Orijinalini görmek için tıklayınız : AYŞE HAPİSTE Mİ ÖLDÜ
Muhammedin en sevdiği karısının Muhammedin ölümünden sonraki hayatından pek bahsedilmez.
Bu konuda bildiklerinizi yazarsanız aydınlanırız.
teşekkürler.
ilginç bir soru..
Ayşe hatuna ne oldu yaw? ben de merak ettim.
aslında merak da etmiyorum ama etmiş olalım diye diyom.
Araştırmada mısınız yoksa bu konuda fikri olan yokmu?
sizde benim gibi bu konuya fransız mısınız?
Materyalist
22-10-2005, 19:21
hem de fıp fransısız. Ayşe ye ne oldu? hımmmmm. Bak şimdi bu çok önemli bir konu. Ayşe anamız ( :D ) acaba nerelere kayboldu? Haaaaa. Bu arada havva anamıza ne oldu? Onu bilen var mı? Sonra hatice anamız? sonra zeynep anamız? Lan bizim ne çok anamız var be!! :D
Ayşe nin, Muhammedin ölümünden sonra kuranın ve müslümanlığın uygulanış şeklinin değiştirilmeye başladığını öne sürerek isyan ettiği ve ordu toplayıp savaştığı doğru ise bu gün bizim kuran değişmiştir iddialarımızın bir bir kanıtıdır.
En son Hz. Ali tarafından mağlub edilmişti. Esir düşmüştü...
Hz. Ali, Hz. Aişe'yi bağışlamış. Savaş için onu kınayan Hz. Ali ile, Hz. Ayşe arasındaki diyalog şöyledir:
Hz. Ali: "Allah'ın Resulu sana bunu mu vasiyet etti, Ya Aişe?"
Hz. Aişe: "Beni bağışlıyorsun ha, ya Ali... Gerçekten büyük bir insan olduğunu gösterdin..."
Ondan sonra Hz. Aişe'nin siyasetten elini eteğini çektiğini zannediyorum. Çünkü artık adı geçmiyor. En fazla hadis nakleden insanlardan biri olmuştur, ve kendi halinde vefat etmiştir kanımca...
Hz.Aişe/Aişe'nin hapiste öldüğüne dair bir bilgiye hiçbir sahih kaynakta
rastlamadım ben.Aişe 613 veya 614 doğumlu olup,678 yılında eceliyle
vefat etmiştir.
Sn. kani,
"Rasulallah’ın vefatından sonra Hz.Aişe hadislerin bir sonraki nesillere taşınması görevini üslenmiştir. Hadisler konusunda Aişe oldukça titiz davranmıştır. Ve bu konuda Dirayetçilerin arasında yer almaktadır.
* * * * * *Hz.Aişe Rasulallah’ın vefatından sonra yaşadığı en büyük olay Cemel Vak’ası’dır. Bu olay H.36 (9 Aralık 656 ) Basra yakınlarında gerçekleşmiştir. Hz.Aişe bu olayda 34 yaşında idi. *Rasulallah vefatından 26 yıl sonra gerçekleşen bu olay Hz.Aişenin aklına düşünce başörtüsünü ıslatacak kadar ağlamasına sebep olur.
* * * * *Hz.Osman dönemine *kadar siyasete katılmayan Hz.Aişe Hz.Osman’ın kötü politikası sonucu siyasete katılmak zorunda kalır. Bu dönemde *haksızlığa uğrayan insanlar Medine’ye toplanarak ayaklanır ve halife Osman’ın evini kuşatırlar. Hz.Ali kendi çocuklarını halifenin evinin kapısına bekçi olarak koyar. Fakat bütün bunlara rağmen halife Osman öldürülür. Hz.Osman’ın öldürülmesiyle Ümeyye Oğulları Medine’yi terk eder. Ve Medine isyancıların eline kalır. Bunun üzerine hemen şura toplanır ve Hz.Ali halife seçilir. Hz.Ali öncelikle Medine’de ortamın durulmasını sağlar. Ve amacı ortam durulduktan sonra Hz.Osman’ın katillerinin bulunmasıdır.
