aydoe
13-03-2009, 20:36
Cigi arkadaşımızın Özgür Düsünce Dernegi 'nin yapacağı toplantının temasıyla ilgili özet tercümesidir.
http://www.atheisme.eu/nl/entry/181/is_het_tijd_voor_een_atheistische_politieke_partij _kom_op_28_maart (http://www.atheisme.eu/nl/entry/181/is_het_tijd_voor_een_atheistische_politieke_partij _kom_op_28_maart)
28 Mart 2009 Cumartesi günü Özgür Düsünce dernegi yöneticileri ve üyeleri Rotterdam’da toplanarak ateist bir siyasi partiye Hollanda’da gereksinim olup olmadığı konusunda tartısarak, insanların düsünceleri alınacaktır.
Sn. Frans Dongen ateist hareket derneginden olup bu toplantının sorumlusudur. Gercek bir laik parti önemi hakkinda görüsler bildirilecektir. Diger iki önemli konusmaci ise bir politik görüs yanlısı sn. Sarah Strous ve Özgür Düsünce derneginden sn. Lex Hagenaars tir.
Son zamanlarda dinsel konuların insanlara dayatılmasının gittikce arttığını ve öne cıkarıldığını izlemekteyiz. Kilise ve devlet yönetiminin ayrı oldugu bir ülkede bu eğilim kabul edilemez. Bu eğilimi savunmak demokrasi, insan hakları ve laiklikle asla bağdasmaz. Ayrica bu egilimin savunulması ve artması teokratik bir yapıya dogru gidilmesi demektir.
Bush bu hareketin bir piyonu idi.Hollanda’da su anda teokratik bir pari yönetimin başındadır. Hristiyanlar birligi partisi bu egilimleri ile etik,bilimsel ve sosyal alanlarda, sanki zamanı geri döndürmeye çalışmaktadırlar.
İnaçlı olmayanları rahatsız etmekle kalmayıp, bütün yabancıların inançlarına, ibadetlerine ve bu şekilde yaşamalarına öncelikler verildigini görmekteyiz.
İnançlı gruplar rahatlikla her yerde ve ortamda toplantılar ve konusmalarda bulunabilirken, ateist ve özgür düsünce gruplarında olan insanlarımızın bu olanakları oldukça kısıtlıdır.
Dolayısı ile bu olumsuz ortamı dengeleyebilmek için ateist ve özgür düsünceyi temsil edecek politik bir partiye gereksinimiz vardır. İnancların farklılığı ve ayırımcılığının politik partiler tarafından devamlı işlenmesi bu olumsuzlukları arttırmaktadır.
Dinin gerçekten olumsuz bir etkisi varmıdır? Birlikte olan yaşamamızda cözümler icin acil olarak din öne sürülmektedir. Diğer inanclar ve farklılıklara tolerans ile yaklasılırken, inançsız olan kişilere toleranslı yaklaşım olmamaktadır. Farklı inaçların ve ırklarin birlikte yaşadığı ülkemizde ateist bir partinin olmasına diğer partilerin tepkileri ne olacaktır? Fakat bizlerin isteği, dinsel inaçların ve bunların temsilcileri olan partilerin, aşılan sınırlardan geri çekilmeleridir.
Dini inançların negatif etkilerinin örnekleri
Politik yöntemler:
Dinci partilerce laik degerleri bastırmak için baskı yapılmaktadır.Örnek olarak CDA laik görünmekle beraber gelenekler ve dinin korunmasında öncü bir partidir.Bazen CDA muhafazakar olmasına ragmen yinede sosyal tercihleri önde tutup kilisenin iradesini yok sayabilmektedir.Diger muhafazakar partiler ise kadınları ve eşcinselleri tamamen dışlamaktadır.
Dinler ayırımcı bir propaganda uygulamaktadır.
İnsanlara inancına veya cinselliğine göre ayırım yapılmaktadır.Tüm insanların fark gözetmeden yaşama hakkına dinler engel olmaktadır.Insan hakları ciddiye alınmadan kadınlar ve eşcinseller siyaset dışında bırakılmaktadır.Hollanda'nın bir kamu yayın organı, hıristiyan okulları ve yönetimde olan bir parti tarafindan eşcinseller dışlanmaktadır.İslam ise gettolardan,kadın erkek ayırımından meydana gelen ırkçı bir sistem için saygı çağrısında bulunmaktadır.
