Orijinalini görmek için tıklayınız : Milli Duygular ve bağlar zayıfladı (mı)
Mutezile
14-10-2005, 01:21
''Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.'' Gazi Mustafa Kemal
(TDYK-EL Yazmaları; Afet İnan)
Gazi bugünleri de tarif etmiş, tanımlamış daha o zamanlar.
AKP'nin başa geçtiği son yılları hatırlayalım:
1-) Tarihinde ilk defa türk askerlerinin başına çuval geçiriliyor. Bu onursuz
luğa hakettiği tepkiyi vermekten aciz bir iktidar kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp tefekküre dalıyor
2-) Kıbrıs konusunda geldiğimiz nokta: Rum kesimi çok yakın bir zamanda Türkiyede büyükelçilik açacak, hava koridorumuzu, havaalanları
mızı ve limanlarımızı kullanacak. Rum Lider papdopoulos:''Gemilerimiz Tür
kiye'ye yola çıkmak için hazır kıta beklemektedirler''
3-) Hizbül Tahrir İstanbulun göbeğinde propogada yapıp Savcı karşısına
ÇIKARTILMAMANIN rahatlığını yaşamaktadır.
4-) PKK Mücadelesinde Genelkurmay başkanı ellerinin ve kollarının kanun
ve yönetmeliklerle BAĞLANDIĞINI bizzat ifade etmiştir.
5-) Arap Şeyhlere 4milyar dolarlık yatırım imkanları RTE tarafından hediye
edilmektedir. İhale falan hakgetire. İhale edilen Galataport'un bedeli olan 4 milyar doların ödemesi 40 yılda tamamlanacak. Asıl taksitlerde son 15-20 yılda ödenmeye başlanacak.
6-) İsraili Türklerden daha fazla seven bir parti iktidarda. Ofer'e hayranlar
7-) Tarihinde ilke kez bir Türk başbakanı AYNI GÜNDE 3 KEZ YALAN SÖYLEDİ: a) Sami oferle görüşmedim. (sabah) b) Sami Oferle görüşmüş
olabilirim, net hatırlamıyorum (öğlen). c) Sami Oferle bir kez görüştüm ne
var bunda; ben herkesle görüşürüm. ÜÇÜNÜN DE YALAN OLDUĞU RESME
N TESCİL EDİLDİ. sAMİ oFER NAMLI yAHUDİ parababası ile defalarca görü
ştüğü anlaşılınca TEKZİB EDEMEDİ.
8-) Türklük bilincinden, yurtseverlikten, şehit kanı duyarlılığından NASİBİN
İ ALMAMIŞ bir güruh olarak; Güneydoğuda şehit edilen askerlerimizin habelerini VEREN MEDYAYI SUÇLUYORLAR. Olayları proveke eden büyüten medya imiş (!)
9-) Tayyip, oğlu, bakanları, milletvekilleri ceplerini doldurmada çok hüner
liler. Dokunulmazlıkları kaldıracağız diye yemin billah eden bu zevat, bütün yeminlerini, şeref sözlerini verirken bir ayaklarının havada olduğunun altını çizmiş oldular. AKP'den yolsuzluk yapan yüzlerce milletvekili ve bakan dosyası Meclis gündemine alınmamaktadır. Unakıtan denen ''Babalar gibi satarız'' cümlesinin sahibi hakkında Al Baraka Türk yönetim kurulu üyeliğinden bugüne yaptığı yolsuzluk lar ve üçkağıtlardan dev bir servet elde ettiği tescillendi.
10-) Askerle, Milletle, Danıştayla, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu ile, Anayasa mahkemesi ile, Muhalefetin TAMAMI ile K A V G A ve H U S U M E T içinde olan bu geçimsiz, düzenbaz, Riyakar Zevat'ın çok büyük çoğun-
luğunun Yüce Divanda YARGILANACAKLARININ KAÇINILMAZ olduğu orta
dadır. Ama Bürokraisye, Hukuka, Milli Eğitime, Askere, Türk milletinin milli bağlarına verdikleri büyük zarar KEBAİRLERİN en büyüğüdür ve ne yazık ki Hasar çok büyüktür. Bir hasar tespit çalışması ancak bunları def ettikten sonra yapılabilir, ve onarım başlayabilir.
selamlar
sevgili kardeşim evet bende bir müslüman olarak bu akp hükümetini şiddetle kınıyorum.öyle işlerin altına imza attılarki bunu ancak islam düşmanları yapabilir.gelen gideni aratır derler.aynen öyle oldu galiba.fakat durum aslında daha vahim bana göre.şu yaşadığımız günler bizlerin iyi günleri bence.sen kardeş bir öğretmen olarak iyi bilirsinki okullarda uyşturucu kullanımı son sürat devam ediyor. abartmıyorum artık bu işler o kadar yaygınlaştıki çocuklar yolda içmeye başladılar.gelecek nesil yok ediliyor.
SELAM MAALESEF ÇOCUKLARIMIZ AVRUPA KÜLTÜRÜNLE PARALEL YASMAYA VE ONLARIN ÖRF VE ADETLERINI BENIMSEMEYE BASLIYORLAR YAZIK ...
Mutezile
14-10-2005, 12:20
mehmet ve burkay arkadaşlar;
Yazılarınıza katılıyorum. Çocuklara okuma sevgisi aşılayamamanın ACZİ
içindeyiz. Bizim çocukluklarımız daha masum, daha güzel, daha sosyal bir çocuklukmuş. Şimdikiler Playstationlarla, apartmanlarda, yalnız, arkadaşsı
z büyüyorlar. Ben İzmirde büyüdüm. Akşamları mahalledeki bir evin önü
ne oturur, bir büyüğümüzün anlattıklarını dinler, beraber çiğdem çıtlatır
(çekirdek yer), oyunlar oynar, gazoz kapağından, ağaç dallarından oyun
lar icad ederdik. Mahalleye gelen bisikletçi amcadan yarım saatlerine 2,5
liraya bisiklet kiralayanlara hayranlıkla bakar>; bizde harçlık biriktirirdik.
Elde ettiğimiz her şey için mücadele eder; alın teri akıtılmadan, emek vermeden hiç bir arzumuza asla kavuşamazdık. Doğrusu da zaten buydu.
12 yaşında olupta cep telefonu olmayan öğrencilerime diğerleri acıyarak bakıyor. Aynı yaşlardaki kızların çıktıkları çocuklar var. Cinsellik oyuncak
olmuş, canı sıkılanlar erken başlıyor oyunlara. Hamilelik yaşı aklı almaz
derecede düştü. Çocukları hiç bir şeye motive edemiyoruz. Kurtlar vadisinde ve benzeri aşağılık dizilerde empoze edilen aşağılık değerlerin etkisinde kalıyorlar (Öz kardeşimlerim de aynı durumda). Para, herşeyi ifade eder olmuş: Toplumsal statü, itibar, güç, baskı unsuru vs.Hükümetle
r, iktidarlar bizim ülkemizde toplu halde bir aydınlanma, bilinçlenme olayı
na taraf değiller. Ne şimdiki, ne de eski 'Yönetenler'. Sivil toplum örgütleri bastırılmış, sendikacılık işlevselsizleştirilmiş durumda. Mehmete daha önce
bahsettiğim kıdem tazminatı davam için duruşmaya gittiğimde, Coca Cola
tarafından SENDİKAYA KAYDOLDUKLARI İÇİN işten çıkarılan yurttaşlarımı
zı, işçilerimizi gördüm. Slogan atıp yürüyüş yapıyorlardı. Konuştum bir tanesi ile. Toplu halde sendika dava açtıklarını söyledi; umarım muvaffak olurlar. Ülkede korkunç bir karamsarlık ve teslimiyet duygusu egemen.
Bu üzerimizdeki ölü toprağını nasıl atacağız? Çocuklarımıza böyle bir Türki
ye teslim etmeye hakkımız var mı? 200 milyar doları aşan dış borç; onun
da üzerinde bir iç borçlanma ile ülke geleceğini ipotek almaya hakkımız va
r mıydı? Gencecik arkadaşlar, tanıdıklarım üniversite diplomasını ceplerine
koymuş, işsizler kervanına katılmışlar. Hepsi umutsuz, mutsuz. Bir toplu
mun Moral değerlerini ve Halet-i Ruhiyesini bu kadar çürütmeye nasıl cüre
t edebildiler? İyimser olabilmek için tek yapabildiğim 2,5 aylık oğlumun gözlerine bakmak; Onun dışında nereye bakarsam bakayım Yeis, üzüntü,
karamsarlık. Osmanlı Teb'asından; Onurlu, Milli Değerlere bağlı, vatanseve
r çalışkan, çağdaş medeniyet seviyesine çıkmayı şiar edinen Yurttaşlar Ya
ratma Projesi; Toplumsal Projesi; bir balon gibi sönmek üzere.
