PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : SEVGİLİ TURAN DURSUN'UN EĞİTİMİ


Mutezile
19-09-2005, 20:24
Okul okumamış, ne idüğü belirsiz bir din belletmesine maruz kalmış, çocukluğu din adına saçma sapan işler yapan bir yığın cahil insanın arasında geçmiş bir insan, sırf inkarcılığa saptı diye "Büyük İslam Bilgini" mi oluyor?(KORELMİS)


Turan Dursun hakkındaki cehaletini sergilemen isabet oldu. Aynı görüşü paylaşan başkaları da olasıdır ki; vardır. Toplu halde bilgilendirelim siz
muhterem Mü'minleri o zaman. Senin çamur atmaya, iğrenç bir lisanla
küçümseye çalıştığın Turan Dursun'un niteliklerini şöyle sıralayabiliriz: Usu
lü'l-Fıkıh da, Usülü'l-Hadiste, Usülü'l-Tefsirde, Kelam'da, 'Arapça İbare'de, Feraiz'de, Maani'de (Bedi'de, Beyan'la birlikte) sayılı uzmanlardandır. Diyanet işleri Yetkilileri Turan Dursun'un 17 yaşında iken yaptığı müftülük başvurusunu Türkçe bilmediği ve askerlik yapmadığı için hemen kabul edememişlerdir. Ve :''Askerliğin yap gel; kadron hazır'' cevabını vermişle rdir. Günümüz Arapçasından bütünüyle ayrı bir dil olan gramer, dağarcık, imla, noktalama işaretleri, yazım farklılığı bulunan KURAN ARAPÇASINDA -Fusha-Sahih (bozulmamış) Arapçada; dünyanın sayılı uzmanları arasındad ır. Tevart'ın Mişna'sının, Gemara'sının- bütünüyle Talmudun, eski İran'da geçerli olup Tevrat'tan da çok şey aldığı 'Avesta'nın da içinde bulunduğu kutsal sayılan metinleri KARŞILAŞTIRMIŞ 5 ciltlik ''Kutsal Kitapların Kayna kları'' diye bir külliyat kaleme almıştır. Dinleri ve İnançları hem kendi içler inde, hem de kendi dışlarından alıntılar yaptıkları ''mitolojilerle'' karşılaştır malı araştırmaları vardır.
Senin ''ne idüğü belirsiz bir din belletmesine maruz kalmış '' (korelmiş) diye hırladığın adamın çocukluğu Ağrı'nın Kargalık köyünde Arapça SARF ve NAHV okumakla geçiyordu. TRT'ye ambar memuru olarak girip tırnaklarıyla kazıyarak prodüktörlüğe kadar yükselmiş, yüzlerce program yayınlamıştır sevgili Turan Dursun. 14-15 Yaşlarında usülü'l-Fıkh'ın en ileri kitaplarından olan CEM-ÜM CEVAMİ'yi bitirir, 12 İLİM'i tamamlar ve hanefi usülünden Mücaz olur (İcazet alır). 8-10 yıl kadar süre Müftülük görevi es
nasında modern ve reformist uygulamaları yüzünden Diyanetin sürgünleri ne maruz kalır sürekli. 60'lı yıllarda Said-i Nursi'nin ipliğini pazara çıkardı
ğı ''Müslümanlık ve Nurculuk'' adlı eserinin yayınlanmasından sonra 'Şakirt
lerden' devamlı ölüm tehditi almıştır. Kuru gürültüye pabuç bırakmadığı tescilli olan sevgili Dursun, bildiği inandığı hakikatler uğruna Giardano Bru
no ve Sokrat'ın kaderini, engizisyon karşısında bildiklerini inkar eden Gali
leo'nun kaderine yeğlemiştir. Abide bir insanı katleden namussuzlara, söz
lerle RECM teşebbüsünde bulunan senin gibi cahil cühelaya da alıştık artık Derun'unda başka neler var? Söylenmedik bir şey kalmasın, elimiz değmi şken onların da cevabını al

tekdinislam
20-09-2005, 00:26
Mütezilli misin nesin gözüm lafını bil konuş oldumu ne bu Üstad Said Nursi ye nasıl sözler bunlar terbiyeni takın derim yoksa takındırırlar sen başkasına cvp vereceksin diye diğer inananların inançlarını suistimal edemezsin anladınmı. Haddini bil öyle konuş

Mutezile
20-09-2005, 00:50
'Üstat' Saidi Nursi; Risalelere başlarken Şakirtlere şunu yazdırır: ''Cifir ve Ebced hesapları, rakkamlar, harfler ve sayılar kullanılarak Gaip'ten ve
gelecekten haber vermek idiiasında olan BOŞ bir bilgidir. Bu Cifir işi me
raklı, zevkli bir iş olduğu için insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş ye
re meşgul eder. Bir kere bu ''La yelemül'gaybe illallah'' yani: Gaybı Allaht an başkası bilemez ayetine karşı EDEB DIŞI bir davranıştır. Cifir gibi güç
lü temellere dayanmayan gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler''( Said- Nursi; Lem'alar sayfa 39 Sinan matbaası İst.
1958). İlk zamanlar said-i Nursinin görüşü gerçekten buydu. Fakat kendisi
ni ve Risaleleri kutsallaştırmak için Risale-i Nur'un neredeyse her bölümün de Cifir yoluyla Kuran ve Resul-ü Ekreme göndermeler yapmaktadır.. Baş
larda mahkum ettiği yöntemi, sonraları temel İspat Enstumanı olarak kull
anmıştır. Sikke-i tasdiki gaybiden Lemalara, Sönmeze dek her yer Cifir ve
Ebced kaynamaktadır. Bana haddimi öğretmen için seni ciddiye almam ge
rekir. Seni ciddiye almam için de Cifir ve Ebced hakkında doğru iki kelam
etmen gerekir birader. Küfür ve tehdit saray soytarılarının işi. Onları da malum ciddiye almak kolay değil

burkay
22-09-2005, 13:00
küfür nerde geçiyor tekdin islamın cümlesinde ? hakaret kışkırtmadan dolayı var .. fakat küfür kendiniz uyduruyorsunuz...