Yasalar insanları ve onların haklarını korumak için vardır.Ancak dinciler çogunlukla yasaları kendi ideolojilerini korumak icin kullanmakta ve özgürlük hakkını insanlara değilde dini inançları korumak için kullanmaktadır.Bu yüzden yasalar ayırımcılığında ve özgürlük kısıtlanmasında kullanılarak esas amacından saptırılmaktadır.
Siyasi partilerde bu uygulamadan kaçınmamaktadır.
Hıristiyan Birligi ve SGP partisi din özgürlüğü çerçevesinde insanları siyasetten uzaklaştırmaktadır.
Dini siyasete alet edenlerin siyasetin koşullarınada uyması gerekir.Kadınların ve eşcinsellerin yönetimden dışlanması dini ve fasişt bir karardır ve insan haklarına aykırıdır.Bunun olabilmesi de yine demokratik haklardan ileri gelmektedir.Belki de bunlar insanların dinin ne kadar acımasız olabileceğini unutmasından kaynaklanmaktadır.
En çarpıcı şeyde dincilerin fikir özgürlügünü kötüye kullanmalarıdır.
Dinleri eleştirmek gittikçe hassaslaşmakta,dinlerden dolayı oluşan problemlerin çözümü de bu yüzden zorlaşmaktadır.
Theo van Gogh islam konusunda eleştiride bulundugu icin öldürüldükten sonra fikir özgürlügü savunulmamış aksine tartışılmıştır.Cinayet dinleri elestirmeyi zorlastırmak için kullanılmıştır.
Namus cinayetleri ve kadınların sünnet edilmeleri islami bir gelenektir.Bu konular siyasi gündeme getirilmiştir.İslamın kötü bir isim alması bu konuların çözülmesinden daha fazla korku yaratmaktadir.
Ortama uyum,okullardaki egitim geri kalmışlığı ve işsizlik sorunları da müslüman göçmenler arasında dinin getirdiği kısıtlamalardan dolayı ortaya çıkan problemlerdir.
İslam dini karakter olarak bireylerin özgürce gelişmelerini engeller.Büyük bir gurup bu yüzden topluma uyum saglayamaz.
Dinlerin serbest eleştirilmesinin engellenmesi laik bir toplum için zararlıdır.Bu demektir ki muhafazakar siyasi sistemler olumsuz yönde elestirilemez ama öte yandan muhafazakar olmayanlar her türlü eleştirilebilir.Siyasal sistemler kendilerini kutsal ögelerin arkasına saklayamaz.
Dinler serbest cinselliğe karsıdır.İnsanlar serbest tercihleri yüzünden toplum dışı bırakılır ve tehdit edilirler.Birçok göçmen dini kültürlerin gelmesi ile bu tip olaylar artmıştır.Cinsellik bastırılmaya çalışılmaktadır.
Güç ve Etkiler
Dinler sermaye gücü sayesinde politika üzerinde büyük bir rol oynamaktadır.İslam örgütleri laik ve hümanist örgütlere kıyasla büyük ölçüde mali ve siyasi destek almaktadır.
Dikkat çekici bir örnekte siyasi partilerin şeriata uygun bankacılık sistemini yaygınlaştırmak istemeleridir.
Seriat bütün insan haklarini ayaklar altına alan dini ve faşist bir sistemdir.
İslam helal bankacılığın propagandasını yapmaktadır.
Helal şeriatın bir parçasıdır ve bu sistemden ayrı düsünülemez.Helal bankacılık şeriatın yayılması için yapılan bir propagandadır.
Vatikan bir devlet olarak dünya politikasında ve VN, WTO gibi uluslararası örgütlerde büyük bir baskı uygulamaktadır.
Dünya çapında bu muhafazakar tutuma ne kadar karşı gelinsede bir faydası olmamaktadır.
Vatikan'ın bu tutumundan dolayı dünyada birçok insan aids den ve yanlış yapılan kürtajlardan dolayı ölmektedir.
Hollanda'da birçok insan hümanist ve laiktir,fakat bu konuya önem ve destek verilmemektedir.Hümanistlerin finansal destegi yoktur sadece siyasi bir örgüttür.
Hümanistlerin yapması gereken en önemli şey dinlerin siyasete karışmasını engellemeye çalışmalarıdır.
Bilimin dünyanın tamamen doğa tarafından oluştuğunu ispatlaması üzerine dinlerde bilimi keşfetmiş ve siyasete de baskı yapmaya başlamıştır.Okullarda bilimsel bir alternatif olarak Akıllı Tasarım dersi öngörülmüstür.Gerici insanlar okullarda evrim teorisinin işlendiği derslere girmeyi red etmektedir.
