Bu konuyu tartışmamız gerekiyor artık, zira forumda da yüzlerce kez yaptığımız tartışmalarda Müslümanların; "onun anlamı öyle değil böyle" şeklindeki itirazlarıyla defalarca karşılaştık. Görüyoruz ki her Müslüman kafasına göre bir din oluşturuyor ve hepsiyle ayrı ayrı uğraşmak zorunda kalıyoruz. Gerçi o Müslümanların bu yüzyılda doruğa ulaşmış bu türden çırpınmaları da İslam'ı kurtarmıyor, her türlü çürütüyoruz ama şu gerçek İslam'ı aramak istiyorum, artık çıksın ortaya da hepimiz rahat bir nefes alalım değil mi?
Bu konuda sadece Kur'an'a bağlı kalacağız ve Kur'an'ı olduğu gibi anlayacağız, bakalım ne olacak

Peki neden böyle yapıyoruz? Görelim:
Eğer bu kitap Tanrıdansa kitap kendi bütünlüğü içinde çelişki oluşturmayacak şekilde kendini açıklamalıdır, açıklayabilmelidir.
Yani Kur'an'da açık olmayan hiçbir noktanın olmaması gerekir, hadisler ancak detaylandırma bağlamında dahil edilmelidir. Kur'an kendi bütünlüğü içinde hadissiz anlaşılabilmelidir. Bir örnek vermek gerekirse:
"Yeri Allah yarattı" denmiş olsun Kur'an'da. Bunda bir çelişki yok, zaten Kur'an'ı okuyan kişi İslam'a göre yeri, göğü ve ikisi arasındakileri Allah'ın yarattığını bilir, açıktır.
Hadise de gerek yok burada. İşte tam da burada hadisin ancak Allah'ın yeri nasıl yarattığıyla ilgili detayları içermesi yeterlidir. Olmasa da çelişki olmaz(aslında kitapta detaylıca anlatsa daha iyi olur ama neyse). Lakin biz Kur'an'daki pek çok çelişkinin, hadislerle, tefsirlerle giderilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz.
Örneğin Fatiha Suresi veya Allah'ın yeminleri veya pek çok farklı konuda tutarsızlıklar. Bunlar Kur'an'ın kendi bütünlüğü içinde yani Kur'an'ın kendisinde açıklığa kavuşamıyor, tefsircilerin insan üstü kıvırmalarına maruz kalıyorlar.
Bu yüzyılda ise öyle bir noktaya geldi ki, Zülkarneyn'in uzayda yolculuk edip Karadeliklere geldiğini, Kur'an'da bilgisayardan vb. bahsedildiğini söyleyenleri görüyoruz. Açık ki teknoloji geliştikçe buna uygun olarak kıvırmaların boyutları da artıyor.
Sanırım buraya kadar derdimi anlatabildim. Özetlersek;
Kur'an kendi bütünlüğü içinde, hiçbir ek kaynağa ihtiyaç duymadan, kendini açıklamalıdır. Tefsirler ise sadece işin detay kısmında dahil edilmelidir yani Kur'an'ı okuyan biri; "bu ifade çok garip hemen tefsire bakmalıyım" dememeli, "acaba bunun detayı nedir tefsire bakmalıyım" demelidir. Tefsir ancak öyle sokulmalıdır işin içine
Neyse işte siz anlamışsınızdır
"Kur'an'ın manası teknoloji ilerledikçe daha iyi anlaşılıyor, bu kelimeyi günümüze göre böyle çevirmeliyiz" diyenler çok, gerekçe olarak da şu savunmayı yapıyorlar; "O zamanın şartlarında Allah inananlara böyle seslenmeliydi, yoksa anlamazlardı ve dinden çıkarlardı". Yani bazı kelimelere iki anlamlı diyorlar. Örneğin "Alak" kelimesi "kan pıhtısı" manasına gelir, 3 veya 4. anlamı da "asılıp tutunan şey" demektir. İşte günümüzde kelimenin 4. anlamını alıp "embriyo"ya yoruyorlar ve Allah'ın bunu kastettiğini söylüyorlar. 1400 yıl önce Allah embriyo dese kimse anlamaz dinden çıkarlarmış
O halde bu Allah şartlara bağlıdır demek oluyor. Gördüğünüz gibi resmen küfre düşmekteler bu savunmayı yapanlar. Böyle bir savunma insanı dinden çıkartır. Hem sonsuz güçte, sonsuz büyüklükte, her şeye muktedir bir varlık diyeceksin hem de bu varlığı şartlara bağlayacaksın.
Dolayısıyla böyle bir savunma kabul edilemez, illa İslam için değil ateist için de kabul edilemez, zira ateist olsak da Tanrı denen hayali varlığa atanan nitelikleri görüyoruz. O yüzden böyle niteliklere sahip olan bir varlığın şartları ezip geçebilmesi lazımdır. İnsan bile yeri geldiğinde şartları alt üst etmekte, Allah şartlara bağlı diyorsanız bence başka bir Tanrı'ya tapınmaya başlayın
