Orijinalini görmek için tıklayınız : Mucizeyi bizzat yaşamak elinizde
abdulKADİR
26-04-2009, 19:26
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Korunup sakınanlar için yol göstericidir. (Bakara 2)
Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak hüsranını artırır. (İsra 82)
Tamam kabul, kur'an hakkında müslümanların veya müslüman olmadıkları halde olumlu konuşanların söyledikleri sizleri ikna etmiyor. ''Muhammed'in kendi çıkarları için yazdığı ve sayesinde köşeyi döndüğü bir kitap'' sanıyorsunuz. İçinde akla-mantığa ve evrensel değerlere zıt şeyler olduğunu düşünüyorsunuz...
Peki bu düşüncelerinizin bizzat Kur'an tarafından sağlamasını yapmaya cesaretiniz var mı?
Yani bizzat Kur'an'ın kendisini ispat etmesine ve ''mucize'' olduğunu göstermesine bir kere olsun fırsat verebilir misiniz?
Eğer ''neden olmasın'' diyorsanız dinleyin o zaman....
Eğer
- etrafınızda olup bitenlere duyarsız değilseniz,
- kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz,
- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz,
- ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyor, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapmıyorsanız,
- alışverişinizde sahtekarlık yapmıyor, çalıştığınız işin hakkını veriyorsanız,
- başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz yoksa ve evlilik dışı ilişkiler içinde değilseniz,
- eşcinsellik tarzında bir yaşantınız yoksa,
- insanları küçümsemiyor ve kendinizi de Kaf dağında görmüyorsanız,
- sokak çocuklarına ve hayat kadınlarına merhametle bakıyorsanız,
- yaşlıya, düşküne, yardıma muhtaca yardım elini uzatıyorsanız,
- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız
SİZ, korunup sakınan ve zalim olmayan birisiniz demektir. Kur'an SİZİN için yol gösterici olduğunu iddia ediyor. Sırat-ı Mustakim dediği dosdoğru yola ulaştıracak bir REHBER bir YOL HARİTASI olduğunu belirtiyor.
Kur'anın bu iddiasını yalanlamak veya bizzat tecrübe etmek istiyorsanız yapacağınız şey çok basit:
Elinize yaklaşık 300 sayfalık bir Kur'an tercümesi almak ve sonuna kadar sadece bir kere, ama anlamaya odaklanarak OKUmak.
Mucizeye şahit olun...
SİZ, korunup sakınan ve zalim olmayan birisiniz demektir. Kur'an SİZİN için yol gösterici olduğunu iddia ediyor. Sırat-ı Mustakim dediği dosdoğru yola ulaştıracak bir REHBER bir YOL HARİTASI olduğunu belirtiyor.
Kur'anın bu iddiasını yalanlamak veya bizzat tecrübe etmek istiyorsanız yapacağınız şey çok basit:
Elinize yaklaşık 300 sayfalık bir Kur'an tercümesi almak ve sonuna kadar sadece bir kere, ama anlamaya odaklanarak OKUmak.
Mucizeye şahit olun...
Sonuç almayınca yanıt:
"Demek ki siz o maddeleri tam olarak sağlayamıyorsunuz.
Bir ya da birkaç maddede eksiğiniz vardır." olacaktır.
Bu yöntem cinci-üfürükçü hocaların yöntemine benziyor.
"Demek ki söylenenleri eksik yaptın. 4836 kez söylemen gerekiyordu, ya eksik ya da fazla söylemişsindir. O yüzden iyileşmedin." :D
Yahu bir insan o sayılan maddelerdeki gibi çok iyi bir karaktere ve yaşam tarzına sahipse, kitapmış-peygambermiş neden önemli. Sırf Arabın dinine-kutsallarına inanmadı diye mi sonsuza dek cehennemde yakılacak?
- etrafınızda olup bitenlere duyarsız değilseniz,
- kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz,
- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz,
- ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyor, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapmıyorsanız,
- alışverişinizde sahtekarlık yapmıyor, çalıştığınız işin hakkını veriyorsanız,
- başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz yoksa ve evlilik dışı ilişkiler içinde değilseniz,
- eşcinsellik tarzında bir yaşantınız yoksa,
- insanları küçümsemiyor ve kendinizi de Kaf dağında görmüyorsanız,
- sokak çocuklarına ve hayat kadınlarına merhametle bakıyorsanız,
- yaşlıya, düşküne, yardıma muhtaca yardım elini uzatıyorsanız,
- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanızBu sadece müslümanlara özgümü ?
Bu şekilde yaşayan diğer toplum insanlarının rehberi nedir ?
Ben aynen dediginiz yöntemi yakın bir aile bireyine tavsiye etmiştim. Kuran tercümesini hiç okumamıştı ve en azından okumaya başlamasını önerdim. Daha sonra karşılaştıgımda bana ilk 10-15 sayfayı okuyabildigini ve derhal vazgeçtigini söyledi. Çünkü ona göre bir ilahi kitap bu kadar basit ve çocukça olamazdı.
Eşime de okutturmayı beceremedim. Her ikisi de hala müslüman olduklarını iddia ediyor ama kendi dinlerini yaşıyorlar. Kör bir inançları var sadece.
Ben de Kuran Türkçesinin herkesçe okunmasını destekliyorum. Özellikle de namaz kılarken Türkçe okunmalı.
Ne güzel olur degil mi, secdeye varırken imamı dinlersiniz. "Ey Muhammed şu şu kadınlar sana helal kılındı" derken. :D
Böylece de cenneti garantilersiniz.
saygılarımla
gercekisim
26-04-2009, 19:44
Sn. abdülkadir siz bu saydığınız kriterleri ülkemizdeki klasik müslüman tanımlaması olarak söyleseniz,bizim milletin anladığı tarzda bir müslümanlık olarak tanımlasanız ve buna müslümanlık derseniz ben kendi adıma müslümanım diyebilirim :) ama siz de artık forumdaki pek çok konuyu okuduysanız Kuran'a göre,sünnete göre müslümanlığın böyle olmadığını farketmiş olmalısınız.
abdulKADİR
26-04-2009, 19:52
Sonuç almayınca yanıt:
"Demek ki siz o maddeleri tam olarak sağlayamıyorsunuz.
Bir ya da birkaç maddede eksiğiniz vardır." olacaktır.
Bu yöntem cinci-üfürükçü hocaların yöntemine benziyor.
"Demek ki söylenenleri eksik yaptın. 4836 kez söylemen gerekiyordu, ya eksik ya da fazla söylemişsindir. O yüzden iyileşmedin." :D
Yahu bir insan o sayılan maddelerdeki gibi çok iyi bir karaktere ve yaşam tarzına sahipse, kitapmış-peygambermiş neden önemli. Sırf Arabın dinine-kutsallarına inanmadı diye mi sonsuza dek cehennemde yakılacak?
:D Yok, söz veriyorum, eksik falan çıkarmayacağım :D
Böyle bir adamın sonsuza kadar yanacağını hangi aklı evvel iddia etti ki???
Böyle bir adam savrulmuş bir OK gibidir. REHBER olmazsa hedefi tutturamaz. 12den vurmak için akletmek ve bir rehbere uymak gerekiyor.
abdulKADİR
26-04-2009, 20:05
Bu sadece müslümanlara özgümü ?
Bu şekilde yaşayan diğer toplum insanlarının rehberi nedir ?
Bu özellikler müslüman olmak için gerken şartlar değil, ''sakınıp korunanlar''ın özellikleri. Bu özellikleri toptan yaşayan toplum biraz zor bulunur ama fertler yaşıyorsa ve herhangibir dine mensup değillerse REHBERleri fıtrat ve kirlenmemiş akıldır. Kurtuluşa ermeleri umulur.
Ben aynen dediginiz yöntemi yakın bir aile bireyine tavsiye etmiştim. Kuran tercümesini hiç okumamıştı ve en azından okumaya başlamasını önerdim. Daha sonra karşılaştıgımda bana ilk 10-15 sayfayı okuyabildigini ve derhal vazgeçtigini söyledi. Çünkü ona göre bir ilahi kitap bu kadar basit ve çocukça olamazdı.
Eşime de okutturmayı beceremedim. Her ikisi de hala müslüman olduklarını iddia ediyor ama kendi dinlerini yaşıyorlar. Kör bir inançları var sadece.
...
saygılarımla
Bahsettiğiniz kişiler mucizeyi yaşamaktan korkmuşlar anlaşılan :)
Fıkhi bir merakımı mazur görün: Eşiniz bir müslüman ve siz de bir ateist veya deist, evli kalmanız caiz mi? Sizi ilgilendirmez belki ama eşinizi ilgilendirmeli.
Sn. abdülkadir siz bu saydığınız kriterleri ülkemizdeki klasik müslüman tanımlaması olarak söyleseniz,bizim milletin anladığı tarzda bir müslümanlık olarak tanımlasanız ve buna müslümanlık derseniz ben kendi adıma müslümanım diyebilirim :) ama siz de artık forumdaki pek çok konuyu okuduysanız Kuran'a göre,sünnete göre müslümanlığın böyle olmadığını farketmiş olmalısınız.
Bakın bu özellikler sadece müslümanların özellikleri değil. Müslüman olmuşsa, Kur'ani anlamda doğru yola girmiştir zaten. Ama ayette bahsedilen grup müslüman olmadıkları halde ''korunup sakınan yani imandan önceki takvaya sahip olanlar''. İşte bunların kur'an okumaları müslüman olmalarını sağlayacaktır.
Mesela siz bu şartları taşıdığınızı söylüyorsunuz madem, işte buyrun mucizeyi yaşayın:)
Böyle bir adamın sonsuza kadar yanacağını hangi aklı evvel iddia etti ki???
Allah.....
gercekisim
26-04-2009, 20:09
Etrafınızda olup bitene duyarsız değilseniz,peygamber gibi etrafta kendisine inanmayanlara karşı duyarsız kalmıyor ve onları yakaladığınız yerde öldürüyorsanız yada bunu düşünüyorsanız,onların mallarını ganimet olarak görüyorsanız,kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz ve ganimeti Allah ve peygamberin payını da gözeterek cariyeleri ve diğer malları ona göre dağıtıp haksızlık yapmıyorsanız (Allah'a cariye verilmeyecek),- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz ve fakat takiyeyi yalan olarak görmüyorsanız,peygamberin cenazesini bile ortada bırakıp, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapıyorsanız, onlarca karınız ve cariyeniz varsa ve savaşlarda elde ettiğiniz cariyeleri bile daha yoldayken kendi getirdiğin kurala bile riayet etmeksizin iddet müddeti beklemeden anasını,babasını,kardeşini öldürdüğün bir kadını bile hareminize dahil edip ondan sonra başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz olmadığını elinizdekilerle ise evli olduğunuzu söylüyorsanız,Bir zengini müslüman yapmak,fakir ve kör bir adamı müslüman yapmaktan daha mühim diye düşünerek fakir ve kör adamı azarlıyor ve yanınızdan kovuyorsanız buna rağmen insanları küçümsemediğinizi ve kendinizi de Kaf dağında görmediğinizi söyleyebiliyorsanız, inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemediğinizi söyleyip,kuran'a göre insanları kafir,dinsiz,pislik olarak görüp onları öldürmeyi emreden ayetleri uygulamayı düşünebiliyorsanız ve bunu bir hak olarak görüyorsanız, siz Kuran'a göre kesinlikle bir müslümansınız ve cennete,altlarından ırmaklar akan ve bol bol hurilerin sizi bekleyeceği,altın yada gümüşlerle donatılacağınız bir cennete gitmeyi hakediyorsunuz demektir.İşte mucize bu!
"Bu arada gerçek müslümanların Allah'ın kitabındaki ayetlere dayanarak sizi münafık yada kafir olarak görüp öldürmelerini göze alabilirseniz ve ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyorsanız size bravo!"
Böyle bir adamın sonsuza kadar yanacağını hangi aklı evvel iddia etti ki???
Allah.....
:D :D
Muhammed bin Abdullah'dır bence...
Sn. Abdülkadir;
İnanmayan hakkında ebedi cehennemden başka bir ceza mı var biliyorsun?
abdulKADİR
26-04-2009, 20:22
Allah.....
Yanlışınız olmasın???
Allah ''böylelerinin yaptıklarının boşa gitmeyeceğini ve Allah katında mükafatları olduğunu'' söyler.
Etrafınızda olup bitene duyarsız değilseniz,peygamber gibi etrafta kendisine inanmayanlara karşı duyarsız kalmıyor ve onları yakaladığınız yerde öldürüyorsanız yada bunu düşünüyorsanız,onların mallarını ganimet olarak görüyorsanız,kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz ve ganimeti Allah ve peygamberin payını da gözeterek cariyeleri ve diğer malları ona göre dağıtıp haksızlık yapmıyorsanız (Allah'a cariye verilmeyecek),- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz ve fakat takiyeyi yalan olarak görmüyorsanız,peygamberin cenazesini bile ortada bırakıp, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapıyorsanız, onlarca karınız ve cariyeniz varsa ve savaşlarda elde ettiğiniz cariyeleri bile daha yoldayken kendi getirdiğin kurala bile riayet etmeksizin iddet müddeti beklemeden anasını,babasını,kardeşini öldürdüğün bir kadını bile hareminize dahil edip ondan sonra başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz olmadığını elinizdekilerle ise evli olduğunuzu söylüyorsanız,Bir zengini müslüman yapmak,fakir ve kör bir adamı müslüman yapmaktan daha mühim diye düşünerek fakir ve kör adamı azarlıyor ve yanınızdan kovuyorsanız buna rağmen insanları küçümsemediğinizi ve kendinizi de Kaf dağında görmediğinizi söyleyebiliyorsanız, inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemediğinizi söyleyip,kuran'a göre insanları kafir,dinsiz,pislik olarak görüp onları öldürmeyi emreden ayetleri uygulamayı düşünebiliyorsanız ve bunu bir hak olarak görüyorsanız, siz Kuran'a göre kesinlikle bir müslümansınız ve cennete,altlarından ırmaklar akan ve bol bol hurilerin sizi bekleyeceği,altın yada gümüşlerle donatılacağınız bir cennete gitmeyi hakediyorsunuz demektir.İşte mucize bu!
"Bu arada gerçek müslümanların Allah'ın kitabındaki ayetlere dayanarak sizi münafık yada kafir olarak görüp öldürmelerini göze alabilirseniz ve ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyorsanız size bravo!"
Hayatımda okuduğum en uzun noktasız paragraftı diyebilirim.
Kur'an, Peygamber ve müslümanlar hakkındaki düşüncelerinizi biliyoruz. Tekrar etmenize gerek yoktu.
Siz tekrar ettiniz ben de edeyim:
Yazdığım özellikler her müslümanın üzerinde taşıması gereken, Kur'anın emri olup Peygamberin de yaşayarak bize emanet ettiği güzelliklerdir. (Siz farklı görebilirsiniz.)
Ama bu hasletler sadece müslümanlarda olacak diye de bir kaide yok. Nitekim birçok müslümanda kaybolmuş bile olabilir. Konu, bu özelliklere sahip birinin kur'an okuması halinde kendisine çekeceği ve EN DOĞRUYA ulaştıracağıdır.
evrensel-insan
26-04-2009, 20:23
Saygideger arkadaslar;
En buyuk mucize; insanin ozune her yonuyle uygun olmamasina karsin; dini mentalitenin, neredeyse insanogluyla yasit olmasidir. Insanoglunun ortaya attigi ve ozune ters dusen bu mentaliteyi israrla, inatla, azimle ve kararlilikla surdurmesinden ve surdurmek istemesinden daha buyuk bir mucize olamaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Eşiniz bir müslüman ve siz de bir ateist veya deist, evli kalmanız caiz mi? Sizi ilgilendirmez belki ama eşinizi ilgilendirmeli.
Sayın abdülkadir
Ben de bunu iddia ediyorum zaten. İslam dediginiz toplumun % 80 i müslüman falan degil. Kendi dinlerini yaşıyorlar ismine de islam demişler. Bu anlamda biz ateistler nitelik olarak daha güçlüyüz ya.
Kendi kitabını bile okumaktan imtina eden biri müslüman olamaz. Zaten ben kensdisinin kendi ismi ile müsemma bir dine ait oldugunu düşünüyor ve iddia ediyorum. Canı isteyince de oruç tutar. Ya da 3 gün tutar 10 la çarpar. Ama iyi olur. O iftarını açarken ben de rakımı içerim.
Aslında onu ilgilendirdigi kısmı ilgimi çekti. Bir pabucu büyük hoca bulup onunla konuşturmalı. Hatta tarikatlara falan göndermeli. Belli mi olur belki İslama uyar da beni boşar. :D
saygılarımla
Sevgili Abdulkadir Türkiye'deki insancıl islam anlayışı Kurandan kaynaklanmamaktadır. Bu hümanist bakış açısı Anadolu'ya Mevlana,Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Ahmet Yesevi gibi barışçıl öğretilere sahip olan kişiler tarafından yerleştirilmiştir. Bu sebebtendir ki Ülkemizdeki islam ile arap islamı arasında fark vardır.Türkiye'de arap ülkelerinde islamın doğru yaşanmadığına dair görüşte bu sebebtendir. Bütün bu barışçıl islam görüşünü tek sebebi kurandır demek yukarda yazdığım ve yazmadığım bir çok kişiye hakaret olur.
Elbette Kuran içinde düzgün öğütlerde vardır. Kuran'ı Muhammedin yazdığını söyleyenlerin bir çoğunun ortak görüşü Muhammedin Kuran'ın barışçıl tarafını İncilden Savaşçı Tarafınıda tevrattan aldığıdır. Tabiki Muhammed kendisi hiç birşey eklemedi diyemeyiz. Onunda bir çok eklentisi var. Fakat bir kitap insanın düzgün bir hayat yaşaması için öğütler içeriyor diye onun Tanrı tarafından gönderilmiş bir kitap olduğu anlamına gelmez. Eğer öyle olsaydı geçmişte yaşamış bir çok filozof için peygamber demek zorunda kalırdık. Kaldı ki o filozofların hiç biri kendisi için böyle bir iddada bulunmamıştır.
Kendim adıma ben yukarda yazdıklarının hepsini yeri getirmeye çalışıyorum fakat bunu Cennetteki huriler için değil bu davranışların insanlığın gerektirdiği davranışlar olduğu için.
gercekisim
26-04-2009, 20:35
Yanlışınız olmasın???
Allah ''böylelerinin yaptıklarının boşa gitmeyeceğini ve Allah katında mükafatları olduğunu'' söyler.
Hayatımda okuduğum en uzun noktasız paragraftı diyebilirim.
Kur'an, Peygamber ve müslümanlar hakkındaki düşüncelerinizi biliyoruz. Tekrar etmenize gerek yoktu.
Siz tekrar ettiniz ben de edeyim:
Yazdığım özellikler her müslümanın üzerinde taşıması gereken, Kur'anın emri olup Peygamberin de yaşayarak bize emanet ettiği güzelliklerdir. (Siz farklı görebilirsiniz.)
Ama bu hasletler sadece müslümanlarda olacak diye de bir kaide yok. Nitekim birçok müslümanda kaybolmuş bile olabilir. Konu, bu özelliklere sahip birinin kur'an okuması halinde kendisine çekeceği ve EN DOĞRUYA ulaştıracağıdır.
Sn.abdülkadir,
Ben ilk mesajınızda saydığınız kriterlere kendimi müslüman sandığım dönemde de önem veren birisiydim ama ne zaman ki Kuran'ı okudum ve içinde yazanları anlamaya çabaladımsa,o zaman kendimi kandırdığımı ve gerçek müslüman olmadığımı,O-la-ma-ya-ca-ğı-mı anladım.Çünkü Kuran ve hadislere göre müslümanlığın ne olduğunu gördüm,kesinlikle sizin saydığınız kriterlerin bir çoğu ile uyuşmadığını da.Ben kendimi müslüman sandığım dönemde neysem şimdi de oyum,yaptığım şeylerden cuma namazına gitmek ve oruç tutmak eksildi sadece,iyi de oldu,Kuran'daki ve hadislerdeki çelişkileri ve bana iğrenç gelen konuları,vahşeti anlatan ayet ve hadisleri gördükçe,anladıkça hala müslümanım demek bence mucize sayılabilir. :) Bütün bunları bilip te müslüman olduğunu söyleyenlere Mucize olarak bakabiliriz.
Sizin tanımınızda bizim milletimizin müslüman tanımlaması gözüyle bakarsak o zaman bu sitede belki bir sürü müslüman vardır.Ben Tanrı'nın olabileceğine inanan bir deist olarak bunları söyleyebilirim.
abdulKADİR
26-04-2009, 20:43
Sn. Abdülkadir;
İnanmayan hakkında ebedi cehennemden başka bir ceza mı var biliyorsun?
Ebedi cehenneme gidecekler küfrü alışkanlık haline getirmiş AKTİF kafirlerdir. Kendisine ilahi mesajlar ulaştırılmış, o bunları tarafsız olarak anlamış ama kabul etmemiş, kabul etmediği gibi birde mücadele etmiş, inakarcılığın yayılması için çalışıp çabalamış... Bunların hali yaman. Dışındakiler için ise ümit daima vardır.
Eşiniz bir müslüman ve siz de bir ateist veya deist, evli kalmanız caiz mi? Sizi ilgilendirmez belki ama eşinizi ilgilendirmeli.
Sayın abdülkadir
Ben de bunu iddia ediyorum zaten. İslam dediginiz toplumun % 80 i müslüman falan degil. Kendi dinlerini yaşıyorlar ismine de islam demişler. Bu anlamda biz ateistler nitelik olarak daha güçlüyüz ya.
Kendi kitabını bile okumaktan imtina eden biri müslüman olamaz. Zaten ben kensdisinin kendi ismi ile müsemma bir dine ait oldugunu düşünüyor ve iddia ediyorum. Canı isteyince de oruç tutar. Ya da 3 gün tutar 10 la çarpar. Ama iyi olur. O iftarını açarken ben de rakımı içerim.
Aslında onu ilgilendirdigi kısmı ilgimi çekti. Bir pabucu büyük hoca bulup onunla konuşturmalı. Hatta tarikatlara falan göndermeli. Belli mi olur belki İslama uyar da beni boşar. :D
saygılarımla
Ben şaştım sizin ailenize:)
Hoca değilim ama sizi boşamasını tavsiye edebilirim:)
Müslümanlar hakkında yaptığınız tespitlere katılmamak mümkün değil ne yazık ki.
Sevgili Abdulkadir Türkiye'deki insancıl islam anlayışı Kurandan kaynaklanmamaktadır. Bu hümanist bakış açısı Anadolu'ya Mevlana,Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Ahmet Yesevi gibi barışçıl öğretilere sahip olan kişiler tarafından yerleştirilmiştir. Bu sebebtendir ki Ülkemizdeki islam ile arap islamı arasında fark vardır.Türkiye'de arap ülkelerinde islamın doğru yaşanmadığına dair görüşte bu sebebtendir. Bütün bu barışçıl islam görüşünü tek sebebi kurandır demek yukarda yazdığım ve yazmadığım bir çok kişiye hakaret olur.
...
Kendim adıma ben yukarda yazdıklarının hepsini yeri getirmeye çalışıyorum fakat bunu Cennetteki huriler için değil bu davranışların insanlığın gerektirdiği davranışlar olduğu için.
''Bütün bu barışçıl islam görüşünü tek sebebi kurandır demek yukarda yazdığım ve yazmadığım bir çok kişiye hakaret olur.'' diyorsunuz. Tam tersi, bu önderlerin misyonunu ve kişiliklerini kur'andan koparırsanız asıl en büyük hakareti o zaman yapmış olursunuz.
''Ben kur'anın Muhammed'in bendesiyim(kölesiyim) diyen bir mevlanayı nasıl bu halkadan koparırsınız?
Diğerleri de bundan farklı değildir.
Bu davranışları yerine getirmeye çalıştığınızı söylüyorsunuz. O halde kur'anı baştan sona bir kere okumayı bir deneyin:)
SEvgili Abdulkadir
Ben yazdığım kişileri kurandan koparmıyorum fakat bu kişilerin fikirleri olmasaydı bugün anadoludaki müslümanlık çok farklı olurdu. Suudi Arabistandaki adamında okuduğunu Kuran Mevlenanın okuduğuda aynı Kuran. Fakat günümüzde bakıyorum iki çoğrafyadaki islam anlayışına ne kadar farklı değil mi? Eğer bu insancıl anlayışın kaynağı kuran olsaydı İslamda bir farklılık olmamalıydı.
Hıristiyanlarda aynı şeyi söylüyor. Onlarda incili oku diyor gerçeği göreceksin diyorlar. Tekrar soruyorum bir kitapta düzgün yaşam için öğütler veriyor diye o kitap Tanrı sözü olmalı mıdır? Yani insanlar kendileri bu yaşam biçimlerini bulamazlar mı? Doğu filozofları bu felsefeleri Tanrıdan mı aldılar?
Ayrıca merak etmeyin Kuran'ı yeteri kadar okudum ben.
abdulKADİR
26-04-2009, 20:57
Sn.abdülkadir,
Ben ilk mesajınızda saydığınız kriterlere kendimi müslüman sandığım dönemde de önem veren birisiydim ama ne zaman ki Kuran'ı okudum ve içinde yazanları anlamaya çabaladımsa,o zaman kendimi kandırdığımı ve gerçek müslüman olmadığımı,O-la-ma-ya-ca-ğı-mı anladım.Çünkü Kuran ve hadislere göre müslümanlığın ne olduğunu gördüm,kesinlikle sizin saydığınız kriterlerin bir çoğu ile uyuşmadığını da.Ben kendimi müslüman sandığım dönemde neysem şimdi de oyum,yaptığım şeylerden cuma namazına gitmek ve oruç tutmak eksildi sadece,iyi de oldu,Kuran'daki ve hadislerdeki çelişkileri ve bana iğrenç gelen konuları,vahşeti anlatan ayet ve hadisleri gördükçe,anladıkça hala müslümanım demek bence mucize sayılabilir. :) Bütün bunları bilip te müslüman olduğunu söyleyenlere Mucize olarak bakabiliriz.
Sizin tanımınızda bizim milletimizin müslüman tanımlaması gözüyle bakarsak o zaman bu sitede belki bir sürü müslüman vardır.Ben Tanrı'nın olabileceğine inanan bir deist olarak bunları söyleyebilirim.
Sayın Gercekisim,
Kur'an böyle bir kitaptır işte. Müslüman olmayan toplumlarda hergün yüzlerce insan sizin ''iğrenç'' ve ''vahşet'' dediğiniz konuları göre göre islama koşuyor. Müslüman toplumlarda ise gerçek islama yönelenlerin yanında sizdeki gibi kopmalar da yaşanıyor.
Ama kur'anı baştan sona okuduğunuzu sanmıyorum. Yanılıyor olabilirim.
Madem islam hakkında bu sonuca ulaştınız, deist olmanızdansa hristiyan olmanızı tavsiye ederdim. Size iğrenç ve vahşet gelen noktalar ikinci plandadır orda.
Yanlışınız olmasın???
Allah ''böylelerinin yaptıklarının boşa gitmeyeceğini ve Allah katında mükafatları olduğunu'' söyler.
Al-i İmran
(91) Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Tevbe
(80) Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez.
Yunus
(17) Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.
Muhammed
(34) İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır.
Al-i İmran
(85) Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
Enbiya
(94) Şu halde kim mü'min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
Hoca değilim ama sizi boşamasını tavsiye edebilirim
Aileleri birbirinden koparan, baba ile oğlu birbirine düşüren bir din.
Birbirini seven insanların salt birinin inandığı şeye öteki inanmıyor diye niye ayrılmaları gerektiğini ayakları yere basan bir cevapla açıklamanız mümkün mü?
KC münzevirlik etme, sen ne karışıyorsun bu işe. :D
saygılarımla
abdulKADİR
26-04-2009, 21:11
SEvgili Abdulkadir
Ben yazdığım kişileri kurandan koparmıyorum fakat bu kişilerin fikirleri olmasaydı bugün anadoludaki müslümanlık çok farklı olurdu. Suudi Arabistandaki adamında okuduğunu Kuran Mevlenanın okuduğuda aynı Kuran. Fakat günümüzde bakıyorum iki çoğrafyadaki islam anlayışına ne kadar farklı değil mi? Eğer bu insancıl anlayışın kaynağı kuran olsaydı İslamda bir farklılık olmamalıydı.
Hıristiyanlarda aynı şeyi söylüyor. Onlarda incili oku diyor gerçeği göreceksin diyorlar. Tekrar soruyorum bir kitapta düzgün yaşam için öğütler veriyor diye o kitap Tanrı sözü olmalı mıdır? Yani insanlar kendileri bu yaşam biçimlerini bulamazlar mı? Doğu filozofları bu felsefeleri Tanrıdan mı aldılar?
Ayrıca merak etmeyin Kuran'ı yeteri kadar okudum ben.
Elbette farklı anlayışlar olacaktır. Kur'an bedeviler islam anlayışını ta o zaman eleştirmiştir mesela. Ama siz bugünkü Arap toplumuyla geçmişteki Anadolu evliyalarını kıyalıyorsunuz. Bu yanlış bir kıyas olur. Bugün araplar nasıl anlıyorsa kur'anı bizler de farklı anlamıyoruz. Geçmişte onlar da Allah dostları çıkardılar. Cüneyd Bagdadi, Hallac Mansur, İbn Arabi onlardan en öenmlileri. Bizimkiler de onların yolundan gidenler. Ve en doğru islami anlayış bunlarınkiydi belki.
Bu konuda Mevlana kur'anı bir kadına benzetir... (Çok güzel bir benzetmedir ama yeri olmadığını düşünüyorum. Çünkü bu tür benzetmeleri anlayabilecek kapasitede değiliz.) Sonuç olarak ''kur'andan herkes kendi çapında zevk alır ve yaşar'' demektedir.
İnsanın olduğu yerde farklılık olacaktır. Zira herbirimizin aklı ve kapasitesi farklı.
Her Tanrı sözü olduğunu iddia edenin doğruluk payı vardır. Ama bir bütün olarak ve mükemmel olarak Tanrı Sözü olması başka birşeydir. Allah yol göstermesi olmasa kendi başlarına insanlar elbette bulamazlar. En başta Adem ve Havva Allah'a rağmen doğru yapabileceklerini düşündüler ama yapamadılar. Biz de onların hatalrını tekrar ediyoruz. Onlar hatalarını anlayıp döndüler ama bizler hatada ısrar ediyoruz.
gercekisim
26-04-2009, 21:16
Sayın Gercekisim,
Kur'an böyle bir kitaptır işte. Müslüman olmayan toplumlarda hergün yüzlerce insan sizin ''iğrenç'' ve ''vahşet'' dediğiniz konuları göre göre islama koşuyor. Müslüman toplumlarda ise gerçek islama yönelenlerin yanında sizdeki gibi kopmalar da yaşanıyor.
Ama kur'anı baştan sona okuduğunuzu sanmıyorum. Yanılıyor olabilirim.
Madem islam hakkında bu sonuca ulaştınız, deist olmanızdansa hristiyan olmanızı tavsiye ederdim. Size iğrenç ve vahşet gelen noktalar ikinci plandadır orda.
Hristiyanlık daha mı iyi bir şey? :) Al birini vur ötekine.
"abdulkadir:kur'anı baştan sona okuduğunuzu sanmıyorum"
Bu fikre nereden kapıldınız? Ben okudum diyorum siz bu defa da böyle bir sanı öne sürüyorsunuz? neden?
İncil Kuran'a göre daha mı az saçma? :) Onu da kısmen gördüm ve bu kadarı yeterli. Bir insan elini ateşe uzatırsa eli yanmaya başlar ve acır bu durumda "dur ben buna devam edeyim ne olacak acaba?" demez,hemen elini çeker.İşin aslı Kuran'ı bile tümüyle okumak gereksiz sayılır ama ben daha evvel bu dine inandığım için okumak gereği duydum,hepsi bu.
[quote=abdulKADİR;170371
Her Tanrı sözü olduğunu iddia edenin doğruluk payı vardır. Ama bir bütün olarak ve mükemmel olarak Tanrı Sözü olması başka birşeydir. Allah yol göstermesi olmasa kendi başlarına insanlar elbette bulamazlar. En başta Adem ve Havva Allah'a rağmen doğru yapabileceklerini düşündüler ama yapamadılar. Biz de onların hatalrını tekrar ediyoruz. Onlar hatalarını anlayıp döndüler ama bizler hatada ısrar ediyoruz.[/quote]
Demek ki doğru birşey söyleyebilmek için tanrıyla konuşmak gerekiyormuş. Yüzlerce filozofta tanrıyla konuşup onun sözlerini yaymışlar ama çoğuda İbrahim Tanrısını tanımamışlar. Adem ve Havva masalına okadar inanmışsın ki gerçekliğinden bir gram şüphen yok.
abdulKADİR
26-04-2009, 21:31
Ebedi cehenneme gidecekler küfrü alışkanlık haline getirmiş AKTİF kafirlerdir. Kendisine ilahi mesajlar ulaştırılmış, o bunları tarafsız olarak anlamış ama kabul etmemiş, kabul etmediği gibi birde mücadele etmiş, inakarcılığın yayılması için çalışıp çabalamış... Bunların hali yaman. Dışındakiler için ise ümit daima vardır.
[quote=K.C.;170365]Al-i İmran
(91) Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Tevbe
(80) Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez.
Yunus
(17) Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.
Muhammed
(34) İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır.
Al-i İmran
(85) Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
Enbiya
(94) Şu halde kim mü'min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
Bunların hiçbirinde ''sonsuza kadar cehennemde yanmak'' göremiyorum ben:)
Aileleri birbirinden koparan, baba ile oğlu birbirine düşüren bir din.
Birbirini seven insanların salt birinin inandığı şeye öteki inanmıyor diye niye ayrılmaları gerektiğini ayakları yere basan bir cevapla açıklamanız mümkün mü?
1. Ortada ''dilaver''in espirütüel cümlesine karşılık yazılmış bir cümle var. Bir fetva değil yazdığım.
2. ''dilaver''in eşinin inancı konusunda şikayetvari konuşmasına bir nazireydi benim yazdığım.
Ailelerin mutluluğu ve çocukların daha kolay yetiştirilmesi için tarafların bir YARATICI inancına sahip olmaları ve bir kutsal kitap doğrultusunda yaşamaları öngörülür islamda. Aksi halde, çekişmeler ve anlaşmazlıklar kaçınılmaz olacaktır. Böyle bir durumda gerçek sevginin olması da zorlaşmaktadır. Dini konulara ilgisiz oldukları ve seküler bir yaşantı sürdükleri halde kültürel olarak kendilerini bir dine atfedenlerin evlilikleri ve ayrılıkları elbette farklı yorumlanmaya muhtaçtır.
Ebedi cehenneme gidecekler küfrü alışkanlık haline getirmiş AKTİF kafirlerdir. Kendisine ilahi mesajlar ulaştırılmış, o bunları tarafsız olarak anlamış ama kabul etmemiş, kabul etmediği gibi birde mücadele etmiş, inakarcılığın yayılması için çalışıp çabalamış... Bunların hali yaman. Dışındakiler için ise ümit daima vardır.
Bunların hiçbirinde ''sonsuza kadar cehennemde yanmak'' göremiyorum ben
Kimler sence ebedi cehennemlik olanlar?
abdulKADİR
26-04-2009, 21:47
"abdulkadir:kur'anı baştan sona okuduğunuzu sanmıyorum"
Bu fikre nereden kapıldınız? Ben okudum diyorum siz bu defa da böyle bir sanı öne sürüyorsunuz? neden?
Bir insan elini ateşe uzatırsa eli yanmaya başlar ve acır bu durumda "dur ben buna devam edeyim ne olacak acaba?" demez,hemen elini çeker.İşin aslı Kuran'ı bile tümüyle okumak gereksiz sayılır ama ben daha evvel bu dine inandığım için okumak gereği duydum,hepsi bu.
Bu fikre kapılma nedenim gayet açık: Konu başlığımız:)
Bu özelliklere sahip biriyseniz ve baştan sona KİTABI okumuşsanız onun çekim alanına girmeniz gerekirdi. Mucizeyi yaşamanız gerekirdi yani.
Emin misiniz, birkaç sureyi atlamış olmayasınız:)
Ateş benzetmeniz ise yanlış bir benzetmedir. Kutsal kitaplar hele kur'an ateş gibi değildir. Yakmaz. Tam dersi hayat verir. Benzetecekseniz havaya veya güzel kokulara benzetin. Bunlara solumak veya koklamakla bıkar mı insan? Ya da ''yeteri kadar soludum bu kadar yeter'' der mi?
Demek ki doğru birşey söyleyebilmek için tanrıyla konuşmak gerekiyormuş. Yüzlerce filozofta tanrıyla konuşup onun sözlerini yaymışlar ama çoğuda İbrahim Tanrısını tanımamışlar. Adem ve Havva masalına okadar inanmışsın ki gerçekliğinden bir gram şüphen yok.
Sayın Ki-Adi, Allah filozoflarla da konuşur, bizlerle de.
''Allah bir insanla vahy yoluyla, ilham ile perde arkasından veya bir elçi aracılığıyla'' konuşur.
Ve filozofların hepsi TEK ve HERŞEYE gücü yeten, YOKTAN var eden bir Yaratıcı'ya inanmışlar, O'nu anlatmışlardır. Sonradan gelenler çarpıtmıştır onların mesajlarını aynen dinlerin çarpıtıldığı gibi. Buda, Eflatun, Sokrat başka birşey anlatmamışlardır aslında.
KC münzevirlik etme, sen ne karışıyorsun bu işe. :D
saygılarımla
Dilaver, ben senin işine karışmıyorum ki, kendi işimle ilgileniyorum. Ben de aynı durumdayım bilmez misin? :)
tek fark birimiz Osmanlı bankasıyız ama hangimiz? :)
abdulKADİR
26-04-2009, 21:57
Kimler sence ebedi cehennemlik olanlar?
Alıntı:
Ebedi cehenneme gidecekler küfrü alışkanlık haline getirmiş AKTİF kafirlerdir. Kendisine ilahi mesajlar ulaştırılmış, o bunları tarafsız olarak anlamış ama kabul etmemiş, kabul etmediği gibi birde mücadele etmiş, inkarcılığın yayılması için çalışıp çabalamış... Bunların hali yaman. Dışındakiler için ise ümit daima vardır.
Yazmışım ya kimler olduğunu... Açık olduğunu sanıyorum.
Bakara 81, Nisa 13, A'raf 36, Ra'd 5 v.s ayetlerde buna benzer ifadeler vardır.
Ayrıca ''Ebedi'' kelimesinin bizdeki ''Sonsuz'' demek olmadığını da belirtelim.
Sonsuzun bile bir sonu var yani...
gercekisim
26-04-2009, 22:07
Bu fikre kapılma nedenim gayet açık: Konu başlığımız:)
Bu özelliklere sahip biriyseniz ve baştan sona KİTABI okumuşsanız onun çekim alanına girmeniz gerekirdi. Mucizeyi yaşamanız gerekirdi yani.
Emin misiniz, birkaç sureyi atlamış olmayasınız:)
Ateş benzetmeniz ise yanlış bir benzetmedir. Kutsal kitaplar hele kur'an ateş gibi değildir. Yakmaz. Tam dersi hayat verir. Benzetecekseniz havaya veya güzel kokulara benzetin. Bunlara solumak veya koklamakla bıkar mı insan? Ya da ''yeteri kadar soludum bu kadar yeter'' der mi?
Eğer bu kitapta Allah'ın hükmünde bir değişiklik olmayacağını,çelişki olmayacağını söyleyen bir eyet varsa ve aynı zamanda onlarca çelişki varsa esasen Kuran'ın nasıl bir kitap olduğunu anlamak isteyenler için bunlardan bir kaç tanesini okumak bile kafidir,ama dediğim gibi ben daha evvel bu dine mensup olduğumu düşündüğüm için okumak gereği duyup okudum ama siz nedense hala şüphe duyuyorsunuz,emin olun sizin şüphe duymanız yada ben tamamını okumamış olsaydım bile bu durumda Kuran yine çelişkilerle dolu olacaktı,yine o cinnet ve vahşet ayetleriyle dolu olacaktı...şimdi siz bütün bunları havaya veya güzel kokulara benzetmemi öneriyorsunuz ya :) al-lah'ınız iyiliğinizi versin diyorum :)
Şu aktif kafir meselesi de ilginç doğrusu,bir insan Kuran'a inanmıyorsa zaten aktif kafir oluyor. :) Sen durmadan adama tebliğ edersen ve o da "hayır ben inanmıyorum,bunlar saçma" derse otomatik olarak senin karşında ve aktif bir kafir olacaktır. :) ilginç bir sıfat "aktif kafir"...
Ebedi cehenneme gidecekler küfrü alışkanlık haline getirmiş AKTİF kafirlerdir. Kendisine ilahi mesajlar ulaştırılmış, o bunları tarafsız olarak anlamış ama kabul etmemiş, kabul etmediği gibi birde mücadele etmiş, inkarcılığın yayılması için çalışıp çabalamış... Bunların hali yaman. Dışındakiler için ise ümit daima vardır.
Yazmışım ya kimler olduğunu... Açık olduğunu sanıyorum.
Sen yanlış biliyorsun Abdülkadir.
Kur'an'ı baştan sona, altını çize çize, yanına notlar, işaretler düşe düşe yeniden okumanı öneririm.
Bir müslüman dahi ebedi cehennemlik olabilir, terazinin günah tarafı ağır bastığı takdirde.
Bak sana bir liste çıkarayım:
Ebedi Cehennemlikler
1- Kur’an’a inanmayanlar:
Bakara/39. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
2- Dinden dönenler:
Bakara/217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
3- Faiz Yiyenler:
Bakara/275. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. (…) İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.
4- Müslüman katilleri:
Nisa/93. Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
5- Kibirli inkarcılar:
Araf/36. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
6- Kötülük işleyenler:
Bakara/ 81. Kim kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, artık onlar ateşin halkıdırlar, orada ebedi kalırlar.
7- Allah’a-Peygambere isyan edenler:
Nisa/14. Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
8- Kafirleri dost edinenler:
Maide/80. Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır.
9- Günahları sevaplarından çok olanlar:
Müminun/103. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
10- Doğru yola iletilmeyen unutkanlar:
Secde/13-14. Dileseydik, herkesi doğru yola iletirdik. Fakat; “Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağım” diye söz verdim. Siz madem bu güne ulaşacağınızı unuttunuz. Biz de sizi unuttuk. Tadın ebedi azabı.
Ayrıca ''Ebedi'' kelimesinin bizdeki ''Sonsuz'' demek olmadığını da belirtelim.
Sonsuzun bile bir sonu var yani...
Sonsuzun sonu mu? :rolleyes:
Adı üzerinde sonsuz.
Cennetlikler ne oluyor o sonda?
Varsa ebediyetin sonu olduğu hakkında bildiğin bir ayet, yaz da öğrenmiş oluruz. :)
abdulKADİR
26-04-2009, 22:33
al-lah'ınız iyiliğinizi versin diyorum :)
Şu aktif kafir meselesi de ilginç doğrusu,bir insan Kuran'a inanmıyorsa zaten aktif kafir oluyor. Sen durmadan adama tebliğ edersen ve o da "hayır ben inanmıyorum,bunlar saçma" derse otomatik olarak senin karşında ve aktif bir kafir olacaktır. ilginç bir sıfat "aktif kafir"...
Amin. (Siz farkında olmasanız da, kabul de etmeseniz O sizin de ALLAH'ınız ama unutmayın) :)
Sadece reddeden pasif inkarcıdır. Aktif olanın adı KAFİRdir artık. KAFİR inkara şartlanmış ve inkarda aşırı gitmiş kimseye denir. Küfrün propagandasını yapar, insanları saptırmak için vargücüyle çalışır. Siz tanıyorsunuz bu tür kafirleri:)
Sen yanlış biliyorsun Abdülkadir.
Kur'an'ı baştan sona, altını çize çize, yanına notlar, işaretler düşe düşe yeniden okumanı öneririm.
Bir müslüman dahi ebedi cehennemlik olabilir, terazinin günah tarafı ağır bastığı takdirde.
Bak sana bir liste çıkarayım:
...
Sonsuzun sonu mu? :rolleyes:
Adı üzerinde sonsuz.
Cennetlikler ne oluyor o sonda?
Varsa ebediyetin sonu olduğu hakkında bildiğin bir ayet, yaz da öğrenmiş oluruz. :)
Emeğine sağlık, epey uğraşmışsındır buna ama zahmet etmeseydin.
Tövbe etmeden giden müslüman olursa dediğin doğru, o bile cehennemi boylayabilir.
Yukarda da dediğim gibi, kafir olmak sadece basit olarak inkar değildir. Ayetlerde sözkonusu edilen kafirler küfrü ahlak edinmiş ve bunun yayılması için çalışan azılı cinsten kafirler...
Öğrenmek için bir soru soracağınızı tahmin etmiyorum ben sizlerin ama ben yine de yazayım :)
''Sonsuz'' kelimesini incillerde ''çağlar boyu'' diye çeviriyorlar, hoşuma gidiyor.
Özellikle islam filozofları ve mutassavvıf alimler kelimenin de içeriğinden yola çıkarak ebedi kelimesinin ''sonsuz'' olarak çevrilmeyeceğini belirtiyorlar.
''Allah'ın vechi dışında herşey yok olucudur'' ayetini de delil getiriyorlar. Cennetlikler için de geçerli tabi bu yorum.
gercekisim
26-04-2009, 22:45
Amin. (Siz farkında olmasanız da, kabul de etmeseniz O sizin de ALLAH'ınız ama unutmayın) :)
Sadece reddeden pasif inkarcıdır. Aktif olanın adı KAFİRdir artık. KAFİR inkara şartlanmış ve inkarda aşırı gitmiş kimseye denir. Küfrün propagandasını yapar, insanları saptırmak için vargücüyle çalışır. Siz tanıyorsunuz bu tür kafirleri:)
abdüulkadir:
"- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız"
"Sadece reddeden pasif inkarcıdır. Aktif olanın adı KAFİRdir artık. KAFİR inkara şartlanmış ve inkarda aşırı gitmiş kimseye denir. Küfrün propagandasını yapar, insanları saptırmak için vargücüyle çalışır"
Çelişkinin farkında mısınız?
Hem "inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız" diyorsunuz hem de başkalarının inançlarını söylemelerini inkarda aşırı gitme ve küfrün propagandası olarak niteliyorsunuz. İşte gerçek müslümanlık budur.
"Siz farkında olmasanız da, kabul de etmeseniz O sizin de ALLAH'ınız ama unutmayın" :) Bir arap putunu Tanrı olarak göremem. :) siz öyle düşünseniz de öyle olamaz :)
abdulKADİR
26-04-2009, 23:05
abdulkadir:
"- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız"
"Sadece reddeden pasif inkarcıdır. Aktif olanın adı KAFİRdir artık. KAFİR inkara şartlanmış ve inkarda aşırı gitmiş kimseye denir. Küfrün propagandasını yapar, insanları saptırmak için vargücüyle çalışır"
Çelişkinin farkında mısınız?
Hem "inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız" diyorsunuz hem de başkalarının inançlarını söylemelerini inkarda aşırı gitme ve küfrün propagandası olarak niteliyorsunuz. İşte gerçek müslümanlık budur.
"Siz farkında olmasanız da, kabul de etmeseniz O sizin de ALLAH'ınız ama unutmayın" :) Bir arap putunu Tanrı olarak göremem. :) siz öyle düşünseniz de öyle olamaz :)
Ben bir çelişki göremiyorum. Kin beslemek başka birşeydir. İnkarcı olmak, bunu ortaya koymak ya da propagandasını yapmak ''Kin besleme'' sebebi değildir ki. Ben size kin beslesem sizinle şu dialogları yapmamın ne anlamı olur, ya da nasıl bu kadar sakin olabilirim, değil mi? :)
Onunla mücadele ederim, gerektiğinde savaşırım ama bunu kinimden dolayı yapmam. Belki ona sevgimden dolayı yaparım. :) Kin, insanı adalatsizliğe iter. Sınırsız düşmanlıktır bu. Bir insanı toptan silip atar. Dinimiz ise insanları ve anlayışları toptan silip atmayı öngörmüyor bilakis parçacı değerlendirme yapmamızı öğütlüyor.
Arap putu olsa arapça incilde ALLAH adı kullanılmazdı. İncil aramice veya grekçe yazılmasına rağmen arapçaya ''Yüce Tanrı'' olarak Allah ismiyle çevrilir.
Aslında önemli olan isimler değildir. İçerik önemlidir. Siz ''Çalab'' deyin, ''Tengri'' deyin, Yehova deyin, neticede TEK bir ZAT'tır kastedilen.
gercekisim
26-04-2009, 23:25
Ben bir çelişki göremiyorum. Kin beslemek başka birşeydir. İnkarcı olmak, bunu ortaya koymak ya da propagandasını yapmak ''Kin besleme'' sebebi değildir ki. Ben size kin beslesem sizinle şu dialogları yapmamın ne anlamı olur, ya da nasıl bu kadar sakin olabilirim, değil mi? :)
Onunla mücadele ederim, gerektiğinde savaşırım ama bunu kinimden dolayı yapmam. Belki ona sevgimden dolayı yaparım. :) Kin, insanı adalatsizliğe iter. Sınırsız düşmanlıktır bu. Bir insanı toptan silip atar. Dinimiz ise insanları ve anlayışları toptan silip atmayı öngörmüyor bilakis parçacı değerlendirme yapmamızı öğütlüyor.
Arap putu olsa arapça incilde ALLAH adı kullanılmazdı. İncil aramice veya grekçe yazılmasına rağmen arapçaya ''Yüce Tanrı'' olarak Allah ismiyle çevrilir.
Aslında önemli olan isimler değildir. İçerik önemlidir. Siz ''Çalab'' deyin, ''Tengri'' deyin, Yehova deyin, neticede TEK bir ZAT'tır kastedilen.
Kin duymazsınız ama onlar cehennemliktirler ve hatta öldürülmelidirler.Öyle mi? :)
"Arap putu olsa arapça incilde ALLAH adı kullanılmazdı. İncil aramice veya grekçe yazılmasına rağmen arapçaya ''Yüce Tanrı'' olarak Allah ismiyle çevrilir."
Birisi de bana şöyle demişti,"Tanrı kelimesini hep hristiyanlar kullanıyorlar,ben bunu filmlerde görüyorum,yabancı filmlerde Tanrı diyorlar,Allah'a Tanrı denmez!" Bunun gibi bir şey söylemişti o arkadaş :)
Bu söylediklerinle çok benzeşiyor. :)
Benim kafamı meşgul eden soru şu: o devirde yani mucizeler zamanında kurana ve Allaha inanmayanlar var gözleriyle görüp kulaklarıyla işttikleri halde şimdi yüz yıllar sonra bizler; hiç bir mucize, hiç bir şey görmeden duymadan sadce bir kitapla ve söylemlerle nasıl inanacağız? Üstelik o kitapları okudukça; bize değil eskilere hitap ettiğini anladıkça. geçmiş kavimlerin hikayelerinin anlatıldığını ve insanların yatak işlerinin düzenlendiğini okudukça nasıl inanalım?
kafam çok karışık ya...
saygılar...
parmis Güneşin_kızı
Sevgili parmis ;
Biz hiçbir mucizeye şahit olmadan inanıyoruz o halde sevabımız daha fazla olmalı , o müşrikler sırf islamın yayılması engellemek amacıyla Hz. peygamberi yalanladılar.
Kuran' ı baştan sona sindire sindire okumalı.Tam teslimiyet ve kuran rehberliğinde yaratıcının varlığını biliyoruz..
Pencereden dışarıya bak yaratıcının kudretini göreceksin,su olmasa canlılık sürdürülebilirmiydi.Oksijen olmasa yasayabilirmiydik ,hersey insanlığa sunulmus bir nimettir :D
abdulKADİR
27-04-2009, 01:19
Kin duymazsınız ama onlar cehennemliktirler ve hatta öldürülmelidirler.Öyle mi? :)
"Arap putu olsa arapça incilde ALLAH adı kullanılmazdı. İncil aramice veya grekçe yazılmasına rağmen arapçaya ''Yüce Tanrı'' olarak Allah ismiyle çevrilir."
Birisi de bana şöyle demişti,"Tanrı kelimesini hep hristiyanlar kullanıyorlar,ben bunu filmlerde görüyorum,yabancı filmlerde Tanrı diyorlar,Allah'a Tanrı denmez!" Bunun gibi bir şey söylemişti o arkadaş :)
Bu söylediklerinle çok benzeşiyor. :)
Ben ne cevap verirsem vereyim siz anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz, pes doğrusu. :)
Savaşsam bile kin duymadığım için illa onu öldürmek için uğraşmam mesela.
Tartışsam bile canın cehenneme demem. Kin olsa bunları yaparım. Allah'ın da kimseye kini yok. Sözünü dinleyenleri dinlemeyenlerden ayırmak, dinlemeyenlerin de yola gelmesi için korkutmak istiyor sadece. Yoksa hepimiz O'nun kullarıyız. Bir babanın haylaz ve itaatkar çocukları gibi.
Benim söylediğimle arkadaşınızın söylediği arasında tam bir zıtlık var ama neyse...
O arkadaşınız yanlış söylemiş, hristiyanların Tanrı dediği tam da bizim Allah dediğimizdir işte.
Benim kafamı meşgul eden soru şu: o devirde yani mucizeler zamanında kurana ve Allaha inanmayanlar var gözleriyle görüp kulaklarıyla işttikleri halde şimdi yüz yıllar sonra bizler; hiç bir mucize, hiç bir şey görmeden duymadan sadce bir kitapla ve söylemlerle nasıl inanacağız? Üstelik o kitapları okudukça; bize değil eskilere hitap ettiğini anladıkça. geçmiş kavimlerin hikayelerinin anlatıldığını ve insanların yatak işlerinin düzenlendiğini okudukça nasıl inanalım?
kafam çok karışık ya...
saygılar...
parmis Güneşin_kızı
Aslında biz onlara göre daha şanslıyız bence. Yahudi ve hristiyanlar birçok mucize görüyorlar ama yine de inkar ediyorlar. Peygamber efendimiz onların benzeri mucize göstermiyor. Ama gerek kur'an, gerekse şahsiyeti ve özellikleri iman edenler için yetiyordu. İnkar edenler aynı burdaki arkadaşlar gibi :) herşeye bir bahane buluyorlardı. Kur'ana şiir, eskilerin masalları, kopya kitap, sihir gibi isimler takıp, hz. Peygamberi küçük görüyorlar, onun Allah'tan vahy alabileceğini kabul edemiyorlardı.
Şimdi düşünün, arapların ileri gelenleri, yahudilerin alimleri benzer şeyler söyler de biz etkilenmezmiydik? Görünüş itibariyle bizden pek farklı olmayan birinin ''ben ötelerden haber alıyorum'' demesi ne kadar inandırıcı olurdu?
Bir de ortada olan bir kurulu düzen var ve Peygamber, vahy geldi deyip değiştiriyor:) Ne kadar güvenebilirdik ki?
Bence herşeyin elimizin altında hazır olması bir yönde iyidir bizim gibi herşeyi akıl ve bilimle anlamak isteyenler için.
Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim." (İsra 90-93)
İsteklerini görüyor musunuz?
Hatta Rasulullah bile onların bu istekleri karşısında ne yapacağını şaşırıyor.
Belki de sen, "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. (Hud 12)
Hitap ettiği kimseler olarak tarihtekileri görmeniz ise bir hata bence. Sadece Peygamberimizi ilgilendiren birkaç ayet dışında diğerlerinde muhatap kesinlikle biziz.
Hemen yukrdaki ayet mesela. İlk muhatap Rasulullah ama aynı zamanda banim de. Aynı durumlarla karşılaşan herkestir.
gercekisim
27-04-2009, 01:33
Ben ne cevap verirsem vereyim siz anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz, pes doğrusu. :)
Savaşsam bile kin duymadığım için illa onu öldürmek için uğraşmam mesela.
Tartışsam bile canın cehenneme demem. Kin olsa bunları yaparım. Allah'ın da kimseye kini yok. Sözünü dinleyenleri dinlemeyenlerden ayırmak, dinlemeyenlerin de yola gelmesi için korkutmak istiyor sadece. Yoksa hepimiz O'nun kullarıyız. Bir babanın haylaz ve itaatkar çocukları gibi.
Benim söylediğimle arkadaşınızın söylediği arasında tam bir zıtlık var ama neyse...
O arkadaşınız yanlış söylemiş, hristiyanların Tanrı dediği tam da bizim Allah dediğimizdir işte.
Benim söylediğim şey bir insan sizin inandığınıza inanmadığı ve bu inançların yanlış olduğuna inandığı hatta bildiği için diğer insanlara bunları anlatıyor diye neden öldürülmeyi hakediyor,neticede insanların akılları var düşünebilirler ve doğruyu bulabilirler,neden tercih insanlara bırakılmıyor da inandığını yada bildiğini söyleyen insan aktif kafir olarak görülüyor ,öldürülmeyi ve cehennemi hakediyor? :)
"abdulkadir:Benim söylediğimle arkadaşınızın söylediği arasında tam bir zıtlık var ama neyse...
O arkadaşınız yanlış söylemiş, hristiyanların Tanrı dediği tam da bizim Allah dediğimizdir işte."
Ben bir zıtlık değil paralellik görüyorum :)
Bahsettiğim kişi o sözlerle genellikle hristiyan olan batı kaynaklı,amerikan kaynaklı kişilerin filmlerinden bahsediyor ve "onlar Tanrı diyorlar biz Allah diyoruz " diyor,ama onlar Tanrı demiyorlar ki,onlar (ingilizce filmlerde) GOD diyorlar. :) Türkçeye çevrilince dublajda Tanrı olarak söyleniyor.
Siz"Arap putu olsa arapça incilde ALLAH adı kullanılmazdı" diyorsunuz. Ne diyecekti? Arapların tanıdığı Tanrı kelimesinin tek karşılığı Al-lah değil mi? elbette öyle çevirecek.neticede arapça işte. :) şimdi benzerliği gördünüz umarım.
aktif kafir ve pasif kafir olarak, kafirler ikiye mi ayrılıyor şimdi?bu kafirlerin hangileri cehennemin dibini garantiliyor?yoksa kuran kafirleri ayırmıyor muydu ne,ben mi yanılıyorum?,ah mutlaka öyledir!cehennemde kat kat ya kafirlerde bu katlara bölüştürülür, tabi ya nasılda unutmuşum!yoksa yoksa ne?...:D
Kuranı Türkçe mealden okudum ve inanamadım!yanlış mı görüyorum,yanlış mı okuyorum?diye şok geçirdim öyle ayetler vardı ki ,onları inkar etmemek mümkün değil!aklım,mantığım ne kadar uğraşsamda kabul edemedi,diyanet sayfasından diyanete bile soru sordum,islami siteleri gezdim,tefsirlere baktım,ayetlerin açıklamaları,geliş nedenleri vs.,hiçbiride tatmin edici değildi!başka dinlerede baktım,bakmadım desem yalan olur,ve sonuç; dinler koskoca yalandan ibaret!ben dinleri inkar ediyorum sanırım kurana göre kafirimde,ama bu beni zerre kadar ilgilendirmiyor! :))
abdulKADİR
27-04-2009, 02:19
Benim söylediğim şey bir insan sizin inandığınıza inanmadığı ve bu inançların yanlış olduğuna inandığı hatta bildiği için diğer insanlara bunları anlatıyor diye neden öldürülmeyi hakediyor,neticede insanların akılları var düşünebilirler ve doğruyu bulabilirler,neden tercih insanlara bırakılmıyor da inandığını yada bildiğini söyleyen insan aktif kafir olarak görülüyor ,öldürülmeyi ve cehennemi hakediyor? :)
Bahsettiğim kişi o sözlerle genellikle hristiyan olan batı kaynaklı,amerikan kaynaklı kişilerin filmlerinden bahsediyor ve "onlar Tanrı diyorlar biz Allah diyoruz " diyor,ama onlar Tanrı demiyorlar ki,onlar (ingilizce filmlerde) GOD diyorlar. :) Türkçeye çevrilince dublajda Tanrı olarak söyleniyor.
Siz"Arap putu olsa arapça incilde ALLAH adı kullanılmazdı" diyorsunuz. Ne diyecekti? Arapların tanıdığı Tanrı kelimesinin tek karşılığı Al-lah değil mi? elbette öyle çevirecek.neticede arapça işte. şimdi benzerliği gördünüz umarım.
Aktif kafirler ancak savaş ortamı varsa öldürülmeyi hakederler. Ki savaş ortamında kardeş kardeşi bile öldürüyor. Günümüzde böyle bir savaş olmadığı için hayatlarını yaşıyorlar. Kafirlere karşı ''sadece kafir oldukları için savaşın'' diye de bir emir yoktur. Yani inançsızlığından dolayı kimse öldürülmez. Nerden çıkardınız bunu?
Ölünce gidecekleri yer konusunda ise bize söz söylemek düşmez.:) Cehennem O'nun ve orayı aktif kafirlerle dolduracağını vaadetmiş. O'na kim karışabilir?
İnkarcı demek müslüman olmayan herkes demek değil ki. Bir hristiyan elbette kendi inancını yayabilir. Aktif kafirler genelde Allah'a imanı engelleyen ve ahlaksızlığın yayılması için çalışanlardır. Bunların da cezası cehennemmiş.
GOD, Gott, Tanrı hepsi aynı işte. Dublajda Tanrı yerine Allah çevirmeleri gerekir aslında. Arapça dublajda ''Allah'' diye çeviriyorlar nitekim. Hallo yu da ''selamun aleykum'' diye çeviriyorlar mesela:)
Arapların tanıdığı tanrı kelimesinin karşılığı ''İLAH''tır. Tanrılar, ilahlar olabilir ama Allahlar olmaz. Ama türkçede büyük harfle yazıldığında Allah yerine kullanılabilir. Onun yerini tutmaz ama ''Allah'' lafzına alerjisi olanlar ''Tanrı'' kelimesini kullanarak ''Yüce Yaratıcıyı'' kastediyorlar.
Demek istediğim, eğer Allah ismi bir put ismi olsaydı Tek Tanrı'ya inanan hristiyanlar bir put ismini incil tercümesinde kullanmazlardı. İlah neutral bir kelimedir onu kullanırlardı ama o da Yüce Yaratıcı'yı tarifte eksik kalırdı.
aktif kafir ve pasif kafir olarak, kafirler ikiye mi ayrılıyor şimdi?bu kafirlerin hangileri cehennemin dibini garantiliyor?yoksa kuran kafirleri ayırmıyor muydu ne,ben mi yanılıyorum?,ah mutlaka öyledir!cehennemde kat kat ya kafirlerde bu katlara bölüştürülür, tabi ya nasılda unutmuşum!yoksa yoksa ne?...:D
Kur'an hakkında ne biliyorsunuz ki sizler??:)
Kafirler sadece 2 grup olsa yine iyi.
Müşrik kafirler, fasık (günahkar) kafirler, mücrim (suçlu) kafirler,
kitap ehli kafirler, benliğini tanrı edinen kafirler,
tağut(azgınlaşan) kafirler, şeytanın askeri olan kafirler,
nimeti inkar eden kafirler, Allah ve rasulüne savaş açan kafirler....
diye gidiyor.
Bunlardan aktif olanlar cehennemin dibini boyluyorlar ne yazık ki.
Orda, cehennemin dibinde zakkum ağacı varmış, afiyetle ondan yiyeceklermiş, üzerlerinde 19(?) varmış...
abdulKADİR
27-04-2009, 02:44
Kuranı Türkçe mealden okudum ve inanamadım!yanlış mı görüyorum,yanlış mı okuyorum?diye şok geçirdim öyle ayetler vardı ki ,onları inkar etmemek mümkün değil!aklım,mantığım ne kadar uğraşsamda kabul edemedi,diyanet sayfasından diyanete bile soru sordum,islami siteleri gezdim,tefsirlere baktım,ayetlerin açıklamaları,geliş nedenleri vs.,hiçbiride tatmin edici değildi!başka dinlerede baktım,bakmadım desem yalan olur,ve sonuç; dinler koskoca yalandan ibaret!ben dinleri inkar ediyorum sanırım kurana göre kafirimde,ama bu beni zerre kadar ilgilendirmiyor! :))
ALLAH'ı ve ahiret gününü inkar etmiyorsanız, kur'ana göre kafir değilsiniz, KORKMAYIN:)
Evlatlar anne-babaları evde merak içinde onları beklerken, onlar eğlence yerlerinde günlerini gün ederler, kendilerinden geçerler. Anne-babalarının sıkıntı çekmeleri onları zerre kadar ilgilendirmez. Sabah eve gelince haklı olanlar yine evlatlardır. Anlayan anlasın:)
Sizi şok eden ayetleri merak etmiyor değilim. Durun tahmin edeyim: ''kadınlardan birer, ikişer, üçer, dörder alabilirsiniz'', ''seni evlatlığının boşadığı hanımıyla evlendirdik ki...'', ''onları nerde bulursanız öldürün'', ''iki erkek şahit bulamazsanız bir erkek ve iki kadın şahit getirin'', ''erkeğin payı iki kadın payı kadardır'' v.s.
sn.abdulKADİR;neden hemen kuran hakkında ne bilirsiniz ki siz?diyorsunuz,evet Arapça ezber okumayı biliyordum,bir gün Türkçesini merak ettim,kendi dilimde ne diyor anlıyayım diye açtım okudum işte!,evet Arapça okumaya devam etsem,hiçbirşey anlamadan öyle körü körüne inanmaya devam edecek ve belkide bana yutturulmaya çalışılan kimbilir ne saçmalıklara vardır bir hikmeti diye inanmaya çalışacaktım,(kuran hakkında ne bilirsiniz ki demişsinizde!)bu arada birkaç tercümeyi karşılaştırmalı okumaya çalıştım.Kafirler konusuna gelince,isterse bin gruba ayrılmış olsun sonuçta sadece aktif olanlar mı cehennemin dibini boyluyor?,diğerlerinede kuranda gösterilen yer sanırım cehennem ve cehennemin diğer bölümlerindede çok iç açıcı şeylerden bahsetmiyor kuran,yani sadece cehennemin dibinde zakkum ağacı varda ordakiler ordan yerken diğer cehennem sakinleride düşünülerek birşeyler( ziftin teki :D)verilmiştir yani, kuran hep bildiğimiz gibi,korku edebiyatına devamla elinden geleni yapıyor,üzerlerindeki bekçilerde(19(?))tabiki olmalı değil mi?unutulmamalı,neme lazım kaçan olurda(maazallah!-nereye kaçacaksa ve ne gerek varsa bunlarıda anlamak mümkün değil!cehenneme atılmışsa bu kişi nereye kaçmasından korkuluyor ki?)tutulup tekrar cehennemin dibine atılsın yani!kısaca cehennem kuranda çok sıkı tarif edilmiş,ama kafirler kaç gruba ayrılmış olursa olsun cehennemdir ödülü denmiş işte daha ne?
saygılar...
Ah bu arada ben Deistim;bir yaratıcıya inanıyorum ama dinlerde anlatılan şekliyle bir yaratıcı bana göre değil!
beni şok eden ayetler okadar çok ki,ama bazıları öncelikle şunlardı;Ahzap 5,6,36,37,40,50,51,52,53,56-kehf 74,80,81 dahada sayılabilir!
ahzab suresinin bu ayetleri dışında nisa 1-3,nisa 24-34,bakara 40-122,ve tabiki kadının şahitliği ve miras payı hakkındaki ayetler ve daha niceleri,bunlar sadece örnek,açıkça hepsini yazmadım ama merak eden açıp okusun tekrar uzun uzun yazmaya gerek yok!sonuçta Türkçe meallerini okuyunca nedense mucize olupta ''işte budur!''demedim,''buda ne dedim!''
Sizi şok eden ayetleri merak etmiyor değilim. Durun tahmin edeyim: ''kadınlardan birer, ikişer, üçer, dörder alabilirsiniz'', ''seni evlatlığının boşadığı hanımıyla evlendirdik ki...'', ''onları nerde bulursanız öldürün'', ''iki erkek şahit bulamazsanız bir erkek ve iki kadın şahit getirin'', ''erkeğin payı iki kadın payı kadardır'' v.s.
Ne komik şeyler değil mi kaale aldıklarımız ..
Duyarsızlaşma sendromuna yakalanmışsınız siz..
İnsanlar çok etkilendikleri bazı duygusal durumlardan zamanla etkilenmemeye başlarlar. Buna duyarsızlaşma denir..Yanında boğazı kesilen birini gören insan korkar,bakamaz ,şok geçirir.Normal davranış budur..Ama görüntüyü 100 kere gören ve yaşayan bir adam artık hiç etkilenmez.Belki de sigarasını yakıp bacak bacak üstüne atıp seyreder.Bu da anormal olanıdır..
Bilişsel davranışçı psikoterapide fobi gibi sorunların giderilmesi için kullanılan bir teknik vardır..Korkulan nesne veya durum yavaş yavaş gösterilerek hastanın her defasında biraz daha artan kaygı ile başa çıkması için gerekli yöntemleri öğrenmesi sağlanır..
Siz de İslam toplumunun bir üyesi olarak sistematik duyarsızlaştırma mağdurusunuz..
Nasıl da artık hiç bir anlam ifade etmiyorlar size değil mi??Nasıl da kanıksamış ve normalleştirmişsiniz anormalleri..Artık bir şeyleri duyumsamanız ve anormal karşılamanız için daha beter şeyler gerekiyor..Bunun sonu da dejenerasyondur..Bilgilerinize.
abdulKADİR
27-04-2009, 18:02
sn.abdulKADİR;neden hemen kuran hakkında ne bilirsiniz ki siz?diyorsunuz,evet Arapça ezber okumayı biliyordum,bir gün Türkçesini merak ettim,kendi dilimde ne diyor anlıyayım diye açtım okudum işte!,evet Arapça okumaya devam etsem,hiçbirşey anlamadan öyle körü körüne inanmaya devam edecek ve belkide bana yutturulmaya çalışılan kimbilir ne saçmalıklara vardır bir hikmeti diye inanmaya çalışacaktım,(kuran hakkında ne bilirsiniz ki demişsinizde!)
Yarı şaka yarı ciddi ''Kur'an hakkında ne bilirsiniz sizler'' derken sadece sizi kastetmedim, hepinizi kastettim.
İfadelerinize bakılırsa doğru da söylemişim. Güya inançlı biriyken meal okumaya başlamışsınız ve sizi ŞOKE eden ayetleri görünce hayal kırıklığına uğramışs, bir anda ALLAH, peygamber, cennet-cehennem hepsi anlamını kaybetmiş bir vaziyette hepsini reddetmiş ve kuşlar kadar özgür, pamuklar kadar bir hayata gözünüzü açmışsınız.
İyi de bu ayetleri bizzat okuyana kadar hiç mi birinden duymadınız, hiç mi bir yerde okumadınız? Dağbaşında yalnız mı yaşıyorsunuz siz? Ya da islamın adı sanı duyulmayan bir memlekette mi yaşıyorsunuz?
Bizi uğraştırmayın da gerçeği söyleyin. İnkar macerası sizde nasıl başladı?