* * * * * *Bu sırada Hz.Aişe hac için Mekke ‘dedir. Dönüş yolunda olayı Zübeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydullah’dan öğrenir. Etrafındakilerin Hz.Ali konusunda olumsuz şeyler söylemesi sonucunda tekrar Mekke’ye döner. Onun isteği de Hz. Osman’ın kanının hesabının sorulmasıdır. Mekke’de etrafına toplanan Ümeyye Oğulları Hz.Aişenin Medine’ye yürümek üzere ikna ederler. On beş bin kişilik ordu toplanır ve oradan Basra’ya hareket edilir. Ha veb yakınlarında Hz.Aişe geri dönmek ister fakat Zübeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydullah onun sayesinde Allah’ın barış ve huzurunu sağlayacağını söyleyerek ikna ederler. Hz.Aişe amacıda iç sükuneti sağlamak uzlaşma yoluna gitmekti. Fakat işler çok daha farklı gelişti. Bu savaşın Cemel Vak’ası olarak anılmasının sebebi Hz.Aişe savaşı devesinin üzerinden idare etmesindendir. Sonuçta Hz.Aişe tarafı savaşı kaybetti. Talha ve Zübeyr olmak üzere birçok müslümanın kanı akar. Hz.Ali Hz.Aişe’yi kardeşi Muhammed bin Ebubekir ile Basra’ya oradan da Basralı 40 kadınla 12 bin dirhem vererek Medine’ye gönderir. Ancak Hz.Aişe önce Mekke’ye hacca oradan Medine’ye döner. Daha sonraki hayatında hiçbir dönem siyasete katılmamıştır ve kendisini tamamen ilme vermiştir."
Kaynak (http://www.akabe.com/haber_detay.php?haber_id=1168)
Aslında google arama ile ilk bulunan sitedeki bilgiler bunlar ve bu bilgileri sizlerin bildiğini de biliyorum.
Soruyu sorma amacınız ve varacağınız noktayı da merak ediyorum.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Hz.Aişe bu olayda 34 yaşında idi. *Rasulallah vefatından 26 yıl sonra gerçekleşen bu olay Hz.Aişenin aklına düşünce başörtüsünü ıslatacak kadar ağlamasına sebep olur.
sayın mhmmd
verdiğiniz bilgide bir hesap hatası var gibime geldi, bu durumda aişe 8 yaşında olmuyormu
Sn. Gandalf,
Aynı hesabı ben de yaptım lakin yazının tırnak içi (aktarım) olduğundan dolayı değiştirmek istemedim. Aynen kullandım. Aktarım kaynağı da belirttim.
Cemel olayı M. 656 da olmuştur.
Peygamberimiz M. 632 de vefat etmiştir.
Peygamberimizin vefatında, Hz. Aişe 27 yaşında idi (M.632)
Vefattan sonra 48 yıl yaşamış ve 74 yaşında vefat etmiştir.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Sn.mhmmd,
Benim bildiğim Hz.Osman'ın evini basanların arasında Hz.Ebubekir'in oğlu da vardır (yani Ayşe'nin kardeşi), Hz.Osman'ın "baban bu halini görse kahrından ölürdü" tarzı birşeyler söylemesi üzerine evi terkeder ama son ana kadar isyancılarla birlikte hareket ettiği anlaşılıyor (bu bilginin kaynağını tam hatırlamıyorum ama arayıp bulacağım). Eğer öyle ise Ayşe'nin Hz.Osman'ın kanının hesabını sorma peşinde koşması çelişki olmuyor mu?
spartacus
12-01-2007, 16:52
Bence bu soruların en tutarlı yanıtlarını doğru isimlerde ve onların pratiklerinde bulacağız.
Yfln'nin açtığı ve Muaviye dönemine kadar incelediğimiz bir konu vardı, orada Muaviyenin hedefleri ve bunlardan faydalanma ve kabileler arası üstün gelme dönemlerine girmiştik.
Üzerinden atlamamamız gereken şaşırtıcı bir soruyu soracağım ve daha sonra vakit buldukça ve düzenleyebildikçe işleyeceğim.
Ömer, Ebubekir: Bu ikisinin Peygamberi kabul ettiği şüphelidir, arkasında yatan politik ve sınıfsal tutumlar gereği, zorunlu kabul kendini gösteriyor olamaz mı?
Bana göre ne Ömer ama nede Ebubekir, peygamberin, peygamberliğine gönülden inanmış kişiler değildi........ Osman'da değildi -ki zaten Ebubekir'in, Osman'ın sicili ilk *Kur'an nüshalarından dolayı ve yakılmaları, yokedilmelerinden dolayı bozukturda, tabi çok sonra Mervan'da devam ettirecek bu yakma-yoketme geleneğini-...
