PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bu Papa İsa'ya yakışmıyor


pervane
05-05-2009, 22:48
Sitede İsevi arkadaşların sayısı bayağı var gibi artık.
Bu arkadaşlardan bize biraz da Papa'yı anlatmalarını isteyebilirmiyiz acaba?

Buyrun;


Bu Papa İsa'ya Yakışmıyor / Erdoğan AYDIN



16'ncı Benedik ismiyle Papa olan Kardinal Ratzinger 'in, Bavyera'daki Regensburg Üniversitesinde yaptığı konuşma, gerek temsil ettiği kurumun niteliği gerekse de İslama dair yorumunun içeriği nedeniyle, hepsi de önemli bir dizi irdelemeyi gerektiriyor.

İçerdiği bir dizi doğru ve yanlışıyla bu önemli konuşmanın özü veya en önemli kısmı olmamasına karşın, Bizans İmparatoru II. Manuel Paleologos 'tan (1350-1425) hareketle İslamiyete dair yapılan atıf dünyanın gündemine oturdu. Oysa akademik düzlemde kimi doğruları da içeren, en azından tartışılmayı hakeden bölümün ötesinde çok daha ciddi sorunlar içeriyor Papa'nın konuşması. Avrupa'ya giydirmeye çalıştığı Hıristiyan kimliği, bunun bir gereği olarak Türkiye'nin AB'ye üye yapılamayacağı yaklaşımı, keza Evrim teorisine ilişkin yinelediği gerici tavrı, rölativizme karşı mutlakçı tutumu gibi... Ancak salt kendilerine dokunan yanıyla dünyaya bakan bizim din adamlarımızın ve tabii onlardan farklı olmayan kimi politikacılarımızın yaklaşımı Papa'nın sergilediği yaklaşımın tersyüz edilmiş halinden ibaretti. Oysa eğer bu konuşmanın provakatif bir amacı olabileceğine dair haklı olarak kuşkulanacaksak, İslam coğrafyasında gelen tepkiler ne yazık ki bu amacı kolaylaştıran bir işlev görüyor.

Bir dizi ayrıntıda sorgulanması gereken söz konusu bu konuşmayı irdelemeye nereden başlayayım diye düşünürken, sevgili Ataol Behramoğlu 'nun, 23 Eylül 2006 Cumartesi günkü yazısının ''Papa İsa'ya yakışmıyor'' başlığı imdadıma yetişti. Gerçekten de Ataol'un başlığında olduğu gibi Papa Benedik ve onun temsil ettiği misyon, İsa'ya ve onun ideallerine yakışmıyordu. Bu gerçekliği görmek için İsa'ya dair kaba bir bellek tazelemesi yapmak yeter.

HEM TANRI'YA HEM MAMON'A HİZMET OLMAZ

Yahudi dini ve Roma'nın egemenliğindeki adaletsiz ortama halkın hakları adına başkaldıran İsa, gerçekte Yahudiliği yıkmaya değil, onu halkın beklentilerine yanıt veren bir kusursuzluğa ulaştırmaya çalışıyordu. Bu 'kusursuzluğun' eşitlikçi anlamıdır ki, hem Yahudi egemenlerinin hem de onların işbirlikçilik ettiği Roma iktidarının acımasız saldırısıyla ezilmeye çalışılacaktı.

''Nasıra kasabasında doğan doğramacı İsa, bütün insanların kardeşliğine dayanan yeni bir düşünce getiriyordu. İnsanların hepsi Baba Tanrı'nın çocuklarıydı. İnsanların ruhu Tanrı'nın ruhuydu. (...) İnsanlar ancak sevgiyle birbirlerine bağlanabilirlerdi. Sevmek içinse eşitlik gerekiyordu. Eşitliği sağlayan yoksulluktu. Bu yüzdendir ki, 'bir devenin iğne deliğinden geçmesi, bir varlıklının Tanrı ülkesine girmesinden kolay' dı. İnsanların yüzlerini bile görmeyeceği mirasçıları için servet biriktirmesi saçmaydı'' (Orhan Hançerlioğlu) . Bu gerçeklikte; ''Vay şimdi tok olanların haline, çünkü aç kalacaklardır. Vay şimdi gülenlerin haline, çünkü ağlayacaklardır'' diye sesleniyordu İsa.

O'nun şekillendirdiği inançta Tanrı, Luka İncili'nde de belirtildiği gibi, ''kendini herkesten üstün görenlere karşı en büyük sertliği gösterir. Güçlüleri yıkar, ezilenlere dayanak olur. Zenginleri yoksullaştırır, yoksulları zenginleştirir'' (Max Beer).

