Orijinalini görmek için tıklayınız : ruh, cin, peri
greenway
11-09-2005, 13:42
bir ışık demeti halinde insan suretinde fakat insan organlarını barındırmayan, insan büyüklüğünde, bir takım varlıklar olduğunu gören dostlarım oldu, hatta aynı anda 3 kişinin şahit olduğu bir durumdu bu. tam olarak anlam veremedim. bilgisi olan arkadaşların yardımını bekliyorum.
teşekkürler
bence ya keklemisler seni ya onlar keklenmis yada goz yanılsaması olmus
Arkadaşlarının seni kandırmadığını kabul edersek:
Ya göz yanılsamasıdır ya da kitlesel bir halüsülasyonlardır.İnsanlar Meryem ana heykelinin ağladığını,top attığını,ata baktığını(biraz abartmış olabilirim:)) görüyorlar.Bunlarda mı doğru sizce?
Bir şeye çok fazla inanılırsa kimi şeyler artık insanların kafasında yaşayabilir.
greenway
09-10-2005, 16:10
teşekkürler..
ben de ihtimal vermiyorum ve 3 kişinin aynı anda görmesi beni daha farklı bir ifade ile anlatabilecek arkadaşlar aramaya sevk etti. hepsi o kadar.
tekrar teşekkür ederim.
3 kişinin aynı anda görmesi degil gorgunu iddia etmesi olmalı
Tuzbaykucbars
20-10-2005, 21:53
Biz dini terbiyeden gelen durumdan mi yoksa insanin herseyi görüp anlayacagini sannettiyimizden midir bilemem, böyle olaylar insani korkutmasina aslinda gerek yok. smile146
ngcoskun
21-10-2005, 11:11
ben bu tip şeylerinde, dinlerin de birer plasebo olduğunu düşünüyorum.
plesebo hakkında bilgisi olmayan arkadaşlar varsa hemen yazayım.pleseboyu doktorlar kullanır.şeker tabletleridir aslında onlar . ama hastalara verildiğinde - bazı hastalara- hastaların bundan haberi yoktur.hastalığının tedevisinde kullanılan bir ilaç olarak içtiğini ve sonunda da hastalığının iyileştiğini ya da iyileşme kaydettiğini yaşar.
bu durum bilim adamları tarafından grublara uygulanmış deneylerle kanıtlanmış bir durumdur.
yani kıssadan hisse inanç herşeydir.ve herşeyin olmasını sağlayan yada ön ayak olan durumdur.
greenway,
bu bahsettiğin arkadaşların madde bağımlısı olabilirler mi?çünkü kafa yapıcı madde alan insanlarda halusinasyon görme durumu sık olur.eğer o an madde almışlarsa böyle şeyler gördüklerini zannetmeleri doğaldır.
Tuzbaykucbars
29-10-2005, 21:30
Türkiyede her insanin bir batil inanci vardir islamiyet dahil her ilde bulabilirsiniz. Toplum cogu dinden gelen uydurmalari iclerine islemis (cin peri ve ne bok varsa) tabii olarak kimse söylentilere uyduruk seylere itiraz etmiyor.
bir ışık demeti halinde insan suretinde fakat insan organlarını barındırmayan, insan büyüklüğünde, *bir takım varlıklar olduğunu gören dostlarım oldu, hatta aynı anda 3 kişinin şahit olduğu bir durumdu bu. tam olarak anlam veremedim. bilgisi olan arkadaşların yardımını bekliyorum.
teşekkürler
Bunlar sadece birer halusinasyon mu?
Kozmik Kitaplar-İnanılmaz Gerçekler 2 kitabından alıntılar: Farklı örneklerde birbiriyle örtüşen ifadeler. (Diğer alıntılar kısaldı)
1-
“Yaşamın gizli ve ilahi bir gücünün olduğunu hep düşünürdüm ama yaşanmış sırlarla dolu tecrübenin akabinde bu düşüncem benim değişmez gerçeğim oldu. Hayatımın en başarılı ve en güçlü olduğu günlerden birinde, işyerimde çalışmalarıma yoğun bir şekilde dalmışken birden kendimi farklı bir ortamda gördüm. Çevremde öylesine sessiz ve öylesine garip bir gri renk hakimdi ki şaşırmış, adeta bulunduğum yere çakılmış kalmıştım. Gittikçe büyüyen sis bulutu beni içine çekiyordu.