Bilimsel gelişmeler dinler tarafından baltalanmaktadır DNA nın işlenmesi gibi.Ötenazi konusunda tartişmalar sürmektedir.
Kürtaja yine dinciler karşı gelmektedir.
Dinciler en cok gençler üzerinde baskı yaratmaya ve beyinlerini yıkamaya çalışmaktadır.Okullarda din dersleri verilmektedir.Din eğitimi okullarda değil ailelerce ve din kurumlarında verilmelidir.
Ateistik Siyasetin Rolü
Çok kültürlü bir toplumda ayırımcı dinci bir politikaya yer olabilirmi?Eğer laiklik istiyorsak bir yerde sınır çekmemiz gerekmektedir.Demokrasi azınlıkların eşit haklarının korunmasıdır.Laik ve sivil bir demokraside insan hakları ve tüm vatandaşların hakları korunur.
Hollanda'da açık bir toplum yapısı vardır.İnsanlar değişik guruplardan meydana gelmiştir fakat yinede birlikte yaşamaktadırlar.Yabancı kültürler dışlanmaz.Açık bir toplum kültür çatışmalarından kendine dönük bir toplumdan daha az zarar görür.Açık bir toplumda insanlar daha kolay seçim yapabilirler.
Toplumumuz bu yüzden buraya göç eden müslümanlara karşı gelen insanları yabancı düsmani diye kınamaktadır.
Buna karşılık islam kültürü açık bir topluma tamamen aykırıdır ve alternatif düşüncelere kapalıdır.
Eğer ateistler görüşlerini sosyal ve siyasi alanda etkili kılmak istiyorlarsa bunu açığa vurmaları gerekir.
Medyada ve siyasette laik değerlerin önemi açıklanmalıdır.Bu yüzden ateistlerinde siyasi organize olmaları önemlidir.Siyasi bir lobi ileriye atılmış bir adımdır.
Bu yüzden sizleri 28 mart da Rotterdam'da toplanmaya ve bu konuyu görüşmeye davet ediyorum.Üç katılımcının konuşma yapmasından sonra davetliler tarafindan nasıl siyasi bir parti olabiliriz ve bu partiye nasıl şekil verebiliriz konusu tartışılacaktır.
Adres: Humanitasgebouw, Pieter de Hooghweg 110
Plaats: Rotterdam
Datum: 28 maart
Aanvang: 11:00 uur.
Website: atheistischebeweging.nl (http://www.atheistischebeweging.nl/)
http://www.atheisme.eu/nl/entry/181/is_het_tijd_voor_een_atheistische_politieke_partij _kom_op_28_maart (http://www.atheisme.eu/nl/entry/181/is_het_tijd_voor_een_atheistische_politieke_partij _kom_op_28_maart)
28 Mart 2009 Cumartesi günü Özgür Düsünce dernegi yöneticileri ve üyeleri Rotterdam’da toplanarak ateist bir siyasi partiye Hollanda’da gereksinim olup olmadığı konusunda tartısarak, insanların düsünceleri alınacaktır.
Sn. Frans Dongen ateist hareket derneginden olup bu toplantının sorumlusudur. Gercek bir laik parti önemi hakkinda görüsler bildirilecektir. Diger iki önemli konusmaci ise bir politik görüs yanlısı sn. Sarah Strous ve Özgür Düsünce derneginden sn. Lex Hagenaars tir.
Son zamanlarda dinsel konuların insanlara dayatılmasının gittikce arttığını ve öne cıkarıldığını izlemekteyiz. Kilise ve devlet yönetiminin ayrı oldugu bir ülkede bu eğilim kabul edilemez. Bu eğilimi savunmak demokrasi, insan hakları ve laiklikle asla bağdasmaz. Ayrica bu egilimin savunulması ve artması teokratik bir yapıya dogru gidilmesi demektir.
Bush bu hareketin bir piyonu idi.Hollanda’da su anda teokratik bir pari yönetimin başındadır. Hristiyanlar birligi partisi bu egilimleri ile etik,bilimsel ve sosyal alanlarda, sanki zamanı geri döndürmeye çalışmaktadırlar.
İnaçlı olmayanları rahatsız etmekle kalmayıp, bütün yabancıların inançlarına, ibadetlerine ve bu şekilde yaşamalarına öncelikler verildigini görmekteyiz.
İnançlı gruplar rahatlikla her yerde ve ortamda toplantılar ve konusmalarda bulunabilirken, ateist ve özgür düsünce gruplarında olan insanlarımızın bu olanakları oldukça kısıtlıdır.