Mutezile
23-09-2005, 10:29
Laf ebeliğinden bir türlü vazgeçemiyorsun değil mi? Konu Said-i Nursi.
Konu hakkında söyleyecek tek sözün yok, ama konuşmak istiyorsun. İyi
güzelde içinden de konuşabilirsin, oda makbuldur. Wittgentein da yazıyor
okumadın mı: ''Worüber du nicht sprechen kansst, ist 'Schweigen' angesa
gt''. Felsefe'ye 'Susma-Edimi' olarak geçti. Hoş geçmesine vesile olarak çıkış noktası 'Aşkınsal-Transandantal' bilgi idi ama. Hepimizin kendi adı
na pay çıkarması mümkün; öyle değil mi?

burkay
23-09-2005, 12:20
ama olmuyor şimdik sen işine gelenleri yazıyorsun gelmeyenleri laf ebeliği diye yorumluyorsun sen de ki laf ebeliği olmuyor bizdeki oluyor ... ben sana daha evel güzel bir cevap yazmıştım nedense henüz cevap alamadım ... bilmiyorum neden ... konu belam hakkında idi ben mi yanlış okudum yoksa o cümlelerinde imla hatası mı vardı ? bazen ben cüleleri hızlı yazdığımdan cümle düşüklüğü olabiliyor ... o yazıyı birdaha oku hem peygamber belama öğretimde bulunuyordu ; hemde peygamberimize herşeyi öğreten belamdır ., buna bir türlü cevap alamadım ... yoksa ben mi yanlış okudum veya yanlış anladım .... sende laf ebeliği yapmadan ilminle cevap cer ...

burkay
23-09-2005, 12:47
Çok sözün azı iyi, az sözün özü iyi. buyüzden çok bilen çok yanılır .... WER ZUVİEL WEİSS ., İRT SİCH AUCH VİEL ... SELAM YOKSA GENE Mİ LAF EBELİĞİ YAPTIM ...

Mutezile
03-11-2005, 23:30
Nurs köyünden Said hakkında (www.turkulkusu.com'dan) SIKI bir araştırma:--
Yazı çok akıcı, lütfen bitirmeye çalışın sonuna dek. (Mutezile)



NURCULUĞUN TARİHİ GELİŞİMİ:

Nurculuk hareketinin kurucusu olan Said-i Nursi 1873 yılında Bitlis İli’nin Hizan İlçesi’nin Nurs Köyünde dünyaya gelmiştir.

Önceleri Said-i Kürdi olarak tanınan ve bu ünvanı kullanan, soyadı kanunu çıktıktan sonra doğduğu köye izafeten Nursi soyadını alan Said-i Nursi ilmi kariyeri olmayan bir kimsedir. Nitekim Nur risalelerinden Tizyak adlı risalenin 68 nci sayfasında risalelerini kendisinin yazmadığını, bunları yardımcılarının (Nur Şakirtlerinin) yazdığı bildirilmektedir.

Meşrutiyetin ilanından sonra Bitlis havalisinde Şeyh'lik faaliyetlerine başlamış, bilahare İstanbul’a gelerek siyasi faaliyetlere katılmış, İttihad-ı Muhammed-i Cemiyetinin kurucuları arasında yer almıştır.

31 Mart vakasından evvel Derviş Vahdeti ile irtibat kurmuş, o tarihte çıkan Volkan Gazetesindeki yazıları ile 31 Mart Vakıasını körüklemiş, yine o tarihlerde kurulmuş bulunan "Kürt Teali Cemiyeti’ne" girmiştir. 1912 yılında yazdığı bir kitabında “Uyan ey Selahaddin Eyyübi’nin torunları Kürtler” diyerek kürtleri Türklere karşı tahrik gayreti içine girmiştir. Mektubat adlı risalesinde ise “Kendisinin Türk olmadığını, Türklük ile münasebetinin bulunmadığını, Türkiye'de Kürt milleti diye ayrı bir milletin olduğunu” ileri sürmüştür.

İstiklal Savaşı sırasında, Ankara’nın halifeyi kurtaracağı inancıyla Ankara’ya gelmiş, ancak laik bir devlet düzeninin kurulması ve Cumhuriyet ilanı üzerine Ankara’yı terk ederek Van’a gitmiştir. 1925 yılındaki Şeyh Said isyanından sonra Isparta Barla’da daha sonra Kastamonu, Afyon ve Emirdağ’da mecburi iskana tabii tutulmuştur. Afyon, Denizli ve Eskişehir Cezaevlerinde mahkum olarak yatmıştır.

Said-i Nursi 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da vefat etmiştir. Ancak yetiştirdiği talebeleri (Nur Şakirtleri) onun felsefesini günümüze kadar taşımışlardır.

Nurculuk, bir tarikat faaliyeti olarak karşımıza çıkmasına rağmen, Nurcular bu hareketin bir tarikat olmadığını, Kur’an-ı Kerim’in 20 nci yüzyılda tefsiri üzerine kurulmuş bir okul olduğunu ve sayısı 130 lara varan Nur risalelerinin de Kur’an-ı Kerim’in tefsirini kapsadığını ifade etmektedirler.

İlk defa 1955-1957 yıllarında Kur’an-ı Kerim’in ve Nur risalelerinin yazılışı nedeniyle ortaya çıkan nurcular arasındaki gruplaşma, Said-i Nursi’nin ölümünden sonra daha bariz bir hal almıştır.

Birinci grup “Kur’an-a küfür yazısı ile hizmet olmaz” parolası ile ortaya çıkarak Risaleyi Nurların mutlaka Arapça ile ve el yazısı ile yazılmasını, bunun için de bütün Nurcuların Arapça öğrenmeleri lazım geldiğini savunmuşlardır. Bu gruba yazıcı Nurcular denilmiştir.

İkinci grup "Okuyucu Nurcular" diye bilinmekte olup, Latin harfleri ile yapılacak çalışmanın hedeflerine varmada yardımcı olacağını savunmuşlardır.

Okuyucu ve yazıcı grup arasındaki bu farklılaşma 1969 yılından sonra okuyucu grup içinde yer alan Fethullah GÜLEN grubunu ayrı bir grup olarak ortaya çıkarmıştır. Bu grubun özelliği öğrenci kesimine yönelik vakıf çalışmalarına ağırlık vermesi olmuştur.

1982 yılında yapılan Anayasa oylaması okuyucu grup içinde gazeteci ve Şuracı grup olarak yeni bölünmelere yol açmıştır.

Günümüzde Yeni Nesilciler olarak bilinen gazeteci grup, 1992 Anayasası’na hayır denilmesini, Şuracı grup ise Evet denilmesini savunmuşlardır.

Günümüzde Nurcular, “Gazeteciler, Şuracılar, Fethullah GÜLEN’ciler, Yazıcılar” olarak faaliyet göstermektedirler. Ancak Yazıcılar grubunun etkinliği azalmıştır.

Nurculuğun Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı bir hareket olduğunu görebilmek için Nur Risalelerine bakmak gerekmektedir. Barla Mektupları sayfa: 53. Atatürk’ü kastederek “Tek gözlü Deccal, ya iman et, ya bütün Dünyanın maskarası olacaksın.” denilmiştir.
"Sönmez" adlı risalede (Sayfa:21-22), Atatürk kastedilerek “Ayasofya Camiini puthaneye, meşihat makamını kızlar lisesine çeviren bu adamı sevmemenin bir suç olması imkanı var mı?” denilmiştir.