Bu sözlerin ezilenleri kandırmak üzere üretilmiş bir söylem olduğu düşünülmesin. Aksine İsa'nın öncülüğünde ilk Hıristiyanların yaşamı da bu ideale göre şekillenmiştir. Çoğunluğu Yahudi emekçileri olan ilk Hıristiyan toplulukları, ya tam bir 'komünist' düzeni içinde yaşıyorlardı, ya da bu amaca bağlıydılar. Bunlar yoksulluklarından onur duyarlardı. (...) İsa yalın ve kesin bir deyişle, 'hem Tanrıya hem de Mamon'a (servet anlamında kullanılan zenginlik tanrısı) hizmet etmek olanaksızdır' demişti. ''Çömezleri de Tanrıya hizmet etmek için Mamon'dan yüz çevirmişlerdi. Dolayısıyla ilk Hıristiyan toplulukları da bir çeşit komünist hayat yaşamaya başladılar ya da bu ideale ellerinden geldiğince yaklaşmaya çalıştılar'' (M. Beer)

Tabii sınıfsal ayrımlar zamanla Hıristiyanlığın içinde de gelişmeye başlayacaktı. İsa'nın 12 çömezinden biri olan Yakup , Hıristiyanlığı bozan bu zenginlere karşı, ''iyi işler yapmadıktan sonra, inancı olmak neye yarar? İnancımız tek başına bizleri kurtarabilir mi?'' diye rezerv belirtecekti. Zenginlere, ''sizi bekleyen yoksulluğu düşünerek ağlayın. Zenginlikleriniz çürümeye, gösterişli kılıklarınız kurtlar tarafından yenmeye mahkûmdur. Tarlalarınızdaki ürünlerinizin hasadını yapanların gündeliklerini cebinize atarak biriktirdiğiniz paralarla bir servet yaptınız. Biliniz ki hakkını yemiş olduğunuz bu insanların ahları tanrı katına ulaşmıştır'' diyecekti

BARIŞLA VE ÖZVERİYLE

Mücadele içinde Romalılara ve düzene karşı etkinliği ve saygınlığı hızla artan bir halk önderi olarak İsa, başta silahlı bir mücadeleye yatkındır. Bu bağlamda Matta İncili'nde de belirtildiği gibi arkasında toplananlara, ''size barış değil savaş getirmek için geldim'' diye seslenir. Ancak daha sonra, bu yolla başarı elde edilemeyeceği yargısına vararak mücadele tarzını değiştirir. ''Yahudiye ülkesinin de Roma'nın da sertlik ve kaba kuvvetle değil, ruhların gücüyle, barışçı, özverili bir anlayışla ve içten de dıştan da arınarak kötülükten kurtulabileceğini'' söyleyecek, daha ötesi ''yeryüzündeki güç ve etkinliğin (...) temelinin kötülük'' (Max Beer) olacağı yargısına varacaktı. Bu yaklaşım tarzıyla İsa'da, kendinden yüzlerce yıl sonraki Mani 'de, Gandi 'de göreceğimiz tipten pasifist bir militan portresi görüyoruz.

Ancak mücadele tarzındaki bu dönüşüme karşın ideallerinde en küçük bir değişim gerçekleşmeyeceği gibi, aksine bu değişim sonrası etki alanı daha da büyüyecektir. O ''yoksullara, ezilenlere, iyi yüreklilere'' seslenerek, ''politik çekişmeler, ayaklanmalar, insanların birbirleriyle yaptıkları savaşlar, cinayetler (...) peygamberlerin idealini gerçekleştirmeye yardımcı olmaz'' görüşünü dillendirir. İnsanları Tanrının saltanatını kurmaya çağırır. ''Tanrının saltanatı şu demekti: Hayatın temelini insanlık sevgisi üstüne ve yeniden kurmak. Güçsüzlere ve günahı olanlara acımak. Herkesin topluca ve herkes için çalışması. İnsanları, üstlerine çöken kötülüklerden kurtaracak olan budur'' diyordu. Önerdiği yöntem sivil itaatsizlik, amacı insanlar arası eşitlik kurmaktı.