Eğer hala dediklerinizde ısrar ediyorsanız ve ilk mesajda yazılan özelliklere sahip olduğunuz halde ''bütün kur'anı okudum ve bende olumlu bir etkiden ziyade ondan nefret etmemi sağladı'' diyorsanız, ben de kur'an sizde mucizesini gösterememiş der susarım.
Cennet-cehennem tasvirleri birer müjdeleme ve korkutma unsurlarıdır. Güzel sözden anlamayan insanlar belki işkence odalarından korkar da adam olurlar diye haklı olarak anlatılmış. Cehennemi kafaya takıyorsunuz da yüzlerce ayette anlatılan cennet tasvirlerini neden gözardı ediyorsunuz. Gerçi siz ordaki, gılman ve hurilere de kafayı takmış ve gidilecek bir yer olmadığına kanaat getirmişsnizdir.
Ah bu arada ben Deistim;bir yaratıcıya inanıyorum ama dinlerde anlatılan şekliyle bir yaratıcı bana göre değil!
Deist olmayı ateist olmaya göre bir üstünlük olarak görmüşsünüz. Bir yaratıcı var diyorda o Yaratıcı bizi ''saldım çayıra, mevlam kayıra'' şeklinde başıboş bıraktı diyorsanız hiç te ateistlerden dha tutarlı değilsiniz. Onlar en azından toptan reddederek vicdanlarını rahatlatmış oluyorlar. Sizin işiniz daha zor, kafayı yiyebilirsiniz düşünmekten, benden söylemesi:)
beni şok eden ayetler okadar çok ki,ama bazıları öncelikle şunlardı;Ahzap 5,6,36,37,40,50,51,52,53,56-kehf 74,80,81 dahada sayılabilir!
ahzab suresinin bu ayetleri dışında nisa 1-3,nisa 24-34,bakara 40-122,ve tabiki kadının şahitliği ve miras payı hakkındaki ayetler ve daha niceleri,bunlar sadece örnek,açıkça hepsini yazmadım ama merak eden açıp okusun tekrar uzun uzun yazmaya gerek yok!sonuçta Türkçe meallerini okuyunca nedense mucize olupta ''işte budur!''demedim,''buda ne dedim!''
İnandığınız Tanrı sizi bildiği gibi yapsın:)
Demek sizi ŞOKE eden ayetler bunlar? Bunların içinde benim de bahsettiğim klasik konuları işleyen ayetler var, ki anlayabiliyorum. Ama bu birkaç konu dışında verdiğiniz öyle ayetler varki, onları kabul etmemek için, ya da bahane bulmak için, insanın resmen art niyetli olması gerekiyor.
Hele Bakara 40-122 ve Kehf 74, 80-81 ayetleri... Evlere şenlik doğrusu.
Kur'an sizde mucizesini neden gösterememiş şimdi anlaşılıyor. Adalet özelliğinizi kaybetmişsiniz çünkü. İnkar etmenize vesile olan OLAYIN gölgesinde okumuşsunuz BÜTÜN kur'anı.
Bakarada israiloğullarından bahsediyor uzun uzun, bizler de onların durumlarına düşmeyelim diye.
Kehfte hz. Musa ile salih kulun çıktığı gizemli bir yolculuk anlatılıyor. O salih kul Allah'ın olayları düzenlerken kullandığı bir aracı konumunda. Kendiliğinden yapmıyor ne yapıyorsa. Ama Musa anlayamıyor perdenin arkasında olup biteni...
Bu anlatılanlarda şok olunacak çok şey var doğru ama saçma olduklarından değil, bize hayatın anlamını öğrettiğinden dolayı...
abdulKADİR
27-04-2009, 18:58
Ne komik şeyler değil mi kaale aldıklarımız ..
Duyarsızlaşma sendromuna yakalanmışsınız siz..
İnsanlar çok etkilendikleri bazı duygusal durumlardan zamanla etkilenmemeye başlarlar. Buna duyarsızlaşma denir..Yanında boğazı kesilen birini gören insan korkar,bakamaz ,şok geçirir.Normal davranış budur..Ama görüntüyü 100 kere gören ve yaşayan bir adam artık hiç etkilenmez.Belki de sigarasını yakıp bacak bacak üstüne atıp seyreder.Bu da anormal olanıdır..
Bilişsel davranışçı psikoterapide fobi gibi sorunların giderilmesi için kullanılan bir teknik vardır..Korkulan nesne veya durum yavaş yavaş gösterilerek hastanın her defasında biraz daha artan kaygı ile başa çıkması için gerekli yöntemleri öğrenmesi sağlanır..
Siz de İslam toplumunun bir üyesi olarak sistematik duyarsızlaştırma mağdurusunuz..
Nasıl da artık hiç bir anlam ifade etmiyorlar size değil mi??Nasıl da kanıksamış ve normalleştirmişsiniz anormalleri..Artık bir şeyleri duyumsamanız ve anormal karşılamanız için daha beter şeyler gerekiyor..Bunun sonu da dejenerasyondur..Bilgilerinize.
Siz suçlama yapmadan başlayamaz mısınız söze?
Suçlamayla başlamaktaki amacınız kendinize gaz vermek ve bu hızla bütün kininizi kusmak mıdır? Sahi, bu durumun psikolojideki adı nedir?
Herşeyden önce sizin bana bir ÖZÜR borcunuz var. Başka bir topicte bunu hatırlattım size ama üstüne yattınız. Sadece adı var kendi yok ''ateist erdeminizi'' bir gösterin bakalım.
Beni önce ''pedofillikle'' suçlayıp sonra ''sizi tanımadığım için pedofil olmadığınızı söyleyemem'' diye çark ettiniz. ''Çamur at izi kalsın'' mağduru olmak istemem.
Benzer bir durumla karşılaşmak istemeyeceğinize göre, ''kendinize yapılmasını istemediğiniz bir hareketi başkasına da yapmayın'' evrensel kuralını işletin.
Şimdi gelelim savınıza...
Duyarsızlaşma sendromuna yakalananın siz olabileceğiniz neden aklınıza gelmiyor acab? Sizin torpiliniz nerden kaynaklanıyor? Psikolojinin bütün olumsuz karakterleri müslümanlarda toplanmıştır değil mi?
Sizin önce tarif etmeye sonra da yargılamaya yarayan uyduruk teşhisleriniz beni zerre kadar ilgilendirmiyor ama bu sendrom tam da sizi tarif ediyor. Dönüp te bir bakın aynaya.
Sizin anormal olarak nitelediğiniz uygulamalar hala birçok ülkede gerek resmi gerek gayri resmi uygulandığı gibi, çok değil daha 80 yıl öncesine kadar Türkiye'de de resmi olarak uygulanıyordu. Gayri resmi olarak uygulanmaya ise hala devam ediyor. Yüzlerce yıldır uygulanan islam şeriati 80 yıldır yürürlükten kalktı diye normal olan medeni hukuk, anormal olan şeriat oldu, öyle mi? Sevsinler sizin aklınızı.
Daha düne kadar yüzkızartıcı sapkınlık olan eşcinsellik, evlilik dışı birliktelikler siz muhterem(!) ateistelerimiz doğal karşılıyor diye normal olacak ama bizler bunları eliştirdiğimizde ve Allah'ın izin verdiklerine sahip çıktığımızda anormal olan bizler olacağız, öyle mi???
İşte bahsettiğiniz dejenerasyonu siz bizzat gerçekleştirmiş olarak müslüman halkın karşısında duruyorsunuz. Biz sahih geleneğin devamıyız, bu geleneğin dışına çıkanlardır dejenere olanlar.
Eğer
- etrafınızda olup bitenlere duyarsız değilseniz,
- kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz,
- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz,
- ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyor, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapmıyorsanız,
- alışverişinizde sahtekarlık yapmıyor, çalıştığınız işin hakkını veriyorsanız,
- başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz yoksa ve evlilik dışı ilişkiler içinde değilseniz,
- eşcinsellik tarzında bir yaşantınız yoksa,
- insanları küçümsemiyor ve kendinizi de Kaf dağında görmüyorsanız,
- sokak çocuklarına ve hayat kadınlarına merhametle bakıyorsanız,
- yaşlıya, düşküne, yardıma muhtaca yardım elini uzatıyorsanız,
- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız
SİZ, korunup sakınan ve zalim olmayan birisiniz demektir. Kur'an SİZİN için yol gösterici olduğunu iddia ediyor. Sırat-ı Mustakim dediği dosdoğru yola ulaştıracak bir REHBER bir YOL HARİTASI olduğunu belirtiyor.
Mucizeye şahit olun...
bu kriterlere uygun değilse alternatif kriterlerde yeterli olabilir;
-9 yaşında bir kız çocuğuyla ilişkiye girilebileceğine kendini inandırdıysan
-aldığınız evlatlığın karısıyla evlenmeyi kendinize yakıştırabiliyorsanız
-akraba evliliğini onaylıyor ve doğacak sakat çocuklar için allahın takdiri deyecek kadar meshebiniz genişse
-tek eşliliğe karşıysanız ve sınırsız sayıda kadınla cinselliği onurunuza yedirebiliyorsanız
-evlenmek istediğiniz kadının kızından hoşlanıp fikir değiştirebiliyorsanız
-melek,cin,şeytan,büyü,öcü ve böcü gibi çocukluk kahramanlarınıza hala inanıyorsanız
-allahın tahtının 8 melek tarafından taşındığına,israfil adlı meleğin doğa olayalarını yönettiğine inanabiliyorsanız
-güneşin kandil,ayında nur olduğuna dair nasaya rağmen iddalarınız varsa
-kısasa kısas fikrine,kan parası uygulamasına pozitif bakıyorsanız
-zinanın suç olduğuna ve cezasının kişinin sopalanarak yada taşlanarak öldürülmesi olduğuna mantığınız onay veriyorsa
-günün üç vakti mahrem gezmekten çekinmiyorsanız
-allahın haram ayları olduğuna inanabiliyorsanız
-sağ mubarek ve sol tarafın mekruh olduğuna inanmak gibi batıllarınız varsa
-yıllar önce ölmüş hiç tanımadığınız birine beddua etmek gibi zevkleriniz varsa
-yıldızların cinlere atılan ateşli taş taneleri olduğuna inanıyorsanız
-köleliği insan hakları beyannamesine rağmen kabullenebiliyorsanız
-öf be anne innmayın muhammede sözünü anneye babaya öf bile demeyecen şekline kadar kıvırabiliyorsan
-her heşi anlamak istediğin gibi anlayabiliyorsan hatta psikoloji bilmindeki olguları,rönesansı,mendel kanunlarını vs.. bile islama mal edebiliyorsan
-peygamberin eşleri için veya eşlerini sıraya sokabilmesi için yazılan ayetlerden kendi hayatında bir katmadeğer oluşturabiliyorsan
-bulduğunuz yerde,gördüğünüz yerde,tuttuğunuz yerde acımadan öldürün gibi ayetleri olumlu buluyorsanız
-allahı isanların kalp,göz ve kulaklarına mühür vurup, dilediğini doğru yola dilediğinide kötü yola sevketip,içini insanlarla doldurmak için ateşli kazanlar kaynatan sadist bir kişilik olarak kabul ediyorsan
-zebani,gılman,vildan ve huri gibi varlıklara hatta ölümden sonra sexe inanıyorsanız;forever sex diyebiliyorsanız(andropoz ve menapoza rağmen)
offf yoruldum sonraki mesajda yazıcam gerisini.....
işin özü saydıklarıma ve sayacaklarıma inanıyorsanız acilen bir doktora gidin diyecektim...
neyse abdul bu arada alkolde alıyorum haberin olsun belki beni kimsenin tınlamaması için daha geçerli bir sebep olarak sunabilirsin ama ayrımlarına ve kriterlerine dikkat et!
belki birgün bir hastanede elime düşersen teşhisini koymak zorunda kalabilirim....
tartışmayı uzatmayacam ama senin hastalik gözüyle baktığın şeyler hiç bir tıp kitabında hastalık olarak geçmez;eş cinsellik;(lezbiyen,gay,bisex) tercih meselesidir,alkol bağımlısı olunmadığı müddetçe sakinleştirici olarak bile önerebildiğimiz bir şeydir(aynen kuranın dediği gibi) FAKAT;
çocuklara ilgi duymak (pedofil) çok kötü bir hastalık ve suçtur...
kadın dövmek suç ve hastalıktır...
ölülerle ilişki(nekrofili) hastalıktır...
evlenmek istediğin kadının çocuğundan hoşlanmak yine bozuk bir eğilimdir...
günün üç vakti mahrem olmak,sex amaçlı 100lerce cariye edinmek ve imam nikahlı evlilikler yapmakta hem hastalık hemde suçtur....
şimdi gelelim yorulduğum yerden devam etmeye....
-allahın peygambere salavat getirdiğine inanıyorsanız...(eşhedü en la muhammedin muhammedillah...)
-hala kadınları tarla olarak görüyorsanız ve tarlaya her yönden girebileceğinize inanıyorsanız ardından lut kavmini utanmadan suçlayabiliyorsanız
-hala kadınların dövülebileceğini savunuyorsanız
-allahın dünyada yasak ettiklerini ahirette serbest bırakacağına inanıyorsanız
-allahın öteki kitaplarını koruyamadığına veya kitaplarını koorumaktan aciz olduğuna inanıyorsanız
-allahın para karşılığı insanların taşın etrafında dönmelerini veya el sürmelerini emrettiğine inanıyorsanız
-allahın ayetlerini değiştirdiğine arasıra sözünden dönebildiğine inanıyorsanız
-allahın bildiki,gördükü şeklinde sonradan anladığına inanıyorsanız
-sırf arablar anlasın diye sterio arabça peygamber gönderdiğine inanıyorsanız
-saraylar gibi yanan,sarı develer gibi kıvılcımlar çıkaran üç çatallı gölgelere inanıyorsanız
-hayvanları keserek allahı mutlu ettiğinizi sanıyorsanız
-allahın geceleri dolaşıp hamile kadınların rahimlerine üflediğini düşünüyorsanız
-allahın insanlara tuzak kurmak için uğraştığını sanıyorsanız
-allahın kadın esirleri ganimet sandığını düşünüyorsanız
-allahın kullarına ve putlara(taş) meydan okuyacak kadar düşeceğine inanıyorsanız
-allahın kullarını aşağılık maymunlar,köpekler,ahmak vs gibi sözlerle aşağılayabileceğine mantığınız el veriyorsa...
acilen en yakındaki psikoterapi merkezine baş vurun çünkü bu göstergeler ruh sağlınızın hiçte iyi olmadığını göstermektedir....
abdulün korunup sakınan zalim olmayan insan kriterleri:
Eğer
- etrafınızda olup bitenlere duyarsız değilseniz,
- kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz,
- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz,
- ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyor, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapmıyorsanız,
- alışverişinizde sahtekarlık yapmıyor, çalıştığınız işin hakkını veriyorsanız,
- başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz yoksa ve evlilik dışı ilişkiler içinde değilseniz,
- eşcinsellik tarzında bir yaşantınız yoksa,
- insanları küçümsemiyor ve kendinizi de Kaf dağında görmüyorsanız,
- sokak çocuklarına ve hayat kadınlarına merhametle bakıyorsanız,
- yaşlıya, düşküne, yardıma muhtaca yardım elini uzatıyorsanız,
- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız
SİZ, korunup sakınan ve zalim olmayan birisiniz demektir.
kaancanın korunmayan,sakınmayan ve zalim olan insan kriterleri:
-9 yaşında bir kız çocuğuyla ilişkiye girilebileceğine kendini inandırdıysan
-aldığınız evlatlığın karısıyla evlenmeyi kendinize yakıştırabiliyorsanız
-akraba evliliğini onaylıyor ve doğacak sakat çocuklar için allahın takdiri deyecek kadar meshebiniz genişse
-tek eşliliğe karşıysanız ve sınırsız sayıda kadınla cinselliği onurunuza yedirebiliyorsanız
-evlenmek istediğiniz kadının kızından hoşlanıp fikir değiştirebiliyorsanız
-melek,cin,şeytan,büyü,öcü ve böcü gibi çocukluk kahramanlarınıza hala inanıyorsanız
-allahın tahtının 8 melek tarafından taşındığına,israfil adlı meleğin doğa olayalarını yönettiğine inanabiliyorsanız
-güneşin kandil,ayında nur olduğuna dair nasaya rağmen iddalarınız varsa
-kısasa kısas fikrine,kan parası uygulamasına pozitif bakıyorsanız
-zinanın suç olduğuna ve cezasının kişinin sopalanarak yada taşlanarak öldürülmesi olduğuna mantığınız onay veriyorsa
-günün üç vakti mahrem gezmekten çekinmiyorsanız
-allahın haram ayları olduğuna inanabiliyorsanız
-sağ mubarek ve sol tarafın mekruh olduğuna inanmak gibi batıllarınız varsa
-yıllar önce ölmüş hiç tanımadığınız birine beddua etmek gibi zevkleriniz varsa
-yıldızların cinlere atılan ateşli taş taneleri olduğuna inanıyorsanız
-köleliği insan hakları beyannamesine rağmen kabullenebiliyorsanız
-öf be anne innmayın muhammede sözünü anneye babaya öf bile demeyecen şekline kadar kıvırabiliyorsan
-her heşi anlamak istediğin gibi anlayabiliyorsan hatta psikoloji bilmindeki olguları,rönesansı,mendel kanunlarını vs.. bile islama mal edebiliyorsan
-peygamberin eşleri için veya eşlerini sıraya sokabilmesi için yazılan ayetlerden kendi hayatında bir katmadeğer oluşturabiliyorsan
-bulduğunuz yerde,gördüğünüz yerde,tuttuğunuz yerde acımadan öldürün gibi ayetleri olumlu buluyorsanız
-allahı isanların kalp,göz ve kulaklarına mühür vurup, dilediğini doğru yola dilediğinide kötü yola sevketip,içini insanlarla doldurmak için ateşli kazanlar kaynatan sadist bir kişilik olarak kabul ediyorsan
-zebani,gılman,vildan ve huri gibi varlıklara hatta ölümden sonra sexe inanıyorsanız;forever sex diyebiliyorsanız(andropoz ve menapoza rağmen)
-allahın peygambere salavat getirdiğine inanıyorsanız...(eşhedü en la muhammedin muhammedillah...)
-hala kadınları tarla olarak görüyorsanız ve tarlaya her yönden girebileceğinize inanıyorsanız ardından lut kavmini utanmadan suçlayabiliyorsanız
-hala kadınların dövülebileceğini savunuyorsanız
-allahın dünyada yasak ettiklerini ahirette serbest bırakacağına inanıyorsanız
-allahın öteki kitaplarını koruyamadığına veya kitaplarını koorumaktan aciz olduğuna inanıyorsanız
-allahın para karşılığı insanların taşın etrafında dönmelerini veya el sürmelerini emrettiğine inanıyorsanız
-allahın ayetlerini değiştirdiğine arasıra sözünden dönebildiğine inanıyorsanız
-allahın bildiki,gördükü şeklinde sonradan anladığına inanıyorsanız
-sırf arablar anlasın diye sterio arabça peygamber gönderdiğine inanıyorsanız
-saraylar gibi yanan,sarı develer gibi kıvılcımlar çıkaran üç çatallı gölgelere inanıyorsanız
-hayvanları keserek allahı mutlu ettiğinizi sanıyorsanız
-allahın geceleri dolaşıp hamile kadınların rahimlerine üflediğini düşünüyorsanız
-allahın insanlara tuzak kurmak için uğraştığını sanıyorsanız
-allahın kadın esirleri ganimet sandığını düşünüyorsanız
-allahın kullarına ve putlara(taş) meydan okuyacak kadar düşeceğine inanıyorsanız
-allahın kullarını aşağılık maymunlar,köpekler,ahmak vs gibi sözlerle aşağılayabileceğine mantığınız el veriyorsa...
mucizelere dikkat edin____
abdulKADİR
27-04-2009, 21:27
Bakıyorum site yönetimi yine kendi yaptığı helvadan putunu kendi yemiş.
Yine hiçbir hakaret olmayan iki satırlık mesajımı silmişsiniz.
Adam kendisi biseksüel olduğunu ve cins ayrımı yapmadığını kusmuş utanmadan. Ben de bu karakterde birinin yazdıklarının bu başlığı ilgilendiremeyeceği belirttim.
Sebebiniz bellidir nasılsa: İnsanlar arası cins ayrımcılığı yapmak...
Benim iki satırıma tahammülünüz yok ama adam hızını alamamış ayyaş kafayla saydırmış saçmalıklarını...Gıkınız çıkmıyor.
EDİT
Bakıyorum site yönetimi yine kendi yaptığı helvadan putunu kendi yemiş.
EDİT
adam EDİT devam ediyor,hakarete devam ediyor; EDİT
ama iki satır yazıyı bana çok görüyorsunuz..... yok illaki abbul efendi EDİT diyorsunuz anlamadımki?
Sn. kaancan bu tarz bir tartışmanın bizi bir yere vardıramayacağını düşünüyorum. Lütfen biraz daha özen.
Pervane
Yarı şaka yarı ciddi ''Kur'an hakkında ne bilirsiniz sizler'' derken sadece sizi kastetmedim, hepinizi kastettim.
İfadelerinize bakılırsa doğru da söylemişim. Güya inançlı biriyken meal okumaya başlamışsınız ve sizi ŞOKE eden ayetleri görünce hayal kırıklığına uğramışs, bir anda ALLAH, peygamber, cennet-cehennem hepsi anlamını kaybetmiş bir vaziyette hepsini reddetmiş ve kuşlar kadar özgür, pamuklar kadar bir hayata gözünüzü açmışsınız.
İyi de bu ayetleri bizzat okuyana kadar hiç mi birinden duymadınız, hiç mi bir yerde okumadınız? Dağbaşında yalnız mı yaşıyorsunuz siz? Ya da islamın adı sanı duyulmayan bir memlekette mi yaşıyorsunuz?
Bizi uğraştırmayın da gerçeği söyleyin. İnkar macerası sizde nasıl başladı?
Eğer hala dediklerinizde ısrar ediyorsanız ve ilk mesajda yazılan özelliklere sahip olduğunuz halde ''bütün kur'anı okudum ve bende olumlu bir etkiden ziyade ondan nefret etmemi sağladı'' diyorsanız, ben de kur'an sizde mucizesini gösterememiş der susarım.
Cennet-cehennem tasvirleri birer müjdeleme ve korkutma unsurlarıdır. Güzel sözden anlamayan insanlar belki işkence odalarından korkar da adam olurlar diye haklı olarak anlatılmış. Cehennemi kafaya takıyorsunuz da yüzlerce ayette anlatılan cennet tasvirlerini neden gözardı ediyorsunuz. Gerçi siz ordaki, gılman ve hurilere de kafayı takmış ve gidilecek bir yer olmadığına kanaat getirmişsnizdir.
Deist olmayı ateist olmaya göre bir üstünlük olarak görmüşsünüz. Bir yaratıcı var diyorda o Yaratıcı bizi ''saldım çayıra, mevlam kayıra'' şeklinde başıboş bıraktı diyorsanız hiç te ateistlerden dha tutarlı değilsiniz. Onlar en azından toptan reddederek vicdanlarını rahatlatmış oluyorlar. Sizin işiniz daha zor, kafayı yiyebilirsiniz düşünmekten, benden söylemesi:)
İnandığınız Tanrı sizi bildiği gibi yapsın:)
Demek sizi ŞOKE eden ayetler bunlar? Bunların içinde benim de bahsettiğim klasik konuları işleyen ayetler var, ki anlayabiliyorum. Ama bu birkaç konu dışında verdiğiniz öyle ayetler varki, onları kabul etmemek için, ya da bahane bulmak için, insanın resmen art niyetli olması gerekiyor.
Hele Bakara 40-122 ve Kehf 74, 80-81 ayetleri... Evlere şenlik doğrusu.
Kur'an sizde mucizesini neden gösterememiş şimdi anlaşılıyor. Adalet özelliğinizi kaybetmişsiniz çünkü. İnkar etmenize vesile olan OLAYIN gölgesinde okumuşsunuz BÜTÜN kur'anı.
Bakarada israiloğullarından bahsediyor uzun uzun, bizler de onların durumlarına düşmeyelim diye.
Kehfte hz. Musa ile salih kulun çıktığı gizemli bir yolculuk anlatılıyor. O salih kul Allah'ın olayları düzenlerken kullandığı bir aracı konumunda. Kendiliğinden yapmıyor ne yapıyorsa. Ama Musa anlayamıyor perdenin arkasında olup biteni...
Bu anlatılanlarda şok olunacak çok şey var doğru ama saçma olduklarından değil, bize hayatın anlamını öğrettiğinden dolayı...
sn.abdulKADİR;bu ayetleri meal okumadan önce, elbette en azından bazılarını birilerinden duydum,ama inanmak istemedim yalan söylüyorlar dedim ve belkide ya doğru söylüyorlarsa diyede hemen koşturup Türkçe meallerinden okumadım,çünkü inandığım dinimde şüphemi çekecek birşeyler olamazdı tek bir leke, tek bir pürüz,yznıt verilemez yada laf kalabalıklığı ile geçiştirilecek tek bir şey bile söz konusu değildi,ben çocukluğumdan beri büyüklerimin mükemmel ötesi din diye tanımladıkları bir dini şekillendirmiştim kafamda ve o nedenle karşıma geçipte kurandaki ayetlerin Türkçe karşılığı bu aslında o senin bildiğin gibi değil ,yada eksik dediklerinde bunlar düpedüz yalancı dedim ,ama merak etmeyede başlamıştım en son bir arkadaşımın babasıda benzer şeylerden bahsedince açtım okudum,nefret etmedim sizin deyiminizle, çünkü bunlar insan sözü karışmış şeyler diye düşündüm,evet büyük hayal kırıklığına uğradım,kendimi kandırılmış hissettim!ama gerçeklerden kaçmak zordu ve karşımda duranlarda bana zaten kendilerini anlatıyordu,buda ne dememe sebep olan şeyler kuranın özbe öz ayetleriydi!
önce insan sözü karıştığını düşündüğüm ayetler okudukça inandırıcılığını kaybetti gözümde,yok dedim bunlar Allah sözüde değil,olamaz!Allah bu kadar ayrımcı değildir,kadını ganimet olarak vermez,insanlarını köle yapmaz,bir ırkı başka ırklara yada insanlara üstün kılmaz,tuzak kurmaz!...
sevgili pervane abdulü sevdiğinizin farkındayım adamın beni sapıkmışım,ayyaşmışım gibi insanlara lanse etmesini doğal olarak karşılamanıza sevindim...
tarafsızlığınız gurur verici tek üzüldüğüm şey benim bütün yazımı silmemeniz keşke yazdığım yazının tarafsız bir şekilde hepsini editleseydiniz....
yöneticilik özelliğiniz bende güven uyandırdı;insanların tek taraflı olarak aşağılanmasına izin vermeniz taktire şayan....
tebrik ederim her üyeninde aşağılanmasına müsade etmeye devam etmenizi bütün kalbimle temenni ederim...
iyi çalışmalar
abdulKADİR
27-04-2009, 21:51
önce insan sözü karıştığını düşündüğüm ayetler okudukça inandırıcılığını kaybetti gözümde,yok dedim bunlar Allah sözüde değil,olamaz!Allah bu kadar ayrımcı değildir,kadını ganimet olarak vermez,insanlarını köle yapmaz,bir ırkı başka ırklara yada insanlara üstün kılmaz,tuzak kurmaz!...
insan sözü karıştığını düşündüğüm ... Düşünmek güzeldir, akletmek güzeldir. Ama vahyin inşa etmediği bir akılla düşünmeye başlamışsak, artık önüne geçmek zorlaşacaktır. Siz de bu sürece girmişsiniz vaktinde. ''Tek Yönlü Yol'' a giren o yolda devam edecektir mecburen.
O yüzden sizi anlıyorum. Samimi paylaşımlarınız için teşekkürler...
deistim dedim ,ama deistliği ateistlikten bir üstünlük olarak gördüğüm için belirtmedim(bir üstünlükmüş gibi belirttiğim şeklinde bir inanca nasıl kapıldınız bilemiyorum doğrusu ya neyse!),benim inandığım yaratıcı(aslında yaratıcı enerji)evet belki saldım çayıra diyordur ama mevlam kayıra demiyor!artık öyle çok düşündüğümde yok zaten siz beni merak etmeyin düşünerek kafayı sıyırma durumunda değilim, aksine eskidende nasıl biriysem şimdide öyle biriyim,elimden geldiğince iyi biri olarak sürdüreceğim hayatımı ve etrafımdaki insanlarla beraber yaşıyorsam onlar benim hayatıma etki ediyorsa benim hayatımda onlara etki edecek ve bu etkilerin hep olumlu yönde olması için elimden gelen çabayıda göstereceğim ve buda beni mutlu edecek ama bunun için bir dine inanmama gerek yok!
abdülKADİR,
İnanmak için mucizeye ihtiyacınız mı var? Herhalde cevabınız "hayır" olur.
Bizim de inanmamak için mucizelerin olmamasına ihtiyacımız yok. Bir kul sizi sözüne inandırmış, bizi inandıramamış ... olay bu kadar basit.
Mucizelerden bahis ile bizleri yola getiremezsin, ama aklı başında argümanlarla en azından kişi olarak saygı ve sevgimizi kazanabilirsin. Aynı şekilde bizler de seninkini ...
A.
sn.abdulKADİR;sormıyayım diyordum ama dayanamadım,şu kehf suresi ile ilgili olarak ;sizce bu salih kulun o küçük çocuğu henüz işlemediği suç yada suçlar nedeni ile öldürmesi normal midir?(Allahın izni ile olursa bu vardır bir hikmeti mi olur yani?)
şöyle söyleyim;bisex demek cins ayrımı yapmamak değil yeri geldiğinde kurandada dendiği gibi ölmeyecek kadar diğer koşullarıda değerlendirmek şeklinde açıklayabiliriz...
napalım yanlışlıkla sakat bir mekana düştün kadın,cariye,huri,dişi sinek bile yok farzet sevgili abdul...
bu gibi durumlarda abaza kalmamak için seçilen metod diyelim....
yada cennete gitmeden inci tanesi gibi hiç yaşlanmayan yeşil ince ipekli gılmanlardan dünya gözüyle faydalanmak diyebiliriz....;)
koskoca Allah o küçük çocuğu öldürteceğine, iyi yönde kaderini değiştirseydi ya!herşeye gücü yeter ol!demesi ile,değil mi?
hele o kehf suresindeki hikaye, babaannem ben çocukken anlatırdı ama ben kuranda olduğunu bilmiyordum sadece hikaye gözü ile bakardımda, kuranda aynen geçtiğini görünce şaşırdım, hemde o küçük çocuğun salih bir kul tarafından Allahın izni ile öldürülmesi olayının aynen olması çok ilginçti!
bak aklıma geldi;:))))))))
şu her yönden girilebilen tarla kavramının genişletilmiş hali de diyebiliriz....
yani benim gözümle bakarsan dağlar,tepeler bile gayet güzel tarla olabiliyor yeri gelince;ekersen bağ olur ekmessen dağ olurmuş.(bak buda mucize gibi bir şey...ama emek gerekiyor:P)
sevgiyle kal...
sevgili abdul sen şu futursuzca savunduğun akıl almaz düşüncelerin hesabını ver sonra bana saldırmaya devam edersin;ama mümkünse kafan ayıkken yaz sizde alkol haram ot helaldir;) az çok biliriz biz birbirimizi...
kaancanın korunmayan,sakınmayan ve zalim olan insan kriterleri:
-9 yaşında bir kız çocuğuyla ilişkiye girilebileceğine kendini inandırdıysan
-aldığınız evlatlığın karısıyla evlenmeyi kendinize yakıştırabiliyorsanız
-akraba evliliğini onaylıyor ve doğacak sakat çocuklar için allahın takdiri deyecek kadar meshebiniz genişse
-tek eşliliğe karşıysanız ve sınırsız sayıda kadınla cinselliği onurunuza yedirebiliyorsanız
-evlenmek istediğiniz kadının kızından hoşlanıp fikir değiştirebiliyorsanız
-melek,cin,şeytan,büyü,öcü ve böcü gibi çocukluk kahramanlarınıza hala inanıyorsanız
-allahın tahtının 8 melek tarafından taşındığına,israfil adlı meleğin doğa olayalarını yönettiğine inanabiliyorsanız
-güneşin kandil,ayında nur olduğuna dair nasaya rağmen iddalarınız varsa
-kısasa kısas fikrine,kan parası uygulamasına pozitif bakıyorsanız
-zinanın suç olduğuna ve cezasının kişinin sopalanarak yada taşlanarak öldürülmesi olduğuna mantığınız onay veriyorsa
-günün üç vakti mahrem gezmekten çekinmiyorsanız
-allahın haram ayları olduğuna inanabiliyorsanız
-sağ mubarek ve sol tarafın mekruh olduğuna inanmak gibi batıllarınız varsa
-yıllar önce ölmüş hiç tanımadığınız birine beddua etmek gibi zevkleriniz varsa
-yıldızların cinlere atılan ateşli taş taneleri olduğuna inanıyorsanız
-köleliği insan hakları beyannamesine rağmen kabullenebiliyorsanız
-öf be anne innmayın muhammede sözünü anneye babaya öf bile demeyecen şekline kadar kıvırabiliyorsan
-her heşi anlamak istediğin gibi anlayabiliyorsan hatta psikoloji bilmindeki olguları,rönesansı,mendel kanunlarını vs.. bile islama mal edebiliyorsan
-peygamberin eşleri için veya eşlerini sıraya sokabilmesi için yazılan ayetlerden kendi hayatında bir katmadeğer oluşturabiliyorsan
-bulduğunuz yerde,gördüğünüz yerde,tuttuğunuz yerde acımadan öldürün gibi ayetleri olumlu buluyorsanız
-allahı isanların kalp,göz ve kulaklarına mühür vurup, dilediğini doğru yola dilediğinide kötü yola sevketip,içini insanlarla doldurmak için ateşli kazanlar kaynatan sadist bir kişilik olarak kabul ediyorsan
-zebani,gılman,vildan ve huri gibi varlıklara hatta ölümden sonra sexe inanıyorsanız;forever sex diyebiliyorsanız(andropoz ve menapoza rağmen)
-allahın peygambere salavat getirdiğine inanıyorsanız...(eşhedü en la muhammedin muhammedillah...)
-hala kadınları tarla olarak görüyorsanız ve tarlaya her yönden girebileceğinize inanıyorsanız ardından lut kavmini utanmadan suçlayabiliyorsanız
-hala kadınların dövülebileceğini savunuyorsanız
-allahın dünyada yasak ettiklerini ahirette serbest bırakacağına inanıyorsanız
-allahın öteki kitaplarını koruyamadığına veya kitaplarını koorumaktan aciz olduğuna inanıyorsanız
-allahın para karşılığı insanların taşın etrafında dönmelerini veya el sürmelerini emrettiğine inanıyorsanız
-allahın ayetlerini değiştirdiğine arasıra sözünden dönebildiğine inanıyorsanız
-allahın bildiki,gördükü şeklinde sonradan anladığına inanıyorsanız
-sırf arablar anlasın diye sterio arabça peygamber gönderdiğine inanıyorsanız
-saraylar gibi yanan,sarı develer gibi kıvılcımlar çıkaran üç çatallı gölgelere inanıyorsanız
-hayvanları keserek allahı mutlu ettiğinizi sanıyorsanız
-allahın geceleri dolaşıp hamile kadınların rahimlerine üflediğini düşünüyorsanız
-allahın insanlara tuzak kurmak için uğraştığını sanıyorsanız
-allahın kadın esirleri ganimet sandığını düşünüyorsanız
-allahın kullarına ve putlara(taş) meydan okuyacak kadar düşeceğine inanıyorsanız
-allahın kullarını aşağılık maymunlar,köpekler,ahmak vs gibi sözlerle aşağılayabileceğine mantığınız el veriyorsa...
mucizelere dikkat edin____
sevgili pervane abdulü sevdiğinizin farkındayım adamın beni sapıkmışım,ayyaşmışım gibi insanlara lanse etmesini doğal olarak karşılamanıza sevindim...
tarafsızlığınız gurur verici tek üzüldüğüm şey benim bütün yazımı silmemeniz keşke yazdığım yazının tarafsız bir şekilde hepsini editleseydiniz....
yöneticilik özelliğiniz bende güven uyandırdı;insanların tek taraflı olarak aşağılanmasına izin vermeniz taktire şayan....
tebrik ederim her üyeninde aşağılanmasına müsade etmeye devam etmenizi bütün kalbimle temenni ederim...
iyi çalışmalar
Sn. Kaancan sizin üyelik tarihiniz bir yıla yaklaşacak neredeyse ve de kıdemli üyemiz ünvanını taşıyorsunuz. 20 günlük bir üyenin hakkınızda sarfettikleri ile kimse sizi değerlendirmeyecektir.Haklısınız sn.Abdül de yazdıkları ile bir anda sevgi pırtrcığı olmamı sağladı.:( tartışırken neler sarfedildiğine dikkat etmek bu kadar zor mu?
Sn. kaancan, profil bilgileriniz bunlar konumuz bu da değil.
Üyelik tarihi: 09 Jun 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 619
aynı dili konuşamamak ne vahim bir durum! sitedeki diğer üyeler kendini uçurumdan attıklarında siz de atlamayı düşünüyormusunuz? Başkalarının kötü üsluba sahip olması sizin tarzınızı bozmanız için referans mı? Ben kaancan ile konuşuyorum ama o bana Abdül'ü örnek gösteriyor:)
Sn. Kaancan sizin üyelik tarihiniz bir yıla yaklaşacak neredeyse ve de kıdemli üyemiz ünvanını taşıyorsunuz. 20 günlük bir üyenin hakkınızda sarfettikleri ile kimse sizi değerlendirmeyecektir.Haklısınız sn.Abdül de yazdıkları ile bir anda sevgi pırtrcığı olmamı sağladı.:( tartışırken neler sarfedildiğine dikkat etmek bu kadar zor mu?
bir yılmı?
2009-2007=2 yıl
adamın size ve bana karşı ağzından salyalarak akarak sarfettiği hakaretleri görmekmek için kör yada ne olmak lazım?
son olarak abdulun fikirlere cevap vermek yerine neden kişisel saldırılara baş vurduğunuda anlamış değilim?
uyarma gereği hissetmiyormusunuz? yada abdulcum kaancanın bırak özel hayatınıda sorularına cvp ver demek gerçekten zor birşeymi?
abdulKADİR
28-04-2009, 01:26
elimden geldiğince iyi biri olarak sürdüreceğim hayatımı ve etrafımdaki insanlarla beraber yaşıyorsam onlar benim hayatıma etki ediyorsa benim hayatımda onlara etki edecek ve bu etkilerin hep olumlu yönde olması için elimden gelen çabayıda göstereceğim ve buda beni mutlu edecek ama bunun için bir dine inanmama gerek yok!
Mutluluk göreceli bir kavramdır birçok duygusal kavram gibi. Kimileri için mutlu sayılan bir hayat, başkaları için sıkıcı ve mutsuz bir hayat sayılabiliyor. Bu anlamda siz de kendi çapınızda bu dünyadayken mutlu olabilirsiniz belki. Ama dinlerin asıl mutluluk fonksiyonları ölümden sonraki hayat için gereklidir. ''Din günü'' denen bir günle karşılaşıp, yüce mahkemeye çıkacağına inanmayan bir insan bu hayatı dolu dolu yaşamaktan kaçınmayacaktır elbette. Ama ''ya varsa'' ihtimali uykularımızı kaçırmalı bence.
sn.abdulKADİR;sormıyayım diyordum ama dayanamadım,şu kehf suresi ile ilgili olarak ;sizce bu salih kulun o küçük çocuğu henüz işlemediği suç yada suçlar nedeni ile öldürmesi normal midir?(Allahın izni ile olursa bu vardır bir hikmeti mi olur yani?)
Allah'a ve O'nun takdirine inanan biri için evet öyledir. Çünkü bu duruma göre canları alan Azrail de Allah'ın bir kuludur ve kimini genç kimini yaşlı, kimini vakitli kimini vakitsiz öldürmektedir. Azraile kızmaya hakkımız nasıl yoksa ''salih kulun'' Allah'ın yönlendirmesiyle böyle bir cana kıyması elşetirilmemelidir.
koskoca Allah o küçük çocuğu öldürteceğine, iyi yönde kaderini değiştirseydi ya!herşeye gücü yeter ol!demesi ile,değil mi?
O çocuk konumunda milyonlarca çocuk var yeryüzünde.Aynı soruyu onlar için de sorabiliriz. İlerde inkarcı- ahlaksız olacağı Allah tarafından malum olan birçok çocuk hayatta kalıyor ve suç işliyorlar. Allah bunları neden iyi insanlara çevirmedi ya da çocukken canını almadı diyebiliriz. İmtihan sırrına inanmayanlar için bu soruların düşünülmesi bile mümkün değilken, inananlar için de abes sorulardır.
Sadece bu kıssadaki çocuğun kaderi iyi yönde değiştirilseydi diyorsanız, o takdirde Musa'ya ve bize nasıl bir ibret çıkarmak düşerdi? Hiçbir özel ders çıkaramazdık. Ama bu şekilde gerçekleşince, olayların bir görünen yüzü bir de perde arakası yönü olduğunu görüyoruz. Musa da, kıssayı okuyan inananıyla inanmayanıyla bizler de bu dersi çıkarıyoruz aslında. Masumiyet perdesinin arkasında gizli olan gelecek, Allah'ın göstermesiyle o kula açılıyor ve olacaklardan korkuyor. Korktuklarının başa gelmemesi için çocuğun ölmesi kaçınılmaz oluyor.
Ayrıca o çocuğun küçükken ölmesi o çocuk için de bir rahmet oluyor aslında.
Salih kul, gemiyi delme olayında ''ben onu kusurlu yapmak istedim'' diyerek fiili kendine malediyor. Çocuğun öldürülmesinde ise ''korktuk'' ve '' istedik'' diyerek ''Biz''li konuşmakta, kendiliğnden yapmadığını vurgulamaktadır.
Salih kul yaptığı herşeyi yüksek bir gerçeklik bilincinin, yani onun eşyenın dış görünüşünün ötesindeki gerçeklikle temasını sağlayan ve onu Rabb'ıyla ünsiyet içinde tutan ve Allah'ın akıl erdirilmez planının ''bilinçli'' bir parçası haline sokan, derinliğine kavrayış ve sezginin sevkiyle yapmıştır. Ona ''masumiyet maskesinin'' ardındaki gerçek gösterilmiş, ''kuzu postuna bürünen kurt'' haber verilmiştir. Ve böylece bu somut beşeri eylem ''biz'' ifadesi ile Allah'ın istek ve iradesinin bir sonucu olarak noktalanmıştır. Burada salih kulun sorumluluğu, Azrail'in görev ve sorumluluğundan farklı değildir.
hele o kehf suresindeki hikaye, babaannem ben çocukken anlatırdı ama ben kuranda olduğunu bilmiyordum sadece hikaye gözü ile bakardımda, kuranda aynen geçtiğini görünce şaşırdım, hemde o küçük çocuğun salih bir kul tarafından Allahın izni ile öldürülmesi olayının aynen olması çok ilginçti!
Babaannenize layık bir torun olamamışsınız anlaşılan:)
Öyle sanıyorum ki, onca malumat kirliliği ile dolan bu beyinlerimizle hesap gününe çıktığımızda, ''keşke nenemin-dedemin imanıyla ölseydim'' diyecek çoğumuz.
abdulKADİR
28-04-2009, 01:35
abdülKADİR,
İnanmak için mucizeye ihtiyacınız mı var? Herhalde cevabınız "hayır" olur.
Bizim de inanmamak için mucizelerin olmamasına ihtiyacımız yok. Bir kul sizi sözüne inandırmış, bizi inandıramamış ... olay bu kadar basit.
Mucizelerden bahis ile bizleri yola getiremezsin, ama aklı başında argümanlarla en azından kişi olarak saygı ve sevgimizi kazanabilirsin. Aynı şekilde bizler de seninkini ...
A.
Kalpler Allah'ın elindedir arkadaşım.Bunun bilincindeyim. O yüzden hedefim sizleri yola getirmek falan değil. Ama yazdıklarımın yola geleceklere ışık tutabileceğini de biliyorum. Yani ne ''ben başarırım'' ukelalığındayım, ne de ''boşa vakit geçirmiş olduğum'' anlayışındayım.
Dediğin gibi karşılıklı insani diyalogtur asıl olan.
sn.abdulKADİR;İyide diğer çocuklar kutsal ve Allahtan geldiğine inanılan bir kitaba konu değiller, konu olansa bu salih kişi tarafından henüz işlemediği suç için öldürülen bu çocuk,dolayısı ile Allahın bu çocuktan korkması ve onu öldürterek ortadan kaldırması yerine ,madem doğru yola iletmesini beklemek yanlış birşey olmaz herhalde ,sonuçta kaderleri yazan çizen güç kudret sahibi Allahın elinde değil mi herşey!bunu kolayca yapabilirse neden yapmamış!Birtek kıssadan hisse için mi öldürüldü yani bu çocuk!oysa Musada zamanında adam öldürmüş biri değilmiydi ki?ama o affa uğrar ve peygamberlik yaparken bu çocuk Musa ve diğerleri kıssadan hisse alsın diye öldürüldü diyorsunuz yani!
ayrıca babaanneme layık bir torun olamadığıma nasıl birden karar verdiniz,ilginç yani,baya önyargılısınız sanırım!
abdulKADİR
28-04-2009, 02:16
sn.abdulKADİR;İyide diğer çocuklar kutsal ve Allahtan geldiğine inanılan bir kitaba konu değiller, konu olansa bu salih kişi tarafından henüz işlemediği suç için öldürülen bu çocuk,dolayısı ile Allahın bu çocuktan korkması ve onu öldürterek ortadan kaldırması yerine ,madem doğru yola iletmesini beklemek yanlış birşey olmaz herhalde ,sonuçta kaderleri yazan çizen güç kudret sahibi Allahın elinde değil mi herşey!bunu kolayca yapabilirse neden yapmamış!Birtek kıssadan hisse için mi öldürüldü yani bu çocuk!oysa Musada zamanında adam öldürmüş biri değilmiydi ki?ama o affa uğrar ve peygamberlik yaparken bu çocuk Musa ve diğerleri kıssadan hisse alsın diye öldürüldü diyorsunuz yani!
Sayın nehir,
bakın herşeyden önce yanlış bir ''kader'' anlayışınız olduğu ortada. Bu kıssa da bize gösterdiği gibi Allah kula rağmen kader belirlemiyor. Kul tercih ediyor Allah ta kolaylaştırıyor. Dediğiniz gibi öldürmek yerine doğru yola sokmak Allah'ın zorlaması olurdu. O çocuk istemiyorki iman etmeyi, tıpkı sizin gibi:) Mü'min anne-baba adına endişe ediliyor ve daha çocukken öldürülmüş oluyor.
Zaten eceller sabit değil midir? O çocuğun eceli de o anmış, ve o salih kul buna vesile olmuş.
bide merak ettim; Allah o çocuğu bu salih kişiye öldürtmekle ne gibi bir kıssadan hisse veriyor da Musa ve bizler ibret alıyoruz acaba, söyler misiniz lütfen?
saygılar...
abdulKADİR
28-04-2009, 02:18
ayrıca babaanneme layık bir torun olamadığıma nasıl birden karar verdiniz,ilginç yani,baya önyargılısınız sanırım!
(bunu sizin kötü biri olduğunuz manasında söylemedim, yanlış anlaşılmayayım)
Baksanıza, o sizi kur'an kıssalarıyla büyütmüş, ama siz ne yapmışsınız?
Babaannenize layık bir torun olamamışsınız anlaşılan:)
Öyle sanıyorum ki, onca malumat kirliliği ile dolan bu beyinlerimizle hesap gününe çıktığımızda, ''keşke nenemin-dedemin imanıyla ölseydim'' diyecek çoğumuz.
İşte işin sırrı bu aslında.Hiç işleri fazla kurcalamadan, sormadan, soruşturmadan anlatılanlara inanmak ve uygulamak.Bu din niye bizim gibi ülkelerde hala çok güçlü?Hala ninemizin anlattıklarını mutlak doğru sananlar var.Tamam onlar anlatsın, ders de çıkaralım vs. ama bunları uygulamadığımız için hayırsız evlat mı olunuyor?Anlatılanlar saçma gelse de olsun bu işlere akıl ermez mi demek gerekiyor anlamıyorum.Eğer bana akıl verdiyse sonuçlarına katlanacak Allah ta.Kayıtsız şartsız kendisine ibadet edecek varlıklar istediyse bu aklı yaratmayacaktı iş bu kadar basit.Ve bundan dolayı da hesaba çekme ve sonunda inanmayanları yakma hiç de adil değil.
abdulKADİR
28-04-2009, 02:30
bide merak ettim; Allah o çocuğu bu salih kişiye öldürtmekle ne gibi bir kıssadan hisse veriyor da Musa ve bizler ibret alıyoruz acaba, söyler misiniz lütfen?
saygılar...
Hz. Musa zahire göre hüküm veren bir peygamberdir. Salih kul(Hızır diyelim) ise olayların arkasındaki hikmeti görebilen, gayb perdesinin kendisine açıldığı bir evliyadır. Onun yaptığı 3 işe de itiraz etmiştir hz. Musa. Çünkü hep buzdağının görünen kısmına bakmıştır.
Hızır'ın sonunda yaptığı açıklamalar bize, başımıza gelenler karşısında hemen acele karar vermememiz gerektiğini, işin sonunu bekleyerek bir değerlendirme yapmamızı öğretiyor.
Düşünsenize, küçük bir trafik kazası geçiriyorsunuz ve arabanız kullanılamaz oluyor. Siz hafif yarlaanıyorsunuz, ama arabadan dolayı çok üzgünsünüz. Vah-tuh çekiyorsnuz. Hastanede tedavi olurken size erken kanser teşhisi konuyor ve kanserden kurtulma şansınızın çok yüksek olduğu söyleniyor. Şimdide başlıyorsunuz kaza geçirdiğiniz için şükretmeye. Bunun gibi....
Musa bir adamı öldürmüştü MIsırda ve apar topar kaçmıştı. Perişen bir şekilde kendini Medyene zor attı. Ama o cinayet, o kaçış Büyük Peygamber Musa'yı çıkardı ve Firavunun sonunu getirdi.
abdulKADİR
28-04-2009, 02:40
İşte işin sırrı bu aslında.Hiç işleri fazla kurcalamadan, sormadan, soruşturmadan anlatılanlara inanmak ve uygulamak.Bu din niye bizim gibi ülkelerde hala çok güçlü?Hala ninemizin anlattıklarını mutlak doğru sananlar var.Tamam onlar anlatsın, ders de çıkaralım vs. ama bunları uygulamadığımız için hayırsız evlat mı olunuyor?Anlatılanlar saçma gelse de olsun bu işlere akıl ermez mi demek gerekiyor anlamıyorum.Eğer bana akıl verdiyse sonuçlarına katlanacak Allah ta.Kayıtsız şartsız kendisine ibadet edecek varlıklar istediyse bu aklı yaratmayacaktı iş bu kadar basit.Ve bundan dolayı da hesaba çekme ve sonunda inanmayanları yakma hiç de adil değil.
Tamam, mesajınız Allah tarafından alınmıştır...
Sadece şu forumdaki inançsızlık farklarına bakarsanız ne denmek istendiğini anlarsınız. Hepsi aklın yol göstermesiyle bunları buldular ama hepsinin yanlış olma olasılığı çok fazla. Hangi akılla neyi bulmayı umuyorsunuz. Aklı vahyin klavuzluğunda işletirseniz doğruya ulaşma şansınız olur. Bu ise aklı sınırlandırmayı gerektirir. Sınırlamadığınız bir akılla sınırlı bir inanca ya da inançsızlığa ulaşmak mümkün müdür?
"Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk." Kehf-80
Hızrın (daha) günah işlememiş ve sadece bu potansiyeli taşıdığı için bir çocuğun canına kıymasındaki hikmete bakın. Allah onun ailesini inkara sürüklemesinden korkmuşmuş.
O halde Allah başladığı işi yarım bırakmasın. Bütün potansiyel suçluları Azraile yada Hızıra havale etsin. Olsun bitsin :)
O zaman nerede kaldı şu ayetin hükmü ?
O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı Mülk-2
salih kul mu görüyor çocuğun masumiyeti altındaki geleceği,iyide eğer öyle isede sadece o bu geleceği görmüş oluyor ,ama gelecek Allahın elinde değil mi?, değiştirebilirdi ve kuranada böyle geçerdi(böylecede sizde ,''o çocuk gibi milyonlarca çocuk var yeryüzünde,ilerde inkarcı ve ahlaksız olacağı Allah tarafından malum olan birçok çocuk hayatta kalıyor ve suç işliyorlar.Allah bunları neden iyi insanlara çevirmedi yada çocukken canını almadı diyebiliriz.imtihan sırrına inanmayanlar için bu soruların düşünülmesi bile mümkün değilken,inananlar için de abes sorulardır''.Şeklinde cümleler kurmanız gerekmezdi.) yine bir ders varsa aynı şekilde alınırdı,zaten o henüz gerçekleşmemiş geleceği sadece o kul görüyor,o dönemde yaşayan tüm insanlar canlı yayına bağlanıp full ekran izlemiyor yani, ki herkez hemen bu dersi çıkarsın (derste ne; eğer gelecekte böyle şeyler yaparsanız ,henüz yapmadınız ama muhtemelende olsa yaparsanız ,çocukken öldürülmeyi hakedersiniz mi?Allah bile bu kaçınılmaz sonu değiştiremez mi?ne?)zaten bütün insanlara bu şekilde ,o bahsi geçen çocuğun muhtemel gelecek versiyonu gösterilip ,üstünede çocuk öldürülmeden birşeyler değiştirilse asıl muhteşem mucize olurdu yani, ama olmamış olamamış elden gelen bu herhalde!
sn.abdulKADİR;( salih kula sanırım),ona,''masumiyet maskesinin'' ardındaki gerçek gösterilmiş (birde şu küçük çocuk için herhalde bu deyim) ''kuzu postuna bürünen kurt''haber verilmiştir.demişsiniz ya ,iyide bu çocuğu Allah yaratmadı mı? ona bu postuda o giydirmiştir o zaman,böyle ''kuzu postuna bürünen kurt'' gibi bir deyimle süsleyince sanki Allah bu çocuğu yaratmamışta o bambaşka bir oluşummuş gibi anlaşılmıyor mu?sanki onu başka bir Allah yaratmış gibi!birde kuzu postuna bürünen kurt bile olsa öldürtmeyip ilerde kendini düzeltmesi için fırsatlar verseydi en azından ve bu fırsatları değerlendirip değerlendirmeyeceğine baksaydı ya,bu şekildede kurana geçseydi alınacak ders varsa yine alınırdı ve Allahta insan iradesine karışmadan(yada daha az karışarak) bu işi halletmiş olurdu ve yine bir cüz'i iradeden söz edebilirdik,ve eğer ki çocuğun ölümü çocuk için rahmet oldu diyorsanızda iyide, o çocuk niye sınavı tamamlamadı ?sınavdayız ya!,sınavın başında sınav salonundan çıktı?onun ayrıcalığı ne?,yada diğer insanların suçu ne de sınav bir türlü bitmiyor? herşeye sınavda ondan deniyor?bu sorularda sorulabilir çünkü bu çocuk her kimse kuranda hikaye edilmiş,kutsal ve Allah sözü olduğuna inanılan bir kitapta üstelik!
saygılar...
Siz suçlama yapmadan başlayamaz mısınız söze?
Suçlamayla başlamaktaki amacınız kendinize gaz vermek ve bu hızla bütün kininizi kusmak mıdır? Sahi, bu durumun psikolojideki adı nedir?
.
Bu kin kusmak ve suçlamak değil..Günah çıkartır gibi elime sağlam doneler verirseniz bunlara da katlanacaksınız..
Çözülürseniz,çözümlenirsiniz..
Herşeyden önce sizin bana bir ÖZÜR borcunuz var. Başka bir topicte bunu hatırlattım size ama üstüne yattınız. Sadece adı var kendi yok ''ateist erdeminizi'' bir gösterin bakalım.
Beni önce ''pedofillikle'' suçlayıp sonra ''sizi tanımadığım için pedofil olmadığınızı söyleyemem'' diye çark ettiniz. ''Çamur at izi kalsın'' mağduru olmak istemem.
Rencide olmamanız için konuyu kapatmıştım..Ama nezaketimi suistimal ederek, bunu geri adım olarak algılar,üzerime gelmeye çalışırsanız, hiç te iyi yapmazsınız...O size yazılmış bir üstü kapalı uyarı yazısıydı.Ateist erdem ,sapkın düşünce savunanlardan özür dilemez..Kabahatiniz büyük olduğundan özür yok..Bunu aklınızdan bile geçirmeyin ve "sadece dinimi savunma amaçlı söylemiştim "diyerek siz özür dileyin..Etik bunu gerektirir..
Çamuru ben size atmadım siz kendi kendinize attınız, farkına varın..Ben de size kendinize ne kadar kötü çamur attığınızı hatırlattım o kadar..Bunu anlayamamış olamazsınız..
Yüzlerce yıldır uygulanan islam şeriati 80 yıldır yürürlükten kalktı diye normal olan medeni hukuk, anormal olan şeriat oldu, öyle mi? Sevsinler sizin aklınızı.
Daha düne kadar yüzkızartıcı sapkınlık olan eşcinsellik, evlilik dışı birliktelikler siz muhterem(!) ateistelerimiz doğal karşılıyor diye normal olacak ama bizler bunları eliştirdiğimizde ve Allah'ın izin verdiklerine sahip çıktığımızda anormal olan bizler olacağız, öyle mi???
İşte bahsettiğiniz dejenerasyonu siz bizzat gerçekleştirmiş olarak müslüman halkın karşısında duruyorsunuz. Biz sahih geleneğin devamıyız, bu geleneğin dışına çıkanlardır dejenere olanlar
Eşcinsellik,kadının yasaklandığı şeriat hükümlerinin uygulandığı sistemlerde de fazlaca yaygındır ..Siz hiç kuran kurslarında ırzına geçilen erkek çocuklarıyla ilgili haberler falan izlememiş veya böyle vakaları anlatanları duymamışsınız anlaşılan..
Şeriatla yönetilen fazla ülke yok zannettiğiniz şekilde, olanlarda yok edilmeye çalışılıyor ve tehtid kabul ediliyorlar..Öyle bir yönetim sistememi mi olur yahu..Allah ile aranıza giren sistemi Kuran bile kabul etmiyor..Ne demiş Muhammede Allah,"sen onların başına bekçi değilsin".İşin sadece tebliğden ibaret..
Yok ben çok beğeniyorum diyorsanız ,İrana gideceksiniz..
Aklı vahyin klavuzluğunda işletirseniz doğruya ulaşma şansınız olur. Bu ise aklı sınırlandırmayı gerektirir.
Ben sınırlayamam kusura bakmasın.Sınırlayanların da fazla sınırlamasına gerek yok aslında anlıyor musun...
Sevgili abdulkadir
Allah Nahl 93 te ;
Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Nisa 78 de de ;
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Deyip. Kötülüğünde kendisinden olduğunu, istediği kişiyide doğru yoldan saptırcağını söylüyor buna rağmen insanları kötülüğe sürükleyecek diye korktuk diyor ve onu öldürttüyor.
Kendisi değil miydi o çocuğu yoldan saptıracak olan kötülük işlettirecek olan?
Düşünsenize, küçük bir trafik kazası geçiriyorsunuz ve arabanız kullanılamaz oluyor. Siz hafif yarlaanıyorsunuz, ama arabadan dolayı çok üzgünsünüz. Vah-tuh çekiyorsnuz. Hastanede tedavi olurken size erken kanser teşhisi konuyor ve kanserden kurtulma şansınızın çok yüksek olduğu söyleniyor. Şimdide başlıyorsunuz kaza geçirdiğiniz için şükretmeye. Bunun gibi....
Şimdi Fanatik bir müslüman çıkıp yüzlerce yahudi çocuğunu öldürse ve deseki O çocuklar büyüyünce israil ordusuna girip müslümanlara bomba atacaktı kötülük yapacaktı bu yüzden onları öldürdüm dese ne olacak? Sevap mı işlemiş olacak? Filistinliler bunun için şükretmesi mi gerekiyor?
abdulKADİR
28-04-2009, 17:50
O halde Allah başladığı işi yarım bırakmasın. Bütün potansiyel suçluları Azraile yada Hızıra havale etsin. Olsun bitsin :)
O zaman nerede kaldı şu ayetin hükmü ?
O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı Mülk-2
Merak etmeyin, öyle bir zaman da gelecek. Bütün potansiyel ve aktif suçlulaların kökünün kazınacağı gün yani:) ''Son saat'' diye bir şey duymuşsunuzdur kesin.
Nuh kavmi nasıl kökten kazındı birkaç iman eden dışında? Hem de çoluk çocuk demeden. İşte onlar potansiyel ve aktif suçlulardı. (Şimdilik Mülk 2'nin gereği yaşanıyor.)
Ama Hızır olayında istisnai bir durum vardır. Nasıl ki öldükten sonra bazılarının diriltilip tekrar yaşamalarına izin verilmiştir, bu da onlar gibidir. Hz. İsa Lazarus'u dirlitti ve yaşamaya devam etti. Şimdi, hz. İsa niye diğer ölüleri diriltmedi diye itiraz etmek ne kadar tutarlı olur. Gerçi siz buna da itiraz edersiniz ya, neyse :)
Nuh kavmi nasıl kökten kazındı birkaç iman eden dışında? Hem de çoluk çocuk demeden. İşte onlar potansiyel ve aktif suçlulardı.
Çocukların suçu ?
Sayın nehir,
bakın herşeyden önce yanlış bir ''kader'' anlayışınız olduğu ortada. Bu kıssa da bize gösterdiği gibi Allah kula rağmen kader belirlemiyor. Kul tercih ediyor Allah ta kolaylaştırıyor. Dediğiniz gibi öldürmek yerine doğru yola sokmak Allah'ın zorlaması olurdu. O çocuk istemiyorki iman etmeyi, tıpkı sizin gibi:) Mü'min anne-baba adına endişe ediliyor ve daha çocukken öldürülmüş oluyor.
Zaten eceller sabit değil midir? O çocuğun eceli de o anmış, ve o salih kul buna vesile olmuş.sn.abdulKADİR;''O çocuk istemiyor ki iman etmeyi''demişsiniz,burda küçük bir çocuk konu ediliyor iman etmeyi istememesi diye birşey söz konusu bile olamaz,çünkü sizinde bildiğiniz gibi küçük bir çocuğun düşüncelerini şekillendiren ilk bilgiler ailesinden yani başta anne ve babası olmak üzere eğer birlikte yaşıyorlarsa nine ve dedelerinden gelir,ve alınan bu bilgileri küçük yaştaki çocuk sansürleyemez olduğu gibi doğru kabul eder,bilgiler kendisine yalan söylemiyeceklerini düşündüğü o çok sevdiği büyüklerinden geliyordur çünkü,onlarada kendi büyükleri aktarmıştır buna dini bilgilerde dahildir ve genel olarak durum hemen her ailede böyledir,dolayısı ile lafı fazla uzatmadan şunu demek istiyorum,küçük yaştaki bu çocuğun iman etmeyi istememesi şeklinde bir yargı yanlış olur ve bu yargıya o salih kulda varmış derseniz salih kuldada hata var derim ben size,bunu siz de farketmeliydiniz ki'' o küçük çocuk iman etmeyi istemiyor'' dememeliydiniz,bana gelince ben küçük bir çocuk değilim, şu an 25 yaşındayım ve küçük bir çocukken bana büyüklerimin anlattığı,öğretmeye çalıştığı herşeyi,buna dini bilgilerde dahil doğru kabul ederek olduğu gibi aldım,iman etmeyi istemiyorum diye inat ettiğimi hiç hatırlamıyorum ben, bu dini konulardaki bilgileri maalesef 23 yaşında sorgulamaya başladım,maalesef diyorum çünkü geç bile kaldığıma inanıyorum,çocukken mümkün olmazdı sorgulamam ama 18 yaş civarı sorgulamaya başlamayı tercih ederdim!neyse demek istediğim küçük bir çocuk iman etmeyi istemiyorum demez ve bunu düşünmez bile ve burdaki küçük yaştaki kulun tercihinde(iman etmeyi istemiyorum diyemiyeceğine göre!) bu kulun kaderini Allah neye göre belirlemiş olup, kolaylaştırıyor ? yoksa Allah kula rağmen kader belirleyip akıl baliğ olmamış çocukları bile ,kendileri tercih yapacak konuma gelmeden kendi bildiği gibi mi davranıyor ne dersiniz?
saygılar...
abdulKADİR
28-04-2009, 22:07
Çocukların suçu ?
Çocukların suçu yok tabi ki. Her doğan çocuk günahsız doğar ve ergenliğe kadar da sorumlu değildir islam inancına göre, biliyorsunuz.
Lut kavminin, nuh kavminin ve diğer helak edilen kavimlerin toptan yok edilmeleri, yine Kehf suresindeki hikmete binaendir. Yani o sapkın toplumların çocukları da büyüdükleri takdirde atalarının yolunda olacaklardır.
Öyle olmasa bile çocuklar günahsız olarak öldüklerinden, bu ölüm onlar için cezadan çok mükafat niteliğindedir.
Çocukların suçu ?
Potansiyel günahkâr. :(
abdulKADİR
28-04-2009, 22:25
Sevgili abdulkadir
Allah Nahl 93 te ;
Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Nisa 78 de de ;
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Deyip. Kötülüğünde kendisinden olduğunu, istediği kişiyide doğru yoldan saptırcağını söylüyor buna rağmen insanları kötülüğe sürükleyecek diye korktuk diyor ve onu öldürttüyor.
Kendisi değil miydi o çocuğu yoldan saptıracak olan kötülük işlettirecek olan?
Şimdi Fanatik bir müslüman çıkıp yüzlerce yahudi çocuğunu öldürse ve deseki O çocuklar büyüyünce israil ordusuna girip müslümanlara bomba atacaktı kötülük yapacaktı bu yüzden onları öldürdüm dese ne olacak? Sevap mı işlemiş olacak? Filistinliler bunun için şükretmesi mi gerekiyor?
Sayın Ki-Adi,
sizin ortaya attığınız konu öyle iki ayetle üzerinde konuşup anlaşacağımız bir konu değil. Allah'ın dilemesi ve kader konuları, islam dini içinde farklı mezheplerin doğmasına sebep olmuş temel bir meseledir. Sizin savunduğunuz fikir ise bu mezheplerden Kaderiyye ve Cebriyye mezheplerinin görüşüdür. Onlar konuya sizin gibi inkarcı bir boyuttan yaklaşmıyorlar tabi. Tam teslimiyet boyutundan yaklaşıyorlar.
''Kul, kendisi için çizilen kaderi, belirlenen hayatı yaşar, kulun seçme hürriyeti yoktur'' derler.
Bu konudaki ayetleri bir bütün olarak ele aldığımızda ve bu durumda ceza ve mükafatın da adil olmayacağını düşündüğümüzde bu fikrilerin yanlış olduğu sonucunu çıkarırız.
Kıssadaki çocuk tamamen özgür iradesiyle o yolu seçecekti, Allah'ın zorlamasıyla değil. Mü'min anne-baba ise bundan zarar göreceklerdi. Onların imanları hürmetine çocuk öldürülmüş, ve salihlerden olacak bir çocuk verilmiştir.
Allah kalpleri mühürler, sapmak isteyeni saptırır ama kul ister bunları, Allah ta yerine getirir.
Verdiğiniz misalde, hiçbir müslüman yahudilerin gelecekte nasıl bir insan olacağını bilemez. Peygamberler bile bilemez, Allah'ın bildirmesi hariç. Şeriatlere göre insanın kafir olması bir ölüm sebebi değildir zaten. Savşmayan gayri müslümlerin öldürülmesi helal değildir.
Kıssada konu edilen durum, şer'i bir durum ve bunu uygulayan da basit bir müslüman değil. Musa gibi Zahir ilmine sahip Büyük Peygamberlerden birine Batın ilmine sahip bir Allah dostunun olayların içyüzünü gösterme dersidir.
Kıssadaki çocuk tamamen özgür iradesiyle o yolu seçecekti, Allah'ın zorlamasıyla değil. Mü'min anne-baba ise bundan zarar göreceklerdi. Onların imanları hürmetine çocuk öldürülmüş, ve salihlerden olacak bir çocuk verilmiştir.
Allah kalpleri mühürler, sapmak isteyeni saptırır ama kul ister bunları, Allah ta yerine getirir.
abdülKADİR,
Bu dediklerini anlamak için inan kendimi zorluyorum ama olmuyor.
Kadere inanmak islamın şartı değil mi? Madem öyle çocuğun özgür iradesi nereden çıkıyor? Madem Allah zorlamıyor niye her kulun bir kaderi var? Çocuğun öldürülmesi özgür iradenin olmamasına işaret değil mi - mümin anne-baba zarar görecekti? Madem durum bu, bu Allah'ın zorlaması değil de nedir?
Allah her isteyenin istediğini yapıyor mu? Madem kader var, istemeye ne gerek var, zaten olacak o iş, Allah bunu bilmiyor mu?
A.
Yani o sapkın toplumların çocukları da büyüdükleri takdirde atalarının yolunda olacaklardır. Allah'ın çocuklarla ne alıp veremediği var anlayamadım,dilediğini saptırır,dilediğini doğru yola iletir ? yapamazmıydı ?
Bir bebenin ölümü nasıl olur mükafatla açıklanabilir..?
Nedir mükafat cennette fink atmakmı?
Hayatın anlamı nedir hocam ?
Çocukların suçu yok tabi ki. Her doğan çocuk günahsız doğar ve ergenliğe kadar da sorumlu değildir islam inancına göre, biliyorsunuz.
Lut kavminin, nuh kavminin ve diğer helak edilen kavimlerin toptan yok edilmeleri, yine Kehf suresindeki hikmete binaendir. Yani o sapkın toplumların çocukları da büyüdükleri takdirde atalarının yolunda olacaklardır.
Öyle olmasa bile çocuklar günahsız olarak öldüklerinden, bu öalüm onlar için cezadan çok mükafat niteliğindedir.bu nasıl bir mükafat sn.abdulKADİR!hiç aklınıza gelmiyor mu ki; bu helak edilen kavimler için gönderilmiş peygamberler ve onların aileleri böylesine bir yokedilişten kurtarılırken pekçok masum çocukta aileleriyle beraber yokediliyor,başka çözümler yok muydu?uğraşmak mı gerektiği için en kestirme yol seçildi ve toptan yoket gitsini mi tercih etti Allah?mükafat dersin olur biter midir yani!
saygılar...
Sayın Ki-Adi,
sizin ortaya attığınız konu öyle iki ayetle üzerinde konuşup anlaşacağımız bir konu değil. Allah'ın dilemesi ve kader konuları, islam dini içinde farklı mezheplerin doğmasına sebep olmuş temel bir meseledir. Sizin savunduğunuz fikir ise bu mezheplerden Kaderiyye ve Cebriyye mezheplerinin görüşüdür. Onlar konuya sizin gibi inkarcı bir boyuttan yaklaşmıyorlar tabi. Tam teslimiyet boyutundan yaklaşıyorlar.