Bu bizim sorunumuz değil yani, madem her şeyi biliyordu Allah, Araplara icatlar yaptırıp kendi gözleriyle görmelerini sağlasaydı da Araplar dine daha çok bağlansalardı. Hem bugün böyle sersefil yaşamak zorunda kalmazlar, bilim her yeni keşif yaptığında; "Kur'an'da zaten yazıyordu" deyip koşturup durmazlardı(tabi diğer Müslüman milletler de)
Zaten Kur'an'da insanı dine bağlayacak herhangi bir ayet yoktur. Eğer kelimeler bugün anlam değiştirip bilimsel oluyorlarsa bundan eski zamanlarda yaşamış insanların karı vardır? Kur'an'da bir mucizevilik yok, dolayısıyla inanmak için de neden yok. O zamanlarda bilinemeyecek şeyler varsa Kur'an'da ve Allah bunları insanlara bildirmemişse zaten çelişkinin büyüğü burada. Allah şartlara bağlı olduğu için, fark yaratamadığı için, o zamanın insanı Kur'an'ı okuduğunda insanlığa aykırı, çelişkilerle dolu, sıradan bir düz metinden ibaret olduğunu görecektir ve bu durumda da Kur'an'a inanmak için deli olmak gerekir tabi ki. Şimdi sırf Allah şartlara bağlıydı, fark yaratamadı, bir yenilik getiremedi diye, İslam'a inanmamış olan ve bu yüzden öldürülen bilmem kaç milyar insan neden Allah'ın hataları yüzünden cehenneme girecek? İşte bunlar en büyük çelişkilerdir. Yani kelimeleri kafanıza göre eğip büktüğünüzde hiçbir sorunu çözmüş olmuyorsunuz, siz bu zamanın insanına Kur'an'ı sıradan bir metinden üstün bir şey gibi göstermek için bunu yapıyorsunuz ama önceden yaşamış insanları unutuyorsunuz
Bir de Kur'an'daki olur olmadık her şeye benzetme diyenler var, aslında yukarıdaki değindiğim, her kelimeye kafalarına göre anlam veren kimselerden pek farkları yok ama yine de başka bir konuda yazdığım mesajımı buraya almak istiyorum:
Peki Arapça bilgin yoksa bunların benzetme olduğunu nereden biliyorsun? Sırf sen dedin diye benzetme olur mu? Bunu diyebilmen için Arapça bilginin bayaa iyi olması gerek, demek ki sallıyorsun ve bunu itiraf ediyorsun
Her işimize gelene benzetme diyeceksek o halde her inananın kişisel bir Kur'an'ının olması gerekir, örneğin ben de bana ters olan kısımlara benzetme vb. diyerek istediğim şeye çekerim, o zaman ikimiz de ayrı bir İslam yaratmış oluruz ve kendi İslam'ımıza göre hareket ederiz. Nitekim bugün de pek çok farklı İslam türemiştir, bu çelişki değil de nedir? Böyle olursa Allah'ın hangi İslam'ı gönderdiğini nereden bileceğiz, bunun kriteri-sınırı nedir? Sen kendi Allah'ına nasıl yakıştırabiliyorsun böyle sorunlu bir kitap göndermeyi?
Tanrı kitabı dediğin şeyde her şey apaçık olur ki Kur'an'ın iddiası da budur, öyle bir kitapta aksi düşünülmeyecek kadar açık olur ifadeler ama biz Kur'an'da bunu göremiyoruz ne yazık ki, aslında görüyoruz da siz Allah'ın kitabını değiştirmeye çok meraklısınız nedense. Bugün Muhammed'in uydurduğu İslam'la sizin İslam'ınız arasında okyanuslar kadar fark var  Bugün bir çobanla bir alimin anladığı İslam çok farklı.
Kısacası her işimize gelmeyen yerde benzetmeler var dersek, neyin ne olduğunu nasıl bileceğiz? Benzetmelerle neyin kastedildiği de bizzat verdiğin ayetlerden anlaşılıyor, benzetmelerin ne olduğu Kur'an'da belli zaten, kafanıza göre benzetin demiyor yani  Ayrıca Kur'an'ın tamamen yanlış anlaşılmadığını nereden bileceğiz?
|
Bu Kur'an'ı kafalarına göre anlamlandıranların düştükleri ayrılıklardan birkaç örnek verelim:
Kıble var diyenler yok diyenler,
Namaz 3 vakit diyenler 5 vakit diyenler,
Namaz var diyenler yok diyenler,
Ruh var diyenler yok diyenler,
Örtünme var diyenler yok diyenler,
Kur'an'dan ayet atanlar, buna karşı çıkanlar,
Dünya düz diyenler yuvarlak diyenler(Türkiye'de bile forumlarda Kur'an üzerinden tartışılıyor, isteyene link veririm)
Evrim var diyenler yok diyenler...
Birkaç yüzyıl sonra şu maddenin de ekleneceği kesin;
Allah var diyenler yok diyenler.
Gördüğünüz gibi durum vahim

