk devirlerinde harbedeb askerlerin verilen yüksek maaş ve ganimetler dolayısıyla kısa zamanda büyük bir servet ve zenginliğe kavuştuklarını görmüşlerdir. Mücahit gazilerin bundan sonraki yaşantıları ve hayat seviyeleri bir anda değişmiş ve harbe iştirak etmeyenlere nazaran çok daha iyi ve müreffeh bir hayat sürmeye başlamışlardır. Bu kabil Arap bedevilerinin o zamanki durumu, bugün Anadolu'nun iç kısımlarından kalkarak aynı sosyo-ekonomik nedenlerle çalışmak için Almanya'ya giden Türk köylüsünü ve onun sosyal hayatındada meydana gelen başdöndürücü değişiklikleri hatırlatmaktadır. Bunun içindir ki Arap kabileleri çeşitli cephelerde savaşmak için hata Hz. Ömer devrinde Medine'ye çok büyük kafileler halinde akın akın gelmeye başlamışlardır. Daha sonraları bunları Bedevi aileler takip etmiş ve dolayısıyla Arap yarımadasının dışına daha o devirlerden itibaren çok büyük bir Müslüman Arap göçü L. Caetani'nin ifadesiyle tarihte ilk defa Sami ırkının göçü başlamış oluyordu.
Tarihte belki ilk defa vaki olan bu Sami Arap göçü, Emeviler devrinde de bütün canlılığı ile devam etmiş, sadece İran'a değil, Türkistan'ın Buhara, Baykent, Semerkant gibi daha birçok büyük şehirlerine önemli ölçüda Arap aileleri yerleştirilmiştir. Özellikle Buhara'ya yerleştirilen bu kabil muhacir Arap aileleri o kadar çoktu ki, Kuteybe b. Müslim be yerleşik Arap nüfusu ve kesafetine dayanarak bu büyük Türk şehrini nerede ise kolonize etmeye kalkışmış ve bunda önemli ölçüde de muvaffak da olmuştur. Genellikle 25-50 bin arasında değişen ve aile efradıyla birlikte yapılan bu göçler, bir taraftan İran ve Türkistan'ın büyük şehirlerinin Arap nüfusuyla iskan edilmesine, diğer taraftan da siyasi Arap hakimiyetinin bölgede daha kolay bir şekilde yerleşmesine ve hatta İslam dininin gelişme ve yayılmasına da yardım etmiştir.

b-) Yaygın Geçim Sıkıntısı

Müslüman Arapları komşu ülkeleri ve bu arada Türkistanı fethetmeye zorlayan önemli sebeplerden bir diğeri de çok yaygın hale gelen geçim sıkıntısıdır..Nitekim, el-Mesudi'nin en güzel kitap olarak tavsif ettiği ve fetih hareketlerini çok daha objectif kriterler içinde ele alan ilk tarihçilerimizden Belazuri'nin Fütuhu'l Büldan adındaki kıymetli eserinde, Arapların geçim sıkıntısı yokluk ve mahrumiyetler içinde sürdürdükleri hayat mücadelesi nedeniyle komşu ülkeleri fethetmeye zorlandıkları ve bu ülkelerde çok büyük sayıda yerleştikleri hakkında sarih ifadeler vardır. ( Sayfa 299..)

Taberi Anlatımları

Aşağıdaki pasajlar doğrudan Taberinin anlatımından alınmıştır.

Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf-343)

Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.
Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Nekadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.
Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)
Kuteybe dedi: - Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccaca gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
Ganimet malının beşte birini Haccac’a gönderip Semerkant’ın fethini de ilan etti. Haccac da bu haberi işitip sevindi. Kuteybe tekrar Merv’e döndü. Kardeşi Abdullah’ı Semerkant’a emir yaptı. Askerlerinin bir miktarını onun yanında bıraktı ve lüzumu kadar harp aleti verip, Abdullah’a dedi: Kafirlerden hiç kimseyi Semerkant’a girmeye bırakma, ancak eline bir parça balçık ver ve o balçığın üzerine mühür vur.(Syf-353)

Kuteybe’nin Havarizem Şehrine Gitmesi Haberi

Havarizem melikinin adı Çaygan idi. Ondan küçük Havarizad adlı bir kardeşi vardı. Çaygan’ın üzerine galebe etmiş idi ve onun bütün işini tutmuş idi. İşitse ki Çaygan’ın eline güzel bir cariye girmiş, yahut bir nefis bir kumaş almış derhal adam gönderip aldırırdı.Yine işitse ki bir kişinin güzel kızı var yahut güzel bir avreti var derhal mecal vermez,çekip alırdı.Hiç kimse men edemezdi. Ve Çaygan’a ondan şikayet etseler ben ona bir şey diyemem,derdi. Çaygan da onun elinden bunalmış idi.Bu işi bu şekilde uzatınca Çaygan’ın tahammül etmeye takatı kalmadı.El altından Kuteybe’ye adam gönderdi. Havarizem şehirlerinden üç şehrin kilitlerini bile gönderdi.
Ve Kuteybe’ye dedi: Havarizem’e gelip kardeşimi öldürürsen her ne dilersen vereyim,dedi.Lakin bu haberi hiç kimseye bildirmedi.Bu haber Kuteybe’ye ulaşınca gaza vaktı idi.Kuteybe kavmine Segat gazasına varırız diye bildirdi.Çaygan’ın adamını geri gönderdi.Havarizad’e haber verdiler ki Kuteybe Segad’a gazaya gider. O da gayet sevindi. Ve kavmine bildirdi ki bu yıl cenkten eminsiniz,zira Kuteybe segad’a gidermiş.Ve bizde iş’e meşkul olalım dedi.Bilmedi ki Kuteybe kendi üzerine gelir. Bu esnada Kuteybe ansızın bin atlı ile Medinetül Fil ki Havarizemin ulu ve muazzam şehridir.Zira Havarizem ülkesi üç şehirdir.Ondan ulusu yoktur.Kuteybe çıkıp geldi.Havarizem halkı Kuteybe’yi görüp korktular. Kuteybe doğru Çaygan’ın yanına geldi.Ve Havarizad’a haber verdiler ki ne gafil durursun işte Kuteybe erişip alemi fesada verdi.Havarizad anladı ki bu iş Çaygan’ın başı altındadır.Diledi ki Çaygan’ı öldüre.Lakin fırsat ve mecal bulamadı.İmdi hazır bulunan sipahi ile sürüp Medinetil Fil’e geldi.Çaygan o üç şehri Kuteybe’ye verip kendisi de Kuteybe’nin yanına geldi.Ve Havarizad şaşkına döndü. Nihayet Kuteybe’ye adam önderip aman diledi.
Kuteybe dedi: Amanı kardeşinden dile eğer o aman verirse benden emin ol.
Havarizad dedi: -İmdi bildim ki benim ölmem lazım. Zira benim kardeşime boyun eğmem ölmek demektir.Belki ölmek muti olmaktan iyidir,dedi. Bunun üzerine cenge koyuldu. Bir saat cenk edip sonunda tutuldu.Kuteybe’ye getirdiler. Kuteybe dedi:Kendini nasıl görürsün.
Havarizad dedi: -Ey emir,beni melamet etme ki ben kılıca eli onun için vurdum ki seninle benim aramda bir hüküm zahir ola.İmdi fırsat senin oldu,bana ne öğünmek gerek,ne dilersen et. Bunun üzerine Kuteybe buyurdu.Dışarı çıkıp boynunu vurdular.

Çaygan dedi: -Ey emir,henüz gönlüm şifa bulmadı.
Kuteybe dedi: -Daha ne dilersin?
Çaygan Dedi: -Dilerim ki onunla bile olan kimselerin hepsini öldüresin.
Kuteybe dedi: -İmdi sen benim yanıma topla, ben öldüreyim.