“Mektubat” adlı risalede (Sayfa:401) “Türkiye kuruluşu itibariyle dinden uzak kalmış ve dine karşıdır. Laiklik ile dinsizlik arasında hiçbir fark yoktur. Hıristiyanlık dünyevi esaslara sahip olmadığı için, din ile dünya esaslarını birbirinden ayırır. Reform hıristiyanlıkta mümkündür. Türk inkılapları dahi hıristiyan reformlarının taklidinden ibarettir. Zira İslamiyet hiçbir reforma ihtiyaç göstermeyecek kadar mükemmeldir” denilmiştir(Oysa bu gun fetos kendi ,yolunda gittigi kitaba yani nur risalelerinede aykiri olarak dinler arasi diyalok hikayesini baslatmistir)

"Tiryak" risalesinde (Sayfa: 65), “Türkiye’nin siyasi rejimi Nur saadetini söndürmeye çalışmaktadır. Kemalistler seviyesiz, anarşist kimselerdir” denilmiştir.


"Mektubat" risalesinde (Sayfa: 403), “İslam dininde inkılap yapmak, şeriat aleyhtarlığı olduğu için, İslamiyet dairesine aykırı, inkılaplar da İslamiyete aykırıdır.” denilmektedir.



"Hanımlar Rehberi" risalesinde (Sayfa: 57) “Çok kadın ile evlenmek İslami olduğu gibi Taaddüdü Zevcat tabiata, akla ve hikmete muafıktır.” denilmektedir.

(oysa ne saidi kürdi ne fetos evlenmemis , evlenmekten seytandan kaçar gibi kaçmislardir)


Said-i Nursi’ye göre İslamiyet devletinin Mekke-ı Mükerremesi Cezinat-üm Arap olacaktır. Bu arada Osmanlılıkta bin Medine-i Münevvere şeklini alacaktır. (Said-i Nursi Münazarat Sayfa:109-13 1,


Çok kadın ile evlenmek İslami olduğu için caiz ve şarttır. Taaddüdü Zevcat tabiata, akla, hikmete muvafıktır. (Said-i Nursi, Hanımlar Rehberi, Sayfa: 57).


Benim tesettür, irsiyet, zikrullah ve taaddüdü zevcat hakkındaki Kur'anın sarih ayetlerine medeniyetin ettiği itirazlara karşı onları susturacak tefsirimdir. (Said-i Nursi, Tiryak, Sayfa: 60) (yani Kurani kerimin manasinin yetersiz kaldigini kendi yazdiklarinin kurani itiraz götürmez kildigini söylüyor)

Nurculara göre, bugünkü aile sisteminde medeniyet fantazilerden ibarettir. Aile saadeti ancak daire-i şeriattaki adabı islamiye ile mümkün olacaktır. Kadının erkeğinden boşanabilmesi islami esaslara aykırıdır. Şer’i evlenme ise bu imkanı ortadan kaldıracaktır. (Said-i Nursi, Kadınlar Taifesi ile Bir Muhavere:7

Said-i Nursi faizin yasak edilmesini istemekte, sınıf kavgalarının ortadan kaldırılabilmesi için bankalar kapatılmalı, Riba yasak edilmeli, Kur’an kadına üçte bir hisse vermektedir; medeniyetin kadına erkek kadar hisse vermesi ahlaksızlıktır. (Said-i Nursi Zülfikar 1945, sayfa


Ancak Nurcular günümüzde risalelerden suç unsuru taşıyan kesimleri ayıklayıp baş taraflarına mahkemelerin beraat kararlarını eklemekte ve bu şekilde dayatmaktadırlar..

Aliminyum
04-11-2005, 13:17
Öncelikle şunu belirtelim.
Turan Dursun İslamî ilimlerde bilgi sahibidir.
Turan Dursun İslamî ilimlerde söz sahibidir.
Bunlar kabul.
Ancak sorun bunlar değil. Sorun Turan Dursun'un Tefsir,fıkıh,hadis,kelam, tarih gibi ilimlerde iyi sayılabilecek eğitim almış olması değil. Hal böyle olsaydı Turan Dursun'dan daha bilgili olan Haccac-ı Zalim (büyük bir fakihtir bu yönünü herkes bilmez), İbn-i Sebe, İbn-i Selül hatta Hasan Sabbah gibi isimleri de takdirle yad etmeniz gerekir.

Diğer bir sorun şu; Bilgi tek başına yeterli değildir. Çünkü çeşitli bilgilerin karşılaştırmasından ortaya çıkan değerlendirmeler sonucu hayata ve fikirlere şekil verilir. Önemli olan bilginin değerlendirilişidir. Bu değerlendiriliş ise yorumlama ile tam tamına alakalıdır. Bilgiyi yorumlamak
ve yorumlarken bilginin özsel gerçekliğine sadık kalıp kalmamak insanın kendi algılama mekanizmalarıyla alakalıdır. Hermenötikçilerin bu konuyu oldukça yoğun ele aldıkları biliniyor ama konumuz o değil. Konumuz şu;
Turan Dursun bilmektedir ama bildiklerini yorumlayış ve değerlendiriş tarzı itibariyle bilginin yani bildiklerini özsel gerçekliklerine sadık kalmamıştır.

Necip Fazıl'ı bile bir tarikat şeyhi zanneden, Said Nursi'nin içki içip kumar oynadığını iddia edecek kadar iddialarında sınır ve usul tanımayan Turan Dursun Din sosyolojisini bilmez mesela. Dinlerin insanlar üzerindeki bıraktıkları etkileri sadece Doğu Anadolu'nun kör-sağır ortamında birkaç yamyamın hayatlarından yola çıkarak değerlendirir. Babası anasını döven birisidir ve babasından nefret eden Turan Dursun suçu Kuran'a atmaktan çekinmeyecektir. Bu basit bir örnek. Turan DursuN'un Din sosyolojisini değerlendirirken hangi ölçütlere göre hareket ettiğini ortaya koyması bakımından önemli. Turan Dursun bilginin özsel gerçekliğine ve bir konuda evrensel aklın ilkelerine değil kendi kişisel temayüllerinin yanıltıcılığına itibar etmektedir. Bu noktada da Turan Dursun'un tahsili, bilgi seviyesi hiçbir şey ifade etmez.

Turan Dursun'un feslefe-edebiyat gibi aklın ve ruhun iki büyük tasarrufunun ürünü olan dallardaki yetkinliği neredeyse sıfır. 12-13 yaşlarında Aristo'nun poetikasını ezberlediğini kabara kabara anlatıyor adam ancak 12-13 yaşında poetik bir ruha sahip olunamayacağı açık bir ikincisi felsefî tahsil olarak Aristo'nun poetikasından başka eline kitap aldığını da görmedik duymadık. Ayrıca Aristo'nun Poetikası salt felsefi bir kitap değil edebi söylemlerin sistematikleştirilmesine dair ilkel bir çabadır bu da 3.
Şimdi, felsefî yorumlama alanında kabiliyetsiz sayılabilecek bir Turan Dursun ile karşı karşıyayız. Dinlerin yerine aklı ikame etmeye çalıştığını iddia eden Turan Dursun'un hiçbir akli temele dayalı ilim tahsil etmediği de ortada.