Din, kültürü etkileyen önemli etkenlerdendir. Sadece müslüman olanlar değil; farklı dinlere geçenlerde de kültürel değişimler olmuştur...
İş hangi din olduğu değil...
Mutezile
15-10-2005, 09:16
Aklı başında 2-3 arkadaş dışında kimseden yanıt da yok /Reddiye de yok. AKP ve İslam Mücahitleri; esip gürleyince mangalda kül bırakmayan arpacık soğanları böyle hassas konuları nedense hiç elleşmiyorlar. Sizİ serbest dolaşım hakkınızdaN 'NEHYETTİĞİNİ'; serbest dolaşım hakkı vermeyeceğini; ve 20 sene dolduktan sonra da bu kararını tekrar gözde
geçireceğini açık açık ortaya koyan bir 'Uygarlık Projesinin' kuyruğuna takılmış gidiyorsunuz. AB Üyeliği sadece Mal dolaşımını sağlayacaktır. Hoş;
asıl komedi şu: Gümrük birliği ile zaten her türlü mal dolaşıyor. AB Birliği
ŞU HALİYLE TÜRK MİLLETİNE 5 kuruşluk yarar sağlayacak değildir. Ama AKP iktidar erkini 2007 seçimlerinden sonra da elinden tutmak istiyorsa,
ALLAHIN İPİNE SARILDIĞI GİBİ AB'NİN DONUNA SARILMAK ZORUNDADIR
15 Ekim Cuma akşamı Ceviz kabuğundaki Erdoğan'ın danışmanı açıkladı:
Milli Değerler AKP'ye göre status quo; Kıbrıstan asker çekmek ve Rum şe
msiyesi altına girmek Yapıcı Çözümmüş; gardrop Atatürkçüsü değilmiş, Kemalist hiç değil miş;ZATEN Atatürkçü değilmiş AKP kadroları; Türklük bilinci ve değerleriyle ilgileri yokmuş, Onlar Türkiyeliliği (teritoryal-bölges
el) şiar edinmişler; Din ekseninde düşünen ve yaşayan bir toplulukmuş bu zevat; bUNLARI SÖZLE İTİRAF ETTİ.
DAVRANIŞLA İTİRAF ETTİKLERİ DE VARDI:
*TARTIŞMA ADABLARININ OLMAMASI (emekli komutanın nerdeyse hiç bir
cümlesinin tamamlamasına izin vermedi tartışmanın hararetlendiği anlarda
*Muvazzaf iken böyle, orduda iken şöyle konuşuyordunuz diye Komutana
ikiyüzlülük atfetti, iftira etti.
*Yeniden oluşturulmaya çalışılan Kuva-i Milliye Ruhunu açık açık yerde ye
re vurdu.
İftira, Milli değerlere saldırı, aşağılık bir tartışma üslubu gittiğim gördüğüm onca forumda hep belli bir kesimin ortak 'yaklaşımları'. Atatürke bir zama
nlar deccal, şeytan, öküzaleyhisselam diyen soysuzlardan bir millet şuuru
na sahip olmayı beklemek, şimdi değiştiklerine inanmak safların, alıkların
işi. Tüm kadroları dibine kadar Takıyye yapan bu kadro felaketin somutla
şmış halidir. Katrina Tayfunu ve Pakistan depremi ile yarışacak tahriba
t gücüne sahiptir. Tehlikeyi küçümsemenin anlamı yok; onu iyi tanımak, tarif etmek zorundayız.
saadetpink
15-10-2005, 12:36
Mutezille;
15 Ekim Cuma akşamı Ceviz kabuğundaki Erdoğan'ın danışmanı açıkladı:
Milli Değerler AKP'ye göre status quo; Kıbrıstan asker çekmek ve Rum şe
msiyesi altına girmek Yapıcı Çözümmüş; gardrop Atatürkçüsü değilmiş, Kemalist hiç değil miş;ZATEN Atatürkçü değilmiş AKP kadroları; Türklük bilinci ve değerleriyle ilgileri yokmuş, Onlar Türkiyeliliği (teritoryal-bölges
el) şiar edinmişler; Din ekseninde düşünen ve yaşayan bir toplulukmuş bu zevat; bUNLARI SÖZLE İTİRAF ETTİ.
Selam Mutezile;düşüncelerimi yazmadan önce yanlış anlaşılmamak için ufak bir açıklama yapayım;Atatürk karşıtı değilim,dini düşüncelerimi zaten biliyorsun, bu anlamda AKP yi desteklemem mümkün değil..Ama; milliyetçiliği ırkçılığa dönüşen bir anlayışım da yok....
Atatürk'ün yapmak istediği de buydu sanırım; "türk" olmak değil önemli olan; "Türkiyeli" olmaktır önemli olan....Hangi din,dil,ırktan olursa olsun; kendini türkiyeli kabul eden ve Türkiyeli kimliğini referans alan bir toplum oluşturmak.Bunun içinde ümmetçilik, beyaz Türklük gibi belirleyici kıstaslar olmamalı, diye düşünüyorum.
Mutezile
15-10-2005, 15:54
Turancılık, Kızıl elma vb kafatasçı düşünceler benim de terminolojimde yok. Beyaz Türkler ne demek oluyor? neo-con'ların Türkiye distribütörlüğü
mü? Bu kavramları tanımladığın takdirde neden bahsettiğimizi ikimiz de an
lıyor olacağız. Senin zaten bildiğin bazı noktalara dikkatini tekrar çekmek istiyorum:
*Türklük bilinci deyince hemen bozkurtçu, turancı diye düşünmemek lazım. Bu skalanın bir ucu turancı ise diğer ucu ümmetçidir. Aradaki renkl
eri benimsemek mümkün değil mi? Muhakkak extremlerde mi gezmek lazım? Antalya ve Alanya yöresinde bir kaç bin alman siteler kurmuş ve
emekliliklerinin son günlerini geçirmek için Türkiye'yi seçmişlerdir. AKP danışmanının ve senin ifade ettiğin Türkiyelilik nosyonu çerçevesinde ba
kıldığında bu 'arkadaşlar' Türkiyelidir. Zira vergi vermekte, bu ülkede ikamet etmektedirler. Bu arkadaşlara başımız gözümüz üstüne de onlara
olduklarından farklı anlam yüklememek gerek diyorum. Bu şemsiye altına
onları da metazori almak düşüncesindeysen; yarın bir gün ''DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLARA'' onlarında seslerini yükseltmesini, angaje olmaların
ı beklemek en doğal hakkındır. Sadece onlar değil Türkiye bir çok marjinal gruba bağrını açmıştır.
Aynı ülküde, aynı bayrak altında; milleti millet yapan hasletleri dikkate alarak; bu ülke için askerlik görevini de yapan, gerektiğinde canı bahasına
savunma yetenekleri ve inancına sahip olan insanlarla- ÜLKEMİZDE SEVE
SEVE MİSAFİR ETTİĞİMİZ İNSANLARI AYNI TANI ALTINDA BİRLEŞTİRME-
nin ne kadar boş bir çaba olduğunu HRANT DİNK (Ermeni Agos gazetesi
nin başyazarı ve sözcüsü) sana göstermiştir diye düşünüyorum. Kafanda
hala şüpheler kaldıysa bu soysuzun veciz sözlerini anımsatayım, belki şüp
heler dağılır:
''TÜRK'TEN BOŞALACAK O ZEHİRLİ KANIN YERİNİ DOLDURACAK TEMİZ KAN, ERMENİNİN VE ERMENİSTANLA KURACAĞI ASİL DAMARINDA MEVCU
TTUR''. Hrant Dink (Agos gazetesi).