Dolayısı ile bu olumsuz ortamı dengeleyebilmek için ateist ve özgür düsünceyi temsil edecek politik bir partiye gereksinimiz vardır. İnancların farklılığı ve ayırımcılığının politik partiler tarafından devamlı işlenmesi bu olumsuzlukları arttırmaktadır.
Dinin gerçekten olumsuz bir etkisi varmıdır? Birlikte olan yaşamamızda cözümler icin acil olarak din öne sürülmektedir. Diğer inanclar ve farklılıklara tolerans ile yaklasılırken, inançsız olan kişilere toleranslı yaklaşım olmamaktadır. Farklı inaçların ve ırklarin birlikte yaşadığı ülkemizde ateist bir partinin olmasına diğer partilerin tepkileri ne olacaktır? Fakat bizlerin isteği, dinsel inaçların ve bunların temsilcileri olan partilerin, aşılan sınırlardan geri çekilmeleridir.
Dini inançların negatif etkilerinin örnekleri
Politik yöntemler:
Dinci partilerce laik degerleri bastırmak için baskı yapılmaktadır.Örnek olarak CDA laik görünmekle beraber gelenekler ve dinin korunmasında öncü bir partidir.Bazen CDA muhafazakar olmasına ragmen yinede sosyal tercihleri önde tutup kilisenin iradesini yok sayabilmektedir.Diger muhafazakar partiler ise kadınları ve eşcinselleri tamamen dışlamaktadır.
Dinler ayırımcı bir propaganda uygulamaktadır.
İnsanlara inancına veya cinselliğine göre ayırım yapılmaktadır.Tüm insanların fark gözetmeden yaşama hakkına dinler engel olmaktadır.Insan hakları ciddiye alınmadan kadınlar ve eşcinseller siyaset dışında bırakılmaktadır.Hollanda'nın bir kamu yayın organı, hıristiyan okulları ve yönetimde olan bir parti tarafindan eşcinseller dışlanmaktadır.İslam ise gettolardan,kadın erkek ayırımından meydana gelen ırkçı bir sistem için saygı çağrısında bulunmaktadır.
Yasalar insanları ve onların haklarını korumak için vardır.Ancak dinciler çogunlukla yasaları kendi ideolojilerini korumak icin kullanmakta ve özgürlük hakkını insanlara değilde dini inançları korumak için kullanmaktadır.Bu yüzden yasalar ayırımcılığında ve özgürlük kısıtlanmasında kullanılarak esas amacından saptırılmaktadır.
Siyasi partilerde bu uygulamadan kaçınmamaktadır.
Hıristiyan Birligi ve SGP partisi din özgürlüğü çerçevesinde insanları siyasetten uzaklaştırmaktadır.
Dini siyasete alet edenlerin siyasetin koşullarınada uyması gerekir.Kadınların ve eşcinsellerin yönetimden dışlanması dini ve fasişt bir karardır ve insan haklarına aykırıdır.Bunun olabilmesi de yine demokratik haklardan ileri gelmektedir.Belki de bunlar insanların dinin ne kadar acımasız olabileceğini unutmasından kaynaklanmaktadır.
En çarpıcı şeyde dincilerin fikir özgürlügünü kötüye kullanmalarıdır.
Dinleri eleştirmek gittikçe hassaslaşmakta,dinlerden dolayı oluşan problemlerin çözümü de bu yüzden zorlaşmaktadır.
Theo van Gogh islam konusunda eleştiride bulundugu icin öldürüldükten sonra fikir özgürlügü savunulmamış aksine tartışılmıştır.Cinayet dinleri elestirmeyi zorlastırmak için kullanılmıştır.
Namus cinayetleri ve kadınların sünnet edilmeleri islami bir gelenektir.Bu konular siyasi gündeme getirilmiştir.İslamın kötü bir isim alması bu konuların çözülmesinden daha fazla korku yaratmaktadir.
Ortama uyum,okullardaki egitim geri kalmışlığı ve işsizlik sorunları da müslüman göçmenler arasında dinin getirdiği kısıtlamalardan dolayı ortaya çıkan problemlerdir.
İslam dini karakter olarak bireylerin özgürce gelişmelerini engeller.Büyük bir gurup bu yüzden topluma uyum saglayamaz.
Dinlerin serbest eleştirilmesinin engellenmesi laik bir toplum için zararlıdır.Bu demektir ki muhafazakar siyasi sistemler olumsuz yönde elestirilemez ama öte yandan muhafazakar olmayanlar her türlü eleştirilebilir.Siyasal sistemler kendilerini kutsal ögelerin arkasına saklayamaz.