Bu dönem içinde öylesi mütevazı bir halk önderi portresiyle karşı karşıyayız ki, takipçilerinin yüklemine karşın kendisini mesih saydığı iddiasında bulunmaz. İncillerin en eskisi olan Markos İncili'nde İsa, kendinden mesih diye sözetmez. Ölümüne bir kararlılıkla halkının yaralarını sarmaya çalışır. İmparator Tiberius adına, Romalı Procurator Pontus Pilatus , Yahudi inancının kimi egemenlerinin de desteğiyle İsa'yı çarmıha asarak öldürür. Ancak bu durum Hıristiyanlığı bitirmez. Çünkü Hıristiyanlık, yukarıdan inen vahiyler yerine inancın insanla birlikte oluşturulma iradesinin sonucu şekillenecektir.

HIRİSTİYANLIĞIN REVİZYONU

Hıristiyanlığın karşılaşacağı ilk revizyon, İsa'nın öldürülmesi sonrasında giderek ön plana çıkmaya başlayan Aziz Paulus döneminde başlayacaktır. Etkinliğini arttırmasına bağlı olarak içine giren zenginlerin onu kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirmeye çalışmaları, keza karşılaştığı baskıları düzenle uzlaşarak aşmaya ve azaltmaya çalışan kadroların etkisiyle bu revizyonlar giderek derinleşecektir. ''Roma sistemine protesto olarak büyümüş ve yaygınlaşmış (olan ...) Hıristiyanlık, İmparator Konstantin'in (311-337) Hıristiyanlığı benimsemesiyle Roma İmparatorluğu'nu ele geçirmiş, bir bakıma da Hıristiyanlık İmparatorluğun eline geçmiştir'' (Bernard Lewis).

Roma'da resmi din olarak kabulüyle Hıristiyanlığın bu dönüşümü iyice pekişecek ve İ.S. 395'te İmparator Theodosius tarafından diğer dinler yasaklanırken, Hıristiyanlık diğer inançların yasaklanma gerekçesi olacaktır. Açıktır ki burada ezilenler, sosyal düzen ve ötekiler karşısında asıl değişen imparatorluk değil Hıristiyanlığın kendisi olmuştur. O artık imparatorluğun çıkarlarınca belirlenen, onun egemenliğini meşrulaştıran, bu anlamda kendi kurucusu ve geçmişine yabancılaşan bir ideolojik araca dönüşüyordu. Skolastik felsefenin en önemli düşünürü olan Aqinolu Thomas süregelen bu dönüşümü felsefi düzlemde iyice pekiştiren bir işlev görecektir.

395'te İmparator Teodosius'un ölümü sonrası ikiye bölünen Roma'nın Batı parçasının barbar akınlarıyla yıkılacaktır. Bunun sonucunda ise Kilise, doğrudan bir egemenlik aygıtı olarak hızla yükselerek, bin yılı aşkın süre boyunca dünyanın kaderi üzerinde belirleyici bir gericilik odağı olacaktır. Ortaçağı kapsayan bu ezici egemenlik döneminde Hıristiyan Kilisesinin teolojik temelleri, İsa değil özellikle Thomas tarafından belirlenecektir (O. Hançerlioğlu). Bu belirlenimde Hıristiyanlık, ezilenlerin, fakirlerin, sevgiyle sorun çözmenin inancı olarak başladığı yolculuğunda gitgide ezenlerin, egemenlerin kurumu haline geleceği bir evrim geçirecektir.

İSA'NIN MİRASÇILARI KİM?

Kendisi 'Sezar'ın hakkı' ile 'Tanrının hakkını' birbirinden ayıran, ezilenleri ve fakirleri yücelten, bu anlamda tanrısallığı laik ve halkçı bir perspektifle tanımlayan İsa ve onun dini ile, imparatorluklara yataklık yapan, bizzat kendisi ezen ve hükmeden teokrat papalar ve onların dini arasındaki tek benzerlik aynı ismi kullanmalarından ibarettir. Bu bağlamda iktidara karşı olanların dini, bu tip papaların elinde iktidarın dinine, barış dini 'kutsal savaşların' dinine, ezilenlerin dini ezenlerin dinine, sömürülenlerin dini sömürgecilerin dinine dönüşmüştür. Bu koşullarda İsa'nın gerçek mirasçıları, ''bu kadar iğrenç bir dünyaya Tanrının razı olamayacağını'' düşünüp buna uygun tutum alanlar olabilir ancak; önünü alamadıkları Hıristiyanlığın içini boşaltıp İsa'yı çarmıha geren çıkar ilişkilerini sürdürenler değil.