Bir kaç Ermeni arkadaşım var. Kürt de var. Asla önyargılarla yaklaşmıyoru
m. Ama şunu teslim etmek gerekir. Bazılarının eleştirilerinden korkupta
Milli Değerlerin yozlaştırılması, esnetilmesi; Türklük gibi kavramların içinin
boşaltılmaya çalışılması kabul edilir bir yaklaşım değildir. İşbirlikçiler ve ajan provakatörler her zaman olmuştur-yine olacaktır. Onları tanımak önemlidir.
Bu yazı üzerine Hrant Dink Türklüğe yayın yoluyla hakaret ve bunu neşret
me suçundan 6 ay hapse mahkum edildi. Ve AYNI HERZEYİ TEKRAR YEMEMESİ İÇİN UYARILARAK SERBEST BIRAKILDI. Sevgili arkadaşım;
bu konuda seninle tamamen uç kutuplardayız ve çok farklı düşünüyoruz.
saadetpink
16-10-2005, 11:56
Turancılık, Kızıl elma vb kafatasçı düşünceler benim de terminolojimde yok. Beyaz Türkler ne demek oluyor? neo-con'ların Türkiye distribütörlüğü
mü? Bu kavramları tanımladığın takdirde neden bahsettiğimizi ikimiz de an
lıyor olacağız.
"Beyaz Türk" kavramını ben burada;ırkçılık bağlamında kullandım ama farklı düşünce sistemlerinde, farklı vurgulamalar için kullanılan bir tanım...Yani bir fenomenin diğerine karşı üstünlüğü olduğunu savunan bir tanım deyimi...
*Türklük bilinci deyince hemen bozkurtçu, turancı diye düşünmemek lazım. Bu skalanın bir ucu turancı ise diğer ucu ümmetçidir. Aradaki renkl
eri benimsemek mümkün değil mi? Muhakkak extremlerde mi gezmek lazım?
Bende bunu vurgulamaya çalışıyorum..."Türk" kavramına; ırkların (daha doğrusu, kavimlerin demek gerek...)kökenine bakmadan bir tanım gerekli.....Kalıplaşmış,dogmatik sistemlere bağlı kalmadan...
Antalya ve Alanya yöresinde bir kaç bin alman siteler kurmuş ve
emekliliklerinin son günlerini geçirmek için Türkiye'yi seçmişlerdir. AKP danışmanının ve senin ifade ettiğin Türkiyelilik nosyonu çerçevesinde ba
kıldığında bu 'arkadaşlar' Türkiyelidir. Zira vergi vermekte, bu ülkede ikamet etmektedirler. Bu arkadaşlara başımız gözümüz üstüne de onlara
olduklarından farklı anlam yüklememek gerek diyorum. Bu şemsiye altına
onları da metazori almak düşüncesindeysen; yarın bir gün ''DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLARA'' onlarında seslerini yükseltmesini, angaje olmaların
ı beklemek en doğal hakkındır. Sadece onlar değil Türkiye bir çok marjinal gruba bağrını açmıştır.
Söz konusu bu insanları;(vergi vermelerine rağmen...) yinede birer misafir olarak görüyorum.Ulusallık şemsiyesi altına almak düşüncesinde değilim ama tabiiki; hukuk sistemi için de hukuki haklara eşit sahipler...
Bu örnekler farklı....Benim kasdetdiğim bunlar değil...
Tek vatanı Türkiye olan insanlar arasında, etnik ve dini köken aranması ve bu özelliklerin belirleyici olmasına karşıyım...
Aynı ülküde, aynı bayrak altında; milleti millet yapan hasletleri dikkate alarak; bu ülke için askerlik görevini de yapan, gerektiğinde canı bahasına
savunma yetenekleri ve inancına sahip olan insanlarla- ÜLKEMİZDE SEVE
SEVE MİSAFİR ETTİĞİMİZ İNSANLARI AYNI TANI ALTINDA BİRLEŞTİRME-
nin ne kadar boş bir çaba olduğunu HRANT DİNK (Ermeni Agos gazetesi
nin başyazarı ve sözcüsü) sana göstermiştir diye düşünüyorum. Kafanda
hala şüpheler kaldıysa bu soysuzun veciz sözlerini anımsatayım, belki şüp
heler dağılır:
''TÜRK'TEN BOŞALACAK O ZEHİRLİ KANIN YERİNİ DOLDURACAK TEMİZ KAN, ERMENİNİN VE ERMENİSTANLA KURACAĞI ASİL DAMARINDA MEVCU
TTUR''. Hrant Dink (Agos gazetesi).
Bu tür sözleri, ben çok da ciddiye almıyorum....Aykırı birkaç isimden, aykırı demeçler veya fikirler ortaya çıkabilir...Aslında bunlara da açık olmalıyız;düşünce ifadesi şeklinde kaldığı sürece...
Bir kaç Ermeni arkadaşım var. Kürt de var. Asla önyargılarla yaklaşmıyoru
m. Ama şunu teslim etmek gerekir. Bazılarının eleştirilerinden korkupta
Milli Değerlerin yozlaştırılması, esnetilmesi; Türklük gibi kavramların içinin
boşaltılmaya çalışılması kabul edilir bir yaklaşım değildir. İşbirlikçiler ve ajan provakatörler her zaman olmuştur-yine olacaktır. Onları tanımak önemlidir.
Sevgili arkadaşım;
bu konuda seninle tamamen uç kutuplardayız ve çok farklı düşünüyoruz.
Yok-yok çok uç noktalarda olduğumuzu sanmıyorum; yani yazına göre....Sadece; milli değerlerin başladığı ve bittiği noktaları çok dikkatli saptamak gerek ki;bundan yarar uman kesimlere zemin oluşmasın...
Milli Değerler AKP'ye göre status quo; Kıbrıstan asker çekmek ve Rum şemsiyesi altına girmek Yapıcı Çözümmüş; gardrop Atatürkçüsü değilmiş, Kemalist hiç değil miş;ZATEN Atatürkçü değilmiş AKP kadroları; Türklük bilinci ve değerleriyle ilgileri yokmuş, Onlar Türkiyeliliği (teritoryal-bölgesel) şiar edinmişler; Din ekseninde düşünen ve yaşayan bir toplulukmuş bu zevat; bUNLARI SÖZLE İTİRAF ETTİ.
Akp ve benzerleri; bu söylediklerime çok iyi birer örnekdir.Türk olma tanımının temelde, "türkiyeli" olmak ile aynı anlamı taşımasının gerektiğini anlamak istemeyenlerin, bölgesel şiar da bütünleşmeleri ve bu çerçeve içine sokmaları; aslında bu bölgesellik içinde kendilerine uygun zemin yaratma çabalarıdır.
Erdoğan çok zeki ve kurnaz bir lider....Çağdaş tanımları çok güzel anlam kargaşasına sürükliyerek; gerçekte olmayan, çarpıtılmış fakat tanımın aslının içinde imiş gibi sunarken, esas hedefini gizliyor......Ben ona; siyasetin Harun Yahya'sı diyorum...
*SELAM MAALESEF ÇOCUKLARIMIZ AVRUPA KÜLTÜRÜNLE PARALEL YASMAYA VE ONLARIN ÖRF VE ADETLERINI BENIMSEMEYE BASLIYORLAR YAZIK ...*
Özellikle bu yazıya katılıyorum.
Mutezile
17-10-2005, 00:57
Hrant Dink'in Agos gazetesindeki haince sözlerine sen hoşgörü ile bakıyor
sun. Bütün düşüncelerin temsil ve ifade hakkı olduğunu söylüyorsun. Ayrıl
dığımız temel noktalardan biri bu pink dostum.
1-) Demokrasinin ve bu yönetimle idare edilme şeklini kabul etmiş toplumların doğal savunma reflexleri vardır. Batı ülkelerinde bizden daha
çok vardır. İngiltere ve Almanya iki iyi örnektir buna. Bunu esneten ama sonra bundan bin pişman olanlar da vardır. İşin önemli kısmı şu: Hiç bir
sistem onu yıkmayı, altını oymayı düstur edinen fikirlerin yeşermesine, ifa
de edilmesine, neşredilmesine izin vermez. Çok örnek verebilirim
2-) Bu gibi girişimleri; Milli değerleri esnetme içini boşaltma, hakaret vb
teşşebüslerini HAFİFE ALMANIN kendisi bence hafifliktir, tehlikelidir.
Birinci maddedeki savunma reflexini köreltir. AKP'de olduğu gibi zamanla
böyle bir melekeden de tamamen yoksun olur insan.
