PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Prometheus'un sönmeyen ateşi...


dilaver
15-12-2008, 21:20
Darağacı bir kez daha kuruldu. Bundan tam 28 yıl önce 13 Aralık 1980'de Mamak Cezaevi'nin avlusunda darağacı bir kez daha kuruldu.

Darağacı bir kez daha kuruldu. Bundan tam 28 yıl önce 13 Aralık 1980'de Mamak Cezaevi'nin avlusunda darağacı bir kez daha kuruldu. Bu kez ipin ucunda sallanan 17 yaşında pırıl pırıl bir gençti. 13 Aralık 1980'de bayraklaşan Erdal Eren'di.

"Sinan'ı ziyarete gittim... iyi olduğunu ve Erdal ile Ercan'ın yanında bulunmaktan memnun olduğunu söyledi. Sonra Erdal'a gittim... O da iyiydi. Sinan'la Ercan'ın yakınında bulunmaktan o da mutluydu. En son Ercan'ıma gittim. O da sevgili arkadaşlarının duygusunu taşıyordu ve hepinize selam söyledi" diyordu mezarlık ziyaretinden sonra Mamak Cezaevi'ne kadın tutukluların ziyaretine giden Yaşar Koca. Yaşar Koca. Bir anne. Ercan Koca'nın annesi.

30 Ocak 1980 akşamı. Karanlık ve soğuk. Tıpkı ölüm gibi. Ankara Yukarı Ayrancı'da Hoşdere Caddesi. 21 yaşında yakışıklı bir ODTÜ öğrencisi durdu bir duvarın önünde. Elinde boya kutusu ve fırçası... Umutlarını yazacaktı, Yazacaktı yarını duvarlara... Emekçilere, sabah kalktıklarında, günaydın diyebilmek için. Ölüm mert olmadı zaten bu coğrafyada. O akşam da pusuya yatmıştı. Eller tetikte. Ve çekildi o hain tetik. MHP milletvekili olan Cengiz Gökçek'in koruma polisi Süleyman Ezendemir tarafından yaralandı Sinan Suner. Yaralanan Sinan değildi yalnızca; umutları, gelecek güzel günler yaralandı. Yarınlar yaralandı. Götürmediler hastaneye. Beklettiler. Soğuktu Ankara geceleri. Sinan yerde bekliyordu. '4 hain kurşun yemişti, yatar iken parkasıyla'. Ali Soyoğlu hemen kendi aracına aldı Sinan'ı. Çok kan kaybetmişti. Ali Soyoğlu'nun Sinan'ı götürmesine engel olmuşlardı. Saatlerce bekletildikten sonra başka bir araçla hastaneye geldiler. Çok geçti. Sinan ölmüştü.

Duyuldu Sinan'ın öldürüldüğü. Ev ev, kapı kapı dolaşıldı. Görkemli bir cenaze töreni düzenleyecekti yoldaşları. Her yer asker, her yer polis doluydu. "Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin hoş gelmiş sefa gelmiş" diyen bin beş yüz yürek fırladı Hoşdere Caddesine. İnzibatlar ateş ediyorlardı. Korumalıydı yoldaşlarını Erdal ve korudu. Geri çekilirken bir duvarın önüne geldi. Gidecek yer yok; arkası duvar, önünde inzibat. Ve yere yıkıldı inzibat. Yüzyüze iken Erdal'la 'arkasından' yediği bir kurşunla.

Olay tarihi 2 Şubat 1980. Bir gökçe fidan köreltilirken binlerce gökçe fidanın doğuşu muştulanıyordu. Hızlı bir mahkeme. Karar mahkeme başlamadan alınıyor: İdam. Savunmalar anlamsız, itirazlar yersiz. "Yaşı küçük". Ret. " Olayda iki mermi çekirdeği var, incelensin." Ret. "Asker sırtından yakın mesafeden vurulmuş, Erdal'a yüzü dönük. Elbisesi incelensin." Ret. "keşif yapılsın." Ret. "Erdal'ın tanıkları dinlensin." Ret. "İdam." Kabul.