Evrensel barış için evrensel değerler temelinde kardeşliği savunmak durumunda olan bir Papa yerine, farklı inançları ötekileştiren, eleştirel gözlemlerini salt ötekine uygulayan, emperyalizm ve büyük sermayenin dümen suyunda bir papa örneği ile karşı karşıyayız. Başkalarının kılıcına yönelik eleştiriyi kendi kılıcından esirgeyen, ABD saldırganlığını kınamak yerine 600 yıl önceki ötekileştirici bir gözlemi günümüze taşıyan bir Papa, İsa'nın temsil ettiği pasifizm ve barışçıllığın, entegrasyon ve adaletin mirasçısı olamaz.

Avrupa'nın Hıristiyanlaştırılması misyonuyla ünlenmiş olan 1500 yıl önceki papa Aziz Benedik'in ismini kullanmaktaki tercihinde de yansıdığı gibi, Papa 16'ncı Benedik, ''Avrupa'yı yeniden Hıristiyanlaştırmak'' misyonunun papasıdır. Oysa Papalara düşen, artık kendi dini değerlerini dünyaya ve uluslararası politikaya taşımak değil, tam tersine dinsel alanı serbestleştirmektir. Olması gereken buyken, dünyada yeniden hakimiyet arayışı sergileyen Papa 16'ncı Benedik, söz ve davranışlarıyla, W. Bush ve S. Huntington ile adeta birbirlerini tamamlayan talihsiz bir takım oluşturmaktadır.

30.09.2006

Paolo
06-05-2009, 00:55
Malesef önderlerde hata yapabiliyorlar.Ama bu İSEVİLİĞİ etkilemez.Şuanki Papanın özelliği fazla disiplinli olması ve taviz vermemesidir.MESİH İSA insanlara huzur,sevgi ve kurtuluş getirdi!Ayete gelince RAB inancınız yüzünden ailenizden baskı göreceğinizi söylüyor.Kılıç gibi ayıracağını!Tipik bir çarpıtma.MESİH İSAYI kimse oluşturmadı.O zaten evvelden beri vardı.Bölümü anlayamadım.İslam dışındaki dinler mi yoksa İseviliği karalama bölümümü anlayamadım doğrusu?

Whiteface
06-05-2009, 18:45
bu katolikleri ilgilendiren bir konu. papanın yaptıklarını tüm isevilerin üzerine yıkmak saçma olur.

benim gibi protestanları zerre ilgilendirmiyor papanın yaptıkları.

KızıL
06-05-2009, 20:32
bu papalar dünyaya yakışmıyor...

Paolo
06-05-2009, 20:49
Kızılordu arkadaşım Papaya değil.RABBE bak,ONA odaklan!

pervane
06-05-2009, 22:32
bu katolikleri ilgilendiren bir konu. papanın yaptıklarını tüm isevilerin üzerine yıkmak saçma olur.

benim gibi protestanları zerre ilgilendirmiyor papanın yaptıkları.

Ben bu dini de biryerlerden çıkaracağım ama dur bakalım!

Müslümanların da mezhepleri vardı değil mi?

Burda da bir ayrışma bir reddetme, benim inanma şeklim doğrusu onlar yanlış biliyor şarkısı var.

iyi de ben şimdi hangisinin öz hakiki isevi olduğunu nerden anlayacağım?

Paolo
06-05-2009, 22:40
Hakiki İsevilik MESİH İSAYA iman etmek ve yolundan gitmektir.Mezhep o kadar önemli değil sonuçta.

pervane
06-05-2009, 22:49
Tamam işte ben de onu diyorum. Katolikler mi İsa Mesih'in yolundan gidiyor yoksa protestanlar mı?

elcihanaferin
07-05-2009, 00:16
Sn. pervane,

Siz de tam görüş isteyecek Hıristiyanları bulmuşsunuz. Siyasi sayılacak bir konuda bile birisi Protestan olduğundan dem vuruyor, öteki ise anlamamış, başka dinleri karıştırıyor. Bunlar görüş vermekten falan korkuyorlar. Varsa yoksa bir iki cümle ile tebliğ yapmak, hem de hep aynı şeyleri söyleyerek.