İddiamız tam olarak şu; Turan Dursun İslam Dininin esaslarını felsefeye göre eleştirmemiştir, bilime göre de eleştirmemiştir çünkü Turan Dursun Felsefeden bihaberdir bilimsel bir yetkinliği olduğu ise zaten iddia edilemez. O halde Turan Dursun İslam Dininin esaslarını neye göre eleştirmektedir?
Elcevap; Kendine göre. Kendi aklına göre, kendi kişisel hayatının çarpık serüvenlerinin kendi ruhu üzerinde bıraktığı karmaşık etkilere göre. Böyle bir adamın öbjektif olması ise düşünülemez.
(Not: Turan Dursun'un bilimselliğine dair süpürge hikayesi hakkındaki kanatlerimiz mahfuz.)

SONUÇ: Turan Dursun'un İslami İlimlerdeki bilgi yetkinliği Hiçbirşey ifade etmez. Sırf biliyor diye bu adama itibar edilmez.
Aslında itibar edildiği de pek söylenemez. Batı'da kaç kişi tanıyor bu adamı? Ateizm dünya çapında ve tarihsel geçmişi olan bir felsefî akım. Turan Dursun'un ateizm düşüncesine katkıları neredeyse sıfır. Ciddiye alınacak bir ilim adamı olsaydı Batının müsteşrik şarlatanları Turan Hoca'yı alır baştacı yaparlardı. Borusu ancak bizim gibi 3. dünya ülkelerinde öter Turan Hoca ve emsalleri.

Aliminyum
04-11-2005, 13:48
Gelelim Said Nursi'nin hayat serüveni hakkında kendilerine Türk Ülkücüleri adını veren gariban rıkçı kardeşlerimizin SIKI addettikleri araştırmaya. (Mutezile abi sen bu tip konularda internet yayınlarına çok fazla itibar etmeye başladın, böyle gittiği sürece açıkların artacak acizane uyarayım. İnternet kaynaklarından başını biraz kaldırmanı öneririm. Cüeritimi bağışla ve gerçekten bunu bir düşün.)

Said Nursi'nin ilim tahsili hakkında bir iki tane site adresi vereyim, hem daha kolay olur hem de internet kaynaklarına çok itibar ediyorsunuz ya bunlar sayesinde de bilginiz genişleyebilir. Mesela; http://www.risaleinurenstitusu.com/index.asp?Section=SaidNursi&SubSection=Biyografi

Bir de http://www.karakalem.net/?article=1395 var

http://www.saidnur.com/hayat2.htm

Varoğlu var yani. Bir sürü kaynak var, bir sürü kaynak varken Said Nursi hakkında "İlmi Kariyeri Yoktur" lafına kim inanır.

Ayrıca Nur Risalelerini kendisinin yazmayıp talebelerinin yazması Said Nursi'nin yazma bilmediğini mi gösterir? Ne biçim sonuç çıkarmalar bunlar? Bir adam yazı yazmıyorsa yazı yazmayı bilmediğine mi hükmedersiniz siz, aklınız böyle mi çalışır? Sensüalistler bile bu kadar yüzeysel değil. Biraz insaf.

Said Hoca'nın münazara isminde ufak bir kitapçığı var. Doğudaki Kürt aşiretleriyle yaptığı söyleşileri anlatıyor. Bu kitapçığa biraz vakit ayırıp okursanız Said Nursi'nin Kürtçülük hakkındaki fikirlerini ilk elden öğrenirsiniz. Kalkıp da kürtçülük yaptığı gibi safsatalarla artık daha fazla güldürmeyin kendinize. Bediüzzaman madem kürtçüydü isteseydi Şeyh Said isyanına katılır ve arkasından da yüzlerce aşireti beraberinde sürüklerdi. Geçin bu ayakları artık.

Nurcular içindeki gruplaşmaya bir diyeceğim yok. Bunlar her hareket içinde olur. Birbirlerine düşman değil bu adamlar. Ancak ihtilaf çoğu zaman rahmettir.

"Nurculuğun Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı bir hareket olduğunu" ben de kabul ederim. Nurcuların % 99'u bunu kabul etmese de evet, Nur hareketinin abileleştirmek istediği nesil resmi ideolojinin yetiştirmek istediği nesille aynı kökten gelmediği için farklı değerlere sahip olduklarından Nur hareketini laiklik karşıtı veya resmi ideoloji karşıtı olarak değerlendirmek mümkündür. Resmi ideoloji bu millete yıkımdan başka birşey getirmedi. Dolayısıyla Nur hareketi resmi ideolojinin millet üzerindeki pisliklerinin bir kısmını temizlese bile yeterlidir. Atatürk veya liaklik karşıtı olmak bir hareketi veya bir adamı haksız yapmaz. Bunu iddia ediyorsanız önce Atatürk'ün diktatör olmadığını, faşist olmadığını, soykırım yapmadığını, hırsız olmadığını falan ispat edin. Bu şahsi kanaattir. Bütün nurcuları bağlamaz ayrıca ben nurcu falan da değilim.

Güldüğüm birkaç yer var. Said Hoca'nın bir iki yazıyorsun sonra da arkasından "yani şunu demek istiyor" diyorsun. Geri zekalı değiliz anlıyoruz ne demek istediğini ama senin açmazın şurada Mutezile.
Şimdi Said Nursi bir Kuran ayetini tefsir ediyor sen de kalkıp bu tefsir için "yani Kurani kerimin manasinin yetersiz kaldigini kendi yazdiklarinin kurani itiraz götürmez kildigini söylüyor)" gibi akla ziyan bir laf ediyorsun. Yani sen de Said Nursi'nin sözünü tefsir ediyorsun. Senin, Kuran'ı tefsir etme hakkındaki kanaatin bu sözlerine göre şu; "Kuran tefsirleri kendi başına yetersizdir, Kuran tefsircileri Kuran'ın bu yetersizliğini kapatmak için kendi kafalarına göre Kuranı tefsir ederle." İyide güzel abim, sen niye bize bir sözün kendisinden başka ve ayrı bir açıklamasını yapıyorsun o zaman? Çelişkiyi anlatabilmişimdir umarım? Rezalet paçalardan akıyor artık. Tutunduğunuz bütün dallar elinizde kalıyor. Bu inat niye?

Mutezile
04-11-2005, 13:59
''Turan Dursun'un İslami İlimlerdeki bilgi yetkinliği Hiçbirşey ifade etmez. Sırf biliyor diye bu adama itibar edilmez. ''

.'' Batı'da kaç kişi tanıyor bu adamı?''