Dinler serbest cinselliğe karsıdır.İnsanlar serbest tercihleri yüzünden toplum dışı bırakılır ve tehdit edilirler.Birçok göçmen dini kültürlerin gelmesi ile bu tip olaylar artmıştır.Cinsellik bastırılmaya çalışılmaktadır.
Güç ve Etkiler
Dinler sermaye gücü sayesinde politika üzerinde büyük bir rol oynamaktadır.İslam örgütleri laik ve hümanist örgütlere kıyasla büyük ölçüde mali ve siyasi destek almaktadır.
Dikkat çekici bir örnekte siyasi partilerin şeriata uygun bankacılık sistemini yaygınlaştırmak istemeleridir.
Seriat bütün insan haklarini ayaklar altına alan dini ve faşist bir sistemdir.
İslam helal bankacılığın propagandasını yapmaktadır.
Helal şeriatın bir parçasıdır ve bu sistemden ayrı düsünülemez.Helal bankacılık şeriatın yayılması için yapılan bir propagandadır.
Vatikan bir devlet olarak dünya politikasında ve VN, WTO gibi uluslararası örgütlerde büyük bir baskı uygulamaktadır.
Dünya çapında bu muhafazakar tutuma ne kadar karşı gelinsede bir faydası olmamaktadır.
Vatikan'ın bu tutumundan dolayı dünyada birçok insan aids den ve yanlış yapılan kürtajlardan dolayı ölmektedir.
Hollanda'da birçok insan hümanist ve laiktir,fakat bu konuya önem ve destek verilmemektedir.Hümanistlerin finansal destegi yoktur sadece siyasi bir örgüttür.
Hümanistlerin yapması gereken en önemli şey dinlerin siyasete karışmasını engellemeye çalışmalarıdır.
Bilimin dünyanın tamamen doğa tarafından oluştuğunu ispatlaması üzerine dinlerde bilimi keşfetmiş ve siyasete de baskı yapmaya başlamıştır.Okullarda bilimsel bir alternatif olarak Akıllı Tasarım dersi öngörülmüstür.Gerici insanlar okullarda evrim teorisinin işlendiği derslere girmeyi red etmektedir.
Bilimsel gelişmeler dinler tarafından baltalanmaktadır DNA nın işlenmesi gibi.Ötenazi konusunda tartişmalar sürmektedir.
Kürtaja yine dinciler karşı gelmektedir.
Dinciler en cok gençler üzerinde baskı yaratmaya ve beyinlerini yıkamaya çalışmaktadır.Okullarda din dersleri verilmektedir.Din eğitimi okullarda değil ailelerce ve din kurumlarında verilmelidir.
Ateistik Siyasetin Rolü
Çok kültürlü bir toplumda ayırımcı dinci bir politikaya yer olabilirmi?Eğer laiklik istiyorsak bir yerde sınır çekmemiz gerekmektedir.Demokrasi azınlıkların eşit haklarının korunmasıdır.Laik ve sivil bir demokraside insan hakları ve tüm vatandaşların hakları korunur.
Hollanda'da açık bir toplum yapısı vardır.İnsanlar değişik guruplardan meydana gelmiştir fakat yinede birlikte yaşamaktadırlar.Yabancı kültürler dışlanmaz.Açık bir toplum kültür çatışmalarından kendine dönük bir toplumdan daha az zarar görür.Açık bir toplumda insanlar daha kolay seçim yapabilirler.
Toplumumuz bu yüzden buraya göç eden müslümanlara karşı gelen insanları yabancı düsmani diye kınamaktadır.
Buna karşılık islam kültürü açık bir topluma tamamen aykırıdır ve alternatif düşüncelere kapalıdır.
Eğer ateistler görüşlerini sosyal ve siyasi alanda etkili kılmak istiyorlarsa bunu açığa vurmaları gerekir.
Medyada ve siyasette laik değerlerin önemi açıklanmalıdır.Bu yüzden ateistlerinde siyasi organize olmaları önemlidir.Siyasi bir lobi ileriye atılmış bir adımdır.
Bu yüzden sizleri 28 mart da Rotterdam'da toplanmaya ve bu konuyu görüşmeye davet ediyorum.Üç katılımcının konuşma yapmasından sonra davetliler tarafindan nasıl siyasi bir parti olabiliriz ve bu partiye nasıl şekil verebiliriz konusu tartışılacaktır.
Adres: Humanitasgebouw, Pieter de Hooghweg 110
Plaats: Rotterdam
Datum: 28 maart
Aanvang: 11:00 uur.
Website: atheistischebeweging.nl (http://www.atheistischebeweging.nl/)