Bu olayların başlangıç noktası ve tutarlı bir iz sürümü daha buradan ele alınmak zorundadır, Peygamberin ailesinin yada temsil ettiği evvel kabilenin, daha sonraki yenilgisi hem maddi ama hemde siyasi olarak silinmesi süreci, bu süreç dahilinde Ayşe'nin tutumu, Osman yararına ve bir kez daha, Ali'nin hem o zamanın hukuki şartlarına göre ama hemde temsil ettiği aile ve miras gereği hakkı bir kez daha yenilmektedir. Bunun son ayağını Osman, sonuç ayağını Muaviye temsil ediyor. Geçmişte süren ve ancak merkezi tek bir otorite ve ümmet ile henüz sağlanamamış olan ümmi birliğin, sonuçları... Kısaca egemenlik için hala süren kabile(aile) savaşları... Ve tabi hoşgeldin Emevi devleti...
Unutmadan Umeyye ailesi sizde nasıl bir şey çağrıştırıyor.... Muaviye iç karışıklıkları önledikten sonra ne yapıyor, FETİHLERE başlıyor.... İzi sürelim, bakalım karşımıza nasıl bir tablo çıkacak... Kim neyin öcünü alıyormuş? Binlerce insan bir öç için mi ölüyormuş... 1 Kişinin hayatına karşılık 1000 kişi?
Sn. yfln,
Sadece ve sadece şahsi yorumum;
Tarihsel olayın ispatlı doğruluğuna bakmadan, doğru olduğunu kabul ederek şu şekilde de düşünülebilinir mi?
Baba, oğul arasında fiziksel ve davranışsal özellikler bulabiriz. Soya çekim bunu kanıtlar. Ancak düşünsel ve eylemsel benzerlikler çok zordur.
Tek yumurta ikizlerinde bile (ki bu kişilerin parmak izleri dahi aynıdır) düşünsel ve eylemsel olarak ayrışırlar.
Tarih bize kardeş katlinin dahi reva görülebildiği (F. Sultan Mehmet zamanı), siyasi otorite için kendi kardeşiyle savaşan ve kazanınca da ülkesine sokmayan (Cem sultan olayı), kendi öz kardeşi ile ipe sapa gelmez meseleler için 20 yıl konuşmayan ve düşmanlık besleyen öz ve öz babam gibi kardeşliklerle doludur.
Günümüze gelirsek, biraz güneyimize inip Irak'a bakmamız kafi.
Dolayısı ile doğruluğunu tartışmadığım (kaynaklı tespit etmediğim için) olayda bence çok garip bir durum söz konusu değil.
Sn. Spartacus,
"Ömer, Ebubekir: Bu ikisinin Peygamberi kabul ettiği şüphelidir" sözünüz oldukça iddialı geldi. Ama alternatif tarih de özel merakım. Kaynaklarınızı ve düşüncelerinizi merakla bekleyeceğim.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
spartacus
12-01-2007, 18:02
Sevgili Mhmmd
Bilmem gerçek ortadada kaynakları nasıl çıkartacağız, o yanık küller arasından işte bu inan çok zor.
İşte basit örnek, Hilafet kavgaları ve sonuçları... Yfln'nin açtığı forumu bir ara güncelerim, tekrar okuruz. Bir yanda Peygamber'in eşi, diğer yanda Damadı, ve savaşan aynı ümmetin insanları? Hemde bir kaşık suda....
Sn mhmmd,
Hz.Ali'nin Ayşe ile kardeşini birlikte Basre'ya göndermesi sanki ikisi birlikte hareket ediyorlarmış izlenimi yaratıyor, o nedenle böyle bir soru sormuştum, kaynağı bulabilirsem bu konuyu irdelemeye değer bence.
sevgili spartacus,
Hz.Ebubekir ve Ömer'in halifeliklerinde Marya olayının rol oynadığını okumuştum ama bunun da kaynağını aramam lazım. Hafsa'nın yatağında Marya ile yakalanıp olaydan Ayşe de haberdar olunca Hz.Muhammed'in (bir rivayete göre de Ayşe'nin yatağında yakalanmış, olaydan Hafsa'nın haberi olmuş) babalarının hilafetini müjdeleyerek ortamı yumuşatmaya çalıştığı yazıyordu, artık günahı yazanın boynuna :)
[quote:c24235e952="mhmmd"]Peygamberimizin vefatında, Hz. Aişe 27 yaşında idi (M.632)
Vefattan sonra 48 yıl yaşamış ve 74 yaşında vefat etmiştir. [/quote:c24235e952]
Hz.Muhammed'in vefatında Aişe 18 veya 19 yaşında idi.Vefattan sonra
46 yıl daha yaşayıp 64/65 yaşlarında vefat etmişlerdir.Duyrulur......
Bence bu soruların en tutarlı yanıtlarını doğru isimlerde ve onların pratiklerinde bulacağız.
Yfln'nin açtığı ve Muaviye dönemine kadar incelediğimiz bir konu vardı, orada Muaviyenin hedefleri ve bunlardan faydalanma ve kabileler arası üstün gelme dönemlerine girmiştik.