İtibar edilmez derken kendini kastediyorsun değil mi? Yani ben itibar etmem diyorsun. Etme o zaman. Senden önce İslam ulemalarının neredeyse tamamı itibar etmiyor; bundan gocunulmuyor. Senin itibar edip etmemenin zerre kıymet-i harbiyesi olabilir mi? Sözlükte tevazu, ihlas maddeleri herkes için açıklanmıştır; herkesin sebeplenmesi gerekmektedir

Batı mutlak endaze olsaydı Uğur Mumucu, Hablemitoğlu, Emeç ve bir çok aydınlanma meşalesinin abide savunucularını dikkate alırdı. Batı Salman Rüşdi ve Teslime Nesrine kucak açtıysa, bunun sebepleri ilim irfan yuvaları olmaları yüzünden değil (-ki öyle de olabilirler); asıl sebep popülerlikleri olmuştur. Tek kıstas Batı olsaydı, batı'nın hayranlığına, ilgisine mazhar olunmak olsaydı kaldır bütün yazar ve sanatçıları da tozlu dosyalara koy. Adın Orhan pamuk falan olması lazım; Ermeni tehcirini, kürtçülüğün bayraktarlığını falan yapman lazım ki 'Batı' seni el üstünde tutsun. Özdemir İnce'nin Pamuk hakkındaki sözleri açıklayıcıdır:'' Komşunun camını topla kıran, komşu çocuğuna küfür eden, vurmaya çalış
an ama Nush ve Tekdir alınca da zırıl zırıl ağlayarak annesine şikayet eden yaramaz çocuğun halet-i ruhiyesini yaşıyor. O.P.''
Batı entelijasıyası, siyasa'sı kimi yüceltip, kimleri gözardı edeceğinin muhasebesini senin düşündüğünden çok daha özenle yapmaktadır.

Kendi aklına göre, kendi kişisel hayatının çarpık serüvenlerinin kendi ruhu üzerinde bıraktığı karmaşık etkilere göre. (alümünyum).

Bu çarpık serüvenler hakkında benim ya da başkalarının bildiklerinden fazlasını biliyorsun edasındayım. Anlat o zaman.

İddiamız tam olarak şu;(alümünyum)
Sizler tam olarak kimlersiniz?


Turan Dursun bilginin özsel gerçekliğine ve bir konuda evrensel aklın ilkelerine değil kendi kişisel temayüllerinin yanıltıcılığına itibar etmektedir. Bu noktada da Turan Dursun'un tahsili, bilgi seviyesi hiçbir şey ifade etmez. (alümünyum)
Ama senin sözlerin bir şey ifade eder öyle mi? Sen mi kişisel temayüllerin yanıltıcılığından arınmış, kamil insan oluyorsun. Yazını okuyan seni cemaat önderi, ya da 'Görüş sahibi' ehliyeti olanlardan sanır.

''Muhammedi Sünnetinin Aydınlatılması'' yazarı Mahmut Ebu Reyye'den bir alıntı yapmanı bekliyordum. Yapmamışsın...

Turan Dursun ''müslümanlık ve Nurculuk'' adlı kitabını yazdığında henüz İslamda idi. Hayatı boyunca Şakirtlerin ölüm tehdidinin boş lakırdı olmadığını kendi şahsında görerek yaşamıştır.


''Saidi Nursi; Risalelere başlarken Şakirtlere şunu yazdırır: ''Cifir ve Ebced hesapları, rakkamlar, harfler ve sayılar kullanılarak Gaip'ten ve
gelecekten haber vermek idiiasında olan BOŞ bir bilgidir. Bu Cifir işi me
raklı, zevkli bir iş olduğu için insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş ye
re meşgul eder. Bir kere bu ''La yelemül'gaybe illallah'' yani: Gaybı Allaht an başkası bilemez ayetine karşı EDEB DIŞI bir davranıştır. Cifir gibi güç
lü temellere dayanmayan gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler''( Said- Nursi; Lem'alar sayfa 39 Sinan matbaası İst.
1958). İlk zamanlar said-i Nursinin görüşü gerçekten buydu. Fakat kendisi
ni ve Risaleleri kutsallaştırmak için Risale-i Nur'un neredeyse her bölümün de Cifir yoluyla Kuran ve Resul-ü Ekreme göndermeler yapmaktadır.. Baş
larda mahkum ettiği yöntemi, sonraları temel İspat Enstumanı olarak kull
anmıştır. Sikke-i tasdiki gaybiden Lemalara, Sönmeze dek her yer Cifir ve Ebced kaynamaktadır.'' (Müslümanlık ve Nurculuktan...)

Aliminyum
04-11-2005, 14:18
Mutezile.
Evet ben Turan Dursun'un bildiklerine değil bildiklerini yorumlayış şekline itibar etmem. Çünkü Turan Dursun felsefe bilmiyor, hermenötik bilmiyor, yapısalcılıktan haberi yok vs. Ancak bildiği şeyler (tefsir,fıkıh,hadis,kelam vs.) kendi malı değil. O bilgilere itibar ederim ancak o bilgileri Turan Dursun'un yorumlayışına itibar etmem, farkı fark et abi, nüansı kaçırma:)

Batının Turan Dursun'u el üstünde tutması meselesine gelince: Turan Dursun'un kitaplarından birisinin finansörlüğünü Vatikanın yaptığını duymuştum. Turan Hoca da bunu itiraf etmiş biryerde. Konu hakkında bilgi sahibi değilim, o yüzden bir yargıya varmam, bu konudaki cevabınızı merak ediyorum.

Bizler derken kastettiğim benim kendim, yani şahsım. "Turan Dursun Karşıtlarını Koruma ve Yaşatma Derneği" diye bir dernek falan değil yani.

"Turan Dursun bilginin özsel gerçekliğine ve bir konuda evrensel aklın ilkelerine değil kendi kişisel temayüllerinin yanıltıcılığına itibar etmektedir. Bu noktada da Turan Dursun'un tahsili, bilgi seviyesi hiçbir şey ifade etmez." (Aliminyum)

"Ama senin sözlerin bir şey ifade eder öyle mi? Sen mi kişisel temayüllerin yanıltıcılığından arınmış, kamil insan oluyorsun. Yazını okuyan seni cemaat önderi, ya da 'Görüş sahibi' ehliyeti olanlardan sanır. " (Mutezile) Bu laf karşısında tek diyebildiğin bu mu? Yani birbirinden iki romantik aşığın "Sen suçlusun hayır sen suçlusun" diye birbirlerine trip atmasına benzer bir cevap vermişsin. Böyle bir cevap vereceğine Turan Dursun'un yorumlarının akılcı temellerini tespit edip yazsaydı daha makbule geçecekti. Ayrıca kendi kişisel temayüllerimi fikirlerimden soyutladığımı iddia edemem, kimse iddia edemez onu, amaç o değildir ancak fikirlerin belrilenmesinde tek ölçütün şahsi temayüller olması aldatıcıdır. Eleştirdiğim ise bu, öbürü değil. "Sen kendine bak" şeklinde --HAKARET YOK--cevaplar verme bana, argümanını temellendir abi. Hala daha Mahmut Reyeden bahsediyorsun ya helal olsun.