3-) Çağdaşlık ve demokrasi adına verilecek taviz ve imtiyazların da bir sınırı vardır. Osmanlı'nın 1 milyon ermeniyi katlettiğini, T.C'nin de 30 000
Kürdü öldürdüğünü havlayan malum yazarın geçenlerde CNN türk'te
kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp-fevri (!)- davrandığını anlatması
ibret vericiydi. Kalemine bu kadar saygı duyduğum bu insandan tamamen soğudum. İftira ucuz bir tasarruf değildir.
4-) Pink arkadaşım; İnandığım değerler uğruna köşeli konuşmam gereki-yorsa köşeli konuşurum. Modern (postmodern?), çağdaş bir görüntü vere
memekten endişe ederek her lafı yalayıp yutmak zorunda değiliz. Kimseye
de bu konuda bir şey ispatlamak zorunda değiliz.
saadetpink
17-10-2005, 10:04
Hrant Dink'in Agos gazetesindeki haince sözlerine sen hoşgörü ile bakıyor
sun. Bütün düşüncelerin temsil ve ifade hakkı olduğunu söylüyorsun. Ayrıl
dığımız temel noktalardan biri bu pink dostum.
Söylediğim şuydu:"Aslında bunlara da açık olmalıyız;düşünce ifadesi şeklinde kaldığı sürece... "
Beni yanlış anlamaman ve "postmodern( nedense bu tanımı sevmiyorum... bana kişiliksiz gibi geliyor... Herşeye okey diyen bir kimlik....) çerçevede değerlendirmemen için bu ayrıntı üzerinde duruyorum...
Düşündüğünü söyleme özgürlüğünde kaldığı sürece doğaldır; Ve karşılığında karşı tez de ileri sürülecektir.Açık yapılan münazaralar bir noktada insanı doğruya taşıyacaktır.Ha; bunun için insanların eğitilmesi, bilinçlendirilmesi gerekirki; iki farklı düşüncenin özündeki yaptırım anlaşılabilsin...Bu eğitim ve bilinç kazandırılmadan getirilen sınırsız düşündüğünü söyleme özgürlüğünün sakıncaları olabilir.
Öte yandan, düşüncelere yasak koymanın elimizde olmadığını da bilmemiz gerek... Sadece açıkça konuşulmasına engel olabiliriz; peki bu neyi sağlar?.... Bazı düşünce ve eylemleri yeraltına itmeye...İnsanları daha zararlı bir şekilde etkisi altına almayı...Üstelik kontrol mekanizmalarının zamanın da devreye girmesi de gecikmiş olur.
Bugün karşı olduğumuz tüm sistemler, geçmişte kurulum ve gelişimlerini bu şekilde sağlamamışlarmıydı?...
3-) Çağdaşlık ve demokrasi adına verilecek taviz ve imtiyazların da bir sınırı vardır. Osmanlı'nın 1 milyon ermeniyi katlettiğini, T.C'nin de 30 000
Kürdü öldürdüğünü havlayan malum yazarın geçenlerde CNN türk'te
kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp-fevri (!)- davrandığını anlatması
ibret vericiydi. Kalemine bu kadar saygı duyduğum bu insandan tamamen soğudum. İftira ucuz bir tasarruf değildir.
Bu tip ifadelere verilecek en iyi cevap; yasaklamak veya aynı hakaret düzeyinde cevap vermek yerine;belgelerle konuşmaktır....Eğer belge yoksa açıkça tartışılmalıdır. Haklı; mutlaka kendini gösterir...
4-) Pink arkadaşım; İnandığım değerler uğruna köşeli konuşmam gereki-yorsa köşeli konuşurum. Modern (postmodern?), çağdaş bir görüntü verememekten endişe ederek her lafı yalayıp yutmak zorunda değiliz. Kimseye de bu konuda bir şey ispatlamak zorunda değiliz.
Sevgili Mutezile;her lafı yutmak zorunda olduğumuzu zaten düşünmüyorum ve savunmuyorum ama ortada bir suçlama varsada; bundan kaçmak; sadece spekülasyonları artırır...Tabiiki ispat etmek zorunda değiliz;mahkemede zanlının savunma yapmakta veya yapmamakta özgür olduğu gibi....Ama dediğim gibi, bu sadece spekülatörlerin işine yarar,bizim değil....
Mutezile
17-10-2005, 10:56
SEVGİLİ Pink dostum.
Bu dünya ve bu insanlar senin kadar iyiniyetli ve hoşgörü sahibi değiller.
Almanya'da ortaokul öğrencisiyken Dachau toplama kampını bize gezdirdi-
ler. 6,5 milyon İnsanın yakıldığı yüksek fırınları, gaz odalarını gözlerimle gördüm. Oradaki yakılmış insan kokusunu duyduğumuz sanrısına bile kapıldık. İnsanoğlunun Toplu cinnetleri meşhurdur. Ben-ü Mustalık'ta
develerini sulayan, yatma hazırlığı yapan ve neredeyse tamamı kadın, çocuk ve yaşlıdan ve çok az savaşçıdan oluşan yahudi topluluğunu toplu halde kılıçtan geçirip Kıyım yapan; sonra da bu olayı Benü Mustalık gazası diye kitaplara koyduran insanoğlunu iyi tanımamız gerekir.
Güncel bir örnek: Humeyni; Salman Rüşdi'nin KATLİ VACİPTİR fermanını çıkardığında; Teslime Nesrin içinde aynı Ferman çıktığında; senin düşünce
silsileni izleyecek olsalardı; Rüşdi ve Nesrin'in düşüncelerin açık ifade edil
me özgürlüğü uyarınca KARŞI-FERMANLAR çıkararak bu konudaki kendi
fikirlerini ifade edip selamete çıkmayı umabilirlerdi-Senin Kanaati İfade Öz
gürlüğü düsturun uyarınca. Ben jakoben, dogmatik, hürriyetleri kısıtlayıcı
bir fikir ortamından yana değilim. Ama biri çıkıp Kürt halkını dağa, silahlan
maya, devlete karşı silahlı mücadeleye çağırıyorsa bunu FİKİR ÖZGÜRLÜ-
ĞÜ içinde nasıl değerlendiririz?
''Ey Müslümanlar! Mutezile'nin ve ailesinin kanı sizlere helaldir. Bu adamı ve zürriyetini katledenlere Adn cennetinin en güzel köşesi ayrılmıştır!
Gazanız Mbarek olsun''
Diyerek biri fikir özgürlüğünü kullanıp insanları şiddete-kıyıma çağırsa; ben oturup bu düşüncelerin yanlışlığını yayın yoluyla anlatmaya mı çalışı-
rım yoksa önlem mi alırım- Karşı aksiyona mı geçerim? Yukarıdaki Fetva'nı
n öznesini Saadetpink olarak değiştir ve tekrar oku arkadaşım. İnsanların
Meşru Müdafaa hakkı olduğu kadar milletlerin ve devletlerin de vardır.
İnsan kadar fitne ve iftiraya yatkın canlı var mıdır? Ka'b bin Eşref adlı Ozan Muhammed'in savaş esirlerine davranışını eleştiren dizeler yazmaya başlayınca (Kaynak: Muhammed Hamidullah: islam peygamberi /beyan yayınları) katli vaciptir fermanı çıkaran Muhammed kendi kanaatini ifade etmemiş midir? Kab'ın nasıl üçkağıda getirilerek katledildiğini dün akşam okuduğumda içim acıdı. Anlatırım bir ara.
Senin düşüncelere yasak koymayalım derken özgürlükçü, demokrasiye inanmış yanını görüyorum. İyi niyetini tabii ki görüyorum. Ama demokra-
siye, fikirlere bile; Yayın YOLUYLA insanları ayaklanmaya, şiddete, Kıyıma
davet ettikleri durumlarda; sınır çizmek AYIP DEĞİLDİR, aşırı muhafazaka
rlık ve örümcek kafalılık da değildir. İnsanlar herşeyi düşünmekte özgürdü
rler. Her türlü Tefekkür serbesttir. Ama düzeni yıkmaya, başkalarının hak ve hukuklarını ÇİĞNEMEYE DAVET ETMEK; artık fikirsel bir tartışmanın öte
sine geçmiştir. Ben burada Muhammede ve Ehlibeyt'e dümdüz gitsem: İs-
lam Dinine ağza alınmadık Küfürler etsem (mokartesin yazılarını okursan bu işin nasıl HAKKINI VEREREK yapıldığını görürsün-yani provokasyon ve
aşağılık küfürleşme İŞİNİN) ve yazının altına da ev ve iş adresimi yazsam ve şunu eklesem:
''Karşıt düşüncede olanlar lütfen düşüncelerini bu adrese göndersin.'' Son-
uçlarının ne olacağını anlatmama gerek var mı?