''Kul, kendisi için çizilen kaderi, belirlenen hayatı yaşar, kulun seçme hürriyeti yoktur'' derler.
Bu konudaki ayetleri bir bütün olarak ele aldığımızda ve bu durumda ceza ve mükafatın da adil olmayacağını düşündüğümüzde bu fikrilerin yanlış olduğu sonucunu çıkarırız.
Kıssadaki çocuk tamamen özgür iradesiyle o yolu seçecekti, Allah'ın zorlamasıyla değil. Mü'min anne-baba ise bundan zarar göreceklerdi. Onların imanları hürmetine çocuk öldürülmüş, ve salihlerden olacak bir çocuk verilmiştir.
Allah kalpleri mühürler, sapmak isteyeni saptırır ama kul ister bunları, Allah ta yerine getirir.
Verdiğiniz misalde, hiçbir müslüman yahudilerin gelecekte nasıl bir insan olacağını bilemez. Peygamberler bile bilemez, Allah'ın bildirmesi hariç. Şeriatlere göre insanın kafir olması bir ölüm sebebi değildir zaten. Savşmayan gayri müslümlerin öldürülmesi helal değildir.
Kıssada konu edilen durum, şer'i bir durum ve bunu uygulayan da basit bir müslüman değil. Musa gibi Zahir ilmine sahip Büyük Peygamberlerden birine Batın ilmine sahip bir Allah dostunun olayların içyüzünü gösterme dersidir.
Sevgili Abdulkadir
Çocuk özgür iradesi ile seçecekti diyorsun ama ayetler açıkça söylüyor Kötülük Allahtandır, Allah istediğini yoldan saptırır istediğini doğru yola sokar diye. Allah çocuğu doğru yola sokmayı dilememiş nedense en iyisi ben bunu öldüreyim demiş. Yoksa Allah o çocuğu doğru yola sokacak güçü yok mu?
abdulKADİR
28-04-2009, 23:11
abdülKADİR,
Bu dediklerini anlamak için inan kendimi zorluyorum ama olmuyor.
Kadere inanmak islamın şartı değil mi? Madem öyle çocuğun özgür iradesi nereden çıkıyor? Madem Allah zorlamıyor niye her kulun bir kaderi var? Çocuğun öldürülmesi özgür iradenin olmamasına işaret değil mi - mümin anne-baba zarar görecekti? Madem durum bu, bu Allah'ın zorlaması değil de nedir?
Allah her isteyenin istediğini yapıyor mu? Madem kader var, istemeye ne gerek var, zaten olacak o iş, Allah bunu bilmiyor mu?
A.
Kadere inanmak doğrudan islamın şartı değildir. İmanın şartı diyecektin sanırım ama imanın şartı da değil. İşte kader tartışmalarının ayyuka çıktığı dönemlerde, insanları yanlış kader inancından korumak için diğer 5 şarta eklenmiştir.
Kader, Allah'ın takdir etmesi, sistemi belirli bir düzene göre işletmesidir. Bu sistemde insanların müdahele edemeycekleri alanlar vardır, ecel, rızık gibi.
Bunlar çok geniş bir alandır. Dar bir alan da olsa özgür iradelerimizi kullanacağımız yerler vardır. İşte bu alandan imtihan ediliyoruz.
İman veya küfrü tercih te irademize bağlıdır. Çocuk ta yetişkin olduğunda küfrü seçmiş oluyor.
Bazen özgür irademize de ipotek konumuş oluyor bu çocuğun durumunda olduğu gibi. Ama bu ipotek bizim yararımıza olur devamlı zararımıza değil.
Önemli bir yere yetişmek için uçak bileti alırsınız. Uçağı vaktinde binebilmek için bütün gayretinizi sarfedersiniz ama birşeyler ters gider. Önce cüzdanınızı unutursunuz, geri dönersiniz. Sonra arabanızın tekeri patlar dakikalarca beklersiniz. Hala yetişmek için vaktiniz vardır ve siz ne olursa olsun bu uçağa bin mek istersiniz. En sonunda çıkış işlemlerinizi yaptırırken evden telefon gelir ve çocuğunuz küçük bir kaza geçirip hastaneye yatırıldığını öğrenirsiniz. Gidemezsiniz. Aksam haberlerde bir öğrenirsiniz ki, binemediğiniz uçak yere çakılmış ve hiç kurtulan olmamıştır.
Sizin iradenize birşekilde engel konuldu farkındaysanız.
Burda da çocuğun iradesine herkesin mutluluğu için engel konulmuş anlaşılan.
Allah kulun her istediğini yapmaz. Yapsaydı dünya ahengi daha çabuk bozulurdu heralde. ''İnsan acelecidir''. Kendisi için neyin iyi neyin kötü OLACAĞINI kestiremeyebilir. Ama kul ısrar ederse Allah ta verir.
''Madem kader var, istemeye ne gerek var'' dedin mi, kaderi yine kaderiyye mezhebi gibi yanlış anlamış oluruz. Onlar zalim hükümdara isyanı caiz görmezler çünkü onların kaderidir zalim olmak. İsyan etmek kadere karşı gelmektir falan... Kaderi doğru okuyamazsak herşeyi birbirine karıştırırız.
Kabaca kaderi bir tren yolculuğuna benzetebiliriz. İçinde bulunduğumuz tren belirli bir istikamette ve bir plan dahilinde yoluna devam ediyor. Bizim bu trenin içinden çıkma gibi bir şansımız yok. Ama treninin içinde her türlü hareketi yapmaya hakkımız var. Fakat, bu hareketlerimizin de bazıları bizim bir tarafımızı sakatlamaya yol açtığından, tren görevlileri arada bir bu hareketlerimize engel olmaya çalışırlar. İlla da yapacağım ve bir tarafımı kıracağım diyen olursa, ona da ''ne halin varsa gör'' denilir.
Kadere inanmak doğrudan islamın şartı değildir. İmanın şartı diyecektin sanırım ama imanın şartı da değil.
Evet aynen öyle diyecektim ... pardon.
A.
abdulKADİR
28-04-2009, 23:25
Sevgili Abdulkadir
Çocuk özgür iradesi ile seçecekti diyorsun ama ayetler açıkça söylüyor Kötülük Allahtandır, Allah istediğini yoldan saptırır istediğini doğru yola sokar diye. Allah çocuğu doğru yola sokmayı dilememiş nedense en iyisi ben bunu öldüreyim demiş. Yoksa Allah o çocuğu doğru yola sokacak güçü yok mu?
''Kötülük Allah'tandır'' mı???
Kim demiş bunu?
''Başına şerden birşey gelirse bil ki, o senin kendi elinin kazandığı nedeniyledir. Hayr'dan bir şey gelirse de o Allahtandır''
Bununla birlikte, başlarına gelen felaketleri Peygamberden bilen ve bütün suçu onun üzerine yıkan inakrcılara hitap eden bir ayet daha vardır.
De ki; '' başınıza iyilik veya kötülük ne geliyorsa Allah'tandır''.
Yani, kötülüğe biz davetiye çıkarıyoruz, Allah ta veriyor.
Ayetlerde geçen ''dilediğini saptırır, diledğini doğru yola ulaştırır'' gibi iafdeler Allah'ın gücünü ispatlıyor. Ama uygulamada Allah kimseyi sebepsiz yere saptırıp, doğru yola ulaştırmıyor. Başlangıçata dileyen kulun kendisidir.
Aynen ''Allah birşeyin olmasını isteyince sadece OL der, o da oluverir'' Allah'ın kudreti böyledir. Ama Allah hiçbirşeyi OL diyerek yaratmıyor. Eşyaya bir kanun koymuş ve o kanun etrafında oluyor herşey. Babasız doğan İsa, denizin yarılması, ölülerin diriltilmesi, insanın yartaılması v.b hep bir kanun çerçevesinde meydana geliyor.
tam çattık ha! benim uleyn ben deli kadir demediğin kaldı...
abdul:
ıssadaki çocuk tamamen özgür iradesiyle o yolu seçecekti, Allah'ın zorlamasıyla değil. Mü'min anne-baba ise bundan zarar göreceklerdi. Onların imanları hürmetine çocuk öldürülmüş, ve salihlerden olacak bir çocuk verilmiştir.
Allah kalpleri mühürler, sapmak isteyeni saptırır ama kul ister bunları, Allah ta yerine getirir.
nerde burada mantık ?nerede mucize? arkadaş iymisin sen?
abdul:
Lut kavminin, nuh kavminin ve diğer helak edilen kavimlerin toptan yok edilmeleri, yine Kehf suresindeki hikmete binaendir. Yani o sapkın toplumların çocukları da büyüdükleri takdirde atalarının yolunda olacaklardır.
Öyle olmasa bile çocuklar günahsız olarak öldüklerinden, bu öalüm onlar için cezadan çok mükafat niteliğindedir.
iyicede sıvamışın ha!
Merak etmeyin, öyle bir zaman da gelecek. Bütün potansiyel ve aktif suçlulalarınkökünün kazınacağı gün yani ''Son saat'' diye bir şey duymuşsunuzdur kesin.
potansiyel kötülük senden başaka ne olabilirki?
Hz. Musa zahire göre hüküm veren bir peygamberdir. Salih kul(Hızır diyelim) ise olayların arkasındaki hikmeti görebilen, gayb perdesinin kendisine açıldığı bir evliyadır. Onun yaptığı 3 işe de itiraz etmiştir hz. Musa. Çünkü hep buzdağının görünen kısmına bakmıştır.
Hızır'ın sonunda yaptığı açıklamalar bize, başımıza gelenler karşısında hemen acele karar vermememiz gerektiğini, işin sonunu bekleyerek bir değerlendirme yapmamızı öğretiyor.
yahu siz her türlü absurtlukten bişeyler öğrenebiliyorsunuz ya işte ben buna şaşırıyorum
Sadece şu forumdaki inançsızlık farklarına bakarsanız ne denmek istendiğini anlarsınız. Hepsi aklın yol göstermesiyle bunları buldular ama hepsinin yanlış olma olasılığı çok fazla. Hangi akılla neyi bulmayı umuyorsunuz. Aklı vahyin klavuzluğunda işletirseniz doğruya ulaşma şansınız olur. Bu ise aklı sınırlandırmayı gerektirir. Sınırlamadığınız bir akılla sınırlı bir inanca ya da inançsızlığa ulaşmak mümkün müdür?
abdul sende yok diye herkeze akılsız muamelesi yapmak çok ayıp bir davranış son olarak bak site beni yine denetime almış;ben derdimi net bir şekilde anlattığımı sanıyordum olar anlamamış ben işime gelince muhammed ümmetiyim demekten çekinmiyorum;bak cennette vildanlarla,gılmanlar nasıl yaslanıyormuş birbirlerine;yazılar benim değil bizzat kuranın kelimeleri umarım editlemezler;)
insan19-21
Etraflarında, ölümsüz delikanlılar dolaşır, onları görünce sanırsın ki saçılmış incilerdir.
Üstlerinde, ipincecik yeşil ve ipek elbiseler, kalın ipekten dokunmuş libaslar vardır ve gümüş bilezikler takınırlar ve Rableri, onları tertemiz bir şarapla suvarır.
vakıa 15-16-17
Onlara yaslanırlar, birbirlerine karşı.
İhtiyarlamıyan delikanlı hizmetçiler dolaşır etraflarında.
Kaynağından doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.
Merak etmeyin, öyle bir zaman da gelecek. Bütün potansiyel ve aktif suçlulaların kökünün kazınacağı gün yani:) ''Son saat'' diye bir şey duymuşsunuzdur kesin.
Nuh kavmi nasıl kökten kazındı birkaç iman eden dışında? Hem de çoluk çocuk demeden. İşte onlar potansiyel ve aktif suçlulardı.
Hayırr, balık kavağa çıktığında,
ve ibibikler öttüğünde,
Mandalar da söğüt dalına yuva yaptığı zaman...
O gün gelecek ve biz de insanları tehdit ettiğiniz şeyin gerçek mi yalan mı olduğunu göreceğiz. :D
Nisa
(78) Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu, senin yüzündendir" derler. (Ey Muhammed!) De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Nisa
(79) Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
Birbirini takip eden bu iki ayet arasındaki çelişki iman gücüyle şöyle giderilir.
Yani, kötülüğe biz davetiye çıkarıyoruz, Allah ta veriyor.
Yani, kötülüğe biz davetiye çıkarıyoruz, Allah ta veriyor.
Ayetlerde geçen ''dilediğini saptırır, diledğini doğru yola ulaştırır'' gibi iafdeler Allah'ın gücünü ispatlıyor. Ama uygulamada Allah kimseyi sebepsiz yere saptırıp, doğru yola ulaştırmıyor. Başlangıçata dileyen kulun kendisidir.
Aynen ''Allah birşeyin olmasını isteyince sadece OL der, o da oluverir'' Allah'ın kudreti böyledir. Ama Allah hiçbirşeyi OL diyerek yaratmıyor. Eşyaya bir kanun koymuş ve o kanun etrafında oluyor herşey. Babasız doğan İsa, denizin yarılması, ölülerin diriltilmesi, insanın yartaılması v.b hep bir kanun çerçevesinde meydana geliyor.
Sevgili Abdulkadir
Doğru yola saptırmıyor ama kötülük yapmasından korktuğu için gözünü kırpmadan öldürtüyor.
Şöyle 300 yıl öncesine kadar yani bilim gelişmeye başlamayana (Müslüman ülkelerde 100 yıldan daha az bi süre) kadar her şey Allah'ın kendi kontolündeydi hiç bir doğa kanunu olmadan ilerliyordu. Yerler ve gökler 6 gün içinde yaratılmıştı insan'ı ve bütün canlıları bir kerede kendisi yaratmıştı. Yağmuruda karıda yağdıranda oydu, Şimşek ve yıldırımı insanları korkutmak içinde yollayan oydu ama ne zaman ki işlerin böyle yürümediği anlaşıldı ondan sonra Allah herşeyi fizik kanunları içinde yarattı diye işi kıvırmaya başladılar. Sen bana Babasız dünyaya gelmeyi kanuna göre anlatsana bi çok merak ettim nasıl bir kanunla oluyor?
Nisa 78;
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Burda anlaşılmayacak hiç birşey yok. Açık Açık söylüyor. Hayır da şer de Allahtandır diye. Sonrada bizim gibi itiraz edenler çıkmış sanırsam 79 u gönderip lafını değiştirme gereği duymuş.
Yani, kötülüğe biz davetiye çıkarıyoruz, Allah ta veriyor.
Ayetlerde geçen ''dilediğini saptırır, diledğini doğru yola ulaştırır'' gibi iafdeler Allah'ın gücünü ispatlıyor. Ama uygulamada Allah kimseyi sebepsiz yere saptırıp, doğru yola ulaştırmıyor. Başlangıçta dileyen kulun kendisidir.
.
"Başlangıçta dileyen kulun kendisidir" iddianıza Kuran'dan bir deliliniz var mı ?
Oysaki Allah biliyoruz ki bu konuda şu ayeti buyurmuş ;)
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. İnsan-30
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir-29
abdülkadir, kendi yorumlarınızı islam zannedeceğinize Kuranı daha iyi öğrenmenizi tavsiye ederim :)
Bu kadar güçlü olduğunu savunduğunuz ilahınızın küçücük bir çocuğun yapacağı kötülükten korkarak onu helak etme acizliğine başvurmasını savunuyorsunuz ya bu ilginç :)
abdulKADİR
29-04-2009, 01:12
salih kul mu görüyor çocuğun masumiyeti altındaki geleceği,iyide eğer öyle isede sadece o bu geleceği görmüş oluyor ,ama gelecek Allahın elinde değil mi?, değiştirebilirdi ve kuranada böyle geçerdi(böylecede sizde ,''o çocuk gibi milyonlarca çocuk var yeryüzünde,ilerde inkarcı ve ahlaksız olacağı Allah tarafından malum olan birçok çocuk hayatta kalıyor ve suç işliyorlar.Allah bunları neden iyi insanlara çevirmedi yada çocukken canını almadı diyebiliriz.imtihan sırrına inanmayanlar için bu soruların düşünülmesi bile mümkün değilken,inananlar için de abes sorulardır''.Şeklinde cümleler kurmanız gerekmezdi.) yine bir ders varsa aynı şekilde alınırdı,zaten o henüz gerçekleşmemiş geleceği sadece o kul görüyor,o dönemde yaşayan tüm insanlar canlı yayına bağlanıp full ekran izlemiyor yani, ki herkez hemen bu dersi çıkarsın (derste ne; eğer gelecekte böyle şeyler yaparsanız ,henüz yapmadınız ama muhtemelende olsa yaparsanız ,çocukken öldürülmeyi hakedersiniz mi?Allah bile bu kaçınılmaz sonu değiştiremez mi?ne?)zaten bütün insanlara bu şekilde ,o bahsi geçen çocuğun muhtemel gelecek versiyonu gösterilip ,üstünede çocuk öldürülmeden birşeyler değiştirilse asıl muhteşem mucize olurdu yani, ama olmamış olamamış elden gelen bu herhalde!
Ya benim yazdıklarımı okumuyorsunuz ya da üstün körü okuyorsunuz. Cevabını verdiğim soruyu tekrar soruyorsunuz. Bu kıssadan alınacak ders: ''Gelecekte kafir olacakları anlaşılan çocuklar imha edilir'', DEĞİL.
Şudur:
Ey Musa ve Musa'nın şahsında bütün bu kıssayı okuyanlar!
Başınıza gelen iyi veya kötü ne varsa bunları zahirlerine ve kısa vadeli sonuçlarına göre değerlendirmeyin. Bunların bir de ana planın birer parçası olan arka planları, hikmetleri ve görünmeyen tarafları vardır. Bunlar ortaya çıkmadan veya kavramadan acele davranmayın. Elinize geçen nimetlere veya başınza gelen güzelliklere hemen sevinmeyin, ''ben yaptım, başardım'' havasına girmeyin. Kaybettikleriniz için de üzülmeyin, ''neden bütün belalar beni buluyor'' demeyin, sabredin. Son sözünüzü yap-boz parçaları tamamlanınca söyleyin... Çıkarılack ders budur.
Bu kıssada herhangibir mucize gösterilmiyor. Mucize göstermek isteseydi hangi mucizeyi gösterceğini Allah daha iyi bilirdi.
Yani, çocuk öldürüldü diye Allah'tan daha çok RAHMAN ve RAHİM kesiliyorsunuz ya, anlaşılır gibi değil. ''Allah'ın kuluna olan şefkat ve merhameti bir ananın evladına olandan binlerce kat daha fazladır'' buyuruyor Peygamber efendimiz.
Tevratta Yunus kıssasını bir okuyun derim. Yunus peygamber, kendisini dinlemeyen kavmini terkedip gidiyor, giderken de 3 gün içinde işiniz bitecek diye onları tehdit ediyor. Netice de bir haber alıyor ki, Ninova şehrine ve halkına hiçbirşey olmamış. Allah'a sitem ediyor. Böyle bir halkı neden yok etmedin diye. Yok etmeme sebebini ordan okuyun derim...
sn.abdulKADİR;( salih kula sanırım),ona,''masumiyet maskesinin'' ardındaki gerçek gösterilmiş (birde şu küçük çocuk için herhalde bu deyim) ''kuzu postuna bürünen kurt''haber verilmiştir.demişsiniz ya ,iyide bu çocuğu Allah yaratmadı mı? ona bu postuda o giydirmiştir o zaman,böyle ''kuzu postuna bürünen kurt'' gibi bir deyimle süsleyince sanki Allah bu çocuğu yaratmamışta o bambaşka bir oluşummuş gibi anlaşılmıyor mu?sanki onu başka bir Allah yaratmış gibi!birde kuzu postuna bürünen kurt bile olsa öldürtmeyip ilerde kendini düzeltmesi için fırsatlar verseydi en azından ve bu fırsatları değerlendirip değerlendirmeyeceğine baksaydı ya,bu şekildede kurana geçseydi alınacak ders varsa yine alınırdı ve Allahta insan iradesine karışmadan(yada daha az karışarak) bu işi halletmiş olurdu ve yine bir cüz'i iradeden söz edebilirdik,ve eğer ki çocuğun ölümü çocuk için rahmet oldu diyorsanızda iyide, o çocuk niye sınavı tamamlamadı ?sınavdayız ya!,sınavın başında sınav salonundan çıktı?onun ayrıcalığı ne?,yada diğer insanların suçu ne de sınav bir türlü bitmiyor? herşeye sınavda ondan deniyor?bu sorularda sorulabilir çünkü bu çocuk her kimse kuranda hikaye edilmiş,kutsal ve Allah sözü olduğuna inanılan bir kitapta üstelik!
saygılar...
Sayın nehir, ordaki çocuk öldürülüyor ama yetişkin olduğunda yapacakları için öldürülüyor. Yani öldürülene çocuk olarak bakmak yanıltıyor bizi. Çocukken hepimiz masumduk ama büyüyünce herbirimizden ne vahşiler, ne zalimler, ne sapıklar v.s. çıktı. Bunların çocukluk hallerini düşünüp, ''ay ne şeker çocuktun sen'' dermiyiz?
Çocuğun özelliği Allah dostu olan bir anne-babanın evladı olması.
Sınav salonundan ayrılması da, eğer o çocuğun iyiliğine olmuşsa neden sınavdan çıkarılmasın? Sınavda kopya çeken bir öğrenciye dense ki; ''önünde iki yol var. Ya sınava devam etmek ama kopya çektiğin dikkate alınarak alacağın nota razı olmak, ya da şimdi sınavı terketmek ama sonra tek başına tekrar sınava girmek. Akıllı öğrenci ikinciyi seçerdi değil mi?
Bunun gibi, kıssadaki çocuğun da bu erken ayrılmadan şikayetçi olacağını sanmıyorum ben :)
Kader konusunda şöyle bir incelik vardır: bazen insanın önünde tercih edeceği iki farklı yol bulunur. Kulun hayatı yapacağı tercihe göre şekillenir. Şekillenen o son hal, yine kulun kaderi olmuş olur. Kul ne yaparsa Allah'ın ilminin dışına çıkamayacağı için yine kader dairesinde yaşamış olur. Burdaki çocuğun da önünde iki yol vardı. Ya hayata devam edecek ama cüz'i iradesini salt aklı ve mantığı doğrultusunda kullandığından dolayı inkara saplanacak, ya da henüz tercih yapacak seviyeye gelmeden ölümü seçmek. Tabi burda çocuğun yaptığı bir tercih sözkonusu değildir. Bu tercihi Salih kul yapmış, bunu darastgele değil, anne-babanın Allah katındaki değerlerine göre yapmıştır.
Öte yandan, sizin kurguladığınız senaryoların da uygulandığı ortada. Nuh'un oğlunu düşünün. İşte bu çocuğun yetişkinlik halinin Kenan olduğunu düşünün. Hz. Nuh kıssadaki çocuğun kendi oğlu olmasını çok isterdi heralde
sn.abdulKADİR;''O çocuk istemiyor ki iman etmeyi''demişsiniz,burda küçük bir çocuk konu ediliyor iman etmeyi istememesi diye birşey söz konusu bile olamaz,
...
dolayısı ile lafı fazla uzatmadan şunu demek istiyorum,küçük yaştaki bu çocuğun iman etmeyi istememesi şeklinde bir yargı yanlış olur ve bu yargıya o salih kulda varmış derseniz salih kuldada hata var derim ben size,bunu siz de farketmeliydiniz ki'' o küçük çocuk iman etmeyi istemiyor'' dememeliydiniz,bana gelince ben küçük bir çocuk değilim, şu an 25 yaşındayım ve küçük bir çocukken bana büyüklerimin anlattığı,öğretmeye çalıştığı herşeyi,buna dini bilgilerde dahil doğru kabul ederek olduğu gibi aldım,iman etmeyi istemiyorum diye inat ettiğimi hiç hatırlamıyorum ben, bu dini konulardaki bilgileri maalesef 23 yaşında sorgulamaya başladım,maalesef diyorum çünkü geç bile kaldığıma inanıyorum,çocukken mümkün olmazdı sorgulamam ama 18 yaş civarı sorgulamaya başlamayı tercih ederdim!neyse demek istediğim küçük bir çocuk iman etmeyi istemiyorum demez ve bunu düşünmez bile ve burdaki küçük yaştaki kulun tercihinde(iman etmeyi istemiyorum diyemiyeceğine göre!) bu kulun kaderini Allah neye göre belirlemiş olup, kolaylaştırıyor ? yoksa Allah kula rağmen kader belirleyip akıl baliğ olmamış çocukları bile ,kendileri tercih yapacak konuma gelmeden kendi bildiği gibi mi davranıyor ne dersiniz?
saygılar...
Yukarda genişçe değindim bu konuya. Ortada çocuğun tercihine göre yapılmış bir fiil değil, çocuğun gelecekte, yetişkinliğinde yapacağı tercihe göre işlnemiş bir fiil vardır. Nuh'un oğlu örneğini de verdim.
23 yılda aldığınız bilgi birikimini 2 yıllık sorgulamayla terkettiniz öyle mi? İnanılır gibi değil. İnsan din değiştirriken bile bu kadar acele etmiyor, siz dinden çıkmak için acele etmişsiniz. ''İmanla gidersem ayıp olur'' diye mi acele ettiniz nedir?
Burdaki sorular da hala ''kader'' kavramının anlaşılamamasından kaynaklanıyor sanırım.
Kaderin iki boyutu var, bilirsiniz.
1.Külli irade: Tamamen Allah'ın elinde olan fiiler, şeyler.
2.Cüz'i ya da kısmi irade: Tamamen bizim isteklerimiz doğrultusunda şeklillenen işler.
Bunların her ikisi de ANA KİTAPta kayıtlı. Birinciyi anlıyoruz, sabit ve statik bir belirleme olduğundan kaydedilebilr. Ama ikincisi nasıl önceden kaydediliyor? Cevabıni biliyorsunuz. Allah için önce-sonra, gelecek-geçmiş sözkonusu olmadığından bzim için gelecek olan şeyler O'nun için bilinen-yaşanan şeylerdir ve kaydedilmesi de gayet kolaydır. Allah bizim önümüzdeki tercihli, çoktan seçmeli yaşantılarımızı da bildiğinden kaderimizi önceden yazması zor değildir.
Yoksa kendi bildiği gibi, keyfinden kader belirliyor ve biz de onu yaşıyor değiliz.
bu nasıl bir mükafat sn.abdulKADİR!hiç aklınıza gelmiyor mu ki; bu helak edilen kavimler için gönderilmiş peygamberler ve onların aileleri böylesine bir yokedilişten kurtarılırken pekçok masum çocukta aileleriyle beraber yokediliyor,başka çözümler yok muydu?uğraşmak mı gerektiği için en kestirme yol seçildi ve toptan yoket gitsini mi tercih etti Allah?mükafat dersin olur biter midir yani!
saygılar...
Yine aynı soruyu soruyorsunuz. Masum çocukların kaç tanesi masum kalmaya devam edebilecek? Eğer çocuklar masumsa buna yok edilmek mi denir? Size göre öyle olabilir ama bizim inandığımız din, küçükken ölen çocukların yok olmadıklarını veya cezalandrılmadıklarını öğretir.
Bizler makro alemin mikro varlıklarıyız. Her iki alem de muhteşem bir plan dahilinde mükemmel olarak işliyor. Olması gerekenler oluyor, olmaması gereknler önleniyor. Sistemi kuransa Alemin SAHİBİ/MALİKİ olandır. Siz de kendinize ait bir dünya kurarsınız ve size göre mantıklı olan sistemi koyar, adaletinizi işletirsiniz.
Ben kul olarak haddimi biliyorum ve O YÜCE AKIL sahibine akıl vermekten haya ediyorum. Onun için başka ihtimaller üzerine kafa yormak lüksüne de kaçamıyorum.
Siz sorgulamaya ve ihtimaller üzerine düşünmeye devam edin...
sevgili nehir abdülkadr hazretleri diyorki,
Görünen olaya değil ardındaki sebebe bakmanız gerekli.
Burada çocuğun ölmesi mühim değil.
Mühim olan anne-babanın imanının kurtulmasıdır. :)
sevgili sinner;öyle bile olsa anne baba için çocuk gözden çıkarılmışsada, bu illa gerekli miydi?anne baba o kadar inançlı ise, zaten çocuk ne yaparsa yapsın imanlarına bişey olmaması gerekir bence,Allah olaya bu şekilde müdehale edeceğine bıraksındıda anne ve babanın ne yapacağını görsündü,onların sınavıda bu olabilirdi bence,öyle ya madem inançlı kimseler!yoksa inançları aslında zayıfta Allah onlara torpil mi yapıyo?,bu çocuğun kaderini değiştirebilecekken öldürtüp,yerine salih bir çocuk verecekmiş,e iyide yeni vereceği çocuğu niye en başından salih yapıyor?sahip oldukları bu çocuğu salih yapsın,ana-babasına merhametli yapsın ve bıraksında anne-baba ne yapacak bide onu görsün!:)
abdulKADİR
29-04-2009, 02:00
Evet balık kavağa çıktığında,
ve ibibikler öttüğünde,
Mandalar da söğüt dalına yuva yaptığı zaman...
O gün gelecek ve biz de insanları tehdit ettiğiniz şeyin gerçek mi yalan mı olduğunu göreceğiz. :D
Evet, aynen öyle göreceksiniz? ;)
Nisa
(78) Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu, senin yüzündendir" derler. (Ey Muhammed!) De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Nisa
(79) Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
Birbirini takip eden bu iki ayet arasındaki çelişki gibi görünen husus şöyle açıklanır.
Alıntı:
abdulKADİR´isimli üyeden Alıntı
Yani, kötülüğe biz davetiye çıkarıyoruz, Allah ta veriyor.
Katılmamak mümkün mü??
Sevgili Abdulkadir
...
Şöyle 300 yıl öncesine kadar yani bilim gelişmeye başlamayana (Müslüman ülkelerde 100 yıldan daha az bi süre) kadar her şey Allah'ın kendi kontolündeydi hiç bir doğa kanunu olmadan ilerliyordu. Yerler ve gökler 6 gün içinde yaratılmıştı insan'ı ve bütün canlıları bir kerede kendisi yaratmıştı. Yağmuruda karıda yağdıranda oydu, Şimşek ve yıldırımı insanları korkutmak içinde yollayan oydu ama ne zaman ki işlerin böyle yürümediği anlaşıldı ondan sonra Allah herşeyi fizik kanunları içinde yarattı diye işi kıvırmaya başladılar. Sen bana Babasız dünyaya gelmeyi kanuna göre anlatsana bi çok merak ettim nasıl bir kanunla oluyor?
Doğa kanunları hep vardı ve adı ''Sünnetullah'' idi. Bunu batılılardan çok önce biliyorduk. Bu bilgiyle çok keşifler yaptık. Ne zamanki OKUmayı bıraktık. OKUyan milletler bayrağı devraldı. ''Bu Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde değişiklik bulamazsın.''
(Parantez içinde belirteyim, yer,gökler, içindekiler ve bütün kainat 6 gün içinde yaratıldı ve bir kerede değil. Evreler halinde ve çağlar boyunca.)
Evrendeki bütün tabiat kanunlarını çözdüğümüzde, söz, babasız dünyaya gelmenin nasıl olduğunu anlatırım. Ama şimdi çok erken ve bu tabiat kanununu anlayacak kapasitede değiliz. Aynen topraktan bir insanın nasıl yaratıldığını ayrıntılı olarak anlayamadığımız gibi, ölmüş olanlar nasıl tekrar dirildiler anlayamadığımız gibi. Ama ateşin nasıl yakmadığını az-buçuk, denizlerin nasıl yarıldığını anlıyoruz artık değil mi?
Nisa 78;
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Burda anlaşılmayacak hiç birşey yok. Açık Açık söylüyor. Hayır da şer de Allahtandır diye. Sonrada bizim gibi itiraz edenler çıkmış sanırsam 79 u gönderip lafını değiştirme gereği duymuş.
Ondan sonra da değiştirdiği lafını kitaptan çıkarmayı unutmuş değil mi :D
"Başlangıçta dileyen kulun kendisidir" iddianıza Kuran'dan bir deliliniz var mı ?
Oysaki Allah biliyoruz ki bu konuda şu ayeti buyurmuş
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. İnsan-30
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir-29
abdülkadir, kendi yorumlarınızı islam zannedeceğinize Kuranı daha iyi öğrenmenizi tavsiye ederim :)
Bu kadar güçlü olduğunu savunduğunuz ilahınızın küçücük bir çocuğun yapacağı kötülükten korkarak onu helak etme acizliğine başvurmasını savunuyorsunuz ya bu ilginç
Kulun dilemesine sayısız ayet yazabilirim. Ama gerek görmüyorum şimdilik.
Siz sanıyorsunuz ki desteksiz sallıyorum. Tavsiyenizi elbette yerine getirmeye çalışıyorum ve ölene kadar da bitmesin istiyorum bu öğrenme.
Ama yorumlar kur'an dışı yorumlar değildir.
Ben sizin gibi cımbızla çekmiyorum ayetleri. Bütün ayetler kolaçan edilir o konuda ve son yorum o zaman yapılır. Sanki verdiğiniz ayetler insanın dilemesine zıtmış gibi anlamışsınız. Bütün ayetleri de bu gözlükle okuyorsunuz ve her gördüğünüzü çelişki sanıyorsunuz.
Allah'ın güçlü olduğunu savunmaya kimsenin gücü yetmez. O'nun gücü sayesinde yaşıyorsunuz ve O'nun bağışladığı yeteneklerle O'na isyan ediyorsunuz. Biyolojik olarak O'na secde itaat ederken, fiziksel ve mantıksal olarak isayan ediyorsunuz. Şuurunda değilsiniz.:)
O ilktir, sondur... Hadid-3
Allah hem ilk hem son iken ve her şeyi ince ince bir kader üzere planlayıp yaratmışken nasıl olur da insan Allah'tan önce dileyebilir ki ?
Ayetin anlamı açık :
Allah dilemeden önce siz dileyemezsiniz...
Öğren de gel ;)
abdulKADİR
29-04-2009, 03:28
O ilktir, sondur... Hadid-3
Allah hem ilk hem son iken ve her şeyi ince ince bir kader üzere planlayıp yaratmışken nasıl olur da insan Allah'tan önce dileyebilir ki ?
Ayetin anlamı açık :
Allah dilemeden önce siz dileyemezsiniz...
Öğren de gel ;)
Tamam ben öğrenmeye devam ediyorum ama sen de okumasını öğren.
Allah'tan önce diye bir söz etmiş miyim ben?
''Kulun dilemesine sayısız ayet yazabilirim. Ama gerek görmüyorum şimdilik'' demişim. Yani kulun iradesini gösteren ayetler. Tartışma ''Allah'tan önceydi sonraydı değil. ''Vahdet-.i Vücud kuyusuna atlamak istiyorsun ama çıkman zor olabilir. Onun için bağlamından kopan bu tartışmayı burda keselim.
Allah dilemezse tabi ki biz de dileyemeyiz. O'nun izni olmadan bir yaprak bile düşmezken, başka nasıl olacaktı?
Bu kadar güçlü olduğunu savunduğunuz ilahınızın küçücük bir çocuğun yapacağı kötülükten korkarak onu helak etme acizliğine başvurmasını savunuyorsunuz ya bu ilginç :)
Sevgili sinner,
İşin garip tarafı eğer abdülKADİR'in mantığı ile olaya bakarsak Allah "küçücük bir çocuğun yapacağı kötülükten" değil "küçücük bir çocuğun yapması muhtemel kötülükten" korkmaktadır.
İhtimallerden korkan bir Allah'ın peygamberinin bir şairden korkup onu teammüden öldürtmesi normal olsa gerek. Aslında Kur'an doğru söylemiş, olay açık ve seçik.
Herşey Allah'tandır ... yerseniz!
A.
Doğa kanunları hep vardı ve adı ''Sünnetullah'' idi. Bunu batılılardan çok önce biliyorduk. Bu bilgiyle çok keşifler yaptık. Ne zamanki OKUmayı bıraktık. OKUyan milletler bayrağı devraldı. ''Bu Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde değişiklik bulamazsın.''
(Parantez içinde belirteyim, yer,gökler, içindekiler ve bütün kainat 6 gün içinde yaratıldı ve bir kerede değil. Evreler halinde ve çağlar boyunca.)
Evrendeki bütün tabiat kanunlarını çözdüğümüzde, söz, babasız dünyaya gelmenin nasıl olduğunu anlatırım. Ama şimdi çok erken ve bu tabiat kanununu anlayacak kapasitede değiliz. Aynen topraktan bir insanın nasıl yaratıldığını ayrıntılı olarak anlayamadığımız gibi, ölmüş olanlar nasıl tekrar dirildiler anlayamadığımız gibi. Ama ateşin nasıl yakmadığını az-buçuk, denizlerin nasıl yarıldığını anlıyoruz artık değil mi?
Ondan sonra da değiştirdiği lafını kitaptan çıkarmayı unutmuş değil mi :D
Allah'ın güçlü olduğunu savunmaya kimsenin gücü yetmez. O'nun gücü sayesinde yaşıyorsunuz ve O'nun bağışladığı yeteneklerle O'na isyan ediyorsunuz. Biyolojik olarak O'na secde itaat ederken, fiziksel ve mantıksal olarak isayan ediyorsunuz. Şuurunda değilsiniz.:)
Yok sen şimdi anlat bize babasız dünyaya gelmek nasıl bir doğa kanunları içersinde gelişiyor. Yoksa anlayacak kapasitede değilizde sen kıvıracak durumda değilmisin?
Kitabı kendisi toplasaydı büyük ihtimalle çıkardı ama yanında her dediği sürekli bi yerlere yazan birileri olduğundan söylediklerini geri alma şansı olmadığı için yeni bir ayet söyleyip kıvırmaya çalışıyor.
Allah kimseyi sebepsiz yere saptırıp, doğru yola ulaştırmıyor. Başlangıçata dileyen kulun kendisidir.
Abdülkadir yukarıdaki (desteksiz atan) cümle sana ait değil mi ??
Başlangıç kelimesini kullanmışsın...
Ama Kuran diyor ki baş da son da Allahtır bir kul Allahtan bağımsız ne önce ne sonra bir şey dileyemez çünkü o dilediği her şeyi hesap vermeksizin yapar dilediğini hidayete erdirir dilediğini saptırır vs...
Ben senin inandığın kitapta özgür irade göremiyorum :confused:
Sevgili sinner,
İşin garip tarafı eğer abdülKADİR'in mantığı ile olaya bakarsak Allah "küçücük bir çocuğun yapacağı kötülükten" değil "küçücük bir çocuğun yapması muhtemel kötülükten" korkmaktadır.
İhtimallerden korkan bir Allah'ın peygamberinin bir şairden korkup onu teammüden öldürtmesi normal olsa gerek. Aslında Kur'an doğru söylemiş, olay açık ve seçik.
Herşey Allah'tandır ... yerseniz!
A.
sevgili azınlık ben sana daha garip bir şey söyleyim :
Kendisine Allah diyen bir varlığın yarattığı aciz bir çocuktan korkmak gibi bir vasfı kendisine yakıştırabilmesi :confused:
abdulKADİR
29-04-2009, 18:42
Sevgili sinner,
İşin garip tarafı eğer abdülKADİR'in mantığı ile olaya bakarsak Allah "küçücük bir çocuğun yapacağı kötülükten" değil "küçücük bir çocuğun yapması muhtemel kötülükten" korkmaktadır.
İhtimallerden korkan bir Allah'ın peygamberinin bir şairden korkup onu teammüden öldürtmesi normal olsa gerek. Aslında Kur'an doğru söylemiş, olay açık ve seçik.
Herşey Allah'tandır ... yerseniz!
A.
sevgili azınlık ben sana daha garip bir şey söyleyim :
Kendisine Allah diyen bir varlığın yarattığı aciz bir çocuktan korkmak gibi bir vasfı kendisine yakıştırabilmesi :confused:
Bozacının şahidi şıracı... :)
Size ekstra bir de ''kur'an okuma klavuzu'' lazım.
Gözünüz açıp ta okursanız, ''korktuk'' diyen şahsın Allah değil ''salih kul' olduğunu görürsünüz.
''Korktuk'' kelimesi ihtimali değil, endişeyi dile getiriyor. Gayb perdesi açılıp, çocuğun geleceğini gören salih kul, olacaklardan endişeye kapılıp korkuyor ve buna izin vermek istemedik manasında konuşuyor.
abdulKADİR
29-04-2009, 19:19
Yok sen şimdi anlat bize babasız dünyaya gelmek nasıl bir doğa kanunları içersinde gelişiyor. Yoksa anlayacak kapasitede değilizde sen kıvıracak durumda değilmisin?
- Anlamayacak kapasitede olanlar sadece ateist veya dinsizleri kastetmedim. Bütün insanları kastettim. İlk insanın topraktan yaratıldığı konusunda birkaç teori var mesela. Bu teoriler ilmi gelişim doğrultusunda yalanlanır veya doğrulanır. Babasız doğum hususunda henüz bir teori duymadım ben. Belki vardır. İlmi gelişmeler ışığında bu konuda da teoriler ortaya atılabilir ama bu teorilerin en doğrusu kıyamette ortaya konur.
Kısaca demek istediğim şudur: ''Bize göre mucize olan olayların da bir işleyiş kanunu vardır. Bu kanunlar anlaşıldıkça mucizenin mucizeliği Allah'ın o kanunu tam o sırada işletmesidir. Allah o anda müdahale etmese normal bir tabiat olayı olarak gerçekleşir. Mesela, Lut kavmi, pişmiş taşlarla ateş yağmuruyla yok edilmişlerdir. Tevratla beraber okuduğumuzda bu kıssayı, o çevredeki yanardağın harekete geçtiği ve püskürtülen lavlar ve lavların sertleşmesinden oluşan taş yağmuruyla helak olduklarını anlayabiliriz. Yanardağın tam o zaman diliminde bir kavmin yok edilmesi için harekete geçmesi bir mucizedir, ama yanardağ patlaması bir tabiat olayıdır.
Abdülkadir yukarıdaki (desteksiz atan) cümle sana ait değil mi ??
Başlangıç kelimesini kullanmışsın...
Ama Kuran diyor ki baş da son da Allahtır bir kul Allahtan bağımsız ne önce ne sonra bir şey dileyemez çünkü o dilediği her şeyi hesap vermeksizin yapar dilediğini hidayete erdirir dilediğini saptırır vs...
Ben senin inandığın kitapta özgür irade göremiyorum :confused:
Görmemek üzere bakarsan göremezsin tabi ki... Bak ben göstereyim.
De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artıkdileyen iman etsin,dileyen inkar etsin (http://kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=18) (Kehf 29)
İşte bu bir öğüttür.dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar. (http://kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=76) (insan 29, Nebe 39, Müzzemmil 19)
O sadece bir öğüttür alemler için, içinizden öğüt almayı dileyenler için. Fakat Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvir 27-29)
''Başlangıç'' kelimesini ''Allah'tan önce'' manasında kullanmadığım ortada değil mi? Allah için öncesi sonrası olmadığını bilen biri olarak ne demek istediğim anlaşılması gerekiyor.
Dikkat ettiysen Tekvir suresindeki 3 ayet herşeyi açıklıyor. Sen kendine delil olacak ayeti alıyorsun ama bir önceki ayeti es geçiyorsun. İnsanlar diledikleri yolu seçiyorlar ama Allah onların dilemesine ve yapmasına izin verdiği için yapıyorlar. Şeytan insanları saptırabiliyor ama Allah mühlet verdiği için saptırıyor.
sn.abdulKADİR;merak etmeyin yazdıklarınızı okuyorum,üstünkörü okumamaya çalışıyorum,yazdıklarınızı okudukçada şaşıyorum evet inançlarınıza saygı duyuyorum ama anladığım kadarı ile siz kuranda varsa Allah demiştir ve kul olarak ben onu eleştiremem,bunu düşünemem bile, bir insan olarak aklıma mantığıma,duygularıma ters bile olsa bunu değil dile getirmek-sorgulamak,üzerinde düşünmem bile mümkün değildir diyorsunuz!ama yazdıklarınızı bir kerede siz okuyun orda kıssadan alınacak ders şu diye özetleme yapmışsınız ya;''Ey musa ve musa'nın şahsında bütün bu kıssayı okuyanlar!...''diye başlayan paragrafınız,bakın siz bir insan olark alınması gereken ders diye bunu sözlerle ifade edebilmişsiniz(birinin ölmesi gerekmedi yani!)koskoca Allah verilecek bir ders varsa bile, bunu akıl edebilirdi ve kuranda bunu ayet olarak belirtmesi yeterdi,çocuğun öldürtülmesinede gerek kalmazdı!belki siz yinede bakınca bu olayda Allahın merhamet ve şefkatini görüyorsunuzdur ama ben bunu görmüyorum;hangi aklı başında anne çocuğunu henüz yapmadığı(bir yetişkin olduğu zaman yapması muhtemel şeylerde buna dahil)şeyler için cezalandırır veya öldürür!yapmayın lütfen,inancınıza saygı duyarım ama körükörünede tabikide olur deyip olmayacak şeyleri zorlayıp oldurmaya çalışmayın rica ederim!
Hala kehf suresindeki o küçük çocuğun yetişkin olduğunda yapacaklarından dolayı öldürülmesinin normal olduğunu söylüyorsunuz(kendi yazdıklarınızı okursanız,bu sizin cümlelerinizdede var)çocuğun özelliği Allah dostu olan bir anne babanın evladı olması demişsiniz,bu Allah dostu anne babayı ,çocuk büyüdüğünde yaptığı şeylerle onları azdırıp küfre ve inkara sürüklemesinden korkulması ve bu nedenle öldürülmesi çok garip,bunun altındada üstündede alınacak bir ders yok aslında,çocuğun anne babası inançlı kişilerse, sizin deyiminizle Allah dostları iseler ,çocuğun büyüdüğünde yapacağı şeylerden onların inançlarının etkilenmemesi gerekir ve Allahında olaylara müdehale etmeyip birde tersinden düşünürsek anne ve babanın sınavına karışmaması gerekirdi yani anne ve babaya torpil neden?sonuçta onların işleri kolaylaşmıyor mu?dünyada hele o dönemde kimbilir nekadar çok Allah dostu anne baba vardır değil mi?o zaman onlarda böyle kolaylıkları hakederler(Allah'ın şefkat ve merhameti nede olmasa bir ananın evladına olanından binlerce kat fazla, üstelik müthiş adil değil midir?).
Aslında bırakılsa belkide bu Allah dostu ana baba çocuğu iyi yetiştirebilirlerdi,insan kaderindeki seçeneklerden yola çıkarak diyorum bunu öyleya seçimler varsa!buda düşünülebilir ama derseniz ki bu çocuk için yoktu !ozaman da durum tuhaflaşır ve Allahın burdaki tercihi sözkonusu olur ve bu tercihte keyfi olmuş olur!
saygılar...
ayrıca mucizeden bahsetmem konu başlığından dolayı idi,Allahın göstereceğini iyi bildiği mucize var mı ,yok mu diye zorlamalara girmedim yani!
Bozacının şahidi şıracı... :)
... veya "aklın yolu birdir" :D
Size ekstra bir de ''kur'an okuma klavuzu'' lazım.
Valla okusam illa ki lazım olurdu da ... ben sadece senin söylediklerin ve senin mantığın üzerinden konuşuyorum :rolleyes:
A.
zeitgeist
29-04-2009, 21:11
O sadece bir öğüttür alemler için, içinizden öğüt almayı dileyenler için. Fakat Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.(Tekvir 27-29)
Bu ayeti yazman senin aleyhine değil mi?Bir ayet daha ne kadar açık olsun..
"allah dilemedikce siz dileyemezsiniz"...
ben nabıyım şimdi..
Bu ayeti yazman senin aleyhine değil mi?Bir ayet daha ne kadar açık olsun..
"allah dilemedikce siz dileyemezsiniz"...
ben nabıyım şimdi..
Yok abi değil ...
Onun mantığına göre "herşey bi yere kadar". Yani Allah bi yere kadar ilgileniyo, sonrası Allah Kerim! ;)
Yani şöyle: bi tren var, kondüktör "yerinizden kalkmayın" diyo. Çocuğun teki kalkmakta ısrarcı. E, tabi o noktadan sonra kader çocuğun elinde ... yerse.
Peki abdülKADİR, ya bu çocuk Muhammed olsa. Allah kendi -ilerideki- elçisini kendi başına mı koyacak; "kendi kaşındı ben ne yapayım" mı diyecek?
"çok zayıfsınız" deyip duran kimdi ya?
A.
zeitgeist
29-04-2009, 22:01
Peki abdülKADİR, ya bu çocuk Muhammed olsa. Allah kendi -ilerideki- elçisini kendi başına mı koyacak; "kendi kaşındı ben ne yapayım" mı diyecek?
Aslında ben bu sorunun cevabını biliyorumda neyse....
karışık bi mevzu haliyle..
Aslında ben bu sorunun cevabını biliyorumda neyse....
karışık bi mevzu haliyle..
Görünen köy hikayesi ...
Böyledir bu işler, yalanın en büyüğü bile yeri gelir kifayet etmez :D
A.
abdulKADİR
29-04-2009, 22:28
Bu ayeti yazman senin aleyhine değil mi?Bir ayet daha ne kadar açık olsun..
"allah dilemedikce siz dileyemezsiniz"...
ben nabıyım şimdi..
Ne yapacağını soruyorsan ayetin nasıl aleyhime olduğunu açıklayabilirsin mesela... Ama dur... Bunu açıklamadan önce geçmiş birkaç mesajı oku lütfen bu konuda. Ondan sonra hala aleyhte görüyorsan açıklarsın.
Ayet elbette açık ve sizin iddialarınıza kendinden bir önceki ayetle cevap veriyor.
İsa Mesih'in ''Eli Eli, lama sabaktani'' demeden önceki duasını hatırlarsab bu ayeti anlaman gerektiği gibi anlarsın.
''Ey Babam! Eğer imkan varsa bu kâse benden uzaklaştırılsın. Ama benim değil senin dileğin olsun.''
Yok abi değil ...
Onun mantığına göre "herşey bi yere kadar". Yani Allah bi yere kadar ilgileniyo, sonrası Allah Kerim! ;)
Yani şöyle: bi tren var, kondüktör "yerinizden kalkmayın" diyo. Çocuğun teki kalkmakta ısrarcı. E, tabi o noktadan sonra kader çocuğun elinde ... yerse.
Peki abdülKADİR, ya bu çocuk Muhammed olsa. Allah kendi -ilerideki- elçisini kendi başına mı koyacak; "kendi kaşındı ben ne yapayım" mı diyecek?
"çok zayıfsınız" deyip duran kimdi ya?
A.
Yani bu kadar olur... Yazdıklarımı tersinden anlamayı nasıl başarabiliyorsun hayret doğrusu.
''Yani Allah bi yere kadar ilgileniyo, sonrası Allah Kerim!''
Hayır tam tersi: Allah bir yere kadar izin veriyor, son sözü söyleyen Allah'tır. Bizim sorumluluğumuz ise sadece O'nun izin verdiği kadar olan yerlerdedir.
''E, tabi o noktadan sonra kader çocuğun elinde ...''
Hayır tam tersi: O noktaya kadar KADER çocuğun elinde. Trende olanlar bizim elimizde, trenin emniyet içinde yol alması ise Allah'ın elinde.
O çocuğun Muhammed aleyhisselam olması durumuyla neyi kastediyorsun? Yine hangi cümlemi cımbızla bütünlüğünden koparıp ta yanlış anlamana alet edeceksin merak ettim doğrusu. İlerde Rasul olacak bir çocukla ilerde kafir olacak bir çocuk arasında nasıl bir bağ kurdun???
Andolsun çelişkilerle dolu olan kitaba ;)
Sn abdülkadir aslında o ayetleri yazmanı bekliyordum ama bak diğer tarafta Rabbin ne buyuruyor :
Ki bunlar kitabının çelişkilerle dolu olduğunun kanıtıdır.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir.
Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi. Nahl-9
Fakat benden: "Bütün insanlar ve cinlerden cehennemi elbette dolduracağım." sözü hak olmuştur. Secde-32
Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı.
Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. Nahl-93
Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın. Nisa-143
Allah en başında insanların çoğunu cehenneme atmayı kafaya koymuş. Canının istediğine hidayet ediyor istemediğini saptırıyor. Bu sebeple onlara hidayet etmek elinde olsa bile onların cennete girmesini dilemiyor. Ve onların iman etmesini imkansızlaştırmak için gözlerinin önüne perdeler, kulaklarına ağırlıklar yerleştiriyor.:confused:
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Nahl-108
Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Artık iman etmezler
Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar. Yasin 7-10
Onların üzerine bir azab sözü hak olduğu için onlar iman edemez çünkü Allah onların iman etmemesi için gereken bütün tedbirleri almıştır.
Bozacının şahidi şıracı... :)
Size ekstra bir de ''kur'an okuma klavuzu'' lazım.
Gözünüz açıp ta okursanız, ''korktuk'' diyen şahsın Allah değil ''salih kul' olduğunu görürsünüz.
''Korktuk'' kelimesi ihtimali değil, endişeyi dile getiriyor. Gayb perdesi açılıp, çocuğun geleceğini gören salih kul, olacaklardan endişeye kapılıp korkuyor ve buna izin vermek istemedik manasında konuşuyor.
Ayet çoğul ifade taşıyor. Hızır kendi dahil kaç kişi adına konuşuyor orada ? :)
Bunlar çocuğun ana-babası olmadığına göre ?
abdulKADİR
29-04-2009, 23:41
Andolsun çelişkilerle dolu olan kitaba ;)
Sn abdülkadir aslında o ayetleri yazmanı bekliyordum ama bak diğer tarafta Rabbin ne buyuruyor :
Ki bunlar kitabının çelişkilerle dolu olduğunun kanıtıdır.
Allah en başında insanların çoğunu cehenneme atmayı kafaya koymuş. Canının istediğine hidayet ediyor istemediğini saptırıyor. Bu sebeple onlara hidayet etmek elinde olsa bile onların cennete girmesini dilemiyor. Ve onların iman etmesini imkansızlaştırmak için gözlerinin önüne perdeler, kulaklarına ağırlıklar yerleştiriyor.:confused:
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Nahl-108
Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Artık iman etmezler
Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar. Yasin 7-10
Onların üzerine bir azab sözü hak olduğu için onlar iman edemez çünkü Allah onların iman etmemesi için gereken bütün tedbirleri almıştır.
''Bu kur'an Allah katından olmasaydı içinde birbirini tutmayan çelişkiler bulunurdu''.:)
Yani diyorsun ki ''boşuna uğraşma, emir büyük yerden. Biz istesek te Kur'anı bir hidayet kitabı, Allah'ı da RABB olarak kabul edemeyiz'', öyle mi?
Son verdiğin ayetler sanki bunu ima eder gibi verilmiş te :)
Azılı aktif kafirlerin akıbetiyle ilgili ayetleri toplamış çıkarmışsın. Benim verdiğim ayetlerle bu ayetleri birlikte düşündüğümüzde öşyle bir sonuç çıkar:
Allah dileseydi elbette hepimiz tek bir ümmet yapardı, isteseydi herkesi dığru yola ulaştırırdı. Ama bunu yapmadı. O zaman yaratılmış olmanın anlamı değişik olurdu. Madem Allah ''kimin iyi kimin kötü işler yapacağını ortaya çıkarmak için'' hayatı yarattı, o zaman Rabbimiz bu işleri kendi istek ve çabamızla yapmamıza da izin verecek.
İnsan ve cinlerin içinden birçoğu hidayet yerine dalaleti seçmiş, ve bu dalalet yolunda var güçleriyle çalışmışlarsa ve bu şekilde de ölmüşlerse kalpleri mühürlü, bakıpta görmeyen, duyupta anlamayan, ''kur'anı akletmeyen'' grubuna dahil olur ve cehennem için yaratılmışlardan olur.
Yaz lastileri olan arabayla, karlı bir yolda hız sınırlarını aşmış bir vaziyette viraja girersen ne olur? Elbette yoldan çıkar belki de büyük bir kaza geçirirsin. Sen kazaya davetiye çıkartırken, lastiğe, yola, hava şartlarına veya viraja bahane bulursan mantıklı olur mu?
İşte o hakedenler ve mühürlenenler ''n'olur bizim kalbimizi de mühürle'' diye can atar vaziyettedirler.
Kimseye zorla birşey yaptırıldığı yok. Öyle olsaydı inkar edenlerin savunması gayet kolay ve yerinde olurdu.
''Allah'ım ben çok istedim bu çirkef hayattan kurtulmayı ve senin istediğin gibi bir kul olmayı ama bahtımızı kara yazmışsın, ne kadar istediysem başaramadım. Ben masumum. Şeriat karşısında boynum incedir yoksa. Sen istersin de ben yapmaz mıyım?... yollu bir savunma geçerli olabilirdi ialahi mahkemede, değil mi?
Ama mazaret YOK. Bütün itiraz yolları kapalı... İstersen bu seneryo karşısında bir daha oku o ayetleri, belki bir fark olur:)
zeitgeist
29-04-2009, 23:51
En’am 125.Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islâm'a açar; kimi de saptirmak isterse göge çikiyormus gibi kalbini iyice daraltir. Allah inanmayanlarin üstüne iste böyle murdarlik verir.
//”kimi doğru yola iletmek isterse” yani yanlış yoldakilerden istediğini çıkartıp doğru yola iletmek istiyor…ve başka bir değişkene bağlı değil…
En’am 107. Allah dileseydi, onlar ortak kosmazlardi. Biz seni onlarin üzerine bir bekçi kilmadik. Sen onlarin vekili de degilsin.
Zümer 23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bikilmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanlarin, bu Kitab'in etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'in zikrine isinip yumusar. Iste bu Kitap, Allah'in, diledigini kendisiyle dogru yola ilettigi hidayet rehberidir. Allah kimi de saptirirsa artik ona yol gösteren olmaz.
Tekvir 27. [O, herkes için, bir ögüttür,
28. Sizden dogru yolda gitmek isteyenler için de.
29. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.]
//hep “kader kavramı sizin anladığınız gibi değil” denilir…Bu ayet daha nekadar açık ve net olmalıdır ki?
Kehf 28. Sabah aksam Rablerine, O'nun rizasini dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatinin süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kildigimiz, kötü arzularina uymus ve isi gücü asirilik olan kimseye boyun egme.
// “bizi anmasını engellediğimiz”…Bu durum daha fena..
Nahl 108. Iste onlar Allah'in, kalplerini, kulaklarini ve gözlerini mühürledigi kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
Yasin [8. Biz, onlarin boyunlarina halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadir. Bu yüzden kafalari yukari kalkiktir.
9. Önlerinden bir set ve arkalarindan bir set çektik de onlari kapattik, artik göremezler.]
Yunus 99. (Resûlüm!) Eger Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmalari için insanlari zorlayacak misin?
//tabiî ki tanrının “tüm insanların imanını sağlamak” gibi bir gücü olmalı,ama “inanmaları için insanları zorlayacakmisin?” da ne demek…”sen uğraşma,ben imana getireceğimi getirir,saptıracağımı saptırırım” çıkıyor bundan...peki onca savaş niye yapıldı?
Bakara [6. Gerçek su ki, kâfir olanlari (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
7. Allah onlarin kalplerini ve kulaklarini mühürlemistir. Onlarin gözlerine de bir çesit perde gerilmistir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardir.]
En’am 111. Eger biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konussaydi ve her seyi toplayip karsilarina getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak degillerdi; fakat çoklari bunu bilmezler.
//zümer 23’te “Allah kötü olanı saptırır” tarzında ki açıklamalar pek tatmin edici değiller işin temelinde…
// kaldı ki En’am 111.de daha farklı…irade,sana bağlı vs.vs ne dersek diyelim,durum açık gibi...
Aslında pek yorum yapmaya gerek yok..Ama üstüne verilmesi gereken çok cevap var...
sevgili zeitgeist işte eksik kalan ayetleri de vermiş ellerine sağlık :)
sn Abdülkadir,
şu aktif, azılı kafir tanımlamalarını neye göre yapıyorsunuz merak ettim doğrusu. Ha bir de bunun pasifleri vardı gerçi size göre bunların hepsinin gideceği yer aynı :)
Yazdığım ayetlerden çıkan sonuç : kafirlerin inanmamaktan başka bir seçenekleri yok bütün yollar kapalı. Çünkü Allah onların kalplerini mühürlemiş artık anlayamazlar.
Şahsen bir Allah inancım olmadığı için ne onu inkar etmek ne de ona isyan etmek gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biz, siz dindarları bu yanlış inançtan(yoldan) döndürmeye çalışıyoruz o kadar...
Allahın insanların yaşadıkları süre boyunca kalplerini,gözlerini,kulaklarını mühürlememesi gerekir!,belki hayatlarının bir döneminde doğruyu bulacaklar,ama peşin peşin mühür vurulursa böyle bir olasılıkta ortadan kalktığı için duruma hile karışmış olmaz mı?,hemde bu hile Allah tarafından yapılmış olmaz mı?
abdulKADİR
30-04-2009, 00:29
...
En’am 111. Eger biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konussaydi ve her seyi toplayip karsilarina getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak degillerdi; fakat çoklari bunu bilmezler.
//zümer 23’te “Allah kötü olanı saptırır” tarzında ki açıklamalar pek tatmin edici değiller işin temelinde…(+ ikili simetrik kitap?)
// kaldı ki En’am 111.de daha farklı…irade,sana bağlı vs.vs ne dersek diyelim,durum açık gibi...
Aslında pek yorum yapmaya gerek yok..Ama üstüne verilmesi gereken çok cevap var...
Evet, dediğin gibi yoruma gerek yok, herşey açıkça ifade edilmiş.Onun için verilecek cevaplar o kadar çok değil. Birkaç cümlelik açıklama yeterli aslında. O açıklamayı da yukarda yaptım.
Ama ne kadar yeterli açıklama yapılırsa yapılsın ikna etmek bambaşka birşeydir. Ayetin mucizevi bir şekilde haber vermesiyle bu imkansızdır zaten.
Allah dilememişki herkesin aynı şekilde görüp inanmasını:)
Sizler ayetlerin konuyla ilgli kelime veya cümlelerini kalınca işeretleyip dikkatlerime sunarken, o cümlelerin önünde ve arkasında kalan ince karakterli cümleleri hiç okumuyorsunuz sanki.
Çünkü o ince harflerde gerekli ipuçları verilmiş. Mesela son verdiğiniz ayeti ele alalım. Ölüler konuşsa, melekler inse, inanmalarını sağlayacak herşey toparlanıp önlerine yığılsa inkarcılar yine inanmamak için bahane üretirlerdi. Tam orda Rabbimiz bir parantez açıyor ''ancak Allah dileseydi bu bahaneleri üretemezlerdi, fakat Allah onları özgür iradeleriyle başbaşa bıraktığında işte bahanelerin sonu gelmedi ve o inkarla yaşamaya mahkum oldular(mühürlendiler).
''iman ettiler, inkar ettiler, iman ettiler inkar ettiler, sonra inkarda aşırı gidince Allah ta kalplerine kilit vurdu.''
Sözün özü:
''Allah'ın dilemesi'' konusu islam mezhepleri içinde de farklı kabullerle anlaşılmıştır. Tabi ki onlar sizin yaklaştığınız gibi ayetlere çelişki gözüyle bakmamış, hepsini kendi düşüncelerinin doğruluğuna delil olacak şekilde tutarlı bir biçimde yorumlamışlardır.
Ayetleri sizlerin anladığı gibi anlayan islam mezhepleri vardır. Kaderiye, cebriyye gibi. Aynı sezlerı söylüyorsunuz ama çıkış noktalarınız farklı. Bu farktan dolayı onlar İslam dairesinde kalırken, siz dışardan gazel okuyanlardan oluyorsunuz:)
''Biz Musa'ya kitabı verdik te onda ihitilaf edildi'' dendiği gibi, bizlerde kur'an üzerinde ihtilaf ediyoruz. Bu ihtilafların kimi dışardan kimi içerden oluyor ki, bu da SÜNNETULLAH, yani tabiat kanunu işte.
Yani demem odur ki, sonuca varmak isteyenler varamazlar, kıyamete kadarda varamayacağız. Ama fikir jimnastiği yaparak birbirimizi anlamaya çalışmaktanda geri durmamalıyız.
zeitgeist
30-04-2009, 00:53
abdulkadir,
Orada açıklanacak daha birsürü ayet varken işin içinden cımbızla en kolaylarını seçmeniz düşündürücü..tabiiki az çok açıklaması olanlar var...aynı şekilde açıklaması hiç tatmin etmeyenlerde var...
edit:"Aslında pek yorum yapmaya gerek yok..Ama üstüne verilmesi gereken çok cevap var..." bunu yazdıklarımın tümü için söyledim..ayete özel yorumlarımda // koydum başa..
kader konusunu anladığınızı iddia ediyorsunuz...1001 ağızdan dinledim,101kitaptan okudum...kader bahsettiğiniz gibi basit bi kavram değil..işin içine girmekten korkardım ben müslüman olsam..o yüzden bence sizde pek uzatmayınız,çünkü cevaplar tatmin den uzak olduğu sürece bu mesele boş muhabbete döner,yapmak istediğinizin zıttı yönünde uzaklaşır karşıt görüşünüzdekiler..
abdulKADİR
30-04-2009, 01:03
Ayet çoğul ifade taşıyor. Hızır kendi dahil kaç kişi adına konuşuyor orada ? :)
Bunlar çocuğun ana-babası olmadığına göre ?
Arapça ve ibranicede çoğul 3 kişiyle başlar. Demek ki Hızır da 3 ve daha fazlası adına konuşmuş. Bunlarsa Allah sisteminin düzenli işlemesinde görevli olan varlıklardır.
sevgili zeitgeist işte eksik kalan ayetleri de vermiş ellerine sağlık :)
sn Abdülkadir,
şu aktif, azılı kafir tanımlamalarını neye göre yapıyorsunuz merak ettim doğrusu. Ha bir de bunun pasifleri vardı gerçi size göre bunların hepsinin gideceği yer aynı :)
Yazdığım ayetlerden çıkan sonuç : kafirlerin inanmamaktan başka bir seçenekleri yok bütün yollar kapalı. Çünkü Allah onların kalplerini mühürlemiş artık anlayamazlar.
Şahsen bir Allah inancım olmadığı için ne onu inkar etmek ne de ona isyan etmek gibi bir düşüncem hiç olmadı. Biz, siz dindarları bu yanlış inançtan(yoldan) döndürmeye çalışıyoruz o kadar...
Aktif ve pasif kefirler aynı yere gider mi hiç? O zaman bu adaletsizlik olmaz mı? Aktif ve pasif mü'minler bile farklı cennetlere gidiyorlar. Birkaç sayfa önce sayın ''nehir'' cehennemin tabakalarından ve aktiflerin gideceği yerden bahsetmişti alayvari bir şekilde. Oraya bakabilirisniz.
Ayetlerden çıkardığınız sonuç doğru olsaydı, hiçbir kafirin müslüman olması mümkün olmazdı, değil mi? Her çeşit kafirden müslüman olanlar olduğuna göre çıkardığınız sonuç pratik olarak yanlış oluyor.
İşte biz dindarları bu yanlış yoldan(!) döndürmeye çalışmanız tam bir Allah'a isyan ve tam bir inkar örneğidir, hatırlatmış olayım. İnanmadığınız için Onu inkar ve O'na isyan olmadan yaşasaydınız pasif konumda olurdunuz ama şimdi bu gayretlerinizle aktif konumdasınız, bilmiş olun. Suyu getirenle testiyi kıran bir olmayacktır elbette. Bence bizi döndürmekten vazgeçin siz, sizin iyiliğiniz için yani:)
Allahın insanların yaşadıkları süre boyunca kalplerini,gözlerini,kulaklarını mühürlememesi gerekir!,belki hayatlarının bir döneminde doğruyu bulacaklar,ama peşin peşin mühür vurulursa böyle bir olasılıkta ortadan kalktığı için duruma hile karışmış olmaz mı?,hemde bu hile Allah tarafından yapılmış olmaz mı?
Mühür vurmakla kafirin iradesine ipotek falan konulmuyor ki. Kalbe mühür vurulması, arkasında önünde setler olması birer haber cümlesidir hüküm değil. Yani Binde bir yola gelme ihtimali bile olsa biriinin kalbinin mühürlenmesi sözkonusu olmaz. Allahu Teala, kendi cephesinden (bize göre olan gelecek bilgisiyle) cehennemi boylamışların durumunu bize aktarıyor. Yoksa ''ey Peygamber/ ey müslümanlar! Ben şu karakterdeki insanların kalperlini mühürledim, onlarla boşuna uğraşmayın'' denmemektedir. Rasulullaha bile onların hali açık değildir.
Hayattayken sadece iki kişinin artık ''ümitsiz vaka'' oldukları ve cehennemi boylayacakları hükmen bildirilmiştir kur'anda: Ebu Leheb ve karısı.
Bunların dışındakiler için iman etme kapıları devamlı açıktır.
İnkar içindeyken tevbe etmeden ölenlerin, neden onca tebliğe ve belirti görmelerine rağmen iman etmemelrinin sebebi olarak, onların istekleri doğrultusunda kalplerinin mühürlenmesi olarak haber veriliyor.
Bence ortda hile de yok, hilekar da.
''Kim kolayı (imanı) isterse Biz ona kolayı kolaylaştırırız,
kim de zoru(küfrü) isterse Biz de ona zoru kolaylaştırırız.''
Durum bundan ibaret yani.
abdulKADİR
30-04-2009, 01:17
kader konusunu anladığınızı iddia ediyorsunuz...1001 ağızdan dinledim,101kitaptan okudum...kader bahsettiğiniz gibi basit bi kavram değil..işin içine girmekten korkardım ben müslüman olsam..o yüzden bence sizde pek uzatmayınız,çünkü cevaplar tatmin den uzak olduğu sürece bu mesele boş muhabbete döner,yapmak istediğinizin zıttı yönünde uzaklaşır karşıt görüşünüzdekiler..
Sayın zeitgeist,
aynı şeyi sizin hemen önünüzden yazmıştım. Ama ''DENETİMDE'' olduğumuzdan cevaplar geç ekleniyor.
Kader konusunda haklısınız. Son sözlerimi demiştim zaten ama soru gelince karşılıklı yazmadan da olmuyor.
Bu karışıklığına rağmen kader meselesi anlaşılamayacak bir mesele değildir. Ben de kendimce anladığımı sanıyorum. Yoksa bunca lafı edemez, bir yerlerde tıkanır kalırdım.
Herkesin de kapasitesi oranında anlaması gerekiyor. Yoksa her zaman karşımıza çıkıp kafamızı kurcalayabilir. Halledilmeyen konular bizleri şüphelere itebilir. Bundan kaçınmak lazım.
Yoksa ''ey Peygamber/ ey müslümanlar! Ben şu karakterdeki insanların kalperlini mühürledim, onlarla boşuna uğraşmayın'' denmemektedir. Rasulullaha bile onların hali açık değildir.
Abdülkadir gerçekten sen, Kuran cahilisin bunu tekrar tekrar müşahede ediyorum :)
Bak Rabbin bu konuda ne diyor :
Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar. Zuhruf-83
Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Bakara 272
Sen o kâfirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah, saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez. Nahl-37
Allah her kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yoktur. Rad-33
Allah kime hidayet verirse, o doğru yoldadır.
Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık bunlar için Allah'tan başka hiçbir yardımcı bulamazsın. İsra-97
Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Casiye-23
Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.Hac -18
Bir kimseye Allah, nur vermemişse, artık o kimsenin ışık ve aydınlıktan nasibi yoktur. Nur-40
Her kimi ki Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur. Zümer-36
abdulKADİR
01-05-2009, 01:17
Abdülkadir gerçekten sen, Kuran cahilisin bunu tekrar tekrar müşahede ediyorum :)
Bismillah...
Kur'an kafiri olmaktansa cahili olmayı tercih ederim:)
Cahilliğimi öğrenerek gidermeye çalışıyorum ama bu konuda cehalet sözkonusu değil Elhamdulillah.
Verdiğin ayetler için teşekkürler.
Şimdi o ayetleri bir de benim verdiklerim ışığında değerlendirelim. Sonuç, benim getirdiğim yorumdan farklı olmayacaktır:
Sapkınlık ta, doğru yolu bulmak ta elbette Allah'ın elindedir ve O'nun dilemesiyledir. Ama bu gücünü Rabbimiz keyfi olarak kullanmamakta, bir kurala bağlamaktadır. O kural da, kulun kendi tercihi Allah'ın iradesinde belirleyici olmasıdır.
Aşağıdaki ayetler bu yorumu ispatlayan ayetlerdir. Koyu ve altı çizili kelimelere dikkat et. Bunlar tamamen insanın kendi eylemleridir. Bu eylemlerin çeşidine göre Allah'ın yardımı sözkonusudur, yoksa keyfi bir seçim ve rastgele bir yardım sözkonusu değildir.
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. (Bakara 16)
İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)(Bakara 175)
Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara 258, Sad 7, Cuma 5)
Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara 264, Maide 67)
Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. (Saf 5)
Kim kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. (Nisa 115)
Kul kendisi bir yola yönelmiş ve Allah ta onu o yolda bırakmıştır.
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yûsuf'u, Mûsâ'yı ve Hârûn'u da. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. (En'am 84)
İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah'ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.(En'am 157)
Allah bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. (A'raf 30)
Allah'ın hidayet etmemesinin bir sebebi olduğu vurgulanıyor.
Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir. (A'raf 43)
Bu ayet çok önemli. Hem senin dediğini hem benim dediğimi içeriyor. Müslümanlar kendiliklerinden doğru yolu bulamayacaklarını itiraf ediyorlar ahirette. Ama duyulan bir ses, bunun doğru olmasıyla beraber, kendi yaptıkları iyi işler nedeniyle Allah'ın hidayet ettiğini duyuruyor.
Hristiyanlıkta buna ''LÜTUF'' denir. Allah'ın lütfu olmasa kanunla, şeriatle kurtuluşa erişilemeyeceğini ifade eder. Ama burda da Allah'ın lütfu rastgele gerçekleşmemekte, İsa Mesih'in izini takip etmekle LÜTUFA nail olunmaktadır.
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. (Yunus 9)
Hidayete erdirmenin sebebi belirtiliyor.
Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. (Meyem 76)
''Doğruya erenler'' derken öznenin insan olduğu görülüyor.
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. (Zümer 18)
Hidayete erenlere gelince, Allah onların hidayetini artırır. Onların Allah'a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. (Muhammed 17)
Burda da özne insandır.
abdulKADİR
01-05-2009, 12:28
sinner,
dün gece mesajına cevap olabilecek güzel bir mesaj yazdım. Denetim(!) dolayısıyla ''...kontrol edilene kadar yayınlanmayacaktır...'' cümlesi çıktı her zamanki gibi.
Görüyorum ki hala yayınlanmamış. Senin ve yöneticilerin bilgisine sunarım.
Yine çelişkilerle dolu olan kitaba andolsun :)
İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Allah dilediğini rahmetine sokar. (İnsan 29,30,31)
Abdülkadir,
Sonuçta senin yazdığın ayetler de farklı bir şey anlatmıyor. Bir kulu hidayete erdirmek yada sapıklıkta bırakmak tamamen Allah'ın elinde..
Allah dilerse kulun kalbini imana açıyor, dilemezse mühürleyip kapatıyor. Var mı bunun ötesi ?
Bunun kulun hangi davranışına bağlı olduğunun bir önemi var mı ? Sonuçta hidayet ve sapıklık kararını Allah veriyor.
O yüzden yine söylüyorum: İslam inancında özgür iradeye yer yoktur.
Not: bu arada denetimin kaldırılmış yazılarını özgürce asabiliyorsun niye şikayet ediyorsun anlamak güç :)
abdulKADİR
01-05-2009, 16:13
Yine çelişkilerle dolu olan kitaba andolsun :)
İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Allah dilediğini rahmetine sokar. (İnsan 29,30,31)
Abdülkadir,
Sonuçta senin yazdığın ayetler de farklı bir şey anlatmıyor. Bir kulu hidayete erdirmek yada sapıklıkta bırakmak tamamen Allah'ın elinde..
Allah dilerse kulun kalbini imana açıyor, dilemezse mühürleyip kapatıyor. Var mı bunun ötesi ?
Bunun kulun hangi davranışına bağlı olduğunun bir önemi var mı ? Sonuçta hidayet ve sapıklık kararını Allah veriyor.
O yüzden yine söylüyorum: İslam inancında özgür iradeye yer yoktur.
Not: bu arada denetimin kaldırılmış yazılarını özgürce asabiliyorsun niye şikayet ediyorsun anlamak güç :)
Bismillah...
Emek verip cevap yazıyorsunuz ama yazdıklarınız bir şekilde ortadan kayboluyor, sen olsan şikayet etmez misin?
O mesaj da tam denetimin kaldırılması anlarına denk geldi ve gözden kaçtı sanırım ama sonunda asılmış. Sevindim:)
Sonuçta aynı noktaya geldik sayılır. İnsan iradesini gözler önüne seren ayetleri inatla görmezden geliyorsun ama önemli değil. En azından ''son söz sahibinin Allah'' olduğu noktasında hemfikiriz.
Bu konuda olduğu gibi Allah'ın elinde olmayan veya son söz sahibi kendisinin olmadığı bir konu var mıdır ki zaten?
İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Allah dilediğini rahmetine sokar. (İnsan 29,30,31)
Senin ve benim söylediklerimin mükemmel özeti işte bu verdiğin ayette. Gerisi tefarruat:)
zeitgeist
01-05-2009, 17:18
Gerisi tefarruat:)
Değil işte..
Secde 13. Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, "Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kismiyla dolduracagim" diye benden kesin söz çikmistir.
bknz "söz"=1)bir isi yapacagini vaat etmek..
2)yerine getirmek üzere verilen vaat
Hud 119. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadir. Zaten Rabbin onlari bunun için yaratti. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracagim" sözü yerini buldu
Araf 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar. Iste asil gafiller onlardir.
//cehenneme göndermek üzere...
nasıl bukadar "kıt" anlayışlı yerine koyabiliyorsunuz anlamıyorum..
"bu mevzular büyükikarışık mevzular,açıklamalak gerçekten kolay değildir"desen anlayacağım,ama meseleyi öyle basite indirgiyorsunuz ki anlamak mümkün değil..
Sayın abdulkadir,
Bu sitenin şöyle sağlam inananlara ne kadar ihtiyacı var anlatamam. Sizler geliyorsunuz da ortalık şenleniyor. Üyeler üzerinizden rahatlıyor, stres atıyor.
Sıra bende :)
Allah inancı ve kader üzerindeki fikrimi sunmak istiyorum.
Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Tüm olacakları bir bakışta görür ve bilir. Ol dediği andan, sur'a üfle dediği ana kadar tüm yaşanacaklardan haberdardır.
Bunu bile bile "ol" demiştir.
O, mükemmeldir, o yanılmaz, o hata yapmaz, o şaşırmaz... O'na sürpriz yapılamaz!
Öyleyse irademiz vardır demek, küfre girmez mi?
Neden insanın iradesini yüceltmeye çalışıyorsunuz. bakın Allah sizi ne güzel Kalu Bela'da seçmiş, cennetlik kulu yapmış.
Yoksa yufka yüreklisiniz de bizler için mi üzülüyorsunuz?
Ama üzülmeyin, ne söyler büyüklerimiz "Fazla acıma, Allah kızar, ben acımadım, senin ne haddine der"
Yoksa Allah'ın sonsuz ilmini red mi ediyorsunuz?
Dua ederken hesaplamıyor musunuz, "ol" dediğinde başına bunun geleceğini de biliyordu, o duayı edeceğini de biliyordu.
Çelişkiyi savmak için tek bir yöntem biliyorum. Sizi uğraştırmamak için onu da vereyim.
Evet, Allah olacak her şeyi takdir etmiştir, ancak biz, bize neyin takdir edildiğini bilemeyiz! Bu yüzden kul olarak görevimiz, cennetlikler içinde olduğumuzu farzederek çabalamaktır. Çünü Allah sonsuz merhamet sahibidir????
Sorumu sordum, cevabını verdim.
Yalnız aklınızdan yine de defedemezsiniz: Roller biçilmiş, dağıtılmış, biz Tanrının en sevdiği tv programıyız :)
zeitgeist
02-05-2009, 19:28
cıks belki...yanılıyorsun,islami anlayışa göre aslında roller falan biçilmemiş benim aklıma yatmayan kısımda o değil zaten..Sana, senin bahsettiğin kısmı yanıtlayayım
(aslında zamandan münezzeh diyerek kastettiğinde bu )
_____________.___________________
bu yukarıdaki senin hayatın...sen şu anda o "nokta" olan bölgedesin..geçmişini biliyorsun fakat gelecekte karşına ne çıkacak bilmiyorsun...İslami inanca göre allah o çizgiyi hatta yaratılışla-kıyamet arasındaki daha büyük çizgiyi tek seferde ve anlık görebiliyor...bu yüzden geçmişini de biliyor geleceğinide..
Bir zaman makinası yaptım..2020 yılına gittim..Sen "x" şahsını öldürüyorsun o zamanda,ben de bunu gördüm..Geri döndüm 2009 yılına,o şahsı öldüreceğini biliyorum,fakat bu kararı vermende benim suçum yok...
Bunları aşmak lazım...kafaya takılan başka şeyler var...abdulkadirin deyimiyle ince detaylar değil onlar...
kalın sağlıcakla
Eğer senin dediğin gibiyse benim Tanrı kavramından anladığım şey ile İslamiyetteki Allah inancı bağdaşmıyor.
Peki bu Tanrının mükemmelliğini bozmuyor mu?
Oysa ben ilkel dinlerden itibaren ele aldığımda, Tevrat ve İncil'deki tasvirlerini de inceleyip Tanrı'nın şimdiye kadarki en olgunlaşmış haline İslam ile gelmiş olduğunu düşünüyordum. Demekki orda da kusurlu bir yan var.
zeitgeist,
Aslında senin anlatım şeklini başka dindar kişilerden de duymuştum. Ben her seferinde mükkemmel olanın tek bakışta her şeye vakıf olması gerektiğini, biçilen neyse ona karşı çıkılamayacağını savunuyordum. İrade bana hep mantıksız geliyordu ki hala öyle!
Zaman üstü bir varlığın ki her şeyden de haberdar ve herşeyi de o şekillendirmiş, tasarladığı neyse olacak olan da odur.
Aksi halde bombanın pimini çekip kenara geçmiş gibi bir şekle dönüyor bu!
Biliyorum, tümeller, tikeller meselesi de var. Ben kafamda bağdaştıramıyorum, tüm mesele orda aslında.
Peki, "kafaya takılan başka şeyler" dediklerin neler?
abdulKADİR
02-05-2009, 21:50
Sayın abdulkadir,
Bu sitenin şöyle sağlam inananlara ne kadar ihtiyacı var anlatamam. Sizler geliyorsunuz da ortalık şenleniyor. Üyeler üzerinizden rahatlıyor, stres atıyor.
Sıra bende :)
Bismillah...
Sayın belki, sizin kapasitenizin ne olduğu zeitgeist'e sorduğunuz sorulardan ve yaptığınız yorumlardan belli oluyor. Daha islam(yahudilik, hristiyanlık ve muhammedilik)'ın Allah inancını bile halledememişsiniz siz.
Bence siz stresinizi TV karşısında atın:)
Eğer senin dediğin gibiyse benim Tanrı kavramından anladığım şey ile İslamiyetteki Allah inancı bağdaşmıyor.
Peki bu Tanrının mükemmelliğini bozmuyor mu?
Oysa ben ilkel dinlerden itibaren ele aldığımda, Tevrat ve İncil'deki tasvirlerini de inceleyip Tanrı'nın şimdiye kadarki en olgunlaşmış haline İslam ile gelmiş olduğunu düşünüyordum. Demekki orda da kusurlu bir yan var.
zeitgeist,
Aslında senin anlatım şeklini başka dindar kişilerden de duymuştum. Ben her seferinde mükkemmel olanın tek bakışta her şeye vakıf olması gerektiğini, biçilen neyse ona karşı çıkılamayacağını savunuyordum. İrade bana hep mantıksız geliyordu ki hala öyle!
Zaman üstü bir varlığın ki her şeyden de haberdar ve herşeyi de o şekillendirmiş, tasarladığı neyse olacak olan da odur.
Aksi halde bombanın pimini çekip kenara geçmiş gibi bir şekle dönüyor bu!
Biliyorum, tümeller, tikeller meselesi de var. Ben kafamda bağdaştıramıyorum, tüm mesele orda aslında.
diagoras
02-05-2009, 22:34
Bir zaman makinası yaptım..2020 yılına gittim..Sen "x" şahsını öldürüyorsun o zamanda,ben de bunu gördüm..Geri döndüm 2009 yılına,o şahsı öldüreceğini biliyorum,fakat bu kararı vermende benim suçum yok...
Bunları aşmak lazım...kafaya takılan başka şeyler var...abdulkadirin deyimiyle ince detaylar değil onlar...
kalın sağlıcakla
Degerli zeitgeist, eger beni yaratan sensen (muslumanlik oyle oldugunu iddia ediyor) tabiki suclusun! Cunku benim bu secimi yapip birini oldurecegimi bile bile yarattin.
Herkese saygilar.
sayın abdulkadir,
Size karşı sempati besliyordum. Site çalışmanızı inceleyip içimden takdir etmiştim.
Yazdıklarınıza değer vererek yorumda bulundum karşılığında tarafınızdan kapasitesizlikle itham edildim. Tavrınızın hükmünü kendiniz verin. Sizin yazılarınıza son cevabım olacak bu.
Karakterinizin ileride yükselmesini dilerim. Temiz bir yaşam için, temiz bir kelime dağarcığı şart çünki...
abdulKADİR
03-05-2009, 15:52
sayın abdulkadir,
Size karşı sempati besliyordum. Site çalışmanızı inceleyip içimden takdir etmiştim.
Yazdıklarınıza değer vererek yorumda bulundum karşılığında tarafınızdan kapasitesizlikle itham edildim. Tavrınızın hükmünü kendiniz verin. Sizin yazılarınıza son cevabım olacak bu.
Karakterinizin ileride yükselmesini dilerim. Temiz bir yaşam için, temiz bir kelime dağarcığı şart çünki...
Sayın belki,
sempatinizin devam etmesinde bir sakınca olmamalı. Çünkü ortada bir ''kapasitesilikle suçlama'' yok. Kapasitenizin derecesini ortaya koydum kendimce. Çünkü, mesajınızda hem güzel sorular sormuşsunuz, hem de cevabını vermişsiniz. Ama bu cevapları yanlış verdiğiniz, zeitgeiste sorduğunuz sorulardan anlaşılıyor.
Bunlara birbir cevap vermek isterdim ama, o girişte yazdığınız cümleler beni cevap yazmaktan ziyade ironik bir şaka yapmaya itti.
Sayın abdulkadir,
Bu sitenin şöyle sağlam inananlara ne kadar ihtiyacı var anlatamam. Sizler geliyorsunuz da ortalık şenleniyor. Üyeler üzerinizden rahatlıyor, stres atıyor.
Sıra bende :)
Biz dindarları bir stres atma, rahatlama ve şenlenme aracı olarak değerlendirmek, hafif bir küçümseme, ciddi bir alay içermiyor mu sizce? Bu alay ve küçümsemenin ardından başlamışsınız stres atmak için yazmaya. Ben buna karşılık size en ufak bir misillemede bulunmamışım. Daha nasıl bir cevap bekliyordunuz ki?
Buna rağmen kırıldınızsa affola...
Allah'ın geçmiş ve gelecekte vuku' bulacak herşeyin bilgisine sahip olması işin bir yönü. Sadece bu noktadan bakarsanız Allah yaratıyor ama insanların yaşamlarındaki seçimlerine karışmıyor dersiniz.
Buna karşın, Allah'ın izni olmadan ve o dilemeden hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceği dolayısıyla herşeyin ancak onun iradesiyle vuku' bulabildiğine ilişkin ayetler varken,
hala islamda özgür bir iradeden söz edilebilir mi ?
“Tanrı kötülüğü durdurmak istiyor da gücü mü yetmiyor, o zaman her şeye gücü yeten değil.
Gücü yetiyor da durdurmak mı istemiyor, o zaman kötü niyetli.
Hem gücü yetiyor hem de durdurmak mı istiyor, o zaman kötülük nerden çıktı?
Hem gücü yetmiyor hem de durdurmak istemiyor mu, o zaman ona neden Tanrı diyoruz?” Epikuros
abdulKADİR
10-05-2009, 16:30
Allah'ın geçmiş ve gelecekte vuku' bulacak herşeyin bilgisine sahip olması işin bir yönü. Sadece bu noktadan bakarsanız Allah yaratıyor ama insanların yaşamlarındaki seçimlerine karışmıyor dersiniz.
Buna karşın, Allah'ın izni olmadan ve o dilemeden hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceği dolayısıyla herşeyin ancak onun iradesiyle vuku' bulabildiğine ilişkin ayetler varken,
hala islamda özgür bir iradeden söz edilebilir mi ?
Evet edilebilir. Verilen onca ayeti karşılaştırmalı olarak okursak iki farklı İRADEnin olduğunu açık bir şekilde görürüz.
1. Allah'ın iradesi, ki mutlak ve sınırsız olan iradedir,
2. İnsanların iradesi, ki kayıtlı ve sınırlı olan iradedir.
Sözünü ettiğimiz özgür irade kulun sahip olduğu tercih etme yetkisidir, seçme özgürlüğüdür. Bu seçimini imandan yana yapan insanlar, fikir ve amellerini Yüce Yaratıcı'nın istekleri doğrultusunda sınırlandırmak zorundadırlar.
Bu seçimi inkardan yana yapanlar da, fikir ve amellerini kendilerine göre belirleyici ve denetleyici değerlere göre (evrensel etik, insan hakları v.s) sınırlandırırlar.
Allah'ın iradesi bütün insanları doğru yolda olmaya zorlayacak şekilde olabilirdi ama yapmadığını ve özgür bıraktığını blirtiyor. İman edenler, Allah'ın iradesinin herşeyin üstünde belirleyici bir irade olduğuna iman etmekle sizden ayrılıyorlar, yoksa iradelerini kullanmakta sizden farklı değiller.
“Tanrı kötülüğü durdurmak istiyor da gücü mü yetmiyor, o zaman her şeye gücü yeten değil.
Gücü yetiyor da durdurmak mı istemiyor, o zaman kötü niyetli.
Hem gücü yetiyor hem de durdurmak mı istiyor, o zaman kötülük nerden çıktı?
Hem gücü yetmiyor hem de durdurmak istemiyor mu, o zaman ona neden Tanrı diyoruz?”Epikuros
Herşeye gücü yeten Tanrı, kötülüğün bizim elimizle durdurulmasını istiyor,
Kötülüklerle mücadele sonunda bizim de kendisi gibi İYİ olabilecek güce sahip olduğumuzu öğretiyor,
Kötülük insanın ihtiraslarından ve Tanrı'ya asi olmasından çıktı,
O halde ihtiras ve isyanlardan uzaklaşıp Tanrı gibi olmalıyız.
abdulKADİR :)
Herşeye gücü yeten Tanrı, kötülüğün bizim elimizle durdurulmasını istiyor,
Kötülüklerle mücadele sonunda bizim de kendisi gibi İYİ olabilecek güce sahip olduğumuzu öğretiyor,
Kötülük insanın ihtiraslarından ve Tanrı'ya asi olmasından çıktı,
O halde ihtiras ve isyanlardan uzaklaşıp Tanrı gibi olmalıyız.
abdulKADİR :)
Bizim elimizle durdurulmasını istiyor fakat kötülüğü ilk başta insanın içine koyan Tanrı,
Kendisini İyi gibi gösterip, İnsanların içine kötülüğü yerleştirerek aynı zamanda ne kadar kötü olabildiğini gösteriyor.
Kötülük Tanrı'nın insanların içine yerleştirmesinden çıktı.
O halde Tanrı başta kendi koyduğu kötülüğü gene kendisi çıkarsın insanın içinden.
abdulKADİR
10-05-2009, 17:25
Bizim elimizle durdurulmasını istiyor fakat kötülüğü ilk başta insanın içine koyan Tanrı,
Kendisini İyi gibi gösterip, İnsanların içine kötülüğü yerleştirerek aynı zamanda ne kadar kötü olabildiğini gösteriyor.
Kötülük Tanrı'nın insanların içine yerleştirmesinden çıktı.
O halde Tanrı başta kendi koyduğu kötülüğü gene kendisi çıkarsın insanın içinden.
Allah'ın yarattıklarında KÖTÜ yoktur. Domuz bile kötü değildir. İyi Olan'dan kötü meydana gelir mi?
KÖTÜLÜKte başlı başına bir varlık değildir. Aynen KARANLIK gibi.
İyiliğin olmadığı yerde kötülük, aydınlıın olmadığı yerde karanlık vardır.
Allah içimize kötülük falan yerleştirmedi. İçimizde olduğunuz sandığımız kötülük, bazı duygularımızın kontrol edilmemesinden kaynaklanan arızi durumlardır.
Allah insanı kendi benzeyişinde yarattı tevrata göre. Bu islamda, ''Allah insanı halife olarak yarattı'' demektir.
Yani, Allah'ın sahip olduğu bütün isimler sadece insana verilmiştir. Bütün insanlarda bu isimlerin ortaya çıkma potansiyeli vardır. Mesela annelerde Allah'ın Rahman ve Rahim isimleri daha çok ortaya çıkar. İşte bu isimlerin bizde azlık ve çokluğuna, veya varlık veya yokluğuna göre KÖTÜLÜK dediğimiz şey de hayat bulur.
Rahim sıfatının hiç ortaya çıkmadığı bir insan düşünelim. Acımasız ve merhametsiz olacaktır. Bu insanda bir de Allah'ın Celal isminin fazlasıyla ortaya çıktığını düşünürsek bu adam, eşkıya olup çıkacaktır.
Potansiyel olarak bizde bulunan bütün güzellikleri, eğer dengeli bir şekilde ortaya çıkartabilirsek iyi bir insan oluruz. Bu dengeyi kaçırırsak KÖTÜ oluruz.
Allah'ın Gazap, İntikam, Kıskançlık, Kudret gibi sıfatları insanlar için de gerekli olan sıfatlardır. Ama denge korunamazsa bu sıfatlar bir insanda KÖTÜLÜK olarak hayat bulabilir, bu insana da KÖTÜ bir insan deriz.
Gördüğünüz gibi ortada ''içimizden çıkartılacak'' bir kötülük yok.
Allah'ın yarattıklarında KÖTÜ yoktur. Domuz bile kötü değildir. İyi Olan'dan kötü meydana gelir mi?
KÖTÜLÜKte başlı başına bir varlık değildir. Aynen KARANLIK gibi.
İyiliğin olmadığı yerde kötülük, aydınlıın olmadığı yerde karanlık vardır.
Allah içimize kötülük falan yerleştirmedi. İçimizde olduğunuz sandığımız kötülük, bazı duygularımızın kontrol edilmemesinden kaynaklanan arızi durumlardır.
Allah insanı kendi benzeyişinde yarattı tevrata göre. Bu islamda, ''Allah insanı halife olarak yarattı'' demektir.
Yani, Allah'ın sahip olduğu bütün isimler sadece insana verilmiştir. Bütün insanlarda bu isimlerin ortaya çıkma potansiyeli vardır. Mesela annelerde Allah'ın Rahman ve Rahim isimleri daha çok ortaya çıkar. İşte bu isimlerin bizde azlık ve çokluğuna, veya varlık veya yokluğuna göre KÖTÜLÜK dediğimiz şey de hayat bulur.
Rahim sıfatının hiç ortaya çıkmadığı bir insan düşünelim. Acımasız ve merhametsiz olacaktır. Bu insanda bir de Allah'ın Celal isminin fazlasıyla ortaya çıktığını düşünürsek bu adam, eşkıya olup çıkacaktır.
Potansiyel olarak bizde bulunan bütün güzellikleri, eğer dengeli bir şekilde ortaya çıkartabilirsek iyi bir insan oluruz. Bu dengeyi kaçırırsak KÖTÜ oluruz.
Allah'ın Gazap, İntikam, Kıskançlık, Kudret gibi sıfatları insanlar için de gerekli olan sıfatlardır. Ama denge korunamazsa bu sıfatlar bir insanda KÖTÜLÜK olarak hayat bulabilir, bu insana da KÖTÜ bir insan deriz.
Gördüğünüz gibi ortada ''içimizden çıkartılacak'' bir kötülük yok.
Sevgili Abdulkadir
Allah insanın herbirşeyini kendisi yaratmadı mı? Tırnağından beyin hücresine kadar. İnsanın içindeki iyilikten kötülüğe kadar. Mutluluktan üzüntüye kadar her birini Allah vermedi mi insana? Madem insanın kötü olmasını istemiyor du da neden bu kötülüğü insana verdi. Tanrı kötüdür çünkü Milyonlarca insanı sonsuza kadar azap dolu yer olan Cehenneme göndereceğini söylüyor. Bir devlet bir insana kendisini tanımıyor diye 30 yıl sürekli akla gelinmedik işkenceler yapsa sonra da işkence yaptığı insanın dilediği herşeyi verse işkence yapan devlete iyi diyebilir miyiz? Düşün bunu bir değil milyonlarca insana yaptığını.
Tanrı cehenneme varmayacak insan yok diyor? Sen bu tanrıya iyi diyebilir misin?
abdulKADİR
10-05-2009, 21:51
Sevgili Abdulkadir
Allah insanın herbirşeyini kendisi yaratmadı mı? Tırnağından beyin hücresine kadar. İnsanın içindeki iyilikten kötülüğe kadar. Mutluluktan üzüntüye kadar her birini Allah vermedi mi insana? Madem insanın kötü olmasını istemiyor du da neden bu kötülüğü insana verdi. Tanrı kötüdür çünkü Milyonlarca insanı sonsuza kadar azap dolu yer olan Cehenneme göndereceğini söylüyor. Bir devlet bir insana kendisini tanımıyor diye 30 yıl sürekli akla gelinmedik işkenceler yapsa sonra da işkence yaptığı insanın dilediği herşeyi verse işkence yapan devlete iyi diyebilir miyiz? Düşün bunu bir değil milyonlarca insana yaptığını.
Tanrı cehenneme varmayacak insan yok diyor? Sen bu tanrıya iyi diyebilir misin?
Cehennemi yana-yakıla isteyen insanlar kötü olmuyor da, onların bu istediğini verince Allah mı kötü oluyor? Bacak kadar boyuna bakmadan iri yarı babasına kafa tutup, ona tehditler savuran bir çocuk iyi ama ona iki tokat atan baba kötü öyle mi? Bu sitede bile boy gösteren ''varsan çarp'', ''sen tanrılığını bil ben de insanlığımı'' gibi meydan okumaların sahipleri iyi ama onları zamanı gelince çarpan, Tanrı'lığını gösteren kötü öyle mi?
Cehenneme uğrayacağız ama hepimiz orda kalmayacağız. Uzaktan seyredecek cennetlikler. Belki cennetin kıymeti iyi bilinsin diyedir bu gösterim, kimbilir:)
Evet dediklerini Allah yarattı ama beyni yaratan, onun içindeki düşünceleri de yaratmadı ki. Senin kafanda planladığın adam öldürme düşünceni, kalbinde başkalarına beslediğin kin ve nefreti de o yaratmadı ya.
Bu sitede bile boy gösteren ''varsan çarp'', ''sen tanrılığını bil ben de insanlığımı'' gibi meydan okumaların sahipleri iyi ama onları zamanı gelince çarpan, Tanrı'lığını gösteren kötü öyle mi?
Bir örneğini göremek için bekliyoruz ... hala ;)
A.
Cehennemi yana-yakıla isteyen insanlar kötü olmuyor da, onların bu istediğini verince Allah mı kötü oluyor? Bacak kadar boyuna bakmadan iri yarı babasına kafa tutup, ona tehditler savuran bir çocuk iyi ama ona iki tokat atan baba kötü öyle mi? Bu sitede bile boy gösteren ''varsan çarp'', ''sen tanrılığını bil ben de insanlığımı'' gibi meydan okumaların sahipleri iyi ama onları zamanı gelince çarpan, Tanrı'lığını gösteren kötü öyle mi?
Ben henüz "varsan çarp" diyenlerden kimsenin çarpıldığını görmediğim gibi,"Allah'ım sen büyüksün" diyenlerin de, yaşamlarının herhangi bir şekilde iyileştirildiğine şahit olmadım..Bu da "insanların yaptıklarının karşılığını hem bu dünyada hem de ahirette göreceği"ni söyleyen Allah'ın hükümlerine terstir..
Kendinizi teselli etmeye çalışırken, Filistindeki suçsuz insanların ne yüzünden acı çekmiş olabileceklerini göz önüne alın veya Japonya da yaşam sürenlerin neye istinaden refah içerisinde yaşadıklarını..
sevgiler
Cehennemi yana-yakıla isteyen insanlar kötü olmuyor da, onların bu istediğini verince Allah mı kötü oluyor? Bacak kadar boyuna bakmadan iri yarı babasına kafa tutup, ona tehditler savuran bir çocuk iyi ama ona iki tokat atan baba kötü öyle mi? Bu sitede bile boy gösteren ''varsan çarp'', ''sen tanrılığını bil ben de insanlığımı'' gibi meydan okumaların sahipleri iyi ama onları zamanı gelince çarpan, Tanrı'lığını gösteren kötü öyle mi?
Cehenneme uğrayacağız ama hepimiz orda kalmayacağız. Uzaktan seyredecek cennetlikler. Belki cennetin kıymeti iyi bilinsin diyedir bu gösterim, kimbilir:)
Evet dediklerini Allah yarattı ama beyni yaratan, onun içindeki düşünceleri de yaratmadı ki. Senin kafanda planladığın adam öldürme düşünceni, kalbinde başkalarına beslediğin kin ve nefreti de o yaratmadı ya.
Birde şu tarafından bak hayatı boyunca iyi yaşamış insanlığın yararına çok önemli buluşlar yapmış bir insan fakat aynı zamandada sağlam bir ateizm savunucusu. Ateizmi savunurken karşısındakinin Tanrısını hiç bir şekilde aşağılamadan sadece öyle bir tanrı olmadığını göstermeye çalışan birini düşün. Hatta senin Baba oğul örneğin üzerinden gidelim.
Çocuk hayatı boyunca babasını hiç görmemiş. Çocuk hayatında ise başarılı kimseye dokunmayan yardımsever birisi ve önemlisi bilime güvenen bir insan. Birisi geliyor çocuğa diyor ki;
Senin baban şu kimsedir. Çocukta soruyor doğal olarak. Hani nerde niye kendisini göstermiyor? Aracı da diyor bak eğer onun baban olduğunu kabul edersen sana mükemmel miras bırakacak eğer onun baban olduğunu kabul etmezsen seni öyle bir cezalandıracak ki beni öldür diye yalvaracaksın.
Çocuk bilime olan güveni ile aracıya soruyor ya bana bilimsel bir kanıt getir Dna testi gibi bende onun babam olduğunu kabul etmeme gibi bir durumum olmasın yada çıksın ortaya göstersin kendisini bana kendi söylesin babam olduğunu. Aracı diyor yok sana kanıt filan inanacaksan böyle inanacaksın inanmazsan sonuçlarına katlanırsın. Bu babanın iyi olduğundan bahsedebilirmiyiz?
Öldürme isteğini, kini , nefreti Allah insana vermediyse nerden geldi bu duygular? Evrimle mi oluştu?
abdulKADİR
11-05-2009, 01:09
Bir örneğini göremek için bekliyoruz ... hala ;)
A.
Sen yine de işini garantiye al, n'olur n'olmaz, gerçekleşiverecek olursa yakın çevrenden olmasın bu örnekler, dua et :)
Ben henüz "varsan çarp" diyenlerden kimsenin çarpıldığını görmediğim gibi,"Allah'ım sen büyüksün" diyenlerin de, yaşamlarının herhangi bir şekilde iyileştirildiğine şahit olmadım..Bu da "insanların yaptıklarının karşılığını hem bu dünyada hem de ahirette göreceği"ni söyleyen Allah'ın hükümlerine terstir..
Kendinizi teselli etmeye çalışırken, Filistindeki suçsuz insanların ne yüzünden acı çekmiş olabileceklerini göz önüne alın veya Japonya da yaşam sürenlerin neye istinaden refah içerisinde yaşadıklarını..
sevgiler
Allah cezalandırmakta acele etmez, mühlet verir.
Allah kendisine yapılan inkarı ve kafa tutmayı hemen cezalandırarak yarattığı kulların seviyesine düşecek bir RAB değildir. Geniştir, bağışlamak için bahane arar.
Çevremizde bunlara örnek olmaması, hiç olmadığı anlamına mı gelir? Benim de etrafıma Allah'ın tokadını yemiş kimse yok Allah'a şükür. Çünkü şeytan çarpmış gibi bir hale getirilecek suçlar işleyen insanlar yok etrafımda. Ama basın-yayından görüyoruz... Bir Ariel Sharon buna örnek olabilir belki. Hatta Türkan Saylan bile. Şunu yapabilirsiniz, ibretlik ölümle ölenleri, ya da hayatta olup ta yüzünde nur kalmamış, bakmaya korktuğunuz insanların hayatlarını inceleyin, genellikle azgın ve zalim bir inkarcıyla karşılaşırsınız.
''Allah'ım sen büyüksün'' diyenlerin örneğine gelince, yine Allah'a şükür bu örneklerden çok var etrafımda. Gerek önceki hayatındaki yanlışlardan dönüp inançlı biri olduktan sonra, gerekse inançlı olduğu halde devamlı Allah'a tevekkül etmesi sonucunda işleri yolunda olan, mutlu ve huzurlu olan çok insan var. Eğer sizin çevrenizde yoksa yazılıp-çizilenlere biraz kulak kabartın. Ateist veya dinsizken sonradan müslüman veya sonradan hristiyan olup ta hayatı olumlu yönde değişenlerin hayat hikayelerini bir okuyun...Hee, dünyadaki bütün dindarlar en zengin, en sorunsuz insanlar olacak diye de bir kural yok.
Filistindekilerin acı çektiğini, veya japonların refah içinde yaşadıklarını nerden biliyorsunuz? Bize böyle yansıyor olabilir ama iç dünyaları ve gerçekler daha farklı olabilir.
Filistin halkı, yüksek öğrenim oranı en yüksek, entellektüel oranı ikinci en yüksek ve boşanma oranı %0 olan bir halkmış... Belki acılar insanların daha mutlu olması için birer araçtır, ne dersiniz? Gazze saldırılarında, burunlarının dibinde toplar patlarken çocukları ve eşiyle türkiyeye gelmeyip orda kalmayı tercih eden türk annenin telefon bağlantılarına şahit olduk. O ortamı seyircilere aktarırken bile gülümsediği anlar oluyordu. Onların çektiği acıların sebebi atalarıdır belki. Ama bu acılar onları kesinlikle isyana zorlamıyor, Allah'a kafa tutmuyorlar.(Az da olsa vardır elbette ateist)
Japonlara gelince, her iki dünya da çalışmanın karşılığının alındığı yerlerdir. Bu çalışmaya bir de inanç girerse çalışmalar katlanarak karşılık bulur. Japonlar da kendi inançlarına sıkı sıkıya bağlı çalışkan insanlar. Ayrıca onların da atalarının uğradığı zulümler yüzünden şimdi onlar teselli ediliyor olabilirler.
abdulKADİR
12-05-2009, 01:42
Birde şu tarafından bak hayatı boyunca iyi yaşamış insanlığın yararına çok önemli buluşlar yapmış bir insan fakat aynı zamandada sağlam bir ateizm savunucusu. Ateizmi savunurken karşısındakinin Tanrısını hiç bir şekilde aşağılamadan sadece öyle bir tanrı olmadığını göstermeye çalışan birini düşün. Hatta senin Baba oğul örneğin üzerinden gidelim.
Dediğin gibi biri sağlam bir ateizm savunucusu olamaz. Var mı öyle, insanlık yararına çok önemli buluşlar yapmış bir ateist?
Çocuk hayatı boyunca babasını hiç görmemiş. Çocuk hayatında ise başarılı kimseye dokunmayan yardımsever birisi ve önemlisi bilime güvenen bir insan. Birisi geliyor çocuğa diyor ki;
Senin baban şu kimsedir. Çocukta soruyor doğal olarak. Hani nerde niye kendisini göstermiyor? Aracı da diyor bak eğer onun baban olduğunu kabul edersen sana mükemmel miras bırakacak eğer onun baban olduğunu kabul etmezsen seni öyle bir cezalandıracak ki beni öldür diye yalvaracaksın.
Çocuk bilime olan güveni ile aracıya soruyor ya bana bilimsel bir kanıt getir Dna testi gibi bende onun babam olduğunu kabul etmeme gibi bir durumum olmasın yada çıksın ortaya göstersin kendisini bana kendi söylesin babam olduğunu. Aracı diyor yok sana kanıt filan inanacaksan böyle inanacaksın inanmazsan sonuçlarına katlanırsın. Bu babanın iyi olduğundan bahsedebilirmiyiz?
Verdiğin örnekte babanın amacı belli değil, daha doğrusu amacı yok. Bir de adamın baba olduğuna dair ipuçları yok. Pat diye birinin aracı olarak karşısına çıkıp babasından bahsetmesi ve ilginç tekliflerde bulunması hem şüphe uyandırır hem de kabul görmez. Bu babanın iyi olması düşünülemez tabi ki.
Örneği şu hale getirelim:
Zengin bir baba 4 çocuğundan hangilerinin mirasına layık olduğunu görmek için kendini gizliyor. Onların bütün ihtiyaçlarını karşılıyor. Yetişkin olup elleri para kazanmaya başlayınca bir arkadaşını gönderip bazı dileklerde bulunuyor: Bir fakire yardım edilecek, bir çocuğun eğitimi üstlenilecek, herhafta yaşlılarevi ziyaret edilecek... gibi. Bunları yapmazlarsa maddi varlıklarını kaybedeceklerini, ama yaparlarsa büyük mirasın sahibi olacaklarını söylüyor. Çocuklar önce şaşırıyorlar. Bunları isteyen kişinin babamız olduğunu nerden bileceğiz diyorlar. Adam, babalarının ismini soyismini, memleketini ve başkalarının bilmesi mümkün olmayan birkaç bilgiyi veriyor.
Bu durum karşısında çocuklardan bir kısmı adama inanıp istenilenleri yapıyorlar.
Bir kısmı, kalpten inanmıyorlar ama malvarlıklarını kaybetmemek için inanmış gibi görünüyorlar. İstenilenleri yapmaktan da kaytarıyorlar.
Diğer bir kısmı ise adama inanmıyorlar. Adamın söylediklerini rastlantı olarak değerlendiriyorlar. Babalarının zengin olmadığını, olsaydı kendilerini bırakmayacağını, bıraktıysa bile bunca sene ortaya çıkıp hala kendini gizlemeyeceğini düşündüler. İstenilenleri yapmadılar. Yaptılarsa bile babaları istediği için değil, kendi çıkarları gerektirdiği için yaptılar.
Kısa bir süre sonra baba ortaya çıktı ve adamın söylediklerini aynen yaptı.
(Bu tür örneklerde tam anlamıyla Allah-kul ilişkisi verilemez. Bu benzetmeler olayı anlamaya katkıda bulunabilir belki. Onun için devamlı eksik yönleri olacaktır.)
Öldürme isteğini, kini , nefreti Allah insana vermediyse nerden geldi bu duygular? Evrimle mi oluştu?
Bu duyguların nerden geldiğini yazmıştım...
Dengeli bir şekilde kullanıldığında bizim yararımıza olan duygularımız, sınırı aştığında bu tür kötü duygular haline gelecektir. Yeterli dozda alınan ilacın şifa olması, aynı ilacın yüksek dozda alındığında zehir olması gibi.
Sevgili Abdulkadir
Sıkı bir ateizm savunucusu olup olmadıklarını bilmiyorum fakat linkteki listedeki ateistlerin yaptıkları işler insanlık yararı içindir.
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_atheists
Listeye birde benim gibi agnostikleri eklersek
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_agnostics
Söylediğinin çokta doğru olmadığını görürsün.
Örneği şu hale getirelim:
Zengin bir baba 4 çocuğundan hangilerinin mirasına layık olduğunu görmek için kendini gizliyor. Onların bütün ihtiyaçlarını karşılıyor. Yetişkin olup elleri para kazanmaya başlayınca bir arkadaşını gönderip bazı dileklerde bulunuyor: Bir fakire yardım edilecek, bir çocuğun eğitimi üstlenilecek, herhafta yaşlılarevi ziyaret edilecek... gibi. Bunları yapmazlarsa maddi varlıklarını kaybedeceklerini, ama yaparlarsa büyük mirasın sahibi olacaklarını söylüyor. Çocuklar önce şaşırıyorlar. Bunları isteyen kişinin babamız olduğunu nerden bileceğiz diyorlar. Adam, babalarının ismini soyismini, memleketini ve başkalarının bilmesi mümkün olmayan birkaç bilgiyi veriyor.
Bu durum karşısında çocuklardan bir kısmı adama inanıp istenilenleri yapıyorlar.
Bir kısmı, kalpten inanmıyorlar ama malvarlıklarını kaybetmemek için inanmış gibi görünüyorlar. İstenilenleri yapmaktan da kaytarıyorlar.
Diğer bir kısmı ise adama inanmıyorlar. Adamın söylediklerini rastlantı olarak değerlendiriyorlar. Babalarının zengin olmadığını, olsaydı kendilerini bırakmayacağını, bıraktıysa bile bunca sene ortaya çıkıp hala kendini gizlemeyeceğini düşündüler. İstenilenleri yapmadılar. Yaptılarsa bile babaları istediği için değil, kendi çıkarları gerektirdiği için yaptılar.
Kısa bir süre sonra baba ortaya çıktı ve adamın söylediklerini aynen yaptı.
Verdiğin hikaye söylemeliyki benimkinden daha güzel bir örnek hikaye olmuş. Nasıl ki benim hikayede eksiklikler var seninkinde de eksiklikler var.
Tabi hiç bir zaman birebir aynı sı olmaz fakat Tanrının 100de yüz iyi olmadığına çok güzel örnek olabilir.
Hikayede 2 temel eksik var.
Birincisi benim verdiğim örnekte olduğu gibi Baba çocukları kendi dediklerini yapmadıkları vakit akla hayale gelmeyecek işkenceler yapacağını söyleyerek çocuklarını tehdit ettiğini eklemelisin.
İkincisi Baba çocuklarına, onları babalarının isteklerini yapmaktan vazgeçirebilcek yeteneği olan birini yollayarak ikili oynamakta olduğunuda eklemelisin.
Böyle olunca Baba, 1-tehdit ederek çocuklarına birşey yaptırmaya çalışıyor
2- Çocuklarının babalarının dediklerini yapmamaları için her türlü şeyi yapan elemanınıda geri çekmiyor.
Bu duyguların nerden geldiğini yazmıştım...
Dengeli bir şekilde kullanıldığında bizim yararımıza olan duygularımız, sınırı aştığında bu tür kötü duygular haline gelecektir. Yeterli dozda alınan ilacın şifa olması, aynı ilacın yüksek dozda alındığında zehir olması gibi.
Daha önce iyiliğin olmadığı yerde karanlık var diyerek açıklamaya çalıştın fakat bu tam olarak yeterli bir açıklama olmadı. Çünkü aynı şekilde Kötünün olmadığı yerde iyilik var diyerek İnsanın içindeki kötülüğüde açıklyabiliriz.
Bazı durumlarda yapılan istemsiz kötülükler vardır.
Mesela hırsızlık kötü birşey olduğunu herkez bilir. Fakat kleptomani bir hastalıktır. Bu hastalığı insana vererek Tanrı insanın kötülük yapmasına göz yumuyordur.
İnsan öldürmekte kötü birşeydir. Fakat cinnet geçiren bir kişi insanları öldürdüğünün farkına bile varmayabilir hatta o olayı hatırlamayabilir. Bu durumda o insanın öldürme eylemini bilinçli bir şekilde yaptığından söz edebilirmiyiz. Bu kötülük nerden gelmektedir?
Öldürmek kötü birşeyse bunun her türlüsü kötüdür. Bun bazı durumlarda önermek teşvik etmek doğru birşey midir?
abdulKADİR
13-05-2009, 01:59
Sevgili Abdulkadir
Sıkı bir ateizm savunucusu olup olmadıklarını bilmiyorum fakat linkteki listedeki ateistlerin yaptıkları işler insanlık yararı içindir.
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_atheists
Söylediğinin çokta doğru olmadığını görürsün.
Senin kullandığın cümle
''Birde şu tarafından bak hayatı boyunca iyi yaşamış insanlığın yararına çok önemli buluşlar yapmış bir insan fakat aynı zamandada sağlam bir ateizm savunucusu.''
idi ve ben de buna
''Dediğin gibi biri sağlam bir ateizm savunucusu olamaz.''
diye itiraz ettim.
Liste için teşekkürler, bu itirazımın ne kadar yerinde olduğuna sağlam bir delil oldu.
Bu listede insanlığın yararına olabilecek bir iş yapmış olarak sadece Stephen Hawking'i gördüm ben. Onun sahibi olduğu teori ve kuramlarınsa pratikte ne kadar doğru olduğu henüz ispatlanmış değil. Einstein gibi savunduğu teoriyi e=m.c2 şekilnde pratikte de ispatlasaydı belki gerçekten hayırlı bir iş yapmış olurdu.
Ayrıca Hawking, dediğin gibi ateizm savunucusu falan değil. Şu sözler ona ait:
''Yaptığım şey evrenin başlangıcının bilimsel kurallarla açıklanabileceğinin mümkün olduğunu göstermekti. Bu sayede, evrenin başlangıç kararının bir Tanrı'ya başvurularak açıklanmasının gereksizliği ortaya çıkar. Bu bir Tanrı'nın olmadığını kanıtlamaz, sadece Tanrı'ya bir ihtiyaç olmadığını gösterir.'' (Stephen Hawking)
Bir başka yerde de, ilk patlamanın sebebinin henüz bilinemediğini itiraf ediyor.
Bu bilim adamı dışında diğerleri fizikçi, matametikçi, astronom, zoolog, psikolog v.s. Bunlardan da olsan artık.
Darwin bile yok bu listede :) (Evrim teorisinin ateizm için delil olamayacağını Darwin'in bu listede olmayışıyla da desteklemek gerekiyor.)
Ben cehennem veya diğer cezaların, hekedenler için kaçınılmaz ve adil olduğunu söylemeye çalışmış, sen de cezalandırılanların hepsinin haketmediğini, tam tersi Allah'ın bir adaletsizliği olduğunu ispat sadedinde, ''iyi ateistleri(!)'' ortaya atmıştın. Gördüğün gibi hem insanlık için hayırlı işler yapan hem de Tanrı'nın olmadığını savunup bu uğurda mücadele eden tek bir ateist yok. Böyle birşeyin olması eşyanın tabiatına aykırı. İnsanların iyiliği için çalışan bir insan, insanları iyiliğin kaynağı olan Allah'tan uzaklaştırmak için uğraşmaz, uğraşıyorsa insanlık yararına iyi işler yapamaz. Yani, ,inançlı biri olmasaydı Edison ampulü icad edemezdi, Einstein çağın buluşlarını yapamazdı...
Cehennem ve ceza, neden bu kadar kabul edilemez geliyor, onu da anlamış değilim.
Verdiğin hikaye söylemeliyki benimkinden daha güzel bir örnek hikaye olmuş. Nasıl ki benim hikayede eksiklikler var seninkinde de eksiklikler var.
Hikayede 2 temel eksik var.
Birincisi benim verdiğim örnekte olduğu gibi Baba çocukları kendi dediklerini yapmadıkları vakit akla hayale gelmeyecek işkenceler yapacağını söyleyerek çocuklarını tehdit ettiğini eklemelisin.
İkincisi Baba çocuklarına, onları babalarının isteklerini yapmaktan vazgeçirebilcek yeteneği olan birini yollayarak ikili oynamakta olduğunuda eklemelisin.
Böyle olunca Baba, 1-tehdit ederek çocuklarına birşey yaptırmaya çalışıyor
2- Çocuklarının babalarının dediklerini yapmamaları için her türlü şeyi yapan elemanınıda geri çekmiyor.
Bahsettiğin birinci eksiği bilerek koymadım. Çünkü, işkence halini eklemem için çocuklara, babanın işkence yapmasını haklı göstercek ağır yükümlülükler getirmesi gerekiyordu. Benim verdiğim bir kaç örneğin ihmali durumunda işkence yapması adil olmaycaktır. Benim verdiğim örnek cehennem azabına birebir uymaktan daha çok, cennetten mahrum olmaya uymaktadır. İşkenceyi koymak için yükümlülükler de arttırılmalıdır. Mesela günde 5 defa anneleri ziyaret edilecek, ihtiyacı sorulacak, senede bir defa bir ay olmak üzere eşlerinden ayrı bir evde yaşayacaklar, her ay kazançlarının %1 ini fakirlere verecekler, viski içmeyecekler v.s. İşte buna benzer emirleri yapmazlarsa işkenceyi haketmiş olurlar diyelim.
İkinci eksiğe gelince, burda bir karışıklık var sanırım. Gelen aracı nasıl ikili oynamaktadır. Benim verdiğim örnekte bu adamın rolü peygamberliktir. Senin söylediğinde ise hem peygamber hem de ŞEYTAN olan acayip bir rol var. Bu nasıl oluyor?
Dolayısıyla
1. Baba, tehditle değil, o ileri sürdüğü ağır gibi görüen şartlar oğulların kendi iyiliği için olduğundan, ve baba da oğullarını çok sevdiğinden onların bazılarını yapması bazılarından da kaçınmaları için KORKUTARAK yapmalarını sağlamak istiyor.
2. Aracı eleman, çocuklara gerek sözleriyle gerekse fiili olarak yardımcı oluyor. Zaten, adama inanan çocukların inanmasına, adamın iyiliği ve yardımseverliği de etken rol oynuyor.
Bazı durumlarda yapılan istemsiz kötülükler vardır.
Mesela hırsızlık kötü birşey olduğunu herkez bilir. Fakat kleptomani bir hastalıktır. Bu hastalığı insana vererek Tanrı insanın kötülük yapmasına göz yumuyordur.
İnsan öldürmekte kötü birşeydir. Fakat cinnet geçiren bir kişi insanları öldürdüğünün farkına bile varmayabilir hatta o olayı hatırlamayabilir. Bu durumda o insanın öldürme eylemini bilinçli bir şekilde yaptığından söz edebilirmiyiz. Bu kötülük nerden gelmektedir?
Öldürmek kötü birşeyse bunun her türlüsü kötüdür. Bun bazı durumlarda önermek teşvik etmek doğru birşey midir?
Hastalığı veren Allah olsa da, hastalığı ortaya çıkartan bizleriz. Her geçen yıl farklı ve yeni hastalıkların çıkmasını iyi düşünmek lazım.
İnsanların yaptığı kötülüklerin sebebi olarak Allah'ı görmen, hz. Hüseyin'in şehid olmasını sağlayan Yezid'in, kendisini kınayanlara cevap olarak söylediği: ''Onu ben değil Allah öldürdü'' sözünü hatırlatıyor.
Böyle düşüneceksek o zaman işi ta baştan alalım ve çıkalım işin içinden.
Allah ne yapacakları belli olan insanı yaratmakla hata etmiştir, hatta evreni yaratmakla hata etmişti (HAŞA), bunları yaratmasaydı, hiçbir kötülük olmazdı. Değil mi?
Öldürmenin her türlüsü kötü değildir. Haksız yere birini öldürenin, eğer veli affetmezse öldürülmesi gerekir. Ya da savaşta, ölmemek için öldürmek zorunda kalabiliriz.
Dediğim gibi bizd olan yetenekler ve duygular Allah'ta olanların birer minyatürüdür. Bunları gerekli yerlerde gerektiği kadar kullanırsak fayadamızadır. Ama aşırıya kaçarsa işte o zaman kötülük halini alır.
Mesela Allah'ın gazap sıfatına hiç sahip olmazsak, savaşta düşmana karşı savaşamaz, patates soyarız. Bu sıfata haddinden fazla sahip olursak, olur olmaz yerlerde sinirlenir, etrafımızdakilerin kalbini kırarız ya da kavgalar çıkarırız. Bu örneği bütün duygu ve yetenklere de uyarlayabiliriz.
Senin kullandığın cümle
''Birde şu tarafından bak hayatı boyunca iyi yaşamış insanlığın yararına çok önemli buluşlar yapmış bir insan fakat aynı zamandada sağlam bir ateizm savunucusu.''
idi ve ben de buna
''Dediğin gibi biri sağlam bir ateizm savunucusu olamaz.''
diye itiraz ettim.
Liste için teşekkürler, bu itirazımın ne kadar yerinde olduğuna sağlam bir delil oldu.
Bu listede insanlığın yararına olabilecek bir iş yapmış olarak sadece Stephen Hawking'i gördüm ben. Onun sahibi olduğu teori ve kuramlarınsa pratikte ne kadar doğru olduğu henüz ispatlanmış değil. Einstein gibi savunduğu teoriyi e=m.c2 şekilnde pratikte de ispatlasaydı belki gerçekten hayırlı bir iş yapmış olurdu.
Ayrıca Hawking, dediğin gibi ateizm savunucusu falan değil. Şu sözler ona ait:
''Yaptığım şey evrenin başlangıcının bilimsel kurallarla açıklanabileceğinin mümkün olduğunu göstermekti. Bu sayede, evrenin başlangıç kararının bir Tanrı'ya başvurularak açıklanmasının gereksizliği ortaya çıkar. Bu bir Tanrı'nın olmadığını kanıtlamaz, sadece Tanrı'ya bir ihtiyaç olmadığını gösterir.'' (Stephen Hawking)
Bir başka yerde de, ilk patlamanın sebebinin henüz bilinemediğini itiraf ediyor.
Bu bilim adamı dışında diğerleri fizikçi, matametikçi, astronom, zoolog, psikolog v.s. Bunlardan da olsan artık.
Darwin bile yok bu listede :) (Evrim teorisinin ateizm için delil olamayacağını Darwin'in bu listede olmayışıyla da desteklemek gerekiyor.)
Sevgili Abdulkadir
Eğer agnostiklerin listesinede baksaydın Darwin'inide görürdün Einstein ı da görürdün. Agnostikler ile ateistler arasındaki tek fark Ateistler Tanrının olamayacığını agnostikler ise bilinemeyeceğini söyler.Bunun dışında her ikiside Dinlerin Tanrı'nın işi olmadığını kabul ederler.
Sana göre insanlık için çok çok iyi işler yapmak için ne yapmak gerekiyor? Ölümsüzlüğü bulmak mı? O listedeki Richard Dawkins sıkı bir Ateisttir hem de çok iyi bir evrimsel bioloji prof. dur.Ama senin için Richard Dawkins insanlık için hiç birşey yapmamıştır. Benim için bir öğretmen bile insanlık yararı için çok çok iyi işler yapmaktadır.
Ben cehennem veya diğer cezaların, hekedenler için kaçınılmaz ve adil olduğunu söylemeye çalışmış, sen de cezalandırılanların hepsinin haketmediğini, tam tersi Allah'ın bir adaletsizliği olduğunu ispat sadedinde, ''iyi ateistleri(!)'' ortaya atmıştın. Gördüğün gibi hem insanlık için hayırlı işler yapan hem de Tanrı'nın olmadığını savunup bu uğurda mücadele eden tek bir ateist yok. Böyle birşeyin olması eşyanın tabiatına aykırı. İnsanların iyiliği için çalışan bir insan, insanları iyiliğin kaynağı olan Allah'tan uzaklaştırmak için uğraşmaz, uğraşıyorsa insanlık yararına iyi işler yapamaz. Yani, ,inançlı biri olmasaydı Edison ampulü icad edemezdi, Einstein çağın buluşlarını yapamazdı...
Cehennem ve ceza, neden bu kadar kabul edilemez geliyor, onu da anlamış değilim.
Son cümlende ciddi misin?
Allah diyor ki insanlardan cehenneme varmayacak olmayan yoktur. Suçlu suçsuz herkez cehenneme gidecek. Birde suçlu suçsuz neye göre ayırıyorsun? Tanrıya inanmayan herkez suçlu durumuna düşüyor, Tanrıya inansa bile Allah'a Muhammede inanmadığı için suçlu durumuna düşüyor. Allah'a Muhammede ortada bukadar delil varken göz göre göre inanmamak mı suçtur.
İnsanlık için çok büyük suçlar işlemiş birinin yada sadece birini bile öldürmüş birinin elbette herkez ceza almasını ister fakat cezanında bir sınırı var olmalı. Eğer cehennem cennetten mahrum kalma hatta yok olma olsaydı belki daha iyi olurdu. Fakat bir insan ne yapmış olursa olsun ebediyen işkence,azap tabiri caizse ateşler içinde yanma fikrini ben kabul edemem. Sen bile bu durumda Allahtan daha insaflı olursun.
Bahsettiğin birinci eksiği bilerek koymadım. Çünkü, işkence halini eklemem için çocuklara, babanın işkence yapmasını haklı göstercek ağır yükümlülükler getirmesi gerekiyordu. Benim verdiğim bir kaç örneğin ihmali durumunda işkence yapması adil olmaycaktır. Benim verdiğim örnek cehennem azabına birebir uymaktan daha çok, cennetten mahrum olmaya uymaktadır. İşkenceyi koymak için yükümlülükler de arttırılmalıdır. Mesela günde 5 defa anneleri ziyaret edilecek, ihtiyacı sorulacak, senede bir defa bir ay olmak üzere eşlerinden ayrı bir evde yaşayacaklar, her ay kazançlarının %1 ini fakirlere verecekler, viski içmeyecekler v.s. İşte buna benzer emirleri yapmazlarsa işkenceyi haketmiş olurlar diyelim.
İkinci eksiğe gelince, burda bir karışıklık var sanırım. Gelen aracı nasıl ikili oynamaktadır. Benim verdiğim örnekte bu adamın rolü peygamberliktir. Senin söylediğinde ise hem peygamber hem de ŞEYTAN olan acayip bir rol var. Bu nasıl oluyor?
Dolayısıyla
Baba işkence görmesine yetecek tek bir yüküm getiriyor zati. Kendisinin tanınmama durumunda akla hayale gelmeyecek işkencelere maruz kalacaksın diyor. Miras almayı cennet olarak gösterceksek, cehennemide dediğim gibi göstermek zorundayız. Tekrar söylüyorum babanın dediklerini hepsini yapmış olsa bile sırf babası olduğuna inanmadığı için işkence görecek.
Hastalığı veren Allah olsa da, hastalığı ortaya çıkartan bizleriz. Her geçen yıl farklı ve yeni hastalıkların çıkmasını iyi düşünmek lazım.
İnsanların yaptığı kötülüklerin sebebi olarak Allah'ı görmen, hz. Hüseyin'in şehid olmasını sağlayan Yezid'in, kendisini kınayanlara cevap olarak söylediği: ''Onu ben değil Allah öldürdü'' sözünü hatırlatıyor.
Böyle düşüneceksek o zaman işi ta baştan alalım ve çıkalım işin içinden.
Allah ne yapacakları belli olan insanı yaratmakla hata etmiştir, hatta evreni yaratmakla hata etmişti (HAŞA), bunları yaratmasaydı, hiçbir kötülük olmazdı. Değil mi?
Öldürmenin her türlüsü kötü değildir. Haksız yere birini öldürenin, eğer veli affetmezse öldürülmesi gerekir. Ya da savaşta, ölmemek için öldürmek zorunda kalabiliriz.
Dediğim gibi bizd olan yetenekler ve duygular Allah'ta olanların birer minyatürüdür. Bunları gerekli yerlerde gerektiği kadar kullanırsak fayadamızadır. Ama aşırıya kaçarsa işte o zaman kötülük halini alır.
Mesela Allah'ın gazap sıfatına hiç sahip olmazsak, savaşta düşmana karşı savaşamaz, patates soyarız. Bu sıfata haddinden fazla sahip olursak, olur olmaz yerlerde sinirlenir, etrafımızdakilerin kalbini kırarız ya da kavgalar çıkarırız. Bu örneği bütün duygu ve yetenklere de uyarlayabiliriz.
Allah olan ve olacak herşeyi biliyor değil mi? İnsanların nereye gideceğini daha ana karnında bir parça etken bile bilen değil mi? İşte benim Allah kötüdür demem deki bir başka neden de budur. Tanrı Hitlerin tüm yahudilere yaptıklarını daha hitler doğmadan biliyordu ve bunu durdurmak için hiç bir şey yapmadı. Sadece hitlerde değil diğer bütün kötülüklerin yapılacağını önceden bildiği halde bunlara göz yumdu.
Sen bir arkadaşının birini öldüreceğini bilsen ve bunu durdurmak için hiç birşey yapmasan bu senin arkadaşın kadar suçlu ve kötü yapmaz mı?
Nedeni ne olursa olsun öldürmeye teşvik etmenin hoş görülebilir hiç bir yanı yoktur. Düşman mı bırak gelsin öldürsün beni, Eğer tanrı buna göz yumuyorsa benim yapabilceğim ne var ki? Birileri birilerini öldürerek bişiler çözülecekse bırak çözmeyi denesinler.Eğer iyi bir Tanrı varsa biz değil O durdursun. Eğer durdurmuyorsa kötüdür O zaman kötüye karşı biz savaşırız. Bunuda kan dökmeden yapmak için her yolu deneriz.
abdulKADİR
15-05-2009, 01:44
Sevgili Abdulkadir
Eğer agnostiklerin listesinede baksaydın Darwin'inide görürdün Einstein ı da görürdün. Agnostikler ile ateistler arasındaki tek fark Ateistler Tanrının olamayacığını agnostikler ise bilinemeyeceğini söyler.Bunun dışında her ikiside Dinlerin Tanrı'nın işi olmadığını kabul ederler.
Senin iddian ateistler üzerine olduğundan agnostikler listesi ilk planda bizi ilgilendirmiyordu. İddia cümlelerini hepsini kapsayacak şekilde genişçe kurarsan ben de yorumlarımı bu geniş iddialarına göre yaparım.
Agnostiklerle ateistler arasındaki bu fark çok şey ifade ediyor. Tanrı varlığını kabul edip, eldeki bilimsel verilerin acizliği, dinlerdeki açıklamaların yetersizliği nedeniyle böyle bir bilinmezliği savunmaları bir nokktaya kadar mazur görülebilir. Ama yüzlerce delil varken hala gözle görmeden veya ilimle ispatlamadan Allah'a inanmayan ateistler nasıl mazur görülebilirler?
Sana göre insanlık için çok çok iyi işler yapmak için ne yapmak gerekiyor? Ölümsüzlüğü bulmak mı? O listedeki Richard Dawkins sıkı bir Ateisttir hem de çok iyi bir evrimsel bioloji prof. dur.Ama senin için Richard Dawkins insanlık için hiç birşey yapmamıştır. Benim için bir öğretmen bile insanlık yararı için çok çok iyi işler yapmaktadır.
Richard Dawkins evrim teorisini ateist fikirleri için bir malzeme olarak kullanarak insanların hayrına değil zararına işler yapıyor. Ortaya attığı birkaç kuram teoriden öteye geçmeyen fikirler olarak ne kazandırıyor bizlere? Bu vatandaş ta 50 yıl ateizm savunuculuğu yapan Antony Flew gibi yıllar sonra ''yanılmışım Tanrı varmış'' derse, beyinlerde açtığı tahribatı giderebilecek mi?
Son cümlende ciddi misin?
Allah diyor ki insanlardan cehenneme varmayacak olmayan yoktur. Suçlu suçsuz herkez cehenneme gidecek. Birde suçlu suçsuz neye göre ayırıyorsun? Tanrıya inanmayan herkez suçlu durumuna düşüyor, Tanrıya inansa bile Allah'a Muhammede inanmadığı için suçlu durumuna düşüyor. Allah'a Muhammede ortada bukadar delil varken göz göre göre inanmamak mı suçtur.
Cehenneme uğramayacak yoktur doğru ama iman etmiş olanlar transit geçecek :) Belki cennetin kıymetini iyi bilelim diye gösterilcektir bize kimbilir.
Asıl suç, Alah'a ve ahiret gününe inanmamaktır.Allah'a inanmak ta uyduruk bir imanla değil O'nun istediği gibi bir imanla olursa makbuldür. Bunların ölçüsü kutsal kitaplarda mevcuttur. İsim farkılığından dışında genellikle aynı özelliklere sahip bir Allah anltılır.
İnsanlık için çok büyük suçlar işlemiş birinin yada sadece birini bile öldürmüş birinin elbette herkez ceza almasını ister fakat cezanında bir sınırı var olmalı. Eğer cehennem cennetten mahrum kalma hatta yok olma olsaydı belki daha iyi olurdu. Fakat bir insan ne yapmış olursa olsun ebediyen işkence,azap tabiri caizse ateşler içinde yanma fikrini ben kabul edemem. Sen bile bu durumda Allahtan daha insaflı olursun.
''Allah'ı hakkıyla takdir edemediler'' ayetinde olduğu gibi, her yer ve zamanda ADİL bir Tanrı inancı taşımıyorsun. Allah'ın kesinlikle ZALİM olamayacağını beyninin bir köşesine kazıyan bir insan, ufak-tefek suçlar yüzünden sevgili kullarını sonsuza kadar yakmayacağını bilir. Dahası, Allah'ın kulları cezalandırmamak için tabiri caizse bahaneler aradığını ve acele davranmadığını anlar.
Ayrıca Allah'ın dışında HİÇBİRŞEYİN sonsuz olamayacağından hareketle cehennemin de sonsuz olamayacağını düşünebilir.
Allah olan ve olacak herşeyi biliyor değil mi? İnsanların nereye gideceğini daha ana karnında bir parça etken bile bilen değil mi? İşte benim Allah kötüdür demem deki bir başka neden de budur. Tanrı Hitlerin tüm yahudilere yaptıklarını daha hitler doğmadan biliyordu ve bunu durdurmak için hiç bir şey yapmadı. Sadece hitlerde değil diğer bütün kötülüklerin yapılacağını önceden bildiği halde bunlara göz yumdu.
Sen bir arkadaşının birini öldüreceğini bilsen ve bunu durdurmak için hiç birşey yapmasan bu senin arkadaşın kadar suçlu ve kötü yapmaz mı?
Sanırım başka bir konuya geçmiş bulunuyoruz.
Bu tür soruları sorabilmek için, dünyada bulunuş gayemizi bilmemek veya kabul etmemek gerekiyor. ''Kimin iyi işler yapacağını görmek/göstermek için hayatı ve ölümü yarattı'' prensibi kabul ediliyorsa bu tür sorular havada kalacaktır. Bu sorular, oyunu yazan, oyuncuları seçen ve sahneyi kuran yönetmenin, 'neden oyunda oynamıyor'' diye suçlanmasına benziyor. Oynamıyor çünkü, kaliteli oyuncuları seçmek istiyor. Dışardan talimatlar verip oyuncuları yönlendirebilir ama bizzat içine girip müdahale etmek oyunu oyun olmaktan çıkaracaktır.
Arkadaşımın birini öldüreceğini bilsem onu engellemek benim boynumun borcudur. Çünkü ben ne o arkadaşımı ne de öldürecek kişiyi imtihan etmiyorum. Ben insani yükümlülüklerimi yapmakla görevliyim. Tabir yerindeyse Allah'ın da kendi yükümlülükleri vardır. Onlardan biri de olayları, insanların sabrını, ahlakını ve gücünü sınamak için takdir etmek ve düzenlemektir. Sınavın sonucunu zaten bilmiyor mu diyeceksin.
Bunun cevabı bu sayfaları çok aşar. KIsaca söylemek gerekirse başlıca 2 şekilde cevap veriliyor buna:
1. Allah başımıza gelecekler elbette BİLEBİLİR ama bilmez. Onun için de hayat sürprizlerle doludur...
2. Allah bilir ama bizlere göstermek için yaşamamız kaçınılmazdır. Hiç yaşatılmadan herkesin hakedeceği yere gönderilmesi itirazlara yol açacağından bütün itirazların önü böylece kesilmiş olmaktadır aslında. Ama inkarcı mantık itiraz edecek brşeyler devamlı bulur. Bunların cevabı da birbir verilecektir zamanı gelince.
Nedeni ne olursa olsun öldürmeye teşvik etmenin hoş görülebilir hiç bir yanı yoktur. Düşman mı bırak gelsin öldürsün beni, Eğer tanrı buna göz yumuyorsa benim yapabilceğim ne var ki? Birileri birilerini öldürerek bişiler çözülecekse bırak çözmeyi denesinler.Eğer iyi bir Tanrı varsa biz değil O durdursun. Eğer durdurmuyorsa kötüdür O zaman kötüye karşı biz savaşırız. Bunuda kan dökmeden yapmak için her yolu deneriz.
Öldürmektense öldürülmeyi tercih etmek te dini görüşlerden biridir...
Bütün bu kavram kargaşası kelimelere yüklediğimiz manalrda yatıyor. Adam öldürmeyi ne şartta olursa olsun kötü diye nitelersen masumları gözardı etmiş olursun. Öldürmek öldüren için kötü olsa bile ölen için iyidir yerine göre. Masum olarak ölmek, sabırlı olmak güzel erdemlerdir ve Allah katında dereceleri yüksektir. Habil Kabile öyle demişti.''Sen beni öldürmek istesen bile ben seni öldürmek için elimi kaldırmayacağım''. Kabil ilk katil, Habil ilk şehid oldu. Ayrıca cinayette dahil, günahlar bizim doğru yola ulaşmamızı ve arınmamızı sağlayabilirler. Rivayetlerde, hz. Hamza ile onu şehid eden Vahşi'nin cennette kol kola olacakları aktarılır.
