sargon
16-10-2005, 02:44
Eski Türklerle ilgili bir kitap okuyordum. Bir atasözü dikkatimi çekti. Atasözünün yer aldığı kaynak en eski elyazması türk kaynaklarından biri sayılan X. yüzyıldan kalma Irk Bilig. İslamiyetten sonraki bir tarih olduğu düşünülebilir ama öyle değil. Çünkü bulunduğu bölge Tuen-Huang bölgesi ve Uygurlara ait yazıtlarla aynı harfler kullanılarak yazılmış. Belge Irk Bitig olarak biliniyor.
Atasözümüz şöyle:
'Eceli gelen fare kedinin hayalarını kemirir'
Ben bugün kullandığımız
'Eceli gelen köpek cami duvarına işer'
atasözünün eski biçimi olduğunu düşünüyorum. Gerekçelerim şunlar: Atasözlerinin anlamları aynı, yani eceli gelen insan ölüme koşar. Sonra her ikisinde de eceli gelenin yaptığı eylem kabul edilemeyecek bir eylem. Son olarak, işemek ve kedinin hayalarını kemirmek şeklindeki eylemlerde cinsel organların kullanılmış olması da bir başka ortak nokta.
Sorum şu: Bu atasözü nasıl böyle bir değişim geçirmiş olabilir. Benim düşüncem İslamiyet sonrası bu değişimin yaşandığıdır. Ancak birincisinde yapılmaması gereken iş farenin karşıtı kedi ile gayet güzel anlatılırken, ikincisinde insanı düşündüren bir ilahi yada toplumsal ceza anlayışı girmiş. Birincisinde doğal ilişkilerin hoş çelişkisi yerini aklı olmayan bir hayvan olan köpekle (köpek simgesel olsa da) cami duvarı ilişkisi ele alınarak komik ama mantığı zorlayan bir biçime dönüşmüş.
Var mı başka yorumu olan?
Atasözümüz şöyle:
'Eceli gelen fare kedinin hayalarını kemirir'
Ben bugün kullandığımız
'Eceli gelen köpek cami duvarına işer'
atasözünün eski biçimi olduğunu düşünüyorum. Gerekçelerim şunlar: Atasözlerinin anlamları aynı, yani eceli gelen insan ölüme koşar. Sonra her ikisinde de eceli gelenin yaptığı eylem kabul edilemeyecek bir eylem. Son olarak, işemek ve kedinin hayalarını kemirmek şeklindeki eylemlerde cinsel organların kullanılmış olması da bir başka ortak nokta.
Sorum şu: Bu atasözü nasıl böyle bir değişim geçirmiş olabilir. Benim düşüncem İslamiyet sonrası bu değişimin yaşandığıdır. Ancak birincisinde yapılmaması gereken iş farenin karşıtı kedi ile gayet güzel anlatılırken, ikincisinde insanı düşündüren bir ilahi yada toplumsal ceza anlayışı girmiş. Birincisinde doğal ilişkilerin hoş çelişkisi yerini aklı olmayan bir hayvan olan köpekle (köpek simgesel olsa da) cami duvarı ilişkisi ele alınarak komik ama mantığı zorlayan bir biçime dönüşmüş.
Var mı başka yorumu olan?