Bu yüzden kendi adıma İslam dini hakkında konuşurken, ya kaynakların
kendisini, ya da bu kaynakları derleyen uzmanları (arif Tekin, Arsel; Dursun vb) referans gösteriyorum. :Bence xxx'in kaşının üstünde gözü va
rdır. Tez bu kafayı kesin ey iman edenler! ifadesi düşünce suçudur. Senin
engin hoşgörün bu ifadeyi de iyiniyetle ele alabilir belki; ama olay son de-
rece tehlikelidir.
''bunun için insanların eğitilmesi, bilinçlendirilmesi gerekirki; iki farklı düşüncenin özündeki yaptırım anlaşılabilsin...''
Kan'tın Aydınlanmasını yaşamış batı toplumunda bile bu kadar iyimserlik yok. İnanmam aslında ama şüphelenmeye de başladım: Melaike olabilir
misin?
Yasaklar konunca bu tür düşünceyi temsil edenler yer altına iniyor diyor-
sun. haklısın. En azından o şekilde taraftar bulmaları zorlaşıyor; Yürütme'
nin kuvvetleri sürekli ensesinde oluyor bunların. Burada birbirimizi ikna etmekten çok; görüşlerimizi ortaya koymanın önemli olduğu kanısındayım.
Konuya getirdiğin açılımlar için de teşekkür ederim.
PS: ''Bugün karşı olduğumuz tüm sistemler, geçmişte kurulum ve gelişimlerini bu şekilde sağlamamışlarmıydı?... '' Bunu örnekleyebilir misin
lütfen?
''bundan kaçmak; sadece spekülasyonları artırır...'' Asla kaçmak yok-
Elvisin ünlü şarkısındaki gibi:''No retreat / No surrender.
Anladıkları dille mukabele, cihada-kıyıma-mukateleye-ayaklanmaya ÇAĞR
I YAPANLARA Hukukun uygulanmasından rahatsız olunmamalı..
Almanya Hilafet devletini kurduğunu söyleyen SON ON YILIN EN TEHLİKEL
İ ARPACIK SOĞANLARINDAN Metin Kaplan'a müdahale etmekte çok çok geç kaldı. 11 Eylül olaylarıyla takip ve tevkif hızlandı. Ama bir kere savcı
lık soruşturması başladıktan sonra bu işin ne kadar titiz yapılabileceğini
Alman cumh. savcıları bence gayet güzel gösterdiler.
Mutezile
09-11-2005, 10:36
* Güney Kıbrısa limanları ve gümrükleri açacağı; büyükelçilik kurduracağı sözü verdi AKP. Oliver Rehn itiraf ediyor. Yazıya da döküldü. Fakat TBMM'de kabul edilmeden halka metnin açıklanmayacağı (K.O.B) -Müzakere çerçeve belgeleri - infial uynanmaması endişesi- karar bağlandı
* Askerin MGSB (Milli güvenlik siyaset belgesi) nin ilk taslağı olan 300 sayfalık rapor 'hayırlısı ile' kuşa çevrildi ve İrtica ve köktendinci akımlar 'İç Tehdit' unsuru olmaktan çıkarıldı. İlkbahardaki taslakta kaleme aldıklarının HATALI olduğunu Sn Özkök kabul mu ediyor oldu şimdi?
* AB'ye gümrük birliğinden dolayı vermiş olduğumuz Dış ticaret açığı 20 milyar Euro'yu buldu. Gümrük birliği Kuma'sı olarak Çiller ve şürekası sayesinde AB Türk tarım ve sanayini (aslında her birimizi t e k t e k )yıllardar iğfal ediyor. Tarım can çekişiyor; yatırım diye soysuz bir arap şeyhinin burgulu kuleleri için arazi peşkeş çekiliyor.
* Oliver Rehn Türk milletinin suratına ''20 yıl süresince serbest dolaşım diye bir şey zaten düşünmeyin. Ondan sonra da topluluk tekrar oturup bunu KENDİ İÇİNDE müzakere edecek'' diyor. Millet, susuyor, meclis susuyor, muhalefet (var mı?) o da susuyor.
* Baykal AKP ile nasıl işbirliği yapılır yazın gösterdi: TRT yönetim kurulu üyeliği paylaşımı için olağanüstü toplantıya çağırdı meclisi. Şimdi de afyon yutmuş muhal efet örneğini sergiliyor. Bu gafleti Mustafa kemal görse onun CHP mirasına çöreklenmesini, ve bir simgeyi yok etmesini acaba nasıl değerlendirirdi? Benim kişisel tahminim: ''Git önce Bülent travestiyle ihtilafını hallet, Hizip saplantılı adam'' diyerek suratına tükürürdü.
* Sevgili hoca Oktay Sinanoğlunun her fırsatta işaret ettiği gibi Türk dili iğdiş edilmektedir. F Klavye yerine Q klavyesini kabul ettiren bilgisayar şirketlerinin elini sıkmak lazım. Bu kadar onursuzluğu kaç ülke kabul eder. Sevgili Emre Kongar Hoca'nın işaret ettiği gibi; Fransızların kullandığı 'a-Klavye' dışında Fransa'ya tek bir bilgisayar sokup satışa ç ı k a r a m a z s ı n ı z.
* Manisalı, Soysal, Sinanoğlu, Teziç gibi bazı yurtsever ilim adamlarına 'naftalin kokulu, gerici,' yaftaları yakıştırararak vatanseverlik, ve Milli şuuru savunmanın kaka bir şey olduğunu halkın bilinçaltına zerk ediyorlar.
* stratejik H O R T L A Ğ I M I Z abd ayrılıkçı teröristi besliyor, teçhizatını tamam-lıyor; yunan ve rum eğitim kamplarından geçiriyor ve üzerimize salıyorlar. AKP de ordunun mevzuat ve kanunlarla elini kolunu muvvaffakiyetle b a ğ l a y a r a k; Ordu komutanlarının:''Eskisi gibi terör unsurları ile mücadele etme enstrümanl-arından yoksunuz. Sorunun kökenine inemiyoruz. Sıcak takib (Meşruu müdaafa) hakkımızı bile kullanamıyoruz'' sitemlerini de kulak arkası ediyorlar.
* Pazarlama uzmanı muhteremler ülkeyi parsel parsel Yalleli'ye, Tel Aviv'e pazarlıyor. Durum içler acısı...
*Medya adı altında AKP bahçesini bekleyen süs köpekleri, ve maaşlı tetikçileri ile Ülke menfaatleri ve Milli izzet-i nefis bu kadar savunuluyor.
* Şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimini yapmadan iktidarı bırakmam-seçime gitmem diyor. Baykal süngüsü düşmüş, dili tutulmuş, özgüvensiz bir parti lideri olarak - kerhen- ''hop, olmaz, ayıptır'' diyor. Üzerimize ölü toprağı serpilmiş, teslimiyetçi yığınlar olduk çıktık. Hepimize yazıklar olsun
aspartam
09-11-2005, 11:56
RTE Ecevit zamanında nerdeyse kendi kendine yıkalacak bir hale gelmiş olan sistemi yeniden ayağa kaldırdı ve biz Müslümanları fazlasıyla üzdü.Rejimin can simidi oldu adeta.Zaten sistem ne zaman krize girse ya Erbakanı iktidara getirir ya RTE nı.Çünkü bunlar diğerlerinden daha dürüsttür,daha çalışkandır,daha az çalarlar.Bunların yönetiminde halk devlete daha çok güvenir.Şimdi RTE ve avenesi laikliğin yılmaz bekçileri olarak sistemi korumadaki görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmektedirler.Söz laiklikten açılmışken vakti zamanında,şimdilerde pek adı duyulmayan eski anayasa mahkemesi başkanı Yekta Güngör Özden laik olmayan (Koskaca anayasa prof. insanın laik olamayacağını,devletin laik olabileceğini bilmiyor.vah vah)insan değildir demişti.Laiklik 1937 de geldiğine göre zevat hazretleri ne demek istedi acep?Hani Menderesin en büyük kazığı 5816 olmasa açık açık yazacamda ,o madde tepemde sallanıyor.Bu arada özgürlük fedaisi Mutezile beye bir şey sormak istiyorum.Kendisi acaba başörtüsü yasağı konusunda ne düşünüyor?Bu konuda bizi bilgilendirirse,ziyadesiyle memnun olacağım.