3 celsede bitirilir mahkeme. Acelesi vardır mahkeme heyetinin. Çünkü; aynı dönemde MHP'li İbrahim Çiftçi'yi "yargılayacaklardır." Erdal'a acele eden mahkeme heyeti İbrahim Çiftçi'ye hiç acele etmez. Mahkeme uzar, uzadıkça deliller yok olur ve dört kez idam cezasına çarptırılan İbrahim Çiftçi davasında "adalet" yerini bulur ve İbrahim Çiftçi beraat ettirilir. Sehpa Erdal için kurulacaktır. İbrahim Çiftçi'ye ise "vatan için kurşun sıkan da, yiyen de şereflidir" ilkesinden hareketle yükselmek düşer. MHP'nin en üst düzey yöneticilerinden biri olur. Hatta Genel başkanlığa bile aday olabilmektedir.
12 Aralık gecesini 13 Aralık 1980'e bağlayan gece Erdal'ın hücresinin kapısı açılır. Asılacaktır. Yok edilmek istenen Erdal'ın bedeni değil umutları, yarınlarıdır. Asıl yok edilmek istenen gelecek güzel günlerdir. Ceketini giyer, ellerinin bağlanmamasını ister. Çünkü ilmiği kendi geçirmek istemiştir boynuna. Tıpkı Deniz gibi, Yusuf gibi, Hüseyin gibi karşılayacaktır ölümü.

Hüküm okundu. Yakasız beyaz gömlek giydirildi. Saat 02.55. Ve sehpa ayaklarının altından çekilir.

13 Aralık 1980 gecesi Erdal'ın idamını protesto eden Ercan Koca duyar duymaz Erdal'ın idamını evinden fırlıyor pankart asmak için. Ölüm pusudadır. Yakalıyor Ercan'ı. Pankartı kendi elleriyle indirmesi için dövülüyor. Askeri timin komutanı Üsteğmen Yaşar Kunduh, yapılan duruşmada "pankartı bizzat kendisine indirtmek için zor kullandık" diyor. Ve Ercan ertesi gün kaldırıldığı hastanede kısacık yaşamına veda edecektir.

http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=42019/ A>

(http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=42019)saygılarımla

sargon
17-12-2008, 17:11
12 Eylül'de tanklar sehirlerin ve beyinlerin üstüne cöktügünde 15 yasindaydim. Bazi cocuklar erken büyür, ben daha Jules Verne'in kitaplarini okuyordum o zaman. Bir de evimizin arkasindaki, diger cocuklarla olta agirligi yapmak icin kursun topladigimiz Atis Alanindan seyrettigim Taris Yangini'ni hatirliyorum. Erdal Eren bizden sadece iki yas büyükmüs. Erken büyümüs, cabuk layik bulmuslar idama.

ODTU yurtlarinda ilk kaldigim hafta idi. Yurtlari jandarma basti. Yurtlarin tam ortasinda kalan bir yere pankart asilmisti. Pankarti asani bulmak icin o tarafa bakan odalarda kalan herkes karakola götürüldü. Karakolun kapisinda, buz gibi havada, otobüslerin icinde tikis tikis nerdeyse sabah 3'e kadar bekledik. Amac sadece eziyet etmekti. Demek ki bizim sik sik cezalandirilmamiz gerekliydi.

Ne yazik ki, kolay kolay uslandiramadilar. Ilk gozaltimi üniversiteyden yasadim. Sonra da belki en az 10 defa gozaltina alinmisimdir. Yedigim dayak, iskence, baski, evlerin dagitilmasi, el konulan kitaplar, hapislik yillari, defalarca ölümle yüzyüze gelme, tekrar tekrar tutuklama kararlarini da saymiyorum. Iste 12 Eylül buydu. Baski, yildirma, despotizm. Bugün hala süren rejim 12 Eylül'ün devamidir. Anayasasi ile, kurumlari ile, isleyisi ile 12 Eylül halen sürmektedir. Asil önemlisi beyinlerimizin icinde 12 Eylül sürmektedir.

12 Eylül'e hizmet edenler, 12 Eylül'ün devleti icin 12 Eylül'ün teröristleriyle canla basla savasanlar, hatta hatta bizzat 12 Eylül'cüler artik 12 Eylül'cü degiller, hepsi 12 Eylül'e karsilar. 12 Eylül'ün zihniyetini tasiyanlar, iktidarda olsalar bize 12 Eylül'ü yasatacak olanlar, 12 Eylül'e karsi olduklarini söylüyorlar. Inanin bu ikiyüzlü 12 Eylül karsitlarini gördükce icimden 12 Eylül'e karsi olmak bile gelmiyor. Beyazi ne kadar cok kirletiyorlar.

aydoe
17-12-2008, 21:22
http://www.gunisigihukuk.com/yasaminvehukukunkatli.html

http://www.habercem.com/haberdetay.asp?tarih=&Newsid=45037&Categoryid=1

janti
18-12-2008, 02:20
O gün Faşist cellatlarca katledilen sadece genç Erdal değildi , o gün 2008 ve daha çok sonrasına kadar tüm Türkiye halklarının gençliği katledilmişti.

Bir başka başlıkta A-politik gençlik tartışması varya işte o Daha 18ini bulmamış Erdalı katleden faşist Cellatların bugünlere ve yarınlara sizi beşiğinizde bile katlederim mesajıydı.