Bu tür soruları bir de şöyle bir senaryo ışığında değerlendir bakalım, belki değişik sonuçlara çıkarsın:
Allah insanı halife olarak yarattığında hiçbir eksiği yoktu. Cennette gibi zahmetsiz yaşayacaktı. Şehvet duygusu da henüz gelişmemişti. Halife olmanın gereği irade sahibi olmaktı. İradenin olduğu yerde seçim de olmalıydı. Şehvetle dinginlik arasında tercih yapması için yasak meyve imtihanına tabi tutuldu. Yasak meyveyi yiyen Adem ile Havva'nın şehvet duyguları açığa çıktı. Bu ilk yasakla insanoğlu, Allah'ın koyduğu sınırı tanımayarak, kendinde bir yetkinlik gördü. Allah ta, insanın bu kendi kendine yetme iddiasını ispatlaması için, sahip olduğu şehevi duygularla donanmış olarak serbest bıraktı. Artık insan için iki yol vardı:
1. Ya ''Allah'ım ben kendi kendime yetemem, sana muhtacım, aczimi ve günahımı sana itiraf ediyor ve bağışlanma diliyorum'' diyerek tekrar Allah'ın iltifatına mazhar olmak,
2. Ya da ''Madem ki sen bana özgür irade verdin ve beni türlü yeteneklerle donattın, kendi kendime yeteceğimi sana ispatlayacağım. Dünya hayatında sana ihtiyaç duymayacağım, eğer yeniden dirilme olacaksa, orda da sana iltifat etmeyeceğim''
demektir.
İşte hayatımızda başımıza gelen acılar, zulümler, ölümler, kazalar-belalar hep bu iki anlayışın net olarak ortaya çıkması için düzenlenip planlanıyor.
Senin iddian ateistler üzerine olduğundan agnostikler listesi ilk planda bizi ilgilendirmiyordu. İddia cümlelerini hepsini kapsayacak şekilde genişçe kurarsan ben de yorumlarımı bu geniş iddialarına göre yaparım.
Agnostiklerle ateistler arasındaki bu fark çok şey ifade ediyor. Tanrı varlığını kabul edip, eldeki bilimsel verilerin acizliği, dinlerdeki açıklamaların yetersizliği nedeniyle böyle bir bilinmezliği savunmaları bir nokktaya kadar mazur görülebilir. Ama yüzlerce delil varken hala gözle görmeden veya ilimle ispatlamadan Allah'a inanmayan ateistler nasıl mazur görülebilirler?
Öncelikle hiç bir agnostik Tanrı'nın varlığını kabul etmez.Fakat yokta demez. Ama bütün agnostiklerin yok saydığı şey Dİnlerin gösterdiği tanrıdır. Bir agnostik İslam'ın Allah'ını yada başka dinin tanrısını kesin olarak yok sayar. Bu bakımdan bir agnostik ile bir ateist arasında fark yoktur. İkiside islamdaki Allah'ın yada diğer dinlerdeki tanrıların olmadığını söyler. O zaman diyebilirsin ne fark kaldı. Agnostik bu din tanrıları dışında başka bir tanrı olup olmayacağını bilenemiyeceğini söyler Ateist ise bunların dışında da tanrı olmadığını söyler.
Yüzlerce delil varken dedin ama nerde o deliller? Şimdi İslam dışındaki dinler başlığında cevap yazan hristiyan arkadaşlara sor İsa'nın Tanrılığı/Tanrı'nın oğlu olduna dair kesin kanıtlar var der. Şimdi o yüzlerce kanıt Arapların Allah'ının varlığına delil mi? Yahudilerin Yehovasına delil mi? İsa için delil mi? yoksa zeus'un ra'nın varlığına dedil mi?
3000 yüz yıl önce mısırda yaşasaydın Ra'nın varlığına dair yüzlerce kanıt bulurdun.
Richard Dawkins evrim teorisini ateist fikirleri için bir malzeme olarak kullanarak insanların hayrına değil zararına işler yapıyor. Ortaya attığı birkaç kuram teoriden öteye geçmeyen fikirler olarak ne kazandırıyor bizlere? Bu vatandaş ta 50 yıl ateizm savunuculuğu yapan Antony Flew gibi yıllar sonra ''yanılmışım Tanrı varmış'' derse, beyinlerde açtığı tahribatı giderebilecek mi?
Kuram ile Teori aynı şeylerdir. Ortaya attığı kuramlar teoriden öteye geçemez gibi birşey diyemezsin. Neyse önemli değil.
Beyinlerde tahribat açan birileri varsa o da din adamlarıdır. Bunu yüzyıllar boyunca gördük. Evrim konusunda çalışan insanlar insanlık için en büyük soruların başında olan Bu dünyaya nasıl geldik sorusuna cevap veriyorlar. Teoriden öteye geçemeyen fikirler deyip aşağılıyorsun fakat senin inandığın şey ne bir teori nede bir hipotez. 3000 yıl önce bir uygarlığın yaratmış olduğu bir hikaye.
Cehenneme uğramayacak yoktur doğru ama iman etmiş olanlar transit geçecek :) Belki cennetin kıymetini iyi bilelim diye gösterilcektir bize kimbilir.
Asıl suç, Alah'a ve ahiret gününe inanmamaktır.Allah'a inanmak ta uyduruk bir imanla değil O'nun istediği gibi bir imanla olursa makbuldür. Bunların ölçüsü kutsal kitaplarda mevcuttur. İsim farkılığından dışında genellikle aynı özelliklere sahip bir Allah anltılır.
İnsanlık için çok büyük suçlar işlemiş birinin yada sadece birini bile öldürmüş birinin elbette herkez ceza almasını ister fakat cezanında bir sınırı var olmalı. Eğer cehennem cennetten mahrum kalma hatta yok olma olsaydı belki daha iyi olurdu. Fakat bir insan ne yapmış olursa olsun ebediyen işkence,azap tabiri caizse ateşler içinde yanma fikrini ben kabul edemem. Sen bile bu durumda Allahtan daha insaflı olursun.
''Allah'ı hakkıyla takdir edemediler'' ayetinde olduğu gibi, her yer ve zamanda ADİL bir Tanrı inancı taşımıyorsun. Allah'ın kesinlikle ZALİM olamayacağını beyninin bir köşesine kazıyan bir insan, ufak-tefek suçlar yüzünden sevgili kullarını sonsuza kadar yakmayacağını bilir. Dahası, Allah'ın kulları cezalandırmamak için tabiri caizse bahaneler aradığını ve acele davranmadığını anlar.
Ayrıca Allah'ın dışında HİÇBİRŞEYİN sonsuz olamayacağından hareketle cehennemin de sonsuz olamayacağını düşünebilir.
Cennetin kıymetini niye bildirmeye çalışıyor. Ölmüşsün gitmişsin hala ne sınavı? Sınav cennette demi devam edecek?Kazanamayanlar cehenneme mi gidecek? Yoksa Allah kendi yüzünü görebilmeleri için orda da ikinci bir sınav mı yapacak?
Sen çocuğunu sobada eli yanmamasının kıymetini bildirmek için tutup çocuğunun elini sobaya bastırır mısın?
Tekrar diyorum tek suçu Allah'a inanmayan bir insan senin deyiminle sonlu olan sonsuza kadar cehennemde yanacak. Bu mudur zalim olmayan Allah?
Peki Cehennem sonsuz değilse Cennette sonsuz değil? Ondan sonra ne olacak? İnsan ruhu sonsuza kadar var olmayacak mı?
Sanırım başka bir konuya geçmiş bulunuyoruz.
Bu tür soruları sorabilmek için, dünyada bulunuş gayemizi bilmemek veya kabul etmemek gerekiyor. ''Kimin iyi işler yapacağını görmek/göstermek için hayatı ve ölümü yarattı'' prensibi kabul ediliyorsa bu tür sorular havada kalacaktır. Bu sorular, oyunu yazan, oyuncuları seçen ve sahneyi kuran yönetmenin, 'neden oyunda oynamıyor'' diye suçlanmasına benziyor. Oynamıyor çünkü, kaliteli oyuncuları seçmek istiyor. Dışardan talimatlar verip oyuncuları yönlendirebilir ama bizzat içine girip müdahale etmek oyunu oyun olmaktan çıkaracaktır.
Arkadaşımın birini öldüreceğini bilsem onu engellemek benim boynumun borcudur. Çünkü ben ne o arkadaşımı ne de öldürecek kişiyi imtihan etmiyorum. Ben insani yükümlülüklerimi yapmakla görevliyim. Tabir yerindeyse Allah'ın da kendi yükümlülükleri vardır. Onlardan biri de olayları, insanların sabrını, ahlakını ve gücünü sınamak için takdir etmek ve düzenlemektir. Sınavın sonucunu zaten bilmiyor mu diyeceksin.
Bunun cevabı bu sayfaları çok aşar. KIsaca söylemek gerekirse başlıca 2 şekilde cevap veriliyor buna:
1. Allah başımıza gelecekler elbette BİLEBİLİR ama bilmez. Onun için de hayat sürprizlerle doludur...
2. Allah bilir ama bizlere göstermek için yaşamamız kaçınılmazdır. Hiç yaşatılmadan herkesin hakedeceği yere gönderilmesi itirazlara yol açacağından bütün itirazların önü böylece kesilmiş olmaktadır aslında. Ama inkarcı mantık itiraz edecek brşeyler devamlı bulur. Bunların cevabı da birbir verilecektir zamanı gelince.
Yönetmen örneğin doğru olabilirdi Allah daha önceleri kötülük yapan kavimlere müdahale ettiğini iddia etmeseydi.
Nice memleketleri helâk ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat hâlinde iken gelmişti.
Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. (Araf 4-5)
Hangi toplumları cezalandırdığını saymaya gerek yok sanıyorum herkez biliyor.
Fakat Allah'ın müdahale ettiğini iddia ettikleri insanların hiç birisi Hitler kadar korkuç şeyler yapmış olabilsin. Allah bir zamanlar insanlara ilk elden yardım ederken onları kurtarırken ne gariptir ki onlardan kat kat kötü durumda olanları kurtamıyor.
Arkadaşını imtihan etme görevim yok diyorsun. O zaman arkadaşın yerine 2 çocuğunu koy. İkisininde iyi birer evlat olmaları için nasihatlar veriyorsun ikisinide Mirasını bırakmak için sınav yapıyorsun. Fakat ne olduysa oldu bir oğlun birisini öldürmeye karar verdi. İmtihan yapıyorsun diye oğlu engellemez miydin? İlla birini öldürmesinede gerek yok. Oğlunun kötü işlere bulaşmasına göz yumar mıydın sırf sınav yapıyorsun diye?
Allah için süpriz dolu bir hayat diyerek günaha girme sakın Abdülkadir.
Öldürmektense öldürülmeyi tercih etmek te dini görüşlerden biridir...
Bütün bu kavram kargaşası kelimelere yüklediğimiz manalrda yatıyor. Adam öldürmeyi ne şartta olursa olsun kötü diye nitelersen masumları gözardı etmiş olursun. Öldürmek öldüren için kötü olsa bile ölen için iyidir yerine göre. Masum olarak ölmek, sabırlı olmak güzel erdemlerdir ve Allah katında dereceleri yüksektir. Habil Kabile öyle demişti.''Sen beni öldürmek istesen bile ben seni öldürmek için elimi kaldırmayacağım''. Kabil ilk katil, Habil ilk şehid oldu. Ayrıca cinayette dahil, günahlar bizim doğru yola ulaşmamızı ve arınmamızı sağlayabilirler. Rivayetlerde, hz. Hamza ile onu şehid eden Vahşi'nin cennette kol kola olacakları aktarılır.
Pardon anlayamadım. Şimdi adam öldürmeninde iyi bir yanı mı var diyorsun?
O zaman alalım elimize otomatik silah başlayalım çocukları öldürmeye nede olsa masumlar cennete giderler.
İnsanları istemediği halde onları öldürtmeye zorlamak hangi iyi Tanrının işidir?
"Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara 216)
Bu tür soruları bir de şöyle bir senaryo ışığında değerlendir bakalım, belki değişik sonuçlara çıkarsın:
Allah insanı halife olarak yarattığında hiçbir eksiği yoktu. Cennette gibi zahmetsiz yaşayacaktı. Şehvet duygusu da henüz gelişmemişti. Halife olmanın gereği irade sahibi olmaktı. İradenin olduğu yerde seçim de olmalıydı. Şehvetle dinginlik arasında tercih yapması için yasak meyve imtihanına tabi tutuldu. Yasak meyveyi yiyen Adem ile Havva'nın şehvet duyguları açığa çıktı. Bu ilk yasakla insanoğlu, Allah'ın koyduğu sınırı tanımayarak, kendinde bir yetkinlik gördü. Allah ta, insanın bu kendi kendine yetme iddiasını ispatlaması için, sahip olduğu şehevi duygularla donanmış olarak serbest bıraktı. Artık insan için iki yol vardı:
1. Ya ''Allah'ım ben kendi kendime yetemem, sana muhtacım, aczimi ve günahımı sana itiraf ediyor ve bağışlanma diliyorum'' diyerek tekrar Allah'ın iltifatına mazhar olmak,
2. Ya da ''Madem ki sen bana özgür irade verdin ve beni türlü yeteneklerle donattın, kendi kendime yeteceğimi sana ispatlayacağım. Dünya hayatında sana ihtiyaç duymayacağım, eğer yeniden dirilme olacaksa, orda da sana iltifat etmeyeceğim''
demektir.
İşte hayatımızda başımıza gelen acılar, zulümler, ölümler, kazalar-belalar hep bu iki anlayışın net olarak ortaya çıkması için düzenlenip planlanıyor.
Bence Adem konusuna girme hiç çıkamazsın. Burda Tanrı Ademe o elmayı yedirmek için elinden geleni yapmıştır.
abdulKADİR
22-05-2009, 02:36
Öncelikle hiç bir agnostik Tanrı'nın varlığını kabul etmez.Fakat yokta demez. Ama bütün agnostiklerin yok saydığı şey Dİnlerin gösterdiği tanrıdır. Bir agnostik İslam'ın Allah'ını yada başka dinin tanrısını kesin olarak yok sayar. Bu bakımdan bir agnostik ile bir ateist arasında fark yoktur. İkiside islamdaki Allah'ın yada diğer dinlerdeki tanrıların olmadığını söyler. O zaman diyebilirsin ne fark kaldı. Agnostik bu din tanrıları dışında başka bir tanrı olup olmayacağını bilenemiyeceğini söyler Ateist ise bunların dışında da tanrı olmadığını söyler.
Bir paragrafta ancak bu kadar çelişki olur yani:)
Bir önceki cümle bir sonraki cümle tarafından hükümsüz kılınıyor, onun için elde sadece son cümle kalıyor. Demekki buna göre agnostik ile ateist arasında bir fark varmış ve bu fark ta çok önemliymiş.
Buna göre ben de son cümlemi söyleyeyim:
Tarih boyunca Darwinist evrim teorisine inanmayan, Allah'a güçlü bir şekilde iman eden Einstein, Kepler, Newton, Bacon, Pascal, Leewenhoek, Faraday, Morse, Cuvier, Joule, Mendel, Pasteur, Lemaitre, Planck gibi bilim adamları yaşamış, bu kişiler insanlık tarihi açısından çok önemli buluşlar yapmış ve bu buluşlarıyla Allah'ın sonsuz gücünü tasdik etmişlerdir.
Yüzlerce delil varken dedin ama nerde o deliller? Şimdi İslam dışındaki dinler başlığında cevap yazan hristiyan arkadaşlara sor İsa'nın Tanrılığı/Tanrı'nın oğlu olduna dair kesin kanıtlar var der. Şimdi o yüzlerce kanıt Arapların Allah'ının varlığına delil mi? Yahudilerin Yehovasına delil mi? İsa için delil mi? yoksa zeus'un ra'nın varlığına dedil mi?
3000 yüz yıl önce mısırda yaşasaydın Ra'nın varlığına dair yüzlerce kanıt bulurdun.
Dindarların kıskançlığı, çekememezliği ve taassubu ne yazıkki bu tür söylemlere itiyor onları ama gerçekte Allah, Yehova, Tanrı, RAB ... denilen hep O'dur ve sadece TEK olan YARATICIyı anlatır.
Kuram ve teorinin eş anlamlısı olmasından hareketle birşeyler ispatlamaya çalışmışsın. Ben de senin 3000 yüz yıl önce mısırda yaşasaydın Ra'nın varlığına sözünün kulağından çekeyim bakalım. 3000 yüzyıl nasıl bir şey? 3000X100=300000 yıl önce bırak Ra'yı yeryüzünde insansılar bile yoktu:)
Peki Cehennem sonsuz değilse Cennette sonsuz değil? Ondan sonra ne olacak? İnsan ruhu sonsuza kadar var olmayacak mı?
Cehennem sonsuz değilse cennet te sonsuz değildir elbet. Ondan sonrasına Allah kerim :)
Bence Adem konusuna girme hiç çıkamazsın. Burda Tanrı Ademe o elmayı yedirmek için elinden geleni yapmıştır.
Çıkılmayacak bir durum yok. Elmayı yedirten Allah değil şeytandır. Allah ''yeme'' diyendir. Ama ilk planda insanların cennet için değil de yeryüzü için yaratıldığı da bir gerçektir. Yani bir şekilde cennetten çıkmak gerekiyordu. Bu durumda ''Adem eğer o ağaçtan yemeseydi ne olacaktı'' diye sorabiliriz. Belki o zaman da ''B'' planı devreye girerdi :)
Dindarların kıskançlığı, çekememezliği ve taassubu ne yazıkki bu tür söylemlere itiyor onları ama gerçekte Allah, Yehova, Tanrı, RAB ... denilen hep O'dur ve sadece TEK olan YARATICIyı anlatır.
Aynı diyen bir tek müslümanlar ne yazık ki! Yehova ile Rab İsa arasında dünyalar kadar fark varken, Allah zaten İsa'nın Rab/TAnrı olduğunu bile kabul etmez, Yehova ile sertlik konusunda aynı derecede gaddar olmalarına karşılık Yehovada bir seçilmiş ırk takıntısı vardır.
Kuram ve teorinin eş anlamlısı olmasından hareketle birşeyler ispatlamaya çalışmışsın. Ben de senin 3000 yüz yıl önce mısırda yaşasaydın Ra'nın varlığına sözünün kulağından çekeyim bakalım. 3000 yüzyıl nasıl bir şey? 3000X100=300000 yıl önce bırak Ra'yı yeryüzünde insansılar bile yoktu:)
Ben kendimi düzeleyim 3000 yıl önce yaşamış biri için Ra'nın varlığına yüzlerce kanıt vardır. Oldu mu? Şimdi düzeltilmiş halini ilk cümleye ekle ona göre cevap ver.
Bir paragrafta ancak bu kadar çelişki olur yani:)
Bir önceki cümle bir sonraki cümle tarafından hükümsüz kılınıyor, onun için elde sadece son cümle kalıyor. Demekki buna göre agnostik ile ateist arasında bir fark varmış ve bu fark ta çok önemliymiş.
Buna göre ben de son cümlemi söyleyeyim:
Tarih boyunca Darwinist evrim teorisine inanmayan, Allah'a güçlü bir şekilde iman eden Einstein, Kepler, Newton, Bacon, Pascal, Leewenhoek, Faraday, Morse, Cuvier, Joule, Mendel, Pasteur, Lemaitre, Planck gibi bilim adamları yaşamış, bu kişiler insanlık tarihi açısından çok önemli buluşlar yapmış ve bu buluşlarıyla Allah'ın sonsuz gücünü tasdik etmişlerdir.
Sevgili Abdulkadir çelişki filan olmadığının farkındasında işine gelmiyor.
Paragrafta çelişki filan yok. Tekrar söylüyorum Hiç bir agnostik Tanrının varlığını kabul etmez. Ederlerse agnostik olmazlar zati. Dinlerin Tanrıları kavramı ile Dinlerden bağımsız tanrı kavramı vardır. İster ateist olsun ister agnostik olsun dinlerin özelikle ibrahim dinlerinin Tanrılarının ( itiraz etme üçüde birbirinden farklıdır) var olmadıklarını kabul ederler. Ateist Dinlerin Tanrıları yanında Dinlerden bağımsız tanrılarıda varolmadıklarını söylerken agnostik ise bu dinlerden bağımsız tanrının bilinemeyeciğini söyler.
Dinlerin Tanrıları konusunda ateist ile agnostik arasında fark yoktur.
Dinlerden bağımsız Tanrı konusunda fark vardır.
Bilmem anlamak ister misin?
Sevgili Abdulkadir elinden öpmek istiyorum.Bir insan bukadar yaratıcı olabilir.
Darwin daha portakalda vitaminken yaşamış olan, Pascal, Newton, Bacon, Leeuwenhoek, Kepler gibi insanların darwinin teorisine inanmadığına örnek vermişsin ya eli öpülecek insansın. Tebrik ediyorum.
Ufak bir düzeltmede Einstein agnostikti Ve hiç bir zaman Allah'a inanmadı.
Cehennem sonsuz değilse cennet te sonsuz değildir elbet. Ondan sonrasına Allah kerim :)
Sanırsam Muhammed'in ömrü yetmedi sonrasını yazmak için :)
Çıkılmayacak bir durum yok. Elmayı yedirten Allah değil şeytandır. Allah ''yeme'' diyendir. Ama ilk planda insanların cennet için değil de yeryüzü için yaratıldığı da bir gerçektir. Yani bir şekilde cennetten çıkmak gerekiyordu. Bu durumda ''Adem eğer o ağaçtan yemeseydi ne olacaktı'' diye sorabiliriz. Belki o zaman da ''B'' planı devreye girerdi
Bak kendinde kabul ediyorsun. Allah'ın insanları cennette istemediğini. Şeytan, Allah'ın ademi cennetten kovma komplo teorisinde adem gibi sadece bir piyondur. Başka birşey değil. Şeytanın cennete girmesine göz yuman, bunla da yetinmeyip ademi kandırmasına göz yuman daha sonra Adem'e fırça kayıp cennetten kovan Allah'tır. Bak güzel demişsin Adem bu tuzağa düşmeseydi Allah başka bir tuzak kurup Adem'i kovardı cennetten.
Allah insanları cennetten uzak tutmak için, cehennemi insanlarla doldurmak için çok çok hevesli nedense.
abdulKADİR
07-06-2009, 19:22
Aynı diyen bir tek müslümanlar ne yazık ki! Yehova ile Rab İsa arasında dünyalar kadar fark varken, Allah zaten İsa'nın Rab/TAnrı olduğunu bile kabul etmez, Yehova ile sertlik konusunda aynı derecede gaddar olmalarına karşılık Yehovada bir seçilmiş ırk takıntısı vardır.
Sayın Ki-Adi, değerlendirme ve yargılamalarını genel hakim görüşe yapıyorsun. Bir konu hakkında genel görüşe göre konuşmak ise her zaman doğru olmaz. Bu konu din ve kutsal kitaplar ise genelleme yaparak konuşmak hiç doğru olmaz.Bu gerçeği siz bile kendi hayatınızda uyguluyorsunuz. İnsanların çoğu bir dine ve YARATICI'ya inanıyor diye siz de bu çoğunluğa uyuyor değilsiniz. Tam tersi, bu ezici çoğunluğun yanıldığını belki de sapık yolda olduğunu düşünüyorsunuz.
Peki bu tezinizi neden dini anlayışlar için de kullanmıyorsunuz? Müslümanların, hristiyanların ve yahudilerin çoğunluğu iman ettikleri TANRI'nın diğerlerinkiyle aynı olmadığını düşünüyor diye bu düşüncenin doğru olmasını zorunlu kılan şey nedir?
Kutsal kitapların hepsi, -farklı isimlerde çağrılsa bile-gerçekte BİR TEK İLAH olduğunu dile getirirken, insanların bunun aksini söylemesi neyi değiştirir?
Ben kendimi düzeleyim 3000 yıl önce yaşamış biri için Ra'nın varlığına yüzlerce kanıt vardır. Oldu mu? Şimdi düzeltilmiş halini ilk cümleye ekle ona göre cevap ver.
Dediğin doğru. Her inanç veya inançsızlık, kendi delillerini ortaya koyar. Şeytana tapanların bile kendilerince delilleri vardır.
Ama bu delillerin hangisi gerçek birer delildir ve sonuca ulaşmaktadır, önemli olan budur.
Bir matematiksel problemin sadece 2 çözüm yolu olduğunu farzedelim. Bu 2 yolun dışında kalan çözüm denemelerinin hepsi bir yerlerde çıkmaza girecektir, değil mi? Eğer biz bu denemeleri sonuna kadar takip edip, bir sonuç vermediklerini görmeden hüküm verecek olursak, ''bu problemin ikiden fazla çözümü vardır'' der kestirip atarız.
''Dinler ve Tanrı konusunda herkesin yeterince delili vardır'' deyip kesmek te buna benzer.
Aynı şekilde, ''din ve Tanrı konusundaki deliller akıl ve mantıktan uzak delillerdir'' deyip kestirip atmak ta buna benzer. Çünkü bu yargının kendisi de bir delildir (inkar etmek için bir delil) ve ispatlanmaya muhtaçtır.
İnsan, sadece aklıyla düşünen bir varlık değil, kalbiyle de düşünen bir varlıktır. Bunu gözardı ederek ispatlamaya çalışılan her konu eksik veya yanlış ispatlanmış olacaktır.
''İbrahim, inkarcı olana (Nemrut),
'benim Tanrım dirileri öldürüp, ölüleri diriltir'
deyince o da
'ben de öldürür ve diriltirim' dedi.
İbrahim,
'benim Tanrım güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getir' deyince inkarcı olan susup kaldı.''
Bu kur'an anlatımında görüldüğü gibi, adam kendisinin de ölüleri dirilttiğini iddia edip delilini de getiriyor. İbrahim, ''senin getirdiğin bu delil delil değildir'' diye vakit kaybetmeyip onun iddialarını sonuna kadar takip ediyor. Sonunda güneşe hakim olamayan bir varlığın TANRI olamayacağını ispatlamış oluyor. Ama Nemrut'un bu yenilgi karşısında bile iman etmeyeceği açıktır. Çünkü o sadece aklıyla düşünen bir materyalisttir.
Sevgili Abdulkadir çelişki filan olmadığının farkındasında işine gelmiyor.
Paragrafta çelişki filan yok. Tekrar söylüyorum Hiç bir agnostik Tanrının varlığını kabul etmez. Ederlerse agnostik olmazlar zati. Dinlerin Tanrıları kavramı ile Dinlerden bağımsız tanrı kavramı vardır. İster ateist olsun ister agnostik olsun dinlerin özelikle ibrahim dinlerinin Tanrılarının ( itiraz etme üçüde birbirinden farklıdır) var olmadıklarını kabul ederler. Ateist Dinlerin Tanrıları yanında Dinlerden bağımsız tanrılarıda varolmadıklarını söylerken agnostik ise bu dinlerden bağımsız tanrının bilinemeyeciğini söyler.
Dinlerin Tanrıları konusunda ateist ile agnostik arasında fark yoktur.
Dinlerden bağımsız Tanrı konusunda fark vardır.
Bilmem anlamak ister misin?
Anlamak için çok zorladım ama hala anlamış değilim...
Keşke bir agnostik arkadaş konuya el atıp hakemlik yapsa. :)
''Hiçbir agnostik Tanrı'nın varlığını kabul etmez'' diyorsun. Buna göre her agnostik aynı zamanda bir ateisttir, değil mi? Agnostiklerin buna itiraz ettiklerini duyar gibiyim.
Seni bu karmakarışık tariflerle başbaşa bırakıp ben asıl konumuza dönmek istiyorum. Konu, Einstein gibi bilim adamlarının Tanrı inançlarıydı. Ben bunların ateist olmadıklarını dile getirince sen, ateist olmadıklarını ama agnostik olduklarını iddia edince konu farklı yönlere kaydı.
Tarihi kişiliklerin inançlarıyla ilgili bir sonuca varmak her zaman mümkün olmayabiliyor. M. Kemal'in bile, birileri dindarlığına, diğerleri de ateistliğine dair deliller getirebiliyorken, fazla gözönünde olmayan ve düşünce hayatlarıyla ilgili fazla bilgimiz olmayan insanlar hakkında kesin konuşmak daha da zordur.
Kesin olan şu vardır ki, bahsettiğimiz ilim adamları sizin anladığınız manada hiçbir zaman TANRI'yı inkar etmemişlerdir. Bilakis O'na imanlarını pekiştirmeye çalışmışlardır. Mesela Einstein'in kendisini hayalcilikle suçlayan arkadaşlarına karşı söylediği, ''Tanrı'nın evreni nasıl yarattığını anlamak istiyorum'' cümlesi çok manidardır. Ve bu uğurda yapılan çalışmalar ve deneyler de takdire şayandır. Allah elbette bu yönde yapılan çalışmaları boşa çıkarmamıştır.
Sevgili Abdulkadir elinden öpmek istiyorum.Bir insan bukadar yaratıcı olabilir.
Darwin daha portakalda vitaminken yaşamış olan, Pascal, Newton, Bacon, Leeuwenhoek, Kepler gibi insanların darwinin teorisine inanmadığına örnek vermişsin ya eli öpülecek insansın. Tebrik ediyorum.
Ufak bir düzeltmede Einstein agnostikti Ve hiç bir zaman Allah'a inanmadı.
Berhudar ol, senin de el öpenlerin çok olsun :)
Ne söylediğimi çok iyi biliyorum ben. Sen neden ne yazıldığına :nerd:dört gözle bakmıyorsun?:)
''Darwin teorisi'' değil, ''Darwinist evrim teorisi'' yazmışım. Arasında çok fark var bence.
Modern evrim teorisi Darwin'le şöhret bulduğu için onun adını kullanmadan hangi teoriden bahsedildiği anlaşılmadığı için mecburen Darwin ismini kullanmak zorunda kalıyoruz. Yoksa evrim teorisi Darwin'den yaklaşık 1000 yıl önce islam alimlerinin gündemindeydi.
Darwinci evrim teorisi, yüzlerce yıllık bir bilgi birikiminin Darwin'le meşhur olmuş halidir ve Darwin'den önce savunucuları olmuştur.
Bu anlamda ilk evrim fikri, ilk defa Nazzam (ö.835/845) tarafından ortaya atılmış, onun ardından öğrencisi Cahız (776-869), genel ve biyolojik evrim teorisinin ilk kurucusu olmuştur. Onun evrim teorisi aradaki bazı farklara rağmen, birçok yönden Darwinist evrim teorisine benzer.
Batıya bakacak olursak, Linnaeus 1735'te ve Lamarck 1809'da yayınladıkları eserlerde Darwinist evrim teorisini, küçük farklar dışında ortaya koymuşlardır.
Ben insanlık bilim tarihine ışık tutmuş bu bilim adamlarının ''darwinist evrim teorisine inanamadıklarını'' söylerken ki kastım, ''bu bilim adamlarının Darwin'in evrim teorisinde öne çıkartılan ''yeryüzündeki canlı hayatın kendiliğinden- yaratıcısız- var olduğuna inanmıyorlar''dır. Bunu iddia etmek içinse, bu bilim adamlarının Darwin'den önce veya sonra yaşamalarının hiçbir önemi yoktur.
Einstein hakkında yukarda yeterince yazdığımı düşünüyorum.
Ama yine de bir video eklemek istiyorum. Bu video senin hem bilim adamlarının kafa yapısını deşifre etmen hem de dini kavramlara nasıl bakman gerektiği konusunda ışık tutacak nitelikte kısa bir video.
http://tr.sevenload.com/videolar/rPtrhpI-Einstein-hocasn-mars-ettii-an (http://tr.sevenload.com/videolar/rPtrhpI-Einstein-hocasn-mars-ettii-an)
Bak kendinde kabul ediyorsun. Allah'ın insanları cennette istemediğini. Şeytan, Allah'ın ademi cennetten kovma komplo teorisinde adem gibi sadece bir piyondur. Başka birşey değil. Şeytanın cennete girmesine göz yuman, bunla da yetinmeyip ademi kandırmasına göz yuman daha sonra Adem'e fırça kayıp cennetten kovan Allah'tır. Bak güzel demişsin Adem bu tuzağa düşmeseydi Allah başka bir tuzak kurup Adem'i kovardı cennetten.
Allah insanları cennetten uzak tutmak için, cehennemi insanlarla doldurmak için çok çok hevesli nedense.
Kutsal kitaplardaki şeytan, melek, cin, cehennem, cennet v.s kavramları çok yüzeysel anlıyor ve düz mantık uyguluyoruz.
Küçük Einstein bile bizden çok ileri bir düşünceyle şeytanı kutsal kitaplara daha uygun bir şeklide tarif etmiş. Yukardaki videoyu bunun için de izle lütfen.
Sayın Ki-Adi, değerlendirme ve yargılamalarını genel hakim görüşe yapıyorsun. Bir konu hakkında genel görüşe göre konuşmak ise her zaman doğru olmaz. Bu konu din ve kutsal kitaplar ise genelleme yaparak konuşmak hiç doğru olmaz.Bu gerçeği siz bile kendi hayatınızda uyguluyorsunuz. İnsanların çoğu bir dine ve YARATICI'ya inanıyor diye siz de bu çoğunluğa uyuyor değilsiniz. Tam tersi, bu ezici çoğunluğun yanıldığını belki de sapık yolda olduğunu düşünüyorsunuz.
Peki bu tezinizi neden dini anlayışlar için de kullanmıyorsunuz? Müslümanların, hristiyanların ve yahudilerin çoğunluğu iman ettikleri TANRI'nın diğerlerinkiyle aynı olmadığını düşünüyor diye bu düşüncenin doğru olmasını zorunlu kılan şey nedir?
Kutsal kitapların hepsi, -farklı isimlerde çağrılsa bile-gerçekte BİR TEK İLAH olduğunu dile getirirken, insanların bunun aksini söylemesi neyi değiştirir?
Sevgili Abdulkadir çok fazla din konusunda aşırıya kaçmadan genelleme yaparak konuşmamız geriklidir. Çünkü din dediğin olay çoğunluğun yaptığı şeylerdir. Bu dediğim din için geçerlidir. Kutsal kitaplarda genelleme yapmaya gerek yoktur çünkü kitabın kendisi ortadadır. Dinde ise böyle ortaya koyacağımız bir olgu yoktur Onun yerine çoğunluğun yaptıkları vardır.
Eğer din konusunda kişilere inersek işimiz var. Çünkü biri der benim dinden anladığım koyu bir şekilde dini yaşantıma uygulamazsam cehenneme giderim diye düşünür diğeri ise o kadar koyu olmaya gerek yok iyi insan ol yeter cennete gitmek için der. Birde düşün 1.5 milyar müslüman içinde hepsi birebir aynı şekildemi görüyor dini? Tabiki de hayır. Fakat 1.5 milyar insanın genel bir görüşü vardır.Bizde bu görüş üzerinden tespitlerimizi yapmalıyız.
Müslümanların, hristiyanların ve yahudilerin çoğunluğu iman ettikleri TANRI'nın diğerlerinkiyle aynı olmadığını düşünüyor diye bu düşüncenin doğru olmasını zorunlu kılan şey nedir?"
Kutsal kitapların hepsi, -farklı isimlerde çağrılsa bile-gerçekte BİR TEK İLAH olduğunu dile getirirken, insanların bunun aksini söylemesi neyi değiştirir?
Elbetteki üçüde tek bir tanrı var diyor. Buna şüphe yok. Fakat o kutsal kitapların söylediği Tanrı anlayışı birbirinde çok farklı. Şöyle örnek verelim. Galatasaraylısıda,Beşiktaşlısıda, Fenerliside Türkiye'de tek bir büyük takım vardır der. Galatasaraylı derki büyük takım Galatasaraydır. Diğerleri havadır civadır. Fenerlide aynısını der Beşiktaşlıda. Hepsi de ortak olarak tek büyük Takım var diyor. Ortak olarak bunu demeleri üçününde dediği büyük takım aynı takım olduğu anlamına mı gelir? 3 dinin Tek bir Tanrı var demeleride tıpkı böyledir.
Dediğin doğru. Her inanç veya inançsızlık, kendi delillerini ortaya koyar. Şeytana tapanların bile kendilerince delilleri vardır.
Ama bu delillerin hangisi gerçek birer delildir ve sonuca ulaşmaktadır, önemli olan budur.
Bir matematiksel problemin sadece 2 çözüm yolu olduğunu farzedelim. Bu 2 yolun dışında kalan çözüm denemelerinin hepsi bir yerlerde çıkmaza girecektir, değil mi? Eğer biz bu denemeleri sonuna kadar takip edip, bir sonuç vermediklerini görmeden hüküm verecek olursak, ''bu problemin ikiden fazla çözümü vardır'' der kestirip atarız.
''Dinler ve Tanrı konusunda herkesin yeterince delili vardır'' deyip kesmek te buna benzer.
Aynı şekilde, ''din ve Tanrı konusundaki deliller akıl ve mantıktan uzak delillerdir'' deyip kestirip atmak ta buna benzer. Çünkü bu yargının kendisi de bir delildir (inkar etmek için bir delil) ve ispatlanmaya muhtaçtır.
İnsan, sadece aklıyla düşünen bir varlık değil, kalbiyle de düşünen bir varlıktır. Bunu gözardı ederek ispatlamaya çalışılan her konu eksik veya yanlış ispatlanmış olacaktır.
''İbrahim, inkarcı olana (Nemrut),
'benim Tanrım dirileri öldürüp, ölüleri diriltir'
deyince o da
'ben de öldürür ve diriltirim' dedi.
İbrahim,
'benim Tanrım güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getir' deyince inkarcı olan susup kaldı.''
Bu kur'an anlatımında görüldüğü gibi, adam kendisinin de ölüleri dirilttiğini iddia edip delilini de getiriyor. İbrahim, ''senin getirdiğin bu delil delil değildir'' diye vakit kaybetmeyip onun iddialarını sonuna kadar takip ediyor. Sonunda güneşe hakim olamayan bir varlığın TANRI olamayacağını ispatlamış oluyor. Ama Nemrut'un bu yenilgi karşısında bile iman etmeyeceği açıktır. Çünkü o sadece aklıyla düşünen bir materyalisttir.
Bak Dinlerin Tanrıları ile Genel bir Tanrı konularını birbirinden ayır.Bana göre dinlerden bağımsız Tanrı için varlığını ne kesin olarak ispatlayabilriz ne de kesin olarak olmadığını ispatlayabiliriz.Bugünün insanlığın elindeki bilgiler buna yetecek düzeyde değildir. İlerde belki varlığa yada yokluğu ispatların orasını bilemem.
Dinlerin Tanrılarına ise insan hangi dine inanıyorsa o dinin Tanrısına yönelik kesin kanıtları vardır. Şimdi bu dinlerin Tanrı anlayışlarından hangisi doğru? İslam Tanrısı Muhammedi göndermiştir Yahudi Tanrısı Musadan sonra kimseyi göndermemiştir. Burda asıl önemli etken kişinin nerde doğduğudur. Müslüman bir ailede değilde yahudi bir ailede doğsaydı şimdi nasıl islamı savunuyorsan ozamanda yahudiliği savunacaktın. İstisnalar hariç tabiki. Senin inancın tamamen ailenden ve çevrenden dolayı oluşan bir inanç. Aynı şekilde bir hristiyanında.
"Ama bu delillerin hangisi gerçek birer delildir ve sonuca ulaşmaktadır, önemli olan budur."
Dediğin doğrudur fakat eksiktir. Sen bu dini tanrı inançlarından bir mutlak olarak doğru diye bakıyorsun işin içine bu inançların hiç birininde doğru olamayabileceğinide katmalısın.
Birde Nemrut susacağına İbrahim'e neden "O zaman senin Tanrın madem yapabiliyor güneşi batıdan doğursunda görelim" diye dememiş. :cool:
Anlamak için çok zorladım ama hala anlamış değilim...
Keşke bir agnostik arkadaş konuya el atıp hakemlik yapsa. :)
''Hiçbir agnostik Tanrı'nın varlığını kabul etmez'' diyorsun. Buna göre her agnostik aynı zamanda bir ateisttir, değil mi? Agnostiklerin buna itiraz ettiklerini duyar gibiyim.
Daha önce dedim ama ben ateist değilim Agnostiğim. Anlatmak istediğimi kısaca açıklayım. Ateist Ne İsa'nın, Ne de Arabın Allah'ına nede Bunlar dışında etliye sütlüye karışmayan tanrıya inanmaz. Doğru değil mi?
Agnostikte Ne İsa'ya, Ne Arabın Allahına neden başka bir dinin söylediği tanrıya inanmaz.Yani dinlerin söylediği Tanrılar için birer ateisttir. Fakat bunlar dışında insanlara karışmayan herhangibir din veya peygamber göndermeyen sadece evrenin start tuşuna basan bir Tanrı olgusu konusunun bilinemeyeceğini söyler. Umarım bu sefer anlamışsındır.
Seni bu karmakarışık tariflerle başbaşa bırakıp ben asıl konumuza dönmek istiyorum. Konu, Einstein gibi bilim adamlarının Tanrı inançlarıydı. Ben bunların ateist olmadıklarını dile getirince sen, ateist olmadıklarını ama agnostik olduklarını iddia edince konu farklı yönlere kaydı.
Tarihi kişiliklerin inançlarıyla ilgili bir sonuca varmak her zaman mümkün olmayabiliyor. M. Kemal'in bile, birileri dindarlığına, diğerleri de ateistliğine dair deliller getirebiliyorken, fazla gözönünde olmayan ve düşünce hayatlarıyla ilgili fazla bilgimiz olmayan insanlar hakkında kesin konuşmak daha da zordur.
Kesin olan şu vardır ki, bahsettiğimiz ilim adamları sizin anladığınız manada hiçbir zaman TANRI'yı inkar etmemişlerdir. Bilakis O'na imanlarını pekiştirmeye çalışmışlardır. Mesela Einstein'in kendisini hayalcilikle suçlayan arkadaşlarına karşı söylediği, ''Tanrı'nın evreni nasıl yarattığını anlamak istiyorum'' cümlesi çok manidardır. Ve bu uğurda yapılan çalışmalar ve deneyler de takdire şayandır. Allah elbette bu yönde yapılan çalışmaları boşa çıkarmamıştır.
Evet farkındayım fakat sadece suçu bana atma :) Birçok kişi gerçek inancını saklamak zorunda kalmıştır yada şartlara göre davranmak zorunda kalmıştır.
Agnostik bilimadamları "benim söylediğim tarzda" etliye sütlüye karışmayan tanrı yoktur dememişlerdir zaten ama vardır da dememişlerdir. Ama dinlerin Tanrıların olmadıklarını herzaman söylemişlerdir.
Bu konu Einstein'ın bir sözünüde ben yazayım.
"Yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. Bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım"
"Tanrı sözcüğü benim için insanın zaaflarının bir ifadesi ve ürünü olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. İncil de yüce bir kitap ama yine de ilkel efsanelerden oluşan bir koleksiyon ve aynı zamanda oldukça çocukca"
Gördüğün gibi Einstein "Dinlerin Tanrılarını" kabul etmiyor.
Verdiğin videoyu daha önce izlemiştim. Burda Einstein'ın bu sözleri söylerken küçük yaşta olduğunu gözönünde bulundurman lazım. Yukardada dediğim gibi eğer Einstein ateist bir ailede yetişseydi tanrı'ya inanan bir profösörü mat ettiği ile ilgili bir video izleyebilirdik.
Berhudar ol, senin de el öpenlerin çok olsun :)
Ne söylediğimi çok iyi biliyorum ben. Sen neden ne yazıldığına :nerd:dört gözle bakmıyorsun?:)
''Darwin teorisi'' değil, ''Darwinist evrim teorisi'' yazmışım. Arasında çok fark var bence.
Modern evrim teorisi Darwin'le şöhret bulduğu için onun adını kullanmadan hangi teoriden bahsedildiği anlaşılmadığı için mecburen Darwin ismini kullanmak zorunda kalıyoruz. Yoksa evrim teorisi Darwin'den yaklaşık 1000 yıl önce islam alimlerinin gündemindeydi.
Darwinci evrim teorisi, yüzlerce yıllık bir bilgi birikiminin Darwin'le meşhur olmuş halidir ve Darwin'den önce savunucuları olmuştur.
Bu anlamda ilk evrim fikri, ilk defa Nazzam (ö.835/845) tarafından ortaya atılmış, onun ardından öğrencisi Cahız (776-869), genel ve biyolojik evrim teorisinin ilk kurucusu olmuştur. Onun evrim teorisi aradaki bazı farklara rağmen, birçok yönden Darwinist evrim teorisine benzer.
Batıya bakacak olursak, Linnaeus 1735'te ve Lamarck 1809'da yayınladıkları eserlerde Darwinist evrim teorisini, küçük farklar dışında ortaya koymuşlardır.
Ben insanlık bilim tarihine ışık tutmuş bu bilim adamlarının ''darwinist evrim teorisine inanamadıklarını'' söylerken ki kastım, ''bu bilim adamlarının Darwin'in evrim teorisinde öne çıkartılan ''yeryüzündeki canlı hayatın kendiliğinden- yaratıcısız- var olduğuna inanmıyorlar''dır. Bunu iddia etmek içinse, bu bilim adamlarının Darwin'den önce veya sonra yaşamalarının hiçbir önemi yoktur.
Yazdığımı iyi okusaydın Darwin Teorisi demediğimi Darwin'in teorisi dediğimi görürdün. Darwinin ilk olarak evrimi dile getiren kişi değildir. Bu birçok insanın ortak yanılgısı. Peki neydi Darwin'in teorisi? Doğal seçilim. İşte bu Darwin'in evrim konusunda getirdiği teoridir. Darwinden önce kimse Doğal seleksiyondan bahsetmedi. Darwinist evrim teorisi Doğal seleksiyondur.
Bu durumda da Darwinden önce yaşamış insanlar Nasıl oluyorda Darwinist evrim teorisine inanmamış diye örnek verebiliyorsun?
Kutsal kitaplardaki şeytan, melek, cin, cehennem, cennet v.s kavramları çok yüzeysel anlıyor ve düz mantık uyguluyoruz.
Küçük Einstein bile bizden çok ileri bir düşünceyle şeytanı kutsal kitaplara daha uygun bir şeklide tarif etmiş. Yukardaki videoyu bunun için de izle lütfen.
O zaman bu bizim suçumuz olmuyor. Senin Tanrın insanları Einstein gibi anlayacak düzeyde yaratsaydı Ozaman sorun filan kalmazdı.
abdulKADİR
09-06-2009, 20:40
Sevgili Abdulkadir çok fazla din konusunda aşırıya kaçmadan genelleme yaparak konuşmamız geriklidir. Çünkü din dediğin olay çoğunluğun yaptığı şeylerdir. Bu dediğim din için geçerlidir. Kutsal kitaplarda genelleme yapmaya gerek yoktur çünkü kitabın kendisi ortadadır. Dinde ise böyle ortaya koyacağımız bir olgu yoktur Onun yerine çoğunluğun yaptıkları vardır.
Peki, çoğunluğun inançlarıyla ve yaptıklarıyla kutsal kitabın söyledikleri çelişiyorsa ne yapacaksınız? Bu durumda yaptığınız genellemeler havada kalmayacak mıdır?
Elbetteki üçüde tek bir tanrı var diyor. Buna şüphe yok. Fakat o kutsal kitapların söylediği Tanrı anlayışı birbirinde çok farklı. Şöyle örnek verelim. Galatasaraylısıda,Beşiktaşlısıda, Fenerliside Türkiye'de tek bir büyük takım vardır der. Galatasaraylı derki büyük takım Galatasaraydır. Diğerleri havadır civadır. Fenerlide aynısını der Beşiktaşlıda. Hepsi de ortak olarak tek büyük Takım var diyor. Ortak olarak bunu demeleri üçününde dediği büyük takım aynı takım olduğu anlamına mı gelir? 3 dinin Tek bir Tanrı var demeleride tıpkı böyledir.
Tıpkı böyle değildir :)
Ben de sizin örneğinizle devam edeyim.
Galatasaraylı, Beşiktaşlı ve Fenerli ''Türkiye'de tek bir büyük takım vardır'' dediklerinde kastedilen ''Türkiye Milli Takımı''dır.
Dinlerin Tanrılarına ise insan hangi dine inanıyorsa o dinin Tanrısına yönelik kesin kanıtları vardır. Şimdi bu dinlerin Tanrı anlayışlarından hangisi doğru? İslam Tanrısı Muhammedi göndermiştir Yahudi Tanrısı Musadan sonra kimseyi göndermemiştir. Burda asıl önemli etken kişinin nerde doğduğudur. Müslüman bir ailede değilde yahudi bir ailede doğsaydı şimdi nasıl islamı savunuyorsan ozamanda yahudiliği savunacaktın. İstisnalar hariç tabiki. Senin inancın tamamen ailenden ve çevrenden dolayı oluşan bir inanç. Aynı şekilde bir hristiyanında.
Dediğin doğru ama ''din adamlarının'' bile din değiştirdiği bir zamanda yaşıyoruz. Yani insanların içinde doğdukları din ve inançları sorgulayacağı, pekiştireceği veya terkedeceği birçok imkan var artık.
Burda bile inandığı değerleri savunan dindarlar duygusal değil bilinçli savunma yapıyorlar. Ve bunların hiçbiri ''kendi Tanrı'sını'' savunmuyor. TANRI aynı ama senin de doğru ifade ettiğin gibi ''Tanrı anlayışları'' farklı. Bu anlayışların hangisinin doğru hangisin yanlış olduğunun ölçüsü ise bu anlayışların ortaya çıktığı kutsal kitaplardır.
Birde Nemrut susacağına İbrahim'e neden "O zaman senin Tanrın madem yapabiliyor güneşi batıdan doğursunda görelim" diye dememiş. :cool:
Nemrut o kadar akıllı olsaydı kendisini tanrı olarak görmezdi heralde:)
Şaka bir tarafa, hz. İbrahim evrendeki düzenin sahibi olarak Allah'ı ortaya koyunca Nemrut'un gündelik olarak işleyen bu düzenin dışında bir icraat göstermesini istiyor. ''Benim Rabbim şu Fırat'ı bu yöne akıtıyor sen de tersi yöne akıt'' ta diyebilirdi. Ya da diğer tabii olayları örnek verebilirdi. Nemrut'un bunlara vereceği hiçbir karşı tez yoktur.
Tartışmada ilk atak yapan hz. İbrahim olduğu için Nemrut'un ''mızıkçılık yapma, onu ben söyleyecektim, güneşi ben doğudan getiriyorum, senin Rabbin de batıdan getirsin'' veya ''madem doğudan getiriyor hadi bir de batıdan getirsin de görelim'' gibi bir savunma yapması çocukça olurdu.
Daha önce dedim ama ben ateist değilim Agnostiğim. Anlatmak istediğimi kısaca açıklayım. Ateist Ne İsa'nın, Ne de Arabın Allah'ına nede Bunlar dışında etliye sütlüye karışmayan tanrıya inanmaz. Doğru değil mi?
Agnostikte Ne İsa'ya, Ne Arabın Allahına neden başka bir dinin söylediği tanrıya inanmaz.Yani dinlerin söylediği Tanrılar için birer ateisttir. Fakat bunlar dışında insanlara karışmayan herhangibir din veya peygamber göndermeyen sadece evrenin start tuşuna basan bir Tanrı olgusu konusunun bilinemeyeceğini söyler. Umarım bu sefer anlamışsındır.
Kutsal kitapları anlaşılmaz bulan sizler, kendi icadınız olan karmaşayı nasıl da savunuyorsunuz... Bu kavram kargaşasına harcadığınız emeğin onda birini dinleri anlamak için harcasaydınız sizin için ve toplum için daha hayırlı olurdu ya neyse...
Etliye sütlüye karışmayan bir TANRI... Start tuşuna basıp emekliye ayrılan bir TANRI. Aynen görevi sadece eve para getirmek olup başka hiçbir işe karışmayan BABA gibi... Bunda da emin değilsiniz hani. Ne diyeyim, kolay gelsin.
Agnostik bilimadamları "benim söylediğim tarzda" etliye sütlüye karışmayan tanrı yoktur dememişlerdir zaten ama vardır da dememişlerdir. Ama dinlerin Tanrıların olmadıklarını herzaman söylemişlerdir.
Bu konu Einstein'ın bir sözünüde ben yazayım.
...
Gördüğün gibi Einstein "Dinlerin Tanrılarını" kabul etmiyor.
Geçen yazımda da dediğim gibi, bu tür şahsiyetlerin dindarlığına da dinsizliğine de birçok malzeme bulunabilir. Onun için gereksiz bir ispat yarışına girmeyeceğim.
Bu konuda benim bir İNANCIM var ve bunu ilk başta söyledim: ''İnsanlık yararına çığır açmış, faydalı buluşlar yapmış bilim adamları kesinlikle ateist, agnostik, panteist ya da herneyse ondan değillerdir.'' Bu inancımın somut bir delili de yok. Olayların sebep-sonuç ilişkisine baktığımda böyle bir zaruret olduğunu düşünüyorum.
Yazdığımı iyi okusaydın Darwin Teorisi demediğimi Darwin'in teorisi dediğimi görürdün. Darwinin ilk olarak evrimi dile getiren kişi değildir. Bu birçok insanın ortak yanılgısı. Peki neydi Darwin'in teorisi? Doğal seçilim. İşte bu Darwin'in evrim konusunda getirdiği teoridir. Darwinden önce kimse Doğal seleksiyondan bahsetmedi. Darwinist evrim teorisi Doğal seleksiyondur.
Bu durumda da Darwinden önce yaşamış insanlar Nasıl oluyorda Darwinist evrim teorisine inanmamış diye örnek verebiliyorsun?
Ha ''Darwin teorisi'' ha ''Darwin'in teorisi'', ne fark varsa sanki? :)
Ama evrimin Darwin'e ait bir teori olmadığında hemfikir olmamız sevindirici.
Gelelim ''Darwin'in teorisi''ne... Sıkı dur şimdi. Ezberini bozacak bilgiler vereceğim.
Diyorsun ki, ''Darwinden önce kimse Doğal seleksiyondan bahsetmedi. Darwinist evrim teorisi Doğal seleksiyondur''. Bunun doğru olmadığını ortaya koyarsam, mantıken senin yapman gereken Darwinizm'in pabucunu dama atmak ve ''evrim teorisini'' yeniden tarif etmektir. Bu cesareti gösterebilecek misin bakalım.
İyi bir kelamcı, edebiyatçı, ünlü bir zoolog ve antropolog olan Câhız 776 yılında Basra'da doğmuştur. Kitab'ul Hayavan'da modern zooloji ve biyolojiyle ilgili birçok teorinin temelleri vardır ve bu eserde ilk defa hayvan psikolojisi ve sosyolojisinden bahsedilmektedir.(G. Sarton,İntroduction to the History of Science, Baltimore 1927, I. 579. al-Djahız maddesi...)
Cahız, evrimde transformasyon, mutasyon ve adaptasyon gibi terimlerin yanında ''doğal seleksiyon'' konusunda ilk tespitleri de yapan kişidir.
O, türler arasında doğal olarak -yaratılıştan gelen- yaşamak için bir mücadelenin var olduğunu, bu mücadele esnasında ancak kuvvetli ve yetkin türlerin hayatlarını sürdürebildiklerini ve neticede de tabiatta doğal bir seçimin (seleksiyon) yapıldığını ortaya koymuştur...
Nitekim Wiedemann gibi bazı modern araştırmacılar, haklı olarak onu Darwin'in öncüsü saymaktadırlar.(E. Wiedemann, ''Darwinistisches bei Gahız'', SPMSE 47(1915)...)
Cahız'dan sonra Biruni ve İhvanus-Safa da bu konuda aynı şeyleri söylemiştir.
İhvanus-Safa üzerine araştırma yapan Fr. Dieterici onları X. yüzyıldaki XX. yüzyılın evrimcisi ve Darwin'i görmüştür. (Fr. Dieterici, Der Darwinismus im X. und XX. Jahrhundert, Leipzig 1878)
Sen bahsetmemişsin ama ben kaydedeyim. Sadece Darwin'e atfedilen tezlerden biri de evrimde ''suni seleksiyon'' dur.
1051 de Gazne'de ölen Biruni felsefe, tarih, astronomi, eczacılık, matematik alanlarında eserler yazmıştır.
Yaratılış ve evrim konusundaki fikirlerini islamiyet, yahudilik, hristiyanlık, sabiilik ve maniheizm gibi dinlerin ana kaynaklarının taranması sonucunda sağlam temellere oturtmuştur.
Suni seleksiyon yoluyla evrimleşmeden ilk bahseden Biruni'dir. Biruni'den sonra bundan ilk bahsedecek olan Darwin'dir.
(Alıntılar: İslam'da Evrimci Yaratılış Teorisi, Mehmet Bayraktar, Kitabiyat, Ankara 2001)
Bu kitabı senin şahsında bütün site sakinlerine hararetle tavsiye ederim.
O zaman bu bizim suçumuz olmuyor. Senin Tanrın insanları Einstein gibi anlayacak düzeyde yaratsaydı Ozaman sorun filan kalmazdı.
Allah bütün insanları potansiyel olarak en anlayışlı olacak şekilde yarattı. Ama bu potansiyel çeşitli gerekçelerle kiminde ortaya çıkıyor, kiminde çıkmıyor. Bu gerekçelerden biri de ne yazıkki imansızlık ve bilgisizlik.
Sen bahsetmemişsin ama ben kaydedeyim. Sadece Darwin'e atfedilen tezlerden biri de evrimde ''suni seleksiyon'' dur.
1051 de Gazne'de ölen Biruni felsefe, tarih, astronomi, eczacılık, matematik alanlarında eserler yazmıştır.
Yaratılış ve evrim konusundaki fikirlerini islamiyet, yahudilik, hristiyanlık, sabiilik ve maniheizm gibi dinlerin ana kaynaklarının taranması sonucunda sağlam temellere oturtmuştur.
Suni seleksiyon yoluyla evrimleşmeden ilk bahseden Biruni'dir. Biruni'den sonra bundan ilk bahsedecek olan Darwin'dir.
(Alıntılar: İslam'da Evrimci Yaratılış Teorisi, Mehmet Bayraktar, Kitabiyat, Ankara 2001)
abdülKADİR,
Bu senin Mehmet Bayraktar biraz uçmuş. Biruni, ne demekse, suni seleksiyon(!)dan değil bizzat doğal seleksiyondan bahseder. Bu konudaki çalışmaları temel olarak ampirik değil filozofik ve sınırlıdır. Doğal seleksiyondan ilk bahsetmek ayrı birşey, onu bilimsel olarak ortaya koymak ayrı şeydir. Lisansı veya patenti olmayan cep telefonunun mucidi kimdir biliyor musun?
Biruni'nin doğal seleksiyonile ilgili fikirleri için: http://books.google.com/books?id=4o_YRth54O4C&pg=PA481&lpg=PA481&dq=biruni+selection&source=bl&ots=AE0LyEFVKp&sig=OmgWLCwAf6ILFYDywOBmagWTCrs&hl=tr&ei=_aEuSvi-I5q1sga7kZG6CQ&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1
A.
abdulKADİR
10-06-2009, 00:07
abdülKADİR,
Bu senin Mehmet Bayraktar biraz uçmuş. Biruni, ne demekse, suni seleksiyon(!)dan değil bizzat doğal seleksiyondan bahseder. Bu konudaki çalışmaları temel olarak ampirik değil filozofik ve sınırlıdır. Doğal seleksiyondan ilk bahsetmek ayrı birşey, onu bilimsel olarak ortaya koymak ayrı şeydir. Lisansı veya patenti olmayan cep telefonunun mucidi kimdir biliyor musun?
Biruni'nin doğal seleksiyonile ilgili fikirleri için: http://books.google.com/books?id=4o_YRth54O4C&pg=PA481&lpg=PA481&dq=biruni+selection&source=bl&ots=AE0LyEFVKp&sig=OmgWLCwAf6ILFYDywOBmagWTCrs&hl=tr&ei=_aEuSvi-I5q1sga7kZG6CQ&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1
A.
Mehmet Bayraktarın yaptığı kaynakları tarayıp bize aktarmaktan ibarettir azınlık. Verdiği dipnotlarda ve kaynakçada bu görülüyor.
Birinci cümlende doğal seleksiyondan bahsederken daha sonraki cümlende suni seleksiyondan bahsetmişsin ve ne demek istediğin karışmış.
Ben toparlayayım...
Biruni Cahız'dan sonra yaşamış bir alim olarak doğal seleksiyon konusunda Cahız'dan ve kendinden öncekilerden farklı bir görüş ortaya koymamıştır. Ama suni seleksiyon konusunda orjinal görüşü vardır ve ondan sonraki suni seleksiyon konusunu Darwin açmıştır. Verdiğin linkte yaptığım alıntıya zıt herhangibir bilgi olmadığı halde varmış gibi bir hava oluşmuş.
Cahız ise doğal seleksiyon konusunda ilk tespitleri yapan kişidir.
Bu tespitler ve bahsetmeler basit birkaç kelimelik cümle şeklinde değil gözlem ve deneyim sonucu örneklerle, resim ve çizimlerle ortaya koyma şeklindedir.
Ve Darwin'den 1000 yıl öncedir bu tespitler.
Sadece bir cümlelik ifadeler bile olsa ateizmin can simidi olan Darwin'den yaklaşık 1000 yıl önce bunlardan bahsetmek hafife alınacak şeyler olmasa gerek.
Ayrıca asıl konu doğal seleksiyon ve Darwinden 1000 yıl önce bu evrim şeklini ortaya atan Cahız'dır. Verilen bilgiler inandırıcı gelmiyorsa alıntıda verdiğim batılı kaynaklar incelenmelidir. Cahız'ın kitabu'l hayevan ile Biruni'nin kitabu'l tahkik ve kitabu'l cemahir kitaplarına da ulaşmak mümkündür meraklıları için.
Peki, çoğunluğun inançlarıyla ve yaptıklarıyla kutsal kitabın söyledikleri çelişiyorsa ne yapacaksınız? Bu durumda yaptığınız genellemeler havada kalmayacak mıdır?
Dikkatli okuduysan din ve kutsal kitap ayrımı yapmıştım. Mesela Kuran tek tiptir fakat buna karşılık kaç farklı mezhep vardır? Bu mezhepler neye göre oluşuyor peki ? Kuran'a göre mi? Tabiki hayır. Çoğunluğun yaptığına göre. İnsanların yaptıkları ile kitapta yazanlar çelişiyorsa o zaman insanların uyguladıkları din bozulmuştur yada değiştirmiştir diyebilirsin fakat bu din için yapılmış genellemeleri etkilemez.
Tıpkı böyle değildir :)
Ben de sizin örneğinizle devam edeyim.
Galatasaraylı, Beşiktaşlı ve Fenerli ''Türkiye'de tek bir büyük takım vardır'' dediklerinde kastedilen ''Türkiye Milli Takımı''dır.
Dediğimi çok iyi anlamışsın hatta anlamaklada kalmayıp konuyu çarpıtmaya bile gitmişsin. Bravo.
Dediğin doğru ama ''din adamlarının'' bile din değiştirdiği bir zamanda yaşıyoruz. Yani insanların içinde doğdukları din ve inançları sorgulayacağı, pekiştireceği veya terkedeceği birçok imkan var artık.
Burda bile inandığı değerleri savunan dindarlar duygusal değil bilinçli savunma yapıyorlar. Ve bunların hiçbiri ''kendi Tanrı'sını'' savunmuyor. TANRI aynı ama senin de doğru ifade ettiğin gibi ''Tanrı anlayışları'' farklı. Bu anlayışların hangisinin doğru hangisin yanlış olduğunun ölçüsü ise bu anlayışların ortaya çıktığı kutsal kitaplardır.
Çoğu dindar bilinçli savunma yapmıyor. Sadece kendilerine öğretilen doğruları tekrar ederek savunma yapıyorlar ve kendi Tanrı'sını savunuyorlar. Bir müslüman kendi Allah'ını bir hiristiyan kendi İsa'sını savunuyor. Sen bile kendi tanrın olan Allah'ı tek tanrı olarak görüyorsun. Hristiyanın tanrısı olan isa'yı tanrı görmüyorsun. Demek ki Tanrı bir değil.
Kutsal kitapların hepsinin birden yanılma olasılığı yok mudur?
Nemrut o kadar akıllı olsaydı kendisini tanrı olarak görmezdi heralde:)
Şaka bir tarafa, hz. İbrahim evrendeki düzenin sahibi olarak Allah'ı ortaya koyunca Nemrut'un gündelik olarak işleyen bu düzenin dışında bir icraat göstermesini istiyor. ''Benim Rabbim şu Fırat'ı bu yöne akıtıyor sen de tersi yöne akıt'' ta diyebilirdi. Ya da diğer tabii olayları örnek verebilirdi. Nemrut'un bunlara vereceği hiçbir karşı tez yoktur.
Tartışmada ilk atak yapan hz. İbrahim olduğu için Nemrut'un ''mızıkçılık yapma, onu ben söyleyecektim, güneşi ben doğudan getiriyorum, senin Rabbin de batıdan getirsin'' veya ''madem doğudan getiriyor hadi bir de batıdan getirsin de görelim'' gibi bir savunma yapması çocukça olurdu.
Bence Nemrut'un dediğim şekilde bir savunma yapması hiçte çocukça olmazdı. Çünkü nerden bilecekti güneşi doğudan doğduranın İbrahimin Tanrısı olduğunu. Şimdi ben sanagüneşi ben doğudan doğduruyorum senin tanrında batıdan doğdursun desem bunun üzerine Tanrın güneşi batıdan doğduracak mı? Güneş batıdan doğmadığı vakit güneşi Doğudan doğuranın ben olduğumu kabul edecek misin? İbrahimin Tanrısıda çok seviyor sanıyorum böyle kelime oyunlarını :)
Kutsal kitapları anlaşılmaz bulan sizler, kendi icadınız olan karmaşayı nasıl da savunuyorsunuz... Bu kavram kargaşasına harcadığınız emeğin onda birini dinleri anlamak için harcasaydınız sizin için ve toplum için daha hayırlı olurdu ya neyse...
Etliye sütlüye karışmayan bir TANRI... Start tuşuna basıp emekliye ayrılan bir TANRI. Aynen görevi sadece eve para getirmek olup başka hiçbir işe karışmayan BABA gibi... Bunda da emin değilsiniz hani. Ne diyeyim, kolay gelsin.
Eğer dinleri anlamaya çalışmasaydım dinden çıkmazdım. Çoğu dindarlar gibi sadece okumak için arapçasını okuyup dursaydım ya da herşeyi düşünmeden doğru diye kabul etseydim ne dinden çıkardım ne de din hakkında konuşurdum.
Şimdi ben sana sabaha kadar anlatsam dinlerin tanrıları şu yüzden yoktur bu yüzden yoktur diye sen bana eninde sonunda soracaksın peki evren oluşmadan önce ne vardı diye? Ne olduda big bang oldu? Sonrada bunu yapan tanrı diyeceksin. Bende diyeceğim bugün bilim seviyesi ile bunun cevabı verilemiyor. Belki big bang ile evrenin oluşumunu başlatan bir tanrı vardır. Fakat bugünün bilimi buna cevap veremiyor diye bunun tanrının varlığına ispat olması ne kadar doğrudur?
Ben Tanrı kavramına tamamen karşı değilim. Belik vardır belki yoktur. Bilim bana Tanrı kesin olarak var dese bu beni ne hayal kırıklığına uğratır ne de sevince boğar.Çünkü ben Tanrı var mı yok mu bilmiyorum. Ama bildiğim birşey varsa bir Tanrının %99u bir ırka mesup insanlarla konuşup sonra bu konuştuğu insanın kaç tane karı alacağını kaçtane kadın köle alacağını bunlarla sıraylamı yoksa canının istediğine göre mi yatacağına karışan, Kendisine sadece inanmıyor diye sonsuza kadar işkence edebilecek bir Tanrı ya hiç bir zaman inanmayacağımdır..
Geçen yazımda da dediğim gibi, bu tür şahsiyetlerin dindarlığına da dinsizliğine de birçok malzeme bulunabilir. Onun için gereksiz bir ispat yarışına girmeyeceğim.
Bu konuda benim bir İNANCIM var ve bunu ilk başta söyledim: ''İnsanlık yararına çığır açmış, faydalı buluşlar yapmış bilim adamları kesinlikle ateist, agnostik, panteist ya da herneyse ondan değillerdir.'' Bu inancımın somut bir delili de yok. Olayların sebep-sonuç ilişkisine baktığımda böyle bir zaruret olduğunu düşünüyorum.
Biz o kadar listeyi boşunamı verdik. Einstein dedik Darwin dedik. Boşuna mı dedik bunları?
Doğal seleksiyon konusunda beni düzeltiğin için teşekkür ederim. Evrim tamamen darwinindir diye hiç bir zaman söylemedim. Doğal seleksiyon hakkındada darwinden başkası tarafından dile getirildiğini hiç biryerde görmemiştim. 1000 yıl önce farkına varıldıysa bazı şeyler neden insanlar hala kabul etmemekte inad etmekte ısrarlılar yada bu konu üzerinde neden 1000 yıl boyunca hiç çalışmamış demeden geçemiyorum.
Şimdi sana şunu soruyorum bu insanlar evrimden bahsetmiş, doğal seleksiyondan bahsetmişler. Bu adamlar yanılıyorlar mı yoksa gerçektende evrim varmı?
Allah bütün insanları potansiyel olarak en anlayışlı olacak şekilde yarattı. Ama bu potansiyel çeşitli gerekçelerle kiminde ortaya çıkıyor, kiminde çıkmıyor. Bu gerekçelerden biri de ne yazıkki imansızlık ve bilgisizlik.
Ama bazılarının kalplerini mühürledi dimi artık isteselerde inanamazlar dimi?
taner karataşlı
10-06-2009, 01:40
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Korunup sakınanlar için yol göstericidir. (Bakara 2)
Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak hüsranını artırır. (İsra 82)
Tamam kabul, kur'an hakkında müslümanların veya müslüman olmadıkları halde olumlu konuşanların söyledikleri sizleri ikna etmiyor. ''Muhammed'in kendi çıkarları için yazdığı ve sayesinde köşeyi döndüğü bir kitap'' sanıyorsunuz. İçinde akla-mantığa ve evrensel değerlere zıt şeyler olduğunu düşünüyorsunuz...
Peki bu düşüncelerinizin bizzat Kur'an tarafından sağlamasını yapmaya cesaretiniz var mı?
Yani bizzat Kur'an'ın kendisini ispat etmesine ve ''mucize'' olduğunu göstermesine bir kere olsun fırsat verebilir misiniz?
Eğer ''neden olmasın'' diyorsanız dinleyin o zaman....
Eğer
- etrafınızda olup bitenlere duyarsız değilseniz,
- kendiniz haksızlık yapmaktan kaçınan, haksızlık yapılmasına da izin vermeyen biriyseniz,
- özünüz sözünüz bir, yalandan kaçınan dürüst biriyseniz,
- ''inakarınızı'' dahi açıkça ortaya koyabiliyor, makam-mevki veya para-pul için ikiyüzlülük yapmıyorsanız,
- alışverişinizde sahtekarlık yapmıyor, çalıştığınız işin hakkını veriyorsanız,
- başkasının karısında-kızında, adamında-oğlunda gözünüz yoksa ve evlilik dışı ilişkiler içinde değilseniz,
- eşcinsellik tarzında bir yaşantınız yoksa,
- insanları küçümsemiyor ve kendinizi de Kaf dağında görmüyorsanız,
- sokak çocuklarına ve hayat kadınlarına merhametle bakıyorsanız,
- yaşlıya, düşküne, yardıma muhtaca yardım elini uzatıyorsanız,
- inancından ve düşüncesinden dolayı hiçkimseye kin beslemiyorsanız
SİZ, korunup sakınan ve zalim olmayan birisiniz demektir. Kur'an SİZİN için yol gösterici olduğunu iddia ediyor. Sırat-ı Mustakim dediği dosdoğru yola ulaştıracak bir REHBER bir YOL HARİTASI olduğunu belirtiyor.