Mutezile
10-11-2005, 00:41
Türban; sıkmabaş örtünme biçimi başörtüsü sorunu falan değildir. 70 yıllarda Milli Görüşün filizlendirdiği bir siyasi misyon; bir angajmandır. Türkiye anayasasına göre yasak olduğu yerlere işaret edilmiştir. Günlük hayatta kimse kimsenin kafasındaki sıkmabaşı ciddiye de almamaktadır. Kamusal alanlarda memur ya da öğrenci, ziyaretçi sıfatı ile bir siyasi misyon angajmanından bu bayanların men edilmesi son derece doğaldır.
Türbanla, sıkmabaşla girilemeyen yerlerin tamamına başörtüsü ile girilebi
mektedir. A.İ.H.M başbakan yardımcısı Hayrünisa Gül'ün koluna sepet tak-
mak üzere iken muhterem davasını geri çekmek kurnazlığını gösterebilmiş
tir.
Camilere hatip, müezzin yetiştiren okullar, Şeriatın Rahle-i tedrisatından geçen çocukların dimağlarını Ku'ran, hadis , sünnet, ezan okuma ile yıllarca doldursun; sonra Şeriat koşullan-masıyla hayata va topluma bakan; nev-i şahsına münhasır paradigmalarla dünya-yı yorumlayan bu zihniyet yükseköğretimin diğer bölümlerini kendine hedef seçsin. Dünya devletlerinin, çağdaş uygarlık seviyesini yakalamış olanların böyle bir sorunu yok. Bizim de yok. Sorun; olayı sorun olarak ortaya koymaya çalışanların beyninde.
Türban - sıkmabaş konusundaki derdinizi Marko Paşa'ya (A.İ.H M) ne anlatın. Türkiye anayasa ile yönetilmektedir. Kuranı Azimüş şan'ın Ali hüküm olduğu Acem ve Şark ülkelerinde arzu ettiğiniz durum vardır, ve muhafaza edilmektedir. Yakın zamanda akp ve şurekasının koluna Yüce Divan sepeti takılacağından, sadece VATANI PAZARLAMAK durumunda kalmışlardır. Ötesine kimsenin gücü yetmez. Devr-i sabık yaratmak ardısıra gelen her iktidarın boynuna borçtur. Defterleri dürülüp koltuk altına verildiği zaman; İranın devrim İhraç Modeli peyke leri olan bu arpacık kumruları ''dokunulmazlıklar keşke milletvekilliği düştükten sonra da devam eder'' minvalinde bir yasa taslağı hazırlamadıklarına çok hayıflanacaklar. TC'nin resmi dini yoktur. Anayasa ile ''Kitab'ul-Ekmel'i'' karıştırm ayın.
__________________
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka tespih post seccade güzel
Ama Tanrı kanarmı bunlara..
Ömer Hayyam
aspartam
10-11-2005, 09:54
İşte sizin özgürlük anlayışınız bu.Elalem yasalarınız millet ihtiyaçlarına göre tanzim eder.Bizdeki 3-5 tane şebekte devleti koruma kollama adına milletin tepesine biner.Ulan millet olmazsa devlet mi olur?Kamunun giremediği kamusal alan mı olur?Hani egemenlik bila kayd-u şart milletindi.Demokrasi hani halkın idaresiydi.Bu mu sizin demokrasi anlayışınız.Halk ne istiyor,pek kudretli devletlularımız ne yapıyor?Allah'tan utanmıyorsanız bari Mustafa Kemal'in hanımından utanın.
günlük hayatta başörtüsü takmak yask değil ki
aspartam
10-11-2005, 15:07
Kamu kurumları günlük hayatın bir parçası olmuyor mu?
kamu kurumlarında giymeleri yasak değil, çalışmaları yasak
aspartam
10-11-2005, 15:18
Niye yasak?Başörtüsü Cumhuriyetin 6 okuna mı takılıyor?
aspartam
10-11-2005, 15:34
Devletluların keyfi için simge takamayacakmıyız.
kamu kurumunda çalışmak istiyorsan keyfi olarak simge takamayacaksın
Mutezile
10-11-2005, 16:17
Niye yasak?Başörtüsü Cumhuriyetin 6 okuna mı takılıyor?(aspartam)
Başörtüsü, tülbent, yemeni falan bağlamak ile Sıkmabaş-Türban bağlamak
arasındaki farkın gözardı edilmesi için uğraş vermeni anlıyorum. Bak bugün de Leyla Şahin'in A.İ.H.M'den döndü türban başvurusu. Siyasi angaj
man-misyon ifade eden tüm giysiler, sarık, cübbe, fes tarihin çöplüğünde kaldı. Yeşertmek isteyenler var, hep olacak. Uyanık olmak lazım
aspartam
10-11-2005, 17:01
Mutezile kapalı çarşıdan 1 kilo kına al ve tüm çevrene dağıt.Avrupa ne dense kendisine demokrat.Bizim için özgürlük istediği yok.Duy ey AKP vazgeç şu AB sevdasından.Ne varsa gene doğuda var.Katıl Şangay beşlisine sat dünyanın anasını.
ATATÜRK DE SAPGA GIYERDI NE DEGISIRKI ...
Mutezile
10-11-2005, 23:24
''Mutezile kapalı çarşıdan 1 kilo kına al ve tüm çevrene dağıt'' (aspartam).
Zerafetin gözlerimi kamaştırdı dostum. Hıncla, klavyenin başına oturulunc
a bundan iyisi üretilemiyor, anlıyorum. Benim akrabalarımın ekseriyeti başörtüsü, yazma, yemeni bağlarlar. Türban bağlayan hiç yok aralarında.
Kınayı başörtüsü bağlayanlar için mi düşünmüştün?
Mutezile
13-02-2006, 12:40
Tüpraş, Galataport ve Haydarpaşalimanı ellerinde patladı..
Vatan satmakta kolay değilmiş canım. Birileri sahip çıkıyor her defasında..
ABD elçiliği, TBMM'nin Kürt kökenli milletvekillerini toplayabiliyor ve rapor alabiliyorsa, ülkemizin geldiği durumu bir düşünün.
Sebebi teröre karşı önlem almak da olsa, bu tavır küstahlıktır.
Milletvekillerinin bu toplantıya katılımı ise onursuzluktur.
Hükümetin, Dıişleri Bakanlığının bu duruma seyirci kalması ise teslimiyetçiliktir.
Toplantıda ABD kongresinden 2 üyenin olması sonucu değiştirmez.
Bu 2 üye bilgi alacaksa, bu ülkenin bir hükümeti vardır.
Bu soruşturmalar, Güneydoğu'da incelemeler yakışıksızdır, içişlerine müdahaledir.
Sözde "Teröre karşı neler yapılabilir" onu araştırıyorlarmış..
Sanki terör konusunda çok başarılı bir ülke ve uzmanlaşmış kadrolara sahip bir devlet var karşımızda da, bize yardım edecek.
ABD, sanki El Kaide'yi, Taliban'ı, Irak'ı halletmiş te Pkk'yı halledecek!
ABD gölge etmesin yeter!
Bağımsız bir ülke, bu tür müdahalelere asla izin vermez. Karşısındaki ABD de olsa.
Ama Türkiye'nin bağımsızlığı her geçen gün yara almaya devam ediyor.
Bağımsızlık ve özgürlük ruhuna sahip olmayanların yıllardır Türkiye'yi sürükledikleri yön çağdaş uygarlık düzeyi değil, çağdaş kölelik düzeyidir.
Dün bir büyüğümüz ile konuşuyorduk.
Kamu yönetici (Vali yardımcılığı ve kaymakamlık) emeklisi.
Şu an emekliliğinin tadını çıkartıyormuş.