Üzerinden atlamamamız gereken şaşırtıcı bir soruyu soracağım ve daha sonra vakit buldukça ve düzenleyebildikçe işleyeceğim.
Ömer, Ebubekir: Bu ikisinin Peygamberi kabul ettiği şüphelidir, arkasında yatan politik ve sınıfsal tutumlar gereği, zorunlu kabul kendini gösteriyor olamaz mı?
Bana göre ne Ömer ama nede Ebubekir, peygamberin, peygamberliğine gönülden inanmış kişiler değildi........ Osman'da değildi -ki zaten Ebubekir'in, Osman'ın sicili ilk Kur'an nüshalarından dolayı ve yakılmaları, yokedilmelerinden dolayı bozukturda, tabi çok sonra Mervan'da devam ettirecek bu yakma-yoketme geleneğini-...
Sevgili Spartaküs ;
İnsanlık varlık alanına çıktığından bu yana,insanlığın maddi gereksinimlerine cevap veren teknolojik ilerlemelerde bir çok değişim geçirmiş olduğunu,ilerlediğini,maddi yaşamı geçmişe göre daha pratiklikle yaşayabilme olanaklarını oluşturduğunu hep beraber izleyebiliyoruz.
İnanılmaz değişimler olduğu ortada.
Peki insanlarda değişmeyen ne ?
Duygular,düşünceler ve bu ikisini,davranış olarak hayata yansıtmalar diyebilir miyiz ?
Günümüzde kendi yaşamlarımızda da bunları kendi gözlerimizle görüp şahid olmakta değil miyiz ?
Bu konuda sevdiğim bir söz vardır : *
"Birinin sizi seviyorum veya sevmiyorum demesi gerekmez.Binlerce kere bunları tekrarlasada,siz onun hal ve hareketlerinden sizi sevip sevmediğini anlayabilirsiniz"
Yine çocukça bakmıyor isem,senin yazında koyulaştırdığım yerlerde,belki istenilen bilgi ve belgeleri tam olarak bulamasakta;bu sözün yansımalarını görebilme olasılığımız var mı ?
Sevgilerimle hoş ve esen kal.
spartacus
15-01-2007, 13:27
Sevgili Hocam;
Yansımaları çok fazla, ama gel gör ki, Kişileri Yüceltme anlayışımız ve duygularımız altında asıl yatan gerçekleri göremiyoruz, verili koşulalrda ki, hali hazırdaki düzen nedir? O kadar çok yüceltiliyorlar ki, artık iş gerçeğinde örtülmesine varıyor, aktaran kaynaklar mı var, gerçeği ifade edenler de aralara sıkışmış mı, ya yok ediliyor yada hemen Yalan deniyor. Bu gün bunların örnekleri ile dolu değil mi bu site forumları. En sağlam aktarıcıdan dahi aktarsanız eğer bir çelişki var ise, anında yapıştırılıyor, yalandır...
"Allah, kafirlere müminler üzerine kesinlikle yol (fırsat) vermeyecektir." (Nisa 141)
Irak'dakiler ve Afganistandakiler Mümin değillerdi... İşte basit bir örnek bu gün değilse yarın bir sürü Irak ve Afganistan için Lut Kavimi masalı uyduracaklar.....
....
Kişilerin yüceltilmesi, tabu düzeyinde yükseltilmesi, bir yerde hakim kesimi temsil edenlerin işine geliyor ise, Bunu sonsuz kullanmaya çalışıyorlar, bunun en ele avuca gelir yolu ise, kullanılacak şey her ne ise, bir insan yada bir nesne farketmez, onu olduğundan çok daha etkin ve yüce(dokunulamaz)bir kimliğe eriştirmektir. Hep diyorumya nafile, insanı kendisi temsil eder, temsil yada semboller değil...
Şimdi Kısa ve başlıklarla geçeceğim.
1. Halifelik kurumu ele alınmalıdır. Kimler Halife olabilir.
Kısa Cevap- Sadece Kureyş kabilesinden olanlar.
2. Alternatif Kimdir
Kısa Cevap: Temsilci(Halife) kişiyide temsil edeceği için Aileden birisi olmalıdır.
Bu Kim: Ali.
3. Kadınlar Halife olabilir mi?
Kısa Cevap: Olamaz. Ayrıca Reşit ve aklı başında(deli değil) olmalıdır.
Aişe, ne yapabilir? Kendi ailesinden birisini desteklemek zorundadır.