Sisli garip yerde yukardan bakar gibi bir hal içindeydim. Zaman ve hayat durmuş, ben başka bir boyuta girmiş gösterileni seyrediyordum. Geniş bir kara yolunda hızlı bir şekilde ilerleyen arabaların akışını seyrederken, arabalardan birine daha fazla yaklaşmaya başladım. Sanki yukarıdaki ben, gözlerimle kameranın zum yapması gibi zum yapıyordum.
Bedensiz gözlerim arabanın içindeki sürücüyü görmüştü. Bu kişi yıllardır yurtdışında yalnız yaşayan dayımdı. Arabayı hızla kullanırken bir taraftan da yanaklarından akan gözyaşlarını silmeye çalışıyordu. Kalbim sıkışmış sanki nefes alamıyordum. Kendime geldiğimde çalıştığım masanın çevresine sıkıca sarılmış yaprak gibi titriyordum.
Bana ne olmuştu? Nasıl bir hal almıştım? Gördüklerim ne olabilirdi? Bütün bunları düşündükçe içim daralıyordu. Çalışamaz hale gelmiştim. Hemen şirketten çıkarak annemlere gittim. Beni perişan halde gören annem paniğe kapıldı. Olayları anlattığımda ise, 'Gece gündüz çalışıyorsun, uyku düzenin bozuldu. Ayakta rüyalar görüyorsun,' dedi ve telefona doğru giderek bu olayı çözümlemek için yurtdışındaki dayımı aradı.
Cevap alamıyorduk. Diğer yakınlarımızı arayarak ulaşmaya çalışsak da bir netice alamamıştık. Sıkıntılı ve caresiz geçen üç saatin sonunda kapı çalındı ve karşımızda dayım duruyordu. Tıpkı birkaç saat önce sislerin arasında gördüğüm kıyafette ve gözyaşları içinde içeri girdi. Annemle ben hayalet görmüş gibi dayıma bakıyor, tek kelime söyleyemiyorduk.
Dayım bizim şaşkınlığımızı bile fark edemeden koltuğa kendini atarak şunları söyledi: 'Ölüyormuşum, çaresi yok. Çok geç kalınmış, yapılacak fazla bir şey yok. Vatanımda ölmek istiyorum.'
Gerçekten de bütün vücudunu saran kanser dayımı altı ay sonra aramızdan sonsuza kadar alıp götürdü.
Yaşanmış doğaüstü olaylarda neyin gerçek olduğunu bilme şansımız elbette ki mümkün değil. Dünya belki de düşündüğümüz ya da bildiğimizden farklı bir işleyiş içinde dönüyor. Hangi güç hangi şartlar beni çözümlenemeyen bir vizyonun içine aldı? Bunun cevabını veremesem de sıra dışı bir deneyim yaşadığımı biliyorum.”
2-
“...Çayımın son yudumunu almıştım ki midemde bir bulantı hissettim. Sanki vucudum elektriğe bağlanmıştı. Nefes alamıyordum. Etrafım, sabahın pırıl pırıl ışıklarının yerine garip, ifade edemeyeceğim bir renge büründü. Parlak gri ya da gümüş rengi diyebiliriz. Kalbimin çarpmasından başka hiçbir ses yoktu. Dışarıdaki trafiğin akışı devam ediyordu ama ses yok olmuştu. İşte tam o sırada kendimi ofiste buldum...”
3-
“...Sabah olmak üzereydi. Çok güzel bir mayıs sabahını karşılamaya hazırlanan kuşların sesiyle biraz kendime gelmiştim. Bahçede dolaşarak üzerimdeki sıkıntıyı atmaya çalışırken birden sanki dünya derin bir sessizliğe büründü.
Hiçbir ses duymuyor, hızlı bir şekilde garip bir gümüş rengiyle dört bir yanım sarılıyordu. Korku ve panik halinde içeriye girmek için çaba gösterdiysem de sanki bedenim binlerce kiloluk bir ağırlığa sahip olmuştu; hareket edemiyordum.