Burada benim gördüğüm, Erdoğan Aydın kendi görüşüne Orhan Hançerlioğlunu da mesnet yaparak son Papa'nın ne kadar İsa'ya yakışmadığını belirlemiş. Tabii maksat Papa'nın dini bir lider olarak yersiz demecini açığa çıkarmak. Ancak Uzunca bir şekilde Hıristiyanlığı anlatmasına gerek yoktu.Siyasi ve ahlaki açıdan Papa'nın ifadesini tenkit etmesi yeterliydi. Çünkü aktardığı Hıristiyanlık açılımı çoğu kişinin reddedeceği karakteristikler ihtiva ediyor. Bundan önceki Papa için şimdi pek bir şeyler hatırlamıyorum. Ancak genelde "Kilise" kavramı hiç de iyi çağrışım yapmıyor. Papalık olarak asırlarca insanlar yakmış, türlü hilelerle insanları, devletleri birbirine kırdırmış, cennetin anahtarını satmaktan, acayip ritüllerle abartıya kaçıp, insanları doğru yola yönlendirme kandırmacasıyla istismar etmiş bir kurum. Yani demek istediğim, böyle berbat temelli ve berbat şartlanmış bir kurumdan başka bir şey beklenmezdi. Bir önceki Papa için daha iyimser olmamız sisteme yansıyamaz. Bunların hiç biri temelleri itibarıyla ilerici olamaz.

Bush'un 'neo-evanjelistliği' ile, Huntington'un 'medeniyetler çatışması' ve bu Papa'nın Hıristiyan baskıcılığı ve 'öteki' yaratmacılığı tam birbirine uymuştu.


.

Paolo
07-05-2009, 01:13
Sayın pervane.Bana göre hepsi doğru.Çünkü hepsi RAB İSA MESİHE inanıyorlar.Katoliklik,Protestan ve Ortodoks kardeşler.İnsanlara değil RABBE bakın.

elcihanaferin
07-05-2009, 17:41
Sn. Pervane,

Görüş istediğiniz insanların, nasıl tebliğ yapmaktan başka bir şey düşünmediğini, dolayısıyla görüşleri olamayacağını, gördünüz değil mi?


.

re-al
07-05-2009, 20:12
bu katolikleri ilgilendiren bir konu. papanın yaptıklarını tüm isevilerin üzerine yıkmak saçma olur.

benim gibi protestanları zerre ilgilendirmiyor papanın yaptıkları.
cok haklısın ve katılıyorum

hristiyan demek sadece vatikan demek degildir.
hristiyan demek isa mesihin ogretileriyle yasayandır

pervane
07-05-2009, 21:52
Sn. elcihanaferin, burdaki insanların ne yapmaya çalıştığını görüyorum görmesine de bahsettikleri RABBİ bir türlü göremiyorum. Görünce gözlerimi ayırmayacağım ama görünür değil. Benimki de bir ümit belki İsevi arkadaşlarımıza başka bir konu sunarsam cevap vermeseler bile abilerinin görüşlerini belirtirler ya da onları cevap vermek için buraya çağırırlar ümit işte:)

Paolo
08-05-2009, 00:27
Pervane elçihan gibilerininde nasıl saçmaladığını gördünüz.Böyle boş konuşan çok var günümüzde!

mehmetsalih
08-05-2009, 15:54
Kur'an-ı kerim - Tevbe Suresi

30 - Yahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. (Müslümalarda Muhammedin sözlerini Allah'ın sözlerine eşit tutular) Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!

31 - Onlar, Allah'dan başka bilginlerini (Alimlerini, Şeyhlerini, İmamlarını) ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir.

--------------------------------------------------------------------

Dinle, ey İsrail!: Tanrı'mız Rab tek olan Rab'dır.(Yasa. 6/4)

Dinle ey İsrail! Tanrı'mız Rab tek Rab'dır... Din bilgini İsa'ya, “ İyi söyledin, öğretmenim ” dedi. “ Tanrı tektir ve O'ndan başkası yoktur ” demekle doğruyu söyledin.
(Markos 12 / 29, 32)

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HERKES GÜNAHKARDIR
Günah bir insan (Adem) yoluyla, ölüm de günah yoluyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi. (Romalılar 5 / 12)

Deniz Tegin
27-08-2009, 16:57
Papa adayları arasında bir Latin amerikalı reformist vardı,onun seçilmesi daha iyi olurdu bence.Aslında agnostik olmama rağmen,müslümanların da hristiyanların da "reformist" olanını severim,Türk müslümanları da bence "Yaşar Nuri Öztürk"ü örnek almalı.

Nazzam-Cubbai
27-08-2009, 19:17
tarihdeki vahset hiristiyanlikla ilgisi yok diyen veya yeni ahitle ilgisi yok diyenlere gülüyorum .

)))))))

pervane
27-08-2009, 19:29
Tarihteki diğer aynı vahşetlerin islamiyet ve kuran ile ilişkisi yok diyenlere ne diyorsunuz?