Kim ile çatışacak: 3 Defadır hakkı teslim edilmemiş olan Ali ile. Kısaca çıkar temsil eden herkes Ali ile çatışacaktır! Ortada manevi bir miras vardır ve Ali yaşadığı sürece bu Miras'ı doğal olarak temsil edecektir, bu haliyle Ali'de, O'nun ailesinden olanlarda var olduğu sürece bu doğal miras diğerleri için her dönem engel oluşturacaktır... Temizlenmeleri gerekir aksi takdirde Miras hakları devam edecektir...
Bir tarafta hem maddi mirası kalmış Peygamber ama asıl büyük mirası ise iktidar temsil ediyor. Buna gelince kimse bir türlü iktidar mirasının olabilecek tüm miraslardan daha önemli olduğunu görmüyor. Aile liderliği için çatışanlar ise bunun zaten farkındalar...
4. Ali, Ömer, Ebubekir ve Osman'ın halifeliğini kabul etmişmidir?
Kısa Cevap: Etmemiştir, Sadece Allah ve Resulüne biat ediyorum demiştir.
5. Ömer döneminde FETİHLER nerelere kadar yayılmıştır?
Kısa Cevap:Mısır, Kudüs, İran, Horosan
Buraların önemi nedir? Ticaret ve zengin topraklar demektir.
Bir Dip not:Bizans böylesine zenginlikleri kaybederken ne yapması gerekir, Oda O'ndan alırken dini kullananlar gibi dini kullanarak Tanrı yolunda öleceğine inandıracağı koyun sürüsü gerekir, buda Avrupanın kabaran iştahı, Haçlı Ordularıdır...
6. Peygamber Dönemi uygulamalarında dikkate değer en önemli şeylerden birisi nedir?
Kısa Cevap: Ölümü, para ile satın almadır(Zekat, Sadaka)
Kimlere Dayatılmıştır. Genelde Yahudilere, Yahudiler Kimlerdir, Malları ve mülkleri olup ticaretle uğraşanlardır. Nasıl can güvenlikleri sağlanmıştır, Sadaka yada Zekat vermeleri şartı ile(Maddi gelir-amaç) İster zor ile Ganimet al ama isterse bu şekilde Ganimet al, ortada 1 alternatif ve 2 tercih var.
İran bölgesi, Ticaret yolalrı, Kudüs ve Mısır ise Deniz Ticaretine hakim bölgelerdir.
7. Pratik Uygulamada Zekat almaya giden Halife(Ebu Bekir) Memurlarına, bu zekatı ödemeyeceğini bildirenlere Halifelik makamının yanıtı ne olmuştur(Memurlara karşılığını vermeyeni öldürün emri verilmiştir)
Dayanak kimdir, Peygamber zamanı uygulamalardır. Beklenti nedir, Maddi gelirdir.
8. Mısır'ı dahi fetihlere katan bir makamın önemi nedir?
Anlatmaya gerek var mı?
9. Ebubekir ve Ömer döneminde yapılan Fetihler sonrası, Pasta dahada büyümüştür ve görece sağlanan iç birlik ve bir dönem bastırılan egemen kim? olacak sorusu, Osman döneminde tekrar dahada şiddetli olarak hortlamıştır, iç karışıklıklara yol açmıştır. Taraflar arası cephe savaşları artık kaçınılmazdır ve bu sürmeye devam edecektir...
Bir taşa bile KUTSALLIK atfedenler, Kabe'nin köşesindeki taşı öpüp koklarken?!, Peygamberin öpüp sevdiği, omuzunda taşıdığı insanları, bırakın taşı toprağı, insanları öldüreceklerdir. Şimdi kabe'deki taşı(göktaşı, gökten geldiya kerameti var evvala) yerinden alsak anında kelleler gider değil mi?
......
Ortadoğuda, İslam öncesi Kabileler birlikteliği belirli dini temsillerle sağlamışlar. Buna göre Devletin merkezini Kabe temsil ederken, Kabileler ve Tanrılarıda sembol olarak bu meclisde temsil edilmiştir. Bir yerde kabilelerin nerede ne kadar olacağınıda Bu Meclisde(Kabe) Semboller ve onların önemi yansıtmıştır(basamaklı putlar, aşağıda daha yukarıda : ) ). Her dönem kabile egemenliği önemli bir yer tutmuştur. Birlik sağlandığında ise, Kıble Kudüs'e çevrilmiştir, çünkü Yahudilerin gönlü alınır ise, olurları sağlanır ise, en zararsız yoldan biatda sağlanacaktır...