Köyünde, tarım, toprak, hayvancılık kısaca çiftçilik, daha da kısacı insanlığa geri dönmüş.
Yaptığı işten, güncel havadislerden ve doğadan bahsettik.
Heyecanı ve şevki her halinden okunuyordu diye yazmak isterdim. Ama üzgünüm.
O da üzgündü, nedenini sordum.
Anadolu ırkları üzerine bir çalışma yapmak istemiş. Özellikle bahçe bitkileri konusunda.
Ve çok şaşırdığı bir sonuç ile karşılaşmış. Şu an sofralarımızda bulunan ekonomik bahçe bitkilerinden hiçbirisinin tohumu yerli değil!
Aramış, birkaç yer dolaşmış. Her yerden eli boş dönmüş.
Numunelik bile bulunmuyor.
Devlet üretme çiftliklerinde bile bulunmuyor!
Ne olduğunu sordum?
Başı öne düştü, gözleri bulutlandı ve anlatmaya başladı.
İsrail'den tohum alıyormuşuz. Bu tohumları, devlet üretme çiftliklerinde çoğaltıp bire dört ile bire sekiz oranında üretip çiftçiye bir seferliğine satıyormuşuz.
Sonra?
Bir kere ekilip, bir kere hasat ediliyor.
Ama tohum yok!!!
Nasıl yok?
Yok işte, tohum İsrail'de!!!
Peki bizim tohumlarımız nerede?
Kalmamış...
Evet kalmamış...
Sn. pante sizin düşünceleriniz oldukça üst telden.
Oysa ki; midemizden bağlanmışız yıllarca öncesinden.
Varlığımızı sürdürebilmek için en temel ihtiyacımızı bırakmışız Yahudi ve Hıristiyan inisiyatifine, yazarız cami kapılarına, "Yahudi ve Hıristiyanı dost edinmeyin" diye.
Öz der ki; seni bağlayacak, vasi, koruyucu, hami, edinme diye.
Biz unutmuşuz da asmışız duvara, Bunları dost edinme diye.
Yakalamış boğazımızdan da değil midemizden koca bir el.
Biz hala İsrail tohumu alır da öderiz gramına çil çil şekel...
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Sn. pante sizin düşünceleriniz oldukça üst telden.
Oysa ki; midemizden bağlanmışız yıllarca öncesinden.
Varlığımızı sürdürebilmek için en temel ihtiyacımızı bırakmışız Yahudi ve Hıristiyan inisiyatifine, yazarız cami kapılarına, "Yahudi ve Hıristiyanı dost edinmeyin" diye.
Tarıma, çiftçiye hançer, uzun yıllar önce değil, geçen yıl 2 kasım 2006'daki "tohumculuk yasası" ile saplandı. Bu hançeri hükümetin eline zorla tutuşturan da AB'dir.
Elbette geçmiş yılların birikimleri vardır. Hiç kimse son iktidarla bu hale geldiğimizi söyleyemez.
Ama ne yazık ki yaralar sarılacağı yerde, öldürücü darbeler son iktidar eliyle vurulmak isteniyor.
Tarım Bakanlığı, çiftçinin genetiği değiştirilmiş tohumlarla İsrail-Hollanda ikilisine bağlanmakta olduğumuzu bilirken, Ziraat odaları ve çiftçiler tarafından uyarılırken bu durumu düzeltmek yerine, tohumu patent altına sokarak, çiftçinin tohumunu uluslararası kuruluşlara peşkeş çekmiştir. Bu yasa ile çiftçinin tohumuna tamamen el konulmuştur.
Yanlış tarım politikaları Karadeniz'i, Ege'yi bitirmektedir. Üretim geçmiş yıllara göre birçok ilde yarı yarıya düşmüştür. Yanlış sulama nedeniyle göller kurumuştur. Tarımda çeyrek yüzyıldır sürdürülen ve son beş yılda derinleşen bağımlı politikalar ülke tarımını çökme noktasına getirmiştir.
Bunun yegane sebebi ise yabancı sermaye dalkavukluğudur. "Sümerbank don mu dikecek" lafını ağzına dolayıp yıllarca bu lafla özelleştirmeyi bir kurtuluşmuş gibi sunma soytarılığıdır. Ulusallığı ilkellik olarak gören, bağımlılığı marifet sayan, AB ve ABD güdümünde hareket etmeyi tek çare sanan zavallıların onursuzluğudur.
Bu gidişe son vermenin tek yolu ise duyarlı ve tepkili olmak, üst telden sesini duyurmaktır.
Milli duygular ve bağlar zayıflatılmıştır
1980 sonrası Türkiye de kültürel yozlaşma ve yabancılaşma öne çıkarılmış bencil bir toplum yaratılmıştır
Türkiye çağ atlatılmış yeni amerikancı çağa geçirilmiştir pembe gözlüklerle seyredilebilen bir film vizyona sokulmuş anayasa delinmiş ,köşe dönmecilik,kolay kazanç ,hayali ihracat,hayali icraat günleri yaşanmış,memurlar işini bilenler ve bilmeyenler olarak bölünmüş,işçi hakları engellenmiş
sendikalar kapatılmış varlıklarına el konulmuş
Yurtsever gençlik işkencelerde çok büyük cezalara çarptırılmış pasifize ve depolitize edilmiştir
Halkın devlete ve ülkenin geleceğine güveni sarsılmış insanlar kendini kurtarma telaşına düşmüşler
Gemisini yürüten kaptan deyişiyle herkes kendi ikbali için çalışmaya yönlendirilmiştir
Vatanı milleti düşünmek kerizlik ,sen kendini kurtar düşüncesi empoze edilmiştir
16 milyar dolar borç günümüzde 400 milyar dolara getirilmiş ülkemiz abd ,ab imf yönetimine sokulmuştur
Milli birlik ve beraberlik yoktur
Ülkü birliği yoktur
İnsanlarımızın gelecek güvencesi yoktur
Devletine ,yönetimine güvenleri yoktur
Halk yığınlarını kucaklayacak onlara güzel ülkemizde onurlu bir yaşam ve gelecek vaad edebilen
bir siyasi yapılanma yoktur
Vatandaşı olmaktan onur ve gurur duyabileceğimiz bir ülkede yaşamak istiyorsakyok edilen değerlerimize ,cumhuriyetimize sahip çıkmalıyız
Dün bir büyüğümüz ile konuşuyorduk.
Kamu yönetici (Vali yardımcılığı ve kaymakamlık) emeklisi.
Vali yardımcılığı yapıp da bu gerçeklerden bihaber olarak emekli olan, emeklilik sonrası bir nedenle öğrenip gözleri buğulanan duygusal ama bilgisiz ve beceriksiz kamu yöneticisi büyüklerimiz nedeni ile bugünlere geldik zaten.
Bu büyüğümüzün dini bütün bir müslüman olduğundan ve köyünde şu anda besili bir kurbanlık hazırlamakta olduğundan eminim.
Son iki seçimde de kesin AKP'ye oy vermiştir *:lol:
Sn. youef,
-Bilemediniz.
Belki de şöyle demeliydim,
-Tahmin edemediniz.
Akıl yürütme yönteminizi tahmin etmeye çalışalım.
Mhmmd kim?
Kendini imanlı zanneden, aklı ve gözü bağlanmışlardan biri.
Mhmmd'nin konuştuğu kişiler kim olabilir?
Kendi düşüncesi ve durumuna yakın kişiler pek tabiiki.
O halde bu adam da; ince badem bıyıklı, etine dolgun, yanakları al al, ceketinin önünü tek düğme ile ilikleyince altı ve üstü bombeli, beş vakit namazlı, (Hatta bu yüzden zorla emekli edilen ya da atılanlardan da olabilir), her bir yıl haclı, eli tesbihli, gül kokulu bir zat!!! 8O
Başta da söylediğim gibi,
Bi - le - me - di - niz.
Özellikle şimdiki yazacağım durumunu yazmadım.
Niye yazmadığımı bilemiyorum.
Bizim için, belki de hiçbir anlam ifade etmediği için yazmadım.
Ama şimdi mecburum.
Bu kişi;
Rakı ve şaraptan hoşlanan, hatta mayalı içecekler midesine dokunan birisi.
Bu kişi dine inanmıyor. Peygamber için söyledikleri, T.D. sitesindeki yazılanlar ile aynı.