Çaygan da hepsini tutup getirdi.Kuteybe cümlesini öldürüp mallarını aldı. Çaygan şöyle şart etmiş idi ki:Bin baş esir ve nice bin kumaş vere. İmdi Kuteybe Medinetül File girip o malı Çaygan’dan aldı.
Çaygan Kuteybe’den yardım diledi.Zira Camhüd meliki daima gelip Çaygan ile cenk ederdi.Ve Çaygan’ı gayet ekşitirdi.Kuteybe Abdurrahman’ı ona yardıma gönderdi.Ve Abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü.Çaygan o yerleri fethedip dört bin baş esir aldılar. Kuteybe buyurdu. Hepsini öldürdüler. (Syf-349-350)
-Şaş askeri bize gece baskın etmek dilerrmiş, imdi varın onların yolunda filan yerde pusuda durun.Ve onlar çıktığı vakit üzerlerine sürünüz.Ola ki bir fetih edesiniz,dedi.Muslih b.Müslim’I bunlara kumandan tayin etti.Muslih de gelip o 700 adamı üç bölük etti.Bir bölüğünü yolun sağ yanına,bir bölüğünü sol yanına koydu ve kendisi bir bölükle yolun üzerine durdu.Gece yarısı geçince Şaş askeri çıkıp geldiler.Muslih’i yol üzerinde görünce cenge meşgul oldular.Ve o iki bölük gaziler de iki taraftan hamle edip aç kurdun koyuna girdiği gibi kafirleri tarumar ettiler.Gazilerde Şübe adlı bir bahadır yiğit vardı.Kendisini Şaş güruhuna ve kalabalığına vurdu.Onların ortalarında bir melikzadeleri vardı.Yetişip Şübe onu kulağı tözünden kılıç ile çaldı.Öyle bir çaldıkı başı top gibi havaya uçtu.Şaş askeri bu heybeti gördüklerinde hepsi bozguna uğradılar.Müslümanlar ardına düşüp onları hesapsız kırdılar.Onlardan kurtulan pek az oldu.Ve onların ekserisi Melikzadeler idi.Ziynetli ve silahlı kimselerdi.Onların başlarını ve silahlarını ve elbiselerini hepsini aldılar geri dönüp Sürür ile Kuteybe’nin yanına geldiler. Ertesi gün Kuteybe hükmetti ki cenge atılalar.
Gavrek Kuteybe’ye adam gönderip dedi: -Bu ettiğin harbi öyle zannetme ki arapların kuvveti ile edersin belki acemden benim kardeşlerimdir ki sana yardım edip cenk ederler.Yoksa harbe arapları gönder.Gör ki biz de neler ederiz,dedi.Kuteybe bu sözü işitip gadaba geldi ve münadilere çağırttı.Müslüman mübarizleri toplanıp kafirlerin üzerine yürüyüş ettiler ve buyurdu ki mancınık kurdular ve bir burcu döğe döğe yıktılar.Ve Müslümanlar o yıkılan yerden hücum ettikte kafirlerden bir bahadır er gelip o gedikte durdu her kim ileri gelse mecal vermez öldürürdü.Müslümanlarda silahşörler çok idi.Kuteybe onları çağırtıp dedi ki: Sizden kim ki o şahsı ok ile vurursa ben ona on bin dirhem veririm.O silahşörlerden biri ileri yürüyüp ok ile o şahsı atıp gözünden vurdu ve ensesinden çıktı.derhal düştü.O kişi Kuteybe’nin yanına gelip on bin dirhemi aldı.

atillas
21-08-2010, 16:43
Unutmadan yeni üyeyim ama uzunca süredir üye olmadan forumu okuyordum,yukarıdaki yazılar tamamen alıntı olupğ -sadece- çok uzun metinler olmaları nedeniyle kopyala yapıştır yapılmıştır.
saygılar