Kur'anın bu iddiasını yalanlamak veya bizzat tecrübe etmek istiyorsanız yapacağınız şey çok basit:
Elinize yaklaşık 300 sayfalık bir Kur'an tercümesi almak ve sonuna kadar sadece bir kere, ama anlamaya odaklanarak OKUmak.
Mucizeye şahit olun...
selamlar ben siteye yeni üye oldum yazını okudum ve cevap verme gereği duydum.
öncelikle diyorsun ki oku sonra mucizeyi göreceksin. ben aldım okudum okumadan önce müslümandım ama şimdi değilim. sebep mi? önce sana diyoki : ikra oku yani, bu kelime için elmalılı hamdinin bir yazısı vardı ikra demek sadece oku demek değil, ikra demekle; oku, anla , açıkla, ikna ol, öyle inan demek istiyormuş. yani test edilmek istiyormuş. başka bir çok ayette müslüman olmayanları nerde bulursanız öldürün ve yahut savaşın ve yahut anne babanız dahi olsa onunla ilişkiyi kesin(tevbe60) diyor. önce hem bana açık kapı bırakıyor özgürce seçebilirsin diyor sonra ben başka bir seçim yaptım ya da seçim yapmadım diye beni ölüme mahküm ediyor. bu nasıl mantık bu nasıl mucize ... bana diyorlar ki sen kendi başına kuranı anlayamassın. ama kuran öyle demiyor:) biz kuranı herkesin anlayacağı sadelikte indirdik diyor. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu??:)
abdulKADİR
10-06-2009, 02:31
selamlar ben siteye yeni üye oldum yazını okudum ve cevap verme gereği duydum.
öncelikle diyorsun ki oku sonra mucizeyi göreceksin. ben aldım okudum okumadan önce müslümandım ama şimdi değilim. sebep mi? önce sana diyoki : ikra oku yani, bu kelime için elmalılı hamdinin bir yazısı vardı ikra demek sadece oku demek değil, ikra demekle; oku, anla , açıkla, ikna ol, öyle inan demek istiyormuş. yani test edilmek istiyormuş. başka bir çok ayette müslüman olmayanları nerde bulursanız öldürün ve yahut savaşın ve yahut anne babanız dahi olsa onunla ilişkiyi kesin(tevbe60) diyor. önce hem bana açık kapı bırakıyor özgürce seçebilirsin diyor sonra ben başka bir seçim yaptım ya da seçim yapmadım diye beni ölüme mahküm ediyor. bu nasıl mantık bu nasıl mucize ... bana diyorlar ki sen kendi başına kuranı anlayamassın. ama kuran öyle demiyor:) biz kuranı herkesin anlayacağı sadelikte indirdik diyor. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu??:)
Selamlar arkadaşım,
sayfalarca yapılan tartışmalarla asıl konudan o kadar uzaklaşmışız ki, Ki-Adi arkadaşa cevap vermek için bu sayfaya girip mesajını görünce biran için afalladım doğrusu :)
Demek okumadan önce müslümandın ve okuduktan sonra dinden çıktın...
Keşke okumasaydın :)
Şaka bir tarafa, taner arkadaşım, iddiama dikkat ettiysen ''her kim olursanız olun, kur'anı okuyun müslüman olun'' şeklinde değil.
10-11 madde halinde yazdığım şartların çoğunluğunu üzerinde taşıdığın halde kur'anın mealini baştan sona kadar okudun mu? Bu şekilde bir okumayla dinden çıkmış olduğuna ihtimal vermiyorum. Çünkü herşeyden önce kur'an hakkında yazdıkların bu kitabı okumadığını ispat etmeye yetiyor. ''Oku'' demesinden başka verdiğin diğer örnekler hangi ayetlerde geçiyor söyler misin? Tevbe 60 demişsin, o ayette sadakalardan bahsediliyor :)
Müslüman olmayanları öldürün diye bir ayet yoktur, ''müşrikleri nerde bulursanız öldürün vardır'' o da savaş ateşkesini bozan müşrikler hakkındadır.
Ayrıca ''oku'' emri, kur'anı açınca karşına ilk çıkan emir değildir. Bu sure 96. surededir. İlk sure Fatihadır ve besmeleden sonra ''Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun'' diye başlar. Demekki okuyup ta dinden uzaklaştığın pek doğru değildir.
Herhangibir dış sebeple inancın zayıflamış ve bunun üstüne de aleyhteki propagandalara maruz kalmış sonuçta da islamla yollarını ayırmış olabilirsin. Ama şartların çoğu üzerinde olduğu halde sadece ayetlerdeki çelişkileri görüp dinden çıktım deme, inandırıcı olmaz. Bu eşyanın tabiatına aykırı olduğu gibi yaşanmış bir örnek te yok. ''Ben yaşadım işte'' dersen mecburen daha yakından tanışmamız gerekecek :)
abdulKADİR
10-06-2009, 06:06
Dikkatli okuduysan din ve kutsal kitap ayrımı yapmıştım. Mesela Kuran tek tiptir fakat buna karşılık kaç farklı mezhep vardır? Bu mezhepler neye göre oluşuyor peki ? Kuran'a göre mi? Tabiki hayır. Çoğunluğun yaptığına göre. İnsanların yaptıkları ile kitapta yazanlar çelişiyorsa o zaman insanların uyguladıkları din bozulmuştur yada değiştirmiştir diyebilirsin fakat bu din için yapılmış genellemeleri etkilemez.
Mezhepler konusundaki düşüncelerini düzeltmek isterim. Mezhepler farklı ictihadlar/görüş ayrılıkları nedeniyle doğar ve bunun ilk sebebi de Kur'an'ı farklı yorumlayıştır. Daha sonra hadislere farklı yaklaşım gelir. İnsanların yaptıklarına göre mezhep doğmaz. Mezhepler ilmi ve fikri ihtilafların bir sonucudur, ve bir temele dayanırlar. Halktaki genel inanç ve davranışlar ise delilsiz olabileceği gibi tamamen din dışı da olabilir. Ki bunlara hurafe diyoruz.
Dolayısıyla bir dinden bahsediyorsak insanlar üzerinden değil ana kaynak üzerinden bahsetmek ve bir yargıda bulunmak zorundayız. Cat Stevens/Yusuf İslam'ın meşhur bir sözü vardır: ''Kur'an okuyup müslüman olmadan önce müslümanları tanısaydım müslüman olamazdım'' diye.
Dinler gariptir. Sayıca çok fazla olan bağlılarına rağmen onları gerçek manada yaşayanlar hep azınlıktır. Değerlendirme ve yargılarımızı işte bu gerçeğe göre yapmamız daha sağlıklı olur.
... Sen bile kendi tanrın olan Allah'ı tek tanrı olarak görüyorsun. Hristiyanın tanrısı olan isa'yı tanrı görmüyorsun. Demek ki Tanrı bir değil.
Kutsal kitapların hepsinin birden yanılma olasılığı yok mudur?
Benden böyle bir iddiayı ne zaman duydun merak ettim doğrusu. Tam aksi ''Tanrı tektir, hepimiz kardeşiz'' başlıklı açtığım konu vardır. Orda ve değişik başlıklarda aynı YARATICI'ya iman ettiğimizi ortaya koyuyorum. Hristiyanların Rab İsa diye inandıkları da ALLAH'tır. Benim buna inanmamam sorun teşkil etmez. Çünkü hristiyanların içinde de bazı mezhepler ve bağımsız birçok kişi İsa'yı Tanrı olarak değil bir peygamber veya bir melek olarak kabul ederler. Bu konu müslümanların Allah'ın sıfatlarında farklı düşünmesi gibidir ve kelami/felsefik bir konudur.
Sonuçta Baba-oğul ve kutsal ruhtan oluşan TEK bir TANRI'ya inanmaktadırlar ve O'nun adı arapça ALLAH, ibranice YHWH' dir. Bu özel isimlerin dışında O'nun birçok ismi vardır.
Kutsal kitapların hepsinin birden yanıma olasılığı sadece ''0'' (yazıyla SIFIR)dır. :) Sen farklı düşünebilirsin ama Allah'ın yol göstermesi olmadan insanların doğru ile yanlışın arasını salt akılla ayırması mümkün olmadığından en az bir kitabın doğru olması ZORUNLUDUR. Birden fazla olması da mümkündür.
Bence Nemrut'un dediğim şekilde bir savunma yapması hiçte çocukça olmazdı. Çünkü nerden bilecekti güneşi doğudan doğduranın İbrahimin Tanrısı olduğunu. Şimdi ben sanagüneşi ben doğudan doğduruyorum senin tanrında batıdan doğdursun desem bunun üzerine Tanrın güneşi batıdan doğduracak mı? Güneş batıdan doğmadığı vakit güneşi Doğudan doğuranın ben olduğumu kabul edecek misin? İbrahimin Tanrısıda çok seviyor sanıyorum böyle kelime oyunlarını :)
Buna örnek olabilecek bir fıkra vardır. Birgün Şeytan Firavunun kapısını çalar. Firavun ''kim o'' diye seslenir. Şeytan ''benim'' der ve içeri alınır.
İçeri girince Şeytan takılır; ''hem tanrı olduğunu iddia ediyorsun hem de kapıda kimin olduğunu bilmiyorsun.''
Firavun da ''bizimki tanrılık falan değil ama laf ağızdan çıktı birkere'' der. :)
Yani Nemrut ta bilmektedir gerçek TANRI'yı aslında. Ama bir kere halkın tepesine binmiştir. Dönüşü yoktur.
Eğer Nemrut dediğin gibi bir iddiayla gelse elbette güneşi doğudan getiren Allah batıdan da getirecektir. Bunu diğer mesajda dile getirmedim. Allah inancı olmayan birine mucize ile delil getirmem pek yakışık almayacaktı çünkü. Ama bakıyorum ki başka çıkar yol bırakmıyorsun... Nasıl İbrahim'i ateşten koruduysa, israiloğullarını denizi yararak kurtardıysa, Nemrut karşısında İbrahim'e de yardım edecek ve onu mahcup etmeyecektir.
Olayın mucizevi olması bir yana, ilmen de güneşin batıdan gelebileceği yani, dünyanın batıdan doğuya doğru dönebileceğine dair tezler vardır. Ama bu tezler kıyamet günü için yapılmıştır. Kıyametten önce de olması gerekseydi olabilirdi. Olduğu da bize kutsal kitaplarda haber verilseydi inanırdık.
Dediğin doğru, RABBİmiz kelime oyunlarını seviyor:)
Eğer dinleri anlamaya çalışmasaydım dinden çıkmazdım. Çoğu dindarlar gibi sadece okumak için arapçasını okuyup dursaydım ya da herşeyi düşünmeden doğru diye kabul etseydim ne dinden çıkardım ne de din hakkında konuşurdum.
Kusura bakma ama, dinleri anlamaya çalışırken dinden çıkmak, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaya dönmüş. Biz de dinimizi en iyi şekilde anlamaya çalışıyoruz ama öğrendiğimiz her yeni şey inkara götürmek bir yana imanımız artırıyor. Din akıllı insan için vardır ve akıl da düşünmek içindir. Yüzlerce ayette düşünmek, akletmek, emredilirken taklit hep yerilir.
Ben Tanrı kavramına tamamen karşı değilim. Belik vardır belki yoktur. Bilim bana Tanrı kesin olarak var dese bu beni ne hayal kırıklığına uğratır ne de sevince boğar.Çünkü ben Tanrı var mı yok mu bilmiyorum. Ama bildiğim birşey varsa bir Tanrının %99u bir ırka mesup insanlarla konuşup sonra bu konuştuğu insanın kaç tane karı alacağını kaçtane kadın köle alacağını bunlarla sıraylamı yoksa canının istediğine göre mi yatacağına karışan, Kendisine sadece inanmıyor diye sonsuza kadar işkence edebilecek bir Tanrı ya hiç bir zaman inanmayacağımdır..
''Allah'ı gereği gibi takdir edemediler'' ayeti insanların Allah hakkındaki fikir karışıklığına işaret ediyor. Tanrı'nın olma ihtimaline karşı nasıl bir Tanrı olması gerektiğini de açıklamışsın. Tarife göre tanrı siparişi verilir gibi...
Allah söylediğin gibi insanların işlerini ayrıntılı olarak düzene koymaz. İnsanın halife olmasının bir sonucu olarak ayrıntılara kendisi kafa yormalı ve görevini hakkıyla yerine getirmelidir. Allah'ın kutsal kitaplarla yaptığı genel prensipleri belirlemektir. Çok eşililiğe izin verir ama bunun sayısını bize bırakır, sizin için bir tanesi daha iyidir diye de tavsiyede bulunur. Aralarında adaletle davranın der ama sıraya koyun demez. Adaletin gereği olarak insan bunu kendisi bulur. Fakat istisna da olsa şahsa özel hükümler koyabilir. Medeni kanunların tüzel kişilere ayrıcalıklı olarak kanun çıkarması gibi birşeydir bu. Peygambere özel kural koymak veya özel bir durum karşısında geçici hükümler koymak gibi durumlardır bunlar. Bu istisanların dışında genellikle ana prensipler konulur, teferruat bizlere bırakılır. Bizi yaratan bir Allah'tan bahsediyorsak, O'nun bizi bizden daha iyi tanıdığını da biliyoruz demektir. Böyle bir Allah'ın bizim yararımıza sınırlar koyması, yine bizim yararımıza ritüeller belirlemesi neden kabul edilmesin???
Biz o kadar listeyi boşunamı verdik. Einstein dedik Darwin dedik. Boşuna mı dedik bunları?
Elbette boşuna demediniz:) Ordan bir evrim teorisi çıktı ve karşılıklı bilgilendik.
Ama bu inancımı en başta söyledim ve sen de o listeyi bu düşüncem üzerine verdin. Kendilerinden işin aslını soramayacağımız ölü insanların inanç yapılarını tam olarak öğrenemeyeceğimiz kuralından yola çıkarak başladığımız noktaya gelmiş olduk ama boşuna bir dönüş olmadı bu bence.
Doğal seleksiyon konusunda beni düzeltiğin için teşekkür ederim. Evrim tamamen darwinindir diye hiç bir zaman söylemedim. Doğal seleksiyon hakkındada darwinden başkası tarafından dile getirildiğini hiç biryerde görmemiştim. 1000 yıl önce farkına varıldıysa bazı şeyler neden insanlar hala kabul etmemekte inad etmekte ısrarlılar yada bu konu üzerinde neden 1000 yıl boyunca hiç çalışmamış demeden geçemiyorum.
Şimdi sana şunu soruyorum bu insanlar evrimden bahsetmiş, doğal seleksiyondan bahsetmişler. Bu adamlar yanılıyorlar mı yoksa gerçektende evrim varmı?
Rica ederim. Doğrusu beni şaşırttın. Şimdiye kadar hiçbir tartışmacı bu olgunluğu göstermedi. Yaptığım bu alıntılara rağmen itiraz etmeye devam edeceğini düşünüyordum. Belli bir amaç için tartıştığını ve doğruyu gördüğünde inadı bırakıp kabul ettiğini görmek beni sevindirdi. Gerçekten herkesin başarabileceği bir durum değildir bu. İki önceki paragrafta bahsettiğim ana prensiplere örnek olabilecek tam bir Kur'ani prensiptir bu aslında. ''İman edenler o kimselerdir ki, sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar'' prensibi, herne söz olursa olsun önce dinlemeyi, sonra doğrusunu ve güzelini kabul etmemizi öneriyor bizlere. Ne yazıkki çoğumuz çoğu kez başaramıyoruz bunu.
Adı geçen kitapta neden Darwin'den önce evrim teorisinin bu denli kabul görmediğinin ve devrim etkisi yapmadığının nedenleri yazılmış, ama birbir yazmam çok vaktimi alacak. Kısaca şöyle deniyor:
''Bugün yepyeni ve kadersiz kabul edilen öyle teoriler vardır ki, aslında onlar bir hayli eskidir. Kökleri geçmişin derinliklerindedir. Bu tür teoriler, devirlerine göre çok erken doğmuşlardır, denebilir. Devirlerindeki hakim ve genel geçer dünya görüşünün, yani doğru kabul edilen bilimsel geleneklerin, dini anlayışların, siyasi şartların ve felesfi akımların tesiriyle fazla dallanıp budaklanamamış ve cılız bir hayat sürmek zorunda kalarak kitlelere malolamamışlardır; ancak bu eski teoriler uygun zaman ve emin bulabildiklerinde... yepyeni teorilermiş gibi yeniden çiçeklenmişlerdir. Böyle ''kaderli'' teorilerden biri de evrim teorisidir.'' (S.11)
Bu tür teorilere başka bir örnek olarak ta Copernik ve Galileo'ya atfedilen güneş merkezli sistem teorisi veriliyor ve aslında bu teorinin Sisamlı Aristarchus ile Ebu Said es-Siczi'ye kadar uzandığı belirtiliyor.
Evrim teorisinin Darwin'e maledilmesinin sebepleri birkaç madde ile açıklandıktan sonra şu cümleyle özet yapılımış: ''...İşte bütün bu uygun şartlar, Darwinizmin kısa sürede yayılmasına ve kitlelere malolmasına neden oldu. Böylece de evrim teorisinin uzun geçmişinden haberdar olmayan kimselerde Darwinizm yepyeni birşey etkisi yarattı.'' (S. 13)
''Özellikle dindarlar neden ısrarla reddediyorlar bu teoriyi''diye soracak olursak sebep gayet açıktır. Kendi ilmi mirasından haberdar olmayan müslümanlar evrim teorisini sadece Darwinizmden ibaret sanıyorlar ve bu teori de genellikle Tanrı'dan bağımsız bir teori olarak sunulduğundan kolayca reddediyorlar. Halbuki bu teoriyi ayıklamalı ve tabiri caizse bu teoriyi dindarlaştırmalıydık. Doğrusunu söylemek gerekirse kendisi de bir ilahiyatçı olan Darwin'in evrim teorisini Tanrı'nın yokluğuna bir delil olarak sunduğunu tam olarak bilmiyorum. Ondan önceki evrimciler özellikle müslüman evrimciler türlere bu evrim yeteneğini verenin ve öz canlıya yerleştirenin Allah olduğunu dile getirmişlerdir. Buna rağmen onlar bile klasik ulemanın saldırı ve suçlamalrından kurtulamamışlardır. Dolayısıyla ateist ve materyalist bir dünya görüşü için malzeme olarak kullanılan Darwinist evrim teorisi dindar çevrelerden onay alamadı. Özellikle Kilisenin bu teori karşısında yer alması diğer dindarları da etkiledi. Ama kilise yaptığı hatadan dönmüş olarak evrimcilerden özür diledi ve evrimin dinle bağdaşabileceğini dile getirdi.
Müslümanlar ise hiçbir zaman tekbir vücut olarak bu teoriye karşı çıkmadıkları gibi evrimin varlığını başta kur'an olmak üzere kutsal kitaplardan yola çıkarak ispat etmişler.
Bu durumda 21. Y.Y müslümanlarına düşen görev, duygusallığı bırakıp müslümanlar tarafından ispat edilen ve birçok islam ulemasının da kabul ettiği bu teori karşısında olmaktan vazgeçmeleridir.
Bana sorduğun soruya gelince... Doğal seleksiyon evrim sebeplerinden sadece biri olarak daha başka sebepleri de var. Ve bunların hepsi bir bütün olarak evrimin olduğunu ispat eden sebepler.
Ben bu konunun uzmanı değilim ama kur'an ayetlerine ve evrim teorisini yanyana koyduğumda bir çelişki değil tam bir uyum görüyorum. En çetrefilli konu olan insanların maymundan gelmesi konusunu ele alırsak, müslüman evrimcilerden direk bunu iddia eden olmamıştır ama maymunlarla insanların ortak atadan geldikleri veya maymunların insanlardan türediklerine dair görüşler vardır.
Hatta ilk insanın yaratılışı ile ilgili öyle orjinal görüşler ortaya konmuş ki, kutsal kitapların ilk insan veya adem anlatımlarına hiç te zıt değiller. Bunları okuyunca ''evrim kaçınılmazdır'' demekten başka çare kalmıyor elbette.
Bu konuda bir başlık var ve belki orda zikredilmiştir ama ben yeri geldiği için ve senin de dikkatini çekeceğini tahmin ettim için buraya alıntılamak istiyorum.
Batıda Abubacer olarak bilinen Endülüslü alim İbn Tufeyl'in (d. 1100) Hay bin Yakzan isimli romanında ilk insanı temsil eden Hay'ın yaratılışı şöyle anlatılır:
Hindistan yakınlarındaki, ekvatoral ıssız bir adanın cep gibi bir yerinde, toprağın su ve hava ile iyice karışımıyla meydana gelen çamur, uzun zaman içinde, güneşin ısı ve ışığının tesiriyle mayalanır. Bu mayalanmış çamur, halden hale geçerek nihayet güzel bir şekil alınca, Allah'ın 'hayat' adı bu şekle tecelli eder ve Allah ona ruh verir. Böylece ilk insan kendiliğinden oluşur. (S.74, ayrıca teferruatlı anlatım için Hay bin Yakzan, Yapı Kredi Yayınları, S.79-82)
(Bu yorumun kaynağının Cahız ve Biruni'nin spontane ve biyo-jenez yoluyla dünyaya gelme teorisi olduğu söyleniyor.)
Diğer bir teori de 1210 Şam doğumlu İbnun Nefs'in ''Kâmil'' adlı felsefik romanında anlatılmaktadır:
İlk insanı temsil eden Kâmil, orta kuşak bir iklimde bulunan, ağaç, meyve ve yeşillik bakımından zengin bir adada annesiz ve babasız dünyaya gelir. Adada ilkbahar mevsiminde meydana gelen büyük bir sel, farklı tabiattaki topraklardan meydana gelen bir çamur kümesi oluşturur ve bu çamur bir dağın yamacındaki küçük bir mağaraya dolar. Yaz gelince çamur sıcaklığın ve güneş ışığının tesiriyle mayalanır. Allah'ın bu mayalanmış çamurun katı kısmından insanın bedenini, ondan çıkan buhar ve havamsı latif kısmından da ruhunu yaratmasıyla, ilk insan oluşur. İlk insan, yumurtanın kabuğunu temsil eden mağaradan çıktığında 10-12 yaşlarında bir çocuktur. (S. 78)
Ama bazılarının kalplerini mühürledi dimi artık isteselerde inanamazlar dimi?
Mühürlenmiş kalpler elbette vardır ama bu mühürleme cebri bir mühürleme değil, kulun bu yönde aşırı istekli olması karşısında Allah'ın onun bu isteğini kırmaması şeklinde bir mühürlemedir. Bu mühürlemeyi Allah'tan başkası bilemeyceği için ölüm gelip çatana kadar iman yolu açıktır.
Sadece bir cümlelik ifadeler bile olsa ateizmin can simidi olan Darwin'den yaklaşık 1000 yıl önce bunlardan bahsetmek hafife alınacak şeyler olmasa gerek.
Tabi ki değil. Zaten ona itiraz etmiyorum ki. Bilim böyle birşeydir; biri birşey bulur, öbürü geliştirir, sonra yeni şeyler bulunur falan. Bir devinim yani. Belki Darwin Biruni'den haberdardı?
A.
salih kul mu görüyor çocuğun masumiyeti altındaki geleceği,iyide eğer öyle isede sadece o bu geleceği görmüş oluyor ,ama gelecek Allahın elinde değil mi?, değiştirebilirdi ve kuranada böyle geçerdi(böylecede sizde ,''o çocuk gibi milyonlarca çocuk var yeryüzünde,ilerde inkarcı ve ahlaksız olacağı Allah tarafından malum olan birçok çocuk hayatta kalıyor ve suç işliyorlar.Allah bunları neden iyi insanlara çevirmedi yada çocukken canını almadı diyebiliriz.imtihan sırrına inanmayanlar için bu soruların düşünülmesi bile mümkün değilken,inananlar için de abes sorulardır''.Şeklinde cümleler kurmanız gerekmezdi.) yine bir ders varsa aynı şekilde alınırdı,zaten o henüz gerçekleşmemiş geleceği sadece o kul görüyor,o dönemde yaşayan tüm insanlar canlı yayına bağlanıp full ekran izlemiyor yani, ki herkez hemen bu dersi çıkarsın (derste ne; eğer gelecekte böyle şeyler yaparsanız ,henüz yapmadınız ama muhtemelende olsa yaparsanız ,çocukken öldürülmeyi hakedersiniz mi?Allah bile bu kaçınılmaz sonu değiştiremez mi?ne?)zaten bütün insanlara bu şekilde ,o bahsi geçen çocuğun muhtemel gelecek versiyonu gösterilip ,üstünede çocuk öldürülmeden birşeyler değiştirilse asıl muhteşem mucize olurdu yani, ama olmamış olamamış elden gelen bu herhalde!
Merhaba
Müsadenizle birşeyler söylemek istiyorum bu konuda..
Diyelimki siz bir ressamsınız, elinizde bir tuval var beyaz.
Ve sadece bir renk boyanız var o da beyaz ve sizden bir şaheser bekleniyor siz resmi yapıyorsunuz ve insanların bu tabloyu görerek
sizin hakkınızda iyi şeyler düşünmelerini istiyorsunuz.
Bu nasıl mümkün olabilir ?
Saygılarımla..
Mezhepler konusundaki düşüncelerini düzeltmek isterim. Mezhepler farklı ictihadlar/görüş ayrılıkları nedeniyle doğar ve bunun ilk sebebi de Kur'an'ı farklı yorumlayıştır. Daha sonra hadislere farklı yaklaşım gelir. İnsanların yaptıklarına göre mezhep doğmaz. Mezhepler ilmi ve fikri ihtilafların bir sonucudur, ve bir temele dayanırlar. Halktaki genel inanç ve davranışlar ise delilsiz olabileceği gibi tamamen din dışı da olabilir. Ki bunlara hurafe diyoruz.
Dolayısıyla bir dinden bahsediyorsak insanlar üzerinden değil ana kaynak üzerinden bahsetmek ve bir yargıda bulunmak zorundayız. Cat Stevens/Yusuf İslam'ın meşhur bir sözü vardır: ''Kur'an okuyup müslüman olmadan önce müslümanları tanısaydım müslüman olamazdım'' diye.
Dinler gariptir. Sayıca çok fazla olan bağlılarına rağmen onları gerçek manada yaşayanlar hep azınlıktır. Değerlendirme ve yargılarımızı işte bu gerçeğe göre yapmamız daha sağlıklı olur.
Tamda benim demek istediğim şeyi söylemişsin. İnsanların yaptıkları dini yapar dediklerimde buna insanların anlayışlarıda dahildir. İşte din budur insanların yaptıkları, anlayışları, uygulamaları hepsi birden. Kitapla Din aynı değilse Dinin bozulduğunu kabul etmek gerekir.
Benden böyle bir iddiayı ne zaman duydun merak ettim doğrusu. Tam aksi ''Tanrı tektir, hepimiz kardeşiz'' başlıklı açtığım konu vardır. Orda ve değişik başlıklarda aynı YARATICI'ya iman ettiğimizi ortaya koyuyorum. Hristiyanların Rab İsa diye inandıkları da ALLAH'tır. Benim buna inanmamam sorun teşkil etmez. Çünkü hristiyanların içinde de bazı mezhepler ve bağımsız birçok kişi İsa'yı Tanrı olarak değil bir peygamber veya bir melek olarak kabul ederler. Bu konu müslümanların Allah'ın sıfatlarında farklı düşünmesi gibidir ve kelami/felsefik bir konudur.
Sonuçta Baba-oğul ve kutsal ruhtan oluşan TEK bir TANRI'ya inanmaktadırlar ve O'nun adı arapça ALLAH, ibranice YHWH' dir. Bu özel isimlerin dışında O'nun birçok ismi vardır.
Kutsal kitapların hepsinin birden yanıma olasılığı sadece ''0'' (yazıyla SIFIR)dır. :) Sen farklı düşünebilirsin ama Allah'ın yol göstermesi olmadan insanların doğru ile yanlışın arasını salt akılla ayırması mümkün olmadığından en az bir kitabın doğru olması ZORUNLUDUR. Birden fazla olması da mümkündür.
Tekrar başladığımız yere geldik. Hepsi tek tanrıya inanır buna itiraz etmiyorum ki. İtiraz ettiğim bu İnandıkları Tek Tanrı bir değildir. Fakat hepside gerçek Tek Tanrının kendi tanrıları olduğunu iddia ederler tıpkı senin yaptığın gibi. Tıpkı kendi mezhebini doğru olan mezhep gördüğün gibi kendi dininide doğru olan görüyorsun.
Diyelim içlerinden biri doğru O zamanda kesin olarak diyeceksin doğru olan benim inandığım kitaptır. Bu da demek oluyorki kitaplar içinde doğru olanı kesin vardır demek kendi inandığın kitabı doğru göstermekten başka birşey değil.Tanrı yol göstermeden de bu insanlar doğruyu yanlışı bulabilir ama sen Tanrı kavramı olmadan hiç birşeye bakamadığın için bu ihtimal senin için devre dışı.
Buna örnek olabilecek bir fıkra vardır. Birgün Şeytan Firavunun kapısını çalar. Firavun ''kim o'' diye seslenir. Şeytan ''benim'' der ve içeri alınır.
İçeri girince Şeytan takılır; ''hem tanrı olduğunu iddia ediyorsun hem de kapıda kimin olduğunu bilmiyorsun.''
Firavun da ''bizimki tanrılık falan değil ama laf ağızdan çıktı birkere'' der. :)
Yani Nemrut ta bilmektedir gerçek TANRI'yı aslında. Ama bir kere halkın tepesine binmiştir. Dönüşü yoktur.
Eğer Nemrut dediğin gibi bir iddiayla gelse elbette güneşi doğudan getiren Allah batıdan da getirecektir. Bunu diğer mesajda dile getirmedim. Allah inancı olmayan birine mucize ile delil getirmem pek yakışık almayacaktı çünkü. Ama bakıyorum ki başka çıkar yol bırakmıyorsun... Nasıl İbrahim'i ateşten koruduysa, israiloğullarını denizi yararak kurtardıysa, Nemrut karşısında İbrahim'e de yardım edecek ve onu mahcup etmeyecektir.
Olayın mucizevi olması bir yana, ilmen de güneşin batıdan gelebileceği yani, dünyanın batıdan doğuya doğru dönebileceğine dair tezler vardır. Ama bu tezler kıyamet günü için yapılmıştır. Kıyametten önce de olması gerekseydi olabilirdi. Olduğu da bize kutsal kitaplarda haber verilseydi inanırdık.
Dediğin doğru, RABBİmiz kelime oyunlarını seviyor:)
Tipik bir müslüman mücize yaklaşımını anlatmışsın. Şimdi ben mucizeler göstereceğimi iddia etsem doğal olarak sende bana diyeceksin hadi göster bakalım. Bende diyeceğim sen nasıl olsa inanmayacaksın göstermeye gerek yok. Eee şimdi ben mucizeler gösterebilir miyim yoksa bu mucizeleri kafadan mı salladım? Mucize zaten olan birşeyi göstermek değil olan birşeyi tersini yaptırmaktır. Keşke Tanrın Kelime oyunları yapacağına herşeyi adam gibi açıklasaydıda kimse bu duruma düşmeseydi.
Kusura bakma ama, dinleri anlamaya çalışırken dinden çıkmak, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaya dönmüş. Biz de dinimizi en iyi şekilde anlamaya çalışıyoruz ama öğrendiğimiz her yeni şey inkara götürmek bir yana imanımız artırıyor. Din akıllı insan için vardır ve akıl da düşünmek içindir. Yüzlerce ayette düşünmek, akletmek, emredilirken taklit hep yerilir.
Sen dinini anlamaya çalışmıyorsun onun doğru olduğunu göstermeye çalışıyorsun. Doğrularlada çeliştiği vakit bulutlara bakarak şekiller çıkartmaya çalışır gibi kitaptan farklı farklı anlamlar çıkarıp kitabını bir şekilde doğru göstermeye çalışıyorsun. Böylede olunca imanın doğal olarak artıyor. Din akıllı insanlar saf insanları kullansınlar diye vardır.
''Allah'ı gereği gibi takdir edemediler'' ayeti insanların Allah hakkındaki fikir karışıklığına işaret ediyor. Tanrı'nın olma ihtimaline karşı nasıl bir Tanrı olması gerektiğini de açıklamışsın. Tarife göre tanrı siparişi verilir gibi...
Allah söylediğin gibi insanların işlerini ayrıntılı olarak düzene koymaz. İnsanın halife olmasının bir sonucu olarak ayrıntılara kendisi kafa yormalı ve görevini hakkıyla yerine getirmelidir. Allah'ın kutsal kitaplarla yaptığı genel prensipleri belirlemektir. Çok eşililiğe izin verir ama bunun sayısını bize bırakır, sizin için bir tanesi daha iyidir diye de tavsiyede bulunur. Aralarında adaletle davranın der ama sıraya koyun demez. Adaletin gereği olarak insan bunu kendisi bulur. Fakat istisna da olsa şahsa özel hükümler koyabilir. Medeni kanunların tüzel kişilere ayrıcalıklı olarak kanun çıkarması gibi birşeydir bu. Peygambere özel kural koymak veya özel bir durum karşısında geçici hükümler koymak gibi durumlardır bunlar. Bu istisanların dışında genellikle ana prensipler konulur, teferruat bizlere bırakılır. Bizi yaratan bir Allah'tan bahsediyorsak, O'nun bizi bizden daha iyi tanıdığını da biliyoruz demektir. Böyle bir Allah'ın bizim yararımıza sınırlar koyması, yine bizim yararımıza ritüeller belirlemesi neden kabul edilmesin???
Senin Tanrın neden bukadar uçkura düşkün? Gönderdiği kişinin uçkuruna neden bukadar önem veriyor? Neden sadece ona mahsus uçkur içerikli ayetler gönderiyor? Neden insanlara cennetti tanıtırken belaltından reklam yapıyor? Peygambere özel kural koymak ne demek ya? Adam öldü gitti kalanların ne işine yarayacak peygambere özel kurallar?
Eğer Senin Allah'ın bizi tanısaydı bunların olacağını önceden bilir buna göre önlemini alırdı. İnsanlar 4 kadın almayı, gönderdiği kişinin uçkuruyla uğraşmayı hoş karşılamayacağını bilseydi gönderdiği kişiye 1 kişiden fazla kişiyle evlenme akrabalarınlada ilişkiye girmeyi düşünme derdi. Bu ayetler gerçeklerle uyuşmuyor diyeceğimizide bilir ona göre ayet gönderirdi.
Elbette boşuna demediniz:) Ordan bir evrim teorisi çıktı ve karşılıklı bilgilendik.
Ama bu inancımı en başta söyledim ve sen de o listeyi bu düşüncem üzerine verdin. Kendilerinden işin aslını soramayacağımız ölü insanların inanç yapılarını tam olarak öğrenemeyeceğimiz kuralından yola çıkarak başladığımız noktaya gelmiş olduk ama boşuna bir dönüş olmadı bu bence.
Ölü insanların inanç yapılarını tam olarak öğrenemeyeceğiz diyorsun fakat başka bir ölünün inanç yapısından çok eminsin o neye inanıyorsa onu inanmaya çalışıyorsun.
Rica ederim. Doğrusu beni şaşırttın. Şimdiye kadar hiçbir tartışmacı bu olgunluğu göstermedi. Yaptığım bu alıntılara rağmen itiraz etmeye devam edeceğini düşünüyordum. Belli bir amaç için tartıştığını ve doğruyu gördüğünde inadı bırakıp kabul ettiğini görmek beni sevindirdi. Gerçekten herkesin başarabileceği bir durum değildir bu. İki önceki paragrafta bahsettiğim ana prensiplere örnek olabilecek tam bir Kur'ani prensiptir bu aslında. ''İman edenler o kimselerdir ki, sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar'' prensibi, herne söz olursa olsun önce dinlemeyi, sonra doğrusunu ve güzelini kabul etmemizi öneriyor bizlere. Ne yazıkki çoğumuz çoğu kez başaramıyoruz bunu.
Ben yanlış bilgiler üzerine söyleyeceklerimi söylemem. Bazışeyleri görmezlikten gelmek sadece insanın kendisini kandırmasıdır. Farkına vardığın şeyleri kabul etmeyi sanada tavsiye ederim.
Demek ki Evrimi kabul ediyorsun. Bu da bir gelişme tebrik ederim.Her müslümanın buna inanması dileğiyle. Umarım MehmetSalih arkadaşımız gibi ilk insan Adem'in aslında analı babalı olduğunu iddia etmezsin.
İnsanlık tarihindeki herşey küçük küçük adımlarla atılmıştır. evrim konusununda Tek bir Darwine mal edilmesi çok saçma olurdu.Binlerce sene insanlar bunu nasıl farkedememiş diye merak ederdim. Demek ki farketmişler. Ama Darwinin hakkınıda vermek lazım. Bugün evrimden haberimiz varsa bu işte Darwinin payı büyüktür. Birde bu evrim karşıtlarının sadece Darwine olan karşıtlığı keşke bu müslüman bilgileride kapsasaydı. Onlarıda kafir ilan etselerdi.
Hatırlarsan daha önce sana sormuştum Adem ne zaman yaratıldı diye. Sende 6-7bin sene önce demiştin.Şimdi 7 bin sene önce yaratılan bir Adem var birde 150-200bin sene önce yaşayan bir modern insanlar. Hangisi İlk insan oluyor?
Şimdi Tanrı herşeyi bigbangle başlattı ve tamamen doğa kanunları içinde evrimle insana kadar geldi dersen ben bu konuda sana itiraz etmem. Ben derim öncesini bilmiyorum sen dersin bende Tanrı olduğuna inanıyorum. Bunu normal karşılarım. Ama dersen ki yok insan ilkel primatlardan gelmemiştir, Çamurdan yaratılmıştır, bu inandığın evrimle ters düşer. Tanrıya istediğin gibi inanabilirsin fakat lütfen kendi dinini evirip çevirip doğru göstermeye çalışma bu kendini kandırmaktan başka birşey değildir.
Mühürlenmiş kalpler elbette vardır ama bu mühürleme cebri bir mühürleme değil, kulun bu yönde aşırı istekli olması karşısında Allah'ın onun bu isteğini kırmaması şeklinde bir mühürlemedir. Bu mühürlemeyi Allah'tan başkası bilemeyceği için ölüm gelip çatana kadar iman yolu açıktır.
Düşene birde O tekme atıyor. Zaten ben seni yaratırken cehennemlik olacağını biliyordum. bak hazır elime kozda verdin ben senin kalbini bir mühürleyim de cehenneme gitmen daha garanti olsun.
Keşke o içine inançsızlık olan kişinin kalbini mühürleyeceğine ona inanma gücü verseydide o insanı cehennemlik olmaktan kurtarsaydı.
abdulKADİR
11-06-2009, 20:47
Kitapla Din aynı değilse Dinin bozulduğunu kabul etmek gerekir.
Kitapla din aynı değilse insanlardaki din anlayışı bozulmuş demektir. Ortada bozulup değiştirilmediği iddia edilen bir kitap varsa din de sağlamca duruyor demektir. Çünkü dinin asıl kaynağı kitaptır. Günümüzdeki sorun da budur. Din sahiplerinin çoğu kitaba dayalı bir dini değil kültüre dayalı bir dini yaşıyorlar.
Tekrar başladığımız yere geldik. Hepsi tek tanrıya inanır buna itiraz etmiyorum ki. İtiraz ettiğim bu İnandıkları Tek Tanrı bir değildir. Fakat hepside gerçek Tek Tanrının kendi tanrıları olduğunu iddia ederler tıpkı senin yaptığın gibi. Tıpkı kendi mezhebini doğru olan mezhep gördüğün gibi kendi dininide doğru olan görüyorsun.
Hala ''tıpkı senin yaptığın gibi'' diyorsun. Ben ''kendi tanrım'' iddiasında hiç bulunmadım. Hatta senin bana ''tanrın'' diye betimlediğin Tanrı'nın bile senin de Tanrı'n olduğuna inanıyorum ben. 3 dinde inanılan Tanrı da aynıdır ama Tanrı'nın işleri konusunda farklı anlayışlar vardır. Kimi Allah insanlar günlük hayatlarına karışmaz derken kimi de karışır der. Kimi şu peygambere kadar vahyetmiştir derken kimilere yok hayır diğer peygambere kadar vahyetmiştir der. Bu tür ihtilaflarda elbette birini ''en doğru'' kabul etmek zorundayız. Yoksa herhangibir inanç sahibi olamazdık. Bizi biz yapan, inançlar içinde en doğrusunu kabul ettiğimiz inançtır. Ama farklı bir Tanrı inancına sahip olmamız bize bir ayrıcalık kazandırmaz, aksine Allah'ı gereğince anlayamadığımız sonucuna götürür.
Keşke Tanrın Kelime oyunları yapacağına herşeyi adam gibi açıklasaydıda kimse bu duruma düşmeseydi.
Tanrımız, adam olanlar için kelimeleri adam gibi açıklamıştır.
Sen dinini anlamaya çalışmıyorsun onun doğru olduğunu göstermeye çalışıyorsun.
Dinimin doğru olduğunu gösterebilmem için öncelikle dinimi anlamış olmam gerekiyor. Ama elbette bu anlama gayretinde ''iman'' belirleyici bir rol oynar. Aynen sizlerin anlama-araştırma gayretinde ''inkar'' belirleyici rol oynaması gibi. Yani hiçbirimiz %100 objektif değiliz. Bunu başarabilenler ancak, bir ucunda din diğer ucunda da dinsizlik bulunan bir yolun TAM ortasında bulunanlardır. Sizler dinsizlik ucunda bizler de din ucunda bulunduğumuz sürece objektif olmamız mümkün değildir.
Senin Tanrın neden bukadar uçkura düşkün? Gönderdiği kişinin uçkuruna neden bukadar önem veriyor? Neden sadece ona mahsus uçkur içerikli ayetler gönderiyor? Neden insanlara cennetti tanıtırken belaltından reklam yapıyor? Peygambere özel kural koymak ne demek ya? Adam öldü gitti kalanların ne işine yarayacak peygambere özel kurallar?
Tanrımızın cinsel konularda bizi doğruya yöneltmesi, temiz bir cinsel hayat emretmesi, ölümden sonraki hayatı temiz eşlerle özendirmesi uçkura düşkünlük değildir. Bunu iddia etmek ''evlenmek isteyen her erkek ve kadının uçkura düşükün olmasını'' istemek kadar saçmadır. Din insan için vardır ve insanı insan yapan yönlerinden biri de şehevi duygulardır. Bu duyguları yok sayarak hükümler koyan br kurum din olamaz. Dinin amaçlarından biri insandaki hayvani/şehevi duyguları kontrol etmeyi öğreterek bu duyguları meşru yollarda tatmin etmesini sağlamaktır. Bunu yaparken de edep sınırlarının dışına çıkmaz.
Görmüyor musun ki, tarih boyunca ve günümüzde suçların ve sapkınlıkların çoğunluğu cinsel içeriklidir. Dinin bu konudaki sınırlarını tanımayan insanların felaketi de bu yönden olacaktır.
Peygambere ait, sadece onu ilgilendiren tek bir hüküm vardır kur'anda. O da evlenebileceği kadınlarla ilgilidir. Bunun dışında kalan peygambere ait hükümler bir şekilde müslümanları, idareci ve yöneticileri ilgilendirir.
Eğer Senin Allah'ın bizi tanısaydı bunların olacağını önceden bilir buna göre önlemini alırdı. İnsanlar 4 kadın almayı, gönderdiği kişinin uçkuruyla uğraşmayı hoş karşılamayacağını bilseydi gönderdiği kişiye 1 kişiden fazla kişiyle evlenme akrabalarınlada ilişkiye girmeyi düşünme derdi. Bu ayetler gerçeklerle uyuşmuyor diyeceğimizide bilir ona göre ayet gönderirdi.
Allah insanı çok iyi tanıdığı için bu hükümleri sabit hükümler olarak koymuştur. Benim için kur'anın hak kitap olmasının en önemli sebeplerinden biri de çok eşliliğe izin vermesidir. Gerçi tevrat ve incilde de yasaklayıcı bir hüküm yoktur ama kur'anda açıkça izin verilmiştir. Birden fazla evlilik gerek resmi gerek gayri-resmi dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. İslam bu uygulamanın bir nikah altında ve hukuk çerçevesinde olmasını istiyor hepsi bu. Akrabalarla evlilik konusunda getirilen tepkiler ise hiçbir akli ve ilmi temele dayanmayıp duygusal tepkilerdir.
Allah elbette getirilcek itirazları çok iyi biliyordu ama Allah'ın dünyadaki her farklı insan grubuna göre bir kitap gönderme zorunluluğu yok.
Bu tür itirazları daha ilk dönem müşrikleri yaptılar ve ''bundan başka bir kur'an getir'' dediler.
Ölü insanların inanç yapılarını tam olarak öğrenemeyeceğiz diyorsun fakat başka bir ölünün inanç yapısından çok eminsin o neye inanıyorsa onu inanmaya çalışıyorsun.
O ölünün inanç yapısı sapasağlam bir kitap olarak elimizde bulunuyor. Bu kitaptan önceki tevrat ve incil kayıtları da bu inancı destekliyor.
Demek ki Evrimi kabul ediyorsun. Bu da bir gelişme tebrik ederim.Her müslümanın buna inanması dileğiyle. Umarım MehmetSalih arkadaşımız gibi ilk insan Adem'in aslında analı babalı olduğunu iddia etmezsin.
İlk insanın ana-babalı doğmuş olması evrime zıt değil tam tersi evrimi destekleyen bir düşüncedir bence. Kur'ana da uygundur. Kur'ana göre Adem'in seçilmesi ve halife kılınması söz konusudur. Bu da kendinden önce insan cinsinin olmasını gerektirir. Bu cinsin kur'andaki adı ''beşer''dir.
Birde bu evrim karşıtlarının sadece Darwine olan karşıtlığı keşke bu müslüman bilgileride kapsasaydı. Onlarıda kafir ilan etselerdi.
Ne yazık ki onlar da bu karşıt tepkilerden nasiblerini almışlar. Onlar da dehrilik, zındıklık ve feylozofluk gibi ithamlara maruz kalmışlar tarihte. Bugünkü müslümanların içinde de onları tekfir edecekler çoğunluktadır.
Hatırlarsan daha önce sana sormuştum Adem ne zaman yaratıldı diye. Sende 6-7bin sene önce demiştin.Şimdi 7 bin sene önce yaratılan bir Adem var birde 150-200bin sene önce yaşayan bir modern insanlar. Hangisi İlk insan oluyor?
150-200bin yıl önce yaşamış modern insanlardan hiç haberim yok doğrusu. :)
Bizim standartlarımıza en uygun olan daha doğrusu bizim bugünkü standartalarımızı aldığımız ilk insan Adem'dir. Ondan öncekiler ilkel yapıdaki insansılar olabilir.
Şimdi Tanrı herşeyi bigbangle başlattı ve tamamen doğa kanunları içinde evrimle insana kadar geldi dersen ben bu konuda sana itiraz etmem. Ben derim öncesini bilmiyorum sen dersin bende Tanrı olduğuna inanıyorum. Bunu normal karşılarım. Ama dersen ki yok insan ilkel primatlardan gelmemiştir, Çamurdan yaratılmıştır, bu inandığın evrimle ters düşer. Tanrıya istediğin gibi inanabilirsin fakat lütfen kendi dinini evirip çevirip doğru göstermeye çalışma bu kendini kandırmaktan başka birşey değildir.
Bırak ta kendimi kandırma hakkımı kullanayım. Sizler gibi başkalarını kandırmak gibi bir misyonum olmadıktan sonra bunun benden başka kimseye zararı olmayacktır:)
Hayatın başlangıcı sudandır, insanın başlangıcı su ve toprağın karışımı çamurdandır. Bu gerçekler kabul edildikten sonra çamurla Adem arasında evrimleşen bir insan sözkonusur. Bu evrimleşemeyi başlatan da kontrol eden de Allah'tır. Kutsal kitaplarla bilimsel bulguların şimdilik vardığı sonuç budur.
Düşene birde O tekme atıyor. Zaten ben seni yaratırken cehennemlik olacağını biliyordum. bak hazır elime kozda verdin ben senin kalbini bir mühürleyim de cehenneme gitmen daha garanti olsun.
Keşke o içine inançsızlık olan kişinin kalbini mühürleyeceğine ona inanma gücü verseydide o insanı cehennemlik olmaktan kurtarsaydı.
Geçen yazımda demiştim: Allah her insana inanma ve iyi insan olma gücünü potansiyel olarak vermiştir. Kalbini mühürletmeyi başaran sözde insan bu gücü geri tepmiş, yükselmeyi değil alçalmayı seçmiştir. Allah böyle bir insanı eliyle tutup havaya çıkaracak değildir ya.
Ayrıca Allah'ın ''şirkten başka bütün günahları affedebilecek'', ''Kendi üzerine rahmeti yazmış'', ''kullarına karşı sonsuz sevgi ve merhamet sahibi olan'' bir YARATICI olduğunu neden hiç görmüyorsun???
Kitapla din aynı değilse insanlardaki din anlayışı bozulmuş demektir. Ortada bozulup değiştirilmediği iddia edilen bir kitap varsa din de sağlamca duruyor demektir. Çünkü dinin asıl kaynağı kitaptır. Günümüzdeki sorun da budur. Din sahiplerinin çoğu kitaba dayalı bir dini değil kültüre dayalı bir dini yaşıyorlar.
Senin din anlayışı dediğin şeyin ta kendisi dindir ama bunu bir yere bırakırsak hadi dini kitaba göre yaşayalım.Kitapta yazmayan hiç birşeyi yapma bakalım. Örneğin namazı nasıl kılacaksın. Hemen diyeceksin nasıl kılıncağı gösterilmiş. Peki buna nasıl güveneceksin? Bozulan din anlayışıdır diyorsun belki bu bozulan din anlayışı içersinde bu konuda vardır. Bana tamamen kitaba dayıl şu dini anlatsana neler yapmak gerekir?
Hala ''tıpkı senin yaptığın gibi'' diyorsun. Ben ''kendi tanrım'' iddiasında hiç bulunmadım. Hatta senin bana ''tanrın'' diye betimlediğin Tanrı'nın bile senin de Tanrı'n olduğuna inanıyorum ben. 3 dinde inanılan Tanrı da aynıdır ama Tanrı'nın işleri konusunda farklı anlayışlar vardır. Kimi Allah insanlar günlük hayatlarına karışmaz derken kimi de karışır der. Kimi şu peygambere kadar vahyetmiştir derken kimilere yok hayır diğer peygambere kadar vahyetmiştir der. Bu tür ihtilaflarda elbette birini ''en doğru'' kabul etmek zorundayız. Yoksa herhangibir inanç sahibi olamazdık. Bizi biz yapan, inançlar içinde en doğrusunu kabul ettiğimiz inançtır. Ama farklı bir Tanrı inancına sahip olmamız bize bir ayrıcalık kazandırmaz, aksine Allah'ı gereğince anlayamadığımız sonucuna götürür.
Tamam bir hiristiyanda , bir hinduda yada başka bir tanrı inancı olan biride aynı şeyi der. Hiristiyan derki müslümanlar Allah adında bir tanrıya tapıyorlar fakat gerçek Tanrı Rab İsadır derler. Başka bir dine inananda benzer şeyleri söyler. Tıpkı senin dediğin gibi Allah adındaki tanrı tektir dersin diğerlerin inandıklarıda aslında benim inandığım Tanrıdır dersin.
Şimdi ortada tasmalı bir köpek ve 10 tane çocuk var. Çocukların hepsi köpeğin sahibi olarak kendisini söylüyor. Senin dediğine göre Bu çocuklardan biri kesin olarak köpeğin sahibi olması gerekiyor. Kanıt olarakta tasmasını gösteriyorsun. Tasması varsa bu köpeğin bir sahibi olmalı. Bu köpeğin sahibi olması zorunlumudur?
Tanrımız, adam olanlar için kelimeleri adam gibi açıklamıştır.
Kabul ediyorsun herşeyi apaçık düzgün bir şekilde açıkladığını. Yani hiç öyle bir evirip çevirmeye gerek kalmadan anlatmıştır herşeyi.
Dinimin doğru olduğunu gösterebilmem için öncelikle dinimi anlamış olmam gerekiyor. Ama elbette bu anlama gayretinde ''iman'' belirleyici bir rol oynar. Aynen sizlerin anlama-araştırma gayretinde ''inkar'' belirleyici rol oynaması gibi. Yani hiçbirimiz %100 objektif değiliz. Bunu başarabilenler ancak, bir ucunda din diğer ucunda da dinsizlik bulunan bir yolun TAM ortasında bulunanlardır. Sizler dinsizlik ucunda bizler de din ucunda bulunduğumuz sürece objektif olmamız mümkün değildir.
Sen Kuran'ın doğru olduğuna iman ettiğin için sana ters gelen yerlerde başka anlamlar yükleyerek bu tersliği gidermeye çalışarak anlamışsın. Ben dini araştırırken İnkar etme gibi bir gaye taşımıyordum. İmanlı bir şekilde dine baktım fakat ne kadar bakarsam bakayım sonuç değişmedi. Eğer bir olayın ortasında din diğer ortasında dinsizlik varsa ortasında ne var? Dinsizlikle Din arasında gibi birşey olabilir. Bir kişi ya dine inanır yada inanmaz. Eğer deseydin bunun ortasındakilerde sadece Tanrı inancı vardır diye tamam derdim.
Tanrımızın cinsel konularda bizi doğruya yöneltmesi, temiz bir cinsel hayat emretmesi, ölümden sonraki hayatı temiz eşlerle özendirmesi uçkura düşkünlük değildir. Bunu iddia etmek ''evlenmek isteyen her erkek ve kadının uçkura düşükün olmasını'' istemek kadar saçmadır. Din insan için vardır ve insanı insan yapan yönlerinden biri de şehevi duygulardır. Bu duyguları yok sayarak hükümler koyan br kurum din olamaz. Dinin amaçlarından biri insandaki hayvani/şehevi duyguları kontrol etmeyi öğreterek bu duyguları meşru yollarda tatmin etmesini sağlamaktır. Bunu yaparken de edep sınırlarının dışına çıkmaz.
Görmüyor musun ki, tarih boyunca ve günümüzde suçların ve sapkınlıkların çoğunluğu cinsel içeriklidir. Dinin bu konudaki sınırlarını tanımayan insanların felaketi de bu yönden olacaktır.
Peygambere ait, sadece onu ilgilendiren tek bir hüküm vardır kur'anda. O da evlenebileceği kadınlarla ilgilidir. Bunun dışında kalan peygambere ait hükümler bir şekilde müslümanları, idareci ve yöneticileri ilgilendirir.
Nasıl bir temiz eşlere özendirme oluyor? Bildiğin insanların şehvetini kullanarak onları itaat etmeye zorlamaktan başka birşey değil. Cennetteki kızları düşünüp intihar edenler bu temiz eşlere özeniyorlardı dimi. Aslında hükümleri insanlar koyuyor sonrada bunun adına din diyorlar.
Tabiki görüyorum tarihde ve günüzmüzdeki cinsel içerikli suçların coğunlu cinsel hayatın din tarafından bastırıldığı ülkelerde oldunu.
Tamam da insanlara ne yararı var Peygamberin yatağa girebilceği kadınlardan. Neden Peygambere kimlerin helal olduğu ve bu helal olanların sırası insanlar için önemli olsun? Peygamber uçkurunu tutamazmıydı. Peygamber tek bir kadınla evlenip yetinemez miydi? Nasıl olsa cennette kendine kocaman bir harem kurabilirken.
Allah insanı çok iyi tanıdığı için bu hükümleri sabit hükümler olarak koymuştur. Benim için kur'anın hak kitap olmasının en önemli sebeplerinden biri de çok eşliliğe izin vermesidir. Gerçi tevrat ve incilde de yasaklayıcı bir hüküm yoktur ama kur'anda açıkça izin verilmiştir. Birden fazla evlilik gerek resmi gerek gayri-resmi dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. İslam bu uygulamanın bir nikah altında ve hukuk çerçevesinde olmasını istiyor hepsi bu. Akrabalarla evlilik konusunda getirilen tepkiler ise hiçbir akli ve ilmi temele dayanmayıp duygusal tepkilerdir.
Allah elbette getirilcek itirazları çok iyi biliyordu ama Allah'ın dünyadaki her farklı insan grubuna göre bir kitap gönderme zorunluluğu yok.
Bu tür itirazları daha ilk dönem müşrikleri yaptılar ve ''bundan başka bir kur'an getir'' dediler.
Hoşuna gidiyor dimi bölye mini bir harem kurmak. Ondan sen hak kitap olarak görüyorsun. Alırım 4 karıyı bakarım keyfime. Ömrüm boyu sıkılmam etmem. Tek çiçekle bahar mı geçermiş. Baktın 4 karıda yetmedi 4 - 5 tanede cariye tutarsın ohhh. çok eşliliğe açıklamayı çok iyi bulmuşsun. Nasıl olsa adamlar birden çok kadınla birlikte oluyor biz bunu 4 kadınla birlikte olmayı kaldırmayalım onun yerine herkez yapabilcek duruma gelsin. Peki Adam çok eşli olabilirken neden kadına izin verilmemiş çok eşle evlenmek? Doğacak çocukların babası belli olmaz dimi? Nasıl olsa Allah'ın Dna testinden haberi yok.
Ben Allah her insan topluluğuna bir kitap göndersin demedim dünyadaki bütün insanların rahatlıkla anlayacağı bir yanlışlık görmeyeceği bir gönderebilirdi diyorum. Bir ayeti açıklarken insanlar bunun çevirisi yok böyle yok şöyle bunu anlamak için anadilimizin arapça olması gerek hatta oda yetmez bu ayeti söylediği şekilde değilde başka şekilde anlamamız gerekli diye birbirleriyle tartışmadan anlayabilecekleri bir kitap gönderebilirdi. Allah böyle bir kitap gönderebilir miydi? Eğer senin dediğin gibi bir Tanrı olsaydı kesinlikle gönderebilirdi. Şimdi vereceğin cevabı biliyorum. O zaman insanları test etmenin bir anlamı kalmazdı diyeceksin. Demek ki Allah herkezin bu kitabı anlamasını ve testi geçmesini istemiyor ne de olsa cehenneme odun lazım.
O ölünün inanç yapısı sapasağlam bir kitap olarak elimizde bulunuyor. Bu kitaptan önceki tevrat ve incil kayıtları da bu inancı destekliyor.
Ee öteki ölülerinde inanç yapılarına ait söyledikleri sözler elimizde bulunuyor. Birde senin ölünün inanç yapısına tevrat ve incil kayıtları nasıl destekliyor? Neden tevrat ve incile inanlar senin o ölüye inanmıyorlar? o kitaplarda yazıyor dimi senin ölünün peygamber olduğu. A bi dakika ya o kitaplar tahrif edilmişti. Çokta güvenemeyiz o kitaplara.
İlk insanın ana-babalı doğmuş olması evrime zıt değil tam tersi evrimi destekleyen bir düşüncedir bence. Kur'ana da uygundur. Kur'ana göre Adem'in seçilmesi ve halife kılınması söz konusudur. Bu da kendinden önce insan cinsinin olmasını gerektirir. Bu cinsin kur'andaki adı ''beşer''dir.
Peygamberin kendisi bile Adem analı babalı doğduğunu söylememişti. Tebrikler peygamberin bile bilmediği birşeyi farketmemişsiniz. Ben Ademi evrime destek yada köstek olarak kullanmıyorum ki. Kurana görede Ademin yaratılmasıda söz konusudur.
Evrim karşısında ne yapsak ne yapsak diye düşünüp sonunda Kuranda çamurdan yarattık denilen Ademide analı babalı yaptınız bravo.
150-200bin yıl önce yaşamış modern insanlardan hiç haberim yok doğrusu. :)
Bizim standartlarımıza en uygun olan daha doğrusu bizim bugünkü standartalarımızı aldığımız ilk insan Adem'dir. Ondan öncekiler ilkel yapıdaki insansılar olabilir.
Bak yeni birşey öğrenmiş oldun.Diyorsun ki modern insan 6-7bin sene önce yaşamış ademdir. Birde nedir şu standartlar çok merak ediyorum? Araba kullanmak mı?
Bırak ta kendimi kandırma hakkımı kullanayım. Sizler gibi başkalarını kandırmak gibi bir misyonum olmadıktan sonra bunun benden başka kimseye zararı olmayacktır:)
Hayatın başlangıcı sudandır, insanın başlangıcı su ve toprağın karışımı çamurdandır. Bu gerçekler kabul edildikten sonra çamurla Adem arasında evrimleşen bir insan sözkonusur. Bu evrimleşemeyi başlatan da kontrol eden de Allah'tır. Kutsal kitaplarla bilimsel bulguların şimdilik vardığı sonuç budur.
Bak bende yeni birşey öğrenmiş oldum. Çamurda evrimleşen İnsan ve bu 6-7 bin sene önce oluyor. Ben hiç bir bilimsel bulguda rastlamadım çamurda evrimleşen insan diye. Yakında birde ayet gösterirsiniz 1400 yıl önce Allah evrimi söylüyordu diye. Ama nedense Evrime en çok karşı çıkanların başında sayabiliriz Müslümanları. Bunuda Kuran'a dayanarak yaptıklarını söylüyorlar. Acaba Kuranda bir yerde evrim var bir yerde yok mu diye yazıyor?
Geçen yazımda demiştim: Allah her insana inanma ve iyi insan olma gücünü potansiyel olarak vermiştir. Kalbini mühürletmeyi başaran sözde insan bu gücü geri tepmiş, yükselmeyi değil alçalmayı seçmiştir. Allah böyle bir insanı eliyle tutup havaya çıkaracak değildir ya.
Ayrıca Allah'ın ''şirkten başka bütün günahları affedebilecek'', ''Kendi üzerine rahmeti yazmış'', ''kullarına karşı sonsuz sevgi ve merhamet sahibi olan'' bir YARATICI olduğunu neden hiç görmüyorsun???
Allah'ın insanı eliyle tutup hava kaldırması gerekmez. İstese insanların bazı şeyleri görmesini sağlayamaz mı? Ama onun yeri daha önce de dediğim gibi düşene bir tekmede o atmış.
Kullarına karşı sonsuz bir sevgi olan bir Allah olsaydı insanları sırf kendisine inanmadıkları için cehenneme yollamazdı. Sonsuz bir sevgi için olan bir Tanrı varsa şöyle derdi benim var olduğuma inanmanıza bana günde 5 defa putlara tapar gibi tapmanıza kara taşın etrafında çıplak dönmenize yılın bir ayında aç kalmanıza gerek yok sadece iyi bir insan olun kötülüklerden uzak durun aç gözlü olmayın bunlar sizin kurtuluşunz için yeter.
Emin ol ki ben yazdıklarımı yapmaya çalışıyorum fakat bunu bir Tanrı yada cennet için değil İnsan olmanın özelliklerinden oldukları için yapıyorum. Ne yanmaktan korkuyorum ne de sonsuz cennet istiyorum. Varsın cennet senin olsun.
Sen neden o merhametli dediğin Allah'ının cehennemi insanlarla doldurmak için yemin edecek kadar gaddar biri olduğunu görmüyorsun.
abdulKADİR
12-06-2009, 02:31
Senin din anlayışı dediğin şeyin ta kendisi dindir ama bunu bir yere bırakırsak hadi dini kitaba göre yaşayalım.Kitapta yazmayan hiç birşeyi yapma bakalım. Örneğin namazı nasıl kılacaksın. Hemen diyeceksin nasıl kılıncağı gösterilmiş. Peki buna nasıl güveneceksin? Bozulan din anlayışıdır diyorsun belki bu bozulan din anlayışı içersinde bu konuda vardır. Bana tamamen kitaba dayıl şu dini anlatsana neler yapmak gerekir?
''Zikri biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz'' ayetine, tevrattan, incilden ve sünnetten korunanlarla kur'an dahildir. Buna göre bugün islamda uyguladığımız ibadet şekillleri, diğer dinlerde de temelleri olan ama islamla son halini alan ibadetlerdir ve uygulamalı olarak günümüze kadar gelmiştir. Bu uygulamaların ayrıntılarında farklılıklar vardır ama esasta ortak noktalar korunmuştur. Namaz vakitleri, rekat, rüku ve secde sayıları v.s.
Din, etrafı haram sınırlarıyla korunmuş, bu sınırların içinde kalan helal dairesinde yaşamaktan ibarettir.
Musa'ya verilen 10 emri ve İsra suresindeki 13 emri okursan neler yapmak gerektiğini görmüş olursun.
Tamam bir hiristiyanda , bir hinduda yada başka bir tanrı inancı olan biride aynı şeyi der. Hiristiyan derki müslümanlar Allah adında bir tanrıya tapıyorlar fakat gerçek Tanrı Rab İsadır derler. Başka bir dine inananda benzer şeyleri söyler. Tıpkı senin dediğin gibi Allah adındaki tanrı tektir dersin diğerlerin inandıklarıda aslında benim inandığım Tanrıdır dersin.
Takıldın kaldın ya...:)
Ben diyorum ki, insanların ne dediği önemli değildir, kitapların ne dediği önemlidir. İncili okuyan her hristiyan Tanrı Rab İsa'dır sonucuna varmıyor, kur'anı okuyan her müslüman Allah'ın sadece müslümanların tanrsı olduğuna inanmıyor, tevratı okuyan her yahudi Yhwh' yi sadece israil'in tanrısı olarak görmüyor.
Ölçü kitaplardır, insanlar değil, anlaşıldı mı?
Kabul ediyorsun herşeyi apaçık düzgün bir şekilde açıkladığını. Yani hiç öyle bir evirip çevirmeye gerek kalmadan anlatmıştır herşeyi.
Onlarca ayette ''apaçık kitap, ayetleri tafsil edilmiş, beyan edilmiş, açıklanmış kitap'' ifadeleri vardır. Doğru yola talip olanlar için kitabın açıklığı ortadadır.
Ama iş uzmanlığa gelince elbette herkes kapasitesi oranında anlayacaktır. Kutsal kitapların özelliği, her kesimden herkesin faydalanacağı özellikte olmalarıdır. Bir tıp kitabı değildir sadece doktorlar anlasın, bir hayat bilgisi kitabı değildir sadece çocuklar anlasın. Bir kesim için anlaşılmaz gelen bölümler diğer bir kesim için gayet basit anlaşılabilecek türdendir.
Sen Kuran'ın doğru olduğuna iman ettiğin için sana ters gelen yerlerde başka anlamlar yükleyerek bu tersliği gidermeye çalışarak anlamışsın. Ben dini araştırırken İnkar etme gibi bir gaye taşımıyordum. İmanlı bir şekilde dine baktım fakat ne kadar bakarsam bakayım sonuç değişmedi. Eğer bir olayın ortasında din diğer ortasında dinsizlik varsa ortasında ne var? Dinsizlikle Din arasında gibi birşey olabilir. Bir kişi ya dine inanır yada inanmaz. Eğer deseydin bunun ortasındakilerde sadece Tanrı inancı vardır diye tamam derdim.
Bana ters gelen yerlerde başka anlamlar yükleyerek tersliği gidermeye çalışsaydım evrim konusunda, kur'an dışındaki kutsal kitaplar konusunda, yahudi ve hristiyanlar konusunda ve birçok konuda yaygın görüşün dışına çıkamazdım değil mi?
Bu yol örneğini sadece ''objektiflik'' konusunda verdim. Başka yere uyarlamak doğru olmayabilir. Bu örneğe göre objektif olabilmek için tam ortada yani, dine ve dinsizliğe eşit mesafede olmak gerekir. ''En azından ikimiz bunu yapamadığımız için değerlendiremlerimizde elbette taraflı olacağız'' demek istedim.
Nasıl bir temiz eşlere özendirme oluyor? Bildiğin insanların şehvetini kullanarak onları itaat etmeye zorlamaktan başka birşey değil. Cennetteki kızları düşünüp intihar edenler bu temiz eşlere özeniyorlardı dimi. Aslında hükümleri insanlar koyuyor sonrada bunun adına din diyorlar.
Tabiki görüyorum tarihde ve günüzmüzdeki cinsel içerikli suçların coğunlu cinsel hayatın din tarafından bastırıldığı ülkelerde oldunu.
Neden zorlamak olsun ki? Cennetteki ödüller promosyon cinsi ödüllerdir. Asıl ödül Allah'ın rızasıdır ve cennetten daha büyüktür. Promosyon ödüllerle yetinmek isteyenler elbette vardır ama hiçbir müslüman sadece cennet kızları için ölüme gitmez. Medyanın etkisinde fazla kalmışsın bu konuda.
''Cennet cennet dedikleri
üçbeş huri...
isteyenlere ver sen onu
bana Seni gerek Seni'' diyen Yunus ta müslümandır.
Din cinsel hayatı bastırmaz, düzene koyar, kontrolünü ister. Bunu sağlamak için de, edep dairesinde ve gerektiği kadar kutsal kitaplarda yol gösterilmiştir. Ama bunlar uçkur davası ve belden aşağı diye nitelenip küçümseniyorsa asıl bu duyguları bastıranlar bu davranışta bulunanlardır.
Ama diyorsan ki; ''cinsel içerikli suçların çoğunluğu islam ülkelerindedir'' o zaman bu iddianı ispat etmelisin. Anketleri dikkatle incele ve gerçeğin bunun tam aksi olduğunu gör.
Tamam da insanlara ne yararı var Peygamberin yatağa girebilceği kadınlardan. Neden Peygambere kimlerin helal olduğu ve bu helal olanların sırası insanlar için önemli olsun? Peygamber uçkurunu tutamazmıydı. Peygamber tek bir kadınla evlenip yetinemez miydi? Nasıl olsa cennette kendine kocaman bir harem kurabilirken.
Bunları söylerken kur'anın bir teorisyen kitap olduğunu sanıyorsun. Kur'an pratisyen bir kitaptır ve hayatları inşa eder. En başta da Peyagmber'in hayatını inşa ediyor. Demekki, sizin gibi o gün de peygamberin evliliklerini sorun edinenler olmuş.
Bunun dışında peygamberin şahsında sayılan evlenilecek kadınlar, sadece (geçen yazıda belirttiğim) bir sınıf hariç diğer erkekleri de kapsayan kadınlardır. Dolayısıyla Nisa suresi 23te kimlerle evlenilemeyeceği açıklanırken Ahzab 50de'' peygamberin şahsında kimlerle evlenebileceğini'' bu ayetten anlayabiliyoruz.
Yani kimseye faydası olmayan bir durum sözkonusu değildir. Bu ve Nisa 23.ayet olmasaydı, ''kuzenlerle evlenilmez'' diyen akl-ı evvellere karşı kitaptan bir delilimiz olamazdı.