İslam sonrasında ise yıldızı parlayan Kabile zengin, kudretli ileri gelenleri olan Kureyş olmuştur. Kabileler birbirleri ile çatıştığı gibi birde kabileler arasında kabile temsilide büyük sorun teşkil eder. Evet Kabileler üstü egemenliğin yanında birde kabile içi egemenliksorunu vardır. İşte konumuzun asıl merkez noktası burasıdır! *Kabileyi hangi ileri gelen temsil edecektir ve hangi aile(soy), ve başa(bezirganlar(bostanağaları) saltanatına) kim oturacaktır.
Bu sorunların ise, sonrasında içten içe yine sürdüğünü görmekteyiz. İslam'ın ilk yıllarında iktidarı hangi Kabile temsil edeceği sorunu, Meclis(Kabe) deki, temsillerin(putların) kırılması ile az çok belirlenirken, diğer taraftanda, bu egemenliği hangi Aile'nin temsil edeceği sorunu kendini gösteriyordu. (Ebu Süfyan'ın savaşı ne sanılıyor, laf savaşı mı?) Kureyş ve diğer Kabilelerin oluru ise, Kıblenin Kabe yapılması ve yine merkez üs seçilmesi ile sağlanıyor.
Kısaca Kabileler üstü egemenlik KUREYŞ Kabilesinindir. Tamam, bu sağlanıyor.
Peki bu iktidarı, Kabile içi temsil olarak Hangi Aile temsil edecektir? İşte bu sorun çözülemiyor?!
Şimdi sırada Kabile savaşlarından çok, aile savaşları önemli olmaktadır.
Yapılan üst düzey Toplantılarında ise malesef, Kureyşin ileri gelenleri var?!
Ömer'in, Peygamber'e vasiyet yazdırmadığı savlarıda vardır? Çünkü kaygıları var ve geleceğini çıkarları üzerine kuranlar, Peygamber'in başından bir an bile ayrılmıyor. Hatta gencecik kızını bile evlendirmek isteyen var, ölüm döşeğinde yatana.. Çünkü O'nun ne diyeceğini gözden kaçırmamaları lazım.
Vasiyet yazdırılmıyor ve böylelikle kendisinden sonra Halife tayin etmesine engel olunuyor. Ali cenaze işleri ile uğraşadursun, Ebubekir, Ömer saltanat toplantılarına durmuştur savlarıda vardır. Aslında bu(halife, vezir) daha evvel tayin edilmiş, zaten sistemde öyle işlemek zorunda, Bu kişi Ali'dir....
Acaba Ali, islamı Ebubekir'den dahamı az temsil edecekti? Kaygımı vardı, bu tür şeyler söylenir ama doğru tespitler olamazlar. Olamazlar çünkü, böyle bir kaygı duyulacak kişi bir kere Ali olamaz... Ebubekir Ali'den daha hayırlıdır denemez... Denecekse bile Ali daha hayırlıdır... Bunuda Allah'dan başkası bilemez denecektir, o halde?
Bunlar düşündüğüm şeylerin kaba başlıkları, tabi Bostanağasından bahsettiğim başlık var, orası ise, nesnel boyuttları oluyor... İlerledikçe detaylara gireceğiz. Bunlar için ayrıca Sosyo-ekonomik-politik yapıyada girmek zorunda kalacağız... PASTA küçük değil gerçekten insana kardeşini dahi boğazlatacak kadar büyük. Örnek mi, Osmanlılar bazı Hadislerle Halife olamazlar, ama Halife olmak için kendi kardeşlerini boğazlarlar. Çünkü ümmi bir iktidarda, Halifelik çok önemli bir kurumdur, Saltanat demektir. Bu arada Emeviler'de saltanatın, HALİFELİĞİN babadan oğula geçtiğinide göreceğiz. Ayrıca İslam'a kadar nedense Halifeleri Allah'ın seçtiğini, ama islam'dan sonra her ne hikmetse, Halifeyi Allah'ın seçmediğinide göreceğiz? İşe bak ki, seçmesi gereken ve tayin etmesi gereken Bizzat Allah'dır.
"Bu iş (devlet başkanlığı) Kureyş’ten olacaktır. Onlar İslâm'ı uyguladıkça kim bu konuda onlara düşmanlık ederse Allah onu yüz üstü süründürür ve rezil eder." (Buhari Kitabu'l Ahkam C. 8 S. 105 Bab 2)"
"Kureyş’ten iki kişi kaldıkça bu iş (devlet başkanlığı) Kureyş’te devam eder." (Buhari Kitabu'l Ahkam C. 8 S. 105 Bab 2 Müslim 1820)"
2 Kişi bile kalsa, birinden birisi, bu işi üstlenecektir.
Bunlar tabi öyle değildir, öyle demek istemiyor böyle demek istiyor diye herkes işine geldiğince çekip, uzatacak. Muaviye gibi... İşine geliyorsa aktaracak gelmiyorsa hasır altı edecek...