Hatta ve hatta, ilk yazımdaki konuşmamızda Kur'an da geçen Zeyd'in hanımı ile ilgili ayet yorumları, burdaki ile bire bir tutmakta.
Son iki seçimde AKP'ye oy verip vermediğini bilmiyorum ama şu an bile yakasında CHP rozeti taşıdığını samimiyetle söyleyebilirim.
Ama biz, hemen kişisel özellikleri göz önüne alarak ön yargılı sunmadık.
Söylediklerini büyük bir dikkat ve saygıyla dinledik.
Kendisinde suç bulmadık.
Nihayetinde bu çarkların içindeki çok küçük bir dişli idi o kadar.
Belki bir gün, bizler de önyargılarımızdan kurtularak geleceğe doğru güzel bir şekilde bakmayı öğreniriz. Kim bilir?
Çok ümitvar değilim.
Ama ümitsiz de değilim.
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
merhaba.
Karın acıkmasını bayrak doyurmuyor ,bu gerçek. ama onursuz yaşayan canlı türünede *insan denemez. baçka bi şey demek daha doğru olur.
Canlılar arasında sorgucu olan insan, yeteneğini aktiv edebilse, *açlığını doyurmak için Amerika kucağına koşmaz. Kendi çarelerini üretir.
Akp iktidardan düşse, kim ödeyecek 420 milyar dolar borcu.?
Yeni seçilecek olan’da imf’ye gidecek. Chp veya mhp, ne fark eder.
İmf borçlarını kesin dille reddedeceğini söyleyen tek siyasi parti Türk Kominist Partisi oldu.
Akp den nefret etmemin sebebiyle, mhp veya chp’ye yanaşmak siyasi olmaz.
ben derimki akp’den kurtulamayan Türkiye ‘nin bağımsızlığı tehlikeye düşer.
chp’nin seçim kazanma noktasına ulaşamayacağı da belli oluyor
Türk halkı, Ulusal'cı ve Kominist partileri göreve getirmesi durumunda,
Milli duygularında yeşermeye başlamasına tanık olanabilir
Sn mhmmd,
Yazdığım üç paragrafın özü ilk bölümüdür, yani bugünlere gözleri hemen doluverecek kadar duygusal görünen ama bilgisiz, beceriksiz ve de basiretsiz kamu yöneticileri tarafından getirilmiş olmamızdır. Diğer iki paragraf ise bu tip yöneticilerin büyük oranda tarif ettiğiniz tipler arasından çıkıyor olmasından kaynaklanan bir genellemenin sonucudur ki çok da güzel tanımladığınız o tiplerden oluşan bir bakanlar kurulu, yazınızda asıl şikayet konusu olması gereken tohumculuk yasasını 2006 yılında çıkartmışlar ve Türkiye'yi hem kısır tohumlara mahkum etmişler, hem de tamamen dışa bağımlı kılmışlardır.
İman konusuna gelince. Ailemin benim dışımdaki tüm bireyleri imanlı olup aralarında 5 vakit namaz kılanlar, hacca gidenler, sırf Kabe'ye daha yakın olabilmek için zemzem towers'dan devre mülk edinenler, hatta beni de hiç olmazsa umreye götürebilmek için didinenler bolcadır ama hiçbiri sizin tanımladığınız o tipe uymazlar, o tiplerin merkez üssü olan AKP'ye de acayip gıcıktırlar. Yani kafamda sizin tarif ettiğiniz tipte bir imanlı imajı olmadığı gibi, tarifinizdeki tipleme de zaten kendine imanlı görüntüsü vererek dümenine bakan imansız tiplemesidir.
Bu gözle bakarsanız, önyargılı olmak hangimizin tavrına daha çok uyuyor dersiniz?
Sn. youef,
Hatalar bizimdir.
Ve hiçbir şey bir anda olmamıştır.
2006 yılına gelinceye kadar neler geçmiştir ülkemizin kara bahtından.
Şimdi çetele tutup da şu kadar yıl CHP yönetti, bu kadar yıl DP yönetti, bu kadar yıl da RP geldi, bilmem kaç yıl askeri vesayet, bilmem kaç yıl karanlık bürokratik vesayet, son bilmem kaç yıl da aha AKP mi diyeceğiz?
Diyelim mi?
Bence anlamsız bir kovalamaca olur.
Sorunlardan yine uzaklaşır kısır döngüler ve ayrışmalar ile uğraşırız.
Olana ışık tutmuştum ilk yazımda.
Ve sizin bir kısım yazınız ile paraleldir.
Şimdilik bize bu da yeter.
Hatta tartışmamızın seyrini; Basiretsiz kamu yöneticilerinin davranışları ne oranda bunu tetiklemiştire çekebiliriz. (Daha faydalı olacağı düşüncesi ile biz öylece devam edeceğiz.)
İki örnek vermek istiyorum.
Birinci örneğimiz, Cumhuriyetin ilk yıllarında, bir yöneticinin bizzat M. Kemal Atatürk'e yollamış olduğu bir not ve arkasındaki davranış.
M. Kemal Atatürk, bir not kağıdı ile o dönemin yatılı ve de önemli bir okuluna bir çocuk gönderir. Not kağıdında, çocuğun yoksul olduğu ve ücretsiz bir şekilde kayıt yaptırılarak talebe olarak alınmasını yazan ve altında da M. Kemal Atatürk'ün imzası olan bir kağıdı dönemin Milli Eğitim Bakanı (Yanlış da hatırlıyor olabilirim) gönderir.
İşlemler yapılır, çocuk kaydettirilir ve aynı kişi, M. Kemal Atatürk adına kesilmiş bir dekont eşliğinde bir not kağıdını M. Kemal Atatürk'e gönderir. Notta;
"Göndermiş olduğunuz çocuğun kaydı, emrettiğiniz şekilde yapılarak, 3 yıllık ödemesi hesabınıza kesilmiştir. Bahsettiğiniz ücretsiz öğrenci uygulaması, gerçekten de ihtiyaç sahibi kişilere aittir. Oysa ki gönderdiğiniz çocuğun elindeki not kağıdında bizzat imzanız bulunmaktadır. Sizi tanıyan birinin de bu haktan faydalanmasına gönlüm razı olmamıştır." (Ana fikri buydu, küçük unutkanlıklarım mümkündür)
İkinci örnek;
Son on yıl içindeki bir vukuat.
Olağanüstü görevlendirmeler verilen bir vali, araştırmasını bitirir ve hükümetten yüklü bir ödenek ister. Yaklaşık 3 milyon dolarlık bir ödeneği alan vali bölgesine dönerek eldekileri gözden geçirir. En büyük problem gece yaşanmaktadır. Gece güvenliği sağlanamamakta. Bunun için ASELSAN ın personel ve hafif silahlar için geliştirdiği dürbünler ile gece görüşü olmayan helikopterleri birleştirmeyi düşünür. Hatta ve hatta teknik incelemesini ve detaylarını da çizdirir.
Uzatmayalım.
Bölgesine dönünce ileri gelenleri toplar ve planını açıklar. İlk tepki bölgenin garnizon komutanından gelir.
- Sayın Vali! Bu iş bizim işimiz. İşimize karışma!!!
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Çanakkale *Kahramanları
* * * * * * * * *43. Alay 1. *Piyade Tb. 1.Bölük
* * * * * * * * * * * * *1917 yılı yemek listesi
* Gün * * * * * * * *Sabah * * * * * * * * * * Öğle * * * * * * * * * * * Akşam * * * * * * * * * * * * Ekmek
15 Haziran * * * Üzüm hoşafı * * * * * * * yok * * * * * * * * yağlı buğday çorbası * * * * * * *tam
26 haziran * * * * * yok * * * * * * * * * * * *yok * * * * * * * * * *üzüm hoşafı * * * * * * * * * * * tam
18 temmuz * * * üzüm hoşafı * * * * * * * yok * * * * * * * * * * * * yok * * * * * * * * * * * * * * yarım
8 ağustos * * * * *yarım ekmek * * * * * * yok * * * * * * * * şekersiz üzüm hoşafı * * * * * * *yok
21 Temmuz 1917 den itibaren ekmek istihkakı yarıya düşürülmüştür,çünkü un ve şeker kalmamıştır
Bu vatanın nasıl kazanıldığını bilmeyenlere,anlamayanlara yada anlamak istemeyenlere lütfen anlatınız