Hoşuna gidiyor dimi bölye mini bir harem kurmak. Ondan sen hak kitap olarak görüyorsun. Alırım 4 karıyı bakarım keyfime. Ömrüm boyu sıkılmam etmem. Tek çiçekle bahar mı geçermiş. Baktın 4 karıda yetmedi 4 - 5 tanede cariye tutarsın ohhh. çok eşliliğe açıklamayı çok iyi bulmuşsun. Nasıl olsa adamlar birden çok kadınla birlikte oluyor biz bunu 4 kadınla birlikte olmayı kaldırmayalım onun yerine herkez yapabilcek duruma gelsin. Peki Adam çok eşli olabilirken neden kadına izin verilmemiş çok eşle evlenmek? Doğacak çocukların babası belli olmaz dimi? Nasıl olsa Allah'ın Dna testinden haberi yok.
Bunun harem kurmakla alakası yok. İnsan biyolojisiyle alakası var. Erkeğe birden fazla evliliği yasaklayan yasalar, despot ve çağdışı yasalardır. Bu yasaları çıkaranlar cinsel sapkınlıkların, boşanmaların ve aile içi depresyonların neden bu kadar arttığının sebebini başka yerlerde arayanlardır.
4 karı almak keyfine bakmak demekse buyur önce ikisiyle bir bak bakalım keyfine:) Günümüzde tek evlilikler bile diken üstündeyken 4 kadınla evlenince nasıl bir keyif çatmayı düşünüyorsun. Nimet arttıkça külfette artar. Çok eşliliğe izin verildiğne inanan kaç müslüman birden fazla evlidir?
Çok eşlilik her yiğidin harcı değildir ama yeri geldiğinde de uygulamaktan kaçınılmaması gereken bir vakıadır.
Kadının birden fazla evlenmesi hem biyolojik olarak hem de psikolojik olarak mümkün değildir. Ama ben yaparım diyen sapkınlar her zaman olur. Bunu midesi kaldırabilecek erkekler de yok denecek kadar azdır.
Ben Allah her insan topluluğuna bir kitap göndersin demedim dünyadaki bütün insanların rahatlıkla anlayacağı bir yanlışlık görmeyeceği bir gönderebilirdi diyorum. Bir ayeti açıklarken insanlar bunun çevirisi yok böyle yok şöyle bunu anlamak için anadilimizin arapça olması gerek hatta oda yetmez bu ayeti söylediği şekilde değilde başka şekilde anlamamız gerekli diye birbirleriyle tartışmadan anlayabilecekleri bir kitap gönderebilirdi. Allah böyle bir kitap gönderebilir miydi? Eğer senin dediğin gibi bir Tanrı olsaydı kesinlikle gönderebilirdi. Şimdi vereceğin cevabı biliyorum. O zaman insanları test etmenin bir anlamı kalmazdı diyeceksin. Demek ki Allah herkezin bu kitabı anlamasını ve testi geçmesini istemiyor ne de olsa cehenneme odun lazım.
Soruyu sormuş cevabını da vermişsin. Büyük ihtimalle soruyu sorarken cevabı kafanda yoktu ama sonradan ilhamla bu cevap geldi aklına :)
Allah herkesin testi geçmesini istiyor. Çünkü soruları sordu cevaplarını da verdi. Ama Allah ne yapsın ki, birçok yaramaz kulları bu cevapları elinin tersiyle geri çeviriyor. Zorla da güzellik olmaz ki.
Ee öteki ölülerinde inanç yapılarına ait söyledikleri sözler elimizde bulunuyor. Birde senin ölünün inanç yapısına tevrat ve incil kayıtları nasıl destekliyor? Neden tevrat ve incile inanlar senin o ölüye inanmıyorlar? o kitaplarda yazıyor dimi senin ölünün peygamber olduğu. A bi dakika ya o kitaplar tahrif edilmişti. Çokta güvenemeyiz o kitaplara.
Öteki ölüler hayatının her döneminde farklı şeyler söylemiş. İnsanlar da onların farklı dönemlerde söylediklerinden işlerine geleni alıp delil olarak kullanıyorlar. Einstein de bunlardan biri. Bu örneğe M. Kemal daha çok uyuyor. Bir kesim onu dini bütün bir olarak yansıtırken diğerleri de dinsizliğe delil olarak kullanıyor.
Ama peygamberler öyle değildir. İlk vahy gelmeye başladığında ne demişse, öldüğünde de aynı şeyi söylemişlerdir.
Tevrat ve incil ehlinden az da olsa hz. Muhammed'e inananlar vardır. Yani müslüman olmadıkları halde onun peygamber olduğuna ve kur'anın Allah'tan geldiğine inanırlar. Kutsal kitaplarda sonra gelecek peyagamberin müjdelenmesi Allah'ın geleneğidir. Ama bunu görmek için kafa gözü değil kalp gözü gerekmektedir. Onun için birçok yahudi tevratta hz. İsa Mesih'i, pekçok yahudi hristiyan da tevrat-incilde hz. Muhammed'i görememişlerdir.
Bu kitapların tahrif edildiği düşüncesinde farklı düşünüyorum...
Peygamberin kendisi bile Adem analı babalı doğduğunu söylememişti. Tebrikler peygamberin bile bilmediği birşeyi farketmemişsiniz. Ben Ademi evrime destek yada köstek olarak kullanmıyorum ki. Kurana görede Ademin yaratılmasıda söz konusudur.
Evrim karşısında ne yapsak ne yapsak diye düşünüp sonunda Kuranda çamurdan yarattık denilen Ademide analı babalı yaptınız bravo.
Evet dediğin gibi her iki teorinin de kur'anda ipuçları var. Ama bu konuda ikiside doğru olamaz. Bize düşen en doğruya ulaşmak için beynimizi zorlamak. Bunun için de bilimsel gerçeklerden ve arkeolojik bulgulardan faydalanmak.
Bak yeni birşey öğrenmiş oldun.Diyorsun ki modern insan 6-7bin sene önce yaşamış ademdir. Birde nedir şu standartlar çok merak ediyorum? Araba kullanmak mı?
Öğrenmiş olmadım. 100bin yıl önce modern insan yoktu demek istedim.
Fiziki-ruhi standartlar. Yani günümüz insanının görünümü nasılsa Adem de öyleydi.
Bak bende yeni birşey öğrenmiş oldum. Çamurda evrimleşen İnsan ve bu 6-7 bin sene önce oluyor. Ben hiç bir bilimsel bulguda rastlamadım çamurda evrimleşen insan diye. Yakında birde ayet gösterirsiniz 1400 yıl önce Allah evrimi söylüyordu diye. Ama nedense Evrime en çok karşı çıkanların başında sayabiliriz Müslümanları. Bunuda Kuran'a dayanarak yaptıklarını söylüyorlar. Acaba Kuranda bir yerde evrim var bir yerde yok mu diye yazıyor?
İnsanın evrimini kabul edenler için çamur evresi ile Adem arasında uzun yıllar vardır. Ve bu aradaki evrim için de 2 teori vardır.
1.Adem'in sudan başlayarak çamurun değişik evrelerinden geçerek sert balçıkta yaratılması.
2.Çamur, balçık.... ilkel insan soyunun yaratılması, Adem'e kadar evrimleşen insansılar ve Adem olarak son mükemmel hale geliş.
Bütün yorumların ipuçları da kutsal kitaplarda vardır. Emek verip o kadar alıntı yaptım, 1000 yıl önceki islam alimlerinin evrim düşünceleri konusunda. Onlar bu düşüncelere nerden vardılar, ve inceleme gereği duydular sanıyorsun. Elbette kutsal kitaplardan yola çıktılar.
Kur'anda evrimi görüp görmemek başta söylediğim uzmanlık alanına giriyor.
Köydeki çiftçi Ahmet ağa için, ev hanımı hatice için evrim teorisinin hiç önemi yoktur. Onlar için ilk insanın topraktan yaratılmasını bilmek yeterlidir.
Ama kur'anda topraktan yaratılmasından daha fazla bilgiler serpiştirilmiştir. Meraklıları bu bilgileri bir araya getirip sayısız görüşler ortaya koyarlar. 600 sayfalık kitaplardan onlarca ciltlik kitaplar yazılması, tezler-antitezler üretilmesi, yasalar çıkartılıp kanunlar yapılması bu sebeptendir.
Evrimi göremeyip çamura takılanlar elbette kur'anda evrim yok diyeceklerdir.
Allah'ın insanı eliyle tutup hava kaldırması gerekmez. İstese insanların bazı şeyleri görmesini sağlayamaz mı? Ama onun yeri daha önce de dediğim gibi düşene bir tekmede o atmış.
Elini vicdanına koy ve cevap ver. Sen düşsen annen veya baban ne yapar? Üzerine çıkıp yere mi yapıştırırlar yoksa tutup kaldırırlar mı?
Seni sadece dünyaya getirmek için birer aracı olanların böyle bir acımasızlık yapamayacaklarını düşünürsün kesinlikle. Peki, adına ne dersen de, bütün canlıların yaratıcısı olan bir ZAT, ki herşeyi insanın hizmetine vermiştir, nasıl senin dediğin kadar acımasız olabilir? Hiçbir kutsal kitapta senin tarif ettiğin gibi bir Tanrı yoktur.
Hz. İsa'nın tabiriyle, bir insanın iman etmesi karşısında, 100 koyunu olan bir çobanın bir tek kayıp koyununu bulduktan sonra sevinmesi gibi sevinir. Öyle ki onu bulana kadar o tek koyun diğer 99 koyundan daha değerlidir.
Kullarına karşı sonsuz bir sevgi olan bir Allah olsaydı insanları sırf kendisine inanmadıkları için cehenneme yollamazdı. Sonsuz bir sevgi için olan bir Tanrı varsa şöyle derdi benim var olduğuma inanmanıza bana günde 5 defa putlara tapar gibi tapmanıza kara taşın etrafında çıplak dönmenize yılın bir ayında aç kalmanıza gerek yok sadece iyi bir insan olun kötülüklerden uzak durun aç gözlü olmayın bunlar sizin kurtuluşunz için yeter.
Emin ol ki ben yazdıklarımı yapmaya çalışıyorum fakat bunu bir Tanrı yada cennet için değil İnsan olmanın özelliklerinden oldukları için yapıyorum. Ne yanmaktan korkuyorum ne de sonsuz cennet istiyorum. Varsın cennet senin olsun.
Sen neden o merhametli dediğin Allah'ının cehennemi insanlarla doldurmak için yemin edecek kadar gaddar biri olduğunu görmüyorsun.
Allah'ın söylediği de ''iyi bir insan olun ve kötülüklerden uzak durun'' demekten başka birşey değil aslında. Bunu başarabilmek için bizlere yol göstermiş ve bizim için bir ölçü koymuş oluyor. Yoksa, dünyadaki milyarlarca insanın iyi ve kötü kavramı değişik olurdu. Adem'den beri evrensel değerler koyduğu halde bile inançsızlar yüzünden bir birlik sağlanamamış, bir de hiç yol göstermeseydi halimiz nice olurdu bir düşünsene.
Senin söylediğin, ''kanun ve yasa koymaya hiç gerek yoktur, her vatandaş üzerine düşen görevi yapacaktır, boşu boşuna hapishaneler veya değişik cezaevleri inşa etmeye, suçluları buraya doldurmaya gerek yoktur, bu suçlular bir gün kendi kendilerine yola gelirler'' demektir.
İyi ve kötü tespitini kime göre yapacağız? Kan davasını kanunlaştırmış bir topluma cinayetin kötü olduğunu anlatabilir misin? Kapitalist bir düzende işçinin işveren tarafından sömürülmesinin adaletsizlik olduğuna bir işvereni nasıl ikna edeceksin? Para için vücudunu satan bir kadına bunun bir pislik olduğunu nasıl izah edersin? Mahallenin kızlarına göz diken şehvetperest genci neyle zaptedeceksin? Örnekler sayısızdır.
Oyunu kuran Allah'tır, kuralları koyan da O olmalıdır. Bu dünyaya gelmişsek oynamak istemiyorum diyemeyiz. Ya kuralına göre oynayacağız ya da kendi kuralımızı koyacağız. Biz oyunu kurallarına göre oynamayı tercih ediyoruz. Siz de kendi kurallarınıza göre oynama tercihini yapıyorsunuz. Olay bundan ibaret.
''Zikri biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz'' ayetine, tevrattan, incilden ve sünnetten korunanlarla kur'an dahildir. Buna göre bugün islamda uyguladığımız ibadet şekillleri, diğer dinlerde de temelleri olan ama islamla son halini alan ibadetlerdir ve uygulamalı olarak günümüze kadar gelmiştir. Bu uygulamaların ayrıntılarında farklılıklar vardır ama esasta ortak noktalar korunmuştur. Namaz vakitleri, rekat, rüku ve secde sayıları v.s.
Din, etrafı haram sınırlarıyla korunmuş, bu sınırların içinde kalan helal dairesinde yaşamaktan ibarettir.
Musa'ya verilen 10 emri ve İsra suresindeki 13 emri okursan neler yapmak gerektiğini görmüş olursun.
Yani işinize gelen korunmuş oluyor işinize gelmeyen korunmamış oluyor. Kuran Osmandan beri değişmemiştir buna katılıyorum ama ilk başta kuran asıl kaynaktır diyorsun bunun dışında yazanlar çokta güvenilmez diyorsun. Ama sonrada Asıl kaynaktan başka korunmuş olanlarda vardır diyorsun. Namaz kuranda detaylı halde geçmediği halde Allah tarafından korunuyorken Hristiyan yada Yahudilerde Mekkede karataşın etrafında çıplak dönmek ve Puta tapar gibi günde 5 kere Namaz korunmamış. Onarın ne suçu vardı onlarda bu ibadetler neden korunmadı? Allah onları koruyamıyor muydu yoksa Onlarda böyle bir ibadet yok muydu?
Takıldın kaldın ya...:)
Ben diyorum ki, insanların ne dediği önemli değildir, kitapların ne dediği önemlidir. İncili okuyan her hristiyan Tanrı Rab İsa'dır sonucuna varmıyor, kur'anı okuyan her müslüman Allah'ın sadece müslümanların tanrsı olduğuna inanmıyor, tevratı okuyan her yahudi Yhwh' yi sadece israil'in tanrısı olarak görmüyor.
Ölçü kitaplardır, insanlar değil, anlaşıldı mı?
Tamamda Kuran'ı okuyan herkezde 5 vakit namaz kılması gerektiği sonucuna varmıyor. Şimdi diyeceksin Namaz korunmuştu Belki İsa'nın Tanrılığıda korunmuştu,?
Her kitap kendi tanrı anlayışını taşır. Hristiyanlar Yahudileri etkilemek için Yahudi Tanrısının özelliklerinden bazılarını almıştır ve bunları örnek vererek Kendi Tanrılarının aynı zaman da da Yahudilerin Tanrısı olduğunu söyler. Aynı şekilde bir Müslümanlarda. Söylediğimi çok güzel tersten anlamışsın. Ben Kuran'ı okuyan her müslüman Allah'ı sadece müslümanların tanrısı olarak görür demedim. tam tersine Müslümanların Allah'ı herkezin tanrısı, Hristiyanların İsa'yı herkezin tanrısı olarak gördüğünü söyledim. Ama hristiyanlar Allah'ı kendi tanrıları olarak görmezler. Ölçü olarak sadece kitapları alacaksak alalım. Kitaplar dışındakilerin gerçekliğinden şüphe etmeliyiz dyie bakalım.
Onlarca ayette ''apaçık kitap, ayetleri tafsil edilmiş, beyan edilmiş, açıklanmış kitap'' ifadeleri vardır. Doğru yola talip olanlar için kitabın açıklığı ortadadır.
Ama iş uzmanlığa gelince elbette herkes kapasitesi oranında anlayacaktır. Kutsal kitapların özelliği, her kesimden herkesin faydalanacağı özellikte olmalarıdır. Bir tıp kitabı değildir sadece doktorlar anlasın, bir hayat bilgisi kitabı değildir sadece çocuklar anlasın. Bir kesim için anlaşılmaz gelen bölümler diğer bir kesim için gayet basit anlaşılabilecek türdendir.
Kuranın apaçık olduğunu, başka yorumlara gerek kalmadan ayetlerin yazıldığı şekilde anlanması gerektiğini düşünüyorum.
Senin dediğine ise niye bir kısım tarafından gayet açık gelen yer diğer kesim tarafından açık gelmiyor. Bu neden her kesime açık gelecek şekilde gönderilmedi?
Bana ters gelen yerlerde başka anlamlar yükleyerek tersliği gidermeye çalışsaydım evrim konusunda, kur'an dışındaki kutsal kitaplar konusunda, yahudi ve hristiyanlar konusunda ve birçok konuda yaygın görüşün dışına çıkamazdım değil mi?
Bu yol örneğini sadece ''objektiflik'' konusunda verdim. Başka yere uyarlamak doğru olmayabilir. Bu örneğe göre objektif olabilmek için tam ortada yani, dine ve dinsizliğe eşit mesafede olmak gerekir. ''En azından ikimiz bunu yapamadığımız için değerlendiremlerimizde elbette taraflı olacağız'' demek istedim.
Tamam yaptığın şey bu farklı anlamlar yükleyerek terliği gidermeye çalışyorsun ama sanımırm haberin yok. Kitaplarda yazan çamurdan yaratılma, 6 gün gibi olaylar bilim elde ettiği bilgilerle ters düştüğü için sen kitaplarda geçen ifadelerin anlamlarını değiştiriyorsun. Kitapta çamurdan yarattık şekil verdik ruhumuzdan üfledik şeklinde yapılan evrimle alakası olmayan ayetleri evrim gerçeği ile birleştirmek için ayetlerin anlamlarına başka şeyler yükleyerek, Ne kuranda ne de başka yerde yazmamasına rağmen ademi analı babalı göstererek kuranın anlatmak istediği olayı değiştiriyorsun. İlerde bir gün Tanrı çıkıp gelirde ben böyle bir kitap yollamadım derse o dediğinide kuranda bulup bakın Alın size Tanrının sözü olduğuna dair kanıt gösterirsin.
Bende soruyorum bu dine ve dinsizliğe eşit mesafede nasıl olunur?
Neden zorlamak olsun ki? Cennetteki ödüller promosyon cinsi ödüllerdir. Asıl ödül Allah'ın rızasıdır ve cennetten daha büyüktür. Promosyon ödüllerle yetinmek isteyenler elbette vardır ama hiçbir müslüman sadece cennet kızları için ölüme gitmez. Medyanın etkisinde fazla kalmışsın bu konuda.
''Cennet cennet dedikleri
üçbeş huri...
isteyenlere ver sen onu
bana Seni gerek Seni'' diyen Yunus ta müslümandır.
Din cinsel hayatı bastırmaz, düzene koyar, kontrolünü ister. Bunu sağlamak için de, edep dairesinde ve gerektiği kadar kutsal kitaplarda yol gösterilmiştir. Ama bunlar uçkur davası ve belden aşağı diye nitelenip küçümseniyorsa asıl bu duyguları bastıranlar bu davranışta bulunanlardır.
Ama diyorsan ki; ''cinsel içerikli suçların çoğunluğu islam ülkelerindedir'' o zaman bu iddianı ispat etmelisin. Anketleri dikkatle incele ve gerçeğin bunun tam aksi olduğunu gör.
Ya başka promosyon u yoktu?İlle belden aşağı yöntemler kullanarak insanlara cenneti özendirmek zorundamıydı?
Ben sana hiç bir zaman "cinsel içerikli suçların çoğunluğu islam ülkelerindedir" demedim. Eğer dediysem bunu ispatla. " tarihte ve günümüzdeki cinsel içerikli suçların coğunlu cinsel hayatın din tarafından bastırıldığı ülkelerde oldunu." söyledim.
Senin dinin değilmi kadınları birer hediye paketi gibi sarıp kapatan.Kadının bir tek saçının bile erkek tarafından görülmesini haram kılan. Erkeklerle kızların normal arkadaş olarak bile beraber gezmesini hoş karşılamayan. Başka bir dindi galiba bunları söyleyen. Pardon ya özür dilerim. İslamiyette böyle şeyler yok.
Bunları söylerken kur'anın bir teorisyen kitap olduğunu sanıyorsun. Kur'an pratisyen bir kitaptır ve hayatları inşa eder. En başta da Peyagmber'in hayatını inşa ediyor. Demekki, sizin gibi o gün de peygamberin evliliklerini sorun edinenler olmuş.
Bunun dışında peygamberin şahsında sayılan evlenilecek kadınlar, sadece (geçen yazıda belirttiğim) bir sınıf hariç diğer erkekleri de kapsayan kadınlardır. Dolayısıyla Nisa suresi 23te kimlerle evlenilemeyeceği açıklanırken Ahzab 50de'' peygamberin şahsında kimlerle evlenebileceğini'' bu ayetten anlayabiliyoruz.
Yani kimseye faydası olmayan bir durum sözkonusu değildir. Bu ve Nisa 23.ayet olmasaydı, ''kuzenlerle evlenilmez'' diyen akl-ı evvellere karşı kitaptan bir delilimiz olamazdı.
Peygamberin kimle evlenebileceğinden bize ne. Ne yararı var Peygamberden başkasına. Eğer sadece insanlar için şu şu kişilerle evlenilmez denilseydi tamam derdim.
Vay akraba evliliğinede karşı değilsin. Bravo, kardeşin gibi bakman gereken biriyle evlenmen senin için sorun değil.
Bunun harem kurmakla alakası yok. İnsan biyolojisiyle alakası var. Erkeğe birden fazla evliliği yasaklayan yasalar, despot ve çağdışı yasalardır. Bu yasaları çıkaranlar cinsel sapkınlıkların, boşanmaların ve aile içi depresyonların neden bu kadar arttığının sebebini başka yerlerde arayanlardır.
4 karı almak keyfine bakmak demekse buyur önce ikisiyle bir bak bakalım keyfine:) Günümüzde tek evlilikler bile diken üstündeyken 4 kadınla evlenince nasıl bir keyif çatmayı düşünüyorsun. Nimet arttıkça külfette artar. Çok eşliliğe izin verildiğne inanan kaç müslüman birden fazla evlidir?
Çok eşlilik her yiğidin harcı değildir ama yeri geldiğinde de uygulamaktan kaçınılmaması gereken bir vakıadır.
Vay be hani bu dünya test yeriydi. İnsan bazı duygularını kontrol altına alması gerekirdi. Ama konu belden aşağı olunca kontrol altına almasına gerek yok. 4 karı artı sınırsız cariye ile sapkın bir hayat yaşamak gayet normal.
Kadının birden fazla evlenmesi hem biyolojik olarak hem de psikolojik olarak mümkün değildir. Ama ben yaparım diyen sapkınlar her zaman olur. Bunu midesi kaldırabilecek erkekler de yok denecek kadar azdır.
Niye mümkün olmasın? Erkeğin mümkün nede olsa yeri geldiğinde 40 kaplan gücünde olabiliyor. Hem kadınlarda 4 adamla evlenirse Senin gibiler nerden 4 kadın bulacak. Bir adamın 4 karısından biri olacak kadın her zaman bulunur dimi? Nasıl olsa çocukluktan beri böyle yetiştirilecek. Erkek yaparsa şehvet kadın yaparsa sapkınlık olur.
Soruyu sormuş cevabını da vermişsin. Büyük ihtimalle soruyu sorarken cevabı kafanda yoktu ama sonradan ilhamla bu cevap geldi aklına :)
Allah herkesin testi geçmesini istiyor. Çünkü soruları sordu cevaplarını da verdi. Ama Allah ne yapsın ki, birçok yaramaz kulları bu cevapları elinin tersiyle geri çeviriyor. Zorla da güzellik olmaz ki.
Merak etme sorunun cevabıda aklımdaydı soruyu sorarken. Ama cevaptan sonrasını iyi okusaydın ne demek istediğimi anlardın. Allah herkezin bu testi geçmesini isteseydi dediğim şekilde bir kitap gönderirdi. O ama herkezin cennete gitmesini istemiyor. Sen kullarına anlayamacakları şekilde cevaplar gönder sonra almadılar diye cezalandır. Güzel işmiş.
Evet dediğin gibi her iki teorinin de kur'anda ipuçları var. Ama bu konuda ikiside doğru olamaz. Bize düşen en doğruya ulaşmak için beynimizi zorlamak. Bunun için de bilimsel gerçeklerden ve arkeolojik bulgulardan faydalanmak.
Niye ipuçları veriyor. Bilmece kitabımı bu? Açık açık neden söylemiyor? Yoksa zaten açık açık söylemiş söyleyeceğinide bu söyledikleri işinize gelmediği için başka anlamlar arıyorsun.
Öğrenmiş olmadım. 100bin yıl önce modern insan yoktu demek istedim.
Fiziki-ruhi standartlar. Yani günümüz insanının görünümü nasılsa Adem de öyleydi.
Tamamda 100bin yıl önce yaşamış bir insanla bugünkü insan arasında ne fiziki nede ruhi bir farklılık vardır.
100bin yıl önce doğmuş bir bebeği alıp günümüzde yetiştirsen günümüzde doğmuş bir bebek yetiştirmekten farkı olmayacaktır.
İnsanın evrimini kabul edenler için çamur evresi ile Adem arasında uzun yıllar vardır. Ve bu aradaki evrim için de 2 teori vardır.
1.Adem'in sudan başlayarak çamurun değişik evrelerinden geçerek sert balçıkta yaratılması.
2.Çamur, balçık.... ilkel insan soyunun yaratılması, Adem'e kadar evrimleşen insansılar ve Adem olarak son mükemmel hale geliş.
Bütün yorumların ipuçları da kutsal kitaplarda vardır. Emek verip o kadar alıntı yaptım, 1000 yıl önceki islam alimlerinin evrim düşünceleri konusunda. Onlar bu düşüncelere nerden vardılar, ve inceleme gereği duydular sanıyorsun. Elbette kutsal kitaplardan yola çıktılar.
Kur'anda evrimi görüp görmemek başta söylediğim uzmanlık alanına giriyor.
Köydeki çiftçi Ahmet ağa için, ev hanımı hatice için evrim teorisinin hiç önemi yoktur. Onlar için ilk insanın topraktan yaratılmasını bilmek yeterlidir.
Ama kur'anda topraktan yaratılmasından daha fazla bilgiler serpiştirilmiştir. Meraklıları bu bilgileri bir araya getirip sayısız görüşler ortaya koyarlar. 600 sayfalık kitaplardan onlarca ciltlik kitaplar yazılması, tezler-antitezler üretilmesi, yasalar çıkartılıp kanunlar yapılması bu sebeptendir.
Evrimi göremeyip çamura takılanlar elbette kur'anda evrim yok diyeceklerdir.
Köylü çiftçi Ahmet ağa napacak gerçeği öğrenipte. Çamurdan yaratıldık yalanına inansın gitsin. Köylü ya nede olsa onun gerçekleri bilmeye hakkı yok dimi. Cahil insanın cahilliğini alıpta ne yapacaksın başına belamı alacan. Bu mantıkla sana hayatta başarılar dilerim sayın Abdulkadir.
Elini vicdanına koy ve cevap ver. Sen düşsen annen veya baban ne yapar? Üzerine çıkıp yere mi yapıştırırlar yoksa tutup kaldırırlar mı?
Seni sadece dünyaya getirmek için birer aracı olanların böyle bir acımasızlık yapamayacaklarını düşünürsün kesinlikle. Peki, adına ne dersen de, bütün canlıların yaratıcısı olan bir ZAT, ki herşeyi insanın hizmetine vermiştir, nasıl senin dediğin kadar acımasız olabilir? Hiçbir kutsal kitapta senin tarif ettiğin gibi bir Tanrı yoktur.
Hz. İsa'nın tabiriyle, bir insanın iman etmesi karşısında, 100 koyunu olan bir çobanın bir tek kayıp koyununu bulduktan sonra sevinmesi gibi sevinir. Öyle ki onu bulana kadar o tek koyun diğer 99 koyundan daha değerlidir.
Bende sana onu diyorum sen düşşen annen baban elini tutar kaldırır. Yanlış yola girdiğini görse sana doğru yol gösterir. Sen yanlış yola girsende senden ümidini kesmez. Ama senin tanrın böyle değil. O yere düşenin elinden tutacağına tam tersine bir tekmede o atıyor. sen de bunu normal karşılıyorsun adam yere düşmeyi seçmiş diyorsun bir tekme atmanında hiç bir kötü yanı yok diyorsun. Çünkü yerdeki hakketti çünkü yere düşmeyi kendisi seçti.
Benim tarif ettiğim gibi Tanrı belki vardır nerden biliyorsun? Belki kutsal kitaplarda yazdığı gibi bir tanrı yoktur? Aa doğru sırf kitaplarda yazıyor diye böyle bir tanrının varlığını kabul etmemiz gerekir dimi?
Allah'ın söylediği de ''iyi bir insan olun ve kötülüklerden uzak durun'' demekten başka birşey değil aslında. Bunu başarabilmek için bizlere yol göstermiş ve bizim için bir ölçü koymuş oluyor. Yoksa, dünyadaki milyarlarca insanın iyi ve kötü kavramı değişik olurdu. Adem'den beri evrensel değerler koyduğu halde bile inançsızlar yüzünden bir birlik sağlanamamış, bir de hiç yol göstermeseydi halimiz nice olurdu bir düşünsene.
Senin söylediğin, ''kanun ve yasa koymaya hiç gerek yoktur, her vatandaş üzerine düşen görevi yapacaktır, boşu boşuna hapishaneler veya değişik cezaevleri inşa etmeye, suçluları buraya doldurmaya gerek yoktur, bu suçlular bir gün kendi kendilerine yola gelirler'' demektir.
İyi ve kötü tespitini kime göre yapacağız? Kan davasını kanunlaştırmış bir topluma cinayetin kötü olduğunu anlatabilir misin? Kapitalist bir düzende işçinin işveren tarafından sömürülmesinin adaletsizlik olduğuna bir işvereni nasıl ikna edeceksin? Para için vücudunu satan bir kadına bunun bir pislik olduğunu nasıl izah edersin? Mahallenin kızlarına göz diken şehvetperest genci neyle zaptedeceksin? Örnekler sayısızdır.
Oyunu kuran Allah'tır, kuralları koyan da O olmalıdır. Bu dünyaya gelmişsek oynamak istemiyorum diyemeyiz. Ya kuralına göre oynayacağız ya da kendi kuralımızı koyacağız. Biz oyunu kurallarına göre oynamayı tercih ediyoruz. Siz de kendi kurallarınıza göre oynama tercihini yapıyorsunuz. Olay bundan ibaret.
Herşeyin suçlusu inançsızlar dimi? Orta çağda insanları yakanlarda inançsızlardı. haçlı seferleri yapanlarda inançsızlardı dimi? İntihar bombacılarıda inançsızlardı, Kendi dinini yaymak için ülkeler fethetmeye çalışanda inançsızlar dı dimi?
Sen benim dediğimi çarpıtmazsan ne demek istediğimi anlardır. Ben kurallar olmasın demiyorum ki? Nerden çıkardın bunu? Kurallar elbette olacaktır. 5 vakit puta tapmak kural değildir. Emirdir. Ama senin dediğine göre Kurallara uyan bir insan sırf Kuralı koyan kişiye inanmıyor diye cezanlandırılmalıdır dimi?
Bugün sen misal olarak adını bilmediğin bir yere gitsen ve biride gelse sana burası x ülkesidir. sende buranın x ülkesi olduğuna inanmıyorsun fakat bu yerde hiç bir kanun dışı harekette bulunmuyorsun. Ama birileri gelip vay sen burasının x ülkesi olduğuna nasıl inanmazsın diyerek seni zindana atıyor ve ömrün boyunca sana işkence yapıyor. Bu adil birşey mi?
arkadaşlar size zor gelen ve kaldıramadığınız şey ne biliyor musunuz? Siz Allah'ın yaratıcı vasfını kabullnip yönetici vasfını kabullenemiyorsunuz. Allah yaratsın ama yarattıklarına karışmasın, sınırlarını belirlemesi, emir vermesin diyorsunuz. kusura bakmayın sizi zorlayan yok. Allah zorla bildirim yapmıyor kimseye. inanmak ya da inanmamak konusunda serbestsiniz zira sorumluluklardan kaçmak kolaydır. eylemedayanmayan yani ibadetin tastikinden geçmemiş bir kalp temizliği boş ümitten ibarettir. namaza puta tapmak diyorsunuz. Allah ibadet olarak mey için deseydi yav bunun tadı pis başka ibadet bulamadımı der onuda beğenmezdiniz. zina edin deseydi yav yap yap nereye kadar başka bişey yokmuydu derdiniz. yani kabullenemeyene bahene çok. kısacası sevgi eylem ster arkadaşlar. bu hep boyle olmuştur mantığa uyanda budur zaten.
ikincisi yok sonsuz cariye ve 4 kadın alma durumuda islamda yoktur. 4 kadın hakkı vardır ama karının rızası, ailenin durumu, içinde bulunulan koşullar önemlidir. savaş, evlenilecek kadıın kimsesinin olmaması, kadının biyolojik bir kusurunun olması ve rızasıyla kocasını evlenmesine müsade etmesi, ihtiyaç sahibi olması vs. gibi bir çok durum burada söz konusudur ve hükümleri açıklamnmıştır. yani hiç bir müslüman keyfi kendi kafasına göre gidip 4 kadın alamaz. öyle bişey yok. bu konu çok derin ve uzun solukludur. bilmeden konuşmayın. etrafınızda müslümanlar yaşıyor, bilinçli kaç müslümanın 4 karısı var? her kadınla yat kalk sorun olmaz ama bu konu bilip bilmeden dallandırılıp budaklandırılır. olmaz boyle arkadaşlar birz objektif olun lütfen.
Allah ayetlerde herşeyi neden apaçık söylememiş diyorsunuz. arkadaşlar aklı olmayana ahirette zaten sual yok:) ae ayetler aklı olanlar için apaçık zaten anlaşılmayacak bişey yok. e neden imamlar var diyorsun. matematik hocaları, türkçe öğretmenleri, okullar üniversiteler neden varsa ondan var.şimdi nasıl diyosan merak etme eğer aklın basmıyosa fikir almak akıl danışmak istemiyorsan dediğim gibi aklı olmayana zaten sual yok. :)
İslama aklınızdan uydurma bilip bilmeden oradan buradan ondan bundan duyma şeyleri ekleyip çıkarmayın. okuyun açıklamalı kabul görmüş şekilde öğrenin öyle yazın yazacaklarınızı ve samimi olun. malesef amacınız bir konuyu aydınlatmak değil bir şeyi ya da şeyleri karalamak çoğu zaman. boyle hiç bir yere ulaşamazsınız.
Ki-Adi´isimli üyeden Alıntı
Tamam bir hiristiyanda , bir hinduda yada başka bir tanrı inancı olan biride aynı şeyi der. Hiristiyan derki müslümanlar Allah adında bir tanrıya tapıyorlar fakat gerçek Tanrı Rab İsadır derler. Başka bir dine inananda benzer şeyleri söyler. Tıpkı senin dediğin gibi Allah adındaki tanrı tektir dersin diğerlerin inandıklarıda aslında benim inandığım Tanrıdır dersin.
Şimdi ortada tasmalı bir köpek ve 10 tane çocuk var. Çocukların hepsi köpeğin sahibi olarak kendisini söylüyor. Senin dediğine göre Bu çocuklardan biri kesin olarak köpeğin sahibi olması gerekiyor. Kanıt olarakta tasmasını gösteriyorsun. Tasması varsa bu köpeğin bir sahibi olmalı. Bu köpeğin sahibi olması zorunlumudur?
Sen neden o merhametli dediğin Allah'ının cehennemi insanlarla doldurmak için yemin edecek kadar gaddar biri olduğunu görmüyorsun.
Ki-Adi arkadaşım sen olaya yanlış bakmışsın bak ben sana doğsunu anlatayım. ortada tasmalı bir köpek var demişsiniz. yaratma gücü olmayan, yanlız yaşayamayacak olan, muhtaç, aciz, sınırları olan, ihtiyaç duyan ve tartışan bir yani tasması olan yani bir yaratıcısı olan bir tasmalı köpek var. ama muhtaç olan, arayışa düşen ve aciz kalan tasmalı köpektir.. ve bu köpeğin etrafında ona göre eğer inanması gerekiryorsa, birden fazla tanrı var ve sen bil bakalım hangisi onun tanrısı? ama sana hiç biri deyip gitmek kolay gelir, ama yine de onları tartışmaktan ve azda olsa, karalama niyetiylede olsa onu konuşmadan, aramadan edemiyorsun çünkü bu eksikliğin içini kemiriyor biliyorum. şimdi bil bakalım hangi tanrının bu köpek onu bul. kusura bakma tasmalı köpek tavbiri senin tabirin o yüzden bunu kullandım. zaten alınmaya hakkın yok objektif ve dürüst olursak.
ikincisi rabbinizin cehennemi ağzına kadar dolduracağım diyecek kadar gaddar olduğunu kabul edin diyorsunuz. ben bardağa bakıyorum arkadaşım dolu ya da boş kısmına değil. bizim inadığımız Allah "cennette cehennemde boşuna yaratılmadı. andolsun ki ikisinide ağzına kadar dolsuracağım" diyor. sen seçim yapamayacak kadar aciz misin? hangisi daha çok alır ben bilmem onuda sen düşün artık. bizim inandığımız o rab "andolsunki gazabı çok büyüktür ama rahmeti gazabını geçmiştir" diye bahsediyor kendinden. hem sen soyle, sen olsan seni cennette koyarmıydın? ama o rab sana hala kapılarını açık tutup tövebe etmeni bekleyecek kadar merhametli. merhametli olmasaydı kendi yarattığı dilden ve parmaklardan senin benzetme yaptığın köpek lafzını yazmaya gücün yetermiydi sanıyorsun? bunları burada tartışmaya ömrün yetermiydi? değerlendirme fırsatın olur muydu sanıyorsun? Eğer öyle düşünüyorsan yanılıyorsun bence. La ilahe illallah muhammen resullullah. hamdolsun alemlerin rabbine. ufkunuzun genişlemesi, sağlıklı, sıhatli ve hidayetle nasiplenmiş bir hayat sürmeniz dileğiyle. hayırlı forumlar diliyorum herkese.
Sayın chechen bu kaldırdığım 3. mesajınız. Israrla aynı mesajı asmaktaki gayenizi anlamadım. Üstelik size bir uyarı özel mesajı da göndermişken. Yoksa okumadınız mı ?
Eğer okumadı iseniz sağ üstte nickinizin hemen altında size gelen özel mesajlar linkini
tıklayıp okuyabilirsiniz.
frodo özel mesajınızı yeni gördüm kusura bakmayın. düzeltiyorum ama o benzetme sizce gerçekten o niyetlemi yapılmış?
Ki-Adi arkadaşım sen olaya yanlış bakmışsın bak ben sana doğsunu anlatayım. ortada tasmalı bir köpek var demişsiniz. yaratma gücü olmayan, yanlız yaşayamayacak olan, muhtaç, aciz, sınırları olan, ihtiyaç duyan ve tartışan bir yani tasması olan yani bir yaratıcısı olan bir tasmalı köpek var. ama muhtaç olan, arayışa düşen ve aciz kalan tasmalı köpektir.. ve bu köpeğin etrafında ona göre eğer inanması gerekiryorsa, birden fazla tanrı var ve sen bil bakalım hangisi onun tanrısı? ama sana hiç biri deyip gitmek kolay gelir, ama yine de onları tartışmaktan ve azda olsa, karalama niyetiylede olsa onu konuşmadan, aramadan edemiyorsun çünkü bu eksikliğin içini kemiriyor biliyorum. şimdi bil bakalım hangi tanrının bu köpek onu bul. kusura bakma tasmalı köpek tavbiri senin tabirin o yüzden bunu kullandım. zaten alınmaya hakkın yok objektif ve dürüst olursak.
ikincisi rabbinizin cehennemi ağzına kadar dolduracağım diyecek kadar gaddar olduğunu kabul edin diyorsunuz. ben bardağa bakıyorum arkadaşım dolu ya da boş kısmına değil. bizim inadığımız Allah "cennette cehennemde boşuna yaratılmadı. andolsun ki ikisinide ağzına kadar dolsuracağım" diyor. sen seçim yapamayacak kadar aciz misin? hangisi daha çok alır ben bilmem onuda sen düşün artık. bizim inandığımız o rab "andolsunki gazabı çok büyüktür ama rahmeti gazabını geçmiştir" diye bahsediyor kendinden. hem sen soyle, sen olsan seni cennette koyarmıydın? ama o rab sana hala kapılarını açık tutup tövebe etmeni bekleyecek kadar merhametli. merhametli olmasaydı kendi yarattığı dilden ve parmaklardan senin benzetme yaptığın köpek lafzını yazmaya gücün yetermiydi sanıyorsun? bunları burada tartışmaya ömrün yetermiydi? değerlendirme fırsatın olur muydu sanıyorsun? Eğer öyle düşünüyorsan yanılıyorsun bence. La ilahe illallah muhammen resullullah. hamdolsun alemlerin rabbine. ufkunuzun genişlemesi, sağlıklı, sıhatli ve hidayetle nasiplenmiş bir hayat sürmeniz dileğiyle. hayırlı forumlar diliyorum herkese.
Sevgili chechen benim olaya yanlış baktığım filan yok. Eğer ben köpeğin yaratıcısı var mı yok mu diye birşey sorduğumu hatırlamıyorum. ortada tasması olan bir köpek ve 10 tane köpeği sahiplenen çocuk var diyorum. Eğer konudaki bütün yazılanları iyi okuysaydın benim bu soruyu neden sorduğumu daha iyi anlardın.
Köpeğin tasması olması onun tek başına yaşayamacak kadar aciz bir şey mi yapar? Senini dediğinin aksine köpeğin ne kimseye ithiyacı var nede bir arayış peşinde. kendi başına güzel güzel yaşarken nerden geldiği belli olmayan bir tasma boynuna takılıyor. Sonrada bir kaç uyanık çocuk bu köpeğin kendilerine ait olduğunu iddaa ediyor. Sana soruyorum bu 10 çocuktan birisi bu köpeğin sahibi olması zorunlumudur?
Şunuda belirleteyim benim Tanrı kavramı ile alıp veremediğim birşey yok. Kim bilir belki Tanrı vardır yada yoktur. Ama belki var olan Tanrı'nın senin Allah'ınla aynı olduğuna bu kadar nasıl emin olabiliyorsun?
Ben diyorum ki Bir Tanrı var ise bu Tanrı ne İbrahim'in ve İsrail'in Tanrısı gibi, Ne İsa gibi ne de Muhammedin Tanrısı gibi bir tanrı olabilir. Bir Tanrı varsa bu tanrı sadece kendisini tanımıyor diye bir insanı sonsuza kadar cehennem diye adlandırdığı bir yerde cezalanırmaz.Suçlu ve veya suçsuz olarak ayırmıyorum sadece kendisinin var olduğuna inanmıyor diye sonsuza kadar cezalandırabilecek kadar gaddar olduğuna inanmıyorum.
Ama Dinlerin tanrılarına bakarsak Ne kadar iyi olursan ol sadece kendisini tanımıyor diye insanı sonsuza kadar cezalandırabileceğini söylüyorlar.
Neden senin Allah'ın sürekli insanlardan tövbe etmelerini bekliyor neden her gün kendisine 5 kere puta tapar gibi tapılmasını istiyor? Neden gönderdiği kitapta insanlar gerçeklerle uyuşmayan şeyler yolluyor? Yolladığım son kitabı koruyacağım diyor ama daha önceden yolladıklarını neden korumuyor?
Mesela Musa'ya yolladığı kitabı bozulmaktan korusaydı dünyada din savaşı diye bir şey çıkarmıydı? İnsanlar birbirini öldürüp günahkar olurlar mıydılar?
Ki-Adi arkadaş...
Öncelikle ilah ve kula arasındaki ilişkiyi anlatırken yaptığın köpek ve sahibi benzetmesi yanlış ve rahatsız edici. madem bu meseler tartışılıyor şunu aklınızdan hiç çıkarmamanız konusun sükunetini ve dağılmadan istenilen nokta üzerinde yoğunlaşmasını sağlar. nedir şu dediğim şey?
1- ilah inan insanlar için kutsaldır. bu konuda konuşuken teşbihlerinize ve saygı sınırlarını aşmamaya özen göstermek lazımdır ki karşıdaki insan tahrik edilmesin. anamdan babamdan kutsaldır çünkü varlığın gayyesidir. çocuğu anaya babaya, karıyı kocaya, kocayı karıya kısacası aile bireylerini birbirine emanet eden ve hakikati kavrama noktasında merkezi kilit olan noktadır ilah.. anlatılmaya ve anlaşılmaya çalışılandır.
2- bir şeyi anlatırken ya da bir konuda sual sorulurken üzerinde durulan konuların teşbihinde ya da suallerin teşbihinde aynı kulvardaki yani aynı yörüngedeki benzeşik kuramlar kullanılarak bu iş yapılmalıdır ki konun özü hakikatle aktarılsın veya sual hakkıyla anlaşılsın.mesela sizin sorunuz: kendi başına yaşayan bir köpeğe takılan tasma ve ortaya sahibi benim diye çıkan birileri ile insanın varolma sebep-sonuç ilişkilerini arama duygusu aynı şey değildir. bu benzetme yanlıştır. bunu kendiniz de malesef farkedemiyorsunuz ki boyle bir benzetme kullanıyorsunuz ama bu konular tamamen farklıdır. farklı bir somutlaştırma kullanınca konu olmadığı gibi görünebilir o yüzden bu sakıncalıdır.
tanrı insanların kendini tanımasını neden istiyor neden inanmayanı cehenmnemde yakıyor diyorsunuz. Dikkat ederseniz doğadaki herşey ama herşey bir amaca hizmet eder. herşeyin bir gayesi ve bu gaye için fiziksel bir eylemi mevcuttur ve doğa tamamiyle insan için düzenlenmiş ve insana hizmet eder durumdadır. börtü böcek iklimler zaman yıldızlar vs.vs. ve bu sistemin tümü basitten karmaşığadoğru, bir uyumun kendiliğinden olmasının yani olasılıkların bir araya gelerek uyum içinde bir sistem oluşturmasının hem mantıken hem hissen mümkün olamayacağını kanıtlar durur. bundandır ki insan bir varolma sebebi ve hizmet edilecek bir amaç arayışındadır. buna mukabilde hak tala insanlara adilane bir şekilde peygamberler aracılığıyla varoluş gayesini ve amaçlarını bildirmiş ve cüzzi iradeleriyle buna uyma ya da uymama hakkını vermiştir. kişi dilerse günaha gider dilerse gitmez ama mantıkende herşeyin bir karşılığı vardır ve Allah ta bunu kullarına bildirmiştir. Allaha iman etmeyenler cehenneme gider çünkü iman etmemek demek, yaradana kulluk vazifesinin gerektirdiği fiileri ve manevi sarumlulukları inkar etmek demektir yani inkar eden insan, bir kişiyi dünya ve ahirette iman etmiş ve sorumluluklarını yerine getirmiş veya da inkar etmiş ve sorumluluklarını yerine getirmemiş olarak sınıflandıracak ve tüm ruhlara karşı açık bir delil olarak gösterilecek olan ibadet görevlerini de inkar etmiş ve yapmamış olacaktır. ibadet emeyen ve eden, inanan ve inanmayan her insan Allah tarafından ibadetine ve imanına bakılmadan sorgulanacak olsa, ahirette bazı kişişer bugün olduğu gibi Allahın adaletsiz davrandığını idda edeceklerdir. Allah adaletli ve eşit olmak adına dünyada kendisine inanan ve kendisini anlayan kullarından açık şelkilde fiili eylem yani abidet, zekat, oruç gibi istekleri yapmalarını istemiştir. İyilik ve kötülük iman etsede etmesede yine karşılıksız kalmayacaktır. kişi iman etmiş olsa dahi yaptığı kötülüklerin bedelini ödeyecektir. bu sabittir. Kişinin öncelikle iyilik yapması gereken kişi kendisir. Allah insana bunu açık olarak bildirmiştir. bir yaratıcıyı kabul eden her insan zaten ibadet etme eğilimindedir. yani bir kişi Allah'ın dilediği ve farz kıldğı şekilde ibadet ediyosa, Allahın yaratılıcılık ve yöneticilik sıfatını yani yaratma hakkından gelen sınır koyma hakkını kabul ediyorsa zaten iman etmiştir ve bunun ahirette adil bir şekilde inanan ve nanmayanların belirlenmesi ve kanıt olarak gösterilmesinde kullanılması için ibadet etmeyi ve kulluk görevini yerine getirmeyi kabul etmiş demektir. Allahın kullarından öncelikli isteği budur. Zaten mantıkta bunu emreder. Ama kişi inkara gitmiş ve sınır koyma hakkını kendinde görmüş ise ahirette hak sahibinden mükafat isteme hakkı yoktur. bu da mantıkla tamamen uyuşmaktadır. ibadetten ve inançtan yoksun kişinin sadece kötülük yapmadığı için yaratıcıya " ben seni kabul etmedim,sana inanmadım ama kotulukte yapmadım. benim hakkım cennettir" deme hakkı yoktur. Boyle bir ayrım fiili emek olmaksızın yapmak haksızlık olur. zira o zaman insanın bir teneke parçasından farkı kalmaz , ki teneke parçasının bile hizmet ettiği bir amaç vardır, bir görevi yerine getirmek için üretilmiştir. Allahın kişilerin kendini tanımasına ihtiyacı yoktur çünkü muhtaç olan insadır. bir yaradana tapma ihtiyacı duyan, varolma sebebi arayan, başını ve sonunu düşünen, düzen kurma ve düzen içinde yaşama ihtiyacı hisseden insandır. bu insanın yaradılışında vardır. insan sınırlarını belirlemede acizdir. eğer herkes kendi sınırlarını belirlemeye kalksaydı toplumda refah ve huzur olurmuydu, ki düşünün inanç noktasında durum daha da zor ve karmaşık bir hal alıyor. kişi zina etmeyi,insan öldürmeyi, hırsızlık yapmayı, iyi ya da kötü şeyleri kendine ibadet ya da ahlak edinebilirdi ve kimsenin kişiye yaptırım uygulama ya da yapmamasını söyleme egnelleme hakkı olmazdı. Allah bu yüzden insanların sınırlarını belirlemiş ve onlara helal ve haramlar belirlemiştir. insanların inançları suistimal etme eğilimi vardır bikere. eğer insan sınırlarını kendisi belirleme hakkına sahip olsaydı, insan kurban etmeyi adet edinmiş bir toplumu ve ya kişiyi suçlama horgörme yanlıştır deme hakkımız olabilirmiydi? yav o kadarda olmaz canım demeyin günüzümde bu gibi şeyler mevcuttur.
Neden Allah insanların tövbe etmelerini istiyor diyorsunuz? Allah insanı cüzzi iradeyle yaratmıştır demiştik. günaha veya sevaba , helal ya da harama gitme hakkını, bunların mükafat ve cezalarını belirterek vermiştir. kişinin günaha gitmesi olasıdır ve Allah gazabını geçmiş olan merhametiyle kulunu affetme isteğindedir. Kulun tövbe etmesi, pişmanlık bildirmesi, ve tekrarlamama isteği duyması yaradanın kulunu bağışlayabilmesi için aihrette tövbeden yoksun olanlara karşı bir kanıttır ve sebeptir. zira hiç kimse pişmanlık duymasa ve tövbeye yönelmesede Allah kulunu bağışlamak isteyecektir. Allah ayetinde de bildirdiği gibi kuluna çok yakındır ve hissiyatlarını en iyi bilendir. hiç tövbe etmemiş bir kavim içinden bazılarını hissiyatlarını bildiği için ahirette bağışlaması diğerlerine haksızlık yapıldığı hissini doğuracaktır. boyle bir adaletsizliğin olmaması ve herkesin deliller sunularak mukafatlandırlımaması veya cezalandırılması ve Allahın adaletinin şaşmazlığının gösterilmesi için tövbe affedilmek isteyen kula düşen bir görevdir. tövbe etmek farz değildir. dilemeyen etmez. Affa masharolmak isteyenedir tövbe. dileyen tövbe eder dileyen etmez. Allah kullarından onları affetmek için, ahirette tüm kullarına gösterecek bir kanıt olması için pişmanlık duymalarını ve bu pişmanlıklarını dilleri kalpleri ve akılları ile tastik etmelerini istemiştir. örneğin iki öğrenci olsun. biri aslında dere katılan ve çalışkan olsun diğeri tembel ve dersleri boşlayan bir öğrenci olsun. ikisi de sınavlardan kalsın ve geçmeyi hakedemesin. ama öğretmen iyi olan öğrencinin aslında derse ilgili iyi çalışkan bir oğrenci olduğunu bilsin. belki hastalandı çalışamadı belki çok önemli ailevi bir sorunu vardı aklı karmakarışıktı ve bu sınavda onu kotu etkiledi ve bu yuzden kendini sınava veremeyip başarısız oldu diye düşünsün ve ki gerçekten oyle olmuş olsun. öğretmen iyi olan öğrenciyi geçirsin kotu olanı bıraksın. kotu olan öğrenci bunu kabul eder mi? etmez değil mi? geceçekse yazılı kağıdına ter dökerek isteneni yazmalı ve kotu olan öğrenciyle kendisini ayıracak olan,ona sınıfı geçme hakkını sağlayacak olan bilgiyi kağıtta öğretmene sunmalıdır. adil olan ve insanlar arasında adaletsizlik yapıldığı fikrinin ortaya çıkmasını engeleyecek olan budur. tövbe ve ibadette boyledir. zira Allah ın ne ibadetimize ne de tövbemize ihtiyacı yoktur. zira yarattığı diğer varlıklar ona hakkıyla ibadet ediyorlar malesef bu konuda en aciz olanda en mükemmel olan da yine bizler yani insanlarız. ibadette tövbe de kişinin kenidin mukafatlandırmasına en önemlisi yaratıcısının rızasını kazanmasına bir vesile ve bunun adil bir şekilde gerçekleşmesine bir delildir. sonsuz bir yaşam ve tüm dileklerin gerçek olması düşünülünce çok zahmetsiz bir görevdir.ibadette mecburiyet inanadır, inanmayana bir mcburiyet yoktur ve mukafatta inanadır, inanmayana bir mükafatta yoktur. Allah kulunu kulun kendisinden çok düşünmüştür ve bunu yapmayı kısacası kulunu affetmek için sebepler üretmesini kuluna farz kılmıştır ve bunda bir kotuluk değil bir iyilik ve lütüf söz konusudur.
Kitapları bozulmaktan korusaydı demişsiniz korusaydı din savaşı çıkarmıydı demişsiniz. Öncelikle bilmelisiniz ki bilinen tüm hak kitaplar tamamen paralel bir fikir birliğindedirler ve aynı şeyleri emretmiştirler. zira islam öncesi kitaplarda da kuran ve peygamber müjdelenerk kendilerinden haberler verilmiştir. zira peygamberimizin doğumunun bilinmesi, öldürülmeye çalışılması, doğum mucizeleri, kilise tarafından asıl incillerin toplanıp yokedilmeye çalışılması da bunun bazı delilleridir. fazlası da mevcuttur. Din savaşı dediğiniz anlaşmazlık veya ayrılık kitaplardan değil kişilerin daha doğrusu dini korumayı ve yaymayı kendine adet edinen şahışların kitaplarda olmayan kendi türettikleri ya da kitapların içeriklerini deforme ederek ortaya attıkları fikirlerden doğmuştur. zira hiç bir peygamber ya da aslını yitirmemiş hiç bir hak kitap birbirine ters düşen ve birbirini yalanlayan ayetler bildirmemiş ve ayrılığa düşmemiştir. Allahın kitapları bizzat görünür şekilde koruması zaten mucize olurdu ve inkar etmek resmen delilik sayılırdı değil mi? Allah kitaplarınıda istekleri gibi kullarına emanet etmiştir. fakat bir inanan bir inkar eden, herşeyden mucize bekleyen ademoğlu kitaplarına ve rablerine gereken saygıyı ve gösterememiş ve dinleri zamanla kendi istek ve arzuları doğrultusuna değiştirme çabasına kapılmıştır. Allah ta son kitap olarak bildirdiği kuran-ı kerim i deforme olmayacağını ve insanlığın bu kitabı kıyamete kadar olduğu gibi koruyacağını ve kendisinin de buna izin vermeyeceğini bildirerek isnalığın korumasına ve himayesine teslim etmiştir. hamdolsun inanlarda bunun deforme olmasına izin vermemiş ve kitaplarını koruyabilmişlerdir. aklı başında olan her insan Allahın bildirdiklrinde fikir ayrılığına düşmeyeceğini bilir. zira Allah diğer kitapların deforme olmamasını emretmiştir ama insanlar bunu yapamamıştır. diyelim ki diğer kitaplarda deforme olmamış ve korunmuş olsaydı... insanlar yine birden fazla dine mensupmuş gib ayrılığa düşecek ve inançlarını farkında olarak ya da olmayarak suistimal etmeye ve kendi arzuları doğrultusunda bunları kullanmaya çalışacaklardı. Allah son kitabının korunup muhafaza edilmesini sağlayarak, insanların bir tek yok ve açık seçik kurallar dahilinde emir ve yasakları bilmelerini sağlamış, emir ve isteklerini dallandırıp budaklandırmadan insanların önüne sermiştir. böylece suistimal edilebilecek olan birden fazla inaç varmış ve inançlar farklılıkmış gibi suitimale sebebiyet verecek durum ortadan kalkmıştır. zira diğer kitapların deforme olması hak olan emirlerin ve yasakların değişmesine ya da gerçekten inanların başka yeni şeylere inanmasına ya da peygamerlerin ve kulluk görevinin değerini yitirmesine sebep olmamıştır. hak olan tüm kitaplar ve peygamberler nasıl kuran da bildirilmiş ve iman etmek emredilmişse diğer tün hak kitaplarda da bunlar aynı sekilde kulluk vazifesini kabul edenlere bildirilmiş ve bunlara uymaları kendilerinden istenmiştir. Allah her kitabında bildirdiği ve her peygamberiyle duyurduğu gibi son peygameri ve kitabı diğer kitapları gibi kavimlere ve uluslara değil bütün insanlığa ve mahlukata uyulması gereken ve korunması gereken lütuflar olarak hediye etmiştir. kuran-ı kerimi ve hz. muhammet (s.a.v.) i de diğer peygamber ve kitaplardan ayıran en büyük özellik budur. ırk renk boy kilo farketmeksizinin bütün mahlukata sabit ve açık olarak gönderilmiş olmalarıdır. asla bir kavme veya topluma değildir. arapların ya da başkasını değildir. arapça olması arap dilinin zenginliğinden ve dönemin en gelişmiş dili olmasında ve peygamberin bir apar soyundan gelmesinden kaynaklanır. bütün canlılara gelmiştir ki kimse aşırıya gitmiş yahudiler gibi hak din bizimddir deyip başka kavim ve insanları aşağılayamasın ve kendini üstün yaratılmış görmesin. Allah ve peygamber bu kitabın bütün insanlığa geldiğini ve her insanın bunları kendine uyarlayıp tasarlaması gerektiğini en güzel şekilde bildirmiştir. mantığa ve aklı aykırı düşen tek zerre yoktur. açıklanamayacak hiç bir sualde olamaz, olmamıştır, gerçekten anlamak ve öğrenmek isteyene. bu benim onun ya da bunn değildir. mahlukatındır ve açık şeçiktir. dileyen dilediği kadar tasarruf eder. Allah isteklerini ve kulun sınırlarını belirlemiş mükafatlandırmak için her türlü sebebi mevcut kılmıştır. korku da ümitte Allahın kullarına lütfudur. Allan ne tastamam korkuyu ne de tastamam emin olmayı emretmemiştir çünükü ikiside insanı hataya ve günaha sürükler. ikisindede orta yolu emretmiş kulunu kulundan iyi bilen Allahımız ve kulunun her zaman saadetini gözetmiş türlü türlü nimetlerle, özgür bir iradeyle, güçle, akılla ve marifetle kulunu lutuflandırmıştır. bu açık ve nettir.
Chechen arkadaş
Doğadaki hiç bir canlını ötekine göre ne acizdir ne de üstündür. Sen köpek benzetmesinden kötü anlam çıkararak alınıyorsan bu senin suçundur. Sen rahatsız olduysan köpeğin yerine ister kalem koy ister pegasus koy isterde fincan koy. Sonuç gene değişmeyecek. Sen bizim her söylediğimizde bir art niyet aradığın için gene farklı anlayacaksın.
1. İnsanlar ilahları hakkında söylenen sözlerden kendi işlerine gelmeyeni hakaret olarak algıladıkları için hemen tahrik oluverirler. Bu işi müslümanlar çok iyi yaparlar. Sıkışınca benim Tanrıma nasıl küfredersin gibi bir paranoya içersine girerler.
2. Ben verdiğim örnekleri yeteri kadar konuyla paralel bir şekilde veririm. Kaldıki köpek tasma örneğini insanın varolma sebeb sonuç ilişkisi arasında bir ilişki kurmak için değil ortada ortada tasmadan yola çıkılarak sahibi olduğun düşünülen bir köpeğin sahibinin kesinlikle olmak zorunda olup olmamasıdır. Kaldıki burda Köpek Tanrı değil insandır. Tasmada Tanrı kavramıdır. köpeği sahiplenen çocuklarda dinlerin tanrıları olmaktadır. İnsanda tanrı kavramının olması bir tanrının var olmasını gerektirir mi gerektirmez mi diye kurulan bir örnekti. Sen örneğin neden verildiğini iyice okumadan sadece kendi tanrına hakaret ediliyor düşüncesi içinde okuduğundan kendi istediğin gibi anlamışsın örneği. Bunda benim yapabileceğim birşey yok ne yazıkki.
Doğadaki herşey insan içindir, Bütün canlılar insana hizmet için vardır diyorsun. Madem doğadaki herşey insana hizmet için var madem herşey onun iyiliği için varsa bana şunu söylermisin neden dünyadaki sineklerin neden olduğu hastalıklar yüzünden ölen insanların sayısı dünya tarihinde yapılan bütün savaşlarda ölen insan sayısında çok daha fazla? Bu mu dur İnsana hizmet eden dünya? Sana bunun gibi insana karşı olan doğa örneği verebilirim.
Böceklerden tut yıldızlara kadar olan herşey o kadar muhtemeşki kendi kendine varolması imkansızdır diyorsun ve bunun mantıken mümkün olmadığını söylüyorsun ve bunun için Bir yaratıcı var olması gerektiğini söylüyorsun. Bende sana hemen soruyorum yaratıcıyı kim yarattı? Sende hemen cevap veriyorsun. Yaratıcı kendi kendi sonsuzdan beri vardı diyorsun ve bu mantığa uygun diyorsun. Bir tarafta Kendi kendine var olamayacak kadar muhteşem bir bir evren bir tarafta kendi kendine var olmuş bir Tanrı. Bu durumda Evren Tanrıdan daha muhteşem bir olgu olmuş olmuyor mu? Hemen diyeceksin Tanrı daha mutheşem daha üstün bir olgu. Ozaman Evren okadar da muhteşem değilse kendi kendinede gayet var olabilir.
O zaman söylermisin nedir bu insanın varoluş gayesi? Senin tanrın neden insanı yarattı? Neydi bundaki gayesi?
İnsan dilerse iyi gider diyorsun ama Senin Tanrın ne diyor;
Onlara melekler indirseydik, ölüler dirilip onlarla konuşsaydı, her şeyi toplayıp önlerine koysaydık gene Allah dilemedikçe inanmazlardı, fakat çoğu bilmez.( Enam 111)
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. ( Tekvir 29 )
Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. ( Araf 178)
Şimdi Kuran mı doğrusunu söylüyor yoksa sen mi doğrusunu söylüyorsun?
Senin tanrın diyor ki Ben dilemedikçe insan doğru yolu bulamaz diye, sen diyorsun ki insan kendi başına istese doğru yolu bulur diye. Şimdi cevap olarak hemen diyeceksin insan kötü yolu diliyor tanrıda veriyor. Ama ayet öyle demiyor.
Senin Tanrın bütün insanların cennete gitmesini istemiyor
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.( Araf 178)
Bu ayette de açık olarak görülüyor ki bizim gibi "Allah" a inanmayanları Senin tanrın cehennem için yarattım diyor. üstteki ayetlerde de ben istemezsem hiç biri iman edemez.
Gelde şimdi bizim bu yaptıklarımızı kendi isteğimizle yaptığımız söyle.Sonrada cehennemde bizi sonsuza kadar yak. Zaten cehennem için yaratıldınız, siz istesenizde ben istemediğim için hiç birşey yapamazsınız diyerek bütün yolları cehenneme doğru yönlendiriyor.Sonrada siz beni inkar ettiniz diye yakacam sizi diyor. Çok adil bir Tanrın varmış. Tebrikler..
Tanrı inancı olan herkez benim inandığım tanrı Arabın Allah'ıdır demez. Bunu bilirsen iyi olur.Çoğuda böyle sizin gibi puta tapar şeklinde ibadet etmez.
Allahın kişilerin kendini tanımasına ihtiyacı yoktur çünkü muhtaç olan insadır. bir yaradana tapma ihtiyacı duyan, varolma sebebi arayan, başını ve sonunu düşünen, düzen kurma ve düzen içinde yaşama ihtiyacı hisseden insandır
Bak burda birşeyin çok iyi farkına varmışsın. TAbi bir kaç ufak farkla. İnsanı insan yapan en büyük özelliklerden biride nedir biliyor musun? Meraktır. İnsan 150-200bin yıl içinden beri (Pardon size göre 7bin yıldan beri) hem merak içersindedir. Çevresinde olan olaylara hep bir açıklama getirmeye çalışmıştır. Bulamadığı cevaplar için bir kavram ortaya atmışlardır. Tanrı kavramı. Eski insanlar anlayamadıkları birçok şeye Tanrı ile cevap vermişlerdir. İlk başlarda havaya suya taşa toprağa tanrı derlerken. Bilim ilerledikçe bazı şeylere açıklama getirinceler bu Tanrılar değişmişlerdir. Dünya üzerinde olan Tanrılar Güneş, Ay, Gezegenler, Yıldızlar olmuşlardır. Daha sonraları Gökcisimleri ile İnsanlar birleştirilerek insan görünümlü tanrılar çıkmışlardır. Ra, Osiris gibi. İnsanlar çevrede olanları anladıkça Tanrılar iyice soyutlanmaya başlamışlardır. İnsan görünümlü tanrılar giderek soyutlanmış ve sayıları azalmıştır. Tabi bu olaylar dünya üzerinde herzaman aynı anda yaşanmamıştır. Fakat şu bir gerçek ki dünya üzerindeki Tanrıların foyalarını genellikle bilim ortaya çıkarmıştır. Güneşin ve ayın tanrı olmadığını ortaya çıkarak bilim ve insanlardır. Belki bundan 1000 yıl sonra İnsanlar evrenin başlangıcından önce ne olduğunu kanıtladıklarında yada bütün sorulara birer cevap bulduklarına bugünkü tanrılara gerekte kalmayacaktır.
Bütün kitaplar aynı şeyleri emretmiştir derken neleri kast ediyorsun? Hırsızlık yapma, adam öldürme gibi emirlerden bahsediyorsan bunlar insanlığın beraber yaşayabilmeleri için gerekli olan ortak kurallardır. Din diye birşey hiç olmasaydı bile bu kurallar insanlar tarafından gene bulunurdu. Kaldı ki bu kuralları zaten insanlar bulmuş olup sadece bunları Tanrı emrediyor diye bir emir haline getirilmiştir. Başka aynı olan emirler nelerdir? Günde beş kere puta tapar gibi namaz kılmak mı? Yoksa üstünde sadec beyaz bir çarşafla karataşın etrafında dönmek mi? Heleki namaz ne diğer 2 kitapta yer alır nede Kuranda adam akıllı anlatılır. Bu hikayeleri nerden buluyorsunuz çok merak ediyorum. Peygamber doğmadan önce yazılmış incil örnekleri mevcudtur. O örneklerde de bugünkü incilden farklı şeyler yazmıyor. Senin iddaa ettiğin olayların hepsi Muhammedten çok sonraları tamamen islamı gerçek gibi göstermek için uydurulmuş hikayelerdir.
Ben senin Allah'ın kitapları gelip korusun demiyorum.Ama Kuran'ı nasıl koruyacaksa öyle korusun. Eğer tek bir kitap olsaydı ve Allah bunu korusaydı bugün ne israil filistin çatışması olurdu, ne de geçmişte haçlı seferleri olurdu. Son kitabı insanlara emanet etti ve onun bozulmasına izin vermeyeceğini söylüyorsun fakat diğerlerinede emanet ettiğini söylüyorsun fakant nedense onların bozulmasına izin vermiş. Senin Allah'ın isteseydi hiç kimse kitabı filan bozamazdı. Tabi bu işinize gelmiyor çünkü bu durumda Muhammede filan gerek kalmayacaktı. Kuran'ın ne ayrıcalığı vardıda diğerleri uluslara veya kavimlere yolanırken ( çok merak ettim kim bu yahudiler dışındaki kitap yollananlar) Kuran'ı bütün insanlığa yolluyor. Neden en baştan bütün insanlık için tek bir tane yollamıyorda insanları gruplara ayırma çabasına giriyor. Arapça nasıl bir zengin dildir ki bir kitabın 20 den fazla çevirisi yapılıyor ve hala doğru düzgün kitabın tam çevirisi budur denilemiyor. Nasıl bir zengin dildir ki 1400 yıl öncesine kadar doğru düzgün yazılı eserleri yok. 3000 yıl önce yaşamış olan mısırlıların yüzlerce yazılı eserleri, daha sonra Yunanlıların binlerce yazılı eserleri varken arapçanın doğru dürüst eserleri yok. Eğer Kuran arapça değilde diğer dillere çok daha kolay bir dilde yazılmış olsaydı daha mucizevi bir kitap olurdu. O zaman diyebilirdin Bak Allah her insan kendi dilinde kolay anlayabilsin diye bu dili seçti. Ama sırf Kuran'ın arapça gönderilmesi saçmalığını açıklamak için Dönemin en zengin dili ayaklarını bırakın.
Mantığa aykırı zerre kadar birşey yoktur diyorsun. En basitinden Göğü 7 katman yaptık en yakın katada yıldızları koyduk ayetinde bahsedilen en yakın kat neresidir yada evrende bütün yıldızlar aynı hiza mı duruyor? Göğü 2 günde Dünyayı 4 günde yarattık mantığa aykırı hiç birşey mi yok? Ya da çamurdan insanı yarattım derken çok mantıklı birşey mi söylüyor?
Ki-Adi Arkadaş…
Öncelikle ibadetin puta tapar gibi olduğu görüşünüzün yanlış olduğu gayet açıklamalı şekilde bir üstteki yazı da bildirdim bu benzetmeyi kullanmanız komik ve yersiz oluyor onu bilmenizi istiyorum. Soruyorsunuz elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum ama siz kendiniz de anlamaya çalışmaz ve bahanelerle soru üretmeye devam ederseniz sanırım bizim konuşmamız sürekli uzayarak gidecek. Neyse… ben sizin sormuş olduğunuz sorular biraz cevap vereyim. Lütfen dikkatli ve anlamaya çalışarak okuyunuz. Konun dışına çıkmadan sadece sorduğunuz soruları cevaplamaya çalışacağım tabi isterseniz bu cevaplara siz de ulaşabilirsiniz neyse asıl konuya gelelim.
