zenith
11-12-2008, 13:11
İşte bu kadar kolay! “Akıllı Tasarımın” ürünü insan, aynen kendisinin de yaratıldığı üzere, tüm icatlarını “bir anda / aniden” yapıverdi; süreçsiz… evrimsiz…Yani, arada hiç yarım yamalak işleyen ampuller olmadı, veya ampulün sadece belli kısımlarını içermeye kadar varan süreçler hiç yaşanmadı!
Öyle mi?
Tabi ki hayır…
Bilim “bir anda değil” fasıl fasıl, düşe kalka, ama hep ileriye; başarıya, doğru işledi…
Edison ampulün “nihai” halini geliştirene kadar, daha öncesinde, kendisi dışındaki diğer ilgili bilim dallarında çeşitli çalışmalar yapmış bilim insanlarının elde ettikleri çeşitli bilimsel verileri / bilgileri, kullandı, bunlardan faydalandı, bazılarını geliştirdi, ve nihayetinde “ampulü” icat etti (daha doğrusu “bir ampul şeklinde işleyen nihai ürünü geliştirdi”…
Ancak, ampulün nihai icadına kadar:
1- Çeşitli bilim insanları, kendi ömür ve zamanlarının bilimsel imkanları dahilinde belli konularda, belli bilimsel icatlarda veya önermelerde bulunmuşlardır;
2- Böylesi icatlar veya önermeler (bilgi birikimleri), kendilerinden sonra gelen ve böylesi bilgilerle donatılmış diğer bilim insanları tarafından geliştirilmiş ve bir veya birkaç adım ileri taşımışlardır.
3- Böylesi “zincirsel bilimsel veri/bilgi birikimleri ve ilgili akılsal reaksiyonlar” sonucunda bilim, bilim insanlarının artan birikimleri doğrultusunda, arada sırada oluşan yanlış deney sonuçlarının veya önermelerinin de “iyileştirilmesi” veya “düzeltilmesi” ile, olması gerektiği üzere “daha sağlam ve kesin bir şekilde” bir sonraki adıma (içinden girilen bir kapının açılacak bir diğer kapıyı da şimdi açılabilir kılmasıyla) süregelmiştir.
İşte aklın evrimi…bilgi birikiminin artması ile lineer bir şekilde hızlanan, bilinçli, bilimsel ve süreçli… Hiçbir şey öyle “bir anda” olmamıştır. Aynen, doğanın ve insanın, ve onun tasarımı olan tanrının ve dinlerin de olmadığı gibi.
Anekdot: Neden Tanrı monoteist dinlerini göndermek için sadece 2 milenyum öncesine kadar beklemiştir? İnsan aklının yeterince gelişmesini beklemek için mi, yoksa insan yeterince geliştiğinde yine insan tarafından “bulunmuş” olmak için mi? Burada da bir “süreç” söz konusu değil midir?
Konumuza dönersek, “ancak ve ancak, bir öncekidir bir sonrakini olanaklı kılan…bir sonraki tamamlandığındadır ki, ancak bir sonrakine kapı açılsın”.
Einstein’ın E=mc2 formülü 1905 yılı itibarıyla hazırdı (ki evrenin sırrına da ışık tutacaktır)… Atom bombası da bu formülden geliştirilen çalışmaların sonucunda, ancak, 1945’lerde “pratik bir ürün” haline gelebildi. Yani, bir yığın bilim adamı ve bunlardan sadece BİR TANESİNİN önerdiği YOL / METOT (brain storm) sonucundadır ki Einstein’ın bu formülü atom bombasına taşınmıştır. Ama kapıyı açan Einstein’dır.…Evrim, ki eşittir SÜREÇ, ve SÜREÇ = Bilgi Birikimi… İşte dinamik bir hiyerarşi… ki tersine veya ezbere işleyemez!
NOT: Hiroşimaya atılan atom bombasındaki aktif maddenin ağırlığı sadece 0.6 gramdır. Evet, düşünmeye çalışın lütfen!
İnsan olmasaydı, Tanrı, Tanrı olmasaydı Din, elektrik olmasaydı Ampul olmazdı!