Ayrıca yazdığım yazının ciddi yerlerini atlayarak cevap yetiştirmeye çalışıyorsun, önemli yerleri görmezden gelme. Şu sorulara cevap ver:

1)Necip Fazıl tarikat şeyhi midir?
2)Said Nursi içki içip kumar mı oynamıştır?
3)Felsefe bilmeyen Turan Dursun'un akılcılığı hangi temellere dayanmaktadır? A priori sezgilere mi?
4)Turan Dursun Nuh tufanı hakkında "Bu bir efsanedir, Kuran'da yer almamalıydı" derken, efsanelerin ne olduğunu neden tarif etmez, efsanelerin gerçek dışı olduğu ön kabulünü neden temellendirmez, efsanelerin gerçek olayların abartılmış şekli olduğu şeklindeki edebiyat bilgisini neden atlar, Turan Hoca bu tip şeyleri hep yapar, tüm malzemesi de budur ancak Turan Hoca bunları neden yapar?
5)Turan Hoca bir kitabının yayını için Vatikan'dan teşvik veya destek almış mıdır? Almışsa neden almıştır? Bu konuyu itiraf etmiş midir? İtiraf ettiyse itiraf ederken neler demiştir?
6) Turan Dursun tam olarak nedir? (Edebiyat yapmadan cevap ver, mümkünse felsefî bişeyler karalar.)

Mutezile
04-11-2005, 14:41
''şeklinde kadınsal tripleri andıran cevaplar verme bana,'' ...(Alümünyum)

Senin şimdi kalbini mi kırayım? Onurunla mı oynayım? Bana yaptığın bu..

Medeni bir şekilde konuşamayacaksan, bırak forumda bana reddiyeler yazmayı. Küfürü, hakareti, bel altına vuran sözleri bu forumda istemiyoruz
Çoğu üyenin ortak kanaati. Bunu anlamayanlar zamanla anlayacak. Senin le daha önceki yazılarımızda bu konuda mutabik kalmıştık..Cevabını aldıkt
an sonra, o hakaret sileceğim. Önce cevabını bekliyorum.

Aliminyum
04-11-2005, 19:37
Medeni bir şekilde konuşmak da ne? Ben bilmiyorum öyle birşeyin varlığından habersizim bana öğret. Ne demektir, tanımı nedir, usulleri nasıldır, gerekli midir, gereksiz midir, iyi bir şey mi, iyi birşeyse kim karar vermiş iyi birşey olduğuna?

Ayrıca trip yaptığın zaman "Sen trip yapıyorsun" diyene bozulmak niye? "Hayır cevabım tribal bir tavır içermiyor, sebebi de şu" diyemiyorsun tek yapabildiğin karşındakini medeniyet mahrumiyetiyle suçlamak.

Birkaç tane soru sordum, cevaplarını düşünüp yazamıyorsun. Tek becerebildiğin yüzlerce kelime içinden birkaç tanesini seçip beni suçlamak.

Ayrıca medeni bir şekilde konuşmaktan kastın karşındakine hakaret içeren cümleler söylememekse çuvaldızı kendine batıracaksın abi. Fetoş, sapık Harun ve daha bilmem ne gibi tabirler bana ait değil sana ait. Harun Yahya'ya "cinsel sapık" demenin sebebini sana sorsam "Çünkü o cinsel sapık" diyeceksin. Yani ortada bir durum tespiti var sana göre bir hakaret yok. İyi de sen trip yaptığın zaman--HAKARET Y O K --deyişim neden hakaret oluyor. Verdiğin cevap resmen baştan aşağı tribal bir tavır.
İpler sizin elinizde, kelimelerle istediğiniz gibi oynayabilirsiniz hatta muhatabınızın kelimelerinden onun hakkında karakter tahlilleri bile çıkarıp güya kendi idraklerinize göre o vatandaşı bütün site elalemine rezil rüsva edebilirsiniz. Ama bu bana sökmez.

-H A K A R E T Y OK-
Denilen laf budur.
Küfür mü bu? Senin küfür anlayışın bu mu?
Tabi küfür anlayışı böyle olan birisinin Materyalist, usrenin, Sniper daha bilmem ne rumuzlu elemanların söylediği şeyleri küfür olarak ya da hakaret olarak görmemesi doğaldır. Riyakarlık yapıyorsunuz işte kabul edin. Hayır riyakarlık yapmıyorsanız "Biz riyakar değiliz, çünkü şöyle de yapıyoruz" deyin.

Şimdi olayı çarpıtmayı bırak da sorduğum 6 tane soruya düzgün ve samimi cevaplar ver.

Mutezile
05-11-2005, 22:12
Ağzını bozduğun topiclerin altındaki konuları seninle konuşmayacağım. Diğer topiclerde seve seve fikir teatisi yapabiliriz.

Sebebine gelince; içimden sana hakkettiğin cevabı vermek geliyor bu topic altında. Fakat bunun bir yere götürmeyeceği ortada. Binlerce örneği var.

E o zaman niye diğer topicler altında seninle konuşmaya devam ediyorum? Çünkü öz olarak gayet aklı başında - hatta bazen neredeyse sevimli -okumayı, yazmayı seven bir arkadaşsın. Toptan husumet ortamına girmektense, bari konuşulabilecek diğer konular da senin fikir teatisini sürdürelim, derim.

Hamiş: Kadınlara duyduğum saygıya halel getirmeden işaret etmek zorunda bırakıyorsun beni: Bir erkeğe kadınsı tribler atfetmek, son derece ilkel bir hakaret örneğidir. Bu lafa sessiz kalan da, gerçekten acınası bir erkektir. Bir kadında kendisine karşı cinsin özelliklerini atfeden bir hemcinsine hoş gözle bakmayacağını düşünüyorum. İstisnalar olabilir.
İstisnalar erkekler arasından da çıkabilir. Sana birisi :''Senden kadınsı trip-
leri andıran cevaplar alıyorum Alümünyum'' dese; bunu söyleyen Zatı siga'ya çeker misin- çekmez misin?