Birden gözlerimin önünde sislerin içinde bir görüntü oluşmaya başladı...”
...Sustum; hem de yıllarca. Yaşamış olduğum bu olayı hatırlamak bile istemedim. Cevabını kimsenin veremediği bu olay beni bilinmezlerin ortasında çaresiz ve acılar içinde bıraktı.”
4-
“...birden yaşam sanki başka bir boyuta geçti. Garip bir renkteki bulut tüm çevremi sarmış, adeta beni dondurmuştu. Garip bir sessizlikle birlikte küvetin içinde bir görüntü oluştu. Bu görüntüyü sanki yukarıdan seyrediyordum. Zaman ve mekan yok olmuştu...”
...Yaşamış olduğum bu gerçek olay benim ve çevremin yaşama bakış açısını kökünden değiştirdi. Artık başıma ne gelirse gelsin bu olayı hatırlıyor ve kesinlikle başka boyutlarla bağlantıları, haberci rüyaları, kısa ölümü yaşayanları ve bizi koruyan gözeten varlıkların gerçekliğine inanıyor ve hayata bakış açımı değiştiren, adına telepati denilen sevgi yolunu kullanarak bana ulaşıp vedalaşan eşime çok kısa zamanda kavuşacağımı biliyorum.”
5-
“...Bir bardak süt içmek istemiştim ki birden çevrem garip bir gümüş rengiyle çevrelendi; hemen ardından insan çığlıkları, alevler ve dumanlar içindeki insanların görüntüsüyle karşılaştım. Sanki *zaman durmuş, ben başka bir boyuta geçmiştim. Bu görüntüyü yukardan farklı bir boyuttan seyrediyordum...Hareket kabiliyetim durmuştu; sesimi çıkaramıyor, olanları seyrediyordum.”
...Eşim, yaşadıklarımın ya da anlattıklarımın mantıklı bir aiçıklaması olmadığını söyledi. Peki bu yaşananlar ne idi? İşin içinden çıkamamıştık. Sonunda yaşadıklarımı, çok yoğun iş temposu yüzünden beynimin isyanı olarak değerlendirdik ve yattık.
...O anı yeniden yaşıyordum. Her detay ve her hareket gece gördüğüm gibi cerayan ediyordu...
...Geleceğin bir yerlerde olabilmesi, zaman karmaşasını beraberinde getirse de yaşam bütün sırlarıyla birlikte devam ediyor.”
6-
“...Bütün bunları sanki yukarıdan bir yerden seyrediyor gibiydim ve galiba bulunduğum yerde gümüş bir renk hakimdi...
...Aniden, bir düğmeye basıp film seyreder gibi seyrettiğim bu görüntü yok oldu.
...Olanlara anlam veremeyerek işyerime gittim...Otoparkta bulunan çocuk ve kırılan şişe benim üç hafta psikolojik yayrdım almama sebep olsa da artık zaman kaymalarının ve duru görü gücünün dünyanın her köşesinde yaşandığını biliyorum. Bildiğim diğer şey ise akıl sağlığımın yerinde olduğu.”
7-
“...aniden hayatın tüm seslerinin yok olduğunu fark ettim.
...Sanki zaman durmuş...Algıladığım tek şey, garip bir elektrik akımın içinde olduğumdu.”
...Ben açıkça bir zaman kayması yaşamıştım. Hayatımda ilk defa iki ay önce geldiğim bu bölgede, hayatımın en büyük mucizesiyle karşılaşmıştım...”
tur suresi 57 .ayeti kerime : Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
araf suresi 38.ayet : Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.” *
gördügünüz gerçektir hayal göz aldanmasi falan degil cinlerde insanlarla birlikteler ama genelde onlar görünmezer ... hayal ve masal gibi gelen arkadaslara medyum keto yu örnek alin cin çarpmis onu nasil olmus görün ...
Konu başlığı ruh, cin, peri. Ama buradaki konuda cin görme olayı yok. Başka şeyler var. Bunların açıklanması gerekiyor.
araf suresi 38.ayet : Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.”
HİCR
(27) cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.
Cinler ateşten yaratıldıklarına göre, cehennemde ateşe girdiklerinde nasıl acı çekecekler? Ateş ateşe işkence edebilir mi?