Kaldı ki, iş dinlere kalsaydı, dünya halen statik olurdu! Din “statik”, Bilim ise “dinamiktir”: Din kitapları binlerce sene önce yazılanları halen aynen korurken (ve korumakta ısrarlıdır genelinde), bilim ise bir kapıdan girip, öteki kapıdan çıkmaktadır.
Saygılarımla
Öyle mi?
Tabi ki hayır…
Bilim “bir anda değil” fasıl fasıl, düşe kalka, ama hep ileriye; başarıya, doğru işledi…
Edison ampulün “nihai” halini geliştirene kadar, daha öncesinde, kendisi dışındaki diğer ilgili bilim dallarında çeşitli çalışmalar yapmış bilim insanlarının elde ettikleri çeşitli bilimsel verileri / bilgileri, kullandı, bunlardan faydalandı, bazılarını geliştirdi, ve nihayetinde “ampulü” icat etti (daha doğrusu “bir ampul şeklinde işleyen nihai ürünü geliştirdi”…
Ancak, ampulün nihai icadına kadar:
1- Çeşitli bilim insanları, kendi ömür ve zamanlarının bilimsel imkanları dahilinde belli konularda, belli bilimsel icatlarda veya önermelerde bulunmuşlardır;
2- Böylesi icatlar veya önermeler (bilgi birikimleri), kendilerinden sonra gelen ve böylesi bilgilerle donatılmış diğer bilim insanları tarafından geliştirilmiş ve bir veya birkaç adım ileri taşımışlardır.
3- Böylesi “zincirsel bilimsel veri/bilgi birikimleri ve ilgili akılsal reaksiyonlar” sonucunda bilim, bilim insanlarının artan birikimleri doğrultusunda, arada sırada oluşan yanlış deney sonuçlarının veya önermelerinin de “iyileştirilmesi” veya “düzeltilmesi” ile, olması gerektiği üzere “daha sağlam ve kesin bir şekilde” bir sonraki adıma (içinden girilen bir kapının açılacak bir diğer kapıyı da şimdi açılabilir kılmasıyla) süregelmiştir.
İşte aklın evrimi…bilgi birikiminin artması ile lineer bir şekilde hızlanan, bilinçli, bilimsel ve süreçli… Hiçbir şey öyle “bir anda” olmamıştır. Aynen, doğanın ve insanın, ve onun tasarımı olan tanrının ve dinlerin de olmadığı gibi.
Anekdot: Neden Tanrı monoteist dinlerini göndermek için sadece 2 milenyum öncesine kadar beklemiştir? İnsan aklının yeterince gelişmesini beklemek için mi, yoksa insan yeterince geliştiğinde yine insan tarafından “bulunmuş” olmak için mi? Burada da bir “süreç” söz konusu değil midir?
Konumuza dönersek, “ancak ve ancak, bir öncekidir bir sonrakini olanaklı kılan…bir sonraki tamamlandığındadır ki, ancak bir sonrakine kapı açılsın”.
Einstein’ın E=mc2 formülü 1905 yılı itibarıyla hazırdı (ki evrenin sırrına da ışık tutacaktır)… Atom bombası da bu formülden geliştirilen çalışmaların sonucunda, ancak, 1945’lerde “pratik bir ürün” haline gelebildi. Yani, bir yığın bilim adamı ve bunlardan sadece BİR TANESİNİN önerdiği YOL / METOT (brain storm) sonucundadır ki Einstein’ın bu formülü atom bombasına taşınmıştır. Ama kapıyı açan Einstein’dır.…Evrim, ki eşittir SÜREÇ, ve SÜREÇ = Bilgi Birikimi… İşte dinamik bir hiyerarşi… ki tersine veya ezbere işleyemez!
NOT: Hiroşimaya atılan atom bombasındaki aktif maddenin ağırlığı sadece 0.6 gramdır. Evet, düşünmeye çalışın lütfen!
İnsan olmasaydı, Tanrı, Tanrı olmasaydı Din, elektrik olmasaydı Ampul olmazdı!
Kaldı ki, iş dinlere kalsaydı, dünya halen statik olurdu! Din “statik”, Bilim ise “dinamiktir”: Din kitapları binlerce sene önce yazılanları halen aynen korurken (ve korumakta ısrarlıdır genelinde), bilim ise bir kapıdan girip, öteki kapıdan çıkmaktadır.
Saygılarımla