Ben sadece basit birkaç örnek verdim, durumlar bundan çok daha karışık. Emin olun bu şekilde getirin size Kur'an'dan istediğiniz fetvayı çıkarırım

Allah derdini anlatamamış, bunlar Allah adına dert anlatıyorlar resmen. Eskiler Kur'an'ı anlamamışlar üstüne hadisler uydurmuşlar ve gerçek İslam'dan çok farklı yanlış bir İslam yaratmışlar. Böyle düşünenlere soruyorum;
O halde Allah sözünü tutmamış demek değil midir bu? Belki Kur'an'ı değiştirmemişler(mesela yani yoksa değişmiştir) ama Kur'an değiştirilmemişse ne olmuş, dini çok güzel değiştirmişler ve bugün bile İslam aleminin çoğunluğu bu -size göre- değiştirilmiş dini uyguluyor, değiştirilmiş Allah'a tapıyor. O halde Allah dinini koruyamamıştır ve diğer dinler değiştirildiğinde nasıl din göndermişse bu değiştirilmiş dini de iptal edip yeni din göndermelidir. Yoksa 1400 yıldır milyarlarca Müslüman dini yanlış uygulayıp boş yere cehenneme mi gitti? Peki onların suçu neydi? Allah dinini korusaydı ya!
Benim gibi; ateistlerin çelişki dediklerinin aslında çelişki olmadığını göstermek amacıyla Kur'an'ı okumaya başlayıp, yarısında dinden çıkmış, ava giderken avlanmış ateistleri de düşününce bu konu çok önem arz etmektedir. Biliyorsunuz ondan önce bizler ateistlere; "Kur'an'da bir harf çelişki gösterin dinden çıkalım" diye çokça meydan okumuş, bol bol Harun Yahya çöplerini yaymıştık forumlarda
Şimdi Kur'an'ı hiçbir açıklamaya, tefsire, kişisel yorumlara vb. gitmeden okuyalım burada. Zaten çoğu kişi Kur'an bulsa da tefsir filan bulamıyor bildiğiniz gibi. Şimdi interneti olan buluyor, ama bugün milyarlarca kişi bilgisayardan, internetten habersiz. Bir de bundan birkaç yüzyıl öncesini düşünün

Cami imamına vb. sorsa kendi başka kaynaklara bakıp test edemez filan, böyle sorunlar var. Şimdi kuralları verelim:
- Açıklamalar sadece Kur'an'dan olmalı, Kur'an kendi kendini açıklayabilmeli.
- Mealler günümüze kadar Kur'an nasıl çevrilmişse ona sadık kalan, yani çarpıtmalara gitmeyen meallerden seçilmeli(yukarıda da dediğim gibi 1400 yıl anlaşılamayacak bir kitap göndermeyi Tanrılık iddiasındaki birine yakıştıramıyorum, eğer öyleyse o halde bugün anlaşıldığını nereden biliyorsunuz belki bi 1400 yıl daha beklememiz gerekir).
- Asla ve kati surette kendi yorumunuzu da katmayın, dediğim gibi Kur'an kendi kendini açıklayabilmeli.
Sonra aklımıza başka kurallar gelirse yine ekleriz artık

Şimdi bir yerden bir Kur'an bulmuşuz ve açtık okuyoruz...