Elbette doğadaki canlılar acizdirler. bir bebek dünyaya gelince acizdir anne ve babasının bakıma muhtaçtır. bir ot bile bu konuda doğaya daha iyi uyum sağlamış ve daha az acizdir insana göre. neyse bunun örnekleri çoğaltılabilir. benim söylemek istediğim ilah ile insan arasındaki ilişkiyi anlatırken kullanılan benzetmeler saygın olmalıdır. sizi yanlış anladığımı iddia etmiş ve sonuna Müslümanlar bu konuda böyleler diye ekleme yapmışsınız. sizi yanlış anladıysam özür diliyorum ama lütfen sizde bundan sonra ki benzetmelerinizde daha saygılı örnekler kullanmaya dikkat ediniz. Siz bir ilah düşüncesini kabullenemediğiniz için inanan bir insanın bu konudaki rahatsızlığını anlayabilme noktasında eksiklerinizi kabul etmiyorsunuz.
Gelelim sivri sinek örneğinize. bakın bilimsel bir açıklama getiriyorum.
sivrisinekler yüzünden ölen insanlardan bahsetmişsin ve en can alıcı noktaya değinmişsiniz. zira iyi ki böyle yaptınız çünkü gerçekten bundan daha etkili bir örnek veremezsiniz. şimdi yazıyı dikkatlice ve sonuna kadar okumanızı istiyorum Ki-Adi arkadaşım.
Yaz aylarında ortaya çıkan sivrisinekler yüzünden yılda ortalama 2-3 milyon insanın öldüğü tahmin ediliyor.sivrisinekler insanlığın zararına mı çalışıyorlar? Bakınız TÜBİTAK'ın yaptığı bir araştırmaya göre sivrisineklerin zararlarının kaynağı insan. ekosistemde meydana getirilen değişiklikler yüzünde sivrisinekler aşırı çoğalıyor ve bu sinekler insanların bataklık yerlere ikamet etmesi ve temizlik hususunda dikkatsiz davranmaları ve gerekli önlemleri almamaları nedeniyle başta Afrika ülkeleri olmak üzere hey yıl ortalama iki milyon insanın öldüğü tahmin ediliyor.TÜBİTAK`ın bu açıklamasında her türün ekosistem denilen büyük tabiat düzeninde bir görevi ve yeri olduğu anlatılıyor. Bazı görevler kesinlikle hayati önem taşırken bazılarının ise ikame edilebilir nitelikte olduğu görülmekte. Ancak suni bir şekilde ekosistemin herhangi bir birimine yapılacak bir müdahalenin riskleri de oldukça fazla. Zira kelebek etkisi gibi gayri fıtri küçük bir müdahale bile çok büyük felaketlere yol açabilmekte. Peki sivrisineklerin insanlığın düşmanı olduğu doğru mudur? Daha da önemlisi sivrisineklerin varlığının sebep ve hikmeti nedir? Dilerseniz önce bu mikro canlıları bir tanıyalım.
Bir sivrisinek basitçe baş göğüs ve karın kısmından oluşur. Başının iki yanında antenleri vardır. Erkek sivrisinekler dişileri kanat çırpma seslerinden tanıyabilirler. Göğüs kısmında kanatları ve 3 çift ayakları bulunur. Karınları ise onlara kendi ağırlıklarından fazla kan emme şansı tanıyacak biçimde esnek bir deriye sahiptir. Böylece şişerler ama patlamazlar. Kan emerek beslenen `sivrisinek` çok mükemmel bir pompalama mekanizması kullanır: Başının içi tümüyle kaslarla kaplı boşluklar şeklinde dizayn edilmiştir. Buradaki kaslar kasılıp gevşediklerinde sineğin borusunun iki ucu arasında 1-2 atmosferlik basınç farkı oluşur ve kan saniyede 5 metrelik bir hızla yükselmeye başlar. Bu yüksek akış hızına rağmen sivrisineğin ne borusunda ne de başka herhangi bir dokusunda tahribat ve çatlama olmaz. Çünkü kanın geçiş yaptığı tüm dokular kanın bu hızı ve basıncına dayanabilecek yapıda yaratılmıştır. `Sivrisinekler` vücutlarının altı katı kan emerler; bu 15 dakikada 300 mikro litre kan demektir. Bu bir insanın aynı süre içinde 200 kilo su içmesine denktir. Tüm kan emiciler gibi ne zaman kan emmeyi durduracaklarını söyleyen sinir sistemine bağlı gerginlik algılayıcılarına sahiptirler. Sivrisineklerin yaşamak için şekere protein`e ihtiyaçları vardır. Bunu da bitki ve meyve sularından elde ederler. Kana ise yalnız dişi sivrisinekler muhtaçtırlar çünkü dişiler yumurta üretirler ve bunun için kana ihtiyaç duyarlar.
Sivrisinek cilde en yakın olan damarı tespit ettikten sonra alt ve üst çene yardımıyla altı bıçaktan oluşan kesme sistemiyle deriyi derinlemesine keserler. Bu bıçaklardan birinden akıtılan sıvı dokuları uyuştururken aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını engelleyerek kanın dişi sivrisineğin karnına doluşunu devam ettirir.
Burada en önemlisi ise sivrisineklerin besin zincirindeki yerleridir. Ekosistemde her türün besin zincirinde bir yeri vardır bu hayati bir önem taşır. İşte böylece kurbağalar balıklar kertenkeleler bukalemunlar kuşlar yarasalar ve böcek larvaları sivrisinek ve larvalarıyla beslenirler.
Sivrisinekler hastalık bulaştırmada oldukça etkin olduklarından son yüzyıllarda sivrisineklerle mücadele etmek için kimyasal ve biyolojik bir çok yönteme başvurulmuştur.
rof. Dr. Orhan Kural`İnsanlığın Bencilliği ve Ekosistem` başlıklı bir makalesinde DDT denilen sivrisinekleri yok etmek için kullanılmış bir kimyasal ile ilgili şu ilginç olayı aktarır: `DDT 1874 tarihinde bir Alman Kimyacı Othmar Zeidler tarafından bulunduktan 65 yıl sonra İsviçre`li Kimyacı Müller tarafından `böcekleri yok ettiği anlaşılmış` ve bu kişiye bir de üstüne 1948`de Nobel ödülü verilmiş. Ne de olsa her şey insan için değil mi? Bakın neler oldu DDT`nin ilerleyen yıllardaki öyküsünde! Endonezya`nın Borneo Adası`nda Dünya Sağlık Örgütü`nce 1950`li yıllarda sıtmaya karşı DDT kullanıldı. İlk yıllarda çok başarılı (?) bir mücadele ile sivrisinekler ve sıtma hastalığı kontrol altına alınmış ancak bir süre sonra veba salgını ortaya çıkmış ve yerlilerin sazdan yaptıkları damları başlarına çökmeye başlamış. Bilimsel çalışmalar yapılmış ve DDT`nin tırtılların düşmanı olan faydalı böcekleri öldürdüğü anlaşılmıştır. Predatörleri ortadan kalkan tırtıllar çoğalmış sazları yemeğe başlamışlar evlerdeki hamamböceklerinden bulaşan DDT beslenme yolu ile hamamböceklerinden kertenkelelere geçmiş ve onların da ölümüne neden olmuştur. Bu şekilde tüm ekosistem bozulmuş. Kedi popülasyonu azalınca bu defa adada fareler artmış ve veba salgını çıkmış. Sıtma hastalığı tedavi edilebilir ama ekosistem `asla`.
Bakın daha sonra neler oldu ? Amerika`da yaşayan penguenlerde bile DDT bulundu. Atmosfer olayları ve deniz akıntısı ile bu zehirler Güney Kutbu`na kadar yayıldı. DDT hızlı bir kuş katili oldu çıktı. Özellikle kartal atmaca pelikan ve şahin gibi yırtıcı ve balık avlayıcı kuşların dokularında DDT birikiyordu. Böylece bu hayvancıkların yumurtalarının kabukları inceldi ve üreme şansları azaldı. Ormanların DDT ile ilaçlanması sonucu burada yuva yapan ateş karıncaları tamamen yok oldu. Ormanlık alanlardan nehirlere taşınan DDT burada bulunan sazan ve alabalık topluluklarını etkilemiş ve somonların yarısı da can çekişerek ölmüştür. Sonunda bu zehrin uzun bir besin zinciri ile yolu ile `insan vücuduna` ulaşıp vücutta biriktiği de anlaşılmış ve ancak keşfinden 30 yıl sonra önce DDT denen zehire Nobel ödülü veren İsveç`te ardından da tüm dünyada kullanımı yasaklanmıştır.`İşte ekosisteme yapılan basit bir müdahalenin yol açabileceği sonuçları bir bilim adamının sözlerinden dinledik. Sivrisineklerin ekosistemdeki ve insan hayatındaki önemi ekosisteme olan katkıları dolayısıyla çok önemlidir. Allah insanlara sivrisineklere karşı akılcı yol yürütebilecek ve verdikleri zararı en aza indirebilecek aklı vermiştir. zira sivri sineklerin olmaması çok daha büyük zararlar verir insan hayatına. bu basit
Demek ki sivrisinek bile insan hayatı için faydalıdır ve insana hizmet eder vaziyettedir.
Bir tarafta Kendi kendine var olamayacak kadar muhteşem bir bir evren bir tarafta kendi kendine var olmuş bir Tanrı. Bu durumda Evren Tanrıdan daha muhteşem bir olgu olmuş olmuyor mu? Hemen diyeceksin Tanrı daha muhteşem daha üstün bir olgu. O zaman Evren o kadar da muhteşem değilse kendi kendine de gayet var olabilir. demişsiniz.
Öncelikle şunu bilin. Tanrı doğmamış doğurulmamış, yaratılmamıştır. İslam alimlerinin, peygamberimizin ve kuran ınıda buyurduğu gibi Alllah ezeli ve ebedidir. nasıl diyeceksiniz.bunu anlayabilmek için öncelikle zaman ve mekan kavramının da yaratılmış şeyler olduğunu bilmek gerekir. yani Allah bildiğimiz ve gördüğümüz zaman ve mekan kavramıdan münezzehtir. Allahın kitabında da buyurduğu gibi onun evveli olmadığı gibi buna denk gelebilecek bir zaman ve mekan olgusu da yoktur. eğer örneklerle açıklarsan anlaşılması daha kolay olacaktır. Allahü Teâlâ'nın -hâşâ- yaratıldığı vehmedilirse o halde, O Zât-ı Mukaddes'in hem ezelî, hem hadis (sonradan yaratılmış), hem Hâlık, hem mahlûk, hem sonsuz kadir, hem sonsuz âciz, kısacası, hem ulûhiyetin sonsuz kemâl sıfatlarına, hem de mahlûkiyetin sonsuz eksik sıfatlarına sahip olması lâzım gelir.Soru boyle sonsuz soru ve zıtlıklar taşır. Anlaşılması için "Teselsülün muhaliyeti"ni örnek verelim. Bir an için O Vâcib-ül Vücud hakkında böyle bir soru sorulduğu farzedilse, o zaman bu soru o noktada kalmaz. Yâni Cenâb-ı Hakk'ı yarattığı vehmedilen o yaratıcının da bir yaratıcısı, onun da yaratıcısı sorulur. Böylece soru silsile haline sonsuza kadar gider. O hâlde bu sorunun mahiyeti muhale, imkânsızlığa dayanır.Şimdi örneğin...
On-on beş vagonlu bir tren düşününüz. Bu vagonlardan her birisini bir önceki vagon çeker. Ve nihayet iş lokomotife dayandığında artık "lokomotifi kim çekiyor?" diye bir soru sorulamaz. Zira, çekip fakat çekilmeyen bir lokomotif olmazsa bu nizam bozulur ve hareket meydana gelmez.
Aynı şekilde, bir şekerin nasıl yapıldığını sorsak, bize cevaben, şeker fabrikasında yapıldığı söylenecektir. Şeker fabrikasındaki âletlerin nerede yapıldığını sorduğumuzda onların da tezgâhları gösterilecektir. Sonunda mesele bir zatın ilmine, iradesine ve kudretine dayanmazsa, tezgâhın da tezgâhı sorulacak ve teselsüle gidilecektir.
Diğer taraftan bir elma, tabiri caiz ise, elma fabrikası olan ağacında yapılmaktadır. Bu ağaç ise kâinat fabrikasında inşa edilmiştir. Eğer elma ağacının da, kâinatın da yapılması sonsuz bir ilim ve kudret sahibine verilmezse, kâinat fabrikasına da bir fabrika, o fabrikaya da bir fabrika gerekecek ve çıkmaza girilecektir.
Bir nefer emri onbaşıdan, o da yüzbaşıdan ve başkumandan da padişahtan alır. "Ya padişah kimden emir alıyor?" şeklinde bir soru sorulamaz. Zira padişah da birinden emir alsa, o da raiyyet derecesine iner ve emir aldığı zat padişah olur. Bu durumda birinci şahıs padişah değildir ki: "Padişah kimden emir alıyor?" diye bir soru sorulabilsin. Padişah denilince, emir veren, fakat emir almayan bir hükümdar akla gelir.
Bu misallerden anlaşıldığı gibi, bu kâinatın yaratılışının; zâtı, esması ve sıfatlarıyla ezelî ve ebedî olan Allah’ın ilim, irade ve kudretine dayanması zaruridir.
"Cenâb-ı Hakk'ı -hâşâ- kim yarattı?" diye firavunâne soru soranlar “teselsülün muhal olduğunu” bilmediklerini ve nefisleriyle bir demogoji yaptıklarını açığa vurmuş olurlar.
Zira sizin dediğiniz gibi evrenin kendi kendine varolması durumu olmuş olsa idi, everen bu değişimi sürekli olarak devam ettirmek durumunda olurdu fakat insanlığın başlangıcından beri sistem aynı nizam ve düzen içinde değişime uğramadan devam etmektedir. bu da sistemi düzene koyan ve idare eden bir yaratıcının varlığını ve hakimiyetini baki kılar. Umarım anlatabilmişizdir.
Örnek olarak verdiğiniz ayetlere gelince...
Tekvir 29.ayeti incelediğimizde sanki yapacağımız her işin Allah'ın dilemesiyle olduğunu biz ne yaparsak yapalım, seçimlerimizi biz değil de Allah(c.c) yapıyormuş gibi bir şüpheye düşeriz. ayetin sanki kader meselesi ile tezat oluşturduğunu düşünürüz..Eğer biz yaptığımız seçimleri Allah'ın dilemesi ile yapıyorsak neden yaratıldık?Eğer Allah(c.c) dilediğini saptırır ise sapan kişinin suçun ne?
Bu ayetin manası da şudur..Cenab-ı Allah biz insanları yaratmayı dilemiştir..Bizlere seçim yapabilmemiz ilham bahşetmiş ve seçimlerin sonuçlarının da neler olacağını Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtmiştir.."Allah(c.c) dilemedikçe siz dileyemezsiniz" ayeti dilenilen seçimlerdeki sınırı belirtir..Farzedelim ki oksijen tüpü kullanmadan 7000 metre yüksekliğe çıkmayı arzu ediyorsunuz..Bu bir seçimdir..Fakat bu seçimi Allah(c.c) dilemez..Çünkü siz 7000 metre yüksekliğe çıktığınız anda oksijen miktarının azalması sebebiyle bu durum ölümüze yol açabilir..İşte bu ayet insanın yapabileceği seçimlerin sınırını belirtir..Bir kuş gibi kanatlanıp uçmayı da dileyebiliriz, fakat Cenab-ı Allah bu isteğinizi dilemedikçe siz dileyemezsiniz..
Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. ( Araf 178)
Allah bu ayetinde de insanlar arasından çağrısına kulak verenleri ve uyanları doğru yola ileceğini uymayıp dinlemeyenleri kendi haline bırakacağını ve kendi haline bırakılmış bir insanın saadete erme yolunu bulamayacağını bildirmiştir.masum bir insanın sapık bir insana dönüştürülmesi değil, zaten sapıklıkta olan kulun Allah'ın rızasından uzaklaşması ve bu seçiminde ısrar etmesi dolayısıyla sapıklıkta kalması anlamına gelir..Bu ayet için verilecek en klasik örnek sigara bağımlılığıdır..Arkadaş ortamında heves edip sigaraya başlarsınız ve başladığınız andan itibaren uyarıların ardı arkası kesilmez..Sigara kutusundaki "Sağlığa zararlıdır" ibaresinden tutun, aileniz ve sevdikleriniz sizi bu alışkanlığınızdan vazgeçirmeye çalışır.. Allah ta bu kotu alışkanlığı edinmemenizi dilemiştir. Yanlış bir seçim yaptığınızı kendinizde bilmenize rağmen bu seçiminizde ısrar edip sigaraya bağışıklık kazanırsınız..Uzun bir süreden sonra da artık bırakma imkanınız kalmaz..Siz sigaraya başlayarak sapık bir yolu seçmiş olursunuz..Hiçbir uyarıya kulak asmadan bu seçiminizde devam edersiniz..Şimdi Müdessir 31.ayeti de bunu vurgulamaktadır.
Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. ( Araf 178)
İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. (Müdessir 31)
Ayetleri tekrar okuduğumuz zaman bu yapılan seçimin size ait olduğunu, sapık yolu tercih eden kişinin yine siz olduğunuzu ve Allah(c.c)'in bu seçiminizde ısrar etmeniz sebebiyle sizi sapıklıkta bıraktığını anlıyoruz..(Sigarayı bırakmayı gerçekten dileyen olursa Allah(c.c) ayetin devamında buyurduğu gibi "dilediğini hidayete erdirir.")
Onlara melekler indirseydik, ölüler dirilip onlarla konuşsaydı, her şeyi toplayıp önlerine koysaydık gene Allah dilemedikçe inanmazlardı, fakat çoğu bilmez.( Enam 111)
ayeti de Allahın yine ne merhametli bir yaratıcı olduğunun göstergesidir. Allah kullarına kendini peygamberlerini ve kitaplarını anlayacak bir akıl ve irade verdiği halde mucizeler görmeden iman etmeyen kavimler olmuştur. Peygamberlere inanmayan Allah'ı inkar eden kavimler çokça olmuştur ve ayetlerle sabittir. Allah ise kendisi dilemeden olmayacak çokça mucizeler bahşederek bu kavimlerin doğu yola iletilmesini istemiştir.ve bu mucizeler bugün yaşayan insanlar içinde birer ibret ve ders niteliği taşımaktadır. Allah dilemeseydi ve onları ikna edecek mucizeleri sunmasaydı bu insanlar yine iman etmezlerdi. ki yine iman etmeyenler olmuş ve "büyüdür" gibisinden bahaneler bulup reddenler olmuştur. bu ayeti anlamakta zorlanacak herhangi bir durum yok yani.
Evet Ki-adi arkadaşım anladığın üzere açıklanamayacak bir ayet, sahih bir hadis yoktur. Allah dini, peygamberi ve kitabıyla kaim ve daimdir. Selametle...
Chechen
Sivrisinekler hakkında çok şey yazmışsında hiç biri senin Allah'ının sivrisinekleri insanlığın yararı için yarattığı sonucuna varmıyor. Senin anlattığın olay şudur. Sivri sinekler doğanın bir parçasıdır. Onlar olmazsa doğanın dengesi bozulur. Bunu benim Allah'ımın bir mucizesidir fakat bu dengede her yıl 2-3 milyon kişiyi fena etmek gerekiyor. Yani senin Tanrın her yıl dünyanın dengesi bozulmasın diye 2-3 milyon kişiyi feda etmekten başka türlü bir çözüm bulamamış. Üstelikte sen buna İnsanların yararına diyorsun. Bravo!
Benim sorduğum soruya pek bir açıklama getirmemişsin. Yaptığın "Allah" tanımını çok iyi biliyorum merak etme. Benim verdiğim örneği dahada bi pekiştirmişsin. Yaptığın Allah tanımı Kendi kendine var olabilen bir tanımlama ve sen buna mümkün ve mantıklı deyip öte yandan kendi kendine var olabilecek bir Evren'e mantıksız ve saçma diyorsun. Burda bir çelişki yok mudur?
Verdiğin örnekte Lokomatifi kim çekiyor sorusuna verilecek cevap çoktur. lokomotifin çalışma prensibleri bellidir. Nerede,nasıl ve ne amaçla yapıldığıda bellidir. Doğrudur lokomotif çekilmiyordur fakat gerekli şartlar oluştuğunda vagonları çekmek için bir lokomotife gerek yoktur vagonlar kendi kendilerinede hareket edebilirler.
Şeker örneğinde ise en son noktayı bir zata bağlayıp onsuz olmazsa olmaza getirdin. Burda önemli bir nokta ister tezgahı yapan olsun ister tezgahı yöneten olsun bu kişi tezgahı yapmaya onu kullanmaya mecburdur. Kendi varlığını devam ettirebilmesi için O tezgahı yapıp satacak yada kullanıp ordan gelecek parayla kendini geçindirecektir. Ortada bir mecburiyet ve ithiyaç söz konusudur. bu kişi tezgah olmazsa başka şeyler üretip veya başka işlerde çalışmak zorundadır.
Elma konusunda da aynı şey geçerlidir. Elma ağacı o elmayı süs olsun diye değil elma sayesinde kendisi gibi yeni ağaçlar yapabilmek için kullanır. Yine bir ihtiyaç söz konusudur.
Kainatın oluşa bilmesi için bir Yaratıcıya gerek vardır diyorsun bende diyorum ki herşeyin bir yapıcısına ihtiyaç varsa o Yaratıcıyıda yaratacak birine ihtiyaç vardır. gene sözünü ettiğim yere dönmüş olacağız. O yaratıcının yaratıcıya ihtiyacı yoksa belki evrenin de yaratıcıya ihtiyacı yoktur.
Bir nefer emri onbaşıdan, o da yüzbaşıdan ve başkumandan da padişahtan alır. "Ya padişah kimden emir alıyor?" şeklinde bir soru sorulamaz. Zira padişah da birinden emir alsa, o da raiyyet derecesine iner ve emir aldığı zat padişah olur. Bu durumda birinci şahıs padişah değildir ki: "Padişah kimden emir alıyor?" diye bir soru sorulabilsin. Padişah denilince, emir veren, fakat emir almayan bir hükümdar akla gelir
Unutmaki padişahta olsan hayatının bir zamanlarında birilerinden emir almışsındır.Padişah sadece emir verir diyorsun doğrudur çünkü emir vermek zorundadır.Emir vermediği zaman padişahlığı çok uzun sürmeyecektir. Yani burdada bir ihtiyaç, mecburiyet söz konusudr. Ayrıca yeri gelincede emir almayan padişah bile olsan halkın senin istemeyip ayaklandıkları vakit ne padişahlığın kalır nede kellen kalır.
Bugün bilim big bang'e neden olan olay hakkında açıklama yapacak bilgisi olmadığı için big bang'i Allah'ın varlığına delil olarak gösteriyorsunuz. şunu unutmayın ki 500 yıl öncesinde de insanlar Güneş'in, Ay'ın ve diğer gök cisimlerinin nasıl hava durduklarını bilmedikleri için bunları havada tutan Tanrıdır diyorlardı ve bunu Tanrının varlığına kanıt olarak gösteriyorlardı. Gelecekte ise Big bang'e neden olan olaylar kesin olarak açıklandığı vakit başka şeyleri Tanrının varlığına kanıt olarak göstereceksiniz.
Zira sizin dediğiniz gibi evrenin kendi kendine varolması durumu olmuş olsa idi, everen bu değişimi sürekli olarak devam ettirmek durumunda olurdu fakat insanlığın başlangıcından beri sistem aynı nizam ve düzen içinde değişime uğramadan devam etmektedir. bu da sistemi düzene koyan ve idare eden bir yaratıcının varlığını ve hakimiyetini baki kılar. Umarım anlatabilmişizdir.
Yanılıyor olabilirim ama bu kurduğun cümle ile evren hakkında pek fazla birşey bilmediğin anlaşılıyor. Kim dedi sana evren aynı nizam ve düzen içinde değişime uğramadan devam etmektedir. Evren 13.4 milyar yıldan beridir değişim halindedir. Nehirden akan su gibi Evrende 1 dakika önceki evrenle aynı değildir. Evrende düzen değil Kaos hakimdir. . İstersen evren hakkında biraz araştırma yap ondan sonra birşeyler de.
Tekvir 29 açıklamasına birebir katılırdım eğer Tekvir 27-28 de şunlar yazmasaydı;
"O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür"
Böyle bir ayetin arkasından söylenen söz ne amaçla söylediği gayet açıktır. Yani senin dediğin gibi ayette insanın kendi sınırlarını zorlamasını dilemesi gibi birşey söz konusu değildir.
Bu ayete birde Enam 178'i ve seninde örnek verdiğin Müdessir 31 de de açık olarak anlaşılmaktadır. Allah dilemeden kul hiç birşey dileyemez. Kul kötü yola düşmeyi seçmişse ilk önce Allah dilemiştir ondan sonra kul kendi dilediğini zannederek kötü yolu seçmiştir. Senin dediğin gibi bir şey burda geçmiyor.
Enam 111 de nasıl bir durumu kurtarma gayreti içine girmişsin şaştım.
Ayette anlatılmak istenilen gayet açıktır. Ayet diyorki mesela benim gibi "Allah" tanrısına inanmayan birisinin önüne istediği kadar melek gönderse, istediği kadar muciye göster, Allah benim inanmamı dilemediği sürece ben inanmayacakmışım. Yani Yukardaki ayeti onaylıyor. Allah dilemeden insan hiç birşey dileyemez.
:) vallahi billahi tillahi ayetler çok ama çok doğru söylüyor.
senin kibrine, ilişki kurma çabana ve inkar noktasındaki hırsına şaşırıp kaldım.
verebildiğin en iyi cevap bu mudur? evet ayetler yeterince açıktır ve sen tamamen saptırıyorsun. Allah dilemiştir ve kula inanma ya da inkar etme hakkı vermiştir. dilemiştir ve kuluna harama ya da güne gitme hakkı vermiştir. dilemiştir ve kuluna düşünme yeteneği vermiştir. dilemiştir ve insanı kendine muhattap almıştır. sen nereye kadar kıvırabilirsin ki bunu? ayetler boyle demişler dedin oyle olmadığını gördün utandın mı? sonra başında bu yazanın sonun da bu denmiş olamaz diyorsun. öyleyse merhametten bahseden bir kuranda da Allahın azap edeceği yazamaz? cennetten bahsedilen bir surenin devamında cehennem anlatılamaz. senin baktığın "acaba paçayı nasıl kurtarırım penceresinden" bakınca olaylar anlamsızlaşıyor malesef.
66- İnsan demektedir ki: “Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?”
67- İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten Bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?
(meryem suresi 66-67)
36-İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?
37-Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?
38-Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'
39-Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere iki eş yarattı.
40-(Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
(kıyamet suresi 36-40)
şimdi....
madem oyle ben sana bir kaç soru sorayım sen bana cevap ver. ama cevap ver haaa.
1- dünya ve evren nasıl oluştu? üzerinde ki canlılar nasıl oluştular.
2-bu canlılar oluşurken bir bakteri formunda mı oluştular? eğer baketi formunda olutularsa neden devamedegelen bu oluşumlar aynı şekilde değil de doğumla,yumurtlamayla,ya da farklı şekillerde gerçekleşmeye devam ettiler? Yok eğer bu gün olduğu gibi oluştularsa nasıl oluştular ve bir dişi ile bir erkeğin (neredeyse her canlı için geçerli) birbirine olan uyumu ve birbirlerini ürüme bakımından nasıl tamamlar hale geldi? hadi geldi diyelim canlılar uyum sağladılar diyelim, e biliyoruz ki doğum olayı zahmetli ve zor bir iştir, doğarak çoğalan insan ve diğer hayvanlar sonradan neden daha zahmetsiz olan yumurtlayarak çoğalma ya da başka bir üreme şeklinde bir başkalaşım geçirmedi? sonuçta biliyoruz ki başkalaşım en kolay olana doğrudur. neden insanlarda kuşlar gibi kanat çıkarmadılar daha kolay ulaşım için?
3- hiç bir şeye inanmama gayretide aslında bir şeye inanma ihtiyacından doğan bir gayret değil midir? eğer insan inanmıyorsa aman be der tartışmaz bile başkasınıa kendini kanıtlama çabasına ya da doğru olduğundan emin olmak için bunu anlatma ve var olan diğer inançları tartışma hissiyatına kapılmaz. değil mi? kısacası özetlemek gerekirse ateizm gibi şeyler de bir tür inanç değil midir ve inanma ihtiyacından doğmamış mıdır?
4-Neden kusursuz şu siztem içince milyonlarca canlı türü varken bunların içinde sadece insan oğlu düşünmeye, akıl yürütmeye, üretmeye ve bunun gibi diğer canlılarda bulunmayan ya da çok çok az bulunan bir çok özellikle donatılmış olarak varoldu?
5-tamamen tesadüflerden oluşan ve bir yaratıcısı bulunmayan evrende oluşum şıp diyemi oldu yoksa bir süreç içerisindemi gelişti olaylar. süreç içerisinde geliştiyse evrendeki her şey zamanla değişime uğradı demektir. peki değişim geçirdiyse bu değişim evrenin herhangi bir yerinde neden biz iz bırakmadı ve neden hiç bir yerinde binlerce yıldır bu değişim söz konusu değil?
6-insanlar tesadüfler eseri oluşurken bir formdan bebek şekline mi girdiler yoksa yetişkin bir insan olarak mı oluştular? İhtiyaçlarını ve gereksinimlerini nasıl karşıladırlar bebek olarak oluştularsa çünkü biliyoruz ki bebekler belli bir biyolojik gelişmişlik seviyesine gelene kada bakıma muhtaçtırlar.
7-ilk bebeği kim emzirdi? :):):):)
yani arkadaşım bu ve bunun gibi yanıtsız bırakılacak binlerce soru sorulabilr sana. madem inançsızlığın o kadar sağlam sen bunların cevabını verde bizde bizde sana müteşekkir olalım. haaaaaaa?
sen 99 açık kapıdan geçmişsin, son kapıda takılmışsın. 99 kapıyı da inka edip geçemediğin son kapı yüzenden karakışta kendini sokaklara atıyorsun. yazık etme kendine. yok ısrarcıysan sorularımı cevapla seni anlından öpelim.
Ben inkar çabasında filan değilim. Ayette ne yazıyorsa onu söylüyorum. Ayet diyorki ben sizi doğru yola sokmadıkça siz doğru yola giremezsiniz. Bunu anlamak istemeyen sensin. Hiç birşeyi saptırdığım yok. Kendi saptırma çabaların işe yaramayınca suçu bana atıp işin kolayına kaçıyorsun. Bir ayette ayakabının bağcından bahsederken bir sonraki ayette star wars taki master yodanın kılıcının renginden bahsedebilen mucize bir kitap diyorsan haklısın demekten başka bir şey gelmiyor içimden.
Ayette Kuranın dürüst olmak isteyenler için bir öğüt olduğunu yazıyor ve sonraki ayettede ekliyor ben dilemezsem siz dileyemezsiniz?
Ama sen gayet açık olan ayeti anlamamazlıktan gelip ayetin anlamını saptırıyorsun bir de üstüne ayetin anlamını saptırıyorsun diye bana suç atıyorsun.
Verdiğin birbirinden bağımsız diye örnek verdiğin ayetler aslında hiçte öyle değildri.
Meryem 66 ve 67 64. ayetten başlayarak okuduğun vakit ayetlerin birbiriyle bağımlı olduğunu anlarsın. kaldı ki sadece 66 ve 67 de bile bu bağıntıyı görmek mümkün.
66 da isan yeniden diriltilebileceğini sorar bunun cevabıda 67 de verilir. Biz onu hiç birşey değilken bile yarattığımızı hiç düşünmüyor mu diye cevap verir.
Kıyame 40 taki ayetin düzgünü yazsaydın aralarındaki bağlantıyı görürdün. Ayetin düzgün yazılımı ;
Şimdi, bunları yapan Allah’ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Şimdi bir daha bak bakalım. Arada bağlantı var mı yok mu?
Gelelim sorduğun soruların cevaplarına;
1- dünya ve evren nasıl oluştu? üzerinde ki canlılar nasıl oluştular.
Evren 13.7 milyar yıl önce big bang diye adlandırılan bir patlama sonunca oluşmaya başladı. Aşağıdaki linkte big bang ile ilgili yeterli açıklama vardır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Patlama
Dünya oluşumuna şu 2 linkte açıklamalar yeterlidir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya#Yerk.C3.BCrenin_olu.C5.9Fumu
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index.htm
2. ilk canlı tek hücreli çok basit bir canlı idi. Nasıl oluştuğuna ait hipotezleri burdan bakabilirsin.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez
Neden aynı kalmadı diyorsun çünkü ilk canlı ortaya çıktığı zaman olan 3.5 milyar yıl öncesinden bugüne dünya çok değişti. 2 üsteki linke bunla ilgili yeterli bilgiyi alabilirsin. Şartlar değişince Doğal seleksiyon mekanizmaları devreye girerek ilk canlıdan bugüne dek süren evrim başlamıştır.
Başkalaşım en kolay olanı doğurur demişsin. Başkalaşımdan kastettiğin evrim ise evrimde böyle birşey geçerli değildir. Evrimden başka birşeyi kastettiysen böyle bir başkalaşım olmamıştır. Evrimde doğal seleksiyon vardır. Değişimi canlı değil doğa belirler. Doğa şartları değiştirdikçe bu ortama en uygun olan canlılar nesillerini sürdürmeye devam ederler. Bu yüzdende değişik bir çok şekil üreme oluşmuştur. Canlı bulunduğu şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre değişim geçirmiştir.
Anlayacağın Memeli hayvanlar seçmediler doğurmayı Doğa seçti. Her üreme yönteminin kendine göre riskleri, kolaylıkları, gereksinimleri ve sonuçları vardır.
Neden insanlar kuşlar gibi kanat çıkarmadı diye sormuşsun. Kuşlar kanatları mesafeleri kolay kat edelim diye birden çıkarmadılar ki kanat sahibi olmayı kendileri istemediler.Doğal seleksiyon onlara kanatları verdi diyebiliriz. Aşağıdaki linkten kuşların nasıl kanatlandıklarını öğrenebilirsin.
http://www.kad.org.tr/files/makale/evrim2.pdf
Gelelim sorunun cevabına insanın atası olan canlının bulunduğu ortam şartlarında hayatta kalıp neslini devam ettirmesi için gerekli olan kanat değilde ondan.
Tekrar üzerinden geçmek gerekir canlı sahip olduğu özellikleri kendisi istediği diye değilde Doğal seleksiyon sayesinde kazanmıştır. Bu linkten doğal seleksiyon hakkında detaylı bilgiyi alabilirsin
http://www.evrimteorisi.org/?p=67
3. İnancı olmayan kişiler bazı şeyleri tartışmak zorunda bırakılmıştır. Dine inanan kişiler tarafından sürekli olarak sapkın, küfre düşmüş vs olarak nitelendirilmişlerdir. Yani inanma ihtiyacından dolayı değil.
Ateizm bir inanç değil bir inançsızlıktır. Aslında bütün dinlerde bir tür inançsızlıktır. Sende aslında bir bakıma ateistsin. Sende İsa'yı, Zeus'u, Ra'yı tanrı olarak kabul etmediğin için ateistsin. Ateistler bütün tanrıları reddederler. Herhangibir dine inanan ise kendi dininin Tanrısı ya da Tanrıları dışındaki tanrıları reddederler. Aranızdaki tek fark Ateistler sende bir tane daha tanrıyı kabul etmezler okadar.
4.İnsan dediğimiz Homosapiens var olana kadar çok uzun ve zor bir yoldan gelmiştir. İmkansızlıklar dağının en tepesine bir adımda çıkmamıştır. O dağı yavaş yavaş adımlarla çıkmıştır. Öteki taraftan bakarsanda başka bir canlıda da İnsanda kendine gelişmiş canlı mı diyor dedirtçek özellikler vardır. Her canlı ortamına en uygun olan özelliklere sahiptir. Ayrıca Dünya tarihi boyunca Tek düşünebilen canlı Homosapiens olmamıştır. Homosapiensle yakın akraba olan düşünebilen, alet yapıp kullanabilen, ateş yakabilen canlılar olmuştur. İnsan bu canlılar arasında hayatta kalmayı becerebilen tek türdür.
5. Evrendeki hiçbirşey tesadüfen oluşmamıştır. Şartlar neyi gerektirdiyse ona göre oluşmuştur ve evren bir çok değişim geçirmiştir. Yukarda verdiğim big bang ile ilgili linkte hangi değişmeleri geçirmiş hangi izler kalmış çok rahat görebilirsin.
O kadar büyük düşünmene gerek bile yok. Sadece yaşadığın dünyanın geçirdiği değişimlere bak, bu sana evrende değişim olup olamayacağı hakkında fikir verebilir.
Yukarıda verdiğim ;
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index.htm
linktekileri okuduysan nasıl bir değişim geçirdiğini çok iyi anlarsın.
6. İnsan evrimini ve genel olarak evrimi biraz araştırırsan sorduğun sorunun cevabını çok rahat bulursun.
http://www.evrimteorisi.org/
http://evrimianlamak.org/e/Ana_Sayfa
Bu sitelerden çok yararlı bilgiler alabilirsin.
7. İlk kim emzirdi bilmiyorum ama 250 milyon yıl önce emzirdiğini sana söyleyebilirim.
Sen bir kapıdan geçtiğini zannedip doğruyu buldum diye seviniyorsun.
Ki-Adi (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=6992) http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/statusicon/user_online.gif
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
Ben inkar çabasında filan değilim. Ayette ne yazıyorsa onu söylüyorum. Ayet diyorki ben sizi doğru yola sokmadıkça siz doğru yola giremezsiniz. Bunu anlamak istemeyen sensin. Hiç birşeyi saptırdığım yok. Kendi saptırma çabaların işe yaramayınca suçu bana atıp işin kolayına kaçıyorsun. Bir ayette ayakabının bağcından bahsederken bir sonraki ayette star wars taki master yodanın kılıcının renginden bahsedebilen mucize bir kitap diyorsan haklısın demekten başka bir şey gelmiyor içimden.
su yazdıklarına bak biraz. komik.....
Ayette Kuranın dürüst olmak isteyenler için bir öğüt olduğunu yazıyor ve sonraki ayettede ekliyor ben dilemezsem siz dileyemezsiniz?
o ayetin açıklamsını sana yazdım benim değil islam ailimlerinin yaptığı açıklamadır sana yazdığım. kabullenmek zor geldi. sonra sen ne dedin ? başında boyle yazan ayetin sonu boyle olamazmış. Allah sana sormadan söylemiş, kusurumuza bakma.:hand:
Ama sen gayet açık olan ayeti anlamamazlıktan gelip ayetin anlamını saptırıyorsun bir de üstüne ayetin anlamını saptırıyorsun diye bana suç atıyorsun.
daha öncede dediğim gibi açıklama islam alimlerininde kabul ettiği açıklamadır. ayette kastedilen sınırların belirlenmesidir.
Verdiğin birbirinden bağımsız diye örnek verdiğin ayetler aslında hiçte öyle değildri.
Meryem 66 ve 67 64. ayetten başlayarak okuduğun vakit ayetlerin birbiriyle bağımlı olduğunu anlarsın. kaldı ki sadece 66 ve 67 de bile bu bağıntıyı görmek mümkün.
yukarıda yazdıklarından bişey anlamadım sen yanlış anlamışsın. ben o ayetleri bir amaç için yazmadım sadece o an senin inkardaki ısrarını görünce seni anlatıyorlar gibi geldi bana. Allah ın senin gibler için ne didiğini hatırlatayım diye yazdım.birbirinden bağımsız ayet falan diye saçmalamışsın, artık ne alakaysa.
66 da isan yeniden diriltilebileceğini sorar bunun cevabıda 67 de verilir. Biz onu hiç birşey değilken bile yarattığımızı hiç düşünmüyor mu diye cevap verir.
hakikaten hiç mi düşünmüyorsun?
Kıyame 40 taki ayetin düzgünü yazsaydın aralarındaki bağlantıyı görürdün. Ayetin düzgün yazılımı ;
Şimdi, bunları yapan Allah’ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
giysileri kırmızı olan çocuk
kırmızı elbiseleri olan çocuk
bu iki cümle arasında ne fark var söyler misin? senin yaptığın da bu. cevap vermek zorunda hissediyorsun ya kendini ondan heralde.
Şimdi bir daha bak bakalım. Arada bağlantı var mı yok mu?
artık ne için bunu dediysen....
Gelelim sorduğun soruların cevaplarına;
1- dünya ve evren nasıl oluştu? üzerinde ki canlılar nasıl oluştular.
Evren 13.7 milyar yıl önce big bang diye adlandırılan bir patlama sonunca oluşmaya başladı. Aşağıdaki linkte big bang ile ilgili yeterli açıklama vardır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Patlama
bigbang islamı ve kuranı doğrular niteliktedir. hadi oyle olmasaydı diyelim, peki bu teoriden önce ne düşünüyordunuz yaratılış için?
Dünya oluşumuna şu 2 linkte açıklamalar yeterlidir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BC...n_olu.C5.9Fumu (http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya#Yerk.C3.BCrenin_olu.C5.9Fumu)
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bil...ojik/index.htm (http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index.htm)
2. ilk canlı tek hücreli çok basit bir canlı idi. Nasıl oluştuğuna ait hipotezleri burdan bakabilirsin.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez
ne güzel demişsin hipotez diye. diline sağlık. tek hücreli bir canlıdan oluşan bir sisteme inanıyor ve açıklamaya çalışıyorsunuz ama arada oluşan uyum ve gelişmişlikler hakkında çeçeniz tutuluyor. eninde sonunda bir yaratıcı olması gerektiği gerçeğinden malesef kurtulamıyorsunuz. elinizde tek bir örnek,ara geçiş formu, ya da devamında süregelen bir değişim kanıtı yok.
Neden aynı kalmadı diyorsun çünkü ilk canlı ortaya çıktığı zaman olan 3.5 milyar yıl öncesinden bugüne dünya çok değişti. 2 üsteki linke bunla ilgili yeterli bilgiyi alabilirsin. Şartlar değişince Doğal seleksiyon mekanizmaları devreye girerek ilk canlıdan bugüne dek süren evrim başlamıştır.
Başkalaşım en kolay olanı doğurur demişsin. Başkalaşımdan kastettiğin evrim ise evrimde böyle birşey geçerli değildir. Evrimden başka birşeyi kastettiysen böyle bir başkalaşım olmamıştır. Evrimde doğal seleksiyon vardır. Değişimi canlı değil doğa belirler. Doğa şartları değiştirdikçe bu ortama en uygun olan canlılar nesillerini sürdürmeye devam ederler. Bu yüzdende değişik bir çok şekil üreme oluşmuştur. Canlı bulunduğu şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre değişim geçirmiştir.
en kolay derken aynı şeyi söylüyorum dağaya en kolay uyum sağlayan hayatta kalır ya da en rahat şekilde yaşayacak biçimde değişim olmalıdır diyorum. eğer olsaydı tabi.olmadı çünkü bu gösteren ne bir kanıt ne de bir canlı var. her sene yaz ve kış oluyor neden insanlar vücudunda tük çıkaramadı binlerce yıldır. ateş olmadan nasıl yaşardık? cok zeki sanıyosun kendini de neyse...
Anlayacağın Memeli hayvanlar seçmediler doğurmayı Doğa seçti. Her üreme yönteminin kendine göre riskleri, kolaylıkları, gereksinimleri ve sonuçları vardır. o zaman inanmıyorum deme. bak yine bir idare edicinin , himaye edicinin kapısına geldin. bana göre Allah, sana göre doğa yaratan, var eden, ve hüküm kılan. öyleyse desene sizin tanrınızın dengesi bozuldu, ne de olsa küresel ısınma var. bilim diyor doğanın dengesini bodu insanoğlu diye ben demiyorum. bu nokta da sizin teorilerinizin ve fikirlerinizin çürüdüğü noktadır.
Neden insanlar kuşlar gibi kanat çıkarmadı diye sormuşsun. Kuşlar kanatları mesafeleri kolay kat edelim diye birden çıkarmadılar ki kanat sahibi olmayı kendileri istemediler.Doğal seleksiyon onlara kanatları verdi diyebiliriz. Aşağıdaki linkten kuşların nasıl kanatlandıklarını öğrenebilirsin.
http://www.kad.org.tr/files/makale/evrim2.pdf
hep aynı şeyler... tamamen hayal ürünü. yav söylesene doğa madem seçti bunu doğa neden dengesini bozdurdu sana madem? yok diyelim ağaç kendisi büyüdü, bu kadar aklı olan ağaç sana kendini kestirir mi? sen onu yakınca, kesince, orman sana fatura göndermez mi?
Gelelim sorunun cevabına insanın atası olan canlının bulunduğu ortam şartlarında hayatta kalıp neslini devam ettirmesi için gerekli olan kanat değilde ondan.
puhahahaha :hand:
Tekrar üzerinden geçmek gerekir canlı sahip olduğu özellikleri kendisi istediği diye değilde Doğal seleksiyon sayesinde kazanmıştır. Bu linkten doğal seleksiyon hakkında detaylı bilgiyi alabilirsin
http://www.evrimteorisi.org/?p=67
doğal seleksiyonu senin kadar bende biliyorum... sizin fikirlerinizle alakası yok doğal seleksiyonun. varsa oyle link verme açık açık anlaşırlır şekilde ıspatlarıyla yaz.
3. İnancı olmayan kişiler bazı şeyleri tartışmak zorunda bırakılmıştır. Dine inanan kişiler tarafından sürekli olarak sapkın, küfre düşmüş vs olarak nitelendirilmişlerdir. Yani inanma ihtiyacından dolayı değil.
Ateizm bir inanç değil bir inançsızlıktır. Aslında bütün dinlerde bir tür inançsızlıktır. Sende aslında bir bakıma ateistsin. Sende İsa'yı, Zeus'u, Ra'yı tanrı olarak kabul etmediğin için ateistsin. Ateistler bütün tanrıları reddederler. Herhangibir dine inanan ise kendi dininin Tanrısı ya da Tanrıları dışındaki tanrıları reddederler. Aranızdaki tek fark Ateistler sende bir tane daha tanrıyı kabul etmezler okadar.
hristiyan, müslüman, yahudi, hindu,vs. vs. başkadır ateist başka. dediğin gibi ateistler hiç bir tanrıya inanmazlar. ama zora gelince sanki tanrıları doğaymış gibi doğa öyle yaptı, doğa öyle istedi, canlı kendisi yapmadı, doğa yarattı derler.ne kadar inkar ederseniz edin siz de inanıyorsunuz ama neye inandığınızı bilmiyorsunuz.eğer hiç bir tanrıya inanmıyorlarsa sadece islamla alıp verememeleri neden? diğer dinler hakkında da yazın forumda, bütün dinleri eleştirin oyleyse. siz işinize ne gelirse ona tapıyorsunuz işte.
4.İnsan dediğimiz Homosapiens var olana kadar çok uzun ve zor bir yoldan gelmiştir. İmkansızlıklar dağının en tepesine bir adımda çıkmamıştır. O dağı yavaş yavaş adımlarla çıkmıştır. Öteki taraftan bakarsanda başka bir canlıda da İnsanda kendine gelişmiş canlı mı diyor dedirtçek özellikler vardır. Her canlı ortamına en uygun olan özelliklere sahiptir. Ayrıca Dünya tarihi boyunca Tek düşünebilen canlı Homosapiens olmamıştır. Homosapiensle yakın akraba olan düşünebilen, alet yapıp kullanabilen, ateş yakabilen canlılar olmuştur. İnsan bu canlılar arasında hayatta kalmayı becerebilen tek türdür.
o imkansızlık dağı dediğin dağ nerde? ağrı dağından daha mı yüksek? bir adımda yavaş yavaş adımlarla çıkmış oyle mi? belliki fazla kopyala yapıştır yapmışsın sen. o ateş yakani düşünen, alet edavat yapan ve insanın akrabası olan canlılardan bir kanıt var mı? yoksa bunlarda hipotez mi?
5. Evrendeki hiçbirşey tesadüfen oluşmamıştır. Şartlar neyi gerektirdiyse ona göre oluşmuştur ve evren bir çok değişim geçirmiştir. Yukarda verdiğim big bang ile ilgili linkte hangi değişmeleri geçirmiş hangi izler kalmış çok rahat görebilirsin.
ne demek şartlar neyi gerektiriyorsa yaaa. bir yıldızdan kopup gelen bir ateş topu kütlesinde şartlar neyi gerektirebili arkadaşım biraz mantıklı ol beee. hangi izler kalmış sen burada herkese göstersene. mantıklı sebep-sonuç ilişkileri sunsana bize. anlayamadığın şeylerin linklerini atmakla olmaz öyle. kopyala yapıştırcı seni.bize başlangıcı söylesene, sonu nasıl olacak söylesene.
O kadar büyük düşünmene gerek bile yok. Sadece yaşadığın dünyanın geçirdiği değişimlere bak, bu sana evrende değişim olup olamayacağı hakkında fikir verebilir.
Yukarıda verdiğim ;
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bil...ojik/index.htm (http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index.htm)
linktekileri okuduysan nasıl bir değişim geçirdiğini çok iyi anlarsın.
çok büyük düşünmediiğin açık bir gerçek zaten. ekosistem, düzen bir değişimmi geçirmiş? geçirmişse ilk olşumun mantığı nedir? hep hipotez hep hipotez kanıtın yok bişey yok. senin yadıklarını aynı dalla uğraşan yüzlerce insan yüzlerce farklı hipotezlerle kabulettirmeye çalışıyor uyanık.
6. İnsan evrimini ve genel olarak evrimi biraz araştırırsan sorduğun sorunun cevabını çok rahat bulursun.
http://www.evrimteorisi.org/
http://evrimianlamak.org/e/Ana_Sayfa
Bu sitelerden çok yararlı bilgiler alabilirsin.
evrimi anlamaya gerek yok, okulda nbunlarla buyuduk zaten zamanında. evriminde nekader gerçek nekadar uydurma olduğu kanıtlandı ha kanıtlandı. tartışmaya bile gerek yok. evrimi çüreten gerçeklerle dolu gezegen ve internet dediğimiz nimet. evrimi çürüten kanıt istersen ben buna en büyük kanıtım zaten.:rockon:
7. İlk kim emzirdi bilmiyorum ama 250 milyon yıl önce emzirdiğini sana söyleyebilirim.
sen dün kahvaltıda ne yediğini söyle önce. kim emzirdi bilmiyorsun ama 250 milyon yıl önce emzirdi biliyorsun. şahane cevap vermişsin.çok açıklayıcı ve aydınlatıcı olmuş. syenizde bütün müslümanlar pardon sadece müslümanlar deiğil bütün inananlar aydınlanacak.
Sen bir kapıdan geçtiğini zannedip doğruyu buldum diye seviniyorsun.
hamdolsun hemde nasıl seviniyorum. içim de keder ve üzüntüde var ama nasipsiz olmadığımı görünce sevinçten çıldıracak gibi oluyorum.
Allah size de nasip etsin inşallah. Bu hissi tatmadan anlayamazsınız çünkü.
Artık zihniyetinizi ve sınırlarınızı anlamış oldum ve sorularıma verdiğin cevaplar hep aynı şeyler, hayal ürünü,bir yere kadar gidip sonra sekteye uğrayan, tıkanıp kalan, tatmin edemeyen cevaplar. bildiğimiz şeyleri farklı şeyler gibi gösteriyorsun. doğal seleksiyonun evrimle uzaktan yakından alakası yoktur iyi öğren bence. evrim aldatmacası doğal seleksiyonu yükselmek için bir basamak olarak kullanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. bu gün hem bilim, hem akıl, hemde bir çok kural bunu kanıtlıyor. neyse konuşma bitmiştir.
su yazdıklarına bak biraz. komik.....
Dimi böyle bir kitap olması çok komik olurdu.
o ayetin açıklamsını sana yazdım benim değil islam ailimlerinin yaptığı açıklamadır sana yazdığım. kabullenmek zor geldi. sonra sen ne dedin ? başında boyle yazan ayetin sonu boyle olamazmış. Allah sana sormadan söylemiş, kusurumuza bakma.
İslam alimleri böyle açıklama yapıyor diye gerçeğin böyle olduğunu nerden biliyorsun. Kitabın kendisi diyor ben apaçık bir kitabım diye. Apaçık bir kitabın açıklanması için ille islam alimlerinemi gerek var? Ayetin anlamı işinize gelmediği için işinize gelen şekilde çevirip gerçek budur diyorsunuz. Kuranda Tura yazıyor siz diyorsunuz ki orda tura demek istemedi yazı demek istedi.
daha öncede dediğim gibi açıklama islam alimlerininde kabul ettiği açıklamadır. ayette kastedilen sınırların belirlenmesidir.
Ayette bir yer göster bana sınırların belirlenmesine yönelik.
yukarıda yazdıklarından bişey anlamadım sen yanlış anlamışsın. ben o ayetleri bir amaç için yazmadım sadece o an senin inkardaki ısrarını görünce seni anlatıyorlar gibi geldi bana. Allah ın senin gibler için ne didiğini hatırlatayım diye yazdım.birbirinden bağımsız ayet falan diye saçmalamışsın, artık ne alakaysa.
Ben birbirinden bağımsız ayet demedim. Birbiriyle bağımlılar dedim. Sen bundan önceki mesajında benim söylediğim Tekvir 27-28 de 29. ayette ne denmek istendiği bildiriliyor dedim. Sende bana 29. ayette farklı anlam olduğunu ters bir anlam olduğunu ima ettin.
Bende diyorumki 29. ayette ters bir anlam yok bunu 27-28 den anlayabiliyoruz. Tabi buda senin işine gelmedi.
giysileri kırmızı olan çocuk
kırmızı elbiseleri olan çocuk
bu iki cümle arasında ne fark var söyler misin? senin yaptığın da bu. cevap vermek zorunda hissediyorsun ya
Ayetin senin yazdığın şekli ile benim yazdığım şekline bakalım.
(Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
Şimdi, bunları yapan Allah’ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Yukarda da dediğim gibi sen ayetlerin arasında birbiri ile alaka olmadığını göstermek istedin. Senin yazdığın şekliyle bakarsak çok fazla alaka kuramıyoruz. Fakat diyanetin çevirisine baktığımızda kendinden önceki ayetin devamı şeklinde olduğunu çok rahat anlayabiliyoruz. Buda senin işine gelmediği için konuyu değiştiriyorsun.
bigbang islamı ve kuranı doğrular niteliktedir. hadi oyle olmasaydı diyelim, peki bu teoriden önce ne düşünüyordunuz yaratılış için?
Öncelikle bigbang islamı ve kuranı doğrular nitelikte değildir. Hemen sen diyeceksin Kuranda biz sizi yoktan var ettik, yerle gök birleşikti biz onu ayırdık, der diye. Bununda big bang i söylediğini söyleyeceksin. Fakat big bang hiç bir zaman yoktan var oluşu söylemez. Big bang sizin sandığınız gibi bir doğrulayıcı filan değildir.
Malesef o kadar yaşlı değilim. Big bang ben doğduğumdan var olan bir teoriydi. Onun için öncesinde ne düşünürdün diye sormak saçma olur.
ne güzel demişsin hipotez diye. diline sağlık. tek hücreli bir canlıdan oluşan bir sisteme inanıyor ve açıklamaya çalışıyorsunuz ama arada oluşan uyum ve gelişmişlikler hakkında çeçeniz tutuluyor. eninde sonunda bir yaratıcı olması gerektiği gerçeğinden malesef kurtulamıyorsunuz. elinizde tek bir örnek,ara geçiş formu, ya da devamında süregelen bir değişim kanıtı yok.
Hiçte bile bir yaratıcı olması gerektiğini düşünmüyoruz. Herşeyin nasıl geliştiğini aşama aşama görebilirken bir yaratıcının burda iş yapmadığınıda görebiliyoruz. Unutma ki Hipotezler yanlışlanana kadar doğru kabul edilir.
Bırakın artık şu ara geçiş formu yok muhabbetlerini. Yüzlerce ara geçiş formu varken siz bunları kabul etmeyip görmezlikten geliyorsunuz. Tabi evrimi Harun Yayha gibi bir Prof.tan öğrendiğiniz için o ne derse doğrudur diye bakıyorsunuz. Sizin ara geçiş formundan beklediğiniz Vucudunun ortadan itibaren üst kısmı sürüngen alt kısmı balık gibi bir canlı ise evrim hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz demektir.
Madem ara geçiş formu istedin al sana en meşhurlarından bir tanesi
http://en.wikipedia.org/wiki/Tiktaalik
en kolay derken aynı şeyi söylüyorum dağaya en kolay uyum sağlayan hayatta kalır ya da en rahat şekilde yaşayacak biçimde değişim olmalıdır diyorum. eğer olsaydı tabi.olmadı çünkü bu gösteren ne bir kanıt ne de bir canlı var. her sene yaz ve kış oluyor neden insanlar vücudunda tük çıkaramadı binlerce yıldır. ateş olmadan nasıl yaşardık? cok zeki sanıyosun kendini de neyse...
En kolay uyum sağlayan değil en iyi şekilde uyum sağlayanlar nesillerini devam ettirdiler. İnsanların vucudunda neden tüy çıkmadığını, artık tüylere ihtiyacının olup olmadığını çok iyi anlardın. Briazık evrimi araştır ozaman geçişlerin nasıl olduğunu çok iyi anlarsın. Bir iki belgesel izlesende olur görsel olarak daha iyi anlarsın belki.
o zaman inanmıyorum deme. bak yine bir idare edicinin , himaye edicinin kapısına geldin. bana göre Allah, sana göre doğa yaratan, var eden, ve hüküm kılan. öyleyse desene sizin tanrınızın dengesi bozuldu, ne de olsa küresel ısınma var. bilim diyor doğanın dengesini bodu insanoğlu diye ben demiyorum. bu nokta da sizin teorilerinizin ve fikirlerinizin çürüdüğü noktadır.
Doğa seçti derken doğanın ulan ben bu canlıya kanat bu canlıya kuruk vereyim diyerek yapmadı. Değişen ortam şartları yani değişen doğa yüzünden canlılardan değişen ortam şartlarına ayak uydurmak zorunda kaldılar. Senin anladığın gibi yukardan birileri gelip buna kant takalım bunu beğenmedim yok edelim demedi.Merak etme doğa bir tanrı değildir bizim için
hep aynı şeyler... tamamen hayal ürünü. yav söylesene doğa madem seçti bunu doğa neden dengesini bozdurdu sana madem? yok diyelim ağaç kendisi büyüdü, bu kadar aklı olan ağaç sana kendini kestirir mi? sen onu yakınca, kesince, orman sana fatura göndermez mi?
Bunlara hayal ürünü deyip dalga geçerken nerde yaşadığı neye benzediği belli olmayan bir şeyin bir gün canı sıkılıp 6 gün içinde herşeyi yarattığına hayal gücü değil gerçek diye bakan birindan çok güzel bir yaklaşım olmuş. Bir de bu hayal ürünü dediklerinin kanıtları varken.
Bak gene aynı yanlışa düşüyorsun. Doğa dediğin bilinçi bir varlık değildir. Doğanın seçimi yukardada dediğim gibi değişen ortam şartlarına en uygun olanının neslini devam ettirmesidir.
doğal seleksiyonu senin kadar bende biliyorum... sizin fikirlerinizle alakası yok doğal seleksiyonun. varsa oyle link verme açık açık anlaşırlır şekilde ıspatlarıyla yaz.
Sen benim yazdıklarımı tersinden anlarsan tabikide bir alaka kuramazsın. Verdiğim siteyi iyicene bir araştırırsan gerekli ispatlarıda bulursun. Burda yazacaklarım sitede yazanlardan çok farklı olmayacağı için burda yazmadım.
hristiyan, müslüman, yahudi, hindu,vs. vs. başkadır ateist başka. dediğin gibi ateistler hiç bir tanrıya inanmazlar. ama zora gelince sanki tanrıları doğaymış gibi doğa öyle yaptı, doğa öyle istedi, canlı kendisi yapmadı, doğa yarattı derler.ne kadar inkar ederseniz edin siz de inanıyorsunuz ama neye inandığınızı bilmiyorsunuz.eğer hiç bir tanrıya inanmıyorlarsa sadece islamla alıp verememeleri neden? diğer dinler hakkında da yazın forumda, bütün dinleri eleştirin oyleyse. siz işinize ne gelirse ona tapıyorsunuz işte.
Doğanın nasıl seçtiğini yukarda anlattım. Ateistler doğayı bir tanrı gibi görmezler. Doğa yarattıda demezler. Tabi sen hiç bir araştırma yapmadan bir konu hakkında yorum yaparsan olacağı budur.
o imkansızlık dağı dediğin dağ nerde? ağrı dağından daha mı yüksek? bir adımda yavaş yavaş adımlarla çıkmış oyle mi? belliki fazla kopyala yapıştır yapmışsın sen. o ateş yakani düşünen, alet edavat yapan ve insanın akrabası olan canlılardan bir kanıt var mı? yoksa bunlarda hipotez mi?
Merak etme copy-paste yapmıyorum. İmkansızlıklar dağı evrimdir. Evet bu dağ ağrı dağından çok daha yüksek bir dağdır. Sen diyorsun canlılar bu dağın en tepesine gökten zembille indirildi. Bende diyorum ki canlılar bu dağa en alt kısmından yavaş yavaş adım adım geldiler.
İstemediğin kadar kanıt var o insanın yakın akrabası olan canlılardan. Sen yeterki biraz araştırma yap.
ne demek şartlar neyi gerektiriyorsa yaaa. bir yıldızdan kopup gelen bir ateş topu kütlesinde şartlar neyi gerektirebili arkadaşım biraz mantıklı ol beee. hangi izler kalmış sen burada herkese göstersene. mantıklı sebep-sonuç ilişkileri sunsana bize. anlayamadığın şeylerin linklerini atmakla olmaz öyle. kopyala yapıştırcı seni.bize başlangıcı söylesene, sonu nasıl olacak söylesene.
Bir yıldızdan kopan bir ateş topundan bahsediyorsun. Bu ateş topu nasıl kopuyor yıldızdan. Diyelimki yıldızın yakınından başka bir yıldız geçiyordu onun kütle çekip etkisiyle koptu. Yani anlayacağın o ateş topunun kopması için gerekli olan şartlar yerine gelmişti ve o ateş topu koptu.
Bana mantıklı ol diyorsun ama senin inandığın şeyler çok mu mantıklı? O inandığın şeylerde hiç bir mantık aramadan Allah böyle istemiş deyip işin içinden çıkıyorsun. Biz sana oku diye link veriyoruz sen rahatını bozup okumadan hala bana açıkla diyorsun.
çok büyük düşünmediiğin açık bir gerçek zaten. ekosistem, düzen bir değişimmi geçirmiş? geçirmişse ilk olşumun mantığı nedir? hep hipotez hep hipotez kanıtın yok bişey yok. senin yadıklarını aynı dalla uğraşan yüzlerce insan yüzlerce farklı hipotezlerle kabulettirmeye çalışıyor uyanık.
Verdiğim linkte dünyanın nasıl değişimler geçirdiğini görebilirdin zahmet edip baksaydın. Cevabı önünde olan soruları tekrar tekrar sormanın bir anlamı yok. İlk önce git oku. Verdiğim linkte gösterilenlerin kanıtları mevcudtur.
evrimi anlamaya gerek yok, okulda nbunlarla buyuduk zaten zamanında. evriminde nekader gerçek nekadar uydurma olduğu kanıtlandı ha kanıtlandı. tartışmaya bile gerek yok. evrimi çüreten gerçeklerle dolu gezegen ve internet dediğimiz nimet. evrimi çürüten kanıt istersen ben buna en büyük kanıtım zaten
Türkiyede hangi okulda gösterilmiş evrim çok merak ediyorum. Benim neden haberim olmadı. Doğruya ben arabistanda okumuştum okulları ondan göstermediler.
Evrimin ne kadar uydurma olduğu iddiasının uydurma olduğu kanıtlandır sevgili Chechen. Evrimi çürüten gerçeklerle dolu dediğin internetteki türkçe kaynakların yüzde 99 u harun Yahya kaynaklı. Harun Yahya, Einsteindan bile daha büyük bilim adamı ya onun dedikleri herşey doğru.
Evrimi artık bir çok müslüman bile kabul etti. Hatta o kadar ki bunun Kuranda bile var olduğunu söylüyorlar. İnsanmazsan Abdulkadir ve Mehmetsalih arkadaşlara sor. En az senin kadar sağlam müslümanlardır kendileri ve onlarda evrimin var olduğunu kabul ediyorlar. Hatta o kadar ki Adem'in annesi ve babası olduğunu bile söylüyorlar.
Sen bana bu evrenin bu dünyanın nasıl olduğunu bir açıklarmısın? Hani Dünya kaç günde oluştu, evren kaç günde oluştu, İlk insan kaç yıl önce yaratıldı, Dünyadaki hayat neden daha önce 5 kere yokedildi? Bunların cevap larını bana mantıklı birşekilde veririmisin?
evet evet sen haklısın... kusura bakma.:hand: buna inan diyorsun... e ne yapalım sen dedikten sonra kime laf düşer... yarın bu siteye bir iki resim de ben çizip koyayım...güzel çizememişler. evrim teorisi güçlenir... :) aşağıdakiler saçmalık değildir de nedir?
Evrim ani patlamalar şeklinde mi, yoksa tedrici olarak mı gerçekleşir? Bu cevaplanması zor bir sorudur, ne de olsa elimize bir kronometre alıp geçmişi yeniden yaşayamayız. En azından, evrimin ani patlamalarla ya da tedrici olarak ilerlediği durumlarda, fosil kalıntılarının nasıl farklılaşması gerektiği hakkında tahminlerde bulunabiliriz. Daha sonra bu tahminlerimizin doğru olup olmadığını yaptığımız gözlemlere bakarak denetleriz.
sizinde dediğiniz gibi evrim aslı olmayan tahminlerden öte bir şey değildir. size göre ıspatıda aşağıda ki resimler.
http://evrimianlamak.org/evrimwiki/images/3/31/Evo101_51_1.gif (http://evrimianlamak.org/e/Resim:Evo101_51_1.gif)
http://evrimianlamak.org/evrimwiki/images/a/a7/Evo101_51_2.gif (http://evrimianlamak.org/e/Resim:Evo101_51_2.gif)
http://evrimianlamak.org/evrimwiki/images/d/de/Evo101_51_3.gif (http://evrimianlamak.org/e/Resim:Evo101_51_3.gif)
.
http://evrimianlamak.org/evrimwiki/images/6/64/Evo101_51_4.gif (http://evrimianlamak.org/e/Resim:Evo101_51_4.gif)
Evrim gerçek midir???
Doğal seleksiyon, doğada daimi bir yaşam mücadelesi olduğu ve bu mücadele hayatta kalanların hep "güçlü ve doğal şartlara uygun"canlılar olacağı varsayımına dayanır. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir geyik sürüsü içinde, doğal olarak hızlı kaçabilen geyikler hayatta kalacaktır. Doğal olarak da bir süre sonra bu geyik sürüsü, hızlı koşabilen bireylerden ibaret hale gelecektir.
Ancak dikkat edilirse bu süreç, ne kadar uzun sürerse sürsün, geyikleri bir başka canlı türüne dönüştürmez. Zayıf geyikler elenir, güçlüler hayatta kalır, ama sonuçta geyiklerin genetik bilgisinde bir değişiklik olmadığı için, bir "tür değişimi" gerçekleşmez. Geyikler ne kadar seleksiyona uğrarlarsa uğrasınlar, geyik olarak yaşamaya devam ederler.
Geyik örneği tüm türler için geçerlidir. Doğal seleksiyon sadece bir popülasyon içindeki sakat, zayıf ya da çevre şartlarına uymayan bireyleri ayıklar. Yeni canlı türleri, yeni genetik bilgi ya da yeni organlar ortaya çıkaramaz. Yani, evrimleştiremez. Darwin de bu gerçeği "faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz" diyerek kabul etmiştir. (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 177)
http://tr.fgulen.com/content/view/11778/147/
Keşke Feytullah gülenin sitesinden Copypaste yapacağına direk link verseydin de hiç yokundan bu kadar boşuna yer kaplamazdın forumda.
http://tr.fgulen.com/content/view/11778/147/
ne gerek var link vermeye seni yormayım dedim. :) üstelik giren herkes okusun, gerçekleri öğrenmeleri fena mı olur?
big-bang in sonuçları ve tek tanrılı dinler;
Bundan önceki üç bölümde Big Bang’in sonuçlarının, diğer görüşleri nasıl yanlışladığı incelendi ve bu bölümlerin sonunda Big Bang’in sonuçlarının, incelenen görüşleri geçersiz kılışı beşer maddede özetlendi. Bu bölümde ise Big Bang’in ortaya koyduğu sonuçların, tek Tanrılı dinlerin tarih boyunca ortaya koydukları tezleri desteklediği beş maddede özetlenecektir. Tek Tanrılı dinler dışında bu maddelerin hepsini beraber savunmuş hiçbir dini ve felsefi sistem gösterilemez. Tek Tanrılı dinler kendileri dışındaki herkese karşı bu tezlerini tarih boyunca savunmuşlardır.
1- evren ve madde yaratılmışlardır başlangıçları vardır:
Big Bang’in ortaya koyduğu veriler ile evrenin ezeli olup olmadığı tartışması yerini evrenin başlangıcının ne zaman olduğuna bırakmıştır. Evrenin yaşını hesaplamada kullanılan değişik yöntemlerin hepsi yaklaşık olarak 15 milyar yıl öncesini göstermektedir.
Big Bang’in sonuçları içerisinde en önemlisi evrenin başlangıcı olduğunu göstermesidir. Tarih boyunca aşağı yukarı tüm ateistler, evrenin ezeliliğini, Tanrı’nın varlığına alternatif olarak göstermişlerdir. Fred Hoyle gibi astronomlar, Big Bang’e bu yüzden karşı çıkmışlardır. Hoyle, Big Bang’in olmadığını iddia ediyordu ve eğer bu teori doğru olsaydı yoktan yaratılışa karşılık geleceğini kabul ediyordu. Hoyle’ye göre Big Bang, zamanda geriye doğru gidildiği takdirde, her şeyin başlangıç noktasında yokluğa kapanması sonucuna götürür. Kısacası Big Bang’in düşmanları bile, O’nun yoktan yaratılışın açıklaması olduğunu görmüşlerdir.
dr caner taslaman' ın big bang ve tanrı kitabından onun affına sığınarak izni olmaksızın bir alıntı yaptım. birileri dedi ki big bang tanrının varlığını kanıtlamaz big bang'i ne olduğunu ne anlama geldiğini bilmeyenlerin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ederim. hatta inanan inanmayan herkese bu kitabı okumayı tavsiye ederim ...
zamanın izafiliği ve tanrının mudalesi;
Tanrı’yı, bir saati yapıp, onu kendi haline bırakan bir ustaya benzetmek yanlış olur. Saat bir kez yapıldıktan sonra hep aynı hareketi tekrarlar. Oysa Big Bang göstermiştir ki evrenin birbirine denk tek bir anı yoktur, evren sürekli genişleyerek değişmektedir ve evrenin her aşaması birbirinden farklıdır. Birbirlerinden farklı tüm aşamalar ise bilinçli bir şekilde düzenlenmiştir. Bu, Ta