Kutsal 12 Rakamı ise taaa ilkel uygarlıklardan beri vardır, Tevrat'da dahi geçer, gerçek masala uymuyorsa, masalı gerçek yaparsınız, çok eşli olanlardan sanki 1 çocuk doğmuş gibi sanki yüzlerce torun olmamış gibi, rakamı tutturduğunuz anda 12 yi sır eder noktayı korsunuz. Artık uymasada uydurulmuş demektir...
Ömer hangi aileye mensuptur yada yakındır. Kureyş'in Adiy boyuna mensup, Ebu Cehil'in akrabası... Ticaretle Uğraşır(Köle sınıfından değildir)
Ebu Bekir Benu Teym'lerin Kureyş kabilesindendir, Ticaretle uğraşır(Yani köle sınıfından değildir)
Osman: Emevi Kökenlidir. Peygamber'in damadıdır.(Köle sınıfından değildir) Vefatından sonra Muaviye ve Emevilerin üstünlük çabaları gözden uzak tutulmamalıdır.
Osman yönetimde olduğu sürece Önemli Mevkilere Emevi ailesinden insanları yerleştirmiştir. Vefatı sonrası Kim Hakim olacak sorusuna evvelce 1 doğal hakkı olan Ali şimdi 2 doğal hakka sahip olmuştur(Ömer, Ebubekir, Osman, 4 büyükten geriye 1 büyük kalmıştır), ancak Emevilere yenik düşmüştür, Aişe burada saf tutmak zorundadır!!!? *Mirası Emeviler kaptırmamıştır...
Miras diyoruz çünkü?
Yoksul bir insan öldüğünde, düşünün geriye ne bırakabilir?
1. Ne çul nede çuval(kimse çul kavgasına girmez.)
2. Borç bırakır(evladı bile ben onun evladı değilim der, kaçar.)
Peki hiç bir şeyi olmayan geriye bir miras bırakmadı ise, nasıl olurda insanlar birbirilerine girer ve birbirlerini binlerce öldürür? Allah için mi, Peygamber sevgisi için mi, Peygambere olan inanç mı? Öyle ise, bu savaşanlar, birbirlerinin hakkına saldıranlar yada alıkoyanlar inanmışlar mı? Mal, mülk ve iktidar her dönem olduğu gibi cazip gelmiş olmasın?
sevgili spartacus,
Haşimiler ile Emeviler arasındaki kavganın miras, çıkar, güç kavgası olduğu apaçık ve bu işin islamiyet öncesine dayanan bir geçmişi var.
Cemal Şener "Alevilik Olayı" kitabında bu geçmişi şöyle açıklıyor:
Haşimiler ve Emeviler arasındaki bu rekabetin İslamiyet öncesine kısaca bir göz atalım:
Abdülmenafin’in Haşim, Abdüşşems, Muttalip veNufel adlarında dört oğlu vardır. Bunlardan Haşim ve Abdüşşems ikizdiler. Bir rivayete göre, ikizlerin ellerinin başparmakları birbirine yapışıktır. Başka bir rivayete göre ise ikizler, birbirinin el parmakları öbürünün alnına bitişik olarak doğar. Hiç kuşkusuz bu durum ancak ameliyatla düzeltilir. Sonuçta Haşim ve Abdüşşems’in kanı akar..
Bu durumu uğursuzluk sayan kahinler iki kardeşin çocukları arasında ayrılıklar, kırgınlıklar olacağına ve kan döküleceğine dair yorumlar yaparlar.
İşte bu ikiz çocuklardan Haşim Hz. Ali’nin, Abdüşşems ise Muaviye’nin dedesidir. Muaviye’nin büyük dedesi Ümeyye, Haşim’in elinden Mekke reisliğini almak ister.
İki aile arasında rekabet ilk kez bu olayla doğar. Ümeyye Haşim’den Mekke reisliğini alamayınca Şam’a göç eder. Giderek Haşim Mekke’de, Ümeyye ise Şam’da güç sahibiolurlar.
Elbette gene güç savaşı ama daha küçük boyutta, bu nedenle fazla ölme-öldürme yok. İslamiyet sonrası kin devam ediyor ve pasta bir anda devasa boyutlara çıkıyor, herkesin de gözü kararıyor elbette. Endülüs Emevi devletinde bile müslümanın öldürdüğü müslüman sayısı neredeyse reconquista döneminde öldürülene yakın!