Bu kadar boş konular hakkında niye insana ömür tüketiyorsun?

no_religion
07-02-2006, 06:52
Mütezilli misin nesin gözüm lafını bil konuş oldumu ne bu Üstad Said Nursi ye nasıl sözler bunlar terbiyeni takın derim yoksa takındırırlar sen başkasına cvp vereceksin diye diğer inananların inançlarını suistimal edemezsin anladınmı. Haddini bil öyle konuş

işte sizin dininizin tartışma anlayışı bu!!!terbiyeni takındır yoksa takındırırlar evettttt işinize gelmeyinceee hemen kaba kuvvet hemen ölüm hemen dehşet......gerci sizin pek bi sucunuz yok bu kabalıgı bu dehşeti size muhammediniz öğretti..ondan örnek aldınız müslüman olmayanları,inançsızları,sırf islamyeti seçmediler diye haksız yere öldürülenlerii o gösterdi sizeee...sizde bi bayrak savaşı gibi devam ediyorsunuz kan dökmeyeee :x

Mutezile
07-02-2006, 09:47
Sevgili no religion;

Hassasiyetini anlıyor ve saygı duyuyorum. Fakat göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir gerçek var.

Monitör arkasından hırlayan; bazen de anıran bu Şeddeli Merkebler'in şiddet dolu, Cidal yaratan; husumet ve kin kokan sözlerine bakma sen dostum..

Bunlar yüzyüze teke tek bir hiçtir. Forumlarda bana ve aileme küfreden izzet-i nefis fukaralarının bazılarını Msn'ye çağırdım ve gördüm ki bunlar yüz yüze süt dökmüş kediler gibi.

Ama Sivasta olduğu gibi arkalarında tekbir getiren bir ahali varsa derhal ellerinde pet şişeyle ilk benzin istasyonuna doğru koştururlar; koştururken
hayatta ilk kez bir moka yaramaktan dolayı duydukları heyecandan topuk
ları dötlerine vurur; ve ellerindeki pet şişeye benzin doldurtup tekrar Madımak'a doğru seyirten cibbilliyetsiz alçaklardır bunlar.

Ya da başka bir sahnede Turan Dursun gibi bir Aydınlanma Devini pusuya düşürmek için bekleyen SAVAMA beslemeli şerefsizlerin ''erketecisi'' olurlar...

Havlayan köpek ısırmaz (tek başına ise), sevgili dostum..

Bunlar kağıttan aslan, tabansız mücahitlerdir. Çok net görmek lazım. ''Dinkardeşleri'' Bosna'da, çeçenya'da, Bağdat'ta, Afganistanda toplu tecavüzlerden sonra toplu mezarlara atılırken sıcak evlerinde döt büyütüp sıcak taam'a kaşık sallarlar; bir yandan da '' Vah vah'' diye vaveyla ederler..

Muqteda e's-Sadr direnişini avuçları kızarıncaya kadar alkışlarlar; ama kendileri 2 eli, 2 ayağı kopan ve bombada tüm ailesi yok edilen bağdatlı bebelerin mesuliyetini vicdanlarında hissetmezler...

Benim bu cenah için tanımım şudur: Ekseriyetle vicdan ve merhamet duygularını gittikleri dergah / tarikatın vestiyerinde bırakır dışarı öyle çıkarlar...Aralarında İhlaslı, takvalı, vicdan sahipleri yok mudur? Vardır.

Çok olmamak kaydıyla.

Hülasa; Monitör arkasından esip gürleyenler, ağzını bozanlar, tehdit edenler günlük hayatta başarısız olmuş, beyinleri iğdiş edilmiş, toplumun itibar etmediği mesleksiz / meslekli acıklı karakterlerdir. Aşağılık komplexi ve testosteronun kafalarına vurmasından mütevvelit İnsanlık vasıflarını tedricen kaybetmeye mahkumdurlar..


İyi tanı bunları sevgili dostum; Yüzlercesi, binlercesini tanıdım forumlarda,
günlük hayatta..

Doğuştan aldıkları iki vasıf olan Din & Milliyet özellikleri - ki bu nitelikleri almak için doğmaktan başka bir şey yapmaları gerekmemeiştir - bu özelliklerinin üzerine t e k t u ğ l a k o y a m a y a n aymazlar tehditte eder, küfür de eder, hakaret de eder.

Biz de zaten bu ayrıkotlarını temizlemek için; t e m i z F o r u m için burdayız. Ama lütfen onlara ''hakketiklerinden'' bir gram fazla önem bahşetmeyelim..

sergerde
07-02-2006, 09:51
Aliminyum.. süpersin koçum.. yaptıkları hep bu.. köşeye sıkışnca birden saldırganlaşırlar.. işi kişisel boyuta çekmeye çalışırlar... bunlar 30 sene evvel de böyleydi yav.. hiç değişmemişler..

Mutezile
11-02-2006, 15:06
Bir Mücahit daha teşrif etti:)

korelmis
11-02-2006, 18:22
"Büyük İslam Bilgini" :D ve "Aydın İnsan" :D :D :D dediğiniz Turan Dursun'un kendi ağzından eğitimi:

İlk dini eğitim: -Ve o Ağrı'nın Kargalık köyünde Molla Nadir, baş hoca oydu, onda okudum. Onda okuyacağım kadar okuduktan sonra Muş'un köylerine gittim. Molla Zahid Irak'ta ünlüydü. Orda burda işte Erzurum'un, Ağrı'nın, Muş'un değişik köylerinde bulabildiğim, işitebildiğim, çok iyi olduğunu işittiğim Kürt hocalarının yanında okudum. :D :D :D 12 ya da 13 yaşıma değin. Orada okuyacağım kadarını bitirdim. Şafilerin içinde, Kürtlerin içinde okuyacağım kadarını okudum.


Sonraki dini eğitim: -Ondan sonra Türk hocalara gittim. Bir ara Çerkezlerle kaldım. Çok iyi Çerkesçe öğrendim. Çerkez hocasında biraz okudum, Türk hocalarında biraz okudum. :D Ve Türk hocalarında okuduklarımla da en son basamağa kadar çıktım. Yani icazeti Türk hocalarından aldım. En son okuduğum Konya'nın Çumra ilçesindeki Tahir hocaydı.

Aldığı üst düzey eğitimden sonra müftü olmak ister: -İcazeti aldıktan sonra Diyanete geldim. Müftü ve vaiz olmak istiyorum."Git, sen daha Türkçe bilmiyorsun, :D :D :D askerliğini yap, ondan sonra" dediler. O zaman köy imamlığı yaptım. Adana'nın köyünde ve oradan asker oldum. O köyde çok da şanslı bir durum oldu. Köy öğretmenine Türkçe'yi öğrenmek istediğimi söyledim. "Öyle hatip olmak istiyorum ki, dünyada Türkçe'yi benden daha iyi bilen bir kimse olmasın" dedim. Fakat dilimde sakatlık vardı. :D :D :D Bir tümceyi sonuna kadar söyleyemezdim. Takılırdım

Aydın insan Turan Dursun'un parlak tahsil hayatı: -İlkokul diplomasını askerlikten sonra :D İstanbul'da Mahmutpaşa İlkokulu'ndan aldım. Yoksa müftülük elden gidecekti. :D Ortaokulu ise Sivas Müftüsü iken dışarıdan bitirdim. :D Liseden dört dersim var. Biri beden eğitimi, diğerleri de hiç barışık olamayacağım dersler. Cebir, fizik, kimya. :D