Deniz Tegin
27-08-2009, 20:25
Bence tüm semavi dinler "vahşet" konusunda birbiriyle yarışacak düzeyde.

Nazzam-Cubbai
27-08-2009, 20:36
Islam kendini savunan bir dindir,


hiristiyanlarin ve Müslümanlarin gecmisi tarihi kiyaslayin ,


Müslümanlar bir belcikanin kongoda katletikleri kadarmi katletmisler

#

veya hollandanin endonesyadaki yaptiklari kadarmi



büyük batili devletlerininiki saymiyorum okadar vaktim yok

ama hiristiyanlari 600 milyon insani katletmislerdir 2000 yil icinde

Deniz Tegin
27-08-2009, 20:40
Islam kendini savunan bir dindir,


hiristiyanlarin ve Müslümanlarin gecmisi tarihi kiyaslayin ,


Müslümanlar bir belcikanin kongoda katletikleri kadarmi katletmisler

#

veya hollandanin endonesyadaki yaptiklari kadarmi



büyük batili devletlerininiki saymiyorum okadar vaktim yok

ama hiristiyanlari 600 milyon insani katletmislerdir 2000 yil icinde

Kısmen haklısınız.Ama Doğu Timor'da Endonezya'nın,Darfur'da Sudanlı Müslümanların yaptıkları ve Emevilerin Farslara,Türklere,Berberilere ve tüm "mevali"lere yaptıkları katliamlar azımsanacak boyutta değil.Veya son 20 yılda islami terör gösterileriyle ölen insanların sayılarının azımsanacak boyutta olduğuna inanmıyorum.

Nazzam-Cubbai
27-08-2009, 21:09
Kısmen haklısınız.Ama Doğu Timor'da Endonezya'nın,Darfur'da Sudanlı Müslümanların yaptıkları ve Emevilerin Farslara,Türklere,Berberilere ve tüm "mevali"lere yaptıkları katliamlar azımsanacak boyutta değil.Veya son 20 yılda islami terör gösterileriyle ölen insanların sayılarının azımsanacak boyutta olduğuna inanmıyorum.


-dogu timorda hirst ler Müslümanlara zülüm yapmislardir ( birde koloni zamani hatirla)

dogu timor endonesyadan ayrildi(batili haclilarin yardimiylan) , peki niye philipindeki zülüm gören Müslümanlar ayrilamiyorlar


-Dafurda ki olaylar , tschat taki Müslümanlarin cocuklarini calip

-hacli olarak yetistirip sudanda Müslüman katleden hirist grup -cete

taktik deyistirdi artik katliyamlarini Müslümanlarin üzerine atiyorlar bizimkilerde yutuyorlar.

- gizli biyzanli(hiristler) emeviler , guya Müslüman olmus suryani ordularla gelip Mekkeyi yagmaladilar

emevi byzantir system olarak .

son 50 yilda Müslümanlarin basina diktatörleri dikti bati Müslümanlar güclenmesin diye

son yirmi yilda 15 milyon Müslüman sehit eti hacli domuslar ,

bosnadan .cecen ,iran irak savasi, afgan , irak savaslari

birde afrikadaki Müslüman katiyamlari daha halen devam ediyor .

Islami terror denenler bati icin bahane veriyorlar Müslümanlara saldirmak icin

Paolo
27-08-2009, 21:18
Bende sana gülüyorum nazzam.Saçma düşüncelerine görüyorum.Mesih İsa mı demiş onlara gidin saldırın diye?İşte laf olsun torba dolsun.Bu arada domuz sözünüde iade ediyorum.Sen varken domuz bize düşmez.Kötü söz sahibine aittir.

Nazzam-Cubbai
27-08-2009, 22:00
haclilara domus diyorum sen haclimisin


niye üstüne alindin ??

Paolo
27-08-2009, 22:04
Haçlı değilim çok şükür.Ama İsevileri kötülemenden rahatsız (haçlıları)kastetmiyorum rahatsız oldum.Onun için böyle tepki gösterdim.

Lusin
24-10-2009, 23:17
Aslında inançları ve mezhepleri kötülemek adetim değildir. Ortodoks olsam bile katolikliği kötülemem. Ama şu Katolik kilisesinin zamanında sapkın işlerinin olduğu su götürmez bir gerçek.
Liderler de hata yapabiliyor, hepimiz insanız ve dolayısı ile mükemmel değiliz.
Ne olursa olsun Katolik, protestan ya da ortodoks. Hepimiz İsa Mesih'in yolundayız. Ne kadar bazı kesimler öyle düşünmesede...