Cemal Şener'in kitabının online kopyası şu adreste var, ilgilenenlere çok ilginç bilgiler barındırdığını söyleyebilirim.
http://www.karacaahmet.com/arastirma.asp
spartacus
15-01-2007, 14:48
Teşekkürler Sevgili Yfln.
Benim çabam aslında sosyo-politik açıdan eğilebilmek. Aslında nedenlerini biliyorum, hepsininkini biliyorum, bu evrensel boyutlara varmış bir nedendir. Özel kişi ve tarihlerle yerelleştirilemeyecek nedenlerdir, Çin'de ne ise, Amerika Kıtasında ne ise, Avrupa'da ne ise, Ortadoğuda'da nedenler aynıdır. Her dönem de aynıdır, kişiler gelir geçer ancak, Harami Saltanatı sürer, çark döner, birileri çarkı çevirirken kalan çoğunluk ötekilerde öğütülür. Sorun çarkı kimin çevireceği ve öğütülenler kimin-kimlerin çuvalına doldurulacağıdır.
Birisi Tanrının oğludur, kral olur, diğeri ise bende onun temsilcisiyim diye çıkar. Daha Osman zamanında bile Osman, kendisine Peygamber diyenlerle uğraşmaktadır? Neden? Çünkü bu bir yoldur, kelleyi koltuğa koyar, denersin, başarılı olursan tarih seni yazar, dönen çarkın kolunu tutarsın, başaramazsan tarih yine seni yazar, çarkın içinde öğütülmüş olarak....
Bu konuda ise yine basit gerekçeler var, unutulan bazı şeyler. Buraya temas etmek isterken, Ömer, Ebubekir, Osman yada diğerleri, Onların Peygamberin peygamberliğine innamadıklarını düşünüyorum dedim, yani Aişe'nin çatışmasının kökeni, TARİHSELDİR.... Bunu söyledim. Öyledir deyip kesitirip atamıyorum, bu kişileri ilahlaştıranlar her zaman inandıkları ne ise, artık en ufak bir detaya bile öyledir, öyle ise öyledir, öyle inandıysam öyledir derler. Eğrelti bir davranıştır, Deveye sorulan soruya benzer, boynun eğri, nerem doğru? Ama deve eğrisi ilede olsa yaşamaya devam eder....
Bu konuda gözden kaçırılmaması gereken Aişe, Osman'ın nesidir? Muaviye Osman'ın, Mervan Osman'ın nesidir? Emevilerin temeli ne zaman atılıyor? Osman vefat ettiğinde, Ali gerçeği var ortada ve büyük bir engel teşkil ediyor, nedenini ise yukarıda ilk paragraflarda somut olarak açıkladım...
Yinede kaynakları tek taraftan düşünmemek lazım. Muaviyeyi kötüleyenler, Halifeliğin Kureyşden başkasında olmaması gereğini, o uydurdu derler... Yani çark işe geldiğince döner. Yine öyle, tek yanlı olmamak lazım... Yoksa kaynak çok, fazlasıyla çok ama sorun şu, isimlerle, laflarla uğraşılıyor, sosyo-politik, asıl sebebin çarkın kendisi olduğuna giren pek yok... Tek taraflı olmamak ve araya sıkışmı, yada yok edilmişin izini sürmek lazım, yenenlerin değil, yenilenlerin tarihini, yenilenlerden nasıl dinleyebiliriz? Buda zor olan tarafı işte...
Bak verdiğin linkden...
"On iki yıl hilafette kalan Osman, Ebubekir’in küçük oğlu Mehmet’in de içinde bulunduğu bir grubun saldırısına uğrayarak feci bir şekilde öldürüldü. Cesedi iki gün evde kaldı ve cenaze namazına ancak 17 kişi katıldı.
Halifeliği döneminde Emevileri koruyup kollayan Osman, sarayını da kendi aşiretine açtı. Hz. Muhammed zamanında Taif’e sürgün edilen Mervan ve babasını yanına aldı, fetihlerde onlara ganimet verdi. Beytülmal’dan (hazineden) kendisine lüks saraylar yaptırdı, bir sefahat ve israf dönemi açtı."
http://www.karacaahmet.com/arastirma.asp?id=3
Beytülmal ise, daha işin başından beri, adına fetih denen kırımlarla ve İnsanlara ölümü gösterip karşılığında alınanlar ile kısaca İNSAN KANI, İNSAN TERİ ile dolduruluyordu..(Zekat, sadaka) Burası, Çarkın döndürülen kolu ve o koldaki elleri temsil eder, savaşların asıl kaynağıda, çarkın kolunu ben çevireceğim savaşıdır?!...
Ayşe konusuna birde bu gözle eğilmek lazım...