Ve aldığı başarılı eğitimden sonra dinin yanlış olduğunu fark eder: -Bir bakıyorum, Tevrat'ın filanca yerinde şunlar var. Aaa filanca surede aynen var, ya da değiştirilmiş biçimiyle var. Levililer'de şu var, ona bakıyorum o da var. Hatta İncil'ine bakıyorsun oda öyle. Zaten epeydir de sorular vardı. "Tamam" dedim "bu adam sahtekardır." :D Ama ne fena oldum. :( Öyle bir hınç oluştu ki! :( Çünkü o benim gençliğimi aldı, çocukluğumu aldı.Ben ondan dolayı gençliğimi, çocukluğumu yaşayamadım. Nice insanlar ondan dolayı yaşayamıyor. Birçok insan onun felaketzedeleri durumun da. O vardır diye, O'nun seçtiği karanlık vardır' diye birçok insan doğruyu yanlış, yanlışı doğru olarak biliyor. Yani insanca duygular ve insanca oluşumlar, o nedenle birçok yönden gelişememiş. Hiçbir hastalık; ne bir kanser, ne AİDS, ne falandır, filandır, hiçbir hastalığın korkunçluğu, hiçbir felaketin korkunçluğu, o dinden gelen korkunçluk kadar korkunç gelmedi bana. Ve o dakikadan başlayarak hemen savaşa giriştim.
:D :D :D :D :D

korelmis
11-02-2006, 19:06
TURAN DURSUN'UN HAYATI (Röportaj)Şule Perinçek (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=20)

11-02-2006, 21:58
Korelmiş,
Turan Dursun'un İslam bilgisi düzeyi fazla tartışılacak bir şey değildir. Çünkü o, Diyanet İşlerinin çeşitli dini konularda bilir kişi olarak baş vurduğu bir insan konumundaydı. Hatta Turan Dursun dinden çıktığını ilan ettikten sonra da bir süre Diyanetten bazı konularda kendisine danışıldığını ama "Kendi yeni fikirlerine göre değil İslami bakış açısına göre yorumla" dendiğini dile getiriyor bir röportajında.

Ayrıca daha çok genç yaşlarında Kazviniyi okumuş ve İcazeti almış olduğu biliniyor. Sarf ve Nahv denilen ileri derecede arapça grameri bildiği de biliniyor. Turan Dursun'un anası Kürt, babası ise Türktür. İlk yıllarında bazı İslam ilimlerini Kürt hocalardan almasının nedeni bölgesinde en iyi hocaların Kürt olmasından dolayıdır o dönemde.

Tüm bunlara ek olarak Sivas Müftülüğüne yükselebilmenin herkesin harcı olmadığını da kabul edersin sanırım.

Turan Dursun'un İslam bilgisi düzeyi muallakta olmaktan çok uzaktır. Tamamını kendisinin yazdığı 8 ciltlik "Kuran Ansiklopedisi" vardır ve bu ansiklopedi halen Kaynak yayınları tarafından satılmaktadır. Kabul edersin ki böyle bir ansiklopedi işine girişmek bile çoğu İlahiyat profesörünün boyunu aşan bir iştir.

Turan Dursun'un arapçadan Türkçeye çevirdiği sanırım Muhaddime adlı bir kitap da vardır. Bunu da internet kitapçılarından aratırsanız bulursubuz. Bir ara Russell arkadaşımız linkini vermişti bir başlıkta.

Turan Dursun, Diyanet İşleri'nin Kuran meallerinde yaptığı saptırma çevirileri bile bulmuş ve kitaplarında bunları lanse etmiştir. Bundan sonra Diyanet yeni baskı meallerinde bazı çevirilerini bu eleştiri yönünde düzeltmiştir. Örneğin kamer suresi çevirisnde.

Turan Dursun bir röportajında ise 10 a yakın imamı dinden döndürdüğünü ama bunların para kazanmaya devam etmek için halen dinde göründüğünü ve hayret ettiğini de ifade etmiştir. Gerçeği biz bilemesek de yalan söylemiş olduğunu tahmin etmiyorum. Eğer 10 civarında imam Turan Dursunla konuşup dinden döndüyse Turan Dursun'un din bilgisinin ne düzeyde olduğunu tekrardan anlayabiliriz.

korelmis
13-02-2006, 19:36
Hatta Turan Dursun dinden çıktığını ilan ettikten sonra da bir süre Diyanetten bazı konularda kendisine danışıldığını ama "Kendi yeni fikirlerine göre değil İslami bakış açısına göre yorumla" dendiğini dile getiriyor bir röportajında...(Kaynak: Turan Dursun)

Turan Dursun bir röportajında ise 10 a yakın imamı dinden döndürdüğünü ama bunların para kazanmaya devam etmek için halen dinde göründüğünü ve hayret ettiğini de ifade etmiştir. (Kaynak: Turan Dursun)

10'a yakın ne demek? 9 mu?, 8 mi? Bu imamlar Turan Dursun'a "Evet, biz dinden döndük!" mü demişler. Bu imamların bilgi seviyesi ne idi? Para kazanmak için hala o işe devam ediyorlarmış. Bence "Biz de döndük!" diye kitaplar yazsalardı -büyük islam bilgini :D Turan Dursun gibi- bayağı para kazanıp- popüler olurlardı.

Diyanet Turan Dursun'dan hangi konuda fikir almış? Diyanet "bu konuyu biz İslami bakış açısına göre yorumlayamadık, al bunu sen yorumla" mı demiş? :D :D :D

Cem, kardeşim bari sen yapma...

13-02-2006, 21:12
Bahsi geçen yazılar "Turan Dursun Hayatını Anlatıyor" (Kaynak yayınları) adlı kitabın 68. sayfasından alınmıştır (5. Baskı).

FAN_FUH_
19-04-2006, 03:26
Bu imamların bilgi seviyesi ne idi? Para kazanmak için hala o işe devam ediyorlarmış. Bence "Biz de döndük!" diye kitaplar yazsalardı -büyük islam bilgini :D *Turan Dursun gibi- bayağı para kazanıp- popüler olurlardı.


Bir fikri savunan herkes aynı seviyede midir?Her islam düşmanı aynı mıdır_?Her hıristiyan aynı mıdır_?Peki her islamdan dönen aynı mıdır?Tabiki değildir.Komünist olmak marx olmak mıdır?Her komünist marx ile özdeşleştirilir bir mi tutulur?Demogoji müslümanın karakteri midir_?



En sonuncuya evet..

sodomo--
06-09-2006, 07:47
Turan Dursun'u ölümünün *16. yılında saygı ile anıyorum.

vartor
07-09-2006, 17:38
Turan Dursun.un olumsuzler arasina katildiginin 16inci yilini ben de saygiyla aniyorum.